Borcu ertelemek değil üretimi ayakta tutmak

Mustafa Deniz 11 May 2026

Mustafa Deniz
Tüm Yazıları
Türkiye ekonomisinin en kırılgan dönemlerinde devletin attığı bazı adımlar vardır ki yalnızca mali düzenleme olarak görülmez; doğrudan piyasanın moralini etkiler. SGK borçlarına 72 aya kadar taksit imkânı getirilmesi de tam olarak böyle bir adım.

Çünkü bugün Türkiye’de şirketlerin, esnafın ve özellikle KOBİ’lerin en büyük problemi “iş yapamamak” değil, nakit akışını yönetememek.

Faizlerin yüksek olduğu, krediye erişimin zorlaştığı, tahsilat sürelerinin uzadığı bir dönemde işletmeler önce çalışan maaşını, ardından kira ve enerji giderlerini ödemeye çalışıyor. SGK primleri ise çoğu zaman ertelenen kalemlerden biri haline geliyor. İşte tam da bu noktada 72 ay vadeli yapılandırma, piyasaya kısa vadeli bir rahatlama sağlayabilir.

Sıkışmışlık var

Bugün Anadolu’daki küçük işletmelere baktığınızda kötü niyet değil, sıkışmışlık görüyorsunuz. Üretmeye devam eden ama finansmana ulaşamayan binlerce işletme var. Özellikle tekstil, mobilya, lojistik, inşaat yan sanayi ve hizmet sektöründe ciddi bir prim yükü oluşmuş durumda.

36 aylık yapılandırmalar birçok işletme için yeterli olmuyordu. Çünkü taksitler yine yüksek kalıyordu. Şimdi sürenin 72 aya çıkması, aylık ödeme yükünü yarı yarıya azaltabilecek bir etki yaratacak. Bu da şirketlerin hem SGK borcunu ödeyip hem faaliyetini sürdürebilmesine imkan sağlayacak.

Burada asıl kritik nokta şu:

Devlet, tahsil edemediği borcun peşinden mi koşacak, yoksa işletmeyi yaşatıp sürdürülebilir tahsilat mı sağlayacak?

Yeni yaklaşım ikinci seçeneği öne çıkarıyor.

Elbette bu tür düzenlemelerin bir başka boyutu daha var. Borcunu düzenli ödeyen işletmeler zaman zaman “Biz neden cezalandırılıyoruz?” sorusunu soruyor. Bu eleştiri haksız değil. Mali disiplinini koruyan firmaların da desteklenmesi gerekiyor. Ancak mevcut ekonomik koşullarda öncelik, üretim zincirinin kopmaması.

Çünkü kapanan her işletme; kaybolan istihdam, azalan vergi geliri ve küçülen iç piyasa anlamına geliyor.

KOBİ’ler Türkiye’nin omurgası

Özellikle KOBİ’ler Türkiye ekonomisinin omurgası. İstihdamın büyük kısmını onlar sağlıyor. Eğer KOBİ nefes alamazsa büyük şirketlerin de uzun süre ayakta kalması zorlaşır. Bu nedenle SGK borç yapılandırmasını yalnızca bir “af düzenlemesi” gibi okumak eksik olur.

Bu aynı zamanda kayıtlı ekonomiyi koruma hamlesi.

Bir başka önemli detay ise teminatsız tecil limitinin yükseltilmesi. Küçük işletmelerin çoğu bankalara ve kamuya verecek ek teminat bulmakta zorlanıyor. Bu engelin hafifletilmesi de düzenlemenin sahadaki etkisini artırabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken temel konu şu:

Yapılandırma geçici rahatlama sağlar ama kalıcı çözüm üretmez.

Eğer üretim maliyetleri düşmez, finansmana erişim kolaylaşmaz ve piyasa canlanmazsa bugün 72 aya yayılan borçlar birkaç yıl sonra yeniden tartışma konusu olabilir.

Yine de mevcut tabloda bakıldığında, SGK borçlarına uzun vadeli taksit imkânı reel sektör açısından önemli bir “nefes aralığı” açıyor. Ekonominin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de belki tam olarak bu:

Ayakta kalabilmek için biraz zaman kazanmak.