<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Birleşik Basın]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - Beslenme]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Birleşik Basın</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Sun, 25 Jan 2026 05:56:50 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[Uzmanlar fazla protein tüketiminin 4 zararını sıraladı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzmanlar-fazla-protein-tuketiminin-4-zararini-siraladi-9646/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzmanlar-fazla-protein-tuketiminin-4-zararini-siraladi-9646/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1C0BF7-F42419-BEDF6E-C048C8-92F6E7-66CBFE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve federal yetkililer tarafından yayımlanan yeni beslenme kılavuzlarında, Amerikalıların beslenmesinde hem hayvansal hem de bitkisel proteinlere yeniden ağırlık veriliyor.Ancak bazı uzmanlar ne kadarın fazla olduğu hakkında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1C0BF7-F42419-BEDF6E-C048C8-92F6E7-66CBFE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve federal yetkililer tarafından yayımlanan yeni beslenme kılavuzlarında, Amerikalıların beslenmesinde hem hayvansal hem de bitkisel proteinlere yeniden ağırlık veriliyor.Ancak bazı uzmanlar ne kadarın fazla olduğu hakkında fikir ayrılığına düşse de çok fazla protein tüketmek sağlığa zararlı olabilir.Mayo Clinic&#39;e göre halihazırda kişinin vücut ağırlığının 1 kilogramı başına 0,8 gram protein alması öneriliyor. Ve çoğu Amerikalı, günlük alması gerekenden yaklaşık yüzde 20 daha fazla protein tüketiyor.Houston Methodist&#39;ten kayıtlı diyetisyen Knubian Gatlin, &#34;Vücut ağırlığının her 1 pound&#39;ı (yaklaşık 0,45 kilogram) için 1 gram proteine ihtiyaç duyduğunu söyleyen biri bunu uygulayınca fazla protein tüketmenin kabızlık, şişkinlik ve mide ağrısı gibi bazı yaygın yan etkilerini yaşamaya başlıyor&#34; diyor.Aktif yetişkinler ve sporcular bile bu kadar fazla proteine nadiren ihtiyaç duyar.Sporcular gibi fiziksel açıdan daha aktif kişilerin kasların onarımına katkı sağlamak için biraz daha fazla protein tüketmesi sorun oluşturmayabilir. Mayo Clinic&#39;e göre bu, kilogram başına 1,1-1,5 gram protein anlamına geliyor.Peki fazla protein tüketimi ne gibi sorunlara yol açabilir?Sindirim sistemi rahatsızlıklarıNe yazık ki, fazla protein tüketimi bazı rahatsız edici sindirim sorunlarını beraberinde getirebilir.Vücudun et ve diğer protein kaynaklarını parçalamak için daha fazla çalışması gerekiyor.Bu da Gatlin&#39;in sıraladığı semptomların yanı sıra ishale de neden olabilir.Ağız kokusuCleveland Clinic&#39;e göre çok fazla protein tüketmek &#34;keto nefesi&#34;ne yol açabilir.Ketozis diye de bilinen bu metabolik durum, vücudun enerji için glikoz yerine yağ yakmaya başlamasıyla ortaya çıkıyor.Bu süreçte üretilen aseton nedeniyle kişinin nefesi meyve veya oje gibi kokabilir.Kalp rahatsızlığıKırmızı et ve doymuş yağ oranı yüksek diğer yiyecekleri giderek daha fazla tüketiyorsanız, beslenme düzenindeki protein miktarının fazla olması kalp-damar sağlığınızı olumsuz etkileyebilir.Doymuş yağın fazla tüketilmesi, atardamarlarda kötü kolesterol birikmesine yol açarak kalp hastalığı veya felç riskini artırabilir.Köpüklü idrarÇok fazla protein yemek, idrarın bira köpüğü gibi görünmesine yol açabilir.Köpüklü veya kabarcıklı idrar, böbrek hasarının bir belirtisi olabilir.Northwestern Medicine&#39;da böbrek hastalıkları uzmanı olan nefrolog Dr. Cybele Ghossein, &#34;Böbreklerinizin proteini süzmesi ancak vücudunuzda tutması gerekiyor&#34; diye açıklıyor.Böbrekleriniz proteini idrara salıyorsa, düzgün çalışmıyor demektir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 25 Jan 2026 05:56:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kırmızı etin beslenmedeki stratejik önemi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kirmizi-etin-beslenmedeki-stratejik-onemi-580/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kirmizi-etin-beslenmedeki-stratejik-onemi-580/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_84A852-EC1141-AABDB3-FFCE1B-8A3279-9B760D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Et ve et ürünleri sektörünün öncü markası DANET, kırmızı etin biyolojik değeri yüksek içeriğiyle sadece sofraların değil, bilinçli beslenme yaklaşımının da temel bileşeni olduğunu vurguluyor. 1975 yılından bu yana et üretiminde kalite, güven ve sürdürülebilirliği odağına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_84A852-EC1141-AABDB3-FFCE1B-8A3279-9B760D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Et ve et ürünleri sektörünün öncü markası DANET, kırmızı etin biyolojik değeri yüksek içeriğiyle sadece sofraların değil, bilinçli beslenme yaklaşımının da temel bileşeni olduğunu vurguluyor. 1975 yılından bu yana et üretiminde kalite, güven ve sürdürülebilirliği odağına alan DANET, kırmızı etin toplumda dengeli tüketilmesinin önemine dikkat çekiyor.&nbsp;Dr. Muhsin Öztürk: "Et yemeyen toplumlar gelişemiyor"&nbsp;İstanbul Esenyurt Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Muhsin Öztürk, "Kırmızı et yalnızca bir gıda değil, ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen stratejik bir kaynaktır. Et tüketimi ile ekonomik kalkınma arasında doğrudan bir bağ vardır. Etin içeriğindeki yüksek biyoyararlı protein, demir ve B12 gibi bileşenler, fiziksel gelişimin yanı sıra mental performans ve üretkenliği de destekler" ifadeleriyle etin beslenmedeki yerine dikkat çekiyor.&nbsp;Kırmızı Et: Doğal, Güvenilir ve Vazgeçilmez&nbsp;DANET Veteriner Hekim ve Gıda Mühendisleri; doğru hayvan seçimi, hijyenik üretim ve izlenebilirlik esaslı süreçlerin, etin değeri kadar güvenliğini de belirlediğini vurguluyor. Türkiye'nin en kaliteli büyükbaş hayvanlarının kullanıldığı DANET ürünleri, Afyonkarahisar'daki 10.000 m²'lik helal sertifikalı tesislerde en yüksek hijyen standartlarında işleniyor.&nbsp;Yetersiz Tüketim, Görünmeyen Risk&nbsp;Dünya ortalamasında kişi başı et tüketimi yılda 34,1 kg iken, Türkiye'de ise bu oran işlenmiş kırmızı et tüketim miktarından arındırıldığında 25–30 grama kadar düşebiliyor. Bu seviyeler, özellikle çocuklar, gençler ve doğurganlık çağındaki kadınlar için beslenme dengesizliklerine yol açabiliyor. Öztürk'e göre; "Gelişmiş ülkeler, kişi başına düşen et tüketimini bir refah göstergesi olarak paylaşmaktan çekinmez. Çünkü kırmızı etin dengeli tüketimi; kas gelişimi, bağışıklık, mental direnç ve zindelik açısından büyük rol oynar" dedi.&nbsp;&nbsp;DANET'ten Üç Temel Tavsiye&nbsp;1. Kaliteli Kaynak: Veteriner kontrolünde yetiştirilen, doğal şartlarda beslenen, izlenebilirlik sistemiyle denetlenen hayvanlardan elde edilen ürünler tercih edilmelidir.&nbsp;2. Porsiyon Kontrolü: Günlük 100–150 gram pişmiş kırmızı et tüketimi yeterlidir.&nbsp;3. Doğru Pişirme: Izgara, fırın ya da haşlama yöntemleri önerilir.&nbsp;Kurulduğu günden bu yana Türkiye'nin geleneksel lezzetlerini geleceğe taşıyan DANET, Afyon Sucuğu ve Pastırması gibi coğrafi işaretli tescilli ürünleriyle bu mirası sürdürerek değer üretmeye devam ediyor.&nbsp;DANET'in geniş ürün yelpazesinde sucuk, pastırma, kavurma, sosis, salam, jambon ve füme ürünlerin yanı sıra piliç ve hindi şarküteri alternatifleri de yer alıyor. Tüm bu lezzetlere danetonline.com.tr ve yaygın satış noktalarından ulaşılabiliyor.#DANET #KırmızıEt #NedenEtYemeliyiz #B12 #ProteinKaynağı #KasDostuBeslenme #EtinGücü]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 25 Jul 2025 09:13:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kardiyologdan sağlıklı bir kalp için kahvaltı tavsiyesi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kardiyologdan-saglikli-bir-kalp-icin-kahvalti-tavsiyesi-5137/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kardiyologdan-saglikli-bir-kalp-icin-kahvalti-tavsiyesi-5137/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A3A094-920CAD-EBDF79-C83D98-D4009B-0F3EFB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Günün en önemli öğünü olduğu sık sık söylenen kahvaltı, sonraki saatler için gereken enerjiyi sağlar. Ancak muffin, donut, pastırma ve işlenmiş mısır gevreği gibi popüler seçenekler genellikle yüksek kolesterol ve şeker içerdiğinden sağlıklı bir başlangıç için ideal&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A3A094-920CAD-EBDF79-C83D98-D4009B-0F3EFB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Günün en önemli öğünü olduğu sık sık söylenen kahvaltı, sonraki saatler için gereken enerjiyi sağlar. Ancak muffin, donut, pastırma ve işlenmiş mısır gevreği gibi popüler seçenekler genellikle yüksek kolesterol ve şeker içerdiğinden sağlıklı bir başlangıç için ideal değil.Birçok kardiyolog ve sağlık uzmanı bunu göz önünde bulundurarak güne başlarken lif ve vitamin açısından zengin, besin değeri yüksek bir kahvaltı tercih etmeyi öneriyor.Kolorado&#39;nun Denver kentinde görev yapan kardiyolog Dr. Andrew Freeman, Today&#39;e yaptığı açıklamada, &#34;Benim vazgeçilmezim yulaf ezmesi&#34; dedi.Genel anlamda en iyi seçenek olarak yulaf ezmesini öneriyorum.Freeman&#39;a göre kaloriyi düşük tutmak için süt veya tereyağı yerine suyla hazırlanan bir fincan yulaf ezmesi en iyi seçenek. Sağlık açısından çeşitli faydalar sunan ve lif açısından zengin olan kırmızı orman meyveleri, keten tohumu ve ceviz eklemeyi tavsiye ediyor.Öte yandan daha fazla işlenmiş ve genellikle ilave şeker ve yapay katkı maddeleri içeren hazır yulaf ezmesinden kaçınmak en iyisi olacaktır.Yulaf ezmesi mineral ve vitamin açısından zengin bir gıda. ABD Tarım Bakanlığı&#39;na göre bir fincan pişmiş yulaf ezmesi yaklaşık 1,8 miligram B1 vitamini içeriyor. Tiyamin diye de bilinen bu vitamin, enerji üretimi ve sinirsel fonksiyonlar açısından önem taşıyor.Bu miktardaki yulaf ezmesi ayrıca yaklaşık 4 gram diyet lifi içerirken toplam şekeri 1 gramdan az.Amerikan Kalp Derneği, sağlıklı kolesterol seviyelerini korumaya ve kan şekeri seviyelerini düşürmeye katkı sağlayan bir diyet lifi olan beta-glukan içermesi nedeniyle yulaf ezmesinin öne çıktığını belirtiyor.Mayo Clinic&#39;e göre, beta-glukan kalp hastalığı ve diyabet riskini azaltmanın yanı sıra sağlıklı bağırsak bakterilerini ve bağırsak sağlığını da destekliyor.Peki yulaf ezmesi vücudumuzun işleyişini nasıl etkiliyor? EatingWell&#39;e göre kahvaltıda yulaf ezmesi yemek açlık hissini azaltarak gün boyu daha tok hissetmeyi sağlayabilir.Ocakta yayın kuruluşuna konuşan kayıtlı diyetisyen Maggie Michalczyk &#34;Kahvaltıda yulaf yemek veya farklı yiyeceklerin içine katarak öğün ve atıştırmalık olarak tüketmek, öğünün daha uzun süre doyurucu olmasını ve daha uzun süre tok hissetmeyi sağlamak için harika bir yol&#34; demişti.Michalczyk ayrıca beta-glukanın &#34;bağırsaklarda jel benzeri bir kıvam yarattığını ve sindirim sistemindeki harekete ve vücudu düzende tutmaya katkı sağladığını&#34; belirtmişti.Freeman, sabahları yulaf ezmesi yemeye tamamen sıcak bakarken, daha önce sabah öğününden diğer yiyecekleri çıkarmaya çalıştığını söylemişti. Today&#39;e konuşan kardiyolog, kolesterol içeriği yüksek olduğu için kahvaltıda yumurta yemeyi hiç önermediğini söylüyor.Ayrıca yağ, şeker ve karbonhidrat içeriği yüksek olduğundan sabahları kek, Danimarka çöreği, donut ve kruvasanlardan da uzak duruyor. Ancak günlük kahvaltının parçası olmadığı sürece ara sıra küçük bir tatlı atıştırmalığın tadını çıkarmanın sorun olmadığını kabul ediyor. Doktor şöyle diyor:&nbsp;Sadece küçük bir porsiyon yemek veya bir parça tatmak ve ardından büyük bir tabak meyve veya yulaf ezmesi yemek daha iyi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 07 Jun 2025 08:08:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vejetaryen beslenmede doğru planlama şart!]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/vejetaryen-beslenmede-dogru-planlama-sart-431/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/vejetaryen-beslenmede-dogru-planlama-sart-431/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5883CC-1A77B6-B55A0B-EE1A4B-5E5FF8-D413E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, vejetaryen beslenmenin yanlış planlandığında oluşturabileceği riskleri açıkladı ve vejetaryen beslenenlerin dikkat etmesi gereken noktalara değindi.Yanlış planlanmış bir diyet sağlık açısından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5883CC-1A77B6-B55A0B-EE1A4B-5E5FF8-D413E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, vejetaryen beslenmenin yanlış planlandığında oluşturabileceği riskleri açıkladı ve vejetaryen beslenenlerin dikkat etmesi gereken noktalara değindi.Yanlış planlanmış bir diyet sağlık açısından tehlike yaratabilir!Vejetaryen beslenmenin, bitkisel besinlerin ön planda olduğu ve hayvansal besinlerin tamamen ya da kısmen diyetten çıkarıldığı, farklı türleri olan bir beslenme tarzı olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, "Lakto-vejetaryenler sadece süt ürünlerini, ovo-vejetaryenler ise yalnızca yumurtayı tüketir. Lakto-ovo vejetaryenler hem süt ürünlerini hem de yumurtayı dahil ederken, veganlar hayvansal hiçbir ürünü tüketmezler." dedi.Bu diyetin, doğru planlanmadığında protein, demir, çinko, B12 vitamini ve omega-3 yağ asitleri gibi hayvansal besinlerden sağlanan temel besin ögelerinde eksikliklere yol açabileceğine dikkat çeken Yiğit, "Özellikle B12 vitamini eksikliği, sinir sistemi üzerinde ciddi sorunlara neden olabilir ve takviye alımını zorunlu kılabilir. Ancak dengeli ve yeterli bir planla, bu tarz beslenme kronik hastalıkların bazı risk faktörlerini yönetmeye yardımcı olabilir. Lif içeriği sayesinde sindirim sistemine katkıda bulunarak kilo kontrolünü destekleyebilir. Bu faydalar, diyetteki çeşitliliğe ve besin öğelerinin dengeli alınmasına bağlıdır. Yanlış planlanmış bir diyet sağlık açısından tehlike yaratabilir." uyarısında bulundu.Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için potansiyel riskler barındırabilir!&nbsp;Vejetaryen diyetin oluşturulmasında, özellikle protein ihtiyacının karşılanmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, "Bitkisel sütler kalsiyum ve bazı mineraller açısından zengin olsa da, protein gereksinimini tam anlamıyla karşılayamaz. Baklagiller, kinoa, chia tohumu gibi protein kaynaklarının dengeli bir şekilde tüketilmesi gereklidir. Sporcular için ise bu beslenme tarzı, protein ve mineral ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalabilir, bu yüzden dikkatle planlanmalı ve gerekli durumlarda ek takviyeler düşünülmelidir." dedi.Gelişim çağındaki çocukların, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlar gibi hassas gruplar için ise potansiyel riskler barındırabildiğini vurgulayan Yiğit, "Bu grupların ihtiyaç duyduğu besinlerin eksikliği, sağlık problemleri yaratabilir, bu yüzden uzman kontrolünde değerlendirilmelidir. Eksiklikler, takviyelerle veya farklı besin kaynaklarıyla giderilebilir." şeklinde konuştu.Vejetaryenliğe geçiş uzman kontrolünde yapılmalı!&nbsp;Vejetaryen beslenmeye geçiş yapmak isteyen bireylerin adım adım ilerlemelerinin daha sağlıklı olacağını ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:"Et tüketimini birden bırakmak yerine, önce haftada birkaç gün bitkisel besinlere ağırlık verilerek başlanabilir. Ayrıca, protein ve diğer mikro besinlerin dengeli alımını sağlamak için bir diyetisyenle kişiye özel bir plan oluşturulmalı ve takviye gereksinimi olup olmadığı uzman tarafından değerlendirilmelidir. Her bireyin beslenme ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle dengeli ve sağlıklı bir plan, bireyin yaşına, sağlık durumuna ve özel gereksinimlerine göre şekillendirilmelidir."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 26 Apr 2025 05:29:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zayıflama iğnesi "mucizevi" Ozempic hakkında her şey]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/zayiflama-ignesi-mucizevi-ozempic-hakkinda-her-sey-9671/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/zayiflama-ignesi-mucizevi-ozempic-hakkinda-her-sey-9671/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1BC03D-5D817B-43AD23-59E486-94BC0F-F0F75C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yönetmen Coralie Fargeat&#39;nın da dediği gibi filmde gençlik ve güzellik vaat eden yeşil sıvı, zayıflama iğnelerinin ötesinde yıllardır satılan pek çok &#34;sihirli ürün&#34;e karşılık geliyor.Hollywood ünlülerinden sosyal medya fenomenlerine çok yaygın şekilde reklamı yapılan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1BC03D-5D817B-43AD23-59E486-94BC0F-F0F75C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yönetmen Coralie Fargeat&#39;nın da dediği gibi filmde gençlik ve güzellik vaat eden yeşil sıvı, zayıflama iğnelerinin ötesinde yıllardır satılan pek çok &#34;sihirli ürün&#34;e karşılık geliyor.Hollywood ünlülerinden sosyal medya fenomenlerine çok yaygın şekilde reklamı yapılan Ozempic ise bir yandan muazzam seviyedeki zayıflama etkisiyle, diğer yandan da yarattığı endişelerle son yıllarda bu sihirli ürünlerin en popüler olanı.&nbsp;Kilo vermenin yanı sıra çeşitli sağlık faydalarıyla da gündeme gelen zayıflama iğneleri, yaşlanmayı geciktirdiği iddialarıyla birlikte Cevher&#39;deki maddeye gittikçe benziyor gibi görünüyor.&nbsp;Bu hafta Logos&#39;ta Ozempic ve Wegovy adı altında satılan zayıflama iğnelerini, faydalarından zararlarına, bırakılması durumunda ne olduğuna ve muadilleriyle arasındaki farklara kadar bütün yönleriyle ele alacağız.&nbsp;1) Ozempic ve Wegovy nedir?Ozempic ve Wegovy, esasen aynı etkin maddeyi içeren ancak farklı amaçlar için kullanılan ilaçlar.&nbsp;Danimarka merkezli ilaç şirketi Novo Nordisk&#39;in satışa sunduğu bu iğnelerin etkin maddesi semaglutid.&nbsp;Semaglutid, glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) analogları denen ilaç sınıfında yer alıyor. Bu ilaçlar, vücutta doğal olarak üretilen GLP-1 hormonunu taklit ederek iştahı bastırıyor ve kan şekeri seviyesini düzenleyen insülin düzeyini artırıyor.&nbsp;Yemek yedikten sonraki tokluk hissini daha uzun süre koruyor, kan şekeri seviyesinin düşük kalmasını sağlıyor ve kana salınan şeker miktarını azaltıyor.Birleşik Krallık&#39;taki Imperial College London&#39;dan Simon Cork, &#34;Bu ilaçlar, insan vücudunda halihazırda var olan ve görevi, yemek yedikten sonra iştahı bastırmak olan bir sistemi güçlendiriyor&#34; diye açıklıyor.GLP-1 analogları aslında pek yeni sayılmaz. Ancak semaglutid, bu sınıftaki diğer ilaçlara kıyasla daha güçlü bir etki yaratmasıyla öne çıkıyor.Ozempic, tip 2 diyabet tedavisinde kan şekerini düzenleme amacı taşırken, Wegovy ise aşırı kilolu veya obez kişilerde kilo kontrolü için kullanılıyor. İkisi de semaglutid içermesine karşın dozları arasında fark var.&nbsp;Diğer yandan aynı maddeyi içerdikleri için Ozempic, zayıflama amacıyla da reçete edilebiliyor. Wegovy daha yüksek dozda kullanıldığı için daha fazla kilo verilmesini sağlıyor gibi görünüyor. Ancak bununla beraber yan etkilerin de daha şiddetli olması riski var.&nbsp;Doktorlar duruma göre bu iğneler arasında seçim yaparken, kesinlikle ikisinin beraber kullanılmaması gerektiğinin altını çiziyorlar.&nbsp;2) Kilo kaybından kalp sağlığına faydaları neler?Semaglutid, obeziteyle mücadelede çığır açıcı bir etki yarattığı öne sürülerek pek çok bilim insanı tarafından takdir ediliyor.&nbsp;Hakemli dergi Nature Medicine&#39;da 2022&#39;de yayımlanan bir çalışmada Wegovy&#39;nin, diyabeti olmayan obez veya aşırı kilolu kişilerde iki yıl içinde vücut ağırlığının yüzde 15&#39;ine kadar kilo kaybı sağladığı bulunmuştu.Başka bir araştırmada da daha düşük dozda semaglutidin 4 hafta içinde yüzde 7 civarında kilo kaybı sağladığı kaydedilmiş ve bu etkilerin diyabeti olmayan kişilerde daha kuvvetli olduğu gözlemlenmişti.&nbsp;New Scientist&#39;in aktardığı üzere daha önce ameliyat dışındaki yöntemlerle vücut ağırlığının yüzde 5&#39;inin kaybedilmesi kayda değer bir başarı sayılıyordu.&nbsp;Fakat zayıflama iğnesi kullanılırken bir yandan diyet ve egzersiz yapılması gerektiğini belirtmekte fayda var.&nbsp;Yüksek yağ ve şeker oranına sahip gıdalar, işlenmiş yiyecekler ve alkol tüketiminin büyük ölçüde azaltılması tavsiye ediliyor.Gastroenterolog ve obezite uzmanı Dr. Lauren Donnangelo şu ifadeleri kullanıyor:Lif, protein ve sağlıklı yağ oranı yüksek gıdaların hem genel sağlık hem de kilo kaybı için dengeli bir beslenme stratejisinin kilit parçaları olduğunu unutmamak önemli.Son yıllarda Ozempic ve Wegovy&#39;nin zayıflamanın yanı sıra sağlığa çeşitli şekillerde fayda sağladığına işaret eden pek çok araştırma yayımlanıyor.Özellikle kalp sağlığına iyi geldiği görülürken, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), obez veya aşırı kilolu kişilerde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm, kalp krizi ve inme riskini azaltmak için Wegovy&#39;nin kullanılmasına bu yıl onay verdi.&nbsp;Ayrıca Novo Nordisk&#39;in yürüttüğü bir araştırmada semaglutidin böbrek hastalıklarına iyi geldiği de gözlemlenmişti.&nbsp;Bunların yanı sıra tip 2 diyabet hastalarında kolon kanseri görülme riskini de azalttığı öne sürülüyor. Ayrıca obezite ve diyabetin bilişsel işlevleri etkilediği düşünüldüğünden Ozempic gibi ilaçların Alzheimer&#39;la mücadelede kullanılabileceği iddia ediliyor.En son bu yıl yapılan bir araştırmada, semaglutidin herhangi bir nedenle ölüm riskini azalttığına dair bulgular edinilmişti.Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;nden Prof. Harlan Krumholz, &#34;Semaglutidin başlangıçta hayal ettiğimizden çok daha geniş kapsamlı faydaları var&#34; diyerek ekliyor:&nbsp;Sadece kalp krizlerini önlemiyorlar. Bunlar sağlığı destekliyor. İnsanların sağlığını bu şekilde iyileştirerek aslında yaşlanma sürecini yavaşlatması şaşırtıcı olmaz.3) Beden ve ruh sağlığına nasıl bir tehdit oluşturuyor?Zayıflama iğneleri bütün bu &#34;mucizevi&#34; etkileri sunarken çeşitli sağlık risklerini de beraberinde getiriyor.&nbsp;Ozempic veya Wegovy kullanan kişilerin en az yarısı mide bulantısı yaşadığını bildirirken bu yan etki genellikle zaman içinde geçiyor.Ayrıca kabızlık, ishal, kusma ve karın ağrısı da sıkça gözlemlenen hafif yan etkiler arasında yer alıyor. Uzmanlar bunların birkaç hafta içinde kaybolacağını söylerken, devam etmeleri durumunda daha ciddi bir sorun sözkonusu olabilir.&nbsp;Doktorlar, nadiren de olsa bu ilaçların pankreasta iltihaplanmaya yol açabileceğini belirtiyor.&nbsp;GLP-1 analogları uzun zamandır tiroit kanseriyle ilişkilendirildiğinden zayıflama iğnelerinin böyle bir risk taşıdığı ifade ediliyor. Bilim insanları özellikle ailesinde bu hastalıktan muzdarip biri olan kişilerin Ozempic ve Wegovy gibi ilaçları kullanmamasını öneriyor.Bu ilaçların böbrek hastalıklarına iyi gelebileceği gibi bu organlarda aksamalara yol açabileceği de görülüyor.Ayrıca yakın zamanda fareler üzerinde yapılan bir çalışmada zayıflama iğnelerinin kalp kaslarını küçültebileceği öne sürülmüştü.&nbsp;Diğer ciddi yan etkiler arasında safra kesesi rahatsızlıkları, düşük kan şekeri ve bağırsak düğümlenmesi yer alıyor.&nbsp;Temmuzda yapılan bir araştırmada semaglutidin körlüğe neden olabileceği de öne sürülmüştü.100 binde 10 gibi düşük oranda görülen bu nadir hastalık, optik sinire giden kan akışının azalması sonucu bir gözde acısız ve ani bir körlüğe yol açıyor. Görme becerisi çoğu zaman geri getirilemiyor.&nbsp;Hakemli dergi JAMA Ophthalmology&#39;de yayımlanan çalışmada, semaglutid kullanan hastalarda bu nadir göz probleminin daha sık görüldüğü kaydedilmiş ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.Zayıflama iğnelerinin ruh sağlığı sorunları ve intihar düşüncelerini tetiklemesiyse bir diğer tartışma konusu.&nbsp;Semaglutid kullananlar, başka kilo verme ilaçları kullananlara kıyasla bu tür şikayetleri daha sık dile getirirken, konu üzerine yapılan araştırmalarda farklı sonuçlar elde ediliyor.Bazı çalışmalarda Ozempic ve Wegovy&#39;nin intihar düşüncelerini azalttığı iddia edilirken, iğneleri kullanan pek çok kişide depresyon ve anksiyete belirtileri görülmesi ikisi arasında bir bağlantı olduğunu akla getiriyor.Diyabet nedeniyle Ozempic almaya başlayan Jenny Kent, birkaç ay sonra kilo kaybı ve kan şekeri seviyelerinde olumlu gelişmeler görse de ruh hali için aynı şeyi söyleyemiyor.Sürekli bunalmış hissettiğini ve ağladığını ifade eden Kent, bir süre sonra doktoruyla konuşup ilacı bırakmış. Ardından ruh halinin iyiye gittiğini görse de bunun Ozempic&#39;i bırakmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin değil.&nbsp;Yazar Johann Hari de semaglutidin umduğu zayıflama etkisini gösterdiğini ancak yaratacağı psikolojik etkiyi öngöremediğini söylüyor.Hari &#34;İlacı aldığım ilk 6 ay boyunca istediğim oluyordu; çok fazla kilo veriyordum, sırt ağrılarım geçmişti, her türlü iyi şey oldu&#34; diyerek ekliyor:Ama aslında duygularımda bir iyileşme hissetmiyordum. Aksine, biraz daha kötü hissediyordum.Yazar bu hislerin, özellikle stresle başa çıkmak için istediği gibi yemek yeme imkanının olmamasından kaynaklandığını düşünüyor.Zayıflama iğneleriyle ilgili durumu &#34;kitlesel bir deneye&#34; benzeten Hari, bunu da şöyle açıklıyor:Ben iki deneyin parçasıyım, sadece bir deneyin değil. Bizi çok daha fazla obez yapan deneyin parçasıydım. Şimdi de ilaç kullanarak bunu tersine çeviren deneyin parçasıyım.Ozempic ve Wegowy gibi ilaçların fiziksel yan etkileri arasındaysa deri sarkması ve saç dökülmesi yer alıyor.Uzmanlar bunları hızlı kilo kaybına bağlarken, sarkmış derilerin egzersizle veya gerektiğinde ameliyatla toparlanabileceğini ifade ediyor.&nbsp;Saç dökülmesiyse kilo kaybı dengelendiğinde genellikle dursa da dökülen saçlar her zaman yeniden çıkmayabiliyor.4) Neden herkeste işe yaramıyor?Zayıflama iğneleri klinik testlerde büyük başarı göstermesine ve pek çok kişi istedikleri gibi kilo verdiğini bildirmesine karşın herkes için durum böyle değil.&nbsp;ABD&#39;deki Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi&#39;nde Kilo Kaybı ve Metabolik Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Hans Schmidt, hastalarının yüzde 15&#39;inin GLP-1 analoglarına olumlu yanıt vermediğini söylüyor.&nbsp;Bazıları haftada bir yapılması gereken iğneleri düzenli uygulamadığı için kilo vermiyor. Dr. Schmidt &#34;Eğer bir sonuç elde etmiyorsanız ve yan etkilere maruz kalıyorsanız, ilaç kullanmanız için bir neden yok demektir&#34; diye konuşuyor.Diğer yandan bu ilaçları haftalarca kullanıp yine de zayıflamayanlar da var. Tek bir ilaç genellikle herkeste aynı etkileri yaratmaz ancak bilim insanları farklılıkların tam olarak neyden kaynaklandığını söyleyemiyor.Michigan Üniversitesi&#39;nden endokrinolog Amy Rothberg &#34;Pek çok şey kişinin fizyolojisi ve biyolojisine bağlı. Bir ilacın herkese uygun olmasını bekleyemeyiz&#34; diyor.Bununla beraber farklılıkların arkasında dozun düşük gelmesi, egzersiz ve sağlıklı beslenmeyle sürecin desteklenmemesi, yeterince iyi uyunmaması veya stres gibi nedenler olabilir.Uzmanlar Ozempic ve Wegowy gibi ilaçların &#34;sihirli değnek&#34; olmadığının ve esasen zayıflamaya destek olan bir rol üstlendiğinin altını çiziyor.Ayrıca diyabet hastalarında kilo kaybı daha az gözlemlenirken, aynı zamanda farklı ilaçlar kullanmanın da zayıflamanın önüne geçmesi muhtemel.Zayıflama iğnelerinden istenen sonuç alınsa bile bu kazanımların kalıcı olmayabileceğini belirtmekte de fayda var.&nbsp;Çeşitli araştırmalar bu ilaçları kullanmayı bırakan çoğu kişinin, iştahın geri gelmesiyle tekrar kilo aldığını gösteriyor.Uzmanlar genellikle başlangıç kilosuna geri dönülmediğini söylüyor. 2022 tarihli bir çalışmada semaglutid alan katılımcıların yarısı, ilacı iki yıl boyunca bıraktıktan sonra bile verdiği kiloların tamamını geri almadı.&nbsp;Pittsburgh Üniversitesi&#39;nden Dr. Walid Gellad, &#34;Bu ilaçları ne kadar süre kullanmanız gerektiğini kimse bilmiyor&#34; diyor.5) Ozempic ve Wegovy&#39;nin muadilleri daha mı iyi?Uzmanlar, semaglutid kullanarak kilo veremeyen bazı kişilerin ilaç değiştirmesinin faydalı sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.&nbsp;Novo Nordisk&#39;in semaglutidi bulmasıyla &#34;obeziteyle mücadelede yeni bir çağ başladığı&#34; söylenirken, kısa süre sonra Eli Lilly de kendi GLP-1 analoguyla piyasaya girdi.ABD merkezli ilaç şirketinin tirzepatid etkin maddesini içeren iki ilacı mevcut: diyabet hastalarına verilen Mounjaro ve aşırı kilo veya obeziteye karşı kullanılan Zepbound.Esasen aynı şekilde çalışan semaglutid ve tirzepatid arasında çok büyük farklar yok. Diğer yandan son zamanlarda yapılan araştırmalar Eli Lilly iğnelerinin Danimarkalı rakibinden daha etkili olduğunu gösteriyor.72 hafta süren bir deneyde Wegovy kullananların, vücut ağırlığının yüzde 14&#39;ünü, Zepbound kullananların ise yüzde 20&#39;sini kaybettiği gözlemlendi.Bununla beraber Mounjaro ve Zepbound&#39;ın yan etkilerinin, Ozempic ve Wegovy&#39;le büyük ölçüde aynı olduğunu belirtmekte fayda var.&nbsp;Şubatta iki şirkete, mide felci ve bağırsak düğümlenmesi gibi riskleri açıkça belirtmekleri gerekçesiyle ABD&#39;deki bir mahkemede en az 55 dava açılmıştı.Zayıflama iğnelerinin yanı sıra kilo vermeyi desteklemesi için geliştirilen Contrave ve Qsymia gibi haplar da mevcut. Ancak bunlar aynı seviyede kilo kaybı sağlamadığı gibi kusma, ishal, ağız kuruluğu ve karıncalanma gibi yan etkilere de neden olabiliyor.Halihazırda Novo Nordisk ve Eli Lilly piyasaya hükmetse de obezitenin dünya çapında gittikçe daha ciddi bir sorun haline gelmesiyle başka ilaç şirketleri de yarışa giriyor.&nbsp;İki dev şirketin yoğun talep nedeniyle tedarik sorunları yaşamasının yanı sıra yüksek fiyatları nedeniyle de yakın zamanda hem iğne hem de hap formunda çeşitli yeni ilaçların raflarda yerini alması bekleniyor.Logos&#39;un bu haftaki yazısına son verirken, her şeyin başının sağlık olduğunu ve zayıflamak için herhangi bir takviye kullanmadan önce kesinlikle doktor görüşüne başvurmanız gerektiğini hatırlatmak isteriz.&nbsp;Bir sonraki yazıda görüşene kadar bu soğuk kış günlerinde sağlığınıza dikkat edin ve merakla kalın!]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 14 Dec 2024 06:16:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeşil çay ömrü uzatıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yesil-cay-omru-uzatiyor-356/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yesil-cay-omru-uzatiyor-356/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DCE72F-559D4F-6C31CD-D4C7E7-F48464-7B6939.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />CNN&#39;de yer alan habere göre, Çin Tıp Bilimleri Akademisi Pekin Birliği Tıp Koleji&#39;nin Ulusal Kalp ve Damar Hastalıkları Merkezi&#39;nden araştırmacılar, geçmişte kalp krizi, felç veya kanser gibi hastalıklar geçirmeyen 100 bin 902 Çinli&#39;yi, haftada üç kez veya daha fazla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DCE72F-559D4F-6C31CD-D4C7E7-F48464-7B6939.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />CNN&#39;de yer alan habere göre, Çin Tıp Bilimleri Akademisi Pekin Birliği Tıp Koleji&#39;nin Ulusal Kalp ve Damar Hastalıkları Merkezi&#39;nden araştırmacılar, geçmişte kalp krizi, felç veya kanser gibi hastalıklar geçirmeyen 100 bin 902 Çinli&#39;yi, haftada üç kez veya daha fazla yeşil çay içen &#39;sürekli içiciler&#39; ile hiç çay içmeyen veya daha az çay tüketenler olmak üzere iki gruba ayırdı.&nbsp;

	
Yedi yılın ardından yapılan analizlerde bilim insanları, düzenli çay içenlerde kalp hastalığı ve felç geçirme riskinin yüzde 20, bu iki hastalığa bağlı ölümlerin de yüzde 22 düştüğünü tespit etti.

	
Araştırma, 50 yaşında düzenli çay içen bir kişinin, düzenli çay içmeyenlere göre 1,26 yıl daha uzun yaşadığını ortaya koydu.

	
Araştırmacı Dr. Dongfeng Gu, yaptığı yazılı açıklamada, &#34;Alışılmış çay tüketiminin koruyucu etkilerinin erkekler için daha belirgin, kadınlar için ise daha az olduğunu gördük&#34; değerlendirmesinde bulundu.

	
Bu durumun sebebinin araştırmaya katılan erkeklerin kadınların iki buçuk katı kadar çay tüketmesi olabileceğini belirten Dongfeng, &#34;Çalışmadaki erkeklerin yüzde 48&#39;i, kadınların ise yüzde 20&#39;si düzenli çay içiyordu&#34; ifadelerini kullandı.

	
Dongfeng, yeşil çayda özellikle flavonoid kaynağının zengin olduğunu ve bu biyoaktif bileşiklerin kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyuculuk sağladığını vurguladı. Çay içme alışkanlıklarının bölgeden bölgeye değiştiğini anımsatan Dongfeng, bulguların siyah çayın daha popüler olduğu Batılı ülkeler için geçerli olmayabileceğini aktardı.

	
Dongfeng, araştırmada, çay tüketen kişilerin çoğunluğunun yeşil çayı tercih ettiği bilgisini paylaşarak, çalışmaya katılan düzenli içicilerin sadece yüzde 8&#39;inin siyah çay içtiğini kaydetti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Jan 2020 05:20:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Bakteriden üretilen' protein, soya fasulyesinin yerini alacak]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-bakteriden-uretilen-protein-soya-fasulyesinin-yer/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-bakteriden-uretilen-protein-soya-fasulyesinin-yer/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_17367A-561895-86854A-A55B90-478DBF-EA557C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Solein adı verilen bu protein, toprakta bulunan bir bakterinin suda tutularak karbondioksit ve hidrojen gazı ile beslenmesi yoluyla üretiliyor. Bakterilerin bu şekilde beslenerek ürettiği protein daha sonra kurutularak toz haline getiriliyor. Toz halinde yiyeceklere katılabileceği gibi, 3 boyutlu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_17367A-561895-86854A-A55B90-478DBF-EA557C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Solein adı verilen bu protein, toprakta bulunan bir bakterinin suda tutularak karbondioksit ve hidrojen gazı ile beslenmesi yoluyla üretiliyor. Bakterilerin bu şekilde beslenerek ürettiği protein daha sonra kurutularak toz haline getiriliyor.

	
Toz halinde yiyeceklere katılabileceği gibi, 3 boyutlu yazıcılarla belli kalıplar halinde de sunulabiliyor.

	
Araştırmacılar, bu elektriğin güneş veya rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir bir enerjiden elde edilmesi halinde, protein üretiminin sıfıra yakın bir sera gazı emisyonu ile başarılacağını ifade ediyor.

	
Bu, tarımsal üretim ile bağlantılı birçok sorunun ortadan kaldırılmasını sağlayabilir.

	
	
	
Toz protein soya fasulyesinin yerini alabilir
	
	
2017&#39;de kurulan gıda teknolojisi şirketi Solar Foods&#39;un Helsinki&#39;deki pilot tesislerini geçen yıl ziyaret ettiğimde, araştırmacılar, çalışmaların genişletilmesi amacıyla fon bulmaya uğraşıyordu.

	
5,5 milyon euro tutarında bir yatırım için kaynak bulduklarını ifade eden araştırmacılar, mevcut elektrik fiyatlarına bağlı olarak, 10 yıllık bir sürede, belki de 2025&#39;te bu yöntemle protein üretimi maliyetinin soya üretimi maliyetine denk olabileceğini söylüyor.

	
Tatsız ürün
	
	
Üretilen protein tozunu tattığımda hiçbir tat alamadım, ki araştırmacılar böyle olması gerektiğini belirtiyor.

	
Bu protein tozunun her tür gıdaya katılabilecek doğal bir katkı maddesi olması planlanıyor.

	
Suni yollarla et ve balık üretiminde de bu protein kullanılabileceği gibi, büyük baş hayvanların beslenmesinde kullanılan ve yağmur ormanlarının kesilmesiyle açılan tarlalarda yetiştirilen soya fasulyesinin yerini alabileceği ifade ediliyor.

	
Her şey planlandığı gibi gelişse bile dünya çapında talebi karşılayacak geniş çaplı üretime geçmek yıllar alabilir.

	
Bu çalışma, geleceğin sentetik gıdalarını üretmeyi amaçlayan birçok projeden biri sadece.

	
Solar Foods şirketinin CEO&#39;su Pasi Vainikka, Lappeenranta Üniversitesi&#39;nde misafir Profesör olarak çalışıyor.

	
	
	
Helsinki&#39;deki Solar Foods şirketinin CEO&#39;su Pasi Vainikka
	
	
Uzay çağı fikirleri
	
	
Vainikka, üzerinde çalıştıkları teknolojinin 1960&#39;lardaki uzay araştırmalarında gündeme gelmiş olduğunu söylüyor.

	
Pilot tesislerin 2022&#39;de çalışmaya başlayacağını, 2023&#39;te yatırım konusunda net karar verileceğini ve her şey planlandığı şekilde giderse ilk fabrikanın 2025&#39;te açılacağını belirtiyor.

	
&#34;Şimdiye dek gayet iyi gitti. Fabrikaya (protein fermente etmek üzere) reaktör eklediğimizde ve rüzgar ve güneş enerjisi gibi temiz teknolojilerdeki gelişmeleri hesaba kattığımızda, 2025 gibi erken bir tarihte soya ile rekabet eder hale gelebileceğimizi düşünüyorum&#34; diyor.

	
Nasıl üretiliyor?
	
	
Solein adı verilen bu proteini yapmak için suya elektroliz uygulanarak hidrojen üretiliyor. Bakteriler bu hidrojen, havadaki karbondioksit ve minerallerle beslenerek protein elde ediliyor.

	
Vainikka, elektrik fiyatlarının belirleyici olacağını söylüyor. Yenilenebilir enerji devreye girdiğinde maliyet giderek azalıyor.

	
Et sektörünün çevre üzerindeki yıkıcı etkileriyle ilgili bir belgesel (Apocalypse Cow) yapan George Monbiot bu olağanüstü teknolojik gelişmelerden övgüyle söz ediyor.

	

	
	
Et tüketimi dünyadaki tarım kaynakları üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor
	
	
Geleceğin umudu mu?
	
	
Gezegenimizin geleceği konusunda oldukça kötümser olan Monbiot, Solar Foods&#39;un çalışmalarının umut verici olduğunu söylüyor.

	
&#34;Gıda üretimi dünyayı mahvediyor. Balık üretimi ve tarımsal üretim yabanıl hayatın çeşitliliği açısından en büyük tehdit. Tarımsal üretim iklim krizinin en büyük nedeni&#34; diyor.

	
Geçici olarak bitkilere dayalı bir beslenme ile canlı türlerini ve tehdit altındaki bölgeleri korumak için zaman kazanılabileceğini belirten Monbiot, &#34;tarım dışı gıda üretiminin&#34; gezegen için önemli bir olanak olduğunu ifade ediyor.

	
Teknolojiye dayalı gıda üretimi ile ilgili araştırmalar yapan RethinkX adlı düşünce kuruluşu, 2035 yılında, fermantasyon yoluyla protein üretiminin, hayvansal protein üretiminden 10 kat ucuz olacağını öngörüyor.

	
Bunun hayvan besiciliğini çöküşe sürükleyeceğini ifade eden kuruluş, besicilik sektöründe hayvanları beslemeye yönelik yeni protein geliştirme çalışmalarını hesaba katmamakla eleştiriliyor.

	
Araştırmalar, bakterilerin ürettiği proteinin, toprak ve su kullanımı bakımından çok daha etkili olduğunu gösteriyor.

	
Ancak yeni besinlere alışma konusunda kültürel engeller de ortaya çıkabilir. İnsanlar gerçek pirzola yeme konusunda ısrarcı olabilir.

	
İngiltere&#39;deki Cranfield Üniversitesi&#39;nden Profesör Leon Terry, yeni gıdalara yatırımcıların ilgi gösterdiğini söylüyor ancak &#34;Sentetik gıdalara yatırımlar artıyor. Ama gerçekten bunları tüketme isteği var mı, emin değilim&#34; diyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Jan 2020 05:10:25 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sizi hasta edebilecek 5 yiyecek...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sizi-hasta-edebilecek-5-yiyecek-440/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sizi-hasta-edebilecek-5-yiyecek-440/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3D31F3-409D63-98A0F8-259599-80D97A-B34ADF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gerekli önlemler alınmazsa bir takım yiyecekler sizi hasta edebilir ve mide bulantısınan psikoza kadar pekçok rahatsızlığa hatta ölüme bile yol açabilir. Aşağıda sıralanan beş gıda tüketilirken özellikle dikkatli olunmalı. Aslında, alınan önlemler konusunda emin değilseniz,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3D31F3-409D63-98A0F8-259599-80D97A-B34ADF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gerekli önlemler alınmazsa bir takım yiyecekler sizi hasta edebilir ve mide bulantısınan psikoza kadar pekçok rahatsızlığa hatta ölüme bile yol açabilir.

	
Aşağıda sıralanan beş gıda tüketilirken özellikle dikkatli olunmalı. Aslında, alınan önlemler konusunda emin değilseniz, en iyisi tamamen uzak durmak.

	
	
	
1. Balon Balığı

	
Tehlikeli balon balığı, Japonya&#39;da sevilen yiyeceklerden.
	
	
Balon balığı ölümcül bir tür.

	
Bu balıkta tetrodotoksin bulunuyor, etkilerinin hızı ve şiddeti korkutan bir zehir ve siyanürden bile daha ölümcül.

	
Ancak risklere karşın, balon balığı bazı ülkelerde aranan bir lezzet.

	
Japonya&#39;da fugu (hazırlanmış balon balığına verilen ad) sık sık çiğ yeniyor ya da çorbalara katılıyor.

	
Şefler, bu balığı hazırlamak ve müşterilerine sunmak için birkaç yıllık eğitimden geçiriliyor.

	
Önemli olan, fugunun müşterilerin tabağına gidene dek zehirli kısımlarından, beyin, deri, yumurtalık, karaciğer ve bağırsaklarının temizlenmiş olması.

	
	
	
Şefler balon balığını yenilebilecek hale getirebilmeleri için özel bir eğitimden geçiriliyor.
	
	
2. Casu Marzu peyniri
	
	
Bu peyniri benzerlerinden ayıran şey içindeki kurtçuklar.

	
	
	
Kulağa çok iştah açıcı gelmeyebilir, ama İtalya&#39;nın Sardunya Adası&#39;nda bu peynirin çok seveni var.

	
Casu marzu, tadı parmesan peynirine benzeyen pecorino peynirine, sinek larvaları eklenerek yapılıyor.

	
Küçük kurtçuklar zamanla peyniri yumuşatıyor ve yenecek hale geldiğinde ortası neredeyse sıvı oluyor.

	
Tadının gorgonzola peynirine benzediği söyleniyor.

	
Casu marzu, larva dışkıları nedeniyle çok keskin bir aromaya ve kendine has bir tada sahip.

	
Ancak bu peyniri yemek için göz önünde bulundurmanız gereken bazı şeyler var.

	
Öncelikle, refleksleriniz iyi olmalı çünkü peyniri yerken içindeki kurtçuklar 15 santimetreye kadar havaya sıçrayabiliyor.

	
Casu marzu peyniri, içideki kurtçukların dışkılarıyla keskin bir aromaya sahip oluyor.
	
	İkincisiyse, bulunması çok zor. Casu mazru, Avrupa Birliği&#39;nin ihraç için onay verdiği yiyecekler arasında değil.

	
Üçüncüsü de, sağlık riski oluşturduğundan, sıklıkla &#34;dünyanın en tehlikeli peyniri&#34; diye tanımlanıyor.

	
Bu özellikle, kurtçuklar ölmüşse doğru bir ifade, çünkü kurtçukların ölmesi peynirin bozulduğu anlamına da geliyor.

	
Bozuk casu marsu yemek, mide bulantısı, kusma ve ishale neden oluyor.

	
	
	
Casu Marzu &#34;dünyanın en tehlikeli peyniri&#34; diye tanımlanıyor.
	
	
3. Işgın otu
	
	
Işgın otu, örneğin İngiliz mutfağında çok gözde bir yiyecek.

	
Birçok gözde İngiliz tatlısı ve içeceğinde kullanılıyor.

	
Işgın otu sapları, İngiliz mutfağında sık kullanılıyor.
	
	
	
	
Ancak ışgın otu dikkatle hazırlanmalı, çünkü lezzetli saplara eşlik eden yapraklar zehirli.

	
Oksalik asit, büyük miktarlarda alınırsa minerallerin sindirimini azaltıyor ve böbrek taşına yol açabiliyor.

	
Oksalik asit, yenen saplarda da bulunuyor, ancak miktarı yapraklardan çok daha az.

	
Ölüme yol açması için yapraklardan çok büyük miktarlarda yemek gerekse de kimileri tamamen uzak durmayı tercih ediyor.

	
4. Barbunya fasulye ve soya fasulyesi

	
Çiğ barbunya fasulye de sindirimi zor bir yağ bulunuyor.
	
	
Barbunya fasulye ve genel olarak baklagiller, sağlığa yararlı, ancak bazı türleri iyi hazırlanmazsa sizi hasta edebilir.

	
Soya fasulyesi ve kırmızı barbunya bu tip baklagillerden.

	
	
	
Barbunyanın iyi tarafı, protein, lif, vitamin ve minerallerle dolu olması.

	
Kötü tarafı ise içinde fitoemaglutinin adlı bir yağ bulunması.

	
Mide ağrısı ve kusmaya neden olabiliyor.

	
İyi haberse, düzgün pişirirseniz bunlardan kaçınabilirsiniz.

	
Soya fasulyesi de protein ve antioksidanlarla dolu.

	
Ancak, yiyeceklerin tamamen sindirilmesini önleyen tripsin adlı bir enzim de var.

	
Hem barbunya hem de soya fasulyesinin 12 saat suda bırakılması ve kaynatılması gerekiyor.

	
5. Muskat
	
	
Bu ünlü baharat, Endonezya&#39;ya özgü bir ağaçtan geliyor.

	
Bazı kurabiyelerde ve pudinglerde kullanılıyor.

	
Tatlıların dışında, patates, et, sos, sebze ve hatta içkilerde yer alıyor.

	
	
	
Ancak çok fazla tüketilirse, korkunç yan etkiler yaratıyor. Bunlar, mide bulantısı, ağrı, nefes darlığı hatta felç ve psikolojik hastalıklar.

	
Muskattan gıda zehirlenmesi ise nadiren ölüme yol açabiliyor.

	
Peki bu kadar çok muskat neden yenir? Çünkü muskat halüsinasyon yaratan etkileri için yüzyıllardır kullanılıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 21 Nov 2019 05:00:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yediğiniz her lokmanın Dünya'ya bir etkisi var]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yediginiz-her-lokmanin-dunya-ya-bir-etkisi-var-295/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yediginiz-her-lokmanin-dunya-ya-bir-etkisi-var-295/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_19AC3B-2E6970-0F6FAC-2D9C87-2B98D4-DBB951.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyadaki tüm insanları nasıl doyurabiliriz? Birleşmiş Milletler bu sorunun yanıtını arıyor. Ancak bu soru kadar önemli olan bir soru daha var: Tüm insanların sağlıklı beslenmesini sağlarken aynı zamanda dünyayı nasıl koruyabiliriz? Bu sorunun yanıtını bulabilmek için Amerika&#39;nın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_19AC3B-2E6970-0F6FAC-2D9C87-2B98D4-DBB951.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyadaki tüm insanları nasıl doyurabiliriz? Birleşmiş Milletler bu sorunun yanıtını arıyor. Ancak bu soru kadar önemli olan bir soru daha var: Tüm insanların sağlıklı beslenmesini sağlarken aynı zamanda dünyayı nasıl koruyabiliriz?

	
Bu sorunun yanıtını bulabilmek için Amerika&#39;nın Baltimore kentinde bulunan John Hopkins Yaşanılabilir Gelecek Merkezi&#39;ndeki&nbsp; bilim insanları 140 farklı ülkenin beslenme şekillerini ve bunların iklimi nasıl etkilediğini araştırdı.

	
Bu bilim insanlarından biri de Martin Bloem. Merkez tarafından yayınlanan raporda araştırmacı olarak görev alan Bloem &#39;&#39;Avrupa ve Amerika&#39;da yaşayan insanların acilen beslenme biçimlerini değiştirmeleri gerekiyor. Daha fazla bitkisel gıdaya yönelerek, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak adına et, süt ya da yumurta gibi&nbsp; hayvansal gıda ürünlerinden uzak durmaları gerekiyor&#39;&#39; önerisinde bulunuyor.&nbsp;

	
Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise hangi beslenme şekillerinin hangi etkiye sahip olduğu. Araştırmaya göre üçte biri hayvansal gıdalardan oluşan, diğer üçte ikisi ise vegan olan bir beslenme şeklinin iklim ve su kaynakları üzerinde bıraktığı iz, lakto ovo vejetaryenlik. Yani et ve balığın tüketilmediği ancak süt ve süt ürünleri ve yumurtanın tüketildiği bir beslenme biçiminden daha az olduğu yönünde.

	
&nbsp;Hayvansal gıdalar iklim için neden daha sorunlu?

	
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre hayvancılık sera gazı emisyonlarının yüzde 15&#39;ini oluşturuyor. Bu emisyonlar ise hayvan tipine göre değişiyor. Örneğin sığır üretimi emisyonların yüzde 65&#39;ini, domuz üretimi yüzde dokuzunu, manda sütü ve tavuk yetiştirme ile yumurta üretimi ise yüzde sekizini oluşturuyor.

	
Emisyonların büyük bir kısmı metan gazı. Metan gazı, hayvanların sindirim esnasında salgıladığı bir gaz. Ancak hayvancılığın iklime etkisi bununla sınırlı değil. Hayvanlara verilen gübrelerde yüksek oranda nitrojen bulunduğundan atmosfere bol miktarda azot gazı ve karbondioksit de salınıyor.&nbsp;
	
	
	
	
	Etle beslenmeden uzaklaşılmasının iklim değişikliğine karşı mücadelede önemli etkileri bulunuyor
	
		
	İklim mi, aç insanlar mı daha önemli?
	
		
	Ancak yukarıda belirtilen durumlar gelişmiş ülkeler için geçerli. Araştırmada bu etkenin de göz önünde bulundurulduğunu belirten Bloem &#39;&#39;Fakir ülkeler ve insanların daha yüksek gelirlere sahip olduğu ülkeler arasında farklar var. Zengin ülkelerde çözüm yolları çok daha açık&#39;&#39; diyor.
	
		
	Araştırmacılar ayrıca raporlarında dünyada 800 milyon insan açlık içindeyken, sırf beslenmenin iklim üzerindeki etkisi olacağı için, insanların neyi yiyip neyi yiyemeyecekelerine dair bir kılavuz çıkarılamayacağını da belirtiyor.
	
		
	Bloem &#39;&#39;Endonezya, Hindistan ve Afrika&#39;daki birçok ülke açlıkla mücadele etmek ve gelişebilmek adına sera gazı emisyonlarını çok fazla yükseltecek. Bu ülkelerdeki yetersiz beslenme nedeniyle oradaki çocukların yüzde 40&#39;ı iki yaşına basana kadar o kadar eksik besleniyor ki, bu durum bazılarının gelişimini olumsuz etkileniyor ya da beyin fonksiyonlarının yeterince gelişmemesine neden oluyor&#39;&#39; diye konuşuyor.
	
		
	Bloem ayrıca bu durumun ülkelerdeki eğitim sermayesini de çok fazla etkilediğini sözlerine ekliyerek &#39;&#39;Bu gelişim bozukluklarını engelleyebilmek için özellikle hayvansal gıdalara ihtiyaç var. Çünkü süt ya da&nbsp; yumurta gibi ürünler çocuklar ve hamile kadınlar için önemli protein kaynaklarını oluşturuyor&#39;&#39; görüşünü savunuyor.
	
		
	
		
		
	Bilim insanı Martin Bloem
	
		
	Balık tüketimi çare olabilir
	
		
	Bloem&#39;un önerdiği çözümlerden biri örneğin mısır gevreği gibi bitkisel ürünlere vitamin ve besleyici maddelerin eklenmesi. Bloem bu şekilde hem insanlara hem de iklime pahalıya mal olan hayvansal ürün tüketiminin azalabileceğini belirtiyor. Ancak Bloem bu fikrin gelişmemiş ülkelerde söz konusu olmadığını da belirtiyor.&nbsp;
	
		
	Araştırmanın önemli bulgularından biri de omurgasız hayvanlarla ilgili. Buna göre balık ya da salyangoz gibi beslenme zincirinin en sonunda bulunan omurgasız hayvanların iklime olan etkisi neredeyse vegan beslenme kadar az. Bloem &#39;&#39;Afrika ve Asya&#39;nın birçok bölgesinde süt tüketimi çok az. Bu yüzden insanların temel protein ve kalsiyum kaynağı balıklar oluyor&#39;&#39; diyor.
	
