<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Birleşik Basın]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - Kanser]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Birleşik Basın</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Tue, 24 Dec 2019 03:57:30 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[Yeni nesil kanser ilaçları için önemli adım]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-nesil-kanser-ilaclari-icin-onemli-adim-765/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-nesil-kanser-ilaclari-icin-onemli-adim-765/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A00A74-38CC29-B5B4F7-8C4B0C-082D35-B8EE26.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Independent Türkçe&#39;nin haberine göre, bilim insanları, gen düzenleme teknolojisini kullanarak, kanser hücrelerinin hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları belirli genleri teker teker kapatarak belirlediler. Bu da bu genlerin yeni nesil ilaçlarla hedeflenebileceği anlamına geliyor. Dünyanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A00A74-38CC29-B5B4F7-8C4B0C-082D35-B8EE26.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Independent Türkçe&#39;nin haberine göre, bilim insanları, gen düzenleme teknolojisini kullanarak, kanser hücrelerinin hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları belirli genleri teker teker kapatarak belirlediler. Bu da bu genlerin yeni nesil ilaçlarla hedeflenebileceği anlamına geliyor.
	
	
Dünyanın önde gelen genom araştırma merkezi Wellcome Sanger Enstitüsü&#39;yle Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology&#39;nin (MIT) Broad Enstitüsü&#39;nden ekipler tarafından yapılan çalışma, 25 farklı türden kanserli hastada gelişen 725 ayrı kanser hücresi dizisinde testler gerçekleştirdi.

	
İki kurum daha sonra sonuçları karşılaştırdı ve deneylerin eşleştiğini buldu. İki kurumun veritabanları, şimdiye kadar tamamlanmış olan kanser hücresi dizilerinin en büyük genetik ekranını oluşturmak için entegre edilebilir.

	
Nature Communications&#39;da yayınlanan araştırmada, bu birleşik veri kümesinin yeni kanser ilaçlarının keşfini ve gelişimini hızlandırmaya yardımcı olacağı belirtildi.

	
MIT ve Harvard Broad Enstitüsü&#39;nden Aviad Şerniyak şu ifadeleri kullandı:

	
&#34;Bu kendi alanında ilk analiz ve tüm kanser araştırma topluluğu için gerçekten önemli. Sadece iki veri kümesinde ortak ve spesifik bağımlılıkları yeniden üretmekle kalmadık, aynı zamanda bir veri kümesinde bulunan gen bağımlılığı biyobelirteçlerini aldık ve diğerinde iyileştirdik. Tarafsız ve titiz araştırmamız, yaklaşımın ve belirlenen ilaç hedeflerinin doğruluğunu kanıtlıyor.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Dec 2019 03:57:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Elektronik sigaranın zararlı maddesi bulundu]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/elektronik-sigaranin-zararli-maddesi-bulundu-424/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/elektronik-sigaranin-zararli-maddesi-bulundu-424/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EF1DC5-7C956D-1CB74A-F74A2D-8A2E98-2CE6B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#39;nden (CDC) yapılan açıklamada, elektronik sigaralarda kullanılan vitamin E asetat adlı kimyasal katkı maddesinin, ülkedeki akciğer vakalarının sebebi olabileceği kaydedildi. CDC yetkilileri, 10 eyalette elektronik sigara bağlantılı 29 hastadan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EF1DC5-7C956D-1CB74A-F74A2D-8A2E98-2CE6B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#39;nden (CDC) yapılan açıklamada, elektronik sigaralarda kullanılan vitamin E asetat adlı kimyasal katkı maddesinin, ülkedeki akciğer vakalarının sebebi olabileceği kaydedildi.

	
CDC yetkilileri, 10 eyalette elektronik sigara bağlantılı 29 hastadan alınan örnekler üzerinde yapılan testler sonucunda vitamin E asetat maddesinin, elektronik sigara bağlantılı rahatsızlıkların sebebi olarak tespit edildiğini aktardı.&nbsp;

	
İnceleme ekibinden Dr. James Pirkle, &#39;aşırı derecede yapışkan&#39; bir madde şeklinde tanımladığı vitamin E asetatın, solunum yoluyla akciğerlere girdikten sonra çıkmadığını söyledi.

	
CDC Genel Müdür Yardımcısı Dr. Anne Schuchat da elde edilen sonucun büyük bir buluş olduğunu vurgulayarak, &#34;Bu, diğer bileşenleri devre dışı bırakmıyor, belki birden fazla sebep var, ancak yeni bulgular önemli. Elimizde güçlü bir neden var&#34; ifadelerini kullandı.

	
Schuchat, elde edilen verilere rağmen CDC&#39;nin, çok çeşitli kimyasalları test etmeye devam edeceğini belirtti.

	
CDC tarafından en son 5 Kasım&#39;da açıklanan verilere göre, Alaska dışında bütün eyaletlerde görülen ve elektronik sigara kullanımından kaynaklandığı düşünülen vakaların sayısı 2 bin 51&#39;i bulmuş, en az 40 kişi de hayatını kaybetmişti.

	
Belirtileri arasında solunum yetmezliği, bitkinlik, göğüs ağrısı ve kusma olan hastalıkla ilgili ilk vakalar nisanda rapor edilmeye başlanmıştı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 Nov 2019 05:53:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Seks bağımlılığı gerçek bir hastalık]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/seks-bagimliligi-gercek-bir-hastalik-319/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/seks-bagimliligi-gercek-bir-hastalik-319/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F1F558-130028-DA2AF2-8A2FEB-F2C0BA-C40489.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Epigenetik adlı bilimsel bir dergide yayımlanan araştırmada &#39;seks bağımlısı&#39; olduğunu söyleyenlerde, olağandışı bir genetik faaliyet görüldü. BBC Türkçe&#39;de yer alan habere göre, bu durumun da beyinde normalin çok üzerinde &#39;aşk hormonu&#39; diye bilinen oksitoksin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F1F558-130028-DA2AF2-8A2FEB-F2C0BA-C40489.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Epigenetik adlı bilimsel bir dergide yayımlanan araştırmada &#39;seks bağımlısı&#39; olduğunu söyleyenlerde, olağandışı bir genetik faaliyet görüldü.
	
	
BBC Türkçe&#39;de yer alan habere göre, bu durumun da beyinde normalin çok üzerinde &#39;aşk hormonu&#39; diye bilinen oksitoksin salgılanmasına neden olduğu belirtiliyor.

	
Çalışmayla bu rahatsızlığın tedavisinde yeni yöntemler aranabileceği ve seks bağımlılığının meşru bir rahatsızlık olduğunun nihayet kanıtlanış olabileceği vurgulanıyor.

	
Araştırmayı yapan uzmanlardan biri olan, İsveç&#39;teki Umea Üniversitesi&#39;nden Jussi Jokinen, &#34;Hastalığın biyolojik nedenleri konusunda giderek artan kanıtlar var. Tabii ki çok tartışmalı bir teşhis ama şimdi bunun gerçek olduğunu düşünüyoruz&#34; diyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 23 Sep 2019 05:08:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Diyabet dünya ve ülkemizi tehdit ediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/diyabet-dunya-ve-ulkemizi-tehdit-ediyor-887/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/diyabet-dunya-ve-ulkemizi-tehdit-ediyor-887/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5FB4E0-73BF90-7A4966-1A2BB0-BF34E2-956B03.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) rakamlarına göre tüm dünyada 20-79 yaşındaki insanlar arasında 415 milyon, Türkiye&#39;de ise 7 milyonun üzerinde diyabetli bulunuyor. Türkiye olarak yaş aralığı baz alındığında Avrupa'daki en yüksek karşılaştırmalı prevelans rakamına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5FB4E0-73BF90-7A4966-1A2BB0-BF34E2-956B03.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) rakamlarına göre tüm dünyada 20-79 yaşındaki insanlar arasında 415 milyon, Türkiye&#39;de ise 7 milyonun üzerinde diyabetli bulunuyor. Türkiye olarak yaş aralığı baz alındığında Avrupa'daki en yüksek karşılaştırmalı prevelans rakamına ve üçüncü en yüksek diyabetli birey sayısına sahip ülkeyiz. Aynı istatistiklere göre, dünya üzerinde 193 milyon, Türkiye&#39;de ise 2,7 milyon kişide henüz tanı konmamış diyabetli olduğu düşünülüyor. IDF&#39;in, 2040 yılı için gerçekleştirdiği tahminlerde, tüm dünyadaki diyabetli sayısının 642 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor1,2.

	
Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), Dünya Diyabet Günü kapsamında dünyadaki diyabet prevalansına ilişkin yayınladığı yeni tahminlerde, her 11 kişinin 1&#39;inin hâlihazırda diyabetli olduğunu belirtiyor. Bu, dünya üzerinde 425 milyon kişinin bugün diyabetle mücadele ettiği anlamına geliyor ve 2015 yılına oranla 10 milyona yakın artış demek oluyor. 2040 yılında bu rakamın 642 milyon olması bekleniyor. Erken teşhis edilememesi ve iyi yönetilememesi gibi durumlarda diyabetin; gözlerimiz, kalbimiz, böbreklerimiz, ayaklarımız ile sinir sistemimizde oluşturduğu komplikasyonlarla birlikte 2045 yılında toplamda 700 milyon kişiyi etkilemesi bekleniyor. 350 milyondan fazla yetişkinin, şu anda diyabetin en yaygın şekli olan tip 2 diyabet riski altında olduğu belirtiliyor.

	
IDF, bu yıl, 2017 yılı Dünya Diyabet Günü ana temasını &#34;Kadınlar ve Diyabet- Sağlıklı Bir Gelecek Hepimizin Hakkı" olarak belirledi.
Günümüzde 199 milyon diyabetli kadın var ve bu sayının 2040 yılında 313 milyona yükselmesi bekleniyor.
Her beş diyabetli kadından ikisi doğurganlık yaşında ve bu kadınlar tüm dünyada 60 milyondan fazla.
Diyabet dünyada kadınlar arasındaki dokuzuncu yaşam kaybı sebebi; bu da yılda 2.1 milyon yaşam kaybına eşdeğer.
Tip 2 diyabetli kadınlar, diyabetli olmayanlara göre neredeyse 10 kat daha fazla koroner kalp rahatsızlığına yakalanma riskine sahip.
Tip 1 diyabetli kadınlardaki düşük yapma ve anormal doğum riski giderek artıyor.
IDF rakamlarına göre dünyada şu an 200 milyon diyabetli kadın bulunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde erken teşhis, tedavi ve bakıma erişimde çok sayıda engelle karşılaşıyorlar. Diyabet, anne ve çocuk sağlığını ciddi bir biçimde etkiliyor ve çoğunlukla ihmal ediliyor. Altı doğumdan biri gebelik sırasında ve sonrasında oluşan sorunlardan etkileniyor.

	
Kadınlar ve genç kızlar, gelecek nesillerin sağlığını ve refahını iyileştirmek amacıyla sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesinde rol alan önemli aracı.
Tip 2 diyabet vakalarının neredeyse yüzde 70&#39;i sağlıklı bir yaşam tarzı benimsenerek önlenebilir.
Yetişkinler arasındaki erken ölümlerin yüzde 70&#39;i büyük oranda gelişme (ergenlik) çağında edinilen olumsuz davranışlardan (sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, tütün mamulleri kullanımı vb gibi) kaynaklanıyor.
Anneler, çocuklarının gelecekteki sağlık durumları üzerinde büyük etkiye sahip.
Araştırmalar; gerekli imkânlar tanındığı takdirde kadınların doğru beslenme, kendi sağlıkları ve çocuklarının sağlığı ile eğitim konularının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi yönünde başarılı uygulamalar yapabileceklerini gösteriyor.
Evde beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıklarını çoğunlukla kadınlar belirliyorve bu yüzden evin içinde ve dışında oluşabilecek hastalıkları önleme ve engelleme konusunda etkililer.
Tip 2 diyabetin önlenmesine yönelik olarak kadınlar ve genç kızların bilgi ve eğitime ulaşmaları kolaylaştırılmalı ve buna bağlı olarak bilinç düzeyi arttırılmalı.
Diyabetin önlenmesi amacıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerde gelişme (ergenlik) çağında olan genç kızların fiziksel egzersiz olanaklarının teşvik edilmesi bir öncelik olmalı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Nov 2017 11:31:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kansere karşı refleks terapi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-karsi-refleks-terapi-478/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-karsi-refleks-terapi-478/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4E2758-E7AD19-ACD400-0131AE-8ED01D-9F6CCB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TÜİK ölüm nedeni istatistikleri incelendiğinde; kanser tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 20 civarını oluştururuyor. Kanser, 2015 yılı içerisinde 49 bin 946 erkek, 27 bin 22 kadının ölümüne neden oldu. Erkeklerde 20 bin 388 kişi ile gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğerin kötü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4E2758-E7AD19-ACD400-0131AE-8ED01D-9F6CCB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TÜİK ölüm nedeni istatistikleri incelendiğinde; kanser tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 20 civarını oluştururuyor. Kanser, 2015 yılı içerisinde 49 bin 946 erkek, 27 bin 22 kadının ölümüne neden oldu. Erkeklerde 20 bin 388 kişi ile gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğerin kötü huylu tümörü en fazla ölüme sebep olurken, kadınlarda ise meme kanseri 3 bin 853 kişi ile en yüksek sayıda ölüme sebebiyet verdi.

