Dünya Kaynak: DW 17.10.2026 07:55

Almanya'da gerçekten yabancılar daha mı çok suç işliyor?

Almanya'da yabancılar, polis suç istatistiklerinde nüfus içindeki paylarına kıyasla daha fazla yer alıyor. Ancak yeni bir çalışma, bu farkın yalnızca suç işleme oranlarıyla açıklanamayacağını gösteriyor.
Almanya'da gerçekten yabancılar daha mı çok suç işliyor?

Almanya'daki Federal Kriminal Dairesi (BKA), her yıl Polis Suç İstatistikleri'ni yayımladığında aşırı sağcı olarak sınıflandırılanAlmanya için Alternatif (AfD) partisi bu istatistiklere özellikle yakından bakıyor: Almanya'da yaşayan sığınmacılar, göçmenler, genel olarak yabancılar ne kadar suç işliyor. Medya bilimcilerinin araştırmalarına göre, AfD'nin basın açıklamalarının yüzde 95'inde Alman vatandaşı olmayan şüpheliler konu edilirken Alman şüphelilerin yer aldığı suçlar neredeyse tamamen görmezden geliniyor.

Ancak AfD'nin sıkça dile getirdiği, Alman vatandaşı olmayanların doğaları gereği çok daha şiddet eğilimli olduğu yönündeki anlatı gerçeği bu haliyle yansıtmıyor.

Sosyolog ve kriminolog Susann Prätor, aynı zamanda Aşağı Saksonya Polis Akademisi'nde profesör. Prätor, Zürih Üniversitesi ve Aşağı Saksonya Kriminoloji Araştırma Enstitüsü'nden meslektaşlarıyla birlikte hazırladığı yeni analizde Almanya'daki suç verilerini ayrıntılı biçimde inceledi. Araştırmacılar yalnızca "aydınlık alan" olarak adlandırılan, yani ortaya çıkarılan ve istatistiklere giren suçları değil, "karanlık alanı" da değerlendirdi.

alaman-1

Suç oranlarını değerlendirirken yalnızca vatandaşlık durumuna bakmak yanıltıcı olabiliyor. Yaş, cinsiyet, sosyal koşullar ve ihbar edilme olasılığı da istatistiklerde belirleyici rol oynuyor.

Karanlık alan, polise bildirilmeyen ya da ortaya çıkarılmayan, bu nedenle resmi istatistiklerde yer almayan ve temsili anketler yoluyla belirlenmeye çalışılan suçları kapsıyor.

Alman şüpheliler daha seyrek ihbar ediliyor

Prätor DW'ye şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Evet, Polis Suç İstatistikleri'ne göre Alman vatandaşı olmayan kişiler, Almanlara kıyasla daha sık suç işliyor. Ancak karanlık alan araştırmaları, Alman vatandaşı olmayan kişilere yönelik ihbar eğiliminin iki kattan daha yüksek olduğunu, yani bu kişilerin daha sık polise bildirildiğini gösteriyor. Karanlık alanda iki grup arasındaki fark yine mevcut ancak çok daha düşük."

Dolayısıyla yabancıların işlediği suçların daha sonra Polis Suç İstatistikleri'ne girme ihtimali, Almanların işlediği suçlara kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek. Üstelik bu istatistik bütün şüpheli vakaları kapsıyor ve şüphenin daha sonra doğrulanıp doğrulanmadığı hakkında bilgi vermiyor.

Suç istatistikleri, ihbar davranışından kaynaklanan bu çarpıklık dikkate alınarak düzeltildiğinde yabancılar Almanlara göre artık 2,6 kat değil, yalnızca 1,7 kat daha yüksek oranda temsil ediliyor. Bu değer, gençler arasındaki şiddet suçlarına ilişkin karanlık alan araştırmalarının sonuçlarıyla da örtüşüyor. Buna göre yabancı gençler, Alman gençlere kıyasla yaklaşık 1,6 kat daha fazla şiddete başvuruyor.

Suç işlemeyi etkileyen diğer faktörler arasında yaş ve cinsiyet de bulunuyor. Yabancı nüfus içinde genç erkeklerin oranı daha yüksek ve genç erkekler bütün toplumlarda suç işlemeye en yatkın grup. Prätor şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Genç, erkek, eğitim düzeyi düşük ve şiddete yatkın olmak, şiddet eğilimini artıran kategoriler. Nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, belirli bir erkeklik anlayışı da rol oynuyor. Ancak erkekliğin ve şiddetin başka kültürlerde daha önemli olduğu yönündeki önyargının aksine, kültürel bir faktör tespit etmiyoruz."