		
	Dünya çapında üretilen balık hacminin yüzde 80&#39;inin Asya&#39;dan, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#39;ne ihraç edildiğini belirten Bloem &#39;&#39;İthalât edilen balıklar genelde büyük balıklar. Bizim ithal ettiğimiz bu büyük balıklar ise daha küçük balıkları yiyerek besleniyorlar. Bu durumda orada yaşayan insanlar yaşamları için en önemli kaynaklardan biri olan protein ve kalsiyumdan mahrum kalıyorlar&#39;&#39; şeklinde konuşuyor.&nbsp;
	
		
	Üretim, üretim yerine göre şekillenmeli
	
		
	
		
		
	Küçük hayvanlardan kazanılan proteinler, iklim koruyucu bir protein kaynağı olarak değerlendiriliyor
	
		
	Araştırmacılara göre yerel üretim iklim açısından en iyi çözüm değil. Örneğin Paraguay&#39;da üretilen yarım kilo sığır eti Danimarka&#39;da üretilen aynı orandaki etten tam 17 kat daha fazla sera gazı salgılıyor. Araştırmaya göre bunun nedeni de genellikle mera alanı açılması için katledilen orman alanları oluyor.&nbsp;
	
		
	&#39;&#39;Bir gıdanın üretim yeri, iklime etkisinde belirleyici etken oluyor. Örneğin Avrupa&#39;da toprak çok verimli, bu nedenle üretim de çok daha verimli. Üretim nerede iklime en az etkiyi yaratacaksa, orada olmalı. Emisyon ve taşıma göz önünde bulundurulduğunda dahi, bu iklim için daha doğru olur&#39;&#39; diyor Bloem.
	
		
	Sanayi ülkelerine düşen rol
	
		
	Araştırmanın sonunda bölgelere göre belirlenmiş ve iklimi olumsuz etkilemeyecek dokuz farklı beslenme planı çıkarılmış. Bu planlar kırmızı et tüketilmemesinden, lakto-ovo-vejetaryene ve vegan beslenmeye kadar bir çok alternatifi içeriyor. Araştırmada görev alan kıdemli isimlerinden Keeve Nachman &#39;&#39;Araştırmalarımız, iklim ve beslenme krizinin önüne geçilebilmesi için tek bir çözüm yönteminin olmadığını gösteriyor.Önemli olan bağlantıların ortaya konması ve gıda üretimindeki yönetmeliklerin o ülkedeki duruma ayna tutuyor olması&#39;&#39; diyor.
	
		
	Ancak araştırmanın en önemli noktalarından biri özellikle sanayi ülkelerinin etkisine odaklanıyor. Araştırma sanayi ülkelerinin gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeleri desteklemesini ve daha önce zengin ülkelerin düştüğü hataların tekrarlanmaması için onlara bilgi vermesini öneriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 26 Oct 2019 05:55:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Veganlarda kalp hastalığı riski düşük]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/veganlarda-kalp-hastaligi-riski-dusuk-888/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/veganlarda-kalp-hastaligi-riski-dusuk-888/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA3CB3-6C247A-5D1C2A-5EB0B6-3A56FF-DDBAB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Oxford Üniversitesi&#39;nin araştırmasına göre vegan ve vejetaryenlerin kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski, et yiyenlere oranla %22 daha düşük. Kırmızı et yemeyip yalnızca balık yiyenlerde (peskateryanlarda) ise oran %13 daha düşük olarak kaydedildi. Ama araştırmacılar vegan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA3CB3-6C247A-5D1C2A-5EB0B6-3A56FF-DDBAB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Oxford Üniversitesi&#39;nin araştırmasına göre vegan ve vejetaryenlerin kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski, et yiyenlere oranla %22 daha düşük. Kırmızı et yemeyip yalnızca balık yiyenlerde (peskateryanlarda) ise oran %13 daha düşük olarak kaydedildi.
	
	
Ama araştırmacılar vegan ve vejetaryenlerin, et yiyenlere oranla felç olma riskleri ise beşte bir kat daha fazla. Uzmanlar bunun kısmen vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceğini söylüyor.

	
BBC Türkçe&#39;nin haberine göre, İngiltere Tıp Dergisi&#39;nde (British Medical Journal) yayımlanan araştırma için, daha önce hiç kalp rahatsızlığı veya felç yaşamamış 48 bin 188 kişinin verileri incelendi.

	
Katılımcılar, et yiyenler (24 bin 428), balık yiyenler (7 bin 506) ve vejetaryen, vegan (16 bin 254) olarak gruplara ayrıldı.

	
18 yıl boyunca yapılan incelemelerde, toplamda 2820 kişide iskemik kalp hastalığı ve 1072 kişide felç görüldü.

	
Sonuçlara ne gibi faktörlerin etki ettiği araştırıldığında, uzmanlar balık yiyenlerde kalp rahatsızlıkları riskinin et yiyenlere kıyasla %13 daha az olduğunu, vejetaryen ve veganlarda ise riskin %22 oranında azaldığını ortaya koydu.
	
	
Vegan ve vejetaryenlerde ise beyin ve çevresinde kanamaya bağlı felç riskinin daha yüksek çıktığı görüldü.

	
Uzmanlar, felç riskinin yüksek olmasının sebebinin B12 vitamini, D vitamini, amino asitler ve omega-3 yağ asitlerinin eksikliğinden kaynaklanıyor olabileceğini söyledi.

	
&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 05 Sep 2019 05:15:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mutluluk veren 10 besin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/mutluluk-veren-10-besin-863/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/mutluluk-veren-10-besin-863/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_64CBC9-B75424-C9FA99-469368-484534-F7B42D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz başta kırmızı meyveler olmak üzere bazı besinlerin içerikleri itibariyle kişilerin kendilerini mutlu hissetmesini sağlayabildiğini belirterek &#34;Günlük beslenmenizde mutlaka bu besinlere yer vermelisiniz" diyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_64CBC9-B75424-C9FA99-469368-484534-F7B42D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz başta kırmızı meyveler olmak üzere bazı besinlerin içerikleri itibariyle kişilerin kendilerini mutlu hissetmesini sağlayabildiğini belirterek &#34;Günlük beslenmenizde mutlaka bu besinlere yer vermelisiniz" diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, mutluluk veren besinleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

	
Muz

	
Muz, ruh halinizi düzenlemeye yardımcı olan seratonin üretimini sağlayan amino asit triptofan içeriyor. Aynı zamanda muz iyi bir potasyum ve B vitamini olan folat kaynağı. Düşük B vitamini düzeylerine sahip olmak yapılan çalışmalarda depresyona bağlandığından muz iyi bir mutlu edici besin olarak kabul ediliyor. Ancak glisemik yükü yani kan şekerinizi yükseltme hızı fazla olan muzu diyabetiniz varsa porsiyon kontrolü yaparak tüketmeye özen gösterin. 1 porsiyon muz 1 küçük boya denk gelirken, büyük ithal muz ise yarım tüketmeye özen gösterin.

	
Kırmızı meyveler

	
Çilek, dut, böğürtlen gibi kırmızı meyvelerin, reçeteli duygudurum dengeleyici ilaçlar ile kimyasal benzerlikleri bulunuyor. Ayrıca bu meyvelerde bulunan flavonoid antosiyanidin, artan depresyon oranları ile ilintili olan enflamasyonu da azaltıyor. Özellikle küçük taneli meyvelerde porsiyon kontrolü zor olabildiğinden 1 porsiyonu 1 çay bardağı dolusu olacak şekilde tüketebilirsiniz.

	
Bitter çikolata

	
Koyu çikolata, iyi bir antioksidan kaynağı. Aynı zamanda stres hormonu olarak da adlandırılan kortizol seviyelerini de düşürüyor. Tatlı isteğinizi diğer tatlılara oranla daha hızlı keserken kişiyi de mutlu ediyor. Ancak kakao değeri yüksek olan çikolataları tercih ederseniz kalorisinin yüksek olduğunu unutmayın. 1 küçük kare bitter çikolata tüketebilirsiniz.

	
Yumurta

	
Yumurta, ruh halinizi düzeltmeye yardımcı omega-3 yağ asitleri, çinko, B vitaminleri ve iyodür ile yüklü olan, aynı zamanda protein dolu bir besin. Kişiyi uzun süre tok ve enerjik tutuyor. Özel bir sağlık durumu olmayan kişilerin tüketeceği günde 1 adet yumurta, mutluluk verirken, zayıflamaya da yardımcı oluyor. Yumurtayı pişirme şekliniz de vitaminlerden faydalanmak için oldukça önemli. Haşlama yumurta yapıyorsanız gri halka oluşmayacak şekilde kaynatmaya çok dikkat edin. Tavada yumurta yapacaksanız yanmaz tavada yapmaya özen gösterin. Yağı yakarak yumurtayı tavaya kırmayın.

	
Somon

	
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz &#34;Somon, ruh halini iyileştiren ve depresyonla mücadele edebilen omega-3 yağ asitleriyle dolu. Somonu kızartma yapmadan fırında veya ızgara olarak tercih ederseniz daha sağlıklı bir alternatif olacaktır. Haftada en az 3 gün balık tüketerek ihtiyacınız olan omega-3 ü karşılayabilir hem de mutlu olmaya bir adım daha atabilirsiniz" diyor.

	
Zerdeçal

	
Doğu Asya mutfağında kullanımıyla bilinen sarı baharat, ruh halini artıran ve depresyonla mücadele eden kurkumin içeriyor. Her gün 1 tatlı kaşığı kullanımının hem mutlulukla hem de sağlıkla oldukça yüksek bir bağlantısı var. Özellikle kış sebzeleri olan karnabahara, pırasaya veya lahana yemeğine oldukça yakışan baharatı aynı zamanda, yumurtanızda veya salatalarınızda kullanabilir, yoğurdunuzun içine ilave ederek ara öğün olarak tercih edebilirsiniz.

	
Ispanak

	
Ispanak, depresyonu hafifleten ve yorgunluğu azaltan folik asit içeriyor. Ispanağı pişirirken çok uzun süre ocakta tutmamaya özen gösterin. Pişirme esnasında tencerenin kapağını çok sık açmayın. Çünkü ıspanak ısı ile fazla temas ettiğinde birçok vitamin ve mineral kaybına uğruyor. Ispanağı çiğken salatalarınıza doğrayarak vitaminlerden daha yüksek oranda yararlanabilirsiniz.

	
Kabak çekirdeği

	
Kabak çekirdeği triptofanın en iyi gıda kaynaklarından biri. Triptofan da sakinleştirici bir etkiye sahip olup hem rahatlatıyor hem de seratonin salgılanmasına yardımcı olarak mutluluk veriyor. Ara öğün olarak tercih edecekseniz mutlaka porsiyon kontrolü yapmaya özen gösterin. Yağlı tohumlardan olan ve kalorisi oldukça yüksek olan kabak çekirdeğinin 1 porsiyonunu 1 küçük avuç alabilirsiniz.

	
Kuru fasulye

	
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz &#34;ABD Tarım Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, düşük magnezyum seviyeleri daha düşük enerjiye bağlanmıştır. Özellikle haftada en az 2 gün kuru fasulye tüketmek hem enerjinizi yükseltebilir hem de zengin lif içeriği sayesinde uzun süre tok hissetmenizi sağlayarak zayıflamanıza yardımcı olabilir" diyor.
	
	
Kefir
	
	
Kefir bağırsak sağlığı için önemli olan probiyotik bakteriler açısından oldukça zengin. İçerdiği enzimler sayesinde sağlıklı bir bağırsak fonksiyonu sağlıyor. Fermente bir süt ürünü olduğu için laktoz oranı düşük olan kefiri, gaz problemi olanlar da rahatça tercih edebilir. Mutlu bağırsak demek mutlu bireyler demek. Ayrıca kefir B12 vitamini ile D vitaminini de içeriyor ve günlük D vitamini ihtiyacının yüzde 25'ini karşılayabildiği için depresyona karşı da fayda sağlayabiliyor. Günlük beslenmenize en azından 1 bardak kefiri ilave edebilirsiniz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 29 Jan 2019 10:43:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Detoks etkili 5 kış besini]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/detoks-etkili-5-kis-besini-987/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/detoks-etkili-5-kis-besini-987/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E67914-F77161-FA7665-9290AB-EF676E-FB3FBC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Günlük hayatımızda pek çok zararlı etkenle iç içe yaşıyoruz. Gerçi vücudumuzun temas ettiği bu zararlı etkenlerden, toksinlerden kurtulmak için doğal bir sistemimiz var; bu görevi üstlenen karaciğerimiz vücudumuzu temizlemek için çok çalışıyor. Ancak bazen toksinleri vücuttan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E67914-F77161-FA7665-9290AB-EF676E-FB3FBC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Günlük hayatımızda pek çok zararlı etkenle iç içe yaşıyoruz. Gerçi vücudumuzun temas ettiği bu zararlı etkenlerden, toksinlerden kurtulmak için doğal bir sistemimiz var; bu görevi üstlenen karaciğerimiz vücudumuzu temizlemek için çok çalışıyor. Ancak bazen toksinleri vücuttan atmak için karaciğere yardım etmek gerekebiliyor. İşte bu aşamada detoks içeriği yüksek gıdalara ihtiyaç olduğunu belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz &#34;Hiçbir besin tek başına mucizevi olmamakla birlikte, meyve ve sebzeler antioksidan açısından daha zengin olduğundan zararlı maddelerin vücudumuzdan arındırılması için çok önemli bir fırsat sunuyor. Elbette tüketeceğiniz miktarda aşırıya kaçmamak kaydıyla. 1 porsiyon içeceği gün içerisinde 1 kez ihtiyaca göre ana öğün veya ara öğün olarak tercih edebilirsiniz. Ancak diyabet, hipertansiyon, tiroit gibi hastalıkları olanların mutlaka dikkatli tüketmesi gerekiyor" diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, vücudu arındırmak için detoks etkili 5 kış besinini anlattı, pratik içecek tarifleri verdi.

	
Bal Kabağı

	
Kabak cildimizin sağlığında önemli bir rol oynadığı tespit edilen C ve E vitaminlerinin yanı sıra A vitaminine dönüşen beta-karoten içeriyor. Parlak turuncu renkleriyle ünlü olan bal kabağı, bağışıklık sistemini desteklemede de önemli bir rol oynuyor. Araştırmalar, lif yönünden zengin olmasının bağırsakların temizlenmesine katkı sağladığını ve kabızlık gibi bağırsak şikayetlerini azalttığını ortaya koyuyor.

	
Ispanak

	
Ispanak kabızlığı önlemeye ve sağlıklı bir sindirim sistemini teşvik etmeye yardımcı olan lif ve su açısından oldukça zengin bir besin. Ayrıca yüksek oranda kalsiyum, demir ve magnezyum içeriyor. C vitamini açısından zengin olan ıspanak bağışıklığı desteklerken aynı zamanda cilde ve saça yapı sağlayan kolajenin üretimi için çok önemli.

	
Turp

	
Turp bol miktarda lif sağlayarak sindirimi kolaylaştırıyor. Aynı zamanda safra üretimini düzenlerken, karaciğeri ve safra kesesini koruyor. Yüksek oranda C vitamini ve antioksidan içermesi sayesinde bağışıklık sistemini de destekleyen turp, mevsim geçişlerinde hastalıklardan korunmada önemli bir besin. Özellikle kırmızı turp, antosiyanin açısından zengin olup, karaciğer, mide, böbrekler, mesane ve kardiyovasküler sistem için de koruyucu.

	
Greyfurt

	
Yüzde 88'i sudan oluşan greyfurt C vitamininin de iyi bir kaynağı olup, vücudu toksinlerden arındırmaya oldukça yardımcı. Ayrıca lif açısından oldukça zengin olduğu için bağırsakların çalışmasına destek oluyor. Yüksek lif içermesi tokluk hissinizin artmasına yardımcı olurken kilo verme diyetlerinizde iyi bir alternatif olabilir. Ancak greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden ilaç kullanan kişilerin mutlaka doktorlarına danışmaları gerekiyor.

	
Kivi

	
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz &#34;Kış meyvesi olan kivi, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmada etkili C vitamini açısından oldukça zengin bir besin. Ayrıca A, B2, E, K vitaminleri, folik asit, potasyum, demir, magnezyum, kalsiyum, bakır ve fosfor minerallerini de içeriyor. Yüksek lif içeriği sayesinde bağırsakların çalışmasına yardımcı oluyor, kabızlığı gideriyor. Actinidin enzimi içeriği sayesinde sindirimi de kolay olan bir besin.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 06 Jan 2019 21:02:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["2019'da nasıl olsa diyete başlarım" demeyin!]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/2019da-nasil-olsa-diyete-baslarim-demeyin-439/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/2019da-nasil-olsa-diyete-baslarim-demeyin-439/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CF926E-6434C0-1E94B1-C6ED28-6CE6A4-D7D2D0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />&#34;Araştırmalar, yılbaşı öncesinden başlayan kutlama sezonunda tüketilen ekstra kalorilerle ortalama 1 kilo alabileceğimizi gösteriyor. Yılbaşı günü kadınlar için günlük önerilen kalori alımının 3 katına, erkekler içinse 2 katına çıkacak kadar besin tükettiğimiz yine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CF926E-6434C0-1E94B1-C6ED28-6CE6A4-D7D2D0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />&#34;Araştırmalar, yılbaşı öncesinden başlayan kutlama sezonunda tüketilen ekstra kalorilerle ortalama 1 kilo alabileceğimizi gösteriyor. Yılbaşı günü kadınlar için günlük önerilen kalori alımının 3 katına, erkekler içinse 2 katına çıkacak kadar besin tükettiğimiz yine çıkan sonuçlar arasında" diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Sinem Usuk, yılbaşı günü için beslenme önerilerini açıkladı.

	
İşte Sağlıklı Yılbaşı Önerileri!

	
Güne kaliteli protein içeren ve liften (posa) zengin bir kahvaltıyla başlayın. Protein ve lif kombinasyonu sabahtan itibaren &#34;tok bir iştaha" sahip olmanızı sağlayacak en önemli noktadır. Yılbaşı öncesi kahvaltısı tercihinizi şu şekilde yapabilirsiniz:

	
* 3 yemek kaşığı yoğurt
* 3 yemek kaşığı yulaf ezmesi
* 1 adet kivi
Tüm malzemeleri karıştırıp, 1 bardak şekersiz limonlu yeşil çay ile içelim. Bu kahvaltının başlangıcına 1 adet haşlanmış yumurta da eklemek yerinde olacaktır. Öğle yemeğinde zeytinyağlı sebze yemeğiyle birlikte süt/yoğurt/ayran/kefir gibi süt grubu bir besinle hafif ve yok tutan bir öğün tercih edin. Gün boyunca su tüketiminizi önemseyin.

	
İştahınızı Akşam Yemeğine Saklamayın!

	
Akşam mükellef bir sofrada olacağım düşüncesiyle aralarda atıştırmayı ihmal etmeyin. Özellikle ara öğün yapmadığında çok acıkan bireylerde bu durum akşamki iştah kontrolünü çok ciddi şekilde tehdit eder. Ara öğünlerde yağlı tohumlar olarak adlandırdığımız ceviz, badem, fındık gibi yemişleri tüketin. Yağlı tohumlarla birlikte sevdiğiniz bir bitki çayını içmeniz akşam yemeğine oturuncaya dek iştahınızı kontrol altına almanızı kolaylaştıracaktır. Günün en önemli öğünü olan akşam yemeğinde yediğiniz besinlerin; protein, karbonhidrat (unlu, tahıllı gıdalar) ve yağ dengesine dikkat edin. Her besin grubundan dengeli bir biçimde tüketip tüketmediğinizi kontrol edin.

	
Etinizi Sağlıklı Pişirin

	
Akşam yemeğinde tüketmeyi tercih ettiğiniz etin pişirilmesinde sağlıklı bir yöntem tercih edin. Kızartma yerine ızgara veya fırında pişmiş etleri seçin. Piliç veya hindi tercih ediyorsanız etin deri kısmını tüketmemek, doymuş yağ tüketiminizi azaltacaktır. Yılbaşı sofranızda salam, sosis gibi işlenmiş et ürünleri yerine kabuklu yemişler ile kuru meyveleri kombinleyin.

		
Tabağınızda En Küçük Kısmı Karbonhidratlara Ayırın!

	
Tabağınızı hazırlarken en küçük bölgeyi pilav/makarna gibi karbonhidrat içeriği yoğun besine ayırın. Yılbaşı sofranızdaki mezelerin sebze içeriği yüksek, yağ içeriği düşük olsun. Böylelikle yemek boyunca tokluk hissiniz nedeniyle fazla besin tüketmeyecek ve toplam kalori alımınızı azaltmış olacaksınız. Sebzelerin kızartıldığı mezeleri ise liste dışı bırakın. Tatlı tüketiminde tercihinizi, az porsiyonlu sütlü tatlılardan yana yapın.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 27 Dec 2018 11:52:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yılbaşı akşamı beslenmeye dikkat!]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yilbasi-aksami-beslenmeye-dikkat-507/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yilbasi-aksami-beslenmeye-dikkat-507/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F5A032-483D67-0B657F-097BC7-2B9D99-F878A7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, yılbaşı akşamında doğru beslenmeye dair önemli bilgiler verdi. Yılbaşı akşamına, hafif bir kahvaltı ile hazırlanın &#34;Akşam fazla miktar ve çeşitte besin tüketimi olacaksa güne hafif&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F5A032-483D67-0B657F-097BC7-2B9D99-F878A7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, yılbaşı akşamında doğru beslenmeye dair önemli bilgiler verdi.

	
Yılbaşı akşamına, hafif bir kahvaltı ile hazırlanın

	
&#34;Akşam fazla miktar ve çeşitte besin tüketimi olacaksa güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, &#34;Güne, kahvaltıda süt ve yulaf gevreği veya peynir, tam buğday ekmeği, domates-salatalıktan oluşan hafif kahvaltı seçenekleriyle başlayabilirsiniz" dedi.

	
Yılbaşı sofralarının sağlıklı seçimi: Hindi

	
Yılbaşı sofralarıyla bağdaştırılan hindinin dengeli bir ana yemek seçeneği olduğunu belirten Özden Örkçü, &#34;Çünkü hindi, yağ oranı düşük yağlı etlerden biridir. Kolesterol içeriği az ve sindirimi daha kolaydır. B3 ve B6, çinko ve selenyum açısından zengindir. Yanında kırmızılahana, havuç, Brüksel lahanası, karnabahar gibi haşlanmış mevsim sebzeleriyle tabağınızı doldurursanız iyi bir seçim yapmış olursunuz" şeklinde konuştu.

	
Şarküteri ve kabuklu deniz ürünleri, yüksek oranda kalori içeriyor

	
&#34;Dikkat etmeniz gereken diğer bir konu ise yardımcı yemekler-ara sıcaklar; salam, pastırma gibi şarküteri ürünleri, karides, kalamar gibi kabuklu deniz ürünleri ya da diğer mayonezli mezeler çok kalorilidir" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü,

	
&#34;Bunun yerine bir miktar peyniri tabağınıza alabilirsiniz. Kavun, kiraz domatesler, hindi füme ya da somon füme yemenize bu gecelik izin var. Peynirleri çeşitli baharatlar ve aromalı otlarla süsleyebilirsiniz, tahta şişlere geçirip sunabilirsiniz. Kepekli krakerler üzerine labne peynir sürebilir ya da ton balıklı, somonlu kanepeler hazırlayabilirsiniz. Mantarların içine peynir koyup hafifçe erimelerini sağlayıp ikram edebilirsiniz. Kabak ve patlıcanı yoğurtla karıştırarak yapılacak zeytinyağlılar hafif seçeneklerdir. Sadece dört seçenekle yetinmelisiniz. Her sofranın olduğu gibi yılbaşı sofralarının da vazgeçilmezi olan salataları unutmamalısınız; birkaç çeşit hazırlayabilirsiniz. Marulla birlikte yapılacak mevsim salatasını süslemede nar kullanılması, hem görsellik hem de lezzet katacaktır" diye konuştu.

	
Midenizi yormayacak, hafif tatlılar tercih edin

	
Özden Örkçü, &#34;Tatlı olarak ağır şerbetli tatlılar yerine midenizi çok yormayacak, hafif sütlü tatlılar da ya meyve tatlılarından tercih edebilirsiniz" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

	
&#34;Yapımı en kolay tatlılardan olan kabak tatlısı, aynı zamanda tam bir kış mevsimi tatlısıdır. Kabak tatlısı dışında tercihinizi ayva, armut gibi hafif meyve tatlılarından yana kullanmalısınız. Tatlınızı biriyle paylaşmak ise şahane bir tercih olur. Peki, 1 dilim ananas ve 1 muz ile oluşturulmuş meyve tabağına ne dersiniz?

	
Bol su içmeyi unutmayın!

	
İçki içildiğinde en büyük sorun vücudun susuz kalmasıdır. Yemek öncesinde, yemek ile birlikte ve gecenin ilerleyen saatlerinde, elinizde içki bardağı değil de su bardağınız olsun. Bol su tüketin. Yılbaşı gecesi gece geç saatlere kadar oturulacağı ve sürekli bir atıştırma halinde olunacağı düşünülürse daha fazla su içmelisiniz.

	
1.Alkol tüketilecekse alkol miktarı düşük, antioksidan içerikli içecekler tercih edilebilir.

	
2.Kuru yemiş tüketimi isteniyorsa E vitamini ve Q3 içeren fındık ve ceviz tüketimi tercih edilmeli yağ miktarları fazla olduğundan tüketimleri 1 avucu geçmemelidir.

	
3.Yatmadan 2 saat önce yemek tüketimi sonlandırılmalıdır.

	
Kronik hastalığı olanlar, mutlaka uzmana danışmalı!

	
&#34;Diyabet, kalp hastalığı, böbrek ve karaciğer gibi kronik hastalığı olan ve diyet tedavisi alan kişiler mutlaka diyetlerine devam etmeli yemek istediği besinleri diyetisyene danışarak diyetlerine eklemelidir" diyen Örkçü, ertesi gün ortaya çıkan hazımsızlık, şişkinlik gibi mide rahatsızlıklarının giderilmesi ve ertesi gün için yapılması gerekenleri şu cümlelerle ifade etti:

	
&#34;Yılbaşı akşamı sağlıksız beslenme ve aşırı alkol tüketimi yeni yılın ilk saatlerinde mide kanaması, alkol koması, şeker ve tansiyon yükselmesi gibi sorunlara neden olabilir. Sağlıklı bir yılbaşı geçirmenin ve yeni yıla güzel bir başlangıç yapmanın yolu o gece dengeli ve ölçülü beslenmekten geçiyor. Tüketilen besin miktarı çok fazla olduğunda kilo korumanın devamı için ertesi gün egzersiz artırımına ve sebze- meyve ağırlıklı düşük kalorili bir beslenme tarzına devam edilerek bir önce ki gün alınan fazla kalori dengelenebilir."

	
Bu önerilere kulak verin!

	
Özden Örkçü, mide ve sindirim sistemini rahatlatacak yöntemleri şöyle sıraladı:

	
&#34;1.Yılbaşı sonrasında ilk gün mideyi rahatlatmak için sindirimi kolay olan hafif yiyecekleri tercih edin.

	
2.Sabah yoğurt, meyve ve müsli veya bol yeşillik ile hafif bir kahvaltı hazırlayın.

	
3.Öğle yemeğini çorba veya hafif bir sandviçle öğün atlanmadan yapın.

	
4.Yağlı, kızartılmış yiyeceklerden ve karbonhidrat içeren pilav, makarna, simit gibi besinlerden kaçının. Bunların yerine evde mevsim sebzeleri ile hazırlayacağınız sebze çorbası ve salata iyi bir seçim olacaktır.

	
5.Ara öğünlerde kivi, portakal, mandalina gibi C vitamini açısından zengin meyveleri tüketin.

	
6.Hazımsızlık ve şişkinliğin engellenmesi için yemek yavaş yenmeli ve iyi çiğnenmelidir, bu yöntem çabuk doymamıza ve daha az besin tüketimine de sebep olacaktır.

	
7.Gün boyunca en az 3 litre su içmeye özen gösterin."

	
Özden Örkçü, mide ve sindirim sistemini rahatlatan yöntemlerin yanında, detoks çayı ve detoks menüsü ile ilgili şu bilgileri verdi:

	
&#34;Detoks çayı: Bir kabuk tarçın + bir yeşil elmanın kabuğu + bir tutam nane yaprağı ve bir tutam ıhlamur ile çay ile detoks çayınızı yapılabilirsiniz. Nane yaprağı; midenizin rahatlamasını ve hazmı kolaylaştırır. Ihlamur; yangı ve ağrı gidericidir. Toksin etkenleri uzaklaştırır. Tarçın; kan şekerini dengeler, gaz ve şişkinliği giderir. İyi huylu kolesterolü yükseltir ve antibiyotik etkisi vardır.

	
Ya da 1 litre suya, birkaç yaprak taze nane, 2-3 parça zencefil, 1 demet maydanoz, 1 bütün limon suyu, 2 adet kabuk tarçın, 2-3 tane karanfil ekleyip bir çay hazırlayın ve bunu öğün aralarında tüketin.

	
Detoks menüsü

	
Kahvaltı: 1 yumurta haşlanmış yumurta veya omlet veya 1 dilim beyaz peynir, 2 adet ceviz içi ve mevsim yeşillikleri,
Ara: Bir fincan detoks çayı,
Öğle: 1 kase kremasız sebze çorbası (içerisine havuç, lahana, ıspanak vb. mevsim sebzeleri), 2 yemek kaşığı lor peyniri + 1 çay kaşığı çörek otu karıştırılmış bol yeşillikli mevsim salatası,
Ara: 1 su bardağı tarçınlı süt + saat 17:00 gibi bir fincan detoks çayı,
Akşam: 1 kase sebze çorbası ve 4 yemek kaşığı semizotu ya da enginar salatası,
Ara: 1 fincan detoks çayı.

	
Gün boyunca bol su içmeyi de unutmayın."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 27 Dec 2018 11:46:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bağırsak dostu ev turşusu yapmanın sırrı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bagirsak-dostu-ev-tursusu-yapmanin-sirri-631/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bagirsak-dostu-ev-tursusu-yapmanin-sirri-631/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_92A2FA-442735-6ACD45-198C59-A2EC52-4C04E5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker &#34;Sağlığı tüm yönüyle etkileyen bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için besinsel probiyotik kaynaklarının tüketimi oldukça önemli. Ancak her turşu bağırsaklara canlı gidebilecek probiyotik bakterileri sağlamıyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_92A2FA-442735-6ACD45-198C59-A2EC52-4C04E5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker &#34;Sağlığı tüm yönüyle etkileyen bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için besinsel probiyotik kaynaklarının tüketimi oldukça önemli. Ancak her turşu bağırsaklara canlı gidebilecek probiyotik bakterileri sağlamıyor. Bağırsaklara dost probiyotik bakteri içeren turşular, ülkemizde geleneksel olarak yapılan turşulardan biraz farklı" diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, probiyotik bakterilerden zengin turşu yapmanın püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

	
Mevsiminde ve organik sebzeleri kullanın

	
Sebzelerin doğal florasında bulunan yararlı bakteriler fermantasyon sürecinde kritik rol oynuyor. Ancak tarımda kullanılan ilaçlar (pestisitler) hem bu florayı bozabiliyor hem de sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Mevsiminde ve organik olarak yetiştirilen sebzeleri kullanmak probiyotik açıdan zengin bir turşu yapımı için önemli.

	
Probiyotik bakterilerce zenginleştirin

	
Fermente süt ürünleri, özellikle de kefir, probiyotik bakterileriler açısından oldukça zengin bir besin. Turşu yapılırken kefir, kefir altı suyu ya da peynir altı suyu kullanımı turşunun da probiyotik içeriğini güçlendiriyor. Bu şekilde kefirde ve sebzelerin doğal florasında bulunan bakteriler ile iyi bir çeşitlilik oluşturuyor.

	
Fermantasyon için uygun ortam yaratın

	
Sağlıklı bir turşu için temiz ve cam bir kavanoz kullanılmalı. Sebzelerin kavanoza sıkıştırılarak konulması ve salamura suyunun sebzelerin üzerini geçmesi diğer önemli unsurlar. Turşuyu, fermantasyon sürecinin tamamlanması için oda sıcaklığında ve karanlık bir ortamda ortalama 7-10 gün bekletin. Turşu olduktan sonra soğuk ve karanlık bir ortamda muhafaza edin.

	
Kaya tuzu ya da deniz tuzu kullanın

	
Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker &#34;Lakto fermente bir turşu için tuz olmazsa olmaz bir unsur. Tuz, fermentasyon sırasında iyi bakterilerin aktivitesini artırırken bozulmayı yavaşlatır. Turşu suyunun bulanık olmaması ve sebzelerin çok fazla yumuşamaması için zengin mineral içeriğine sahip kaya ya da deniz tuzu kullanın. Bu arada turşuyu lezzetine kanıp -tuz içeriğinden dolayı- aşırı tüketmeyin" diyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Oct 2018 11:26:17 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sonbahara mevsim sebzeleri ile hazırlanın]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sonbahara-mevsim-sebzeleri-ile-hazirlanin-864/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sonbahara-mevsim-sebzeleri-ile-hazirlanin-864/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_748E86-542323-5A3E49-C881E6-62E087-5F3651.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıcak havaları yavaş yavaş geride bırakırken birbirinden renkli ve lezzetli meyvelere de veda ediliyor. Sonbaharın hastalıklar nedeniyle zaman zaman sıkıntılı geçebildiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ulaş Özdemir, &#34;Bir de üzerine yazın tüketilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_748E86-542323-5A3E49-C881E6-62E087-5F3651.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıcak havaları yavaş yavaş geride bırakırken birbirinden renkli ve lezzetli meyvelere de veda ediliyor. Sonbaharın hastalıklar nedeniyle zaman zaman sıkıntılı geçebildiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ulaş Özdemir, &#34;Bir de üzerine yazın tüketilen meyve ve tatlı gibi besinler eklenince yaz kiloları da tuzu biberi oluyor. Geçiş mevsiminde kilo kaybederken bağışıklık sistemi de güçlü tutulmalı" açıklamasında bulundu.

	
Kilo kontrolü için meyve ve kuruyemiş dikkatli tüketilmeli

	
Sonbahar gibi mevsim geçişlerinde evde daha fazla vakit geçirildiği için kuruyemiş ve meyve gibi yiyeceklerin tüketiminin abartılabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ulaş Özdemir, &#34;Bu da yine aynı şekilde kilo kısır döngüsüne sebep olan başka bir etken. Özellikle meyve porsiyonu kilo açısından riskli olduğu için günde 1 avuç kadar meyve ara öğün olarak tüketilebilir. Kuruyemiş tüketimine de dikkat edilmeli ancak ceviz, badem ve yer fıstığı tüketilmesi uzun süre tok hissetmeyi sağlar" dedi.

	
Mevsimin gözdeleri

	
Eylül

	
Üzüm ve fındık

	
Ekim

	
Turp ve havuç

	
Kasım

	
Pazı ve Ispanak

	
SONBAHAR ÇORBASI

	
Malzemeler

	
500 gr bal kabağı
1 adet orta boy patates
1 tatlı kaşığı zerdeçal
2 adet büyük boy soğan
1/2 adet havuç
2-3 adet kereviz sapı
1 yumurta beyazı
1 tatlı kaşığı taze zencefil
1 litre su
1/2 bardak süt
10-12 yaprak pazı
2 çorba kaşığı zeytinyağı
5 adet dövüşmüş ceviz
5 adet dövülmüş fındık
1 yemek kaşığı pul biber
Karabiber
Yapılışı

	
Tüm malzemeleri 2 çorba kaşığı zeytinyağında soteleyin ve kaynayan suya atın.
Yumurta akı, süt, dövülmüş ceviz ve fındığı başka bir kapta çırpın.
Hazırladığınız karışımı kaynayan sebzelerin içine dökün.
Yeterince kaynayan karışımı soğuttuktan sonra blenderdan geçirin.
Çorbayı biraz dinlenmesi için kenara alın.
Pul biber ve zerdeçal ekleyerek servis edebilirsiniz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 11 Sep 2018 10:53:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vitamin deposu şeftaliyi tüketmek için 5 neden]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/vitamin-deposu-seftaliyi-tuketmek-icin-5-neden-635/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/vitamin-deposu-seftaliyi-tuketmek-icin-5-neden-635/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_231CDC-E751BB-094B77-5B407B-9124EB-A27CD0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Sinem Uygun, şeftalinin faydaları hakkında bilgi verdi. 1. C vitamini içeriği ile gebelikte anne ve bebeğe sağlık veriyor Birçok temel vitamin ve mineral desteğini sağlaması nedeniyle hamilelik sürecinde şeftali tüketilmesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_231CDC-E751BB-094B77-5B407B-9124EB-A27CD0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Sinem Uygun, şeftalinin faydaları hakkında bilgi verdi.

	
1. C vitamini içeriği ile gebelikte anne ve bebeğe sağlık veriyor

	
Birçok temel vitamin ve mineral desteğini sağlaması nedeniyle hamilelik sürecinde şeftali tüketilmesi tavsiye edilmektedir. İçerdiği C vitamini, bebeğin kemik, diş, deri, kas ve kan damarlarının sağlıklı büyümesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca hamilelik sırasında son derece kritik olan demirin emilmesine katkı sağlamaktadır. Potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde de hamilelik sürecinde yaygın olarak görülen kas krampları ve genel yorgunluğu önlemektedir.

	
2. Kanserden korunmada öncü rol oynuyor

	
İçerdiği antioksidanlar sayesinde Türkiye'de ve dünyada en sık görülen akciğer, kolon, meme kanserleri gibi kanser türlerinden korunmaya katkı sağlayan şeftali, sağlıklı yaşam için olmazsa olmaz besinlerden biridir. Aynı zamanda kansere yakalanan hastaların iyileşme süreçlerine de olumlu etki etmektedir.

	
3. Bağırsak ve böbreklerin dostu

	
İçeriğindeki zengin lifler bakımından bağırsaklara destek olmaktadır. Kabızlık sıkıntısı yaşayanlar için düzenleyici bir meyvedir. Böbrek kumu ve böbrek taşı atımına da yardımcı olmaktadır.

	
4. Zengin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlıklı yaşamın anahtarı

	
A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini, B6 vitamini, folat, pantotenik asit, kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir, manganez, fosfor, çinko, bakır, antioksidanlar ve lif bakımından oldukça zengin olan şeftali; sağlıklı, parlak ve ışıl ışıl bir cilt için de önem taşımaktadır. İçerdiği magnezyum sayesinde sinir sistemine fayda sağladığından depresyon etkilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca içerdiği A ve C vitaminleri ile gözlere oldukça iyi gelmektedir.

	
5. Tüylü meyve fobisi olan çocuklar için aynı değerde nektarin

	
Tüylü yapısından dolayı bazı çocukların yemeği reddettiği şeftaliye alternatif olarak nektarin önerilebilir. Nektarin, şeftaliye göre daha az tüylü, daha sert ve daha aromalıdır. Besin değeri açısından da şeftali ile eşdeğer sayılmaktadır. Çocukların beslenmesine gönül rahatlığıyla eklenebilir.

	
Böbrek hastaları tüketirken dikkat etmeli&nbsp;
Şeftali, potasyum açısından oldukça zengin bir meyve olduğundan, potasyumdan kısıtlı diyet kullanan böbrek hastalarının günde 1-2 orta boy şeftaliden fazlasını tüketmemesi önerilir.

	
Yaz sıcaklarına özel serinletici şeftali içeceği tarifi
	
	
Sıcak yaz aylarında sağlıklı içecekler içerek serinlemek isteyenler için lezzetli ve pratik bir tarif:

	
• 1 adet orta boy şeftali

	
• 1 su bardağı hindistan cevizi sütü

	
• 2 yemek kaşığı yulaf

	
• 1 tatlı kaşığı bal

	
•10 adet çiğ badem

	
• Biraz tarçın

	
Tüm malzemeler blenderdan geçirilerek serinletici ve sağlıklı bir içecek olarak tüketilebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 31 Aug 2018 12:08:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zeytinyağı Viagra'dan daha etkili]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/zeytinyagi-viagra-dan-daha-etkili-133/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/zeytinyagi-viagra-dan-daha-etkili-133/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C3A15F-5735F3-5CB48D-FC138F-FF3514-93AD50.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atina Üniversitesi&#39;nin araştırmasına göre, zeytin zengini bir rejim yapmak kalpteki kan akışını güçlendirerek cinsel iktidarsızlığı da azaltıyor. İngiltere&#39;de yayınlanan Daily Telegraph gazetesinin haberine göre 600 erkeğin katıldığı araştırma, günde en az 9 çorba&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C3A15F-5735F3-5CB48D-FC138F-FF3514-93AD50.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atina Üniversitesi&#39;nin araştırmasına göre, zeytin zengini bir rejim yapmak kalpteki kan akışını güçlendirerek cinsel iktidarsızlığı da azaltıyor.

	
İngiltere&#39;de yayınlanan Daily Telegraph gazetesinin haberine göre 600 erkeğin katıldığı araştırma, günde en az 9 çorba kaşığı zeytinyağı tüketenlerde iktidarsızlık riskinin diğerlerine göre daha az olduğunu gösteriyor.

	
Bu kişilerde testosteron seviyeleri de, az zeytin tüketenlere göre yüzde 40 daha fazla.

	
&#39;Viagra yerine zeytinyağı&#39;
		
	
Araştırma ekibinin lideri Dr Christina Chrysohoou, uzun vadede bir erkeğin cinsel gücünü artırmak için &#34;Viagra&#39;ya değil zeytinyağına&#34; başvurmasını öneriyor.
	
	
	
	
	Chrysohoou, &#34;Bu, cinsel fonksiyon sorunları için ilaçsız bir çözüm. Viagra ise uzun vadeli bir çözüm değil; sadece cinsel kapasitede kısa süreli bir etki yaratıyor&#34; diyor.
	
		
	Araştırmacılara göre zeytinyağı, diyabet ve obezite gibi riskleri de sınırlıyor.
	
		
	Telegraph, araştırmayla ilgili 1990&#39;larda Viagra&#39;yı bulan ekipten Prof. Mike Wyllie&#39;nin de görüşünü aldı.
	
		
	&#39;Toplumda hâlâ ilaca başvurma eğilimi baskın&#39;
		
		
	Mike Wyllie, rejim ve yaşam tarzındaki değişikliğin cinsel fonksiyonları da etkileyeceği yönündeki mesajın geçerli olduğunu söyledi.
	
		
	Sertleşme bozukluklarının yaklaşık yüzde 80&#39;inin kalp damar sağlığıyla ilintili olduğunu vurgulayan Wyllie, erkeklerin bu mesajı alacağındansa emin değil.
	
		
	Wyllie &#34;Ne yazık ki toplumda halen ilaca başvurma eğilimi baskın çıkıyor. İnsanlar yaşam tarzlarını değiştirmeye yanaşmıyor&#34; diyor.
	
		
	İngiliz Kalp Vakfı&#39;ndan Julie Ward da, araştırma sonuçlarını destekliyor.
	
		
	&#34;Penisteki kan damarlarının çok dar olması nedeniyle, erekte olma ya da ereksiyonu sürdürme gibi sıkıntılar, damar tıkanıklığının ilk işaretleri olabiliyor&#34; diyen Ward şöyle devam ediyor:
	
		
	&#34;Damarların incelmesi kalp krizi ve felç riskini de artırıyor. Cinsel sağlık için damar tıkanıklığı ve diyabet gibi unsurların da erkenden araştırılması ve tedavi edilmesi gerekli.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 30 Aug 2018 03:59:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karpuzun 6 önemli faydası...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kaerpuzun-6-onemli-faydasi-356/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kaerpuzun-6-onemli-faydasi-356/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0074E8-B7819B-5E2F2E-993BEF-497AEA-1E20DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Miktar kişiye göre değişir 1 porsiyonu 200 gram olan karpuzun 50-60 kaloridir. Yazın hem hafif hem de sağlıklı bir yemek için karpuz gün içinde öğünlere eklenebilir. Ama karpuz da her meyve gibi fruktoz (meyve şekeri) içerir ve kalorisi vardır. Kişinin tüketeceği karpuz miktarı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0074E8-B7819B-5E2F2E-993BEF-497AEA-1E20DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Miktar kişiye göre değişir

	
1 porsiyonu 200 gram olan karpuzun 50-60 kaloridir. Yazın hem hafif hem de sağlıklı bir yemek için karpuz gün içinde öğünlere eklenebilir. Ama karpuz da her meyve gibi fruktoz (meyve şekeri) içerir ve kalorisi vardır. Kişinin tüketeceği karpuz miktarı alması gereken kaloriye göre değişir. Alınması gereken kalori de kişinin cinsiyetine, hareketine, sağlık durumuna, boy ve kilosuna göre değişir. Günde ortalama 2-3 porsiyon karpuz tüketilebilir ama bu miktar kişiye göre değişir.

		
Şeker hastaları ölçülü tüketmeli

	
Karpuzu herkes tüketebilir. Karpuzun sıvı içeriği yüksek olduğu için sıvı kısıtlaması olan böbrek hastalarının dikkat ederek tüketmeleri gerekebilir. Şeker hastaları karpuz tüketebilir ama porsiyona dikkat etmelidir. Çünkü meyve şekeri kan şekerini yükseltir ve miktarı fazla olursa kan şekerinde istenmeyen yükselmelere neden olur. Diyabetli kişiler karpuz tüketecekleri zaman porsiyona dikkat etmeli 1 öğünde 1 porsiyondan fazla tüketmemelidir.

	
Faydaları saymakla bitmiyor

	
Günlük meyve ihtiyacını karşılar.
Lif içerdiği için bağırsakları çalıştırır.
Su içerdiği için günlük tüketmemiz gereken sıvı ihtiyacını karşılar.
Kırmızı meyvelerde antosiyanin ve likopen yüksektir ve bunlar kalp hastalıkları, kalp krizi ve bazı kanser türlerine (özellikle prostat) karşı koruyucudur.
C vitamini ve folik asit yüksektir. C vitamini hastalıklara karşı koruyucu en iyi antioksidan vitaminlerden biridir.
Kırmızı meyveler inflamasyonu azaltır ve antioksidan özelliklere sahip bazı flavonoidler içerir. Karpuzun bu nedenle hastalıklara karşı koruyucu ve bağışıklığı güçlendirici etkisi vardır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 21 Jul 2018 19:30:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tatlının üzerine bir parça peynir yiyin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tatlinin-uzerine-bir-parca-peynir-yiyin-230/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tatlinin-uzerine-bir-parca-peynir-yiyin-230/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9C8FA2-FA0ACB-AE7643-F88BA8-9E0210-80E448.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ramazan'ın bitmesine sayılı günler kaldı. Oruç sonrasında bol bol tatlı, şekerleme ikramları sunulacak. Ramazan Bayramı'nda sıklıkla tüketilen şekerleme, çikolata, tatlı ve asitli içecekler ise dişlerin çürümesine zemin hazırlayabilir. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, &#34;Bayramda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9C8FA2-FA0ACB-AE7643-F88BA8-9E0210-80E448.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ramazan'ın bitmesine sayılı günler kaldı. Oruç sonrasında bol bol tatlı, şekerleme ikramları sunulacak. Ramazan Bayramı'nda sıklıkla tüketilen şekerleme, çikolata, tatlı ve asitli içecekler ise dişlerin çürümesine zemin hazırlayabilir. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, &#34;Bayramda dişlerinizi fırçalamak yetmez; diş aralarında kalan tatlı artıkları veya lokum gibi dişlere yapışan şekerlemeler için kürdan değil, mutlaka diş ipi kullanılması gerekiyor" diyerek uyarıyor.

		
DİŞ İPİ KULLANIN

	
Ramazan Bayramı'nda ziyaret edilen hemen hemen her evde tatlı tüketildiğini belirten Kökdemir, dişlerin düzenli fırçalanmamasıyla oluşacak diş çürüklerinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Tatlı ve asitli içecek tüketiminin en aza indirilmesi gerektiğini belirten Diş Hekimi Pertev Kökdemir, &#34;Dişler ne kadar fırçalanırsa fırçalansın, diş ipi kullanılmadıktan sonra diş çürümelerinin önüne geçilemez" dedi.

	
ÖĞÜNLERDEN HEMEN SONRA TÜKETİN

	
Diş hekimi Pertev Kökdemir, Ramazan Bayramı'nda ağız ve diş sağlığının korunması için önerilerde bulundu:

	
Tatlı, şeker, lokum veya çikolata gibi yiyecekler ağız içerisinde asidik bir ortam oluşturarak dişlerde çürümeye neden olur. Bu çeşit gıdalar, mümkün olduğunca öğünlerden hemen sonra tüketilmelidir.
	
	
Asidik ortamın bazik ortama dönüşmesini sağladığından dişlerinizi fırçalayamadığınız yerlerde peynir yiyin. Asidik ortamı azaltmak için ağzınızı bol suyla çalkalayın.
	
	
Tatlı tüketiminin hemen arkasından bol ılık su için ya da şekersiz sakız çiğneyin. Bol su tüketimi ağız kokusunun giderilmesinde de fayda sağlar.
	
	
Diş aralarına sıkışan gıda artıkları kürdan gibi sert maddeler kullanılarak uzaklaştırılmaya çalışılmamalı, diş etlerine zarar verilmemeli.
	
	
Lokum gibi yapışkan şekerlemeler tükettiğiniz zaman dişlerinizi fırçalamak yeterli olmaz, diş aralarında kalan bu şekerlemeler ancak diş ipi kullanılarak uzaklaştırılabilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 12 Jun 2018 10:40:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bayramda ikramlar dengeli tüketilmeli]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bayramda-ikramlar-dengeli-tuketilmeli-127/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bayramda-ikramlar-dengeli-tuketilmeli-127/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_63B101-5E9F12-A47B1E-70BB62-89B899-C1675E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ramazan Bayramı ve sonrasında öncelikli amacın Ramazan ayı boyunca yavaşlayan metabolizmayı tekrar eski haline getirebilmek olduğunu söyleyen Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, &#34;Metabolizmayı hızlandırmak ancak öğün sıklığını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_63B101-5E9F12-A47B1E-70BB62-89B899-C1675E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ramazan Bayramı ve sonrasında öncelikli amacın Ramazan ayı boyunca yavaşlayan metabolizmayı tekrar eski haline getirebilmek olduğunu söyleyen Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, &#34;Metabolizmayı hızlandırmak ancak öğün sıklığını artırmak ve egzersiz yapmak önemli. Bunun için 2,5-3 saat ara ile küçük öğünler tüketmek ve gün boyu aktif olmaya dikkat edilmeli" açıklamasında bulundu.

	
Ağır yiyeceklerden uzak durulmalı

	
Ağır yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Sibel Mumcu, &#34;Gün boyu boş kalmaya alışan bir mideye, birdenbire çok miktarda ve hazmı zor yiyecekler ile yüklenmek sindirim sistemi problemlerine neden olur. Besinlerin yavaş tüketilmesi ve iyi çiğnenmesi de rahat bir sindirim için önemli" şeklinde konuştu.

	
Tatlı isteği sütlü veya meyveli tatlılarla karşılanabilir

	
Bayramlarda özellikle şekerli yiyeceklerin tüketildiğine değinen Diyetisyen Sibel Mumcu, &#34;Çeşitli şekerler, çikolatalar, baklava, pasta, börek gibi tatlılar ve hamur işleri gibi geleneksel bayram ikramları kan şekerini hızla yükselten, enerji içeriği yüksek gıdalar olduğu için bu besinlerin tüketimine dikkat edilmeli" dedi. Tatlı tüketme isteğinin şerbetli ağır tatlılar yerine taze ve kuru meyve, sütlü veya meyveli tatlılar ile karşılanabileceğini vurgulayan Mumcu, &#34;Misafire ikramda bulunurken de hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, taze veya kuru meyveler; şerbetler yerine taze sıkılmış meyve suları, az şekerli limonata, ayran gibi içecekler sunulabilir. Yazın sıcak günlerde miktarına dikkat etmek şartı ile dondurma alternatif bir seçenek olabilir" önerisinde bulundu.

	
Ramazan nedeniyle vücutta oluşabilecek sıvı kaybı yerine konmalı

	
Ramazan nedeniyle vücutta oluşabilecek sıvı kaybının tekrar yerine konması için günde en az 2 litre su içilerek sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata gibi sıvı gıdaların eklenmesi gerektiğini belirten Mumcu, bu dönemde çocuklara da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu: &#34;Ramazan Bayramı, her çocuğun sabırsızlıkla beklediği, heyecanla şeker topladığı özel bir bayramdır. Aşırı şeker ve şekerli besin tüketimi, büyüme gelişme çağındaki çocuklar için önemli bir tehlikedir. Sürekli şeker tüketilmesi açlık duygusunu ortadan kaldıracağı için öğünlerde sağlıklı besin tüketimini engeller, diş sağlığı açısından zararlıdır, mide ve bağırsaklarda aşırı hassasiyete neden olur. Bu nedenle çocukların sadece ve sürekli şeker, çikolata tüketmelerini engellemek, bunun yerine sütlü tatlı, meyve gibi besinleri tüketmelerini teşvik etmek yerinde olur."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 12 Jun 2018 10:38:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karpuzun 8 önemli faydası...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/karpuzun-8-onemli-faydasi-150/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/karpuzun-8-onemli-faydasi-150/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5A508C-7C2CDF-16B344-89B316-134750-97CEF9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan &#34;2 dilim (280 gram) karpuz 80 kalori olup; 20 gr şeker, 270 mg potasyum, 17 gr A vitamini, 21 gr C vitamini, 4 gr demir, 1 gr lif içerir. Yüksek potasyum içeriğinden dolayı böbrek hastaları mutlaka doktoruna danışmalı.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5A508C-7C2CDF-16B344-89B316-134750-97CEF9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan &#34;2 dilim (280 gram) karpuz 80 kalori olup; 20 gr şeker, 270 mg potasyum, 17 gr A vitamini, 21 gr C vitamini, 4 gr demir, 1 gr lif içerir. Yüksek potasyum içeriğinden dolayı böbrek hastaları mutlaka doktoruna danışmalı. İnsülin direnci, hipoglisemi, diyabet hastası olan kişilerin de karpuz tüketirken porsiyon kontrolüne çok dikkat etmeleri 2 dilimi (280 gr) aşmamaları gerekir. Özellikle diyabet hastaları karpuzu peynir ile tüketirse kan şekeri dengesini sağlamış olur" diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, Ramazan sofralarında da tercih edilen karpuzla gelen 8 faydayı anlattı, karpuzla yapabileceğiniz 3 lezzetli tarif verdi…

	
Ödemi azaltıyor

	
Karpuz, su oranı çok yüksek bir meyve olduğundan diüretik özelliği bulunuyor yani sık sık idrara çıkarıyor. Bu nedenle ödem problemi yaşayanlar için yaz aylarında ilaç gibi bir besin. Suyun yanı sıra lif içeriği sayesinde de kabızlığı önlemeye yardımcı olan karpuz, sağlıklı bir sindirim sistemi için düzenliliği destekliyor.

	
Kan basıncını dengeliyor

	
Karpuzda bulunan potasyum ve magnezyum miktarı, kan basıncını yani tansiyonu düşürüyor. Potasyum 'vazodilatatör' olarak kabul ediliyor yani kan damarları ve arterler üzerindeki gerginliği serbest bırakıp, böylece kan akışını uyarıyor. Kardiyovasküler sistem üzerindeki stresi azaltıyor. Karpuzda bulunan karotenoidler arter duvarlarının ve damarlarının sertleşmesini de önleyerek kan basıncı, kan pıhtıları, felç, kalp krizi ve damar tıkanıklığı risklerini azaltmaya yardımcı oluyor.

	
Saç ve cilt sağlığını koruyor

	
Karpuz içerdiği A ve C vitaminleri sayesinde saçlarımız ve cildimiz için de mükemmel bir besin. Yüksek su oranı ve saçları nemlendiren sebum üretiminde gerekli A vitamini içeriği sayesinde cildi daha canlı ve güzel gösteriyor. C vitamini de cildi sağlıklı, esnek ve güçlü kılan bir protein olan kolajen yapımına yardımcı oluyor; cilt hücrelerini oluşturmasının yanında hücreleri onarıyor.

	
Kansere karşı savaşıyor

	
Kırmızı renginden de anlaşıldığı gibi karpuz antioksidanlardan zengin bir meyve. İçerdiği likopen isimli antioksidan kanser hücrelerini bloke ediyor ve vücudun savunma sistemi olan bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yine içerdiği yüksek C vitamini sayesinde vücutta kanser oluşumunu sağlayan serbest radikallerin oluşumunu engelliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar karpuzun özellikle prostat kanserine karşı koruyuculuğunu ortaya koyuyor.