	
Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, kanserin teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:

		
KANSER NEDİR?
	
	
&#34;Vücudumuz milyonlarca hücreden oluşmaktadır. Kas ve sinir hücreleri hariç her hücrenin belirli sayıda bölünebilme özelliği vardır. Sağlıklı her hücre nerede, ne zaman ve ne kadar bölüneceğini kodlaması sayesinde bilir. Bu bölünme vücudun kontrolü altındadır. Bu kontrol sistemi sayesinde anormal çoğalma ve büyümeler engellenerek vücudun dengede kalması sağlanır.

	
Fakat kanserli hücre kontrol dışı bölünerek bu özelliğini kaybetmiş hücredir. Kontrolden çıkan hücreler birleşerek tümörleri oluşturur. Bu nedenle kanser genel anlamıyla kontrolsüz hücre bölünmesi ile meydana gelen hastalıkların tümüne verilen isimdir. Son derece hızlı çoğalır ve sınırlandırılamaz.

	
KANSER BELİRTİLERİ NELERDİR
	
	
Kanserin meydana geldiği doku ve organa bağlı olarak belirtileri farklı olabilir.

	
Kanserin belirtilerini bilmek hastalığın erken teşhisi açısından önemlidir, ancak bu belirtilerin birine veya daha fazlasına sahip olmak kişinin kanser olduğu anlamına da gelmez.

	
Açıklanamayan kilo kaybı: Birçok kanserin; özellikle mide, pankreas, yemek borusu (ösefagus) kanseri ve akciğer kanseri gibi; ilk belirtisi açıklanamayan kilo kaybıdır.

	
Ateş: Kanserde sıklıkla görülür fakat genelde ileri evre kanserler ile birliktedir. Kan kanseri ve lenf bezi tümörlerinde ise başlangıç belirtisi olarak ortaya çıkabilir.

	
Halsizlik: Kan kanseri veya kansızlığa neden olabilen mide veya kalın bağırsak kanseri gibi kanserlerde erken ortaya çıkabilir. Halsizlik kanserin seyrini tahmin etme konusunda önemli bir bulgudur.

	
Ağrı: Kemik veya testis tümörlerinde ilk belirti olabilir ama genelde ileri evre kanserlerin bir belirtisidir.

	
Memede veya vücutta hissedilen kitleler: Özellikle meme, testis, lenf bezi veya yumuşak doku tümörleri cilt altında bir yumru veya şişlik ile hissedilebilir.

	
Cilt değişiklikleri: Cilt tümörleri haricinde iç organ tümörlerinde de görülebilir. Bazı kanserlerde sarılık, ciltte koyulaşma veya ciltte kızarıklık görülebilir.

	
Kanama: Olağan dışı kanama birçok kanserde erken veya geç dönemde ortaya çıkabilir. Balgamda kan görülmesi akciğer, dışkıda kan görülmesi kalın bağırsak, idrarda kan görülmesi idrar torbası (mesane), zamansız vajinal kanama ise rahim veya rahim ağzı (serviks) kanserinin belirtisi olabilir.

	
Dışkılama veya idrar yapma alışkanlığında değişiklik: Uzun süreli kabızlık, ishal veya dışkı boyutunda değişiklik kalın bağırsak kanserinin ilk belirtisi olabilir. İdrar yaparken sancı, idrarda kan görülmesi veya idrar yapma sıklığının değişmesi prostat veya idrar torbası (mesane) kanserinin ilk belirtileri olabilir.

	
Öksürük ve horlama: İnatçı ve geçmeyen öksürük akciğer kanserinin horlama ise gırtlak (larinks) kanserinin ilk belirtileri olabilir.

	
Kanserin Nedenleri
Genetik yatkınlık
Çevre Kirliliği
Egzoz dumanı
Sular
Tarım ilaçları
Radyasyon
Beslenme
Dengesiz beslenme
Obezite
Gıda katkı maddeleri
Tarımda kullanılan hormon ve tarım ilaçları
Aşırı şeker tüketimi
Mevsimi dışında sebze meyve tüketimi
Sigara
Bazı virüs ve mantarlar
Maruz kalınan kimyasal maddeler
Kozmetik
Gıdalarla alınan kimyasallar
Kumaş boyaları
	
	
KANSER VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
	
	
Kanser, vücutta yıkıma yol açan bir hastalıktır. Kanserli hücreler sınırsız çoğalabilmek için vücudun tüm enerjisini emerler.

	
Aslında vücudumuz kanser tanısı alalım ya da almayalım her gün kanser ile mücadele ediyor. Yabancı bir hücreyi tanıyıp onu yok ediyor. Bu döngüyü de bağışıklık sistemi sayesinde gerçekleştiriyor. Kanserli hücreyi tanıyan sistem onu yakalayıp içerisindeki öldürücü hücrelerle (makrofaj) ortadan kaldırır.

	
REFLEKS TERAPİ
	
	
Uzun süreli stres, vücutta başta adrenalin ve kortikosteroid gibi strese yanıt hormonlarını arttırarak bağışıklık sisteminin baskılanmasına, vücudun kendisini savunma ve kanser ile savaşma yeteneğinde azalmaya neden olmaktadır. Bir çok gelişmiş kanser merkezlerinde kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte stres azaltılmasına yönelik program ve tedaviler uygulamakta, hastaların daha rahat ortamda tedavi olmaları sağlanmaktadır.

	
Refleks Terapi yöntemi tamamlayıcı doğu tıbbı uygulamalarından biridir. Tekniğin içeriğinde 15'ten fazla organ, hormon, sinir sistemi ve beyini içine alan harita bulunur. Bu sistemde önemli olan vücudun kaybolan dengesini tekrar kazanmasını sağlamaktır. Hastalıkların ortaya çıkışı zaten bu dengenin bozulmaya başlaması ile olur. Evrende olduğu gibi insan bedeninde de mükemmel bir denge vardır ve genel olarak duygusal travmalar sonucu bozulup hastalıklara yol açar. Kanser hastalığı içinde aslında benzer durumlar söz konusudur. Bu terapi yöntemi ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve yapılan tedavilerin yan etkilerinin uzaklaştırılması hedeflenmektedir. Ağırlıklı olarak dalak, lenfler ve bağırsaklar odak alınarak yapılan çalışmalar kişiye özel olarak planlanır. Bulantı, kusma, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, ishal / kabızlık, cilt problemleri, kas ve eklemlerde ağrı, uykusuzluk gibi semptomlar azaltılır."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 May 2017 11:43:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tük kanserlerin en az yarısı önlenebilir]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tuk-kanserlerin-en-az-yarisi-onlenebilir-977/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/tuk-kanserlerin-en-az-yarisi-onlenebilir-977/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D684BC-74A806-195FA4-5E6F9A-E26FC3-C21A42.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası'nda, &#34;Dünyada artık her kanser türü için ayrı çalışmalar yapılıyor. Hangi kanser türünün nasıl azaltılabileceğine ilişkin, o kanser türüne göre özel önlemler alınması&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D684BC-74A806-195FA4-5E6F9A-E26FC3-C21A42.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Memorial Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası'nda, &#34;Dünyada artık her kanser türü için ayrı çalışmalar yapılıyor. Hangi kanser türünün nasıl azaltılabileceğine ilişkin, o kanser türüne göre özel önlemler alınması hedefleniyor. Toplum, bu konuda yapılan çalışmalarla bilinçlendiriliyor" dedi.

		
Egzersiz ile 5 kanser türünden korunmak mümkün!
	
	
Kanserden korunmada en etkin yollardan biri olan hareketli yaşamın önemini vurgulayan Prof. Dr. Özdoğan, &#34;Özellikle kanser ve egzersiz ilişkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, düzenli spor alışkanlığının kanserden koruyucu etkisinin yanı sıra tedavi gören hastalarda yan etkileri azalttığı; kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi sonrası iyileşme sürecine yardımcı olduğunu gösteriyor" açıklaması yaptı. Meme, kalın bağırsak, rahim, beyin ve pankreas kanserlerinde, hareketli yaşamın artık çok önemli bir engelleyici faktör olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özdoğan, hangi kanser türü için nasıl önlem alınması gerektiği hakkında şu bilgileri verdi.

	
Her hafta 4 saat yürüyüş meme kanserinde etkili
	
	
Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserinde artık egzersizin koruyucu etkisinin bulunduğu yapılan pek çok çalışma ile ispatlanmış durumda. Düzenli egzersiz ve spor alışkanlıkları, özellikle menopoz sonrasında kadınlarda meme kanseri riskini azaltmaktadır. 4 yıl boyunda her hafta 4 saat yürüyüş yapan kadınlarda, aynı süre içinde daha az egzersiz yapan kadınlara nazaran, hastalık riskinin % 10 azaldığı görülmüştür. 5-9 yıl boyunca her hafta 12 saat egzersiz yapan kadınlarda, bu süre içinde egzersizi azaltan grupların kanser riski, azaltmayanlara oranla ciddi bir artış göstermiştir.

	
Kolon kanserinden korunmak için ne yediğinize dikkat edin
	
	
Tüm dünyada hem erkek hem de kadınlarda kansere bağlı yaşam kaybına yol açan ikinci kanser türü olan kolon ve rektum kanserlerinin oluşumunda yanlış beslenme şekilleri önemli bir yer tutmaktadır. Aşırı kırmızı et tüketimi ve özellikle ızgarada pişirilen etler, işlenmiş şarküteri ürünleri, çiğ ve tütsülenmiş etler kalın barsak kanserlerini tetiklemektedir. Özellikle erkeklerde alkol tüketiminin de kalın barsak kanserini artırıcı etkisi vardır. Daha çok sebze, meyve ve tam tahıllı ürünlerle beslenme ise bu kanser türünün gelişme riskini azaltan en önemli faktörlerdir. Kalın barsak kanseri riskini azaltmanın en iyi yolu; düzenli egzersiz yapmak, kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerini mümkün olduğu kadar az tüketerek sebze-meyve ağırlık beslenmek, önerilen miktarda süt ve süt ürünleri tüketerek kalsiyum almak, vücuttaki D vitamini seviyesinin yeterli olduğundan emin olmak ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmaktır. Haftada 9 saatten fazla fiziksel aktivite 150 dakikalık yürüyüşe eş değerdir ve bunu düzenli olarak yapan kişilerde, haftada 3 saatten fazla aktivite yapan kişilere oranla kolorektal kanser oluşma riski azalmaktadır. Buna ek olarak, her gün boş zamanlarında 6 veya daha fazla saati oturarak geçirenlerde, 3 saatten daha az oturarak geçirenlere nazaran kişilere göre kanser görülme riski yine artmaktadır.

	
Rahim kanserinden korunmak için ideal kilonuzda kalmaya özen gösterin
	
	
Rahim kanseri en sık rastlanan jinekolojik kanser türüdür ve kadın kanserleri arasında 4'üncü sırada yer almaktadır. Obezite ve rahim kanseri arasında oldukça güçlü bir ilişki vardır. Aşırı kilolu veya obez kadınlarda bu hastalığın gelişme riski, 2-3,5 kat daha fazladır. ABD'de hastalıkların yaklaşık %60'ı obeziteye bağlı ortaya çıkmaktadır. Aşırı kilo ve obezitenin yanında oturarak geçirilen uzun saatler de rahim kanserinin en önemli nedenlerinden biridir. Hareketli bir yaşantı ve düzenli egzersiz yapmak, dolaylı yoldan rahim kanseri riskini etkiler, kadının sağlıklı kiloda kalmasını sağlar ve şeker, yüksek tansiyon gibi bu hastalığı tetikleyen diğer risk faktörlerini azaltır. Rahim kanserine karşı sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yaparak sağlıklı kiloda kalmak çok önemlidir. Düzenli egzersiz ile rahim kanserlerinin %60'ının önlenebildiği bilinmektedir. Bunun yanında, çok aktif bir yaşam tarzına sahip olan kadınların yumurtalık kanserinden de korunma oranı %30-60'dır.

