Dünya Kaynak: Euronews 23.10.2026 13:13

Fransa daralmaya giriyor, Avrupa'nın büyümesi yavaşlıyor

Fransa'da özel sektör bu ay daralma gösterdi; bu durum, siyasi belirsizlik ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle euro bölgesinde iş dünyası faaliyet artışını son dört ayın en düşük seviyesine çekti.
Fransa daralmaya giriyor, Avrupa'nın büyümesi yavaşlıyor

Fransa’nın büyümeye dönüşü yalnızca bir ay sürdü. Ekim ayında ekonomik faaliyet yeniden daralırken, Fransız şirketlerinin güveni 2020’deki ilk Covid-19 kapanmalarından bu yana en düşük seviyesine indi.

Bu düşüş, daha geniş euro bölgesini de aşağı çekti.

İmalat ve hizmet sektörlerindeki faaliyeti ölçen euro bölgesi bileşik satın alma yöneticileri endeksi (PMI), eylülde 53,1 iken ekimde 51,9’a geriledi.

Bu, son dört ayın en zayıf verisi olsa da endeks hâlâ büyüme ile daralmayı ayıran 50 eşiğinin üzerinde. Ekonomistler düşüşün 52,7’ye kadar sınırlı kalmasını bekliyordu.

Hizmet ve imalat endeksleri de beklentilerin altında kalsa da yine de ılımlı bir büyümeye işaret etti.

Son anket, enflasyonun Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) borçlanma maliyetlerini gevşetmesini zorlaştırdığı bir dönemde Avrupa’daki toparlanmanın ivme kaybettiğini gösteriyor.

Peki bu, büyümede kısa bir mola mı, yoksa daha kötü bir tablonun başlangıcı mı?

Fransa’da ne ters gitti?

Euro bölgesinin iki büyük ekonomisi arasında en sert bozulma Fransa’da görüldü. Bileşik PMI, eylüldeki 51,1’den 48,4’e gerileyerek ekonomistlerin öngördüğü 50,5 seviyesinin epey altına indi.

Hizmet sektörü faaliyeti endeksi 48,4’e düşerken, imalat endeksi 49,3’e geriledi ve son 11 ayın en düşük seviyesini gördü.

Şirketler, müşterilerin projeleri ertelediğini ve harcama kararlarını geciktirdiğini bildirdi. Yeni siparişler mayıstan bu yana en hızlı düşüşünü kaydederken, ihracat siparişleri üst üste on birinci ayda geriledi.

İstihdam da azaldı.

Fransız şirketleri, çoğunlukla boş pozisyonları doldurmayarak ve geçici sözleşmeleri yenilemeyerek, art arda altıncı ayda da personel sayısını düşürdü.

Fransa’nın borç sorunu İtalya’yı resesyona sürükler mi?

Ancak iş dünyasındaki güvene ilişkin göstergeler çok daha kötüydü. Önümüzdeki 12 aya dönük beklentiler, pandeminin Fransız ekonomisinin büyük bölümünü durma noktasına getirdiği Nisan 2020’den bu yana en düşük seviyeye indi.

Anket, neredeyse iki yıl aradan sonra ilk kez şirketlerin genel olarak olumsuz beklenti içinde olduğunu ortaya koydu.

S&P Global Market Intelligence’ta kıdemli başekonomist olan Joe Hayes, bozulmayı Fransa’nın siyasi ve mali sorunlarıyla ilişkilendirdi.

Duyarlılık verisinin, “şirketlerin, mevcut mali kaygılara ek olarak son derece belirsiz geçmesi beklenen 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair endişelerini” yansıttığını söyledi.

Fransa’daki siyasi belirsizliğe, devletin borçlanma maliyetlerinde sert bir artış eşlik ediyor. Bu da şirketler açısından önemli; zira faiz oranlarının yükselmesi kredileri pahalılaştırarak, ECB yeni bir faiz artışına gitmese bile yatırımları caydırabiliyor.

Oxford Economics’te kıdemli ekonomist Rory Fennessy, “Beklendiği gibi, çalkantılı siyasi ortam ve devletin borçlanma maliyetlerindeki sıçrama, Fransız bileşik PMI’ındaki daralmanın genel tablo üzerinde baskı yaratmasına yol açtı” dedi.

Fransa aylar süren daralmanın ardından ancak eylülde yeniden büyümeye dönmüştü. Ekim verileri, bu toparlanmanın şimdiden hız kestiğine işaret ediyor.

Almanya’nın durumu daha mı iyi?

Almanya daha cesaret verici bir tablo ortaya koydu, ancak orada da büyüme hız kesti.

Ülkenin bileşik PMI verisi, eylülde ulaşılan 11 ayın zirvesi 53,8’den ekimde 52,8’e geriledi. Ekonomistlerin beklentisi 53,3’tü.

Fabrikalar büyümeye devam etti. Almanya’nın imalat PMI’ı, ihracat siparişleri ile savunma ve altyapı harcamalarından aldığı destekle 54,2’ye yükseldi ve son iki ayın en yüksek seviyesini gördü.