	
Kalp sağlığını koruyor

	
Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan &#34;Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan &#34;Cucurbocitrin" adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Tekli ve çoklu yağ asitlerinden zengin olan karpuz, kandaki kötü kolesterolü düşürerek kalp sağlığını da koruyor. Her gün 1 avuç karpuz çekirdeği yeterli olacaktır. Çiğnemek veya doğrudan yutmak fark etmeyecektir. Çiğ olarak tadını sevmeyenler fırında kavurarak da tüketebilir" diyor.

	
Uykuyu düzenliyor

	
Karpuz, yüksek magnezyum içeriği ile kaliteli uyumaya yardımcı oluyor. Uyku bozukluklarını ve uykusuzluk oluşumunu azaltıyor.

	
Hafızayı güçlendiriyor

	
Hücre zarlarının yapısının korunmasında, sinir iletiminin sağlanmasında görev alan yağ asitlerinden zengin karpuz çekirdeği, bu etkileri sayesinde öğrenmeyi kolaylaştırarak, hafızayı güçlendiriyor. Ayrıca yağ emilimine yardımcı oluyor, kronik inflamasyonu azaltıyor.

	
Kasları rahatlatıyor

	
Spordan hemen sonra karpuz ve karpuz suyu tüketilmesi kas ağrısını azaltmaya yardımcı oluyor, kasları güçlendiriyor, egzersiz sonrası toparlanma sürecini hızlandırıyor. Hızlı kas toparlanması için spordan hemen sonra 1 bardak karpuz suyu içilebilir.

	
Beslenme ve Diyet Uzmanından karpuzlu 3 lezzetli tarif

	
KARPUZ SMOTHIE (200 kalori)

	
2 dilim karpuz

	
5 adet çilek

	
1 limonun suyu

	
1 tatlı kaşığı bal

	
Yapılışı: Karpuz doğranıp çileklerle beraber 1-2 saat buzlukta bekletilir. Buzluktan çıkarılan karpuz ve çilekler, limon suyu ve bal ile beraber blenderdan geçirilir, bardaklara paylaştırılarak, dilerseniz üzerine taze nane yapraklarıyla servis edebilirsiniz.

	
KARPUZLU SALATA (180 kalori)

	
2 Dilim karpuz

	
1 bardak kıyılmış roka

	
5-6 adet mozarella peyniri

	
Yapılışı: Karpuzları küp küp doğrayın. Kıyılmış rokaların üzerine ekleyin. En üstüne de mozarella peynirlerini ekleyerek servis yapabilirsiniz.

	
KARPUZ PİZZA (150 kalori /1 dilim)

	
4 pizza dilimi şeklinde kesilmiş karpuz

	
4 kaşık lor peyniri

	
4-5 dal nane

	
Yapılışı: Pizza dilimi şeklinde olan karpuzları tabağa yerleştirin. Üzerine lor peynirlerini ekleyin. Nane yapraklarıyla süsleyerek servis yapabilirsiniz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 05 Jun 2018 10:48:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Her derde deva yaz meyveleri]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/her-derde-deva-yaz-meyveleri-724/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/her-derde-deva-yaz-meyveleri-724/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4E2914-037374-FFB6B2-94DA46-3E6BDC-062F9F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tabii miktarını aşmamak şartıyla. 1 porsiyon meyvenin pratik olarak avuca sığacak kadar olması gerektiğine dikkat çeken Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel yaz meyvelerinin faydalarını anlattı. KARPUZ: Yazın en gözde meyvesidir. Bol su içerir, likopen ve beta-karotenden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4E2914-037374-FFB6B2-94DA46-3E6BDC-062F9F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tabii miktarını aşmamak şartıyla. 1 porsiyon meyvenin pratik olarak avuca sığacak kadar olması gerektiğine dikkat çeken Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel yaz meyvelerinin faydalarını anlattı.

	
KARPUZ: Yazın en gözde meyvesidir. Bol su içerir, likopen ve beta-karotenden zengindir. Kolesterol ve prostat kanseri için önleyicidir ve damarlarda kan akımını hızlandırır.

	
ÇİLEK: En önemli antoksidanlardan C vitamini içerir ve vücut hücrelerini hasara karşı korur. Dolayısıyla kanser ve kalp hastalıkları gibi hastalıklara karşı koruyucudur, cildin yine yenilenmesinde C vitamini çok önemlidir.

	
KAYISI: Sarı meyveler A vitamini ve beta-karotenden zengindir. Bunun dışında C vitamini, potasyum ve bol lif içerir. Göz ve kalp sağlığı için önemlidir, ayrıca boşaltım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.

	
KİRAZ: &#34;Kiraz yersen kiraz sapına dönersin" diye boşuna dememişler. Kiraz C vitamini ve bol potasyum içerir. Potasyumu yüksek olduğundan vücutta fazla biriken suyu atmaya yardımcıdır. İçinde buluna kuarsetin kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, kolesterol düşürücüdür.

	
TAZE ÜZÜM: Yüzyıllar öncesinden beri en kıymetli meyvelerdendir. Tazesi, kurusu, pekmezi her şekliyle birçok faydası vardır. Bol lif, C vitamini ve potasyum içerir. Üzüm çekirdeği zaten bilinen bir antioksidandır. Üzüm kabuğundaki resveratrol ise C ve E vitamininden bile güçlü antioksidandır ve kansere karşı koruyucudur.

	
BUNLARI UNUTMAYIN

	
Yeşil çay ve beyaz çay günde en fazla 2-3 fincan yeterlidir. Bu çayların antioksidan oranı siyah çaya göre daha yüksektir ama kafein içerdikleri için de istediğimiz kadar tüketebiliriz anlamına gelmez. Aşırı tüketimi(Günde 5-6 fincan) fayda sağlayacakken zararlı olabilir, çarpıntı yapar, sinir sistemini uyarır, vücuttan su atar vb.
Çayı demlerken dikkat! 1 dakikada demlenen çay 3 dakika demlenenden yarı yarıya daha az kafein içerir.
D vitamininin ana kaynağı güneştir, yüzde 80-90 güneş ışınlarından elde edilir. Besinlerden ise düşük miktarda alınır, süt, yoğurt, ekmek ve kahvaltılık tahıllar (D vitamini ile zenginleştirilmiş) başlıca kaynaklardır. Yağlı balık ve yumurta da doğal olarak D vitamini bulunur. Daha az miktarda et ve peynirde bulunur.Ancak yine de D vitamini için güneş ışınlarına ihtiyaç vardır. El ve yüz bölgesinin yaklaşık 15 dakika kadar güneşlendirilmesi gerekir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 05 Jun 2018 10:46:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Obeziteye sebep olan beslenme hataları]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obeziteye-sebep-olan-beslenme-hatalari-730/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obeziteye-sebep-olan-beslenme-hatalari-730/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F449DF-75E2F5-AA2067-660137-D55C6F-0402E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan obeziteyi ve risk faktörlerini anlattı. Sanayileşmenin Obeziteye Etkisi Büyük! Günümüzde sanayinin gelişmesi ile birlikte birçok hazır gıdaya ulaşım kolaylaşmış, küçük yaşlarda başlayan beslenme bozukluğuna&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F449DF-75E2F5-AA2067-660137-D55C6F-0402E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan obeziteyi ve risk faktörlerini anlattı.

	
Sanayileşmenin Obeziteye Etkisi Büyük!

	
Günümüzde sanayinin gelişmesi ile birlikte birçok hazır gıdaya ulaşım kolaylaşmış, küçük yaşlarda başlayan beslenme bozukluğuna bağlı obezite insidansı yükselmiştir. Düzensiz beslenmeye ek olarak, hareketsiz yaşantı, stres faktörünün günlük yaşantıda baskın olması gibi etkenler genetik meyil ile birleştiğinde ne yazık ki kişinin genel sağlık durumunu tehdit etmeye başlıyor. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18&#39;i, kadınlarda ise yüzde 20-25&#39;ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30&#39;un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

	
Obezitede Risk Faktörlerini Tanıyın

	
Obezitenin oluşmasında başlıca risk faktörleri vardır. Bunları sıralamak gerekirse; aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, hormonal ve metabolik etmenler, sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama, kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb), sigara- alkol kullanma durumu gibi etkenler başı çekmektedir.

	
Hastalar Diyetlerini Ömür Boyu Sürdürülmelidir

	
Obezite tedavisinde amaç, obeziteye ilişkin hastalık ve ölüm risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Verilen kilolara ek, bireyler yaşam standartını değiştirmeyi de göze alabilmeli ve diyeti gelir geçer bir durum olarak nitelendirmeden hayat boyu sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları edinmelidir. Bu durum böyle olmadığında ise ne yazık ki obez bireylerde kaybedilen vücut ağırlığı sıklıkla ve hızla geri alınmaktadır. Kilo kaybeden bireylerin ancak yüzde 5'i ulaştıkları kiloyu koruyabilmekte, büyük bir çoğunluğu ise tekrar kilo almaktadır. Ayaküstü (fast-food) yenen karbonhidrattan ve rafine şekerden zengin, bitkisel liflerden fakir, aşırı yağlı beslenme şekli obeziteye yol açan önemli faktörlerden birkaçıdır.

	
Obeziteye Sebep Olan 4 Beslenme Hatası!

	
Obeziteye neden olan başlıca hatalı beslenme alışkanlıklarını sıralamak gerekirse;

	
-Yemek yerken başka aktiviteler ile meşgul olunması; toplumumuzda çok sık karşılaştığımız yeme bozukluğu sebebidir. Dış uyaranların açık olması, televizyon karşısında yemek yeme, bilgisayarda çalışırken yemek yeme ve en çokta ebeveynlerin çocukları oyun parkında oynarken ya da televizyon karşısında iken doyma hissiyatlarının önüne geçerek ağzına yemek vermesi.

	
- Akşam yemekten sonra karbonhidrat kaynağı besin tüketimine devam etmek; tatlı, hazır paketlenmiş ürün, çikolata, gazlı içecek ya da şekerli içecekler, yemek sonrası fazla miktarda meyve tüketimi bunlar arasında sayılabilir.

	
-Normal ihtiyacın üstünde besin alımı; özellikle çalışan kişilerde sağlıklı besinler yerine fast-food tarzı enerji yoğunluğu yüksek besinlerin çok tüketilmesi, kızartılmış ve kavrulmuş besinleri sık tüketmek

	
-Günlük su tüketiminin az olması, su yerine yüksek enerjili içeceklerin tercih edilmesi olarak sıralanabilir.

	
Obezite, Tek Başına Mücadele Edebileceğiniz Bir Hastalık Değildir!

	
Obezitenin tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımın baz alınması gerekmektedir. Hekim, diyetisyen, psikolog ve fiziksel aktivite denetiminde belki bir fizyoterapist ile gerekli adımlar tamamlanmalı, alışkanlıklar değiştirilmeye çalışılarak sağlık için yenmeli ve günlük egzersizler yapılmalıdır. Zira ne yazık ki obezite tek başına mücadele edebileceğiniz bir hastalık değildir.

	
&#34;Kombine Tedaviler" Başarı Sağlar

	
Obezitede beslenme tedavisi ve fiziksel aktivitenin artırılması ile birlikte davranış değişikliği tedavisi kesinlikle gereklidir. Beslenme tedavisi ve egzersizin davranış değişikliği tedavisi ile birlikte kullanıldığı &#34;kombine tedaviler" hem ağırlık kaybını sağlamada hem de kaybedilen ağırlığın korunmasında büyük başarı sağlar. Obezite tedavisinde, egzersiz büyük önem taşır. Obezler, genellikle az hareket etme eğilimindedirler. Ancak düşük kalorili diyetler ile birlikte çok ağır egzersiz programlarının uygulanması da doğru değildir. Maksimum kalp hızının yüzde 60-70 ne ulaşmayı sağlayan bir egzersiz programının 20-30 dakika, haftada 4-5 kez veya 45-60 dakika, haftada 2-3 kez uygulanması uygun olacaktır.

	
TV ve Bilgisayar Başında Yemek Yiyenler Dikkat!

	
Kilo vermek amacı ile başvuran bir hastaya hazır bir diyet listesi verip bu listeye uyup kontrole gelmesini söylemek başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Amaç hastanın yeme ve aktivitesiyle ilişkili alışkanlıklarında farkındalığı ve değişimi sağlamaktır. Çocuklar ve gençlerde fiziksel aktivite düzeyinin azaldığı, TV veya bilgisayar başında giderek daha fazla zaman geçirildiği bilinmektedir. Bu nedenle obezite ile sonuçlanabilecek bu tür yanlış alışkanlıklardan ve davranışlardan uzaklaşılması için birinci basamak hekimi mutlaka bu konu üzerinde durmalı ve bu konuya zaman ayırmalıdır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 22 May 2018 11:34:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sağlıklı bir ramazan için 10 öneri]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/saglikli-bir-ramazan-icin-10-oneri-986/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/saglikli-bir-ramazan-icin-10-oneri-986/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFE31C-A1D560-FB444A-9802C3-BB90EE-6B85B9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Diyarbakır Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzman Diyetisyen Özlem Tay, sağlıklı bir ramazan ayı geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. 1- Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edin Ramazan ayında tüketilen besinlerin pişirilme yöntemleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFE31C-A1D560-FB444A-9802C3-BB90EE-6B85B9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Diyarbakır Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzman Diyetisyen Özlem Tay, sağlıklı bir ramazan ayı geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

	
1- Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edin

	
Ramazan ayında tüketilen besinlerin pişirilme yöntemleri konusunda dikkatli olunmalıdır. Kızartma usulü ile pişirilmiş yemekler yerine ızgara, fırında, haşlama veya buğulama yöntemleri tercih edilebilir. Böylelikle mide krampları, reflü, mide yanması ve hazımsızlık riski en aza indirilmiş olur.

	
2- Orucu hurma ve kuru kayısı ile açın

	
Uzun süren açlık sonrası iftarda kalorisi fazla olan besinlere yönelim fazla olmaktadır. Orucu hurma ve kuru kayısı gibi meyvelerle açmak, bu eğilimi azaltabilir. 10-15 dk sonrasında kuru fasulye, nohut, yarma ve yoğurt ile hazırlanan ayran aşı çorbası, mercimek veya cacık tercih edilebilir. İftarda tüketilen çorba, cacık gibi sulu besinler hem bir miktar sıvı ihtiyacını karşılayacaktır hem de mide doygunluğunu artıracaktır.

	
3- Yemeği yavaş yavaş tüketin

	
İftar sofralarında yemeği hızlı bir şekilde ve az çiğneyerek tüketmek yerine, küçük lokmalar halinde yavaş yavaş yemek uygun olacaktır. Çünkü hızlı ve aşırı miktarda besin ile mideye yüklenme, ani gerginlik ve tansiyon yükselmesi ile nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açar.

	
4- İftarda pide sahurda tam buğday ekmeği tercih edin

	
Bir ramazan klasiği olan pide, iftarda tercih edilmelidir. Sahurda ise tam buğday veya tam çavdar ekmeği tercih edilmelidir. Çünkü tam tahıllı unlardan yapılmış ekmekler daha uzun süre tok tutarak oruç tutan kişinin acıkmasını geciktirir. Ayrıca 1 avuç içi büyüklüğündeki pidenin yaklaşık 50-70 kalori yani 1 dilim ekmek kalorisine eş değer olduğu da unutulmamalıdır.

	
5- Ana yemeğin yanında yoğurt veya ayran tüketin

	
İftarda, çorbadan sonra bir miktar etli sebze yemeği, ızgara, zeytinyağlı sebze yemeği ile beraber yoğurt veya ayran tercih edilebilir. Yemekten sonra ise mevsim itibarıyla karpuz, kavun, şekersiz veya az şekerli olarak hazırlanan komposto tüketilebilir. Yemekten 1 saat sonra ufak bir porsiyon sütlü tatlı ile devam edilebilir.

	
6- Su tüketimine dikkat edin

	
Ramazan ayının sıcak günlere denk gelmesi ve vücudun su ihtiyacının artması, yeterli miktarda sıvı ve su alımı ramazanda daha da önem kazanır. Günlük su ihtiyacı 1,5-2 LT iken, sıcak aylarda bu gereksinim 2-2,5 LT' ye çıkmaktadır. Sıvı ihtiyacının karşılanması için yeterli su tüketiminin yanı sıra, taze sıkılmış meyve ve maden suları, az şekerli veya şekersiz meyve kompostoları, kavun, karpuz gibi yaz meyveleri tüketilmelidir. Meyve tercihleri küçük porsiyonlar olmalıdır.

	
7- Her besin grubundan dengeli olarak tüketin

	
İftar sofrasında farklı besinlere yer vermeye çalışılmalıdır. Kırmızı et, balık, baklagiller, sebze yemeği dengeli bir şekilde 1 hafta boyunca tüketilebilir. Böylelikle sağlıklı bir beslenme düzeni sağlanabilir.

	
8- Kabızlık sorununa karşı önlem alın

	
Uzun süre aç kalmak, kabızlık sorununun artmasına sebep olabilir. Bu nedenle Ramazan ayında bol lifli ve posalı yiyeceklere ağırlık verilmelidir. Tam buğday veya kepekli ekmek, bulgur pilavı, kuru baklagiller tercih edilmesi, taze sebze ve meyve tercihleri bu dönemde yaşanabilecek kabızlık sorununun önüne geçecektir. Kabızlık sorunu yaşamamak için yeterli su tüketimi de son derece önemlidir.

	
9- İftardan sonra yürüyüş yapın

	
Ramazan ayı boyunca kilo almamak, formda kalmak ve sağlıklı beslenmek için mutlaka sahura kalkmak gerekir. İftardan sonra ise mümkün olduğunca hareket artırılmalı, egzersizler yapılmalı ve yürüyüşlere çıkılmalıdır.

	
10- Kronik hastalıkları olanlar oruç tutmak için doktoruna danışmalı

	
Oruç tutması sakıncalı olan hasta grupları, doktorlarının önerilerine uygun hareket etmelidir. Tansiyon, şeker ve kolesterol hastaları da oruç konusunda doktorunun uyarısına uymalıdır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 15 May 2018 11:01:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Oruç tutarken metabolizmanızı hızlandıracak 6 besin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/oruc-tutarken-metabolizmanizi-hizlandiracak-6-besi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/oruc-tutarken-metabolizmanizi-hizlandiracak-6-besi/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_10C6F4-E8FDF4-CFB2FF-5739F7-17D4C4-CA18E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, ramazan ayında metabolizmayı hızlandırmak için önemli önerilerde bulundu. Metabolizmayı hızlandıran besinleri tüketirken miktarına ve sıklığına çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Mutlaka sahura&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_10C6F4-E8FDF4-CFB2FF-5739F7-17D4C4-CA18E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, ramazan ayında metabolizmayı hızlandırmak için önemli önerilerde bulundu.

	
Metabolizmayı hızlandıran besinleri tüketirken miktarına ve sıklığına çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Mutlaka sahura kalkılmalı, iftarda yemeğe çok yüklenmemeli, sıvı tüketimine dikkat edilmelidir.

	
Ramazan ayında metabolizma hızınızı artıracak gıdalar şöyle sıralanmaktadır:

	
Yoğurt: Günde 1-2 su bardağı kadar yoğurt tüketerek bağırsak motilitenizin düzenlenmesine katkıda bulunabilir aynı zamanda yağ yakımını hızlandırabilirsiniz. Bu yoğurdu iftarda 1 su bardağı kadar iftardan 2 saat sonra yine 1 su bardağı kadar tüketebilirsiniz.

	
Kefir: Her gün 1 su bardağı kadar kefir tüketerek bağırsak mikrofloranızın yararlı bakterilerce zenginleşmesini sağlayabilirsiniz. Yapılan birçok çalışma probiyotiklerin kilo verme üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Kefir de güçlü bir probiyotik kaynağıdır. Bu nedenle düzenli kefir tüketimi kilo verme süreçlerini olumlu etkilemektedir. Sahur öncesinde tüketeceğiniz 1 su bardağı kefir ile metabolizmanızı destekleyebilir kilo verme sürecinizi kısaltabilirsiniz.

	
Yumurta: Örnek protein olarak bilinen yumurta verdiği tokluk hissi sayesinde gün içerisindeki enerjinizin yüksek kalmasına yardımcı olur. İçerdiği lesitin sayesinde de karaciğerin yenilenmesine yardımcı olur. Karaciğer tek başına vücuttaki birçok işlevin ana organıdır onun yenilenmesi demek vücudun yenilenmesi demektir. Bu sayede metabolizmanızın yenilenmesine destek olur ve kilo verme süreçlerini kolaylaştırır. Kolesterol yüksekliği gibi bir sağlık probleminiz yoksa gönül rahatlığı ile sahur sofralarınızda 1 yumurta tüketebilirsiniz.

	
Acı biber: Jalepeno, chili biberi içerdiği capsaicin maddesi sayesinde damarlarda plak oluşumunu ve yağ birikimini önler. Aynı zamanda da kalp atışlarını hızlandırır. Bu sayede dolaşıma katkıda bulunur ve metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer herhangi bir mide problemi yaşamıyorsanız günde 1 çay kaşığı kadar bu biberlerden yapılan pul biberi ya da biberlerin tazelerini beslenmenize ekleyebilirsiniz. Yoğurtla birlikte tüketilmesi oluşabilecek yanmaları engelleyecektir. Ancak acıya karşı bir hassasiyetiniz varsa tüketmemelisiniz.

	
Avokado: Avokado özellikle karın bölgesi yağların yakımında etkilidir. Tekli doymamış yağ asitler ve oleik asit açısından zengin olduğundan karın bölgesi yağların yakını destekler. İftarda tercih edeceğiniz çorbaları avokado yağı ile pişirerek kilo verme sürecinizi destekleyebilirsiniz. 4-5 kişilik 1 tencere çorbaya en fazla 2 çorba kaşığı kadar kullanılmalıdır. Ya da yarım avokadoyu salatalarınıza ekleyerek tüketebilirsiniz.

	
Hindistan cevizi yağı: İçerdiği MCT adı verilen yağ sitleri sayesinde yağ yakıcı bir etkiye sahiptir. Çünkü MCT yağ asitleri direkt olarak enerji üretmek için kullanılır ve depolama süreçlerine tüketim miktarı fazla olmadıkça girmez. Sahurda 1 çay kaşığı kadar tüketebilirsiniz.

	
İftar sonrası yağ yakan karışım tarifi

	
1 çay kaşığı zerdeçal + 1 çay kaşığı zencefil + 1 tatlı kaşığı bal + 3-4 damla limon

	
Tüm malzemeleri karıştırıp düzenli olarak yediğinizde hem bağışıklık sisteminize faydalarını hem de yağ yakımını hızlandırıcı etkisini görebilirsiniz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 14 May 2018 11:03:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sağlıklı bir ramazan için 7 önemi öneri]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/saglikli-bir-ramazan-icin-7-onemi-oneri-783/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/saglikli-bir-ramazan-icin-7-onemi-oneri-783/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E4FCCB-94483F-97CD6F-F5CE27-0EC8A2-2BCC20.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, oruç tutanlara sağlıklı kalma önerilerinde bulundu. 1. Sahur yapmadan, oruç tutmayın. Uykuya ara vermemek için sahura kalkmayıp, yemek yiyerek yatmak bu uzun günlerde kan şekeri düşüklüğüne bağlı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E4FCCB-94483F-97CD6F-F5CE27-0EC8A2-2BCC20.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, oruç tutanlara sağlıklı kalma önerilerinde bulundu.

	
1. Sahur yapmadan, oruç tutmayın. Uykuya ara vermemek için sahura kalkmayıp, yemek yiyerek yatmak bu uzun günlerde kan şekeri düşüklüğüne bağlı olarak çeşitli sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına sebep olacaktır Bu nedenle kesinlikle sahur öğünü atlanmamalıdır.

	
2- İftardan sonra ara öğün yapmayı ihmal etmeyin. İftarda hafif yemekler yiyerek sonrasında bir ara öğün yapmak, gün boyu boş kalan midenin sindirim için zorlanmasına engel olacaktır. Ara öğün olarak da meyve galeta veya leblebi gibi karbonhidrat kaynağıyla 1 bardak süt veya yoğurt tüketimi uygundur.
	
	
3- Sahurda kahvaltı tercih edin. Sahurda mideyi yormayan az yağlı bol protein içeren mönü tercih edilmelidir. Yüksek protein daha uzun tokluk hissi oluşturacağından orucun daha rahat tutulmasını sağlar. Haşlanmış 1 yumurta, az yağlı az tuzlu peynir çeşitleri, 1 bardak süt veya yoğurttan oluşan mönüye 3-4 dilim ekmek, susuzluğu önlemek açısından 1 porsiyon meyve ekleyerek güzel bir sahur mönüsü oluşturulabilir. Yumurta kullanarak yapılan az yağlı bir menemen veya yine yumurta kullanarak yapılan bir salata mönüdeki posa içeriğini artıracağından gün içinde yaşanabilecek kabızlık sorununu da ortadan kaldıracaktır.

	
4- İftarda kızartma, pilav, makarna ve şerbetli tatlılardan uzak durun. Gün boyu aç kalındıktan sonra kolayca doyulmayacağı hissi ile ağır yemeklerden oluşan menülerle hazırlanan sofralardan uzak durulmalıdır. Genellikle kızartma, börekler, pilav, makarna ve şerbetli tatlılar Ramazan sofralarını süsleyerek kilo artışına neden olmaktadır. Kilo alımını ve mide rahatsızlıklarını önlemek için; ağır kızartma yemekleri yerine hafif zeytinyağlı veya etli sebze yemekleri tercih edilmelidir. Kırmızı et ve beyaz et dengeli olarak tüketilmeli, tek yönlü seçim yapılmamalıdır. Her yemeğin yanına yakıştığı düşünülen pilav veya makarna gibi yağ içeriği yüksek olan karbonhidrat grubu yerine az miktarda Ramazan pidesi iftar mönüsü için daha uygundur. İftarda çorbayla yemeğe başlamak, sonrasında 10-15 dakika ara vermek ve daha sonra yemeğe devam etmek, yemek sonunda yaşanacak şişkinliği ortadan kaldıracaktır. Ayrıca iftarda tüketilen salata günlük alınan posa miktarını olumlu yönde etkileyerek kabızlık sorununu da engelleyecektir.Uzun süre açlığa bağlı olarak oluşan hipoglisemi nedeniyle ortaya çıkan tatlı isteği diğer günlere oranla Ramazan'da daha fazla olmaktadır. Bu isteği karşılamak amacıyla şerbetli ağır tatlılar yerine sütlü veya meyveli hafif tatlılara yer verilmelidir. Yemek sonrasında yenilen meyve veya oruç açarken tercih edilmesini önerilen hurma da tatlı isteğini kısmen azaltacaktır.

	
5- Sıvı tüketimine dikkat edin. Günlük su ihtiyacı 2-2,5 litredir. Uzun ve sıcak yaz günlerinde bu miktardan daha az su tüketimi başta böbrek rahatsızlıkları olmak üzere birçok sağlık problemini beraberinde getirecektir. Bunun yanında çok şekerli ve asitli içecekler yerine; komposto, ayran, taze sıkılmış meyve suyu gibi sağlıklı içecekler sıvı ihtiyacı karşılamak için tercih edilmelidir. Ancak sağlıklı da olsa bu içecekler asla suyun yerini almamalıdır.

	
6- Kabızlığı önlemek için posalı yiyeceklere ağırlık verin. Ramazan'da yaşanan sindirim sitemi problemlerinin başında kabızlık gelmektedir. Kabızlık nedeniyle yaşam kalitesini düşürmemek için posalı yiyeceklerin tüketimi önemlidir. Bu sebeple her gün iftarda salata, sebze yemeği ve meyve tüketimine dikkat edilmeli, ekmek çeşidi olarak tam buğday, çavdar veya kepek ekmeği tercih edilmelidir. İftarda ekmek yerine pide yenebilir, pide yendiği gün sahurda yine posalı ekmek tüketilmelidir. Ayrıca bağırsak florasını düzenleyici probiyotik içeriği yüksek olan kefir içimine özen gösterilmelidir. Kilo kontrolü için meyveli kefir yerine, sade kefir tercih edilmelidir.

	
7- Hamileler, şeker hastaları ve böbrek hastaları dikkat etmeli! Uzun süreli açlık ve susuzluk metabolizma dengesini bozacağından ciddi sağlık problemleri olan kişiler oruç tutmamalıdır. Şeker hastaları güz içinde az ve sık yiyerek kandaki şeker düzeyini koruyarak hastalıklarını kontrol altına alır. Fakat oruç tuttuklarında bu düzen bozulacağından ani şeker düşmesi ve ani şeker yükselmesi yaşayabilirler ki bu iki durumda çok tehlikelidir. Böbrek hastaları için ise sıvı alımı çok önemlidir. Gün boyu sıvı almamak böbreği yoracağından rahatsızlıklarının artmasına neden olacaktır. Hamilelerin de hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerinin sağlığını düşünerek oruç tutmaması önerilmektedir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 14 May 2018 10:59:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ramazanda gün boyu tokluk hissi için bulgur tüketin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/ramazanda-gun-boyu-tokluk-hissi-icin-bulgur-tuketi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/ramazanda-gun-boyu-tokluk-hissi-icin-bulgur-tuketi/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_28A010-098310-DD7ACA-8FA088-8F4BFE-BF1B12.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle lif oranı %30 daha fazla olan Başbaşı Bulgurun vücudun kan şekerini hızla yükseltip düşürmediği, ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi verdiğini belirtiyor. Gün boyu tokluk hissi için ramazan sofralarında özellikle iftarda karbonhidrat tüketilecekse lif zengini bulgura ağırlık&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_28A010-098310-DD7ACA-8FA088-8F4BFE-BF1B12.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle lif oranı %30 daha fazla olan Başbaşı Bulgurun vücudun kan şekerini hızla yükseltip düşürmediği, ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi verdiğini belirtiyor. Gün boyu tokluk hissi için ramazan sofralarında özellikle iftarda karbonhidrat tüketilecekse lif zengini bulgura ağırlık verilmesi oldukça önemli.

	
Ramazan ayında günlük beslenme tarzlarındaki değişim ve günlük öğün sayısındaki azalma metabolizmamızı değiştiriyor. Oruçluyken ideal kilo dengesini korumak ve sağlıklı kalmak için de beslenme biçimine ayrıca özen göstermek gerekiyor. Duru Bulgur Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, Ramazan ayını sağlıklı geçirebilmek için ağır ve yağlı yiyeceklerin yerine, sindirim sistemini yormayan hafif, lifli besinlerin tercih edilmesini öneriyor, Oruç tutarken halsiz ve bitkin düşmemek için 17 saatlik oruç süresinde tüketilmesi gereken besinler konusunda tavsiyelerde bulundu.

	
Tokluğun anahtarı bulgur

	
Beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine, enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten bulgur pilavının tüketilmesini öneren Duru Bulgur'un Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, ramazan boyunca oruç tutacak kişilerin yendikten sonra açlık hissini tetikleyen karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durmaları gerektiğini belirtti. Başbaşı Bulgurun hem lezzeti hem de içerdiği %30 lif miktarı ile diğer bulgurlardan bir adım öne çıktığını ifade etti. Bu nedenle oruç tutanlara lif oranı %30 daha fazla başbaşı bulguru tüketmelerini öneriyor.

	
17 saat süren açlıkla birlikte açlık kan şekerinin daha hızlı düştüğünü ve bu nedenle gün içinde halsizlik oluşabildiğini belirten Kenar; sahurda süt, yumurta, yoğurt ve peynir gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltıyı önerirken iftarda öncelikle çorba ile yemeye başlanmasını daha sonra hafif bir ana yemek yanında bol lifli bulgur, salata, sebze yemeklerinin yenmesini öneriyor. Aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması önerisinde bulunan Seçil Kenar'a göre ramazanda en sık görülen problemlerin başında kabızlık, çabuk acıkma ve kan şekerinin düşmesi geliyor. Bulgur ise yüksek lif oranı ve düşük glisemik indeksi sayesinde tüm bu sorunları yaşamanızı önlüyor.

		
İftarda çok yemenin önüne geçiyor

	
Türk ve dünya mutfaklarının vazgeçilmezi bulgur, barındırdığı vitamin ve mineraller açısından önemli bir besin kaynağı. Glisemik indeksi düşük bir besin olduğu için, şeker hastaları tarafından da rahatça tüketilebilen bulgur, ayrıca B vitamini ve folik asit bakımından da oldukça zengin. Lif deposu olduğundan diyetlerin vazgeçilmezi olan bulgur, araştırmalara göre acıkmayı 1,5 saat geciktiriyor. Kolesterol içermeyen bulgur, yüksek posa içeriğiyle doygunluk verip, sindirimi kolaylaştırıyor, kan şekerini yavaş yükseltip hızla düşmesini engelliyor. Tüm bu özellikleriyle 'Uzun saatler oruç tutacak kişiler için sağlıklı beslenmenin anahtarı bulgur tüketmek' diyen Seçil Kenar, verdiği tokluk hissiyle de bulgurun iftarda fazla yemenin önüne geçtiğini ve bu nedenle ramazanda özellikle tüketilmesi gereken besinler arasında ilk sırada olduğunu söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 14 May 2018 10:57:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Günlük diyet uygulaması ile sağlıklı ve formda kalabilirsiniz]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gunluk-diyet-uygulamasi-ile-saglikli-ve-formda-kal/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gunluk-diyet-uygulamasi-ile-saglikli-ve-formda-kal/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E68F89-AEAF79-F212F6-B77292-8B6396-5FAEC0.png&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaşam koşulları da göz önünde bulundurularak kişiye özel planlanan günlük diyet uygulaması ise fazla kilolardan kurtulup sağlıklı bir yaşama kavuşabilmenin önünü açıyor. Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Sinem Uygun, günlük diyet uygulaması hakkında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E68F89-AEAF79-F212F6-B77292-8B6396-5FAEC0.png&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaşam koşulları da göz önünde bulundurularak kişiye özel planlanan günlük diyet uygulaması ise fazla kilolardan kurtulup sağlıklı bir yaşama kavuşabilmenin önünü açıyor. Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Sinem Uygun, günlük diyet uygulaması hakkında bilgi verdi.

	
Diyet programınızı damak zevkinize göre ayarlayın

	
Fazla kilolarından bir türlü kurtulamayan kişilerin sağlığı ve dolayısı ile yaşam kalitesi olumsuz etkilemektedir. Bir çeşit yaşam koçluğu olarak adlandırılan günlük diyet programları ile kilo vermek daha keyifli ve mümkün sağlıklı olabilmektedir. İlk görüşmede kişinin, besin ve beslenme analizi, vücut komposizyon analizi, bazal metabolizma hız ölçümü yapılmaktadır. Tüm bu değerlendirmelerin yanı sıra; fiziksel aktivite durumu ve kapasitesi ile tıbbı geçmiş-risk değerlendirmesi yapılmaktadır. Toplu, bütüncül değerlendirme sonucunda kişinin yaşamına, çevresine, fiziksel koşullarına ve damak zevkine en uygun beslenme programı hazırlanmaktadır. Bu program aynı zamanda sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmenin ilk adımlarını oluşturmaktadır. Bu dönemde kişinin motivasyonunun yüksek, zihin ve beden çatışmasının ise minimumda kalması sağlanmaktadır.

	
İş yaşamının beslenme programınızı bozmasına izin vermeyin

	
Yoğun çalışma temposu 1 ya da 2 ana öğünün çoğunlukla dışarıda yenmesine neden olmaktadır. Bu nedenle de sağlıklı beslenme programındaki menülere uygun yemekler genellikle pek fazla dışarıda bulunamamaktadır. Bu durumda kişiler ya tek yönlü bir beslenmeyle kilo vermeye çalışmakta ya da motivasyonunu tamamen kaybederek diyetini yarım bırakmaktadır. Günlük diyet programları ise bu tür sıkıntılara önemli bir çözüm sunmaktadır.

	
Beslenme zamanınızı diyetisyeninizle belirleyin

	
Dışarıda ulaşabildiği yemekler ile sağlıklı bir diyet yaparak kilo vermek isteyenler için kaçınılmaz bir fırsat olan günlük diyet programı, her gün ve her saat uzman diyetisyenin kontrolünde sürdürülebilir. Yüz yüze yapılan ilk görüşmede kişinin gerekli analizleri yapıldıktan sonra diyet programında izleyeceği kısa, orta ve uzun vadelerdeki hedeflerplanlanmaktadır. Günlük diyet programının bir diğer olumlu yanı ise diyet programını uygulayan kişinin her gün diyetisyeni tarafından telefonla aranması ve beslenme programının belirlenmesidir. Beslenme ve diyet uzmanı kişinin o günkü çalışma temposunu, yemek yiyebileceği zamanı, yemeği nerede yiyeceğini, egzersiz yapıp yapamayacağını öğrenerek günlük bir beslenme planı çıkarır. Gün içinde bu durumlara özel yaşanan değişiklikler beslenme planının yeniden yapılmasını gerektirir. Telefon aracılığı ile bir ay süren sağlıklı ve kontrollü diyet sonrası yüz yüze görüşme sağlanarak kilo kontrolü yapılmaktadır. Bunların dışında haftada bir kez mutlaka kişinin kilosunu bildirmesi önemlidir. Olumlu olumsuz değişiklikler, beslenme farklılıklarının sebep olduğu yeni durumların söz konusu olması durumunda diyet planı kişiye göre tekrar güncellenir. Bu sayede kişinin hedef kilosuna doğru sıkılmadan ve keyifli bir şekilde ilerlemesi sağlanmaktadır.

	
Yediklerinizi not ederek diyetisyeninize bildirin

	
Günlük diyet programının kontrollü sürdürülmesinin en önemli şartlarından biri de diyet programı uygulayan kişinin, diyetisyenine bir önceki gün yediği tüm yiyeceklerin listesini iletmesidir. Böylece kişi elinde sabit bir beslenme programı olmadan, kendisine uygun günlük değişen beslenme programı ile rahatça kilo verebilmektedir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Apr 2018 11:20:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Genetik kodlarınıza göre beslenin, kiloları sorun etmeyin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/genetik-kodlariniza-gore-beslenin-kilolari-sorun-e/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/genetik-kodlariniza-gore-beslenin-kilolari-sorun-e/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D14FB2-D87972-018231-4653EB-629263-952064.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Nutrigenomik (beslenme genetiği) kişiye özel DNA zincirinde bulunan genetik zayıflama kodlarının çözümlenmesi ile başarılı sonuçları elde etmeyi sağlıyor. Liv Hospital Ulus'ta Nutri genomik (beslenme genetiği) ile ilgili detaylı analizler kişiye özel olarak yapılıyor. Liv Hospital&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D14FB2-D87972-018231-4653EB-629263-952064.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Nutrigenomik (beslenme genetiği) kişiye özel DNA zincirinde bulunan genetik zayıflama kodlarının çözümlenmesi ile başarılı sonuçları elde etmeyi sağlıyor. Liv Hospital Ulus'ta Nutri genomik (beslenme genetiği) ile ilgili detaylı analizler kişiye özel olarak yapılıyor. Liv Hospital Estetik, Plastik ve Rekonstriktüf Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Turgut, Kilo problemlerinin temelinde özellikle genetik yatkınlık, dengesiz beslenme, hareketsiz yaşam, yaş artışı ve strese bağlı hormon düşüklüğü gibi nedenler olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Gürsel Turgut &#34;Kişinin kilo verememe nedenleri dikkatlice değerlendirilerek, özel bir planlama yapıyoruz. Kilo veremeyen dirençli hastalar için genetik ve hormonal yapıları üzerinden detaylı DNA analizi ve değerlendirmeler yaparak, buna uygun beslenme ve egzersiz programı ile yüz güldürücü sonuçla elde ediyoruz. Böylece zorlanmadan sağlıklı kilo verilebiliyor ve uzun yıllar sağlıklı kilo korunabilir" diyor.

		
Genetik zayıflama programı öncelikle hormonları dengeliyor

	Günümüzde gıdalar, genellikle yeterli miktarda protein, bitkisel yağ, vitamin ve mineral içermeyen basit karbonhidratlardan oluşuyor. Bu beslenme şekli, insülin üretimini arttırarak metabolizmamıza, hormonlarımıza, vücudumuza, kilo dengemize ve sağlığımıza zarar veriyor. Gıdaların yanlış seçilmesi sonucu insan vücudu gerekli besinleri alamıyor ve buna bağlı olarak metabolizma dengesizliği ve hormon yetersizlikleri ve kilo verememe gibi sorunları yaşar hale geliyor. İşte tam da burada devreye kişiye özel genetik zayıflama programı giriyor. Bu programa başvuranlara, genetik haritasına göre özel bir beslenme programı hazırlanıyor. Kişiye özel öğünlerin belirleniyor, doğru gıda alımı sağlanması ile düzenli insülin salgılanıyor ve hormonlar dengeleniyor. Bunun sonucunda kişi, sağlıklı ve dengeli bir metabolizmaya sahip oluyor. Metabolik denge sağlandıktan sonra etkili kilo kontrolü devam ediyor.

	
Kişiye özel genetik zayıflama programı sonrasında sizi hangi neler bekliyor?

	
Kilo verme: Sadece beslenme değişikliği ile, diyet yapmadan, zayıflamaya destek ürünler ve ilaçlar kullanmadan sağlıklı biçimde kilo verebilirsiniz.

	
Canlılık ve güçlülük: Uyguladığımız anti aging kişiye özel beslenme programında özellikle bacak, popo, karın bölgesi kaslarının güçlendirilmesi, seksüel aktiviteyi arttıracak hormonal destek mekanizmalarının artırılması hedeflenir. Bu esasa göre tedavi planlanır. Beslenme şeklinin değişikliği genelde kişinin kendisini fiziksel ve psikolojik olarak daha iyi hissetmesini sağlar. Kişinin kendini daha sağlıklı ve canlı hissetmesi, psikolojisinin, fiziksel gücün ve konsantrasyonunun yükselmesine ve duygularının dengelenmesine yol açar. Beslenme düzenlenmesiyle birlikte, daha önce hissedilen yorgunluk yerini enerji artısına ve canlılığa bırakır. Ayrıca destekleyici egzersizlerle metabolizma güçlendirilebilir.

	
Sağlıklı bir cilt: Zayıflama sürecinde, yüzde ve vücutta görülen kırışıklıkların ve sarkmaların bu program uygulanırken oluşmadığı gözlenmiştir. Ayrıca bu programda, kas ve dokuların değil, vücudun yağlı kısımlarını zayıflaması söz konusudur. Bu yöntemle zayıfladığımızda cilt gergin ve güzel kalır.

	
Nasıl hazırlanmak gerekiyor?

	
Öncelikle beslenme konusunda doktorla bir görüşme yapılıyor. Laboratuvar tahlilleri doğrultusunda, tamamen kişiye özel bir beslenme programı hazırlanıyor. Bu program doğrultusunda, vücudu koruyacak olan kolay ve sorunsuz beslenme değişimi için gereken hazırlık yapmış olunuyor. En az iki hafta devam edecek olan sıkı dönemde, vücudunuz bu yeni ve sağlıklı beslenme programına hazırlanmış olur. Üçüncü aşamada, ikinci aşamada izin verilmeyen besin çeşitlerini ve miktarlarını, kontrollü̈ biçimde tüketmeye başlıyorsunuz. Bu süreçte, sizin için en uygun olan beslenme biçimini bulacaksınız. Dengeli bir metabolizmaya kavuştuğunuzda, kendinizi daha iyi ve daha sağlıklı hissedeceksiniz. Yeni görüntüden memnun olduğunuzda koruma dönemine geçebilirsiniz. Artık, beslenme şeklinizi değiştirerek elde ettiğiniz başarı tüm hayatınıza yansıyacaktır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 09 Mar 2018 14:25:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Diyetlerde en çok yapılan 5 hata]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/diyetlerde-en-cok-yapilan-5-hata-570/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/diyetlerde-en-cok-yapilan-5-hata-570/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_223E19-98F458-1CB731-86CCF6-E3387E-5B29A4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İşte kilo vermeye çalışanların yaptıkları en büyük 5 hata: HATA 1: Alınan kalori miktarını birden azaltarak, şok diyetler uygulamak Kilo vermek için aç kalmayı bile göze alırız, ne kadar aç kalırsak o kadar hızlı kilo verebileceğimizi düşünürüz. Şok diyetleri uygulamaya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_223E19-98F458-1CB731-86CCF6-E3387E-5B29A4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İşte kilo vermeye çalışanların yaptıkları en büyük 5 hata:

	
HATA 1: Alınan kalori miktarını birden azaltarak, şok diyetler uygulamak

	
Kilo vermek için aç kalmayı bile göze alırız, ne kadar aç kalırsak o kadar hızlı kilo verebileceğimizi düşünürüz. Şok diyetleri uygulamaya başlayan kişiler ilk günlerde bir kaç kilo verebilirler. Daha sonrasında ise bireyin aç kalmasına rağmen kilo verememesinin nedeni, bireyin hem enerjisinin düşmesi hem de metabolizma hızının yavaşlamasından kaynaklanmaktadır.

	
HATA 2: Karbonhidrat içeren besinleri tüketmemek

	
Kilo aldıran besinler deyince akla ilk gelen şey karbonhidratlı besinlerdir. Şu unutulmamalıdır ki hangi besin grubunu tüketirsek tüketelim fazlası vücudumuz da kilo olarak depolanacaktır. Karbonhidrat tüketimi, hem vücuda enerji vermesi açısından hem de vücudun yapı taşı olan proteinlerin kullanılmasında oldukça etkilidir. Bu yüzden karbonhidrat içeren besinler tüketilmeli fakat miktarına dikat edilmelidir.

	
HATA 3: Ara öğünleri atlamak

	
Ara öğünler genelde tüketilmek istenmeyen, tüketilmedikleri takdirde daha hızlı kilo verebilecekleri düşünülen öğünlerdir. Ara öğünler fazla kaloriden oluşmamaktadır. Ara öğünlerin asıl amacı insanların 2 ana öğün arasında düşen kan şeker seviyesi sonucunda ortaya çıkacak olan el ayak titremesi, sinir bozukluğu ve bir sonraki öğüne çok yüklenme isteğini ortadan kaldırmaktır. Ara öğünler bireylerin metabolizmalarının hızlanmasını sağlayacağından zayıflamalarına yardımcı olacaktır.

	
HATA 4: Su tüketimini azaltmak

	
Tartıda fazla çıkacağını ve vücutta ödem yapacağını düşünerek su tüketimini azaltmak oldukça yanlıştır. Su tüketimi, ödemin atılmasından, yağ yıkımının hızlanmasından ve vücut sağlığının iyileşmesi açısından oldukça önemlidir. Su tüketimi, zayıflamanın dışında kalp sağlığı, böbrek taşlarının ortadan kalkması, beyin sisteminin gelişimi ve cilt güzelliği için de oldukça etkilidir.

	
HATA 5: Tek Tip Beslenme Programları Uygulamak

	
Tek tip beslenme programlarında Cho, protein ve yağ alımının dengeli olamayacağından, sağlıklı beslenme anlayışının dışına çıkacaktır. Sağlıklı beslenme de kilo vermeden çok, kilonun yağdan kaybedilmesi önemlidir. Tek tip beslenmede bireyler kilo verebilirler fakat bu kilolar yağdan değil, kastan kaybedilir. Sağlıklı bir şekilde kilo verebilmek için 4 besin grubunun da tüketilmesi gerekmektedir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 28 Feb 2018 10:14:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeterli ve dengeli beslenmede çikolatanın yeri]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeterli-ve-dengeli-beslenmede-cikolatanin-yeri-105/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeterli-ve-dengeli-beslenmede-cikolatanin-yeri-105/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F49B7C-150482-B6574F-43DDA2-091E89-35883B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Pek çok kişi için çikolata tüketme fikri bile mutluluğu çağrıştırıyor. Çikolatanın sağlığı geliştirici etkileri üzerine yürütülen araştırmaların sonuçları da bu mutluluğu pekiştiriyor. Çikolata ve sağlık ilişkisine yönelik bilimsel verileri paylaşarak bu vazgeçilmez&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F49B7C-150482-B6574F-43DDA2-091E89-35883B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Pek çok kişi için çikolata tüketme fikri bile mutluluğu çağrıştırıyor. Çikolatanın sağlığı geliştirici etkileri üzerine yürütülen araştırmaların sonuçları da bu mutluluğu pekiştiriyor. Çikolata ve sağlık ilişkisine yönelik bilimsel verileri paylaşarak bu vazgeçilmez lezzetin faydalarına dikkat çekiliyor.

	
Çikolata, genel adı polifenoller olan prosiyanidin, kateşin, antosiyanin, flavonoid gibi bileşenleri önemli miktarda içeriyor. Polifenoller, hücre hasarına yol açan serbest radikallere karşı koruma sağlayarak antioksidan özellik gösteriyor. Çikolatanın da polifenollerinin antioksidan etkinlikleri sayesinde özellikle kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığına karşı koruyucu olabileceği belirtiliyor. Ayrıca polifenollerin, damarların içyapısının işlevlerini geliştirerek, damarların genişleme kabiliyetinin artmasını sağladığı, böylelikle kan basıncını düşürerek yüksek tansiyon riskini azaltabildiği bildiriliyor. Buna ek olarak çikolatanın, iyi kolestrol olarak nitelendirilen kandaki HDL düzeylerini arttığı da biliniyor.&nbsp;

	
Kalp sağlığını destekleyebilir
	
	
Çikolata magnezyum, sodyum, potasyum, bakır, çinko gibi mineraller içeriyor. Çikolatanın polifenollerin yanı sıra mineral ve posa içeriği ile kalp sağlığını desteklediği ve kan kolesterol düzeylerinin kontrolünde rol oynadığı da bildiriliyor. Örneğin, 100 kkal enerji sağlayan sütlü çikolata, sağlıklı bir sindirim sistemi için gerekli olan posanın yaklaşık 0.6 gramını karşılar. Bunun yanı sıra çikolata doymuş yağları daha çok içerse de bileşimindeki doymamış yağ asitlerinin, kötü huylu olarak bilinen LDL kolesterol seviyelerinin kontrolüne yardımcı olabileceği bildiriliyor. Çikolata polifenollerinden epikateşin, damarlarda, strese bağlı oluşabilecek hücre hasarını önlemeye yardımcı olan bileşiklerin yapımında dolaylı olarak görev alarak kan akışını düzenlemeye ve damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı oluyor.&nbsp;

	
Kafein ve polifenol içeriğiyle yorgunluğu azaltmaya yardımcı olabilir

	
Çikolata tüketme fikri de tüketimi de mutlulukla ilişkili… Çikolata da bulunan ve bir amino asit olan triptofan, mutluluk hormonu olarak da bilenen serotonin salınımını uyarıyor. Ayrıca çikolatadaki kafein ve teobramin, sinir sistemini uyararak yorgunluk halinin azalmasına ve ruh halimizin iyileşmesine destek oluyor. Çikolata tüketim miktarına bağlı olarak enerji de sağlıyor. Ancak yeterli ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktiviteyi yaşam tarzı haline getirip, çikolatanın porsiyon miktarı ve tüketim sıklığı dengelendiğinde sanılanın aksine ağırlık artışına neden olmuyor, polifenol ve teobramin içeriğiyle sağlığın geliştirilmesine destek oluyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 19 Feb 2018 12:05:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Döner'le ilgili önemli açıklama!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/doner-le-ilgili-onemli-aciklama-648/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/doner-le-ilgili-onemli-aciklama-648/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7CB45D-1415A9-DC5DE1-0CA0B1-7D95A7-268155.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Brüksel'de toplanan Avrupa Parlamentosu (AP) Gıda Komitesi, hazır döner ve başka dondurulmuş ürünlerde gıda katkı maddesi olarak kullanılan fosfatın yasaklanmasına ilişkin teklifi görüştü. Bazı AP üyeleri, fosfatın kalp sağlığına zararlı olduğu gerekçesiyle döner ve kebaplarda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7CB45D-1415A9-DC5DE1-0CA0B1-7D95A7-268155.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Brüksel'de toplanan Avrupa Parlamentosu (AP) Gıda Komitesi, hazır döner ve başka dondurulmuş ürünlerde gıda katkı maddesi olarak kullanılan fosfatın yasaklanmasına ilişkin teklifi görüştü. Bazı AP üyeleri, fosfatın kalp sağlığına zararlı olduğu gerekçesiyle döner ve kebaplarda kullanımının yasaklanmasını istedi. Yapılan oylamada düzenleme 22'ye karşı 32 oyla kabul edildi, ancak teklifin yasalaşabilmesi için AP Genel Kurulu'nda da oylanması gerekiyor. Oylama, Strazburg'da 11-14 Aralık tarihlerinde yapılacak.

	
Avrupa'da dondurulmuş hazır dönerde kullanılan katkı maddesi fosfatın yasaklanması girişiminin ardından, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, 'fosfatın belli oranda kullanılmasının risk oluşturmadığını' ifade etti. &#34;Katkı maddelerine yönelik bilimsel çalışmalarda insan sağlığına risk tespit edilmesi durumunda, gerekli mevzuat değişikliği yapılmakta ve önlem alınmaktadır" denildi. AB'nin yasaklaması halinde, Türkiye'de de mevzuatın değiştirileceğini belirten yetkililer, &#34;Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Komisyonu'nun ilgili çalışmaları bakanlığımızca takip edilmekte. Gelişmelere göre gerekli adımlar atılacak" diye konuştu.

	
Döner sektörü, bir süredir özellikle Avrupa'da tartışmaların odağında. 40 ülkenin katılımıyla Rusya'da 8'incisi yapılacak Dünya Döner Zirvesi'nin organizatörü İrfan Söyler, dönerin dünyada tükettiği etin McDonald's ve Burger King'in 2 katına ulaştığını söylüyor. Tartışmaların nedenlerinden biri sağlıksa, diğeri dönerin pazardaki bu hızlı yükselişi olabilir. Bugün Almanya'da 25 bin dönerci, 400 döner tesisi var ve her gün 20 milyon porsiyon (122 bin ton) döner tüketiliyor. Fransa'da yılda 300 milyon döner sandviç yenirken, 10 bin noktada döner satılıyor. Türkiye'deki tüketim yıllık 292 bin ton.

	
'İHTİYATLI YAKLAŞMALI'

	
Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Ahmet Saltık'a göreyse fosfatın iddia edildiği gibi kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri artırdığını net bir şekilde söylemek zor. AB ve ABD'deki araştırmalarda iki yönde bulgular olduğuna dikkat çeken Saltık, &#34;Ticari kaygılarla endüstrinin de yaptırdığı araştırmalar var. Bekleyen et kuruyor, suyu çekiliyor, rengi, görünümü bozuluyor, satışı olanaksız hale geliyor" dedi. &#34;Fosfat düzeyini artırdığınızda dokularda tutulan su oranı artıyor, et fiyatına su satıyorsunuz. Ahlaki açıdan bu boyutu sorunlu. Olumsuz bulguların olduğu yerde ihtiyatta fayda var. 50 bin kadar gıda üretim birimine sahip Türkiye'ye yakışan, katkı maddelerine ilişkin tebliğini ihtiyatlılık ilkesini elden bırakmadan, sanayinin kaygıları göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirmek."

	
'KOLADA DAHA ÇOK'

	
Gıda mühendisleri, fosfatın katkı maddesi olarak konserveden pastaya, dondurulmuş et ürününden kolaya kadar pek çok gıdada kullanıldığını belirtiyor. Örneğin kolada çok daha yüksek oranda fosfat bulunduğunu kaydeden gıda mühendisleri, AB'de başlayan tartışmanın önyargı içerdiğini savunuyor.

	
'FİREYİ ENGELLEMEK İÇİN SOYA KULLANAN DA VAR'

	
Dönerciler, dönerde katkı maddesi bulunmaması gerektiğini belirtti. Döner ustası İdris Aksoy, &#34;Döneri yoğurt, süt, zeytinyağı, tuz ve karabiber ile terbiye ederek yapıyoruz, bir de kuyruk yağı ekliyoruz. Dönere türlü türlü katkı maddesi koyanlara da şahit oldum. Bir ara, etin fire vermesini azaltmak için Çin'den soya tozu getirip ekliyorlardı. Döneri ocağa koyduğumuz zaman et yüzde 50'ye kadar fire verebiliyor, eriyor, çekiliyor. Bunu engellemek için soya kullananlar olabiliyor" dedi.

	
TÜRK DÖNERCİLER AB'YE TEPKİLİ

	
Avrupa'da döner üretiminde kullanılan katkı maddesi fosfatın yasaklanması talebine, Türk dönerciler tepki gösterdi. Almanya'nın başkenti Berlin'de döner üreten bir şirketin sahibi olan Remzi Kaplan, dondurulmuş dönerde katkı maddesi olarak kullanılan fosfatın yasaklanması girişimine ilişkin, &#34;Bu, dönere yönelik bir kasıttır. Fosfat olmadan da döner yaparız. Biz baharatların kendi içindeki fosfatın dışında fosfat kullanmıyoruz" dedi. Avrupa'da, dönerdeki fosfat meselesinin her 6 ayda bir gündeme getirildiğini belirten Kaplan, &#34;Sadece gündem yaratıyorlar" diye konuştu. Berlin'de faaliyet gösteren başka bir döner firmasının sahibi olan Hasan Babur da konunun 2 yıldır konuşulduğuna dikkat çekerek, döner sektöründe fosfatın az miktarlarda kullanıldığını söyledi. Babur, ürettikleri ürünlerin sürekli laboratuvarlardan geçtiğini, şimdiye kadar bir sorun yaşamadıklarını kaydetti.

