
Türkiye'nin Libya'nın doğusunu kontrol eden Halife Hafter ile yakınlaşma süreci hızla ilerlerken bu bölgedeki Temsilciler Meclisi "Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasını" onayladı.
Söz konusu mutabakat muhtırası 2019 yılında Türkiye ile Birleşmiş Milletler'in (BM) tanıdığı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanmıştı.
Türkiye, o dönem Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin en büyük siyasi ve askeri destekçisi konumundaydı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Kasım 2019 tarihinde İstanbul'da ağırladığı dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz Serra ile hem Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasını hem de Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırasını imzalamıştı.

Türkiye ile Libya arasındaki mutabakat, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin o dönemdeki Başkanı Fayiz es Serrac ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019 yılında İstanbul'da imzalanmıştı.
İkiye bölünmüş Libya'nın doğusundaki Hafter yönetimi ise hasım olarak gördüğü Türkiye ile imzalanan muhtırayı reddederek boykot kararı almıştı.
Yunanistan ve Mısır da muhtıraya sert tepki gösteren ülkeler arasında yer almıştı.
Bugün ise doğudaki Temsilciler Meclisi tarafından yapılan açıklamada, 2019 tarihli mutabakat muhtırasının yapılan oylamada oy birliği ile onaylandığı, bu mutabakatın reddedilmesini ve Türkiye ile siyasi bağların kesilmesini öngören iki kararın da kaldırıldığı bildirildi.
"Libya'nın ortak olarak konumunu güçlendirecek"
Basına açıklama yapan Temsilciler Meclisi üyesi Tarek el Ceruşi, onaylanan mutabakat muhtırasının "Libya'nın büyük güçler açısından siyasi, askeri ve ekonomik bir ortak olarak konumunu güçlendireceğini" söyledi.
El Ceruşi ayrıca "Bazı ülkeler bu anlaşmadan rahatsız olabilir, ama bizim için önemli olan ulusal çıkarımızdır" dedi.
Kalın'ın temaslarıyla başlayan yeni dönem
Türkiye ile Libya arasında yeni bir döneme kapı aralayan bu oylamanın MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın ziyareti sırasında yapılması dikkat çekti.
Türkiye ve Libya merkezli çeşitli haber siteleri, Kalın'ın bugün Trablus'ta Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile görüşmesinden fotoğraflar paylaştı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Ağustos ayında Libya'yı ziyaret ederek Türkiye'nin bir zamanlar Trablus'u ele geçirmesini engellediği Halife Hafter ile bir araya gelmişti.
Hatta Türk Dışişleri Bakanlığı bu görüşmeyi "Bakanımız Hakan Fidan, Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter ile Bingazi'de görüştü" sözleriyle duyurmuş, bakanın ayrıca Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Agila Salih İsa ile yine Bingazi'de bir araya geldiğine de dikkat çekmişti.
Türk basınında, Türkiye'nin Hafter'in kontrolündeki doğu ile iletişim kanallarının geçen sene, İbrahim Kalın'ın Bingazi'ye ziyareti ve Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Halife Hafter ve Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile görüşmesi ile açıldığı bilgisi yer almıştı.
Cem Gürdeniz: Türkiye için kazanım
Kamuoyunda Mavi Vatan kavramının isim babası olarak bilinen emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, bugün Türkiye-Libya mutabakatının yıllarca Türkiye'ye karşı konumlanan Hafter cephesiyle bağlantılı Doğu Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanmasını "Bu karar, Türkiye'nin Mavi Vatan mücadelesinde son yıllarda elde ettiği en önemli diplomatik kazanımlardan biridir" sözleriyle değerlendirdi.
Gürdeniz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Yıllarca Türkiye-Libya mutabakatını geçersiz sayan Hafter cephesinin tutum değiştirmesi, Yunanistan ve onu destekleyen AB bloku ile ABD açısından ciddi bir siyasi ve diplomatik gerilemedir. Atina'nın Libya'daki bölünmüşlükten yararlanarak Türkiye'nin deniz yetki alanlarını etkisizleştirme stratejisi ağır darbe almıştır" görüşüne yer verdi.
Bu gelişmenin, Türkiye'nin gelecekte Mısır ile yapabileceği deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması açısından da önemli olduğunu kaydeden Cem Gürdeniz, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Özellikle önümüzdeki dönemde yeniden gündeme gelmesi beklenen Great Sea Interconnector (GSI) denizaltı elektrik kablosu projesinde Türkiye'nin müzakere gücü artmıştır. Türkiye, kendi kıta sahanlığında yapılacak deniz tabanı araştırmaları için izin alınması konusundaki hukuki tezlerini kararlılıkla savunmalıdır. Ancak diplomatik başarı denizde fiilî varlıkla tamamlanmalıdır. Türkiye, GKRY'nin tek taraflı ruhsatlandırdığı, özellikle 5 ve 6 numaralı parsellerdeki faaliyetlere karşı egemen haklarını koruyacak somut adımlar atmalı, ihtilaflı alanlarda sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerini yeniden başlatmalıdır. Türkiye'nin 18 Mart 2020'de BM'ye bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarının Libya bağlantısı artık hukuki ve siyasi bakımdan çok daha güçlüdür."