		
Yürüyüş ve koşu beyin kanserine karşı koruyucu
	
	
Beyin kanserinin oluşma nedenlerine ilişkin yapılan araştırmalar, yürüyüş ve koşu ile harcanan enerjinin, beyin kanserine bağlı yaşam kaybı riskini azalttığını göstermektedir. Yaş, ırk, cinsiyet ve eğitim gibi faktörler değerlendirildikten sonra günde 2 saate yakın egzersiz yapmanın, %43.2 oranında beyin kanseri riskini azalttığı bilinmektedir. Günde 1 saat egzersizin de %39.8 oranında beyin kanserinden koruyucu özelliği ortaya konulmuştur.

	
Akciğer kanserine karşı sigarasız yaşam, sebze ve meyveden zengin sofra
	
	
Akciğer kanseri olanların %85'inden fazlası sigara içtiği ve %10-14'ü radyasyona maruz kaldığı için bu hastalıkla yüz yüze gelmektedir. Sigara kullanmak, akciğer kanserinde önemli bir faktördür. Sağlıksız beslenme ve az egzersiz yapma, akciğer kanseri riskini tetikleyen diğer faktörler olarak sıralanabilir. Günde en az 5 tabak meyve ve sebze tüketimi sigara içen veya içmeyen herkeste akciğer kanseri riskini azaltmaktadır. Sağlıklı beslenmek, akciğer kanseri riskini azaltıyor olsa da, sigara önemli bir risk unsuru olmaya devam etmektedir. Sigara içenlerde yüksek oranda tüketilen beta-karoten ve/veya A vitaminli besin takviyeleri, akciğer kanser riskini artırmaktadır. Akciğer kanserinden korunmak için öncelikle sigarayı bırakmak, sigara içilen ortamlarda bulunmamak ve radyasyon ışınlarından mümkün olduğunca uzak durmak gerekir.

		
Mide kanserine karşı işlenmiş et ve kullanımı azaltılmalı
	
	
Mide kanseri, dünyada en sık görülen 4'üncü, kansere bağlı yaşam kaybında ise 2'inci sırada yer alan bir kanser türüdür. Mide kanseri riskinin azaltılmasında; düzenli egzersiz yapmak, çok miktarda taze meyve ve sebze ile beslenmek ve az tuzlu yiyecekler tüketmek önemli bir yer tutmaktadır. İşlenmiş et ürünleri (salam, sucuk, sosis vs) ve tuzlu gıdalar tüketmenin, mide kanseri riskini artırdığı yapılan birçok bilimsel çalışmada kanıtlanmıştır. Mide kanseri riskini azaltmak için en iyi tavsiye, günde en az 2,5 tabak sebze ve meyve tüketimi, işlenmiş et ürünleri (sucuk, sosis, salam vs.), tuz ve tuzlu gıda tüketiminin azaltılması, bol bol egzersiz yapmak ve sağlıklı kiloda kalmaktır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 06 Apr 2017 10:21:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rektum kanserinde ameliyatsız tedavi mümkün mü?..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/rektum-kanserinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun-mu-261/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/rektum-kanserinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun-mu-261/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E1BCB1-4AFBB5-901EA7-D52891-316C78-C53FCE.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />23 - 24 - 25 Şubat tarihlerinde yapılacak &#34;Rektum Kanserinde Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü?&#34; sempozyumunda özellikle rektum kanserindeki tedavi yöntemlerinde hangi vakalarda nasıl karar verilebileceği tüm süreçleri ile multidisipliner olarak masaya yatırılacak. Mevcut kanıtların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E1BCB1-4AFBB5-901EA7-D52891-316C78-C53FCE.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />23 - 24 - 25 Şubat tarihlerinde yapılacak &#34;Rektum Kanserinde Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü?&#34; sempozyumunda özellikle rektum kanserindeki tedavi yöntemlerinde hangi vakalarda nasıl karar verilebileceği tüm süreçleri ile multidisipliner olarak masaya yatırılacak. Mevcut kanıtların yanı sıra çok sayıda gerçek olgular üzerinden tartışmalar yapılacak, bilimsel farkındalık artırılacaktır. Son gün yöntemlerin uygulanabilirliğine yönelik bir konsensüs raporunun sunulması hedeflenmiştir.

	
Ülkemizde ve dünyada 3. sıklıkta görülen rektum kanserinin tedavisinde özellikle kalıcı kolostomi, işeme ve cinsel fonksiyon bozuklukları, dışkılama sorunları sık olarak görülebiliyor. Dünyada sayılı merkezler tarafından eşit onkolojik sonuçları sağlayabilecek ameliyatsız tedavi protokolleri araştırılıyor. Günümüzde konuya özelleşmiş kolorektal (kolorektal cerrah, karın radyoloğu, gastrointestinal onkolog ve nükleer tıp uzmanı) çalışma ekiplerinin sonuçları çok ümit vericidir.

	
Bu ilgi çekici konunun işleneceği sempozyum Türkiye&#39;den ve dünyanın birçok yerinden gelen katılımcıların eşliğinde ayrıca webcast konseptiyle dünyanın tüm ülkelerinden internet üzerinden canlı olarak izlenebilecektir. Liv Hospital Kolorektal Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu&#39;nun ev sahipliği yapacağı sempozyumda dünyaca ünlü kanser merkezi MSKCC&#39;den Kolorektal Cerrah Prof. Dr. Philip Paty, İngiltere'den Radyasyon Onkoloğu Prof. Dr. Rob Glynne-Jones, Hollanda'dan Karın Radyoloğu Prof. Dr. Regina Beetz-Tan ve Kolorektal cerrah Prof. Dr. Gerard Beetz'in yanı sıra ülkemizin çok saygın bilim insanları da konuşmacı olarak katılacaktır.

	
Sempozyum, hem halka açık olarak hem de hekimlere yönelik iki aşamada gerçekleştirilecektir. 23 Şubat&#39;ta yapılacak olan halka yönelik sempozyum Prof. Dr. Oktar Asoğlu ve Prof Dr Philip Paty'nin yönetiminde, rektum kanseri ile ilgili merak edilenler tartışılacak, sempozyuma katılan hastalar kendi hikayelerini paylaşacaktır. Hekimlere yönelik bölüm ise sadece toplantı salonundan değil, webcast konsepti ve akıllı telefon teknolojisiyle dünyanın her yerinden canlı olarak izlenebilecekt]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Feb 2017 17:58:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Önleminizi alın kolon kanserinden kurtulun]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/onleminizi-alin-kolon-kanserinden-kurtulun-498/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/onleminizi-alin-kolon-kanserinden-kurtulun-498/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D581D7-011B90-8F3BD3-67BD54-62337B-0E23F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />MedAmerikan Tıp Merkezi, bünyesinde hizmet veren doktorların katılımıyla gerçekleştirdiği Caddebostan Kültür Merkezi Sağlık Seminer dizileri devam ediyor. 27 Ocak 2017 Cuma günü 14.00-16.00 saatleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek olan seminerlerin ikincisi,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D581D7-011B90-8F3BD3-67BD54-62337B-0E23F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />MedAmerikan Tıp Merkezi, bünyesinde hizmet veren doktorların katılımıyla gerçekleştirdiği Caddebostan Kültür Merkezi Sağlık Seminer dizileri devam ediyor. 27 Ocak 2017 Cuma günü 14.00-16.00 saatleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek olan seminerlerin ikincisi, CKM B Salonu'nda düzenlenecek.
MedAmerikan Tıp Merkezi Gastroenteroloji ve Hepatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Mete Özdoğan'ın sunumuyla düzenlenecek olan seminerin ana konusu, ''Kalın Bağırsak (Kolon) Kanserini Önlemek Mümkün Mü?'' olacak. Kolon kanserine yönelik tüm detayların ele alınacağı seminer herkese açık olup, katılım ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

	
MedAmerikan Tıp Merkezi Gastroenteroloji ve Hepatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Mete Özdoğan'ın seminerde şu konular hakkında bilgi aktaracak:
Kalın bağırsak (Kolon) kanserlerinin dünyada kanser ölümleri sıralamasında ki yeri
En çok kadınlarda mı erkekler de mi görülüyor
Hangi yaş aralığında daha sık rastlanıyor
Kolon kanserlerinin oluşumu nasıl oluyor ve kaç yılda bu dönüşüm gerçekleşiyor.
Kolon kanserinden korunmanın yolları,
Teşhis ve tedavi yöntemleri]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Jan 2017 11:23:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Üniversitede kanser paniği!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/universitede-kanser-panigi-111/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/universitede-kanser-panigi-111/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BA2504-8577FC-5EFE7D-689F9C-647A3C-8E834A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sendika tarafından yapılan başvuruda 12 röntgen teknisyenine hastanenin Kulak burun boğaz hastalıkları birimine sevk edildiği, sevk edilenlere &nbsp;troid (Troid Papiller CA) kanser teşhisi konulduğu ileri sürüldü. Başvuruda bu teşhise rağmen İş Yeri Sağlık ve Güvenlik Birimi tarafından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BA2504-8577FC-5EFE7D-689F9C-647A3C-8E834A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sendika tarafından yapılan başvuruda 12 röntgen teknisyenine hastanenin Kulak burun boğaz hastalıkları birimine sevk edildiği, sevk edilenlere &nbsp;troid (Troid Papiller CA) kanser teşhisi konulduğu ileri sürüldü.

	
Başvuruda bu teşhise rağmen İş Yeri Sağlık ve Güvenlik Birimi tarafından herhangi bir inceleme yapılmadığına ve hiçbir önlem alınmadığına dikkat çekilerek şöyle denildi: &nbsp;&#34;Radyasyon doz ölçümlerinin mevzuata uygun olarak yapılmadığı, birimde meslek hastalığına sebep olabilecek ortamın bulunduğu sabittir. Zira 12 personelin aynı hastalığa yakalanması bu durumu ortaya koymaktadır. &nbsp;Ancak konuya ilişkin olarak hiçbir adım atılmamış hiçbir önlem alınmamıştır.&#34;&nbsp;

	
12 Röntgen teknisyenine konulan kanser teşhisinin sebeplerinin incelenmesi adına kuruma bir müfettiş gönderilmesi, durumun araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması için gereğinin yapılması istendi.

	
KAHVECİ: GEREKLİ ÖNLEMLER BİR TÜRLÜ ALINMIYOR

	
Başvuru ile ilgili bir değerlendirme yapan Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci şöyle konuştu: &nbsp;&#34;12 röntgen teknisyenimizin çalışma şartları nedeniyle troid kanserine yakalanması Sağlık kurum ve kuruluşlarında iş sağlığı ve güvenliğinin halini anlatmaya yeterlidir. Ne yazık ki sağlık çalışanlarının sağlığı önemsenmiyor. Gerekli önlemler bir türlü alınmıyor. &nbsp;Çalışma ortamlarının oluşturulmasında ve çalışanların sağlığının korunmasında hassas davranılmıyor. Umarız ki Çalışma Bakanlığı bu konuda gerekli hassasiyeti gösterir ve yaşanan bu durumun hesabı sorulur.&#34;&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Jun 2016 12:00:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[12 adımda kanserden korunun]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/12-adimda-kanserden-korunun-736/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/12-adimda-kanserden-korunun-736/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CD0534-221091-748404-EC1256-298179-8E03CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kanser teşhisi konması şok etkisi yaratır. Henüz tüm kanser vakalarının hemen hemen yarısı önlenebiliyor. Sigara kullanımı, tek başına her beş tümörden birinin tetikleyicisi. Zehirli sigara dumanı yalnızca akciğer kanserine değil aynı zamanda diğer birçok tümöre de neden oluyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CD0534-221091-748404-EC1256-298179-8E03CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kanser teşhisi konması şok etkisi yaratır. Henüz tüm kanser vakalarının hemen hemen yarısı önlenebiliyor. Sigara kullanımı, tek başına her beş tümörden birinin tetikleyicisi. Zehirli sigara dumanı yalnızca akciğer kanserine değil aynı zamanda diğer birçok tümöre de neden oluyor. Sigara kişinin olası sonuçlarını bile bile kullandığı ve en sık kansere neden olan etmen fakat tek faktör değil.

	
Kansere neden olan ikinci etken: Obezite. Peki, neden kansere yol açıyor? İnsülin seviyesinin artması hemen hemen bütün kanser türleri riskini arttırabilir özellikle böbrek, safra kesesi ve yemek borusu kanseri söz konusu olduğunda. Fazla kilolu kadınlar, yağ dokularında yüksek oranda kadınsal hormonlar üretiyor ve bu nedenle rahim veya meme kanserine yakalanma riskleri de daha yüksek oluyor.

	
Egzersiz tümör oluşumunu önlüyor

	
Yeterince hareket etmeyen kişilerin kansere yakalanması özellikle muhtemeldir. Uzun vadeli araştırmalar egzersiz yapmanın tümörü önlediğini gösteriyor.
	