	
AVRUPA'DA 110 BİN KİŞİ DÖNERDEN EKMEK YİYOR

	
Avrupa Parlamentosu üyesi Renate Sommer, Avrupa'da döner sektöründe 110 bin kişinin çalıştığını ve sektörün yıllık cirosunun 10.5 milyar Euro'ya ulaştığını ifade etti. Sommer, Twitter hesabından EFSA'ya tepki gösterdiği paylaşımında, &#34;EFSA günde 4200 gram fosfatı sağlıklı olarak değerlendiriyor. Bir porsiyon dönerde sadece 134 miligram fosfat bulunuyor. Döner yiyenlerin 1 yılda aldığı fosfatı 1.5 litre koladan alabiliyorsunuz. Fosfatın yasaklanması döner sektörünü durdurur" ifadesini kullandı.

	
'DÖNER ALMANYA'DA FAST FOOD'U BİTİRDİ'

	
Almanya'da, dönerdeki fosfat tartışmasının Sosyal Demokrat Parti ile Hıristiyan Demokratları bile karşı karşıya getirdiğini söyleyen ve Berlin'de döner restoranları bulunan Doğan Aydın, &#34;Bu tartışmanın asıl hedefi döner satışını düşürmek olabilir. Gerçek şu ki döner Almanya'daki bütün fast food ve diğer mutfakları bitirdi. Büyük ve önemli bir fark attı. Ayrıca fosfat sadece Türk mutfağı ürünü olan dönerde yok ki! Almanya'daki Çin ve Hint mutfağındaki etlerde de var ama o mutfaklarla ilgili bir tartışma yok. Fosfatı pasta yapımında kullanan yerler var. Dönerin bu kadar öne sürülmesi yanlış. Fosfat kullanımına ilişkin düzenleme de olabilir, bunu anlarız. Ancak tartışma dönerin diğer mutfaklara açık ara fark atmasından kaynaklanıyor" bilgisini verdi.

	
SPIEGEL: AB FOSFATI YASAKLAMAK İSTİYOR

	
Almanya'da yayımlanan Der Spiegel Dergisi ise Almanya'da birçok üründe bulunan fosfatın dondurulmuş ürünlerde kullanılmasının zararlı olması nedeniyle yasaklanmak istendiğini iddia etti. Haberde, Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), sadece dönerde değil birçok et çeşidinde, 'bratwurst' gibi sosis ürünlerinde, kurabiyelerde, kolada ve balık konservelerinde de kullanılan fosfatın sağlığa zararlı olabileceği uyarısı yaptığına değinildi.

	
EFSA'nın fosfat uyarısı, bu maddenin çiğ et ve dondurulmuş ürünlerde kullanılmasının kalp, böbrek ve dolaşım sistemine zararlı olabileceğine yönelik araştırmalara dayandırılıyor. Spiegel'e göre, döner yasadan etkilenecek gıdalardan sadece biri. EFSA fosfatla ilgili araştırmalara devam ediyor. Sonuçlar ve EFSA'nın kararı 2018 sonunda açıklanacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 Dec 2017 15:06:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TÜBİTAK'tan obeziteye karşı 'dirençli nişasta']]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tubitak-tan-obeziteye-karsi-direncli-nisasta-430/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tubitak-tan-obeziteye-karsi-direncli-nisasta-430/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_11D77C-B8350D-9C6F59-1BDCBA-8354FD-22A816.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TÜBİTAK MAM&#39;dan yapılan yazılı açıklamada, kurumun Türkiye&#39;de son yıllarda giderek yaygınlaşan obezite ve diyabet hastalıklarıyla mücadele kapsamında dirençli nişasta geliştirildiği bildirildi. Geliştirilen ürünün ince bağırsakta sindirilemeyip, kalın bağırsakta fermente&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_11D77C-B8350D-9C6F59-1BDCBA-8354FD-22A816.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TÜBİTAK MAM&#39;dan yapılan yazılı açıklamada, kurumun Türkiye&#39;de son yıllarda giderek yaygınlaşan obezite ve diyabet hastalıklarıyla mücadele kapsamında dirençli nişasta geliştirildiği bildirildi.

	
Geliştirilen ürünün ince bağırsakta sindirilemeyip, kalın bağırsakta fermente olabildiğine dikkat çekilen açıklamada, &#34;Ürün, sağlık etkileri bakımından Diyet liflere benzemektedir. Prebiyotik olmasının yanı sıra bütirat ve diğer kısa zincirli yağ asitlerinin üretilmesini sağlamasına bağlı olarak bağırsak sağlığını olumlu yönde etkilemektedir&#34; dendi.
	
	
Enerjisi normal nişastaya göre yüzde 50 daha düşük olan dirençli nişasta ile hazırlanan ürünlerin tokluk hissi vererek yeme isteğini kontrol ettiği ve kan şekerinin dengede tutulmasına da yardımcı olduğu vurgulanan açıklamada, &#34;Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre, her iki diyabet hastası yetişkinden biri henüz hastalığının farkında değildir. Bunlara bağlı olarak, dirençli nişasta ürünlerinin sadece diyabet hastaları ve diyet yapan kişiler tarafından değil, tüm tüketiciler tarafından tüketilmesi önerilmektedir&#34; ifadeleri kullanıldı.

	
Açıklamada, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı&#39;nda 23-25 Kasım tarihlerinde düzenlenecek 5. İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) Helal Expo 2017 Fuarı&#39;nda, dirençli nişasta ile hazırlanacak ekmek ve diğer unlu mamullerin ziyaretçilere ikram edileceği belirtildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 23 Nov 2017 04:50:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kokoreç mutluluk kaynağı!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kokorec-mutluluk-kaynagi-144/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kokorec-mutluluk-kaynagi-144/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_25DDD5-F5288F-BB5B62-0E4531-C87898-AD9A4A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Serotonin hormonunun insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi verdiğini, eksikliğinde ise depresyona yol açtığını belirten Dr. Dizdar, &#34;Bağırsak ve beyin en büyük serotonin kaynağıdır. Azaldığı takdirde depresyon meydana geliyor zaten. Kokoreç bütün alerjilere etki edecek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_25DDD5-F5288F-BB5B62-0E4531-C87898-AD9A4A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Serotonin hormonunun insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi verdiğini, eksikliğinde ise depresyona yol açtığını belirten Dr. Dizdar, &#34;Bağırsak ve beyin en büyük serotonin kaynağıdır. Azaldığı takdirde depresyon meydana geliyor zaten. Kokoreç bütün alerjilere etki edecek kadar fayda sağlar. Yani uyumla ilgili ne kadar sorun varsa ona etki eder&#34; dedi.

	
&#39;BÜTÜN ALERJİLERE İYİ GELİYOR&#39;

	
Günümüz hastalıklarının önemli bölümünün bağırsak florasının bozulmasına bağlı olduğunu dile getiren Dr. Dizdar, &#34;Bunların içinde otizm, alerjiler, romatizma gibi hastalıklar sayılabilir, bunlara olumlu etki eder. Kuzu ya da insan, bağırsak floraları arasında büyük fark yoktur. Dolayısıyla hastalık floranın aktarılmasından olumlu etkilenebilir. Bağırsaklar ayrı bir sistem oluşturuyor bu sistemin içerisinde mikroorganizmalar var. Bunlar bağırsaklarla birlikte çalışıyor eğer mikroorganizma olmazsa insanoğlu yaşayamaz. Daha doğrusu anormal bir şeye dönüşür. Kokoreç florayı içinde tutuyor. Florayı dışarıda tutamıyorsun, saklayamıyorsun. Bağırsak florası anneden bebeğe aktarılır, bebekten kendi çocuğuna aktarılır ama dışarıda saklanamıyor. Bu kokoreçte var sadece&#34; diye konuştu.
	
	
&#39;BAĞIRSAKLAR DAHA İYİ ÇALIŞIYOR&#39;

	
Kokoreç yendiğinde mikroorganizma desteğinin dışarıdan alındığını söyleyen Dr. Dizdar, &#34;Eksilme ve denge bozukluğu varsa, bu desteği dışarıdan alıp hafif bağırsakları mülayim hale geçirebilir ama hiç bir önemi yok. Flora değişiminden kaynaklanıyor ve bununla birlikte bağırsaklar daha iyi çalışmaya başlıyor&#34; ifadelerini kullandı.

	
&#39;AĞIR ATEŞTE PİŞİRİLMELİ&#39;

	
Kokorecin ağır ateşte pişmesini gerektiğini aktaran Dizdar pişirme metoduna ilişkin de şöyle konuştu:
&#34;Kokoreç dönerek pişirmek anlamına geliyor. Evde yapılabilir bir şey değil. Merak eden pişirebilir ama içerisindeki yağın pişme sırasında eriyip aktığı için çok yağlı kalmıyor. Evde bunu yapabilmek için ona uygun aparey lazım yoksa yağı içinde kalır. Ağır ateşte pişirilmesi gerekiyor. Kokoreççilere zaten dondurulmuş olarak geliyor ve bir parti haşlanmıştır, ondan sonra kızartma işlemi yapılıyor. Ağır ateşte olmadığı zaman kokoreç içine işlemez. Bazı yerler hata yapıyor dışını yakıyorlar içi pişmiyor öyle olmaz, ağır ateşte ve ateşin uzağında olacak ya da ateş biraz geçmiş olacak yavaş yavaş pişecek.&#34;

	
&#39;HİJYEN TAKINTISI BİR YERE KADAR&#39;

	
Kokorecin bozulmaya çok açık olduğunu belirten Dr. Dizdar, &#34;İnsanların hijyen takıntısı var ama bir yere kadar. Pişirme işlem hemen yapılmak zorunda kokoreççiler 'bir gün suda bekliyor&#39; diyor ama hiç zannetmiyorum. Çünkü kokoreç bozulmaya çok açıktır. Hemen temizliği yapılıp içi açılır, sonra yıkanır arkasından zaten sarılıp haşlanıyor; temizliği bu kadar. Sıfır hijyene indirmeye çalışırsan kokoreçliğini yitirir&#34; dedi]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Nov 2017 04:59:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cildinizin ışıldaması için bal kabağı tüketin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cildinizin-isildamasi-icin-bal-kabagi-tuketin-703/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cildinizin-isildamasi-icin-bal-kabagi-tuketin-703/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B16075-03C272-812078-92FE44-89D315-28DAE6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle soğuk kış günlerinde sofralara çeşitli tariflerle bal kabağını getirerek vücudun enerjisini artırmak ve hastalıklardan korunmak mümkün. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Ezgi Mumcu, bal kabağının faydaları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B16075-03C272-812078-92FE44-89D315-28DAE6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle soğuk kış günlerinde sofralara çeşitli tariflerle bal kabağını getirerek vücudun enerjisini artırmak ve hastalıklardan korunmak mümkün. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Ezgi Mumcu, bal kabağının faydaları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

	
Hem metabolizmayı hızlandırıyor hem cildi güzelleştiriyor
	
	
Kış aylarında metabolizmanın yavaşlamasıyla birlikte vücut direnci azalmakta ve enfeksiyonlara daha açık hale gelmektedir. Soğuk havalardan cilt sağlığı da kendi payına düşeni alır; daha çok kurur, rengini ve pırıltısını kaybeder. Halsizlik ve yorgunluk şikayetleri de tam olarak bu dönem artar. Vücudunuzda bu değişikleri gözlemlemeye başladıysanız günlük beslenme listenize bal kabağını ekleme vakti gelmiş demektir. Süper besin olarak adlandırılan bal kabağının faydaları şu şekilde sıralanabilir:
	
	
Yüksek oranda alfa ve beta karoten içerir. Bu karatenodiler antioksidan özellikleri nedeniyle savunma sisteminin en büyük yardımcılarındandır.
Güçlü bir A vitamini kaynağıdır ve içeriğindeki zeaksantin isimli karotenoid ile göz sağlığının korunmasına yardımcı olur.
	
	
C vitamini bakımından zengindir. C vitamini vücudu mikroplara, patojenlere karşı savunan beyaz kan hücrelerinin üretimini uyararak vücut savunmasına destek olur. 1 porsiyon Balkabağı (100 gr) yetişkin bir bireyin günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 35'ini karşılar.
	
	
İyi bir lif kaynağı olan bal kabağı, hem kalp hem de bağırsak sağlığı açısından büyük önem taşır. Yarım fincan bal kabağı 3 gramın üzerinde lif içerir. Yüksek oranda lif tüketimi kolesterol seviyesinin düşmesine dolayısıyla kalp sağlığının korunmasında; bağırsak hareketliliğinin düzenlenmesi ile de kolon kanseri riskinde azalmada büyük bir role sahiptir. Lif tüketiminin artması ile tokluk süresi uzar.
	
	
Cildinizin yaz aylarındaki gibi ışıldamasında büyük bir destekçidir. İçeriğinde yüksek miktarda bulunan karotenoidler diyet yağı ile birlikte tüketildiğinde ciltte pigmentasyona neden olduğu için cildin daha canlı görünmesini sağlar.
	
	
C vitamini ile kolajen üretimini destekleyerek cildin daha genç görünmesine yardımcı olur.
	
	
Sağlığa sayısız faydası bulunan Omega 3'ün bal kabağında da mevcut olduğu unutulmamalıdır.
	
	
İçeriğindeki kalsiyum, manganez, magnezyum, bakır, demir ve fosfor ile kemik dokularındaki hasarın iyileştirilmesine, kemik gelişimine destek olur.
Potasyum bakımından da oldukça zengin olan bu süper besin kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Potasyum; kan damarları ve arterlerin gevşemesini sağladığı için kalpteki stres azalır ve kan basıncı düşer. Ayrıca potasyum; hücre ve dokulardaki sıvı dengesinin düzenlemesini de sağlar.
B1, B3, B6, Pantotenik asit gibi birçok vitamini; folik asit, fosfor, demir gibi minerali yapısında bulunduran bal kabağına bu kış beslenmenizde mutlaka yer açın. İçeriğindeki vitamin-minerallerle hem bağışıklık sisteminizi güçlendirin, hem metabolizmanızı hızlandırın hem de sağlıklı bir cilde sahip olun.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 16 Nov 2017 11:28:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kışın sağlıklı kilo vermek için 8 etkili yöntem]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kisin-saglikli-kilo-vermek-icin-8-etkili-yontem-60/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kisin-saglikli-kilo-vermek-icin-8-etkili-yontem-60/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFE952-9636AE-4BB154-4FFA01-EE2913-F20BEC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kışın kilo vermeyi sağlayan ayrıcalıklara rağmen yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle verilen kilolar fazlasıyla geri alınıyor. Bazı püf noktalarına dikkat edilip kurallar uygulandığında ise sağlıklı kiloya ulaşmak mümkün olabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Beslenme&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFE952-9636AE-4BB154-4FFA01-EE2913-F20BEC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kışın kilo vermeyi sağlayan ayrıcalıklara rağmen yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle verilen kilolar fazlasıyla geri alınıyor. Bazı püf noktalarına dikkat edilip kurallar uygulandığında ise sağlıklı kiloya ulaşmak mümkün olabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uz. Dyt. Özlem Tay, kışın sağlıklı kilo vermek için en etkili 8 yöntem hakkında bilgi verdi.

	
Kış mevsimini kilolu geçirmek zorunda kalmayın
Vücutta bulunan yağ hücreleri ikiye ayrılır. Beyaz hücreler daha çok kilo alımına neden olurken, kahverengi hücreler ise yağları kısa sürede yakarak, vücut ısısını dengede tutmaya çalışır. Kış aylarında vücut üşüdüğünü hissettiği anda, ısıyı dengede tutmak amacıyla kahverengi hücreleri harekete geçirir. Böylelikle beyaz yağ hücreleri yakılır ve vücutta enerji olarak açığa çıkar. Metabolizma hızı da bu sayede artar. Kış mevsiminde soğuk havanın yanı sıra kış sebzelerinden de kilo vermek için yararlanılabilir. Karalahana, beyaz lahana, pazı, brokoli, kereviz, ıspanak ve pırasa gibi kök bitkileri, kilo kaybında önemli bir role sahiptir. Çünkü kök bitkileri diğer besinlere oranla ortalama iki kat daha fazla lif içerir.

	
Vücudunuzu aç bırakarak cezalandırmayın
Uzun süre aç kalmak zayıflamaya yardımcı olur. Ancak açlıkla verilen kilolar, vücuttan su ve kas kayıplarına yol açmaktadır. Aynı zamanda uzun süreli açlıktan sonra alınan besinler, metabolizmanın yaşamını sürdürmesi için daha yavaş çalışılarak harcanır.
Bu şekilde vücut kendini koruma altına alır ve her alınana kaloriyi vücuda yağ olarak depolar.
Yani vücut, bu tür bir beslenme alışkanlığına vücut uzun süre dayanmaz ve eski yeme alışkanlıklarına dönüldüğünde, verilen kilolar hızla geri alınır. Aç kalarak günlük yaşama devam etmeye çalışmak; yorgunluk, halsizlik, mide bulantısı ve nefeste aseton kokusu gibi sorunlara yol açmaktadır.

	
Light yiyecekleri abartmayın
Light ürün nedir? Öncelikle buna açıklık getirmek gereklidir. Enerji içeriği açısında referans ürünlere göre yağı %25 azaltılmış ürünler, &#34;light besin" olarak kabul edilmektedir. Bu besinlerin enerjilerinin yanında genellikle şeker ve yağ içerikleri de azaltılmıştır. Light ürünün üretim sebebi günlük alması gereken kalori, yağ ve şeker miktarını azaltmak, aynı zamanda içerdiği lif içeriği sayesinde kişiye doygunluk hissi vermesini sağlamaktır. Diyet yapanlar için önerilen bu ürünler kontrolsüz tüketildiğinde, kilo vermek yerine kilo alımına yol açar.

	
Tek bir besin çeşidine takılmayın
Yaşam boyunca görülen ve tüketilen hiçbir besin diğerinden üstün değildir. Herhangi bir besin gurubunun atlanması vücut sağlığını olumsuz etkilemekte, kalp ve kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Her çeşit besin grubunun vücut için ayrı bir işlevi bulunmaktadır. Hiçbir besin tek başına, son derece karmaşık ve sistemli işleyen vücut mekanizmasının, düzensiz ve eksiksiz çalışmasını sağlayacak mucizevi bir etkiye sahip değildir. Bu nedenle besin çeşitliliğine önem verilmeli ve her besin grubundan yeterli miktarda tüketilmelidir. Sofralar her renkten sebze ve meyve ağırlıklı olarak hazırlanmalıdır.

	
Ekmeği hayatınızdan çıkarmayın
Her besinin ayrı bir değeri olduğu, yeterli ve dengeli tüketilmediği sürece kilo alımına yol açacağı unutulmamalıdır. Ekmek de diğer besinler gibi kişinin ihtiyacına göre alındığı takdirde kilo aldıran sağlıksız bir besin değildir. Aksine B grubu vitaminlerden zengin ve içerdiği kompleks karbonhidrat nedeniyle kişiye hem tokluk hissi veren hem de kan şekerini düzenleyen bir besin grubudur. Kompleks karbonhidrat olarak bahsedilen; kepekli, çavdar ve tam buğday ekmeğidir. Sağlıklı bir insanın günlük alması gereken karbonhidrat miktarı bütün besinlerin %55-60'ıdır. Bu orana ekmek yemeden ulaşmak mümkün değildir. Ekmek hiç tüketilmediğinde abur cubur ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelme ile birlikte kilo alımı artacaktır.

	
Meyveyi şeker içeriği yüzünden suçlamayın
Diyet yaparken en çok tüketilmesi gereken gıdaların başında, ilk olarak sebze ve daha sonra da meyve gelir. Şunun çok iyi bilinmesi gerekir ki, her gün sebze ve meyve tüketmeden sağlıklı olmak mümkün değildir. Diyet yaparken de meyve tüketimi belirli ölçüde şarttır. Meyve şekeri düşünüldüğü gibi diyeti bozmaz. Burada önemli olan kararında tüketmektir. Aksi halde, gerekli vitamin ve minerallerden yoksun kalan vücut, diyet döneminde zarar görecektir. Diyet yaparken meyvenin suyu yerine kendisi tercih edilmelidir. Lifinden ayrılan meyve şekeri, işte o zaman vücut için yararını büyük ölçüde yitirmiş olacaktır.

	
Akşam 6'dan sonra yemeği kesmek zorunda hissetmeyin
Her bireyin yaşam tarzı farklıdır. Sabah uyanma, iş saatleri ve akşam uyuma düzeni değişkendir. Kilo vermek için önemli olan ne zaman yemek yenildiği değil ne kadar miktarda besin tüketildiği ve ne kadar fiziksel aktivite ile bunun yakılabildiğidir. Burada dikkat edilmesi gereken, yatış saatinden 3 saat önce akşam yemeği ve 2 saat öncesi ara öğün saatinin bitirilmesi gerektiğidir. Diyetler bireye özgüdür ve onun günlük yaşantısına uyum sağlamalıdır.

	
Asitli yiyecekleri yağ yakar düşüncesi ile aç karnına tüketmeyin
Toplumda, limon ve greyfurt gibi besinlerin aç karnına yenildiğinde zayıflatıcı ve yağ yakıcı özelliği olduğu düşünülse de literatürde ve bilim dünyasında hiçbir besinin yağ yakma özelliğine ilişkin kanıt yoktur. Limon ve greyfurt, C vitamini içerikleri ile bağışıklık sistemini güçlendiren yiyeceklerdir. Aynı zamanda kötü huylu kolesterolü düşürmeye de yardımcı olabilir. Ancak asitli yapıları mide asidini artırarak açlık hissi uyandırmakta ve aç karnına tüketildiğinde mide sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle sabah aç karnına değil ara öğünlerde tüketimleri uygundur. Yağ yakan besinlerden biri olduğu düşünülen maydanoz da bu özelliğe sahip değildir.Maydanoz, C vitamini yönünden zengin ve idrar söktürücü bir besindir. İdrar kaybı nedeniyle kişi kendini hafiflemiş hisseder. Kilo kaybına ve yağ dokusu azalmasına bir etkisi yoktur.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Nov 2017 11:34:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bağışıklığınızı Güçlendirecek 10 Besin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bagisikliginizi-guclendirecek-10-besin-134/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bagisikliginizi-guclendirecek-10-besin-134/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FE511B-51798A-7C24CC-38C0DA-6EDE6B-464291.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />C vitamini: En iyi antioksidan vitaminlerden C vitamininin sağladığı faydalar saymakla bitmez. Yeter ki her gün beslenmenize dahil edin ve gün içinde C vitamini içeren besinler almayı unutmayın. Eğer C vitaminini besinlerden alırsanız bu besinlerde bulunan fitokimyasal maddeleri de alırsınız.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FE511B-51798A-7C24CC-38C0DA-6EDE6B-464291.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />C vitamini: En iyi antioksidan vitaminlerden C vitamininin sağladığı faydalar saymakla bitmez. Yeter ki her gün beslenmenize dahil edin ve gün içinde C vitamini içeren besinler almayı unutmayın. Eğer C vitaminini besinlerden alırsanız bu besinlerde bulunan fitokimyasal maddeleri de alırsınız. Böylece vücuttaki savaşçı hücreleriniz güçlenir. Her gün mutlaka roka, maydanoz, kuşburnu ve kiviyi öğünlerde ve ara öğünlerinizde tüketin.
	
	
Beta-karoten: Sarı-turuncu bitkilerde bulunan beta karoten bizim için en kuvvetli antioksidanlardandır. Hem salatanıza bu renklerdeki sebzelerden ekleyin hem gün içinde meyve olarak tüketmeye çalışın. Havuç, ananas, hurma ve balkabağı en fazla beta-karoten içeren sebze ve meyvelerdir.
	
	
Sarımsak: İçinde kükürtlü bileşikler yanında A, B1 ve C vitamini de içeren neredeyse mucizevi bir besindir. Çünkü bağışıklığınızı kuvvetlendirecek ve hücrelerinizi koruyacak antibiyotik, antiviral, antibakteriyel ve antifungal etki gösterir. Sarımsağın bu etkilerinden yararlanabilmek için bütün olarak değil çiğnenip ezilmesi gerekir. Her gün 1 diş sarımsak yeterlidir.
	
	
Kefir: Bağırsak sağlığımız demek bütün sağlığımız demektir. Bağırsaklarda ne kadar probiyotik bakteri varsa o kadar güçlü metabolizmamız olur. Probiyotik bakteriler yine antioksidanlar gibi her türlü hücre zararına karşı savaşan küçük canlılardır. Bu bakterileri arttırmak için probiyotik besinler tüketmeliyiz. Kefir ve probiyotik yoğurt bu bakterilerden zengin besinlerdir. Bunun yanında muz, pırasa, enginar, sarımsak ve soğan da bu bakterilerin artmasını sağlar.
	
	
Kırmızı meyveler: Antioksidan miktarı yüksek besinlerdir. Kızılcık, pembe greyfurt, pancar, nar likopen ve antosiyanin içerir ve bazı kanser ve kalp hastalıklarına karşı da koruyucudur.
	
	
Zencefil: Keskin tadı ve aroması ile birçok yerde kullanabileceğiniz bir sebzedir. Solunum yollarını açıcı, sindirimi düzenleyici, toksin atıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özellikleri vardır. Çorbalarda, taze olarak sebze yemeklerinde ve salatalarda kullanabilirsiniz.
	
	
Omega-3: En değerli yağ olan omega-3 yağ asitleri bağışıklığınız, beyin ve sinir sisteminiz, psikolojiniz, kalp-damar sağlığınız için hayatınızda olmazsa olmaz bir besin öğesidir. Haftada mutlaka 2 gün balık yemeye çalışın. Balık omega-3 dışında vücudunuzun üretmediği elzem aminoasitleri de içerir ki bunlar hücrelerinizin yenilenmesi ve yaşlanmaya karşın gereklidir.
Beta-glukan: Bir karbonhidrat türüdür ve sağlığımız için önemli faydaları vardır. Beslenmenize yulafı ekleyerek de beta-glukan almış olursunuz. Yulaf kolesterol ve kan basıncını düşürür, glisemik indeksi düşük olduğu için kan şekeri için de uygun bir karbonhidrattır. Yulafı kahvaltıda, ara öğünlerde veya kurabiyelerinizde kullanabilirsiniz.
	
	
Oolong çayı: Çay bizim için doğru bir şekilde demlendiğinde ve uygun miktarda tüketildiğinde antioksidan etki gösterir ve içindeki fenolik bileşenlerin kronik hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır. Oolong çayının antioksidan etkisi çok daha fazladır, çünkü siyah çay ve yeşil çayın birleşimi gibi düşünebilirsiniz. Bağışıklığınız için sevdiğiniz bitki çaylarına oolong çayını eklemeyi unutmayın. Oolong çayı kafein içerir ama rooibus çayı kafein içermez. Rooibus çayının da antioksidan oranı yüksektir ve çocuklarınız için güvenle kullanabilirsiniz.
	
	
Çinko ve selenyum: Bağışıklığınız için önemli minerallerdir. Selenyum deniz ürünleri, et, soğan ve sarımsakta bulunur. Çinko ise kabak çekirdeği başta olmak üzere yağlı tohumlar, hindi eti, kuzu eti, kuşkonmaz ve mantarda bulunur. Bu minerallerin antioksidan etkisi yüksektir ve vücudun toksinlere karşı savaşan hücrelerini güçlendirirler.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 13 Nov 2017 12:55:17 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ofiste yanlış beslenme kiloyu beraberinde getiriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/ofiste-yanlis-beslenme-kiloyu-beraberinde-getiriyo/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/ofiste-yanlis-beslenme-kiloyu-beraberinde-getiriyo/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E18274-ECF139-68CC93-D281CB-5A5C7B-794E9D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Central Hospital'dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Deniz Şafak, günlük ihtiyaç olan 1800 kaloriyi en iyi şekilde karşılayacak sağlıklı menüleri ve kaçınılması gereken besin listesini açıklıyor. Doğru menü Kahvaltı Metabolizmanın sağlıklı ve hızlı çalışması için&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E18274-ECF139-68CC93-D281CB-5A5C7B-794E9D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Central Hospital'dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Deniz Şafak, günlük ihtiyaç olan 1800 kaloriyi en iyi şekilde karşılayacak sağlıklı menüleri ve kaçınılması gereken besin listesini açıklıyor.

	
Doğru menü
Kahvaltı
Metabolizmanın sağlıklı ve hızlı çalışması için güçlü bir kahvaltı şarttır. Çünkü sabah yenilen besinler gün içi iştahın kontrolü bakımından oldukça önemlidir. Güçlü kahvaltının olmazsa olmazı ise bilindiği üzere peynir gibi süt ürünleri ve yumurtadır. İki dilim tam tahıllı ekmekle yapılan bir tost ya da sandviç, açma, poğaça gibi kahvaltılara göre çok daha iyi bir alternatiftir. Sütle müsli veya granola gibi seçenekler de kahvaltı alternatifi olarak değerlendirilebilir ancak yumurta ve peynir kadar tok tutmayacağı bilinmelidir.

	
Öğle yemeği
İyi bir kahvaltıdan sonra öğle öğününde protein ağırlıklı bir öğün tercih edilmelidir. Menüde et, tavuk ve ızgara balık olabileceği gibi kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi seçenekler de tercih edilebilir. Ana yemeğin yanında az çorba veya az miktarda bulgur pilavı ya da 1-2 dilim iyi tahıllı ekmek tüketilebilir.

	
Akşam yemeği
Günün yorgunluğu ve stresinin ardından akşam eve gelindiğinde yenen yemek, en az gün içindeki besinler kadar önemlidir. Özellikle taze sebze ve meyve beslenmede yer almalıdır. Çünkü azalan enerjiyi yükseltmek ve direnci arttırmak için taze meyve, sebze tüketimi gereklidir. Uyku kalitesini arttırmak ve günlük proteini dengelemek için de yoğurt yenmelidir.

	
Yanlış Menü
Kahvaltı
Börek, poğaça, açma, kek gibi hamur işlerinin ofis çalışanları için pratik seçenekler olduğu düşünülür. Fakat bu besinlerin protein oranları çok düşük olduğu için de kısa sürede tekrar açlık hissinin oluşmasına neden olurlar. Hamur içerikli, yağlı veya şekerli ürünlerle yapılan kahvaltılar kişiye kendini iyi hissettirse de günün devamında yorgunluk ve konsantrasyon düşüklüğü olarak geri dönecektir. Şekerli gıdalardan oluşan besinler kanda glikozun hızla yükselmesine yol açar. Vücut, şeker seviyelerini dengelemek için de başka şekerli atıştırmalıklara gereksinim duyar. Bu da vücudun kısır bir döngüye girmesine zemin hazırlar. Bu nedenle kahvaltılarda şekerli yiyeceklerden ve meyve suyu gibi içeceklerden uzak durulmalıdır. Yine ofis ortamında en fazla tercih edilen kahvaltılıklardan biri de simittir. Simit tüketilecekse yanında mutlaka peynir de olmalıdır.

	
Öğle yemeği
Öğle öğününde makarna, pilav, börek gibi fazla karbonhidrat içeren besinler tüketildiğinde öğleden sonra uyku, yorgunluk ve konsantrasyonda bozukluk gibi belirtiler oluşabilir. Bu nedenle öğle yemekleri doğru dengelenmiş besinler içermelidir.

	
Ara öğün
Kek, börek, tatlı gibi ara öğünler ihtiyaçtan fazla kalori alımına neden olabilir. Bu durum da uzun vadede hiç fark ettirmeden kilo ve yağ oranında artış olarak geri dönebilir. Üstelik ofis ortamında azalan hareket nedeniyle bu artışlar daha kolay olacaktır.

	
Akşam yemeği
Öğlen azaltılan karbonhidrat, akşamları da mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonra yenen fazla meyve, kuruyemiş ve tatlının yanı sıra içilen alkollü içecekler de kalori artışını kolaylaştırabilir.

	
Kilo verdiren program
Ortalama 1,65 boyunda yaklaşık 58-60 kilo ağırlığındaki 30-35 yaş arasındaki ofis çalışanı bir kadın, günde 1800 kalori almalıdır.

	
Sabah
İki dilim peynirle hazırlanmış tam tahıllı ekmekten yağsız bir tost (280 kalori)
Haşlanmış 1 yumurta (70 kalori)

	
Ara
Ortalama bir avuç dolusu taze meyve (1 elma, 3 erik, 10-12 üzüm gibi) (50 kalori)

	
Öğlen
Yarım kase çorba (1 kepçe) veya 2 kaşık bulgur pilavı veya makarna. (80 kalori)
5-6 kaşık kadar susuz sebze ya da baklagil (etli bezelye, kıymalı ıspanak, etli kuru fasulye gibi) (150 kalori)
Yarım kase yoğurt (80 kalori)
Salata (yağsız) (30 kalori)

	
1'inci ara
10 adet çiğ fındık veya 10 adet çiğ badem veya 3 adet tam ceviz. (50 kalori)

	
2'inci ara
1 bardak latte ya da 1 bardak ayran ya da kefir (150 kalori)

	
Akşam
1 küçük kepçe çorba (80 kalori)
1 küçük haşlanmış patates (70 kalori) ya da 1 dilim ekmek (70 kalori), 100 gram et, tavuk ya da balık (2-3 köfte büyüklüğünde) (350 kalori)
Salata (yağsız) (30 kalori)
Yarım kase yoğurt (80 kalori)

	
Ara öğün
Yarım kase yoğurt (80 kalori)
Toplam 1625 kalorilik bir diyet ile sağlıklı bir şekilde ayda 1 kilo verilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Nov 2017 12:07:15 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çiğ fındıkla gelen 10 fayda]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cig-findikla-gelen-10-fayda-472/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cig-findikla-gelen-10-fayda-472/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1526C9-93CEF6-0A7177-93B8A4-C99443-25845A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Protein, karbonhidrat, antioksidanlar, B riboflavin, tiamin, niasin, piridoksin ve pantotenik asit gibi vitaminleri, kalsiyum, folat, çinko, potasyum, demir ve manganez gibi mineralleriyle sağlığımız açısından adeta bir hazine. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1526C9-93CEF6-0A7177-93B8A4-C99443-25845A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Protein, karbonhidrat, antioksidanlar, B riboflavin, tiamin, niasin, piridoksin ve pantotenik asit gibi vitaminleri, kalsiyum, folat, çinko, potasyum, demir ve manganez gibi mineralleriyle sağlığımız açısından adeta bir hazine. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz &#34;Fındığın çiğ olarak tüketilmesi durumunda besin değerlerinden çok daha fazla faydalanabiliriz. Fındığın kavrulma süresinin uzaması fındıkta besin kayıplarına sebep olurken, fındığın içerisindeki sağlıklı yağların hasar görmesine ve okside olmasına sebep olarak hücrelerimize zarar verebilecek serbest radikallerin oluşmasına sebep olabiliyor. Kavrulmamış fındıklar, kavrulmuş fındıklara oranla iki kat fazla antioksidan içerir. Bu nedenle fındık alırken çiğ (kavrulmamış) olmasına özen göstermeliyiz" diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, çiğ fındıkla gelen 10 faydayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

	
Bağışıklığı kuvvetlendiriyor

	
Fındık yağı E vitamini açısından zengin bir kaynak. E vitamini, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasını önleyerek anemi riskini azaltıyor. Doğru kan dolaşımı, ateş, soğuk algınlığı ve diğer hastalıkların oluşma riskini azaltarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

	
Sinirleri sağlamlaştırıyor

	
İçerdiği besin öğeleriyle tam bir sağlık deposu olan fındık, B6 vitamini açısından da zengin. B6 vitamini; elektrik sinyallerinin hızını ve verimliliğini artıran ve sinir sisteminin düzgün şekilde çalışmasını sağlayan, sinirin kılıfı olan miyelinin yaratılması için gerekli bir vitamin olarak biliniyor. Ayrıca sinir sistemimizin sağlıklı bir şekilde işlev gösterebilmesi için seratonin, melatonin ve epinefrin gibi hormonların salgılanması B6 vitamininin desteği ile oluyor.

	
Beyin sağlığını koruyor

	
Fındıkta, protonosiyanidinler, kersetin ve kaemferol gibi fitopkimyasal maddeler bulunuyor. Bu proantosiyaninler 'flavonoidler' olarak adlandırılan bir gruba ait. Flavonoidler beyin sağlığını destekleyebiliyor. Ayrıca triptofan ve izolosin aminoasitlerinden zengin olduğundan zihinsel ve psikolojik olarak kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor.

	
Tok tutuyor

	
Fındıktaki protein, lif ve yüksek yağ kompozisyonu, tokluk hissini artırıyor, bu da aşırı yemeyi önlerken yüksek kalori alımına karşı koruyor. Ancak gereğinden fazla fındık tüketimi, tam tersi etki yaparak kilo artışına yol açıyor! Çünkü fındığın enerjisi oldukça yüksek. 1 avuç fındık yaklaşık 25 grama, o da 150 kaloriye denk geliyor. Porsiyon miktarına dikkat etmek önemli. 1 porsiyon 6-7 adet çiğ fındığa denk geliyor.

	
Diyabet riskini azaltıyor

	
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz "American Journal of Clinical Nutrition&#39;da yayınlanan 2015 çalışmasında, diyabet hastalarında düzenli olarak fındık tüketimi olduğunda daha güçlü bir etki sağladığı, diyabetik olmayanlara göre daha düşük kan yağlarına sahip olduğu görülmüştür. Diyabet hastaları günlük diyetlerine fındık eklediklerinde glukoz intoleransında iyileştirme görülmüştür" diyor.

	
Kötü kolesterolü düşürüyor

	
Fındık kalp sağlığını koruyan sağlıklı yağlar içeriyor. Oleik asit için iyi bir kaynak ki oleik asit kötü kolesterol (LDL) seviyesinin düşürülmesine yardımcı olurken, vücutta iyi kolesterolün (HDL) seviyesini yükseltmeye fayda sağlıyor. Düzenli fındık tüketimi kolestrolü yüzde 27 oranında düşürüyor. Bilimsel çalışmalar, düzenli olarak fındık tüketen kişilerin kalp krizinden dolayı ölüm riskini oldukça azalttığını gösteriyor. Aynı zamanda fındık demir, bakır, selenyum, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko gibi minerallerin doğal kaynağı olduğu için kalp sağlığını koruyor.

		
Kansere karşı koruyor

	
Kanserli hücrelerin gelişimine neden olan faktörleri ortadan kaldırdığı düşünülen fındık, aynı zamanda vücuttaki kötü niyetli hücreleri yok etmeye yardımcı olarak kanser olasılığını önlüyor. Fındıkta bulunan bir bileşik olan beta-sitosterol meme ve prostat kanseri riskini azaltıyor.

	
Kabızlığı önlüyor

	
Fındıktaki yüksek lif içeriği, bağırsak sağlığı için oldukça yararlı bir rol üstleniyor. Yüksek lif tüketimi bağırsak hareketlerini aktif hale getirip, sindirim sisteminin işini kolaylaştırdığından, günlük yeterli miktarlarda çiğ fındık tüketimi kabızlığın tedavisinde kullanılabiliyor.

	
Kasları güçlendiriyor

	
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz &#34;Magnezyum, vücuda giren ve çıkan kalsiyum miktarının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Doğru miktarda kalsiyum kas kasılmalarını oluşturur ve kasların ihtiyaç duyulmadığında dinlenmelerine izin verir. Magnezyum, bu sayede kas gerginliğini azaltır ve kas yorgunluğunu, spazmı, kramp ve ağrıları önlemek için mücadele eder. Yüksek magnezyum seviyeleri aynı zamanda kas gücünü artırmaya yardımcı olur" diyor.

	
Erken yaşlanmayı engelliyor

	
Fındıkta bulunan antioksidanlar, cildinize zarar verebilecek serbest radikallerle mücadele ederek, cildin daha sağlıklı görünmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda UVA/ UVB ışınlarının neden olduğu deri kanserinden cildi koruyor. Antioksidanlarla birlikte flavanoidler cilt hücrelerinin rejenerasyonunu uyarıyor. E vitamininin de desteğiyle ölü hücreleri ortadan kaldırarak daha sağlıklı ve daha genç görünümlü bir cilt sağlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Nov 2017 12:38:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tatlandırıcılar güvenle kullanılabilir]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tatlandiricilar-guvenle-kullanilabilir-394/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tatlandiricilar-guvenle-kullanilabilir-394/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFC4BA-1AFB96-6B5016-76AF9D-085542-EE73EB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle şeker tüketimine dikkat etmek isteyen tüketiciler için düşük kalorili ve kalorisiz tatlandırıcıların iyi bir alternatif olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Damcı, kullanıcıların tatlandırıcı içeren gıda ve içecekleri güvenle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFC4BA-1AFB96-6B5016-76AF9D-085542-EE73EB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle şeker tüketimine dikkat etmek isteyen tüketiciler için düşük kalorili ve kalorisiz tatlandırıcıların iyi bir alternatif olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Damcı, kullanıcıların tatlandırıcı içeren gıda ve içecekleri güvenle kullanabileceğini ifade etti.

	
Tatlandırıcıların tüm dünyada bilimsel çalışmalarla en kapsamlı şekilde incelenmiş̧ gıda bileşenleri arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Damcı, &#34;Tüketiciler, günlük beslenme önerilerine uygun, yeterli ve dengeli bir beslenme çerçevesinde, onaylı tatlandırıcıları güvenle kullanılabilir" dedi. Gıdalarda ve içeceklerde kullanılan düşük kalorili ve kalorisiz tatlandırıcıların bir yandan tat ve genel beslenme kalitesini korurken, diğer yandan da birçok gıda ve içeceğin içerdiği kalori miktarını azalttığına dikkat çeken Prof. Dr. Damcı, içlerinde Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA), Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) gibi dünya çapında tanınmış yetkili kurumların da onay verdiğini kaydetti.

	
Spekülasyonlar tüketiciyi olumsuz etkiliyor

	
Tatlandırıcıların günümüzde birçok üründe kullanıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Damcı, &#34;Ülkemizde de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Türk Gıda Kodeksi tatlandırıcıların, hangi üründe, ne oranda kullanılabileceğini belirliyor. Bu konuda maalesef bazı spekülasyonlar üretiliyor. Bu tarz açıklamaların yapılması hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkiliyor" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Nov 2017 12:33:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Veganlar için sağlıklı 7 beslenme önerisi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/veganlar-icin-saglikli-7-beslenme-onerisi-195/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/veganlar-icin-saglikli-7-beslenme-onerisi-195/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_634D1F-A54620-0E3EEF-95D1E6-539EFA-9660D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beslenme düzenlerinde bal, süt ürünleri, yumurta dahil hayvansal kaynaklı gıdaların hiçbirine yer vermeyen veganların sayıları her geçen gün artıyor. 1 Kasım Dünya Vegan Günü kapsamında, yalnızca bitkisel besinlerin tüketildiği bu beslenme tarzı ile ilgili konuşan Sodexo Entegre&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_634D1F-A54620-0E3EEF-95D1E6-539EFA-9660D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beslenme düzenlerinde bal, süt ürünleri, yumurta dahil hayvansal kaynaklı gıdaların hiçbirine yer vermeyen veganların sayıları her geçen gün artıyor. 1 Kasım Dünya Vegan Günü kapsamında, yalnızca bitkisel besinlerin tüketildiği bu beslenme tarzı ile ilgili konuşan Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, &#34;Vegan beslenenlerin bitkisel besin tercihleri de farklı inanışlara göre şekilleniyor. Bazı veganların beslenmesinde sadece sebze, meyve, tahıl ve kuru baklagiller yer alırken bazıları sadece tahıl ürünleriyle beslenir. Yalnızca meyve ve botanik olarak meyve sayılan sebzelerle beslenen gruplar var. Besleyicilik değerinin kaybolacağına inandıkları için besinleri pişirmeden, çiğ tüketen Ravistler ve arıdan elde edildiği için balı, kemikten elde edildiği için jelatini, süt içeriyorsa çikolatayı dahi tüketmeyen daha radikal bir grup da var" dedi. Vegan diyetlerin pek çok besin ögesini içerse de kimi besin öğeleri açısından yeterli olmayacağını belirten Diyetisyen Mumcu, önerilerini paylaştı.

	
B12 takviyesi gerekebilir
	
	
Bitkisel besinler B12 içermedikleri için et tüketmeyen bu grupta B12 vitamini alımı yetersiz kalır. Su yosunları ve soya fasulyesinden fermentasyon ile elde edilen tempeh gibi bitkisel besinlerin B12 içerdiğine dair bilgiler bulunuyor. Ancak bu besinlerde yer alan B12'nin etkisiz olduğu ya da B12 emilimini engelleyen bir yapı içerdiği konusunda tartışmalar sürüyor. Bu nedenle vegan tipi beslenen bireyler B12 açısından desteğe ihtiyaç duyabilirler.

	
Kalsiyum kaynakları olmazsa olmaz
	
	
Kemik sağlığı açısından en önemli mineral olan kalsiyum alımı da veganlarda düşük kalır. Veganlar biyoyararlığı yüksek hayvansal kaynaklı kalsiyum kaynaklarını tüketmedikleri için her ne kadar kalsiyumdan zengin koyu yeşil yapraklı sebzeleri tüketseler de vücut bu sebzelerdeki kalsiyumdan yeterince yararlanamaz. Bu sebeple veganlar iyi kalsiyum kaynakları arasında gösterilen baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, susam, tahin, incir gibi besinleri diyetlerinde mutlaka bulundurmalıdırlar.

	
Balık yerine keten tohumu
	
	
Balık tüketmeyen bir veganın diyetinde omega-3 yağ alımını desteklemek için günde 2 porsiyon keten tohumu veya yağı, ceviz, semizotu gibi omega-3 kaynakları bulunması önerilir.

	
Beslenmeye C vitamini kaynakları eklenmeli
	
	
Vücudumuz hayvansal kaynaklı besinlerdeki demiri bitkisel kaynaklı besinlerdeki demire göre daha aktif kullanır. Bu da vegan beslenmede bitkisel kaynaklardan alınan demirin yetersiz kalmasına neden olabilir. Bitkisel kaynaklı besinlerdeki demirden yeterince iyi faydalanmak için beslenmede C vitamini kaynaklarının yeterli düzeyde bulunması önemlidir.

	
Kuru baklagil ve tahıllar birlikte tüketilmeli
	
	
Kuru baklagil ve yağlı tohumlar veganlar için iyi protein kaynağıdır ve kolesterol içermezler. Ayrıca kompleks karbonhidratlar ve posa yönünden de iyi birer kaynak olan kuru baklagiller ile tahıl kaynaklarının birlikte tüketilmesi, vücudun her iki besin grubundaki proteinden daha iyi faydalanmasını sağlar.

	
Fıstık ezmesi ve tahin protein kaynağı
	
	
Yağlı tohumlar ise hem yağları (yerfıstığı yağı) hem de tohumlarından elde edilen sürülebilen ezmeleri (tahin veya yer fıstığı ezmesi) ile protein ihtiyacına önemli katkıda bulunurlar. Ancak yüksek yağlı yapıları nedeniyle tüketilen miktara dikkat etmek gerekir.

	
Sebze- meyve çeşitliliği önemli
	
	
Sebze ve meyveler tüm vitamin, mineral ve biyoaktif bileşiklerden zengindirler ve her biri bunları farklı miktarlarda içerir. Bu nedenle her çeşit sebze ve meyvenin beslenme düzeni içinde yer alması ve yeterli miktarlarda mevsiminde tüketilmesi önemlidir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 31 Oct 2017 10:41:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canan Karatay: "İthal muza ne gerek var"]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-ithal-muza-ne-gerek-var-437/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-ithal-muza-ne-gerek-var-437/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94FEBF-5B9A5A-0B3294-D32A73-D9C40B-369205.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mersin&#39;in önemli muz üretim merkezi Anamur ilçesinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen tarım ve gıda fuarının açılışı yapıldı. İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 4. Anamur Tarım ve Gıda Fuarı&#39;nın açılışı dolayısıyla Anamur Ticaret ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94FEBF-5B9A5A-0B3294-D32A73-D9C40B-369205.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mersin&#39;in önemli muz üretim merkezi Anamur ilçesinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen tarım ve gıda fuarının açılışı yapıldı.
İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 4. Anamur Tarım ve Gıda Fuarı&#39;nın açılışı dolayısıyla Anamur Ticaret ve Sanayi Odasında düzenlenen kokteylde yaptığı konuşmada, bir ülkenin ayakta durabilmesi için tarımın çok önemli olduğunu söyledi.

	
&#39;YÜKSEK BİNALARI GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLDÜM&#39;

	
Sağlıklı beslenmenin gerekliliğini vurgulayan Karatay, &#34;Yüksek binaları görünce çok üzüldüm. Torosların eteğinde, yeşilin eteğinde bu binalara gerek yok.&#34; dedi.
	
	
Anamur muzunun ilaçsız yetiştirilen en önemli meyvelerden biri olduğunu ifade eden Karatay, doğanın ve canlıların ilaçlarla yok edilmemesi gerektiğini dile getirdi.

	
Karatay, her zaman &#39;Anamur muzu yenilmesi&#39; tavsiyesinde bulunduğunu hatırlatarak, &#34;Ülkemizde Anamur muzu varken ithal muza ne gerek var. Her gün bir tane Anamur muzu kahvaltıda yenebilir. Ben sabah kahvaltı yapmadım. Bu muz benim kahvaltım&#34; diye konuştu.

	
Anamur Belediye Başkanı Mehmet Türe de fuarın 4. yılında önemli bir noktaya geldiğini belirterek, katılımcılara teşekkür etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 26 Oct 2017 05:48:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canan Karatay: En sağlıklı et pastırmadır]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-en-saglikli-et-pastirmadir-631/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-en-saglikli-et-pastirmadir-631/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C10509-39F766-B072CC-3F185B-AF15E9-2358E9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, hastalıkların temelinde yanlış beslenme ve yaşam biçiminin bozulması olduğunu belirtti. Karatay, her türlü kanser, şeker hastalığı, tansiyon, alzheimer, depresyon, unutkanlık ve bağışıklık sisteminin çökmesi gibi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C10509-39F766-B072CC-3F185B-AF15E9-2358E9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, hastalıkların temelinde yanlış beslenme ve yaşam biçiminin bozulması olduğunu belirtti. Karatay, her türlü kanser, şeker hastalığı, tansiyon, alzheimer, depresyon, unutkanlık ve bağışıklık sisteminin çökmesi gibi hastalıkların temelinde yanlış beslenme olduğunu söyledi: &#34;Yanlış beslenme sonucu vücudumuzda çıkan bir reaksiyonlar ortaya çıktı. Mineraller meyvelerden ve topraktan yok olduğu zaman hastalıklar artıyor. Çünkü bizim vücudumuzu gençleştiren, güçlendiren ve mikroplarla savaşımızı sağlayan hücrelerimizde hiçbir canlanma olmuyor&#34; dedi.
	
	
&#39;VÜCUDA FIRSAT VERİRSEK O KENDİNİ KORUR&#39;

	
Kalp hastalığının 31 yıl içinde yüzde 400, kronik bronşitin yüzde 800, astım hastalığı yüzde 4.000 arttığını belirten Karatay, &#34;Amerikan Kalp Derneği 2 yaşına kadar olan çocuklara şeker verilmeyeceğini söylüyor. 2 yaşından küçük çocuklara şeker verdiğiniz zaman ileride kalp hastası oluyorlar. Dünya Sağlık Örgütü de şekere karşı çok büyük savaş açtı. Yediğimiz, içtiğimiz bütün şekerler kan şekerimizi yükseltiyor. Bu yükselirken vücudumuzun her hücresi için toksit olduğunu gördük. Vücudumuz sizden, benden akıllıdır. Organizma kendini korur. &#39;O ilacı aldığımda hastalanmayacağım&#39; demek hikaye. İlaçlar bizi hiçbir hastalıktan korumaz. Vücuda fırsat verirsek o kendini korur&#34; diye konuştu.

	
&#39;PASTIRMA EN SAĞLIKLI ET&#39;

	
Karatay ayrıca en sağlıklı etin pastırma olduğunu söyledi: &#34;Pastırma ve sucuk doğal olarak yapıldığı zaman çok önemlidir. Tabi katkı maddesi olmayacak. Pastırma çiğ olarak bol bol tüketilebilir. Tabi Kayseri deyince mantı da aklımıza gelir. Eğer göbekliyseniz ve karaciğeriniz yağlıysa mantı olmaz&#34; dedi.

	
&#39;MEYVE SUYU YERİNE AYRAN VE SAF ZEYTİNYAĞI&#39;
	
	
Karatay meyve sularıyla ilgili olarak ise uyarılarda bulundu: &#34;Bildiğiniz gibi ilk meyve suyu fabrikaları Kayseri&#39;de üretime geçmişti. Meyve suları artık çok değişti. Vücuda sıvı şeker olarak giriyor. Bilhassa çocukların alkolüdür. Karaciğeri yağlandırıyor. Erkeklerin memelerinin büyümesi, karaciğerin yağlanması ve buna 12-13 yaşında başlaması 35-40 yaşlarında kalp krizine sebep verebilir. Yasaklanması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü mısır şurubu içerek şekeri beyaz şekerden 7 kat daha fazla zehirlidir. Eskiden bira göbeği, alkol göbeği denirdi. Şimdi fruktoz, ekmek göbeği deniyor. Göbekte yangın başladığı zaman bütün hastalıkların temeli atılmış oluyor. Doğal olan her şey bu yangını söndürüyor. Meyve suyu yerine ayran ve saf zeytinyağı var.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 22 Oct 2017 04:38:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canan Karatay: Enerji içecekleri insan sağlığı için zehirdir]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-enerji-icecekleri-insan-sagligi-icin/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-enerji-icecekleri-insan-sagligi-icin/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_23548D-90AB31-067AF7-FB5215-382520-254EFD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karatay, &#34;Enerji içeceklerinin içine koyulan yüksek miktardaki mısır şurubu şekeri ve kimyasallar insanın bağışıklık sistemini çökertir, bağırsakları mahveder, beyni mahveder. Verdiği enerji bir-iki saat sürse dahi insanı perişan hale getirir. O birkaç saat için verdiği&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_23548D-90AB31-067AF7-FB5215-382520-254EFD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karatay, &#34;Enerji içeceklerinin içine koyulan yüksek miktardaki mısır şurubu şekeri ve kimyasallar insanın bağışıklık sistemini çökertir, bağırsakları mahveder, beyni mahveder. Verdiği enerji bir-iki saat sürse dahi insanı perişan hale getirir. O birkaç saat için verdiği enerji mutluluk hissine insanlar bağımlı olur. Dediğiniz gibi alkolden daha tehlikeli bir şekilde karaciğeri yağlandırır. Alkolden daha tehlikeli bir şekilde beyni bozar, bağırsakları bozar, bağışıklık sistemini çökertir ve her türlü hastalığın temeli atılmış olur&#34; diye konuştu.

	
HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇAR?
	
	
Canan Karatay, söz konusu içeceklerin ne gibi hastalıklara yol açtığı konusunda da şunları kaydetti:

	
&#34;İşte bu şekerli içecekler, şekerli gazlı içecekler dahil, enerji içecekleri bağırsaklardaki dost bakterileri öldürüyor, bağırsak hücrelerini parçalıyor. Bununla beraber düşman bakterileri çoğaltıyor, şeker hastalığının temeli atılıyor. Tiroit, haşimato, alzheimer, kanserler, şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, böbrek hastalığı, karaciğer yağlanması, pankreas hastalığı Tip1 ve Tip2 diyabet gibi hastalıkları tetikliyor.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 17 Oct 2017 04:54:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canan Karatay: Dünyanın en sağlıklı yiyeceği lahana]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-dunyanin-en-saglikli-yiyecegi-lahana/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-karatay-dunyanin-en-saglikli-yiyecegi-lahana/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/uploads/blank.png" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de önemli lahana üretim merkezlerinden olan Niğde&#39;de &#39;1. Lahana Festivali&#39; düzenlendi. Bor Belediyesi ve Lahana Birliği tarafından Kaynarca İlkokulu&#39;nda gerçekleştirilen organizasyonda, lahana sarması yarışması düzenlendi ve öğrencileri tarafından çeşitli&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/uploads/blank.png" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de önemli lahana üretim merkezlerinden olan Niğde&#39;de &#39;1. Lahana Festivali&#39; düzenlendi. Bor Belediyesi ve Lahana Birliği tarafından Kaynarca İlkokulu&#39;nda gerçekleştirilen organizasyonda, lahana sarması yarışması düzenlendi ve öğrencileri tarafından çeşitli gösteriler yapıldı.
	
	
Yoğun ilgi gören programa katılan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay bir lahana tarlasını gezerek çiftçilerle sohbet etti.

	
Daha sonra programda konuşma yapan Karatay, lahananın birçok hastalığı önlediğini kaydetti.