Hizmet sektörü ise daha zayıftı; endeks 51,7’ye geriledi. Bu alandaki şirketler, bütçelerin sıkılaşmasıyla birlikte müşterilerin kararlarını geciktirdiğini ve harcamalarını kıstığını aktardı.

S&P Global Market Intelligence’ta ekonomi direktör yardımcısı olan Phil Smith, yavaşlamanın “euro bölgesinin en büyük ekonomisindeki toparlanmanın kırılganlığını” ortaya koyduğunu söyledi.

Alman fabrikalarının önünde, önümüzdeki aylarda daha da büyüyebilecek bir sorun daha var. Üreticiler, özellikle petrol, ham madde ve elektronik bileşenlerde, mayıstan bu yana en hızlı girdi maliyeti artışını rapor etti.

Cuma günü Brent petrolünün varil fiyatı 114 dolar civarında seyrederken, bu durum enerji yoğun sektörler üzerindeki baskıyı artırdı.

Üreticilerin güveni temmuzdan bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Smith, “Maliyet baskılarındaki yeni artış dalgası, sektör genelinde beklentileri zayıflattı ve önümüzdeki aylarda bu iki unsurun birbirine sıkı sıkıya bağlı kalması muhtemel” diye konuştu.

Almanya daha güçlü fabrika siparişlerinden fayda sağlıyor, ancak şirketler bu siparişleri yerine getirmenin maliyeti konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.

Artan fiyatlar neden ECB için sorun hâline geliyor?

Maliyetlerdeki artış yalnızca Almanya ile sınırlı değil. Euro bölgesinin genelinde üreticiler, enerji, yakıt ve taşımacılık fiyatlarının yükseldiğini bildirirken, tedarikçilerin teslimat süreleri de son dört ayın en fazla uzamasını kaydetti.

S&P Global Market Intelligence başekonomisti Chris Williamson, anketin hâlâ çeyrek bazında yaklaşık yüzde 0,3’lük bir GSYH büyümesine işaret ettiğini belirtti. Ancak “daha yüksek faiz oranlarının talebi bastırmaya başladığını” da vurguladı.

Enflasyonun inatçı seyrini koruduğunu hatırlatan Williamson, verilerin “ECB’den daha agresif sıkılaşma adımları beklentisini güçlendirebileceğini” söyledi.

Bu da, ekonomik büyüme yavaşlarken bile şirketler ve hanehalkı için daha yüksek borçlanma maliyetleri anlamına gelebilir.

Fransız hisse ve tahvilleri baskı altında

Fransa’nın CAC 40 endeksi, cuma sabahı yüzde 0,7 düşüşle yaklaşık 7.750 puana geriledi; bu seviye, 10 Ağustos’taki kapanış zirvesinin yüzde 11’inden fazla altında.

İtalya’nın FTSE MIB endeksi ise perşembe günkü yüzde 2,5’lik sert düşüşün ardından yatay seyretti ve o da ağustostaki zirvesine göre yüzde 10’dan fazla kayıpta.

Fransız devlet tahvilleri çok daha sert satıldı. 10 yıllık tahvil faizi perşembe günü yüzde 5,14’e yükselerek 2002’den bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktıktan sonra, cuma günü yaklaşık yüzde 5,04’e geriledi.

Alman 10 yıllık tahvillerle getiri farkı 170 baz puana çıkarak, ağustos başında kaydedilen 78 baz puanın iki katından fazlasına ulaştı.

Fransa artık 10 yıllık borçlanmada İtalya’dan da yaklaşık 45 baz puan daha yüksek faiz ödüyor. Euro da baskı altında; 1,12 dolar civarında işlem görerek ağustostaki zirvesinin yüzde 4’ten fazla altına indi.

Daha zayıf bir euro, ithal enerjiyi pahalılaştırarak, yakıt ve hammadde maliyetleri zaten artan Avrupalı üreticiler için enflasyonu körükleyen ilave bir baskı unsuru yaratabiliyor.

Avrupa yeni bir resesyona mı gidiyor?

Ekim ayına ilişkin iş dünyası anketleri hayal kırıklığı yaratsa da euro bölgesinin yeniden resesyona girdiğini şimdilik söylemek mümkün değil.

Yine de temkinli olmak için nedenler var.

Fransız şirketler siyasi belirsizlik ve artan borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya. Alman üreticiler enerji fiyatlarındaki yükselişle boğuşurken, bölge genelinde şirketler talebin zayıfladığını bildiriyor.

ECB şimdi, enflasyonu kontrol altına almak için faizleri ne kadar daha artırabileceğini, bunu yaparken de büyümeye ne ölçüde zarar verebileceğini tartmak zorunda.

Eylüldeki güçlü anketler, Avrupa’daki toparlanmanın nihayet kalıcı hâle geldiğine dair umutları artırmıştı.

Ekim verileri ise özellikle Fransa’da bu iyimserliği gölgeliyor; zira ülkede şirketler şimdiden istihdam kesintilerine giderken, gelecek için son altı yılı aşkın sürenin en zayıf beklentilerini dile getiriyor.