	
Kedi tırmığı hastalığı özellikle çocuklar için tehlikeli. Hastalıklı kedinin ısırması ya da tırmalamasıyla geçer. Hayvan virüsü kanında parazit olarak yıllarca taşıyabilir ancak kendisi hastalanmaz. Almanya'daki kedilerin yüzde 13'ü bu virüsü taşıyor. İnsanda yüksek ateş ve yara çevresindeki lenf bezlerinde şişme yapıyor.
	
	
Sonuç olarak antrenman yapmak kilo almanızı önlerken insülin seviyesini de düşürüyor. Yüksek performans gerektiren bir spor yapmak zorunda da değilsiniz. Sadece bir yürüyüş ya da bisiklete binmek bile büyük bir fark yaratıyor.

	
Alkol, ağız boşluğu, boğaz ve yemek borusu tümörlerini teşvik ediyor. Sigara ve içki kombinasyonu özellikle tehlikeli ve kanser riskini yüz kat artırıyor. Kalp-damar sistemini desteklediğinden uzmanlara göre günde bir kadeh şarap içmek sağlıklı. Fazlası zarar.

	
Kırmızı et bağırsak kanserine sebep olabiliyor. Kesin nedeni henüz tespit edilemese de uzun vadeli araştırmalar kırmızı et tüketimi ve bağırsak kanseri arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Özellikle sığır eti tehlikeli. Fakat domuz eti de belili oranda kansere neden olabiliyor. Et tüketimi kanser riskini 1,5 kat artırırken balık eti kanseri önlüyor.

	
Eti mangalda pişirirken polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kanserojen maddeler ortaya çıkar. Hayvan deneylerinde bu kimyasal bileşiklerin kansere neden olabildiği kanıtlanmıştır. Ancak uzun vadeli çalışmalar insanlar üzerinde benzer bir etki yarattığına dair kanıtlar ortaya koyamadı. Yani muhtemelen et tüketimi kansere yol açabilir, nasıl hazırlandığı değil.

	
Sebze, meyve ve lif içeren gıdalar

	
Sebze, meyve ve lif içeren gıdalardan oluşan iyi bir beslenme kanseri önleyebilir. Araştırmacılar uzun vadeli çalışmalar yaparken sağlıklı bir diyetin kanseri engellemesinin önceden tahmin edilenden daha az bir etkiye sahip olduğunu buldu. Kansere yakalanma riskini en fazla yüzde 10 oranında düşürüyor.

	Güneşten gelen ultraviyole radyasyon, genomlara nüfuz edebilir ve onları değiştirebilir. Sonuç: Cilt kanseri. Güneş kremi cildi güneş yanığından koruyor. Cilt bronzlaşmaya başladığında zaten çok fazla radyasyon emmiş oluyor.

	
X ışınları genomlara zarar veriyor. Sıradan bir röntgen filmiyle yalnızca küçük bir miktarına maruz kalınıyor. Fakat sadece gerekli olduğu zaman başvurmanız gereken bilgisayarlı tomografi ise farklı bir hikâye. Manyetik rezonans görüntüleme zararsızdır. Ama bir uçakta olduğunuzda bile kansere yol açan radyasyona maruz kaldığınızı biliyor muydunuz?

	
İnsan Papilloma Virüsü (HPV) rahim ağzı kanserine neden olabilir. Hepatit B ve C, hepatositlerin dejenere olmasına yol açabilir. Resimde midede gastrit ve ülsere neden olan &#34;helicobacter pylori" bakterisi yer alıyor. Bu bakteri mideye yerleşirse mide kanserine neden olabiliyor. Ancak tüm umutsuzluğa kapılmamalı. Bu patojenlerin çoğuna karşı aşı olunabilir ve antibiyotikler &#34;helicobacter pylori" ile mücadelede yardımcı olabilir.

	
Doğum kontrol hapı meme kanserine yakalanma riskini artırır ama aynı zamanda yumurtalık kanserine yakalanma riskini de yüksek oranda azaltır. Sonuçta hap, zararlı olduğundan çok daha yararlı. En azından kanser söz konusu olduğunda.

	
Fakat her şeyi doğru yapsanız bile kansere karşı tamamen bağışıklık kazanmış olmayabilirsiz. Tüm kanser vakalarının yarısı yanlış gen ya da sadece yaşlanmadan kaynaklanıyor. Beyin kanserinin kalıtsal olması özellikle muhtemel.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 16 Apr 2016 06:30:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu Türk kanseri tarihe gömecek]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bu-turk-kanseri-tarihe-gomecek-407/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bu-turk-kanseri-tarihe-gomecek-407/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9223A7-075E94-2A2999-1D54FB-8373D1-50B8AE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu büyük kanser merkezinin hikâyesi nasıl başladı?&nbsp; - Nike'ın kurucusu diyor ki &#34;Ben kanserin erken teşhisinin araştırılması için 500 milyon dolar koyacağım. Tek şartım sizin de iki yıl içinde 500 milyon dolar daha toplayıp toplam fonu 1 milyar dolara çıkarmanız." İki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9223A7-075E94-2A2999-1D54FB-8373D1-50B8AE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu büyük kanser merkezinin hikâyesi nasıl başladı?&nbsp;

	
- Nike'ın kurucusu diyor ki &#34;Ben kanserin erken teşhisinin araştırılması için 500 milyon dolar koyacağım. Tek şartım sizin de iki yıl içinde 500 milyon dolar daha toplayıp toplam fonu 1 milyar dolara çıkarmanız." İki yıl içinde 500 milyon dolar toplanıyor. Fonu kurunca bu yeni oluşumu idare edebilecek bir direktör aranıyor ve tam o aşamada bana geliyorlar. Duyduğum kadarıyla 300 kişi arasından seçilmişim.

	
Araştırmalar başladı mı?

	
- Haziranda başlıyoruz.

	
Hocam basitçe anlatmanızı rica edeceğim. Siz tam olarak neyi arayacaksınız bu merkezde?

	
- Hedefimiz en kısa zamanda kansere çare bulunması. Erken teşhisin çok önemli olduğunu biliyoruz ama nedense bu konuya yeterli fon ayrılmıyordu. Şimdi bunu yapmamız mümkün. Genlerle ilgili tecrübemiz arttığı için kanseri daha iyi anlıyoruz. Kan, tükürük ve idrar biyopsisi yaparak kanserin oluşum evresini görebilmeye başladık.

	
DAHA BAŞLARKEN YAKALAYACAĞIZ

	
Erken teşhisten kastınız nedir?

	
- Daha tam başlarken yakalamak. Şu anda kanseri çok geç fark edebiliyoruz. Maalesef tümör 500 milyon hücreyi geçtiğinde... O zaman tümörden hücreler başka yere de atlamış olabiliyor. Amacımız agresif olan kanserleri agresif olmayanlardan çok erken zamanda tespit edebilmek.

	
Planınız ne, nasıl yapacaksınız bunu?

	
- Değişik teknolojiler kullanmayı düşünüyoruz. Bunlardan biri, kanda dolaşan DNA miktarını ölçmek. Eğer bu yükselirse, bir şeylerin doğru olmadığını söylüyor bize. İlla kanser demek değil tabii çünkü yaşlanınca da yükseliyor. Bu test ucuz ve herkese yapılabilir. Ancak şu anda yapılmıyor. Doğru sonuç almak için çok fazla insanda etüt edilmesi, referans değerlerinin oluşturulması gerek. Değişik ırklarda nasıl farklılıklar var, onu da gözlemlememiz lazım.

	
Yani ilk etap DNA ölçümü...

	
- Evet, burada risk varsa, bu kez gen haritası çıkarılabilir. Şu anda 2 bin dolar. İleride daha da ucuzlayacak. Ardından kandaki Ribo Nükleik Asit (RNA) miktarını da ölçebiliriz. Böylelikle hangi organda hastalık varsa tespit edebileceğiz. Büyük bir ihtimalle kanserin ne derece agresif olduğunu da tahmin edebileceğiz. Şu anda uygulanmıyor ama laboratuvarda bu ölçümleri yapabiliyoruz.

	
RNA ölçümleme yeni bir aşama mı? Nedir bu RNA?

	
- RNA, DNA hücremizin hafızası. Bilgi taşıyıcı bir molekül. Hücrenin çıktısı yani. Kana karışıp oluştuğu hücreden başka hücrelere bilgi taşıyabiliyor. Aslında hücrelerimiz birbirleriyle iletişim kuruyorlar. Bu RNA da elçi gibi. İşte o bilgiyi yakalarsak problemin ne olduğunu anlayabiliyoruz.

	
Ve bunları sizin geliştirdiğiniz çipler ölçecek...

	
- Evet. Hem RNA hem de DNA'yı çiplerle ölçüyoruz.

	
Bunun için periyodik olarak doktora mı gitmemiz gerekecek?

	
- Her yıl check-up yapılmalı ve bunun sıklaşması lazım. Doktora gittiğinizde kanınızı alıyorlar ya, bu kanın bir miktarını analiz edecekler. Yaşlandıkça daha sık tabii. DNA'nızda bir şey yoksa da sağlıklısınız demek.

	
O sinsi şeyi buldunuz diyelim, göremediğiniz bir şeye ne yapacaksınız?

	
- Öncelikle hangi organda sorun olduğunu bileceğiz. Normalde sorunu gidermenin en iyi şekli ameliyat. Ama bu kez daha çok erken olacağı için cerrah da onu göremeyecek. Bunun için ilaç geliştirmek istiyoruz. Hücre programlaması dediğimiz yeni yöntemler var.

	
&nbsp;BEŞ YILDA KLİNİKLERE AKTARILABİLİR

	
Bunları yapmak için bütçe hazır. Peki ne kadar zamana ihtiyacınız var Hocam?

	
- Bu soruya cevap vermek zor çünkü kanser öyle sürprizlerle dolu bir hastalık ki başarı ancak zamanla gelebilecek. Erken teşhis belki beş yıl içinde bazı kliniklere aktarılabilir. Ama ilaç kısmı en az 10-15 sene sürer.

	
Peki bu geliştireceğiniz ilaç, 'kanserin ilacı' mı olacak?

	
- Erken tedavinin nasıl olacağını şu anda bilmiyoruz. Bir yöntem, bizim kendi bağışıklık sistemimizi kanser hücrelerine karşı duyarlı kılmak... Kanserli hastalarda bağışıklık sistemimiz kanseri göremiyor. Tümörü yara zannedip korumaya alıyor. Bunu değiştirmemiz gerek. Onun için de yeni ilaçlara bakılıyor.

	
BU SÖYLENTİLER HASTALARA HAKSIZLIK

	
Halk arasında ilacın çoktan bulunduğuna dair bir inanç var...

	
- Ben de duyuyorum: &#34;Kanserin ilacını buldular ama..." Neden böyle söylemlerin çıkarıldığını anlamak gerçekten zor. Kanserin ABD'deki yaklaşık maliyeti yılda 200 milyar dolar. Çözülmüş olsa bu kadar parayı kim sokağa atar? Böyle söylentiler kanser hastalarına büyük haksızlık.

	
Bu merkezde kaç kişi çalışacak?

	
- İlk etapta 30. İkinci etapta 70. Sonra daha da artacak ileride. 15 öğretim üyesi çalışacak. Onlarla birlikte de beşer uzman araştırmacılarla çalışacak. Amacımız bu işi dünyadaki diğer kanser merkeziyle birlikte götürmek. Çünkü insanlar üzerinde yapacağımız araştırmalar için değişik etnik gruplara ihtiyacımız var. Çin ve İngiltere ile de çalışacağız. Türkiye de olacak. Ayrıca ümit ediyorum ki Türkiye'den kanser araştırmacılarıyla da yakın çalışma imkânı doğacak.

	
EŞİMİ VE ANNEMİ DÖRT AY ARAYLA KANSERDEN KAYBETTİM

	
Çocuklarınız yükseköğrenim görüyor. Onlar hangi alanlarda?

	
- Oğlum elektronik mühendisliği okuyor, 19 yaşında. Kızım 22. Nano medikal mühendisliği üzerine master yaptı.

	
Sanki bir yarınız kızınız, bir yarınız oğlunuz olmuş...

	
- Biraz tesadüf oldu.

	
Peki eşiniz?

	
- Eşim vefat etti, kanserden.

	
Çok üzüldüm, üstelik uğraştığınız alan... Ne zaman oldu?

	
- Nisan 2012'de. Aynı yıl ocak ayında annemi de kanserden kaybetmiştim. Annem pankreas, eşim kolon kanseriydi. Oregon'daki kurucu direktörlüğünü yapacağım merkezde benim ilgimi çeken nokta da yepyeni yöntemler geliştirmek istemeleri. Kanserle iç içe yaşarken erken teşhisin önemini insan çok çok daha iyi anlıyor.