	
&#39;KIŞIN BOL BOL YİYİN&#39;

	
Lahananın kışın tüketilmesi gerektiğini belirten Karatay, şöyle konuştu:
	
	
&#34;Dünyanın en önemli, en sağlıklı yiyeceği lahanadır. Doğal olarak ev turşusu yapıldığı zaman, camın içinde, turşu da en doğal probiyotiktir. Kışın bol bol lahana yiyin, bol bol lahana çorbası için, çocukları alıştırın bol bol lahana çorbası içsinler. O zaman hastalanmazsınız. Lahananın her türlü yemeğini yiyebilirsiniz. Ama lahananın turşusu dünyanın en önemli tıbbi malzemelerinden biridir. Kanser olmanızı önler, kalp hastası olmanızı önler, alzaymır olmanızı önler, karaciğerinizin yağını giderir, şekerinizi düzenler.&#34;

	
ÜRETİCİ ALTINÖZ: PAZARLAMADA SIKINTI ÇEKİYORUZ

	
Üreticilerden Vedat Altınöz ise etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek &#34;Böyle bir etkinliğe ihtiyacımız vardı. Yetiştirmesini çok iyi biliyoruz lahananın ama pazarlamada sıkıntı çekiyoruz. Bu sıkıntıyı da böyle etkinliklerle gidermeye çalışacağız&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 14 Oct 2017 08:04:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sıcak yaz günlerinde nasıl beslenmeli?]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sicak-yaz-gunlerinde-nasil-beslenmeli-442/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sicak-yaz-gunlerinde-nasil-beslenmeli-442/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_33471A-D4BB75-DC3D31-7C7D7B-DB338E-CFD1C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yaz, tüm Türkiye'de çok sıcak geçiyor. Termometreler bazı illerde 40 dereceyi gösterirken bu yüksek sıcaklık değerleri sağlığımızı da yakından ilgilendiriyor. Sıcak havalar, beslenme ve uyku düzenimize kadar birçok alışkanlığımızı etkilerken; bebek ve çocuklar, yaşlılar,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_33471A-D4BB75-DC3D31-7C7D7B-DB338E-CFD1C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yaz, tüm Türkiye'de çok sıcak geçiyor. Termometreler bazı illerde 40 dereceyi gösterirken bu yüksek sıcaklık değerleri sağlığımızı da yakından ilgilendiriyor. Sıcak havalar, beslenme ve uyku düzenimize kadar birçok alışkanlığımızı etkilerken; bebek ve çocuklar, yaşlılar, şeker ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olan bireyler ile hamileler yüksek risk grubunu oluşturuyor. Sabri Ülker Vakfı, sıcak günlerde sağlığını korumak isteyenler için beslenmeye yönelik ipuçlarını paylaşıyor.

	
Sıcak havalar, iştahı olumsuz etkileyerek daha az yemeğe neden olabiliyor. Böyle bir durumda açlık hissetmeseniz bile ihtiyacınız olan enerji ve besin öğelerini mutlaka sağlamanız gerekir.
	
	
Besinleri kızartmak yerine, ızgara, haşlama veya fırında pişirin
		
	
Sıcak günlerde öğünlerinizde besleyici değeri yüksek ve sindirimi kolay olan besinleri tercih edebilirsiniz. Sebze ve meyveler ile fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumları, süt veya peynir, yoğurt, cacık gibi süt ürünlerini tüketebilirsiniz. Sebze veya etleri kızartmak yerine yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirebilirsiniz. Zeytinyağlı yemekler ile peynirli, et, tavuk, balık veya tahıllı salatalara da yer verebilirsiniz.

	
Kendinizi iştahsız hissediyorsanız fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişler, tam tahıllı bisküvi ve krakerleri ayran, yoğurt veya peynirle tüketebilir ya da porsiyonlarınızı küçültüp öğün sıklığınızı artırabilirsiniz. Tatlı yemek istiyorsanız midenizi yoracak ve size ağır gelecek şerbetli tatlılar yerine dondurma veya meyve tatlılarını tercih edebilirsiniz.

	
Mineral düzeyinizi dengelemek çok önemli
	
	
Her şeyden önce en önemlisi günde mutlaka en az 2 litre su tüketilmesidir. Sıcak havalarda terleme arttığı için vücut normalden daha fazla su ve mineral kaybeder. Özellikle su içeriği yüksek besinleri tüketmek, sıvı ihtiyacınızı karşılamaya destek olmanın yanı sıra vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini de yeterli düzeyde almaya yardımcı olur. Kiraz, karpuz, kavun, şeftali, salatalık gibi su içeriği yüksek sebze ve meyveleri günde 5 porsiyon kadar tüketebilirsiniz. Ayran, kefir, maden suyu, taze sıkılmış meyve suları da sıvı ve mineral alımını desteklemeye yardımcı olur.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Aug 2017 11:44:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canan Hoca şimdi de patates kızartmasına taktı...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-hoca-simdi-de-patates-kizartmasina-takti-601/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/canan-hoca-simdi-de-patates-kizartmasina-takti-601/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4F7A32-6FE741-75F6DA-D87D1E-6F74E7-D91084.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İç hastalıkları Uzmanı Canan Karatay, anne babalara seslenip şu uyarıda bulundu: &#34;Çocuklar elinde kızartmayla doğmadı. O kızartmaya siz alıştırdınız. Alıştırmayın. Kızardığı zaman trans yağlar meydana geliyor bu bir. Bir de ketçap bağımlılık yapıyor. Patatesi sevmiyorlar,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4F7A32-6FE741-75F6DA-D87D1E-6F74E7-D91084.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İç hastalıkları Uzmanı Canan Karatay, anne babalara seslenip şu uyarıda bulundu:

	
&#34;Çocuklar elinde kızartmayla doğmadı. O kızartmaya siz alıştırdınız. Alıştırmayın. Kızardığı zaman trans yağlar meydana geliyor bu bir. Bir de ketçap bağımlılık yapıyor. Patatesi sevmiyorlar, ketçaptaki bağımlılık maddesini seviyorlar, farkında değiller. Eğer patates lezzetliyse neden ketçap döküyorlar, oturup patatesi yesinler. Ama kızartma kesinlikle olmaz.&#34;

	
Patatesi sağlıklı yemenin mümkün olduğunu anlatan Karatay, &#34;Bizim patates salatımız vardır. Haşlanıp yapılabilir buğulama yapılabilir. Ama kızartıp üstüne de ketçap döküp yerseniz o tehlikeli&#34; dedi.&nbsp;

	
Karatay, içindeki yüksek miktardaki gluten ve nişastaya dikkat çekerek, şeker hastaları ve &nbsp;gluten hassasiyeti bulunanların patates tüketmemesi gerektiğini kaydetti.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 24 Jul 2017 07:50:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zeytinyağı her derde deva!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/zeytinyagi-her-derde-deva-314/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/zeytinyagi-her-derde-deva-314/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FCD412-DC2A9E-9CF7CB-57E6EE-3410B5-B58BA9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mutfaklarımızdan eksik etmediğimiz, yaz aylarının en sevilen yemeklerine hayat veren zeytinyağı, her derde deva olan faydaları ile kozmetik sektöründen alternatif tıp alanına kadar hayatımızda önemli bir yere sahip. Sebzelerin içerdikleri vitamin ve minerallerin zeytinyağı ile buluşması&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FCD412-DC2A9E-9CF7CB-57E6EE-3410B5-B58BA9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mutfaklarımızdan eksik etmediğimiz, yaz aylarının en sevilen yemeklerine hayat veren zeytinyağı, her derde deva olan faydaları ile kozmetik sektöründen alternatif tıp alanına kadar hayatımızda önemli bir yere sahip. Sebzelerin içerdikleri vitamin ve minerallerin zeytinyağı ile buluşması sonucunda ortaya çıkan düşük kalorili, sağlıklı ve hafif yaz yemeklerini hazırlamak çok pratik.

	
Zeytinyağı her derde deva!
	
	
Sabah uyanır uyanmaz içeceğiniz bir kaşık zeytinyağı midenizi korurken, tansiyonunuzu düşürmeye ve bağırsak kanserinden korunmanıza da yardımcı olur. Düzenli olarak zeytinyağı tüketenlerin daha geç yaşlandığı, kansere yakalanma oranının daha düşük olduğu ve vücudun kolesterol dengesinin sağlamasında büyük önem taşıdığı kanıtlandı. Mısırözü, soya ve ayçiçek yağlarından farklı olarak doğal yollarla üretilen zeytinyağını tüm yemeklerinizde kullanabilirsiniz. Türkiye'nin en sosyal yemek tarifleri uygulamasını cep telefonunuza indirerek zeytinyağlı tariflere kolayca ulaşabilir, en güncel videolu ve pratik tarifleri izleyip hemen uygulayabilirsiniz.

	
İşte yaz sofralarında en çok sevilen zeytinyağlı tarifler:

	
Zeytinyağlı Barbunya
	
	
Malzemeleri:
1 kilo ayıklanmış barbunya
1 yemek kaşığı domates salçası
2 adet kuru soğan
1 adet patates
1 adet havuç
5-6 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 çay bardağı zeytinyağı
Süslemek için maydanoz
Yapılışı:
Ayıkladığınız barbunyaları tencerenize alın, üzerini geçinceye kadar su koyup 15-20 dakika kadar kaynatın.
Suyunu süzüp iyice yıkayın.
Bir başka tencereye zeytinyağını koyun, üzerine küp küp doğranmış soğan ve sarımsakları ilave edip kavurun.
Küp küp doğranmış havuç ve patatesi ilave edin.
Biraz kavurduktan sonra salçasını da ekleyin.
Barbunyasını ilave edip 1-2 dakika kavurun.
Tuzu, şekeri ve üzerini geçinceye kadar suyunu ilave edip malzemeler yumuşayıncaya kadar pişirin.
Ocağı kapattıktan sonra üzerine 1 tatlı kaşığı kadar zeytinyağı gezdirin.
Soğuduktan sonra üzerine maydanoz doğrayıp soğuk olarak servis yapın.
	
	
Zeytinyağlı Taze Bakla
	
	
Malzemeleri:
1 kilo taze bakla
1 çay bardağı zeytinyağı
2 adet kuru soğan
1 demet dereotu
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 adet limon suyu
Su
Yapılışı:
Baklaları ayıklayıp yıkayın.
Zevkinize göre dilimledikten sonra biraz tuz ve limon suyu ile karıştırın.
Soğanları küp küp doğrayıp zeytinyağında kavurun.
Baklaları da soğanlara ekleyip karıştırın.
Üzerine baklaları geçmeyecek kadar sıcak su ekleyin ve kısık ateşte pişirmeye başlayın.
Tuz ve şekeri ekleyin.
Soğuduktan sonra dereotunu ilave edip servis yapın.
	
	
İç Baklalı Enginar

	
Malzemeleri:
7 adet enginar, soyulmuş ve temizlenmiş
Yarım kilo iç bakla, yıkanmış ve soyulmuş
10-12 arpacık soğan, soyulmuş ve yıkanmış
2 ince havuç, yıkanmış, soyulmuş ve verev doğranmış
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
2 limonun suyu
2,5-3 su bardağı kaynamış su
1 tatlı kaşığı tuz
Yarım demet dereotu
Yapılışı:
Arpacık soğanları, havucu ve zeytinyağını geniş bir tencereye alıp hafifçe kavurun.
Baklaları ekleyip 1-2 defa çevirin. Limon suyunu ve kaynamış suyu ekleyin.
Enginarları ilave edin.
Tencerenin ağzını hava almaması için folyo ile kapatıp orta hararetli ateşte enginar ve baklalar yumuşayana kadar pişirin.
Pişince tuzunu ilave edin.
Tamamen soğuyunca enginarları servis tabağına alın.
İçlerini bakla ile doldurup dereotu ile süsleyerek servis yapın.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 13 Jul 2017 09:52:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aşırı sıcakların ilacı beş tropik lezzet]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/asiri-sicaklarin-ilaci-bes-tropik-lezzet-357/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/asiri-sicaklarin-ilaci-bes-tropik-lezzet-357/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D4D642-6CB0C4-749E94-0537C9-414687-DBEBC0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcaklarıyla baş etmenin en lezzetli yollarından biri de meyvelerdir. Taptaze yaz meyvelerini yemek ya da suyundan yapılmış enfes içecekleri yudumlamak hem serinlik hem de zindelik ve sağlık verir. Çünkü meyveler bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D4D642-6CB0C4-749E94-0537C9-414687-DBEBC0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcaklarıyla baş etmenin en lezzetli yollarından biri de meyvelerdir. Taptaze yaz meyvelerini yemek ya da suyundan yapılmış enfes içecekleri yudumlamak hem serinlik hem de zindelik ve sağlık verir. Çünkü meyveler bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı vücut direncini artırır, çok sıcak havalarda vücudun su kaybını önler, hatta cildi de güzelleştirir.

	
Diyetisyen Emre Uzun özellikle hava sıcaklığının aşırı derece arttığı yaz mevsiminde tropik bölgede yetişen meyvelerin sağlıklı beslenme ve serinleme konusunda daha etkin olduğunu belirtiyor. Özellikle mango, avokado, papaya, pomelo ve çarkıfelek meyvesini öneren Emre Uzun bu meyvelerin sayısız yararları bulunduğunu ifade ederek, kolayca hazırlanabilecek tariflerle alınan hazzın ve hissedilecek serinliğin daha da artırabileceğini altını çiziyor.

	
Pek çok yararı bulunan meyvelerin aşırı tüketilmesinin zararlı olabileceği uyarısında bulunan Emre Uzun, meyvelerin barındırdığı şekerin aşırı tüketim nedeniyle kilo alımına yol açabileceğini dikkat çekerek bilinçli ve porsiyon kontrolü yaparak meyve tüketmenin şart olduğunu ifade ediyor.

	
BEŞ MUCİZEVİ MEYVE
	
	
İşte Diyetisyen Emre Uzun'un özellikle önerdiği beş tropik meyve!
Antioksidan meyve Mango!
Tropik ve yarı tropik bölgelerde yetişir. Çiğ tüketilmesi daha uygundur. A, B, C vitaminleri ile potasyum ve demir mineralleri yönünden zengindir. C vitamini ve içerisinde bulunan lif sayesinde, kötü kolesterol olarak nitelenen LDL'yi düşürücü etkisi vardır. Glisemik indeksi düşüktür. Beyin fonksiyonlarını artırarak hafızayı güçlendirir. Antioksidan etkisi ile hastalıklara karşı iyi bir bariyerdir. Yapısındaki demir nedeniyle kansızlığa da iyi gelir. Su oranı da yüksek bir meyve olduğu için serinletici etkisi yüksektir. Mangonun küçük boyu 180 gram ve 108 kaloridir.
Dikkat! Fazla tüketildiğinde alerjik etki oluşturabilir, kilo aldırabilir, ishal yapabilir. Şeker oranı yüksek olduğu için özellikle diyabet hastaları dikkatli tüketmelidir.

	
Süper meyve Avokado!
Orta Amerika'da yetişir. A, B, C, E, K gibi vitaminler ve demir, potasyum, magnezyum, fosfor gibi mineraller dahil 20'nin üzerinde vitamin ile mineral içerir. Yüksek besin değerine sahiptir, mükemmel bir protein deposudur. Antiviral ve antibakteriyel özelliği vardır. Hastalıklara karşı iyi bir kalkandır. Kalp damar sağlığını korumaya yardımcıdır. İçerdiği mineral ve vitaminlerle cildin genç kalmasını sağlar. Avokadonun orta boyu 125 gram ve 271 kaloridir.
Dikkat! Avokado muzdan çok daha fazla potasyum içerdiği için böbrek hastalığı ve potasyum fazlalığı olanlar ile gebeler ve emzirme dönemindeki anneler hekime danışmadan tüketmemelidir. Fazla tüketimi alerjiye neden olabilir.

	
Çok yönlü Papaya!
Anavatanı Amerika kıtasının tropikal bölgeleridir. Hem meyve hem de sebze olarak tüketilebilen çok yönlü bir meyvedir. A, B, C vitaminleri, lif, karoten, folik asit, potasyum, magnezyum ve antioksidanlar içerir. Metabolizmanın güçlendirilmesinde etkilidir. Kabızlık gibi sindirim sorunlarının giderilmesinde yardımcıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlardan korur. Aterosklerozu (damar sertliği), kalp, akciğer ve böbrek hastalıklarını önler. Göz hastalıkları ve kanser riskini azaltır. Orta boy papaya 150 gramdır ve 19 kalori gibi düşük bir enerji değerine sahiptir.
Dikkat! Gebelerde düşüğe yol açabilir. Beta karoten içeriği yüksek olduğu için deri renginde değişikliklere neden olabilir. Aşırı tüketildiğinde böbrek taşı oluşturabilir. Emzirme döneminde tüketilirse bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Var olan ishali artırır.

	
Kendisi de yararı da büyük Pomelo!
Güney Asya ile Güneybatı Amerika'da yetişir. Benzediği greyfurt gibi turunçgiller ailesindendir ancak daha iri ve tatlı bir tropikal meyvedir. Piyasada ağaç kavunu olarak da tanınır. Turunçgiller ailesinin en büyük meyvesi olan pomelo kılcal damarları güçlendirir, sindirim sistemini çalıştırır, enerji verir. İçerdiği spermedin ile hücreleri yeniler, tokluk hissini artırır, kabuğu hazmı kolaylaştırır, mide rahatsızlıklarını giderici özelliği vardır, sıtmaya da iyi gelir. Pomelo'nun 100 gramı 26 kaloridir.
Dikkat! Pomelo'nun bilinen bir zararı yoktur.

	
Cinsel canlandırıcı Çarkıfelek Meyvesi!
Sarmaşık türü bu egzotik bitki Kolombiya, Arjantin, Brezilya'nın tropikal kesimlerinde yetişir. Bilimsel adı &#34;Passiflora edulis" olan meyvenin mor renkte bir dış kabuğu, kıvamlı ve çekirdekli bir iç yapısı vardır. &#34;Tutku meyvesi" (passion fruit) ismiyle anılmasının nedeni cinsel isteği artırmasıdır. Vitamin açısından oldukça zengindir. Günlük A vitamini ihtiyacının yüzde 43'ünü, 100 gramındaki 10,4 gram lif ise günlük lif ihtiyacının yüzde 27'sini karşılar. Uykusuzluk, stres, anksiyete gibi sorunlarda rahatlatıcı etki gösterir. Meyvenin bileşimindeki pektin sayesinde tokluk hissini artırır ve böylece hem kan şekerini dengelemede hem de kilo kaybetmede etkili olur. 100 gramı yaklaşık 97 kaloridir.
Dikkat! Gebeler, emziren anneler ve 6 aylıktan küçükler tüketmemelidir.

	
YAZ GÜZELİ MANGO SMOOTHIE
	
	
Malzemeler:
1 küçük boy mango
1 orta boy pomelo
1 su bardağı laktozsuz süt
3-4 yaprak ıspanak
Yapılışı: Tüm malzemeleri blender'dan geçirin. İsterseniz buz ekleyerek servis edin.
	
		
FERAHLATICI ÇARKIFELEK SMOOTHIE
	
	
Malzemeler:
4 adet çarkıfelek meyvesi
1 büyük boy muz
500 ml badem sütü
3-4 yaprak nane
Yapılışı: Tüm malzemeleri blender'dan geçirin. İsterseniz buz ve nane ekleyerek servis edin.

		
VİTAMİN DEPOSU POMELO SMOOTHIE
	
	
Malzemeler:
Yarım pomelo (kabukları soyulmuş, doğranmış)
1 adet papaya
1 orta boy salatalık
500 ml Hindistancevizi sütü
Yapılışı: Tüm malzemeleri blender'dan geçirin. İsterseniz buz ve nane ekleyerek servis edin.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 05 Jul 2017 11:04:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Obezite ameliyatları kalp yetmezliği riskini azaltıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obezite-ameliyatlari-kalp-yetmezligi-riskini-azalt/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obezite-ameliyatlari-kalp-yetmezligi-riskini-azalt/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5F51C8-12D240-13940B-E7CCB8-1D8AB1-4AE8D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vücut Kitle İndeksinin (VKİ) 27 kg/m2'nin üzerine çıkmasıyla kalp ve damar hastalıklarının gelişme riski artıyor. Bu yüzden obez bireylerde ani kalp krizi ve serobrovasküler hastalıkların gelişme riski yüksek. Neyse ki iyi haber yine bilim dünyasından geldi. Journal of the American&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5F51C8-12D240-13940B-E7CCB8-1D8AB1-4AE8D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vücut Kitle İndeksinin (VKİ) 27 kg/m2'nin üzerine çıkmasıyla kalp ve damar hastalıklarının gelişme riski artıyor. Bu yüzden obez bireylerde ani kalp krizi ve serobrovasküler hastalıkların gelişme riski yüksek. Neyse ki iyi haber yine bilim dünyasından geldi. Journal of the American Heart Association (JAHA) dergisinde obezite ameliyatlarının kalp yetmezliğini azalttığını gösteren ilk çalışma yayımlandı.

	
BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun ile birlikte çalışmalar yürüten Yrd. Doç. Dr. Erkan Yardımcı, bu önemli araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

	
3 BİN 448 HASTANIN VERİLERİ İNCELENDİ

	
&#34;Obezite ameliyatı uygulanan ve uygulanmayan morbid obez bireylerin değerlendirildiği çalışmada, 3 bin 448 hastanın verileri incelendi. Ameliyat olan grubun beş yıllık takipleri sonucu VKİ değerleri ortalama 46.5 kg/m2'den 32.5 kg/m2'ye gerilediği, ameliyat olmayan diğer grubun ise VKİ değerlerinin ortalama 46 kg/m2'de sabit kaldığı bulundu. Ameliyat grubunun 12 yıllık takip süresi sonunda yapılan analizler sonucu özellikle konjestif kalp yetmezliği hastalığında önemli bir oranda azalma olduğu ortaya konuldu. Ayrıca 10 yıllık kardiyovasküler risk skoru, total kolesterol, sistolik kan basıncı ve diyabet gibi kardiyovaskuler risk faktörlerinde iyileşmeler olduğu belirlendi.

		
4 YIL SONRA KALP YETMEZLİĞİ RİSKİ YARI YARIYA AZALDI

	
Cleveland Klinik Bariatrik ve Metabolik Enstitü Direktörü Dr. Philip Schauer; obezite ameliyatları sonrası obezite ve sekonder risk faktörlerindeki iyileşmenin kalp yetmezliğinin gelişmesindeki azalmaya yol açtığını belirtti. Ayrıca Swedish Obesity Study (SOS)'de belirtilen ön sonuçlarda da obezite ameliyatı geçirmiş obez bireylerde ameliyattan dört yıl sonra kalp yetmezliği riskinin neredeyse yarı yarıya azaldığı gösterilmiştir. Tüm bu nedenlere bakıldığında obezitenin birçok hastalığa neden olmasının ötesinde ciddi hayati tehlikelere, ani ölümlere ve beklenen yaşam süresinde kısalmalara yol açabileceği belirtilmektedir."

	
OBEZİTE AMELİYATLARI HAYAT KURTARIYOR

	
Yrd. Doç. Dr. Yardımcı, obezitesi ve bununla birlikte yandaş hastalıkları bulunan kişilerde diyet, egzersiz ve medikal tedavi ile kilo kaybı sağlanamıyorsa tecrübeli ekiplerce yapılan obezite ameliyatlarının hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 22 Jun 2017 13:17:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kansere karşı hurma]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-karsi-hurma-866/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-karsi-hurma-866/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4C0485-D833A0-1B12F5-711E77-DE4520-6FE828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gıda Mühendisi Melek Yılmaz, İnsan ve Hayat Dergisi'nin Haziran sayısında yer alan araştırmasında, hurmanın sıra dışı özellikleri hakkında şu bilgileri verdi: BİR İNSAN SADECE HURMA YİYEREK... &#34;Kolesterol muhteva etmemekle beraber vücut çalışması için elzem olan 15 farklı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4C0485-D833A0-1B12F5-711E77-DE4520-6FE828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gıda Mühendisi Melek Yılmaz, İnsan ve Hayat Dergisi'nin Haziran sayısında yer alan araştırmasında, hurmanın sıra dışı özellikleri hakkında şu bilgileri verdi:

	
BİR İNSAN SADECE HURMA YİYEREK...
	
	
&#34;Kolesterol muhteva etmemekle beraber vücut çalışması için elzem olan 15 farklı mineral, A vitamini, C vitamini, B vitamini türevleri, folik asit, karbonhidrat, lif ve protein içermektedir. Bu haliyle hurma, bilim kurgu filmlerinde insanların günlük besin ihtiyacını tek başına karşılayan kapsüllerden farksızdır. Bir insan sadece hurma yiyerek ve su içerek hayatını devam ettirebilir.

	
KIRMIZI ETİN İKİ KATI ENERJİ VERİR
	
	
100 gr yağsız kırmızı et yaklaşık 150 kalori, 100 gr hamsi 108 kalori, 100 gr palamut 160 kaloridir. 100 gr hurma ise yaklaşık 300 kaloridir. Görüldüğü gibi hurma, aynı miktardaki kırmızı etin 2 katı, balık etinin 2-3 katı kadar enerji vermektedir. Bu haliyle hurma tam bir enerji deposudur ve ağır işlerde çalışan, yorgunluk, halsizlik hisseden kişiler için oldukça faydalıdır.

	
VİTAMİN HAPI YERİNE HURMA
	
	
Hurma, özellikle son zamanlarda yaygınlaşan vitamin ve enerji takviyesi yapay suplemanların (vitamin ve mineral takviyesi ilaçlar) doğal halidir. Dolayısıyla supleman takviyesi yerine hurma yemek çok daha sağlıklıdır.

	
Gebelikte annenin bebeği ve kendisi için vitamin ve mineral ihtiyacı artmakta ve gebelerin yüzde 90'ı supleman takviyesi kullanmaktadır. Oysa hurma ayrı ayrı kullanılan yapay suplemanların hepsinin içerdiği vitamin ve mineralleri doğal yoldan karşılayabilmektedir.

	
DOĞAL DEMİR İLACI
	
	
Yoğun demir oranıyla anemi (kansızlık) hastalığını tedavi eden doğal bir demir ilacıdır. 5 adet hurma, bir kadının günlük demir ihtiyacının yüzde 11'ini karşılayabilir. Özellikle anne karnındaki bebeğin &#34;nöral tüp defekti"ne karşı korunması için yeterli miktarda olması gereken folik asit (folat) vitamini hurmada bolca bulunmaktadır.

	
SÜTÜ AZ ANNELER HURMA YESİN
	
	
Oksitosin, doğumda kas kasılmasını uyaran bir hormondur. Modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı ilaç olarak kullanılır. Hurmada bolca oksitosin bulunur ve bu hormon doğumdan sonra süt salınımını da uyardığından emziren annelerin süt salgısını arttırmaları için hurma yemeleri son derece uygundur.

	
Hurma diğer meyvelere oranla yoğun miktarda lif içerir. Lif, sindirim sisteminin sağlığı için en önemli besin maddelerindendir. Lifli besinler bağırsakların artık maddelerden arınmasını, bağırsak hücrelerinin kanserden korunmasını, hazmın kolaylaşmasını sağlar. 100 gr (5-6 adet) hurma günlük lif ihtiyacının yüzde 30'unu tek başına karşılayabilmektedir.

	
KALP KRİZİNE KARŞI KORUYUCU
	
	
Araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamini ve magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. B6, sinir vitamini olarak adlandırılır. Vücutta magnezyum minerali ile birlikte çalışır ve kasların çalışmasında önemli rol oynar. Bu sayede kalp krizine karşı koruyucudur.

	
KANSERDEN KORUR
	
	
Araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamini ve magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. B6, sinir vitamini olarak adlandırılır. Vücutta magnezyum minerali ile birlikte çalışır ve kasların çalışmasında önemli rol oynar. Bu sayede kalp krizine karşı koruyucudur. Hurmanın içerdiği selenyum minerali antioksidan bir mineraldir. Ciddi bir kanser koruyucudur ve yine antioksidan bir vitamin olan E vitamininin de vücutta işlev görmesi için gereklidir. Arap ülkelerinde kanser insidansının/vakasının düşük olması, hurmanın fazla olması ve yenilmesi ile alakalıdır.

	
AÇKEN YENİLMELİ
	
	
Hurmanın vücutta en yüksek oranda kullanılabilmesi için aç iken yenilmesi daha uygundur. Gün içinde aç karna 5 adet hurma 1 porsiyon meyve değişimi olarak diyette tercih edilebilir. Çocuk, ergen, yetişkin, yaşlı, erkek, kadın bütün gruplar için yenilmesi uygun ve faydalıdır."

	
KURUTULMUŞ 100 GR HURMANIN BESİN DEĞERİ
	
	
Kalori :300,4 kcal
Karbonhidrat : 72,9 gr
Protein : 2,2 gr
Kolesterol : 0
Lif (posa) : 9,3 gr
A vitamini : 0,5 gr
B1 vitamini : 0,1 mg
B2 vitamini : 0,1 mg
B3 vitamini : 2,2 mg
B6 vitamini : 0,153 mg
B9 vitamini (Folik Asit) : 24,9 mcg
C vitamini : 3 mg
Kalsiyum (Ca) : 59 mg
Demir (Fe) : 3 mg
Fosfor (P) : 63 mg
Sodyum (Na) : 5,4 mg
Potasyum (K) : 700 mg
Magnezyum (Mg) : 58 mg]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 22 Jun 2017 13:14:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'de her 5 kişiden 1'i obez]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiyede-her-5-kisiden-1i-obez-975/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiyede-her-5-kisiden-1i-obez-975/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5B2A80-2630E5-0D2A34-D1A026-962ECF-43F1F9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de her beş kişiden biri obez, her yüz kişiden 34&#39;ü ise fazla kilolu. NTV&#39;nin haberine göre, bu veriler, Türkiye İstatistik Kurumu&#39;nun &#39;2016 sağlık araştırması&#39;na ait. Türkiye&#39;deki obez sayısı az da olsa azaldı. 2014&#39;te yüzde 19,9 olan oran geçtiğimiz&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5B2A80-2630E5-0D2A34-D1A026-962ECF-43F1F9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de her beş kişiden biri obez, her yüz kişiden 34&#39;ü ise fazla kilolu. NTV&#39;nin haberine göre, bu veriler, Türkiye İstatistik Kurumu&#39;nun &#39;2016 sağlık araştırması&#39;na ait.

	
Türkiye&#39;deki obez sayısı az da olsa azaldı. 2014&#39;te yüzde 19,9 olan oran geçtiğimiz yıl yüzde 19.6&#39;ya düştü. Kadınlarda obez sayısı erkeklere oranla daha fazla. Kadınların yüzde 23.9&#39;u obez. Bu rakam erkeklerde yüzde 15,2. Her 100 kişiden 4&#39;ü ise düşük kilolu.
	
	
Türkiye Sağlık Araştırmasına göre, Türkiye&#39;de her 4 kişiden biri her gün sigara kullanıyor. Bu oran erkeklerde yüzde 40, kadınlarda ise yüzde 13. 2014&#39;te her gün sigara kullanan kişi sayısı yüzde 27 seviyesindeydi.

	
Araştırmaya göre çocuklarda 0-6 yaş grubunda en fazla üst solunum yolu enfeksiyonu, 7-14 yaş grubunda ağız ve diş sağlığı sorunları görüldü.

	
Bel bölgesi problemlerine en fazla 15 yaş ve üstü bireylerde rastlandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 02 Jun 2017 08:17:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Erken yaşta diyet genç kızların obezlik riskini arttırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/erken-yasta-diyet-genc-kizlarin-obezlik-riskini-ar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/erken-yasta-diyet-genc-kizlarin-obezlik-riskini-ar/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FCDC14-8292EE-495338-A1CA83-A10C2B-05C464.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, Florida State Üniversitesi&#39;nde yapılan önemli araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi: &#34;1982 yılından başlanarak, üniversite öğrencisi kadınlarla her 10 yılda bir görüşüldü. Diyet&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FCDC14-8292EE-495338-A1CA83-A10C2B-05C464.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, Florida State Üniversitesi&#39;nde yapılan önemli araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

	
&#34;1982 yılından başlanarak, üniversite öğrencisi kadınlarla her 10 yılda bir görüşüldü. Diyet yapmanın uzun vadede sağlıkları üzerinde ne gibi etkileri olduğunu değerlendirmek amacıyla bu kadınlardan her biri 10 yıl sonra takip edildi. Kilo kontrolü amacıyla erken yaşta diyete başlayan kadınlar arasında kendi kendini kusturma ve aşırı içki tüketimi gibi davranışlara daha sık rastlanırken, bu kadınların 30 yaşına girdiklerinde fazla kilolu ya da obez olma risklerinin de daha fazla olduğu görülmüştür.

	
Ergenlik dönemindeki genç kızların belki de yarıdan fazlası kilo kontrolünü sağlıklı olmayan yollarla yapmaya çalıştıkları için, mesela anoreksiya ya da bulimia gibi bozukluklara sebebiyet verecek şekilde iştahlarını sigara içerek bastırmak ya da bağırsakları çalıştırıcı laksatif ilaçlar almak gibi, kadınların büyük kısmı gelecek yaşantılarında fazla kiloya bağlı bir takım sağlık sorunları yaşama riskiyle karşı karşıyalar."

	
&#34;Kız çocuklarında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının ilkokul çağından itibaren teşvik edilmesi gerekiyor ki, bu çocuklar ergenlik dönemine girdiklerinde kendi vücutlarıyla ilgili negatif bir algıları olmasın" diyen Prof. Dr. Halil Coşkun, Çocuklarının kilolarıyla ilgili endişeleri olan ailelere çocuklarına diyet yaptırmaktan ziyade daha bütüncül bir yaklaşım sergilemeleri gerektiğini belirtiyor.

	
Prof. Dr. Halil Coşkun, ailelere çocuklarına daha çok fiziksel aktivite yapmaları konusunda yardımcı olmaları, onların ekran başında harcadıkları vakti azaltmaları ve akşam yemeklerinde çocuklarının tabaklarına daha çok meyve ve sebze koymalarını tavsiye ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 30 May 2017 11:29:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gaps Diyeti bağırsaklarınıza sağlık hayatınıza enerji katıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gaps-diyeti-bagirsaklariniza-saglik-hayatiniza-ene/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gaps-diyeti-bagirsaklariniza-saglik-hayatiniza-ene/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B00367-737354-6D8BF6-AFB187-92BE58-2C749B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sızıntılı bağırsak sendromuna dikkat! Bağırsaklardaki en önemli sindirim sorunu, &#34;leaky gut syndrome" yani sızıntılı bağırsak sendromudur. Bu tabloda, ince bağırsak duvarında hasar ve geçirgenlik görülmektedir. Toksinler, sindirilmeyen besinler, ağır metaller ve böcek ilacı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B00367-737354-6D8BF6-AFB187-92BE58-2C749B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sızıntılı bağırsak sendromuna dikkat!
	
	
Bağırsaklardaki en önemli sindirim sorunu, &#34;leaky gut syndrome" yani sızıntılı bağırsak sendromudur. Bu tabloda, ince bağırsak duvarında hasar ve geçirgenlik görülmektedir. Toksinler, sindirilmeyen besinler, ağır metaller ve böcek ilacı gibi kimyasallar bağırsak çeperinden kana geçmektedir. Bunu engellemek üzere yapılan beslenme programı da GAPS tedavisi olarak adlandırılır. Aksi halde toksinler ve kimyasallar bağırsak duvarını aşarak, kan dolaşımına geçip vücuda saldırmaktadır.

	
Sağlıklı bağırsak, mutlu insan
	
	
Bağırsak sağlığı, kişinin psikolojisi ile yakından ilgilidir. Bu denklemi sağlamak için de beslenmeye dikkat edilmesi gerekir. Bağırsak florasını koruyarak sindirim sisteminin daha sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olan GAPS diyeti, ruh ve beden uyumunu tamamlayan en önemli beslenme şekillerinden biridir. Böylece kişi hem sağlıklı bağırsaklara, hem de ruhsal açıdan huzurlu bir yaşama kavuşabilir. Bağırsak sağlığı için ilk ve en temel nokta, bağırsak florasının bakteri dengesini sağlamaktır. Düzenli çalışan bir bağırsakta probiyotik adı verilen faydalı bakterilerin oranının yüksek, hastalık yapıcı patojen bakterilerin ve mantarların oranının düşük olması gerekir. GAPS hastalarında ise patojenik flora oranı yüksekken, bağırsak florası anormalliği bulunmaktadır. Bağırsağın hasarlı olma durumunu ifade eden bu tablo nedeniyle, GAPS beslenmesinde probiyotik sağlayan fermente gıdalarla hazır probiyotikler büyük önem taşımaktadır. Bu diyet ile bağırsak florası korunarak, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması amaçlanmaktadır.

	
Gaps diyeti kimler için gerekli?
	
	
Anksiyete, otizm, şizofreni, epilepsi, depresyon, bipolar ve obsesif-kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi rahatsızlıkların varlığında da GAPS tedavisine başvurulmaktadır. Ayrıca akne, alerji, anemi, demir eksikliği, bellek problemleri, çölyak, glüten intoleransına bağlı bozukluklar, diyabet, egzama, eklem ağrıları, MS, migren, Parkinson, romatoid artrit, sedef ile sistit durumunda ise bu beslenme protokolü sayesinde şikayetler en aza indirilmekte hatta ilaca bağımlılık ortadan kalkabilmektedir.

	
Bağırsak florasına zarar veren etkenlerden uzak durun
	
	
Gereksiz kullanılan antibiyotikler bağırsaklara önemli zararlar vermektedir. Antibiyotikler, bağırsak florasını doğrudan sıfırlamaktadır. Ağrı kesici, steroid, doğum kontrol hapları, uyku ilaçları, antidepresan ve antiasit içeren birçok ilacın bilinçsiz kullanımı da bağırsak florasını olumsuz etkiler. İşlenmiş şekerli ve karbonhidratlı gıdalarla birlikte yanlış beslenme alışkanlıkları da bağırsağa büyük zarar vermektedir. Son olarak da viral ve bakteriyel enfeksiyonlar ile kişinin yönetemediği fiziksel veya psikolojik baskılar bağırsak florası için uygun değildir.

	
Gaps diyeti için 9 önemli besin
	
	
Bu programa başlamak için mutlaka bu konuda uzman bir beslenme uzmanına danışılmalı ve sorunun kaynağına göre uygun bir tedavi planlaması yapılmalıdır. Sağlıklı bir bağırsağa sahip olmak için bu besinlerin tüketimine özen gösterilmesi gerekmektedir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 May 2017 11:53:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'de 3 kişiden biri obez]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-de-3-kisiden-biri-obez-317/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-de-3-kisiden-biri-obez-317/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_678CF3-9BB4D6-251E4B-95E36D-9D650E-A5285F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünya Obezite günü kapsamında yaptığı açıklamada sigaradan sonra en önemli önlenebilir ölüm nedeninin obezite olduğunun altını çizen Amerikan Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü doktorlarından Doç. Dr. Yunus Yavuz; Gıdalarla aşırı enerji alınması ve fiziksel aktivitenin azalması,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_678CF3-9BB4D6-251E4B-95E36D-9D650E-A5285F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünya Obezite günü kapsamında yaptığı açıklamada sigaradan sonra en önemli önlenebilir ölüm nedeninin obezite olduğunun altını çizen Amerikan Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü doktorlarından Doç. Dr. Yunus Yavuz; Gıdalarla aşırı enerji alınması ve fiziksel aktivitenin azalması, obezite oluşumunda temel neden olarak ortaya çıkmaktadır. Fazla yemek yeme, kötü diyet seçimi, az hareket etme en önemli sebeplerindendir. Çok az bir grupta ise, genetik tıbbi nedenler ve psikiyatrik hastalıklar obeziteye yol açmaktadır. Bunların dışında yetersiz uyku, sigaranın azaltılması ve bazı ilaçlar da şişmanlığa neden olmaktadır".

	
Obezitenin Vücut Kütle İndeksi (VKİ) temel alınarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. Yunus Yavuz; &#34;Kişilerin Vücut Kitle İndeksi 30 ila 40 arasında ise obez, Vücut Kitle İndeksi 40 ila 50 arasındaysa morbid obezite ve Vücut Kitle İndeksi 50 ve üzeri ise süper morbid obezitedir ".

	
Obezite Tedavi Edilebilir
	
	
Obezitenin tedavi edilebilir olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yunus Yavuz; &#34;Az yağ, az karbonhidrat ve az kalorili diyetin yanı sıra yürüme, koşma gibi egzersizler birlikte yapıldığı zaman daha etkili olduğu bilinmektedir. Enerji alımını azaltan, enerji kullanımını artıran, iştah kesici ilaçlarla kilo verimi sağlanabilmektedir. Obezitenin en etkili tedavisi ise cerrahi yöntemdir. Kilo verdiren cerrahi iki ana gruba ayrılmaktadır. İlki midenin kapasitesini küçülten ve çabuk doyma hissine yol açan Sleeve Gastrektomi, diğer ise bağırsak boyunu kısaltan ve emilim yüzeyini azaltan Gastrik Bypass yöntemleridir".

	
Hastaların obezite cerrahisine uygunluğunun vücut kitle indekslerine bakılarak hesaplandığını belirten Doç. Dr. Yunus Yavuz; &#34;18-65 yaşları arasında olan ve Vücut Kütle İndeksi (VKİ) 40 kg/m²'nin üzerindeki hastalara veya VKİ 35 kg/m²'nin üzerinde olup diyabet, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, polikistik over ve uyku apnesi gibi yandaş hastalıkları olan kişilere cerrahi tedavi uygulanabilir".

	
Sleeve gastrektomi sonrası fazla kiloların yüzde 70'inin, gastrik bypass sonrası ise yüzde 80'inin verilebildiğini belirten Doç. Dr. Yunus Yavuz; &#34;Cerrahi sonrası Tip 2 diyabet, Kalp- Damar Hastalıkları, Hipertansiyon, uyku apnesi, yüksek kolesterol ve reflü gibi hastalıkların yanı sıra depresyon gibi hastalıklarında da iyileşmeler görülüyor".]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 May 2017 11:41:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğal Omega 3'ü almanın en kolay yolu]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/dogal-omega-3u-almanin-en-kolay-yolu-731/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/dogal-omega-3u-almanin-en-kolay-yolu-731/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6930EB-2996D1-12E459-6F1EF7-FF8111-BA1AC1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, vücudun doğal yollarla üretemediği, ancak beden ve ruh sağlığının birincil koruyucusu Omega 3 tartışmasına son noktayı koydu. Yaşamsal besinler arasında üst sıralarda yer alan Omega 3'ün her yaş grubunda dışarıdan besin yoluyla mutlaka alınması&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6930EB-2996D1-12E459-6F1EF7-FF8111-BA1AC1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, vücudun doğal yollarla üretemediği, ancak beden ve ruh sağlığının birincil koruyucusu Omega 3 tartışmasına son noktayı koydu. Yaşamsal besinler arasında üst sıralarda yer alan Omega 3'ün her yaş grubunda dışarıdan besin yoluyla mutlaka alınması gerektiğini belirten Dönmez, &#34;Doğal Omega 3'ün en iyi kaynağı ton balığıdır. Omega 3 hapları, doğal yollarla ton balığından alınan Omega 3'ün yerini tutamaz. Omega 3 içeriğinin en zengin olduğu balıklardan bir tanesi ton balığıdır, bunun sebebi araştırmalarla da desteklenmiştir. Soğuk ve derin sularda yaşayan, doğal ortamlarda beslenen ton balıkları Omega 3 bakımından zengindir. Okyanuslarda ve doğal yaşam alanlarında beslenen ton balıkları en doğal Omega 3 kaynağıdır." dedi.

	
&#34;Hamileler güvenle tüketebilir"

	
Hamilelik depresyonundan korunmak ve sağlıklı nesiller yetiştirmek için Omega 3 yağ asidinin öneminden söz eden Dönmez, &#34;Bugün önemli araştırmalar hamilelik sonrasında girilen depresyonun en önemli sebebinin gebelik süresince yeterli Omega 3 yağ asidi alınmaması olduğunu söylüyor. Anneden bebeğe aktif olarak geçen Omega 3 yağ asidi, yeterli miktarda alınmadığı takdirde gelişen hamilelik depresyonu, anne ile bebeğin arasındaki bağı etkilemeye kadar gidiyor. Hem annelerin hem de çocukların doğal omega 3 kaynağı zengin besinlerle beslenmeleri oldukça önemli. Doğal Omega 3'ü almanın en kolay yolu ton balığı tüketmektir, bir başka deyişle ton balığı en doğal Omega 3 kaynağıdır. Günlük 1000mg omega 3 yağ asidi tüketmenin optimal beslenme düzeninde gerekli olduğunu düşündüğümüzde, günlük 100 ila 300 gram ton balığı tüketimi bu ihtiyacı giderecektir. Pratik olarak 1 poşet ya da 1 kutu/konserve olarak formüle edebiliriz. Anneler, anne adayları ve çocuklar güvenle ton balığı tüketebilir" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 16 May 2017 15:03:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bulgur bakliyatla tüketildiğinde besin değeri artıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bulgur-bakliyatla-tuketildiginde-besin-degeri-arti/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bulgur-bakliyatla-tuketildiginde-besin-degeri-arti/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_32C10F-656205-6F8786-D0ED19-A22AD1-CF8C6F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk mutfağında önemli bir yeri olan bulgurun yararları saymakla bitmiyor. B grubu vitaminleri, potasyum ve folik asit bakımından zengin olan bulgur, kuru baklagillerle birlikte pişirildiği zaman besin kalitesi daha çok artıyor. Duru Bulgur Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, &#34;Kuru fasulye,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_32C10F-656205-6F8786-D0ED19-A22AD1-CF8C6F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk mutfağında önemli bir yeri olan bulgurun yararları saymakla bitmiyor. B grubu vitaminleri, potasyum ve folik asit bakımından zengin olan bulgur, kuru baklagillerle birlikte pişirildiği zaman besin kalitesi daha çok artıyor. Duru Bulgur Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, &#34;Kuru fasulye, mercimek, nohut gibi kuru baklagillerle bulguru birlikte tükettiğiniz zaman beslenme açısından zengin ve sağlıklı bir model oluşturursunuz" dedi.

		
Protein Kalitesini Artırıyor

	
Bulgurun bakliyat ürünleriyle pişirilip yendiğinde çok daha önemli bir besin kaynağı durumuna geldiğini belirten Kenar şunları söyledi:
&#34;Vücudumuzun yapı taşlarından olan protein tüketimi de en az karbonhidrat tüketimi kadar önemlidir. Et, süt, yumurta, yoğurt tarzı besinlerin protein içeriği yüksektir. Tükettiğimiz proteinden vücudun yararlanma derecesi 'Proteinlerin kalitesi' olarak bilinir. Proteinin kalitesi; proteinin bileşimindeki amino asitlerin çeşit ve miktarına, sindirim ve emilme durumuna, sonuç olarak vücut proteinlerine dönüşme derecesine göre değişir. Yüksek vitamin ve posa içeriğine sahip bulgurun, kuru baklagillerle birlikte tüketildiğinde protein kalitesinde de artış sağlar. Bu nedenle değerli besinimiz bulgurun, nohut, mercimek, fasulye gibi bakliyatlarla pişirildiğinde ya da birlikte tüketildiğinde besin değeri kat kat artıyor"

	
Diyet Ve Zayıflama Listelerine Bulgur Konmalı

	
Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, bulgur-bakliyat karışımıyla hazırlanan menülerin de sağlık açısından zayıflamada oldukça önemli olduğunu, iyi bir besin dengesi sağladığını ve vitaminler açısından birbirini tamamladığını, vurguladı. Kenar &#34;Diyet yapan veya sağlıklı beslenmeye özen gösteren ama zamanı olmayan kişiler, lif ve protein bakımından yüksek değeri bulunan, Duru Dual bulgur-nohut, bulgur-mercimek karışımlarını da kullanabilir. Beslenme listelerine mutlaka bulgur ve bakliyat konulmalı" diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 30 Mar 2017 10:12:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayatları obezite cerrahisiyle değişti]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/hayatlari-obezite-cerrahisiyle-degisti-153/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/hayatlari-obezite-cerrahisiyle-degisti-153/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2605CB-FF88E4-093B32-1F2189-F08832-99F5CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Günlük yaşamlarında aşırı kiloları nedeniyle neredeyse yürüyemez hale gelen ve obezite cerrahisi sayesinde tüm sağlık sorunlarından kurtularak yeni bir hayata başlangıç yapan kuaför, hemşire ve sağlık memuru üç kadın, yeni yaşamlarının ve görüntülerinin keyfini doyasıya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2605CB-FF88E4-093B32-1F2189-F08832-99F5CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Günlük yaşamlarında aşırı kiloları nedeniyle neredeyse yürüyemez hale gelen ve obezite cerrahisi sayesinde tüm sağlık sorunlarından kurtularak yeni bir hayata başlangıç yapan kuaför, hemşire ve sağlık memuru üç kadın, yeni yaşamlarının ve görüntülerinin keyfini doyasıya çıkarıyor.

	
Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tamamen ücretsiz ve uzman ellerde gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde sağlıklarına kavuşan Tuğba Şaşmaz, Melda Gürbüz ile Hazal Gün, cerrahinin kesinlikle işin uzmanı hekimler tarafından yapılması gerektiğine dikkati çekiyor.

	
Bir müşterisinin tavsiyesi üzerine 130 kilogramken ameliyat olmaya karar veren 33 yaşındaki kuaför Şaşmaz 52, çalıştığı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat olan bir hastadan etkilenerek yola çıkan yoğun bakım hemşiresi 43 yaşındaki Gürbüz 58, bir doktor arkadaşının önerisi üzerine ameliyat kararı alan 49 yaşındaki sağlık memuru Gün de 65 kilograma düştü.

	
Obezite cerrahisinin ardından sağlık sorunlarından kurtulan ve hayata daha sıkı sarıldıklarını dile getiren üç kadın, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.&nbsp;

	
	
	
&#34;Birçok hastaneye gittim ama güven çok önemli&#34;

	
Düzensiz beslenme, çalışma hayatından kaynaklanan stresle doğum sonrasında aldığı kilolar nedeniyle 130 kilograma kadar çıktığını anlatan Şaşmaz, birçok kez diyet yapmayı denediğini ancak verdiği kiloları fazlasıyla geri aldığını söyledi.

	
Şaşmaz, obezite cerrahisi olan bir müşterisinin bu yöntemi kendisine tavsiye etmesinin ardından ameliyata karar verdiğini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

	
&#34;Birçok hastaneye gittim ama güven çok önemli. Ben her zaman &#39;Güvenmediğim şekilde asla olmaz&#39; diyordum. Ancak Abdullah Hoca ile iyi ki tanıştım. Ne yapmam gerekiyorsa her dediğini uyguladım. Şu an 52 kilogramım, artık ağrılarım yok, yürümem gayet normal. Kiloluyken birçok ağrım vardı, fıtığım vardı. Mide problemlerim ve tansiyonun vardı. Bu operasyondan sonra hayatım tamamıyla değişti, daha kaliteli bir hayata dönüştü. Çevremde hiç kimse beni tanıyamıyor. Doğal olarak o kilolu halimden sonra insanların yanına gittiğimde direkt tepki veriyorlar, &#39;Bu sen olamazsın&#39; diyorlar.&#34;

	
Ameliyatla sorunun tamamen çözülmediğini, daha sonra kontrollerin düzenli şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiren Şaşmaz, &#34;Ben bu operasyonu oldum, bitti&#39; yok. Hastanın kendisini çok iyi tanıması gerekiyor. Doktorumun dediğinin dışına çıkmadım. Aşağı yukarı 6 ayda sabitlendi kilom. 1,5 senede 80 kilogram verdim. Hastaların doktor seçimini çok iyi yapması ve tüm tavsiyelere uyması gerekiyor. Hastaların önlerinde çok büyük bir seçenek var. Böyle bir şansları var ve onu çok iyi değerlendirmeleri lazım.&#34; diye konuştu.&nbsp;

	
	
	
&#34;Hayatım siyah, kahverengi ve lacivertten ibaretti&#34;

	
Obezite cerrahisini 7 yıl önce duyduğunu ancak bir türlü karar verip ameliyat olamadığını dile getiren Gürbüz de 7 yıllık süre zarfında bu ameliyatla ilgili sürekli araştırmalar yaptığını, hastanede bakımlarını üstlendiği obezite cerrahisi olmuş hastalarla bu konu hakkında sürekli konuştuğunu anlattı.

	
Gürbüz, daha sonra bir hastanın tavsiyesi üzerine hastanenin genel cerrahi servisinden obezite cerrahisi uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Şişik ile görüştüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:

	
&#34;Doktor Bey de bana hasta muayeneleri olduğunu söyledi. Sonra ben de nöbetten çıktığımı ve gideceğimi söyleyince, o zaman Abdullah Bey de &#39;Senin kendine ayıracak 10 dakika vaktin yok mu?&#39; dedi. Bu benim dönüm noktam gerçekten, bu kelimeyi hiç unutmuyorum. Direkt gittim ve bana operasyonun artısını, eksisini anlattı ve ben o gün karar verdim. Gittiğimde 103 kilogramdım. Mesleğim gereği geceleri çalıştığım için yiyordum ve yatıyordum. Dolayısıyla spor yok ve kilo alıyordum. Doğumdan sonra da aldım ve veremedim. Ameliyat olacağım güne kadar, oğlum hariç kimsenin haberi olmadı. Son gün haberleri oldu. Dolayısıyla ben zaten bir yola girmiştim ve geri dönüşüm yoktu. Radikal bir karar, herkesin verebileceği bir karar değil. Geri dönüş yok fakat net düşünmeleri lazım. Bu ameliyatı olmadan önce, gerçekten &#39;Ben bu ameliyatı olabilecek miyim, olduktan sonra da uyulması gereken kurallara uyabilecek miyim?&#39; diye düşünülmesi lazım.&#34;

	
Ameliyat olduktan sonra yaşam kalitesinin, nefes alış verişinin düzeldiğini vurgulayan Gürbüz, &#34;Sağlığım, yemem, içmem, giyim kuşamım her şey değişti. Maddi açıdan da çok rahatladım. Çünkü kilolu insanların kıyafetleri çok pahalı ve her yerde bulamıyorsunuz. Ama şimdi her hususta çok rahatım. Beni görenler, tanımıyorlar öncelikle. Sonra şaşırıyorlar, rengarenk kıyafetler giydiğim için afallıyorlar, ben bile afallıyorum. Renkli kıyafet giyemiyordum. Hayatım siyah, kahverengi ve lacivertten ibaretti. Şimdi resmen gökkuşağı gibi oldum.&#34; ifadelerini kullandı.&nbsp;

	
	
	
&#34;Hayata sıfırdan başladım&#34;

	
Şile İlçe Sağlık Müdürlüğünde görev yapan Gün de tesadüfen bir doktor yakınını ziyaret için hastaneye geldiği sırada ameliyat olmaya karar verdiğini anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

	
&#34;Duyuyordum ama hiç araştırmadım. Bir de kalça çıkığım olduğu için çok zorlanıyordum. Pozitif enerjisi olan bir insanım ama ister istemez olumsuz düşünüyorsunuz. Elbise bulamıyorsun, yemek yerken insanlar bakıyor, çok yiyor gibisinden. Sonra ziyaretine geldiğim yakınım &#39;Böyle olmaz&#39; dedi. Beni Abdullah Bey ile tanıştırdı. Allah ondan razı olsun. Ben 107 kiloydum, şu anda 65 kiloyum. Hayatımda ilk önce kendim değiştim. Beden ve ruhsal açıdan her açıdan rahatladım. Kalça çıkığı olduğu için hastalığım da rahatladı. Artık daha rahat yürüyebiliyorum. Bu süreç sonucunda gittiğim yerlerde, çevremde tanıyamadılar beni. Ailem bile şok oldu, yeme, içme düzenim değişti. Doktorum ne dediyse uyguladım. Yani hayata sıfırdan başladım diyebilirim.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Mar 2017 05:11:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Diyetin yıldızları: Tavuk ve hindi eti]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/diyetin-yildizlari-tavuk-ve-hindi-eti-710/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/diyetin-yildizlari-tavuk-ve-hindi-eti-710/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E49ED7-58C53F-DCB574-8F60D1-9EE071-5F1CBC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ancak beslenme uzmanlarının çok önemli bir uyarısını yeniden hatırlamakta fayda var: Zayıflama diyetleri kişiye özeldir. Uzmanlar kişiye özel diyetler dahilinde doğru ve sağlıklı yoldan zayıflamak isteyenlere protein tüketmenin önemini şu şekilde açıklıyor: Her bireyin zayıflama&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E49ED7-58C53F-DCB574-8F60D1-9EE071-5F1CBC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ancak beslenme uzmanlarının çok önemli bir uyarısını yeniden hatırlamakta fayda var: Zayıflama diyetleri kişiye özeldir. Uzmanlar kişiye özel diyetler dahilinde doğru ve sağlıklı yoldan zayıflamak isteyenlere protein tüketmenin önemini şu şekilde açıklıyor:

	
Her bireyin zayıflama sırasında da olsa protein ihtiyacı farklıdır. Kişinin protein ihtiyacı kilogram başına ortalama 1 gramdır. 70 ideal kilosunda olan bir insanın protein ihtiyacı da 70 gramdır ve bu ihtiyacın yarısının hayvansal kaynaklardan sağlanması önemlidir. Bitkisel protein kaynakları B12 ve demir açısından fakir olduğu için, hayvansal protein kaynakları mutlaka zayıflama diyetlerinde bulunmalıdır. Ayrıca proteinler doygunluk hissinin uzun sürmesini sağlar ve bu nedenle her öğünde yer almaları önemlidir. Diyet sırasında kas kitlesini korumak için de protein kaynaklarına ihtiyaç vardır.

	
Uzmanlar sağlıklı bir diyet programı içerisinde tavuk ve hindi etinin vaz geçilmez olduğunun altını çiziyor ve bu ürünlerin ihmal edilmemesi konusunda uyarıyor.

	
Diyette neden tavuk ve hindi eti?
	