Prätor, şiddete yönelik tutumları ölçen bir araştırmaya da dikkat çekiyor. Buna göre Alman gençlerin yüzde 5'i şiddete olumlu yaklaşıyor. Alman pasaportu olmayan gençlerde bu oran yüzde 10. Bu oran iki kat daha yüksek olsa da kriminologa göre kültürü açıklayıcı temel unsur olarak öne çıkarmak için yeterli değil. Bunun yerine başka bir faktör belirleyici önem taşıyor.

alaman-2

Polis kayıtlarındaki fark yalnızca suç davranışından kaynaklanmıyor. Araştırmalara göre yabancı şüpheliler daha sık ihbar edilirken Alman şüpheliler hakkında polise başvurma eğilimi daha düşük olabiliyor.

Gençlerin işlediği şiddet suçları azaldı

Prätor şu noktayı vurguluyor:

"Aile içindeki yetiştirilme biçimi, şiddete yönelik bu tür tutumların oluşmasında önemli rol oynuyor. Çünkü şiddete ilişkin tutumlar aile ortamında şekilleniyor. Eğer ben kendim evde şiddet yaşarsam, şiddetle olan ilişkim bunu yaşamamış birinden farklı oluyor."

Prätor'a göre bazen öyle hissedilmese de Almanya bu konuda oldukça iyi bir yolda:

"50-60 yıl önce çocuk yetiştirmede ebeveyn şiddeti bugünkünden çok daha normal kabul ediliyordu. Gençlerin işlediği şiddet suçları da 1990'lara ya da 2000'lerin başına kıyasla çok daha düşük."

Susann Prätor, tartışmayı daha nesnel bir zemine taşımaya katkıda bulunmanın kendisi için önemli olduğunu vurguluyor. Bunun çarpıcı örneklerinden biri, tehlikeli yaralama, adam öldürme veya cinayet gibi ağır şiddet suçlarının polis kayıtlarındaki oranlarına bakıldığında ortaya çıkıyor:

"Her 100 Alman'dan yüzde 0,2'si şiddet suçu işliyor. Alman vatandaşı olmayanlarda bu oran yüzde 0,6."

Ancak Prätor şu noktayı özellikle vurguluyor:

"Almanya'da yaşayan insanların yüzde 99'undan fazlası, ister Alman ister yabancı kökenli olsun, yani ülkedeki ezici çoğunluk, hiçbir ağır şiddet suçu işlemiyor."

alaman-3

Kriminolog Susann Prätor'a göre, gençlerde şiddet eğilimini açıklarken yalnızca kökene bakmak yetersiz kalıyor. Aile içindeki yetiştirilme biçimi, eğitim düzeyi ve sosyal koşullar daha belirleyici olabiliyor.

Önleyici çalışmalara daha fazla yatırım çağrısı

Aynı zamanda geleceğin polislerini yetiştiren kriminoloğun siyasete çağrısı, göçün olumlu yönlerinin daha fazla vurgulanması. Prätor'a göre göç tartışması, Polis Suç İstatistikleri'ne tek taraflı biçimde odaklanılması nedeniyle fazlasıyla olumsuz bir çerçevede yürütülüyor. Alman vatandaşı olmayanların büyük çoğunluğu iyi çalışıyor ve topluma son derece başarılı biçimde entegre oluyor.

Prätor, hükümetin önleyici çalışmalarına daha fazla para ayırması gerektiğini savunuyor:

"Çocuklar ve gençlerle mümkün olduğunca erken yaşta çalışmak gerekiyor. Sosyal beceriler daha anaokulunda güçlendirilmeli, bu okulda da devam ettirilmeli ve belirli şiddet olayları yaşandığında müdahale edilmeli. Belirli bölgelerde altyapıya ve boş zaman etkinliklerine yatırım yapmak da önemli. Çünkü kökeninden bağımsız olarak gençlik şiddetinin temel nedenlerinden biri, gençlerin günlerini anlamlı biçimde yapılandıracak bir düzene sahip olmaması."