	
Çok zor bir süreç yaşamışsınız. Peki &#34;Doğru bir iş üzerinde çalışıyorum" dediğiniz oluyor mu?

	
- Evet, örneğin ilk hedefimiz ameliyat edilemeyen hastaların çektikleri acıyı dindirmekti. Yaptığımız buluşu şöyle tarif edebilirim: Nanopartiküler içine kemoterapi veya ağrı kesici koyup damardan kana veriyoruz. Onlar vücutta dolaşırken sıkıntı olan yere ultrason tutulup bir tek orada çözülmeleri sağlanıyor. Sadece o bölgede etkili oluyor ve tümörü küçültüp, ağrıyı azaltıyorsunuz. Ama bu çözümden önce hastayı devamlı uyutmaktan başka çaremiz yoktu. O acıları, ağrıları bir şekilde dindirmek, azaltmak benim için önemli bir konuydu.

	
KADAVRAYI GÖRÜNCE TIP OKUMAKTAN VAZGEÇTİM

	
Nerede doğdunuz, ilkokula nerede gittiniz?

	
- Ankara'da doğdum. Ama ben iki buçuk yaşımda Almanya'daydım. Freiburg'da anaokuluna gittim. İlk lisanım Almanca diyebilirim. Sonra 6 yaşımdayken Ankara'ya döndük. İlkokulu Ankara Kocatepe'deki Mimar Kemal İlkokulu'nda bitirdim.&nbsp;

	
Peki ortaokul?

	
- Ortaokulun büyük kısmını Fransa'da okudum; ancak bir ara yine Türkiye'ye döndük ve Ankara'da kısa bir süre Fransız Charles de Gaulle Lisesi'nde okudum.

	
Hep bir yurtdışına gidiş-dönüş durumunuz olmuş...

	
- Babamdan dolayı. Doçentlik tezini yazarken Freiburg'daydık. Ortaokul ve liseyi büyük oranda Fransa'da okudum.

	
İTÜ mezunusunuz...

	
- Ben önce Strasbourg'da tıp fakültesine yazıldım. Fakat tıp maceram sadece bir gün sürdü. İlk gün bizi morglara götürüp kadavra gösterdiler. Kaldıramadım, o gün okulu bıraktım. İstanbul Teknik Üniversitesi'nin de sınavına girip kazanmıştım. İstanbul'a geldim. Zaten en büyük hayalim Türkiye'de yaşamaktı.&nbsp;

	
Kadavralardan kaçıp mühendis oluyorsunuz ama şimdi yine tıp alanındasınız...

	
- Tuhaf bir kader... Sonrasında İTÜ'yü bitirip 1981'de Michigan Üniversitesi'ne gittim. Elektronik mühendisliği master'ı yaptım. Mikroelektronik çip dizayn etmesini de orada öğrendim. Sonra döndüm, Burdur'da dört ay kısa dönem askerlik... 1983'te tekrar bu kez California.

	
Yine okul için mi?

	
- Babam o sırada bakandı (Turhan Esener, Çalışma Bakanı). Doktoramı dışarıda yapmamı tavsiye etmişti. Ben de California Üniversitesi'ne (UCSD) gittim. Okulda koridorda Hong Kong asıllı biriyle tanıştım ve hayatım yeniden şekillendi.

	
ÜÇ YILDA HOCALIK TEKLİFİ ALDIM

	
Kimdi bu Hong Konglu?

	
- Fotonik alanında tanınmış bir profesör... Sonradan doktora hocam oldu. Ne bildiğimi sordu. &#34;Elektronik çip yapmayı biliyorum" dedim. Bana, &#34;Bir sunum yaz. Eğer kaynak alırsak, gel, burada doktora yap" dedi. İki yıl devam ettim. Üçüncü yıl orada hocalık teklifi aldım. Babam &#34;Bir süre daha San Diego'da kalabilirsin" dedi. Kalış o kalış...

	
Ama hocalıkla yetinmediniz sanırım...

	
- Evet, ilk şirketimi daha öğrenciyken açtım. 1987'de bugünkü DVD'lerin atası diyebileceğimiz üç boyutlu bellek yaptık. Bu şirketi 2006'da sattığımızda bir CD'ye 3 terebayt veri koyabiliyorduk. İnternet ve flash bellekler gelişince DVD'nin daha fazla tutmayacağını düşünüp sattık.

	
Bellek işinden sonra ne yaptınız?

	
- Bir yatırım şirketine danışmanlık yaptım. O şirketin teknik yöneticisinden moleküler biyolojiyi öğrendim. Nanogen firmasını kurduk. Çipler üzerinde DNA profilledik. DNA'nın parmak izini oluşturduk yani. Hastadan alınan DNA parçalarını inceleyerek kanserle ilgili bir değişim var mı, ona bakıyorduk.

	
DNA'nın haritasını çıkarmak gibi mi?

	
- Evet ama küçük bir bölümünün haritasını çıkarıyorduk. O çıkardığımız bölüm erken teşhiste kullanılıyor ve risk faktörünü belirleyebiliyor. Haritadaki çok ufak bir değişiklik, riski artırıyor.

	
Çipler nasıl bir işlev görüyor burada?

	
- Kodları bilinen DNA parçalarını çipin üzerine yerleştiriyorsunuz. Hastadan alınan DNA parçası gelip onlardan bir tanesiyle eşleşiyor. Bizim geliştirdiğimiz çip de bilinmeyen DNA'nın eşleştiği yeri elektronik veya optik olarak belirleyebiliyor.

	
Sonra da Optical Micro Machines (OMM) şirketi geldi...

	
- Evet, dört ortak kurduk. Üç yılda değeri milyar doların üzerine çıktı. Fiber optikte bilginin hızlıca dağıtılabilmesi için bir çip sistemi geliştirdik. AT&amp;T müşterimizdi ama beklenen internet trafik hesaplarının yanlış olduğu anlaşıldı. İki yıl sonra da battı, kapandı. O sıralarda üniversitede amacı biyo-elektroptik çipler yapmak olan bir merkez kurmuştum. Öğrencim Osman Kibar ile lazer ışınları kullanarak kanserli hücreleri kansersiz hücrelerden ayırt edebilen bir teknoloji geliştirdik.&nbsp;

	
&nbsp;

	

	

	
&nbsp;

	
ŞİRKETİMİZ ZİRVE YAPTI

	
Peki ne faydası var bunun hastalara?

	
- Hastadan biyopsi alındığında o hasta için hangi ilaçların ve bunların hangi kombinasyonlarının daha etkili olduğunu söylüyor. Bu da bireysel ilaç kokteyllerinin yapılabilmesini mümkün kılıyor. Uygulama lazerle yapılıyor. Şirket Nasdaq'ta zirve yaptı. 2000'de kurmuştuk, 2010'da Novartis tarafından satın alındı.

	
Anladığım kadarıyla hayatınızda bir taraftan üniversiteler, bir taraftan şirketler olmuş...

	
- Evet ama üniversitede genellikle başka konularda da çalışıyordum: Örneğin Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Merkezi'nin (SUNUM) Direktörü arkadaşım Dr. Volkan Özgüz ile optik iletişim üzerine araştırma yapıyorduk. Bilgisayarların daha hızlı çalışmasıydı hedefimiz. Ancak 2005'te UCSD Moores Kanser Merkezi Direktörü Profesör Dennis Carson'dan teklif aldım ve Kanser Nano Teknolojisi Atılımı'nın başına geçtim. Bu merkezin çıktısı olarak son senelerde öğrencilerim ve merkezde çalışan araştırmacılar tarafından beş-altı şirket daha kuruldu.

	
Bunlar için fonlardan destek aldınız mı?

	
- Hayır, şirketler için genellikle devlet fonu almıyoruz. 2005'ten bu yana kanserin nanoteknolojiyle terapisi üzerine çalıştım. En son olarak da beyin üzerine çalışıyorum. Beynin haritasını çıkarmak için nano teknolojiyle özel elektrotlar geliştiriyoruz.

	
Hangi alanlarda kullanılabiliyor?

	
- Örneğin Alzheimer hastalığı... Normalde sinirden gelen bir elektrik sinyalinin sinaps'lerde kimyasal bir sinyale dönüşmesi gerekiyor. Bu dönüşümü sağlayan reseptörler çalışmazsa aradaki devrelerde kopukluk oluyor ve hastalık başlıyor. Beyin haritasını çıkardığımızda hastalığı ve oluşumunu da daha iyi anlayabileceğiz. Bu konudaki çalışmalara devam edeceğim. Ama beynin tam anlamıyla nasıl çalıştığını anlamamız daha epey bir süre alacak.

	
ANALİZ KABİLİYETİNİ BÜLENT ECZACIBAŞI'NDAN ÖĞRENDİM

	
Türkiye'den ya da yurtdışından hayatınızı etkileyen isimler arasında kimleri sayabilirsiniz?

	
- Komşumuz olan Kemal Derviş'in ekonomi bilgisi beni oldukça etkiledi diyebilirim. Onunla oynadığımız Monopol oyunlarını unutamam. O zamanlar 12 yaşındaydım, Kemal ise 18 yaşındaydı. Şirket kurarken Kemal Derviş'ten esinlendiğim hamleleri kullandım. Beni en çok etkileyen isimlerden biri de Bülent Eczacıbaşı. Onun da analiz kabiliyetine hayranlık duyarım. Tabii en çok babamdan etkilenmişimdir. Babamdan iş anlaşmalarında detaylara önem vermeyi ve hukuka saygılı olmayı öğrendim. Hukuk düzenine uymak ve saygı göstermek ABD'de çok önemli bir şey.

	
Başka kimse var mı?

	
- Benim için önemli olan iki isim daha var. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde. Duran Leblebicioğlu ve Ahmet Dervişoğlu. Onların sayesinde elektronik çip tasarımına merak sarmıştım. UCSD de Hong Kong asıllı Prof. Sing Lee beni değişik bir şekilde yönlendirdi. Ondan büyük ve değişik açılardan düşünebilmeyi öğrendim. Yeni vizyon yaratabilmeyi ve en önemlisi serbestçe projeler hayal edip, sonra bu projeleri nasıl gerçekleştirebileceğimi düşünmeyi öğrendim.
	
	Sefer LEVENT (Hürriyet)]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 10 Apr 2016 06:33:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanserin zayıf noktası bulundu...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserin-zayif-noktasi-bulundu-271/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserin-zayif-noktasi-bulundu-271/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C350EC-66344A-FB05B7-564D1F-54FFD5-B28847.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Londra Üniversitesi&#39;ndeki araştırmacılar, tümörlerin en zayıf noktalarını oluşturan &#34;tümör belirteçlerini&#34; saptamanın yolunu buldu. Araştırmacılar bu belirteçleri ortaya çıkararak bağışıklık sistemine &#34;hedef göstermeyi&#34; planlıyor. Böylece, her bir hastaya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C350EC-66344A-FB05B7-564D1F-54FFD5-B28847.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Londra Üniversitesi&#39;ndeki araştırmacılar, tümörlerin en zayıf noktalarını oluşturan &#34;tümör belirteçlerini&#34; saptamanın yolunu buldu.
	
	
Araştırmacılar bu belirteçleri ortaya çıkararak bağışıklık sistemine &#34;hedef göstermeyi&#34; planlıyor.
	
	
Böylece, her bir hastaya özel aşılar geliştirerek kanserle mücadelenin mümkün olacağına inanıyorlar.
	
	
Ancak ayrıntıları Science dergisinde yayınlanan bu yöntemin pahalı olacağı ve henüz hastalar üzerinde denenmediği bildiriliyor.
	
	
Araştırmacılar iki yıl içinde hastalar üzerinde denemelere başlamayı umuyor.
	
	
Nasıl işleyecek?
	
	
Kemoterapiden farklı bir yöntem olan bağışıklık tedavisi (immunoterapi) bir süredir uygulanan ve farklı ilaçları geliştirilen bir yöntem.
	
	
Bazı immunoterapi yöntemleri ile bazı hastalarda mucizevi sonuçlar alındığı, kanserin tamamen kaybolduğu biliniyor.
	
	
Bu yöntemler genelde bağışıklık sisteminin işini yapmasını engelleyen unsurları ortadan kaldırarak, kanserle vücudunun kendisinin savaşmasına imkan tanıyor.

	
	
	Sutton&#39;daki Kanser Araştırmaları Enstitüsü&#39;nde alınan protein örnekleri üzerinde yapılan çalışmalar.
	
	
	
		
	&#39;Heyecan verici gelişme&#39;
		
		
	Londra Üniversitesi Kanser Enstitüsü&#39;nden Prod Charles Swanton, &#34;Bu çok heyecan verici. Artık tedavi önceliklerini belirleyebilir ve her hücredeki tümör antijenlerini hedef alabiliriz&#34; diyor.
		
