Akbank'ın Wings kullanıcılarına yönelik açıkladığı "mil puanlarla yatırım fonu alma" vaadi, ilk bakışta küçük bir sadakat programı güncellemesi gibi görünebilir.
Türkiye'de Kerkük ve Musul denildiğinde konu çoğu zaman duygusal ve tarihsel bir zeminde tartışılıyor. Oysa bugün karşımızda sadece geçmişin hatıraları değil, son derece somut bir enerji ve jeopolitik gerçeklik bulunuyor.
İletişim dünyası büyük bir dönüşüm yaşıyor. Dijitalleşme, sosyal medya platformlarının yükselişi ve içerik üretiminin demokratikleşmesiyle birlikte herkesin sesini duyurabildiği yeni bir dönem başladı.
Türkiye son yıllarda yüksek enflasyonla mücadele ediyor. Özellikle gıda fiyatlarındaki artış, vatandaşın mutfağını doğrudan etkiliyor. Bir yanda sebze ve meyvenin fiyatı cep yakıyor, diğer yanda ise aynı ürünler semt pazarlarının kapanmasının ardından kamyonlar dolusu çöpe dökülüyor.
Ekonominin sağlığını yalnızca büyük şirketlerin bilançolarına bakarak ölçmek yanıltıcı olabilir. Asıl fotoğrafı görmek istiyorsak, mahallenin bakkalına, küçük imalatçısına, ustasına, esnafına ve kendi emeğiyle ayakta kalmaya çalışan girişimcisine bakmak gerekir. Çünkü ekonominin nabzı çoğu zaman orada atar.
Son yıllarda vatandaşın mutfağını en çok zorlayan sorunların başında gıda fiyatları geliyor.
Yıllardır Türkiye'de tasarruf denildiğinde akla ilk gelen yatırım aracı altın oldu. Ekonomik krizler, yüksek enflasyon, siyasi belirsizlikler ve kur şokları karşısında vatandaşın sığındığı en güvenli liman hep aynıydı: altın.
Türkiye ekonomisi son yılların en zorlu enflasyon mücadelesini veriyor. Merkez Bankası faizleri yüksek tutuyor, krediye erişim zorlaşıyor, vatandaş harcamalarını kısıyor, şirketler yatırım kararlarını erteliyor. Ama ortada cevap bekleyen kritik bir soru var: Bütün yük neden sadece vatandaşın ve reel sektörün omuzlarında?