	
Protein tüketiminde yağsız ürünler tercih edilmeli. Çünkü yağlar besinlerin içinde en fazla kaloriye sahip olanıdır. Tavuk ve hindi etinin yağ oranı düşüktür, etin derisi ayrılıp, göğüs kısmı tercih edildiğinde yağ oranı daha da azalacaktır.
	
	
Tavuk ve hindi etinin doymuş yağ ve kolesterol içeriği de daha azdır.
	
	
Sodyum içeriğinin çok düşük olması, tavuk ve hindi etini düşük sodyumlu diyetlere son derece uygun bir besin kaynağı durumuna getirir.
	
	
Tavuk ve hindi eti vitamin B2 (riboflavin), niasin, vitamin B6ve vitamin B12bakımındanda zengin besinler arasındadır.
	
	
Tavuk ve hindi etinin sindirilebilirliği yüzde 91 ile 100 oranları arasındadır. Bu nedenle tavuk ve hindi etinin proteini iyi kaliteli protein kaynağı olarak değerlendirilmektedir
	
	
Tavuk ve hindi göğüs etinde yağ oranı yüzde 0.8 civarındadır. Üstelik tavuk etinin genel olarak doymuş ve doymamış yağ oranları birbirine yakındır. Tavuk eti tüketildiği zaman hem yağı düşük hem de iyi yağlar açısından daha zengin beslenilir. 100 gram derisiz tavuk but eti tüketildiğinde 4 gramdan az yağ alınmış olur.
	
	
Kıyma olarak tavuk veya hindi kıyması kullanmak günlük yağ ve dolayısıyla da kalori alımını düşürecektir. Kırmızı etten yapılan kıymada yağ oranı yüzde 25'ler civarındayken tavuk ve hindi eti kıymasında bu oran çok daha düşüktür.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Mar 2017 15:19:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[fazla kilolu çocukları bekleyen 6 rahatsızlık]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/fazla-kilolu-cocuklari-bekleyen-6-rahatsizlik-113/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/fazla-kilolu-cocuklari-bekleyen-6-rahatsizlik-113/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DD870A-0FCE85-5E5EBB-592A1A-DE914B-5E976D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. İncilay Üstündağ, çocuklarda fazla kiloların beraberinde getirdiği sağlık sorunları ilgili bilgi verdi. Çocuklukta artan yağ hücreleri vücutta ömür boyu korunuyor Obezite sadece kilo fazlalığı değil,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DD870A-0FCE85-5E5EBB-592A1A-DE914B-5E976D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. İncilay Üstündağ, çocuklarda fazla kiloların beraberinde getirdiği sağlık sorunları ilgili bilgi verdi.

	
Çocuklukta artan yağ hücreleri vücutta ömür boyu korunuyor
	
	
Obezite sadece kilo fazlalığı değil, vücutta yağ dokusunun olması gerekenin üzerinde olmasıdır. Bu anlamda erişkin tipi obezite ile çocuklardaki obezite aslında birbirinden farklıdır. Erişkinlerde kilo artınca yağ hücreleri genişlemekte ve kilo verince daralmaktadır. Çocuklarda ise kilo arttıkça yağ hücre sayısı da artmakta ve ömür boyu bu hücreler vücutta korunmaktadır. Bu nedenle şişmanlık, çocukluk çağından itibaren dikkatle izlenmesi ve önlenmesi gereken bir sağlık sorunudur.

		
Obezitenin neden olduğu sağlık sorunları erken yaşlarda ortaya çıkıyor
	
	
Çocuğun fazla kilolu olup olmadığına; boyuna göre ağırlık yüzdesinin oranına bakılarak karar verilmektedir. Bununla birlikte beden kitle endeksi, bel çevresi, boyun çevresi gibi ölçümler şişmanlığın boyutunu daha net bir şekilde göstermektedir. Eskiden kilolu çocuk sağlıklıdır düşüncesi ön plandayken günümüzde çocuklarda şişmanlığın hastalık olarak değerlendirilmesinin nedeni; yetişkin şişmanlığında karşılaşılan sorunların temelinin çocukluk döneminden atılması ve kişinin sağlığını tehdit etmeye başlamasıdır. Çocuklarda fazla kiloların neden olduğu sağlık sorunları erken yaşlarda kendini göstermekte ve genç yaşta hayat kayıplarının daha sık görülmesiyle sonuçlanmaktadır.

	
Çocuklarda obezitenin neden olduğu diğer rahatsızlar şu şekilde sıralanabilir:
Metabolik Sorunlar: Kan şekerinin yükselip insülin direncinin artması sonucunda, eskiden sadece yetişkinlerde görülen Tip II şeker hastalığı oluşumu tetiklenmektedir.
	
	
Kardiyolojik Sorunlar: Kan yağlarının yükselmesiyle birlikte yüksek tansiyon, kalp büyümesi, kalp damarlarında bozulma ve buna bağlı kalp hastalıklarında artış görülmektedir.
	
	
Ortopedik Sorunlar: Geç yürüme, yürüme bozuklukları, eklemlerde aşınma, omurga bozuklukları gibi pek çok sorun ortaya çıkabilmektedir.
	
	
Bağışıklık Sistemi Sorunları: Enfeksiyona yatkınlık oluşmakta, otoimmün hastalıklar ve bazı kanser türleri tetiklenmektedir.
	
	
Sindirim Sistemi Sorunları: Ülser, reflü, karaciğer yağlanması, safra taşı oluşumu artmaktadır.
	
	
Ruhsal Sorunlar: Özgüven eksikliği, sosyal ayırımcılık, madde kullanımında artış, depresyon ve intihar eğilimine varan sorunlarla karşı karşıya kalınabilmektedir.
Çocuğunuz için doğru bir rol model olun
	
	
Şişmanlık harcanandan daha fazla enerji alınması sonucu yağ dokusunun birikmesiyle ortaya çıkmaktadır. Oluşumunda hormonal nedenlerin dışında esas olarak genetik faktörler ve çevresel etmenler en önemli rolü oynamaktadır. Özellikle ebeveyn obezitesi, ailenin yanlış beslenme alışkanlığı ve fiziksel aktivite yetersizliği şişmanlığın altında yatan temel etkenlerdir. Uzun süre TV seyreden, saatlerce bilgisayar başından kalkmayan ve o sırada sürekli yüksek yağ ve enerji içeren abur cubur atıştıran çocukları bekleyen en büyük tehlike şişmanlıktır. Şişmanlığın önlenmesi için ilk olarak diyetin düzenlenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması gerekmektedir. Bu noktada önemli görev ebeveynlere düşmektedir. Çocuğun doğru beslenme alışkanlığı kazanması, aile içindeki eğitimle sağlanabilir.

	
Çocuğunuza ödül olarak şeker çikolata ve cips vermeyin
	
	
Çocukların obezite sorunuyla karşı karşıya kalmamaları için bebeklik döneminden itibaren bazı önlemler alınmalıdır. Bebek beslenmesinde 1 yaşına kadar olan dönemde; ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli ek gıdalara erken başlanmamalıdır. Ek gıdaya geçildiğinde unlu şekerli muhallebi gibi besinler tercih edilmemeli, çocuk kaşıkla beslenmeli, biberon ve blender ile çekilmiş gıdalardan kaçınılmalı, miktarlar doğru ayarlanmalı ve çocuk yemeye zorlanmamalıdır. 6 yaşına kadar olan okul öncesi dönemde; çocuğun öncelikle ne yediğinin farkında olması sağlanmalıdır. Televizyon karşısında hipnotize olmuş bir çocuğa yemek yedirmek oldukça yanlıştır. Şeker, çikolata, cips gibi paketli gıdalar ödül olarak kullanılmamalı, gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran tercih edilmelidir. Bu dönemde aile bireyleri çocuğa örnek olacak şekilde beslenmeli ve çocuğun fiziksel aktivitesi artırılmalıdır. 06-18 yaş arasını kapsayan okul ve adölesan döneminde ise; öğün atlanmaması sağlanmalı, varsa yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmeli, fast-food yiyecek tüketimi sınırlandırılmalı ve çocuk tencere yemeğine yönlendirilmelidir. Bu yaş grubundaki çocuklara asla düşük kalorili veya yüksek proteinli diyetler yaptırılmamalıdır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Feb 2017 10:14:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Açık süt insan sağlığını tehdit ediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/acik-sut-insan-sagligini-tehdit-ediyor-363/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/acik-sut-insan-sagligini-tehdit-ediyor-363/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_38E043-4ABA15-53D2C8-8F3121-1ED024-1C321F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzmanlar, gün geçtikçe mahallelerde, sokaklarda satılan açık süt miktarının arttığını ve sütün, hava, ışık ya da bakterilerle temas ettiği zaman bozulduğunu vurgulayarak, &#34;Buna rağmen ülkemizde halen yaklaşık 700 milyon litre süt, sokak sütçüleri aracılığıyla tüketicilere&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_38E043-4ABA15-53D2C8-8F3121-1ED024-1C321F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzmanlar, gün geçtikçe mahallelerde, sokaklarda satılan açık süt miktarının arttığını ve sütün, hava, ışık ya da bakterilerle temas ettiği zaman bozulduğunu vurgulayarak, &#34;Buna rağmen ülkemizde halen yaklaşık 700 milyon litre süt, sokak sütçüleri aracılığıyla tüketicilere ulaştırılıyor" uyarısı yapıyorlar.

	
Sokaktan aldığımız açık sütün denetlenmediği için, ne koşullarda ve nereden geldiğini bilemeyeceğimizi vurgulayan Acıbadem Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, &#34;Kaynağını bilmediğimiz bu sütler, zararlı mikroorganizmaların yanı sıra çamaşır sodası, antibiyotik gibi zararlı kimyasallar ve karbonat, nişasta gibi yabancı maddeler içerebilir. Sokak sütleri 95-100˚C'de 15 dakika kaynatıldığında içindeki mikropların çoğu yok olurken yararlı vitamin ve mineraller de yok olur. Sokak sütünün içinde bulunma riski olan kimyasallar ise kaynatılarak yok edilemezler. Bu nedenle açıkta satılan sütlerde her zaman sağlık açısından bir risk bulunur" dedi.

	
Hacettepe Üniversitesi tarafından 2010 yılında yapılan &#34;Ankara Piyasası'nda Satılan Sütlerin (UHT, Pastörize, Sokak Sütü) Mikrobiyolojik ve Besin Değeri Açısından Değerlendirilmesi&#34; başlıklı araştırmanın sonuçlarını da anımsatan Acıbadem Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, &#34;Araştırma çerçevesinde sokakta satılan 1 mililitre sütün içerisinde tifo, dizanteri ve brusella gibi bulaşıcı hastalıklara neden olan 100 binden fazla bakteri ortaya çıktı. Yüksek oranda su ve nişasta gibi dışarıdan karıştırılan sokak sütlerinin besin değerleri ise olması gereken değerlerin oldukça altında olduğu görüldü" diye konuştu.

	
Prof. Dr. Baş, sokaktan alınan sütü mikroplardan arındırmak için, 90 ila 95 derecede 10-15 dakika kaynatmanın mikropların tamamını öldürebileceğini ancak, sütün kaynatılınca içindeki vitaminler başta olmak üzere besin değerlerinin yüzde 50 ila 90 oranında azaldığını vurguladı.
Baş, şöyle devam etti: &#34;Su bidonlarında, açık kovalarda getirilen sütleri sokaklardan alıyoruz. Bu sütlerin içinde ne var, kaç gündür bekliyor, hangi koşullarda bekletilmiş, içinde nasıl kalıntılar var? Belli değil. Üzerinde hiçbir damga, güvenlik bilgisi yer almayan sütlerin alınması birçok riski de beraberinde getiriyor.

	
Ayrıca, sütün temiz olmayan koşullarda sağılması ve uygun olmayan sıcaklık derecelerinde saklanması gibi pek çok çevresel etken de çiğ sütte insan sağlığına tehdit oluşturabilecek bakteri bulunmasına yol açabiliyor.

	
Verem hastalığına yol açan mikrop, hamile kadınlarda düşüklere neden olan Brucella cinsi bakteri, bağırsaklarda ishalli hastalıklara yol açan hatta ölüme neden olabilen E-Coli cinsi bakteriler, çeşitli enfeksiyonlara yol açan bakteriler, Q humması olarak adlandırılan hastalığa yol açan etkenler bu mikroplardan bazıları."

	
Birçok kişinin sokak sütlerini organik diye düşünerek satın aldığını belirten Prof. Dr. Baş, &#34;Gıdaların organik olma kriterleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmeliklerle belirlenmiştir ve yalnızca bakanlığın &#34;organik logosu" taşıyan sütler organiktir. Bilinçli tüketicilerin aldıkları üründe muhakkak bu logoya dikkat etmeleri gerekir. Sertifikalı olmayan hiçbir ürün organik ürün değildir. Buna sokak sütleri de dâhildir" uyarısı yaptı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Feb 2017 10:44:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Beslenme piramidi değişiyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/beslenme-piramidi-degisiyor-956/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/beslenme-piramidi-degisiyor-956/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_24A7D9-B75A59-0A1DED-7A57D3-789884-7719B6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beslenme piramidi gıda seçiminde yol gösteren bir rehber olarak sürekli karşımıza çıkıyor. Sağlıklı beslenmek, kilo kontrolünü sağlamak ve metabolik hastalıklara yakalanmamak için bize &#34;doğru besinlerin" seçimi konusunda yol gösteren bu piramit gerçekten de sağlık açısından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_24A7D9-B75A59-0A1DED-7A57D3-789884-7719B6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beslenme piramidi gıda seçiminde yol gösteren bir rehber olarak sürekli karşımıza çıkıyor. Sağlıklı beslenmek, kilo kontrolünü sağlamak ve metabolik hastalıklara yakalanmamak için bize &#34;doğru besinlerin" seçimi konusunda yol gösteren bu piramit gerçekten de sağlık açısından bizleri doğru mu yönlendiriyor? Yaygın olarak kullanılan klasik beslenme piramidinin tabanında yer alan, yani sıklıkla tüketmemiz gerektiği ileri sürülen gıdalar, tahıllar! Yani temel besin maddemizin tahıl olması gerektiği iddia ediliyor. Piramidin ikinci sırasında ise, vitamin ve mineralden zengin olan meyve ve sebzeler yer alıyor. Et, süt, tavuk, balık, peynir, yumurta, baklagil gibi proteinler ise ancak piramidin üçüncü katında yer bulabiliyor. Piramidin tepe noktasında, yani en az tüketilmesi gereken besinler bölümünde ise yağ ve şeker yer alıyor. Bu piramit elbette rastgele oluşturulmadı. Vücudun enerji ihtiyacının en az yüzde 55-60'ının karbonhidratlardan alınması gerektiği tezi üzerine hazırlandı. Bu teze göre tüketmemiz gereken yağ yüzde 25-30, protein ise yüzde 15-20 civarında bulunuyor.

	
Dünyada, otuzu aşkın ülkede yaygın olarak kullanılan, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta ise 2009'dan itibaren yüze yakın tıp doktoru tarafından danışanlarına sunulan &#34;metabolic balance&reg;" beslenme programı, bu klasik beslenme piramidini çoktan rafa kaldırdı bile. En yeni bilimsel bilgilerle ve diyetlerde kullanılan kalori hesabının dışında, metabolizmanın hormon ve enzimlerinin çalışma mekanizmasını da dikkatle ele alarak hazırlanan bu yeni beslenme piramidine göre, yeterince içilmesi gereken (kg başına 35 ml) suyla birlikte, meyve, sebze, sağlıklı yağlar, kabuğuyla haşlanmış patates ve glisemik indeksi en düşük, lif yapısı sindirim sistemi için en uygun olan çavdar ekmeği ilk basamakta yer alıyor.

	
Burada ilk dikkat çeken, klasik piramitte ikinci sırada yer alan meyve ve sebzelerin ilk basamakta, temel besin maddeleri arasında bulunması. Kepekli un, buğday unu, kepekli ekmek, bulgur gibi karbonhidratlar ise piramidin üstlerinde, ancak üçüncü sırada yer alabiliyorlar.

	
Yağlar gerçekten sağlıklı mı?
	
	
Peki her zaman korkulan, kalorisinin yüksekliği nedeniyle kiloya neden olduğu ileri sürülen ama yapılan tüm klinik çalışmalarda ne kiloyla ne de kalp damar hastalıklarıyla ilişkisi bulunmadığı ortaya çıkmış olan (margarin gibi trans yağlar dışındaki) sağlıklı yağlar için ne söyleyebiliriz? Yağ, hangi gerekçeyle şeker kadar tehlikeli görülüyor ve çok az tüketilmesi gerektiği iddia edilerek klasik besin piramidinin en üstünde, en riskli bölümde yer alıyor? metabolic balance&reg; beslenme piramidi, sağlıklı yağlara da hak ettiği değeri veriyor ve yağları temel besin maddeleri arasına alıyor.

	
Temel besin maddelerimizden ve vücudun yapıtaşlarından olan proteinler ise, kalorileri yüksek olduğu gerekçesiyle klasik beslenme piramidinin ancak üçüncü basamağında kendilerine yer bulurken, metabolic balance&reg; beslenme programı proteinleri de hak ettiği yere taşıyor, ikinci basamağa taşıyor.

		
Bu farklılık neden kaynaklanıyor?
	
	
Nasıl oluyor da bu iki beslenme piramidi arasında bu denli önemli bir fark oluşuyor? Nedeni basit: İnsan metabolizmasını bir bütün olarak görmeyip, hormonların nasıl çalıştığını, enzim yapılarını göz ardı ederek kilonun sadece fazla kaloriden kaynaklandığı yanılgısına düşüldüğünde, kalorisi en düşük gıdalar, yani tahıllarla beslenilmesi önerilip kalorisi nispeten yüksek olan protein ve yağa beslenmede daha az yer vermeye çalışılıyor. Oysa fazla kilo bir enerji, yani kalori sorunu değil, bir depolama sorunudur. Vücutta yağın depolanmasına neden olan ise insülin yüksekliğidir. Kaloriden kaçmak için insülin seviyesini yükselten tahıllar, temel besin maddesi olarak kullanıldığında kandaki insülin seviyesini gereksiz yere yükselmiş olmakla birlikte protein ve yağa oranla daha hızlı sindirilen karbonhidratlar ağırlıklı olarak tüketildiği için sıkça acıktırıyor. Böylece ara öğün yapmak zorunda kalındığı için yine insülin salgılanmasına neden olunuyor. Sürekli yüksek insülin düzeyi demek; vücutta yağlanma ve metabolik hastalıklara yakalanma riskini arttırmak demektir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Feb 2017 10:40:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karnı doyurmak kolay ya ruhu?..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/karni-doyurmak-kolay-ya-ruhu-676/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/karni-doyurmak-kolay-ya-ruhu-676/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EB5EBE-C28BD8-4DCF54-4276DC-51D0D7-60645B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Duygusal yeme nedir? Duygusal yeme en basit haliyle kişinin özellikle olumsuz duygularını düzenlemek amacıyla aç olmadığı halde gıda tüketimine yönelmesi halidir. Duygusal yemenin altında baş etme mekanizmalarının yetersiz kalması, öğrenilmiş davranışlar ve gıda yoksunluğu gibi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EB5EBE-C28BD8-4DCF54-4276DC-51D0D7-60645B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Duygusal yeme nedir?
	
	
Duygusal yeme en basit haliyle kişinin özellikle olumsuz duygularını düzenlemek amacıyla aç olmadığı halde gıda tüketimine yönelmesi halidir. Duygusal yemenin altında baş etme mekanizmalarının yetersiz kalması, öğrenilmiş davranışlar ve gıda yoksunluğu gibi çeşitli ve çok yönlü nedenler yer alabilir. Tedavi edilmediği takdirde ciddi bir yeme bozukluğuna dönüşme riski vardır.
	
	
Duygusal yeme ile sağlıklı beslenme arasındaki farklar nelerdir?

	
Duygusal açılık, fizyolojik açlık gibi kademe kademe değil, genellikle aniden belirir. Duygusal yeme sendromu yaşayan kişiler özellikle öfke, yalnızlık, umutsuzluk, mutsuzluk gibi olumsuz duygular yaşadıklarında besin tüketimine yönelirler. Bu esnada sağlıklı gıdalardan ziyade, kalori değeri yüksek ve hazır tüketime uygun gıdalar tercih edilir. Kişi bazen kontrolünü kaybettiği ve yemeyi durduramadığı hissine kapılır. Fizyolojik bir açlığı gidermek için yediğimizde genelde neyi ne kadar tükettiğimizi ve ne kadar gıdaya ihtiyaç duyduğumuzu fark ederiz. Duygusal yeme sendromunda bu farkındalık körelmiştir. Duygusal yeme ardından suçluluk, utanç ve pişmanlık gibi olumsuz duygular getirebilir.

	
Duygusal yeme ile nasıl baş edilir?
	
	
Zarar veren bir davranışı değiştirebilmenin ilk koşulu farkındalık sahibi olmaktır. Eğer siz de duygularla baş etmek için yemek yemeye yöneldiğinizi düşünüyorsanız öncelikle bu sorunu başlatan, sürdüren, arttıran etmenleri fark etmeye çalışın.

	
DUYGUSAL YEMEYLE BAŞ ETMENİN PÜF NOKTALARI
	
	
Farkına varın: Beni duygusal yemeye iten tetikleyici faktörler neler? Nasıl hissettiğimde, ne gibi durumlarda duygusal yeme ihtiyacım artıyor? Unutmayın, ilk adım farkındalık!
Kendini izleyin: İşe duygu ve yeme günlüğü tutarak başlamaya ne dersiniz? Günlük olarak yaşadığınız duygu değişimleri ve yaşamınıza yansımasını kaydetmek, resmi daha net ve nesnel bir şekilde görmenizde size çok yardımcı olacak! Kayıt formunda duygu, tüketilen gıda ve miktarı ile tüketim sonrası yaşanan hislere mutlaka yer verin. Böylece hangi duygu altında, hangi besinden ne kadar yedim, ardından nasıl hissettim sorularını cevaplamış olacaksınız.
	
	
Harekete geçin: Zor duygularla baş etmek için daha etkili ve daha kalıcı alternatifler üretin. Örneğin olumsuz duyguları bastırmak yerine sağlıklı şekilde ifade etmeye, mutfak yerine spora yönelmeye çalışın.
	
	
Değiştirin: Çevresel birtakım düzenlemelerle işleri biraz daha kolay hale getirmek sizin elinizde. Örneğin kalorili, hazır gıdaları yanınızda ve yakınınızda bulundurmayın. Sizi cezbeden pastanelerin önünden geçmeyin ya da alışveriş listeniz dışında sepete başka hiçbir gıdayı atmayın.
	
	
Yardım alın: Tüm çabalarınıza rağmen kalıcı bir davranış değişikliği sağlamakta zorlanmış olabilirsiniz. Böyle bir durumda kendinize bir iyilik yapın ve alanında uzman bir ruh sağlığı profesyonelinden yardım almakta tereddüt etmeyin.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Feb 2017 14:05:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fazla et tüketimi, şeker kadar tehlikeli]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/fazla-et-tuketimi-seker-kadar-tehlikeli-380/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/fazla-et-tuketimi-seker-kadar-tehlikeli-380/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BD83E0-661011-B405AC-ECB78B-C7D8FE-0C1922.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, Avustralya&#39;daki Adelaide Üniversitesi tarafından 170 ülkede yapılan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi: &#34;Et, beslenmedeki proteinlerin, vitaminlerin ve minerallerin değerli bir kaynağı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BD83E0-661011-B405AC-ECB78B-C7D8FE-0C1922.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, Avustralya&#39;daki Adelaide Üniversitesi tarafından 170 ülkede yapılan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

	
&#34;Et, beslenmedeki proteinlerin, vitaminlerin ve minerallerin değerli bir kaynağı olmasına rağmen, diyetle ilgili yönergeler genellikle, kandaki kolesterol düzeylerini korumak ve kalp hastalığı ve bağırsak kanseri riskini azaltmak için doymuş yağ oranına sahip kırmızı ve işlenmiş etlerin alımını azaltmaya odaklanır.

	
Çalışmadan elde edilen bulgular, aşırı miktarda şeker yemekten kaçınmanın yanı sıra tüketicilerin etin aşırı tüketiminde de tedbir almaları gerektiğini gösteriyor. Çünkü bulgular, etin, etteki yağın şeker kadar aynı derecede obezitenin yaygınlaşmasına katkıda bulunduğunu gösteriyor.

	
Araştırmada şeker kullanımının obeziteye yüzde 13 oranında katkı sağlarken, et kullanımının da obeziteye katkısı yüzde 13 olarak bulundu.

	
Et proteini, yağlardan ve karbonhidratlardan daha sonra sindirildiğinden, bu proteinden aldığımız enerjiyi fazlalık haline getirir ve daha sonra dönüştürülerek insan vücudunda yağ olarak depolanır.
Bundan böyle, obeziteyi azaltmak için daha az şeker yemenin yanı sıra daha az et yenmesinin tavsiye edilmesi daha mantıklı."

	
Şu anda dünya çapında 1,9 milyardan fazla yetişkin bulunuyor ve bu insanların 600 milyondan fazlası obez.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Feb 2017 11:53:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aureo buğdayı ile makarna]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/aureo-bugdayi-ile-makarna-219/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/aureo-bugdayi-ile-makarna-219/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E5026D-7E8527-143B2E-0A0DF8-447274-6CD838.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Barilla, İtalya'nın en özel buğdayı ile ürettiği en iyi makarnası Academia Barilla serisini satışa sundu. İtalyan gastronomi kültürünün tüm dünyaya tanıtılması, geliştirilmesi ve Akdeniz mutfağının kültürel mirasını korumak için Barilla tarafından Parma'da kurulan Academia&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E5026D-7E8527-143B2E-0A0DF8-447274-6CD838.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Barilla, İtalya'nın en özel buğdayı ile ürettiği en iyi makarnası Academia Barilla serisini satışa sundu. İtalyan gastronomi kültürünün tüm dünyaya tanıtılması, geliştirilmesi ve Akdeniz mutfağının kültürel mirasını korumak için Barilla tarafından Parma'da kurulan Academia Barilla ile aynı ismi taşıyan yeni seri, İtalyanların en çok sevdiği 5 makarna çeşidiyle üretildi.

	
HER PİŞİRMEDE EŞSİZ, HER ZAMAN AL DENTE
	
	
Sadece Barilla için ekilen İtalya'nın en özel buğdayı 'Aureo' ile üretilen Academia Barilla serisi, &#34;Mükemmelliğe alışacaksınız" sloganı ile makarna severlerin beğenisine sunuldu. Yüksek miktarda kaliteli protein içeriği öne çıkan yeni seri, gurmelerden ve şeflerden de tam not aldı. Geleneksel bronz kalıp yöntemi ile üretilen Academia Barilla, pürüzlü yüzeyi sayesinde, hazırlanan sosların makarna ile çok daha iyi bütünleşmesini sağlıyor. Al dente kıvamı ile gurme makarna deneyimlerinin vazgeçilmezi olacak yeni seri, spaghetti, linguine, penne rigate, fusilli ve orecchiette çeşitleriyle Türkiye'de raflardaki yerini aldı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Feb 2017 11:30:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye tuzu 3 kat fazla tüketiyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-tuzu-3-kat-fazla-tuketiyor-587/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-tuzu-3-kat-fazla-tuketiyor-587/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0FCB69-17F727-F38FC6-E5D2C9-6EA373-132EA2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sağlıklı bir insanın günlük tüketmesi gereken tuz miktarı 5 gram iken Türkiye'de ortalama günlük kişi başı tuz tüketimi 15 grama kadar çıkıyor. Bu alışkanlık da beraberinde ciddi hastalık risklerini getiriyor. Aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükselterek hipertansiyona&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0FCB69-17F727-F38FC6-E5D2C9-6EA373-132EA2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sağlıklı bir insanın günlük tüketmesi gereken tuz miktarı 5 gram iken Türkiye'de ortalama günlük kişi başı tuz tüketimi 15 grama kadar çıkıyor. Bu alışkanlık da beraberinde ciddi hastalık risklerini getiriyor. Aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükselterek hipertansiyona neden olduğunu söyleyen Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, &#34;Tüm organ ve dokular damarlar aracılığı ile beslendiği için hipertansiyon sorunu tüm vücudu etkiliyor" dedi. Bu noktada, en çok etkilenen organları kalp, beyin, böbrekler, atardamarlar ve gözler olarak sıralayan Mumcu, &#34;Fazla tuz tüketimi ayrıca, idrarla kalsiyum atımına neden olarak kemiklerden kalsiyum kaybını da tetikliyor. Şeker hastalarında da günlük tuz tüketiminin sınırlandırılması, kan şekeri kontrolüne yardımcı oluyor" dedi.

	
Aşırı tuz tüketimin zararlarından korunmak için beslenme alışkanlıklarında düzenlemeler yapmanın önemini vurgulayan Sibel Mumcu, şu önerilerde bulundu;
	
	
Doğal olarak içerdikleri sodyum miktarı düşük olduğu için taze meyve ve sebzeler tüketin
	
	
Hazır ve paket ürünlerle kıyaslandığında, kullanımı kontrol edilebildiği için daha az tuzla evde hazırlanmış besinleri tercih edin
	
	
Tuzlukları sofradan kaldırmanın tuz tüketimini yüzde 15'e kadar düşüreceğini unutmayın, yemeğin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından vazgeçmeye çalışın
	
	
Yemeklere lezzet vermek için yeni yollar denemekten çekinmeyin. Taze baharatlar, maydanoz, nane, kekik, dereotu, fesleğen gibi taze otları yemeklerinize lezzet katmak için kullanmayı deneyin
	
	
Salamura besinler, turşu, peynir, zeytin, soya sosu, bulyonlar, hazır salata sosları, hazır çorbalar, kuru yemişler, cipsler, kabartma tozu eklenmiş besinler, tütsülenmiş yiyecekler, tuzlu bisküviler, şarküteri ürünleri yüksek oranda sodyum içerir. Bu besinlerin tüketimini sınırlandırmaya çalışın
	
	
İşlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın, alışveriş yaparken bu ürünlerin gıda etiketlerini kontrol etmeyi alışkanlık haline getirin. Tuzsuz ya da tuzu azaltılmış ibarelerinin bulunduğu ürünleri tercih edin]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Feb 2017 17:36:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'de her 3 kişiden biri obez]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-de-her-3-kisiden-biri-obez-122/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-de-her-3-kisiden-biri-obez-122/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EBF951-0D0F39-241A4D-8F1C2B-7629D4-21F96C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Obezite konusunda Türkiye&#39;nin dünyadaki yerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Akdağ, şu görüşlerini aktardı: &#34;Maalesef durumumuz çok kötü. Türkiye&#39;de her üç kişiden biri obez. Ben niye zayıflamaya çalışıyorum? Ben de son bir-iki yıldır obez sınıfına girdim.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EBF951-0D0F39-241A4D-8F1C2B-7629D4-21F96C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Obezite konusunda Türkiye&#39;nin dünyadaki yerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Akdağ, şu görüşlerini aktardı:
	
	
&#34;Maalesef durumumuz çok kötü. Türkiye&#39;de her üç kişiden biri obez. Ben niye zayıflamaya çalışıyorum? Ben de son bir-iki yıldır obez sınıfına girdim. Vücut kitle endeksim 30&#39;un az bir şey üzerine çıkmıştı. Şimdi 80 kiloya geri döndüğüm zaman obez olmaktan çıkıyorum ama yine aşırı kilolu oluyorum. Oysa bana birçok kişi de &#39;Yok siz de çok şişman değilsiniz&#39; diyor. Dolayısıyla bunun zor bir iş olduğunu bilelim. Toplumun üçte biri obez, üçte biri kilo fazlası, üçte biri de normal. Bu durumda dünyada kaç ülke var derseniz? 10 ülke ancak var. Biz de o 10 ülke içine girdik. Kötü 10&#39;dayız. Bir taraftan hareketsiz bir toplumuz. Obeziteyle mücadele zor ancak bu konudan vazgeçemeyiz. Türkiye&#39;nin sağlıkla ilgili geleceğini konuşacaksak, en önemli konuşacağımız üç husus var; hareketsizlik, şişmanlık ve sigara… Bunun yanına alkolü ekleyebiliriz. Her ne kadar Avrupalılara kıyasla yüzde 20 oranında alkol tüketimimiz varsa da. Bunları 10 maddeye de çıkarabiliriz ama 10&#39;unu saysak biraz daha mücadelemizi zayıflatacağız. Türk nüfusunun düzenli biçimde hareket eden oranı yüzde 20&#39;nin altında. Finlandiya&#39;da bu, yüzde 80&#39;in üzerinde.&#34;

	
ZAYIFLAMAK İSTEYENLERE TAVSİYE

	
Zayıflama konusunda, &#34;Sabah kahvaltısını krallar gibi, akşam yemeğini yoksulmuş gibi yiyin&#34; ifadesini kullanan Akdağ, Hz. Muhammed&#39;in &#39;Midenizin üçte birini yiyecekle, üçte birini suyla doldurun, üçte birini de boş bırakın. Sofradan doymadan kalkın&#39; tavsiyesini anımsattı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 30 Jan 2017 05:18:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şok diyetlere dikkat!]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sok-diyetlere-dikkat-217/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sok-diyetlere-dikkat-217/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_681933-D22A99-8EB7D0-991DA3-C76514-62E51F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Peki bu ürünlerden herhangi biri gerçekten hızlı kilo verdiriyor mu? Güvenli mi? Bu kadar hızlı kilo vermenin riskleri nelerdir? BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, bazı hızlı kilo verme iddialarını ve kanıtlarını sizler için değerlendirdi:&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_681933-D22A99-8EB7D0-991DA3-C76514-62E51F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Peki bu ürünlerden herhangi biri gerçekten hızlı kilo verdiriyor mu? Güvenli mi? Bu kadar hızlı kilo vermenin riskleri nelerdir?

	
BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, bazı hızlı kilo verme iddialarını ve kanıtlarını sizler için değerlendirdi:

	
&#34;Bu tür diyetlerin varyasyonları en az 1950&#39;lerden beri var olmuştur. Ne yazık ki çok düşük kalorili diyet ve kilo verme cerrahisinin yanı sıra başka hiçbir ürünün, hapın veya diyetin hızlı kilo vermede işe yaramadığı ispatlanmıştır. Reçeteli ilaç orlistat yardımcı olabilir, ancak yavaş etki eder ve sadece diyet ve egzersizle işe yarar. Orlistat Xenical olarak pazarlanmaktadır. Orlistat'ın, ciddi karaciğer hasarına neden olabileceği belirtilir.

	
Herhangi bir hızlı kilo verme programında, gerçekten yağ yakan şey bir hap veya yiyecek türü değildir. Egzersizle birlikte, kalorilerin ciddi bir şekilde azaltılması vardır.

		
HIZLI KİLO VERMENİN RİSKLERİ NELERDİR?
	
	
Hızlı kilo kaybı, vücutta bazı problemlere yol açar. Olası ciddi riskler şunlardır:
Safra taşları, birkaç aydan sonra çok fazla kilo veren insanların yüzde 12-25&#39;inde görülür.
Dehidrasyon, bol miktarda sıvı içmekten kaçınılması sonucu oluşur.
Dengesiz beslenme, genellikle bir kerede haftalarca yeterli miktarda protein yememekten meydana gelir.
Elektrolit dengesizlikleri, nadiren yaşamı tehdit edebilir.
Hızlı kilo vermenin diğer yan etkileri şunları içerir:
Baş ağrısı
Asabiyet
Yorgunluk
Baş dönmesi
Kabızlık
Adet düzensizlikleri
Saç dökülmesi
Kas kaybı
Hızlı kilo vermenin tehlikeleri, diyet için harcanan zamanla birlikte artar. Proteinsiz bir diyet yapmak özellikle risklidir.

	
HIZLI KİLO KAYBI İYİ BİR FİKİR DEĞİL MİDİR?
	
	
Hızlı kilo verme diyetleri, hastalıklara neden olabilir, ancak obezite de aynı şekilde hastalıkların kaynağıdır. Bu nedenle, çok düşük kalorili diyetler kilo verme cerrahisi gibi belirli bir amaç için hızlı kilo vermeye ihtiyaç duyan obez insanlar için makul bir kilo verme seçeneği olarak kabul edilir.
Çok düşük kalorili diyetler birkaç hafta süren doktor denetiminde olan diyettir. Yemekler beslenme açısından dengeli, ancak pahalıdır. İnsanlar zamanla binlerce lira harcayabilirler. Çok düşük kalorili diyetler, 12 hafta içinde vücut ağırlığının yüzde 15 ila yüzde 25&#39;inin kaybedilmesini güvenle sağlamaktadır. Bu süre sonunda, insanların yüzde 25 ila yüzde 50'si programı tamamlamıyor. Diyet bırakıldığında kilolar geri gelir ve bu hızlı bir şekilde olur. Bazı uzmanlar, düzenli diyetlere kıyasla kilo vermeye daha sürdürülebilir bir yaklaşımın daha iyi olacağını söylüyorlar.

		
BİR ELBİSEYE SIĞABİLMEK VEYA PLAJDA İYİ GÖRÜNMEK İÇİN
	
	
Hızlı kilo vermek isteyen insanların çoğu, genellikle bunu kendi başlarına yaparlar. Sık sık, bir elbiseye sığabilmek veya plajda iyi görünmek gibi kısa vadeli bir hedef elde etmek isterler.
Kendinizi aç bırakmak kesinlikle iyi bir fikir değildir. Ancak, sağlıklı değilseniz, kısa süreli aşırı kalori kısıtlamasının size zorluk yaşatması muhtemel değildir. Ne yaptığınızı doktorunuza bildirin ve diyetinize protein eklemeyi unutmayın (günde 70 ila 100 gram). Bir multivitamin alın ve potasyumdan zengin yiyecekler (domates, portakal ve muz) yiyin.

	
Ayrıca, şok diyetlerinin uzun süreli ve sağlıklı bir kilo elde etmenize pek yardımı dokunmayacağını unutmayın."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 27 Jan 2017 10:40:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kaldıramayacağınız yükü taşımayın...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kaldiramacaginiz-yuku-tasimayin-706/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kaldiramacaginiz-yuku-tasimayin-706/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9901FB-B882E9-5D806C-6E62AE-B9F862-8C0FDF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanları, Prof. Dr. Abut Kebudi ve Yrd. Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, obezite hakkında sık sorulanları cevapladı. Şişmanlık Cerrahisi Nedir? Beden Kitle İndeksi ya da vücuttaki yağ oranı ölçülerek şişman oldukları belirlenen hastaların kilo&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9901FB-B882E9-5D806C-6E62AE-B9F862-8C0FDF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanları, Prof. Dr. Abut Kebudi ve Yrd. Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, obezite hakkında sık sorulanları cevapladı.
	
	
Şişmanlık Cerrahisi Nedir?
	
	
Beden Kitle İndeksi ya da vücuttaki yağ oranı ölçülerek şişman oldukları belirlenen hastaların kilo vermelerine yardımcı olmak amacıyla sindirim sistemine cerrahi müdahalede bulunulmasına &#34;obezite cerrahisi" ya da &#34;bariatrik cerrahi" denmektedir.
	
	
En Uygun Adaylar Kimlerdir?
	
	
Öncelikle kişinin en az üç yıldır devam eden obezite şikâyetinin bulunması, kronik alkolve ilaç bağımlılığının bulunmaması ve kabul edilebilir ameliyat riski sınırları içinde olması gerekir. Obezite cerrahisi yapılacak bir hastanın aktif bir psikiyatrik hastalığı olmamalıdır.Yaş sınırlaması olmamakla beraber 20-60 yaşları arasında daha güvenle ameliyat yapılabilir. Cerrahi, kilo vermede son çare olarak düşünülmelidir. Obezite cerrahisi hormonal rahatsızlığı olmadığı halde kilo veremeyen, diğer tedavi yöntemlerinde başarı sağlayamayan ya da tekrar kilo almış kişilerin, sağlık durumları bozulmaya başladığında yapılmalıdır..
	
	
Şişmanlık Cerrahisi Ameliyatı Nasıl Etkili Oluyor?
	
	
Obezite tedavisinde cerrahi yöntemleri temelde gıda alımını azaltan, besinlerin emilimini kısıtlayan ya da her ikisini birden sağlayan yöntemler olarak sınıflandırılabiliriz. Kısıtlayıcı ameliyatlarda, midenin hacmi küçültülür; mideye giren gıdaların miktarı ve kişinin yediği gıda miktarı azaltılır. Emilimi azaltan ameliyatlarda, besin emilimini azaltmak için bağırsakların bir kısmı by pass edilir. Ameliyat olan hastanın yapılan ameliyat tipine bağlı olarak aldığı günlük gıda miktarı ve alınan gıdanın barsaklarda emilim oranı azalır. Böylece hasta hızlıca kilo verir. Fakat Obezite cerrahisinin kilo verme konusunda kesin ve kalıcı bir etki sağlaması için kişinin önemli bir operasyon geçirdiğinin bilincinde olması, ameliyat sonrasında beslenmesine ve egzersizlerine devam etmesi gerekir.
	
	
En Sık Hangi Ameliyat Yapılıyor?
	
	
Günümüzde obezite cerrahisinde en sık yapılan iki ameliyat gastrik bypass (mide baypası) ve sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak, küçük deliklerden yapılabiliyor. Bu yöntem ile daha küçük kesilerle daha az ağrılı ve güvenli bir şekilde ameliyat gerçekleştirilebiliyor. Gastrik bypass ameliyatında ilk olarak mide hacmi küçültülerek hastanın alabileceği yiyecek miktarı azaltılmaktadır. Buna ilave olarak ince barsakların bir kısmı bypass edilmektedir. İnce bağırsakta gıdaların kat ettiği yol kısaldığı için besinlerin emilimi azalmaktadır. Bu ameliyat tekniği yüksek kalorili diyetle beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmelidir. Çünkü bu tip hastalar az miktarda ama yüksek kalorili gıdalarla beslenme alışkanlığına sahiptirler.
	
	
Tüp Midede Ne Yapılıyor?
	
	
Sadece gıda alımını azaltan ameliyatlarla yeterli kilo kaybına ulaşmak mümkün olmayabilir. Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatında ise midenin büyük kenarı kesilip çıkartılarak bir mide tüpü oluşturulur. Bu teknik ile hem midenin hacmi azaldığı için alınan gıda miktarı azalır hem de çıkartılan mide bölümünden salgılanan ve açlık hormonu olarak tanımlanan GHRELİN hormon seviyesinde düşme sağlandığı için tokluk hissi oluşumu gerçekleşmektedir. Böylece hastaların normal sindirim sistemi bütünlüğü korunarak hızlıca kilo verebilmeleri sağlanabilir.
	
	
Dünyada ve Türkiye'de En Çok Gastrik Bypass Ameliyatı Uygulanıyor!
	
	
Gastrik bypass ameliyatı yakın zamana kadar Amerika Birleşik Devletler'inde en sık uygulanan ameliyat tekniğiydi. Fakat tüp mide ameliyatı hem daha kolay olması hem de bypass ameliyatına benzer sonuçlar elde edilmeye başlanması nedeniyle hem dünyada hem de ülkemizde en sık uygulanmaya başlanan ameliyat olmuştur.
	
	
Ameliyat Uzun Sürüyor Mu?
	
	
Ameliyat süresi yapılan ameliyatın tipine, hastanın şişmanlık derecesine ve cerrahi ekibin deneyim ve tecrübesine göre farklılık gösterebilir. Tüp mide ameliyatları genellikle 60-90 dk kadar sürmektedir. Ayrıca hastanın ameliyata hazırlanması ve uyutulması 20-25 dk ve hastanın ameliyattan sonra uyandırılması da 20-25 dk kadar sürmektedir. Gastrik bypass ameliyatında bu süre bir miktar daha uzun olabilmektedir.
	
	
Obezite Cerrahisi Sonrası Ne Kadar Sürede Ne Kadar Kilo Verilir?
	
	
Laparoskopik gastrik bypass ameliyatlarında iki yıl sonunda beklenen kilo kaybı yaklaşık yüzde 70, sleeve gastrektomi ameliyatında yaklaşık yüzde 60 civarında olup verilen toplam kiloda hastanın ameliyat sonrasındaki uyumu çok önemlidir. Kilo vermedeki başarı hastanın ameliyat sonrası diyet ve egzersiz programına uyması ile doğru orantılıdır.
	
	
Ameliyat Sonrası Ne Zaman İşe Dönmek Mümkün?
	
	
Obezite ameliyatlarından sonra genellikle hastalarımıza 15 gün ev istirahatı önermekteyiz. Hasta masa başı çalışıyor ise 15 gün sonra işine dönebilmektedir. Yoğun fiziksel aktivite gerektiren işler için ve spora başlamak için yaklaşık 30 gün beklenmesi tavsiye edilir.
	
	
Tekrar Kilo Alma Riski Var Mı?
	
	
Obezite ameliyatlarından sonra kilo verme yaklaşık 1,5 - 2 sene kadar devam etmektedir. Bazı durumlarda hastalar fazla kilolarını bu süreç tamamlanmadan bir yıl gibi kısa bir sürede verebilmektedir. Ameliyat sonrasında sağlıklı kilo verme ve ideal kilonun korunması için en önemli faktörler dengeli beslenme ve egzersizdir. Bununla beraber uzun dönemde asıl başarı size önerilen tüm kurallara ne kadar uyduğunuza da bağlıdır. Eski beslenme alışkanlıklarını değiştirip, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmek, düzenli egzersiz yapmak, ameliyat sonrası kontrollerini aksatmamak, motivasyonunu bozmamak ve gerekirse psikolojik destek almak verilen kiloların geri alınmaması için önemlidir.
	
	
Şişmanlık Ameliyatlarının Riski Nedir?
	
	
Obezite cerrahisi tüm diğer ciddi cerrahi müdahaleler gibi belirli riskler taşır. Standart risk faktörleri hastanın genel sağlık durumu, hastanenin teknik imkanları ve cerrahi ekibin deneyimidir. Obezite ameliyatlarının en sık görülen riskleri kanama, anastomoz kaçakları (zımba hattında kaçak), demir, kalsiyum, vitamin D ve B12 eksiklikleri, beslenme bozuklukları ve safra kesesi taşı oluşumudur. Tüm laparoskopik obezite ameliyatlarından sonra açık cerrahiye dönme ve vücudun belli yerlerinde sarkmalar görülmesi mümkündür.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 26 Jan 2017 09:58:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lif zengini çiyad diyabet riskini azaltıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/lif-zengini-ciyad-diyabet-riskini-azaltiyor-159/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/lif-zengini-ciyad-diyabet-riskini-azaltiyor-159/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8960B6-75BE36-976913-8D628D-C03934-8F0F88.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Son dönemde dünya sofralarının gözde ürünü haline gelen Çiya'da Türk mutfağında değişik tariflerle kullanılmaya başlandı. Duru Bulgur'un Lival serisiyle Türk sofralarına getirdiği Çiya hem diyet hem de beslenme listelerinin üst sıralarında yer alıyor. Bütün yemeklere uyum&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8960B6-75BE36-976913-8D628D-C03934-8F0F88.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Son dönemde dünya sofralarının gözde ürünü haline gelen Çiya'da Türk mutfağında değişik tariflerle kullanılmaya başlandı. Duru Bulgur'un Lival serisiyle Türk sofralarına getirdiği Çiya hem diyet hem de beslenme listelerinin üst sıralarında yer alıyor.

		
Bütün yemeklere uyum gösteriyor

	
Duru Bulgur Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, Çiya tohumlarının yüksek miktarda lif ve omega-3 yağ asidi ile bol miktarda kaliteli protein, mineral ve antioksidan içerdiğini söyledi. Çiya tohumunun en önemli avantajlarından birinin ise bütün yemeklere uyum gösterebilmesi ve kolaylıkla tüketilmesi olduğunu belirten Kenar, &#34;Hafif bir lezzete sahip Çiya, hemen hemen her şeye ilave edilerek tüketilebiliyor. Çiya tohumunu salata, kahvaltı gevreklerine, yoğurda veya içeceklerinize ekleyebilirsiniz.Sıvı gıdaları iyi şekilde emebilen Çiya, bu özelliği sayesinde kimi sosları koyulaştırmak ya da tariflere göre yumurtanın yerine de kullanılabilir. Çiya tohumunu öğütmenize, suda bekletmenize, öğütmenize veya pişirmenize gerek yoktur." Diye belirtti.

	
Diyabet riskini düşürüyor

	
100 gramında 468 kalori barındıran Çiya tohumunun içerdiği karbonhidratların büyük çoğunluğunun lif şeklinde olduğunu ifade eden Kenar, &#34;Birçok insan yeterli düzeyde lif almamaktadır fakat gerekli oranda lif tüketmek, bağırsak sağlığına ve başka birçok iç organın sağlığına faydası çoktur. 24 gram yani günlük tüketilmesi gereken Çiya tohumunda 7,89 gram lif bulunmaktadır. Bu oran kadın ve erkeklerin günlük gereken lif miktarının büyük bir çoğunluğunu karşılamaktadır. Günlük ortalama kadınların 25 gram, erkeklerinse 38 gram lif tüketmesi sağlık açısından çok faydalıdır. Zor çözünen ve yüksek seviye emici özelliğe sahip olan Çiya tohumu, bu sayede diyabet riskini düşürmeye de etkilidir" diye konuştu.

	
Kenar, Çiya tohumunun kalp hastalığı ve diyabet riskini azalttığı gibi sindirim sistemini güçlendirdiğini, yüksek tansiyonlu bireylerde kan basıncını düşürdüğünü de sözlerine ekledi.

	
İşte Çiyalı hafif ve sağlıklı bir öğün tarifi

	
Ahududu ve Nar Taneli Chia Pudingi

		
Malzemeler
	
	
- 3 yemek kaşığı chia tohumu
- 1 bardak süt
- 2 çay kaşığı bal
- 1/2 çay kaşığı tarçın
- 1 çay kaşığı vanilya
- 1 yemek kaşığı ahududu ve nar taneleri karışımı

	
Hazırlanışı

	
Nar taneleri ve ahududu dışında bütün malzemeleri kapalı bir kavanoz ya da benzeri bir kabın içerisine boşaltın ve malzemelerin birbirine iyi karıştığından emin olana kadar karıştırın.
1 saat kadar bir ara verin ve 1 saat sonra aynı işlemi tekrar yapın. (isteğe göre bu karışım bir gece boyunca buzdolabında bekletilebilir) Daha sonra karışımın yarısını küçük bir kaba boşaltın.
Ahududu ve nar taneleri karışımının yarısını üzerine boşaltın. Kalan diğer karışımı da buna ekleyin ve en son üzerine kalan ahududu ve nar taneleri karışımını ekleyin. Pudinginiz servise hazır. Dilerseniz başka meyvelerle de bu tarifi deneyebilirsiniz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Jan 2017 11:32:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Piliç Alırken ve Pişirirken Nelere Dikkat Etmeli?]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/pilic-alirken-ve-pisirirken-nelere-dikkat-etmeli-8/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/pilic-alirken-ve-pisirirken-nelere-dikkat-etmeli-8/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_403C96-6BEBF2-40FC88-F86D2A-F8B160-5F59C6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk halkının severek tükettiği tavuk etinin faydaları saymakla bitmiyor. Protein deposu olan tavuk eti özellikle çocukların gelişim döneminde ve anne adaylarının beslenmesinde önemli bir yer tutuyor. Kalp dostu olarak koroner kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde azaltıyor. İçeriğindeki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_403C96-6BEBF2-40FC88-F86D2A-F8B160-5F59C6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk halkının severek tükettiği tavuk etinin faydaları saymakla bitmiyor. Protein deposu olan tavuk eti özellikle çocukların gelişim döneminde ve anne adaylarının beslenmesinde önemli bir yer tutuyor. Kalp dostu olarak koroner kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde azaltıyor. İçeriğindeki vitaminler her yaş grubu için vücudun gelişimine ve bağışıklık sisteminin korunmasına destek oluyor. Liflerinin kısa olmasından dolayı kolay sindirilebilen ve hazmı kolay bir besin olan tavuk eti sıcak ve soğuk tüketilmesi ve pratik nedeniyle de sıkça tercih edilen besinler arasında yer alıyor. BESD-BİR piliç alırken ve pişirirken dikkat edilmesi gereken noktaları tüm mutfak severler için bir araya getirdi.

	
İşte piliç eti pişirme ve satın almanın püf noktaları:

	
Satın alırken ve pişirmeden önce

	
• Piliç satın alırken ürünün markalı ve ambalajlı olmasına dikkat edilmelidir..
• Ürünün son tüketim tarihi mutlaka incelenmelidir.
• Ürünün soğuk zincirinin bozulmadığına ve saklama koşullarının uygun olup
olmadığına dikkat edilmelidir.
• Yani; pilicin soğukta muhafaza edilmediği/soğuk olmadığı hissedilirse alınmamalıdır.
Bunun için soğutuculardaki sıcaklık göstergeleri kontrol edilebilir.
• Pilicin tazeliğini ve soğukluğunu koruması için ürünün alışverişte en sona
bırakılması uygun olur. Böylelikle alışveriş süresi boyunca sepette bekleyen piliç eti
soğukluğunu kaybetmez.
• Alışveriş sonrası eve gelindiğinde piliç etini oda sıcaklığında bekletmeden
buzdolabına kaldırılmalıdır.
• Satın alınan piliç dondurulmuş ise ve hemen pişirilmeyecekse ambalajıyla birlikte
derin dondurucuda (-18°C') 6 ay süreyle muhafaza edilebilir.
• Piliç eğer buzdolabında çözündürülecekse yaklaşık 1 gün öncesinde derin
dondurucudan çıkarılıp buzdolabına konulmalıdır. Hızlıca çözündürmek için
mikrodalga fırın da kullanılabilir.
• Satın alınan ürün buzdolabında (0-4°C) son kullanma tarihine kadar saklanabilir.
• Çözündürülmüş piliç tekrar dondurulmamalıdır.
• Tüketilmeyecek kısım çözündürmeden tekrar dondurucuya koyulmalıdır.
• Çiğ pilicin pişirme hazırlığında ve sonrasında eller, mutfak tezgâhı, kesme
tahtası, bıçaklar sabunlu suyla iyice yıkanmalıdır.

	
Haşlama

	
• Dondurulmuş pilici uygun koşullarda çözündürdükten sonra haşlamak iyi
bir yöntemdir ve yemeğinizin daha lezzetli olmasını sağlar.
• Piliç etinin tam pişmiş olması önemlidir. Önerilen süreye bağlı kalarak ve suyu
berraklaşana kadar haşlanmalıdır.
• Bir pilicin yeterince pişmiş olduğunu anlamanın en kesin yolu, bir gıda termometresi
kullanmaktır. Termometre pilicin eti yoğun ve dolgun yerine sokularak iç sıcaklık
ölçülebilir. İç sıcaklığın 75-80°C olması gerekmektedir.
• Mutfak termometresi yoksa pilice çatal batırılarak pişip pişmediği anlaşılabilir. Çatal
batırıldığında çıkan su berraksa piliç pişmiş demektir.
• Emin olmak için bir parça piliç eti tabağa alınıp kesilerek pişip pişmediği anlaşılabilir.

	
Fırında kızartma

	
• Pilicin kendi yağının içinde pişmesi ve nemini koruması, dolayısıyla daha lezzetli
olması için fırın poşeti içinde pişirmek daha uygundur.
• Eğer fırın poşeti kullanmadan tepsi içinde pişirmek tercih ediliyorsa, pişme esnasında
pilicin kendi yağının, tepsinin boş kısımlarında birikerek yanmaması/kurumaması için küçük bir tepsi kullanılmalıdır.
• Pilicin nar gibi kızarması isteniyorsa, pişmeye yakın piliç fırından çıkarılıp ağız tadına
göre üzerine tereyağı veya ballı su sürülerek tekrar fırına verilebilir.
• Fırında pişirilecek bütün piliçler çeşitli tarifler kullanılarak gerekli sürelerde marine
edilebilir ve böylece daha lezzetli sonuçlar elde edilebilir.
• Lezzetli sonuçlar elde etmek için bütün pilicin içine soğan, sarımsak, limon, adaçayı,
kekik, defne yaprağı, portakal gibi lezzet artırıcı malzemeler de konulabilir.

	
Pişirme sonrası

	
• Piliç eti, piştikten sonra sofrada tüketilene kadar bir folyoya sarılırsa sıcaklığını,
nemini ve yumuşaklığını korumak daha mümkün olur.
• Piliç eti piştikten sonra hemen tüketilmeyecekse oda sıcaklığında çok fazla
bekletmeden buzdolabında saklanmalıdır.
• Piliç etini tükettikten sonra artan kısımları sonrasında ısıtırken nemini koruması için
Sarmak daha iyi sonuç verecektir.
• Piliç piştikten sonra bir yere taşınacaksa sarılarak ısı yalıtımlı bir kaba konmalıdır ve
kısa sürede tüketilmelidir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 06 Jan 2017 10:44:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni yılı sağlıklı ve zinde karşılayın]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-yili-saglikli-ve-zinde-karsilayin-530/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-yili-saglikli-ve-zinde-karsilayin-530/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3C8FD6-FE3330-181793-1A759E-AFC08D-938841.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılbaşındaki tüketim alışkanlıklarıyla ilgili bilgi veren Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, yılbaşı akşamını rahat geçirmek ve zinde bir sabaha uyanmak için önerilerini şu şekilde sıralıyor: Gün boyu aç kalmaktan kaçının! &#34;Nasılsa akşam fazla yiyeceğim"&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3C8FD6-FE3330-181793-1A759E-AFC08D-938841.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılbaşındaki tüketim alışkanlıklarıyla ilgili bilgi veren Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, yılbaşı akşamını rahat geçirmek ve zinde bir sabaha uyanmak için önerilerini şu şekilde sıralıyor:

	
Gün boyu aç kalmaktan kaçının!
	