		
	Mutasyonların merkezini hedef almak için iki yöntem öneriliyor:
		
		
	Bunlardan biri her hastaya özel hazırlanacak, bağışıklık sistemlerinin kanser hücrelerini &#34;görebilmesini&#34; sağlayan aşılar yapmak.
		
		
	Diğeri de zaten bu mutasyonlarla mücadele etmekte olan bağışıklık hücrelerinden örnek alıp, bunların sayılarını çoğaltarak vücuda geri vermek şeklinde.
		
		
	Başarılı olabilir mi?
		
		
	Ancak bazı uzmanlar tedavinin sonuçlarını öngörmek için henüz erken olduğunu, uygulamada zorluklar çıkabileceğini belirtiyorlar.
		
		
	Kanser Araştırmaları Enstitüsü&#39;nden Dr Marco Gerlinger &#34;Değişip evrilebilen kanserler, başlangıçtaki antijeni kaybedebilir veya maskeleyebilir. Bunlar sürekli değişen hedefler, o yüzden kontrolleri güç olabilir&#34; diyor.
		
		
	Edinburgh Üniversitesi&#39;nden Dr Stefan Symeonides ise, özellikle de zamana karşı yarışılan durumlarda kişiye özel aşı geliştirmenin güçlüklerine dikkat çekiyor.
		
		
	Doktor Symeonides &#34;Bu araştırma bize hangi hastaların immunoterapi ilaçlarına cevap vereceğini, hangilerinin vermeyeceğini anlama ve bu tedavileri geliştirme çabalarımızda yıllar boyunca kullanabileceğimiz veriler sunuyor.&#34; diyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Mar 2016 07:14:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanserin mucize ilacı...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserin-mucize-ilaci-998/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserin-mucize-ilaci-998/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FAD806-A9B307-86A97B-89186C-A54F09-C338BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Siyah sarımsak aslında bildiğimiz sarımsaktan farklı değildir. Normal sarımsak bir ay boyunca belirli nem ve ısı altında tutularak kontrollü bir şekilde kurutulur. Bu fermantasyon sonrasında beyaz olan sarımsağın dişleri siyaha döner. Özellikle Asya mutfağında sık sık kullanılan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FAD806-A9B307-86A97B-89186C-A54F09-C338BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Siyah sarımsak aslında bildiğimiz sarımsaktan farklı değildir. Normal sarımsak bir ay boyunca belirli nem ve ısı altında tutularak kontrollü bir şekilde kurutulur.

Bu fermantasyon sonrasında beyaz olan sarımsağın dişleri siyaha döner. Özellikle Asya mutfağında sık sık kullanılan siyah sarımsak çok faydalı olması sebebiyle Avrupa&#39;da da tercih edilir.


Siyah sarımsak kansere karşı daha etkilidir. Fermantasyon sonucu kanserle savaşan özellikleri yoğunlaştırılmıştır. Kolesterolü düşüren bir madde içerir ve bu maddenin seviyesi normal sarımsağa göre çok daha yüksektir.

	Enfeksiyonlarla daha iyi savaşıyor. Siyah sarımsak normal sarımsağın içerdiğinden daha fazla antiseptik, antifungal, antiviral, antioksidan ve antibakteriyel bileşenler içerir.
	
	Siyah sarımsak normal sarımsaktan 2 kat daha fazla antioksidan içerir. Bu sayede kronik hastalıklar, dolaşım sistemi hastalıkları, romatoid arterit ve Alzheimer&#39;a karşı oldukça etkilidir. &nbsp;
	
	Siyah sarımsak kurutulmuş meyve tadına sahiptir. Daha şekerli ve tütsülenmiş bir tadı vardır. Siyah sarımsak, beyaz sarımsağın aksine ağız kokusuna da neden olmaz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 29 Feb 2016 06:29:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Obezite kanser riskini artırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obezite-kanser-riskini-artiriyor-957/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/obezite-kanser-riskini-artiriyor-957/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5D1BD4-E338F3-2DE3E5-7F484E-CFB641-B3D93C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İngiltere&#39;de obezitedeki artış nedeniyle gelecek 20 yıl içinde 670,000 ilave kanser vakası ortaya çıkması bekleniyor. Yapılan son araştırmalar obezite ile yemek borusu, rahim ve bağırsak kanserleri arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Obezitenin şeker ve kalp hastalıkları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5D1BD4-E338F3-2DE3E5-7F484E-CFB641-B3D93C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İngiltere&#39;de obezitedeki artış nedeniyle gelecek 20 yıl içinde 670,000 ilave kanser vakası ortaya çıkması bekleniyor.
	
	
Yapılan son araştırmalar obezite ile yemek borusu, rahim ve bağırsak kanserleri arasında bağlantı olduğunu gösteriyor.
	
	
Obezitenin şeker ve kalp hastalıkları ile olan bağlantısı da uzun süredir biliniyor.
	
	
İngiltere&#39;de yayımlanan bir raporda, mevcut eğilim devam ederse 2035 yılında yaklaşık olarak her dört yetişkinden üçünün aşırı kilolu veya obez olacağı belirtildi.
	
	
Uzmanlar, sağlıkla ilgili verileri kullanarak yaptıkları bilgisayar simülasyonunda İngiltere&#39;de 20 yıl içinde aşırı kiloya bağlı tip 2 diyabet vakalarında 4,6 milyon, kalp hastalıklarında da 1,6 milyon artış olacağı öngörüsünde bulundu.
	
	
Obezite ile kanser arasındaki bağ
	
	
Obezite ile kanser arasındaki bağı açıklayan varsayımlara göre, yağ hücreleri bazı hormonları aşırı üreterek, hücrelerin normal büyüme işlevini aksatabiliyor.
Obezite ayrıca hücrelerin iltihaplanmasına ve kanser riskinin artmasına yol açabiliyor.
	
	
Yağ hücrelerinin hücre büyümesini kontrol altında tutan proteinleri de etkilediği söyleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 08 Jan 2016 09:50:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanser 'şans eseri' oluşmuyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanser-sans-eseri-olusmuyor-639/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanser-sans-eseri-olusmuyor-639/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_65EE27-ED9A54-14975B-2254EE-B9E07C-55B71A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yılın başlarında araştırmacılar kanser türlerinin üçte ikisinin, sigara içmek gibi dış faktörler yerine &#39;şanssızlığa&#39; bağlı olduğunu söyleyerek tartışma yaratmışlardı. Nature dergisinde yayımlanan yeni araştırma ise kanser türlerinin sadece yüzde 10-30 arasındaki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_65EE27-ED9A54-14975B-2254EE-B9E07C-55B71A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yılın başlarında araştırmacılar kanser türlerinin üçte ikisinin, sigara içmek gibi dış faktörler yerine &#39;şanssızlığa&#39; bağlı olduğunu söyleyerek tartışma yaratmışlardı.
	
	
Nature dergisinde yayımlanan yeni araştırma ise kanser türlerinin sadece yüzde 10-30 arasındaki bir bölümünün vücudun doğal işlevleri sonucunda ya da &#39;şans eseri&#39; oluştuğunu gösterdi.
	
	
Bunun dışında ise büyük ölçüde çevresel faktörlerin etkili olduğu belirtildi.
	
	
Kanserin oluşmasındaki iç ve dış unsurları ele alan araştırmada, hastalık bilgisayarda yapılan modellemeler, nüfus verileri ve genetik araştırma gibi pek çok farklı yöntemle incelendi.
	
	
ABD&#39;nin New York kentindeki Stony Brook Kanser Merkezi&#39;nden doktorlar, vücudun doğal işlevleri sırasında oluşan aksaklıklar ile sigara, güneş ışınlarına maruz kalma gibi dış faktörleri karşılaştırdılar.
	
	
Sonuçlar, kanser riskinin yüzde 70-90 oranında dış faktörlerden kaynaklandığını gösterdi.
	
	
Stony Brook merkezinin başkanı Dr. Yusuf Hannun BBC web sitesine, &#34;Dış faktörler büyük rol oynuyor, kötü şansın arkasına sığınmak doğru değil&#34; dedi ve ekledi: &#34;Hem sigara içip hem de şanssızlıktan kanser oldum diyemezler.&#34;
	
	
Dr. Hannun, her sigarayı Rus ruletinde tabancaya sürülen bir mermiye benzeterek &#34;Kamu sağlığı için bizim görevimiz o tabancadan mümkün olduğu kadar çok mermi çıkarmak&#34; diye konuştu.
	
	
İngiliz uzmanlar da araştırmayı inandırıcı bulduklarını söylediler.
	
	
Açık Üniversite&#39;den Profesör Kevin McConway, &#34;Dış etkilere maruz kaldığı halde kanser olmayan da var, o yüzden şans her zaman bu olayın bir parçası. Ancak bu araştırma, şanssızlığın ötesine geçerek sebeplere bakmamız ve korunmamız gerektiğini gösteriyor&#34; diye konuştu.
	
	
İngiliz Kanser Araştırmaları Vakfı&#39;ndan Dr. Emma Smith de &#34;Sigara içmemek, sağlıklı bir kiloda olmak, sağlıklı beslenmek ve alkolü azaltmak kansere karşı bir garanti değilse de, kanser riskini önemli ölçüde azaltır&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 17 Dec 2015 13:12:03 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gaziye penis nakli...]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gaziye-penis-nakli-940/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/gaziye-penis-nakli-940/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A434FC-63FE4D-842307-09D47E-B7C4F2-969CD5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir yıl içinde gerçekleştirileceği açıklanan ameliyatı, ABD'nin Baltimore kentindeki Johns Hopkins Üniversitesi'den doktorlar yapacak. Ölmüş bir donörden alınacak penis, ameliyatla yeni sahibine nakledilecek. 12 saat sürmesi beklenen ameliyatın masrafının 200 bin ila 400 bin dolar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A434FC-63FE4D-842307-09D47E-B7C4F2-969CD5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir yıl içinde gerçekleştirileceği açıklanan ameliyatı, ABD'nin Baltimore kentindeki Johns Hopkins Üniversitesi'den doktorlar yapacak. Ölmüş bir donörden alınacak penis, ameliyatla yeni sahibine nakledilecek. 12 saat sürmesi beklenen ameliyatın masrafının 200 bin ila 400 bin dolar (yaklaşık 583 bin TL ila 1 milyon 165 bin TL) arasında olacağı ifade ediliyor.&nbsp;

	
CİNSEL İLİŞKİ MÜMKÜN

	
Amerikalı uzmanlar, nakil sonrası hastanın zamanla cinsel ilişkiye girebilecek duruma gelebileceğini söylüyor. ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre 2001-2013 yılları arasında Afganistan ve Irak'ta görev yapan Amerikan askerlerinden bin 367'si cinsel organlarından yaralandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 09 Dec 2015 06:28:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanseri öldüren protein bulundu]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanseri-olduren-protein-bulundu-214/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanseri-olduren-protein-bulundu-214/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_831C77-6A62DD-71A0C0-08EE89-6D9681-84E1C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Henüz sadece hayvanlar üzerinde denenen ilaçta bulunan SHP2 proteini, RAS proteinini öldürüyor. Deneylerde SHP2 proteini sayesinde tümörlerin yüzde 80 oranında küçüldüğü görüldü. HÜCRELERİN BÜYÜMESİNİ SAĞLAYAN KANSER RAS proteini normalde hücrelerin büyümesini sağlıyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_831C77-6A62DD-71A0C0-08EE89-6D9681-84E1C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Henüz sadece hayvanlar üzerinde denenen ilaçta bulunan SHP2 proteini, RAS proteinini öldürüyor. Deneylerde SHP2 proteini sayesinde tümörlerin yüzde 80 oranında küçüldüğü görüldü.

		
HÜCRELERİN BÜYÜMESİNİ SAĞLAYAN KANSER

	
RAS proteini normalde hücrelerin büyümesini sağlıyor. Ancak bu protein kontrolden çıktığında kansere yol açıyor. Ras proteininin kanserdeki rolü 30 yıldır biliniyordu. Ancak bugüne kadar yapılan araştırmalarda bu proteini devre dışı bırakacak bir yöntem geliştirilememişti. SHP2 proteininin kanserli hücreleri küçültmedeki başarısı daha da artırılırsa insanlar üzerinde denemeler başlayacak. Ancak yeni bir kanser ilacının geliştirilmesinin birkaç yıl alabileceği belirtiliyor.

	
Türk bilim adamından beyin kanseri tedavisinde çığır açacak buluş]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 04 Dec 2015 12:47:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanseri iki günde bitiriyor!]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanseri-iki-gunde-bitiriyor-398/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanseri-iki-gunde-bitiriyor-398/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B3B0E6-D4FB2C-260AD2-297CA9-E7D928-4A4517.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD&#39;nin Atlanta Üniversitesi&#39;nde iki aşama hâlinde yapılan deneyler fareler üzerinde gerçekleştirildi. Işgında bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanser hücrelerine enjekte edildi. Sadece iki gün içinde kanser hücrelerinin yarısının öldüğü görüldü. Pigmentlerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B3B0E6-D4FB2C-260AD2-297CA9-E7D928-4A4517.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD&#39;nin Atlanta Üniversitesi&#39;nde iki aşama hâlinde yapılan deneyler fareler üzerinde gerçekleştirildi. Işgında bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanser hücrelerine enjekte edildi. Sadece iki gün içinde kanser hücrelerinin yarısının öldüğü görüldü. Pigmentlerin modifiye edilmiş bir çeşidinin de tümörlerin gelişimini azalttığı belirlendi. Araştırmadan çıkan bu bulgu yeni bir kanser ilacının da habercisi. Uzmanlar ışgından yapılmış kanser ilacının birkaç yıl içinde kanser tedavisinde kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak her ne kadar deney sonuçları olumlu olsa da ışgının ilaca dönüştürülmesi için birçok yeni araştırma yapılması gerektiği belirtiliyor. Işgın hakkında bulunan keşif bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İngiliz Daily Express gazetesinde &#34;Işgın hayatınızı kurtarabilir &#34; başlığıyla yayımlanan haber dünya basınında büyük yankı buldu.&nbsp;

	
ANADOLU&#39;DA SEVİLİYOR&nbsp;

	
Kuzukulağıgiller familyasından olan ışgının Latince ismi Rheum ribes. Işgın Anadolu&#39;da ışkın, aşgın, aşkın, eşkin, eşgin, ıçgın, ıçkın, uçgun, uçkun, uşgun ve uşkun isimleriyle de biliniyor. Doğu Anadolu bölgesinde ise yayla muzu ve dağ muzu olarak da bilinen bu sebzeye yetiştiği yöreye göre Van muzu ve Hakkâri muzu gibi isimler de veriliyor. Işgın, Güneybatı Asya&#39;nın ılıman ve subtropikal bölgelerinde yetişiyor. Tozlaşması rüzgârlarla olan ve kendi cinsinin diğer türleriyle melezlenebilen ışgın tıbbi bitkiler sınıfına girdiğinden farmakolojik araştırmalarda çok sık kullanılıyor. Çiğ olarak yenen, zeytinyağlı, yumurtalı yemeği ve reçeli de yapılan ışkın oldukça farklı tariflerde kullanılıyor. Ancak Türk botanik bilimciler bilinçsiz ve uygun olmayan yöntemlerle toplanan ışgının Anadolu&#39;da yok olma tehlikesi altında olduğu uyarısını yapıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 02 Nov 2015 05:11:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kemoterapi yerine hap dönemi!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kemoterapi-yerine-hap-donemi-436/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kemoterapi-yerine-hap-donemi-436/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DCAFDC-EFEAA8-F9E6C6-407000-95B5C8-94D43B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kan kanseri türlerinden lenfomada, ağızdan alınan ve bazı lenfomaları durdurabilen akıllı ilaçların, bulantı, saç dökülmesi, kısırlık, ikincil kanser gelişimi gibi yan etkileri olan standart kemoterapinin yerini alacağı belirtildi. Lösemi, Lenfoma, Miyelom Hastaları ve Araştırma&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DCAFDC-EFEAA8-F9E6C6-407000-95B5C8-94D43B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kan kanseri türlerinden lenfomada, ağızdan alınan ve bazı lenfomaları durdurabilen akıllı ilaçların, bulantı, saç dökülmesi, kısırlık, ikincil kanser gelişimi gibi yan etkileri olan standart kemoterapinin yerini alacağı belirtildi.

	
Lösemi, Lenfoma, Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR) Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, lenf kanserinin birçok kanser türünde olduğu gibi yaklaşık 60 yıldan bu yana kemoterapi ile tedavi edildiğini, ancak bu tedavilerin pek çok önemli yan etkilerinin yanı sıra kişinin yaşam kalitesini de düşürdüğünü söyledi.

	
&#34;Akıllı ilaçlarla tümör, kronik bir hastalık haline dönüştürebiliyor&#34;

	
Prof. Dr. Özcan, özellikle lenfomanın bazı alt türlerinde etkili &nbsp;ve etken maddesi &#34;lenalidomid, idelalisib ve ibrutinib&#34; şeklindeki ilaçların hedefe yönelik tedavi ettiğini vurguladı. Özcan, bu akıllı ilaçların ağızdan alındığını ve hastaya büyük kolaylık sağladığını bildirdi.

	
Özcan, &#34;Özellikle ağızdan alınabilen ilaçlar, gelecekte kemoterapinin yerini alacak. En çok kan kanserleri olmak üzere, gelecek on yıl içinde etkisi yüksek, yan etkisi olabildiğince az ve ağızdan alınan ilaçlarla tedavi yapılabilecek&#34; diye konuştu.

	
Tedavinin ağızdan alınabilen ilaçlarla yapılması durumunda, hasta ve hasta yakınlarının hastaneye bağlı kalmadığının altını çizen Özcan, kişinin tedavisini evde yapabildiğini söyledi.&nbsp;

	
Bu ve benzeri ilaçlarla neredeyse kök hücre naklinin bile hastaneye yatırılmadan yapılmasının konuşulduğuna dikkati çeken Özcan, &#34;Damardan kullanılan ve etki gücü yüksek ilaçlar artık kullanımda. Bunlar her yıl yenilenerek etki gücü artıyor&#34; dedi.

	
Özcan, Lenfoma olmamak için yapılabilecek şeylerin başında sigarasız ve aktif bir yaşam geldiğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 06 Oct 2015 06:29:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanser hücrelerini 'tuzağa düşüren' cihaz]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanser-hucrelerini-tuzaga-dusuren-cihaz-903/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanser-hucrelerini-tuzaga-dusuren-cihaz-903/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA85AD-7A397F-631C53-3DD417-1B40DE-B2EB8A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Farelerde denenen cihazın kanserli hücrelerin yayıldığı hastalarda doktorlar için bir erken uyarı sistemi olarak kullanılabileceği belirtiliyor. Cihazın ayrıca kanserli hücrelerin vücutta yeni tümörler oluşturabilecekleri başka yerlere sıçramasını da engellediği tespit edildi.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA85AD-7A397F-631C53-3DD417-1B40DE-B2EB8A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Farelerde denenen cihazın kanserli hücrelerin yayıldığı hastalarda doktorlar için bir erken uyarı sistemi olarak kullanılabileceği belirtiliyor.
	
	
Cihazın ayrıca kanserli hücrelerin vücutta yeni tümörler oluşturabilecekleri başka yerlere sıçramasını da engellediği tespit edildi.
	
	
İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı kanserden kaynaklanan her 10 ölümün dokuzunun hastalığın vücudun farklı kesimlerine yayılmasıyla gerçekleştiğini söylüyor.
	
	
Beş milimetre kalınlığında tıpta kullanımı onaylanmış bir &#34;biyolojik malzemeden" yapılan cihaz göğüs kanserli farelerde denendi.
	
	
Deneylerde cihazın karın bölgesindeki yağın ya da derinin altına koyulmasıyla vücutta dolaşan kanserli hücreleri emdiği görüldü.
	
	
Cihaz, tümörden kopan kanser hücrelerinin hastalıkla mücadele eden bağışıklık hücreleri tarafından çekildiği doğal süreci taklit ediyor.
	
	
Bağışıklık hücreleri vücudun yabancı maddelere verdiği tepkiyi verip, cihazın üzerinde bir tür kamp kuruyor ve kanserli hücreleri kendisine çekiyor.
	
	
Yayılma hızı düştü
	
	
Uzmanlar cihazın yerleştirildiği ve yerleştirilmediği farelerdeki kanserli hücre sayısını ölçtüklerinde cihazın kanserli hücreleri yakalamasının yanı sıra vücudun diğer bölgelerindeki kanser hücresi sayısını da düşürdüğünü tespit ettiler.
	
	
	
	
	Araştırmacılar uzun süredir metastaz olarak da bilinen kanserin yayılmasını erken aşamada tespit etmenin yollarını arıyor. Ancak kan dolaşımına giren kanserli hücrelerin hem sayısı az, hem de tespiti zor.
		
		
	Çalışmanın yapıldığı Michigan Üniversitesi Biyomedikal Mühendislik Bölümü&#39;nden Lonnie Shea kısa süre sonra insanlar üzerindeki denemelere de başlanacağını söyledi.
		
		
	Shea ayrıca kanserin yayılmasının erken aşamada tespit edilmesi durumunda neler yapılabileceğini görmek için hayvanlar üzerindeki çalışmalarına devam ettiklerini belirtti.
		
		
	İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı&#39;ndan Lucy Holmes da &#34;Kanserin ilerlemesini durduran yeni yöntemlere acilen ihtiyacımız var. Bu cihaz şu ana dek sadece farelerde denendi ama alınan sonuçlar cesaret verici. Bir gün hastalarımızda kanserin durdurulmasında rol oynayabilir&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 10 Sep 2015 06:31:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kozmetikte kanser tehlikesi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kozmetikte-kanser-tehlikesi-218/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kozmetikte-kanser-tehlikesi-218/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_079F1F-8C8E70-A883C0-C52B8F-39CB81-79A66B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya&#39;da piyasadaki ürünlerin kalitesini ve güvenilirliğini test eden Stiftung Warentest kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre vazelin ve ruj gibi bazı kozmetik ürünlerinde normalin üstünde mineral yağ maddeleri bulunduğu tespit edildi. Söz konusu minarel yağların uzun vadede&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_079F1F-8C8E70-A883C0-C52B8F-39CB81-79A66B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya&#39;da piyasadaki ürünlerin kalitesini ve güvenilirliğini test eden Stiftung Warentest kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre vazelin ve ruj gibi bazı kozmetik ürünlerinde normalin üstünde mineral yağ maddeleri bulunduğu tespit edildi. Söz konusu minarel yağların uzun vadede kansere yol açabileceği belirtiliyor. Tüketicilere özellikle mineral yağlardan elde edilen aromatik hidrokarbon (MOAH) maddesi içeren dudak nemlendiricilerinden uzak durmaları önerildi.
	
	
Mineral yağdan elde edilen kozmetik ürünlerinin aslında MOAH içermemesi gerekiyor. Ancak yüz kremlerinden vücut yağlarına kadar test edilen 25 üründen tamamında bu madde tespit edildi.
	
	
Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü (bfR) mineral yağların cilde uygulanmasının insan sağlığını doğrudan tehdit etmediğini, ancak uzun süreli kullanılmaları ve ağız yoluyla alınmalarına ilişkin henüz yeterli araştırma sonuçlarının bulunmadığını açıkladı. Enstitü önlem amaçlı olarak kozmetik ürünlerin içerdiği MOAH&#39;nın asgari miktara indirilmesini öneriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 27 May 2015 08:01:25 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kansere yakalanma ihtimali 13 yıl önceden bilinecek]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-yakalanma-ihtimali-13-yil-onceden-bilinece/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-yakalanma-ihtimali-13-yil-onceden-bilinece/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A432EB-AFBF2C-9DA967-E9F788-0B7AB9-A06EAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çalışmaya göre genetik değişimler sayesinde kişilerin 13 yıl içerisinde kansere yakalanıp yakalanmayacağı anlaşılabiliyor. Kanser ortaya çıkmadan önce insan vücudunda ufak değişiklikler meydana geliyor. Telomerlerin uzunluğu, insan ömrünün uzunluğunu da ortaya koyabiliyor. Telomerlerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A432EB-AFBF2C-9DA967-E9F788-0B7AB9-A06EAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çalışmaya göre genetik değişimler sayesinde kişilerin 13 yıl içerisinde kansere yakalanıp yakalanmayacağı anlaşılabiliyor.

	
Kanser ortaya çıkmadan önce insan vücudunda ufak değişiklikler meydana geliyor. Telomerlerin uzunluğu, insan ömrünün uzunluğunu da ortaya koyabiliyor. Telomerlerin normalden kısa olması, kişinin ömrünün kısalacağının önemli bir belirteci.