	
&#34;Nasılsa akşam fazla yiyeceğim" düşüncesi ile gün boyu aç kalmak, az yemek ve öğün atlamak yılbaşı akşamı için yapılacak hataların başında gelir. Bu hatalar beslenme düzeninizi bozup, metabolizmanızı yavaşlatacağı gibi uzun süre bir şey yememek kan şekerinizin düşmesine ve iştahınızı kontrol edememenize de neden olabilir. Bu gibi istenmeyen durumlardan kaçınmak için sağlıklı beslenme düzeninde olması gerektiği gibi güne dengeli bir kahvaltı ile başlayabilir, öğünlerinizi hafif yiyeceklerle düzenli bir şekilde tamamlayarak yılbaşı akşamını kontrollü ve rahat bir şekilde geçirebilirsiniz.

	
Acele etmeyin, çok iyi çiğneyin
	
	
Sindirim süreci ağızda başlar ve yiyecekler ağzımızda parçalanarak mideye gönderilir. Hızlı yemek yediğimizde ağızdaki parçalanma yeterli miktarda gerçekleşmediğinden midede gaz ve hazımsızlık şikâyetleri artar. Ayrıca doyma sinyalleri, yemeğe başladıktan en az 20 dakika sonra beyne ulaşır. Özellikle yılbaşı gibi sofra ritüellerinin uzun sürdüğü özel günlerde yemeği yavaş yavaş tüketip dikkatlice çiğneyerek fazla yemenizi engelleyebilir ve sindirim sisteminizi rahatlatabilirsiniz.

	
Kuruyemişleri küçük kâselerle sınırlayın
	
	
Yılbaşı akşamlarının vazgeçilmez atıştırmalıklarından olan kuruyemişler besleyici olmalarının yanı sıra yüksek enerji kaynağıdırlar. Tüketilen miktar arttıkça kalori alımını da artıran kuruyemişler, alkolle birleştiğinde tamamen masum bir atıştırmalık olmaktan çıkabilir. Bu nedenle kuruyemiş tüketiminizi küçük kâselerle sınırlı tutarak dengeleyebilirsiniz.

	
Meze ve cips tüketiminde kontrolü elden bırakmayın!
	
	
Mezeler ve özellikle başlangıç tabaklarında yer alan şarküteri ürünleri içerdikleri yüksek oranda yağ ile enerji alımını artırırlar. Bu nedenle tüm atıştırmalıkların ve mezelerin tüketiminde aşırıya kaçmamak ve kontrolü elden bırakmamak oldukça önemli; örneğin, yağ ve tuz içeren cipsler yerine taze meyve ve havuç-salatalık çubuklarını tercih edebilir, mezelerde ise yağ oranı daha düşük ve hafif olan peynir ve yoğurtlu çeşitleri tüketebilirsiniz.

	
Alkol tüketimine dikkat!
	
	
Alkol, yüksek enerji içerir ve vücutta yağ olarak depolanır. Özellikle yanında alınan mezeler, kuruyemişler, atıştırmalıklar ve tatlılar düşünüldüğünde artan kalorisi nedeniyle dikkatli tüketilmelidir. Alacağınız kalori miktarını kontrol edebilmek için alkolü su ile tüketebilir ve kadehinize buz atarak seyreltebilirsiniz. Aç karnına tüketilmemesi gereken alkolün yiyeceklerle birlikte emilimi de yavaşlar. Alkol yanında tüketmek için peynir çeşitlerini, yoğurtlu soslara batırılmış sebzeleri ve salatalık-havuç çubuklarını tercih edebilirsiniz.

	
Susuz kalmayın
	
	
Alkol tüketiminin beraberinde getirdiği en büyük sorunlardan biri azalan susama hissiyle birlikte vücudun susuz kalmasıdır. Yemek öncesinde, sırasında ve sonrasında düzenli, yatarken de mutlaka su içerek alkolün bu etkisinden korunabilirsiniz.

	
Ertesi güne baş ve mide ağrısıyla uyandıysanız…
Yemek ve alkol tüketimi noktasında kontrolü elden bıraktığınız bir yılbaşı geçirdiyseniz, yeni yılın sabahında muhtemelen ışığa ve sese hassasiyet, baş ağrısı, yorgunluk, ağızda kötü bir tat, mide ağrısı ve yanmalarıyla güne başlayabilirsiniz. Bu durumda ise:

	
Gün boyu 2-2,5 litre kadar bol miktarda su için.
Kahvaltıda yoğurt ve meyve gibi sindirimi kolay hafif yiyeceklerle midenizi dinlendirin.
Kas ağrılarınız ve yorgunluk hissinden kurtulmak için potasyum kaynağı muzu tüketin.
İçerdikleri kafeinin diüretik etkileri nedeniyle çay, kahve ve kolalı içecekleri tüketmekten kaçının.
Gün içinde ağır yağlı yiyecekler tüketmek yerine midenizi yormayacak çorba, sebze yemeği ve salata gibi yiyecekleri tercih edin.
Ara öğünlerde portakal, mandalina, greyfurt, kivi gibi C vitamini açısından zengin meyveleri tüketin.
Açık havada yapılan kısa yürüyüşlerle bedeninizi ve ruhunuzu dinlendirin.
Gün sonunda ise erken yatmaya ve dinlenmeye özen gösterin.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 30 Dec 2016 12:18:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni yıla sağlıklı beslenerek girin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-yila-saglikli-beslenerek-girin-748/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-yila-saglikli-beslenerek-girin-748/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A8EAC9-C29B97-DB1413-735E24-0826A2-F08EA9.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeni yılı daha dinamik karşılamak ve 1 Ocak sabahı daha rahat bir mide ile uyanabilmek için bu iki gün beslenmeye dikkat etmek gerekir. Özellikle yılbaşı gecesi tüketilen besinler, konusunda seçici olunmalıdır. Yılbaşı gecesi için hazırlanan sofralarda kızartılmış yiyecekler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A8EAC9-C29B97-DB1413-735E24-0826A2-F08EA9.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeni yılı daha dinamik karşılamak ve 1 Ocak sabahı daha rahat bir mide ile uyanabilmek için bu iki gün beslenmeye dikkat etmek gerekir. Özellikle yılbaşı gecesi tüketilen besinler, konusunda seçici olunmalıdır. Yılbaşı gecesi için hazırlanan sofralarda kızartılmış yiyecekler yerine ızgara veya fırında yapılmış yiyecekler tercih edilmelidir. Mevsim sebzelerinden yapılmış salatalar sofralarda her zaman yer almalıdır. Hindi eti tercih edilmiyorsa tavuk veya balık tüketilebilir. Etin yanına pilav, makarna gibi yiyecekler yerine garnitür olarak haşlanmış veya ızgara sebzeler yenilebilir.

	
Cips yerine kanepe, tatlı yerine meyve
	
	
Yılbaşı gecesi yağlı cipsler yerine esmer ekmek ve az yağlı peynirlerle hazırlanmış çeşitli kanepeler tüketilebilir. Karışık kuruyemiş tabağında; ceviz, kavrulmamış fındık, bademin yanında kuru kayısı, kuru üzüm, yaban mersini, kuru eriğe de yer verilebilir. Böylece vitamin, mineral ve posa içeriği yükseltilmiş olur. Bu gece şerbetli tatlılardan uzak durmak fazla kalori alımını engeller ve şişkinlik, hazımsızlık problemlerini önler. Yılbaşı gecesi tatlı olarak meyve ya da sütlü tatlılar tercih edilebilir.

	
1 Ocak detoksu ile toksinlerden arının
	
	
Hem yılbaşı gecesinin yorgunluğunu hem de tüm bir yılın toksinlerini atarak yeni yıla daha enerjik başlamak için yeni yılın ilk gününde detoks uygulanabilir. Yeni yılın ilk gününde de bol su içmeyi ihmal etmeden bir gece öncesinin yorgunluğunu bütün gün yatarak değil hafif hareketli olunarak gidermek daha doğru olacaktır.

	
Yeni yılın ilk günü uygulanabilecek detoks mönüsü
	
	
Sabah: 1 yemek kaşığı yulaf + 1 su bardağı kefir + 2 dilim ananas + 1 avuç çiğ badem
Ara: Detoks çayı (yeşil çay + kiraz sapı + çubuk tarçın + zencefil + limon + 1 çay kaşığı bal)
Öğle: 1 kase sebze çorbası (kremasız)
Ara: 1 kase yoğurt + 1 elma
Akşam: Izgara balık + salata
Gece: Detoks çayı (yeşil çay + kiraz sapı + çubuk tarçın + zencefil + limon + 1 çay kaşığı bal)]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 28 Dec 2016 10:20:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[3 ayda 30 kilo verdi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/3-ayda-30-kilo-verdi-645/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/3-ayda-30-kilo-verdi-645/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_486DA4-7A41C9-7260EE-62E45C-97C670-CBC586.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kastamonu&#39;da yaşayan ve düzensiz beslenme sonucu 125 &nbsp;kiloya kadar ulaşan 32 yaşındaki Ali Erkan Kara, sağlık sorunları başlayınca, diyet yaparak 3 ayda 30 kilo verdi. Kentte 5 yıl önce gıda ürünleri satan bir firmada çalışmaya başlayan, Kastamonu ve çevre kentlerin marketlerine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_486DA4-7A41C9-7260EE-62E45C-97C670-CBC586.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kastamonu&#39;da yaşayan ve düzensiz beslenme sonucu 125 &nbsp;kiloya kadar ulaşan 32 yaşındaki Ali Erkan Kara, sağlık sorunları başlayınca, diyet yaparak 3 ayda 30 kilo verdi.

	
Kentte 5 yıl önce gıda ürünleri satan bir firmada çalışmaya başlayan, Kastamonu ve çevre kentlerin marketlerine araçla ürün dağıtımı yapan Kara, düzensiz beslenme alışkanlığı sonucu aşırı kilo almaya başladı. 125 kiloya ulaşan Kara, sağlık sorunları baş göstermeye başlayınca, çevresinin de bu duruma tepkisi üzerine zayıflamaya karar verdi.

	
Diyete giren, düzenli beslenmeye ve günde ortalama 3 litre su içmeye başlayan Kara, 3 ayda 30 kilo vererek 95 kiloya düştü.

	
&#34;Tam ekmekle yapılan tostu yemeden uyumuyordum&#34;

	
Kara, aşırı kilolu olduğu dönemde kendisini hiçbir zaman tok hissedemediğini söyledi. Kahvaltıda bir ekmek yediğini, sofrada neredeyse hiç yiyecek bırakmadığını anlatan Kara, öğle ve akşam öğünlerinde de ekmeği aşırı tükettiğini belirtti.&nbsp;

	
Gece de tam ekmekle yapılan tost yemeden kesinlikle uyuyamadığına dikkati çeken Kara, &#34;Zamanla ister istemez kilolarım artı, yürümekte bile zorlanmaya başladım. Göbeğim kocaman oldu. Bir karar vermek zorundaydım ve bir sabah diyete başladım.&#34; ifadelerini kullandı.

	
Kara, günde ortalama 3 litre su içmeye başladığını dile getirerek, &#34;Kahvaltımı düzenli yapıyor, öğle yemeğini çok hafif şekilde geçiriyorum. Saat 17.00&#39;den sonra yemek yememeye çalışıyorum. Ekmeği azalttığınız zaman hedefe daha kolay ulaşabiliyorsunuz. 125 kiloya kadar çıkmıştım. Şimdi 95 kiloyum.&#34; diye konuştu.

	
Kilo vermesinin sağlığına olumlu yansıdığına işaret eden Kara, giydiği elbise bedeninin de küçüldüğünü belirtti.

	
Aşırı kilolu olduğu dönemde giydiklerini görünce &#34;Bunları ben mi giyiyordum&#34; diye düşündüğünü dile getiren Kara, &#34;XXL bedenden L bedene düşmek çok farklı bir duygu. Özgüvenim yerine geldi. Hastalanmamak için artık yavaş şekilde zayıflıyorum. 15 günde 2 kilo vererek 10 kilo daha zayıflamayı hedefliyorum.&#34; dedi. &nbsp;

	
Anne Sebahat Kara ise önceden akşam yaptığı yemekleri sabah dolapta göremediğini, hepsini oğlunun yediğini söyledi. Oğlunun özellikle ekmeği çok tükettiğini vurgulayan anne Kara, &#34;Bakkal bile şaşırıyordu. 2 kişi olmamıza rağmen her gün birkaç ekmek tüketiyorduk. Şimdi bir ekmek alıyorum, o da artıyor. Artık sağlığı yerinde.&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Nov 2016 12:44:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya hem şişman hem aç...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-hem-sisman-hem-ac-690/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-hem-sisman-hem-ac-690/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AAD97A-C2E91B-2303D0-5DAB6B-8117DD-C09EBA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü&#39;nün (IFPRI) raporuna göre, yanlış beslenme dünya genelinde büyüyen bir sorun. Raporda, giderek artan sayıda ülkenin şişmanlık ve yetersiz beslenmenin sonuçları ile mücadele etmek zorunda kaldığına dikkat çekiliyor. Uluslararası&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AAD97A-C2E91B-2303D0-5DAB6B-8117DD-C09EBA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü&#39;nün (IFPRI) raporuna göre, yanlış beslenme dünya genelinde büyüyen bir sorun. Raporda, giderek artan sayıda ülkenin şişmanlık ve yetersiz beslenmenin sonuçları ile mücadele etmek zorunda kaldığına dikkat çekiliyor.
	
	
Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü'nden Lawrance Haddad, &#34;Artık yanlış beslenmenin normal olduğu bir dünyada yaşıyoruz&#34; dedi. Enstitü tarafından hazırlanan &#34;Global Gıda Raporu&#34;nu Çin&#39;in başkenti Pekin&#39;de kamuoyuna tanıtan Haddad, &#34;Her 3 kişiden biri yanlış beslenmenin bir türünden muzdarip&#34; diye konuştu.
	
	
&#34;Dünya mücadeleden vazgeçti&#34;
	
	
Yanlış beslenmenin maliyetinin &#39;sarsıcı boyutlarda&#39; olduğuna dikkat çekilen raporda, alınan önlemlerin ise yetersiz olduğu vurgulandı. Raporda 129 ülkeden veriler incelendi. Buna göre, bu ülkelerin 57&#39;si hem yetersiz beslenme hem de şişmanlık yönünden &#39;çok ciddi&#39; bir tablo ile karşı karşıya. Raporda, &#34;Dünya bu eğilimi yavaşlatma veya tersine çevirme yolundan geriye döndü&#34; tespiti yer aldı.
	
	
2 milyar kişi aşırı kilolu
	
	
Rapora göre, dünya genelinde 2 milyar kişi aşırı kilolu. Her 12 kişiden biri ise diyabet hastası. Raporda, yanlış beslenmenin 5 yaşın altındaki çocuklardaki ölüm vakalarından en az yarısının sebebi olduğu belirtildi.
	
	
Öte yandan yanlış veya yetersiz beslenmenin ekonomik ve toplumsal sonuçlarının da çok büyük boyutlarda olduğuna dikkat çekildi. Buna göre, Asya ve Afrika ülkelerinde Gayrisafi Yurtiçi Hasıla&#39;nın yüzde 11&#39;i yanlış ve yetersiz beslenmeden ötürü kaybediliyor.
	
	
Yanlış beslenmenin maliyeti
	
	
Aşırı veya yetersiz beslenmenin her yıl 2008-2010 yılları arasındaki mali kriz sırasında kaybedilenden daha fazla milli gelir kaybına yol açtığı ifade ediliyor. ABD&#39;de bir aile üyesinin aşırı kilolu olması durumunda, yıllık gelirden sağlık harcamalarına ayrılan payın yüzde 8 oranında arttığı vurgulanıyor. Çin&#39;de ise diyabet hastası bir kişinin maaşının yüzde 16&#39;sını sağlık harcamalarına ayırdığı belirtiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Jun 2016 06:29:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ramazanda bol bol bal yiyin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/ramazanda-bol-bol-bal-yiyin-507/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/ramazanda-bol-bol-bal-yiyin-507/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CCA5FC-89EEBF-2EF471-6A7767-B4C2DC-04EA52.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, (fotoğrafta) arı ürünlerinin tok ve dinç tutması dolayısıyla ramazanda tüketilmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CCA5FC-89EEBF-2EF471-6A7767-B4C2DC-04EA52.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, (fotoğrafta) arı ürünlerinin tok ve dinç tutması dolayısıyla ramazanda tüketilmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Jun 2016 11:05:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD'de devlet tuza savaş açtı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/abd-de-devlet-tuza-savas-acti-609/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/abd-de-devlet-tuza-savas-acti-609/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C01C58-06832B-14F777-E11481-80ADED-070DE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), tuza sınırlama getiriyor. Yüzlerce ürünü kapsayan yeni düzenlemeyle yiyeceklerinde içindeki tuz miktarı 10 yıl içinde günde 3 bin 400 gram olan ortalam tuz tüketimi 2 bin 300 grama düşürülecek.&nbsp; Böylece kalp krizi riskinin de üçte bir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C01C58-06832B-14F777-E11481-80ADED-070DE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), tuza sınırlama getiriyor. Yüzlerce ürünü kapsayan yeni düzenlemeyle yiyeceklerinde içindeki tuz miktarı 10 yıl içinde günde 3 bin 400 gram olan ortalam tuz tüketimi 2 bin 300 grama düşürülecek.&nbsp;

	
Böylece kalp krizi riskinin de üçte bir oranında azaltılması hedefleniyor.&nbsp;

	
Yeni düzenlemenin yüzde 70&#39;i hazır gıdayı kapsarken, FDA bu adımla gıdanın içerisindeki sodyum miktarıı düşürüp, yemeğe tuz atıp atmama insiyatifinin tüketiciye bırakılmasını amalıyor.&nbsp;

	
Aşırı miktarda sodyum tüketimi kan basıncını artırıyor, damar hastalıkları riskini de yükseltiyor.&nbsp;

	
FDA raporuna göre Amerikalılar tavsiye edilenden yüzde 50 daha fazla tuz tüketiyor.&nbsp;

	
Market Üreticileri Birliği Başkanı Leon Bruner, FDA&#39;nın yeni tuz düzelnemesi içi &nbsp;&#34;En iyi sağlık koşulları için kabul edilebilir tuz alımını belirlemek için hükümet içinden ya da dışından ilave çabalara ihtiyaç olduğuna inanıyoruz&#34; sözleriyle yorumladı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Jun 2016 07:13:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dr. Öz'den müjde: "Kanseri yendik"]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/dr-oz-den-mujde-kanseri-yendik-921/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/dr-oz-den-mujde-kanseri-yendik-921/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3FBD16-76CB59-282AF1-013A0D-399DFA-E31BF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD'de bu yıl çok ses getiren çalışmanız 'Yemek Gerçeği'yle başlayalım. Yemek endüstrisiyle ilgili inanılmaz sonuçlar bulmuşsunuz. - 'Seinfield' dizisini hiç seyrettin mi? Onun her bölümünün başında bir soru sorulur. Saçma sapan sorular ama dizinin başarısının arkasında o&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3FBD16-76CB59-282AF1-013A0D-399DFA-E31BF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD'de bu yıl çok ses getiren çalışmanız 'Yemek Gerçeği'yle başlayalım. Yemek endüstrisiyle ilgili inanılmaz sonuçlar bulmuşsunuz.

	
- 'Seinfield' dizisini hiç seyrettin mi? Onun her bölümünün başında bir soru sorulur. Saçma sapan sorular ama dizinin başarısının arkasında o yatıyor bence. Biz de buna benzer sorularla yola çıktık: Niye tavuklarımızın tadı artık eskisi gibi değil? Çocukluğumda babam beni Queen'in bir kazasına götürürdü. Orada büyük bir dut ağacı vardı. Dutu o kadar severdim ki ağacın altına çarşaf serer, dallarını sallar, yiyebildiğim kadar yerdim. Neden şimdiki mevyelerde o çocukluğumuzun tadı yok? Bunun gibi sorularla başladı her şey.

	
Ne buldunuz?

	
- Yemek endüstrisiyle ilgili çok çarpıcı şeyler. Yediklerimizi daha lezzetli yapmak için birçok katkı maddesi kullanıyorlar. Şeker ve tuzdan bahsetmiyorum. Onlar da var tabii ama başka birçok katkı maddesi konuluyor yiyeceklerimize. &nbsp;Bunlara 'doğal' lezzetlendirici deniyor ama o 'doğal'ın ne manaya geldiği Allah kerim. Ve bu katkılar farkında olmadan damak tadımızı değiştiriyor. Cipslerin içinde, pilavda, yediğimiz paketlenmiş birçok şeyin içinde var. Bağımlılık yapıyor bu lezzetlendiriciler.
	
	
	
	
BİZİ KANDIRIYORLAR

	
Ne mesela?

	
- Tavuk değişmiş, ekmek değişmiş. Şarap, bira, kahve, çikolata... Oysa çikolata dünyanın en sağlıklı yiyeceklerinden biri. Ama bizim bildiğimiz çikolata, bugün tüketilen sütlü çikolatalar değil. Bugünkülerin içinde yüzde 10 gerçek çikolata varsa, yüzde 90'ı yağlar ve başka katkı maddeleri... Süt içtiğin zaman yağlısını mı içiyorsun, yağsız mı?

	
Pek sütçü sayılmam ama içersem normalini tercih ediyorum.

	
- Aferin. Herkes içinde yağ yok diye sıfır yağlı sütü tercih ediyor değil mi? İşte bir kandırmaca... Çünkü doğal süt içtiğin zaman, içindeki yağlarda vücut için gerekli birçok şey var. Onu içtiğin zaman beyin daha az yağ istiyor ve daha az yağ yapıyor vücutta. Tam yağlı süt içenler daha kolay kilo veriyorlar. Yağsız süt sağlıksız değil tabii ama daha sağlıklı da değil. Yani çok mantıksız bir durum var ortada.

	
Tam anlayamadım, nasıl olur da yağlı bir şey daha kolay kilo vermemizi sağlıyor?

	
- Bak masada fındık-fıstık var. İçlerinde yağ var. Yedikçe yağ biriktirmemiz gerekiyor değil mi vücudumuzda? Ama tam tersi. Niye? Bak avcumdaki bu fındıklar aslında tohum. İçlerinde bir ağacı büyütebilecek bütün besinler var. Bunu yediğim zaman bütün o besinler vücuduna geçiyor. Beynin hemen diyor ki: &#34;Evet biraz kalori aldım ama o kadar besleyici ki benim canım artık daha fazla yemek istemiyor." Peki beyaz ekmek yediğin zaman ne diyor beyin?

	
Ne diyor?

	
- &#34;Tamam kalori aldım ama içinde bana gereken maddeler yok. Protein yok, lif yok... Kesmedi beni, biraz daha yemeliyim." İşte biz buna 'yemek gerçeği' diyoruz.

	
Gıda endüstrisi nerede giriyor devreye?

	
- Gıda şirketleri 1950'lerden beri yüksek teknolojili lezzetlendirme kullanıyor. Sentetik lezzetler gerçek lezzetlerin baş edemeyeceği kadar etkili olmaya başladı. Sonuç ne?

	
Ne?

	
- 70'lerde ortaya çıkan obezite dalgası. Bu kimyasallar yiyecekleri daha lezzetli sanmamıza neden oluyor ve bağımlılık yaratıyor. Anne karnındaki bebekler bile bunlara maruz kalıyor.

	
Nasıl korunacağız?

	
- Yiyeceklerin paketlerinin üzerindeki içeriklere bakın. 'Doğal tatlandırıcı' bile yazsa bilin ki o yemek damak tadımıza yalan söyleyip, bizi&nbsp;
kandırıyor.

		
ET: İÇİ KIRMIZI DIŞI SİYAH OLMASIN

		
Ben etçiyim. Etler nasıl? Aman onlara da laf etmeyin...

	
- İnsanların et yemeyi bırakmaları gerektiğine inanmıyorum. Kaliteli ve doğru pişirilmiş et sağlıklıdır. Ama işlenmiş etlere, mesela sosise, korumak için nitrat katılıyor. İşte o nitrat da seni kanser yapıyor. Dünya Sağlık Örgütü birkaç ay önce sık sık sosis yiyenlerin kanser olduğunu açıkladı. Her gün bir sosisli sandviç yersen bağırsak kanseri ihtimalini yüzde 18'e çıkarıyorsun. Mesela hamburger. Gözünün önünde en iyi şekilde yapıldığı zaman ben onu sağlıklı sayarım. Ama paketlenmiş hazır köfteden uzak dur.

	
Pişirirken neye dikkat etmeli?

	
- İçi kıpkırmızı olmayacak, dışı da siyah olmayacak. İçi kırmızıysa mikrop ihtimali yükseliyor.

	
Öyle diyorsunuz ama şefler kanlı et sevmeyeni lokantalara almayacak neredeyse...

	
- Sosis ve köfte farklı. Çünkü hazırlanırken içi dışı birbirine karışıyor. Ama kasaptan aldığın güzel bir eti evde pişirirken dış kısmı ısınınca mikroplar ölüyor. Hatta eti yıkama. Eğer üzerinde mikrop varsa her tarafa yayılıyor. Zaten pişirirken öldüreceksin onları. Mikroplar da iç kısma geçemiyor. Tavukları 165, kırmızı eti 145 derecede pişirmek lazım.

	
Bir de dışı siyahlaşmayacak demiştiniz.

	
- Eti pişirirken etrafında siyahlaşan, yanmış yerler oluyor ya... O kısım kansere neden oluyor. Ne yapacaksın? Pişirmeden önce mesela zeytinyağında marine edeceksin. O zaman yanmıyor, siyahlaşmak yerine kahverengiye dönüyor.

		
İMMÜNOTERAPİ: &nbsp;ÖLÜMCÜL KANSERLERİ YENMEYE BAŞLADIK

	
Hep kanserden bahsediyorsunuz. İçim karardı. Hiç iyi haber yok mu? &nbsp;

	
- Hepimiz her gün kanser oluyoruz aslında. Bazı hücrelerimiz raydan çıkıyor ve kendi kafasına göre takılmaya başlıyor. Ama ne oluyor? Bağışıklık sistemimiz onları buluyor ve yok ediyor. Biz de kanser olup olup kendi kendimize iyileşiyoruz. Peki ya bağışıklık sistemimiz gevşek kalırsa? İşte o zaman o kanser hücreleri saklanmayı ve çoğalmayı başarıyorlar.&nbsp;

	
Yani gerçekten kanser oluyoruz...&nbsp;

	
- Araştırmacılar bu iki sebebi çözdü. Artık yepyeni bir sistem var: İmmünoterapi dediğimiz bağışıklık sistemini güçlendiren terapiler. İnanılmaz iyi sonuçlar alınıyor. E zaten çok mantıklı. Bağışıklık sistemi işini yapamıyorsa, dışarıdan müdahale edeceğine, onu tekrar güçlendir.&nbsp;

	
Mesela?&nbsp;

	
- Eski ABD Başkanı Carter deri kanseri oldu, iğneyle geçirdiler.&nbsp;

	
Doktor kansere çare bulundu mu diyorsunuz?&nbsp;

	
- İmmünoterapi inanılmaz büyük bir ilerleme. En korktuğumuz kanserleri yavaş yavaş yenmeye başladık. Bana bir e-mail geldi bu hafta, bir araştırma grubu ilerlemiş pankreas kanserlerini bile yüzde 25 kurtarabiliyorlar artık. Yakın zamana kadar bu oran sıfırdı. Daha da gelişecek.&nbsp;

	
Ne değiştirdi bu immünoterapi?&nbsp;

	
- Eskiden kanserli hücreyi alıp, öldürüp, kesip, mikroskopla içine bakıyorduk nasıl bir şey diye. Artık hücreleri alıyoruz, bir kısmını yine kesip bakıyoruz ama diğerlerini canlı saklıyoruz.&nbsp;

	
En iyi kanser ölü kanser değil mi yani?&nbsp;

	
- Değil. Çünkü canlı hücre hangi kemoterapiye cevap veriyor, ona bakıyoruz. Eskiden bütün ilaçları birden verirdik. Hasta saçlarını kaybederdi, kendini halsiz hissederdi. Ve kanser tekrar nüksettiği zaman yeni kemoterapi veremiyorduk. Çünkü vücut artık kaldıramıyordu. Şimdi doğru ilacı, azar azar veriyoruz. Yani kanser tedavisi tamamen değişti. Ama tabii ABD'de bile çoğu hastane henüz bunu yapmıyor.

	
	
	
TÜRKLERİN ZAYIF NOKTASI YAŞLILIK

	
Geçen yıl da yaşlılık üzerine yoğunlaşmıştınız.

	
- Evet ama yaşlılık ve sorunları üzerine çalışmak çok zor. Yaptığınız bir şeyin doğru olduğunu anlamak 30 sene alıyor. Ama şunu söyleyebilirim: Bugün 50 yaşında olup sağlıklı olan insanların çoğu 100 yaşını görecek.

	
Ağzınızdan bal damlıyor...

	
- Çünkü bizi hastalık değil, dayanıksızlık öldürüyor. Kendini dinç tutabilirsen, kalp hastalığı ya da kanser ortaya çıktığı zaman artık tedaviler mümkün. Ama dayanıksız düşmüşsen; kasların, kemiklerin erimişse, doktor o mümkün olan tedaviyi veremiyor. İşte hastayı o zaman kaybediyoruz.

	
Bazı ülkelerin insanları bu yüzden mi bizden uzun yaşıyor?

	
- Evet. Türkiye'yle karşılaştırınca çok daha fazla insan 100 yaşını görebiliyor. Aradaki fark kültürel.

	
Biz kültürsüz müyüz?

	
- Onu demek istemedim. O insanlar 80-90 yaşında tek başına merdiven çıkıyor, iniyor, eşya taşıyor. Ben mesela bavullarını taşırken babama yardım etmem. Size ayıp gibi gelebilir. Etmiyorum çünkü bunları kendisi hallederse hareket edip antrenman yapmış oluyor.

	
Böylece dinç kalıyor.

	
- Biz Türklerin en zayıf noktamız bu: Hareket etmiyoruz. Doğru beslenme ve günde birkaç dakika spor bile yeterli. Bunu sağlayabilirsek bugün 50 yaşında olan herkesi 100'üne kadar yaşatabiliriz.

	
EKMEK: EZEKİEL YİYİN

	
Ekmeğimize bir şeyler oldu mesela. Sünger gibi haftalarca taze kalabilmesi tuhaf değil mi? 
	
	Tam buğday ekmekleri beyaz ekmeğe göre daha iyi. Ama 'tam buğday' denmesine rağmen çoğunun içinde çok az tam buğday var. Üstelik paketlenmiş olanların içinde de koruyucu kullanıyorlar. Bunlar yerine 'ezekiel ekmek' yiyin. Artık Türkiye'de de var. Raflarda değil, buzdolabında tutuluyor çünkü içindeki buğday olgunlaşmaya devam ediyor. Hazmı kolay. Ben sadece bunu yiyorum. Tadı da daha güzel bence.&nbsp;
	
	
	
	
DİYET: HUGH JACKMAN FORMÜLÜYLE KİLO VERİN

	
Bir de kahvaltı... Günde üç öğün etsem sıkılmam.&nbsp;

	
- Sabah kahvaltısı o kadar mühim değil. Herkes şart olduğunu ve günün en önemli öğünü olduğunu söylüyor ama o araştırmaların büyük bir kısmı yine gıda şirketleri tarafından yaptırılmış. Sabah açken elbette yemen gerek. Hatta yüksek proteinli bir yemek. Mesela yumurta, meyveli yoğurt, fındık-fıstık... Ama kalkar kalkmaz illa kahvaltı etmen şart değil. Hugh Jackman'i tanıyorsun...&nbsp;

	
Evet.&nbsp;

	
- Yakın arkadaşım. 'Wolverine' filmini çekerken kas yapıp kilo alması gerekiyordu. Film bitince de o kiloları vermek istedi. Formülü ne biliyor musun? Günde aşağı yukarı 14 saat hiç yemek yemiyor. Sabah diyelim ki dokuzda yiyor, akşam da altıda. İkisinin arasında yemeğini yiyor ama akşamdan sabaha kadar bir şey yemiyor.&nbsp;

	
Ama bize &#34;Az az ama sık yemek sağlıklı" diyorlar.&nbsp;

	
- Mantıklı değil ki. Atalarımız bizim gibi sürekli bir şeyler yemezdi. Zaten mağarada buzdolabı mı vardı ki kalkıp kalkıp atıştıracak. Hugh'un yöntemini ben de uyguluyorum. Günde 12 saat kadar yemek yemiyorum. Buna uyku dahil tabii.&nbsp;

	
Bünye ne tepki veriyor?&nbsp;

	
- Vücut alışıyor. Hatta gece geç vakit çok yediğin zaman, sabah daha aç kalkarsın. Ama 12 saatin sonunda değerlerin normale dönmüş oluyor. Hafif bir şeyler atıştırıyorsun, yetiyor. Sence insanlar en çok hangi ayda perhiz yapmak isterler?&nbsp;

	
Bilmem, mayıs-haziran falan mı?&nbsp;

	
- Bravo. Anket yaptık, senin dediğin gibi çıktı. Ben hep ocak ayı sanırdım. Bütün perhiz kitapları falan da ocak ayında çıkıyor. Çünkü yeni yıl tatilinde kendimizi şımartıyoruz, disiplin bozuluyor ve her şey yeniyor. Yaptığımız bu şımarıklığı eritmek için de &#34;Rejim yapacağım" diyoruz yeni yılda. Ama çoğunluk beceremiyor.&nbsp;

	
Neden?&nbsp;

	
- Eğer amacın önceden yaptığın bir hatayı telafi etmekse, başarılı olamıyorsun. Ama senin dediğin gibi mayıs-haziranda bikini sezonu geliyor. Bu ayrı bir motivasyon. Üstelik dışarı çıkmak, hareket etmek daha kolay. Meyve-sebze bol ve ucuz. Onun için şu anda rejime girilecek en iyi dönemdeyiz.

	Savaş ÖZBEY (Hürriyet)]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 May 2016 06:13:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mucize 10 süper besin]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/mucize-10-super-besin-696/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/mucize-10-super-besin-696/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E7B69E-1C5E15-B898CB-1D5559-62BCE8-B794A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Açai üzümü Anavatanı Güney Amerika. Zayıflatıcı özelliğe sahip olması, dünyanın birçok ülkesinde hızla popüler olmasını sağladı. Yüksek antioksidan oranıyla ciltteki kırışıklıkları önlediği belirtiliyor. Sağladığı enerji ve güç nedeniyle sporcular tarafından da&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E7B69E-1C5E15-B898CB-1D5559-62BCE8-B794A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Açai üzümü
	
	
Anavatanı Güney Amerika. Zayıflatıcı özelliğe sahip olması, dünyanın birçok ülkesinde hızla popüler olmasını sağladı. Yüksek antioksidan oranıyla ciltteki kırışıklıkları önlediği belirtiliyor. Sağladığı enerji ve güç nedeniyle sporcular tarafından da tercih ediliyor.



Avokado
	
	
Barındırdığı yüksek orandaki doymamış yağ, iyi huylu kolesterol olan HDL&#39;yi yükseltirken, LDL denen kötü huylu kolesterolün seviyesinin düşürülmesine yardımcı olur. Kalp-damar sisteminin korunmasını sağlar. İçerdiği birçok vitamin bağışıklık sistemini güçlendirir. Cilde ve saça iyi gelir. Sağlıklı bir sinir sistemini destekler.



Chia tohumu
	
	
Yüksek protein oranıyla dikkat çeken Chia tohumu aynı zamanda Omega-3 ve Omega-6 yağ asidi ihtiva ediyor. Chia tohumu, 5 bin yıl önce Maya ve Aztekler için en önemli besin kaynağıydı. Hiçbir tadı olmayan Chia tohumu puding ve jöle haline getirilerek ya da yoğurtların, tatlıların veya salatanın üzerine serpiştirilerek tüketiliyor.
	
	
	
	
	Kurt üzümü
		
		
	Bağışıklık sistemini güçlendirir. Sağlıklı kan basıncını korumaya yardımcı olur. Kalbi güçlendirir. Enerji ve dayanıklılık sağlar. Cildi gençleştirir. Gözün görme işlevini arttırır. Göz hastalıkları riskini azaltır.
	
	
	
	Kara lahana
		
		
	Vitamin açısından oldukça zengindir. 100 gram kara lahana, günlük C Vitamini ihtiyacımızı karşılamaya yeter. Ayrıca A Vitamini ile demir ve kalsiyum gibi mineraller içerir.
	
	
	
	Yaban mersini
		
		
	İçinde bulunan antioksidan maddeler iltihap önleyicidir. Eski Yunan ve Romalılardan beri bağırsak hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Açai üzümüne kıyasla kalori oranı düşüktür. Yağ içermez. Gençleştirici (anti-aging) etkiye sahiptir.
	
	
	
	Zencefil
		
		
	Isıtıcı ve yatıştırıcı özellikleriyle sindirim sistemi rahatsızlıklarında etkili olur. Kan dolaşımını uyarır. İltihap gidericidir. Taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilir. Taze zencefil acıdır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Isıtıcı özelliği kuruyken daha yoğundur.
	
	
	
	
		
		
	Hint safranı olarak da bilinen zerdeçalın ana vatanı Güney Asya&#39;dır. Köri tozunun temel öğelerindendir. Hazmı kolaylaştırır, ödem attırır. Kolesterol seviyesini düşürür. Güçlü antioksidan etkiye ve iltihap sökücü özelliğe sahiptir.
	
	
	
	Badem
		
		
	Gün içinde atıştırılan birkaç badem açlık ataklarını önler. Kalbe iyi gelir. Şeker hastası (Tip 2 diyabet) olma riskini düşürür. Alzheimer&#39;a karşı korur. Avokado gibi yüksek miktarda &#34;tekli doymamış yağ&#34; içerir.
	
	
	
	Kinoa
		
		
	En iyi bitkisel protein kaynakları arasında yer alır. Tam protein kategorisindedir. Vücudun gereksinim duyduğu tüm amino asitleri içerir. Antioksidandır. Gluten içermez. Mineral bakımından zengindir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 23 May 2016 06:10:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sağlıklı bir cildiniz olsun ister misiniz?..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/saglikli-bir-cildiniz-olsun-ister-misiniz-737/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/saglikli-bir-cildiniz-olsun-ister-misiniz-737/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_59C82F-2E7BBD-A3B490-BB5158-791226-C1BD5B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kremlere ve güzellik ürünlerinden başka cildinize neyin iyi geleceğini bilmiyor musunuz? Parlak ve göz alıcı bir cilde sahip olmak istiyorsanız kremler ve güzellik ürünlerinin yerine daha ucuz bir çözüm olan sağlıklı besinleri tüketin. Derlediğimiz besinleri düzenli tükettiğinizde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_59C82F-2E7BBD-A3B490-BB5158-791226-C1BD5B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kremlere ve güzellik ürünlerinden başka cildinize neyin iyi geleceğini bilmiyor musunuz? Parlak ve göz alıcı bir cilde sahip olmak istiyorsanız kremler ve güzellik ürünlerinin yerine daha ucuz bir çözüm olan sağlıklı besinleri tüketin. Derlediğimiz besinleri düzenli tükettiğinizde cildinize doğal bir parlaklık kazandırırken cildinize de iyi bakmış olacaksınız.

	
1- Badem
	
	
Eğer sivilcelerle başınız dertte ise çözümünüz bademdir. Badem, E vitamini açısından zengin bir kuruyemiştir, bu özelliği neticesinde sivilcelerinize iyi gelirken cilt sağlığınıza da olumlu etkilerde bulunacaktır. Bademin bu özelliklerinin yanı sıra gözlere ve diabete de iyi geldiği ayrıca kollesterol seviyenizi kontrol ettiği bilinmektedir.
	
	
2- Soğan
	
	
Sülfürün cilde çok iyi geldiği kanıtlanmıştır. Hatta sülfür halk arasında 'yüz germe besini' olarak bilinmektedir. Sülfür, cildinizin direncinizi artırırken sarkmaları ve kırışıklıkları önlemektedir.
Soğanı cilt sağlığınız açısından önemli yapan şey de işte bu maddedir. Sülfür bakımından zengin olan soğanı düzenli tüketmeniz halinde cildinizin direnci artarken sarkma ve kırışıklık gibi durumların da önüne geçebileceksiniz. Ayrıca A, C ve E vitaminleri açısından zengin olan soğanın vücudunuz üzerinde antioksidan etkileri de bulunmaktadır.
	
	
3- Mango
	
	
Mangoda A vitamininin öncül maddesi beta-crotane ve A vitamini bulunmaktadır. Bu vitaminler cildinize gençlik ve ışıltı getirir. Düzenli olarak bir mango tüketmeniz durumunda vücudunuzdaki lekeler, siyah noktalar ve sivilceler azalacaktır.

	
4- Yağlı Balıklar
	
	
Balık yağı, egzama ve sedef hastalığı gibi hastalıklara iyi gelirken siyah noktalar, sivilceler, vücuttaki lekeler ve vücut direnci gibi konularda da sizi daha sağlıklı yapacaktır. Uzmanların özellikle tüketmenizi önerdiği yağ bakımından zengin balıklar ise uskumru, ringa, alabalık ve somon olarak sıralanmaktadır.
	
	
5- Su
	
	
Sağlıkla ilgili her listede olduğu gibi bu listemizde de su bulunmakta. Eğer kuru bir cilde sahip olmak istiyorsanız su içmeyi ihmal etmemeniz gerekmekte.
	
	
Uzmanlar cildinizin tipinin hormonlarınıza ve çeşitli genetik faktörlere göre oluştuğunu belirtirken su içmenin her cilde faydası olduğu görüşünde hemfikirler. &nbsp;Su tüketmenin yanında kavun, karpuz ve portakal gibi su oranı olarak zengin besinleri tüketmenin de önemine dikkat çeken uzmanlar çoğu insan vücudunun ihtiyacı olan suyun yüzde 40'ını sulu gıdalardan aldığını belirtmekte. Bu noktaya vurgu yapan uzmanlar su içmenin yanında su açısından zengin gıdaları tüketmenin de aşırı önemli olduğuna dikkat çekiyor.
	
	
Bu besinleri hayatınızın bir parçası yapmanız halinde her anlamda daha sağlıklı olmanızın yanı sıra cildinize de özen göstermiş olacaksınız.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 23 Mar 2016 06:30:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yağ mı, şeker mi?.. İşte bütün mesele bu!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yag-mi-seker-mi-iste-butun-mesele-bu-878/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yag-mi-seker-mi-iste-butun-mesele-bu-878/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F86752-869433-43B173-16C98C-9CD63B-44E52C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Son zamanlarda yapılan pek çok araştırma uzak durmamız gerekenin yağ değil şeker olduğunu gösteriyor. New York Times gazetesi en çok satanlar listesinde 9 kez ilk sıraya yerleşmiş kitapların yazarı Amerikalı fonksiyonel tıp doktoru Mark Hyman, son kitabı Yağ Ye, Zayıfla'da yağlarla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F86752-869433-43B173-16C98C-9CD63B-44E52C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Son zamanlarda yapılan pek çok araştırma uzak durmamız gerekenin yağ değil şeker olduğunu gösteriyor. New York Times gazetesi en çok satanlar listesinde 9 kez ilk sıraya yerleşmiş kitapların yazarı Amerikalı fonksiyonel tıp doktoru Mark Hyman, son kitabı Yağ Ye, Zayıfla'da yağlarla ilgili doğru bilinen yanlışlara ışık tutuyor: &nbsp;

	Fazla şeker tükettiğinizde vücudunuz kanınızdaki şeker seviyesini normal seviyeye indirmek için giderek daha fazla insülin salgılıyor. Aldığınız şekeri yakamazsanız, yağ olarak depolamaya başlıyorsunuz.
	
	
	Az yağlı bir diyet uyguladığınızda ister istemez daha fazla karbonhidrat ve şeker içeren yiyeceklere yöneliyorsunuz. &nbsp;Eğer vücutta karaciğerin metabolize edebileceğinden daha fazla şeker varsa, karaciğer şekeri yağa dönüştürüyor. Bu yağlar kana salınıyor ve trigliserid oranı artmaya başlıyor. Üstelik şeker, kötü kolesterol LDL'yi taşıyan küçük parçacıkların da artmasına sebep oluyor. Damarları tıkayan ve kalp krizi riskini arttıran da bu parçacıklar.
	
		Paketli gıdaların etiketlerini okuduğunuzda şekerin yüzlerce değişik isim altında gizlendiğini görebilirsiniz: beyaz şeker, kahverengi şeker, mısır şurubu, 'oz' ile biten bütün maddeler (maltoz, dekstroz, glikoz, früktoz, sakaroz, laktoz...). Sonuçta bunların hepsi şeker ve hepsi zararlı. Şekerden farklı olarak, bazı yağlar zararlıyken, bazıları faydalı. Uzak durulması gereken en zararlı yağ çeşidi trans yağ asitleri: Trans yağ asitleri sıvı yağları margarine dönüştüren kimyasal reaksiyon sırasında ortaya çıkıyor. En bilinen zararı LDL kötü kolesterol seviyesini yukarı çekip, HDL iyi kolesterol seviyesini aşağı çekmesi. Trans yağ asitleri özellikle kızartmalarda yoğun kullanılıyor. Geçmişte, paketlenmiş gıda şirketlerinin çoğu ucuz olduğu için trans yağ asitleri kullanırken zararları ortaya çıktıktan sonra alternatif yağlara dönmeye başladılar. Ancak lokanta, kafe ve özellikle fast food zincirleri arasında hala trans yağ asitleri kullananlar mevcut.
		
		Omega 3 yağlarını herkesin mutlaka tüketmesi gerekiyor. Omega 3 yağ asitleri sağlıklı hücre duvarları ve vücudunuzda enflamasyonu engellemek için kritik önem taşıyor. &nbsp;Ama en önemli fayda beyniniz için. Beyninizin %60'ı yağdan oluşuyor, bunun en büyük kısmı da DHA isimli Omega 3 yağından geliyor. Beyninizin hücreler arası iletişimi sağlayabilmek için DHA'ya ihtiyacı var. Omega 3 yağı eksikliğini depresyon, anksiyete, bipolar ve şizofreni gibi hastalıklarla ilişkilendiren araştırmalar var. &nbsp;Omega 3 yağları kalp sağlığınız için de kritik. İyi kolesterol HDL seviyesini yükseltip, trigliserit (kandaki kötü yağlar) seviyenizi aşağı çekiyor. Bununla da kalmıyor, kanınızı daha kaygan hale getirip atardamar hastalıklarından koruyor.
		
		Omega 3 yağlarını herkesin mutlaka tüketmesi gerekiyor. Omega 3 yağ asitleri sağlıklı hücre duvarları ve vücudunuzda enflamasyonu engellemek için kritik önem taşıyor. &nbsp;Ama en önemli fayda beyniniz için. Beyninizin %60'ı yağdan oluşuyor, bunun en büyük kısmı da DHA isimli Omega 3 yağından geliyor. Beyninizin hücreler arası iletişimi sağlayabilmek için DHA'ya ihtiyacı var. Omega 3 yağı eksikliğini depresyon, anksiyete, bipolar ve şizofreni gibi hastalıklarla ilişkilendiren araştırmalar var. &nbsp;Omega 3 yağları kalp sağlığınız için de kritik. İyi kolesterol HDL seviyesini yükseltip, trigliserit (kandaki kötü yağlar) seviyenizi aşağı çekiyor. Bununla da kalmıyor, kanınızı daha kaygan hale getirip atardamar hastalıklarından koruyor.
		
		
		• Avokado
		• Yumurta
		• Badem, fındık, fıstık, ceviz gibi kabuklu yemişler
		• Susam, kabak çekirdeği, ay çekirdeği, chia, keten ve kenevir tohumları
		• Yağlı deniz balıkları, sardalye, uskumru, palamut gibi
		• Soğuk sıkım saf zeytinyağı
		• Soğuk sıkım hindistancevizi yağı]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Mar 2016 06:30:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Kilo vermek için gözlerinizi bağlayarak yemek yiyin"]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-kilo-vermek-icin-gozlerinizi-baglayarak-yemek-yiy/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-kilo-vermek-icin-gozlerinizi-baglayarak-yemek-yiy/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CC737D-68669B-F2AA9F-83CDBB-FC8A34-6821C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya&#39;daki Konstanz Üniversitesi&#39;nden bilim insanlarının yaptığı araştırmada, gözleri bağlı kişilerin, ne yediğini görenlere kıyasla yüzde 10 daha az yiyerek doydukları belirlendi. Araştırmaya gözleri bağlı 50, gözleri açık 40 kişi katıldı. Hepsine bir kap dondurma&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CC737D-68669B-F2AA9F-83CDBB-FC8A34-6821C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya&#39;daki Konstanz Üniversitesi&#39;nden bilim insanlarının yaptığı araştırmada, gözleri bağlı kişilerin, ne yediğini görenlere kıyasla yüzde 10 daha az yiyerek doydukları belirlendi.
	
	
Araştırmaya gözleri bağlı 50, gözleri açık 40 kişi katıldı. Hepsine bir kap dondurma ve yemeleri için 15 dakika süre verildi.
	
	
Dondurmayı görerek yiyenler, gözleri bağlı olanlardan yaklaşık onda bir daha fazla yedi.
	
	
Bilim insanları, gözler kapalı olduğunda vücudun geçmişteki tokluk hissini baz alarak, doyduğunu eş zamanlı olarak daha net hissedebildiğine inanıyor.
	
	
Araştırmada ayrıca insanların gözleri bağlıyken, normalde yedikleri miktardan çok daha fazlasını yediklerini sandıkları ortaya çıktı.
	
	
Gözleri bağlı olan gruptakiler, gerçekte yediklerinden çok daha fazla yemiş olduklarını tahmin etti ve dondurmanın tadını da diğer gruptakilere kıyasla daha az sevdi.
	
	
Yemeği görmemenin sindirimin ağızdaki evresini engellediği, yani ağızda sulanma oluşmadığı, bu nedenle de yemeği yutmanın daha zor hale geldiği de belirtiliyor.
	
	
Daha önce yapılan benzer araştırmalar da yemeklerin görüntülerinin tat alma üzerinde büyük etkisi olduğunu ortaya koymuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 24 Feb 2016 06:30:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aromalı latte'lerde kola kadar şeker var]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/aromali-latte-lerde-kola-kadar-seker-var-371/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/aromali-latte-lerde-kola-kadar-seker-var-371/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_04FFC1-C3D3C2-E6CBC3-1F1D0F-28F0D7-4257F6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İngiltere&#39;de fazla şeker kullanımına karşı kampanya yürüten bir grup, kafelerde satılan 131 sıcak içeceği inceledi. Bunlardan üçte birinde, her biri 9 kaşık şeker içeren en az bir teneke kutu Pepsi ya da Coca-Cola kadar şeker olduğu belirlendi. Action on Sugar adlı grup, bazı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_04FFC1-C3D3C2-E6CBC3-1F1D0F-28F0D7-4257F6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İngiltere&#39;de fazla şeker kullanımına karşı kampanya yürüten bir grup, kafelerde satılan 131 sıcak içeceği inceledi.
	
	
Bunlardan üçte birinde, her biri 9 kaşık şeker içeren en az bir teneke kutu Pepsi ya da Coca-Cola kadar şeker olduğu belirlendi.
	
	
Action on Sugar adlı grup, bazı sıcak içeceklerde şeker miktarının 20 tatlı kaşığının üzerine çıktığını kaydetti.
	
	
İncelenen sıcak içecekler arasında mocha ve latte gibi aromalı kahveler, meyveli sıcak içecekler ve sıcak çikolatalar da bulunuyor.

	
Action on Sugar, üzerinde besin değerini gösteren bir etiket olsaydı, bu içeceklerden yüzde 98&#39;inin yüksek şeker içerdiği için kırmızı etiket alacağını söyledi.
	
	
İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri, 11 yaş ve üzerindekilere günde en fazla 30 gram, ya da 7 tatlı kaşığı şeker almalarını öneriyor.
	
	
Action on Sugar&#39;ın araştırmasına göre ise, Starbucks&#39;ın portakal ve tarçınlı sıcak içeceği, 25 tatlı kaşığı şeker içeriyor.
	
	
Fast Food zinciri KFC&#39;nin mocha&#39;sı ile Starbucks&#39;ın sıcak çikolatasında 15 kaşık, Caffe Nero&#39;nun Caramelatte&#39;sinde ise 13 kaşık şeker bulundu.
	
	
Action on Sugar adına araştırma yapan Kawther Hashim, kahve zincirlerine kullandıkları şeker miktarını azaltmaları, etiketleme işini daha iyi yapmaları ve en büyük boy içecekleri kaldırmaları çağrısında bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Feb 2016 13:17:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gıda maddelerine ne katıldığını biliyor muyuz?]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gida-maddelerine-ne-katildigini-biliyor-muyuz-865/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gida-maddelerine-ne-katildigini-biliyor-muyuz-865/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1071CF-9F3A44-33A1E6-BED2EF-1E742F-589D70.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim kurgu romanlarında, uzak gelecekte tüketeceğimiz yapay gıdalar konusu yaygın ele alınan konulardan biridir. İnsanlığın artık kendisini besleyecek yiyecekleri üreteceği ne alan ne de maddi olanak kalmıştır. Normal görünen burger, kek ya da başka bir yiyecek aslında bir tür&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1071CF-9F3A44-33A1E6-BED2EF-1E742F-589D70.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim kurgu romanlarında, uzak gelecekte tüketeceğimiz yapay gıdalar konusu yaygın ele alınan konulardan biridir. İnsanlığın artık kendisini besleyecek yiyecekleri üreteceği ne alan ne de maddi olanak kalmıştır. Normal görünen burger, kek ya da başka bir yiyecek aslında bir tür yapay yosundan ya da proteinden üretilmektedir artık.
	
	
Aslında bu dolgu maddeleri bugün de kullanılıyor. Üstelik normal besin ürünlerini üretme beceri ve olanaklarını tükettiğimiz için değil, bu malzemeleri kullanmak işlenmiş gıda sektörü açısından daha kolay ve ucuz olduğu için. Aynı nedenler bu yiyecekleri tüketenler açısından da geçerli. Ama mikrodalga fırında ısıtıp hemen yiyebileceğimiz bu hazır gıdaların içinde neler olduğunu tam olarak bildiğimiz söylenemez.
	
	
Jelatinler, bulamaçlar…

	
	
	
Bu dolgu maddeleri arasında jelatinleri, sosislerde kullanılan unlu bulamaçları sayabiliriz. Bir süre önce ABD'de tartışma konusu olan dezenfekte dana eti artıkları da aynı kategoride yer alıyor.
	
	
Bu etler, yiyeni hasta etmese de, onları yenir hale getirmek için başvurulan temizleme yöntemleri çoğu insanın midesini kaldırabilir türdendi. Bir yayın kuruluşu &#34;pembe sümüksü madde" olarak adlandırmış, bu yüzden hakkında dava açılmıştı. Ama et ürünleri açısından çok ucuz ve etkili bir madde olması ve et fiyatlarının artması nedeniyle son dönemlerde yeniden gündeme geldi.
	
	
Geleceğin besin maddelerinden bir diğeri ise soya fasulyesi. Asya'da binlerce yıldır çok çeşitli şekillerde kullanılan soya fasulyesini Batı biraz geç fark etti. 1888'de bir Fransız şirket, düşük karbonhidrat oranından dolayı diyabetliler için soya unundan ekmek yapmaya başladı. 1921'de Londra'da çıkan bir gazete, ucuz ve besin değerinin yüksek olması nedeniyle soya ekmeğini &#34;açların kudret helvası" olarak adlandırmıştı.

	
	
	
İkinci Dünya Savaşı sırasında soya unu karne ile dağıtılan besinlerde dolgu maddesi olarak kullanılmıştı. Savaş sonunda bu iş ABD'de büyük bir sektör haline geldi.
	
	
Soyanın değeri
		
	
1960'larda araştırmacılar soya proteinine süngerimsi bir yapı kazandırdı. Soya taneleri öğütülüp yağı, şekeri ve liflerinden arındırılıyor, bu toz dev makinelerde su veya buharla karıştırılarak hamur haline getiriliyor. Sonra özel borulardan geçerek kimyasal tepkimelere uğratılıyor ve içindeki proteinlerin ağ gibi birbirine tutunması sağlanıyor. Bunlar küçük parçalar halinde kesilip et yerine her tür yiyeceğe katılabilir hale getiriliyor.
	
	
Bugün soya proteini sadece etin alternatifi olarak vejetaryen yiyeceklerde değil, çorba, makarna, salata sosu gibi birçok yiyecekte kullanılıyor. Soya proteini belirgin bir tada sahip değil, içine katıldığı yemeğin tadını alıyor ve her tür şekle sokulabiliyor.
	

	
	
	
Besin değeri açısından kıymaya ve diğer et ürünlerine katılması kötü bir seçenek olarak görülmüyor. Yağ oranı kesinlikle daha düşük. Metrekare başına üretilen protein değeri ve doğal kaynakların etkin kullanımı bakımından hayvancılıktan çok daha verimli olduğu söyleniyor. Tüketiciler açısından da çok daha ucuz bir seçenek.
	
	
Soya gerçekten de bilim kurgunun ve geleceğin besini olduğu kadar günümüz gıda sektörünün de ayrılmaz bir parçası artık.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Feb 2016 07:01:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Spordan önce ve sonra ne yemeli?..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/spordan-once-ve-sonra-ne-yemeli-704/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/spordan-once-ve-sonra-ne-yemeli-704/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2F213B-BC0C90-7E392C-9A1501-464004-BC257A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Spor ve beslenmenin sağlıklı yaşama olumlu etkisi herkesin malumu... Öyle ki bu durum, tarihin çok eski dönemlerinden beri biliniyor. Hipokrat, M.Ö. 480&#39;de sağlıklı yaşamın temel ilkesini açıklarken, sağlıklı yaşam için bireyin beden yapısının ve çeşitli besinlerin etkilerinin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2F213B-BC0C90-7E392C-9A1501-464004-BC257A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Spor ve beslenmenin sağlıklı yaşama olumlu etkisi herkesin malumu... Öyle ki bu durum, tarihin çok eski dönemlerinden beri biliniyor. Hipokrat, M.Ö. 480&#39;de sağlıklı yaşamın temel ilkesini açıklarken, sağlıklı yaşam için bireyin beden yapısının ve çeşitli besinlerin etkilerinin bilinmesinin gerektiğini söylemiştir. &nbsp;
Ancak sağlıklı bir yaşam için beslenme tek başına yeterli değildir. Beslenmeye ek olarak sağlıklı yaşam için egzersiz de yapılmalıdır. Bu nedenle günümüzün standartları ile ortaya çıkan sağlık sorunları, insanların düzenli spor yapmaya, düzenli beslenmeye ve her iki konuda da doğru bilgilenmeye zorlamaktadır. FitWell Beslenme Koçu ve Milli Takımlar Beslenme Uzmanı Cenk Özyılmaz&#39;ın spor öncesi ve sonrası beslenme önerileriyle, siz de daha sağlıklı bir bedene sahip olabilirsiniz.

	
Spor yapan kişilerin sağlıklı ve üst düzey bir performans gösterebilmesi için beslenmelerine özen göstermeli gerekmektedir. Spor yapan kişinin başarısında;
· Beslenme
· Genetik yatkınlık&nbsp;
· Dinlenme
· Düzenli antrenman etkendir.

	
Antrenman programıyla beraber uygulanan doğru beslenme programları, spor yapan kişinin dayanıklılığının ve atletik performansını geliştirmesine yardım eder.
	
	
	
	
	Besin Grupları
		
		
	Besinleri oluşturan organik ve inorganik kimyasal maddeler, besin öğesi olarak tanımlanır. Yiyecek ve içeceklerde bulunan besin öğeleri, altı ana başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:
	· Karbonhidratlar
	· Proteinler
	· Yağlar
	· Vitaminler
	· Mineraller
	· Su
	Yeterli ve dengeli beslenmenin kuralı, bu altı ana besin ögesinin günlük gereksinim kadarının vücuda alınmasıyla tamamlanmaktadır.
		
		
	Egzersiz öncesi beslenme
		
		
	Egzersizden 90-120 dakika önce yemek yemeyi tercih etmek doğru olmakla birlikte bazı durumlarda 60 dakika önce miktarı fazla olmayan yiyecekleri tercih etmek de doğru sayılmaktadır.
	Son çalışmalar, egzersizden 2-3 saat önce tüketilen öğünün 100-150 gram karbonhidrat içermesinin, performansı artırdığını göstermektedir. Egzersiz öncesi öğünün ölçüsü ve zamanı birbiriyle ilişkilidir. Mide boşalmasını sağlamak için egzersize yakın son öğünün hacmi az olmalıdır.
	
	Bu öğünün temel ilkesi;
	
		
	· Yeterli miktarda sıvı
	· Düşük yağ
	· Yüksek karbonhidrat
	· Orta düzey protein ve alışkın olduğu yiyeceklerin kişiye sunulmasıdır.
	· Kişiler hiçbir koşulda aç olarak egzersize başlamamalıdır.
	· Egzersiz öncesi mideyi rahatsız etmeyecek, sevilen ve daha önce denenen yiyeceklerin tercih edilmesinde fayda vardır.
		
			
	Egzersiz Sonrası Beslenme
		
		
	Egzersizden sonra yıpranan dokuları ve hücreleri beslemek için protein kaynağı yüksek gıdaları tüketmek gerekmektedir. Spordan hemen sonra bu gıdalar tüketmek kasların beslenebilmesi için oldukça önemlidir.
		
		
	Bu öğünün temel ilkeleri:&nbsp;
	
		
	· Yeterli miktarda sıvı
	· Düşük yağ
	· Yüksek protein
	· Orta düzey karbonhidrat.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 03 Dec 2015 06:30:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Meyve ve sebzenin faydası 20 yıl sürüyor']]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-meyve-ve-sebzenin-faydasi-20-yil-suruyor-343/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-meyve-ve-sebzenin-faydasi-20-yil-suruyor-343/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6766FF-EBEE11-E1E901-9B1298-058FF6-2F2297.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Habere göre yetişkinlik dönemlerinin başlangıçlarında sağlıklı beslenen kişilerin 20 yıl sonra damarlarının tıkanma ihtimali yüzde 25 daha az. ABD&#39;deki Minneapolis Kalp Enstitüsü&#39;nde yapılan araştırmaya göre bol sebze ve meyve yiyen kişilerin ileriki yıllarda damarlarında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6766FF-EBEE11-E1E901-9B1298-058FF6-2F2297.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Habere göre yetişkinlik dönemlerinin başlangıçlarında sağlıklı beslenen kişilerin 20 yıl sonra damarlarının tıkanma ihtimali yüzde 25 daha az.
	
	
ABD&#39;deki Minneapolis Kalp Enstitüsü&#39;nde yapılan araştırmaya göre bol sebze ve meyve yiyen kişilerin ileriki yıllarda damarlarında daha az kireç birikiyor.
	
	
Kalp uzmanı Dr. Michael Miedema, &#34;İnsanlar sağlıklı beslenmeyi ileriki yaşlara erteleyebileceklerini düşünmemeli. Araştırmamız genç bir yetişkinken sağlıklı beslenmenin ileri yaşlardaki kadar önemli olduğunu gösteriyor&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 02 Nov 2015 11:55:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mehmet Öz'ün evinde ne pişiyor?..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/mehmet-oz-un-evinde-ne-pisiyor-389/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/mehmet-oz-un-evinde-ne-pisiyor-389/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DB0772-EF1F88-4D2F9D-CBEAEC-FBBA7C-D04742.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Lisa Öz, bir yapımcı, yazar, aktris ve anne… Bu telaş içinde evet, birçok şeyi gözden kaçırıyor. Dolaplarının karmakarışık olduğunu, en yakın arkadaşını bir aydır görmediğini söylüyor. Bir de acilen dişçiden randevu alması gerektiğini… Kalp-damar cerrahı ve televizyon&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DB0772-EF1F88-4D2F9D-CBEAEC-FBBA7C-D04742.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Lisa Öz, bir yapımcı, yazar, aktris ve anne… Bu telaş içinde evet, birçok şeyi gözden kaçırıyor. Dolaplarının karmakarışık olduğunu, en yakın arkadaşını bir aydır görmediğini söylüyor. Bir de acilen dişçiden randevu alması gerektiğini… Kalp-damar cerrahı ve televizyon sunucusu Prof. Dr. Mehmet Öz'ün otuz yıllık eşi Lisa Öz, bu aralar yeni çıkardığı yemek kitabı 'The Oz Family Kitchen' (Öz'lerin Mutfağı) için koşturuyor. &#34;İnsanlar bana sürekli evde ne yediğimizi soruyordu. Ben de Mehmet'le evlendiğimiz günden beri mutfağımızda pişenleri yazdım."

	
52 yaşındaki Lisa Öz, altı kardeşin en büyüğü. Tezgâha boyunun uzanabildiği andan itibaren annesine yemekleri hazırlama konusunda yardım edermiş. Çok küçükken bile malzemeleri doğrarken, karıştırırken büyülendiğini anlatıyor. Mutfak onun en sevdiği oyun alanıymış, zaten kocaman bostanı olan bir çiftlikte büyümüş. Çocukluğunun unutulmaz tadıysa, bahçeden taze koparılmış domatesle, ağaç dalından yenen şeftali ve elmalarmış.

	
KİMYASALDAN UZAK DURUN

	
Mehmet Öz, sağlıklı yaşam tavsiyeleriyle ünlü bir hekim. Peki, dört çocuklu Öz ailesinin evinde ne pişer? Lisa Öz, ailedeki herkesin farklı bir yeme alışkanlığı olduğunu anlatıyor: &#34;Ben vejetaryenim. Zoe ve Oliver, glütensiz yer. Arabella balık yer ama eti çok nadiren tüketir. Daphne ve Mehmet'in özel bir diyeti yok ama işlenmiş gıdadan kaçınırlar. Hepimiz bitkisel beslenmeye ağırlık veriyoruz çünkü bunun bedenimiz için daha sağlıklı olduğunu düşünüyoruz."

	
Ailecek beslenme felsefeleri, yiyeceklerin hem besleyici hem lezzetli olması yönünde. Çünkü hiç kimse sağlıklı olsa bile tadı kötü bir şey yemek istemez. Lisa Öz, en çok mercimek çorbasını seviyor, Türk mutfağına bayılıyor. Yiyeceklerin endüstriyelleşmesinin, sağlığımız için en büyük tehdit olduğunu düşünüyor. Kimyasal karıştırılmış besinlerden de uzak durmamızı tavsiye ediyor.

	
Sabah 06.30 civarı yani eşi Mehmet Öz, çekim için stüdyoya giderken uyanan Lisa Öz'ün bir alışkanlığı, güne başlamak için ilham verici bir şeyler okumak. Akabinde oğulları Oliver'ı uyandırıp, kahvaltısını yaptırıyor. Oliver, okula&nbsp;gittikten sonra ya ofise gidip 'The Good Life' dergisi için çalışıyor ya da şu ara üzerinde çalıştığı iki yeni televizyon programı için görüşmeler yapıyor.

	
Biraz da evliliklerinden söz ediyoruz. Lisa Öz, mutlu evlilik için verebileceği bir ipucu olmadığını söylüyor: &#34;Bir çift için işe yarayan bir şey, başka biri için felaket getirebilir. Ama genel olarak, çiftler için önemli olan, kibar olmanın, haklı olmaktan daha önemli olduğunu hatırlamaktır."

	
Peki, gerçekten eski bir röportajında okuduğum gibi haftada altı kere seks mi öneriyor? Yanıtı şöyle: &#34;Muhtemelen şaka yapmışımdır. Tabii ki cinsellik önemli ama bu çok kişisel bir konu. Sıklığı, sizin ihtiyacınıza bağlıdır."
	
	
Lisa Öz'ün daha önce yazdığı altı kitap, New York Times'ın çok satanlar listesine girmişti. Ancak onun tek derdi çok satmak değilmiş. Hepimizin hayatımıza fark yaratacak şeylere öncelik vermemiz gerektiğini düşünüyor, hepsi bu.

	
Salatalık ve ızgara kavun salatası (4-6 kişilik)

	
Bir yemek kaşığı beyaz şarap sirkesi
Yarım yemek kaşığı doğranmış meksikabiberi
Yarım bardak zeytinyağı
Bir yemek kaşığı ince doğranmış taze nane
Bir yemek kaşığı ince doğranmış frenksoğanı
Deniztuzu ve taze çekilmiş karabiber
Kabuklu dilimlenmiş yarım kavun
Ufak doğranmış salatalık
Yarım bardak keçi peyniri
	
	
Sirke, meksikabiberi ve yağı karıştırın. Nane ve frenksoğanını katıp tuz, biberle harmanlayın. Izgarayı orta kademe dereceye getirin. Dilimlenmiş kavunları bu sosa buladıktan sonra ızgaraya yerleştirin. Her bir tarafını dört dakika pişirmeniz yeterli. Pişmiş kavunları, soğuyunca kabuklarından ayırıp doğrayın. Salatalık, kavun ve sirkeyi bir kaba koyun, tuz ve biber serpin. Üzerini peynir, frenk soğanı ve naneyle süsleyerek servis edin.

	
Lisa Öz'ün mutfaktaki favorisi Amerikan mutfağında pek kullanılmyan kimyon ve çörekotu.
	
	İpek İZCİ (Hürriyet)]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 01 Nov 2015 06:53:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sucuk, salam, sosis toplantısı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sucuk-salam-sosis-toplantisi-392/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/sucuk-salam-sosis-toplantisi-392/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8F51E8-31A0A0-1EAEED-8CB669-334B6D-227785.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünya Sağlık Örgütü, salam, sucuk, pastırma, sosis gibi işlenmiş et ürünlerini sigara kadar kanserojen ilan edince Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nu acil toplama kararı aldı. Önümüzdeki günlerde Türkiye'de üretilen bu ürünlerin kansere etkisi araştırılacak. Sektörün de&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8F51E8-31A0A0-1EAEED-8CB669-334B6D-227785.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünya Sağlık Örgütü, salam, sucuk, pastırma, sosis gibi işlenmiş et ürünlerini sigara kadar kanserojen ilan edince Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nu acil toplama kararı aldı. Önümüzdeki günlerde Türkiye'de üretilen bu ürünlerin kansere etkisi araştırılacak. Sektörün de konuyla ilgili görüşleri alınarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütülecek. Konuyla ilgili Hürriyet'e bilgi veren Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin şunları söyledi:

	
TAKLİT ÜRÜNLERE DİKKAT

	
&#34;Dünya Sağlık Örgütü'nün bilimsel bir çalışmaya dayanarak yaptığı açıklamaya bir şey diyemem. Ancak bunun tüm ürünleri kapsadığını düşünmüyorum. Bu tartışmanın 'yemeyin, içmeyin' noktasına getirilmesini de doğru bulmuyorum. Elbette öncelik insan sağılığı, ancak sektör bu durumdan çok kötü etkilenecekti. Türkiye'de markalı ürünlerin doğru koşullarda üretim yaptığı bir gerçek. Bu konuda ülkemiz iyi bir noktada, ancak taklit ve hileli üretilen ürünlerin denetimi daha sık yapılmalı.

	
KATKI MADDESİ AZALTILMALI

	
Bunun yanısıra işlenmiş ürünlerde böyle bir tehlike görülüyorsa, Sağlık Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ortak bir çalışma yürütüp, bu tür ürünlerdeki katkı maddelerinin azaltılmasını sağlayabilir. Özellikle sucuk ve pastırma geleneksel ürünlerimiz. Bunları insanların tüketmemisi neredeyse mümkün değil. O nedenle katkı maddesi azaltılmış, daha organik ürünlerin üretilmesi hem halkımızın sağlığı hem de sektör açısından daha olumlu sonuç doğuracaktır."

	
KANSER YAPAR DEĞİL ETKİ EDER DENİLİYOR

	
Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (ETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bılıkçı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından yapılan açıklamanın ardından yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde etin kanser oluşumunda önemli bir risk olduğunun vurgulandığına dikkati çekerek, kırmızı etin kansere yol açtığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını, raporda &#34;etki edebileceği" gözleminin belirtildiğini kaydetti. Bılıkçı, kırmızı etin kansere yol açtığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını bildirdi. Bılıkçı, &#34;Raporda da belirtilen 'etki edebileceği' gözlemidir ve kırmızı etin besin değerine vurgu yapılarak, ülkelere göre yeme alışkanlığının diyetlerde dikkate alınarak dengelenmesi gerektiği belirtilmektedir. Kompleks bir hastalık olan kanserin oluşumunda yaş, genetik, beslenme, çevre ve yaşam koşulları gibi faktörlerin etkisi pek çok çalışmada ortaya konulmuştur. Tek bir ürün grubunu riskli göstermek hatalı ve eksik bir açıklamadır" ifadelerini kullandı.

	
KATKI MADDELERİ ÖNEMLİ

	
Etin pişirme şekline dikkati çeken Bılıkçı, işlenmiş et ürünlerinde ise pişirmenin yanı sıra kullanılan katkı maddelerinin önem arz ettiğinin altını çizdi. Türkiye'de son yıllarda yapılan düzenlemelerle et ürünlerinde kullanılan nitrat ve nitrit gibi katkı maddelerinin düzeyinde ciddi azalmalara gidildiğini belirten Bılıkçı, şunları kaydetti: &#34;Yapılan açıklamada etin veya et ürünlerinin fazla tüketilmesinin riski arttırma ihtimalinin olduğu belirtilmektedir. Et ve et ürünlerinin tüketimi ülkemizde sanıldığı kadar yüksek değildir. Ülkemizde kişi başına düşen toplam kırmızı et tüketimi yaklaşık 35 gramdır. İşlenmiş et tüketim miktarı günlük 10 gram, yıllık 3.7 kilogram da bu rakamın içindedir. Bu miktar, raporda belirtilen miktarın çok altında ve gelişmiş ülkelerin gerisindedir. ABD ve Avrupa ülkelerinde günlük et tüketimi ülkemize göre 3-4 kat daha fazladır. Ülkemizde et tüketiminin az olmasına karşın gıda liflerinin kaynağı sebze ve meyve tüketimi daha yüksek seviyelerdedir. Dünya Sağlık Örgütünün ortaya koyduğu çekince, ülkemiz tüketim alışkanlıklarıyla doğrudan örtüşmemektedir."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 30 Oct 2015 09:51:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Salam, sosis gibi işlenmiş etler kanser yapıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/salam-sosis-gibi-islenmis-etler-kanser-yapiyor-525/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/salam-sosis-gibi-islenmis-etler-kanser-yapiyor-525/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22797B-874088-2CAE14-5F0DE7-D0827A-986C7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Örgüt tarafından yayımlanan raporda günde 50 gram işlenmiş et yenilmesinin kalın bağırsak kanserine yakalanma olasılığını % 18 oranında artırdığı kaydedildi. Dünya Sağlık Örgütü, kırmızı etlerin de, &#34;kansere yol açması ihtimali bulunduğunu&#34; ancak bu konudaki verilerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22797B-874088-2CAE14-5F0DE7-D0827A-986C7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Örgüt tarafından yayımlanan raporda günde 50 gram işlenmiş et yenilmesinin kalın bağırsak kanserine yakalanma olasılığını % 18 oranında artırdığı kaydedildi.
	
	
Dünya Sağlık Örgütü, kırmızı etlerin de, &#34;kansere yol açması ihtimali bulunduğunu&#34; ancak bu konudaki verilerin sınırlı olduğunu bildirdi.

	
Örgüt, kırmızı etin sağlık açısından yararları olduğuna da işaret etti.
	
	
İşlenmiş et, kırmızı etin ömrünü uzatmak veya tadını değiştirmek amacıyla tütsüleyerek, kurutarak ya da tuz ve koruyucu maddeler ekleyerek niteliğinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Kanser tehlikesini artıran unsurların da, bu eklenen maddeler olduğuna dikkat çekiliyor.
	
	
Artık salam, plütonyum ile aynı kategoride
	
	
Dünya Sağlık Örgütü, eldeki en iyi bilimsel verileri değerlendiren Uluslararası Kanser Araştırmaları Dairesi&#39;nin tavsiyesi üzerine bu sonuca varıldığını kaydetti.
	
	
Böylece işlenmiş et, plütonyum ve alkol ile aynı kategoriye (kansere yol açan maddeler) konulmuş oldu.
	
	
Bununla birlikte, bu ürünlerin ne kadar kansere yol açtığına dair bir bilgi mevcut değil.
	
	
Dünya Sağlık Örgütü&#39;nden Dr. Kurt Straif, &#34;Bireylerin işlenmiş et tüketiminden kalın bağırsak kanserine yakalanmaları tehlikesi hâlâ düşük. Ama bu risk, tüketilen işlenmiş et miktarinin artmasıyla yükseliyor.&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 27 Oct 2015 14:11:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Meyve ve sebzenin faydası 20 yıl sürüyor']]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-meyve-ve-sebzenin-faydasi-20-yil-suruyor-364/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-meyve-ve-sebzenin-faydasi-20-yil-suruyor-364/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D53B54-287222-757804-553172-8B594C-5FD185.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Habere göre yetişkinlik dönemlerinin başlangıçlarında sağlıklı beslenen kişilerin 20 yıl sonra damarlarının tıkanma ihtimali yüzde 25 daha az. ABD&#39;deki Minneapolis Kalp Enstitüsü&#39;nde yapılan araştırmaya göre bol sebze ve meyve yiyen kişilerin ileriki yıllarda damarlarında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D53B54-287222-757804-553172-8B594C-5FD185.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Habere göre yetişkinlik dönemlerinin başlangıçlarında sağlıklı beslenen kişilerin 20 yıl sonra damarlarının tıkanma ihtimali yüzde 25 daha az.
	
	
ABD&#39;deki Minneapolis Kalp Enstitüsü&#39;nde yapılan araştırmaya göre bol sebze ve meyve yiyen kişilerin ileriki yıllarda damarlarında daha az kireç birikiyor.
	
	
Kalp uzmanı Dr. Michael Miedema, &#34;İnsanlar sağlıklı beslenmeyi ileriki yaşlara erteleyebileceklerini düşünmemeli. Araştırmamız genç bir yetişkinken sağlıklı beslenmenin ileri yaşlardaki kadar önemli olduğunu gösteriyor&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 27 Oct 2015 12:52:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çin'de sağlıklı besin furyası: Manuka balı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cinde-saglikli-besin-furyasi-manuka-bali-601/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cinde-saglikli-besin-furyasi-manuka-bali-601/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3C4001-20355E-851F96-723824-CAFA04-05569F.png&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />&#34;İnsanlar atıyordu bu balı. Hakiki manuka balı ağızda kuvvetli bir tat bıraktığı için pek sevilmezdi" diyor. Molan, manuka balına özgü bir özellik keşfetti. Araştırmalar bu balın antibakteriyel özellikte olduğunu ve bağışıklık sistemini güçlendirip yaraları iyileştirdiğini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3C4001-20355E-851F96-723824-CAFA04-05569F.png&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />&#34;İnsanlar atıyordu bu balı. Hakiki manuka balı ağızda kuvvetli bir tat bıraktığı için pek sevilmezdi" diyor.
	
	
Molan, manuka balına özgü bir özellik keşfetti. Araştırmalar bu balın antibakteriyel özellikte olduğunu ve bağışıklık sistemini güçlendirip yaraları iyileştirdiğini gösteriyordu.
	
	
Manuka balı ile ilgili iddiaların çoğu hala teste tabi tutuluyor. Fakat manukanın iyileştirici özelliklerine dair söylentiler Yeni Zelanda'nın dışına da yayıldığı için milyonlarca dolarlık bir sektör haline geldi. Ünlülerin balla ilgili yorumları manukayı daha cazip hale getirdi.
	
	
İthalat artıyor
	
	
Bugün Çinli zenginler arasında manuka balı oldukça rağbet görüyor. Ülkede gıda güvenliği konusunda çıkan skandallar büyük endişe yarattığı için yurtdışından getirilen doğal ürünlere eğilim artıyor. Çin 2014'te çoğu manuka olmak üzere 1500 ton ithalatı ile Hong Kong'un yanı sıra Yeni Zelanda'nın ikinci büyük müşterisi haline geldi. İlk sırada ise İngiltere yer alıyor.
	
	
Yeni Zelanda'nın toplam manuka balı ihracatı 2014'te 121 milyon doları aştı. 2005'te ise bu rakam sadece 24 milyon dolardı. Hükümet 2028'de bal ihracatını 780 milyon dolara çıkararak manuka balını şarap sektörü ile eşdeğer seviyeye getirmeyi hedefliyor.

	
	
	
Şanghay'da lüks süpermarketlerde manuka balının yarım kilosu 279 dolardan satılıyor. Bala talebin artması fiyatları da yukarı çekiyor. Çin'de ithal mallar lüks tüketime girdiği için fiyatları genel olarak daha yüksek.
	
	
Kulaktan kulağa
	
	
Ancak Çin'de manuka balı, markalı çantalar ya da yurtdışı tatili ile aynı lüks kategoride görülmüyor. Koreliler için ginseng ne ise Çinliler de manuka balını sağlıklı olmak açısından sürekli tüketilmesi gereken değerli bir madde olarak değerlendiriyor.
	
	
Sağlık alanındaki diğer yönelimler gibi manuka balı da Çin'de ağızdan ağıza dolaşarak yaygınlık kazandı. Sahte üretimin yaygın olduğu bir ülkede insanlar tükettikleri malın kaynağına daha fazla önem verir hale geliyor. Bunun sonucu olarak manuka sektöründeki şirketler, Çinli turistlerin sık gittiği Yeni Zelanda'da depolar açmaya, ürünlerini sosyal medyada teşvik etmeye başladı.
	
	
Yeni Zelanda'nın en büyük manuka balı üreticizi Comvita'nın CEO'su Brett Hewlett, pazarlama stratejilerinde ağızdan ağıza reklamın önemli olduğunu, Çinlilerin klasik pazarlama yöntemlerine fazla prim vermediğini, dost ve akrabalarının sözlerine daha fazla güvendiğini belirtiyor.
	
	
Comvita son mali yılda 6,6 milyon dolar ile rekor düzeyde kâr ettiğini ve kârlarında önceki yıla göre yüzde 28 artış olduğunu açıkladı. Yeni Zelanda satışları yüzde 92 artış kaydetti. Bunun bir kısmı Çinli turistlerin talep artışına bağlanıyor.

	
	
	
Çin'de internet üzerinden satış yapan sitelerde de manuka ilanları giderek artıyor. Satıcılar WeChat gibi popüler sosyal medya uygulamalarını da kullanıyor.
	
	
Otantiklik testi
	
	
Çin'de sahtecilik daha önce manuka balını da vurmuş, İngiliz Gıda Standartları Örgütü, manuka kavanozları üzerindeki yanlış bilgi içeren yasa dışı iddialar yüzünden iki yıl önce Çin'e uyarıda bulunmuştu.
	
	
Sektörü bu tür girişimlerden korumak için Yeni Zelanda bal derneği denetleme ve derecelendirme uygulaması başlatarak Çin'de de olmak üzere çeşitli laboratuvarlar açarak ithal balların otantikliğini kontrol etmek üzere testlere başladı. UMF Bal Derneği, bu testlerin varlığının bile tüketiciye güven vermek açısından önemli olduğunu belirtiyor.
	
	
Çin'deki talep artışı üreticileri de arzı yükseltmek üzere yeni tedbirler almaya yöneltti. Comvita son iki yılda petek sayısını 30 bine, iki katına çıkardı. Hewlett buna rağmen talebi tümüyle karşılayamadıklarını belirtiyor.
	
	
Diğer üreticiler ise peteklerini Yeni Zelanda'nın daha iç kesimlerine kaydırmaya başladı. Molan bütün bunları &#34;altına hücum" dönemine benzetiyor. &#34;Ülke halkı bahçesinde manuka çalısı varsa kenara iki petek atarak biraz bal üretmeye çalışıyor" diyor.
	
	
Yeni Zelanda'nın rakip derdi de pek yok. Manuka çalısı bu ülkenin yanı sıra sadece Avustralya'da yetişiyor. Çinliler bir diğer sağlıklı bitkiyi, Peru'ya özgü maka kökünü kendi ülkelerinde yetiştirmeye çalışsa da, çevre koşullarından dolayı aynı şeyi manuka bitkisine yapmaları pek olası görülmüyor]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 23 Oct 2015 10:42:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akdeniz diyeti yaşlılıkta beyne yararlı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/akdeniz-diyeti-yaslilikta-beyne-yararli-698/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/akdeniz-diyeti-yaslilikta-beyne-yararli-698/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FB347D-A74150-6B30B0-D7277B-405635-DF9C47.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu şekilde beslenenlerin, farklı beslenmeyi yeğleyenlere kıyasla, hacim olarak 5 mililitre daha fazla sinir hücresine ve 6,41 mililitre daha fazla sinir lifine sahip oldukları saptandı. Akdeniz diyetinde doymuş yağ asitleri, süt ürünleri, et ve kümes hayvanları daha az tüketiliyor; alkol&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FB347D-A74150-6B30B0-D7277B-405635-DF9C47.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu şekilde beslenenlerin, farklı beslenmeyi yeğleyenlere kıyasla, hacim olarak 5 mililitre daha fazla sinir hücresine ve 6,41 mililitre daha fazla sinir lifine sahip oldukları saptandı. 
	
	Akdeniz diyetinde doymuş yağ asitleri, süt ürünleri, et ve kümes hayvanları daha az tüketiliyor; alkol tüketimi de görece daha düşük oluyor.
	
	
Amerika&#39;daki araştırma daha fazla balık ve daha az et yenmesinin beyindeki küçülmenin azalmasıyla da orantılı olduğunu gösterdi.
	
	
Neurology dergisinde yayımlanan araştırmayı yürüten New York&#39;daki Columbia Üniversitesi&#39;nden Dr. Yian Gu &#34;İnsanların yalnızca sağlıklı bir beslenme düzeni izleyerek beyindeki küçülmeyi önleyebilecekleri ve yaşlanmanın etkilerini azaltabilecekleri olasılığı bakımından bu sonuçlar heyecan verici.&#34; dedi.
	
	
Alzheimer Derneği Araştırma Merkezinden Dr. James Pickett ise, &#34;Balık, sebze, baklagiller ve sert kabuklu yemişlere dayalı sağlıklı beslenmenin beyin için iyi olduğuna ilişkin veriler giderek artıyor.&#34; dedi ve şöyle sürdürdü:
	
	
&#34;Bu araştırma da beslenme düzeninin olası yararları konusunda yeni bilgiler sağlıyor ama Akdeniz diyetinin yaşlandıkça beyninizin küçülmesini durdurabileceğini kanıtlamıyor. 
	
	Beynini sağlıklı tutmanın diğer yolları, olabildiğince fiziksel egzersiz yapmak, sigaradan vazgeçmek ve tansiyonu sürekli kontrol altında tutmak.&#34;
	
	
İngiltere Alzheimer Araştırmaları&#39;ndan Dr. Laura Phipps de, araştırmacıların beslenmenin beyin üzerindeki etkilerini incelemeye devam ettiğini kaydetti ve &#34;Bu araştırma, sağlıklı yaşlılarda Akdeniz diyetiyle beynin hacmi arasında bir ilişki kuruyorsa da, özellikle bu tür besin seçiminin bunama riskinde bir değişim yaratıp yaratmayacağını bilemiyoruz. Bu çalışmadan, diyetle beyin hacmi arasındaki ilişkinin altında yatan nedenin ne olacağını bilmek, ne gibi etmenlerin rol oynamış olabileceğini tahmin etmek güç.&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 23 Oct 2015 10:38:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yumurtayı böyle yiyorsanız ölümün pençesindesiniz!]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yumurtayi-boyle-yiyorsaniz-olumun-pencesindesiniz-/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yumurtayi-boyle-yiyorsaniz-olumun-pencesindesiniz-/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C51093-044734-E13A74-4EBABE-C9143F-2DB10E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />US FDA, risk gurubundaki bu yiyeceklerin iyi temizlenmiş ve bakterileri etkisiz hale getirilmiş şekilde tüketilmesini öneriyor. Yer Fıstığı Besin alerjilerine bağlı ölümlerin başında yer fıstığa alerjisi olanlardan kaynaklanıyor. Time&#39;ın haberine göre 1997 ile 2002 yılları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C51093-044734-E13A74-4EBABE-C9143F-2DB10E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />US FDA, risk gurubundaki bu yiyeceklerin iyi temizlenmiş ve bakterileri etkisiz hale getirilmiş
	şekilde tüketilmesini öneriyor.

	
	
	
Yer Fıstığı Besin alerjilerine bağlı ölümlerin başında yer fıstığa alerjisi olanlardan kaynaklanıyor.

	
	
	
Time&#39;ın haberine göre 1997 ile 2002 yılları arasında, çocuklarda, yer fıstığı alerjisinin görülme
	sıklığı iki katına çıktı.

	
	
	
Ackee Meyvesi Jamaika&#39;da yetişen bu lezzetli, ama bir o kadar da zehirli meyve, vitaminler ve
	protein açısından zengin olsa da, iyice olgunlaşmadan tüketildiğinde karaciğerinizden glikozun
	salınmasını engeller ve ölüme neden olur.

	
	
	
Mantar Doğada yetişen mantarlar türlerinden bazıları, zehirlenmelere ve hatta ölüme yol açabiliyor.

	
	
	
Kendi bahçenizde dahi bulabileceğiniz bazı mantarlar halüsinatif etki yaratırken, bazıları ölüme
	kadar giden çok daha ciddi zararlar teşkil edebiliyor. Güvenli olduğuna emin olmadığımız
	mantarları tüketmemek gerekiyor.

	
	
	
Yumurta, pek çok insanın temel besin maddelerinden biridir. Ancak, Health.Com&#39;a göre,
	Salmonella salgınlarının büyük bir kısmı yumurta tüketimiyle ilişkili.

	
	
	
Yumurtların içinde üreyebilen bu zararlı bakteri, doğru tüketilmeyen yumurtalar aracılığıyla
	insanlara bulaşabiliyor.

	
	
	
Bu yüzden yumurtaları iyi pişirmek ve buz dolabında muhafaza etmek gerekiyor. Çiğ yumurta
	içeren mamulleri tüketmemek de alınabilecek önlemlerden.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 21 Oct 2015 06:07:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yağ yakmanın 10 altın kuralı]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yag-yakmanin-10-altin-kurali-690/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yag-yakmanin-10-altin-kurali-690/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_438D3F-B482DD-DAD703-133828-72E64F-594594.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />1. Günlük enerji alımına dikkat! Yapılması gereken öncelikli işlerin başında, günlük enerji alımında kısıtlamaya gidilmesi gelir. Fakat sadece gün içerisinde ne kadar kalori alındığı değil, neyin ne zaman tüketildiği de önemlidir. 2. En önemli öğün: Kahvaltı&nbsp; Her&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_438D3F-B482DD-DAD703-133828-72E64F-594594.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />1. Günlük enerji alımına dikkat!
	
	
Yapılması gereken öncelikli işlerin başında, günlük enerji alımında kısıtlamaya gidilmesi gelir. Fakat sadece gün içerisinde ne kadar kalori alındığı değil, neyin ne zaman tüketildiği de önemlidir.
	
	
2. En önemli öğün: Kahvaltı&nbsp;
	
	
Her gün mutlaka kahvaltı yapın. Uzun bir süredir uykuda olan vücut, kaliteli proteinler, kompleks karbonhidratlar, vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar. Bu besin ögelerini alarak metabolizmayı hızlandırabilir ve güne daha enerjik başlayabilirsiniz.
	
	
3. Basite kaçmayın
	
	
Basit karbonhidratlardan uzak durun. Çay şekeri, beyaz un, reçel, bal gibi besinlerin tüketimine sınırlama getirin.

	
4. Sofranızda doymamış yağlara yer açın
	
	
Vücudumuzun ihtiyacı kadar yağ tüketmeye özen gösterin. Öğünlerinizde doymuş yağları değil, daha çok doymamış yağlardan zeytin ve fındık yağını tercih edin. Yağlı tohumların tüketilmesine özen gösterin.
	
	
5. Sebze ve meyve tüketimini arttırın
	
	
Sebze ve meyve tüketimi hem vitamin ve mineral ihtiyacımızı karşıladığından, hem de posalı ürünler olduğundan her gün 4-5 porsiyon tüketin.
	
	
6. Öğün atlamayın
	
	
Günlük besin tüketimini üç ana öğün 1-2 ara öğün olarak düzenleyin.
	
	
7. Akşamları protein ağırlıklı beslenin
	
	
Akşam saat 9'dan sonra bir şey yememeye dikkat edin. Bu son öğünde mümkünse karbonhidrattan zengin, özellikle şeker içeren besinler değil (meyveler, pasta, kek gibi), daha çok protein ağırlıklı süt ürünleri veya yağlı tohumlar tercih edebilirsiniz.
	
	
8. Bol bol su için
	
	
Günlük su tüketimine özen gösterin. Vücut ağırlığının her 25 kg'ı için 3-4 su bardağı su tüketmelisiniz. Bunun bir kısmı bitki çaylarından karşılanabilir.
	
	
9. Egzersizleri ihmal etmeyin
	
	
Kilo kontrolünün, yağ yakmanın en büyük anahtarlarından olan egzersizleri düzenli olarak yapmaya dikkat edin.
	
	
10. Uyku düzeninize önem verin
	
	
Uyku faktörünün de kilo kontrolünde çok önemli bir yeri olduğunu unutmayın. Gece salgılanan hormonların metabolizma üzerindeki etkileri son derece önemlidir. Bunun yanında iştah üzerinde çok büyük etkisi olan stresin de en büyük etkeni uykudur. Bu nedenle düzenli olarak günde 6-8 saat uyuyun.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 09 Oct 2015 07:00:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Açık peynire izin yok]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/acik-peynire-izin-yok-788/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/acik-peynire-izin-yok-788/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A2D685-A9F1A7-B27362-758E9C-642742-92702E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sektör, üniversiteler ve STK'ların görüşleri alınarak uzun süren çalışmalar sonucu Türk Gıda Kodeksi'ne uygun hazırlanan tebliğ, peynirlerin ambalaja girmesiyle ilgili düzen getiriyor. Buna göre, doğrudan satış için üretilen peynirler ambalajlı şekilde ve hijyen kriterlerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A2D685-A9F1A7-B27362-758E9C-642742-92702E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sektör, üniversiteler ve STK'ların görüşleri alınarak uzun süren çalışmalar sonucu Türk Gıda Kodeksi'ne uygun hazırlanan tebliğ, peynirlerin ambalaja girmesiyle ilgili düzen getiriyor. Buna göre, doğrudan satış için üretilen peynirler ambalajlı şekilde ve hijyen kriterlerini karşılayan yerlerde piyasaya sunulabilecek. Peynirler, Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliği'ne ve Gıda Hijyeni Yönetmeliği hükümlerine uygun malzemelerle ambalajlanacak. Buna göre, açıkta veya gıda ambalajına uygun olmayan poşet, kutu, plastik, strafor kutular kullanılamayacak.

	
Uygulamayla ilgili bilgi veren Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Sadettin Korkut, hijyen vesağlık açısından istismarı çok kolay olan peynir üretimi ve satışında kontrol çizgilerinin artık daha netleştiğini söyledi. Ambalajsız ürünlerde her zaman risk bulunduğunu hatırlatan Korkut, şöyle konuştu: &#34;Gelişmiş ülkelerde ambalajsız ürün bulmak mümkün değil. Açıkta satılan tüm gıda maddelerinin sağlık ve hijyen açısından ambalaja girmesi gerekiyor.

	
YAŞ SEBZE MEYVE AMBALAJ ŞART

	
Özellikle peynir gibi bir üründe çok dikkatli olmak gerektiğini hep söylüyoruz. Türk Gıda Kodeksine göre, süt ve süt ürünleri ile peynir ambalajlarının üzerinde üretim, son kullanma tarihleri ve üretim yerinin bulunması gerekiyor. Tüketici, ambalajı okuyarak ne aldığını, o peynirin içinde ne olduğunu bilmeli. Sadece sağlık ve hijyen değil, doğru ambalajlamanın, gıdaları koruyarak tüketim ömrünü uzattığını ve israfı azalttığını da unutmayalım. Türk Gıda Kodeksi'ne uygun üretilmiş ambalajlarda muhafaza edilip satılan peynirler, gönül rahatlığıyla tüketilebilir. Yeni düzenlemeyi, gıda güvenliği, hijyeni ve ülke ekonomisini hiçe sayan kayıt dışı üretimin önüne geçmek için önemli bir adım olarak görüyor, benzer adımların bakliyatta, yaş sebze-meyvede de ambalajın şart olduğunu düşünüyoruz."

	
AROMA YASAK, TUZ AZALIYOR

	
Peynir Tebliği ile yılbaşından itibaren zorunlu olacak diğer bazı düzenlemeler ise şöyle:

	
- Peynirlerin muhafaza, taşınma ve piyasaya arz süreçlerinde 10 santigrat derecenin altında tutulması zorunlu olacak. Özellikle pazarlarda ve fuarlarda peynirler, ambalajlarda ve 10 santigrat derecenin altında şartlarda sergilenip satılabilecek.

	
- Koyun sütü aroması, keçi sütü aroması, tereyağı aroması gibi süt ve süt ürünleri aroma vericileri kullanılamayacak.

	
- Peynir etiketlerinde, tüketicinin yanılmasına neden olan 'köy peyniri', 'geleneksel peynir', 'doğal peynir', 'çiftlik peyniri' gibi ifadeler kullanılamayacak.

	
- En az 120 gün olgunlaştırılmış kaşar peynirine 'eski' denebilecek.

	
- Peynirler tam yağlı, yarım yağlı, az yağlı ve yağsız olmak üzere 4 grupta üretilecek.

	
- Çiğ sütten üretilen ve olgunlaştırılarak piyasaya sürülen peynirlerin etiketinde, üretim tarihi, 'çiğ sütten üretilmiştir' ifadesi ve ne kadar sürede olgunlaştırıldığı mutlaka görünür şekilde yazılacak. Pastörize edilmemiş çiğ sütten üretilen peynirler en az 4 aylık olgunlaşma döneminden sonra satılabilecek.

	
BEYAZ PEYNİRDE TUZ ORANI AZALTILACAK

	
- Küflü peynir üretimi kontrol altına alınacak. Peynirlerin üretiminde kullanılacak küf kültürleri ve kullanım şartları Bakanlıkça belirlenecek. Küf kültürleri ile olgunlaştırılarak üretilen peynirlerin etiketinde hangi küf kültürleri kullanıldığına ilişkin bilgilere yer verilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 28 Sep 2015 13:49:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Balık yemek depresyonu önlüyor']]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-balik-yemek-depresyonu-onluyor-795/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-balik-yemek-depresyonu-onluyor-795/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E9A7F3-B2E961-C809AA-F7AE47-AB01BD-E05D22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Toplam 150 bin kişinin katıldığı araştırmaların incelendiği çalışmada, çok balık yiyenlerin depresyon riskinin yüzde 17 azaldığını gösterdi. Uzmanlar bu durumu balıktaki yağ asitlerinin çeşitli açılardan beyin faaliyetleri için önemli olmasıyla açıklıyor. Epidomoloji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E9A7F3-B2E961-C809AA-F7AE47-AB01BD-E05D22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Toplam 150 bin kişinin katıldığı araştırmaların incelendiği çalışmada, çok balık yiyenlerin depresyon riskinin yüzde 17 azaldığını gösterdi.
Uzmanlar bu durumu balıktaki yağ asitlerinin çeşitli açılardan beyin faaliyetleri için önemli olmasıyla açıklıyor.
Epidomoloji ve Kamu Sağlığı Günlüğü adlı bilimsel yayında yer alan çalışmayı gerçekleştiren Çinli uzmanlar, balık tüketimi ile depresyon arasındaki ilişkiyle ilgili çok sayıda araştırma yapıldığını ancak bunlardan karmaşık sonuçlar alındığını vurguladı.
Çinli bilim insanları farklı araştırma türlerini incelediğinde, çok balık yemenin depresyona karşı koruyucu etkisinin sadece Avrupa&#39;da yapılan çalışmalarda alındığını fark ettiler.
	
	
Uzmanlar daha sonra konuyla ilgili 2001&#39;den bu yana yapılan tüm araştırma verilerini derlediler ve yaptıkları hesaplar sonucu, hem erkeklerde hem de kadınlarda balık yemekle depresyon arasında güçlü bir ilişki olduğunu gördüler.

	
Yağlı asitler ve sağlıklı beslenme
	
	
Olası bir açıklama balıktaki Omega 3 yağ asitlerinin depresyonda rol oynadığı düşünülen beyindeki dopamin ve serotonin kimyasalları açısından önemli olması.
Bir başka açıklama da çok balık yiyenlerin genel olarak sağlıklı beslendikleri için ruh sağlıklarının da daha iyi olması.
Qingdao Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;nden Prof. Dongfeng Zhang &#34;Yüksek oranda balık tüketimi depresyonun ilk aşamalarında durdurulmasında faydalı olabilir. Bu ilişkinin balığın türüyle değişip değişmediğini görmek için daha fazla araştırma yapılması gerek&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 24 Sep 2015 15:04:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Obezitenin çaresi mantar mı?]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obezitenin-caresi-mantar-mi-685/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obezitenin-caresi-mantar-mi-685/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9EF00B-E8B4C8-400710-58062C-89E6FC-1247FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sonuçları Nature Communications adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre, orijinal adı Ganoderma lucidum olan kırmızı reishi mantarı, bağırsaklardaki bakterileri dönüştürebiliyor. Araştırmacılar, Çin&#39;de yıllardır &#34;daha sağlıklı ve uzun yaşama&#34; katkı sağladığı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9EF00B-E8B4C8-400710-58062C-89E6FC-1247FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sonuçları Nature Communications adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre, orijinal adı Ganoderma lucidum olan kırmızı reishi mantarı, bağırsaklardaki bakterileri dönüştürebiliyor.
	
	
Araştırmacılar, Çin&#39;de yıllardır &#34;daha sağlıklı ve uzun yaşama&#34; katkı sağladığı belirtilen söz konusu mantarın, gelecekte obezite tedavisinde kullanılabileceğini söylüyor.
	
	
Chang Gung Üniversitesi&#39;nde yapılan araştırmada, yüksek yağ içerikli bir diyet uygulanan farelere söz konusu mantardan verildi.
	
	
İki ay sonra mantarı yemeyen farelerin 42, yiyen farelerin ise 35 gram ağırlığında oldukları belirlendi.
	
	
Araştırmayı yürüten bilim adamlarının raporunda şu satırlar yer aldı:
	
	
&#34;Söz konusu mantar kilo alımının, kronik imflamasyonun ve Tip 2 diyabette inisüline direnişin azaltılmasında probiyotik (tüketildiklerinde sağlık üzerinde olumlu etki yaptıkları düşünülen mikro organizmalar) olarak kullanılabilir.&#34;
	
	
Araştırmacılar bununla birlikte bulgularının kesinleşmesi için mantarın insanlar üzerinde yeni testlerle denenmesi gerektiğini söylüyor.
	
	
&#39;Sağlıklı beslenme&#39; uyarısı
	
	
İrlanda&#39;daki Cork Üniversitesi&#39;nden Profesör Colin Hill, Tayvan&#39;daki araştırmanın sonuçlarını BBC&#39;ye değerlendirdi.
	
	
Colin Hill, &#34;Çin&#39;de uzun süredir geleneksel tıpta kullanılan bazı ilaçların bilimin parçası olması fikri benim de hoşuma gidiyor&#34; dedi ve ekledi:
	
	
&#34;Ancak çok miktarda gazlı içecek birinin yaşadığı sorunların üstesinden bu şekilde gelemezsiniz. Sihirli bir hap olmayacak. Bir kola kutusuna mantar özü atarak, insanların kilo vermesine yardımcı olamazsınız.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 25 Jun 2015 05:11:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Obvziteye karşı öğütler...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obvziteye-karsi-ogutler-426/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obvziteye-karsi-ogutler-426/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_243508-D854BF-C9553F-026E41-851411-30684F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />1-Yaşamı aktif bir şekilde sürdürün! İnsan kas iskelet sisteminde herhangi bir kasın hareketiyle ortaya çıkan hareket bir aktivite olarak kabul edilir. Bu durumda gün boyunca yaşamı sürdürmek amacıyla yaptığımız aktiviteler sırasında vücudumuz devamlı hareket eden ve bizi yerçekimine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_243508-D854BF-C9553F-026E41-851411-30684F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />1-Yaşamı aktif bir şekilde sürdürün!

İnsan kas iskelet sisteminde herhangi bir kasın hareketiyle ortaya çıkan hareket bir aktivite olarak kabul edilir. Bu durumda gün boyunca yaşamı sürdürmek amacıyla yaptığımız aktiviteler sırasında vücudumuz devamlı hareket eden ve bizi yerçekimine karşı koruyan bir makine gibi çalışır. Ancak bu günlük aktivitelerin sağlığımızı destekleyecek yeterlikte olabilmesi için belli bir seviyenin üzerine çıkması gerekir. Eğer günlük aktivitemiz sadece nefes almak, öz bakım aktiviteleri, beslenme ve minimum düzeyde yer değiştirerek hareket etmeyi içeriyorsa obezite kaçınılmazdır. &nbsp;

Bu yaşam şekli durağan yaşam olarak adlandırılır. Kilo kontrolü için gerekli olan ise, gün içerisinde her fırsatı hareket için değerlendirmek, yani aktif bir yaşam sürmektir. Ancak obezite ile mücadelede sadece aktif olmak yetmez, ayrıca düzenli egzersiz yapmak da önemlidir. Örneğin gün boyunca büyük bir özveriyle ev işleriyle uğraşan bir kişi aktif bir yaşam sürse de kontrollü bir kilo kaybı sağlayamaz. &nbsp;



2-Egzersizi hayatın odak noktasına işleyin…

İnsan vücudunun belli bir hedef için planlanmış, tekrarlayıcı ve düzenli bir program içerisinde hareket etmesine egzersiz denir. Egzersiz &nbsp;herhangi bir kilo verme programının kaçınılmaz bir parçası olmalıdır. Sadece kalori alımını kısıtlayarak sağlıklı bir ağırlığa ulaşmak olası değildir. &nbsp;Aslında önemli olan, aktif yaşamı ve egzersiz yapmayı sadece hedeflenen bir kiloya ulaşmak için değil bir yaşam tarzı haline getirebilmektir. Aksi taktirde ulaşılan sağlıklı durumun korunması da mümkün olmayacaktır. &nbsp;

Egzersizin vücuda yararları saymakla bitmez: En temel olanlar; kalori tüketimini artırarak kilo vermeyi sağlamak, kas gücünü artırmak, kan dolaşımını düzenlemek, kalp ve akciğer fonksiyonlarını geliştirmek, stres seviyesini azaltmak, konsantrasyon düzeyini artırmak, depresyon ve kaygı olasılığını azaltmak, uykuyu düzenlemek ve diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol ve birçok kanserden korunmayı sağlamaktır. &nbsp;



3-Unutmayın:&nbsp;Hareket etmeyi eğlenceli hale getirmek elinizde…

Hafta sonlarını televizyon karşısında geçirmektense tüm ailece yapılabilecek bir aktivite bulunabilir. Hep birlikte yürüyüşe çıkmak, çocukları parka götürüp salıncakta sallamak, dans kurslarına yazılmak veya hoşumuza gidecek herhangi bir aktivite, harekete geçmek için çok iyi bir başlangıç olabilir. Sevmediğimiz bir aktiviteyi zorunluluk nedeniyle yapıyor olmak obezite ile mücadele sürecinde önerilmez. Aktivitenin bedensel ve ruhsal iyilik hali oluşturması halinde egzersiz düzenli hale gelebilir ve kişi isteyerek bu düzeni korumaya çalışır. &nbsp;



4-Obezitede egzersiz programına dikkatli başlayın!

Obezitenin bir sağlık sorunu olduğunu kabul ettiğimize göre tedavisinin mutlaka hekim kontrolünde olması gerektiği açıktır. Obez kişilerin egzersiz programının bir ilaç reçetesi gibi düşünülmesi, vücutta o güne kadar oluşmuş sorunları gözetecek şekilde tasarlanması önemlidir. Özellikle başlangıçta egzersiz programının ana hedefi aerobik egzersizler olmalıdır. Bunlar vücuttaki büyük kas gruplarının hep birlikte çalıştığı ancak kalp hızını çok fazla artırmayan egzersizlerdir. En güzel örnekleri, yürüyüş, yüzme, dans gibi egzersizlerdir. Genel olarak haftada 4-5 gün, 30-60 dakika süreli aerobik egzersizler hedeflenir. Ancak kişi daha önce çok hareketsiz bir yaşam sürdürdü ise başlangıçta 10 dakikalık intervaller halinde güne yayılabilir ve toplamda 30 dakikadan fazla önerilmez.

Aerobik egzersizler süre uzadıkça daha fazla yağ yakan egzersizlerdir. Bu nedenle süre, zaman içerisinde artırılarak günlük egzersizi tek seansta tamamlamak hedeflenir. Ancak eklemlere binen yükün fazla olmaması için mutlaka çok iyi bir yürüyüş ayakkabısı ile, düz zeminde ve maksimum 60 dakika olacak şekilde planlanır. Zaman içerisinde küçük ağırlıklarla ve çok tekrar olacak şekilde kuvvet çalışmalarına başlanabilir. Vücut kas dokusunun artması, tartıdaki kilo kaybını maskeleyebilir ancak kasların harcadığı kalori daha fazla olduğundan kilo verme kolaylaşır.&nbsp;



5-Egzersiz seansını yavaş başlayıp yavaş bitirin!

Egzersiz seansının ilk 5 dakikasını yavaş tutmak ve vücudun egzersize hazırlanmasına fırsat vermek önemlidir. Egzersizin yoğunluğu kişinin fazla zorlanmadan konuşabileceği bir tempoda olmalıdır. Ancak yine de ekip halinde yürüyüşlerde konuşarak ritmi bozmamak ve düzenli bir nefes ve adım ritmi yakalamak önemlidir. &nbsp;Başlangıçta egzersizin yoğunluğu değil süresi daha önemlidir. Hedeflenen süreye ulaştıktan sonra tempo zaman içerisinde artırılabilir. Egzersizin son 5 dakikasında ise yavaşlamak, vücudun istirahat durumuna geçmesi için önemlidir. Egzersizi germe egzersizleriyle bitirmek son derecede yararlı olacaktır. &nbsp;&nbsp;



6-En önemli anahtar: Fiziksel aktiviteyi günlük yaşama aktarın

Gün içerisinde fiziksel aktivite fırsatları karşımıza çıkar. Merdivenleri tercih etmek, arabayı uzağa park etmek ya da toplu ulaşımdan bir durak önce inmek, öğlen tatilinde küçük bir yürüyüşe çıkmak, televizyonu kapatmak bize aktif kalmak için sonsuz fırsatlar sunabilir. İnsanların egzersiz yapmaya vakti yoktur. EGZERSİZ İÇİN GEREKLİ VAKTİ KENDİMİZ OLUŞTURURUZ. &nbsp;Egzersiz günümüzün bir parçası olduğunda obezite hayatımızı tehdit edemeyecektir. &nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 21 May 2015 07:49:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İşte kilo vermeye yardımcı olan meyveler]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/iste-kilo-vermeye-yardimci-olan-meyveler-513/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/iste-kilo-vermeye-yardimci-olan-meyveler-513/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2DA546-22BF90-7EA330-430CD1-6E885E-145659.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Muz: Sindirime yardımcı olan ve vücutta bulunan toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayan &#34;pektin" içerir. Nar: Zayıflarken nar gibi taze meyve tüketimine de önem verilmesi gerekir. Nar, kanserden korur ve antioksidan özelliği ile oldukça yararlı bir meyvedir. Nar yemek ya da nar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2DA546-22BF90-7EA330-430CD1-6E885E-145659.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Muz: Sindirime yardımcı olan ve vücutta bulunan toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayan &#34;pektin" içerir.



Nar: Zayıflarken nar gibi taze meyve tüketimine de önem verilmesi gerekir. Nar, kanserden korur ve antioksidan özelliği ile oldukça yararlı bir meyvedir. Nar yemek ya da nar suyu içmek yararlı olabilir ancak çok fazla nar suyu tüketmemeye dikkat edin. Meyvelerin daha yararlı olması için sadece suyunu tüketmek yerine lif özelliğinden de yararlanmanız için yemeniz önerilir.



Portakal: Posanın sindirim sisteminde yağları kendi yapısına çeker ve vücudunuza fazla yağları almayı engeller. Kan şekerini düzenler ve kolesterolü düşürür. Yağların yakılmasını sağlayan karnitin adlı maddenin sentezine destek olur.



Şeftali: Düşük kalorili diyetlerin en ideal meyvesidir. İyi bir antioksidandır ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur.



Yaban mersini: Antioksidan açısından en zengin bir meyve... Vücutta kilo tutan toksinlerin atılmasına yardımcı olur.



Elma: Lif açısından zengin olan elma, metabolizmanın çalışmasına yardımcı olur. Ve tok tutarak, acıkma süresini uzatır.



Avokado: Avokado gün boyu aldığınız kalorilerin kilo dönüşmesini engelliyor ve kilo vermeyi sağlayan testesteronları içinde bulunduruyor. Aynı zamanda da metabolizmayı çalıştırıyor. Avokado kadın ve erkek içinde aynı zayıflatma etkisine sahip.



&nbsp;Armut: Bağırsakları en çok çalıştıran besinlerden biri. Lif bakımından zengin olduğunda tokluk hissi verir. Kabuk kısımları lif bakımından daha zengin. Büyük boy armutlar için 1 taneyi ancak eğer armudunuz küçük boylarda ise bunların 2 tanesini 1 porsiyon meyve olarak kabul edip rahatlıkla tüketebilirsiniz.



Kavun: Kavun basura ve kabızlığa ve iyi gelir. Kavun çekirdeği, vücutta biriken toksinleri atar. Ayrıca uzun süre tokluk sağlar.



Limon: Detoks için mükemmel bir seçim. Limon, hücrelerde depolanan yağın vücuttan atılmasına yardımcı oluyor. Vücudun su tutmasını da engelliyor. Sabahları ılık suya sıkıp içeceğiniz limon, yağ]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 15 May 2015 07:01:54 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>