	
HER ŞEY TELOMERE BAĞLI

	
Telomer, DNA&#39;yı tehlikeden koruyan bir noktada yer alıyor. İnsanlar yaşlandıkça telomerler kısalıyor. Araştırma sonucunda, aynı yaştaki insanlardan, telomerleri daha kısa olanlarda kanser, kalp hastalığı, bunama ve ölüm riskinin daha yüksek olduğu görüldü.&nbsp;

	
KORKULARI FAZLA OLANLARIN TELOMERLERİ DAHA KISA&nbsp;

	
Araştırmacılar, yaşları 42 ile 69 arasında olan 5243 kadını inceledi. Daha fazla fobisi olduğu öğrenilen kadınların daha kısa telomerlere sahip olduğu da bu çalışmadan çıkan bir diğer sonuç.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2015 11:36:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bel ağrısının sırrı çözüldü]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bel-agrisinin-sirri-cozuldu-256/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/bel-agrisinin-sirri-cozuldu-256/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_44FE15-304092-8C01DE-12BC7C-097390-CE33F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Farklı şeklin nedeninin de omurga kemikleri arasındaki diskte oluşan yara olduğu vurgulandı. Bu durumun insanoğlu evrim sürecinde dört ayak kullanmaktan iki ayak kullanmaya geçerken omurganın değişmesine yol açtığı tespit edildi. İskoçya, Kanada ve İzlandalı biliminsanlarının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_44FE15-304092-8C01DE-12BC7C-097390-CE33F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Farklı şeklin nedeninin de omurga kemikleri arasındaki diskte oluşan yara olduğu vurgulandı.
	
	
Bu durumun insanoğlu evrim sürecinde dört ayak kullanmaktan iki ayak kullanmaya geçerken omurganın değişmesine yol açtığı tespit edildi.
	
	
İskoçya, Kanada ve İzlandalı biliminsanlarının katıldığı ve BMC Evrimsel Biyoloji dergisinde yayımlanan araştırmanın doktorların kimlerin bel sorunu yaşayacağını tahmin etmesine yardımcı olabileceği kaydedildi.
	
	
Çalışma sırasında, omurga kemiklerinin şekli, dik duruş ve insanoğlunun omurgası arasındaki ilişkiyi araştırmak için şempanzelerin ve orangutanların omurgalarıyla, antik insan iskeletleri incelendi.
	
	
Aberdeen Üniversitesi&#39;nden Prof. Mark Collard atalarımızın sağlık durumu ve yaşam biçimi hakkında değerli bilgilere ulaştıklarını da vurguladı.
	
	
Collard, &#34;Bulgularımıza göre omurga diskleri sorunlu olanların omurga yapıları, sorunlu olmayanlara kıyasla en yakın maymunsu akrabamıza, şempanzelerinkine daha çok benziyor.&#34; dedi.
	
	
Schmorl düğümü
	
	
Araştırmada bu bireylerin omurga diskleri arasında Schmorl düğümü adlı küçük bir sıkışma (fıtık) ortaya çıkıyor.
	
	
Bu düğümlenmenin birden çok nedeni olabileceği söyleniyor ancak özellikle stres ve bele yüklenmeyle açıklanıyor.
	
	
Evrim süreci mükemmel olmadığından, binlerce yıllık sürece insanoğlu aynı hızla ve şekilde adapte olamıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Apr 2015 07:00:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kansere umut!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-umut-515/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-umut-515/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ABA67D-2013CA-D54FDD-774019-524748-0D7899.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İmmünolog Beatriz Carreño, araştırmanın lideri Gerald Linette ve arkadaşları daha önceden lenf düğümlerinde yayılmış kanser hücreleri bulunan ve ameliyatla tümörlerini aldıran ama kanserin tekrar ettiği 3 melanom hastası üzerinde çalıştılar. Kanser tedavisinde tümörü yok&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ABA67D-2013CA-D54FDD-774019-524748-0D7899.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İmmünolog Beatriz Carreño, araştırmanın lideri Gerald Linette ve arkadaşları daha önceden lenf düğümlerinde yayılmış kanser hücreleri bulunan ve ameliyatla tümörlerini aldıran ama kanserin tekrar ettiği 3 melanom hastası üzerinde çalıştılar.

	
Kanser tedavisinde tümörü yok etmek için vücudun bağışıklık sisteminden yararlanıldı ve küçük bir klinik çalışmada tüm tedavilerin başarısız olduğu bazı hastalarda umut verici bir başarı sağlandı. Hastalara verilen aşılar, T hücrelerinin üretimini ve etkinliğini artırdılar. Bilindiği gibi lenfositlerin bir alt kümesi olan T hücreleri bağışıklık sisteminde çok önemli bir yere sahip bulunuyor. Çünkü bu hücreler aslında öldürücü hücrelerdir ve normal olmayan belirli hücreleri hedef alıp yok ederler.

	
Bu çalışma, aşının güvenliğini test etmek için yapılmıştı. Ancak, laboratuvar lideri Dr. Gerald Linette aşılara eklenen tümör antijenlerinin bağışıklık sistemini büyük ölçüde ateşleyerek T hücrelerinin tümörleri imha etmesini sağladığını belirtti.

	
Hastalara tümörlerinin belirli mutasyonlarıyla eşleşecek şekilde tasarlanmış özel aşılar enjekte edildi. Her hasta için kendi tümörüne özel aşılar verildi. 3 ileri Melanom hastası güçlü bir bağışıklık yanıtı verdi ve en azından geçici olarak hastaların ikisinde tümörler durduruldu ve birinde ise küçültülerek tamamen yok olması sağlandı. Her iki durumda da, bu işlemden 8-9 ay sonra bile kanser büyümedi.

	
&nbsp;Ancak hastalara öncesinde diğer tedavi yöntemleri de uygulandığından bu aşıya kesin olarak inanmak şu aşamada biraz erken olabilir. Yine de, düşük toksisite ve T hücre üretimi umutları artırdı. Bu aşıların 6 yeni hasta üzerinde denenmesi FDA tarafından onaylandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 13 Apr 2015 12:40:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 yolu]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserden-korunmanin-12-yolu-796/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserden-korunmanin-12-yolu-796/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CC0203-FA5C45-BD7202-18C457-20A705-5F5159.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kanser teşhisi konması şok etkisi yaratır. Henüz tüm kanser vakalarının hemen hemen yarısı önlenebiliyor. Sigara kullanımı, tek başına her beş tümörden birinin tetikleyicisi. Zehirli sigara dumanı yalnızca akciğer kanserine değil aynı zamanda diğer birçok tümöre de neden oluyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CC0203-FA5C45-BD7202-18C457-20A705-5F5159.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kanser teşhisi konması şok etkisi yaratır. Henüz tüm kanser vakalarının hemen hemen yarısı önlenebiliyor. Sigara kullanımı, tek başına her beş tümörden birinin tetikleyicisi. Zehirli sigara dumanı yalnızca akciğer kanserine değil aynı zamanda diğer birçok tümöre de neden oluyor. Sigara kişinin olası sonuçlarını bile bile kullandığı ve en sık kansere neden olan etmen fakat tek faktör değil.

	
Kansere neden olan ikinci etken: Obezite. Peki, neden kansere yol açıyor? İnsülin seviyesinin artması hemen hemen bütün kanser türleri riskini arttırabilir özellikle böbrek, safra kesesi ve yemek borusu kanseri söz konusu olduğunda. Fazla kilolu kadınlar, yağ dokularında yüksek oranda kadınsal hormonlar üretiyor ve bu nedenle rahim veya meme kanserine yakalanma riskleri de daha yüksek oluyor
Egzersiz tümör oluşumunu önlüyor

	
Yeterince hareket etmeyen kişilerin kansere yakalanması özellikle muhtemeldir. Uzun vadeli araştırmalar egzersiz yapmanın tümörü önlediğini gösteriyor.
Sonuç olarak antrenman yapmak kilo almanızı önlerken insülin seviyesini de düşürüyor. Yüksek performans gerektiren bir spor yapmak zorunda da değilsiniz. Sadece bir yürüyüş ya da bisiklete binmek bile büyük bir fark yaratıyor.

	
Alkol, ağız boşluğu, boğaz ve yemek borusu tümörlerini teşvik ediyor. Sigara ve içki kombinasyonu özellikle tehlikeli ve kanser riskini yüz kat artırıyor. Kalp-damar sistemini desteklediğinden uzmanlara göre günde bir kadeh şarap içmek sağlıklı. Fazlası zarar.

	
Kırmızı et bağırsak kanserine sebep olabiliyor. Kesin nedeni henüz tespit edilemese de uzun vadeli araştırmalar kırmızı et tüketimi ve bağırsak kanseri arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Özellikle sığır eti tehlikeli. Fakat domuz eti de belili oranda kansere neden olabiliyor. Et tüketimi kanser riskini 1,5 kat artırırken balık eti kanseri önlüyor.

	
Eti mangalda pişirirken polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kanserojen maddeler ortaya çıkar. Hayvan deneylerinde bu kimyasal bileşiklerin kansere neden olabildiği kanıtlanmıştır. Ancak uzun vadeli çalışmalar insanlar üzerinde benzer bir etki yarattığına dair kanıtlar ortaya koyamadı. Yani muhtemelen et tüketimi kansere yol açabilir, nasıl hazırlandığı değil.

	
Sebze, meyve ve lif içeren gıdalar

	
Sebze, meyve ve lif içeren gıdalardan oluşan iyi bir beslenme kanseri önleyebilir. Araştırmacılar uzun vadeli çalışmalar yaparken sağlıklı bir diyetin kanseri engellemesinin önceden tahmin edilenden daha az bir etkiye sahip olduğunu buldu. Kansere yakalanma riskini en fazla yüzde 10 oranında düşürüyor.
Güneşten gelen ultraviyole radyasyon, genomlara nüfuz edebilir ve onları değiştirebilir. Sonuç: Cilt kanseri. Güneş kremi cildi güneş yanığından koruyor. Cilt bronzlaşmaya başladığında zaten çok fazla radyasyon emmiş oluyor.

	
X ışınları genomlara zarar veriyor. Sıradan bir röntgen filmiyle yalnızca küçük bir miktarına maruz kalınıyor. Fakat sadece gerekli olduğu zaman başvurmanız gereken bilgisayarlı tomografi ise farklı bir hikâye. Manyetik rezonans görüntüleme zararsızdır. Ama bir uçakta olduğunuzda bile kansere yol açan radyasyona maruz kaldığınızı biliyor muydunuz?

	
İnsan Papilloma Virüsü (HPV) rahim ağzı kanserine neden olabilir. Hepatit B ve C, hepatositlerin dejenere olmasına yol açabilir. Resimde midede gastrit ve ülsere neden olan &#34;helicobacter pylori" bakterisi yer alıyor. Bu bakteri mideye yerleşirse mide kanserine neden olabiliyor. Ancak tüm umutsuzluğa kapılmamalı. Bu patojenlerin çoğuna karşı aşı olunabilir ve antibiyotikler &#34;helicobacter pylori" ile mücadelede yardımcı olabilir.

	
Doğum kontrol hapı meme kanserine yakalanma riskini artırır ama aynı zamanda yumurtalık kanserine yakalanma riskini de yüksek oranda azaltır. Sonuçta hap, zararlı olduğundan çok daha yararlı. En azından kanser söz konusu olduğunda.

	
Fakat her şeyi doğru yapsanız bile kansere karşı tamamen bağışıklık kazanmış olmayabilirsiz. Tüm kanser vakalarının yarısı yanlış gen ya da sadece yaşlanmadan kaynaklanıyor. Beyin kanserinin kalıtsal olması özellikle muhtemel.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 02 Mar 2015 14:19:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Google'dan kansere karşı bileklik]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/google-dan-kansere-karsi-bileklik-921/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/google-dan-kansere-karsi-bileklik-921/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DA70E0-92D5CF-C08525-251DD0-4D9676-05CFFA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />California'da Google X laboratuvarlarında yürütülen çalışmanın henüz erken aşamada olduğu ve araştırma esnasında yapay insan derisinin kullanıldığı açıklandı. İnsan koluna en yakın bir yapay deri ve kol üretilmesinin nedeni ise, şirketin deneylerde doğruluk payını artırmak&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DA70E0-92D5CF-C08525-251DD0-4D9676-05CFFA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />California'da Google X laboratuvarlarında yürütülen çalışmanın henüz erken aşamada olduğu ve araştırma esnasında yapay insan derisinin kullanıldığı açıklandı.

	
İnsan koluna en yakın bir yapay deri ve kol üretilmesinin nedeni ise, şirketin deneylerde doğruluk payını artırmak istemesi olarak açıklandı. Erken teşhisin hayati derecede önemli olduğu kanser ve kalp krizi gibi rahatsızlıkların, Google'ın ürettiği bileklik ile erken teşhis edilecebileceği umuluyor. Çalışmayı yürüten bilim insanı Andrew Conrad, bilekliğin nanopartiküller yardımıyla vücutta hastalık taraması yapacağını ve erken teşhis imkanı sağlayabileceğini öne sürdü.

	
Google'ın nanoteknoloji içeren ve yutulduktan sonra giyilebilir bir cihaz ile birlikte çalışarak vücutta bulunan kanserli hücreleri tespit edebilen bir hap geliştirmekte olduğu da biliniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 03 Feb 2015 13:09:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fransız bilim insanları AIDS'e karşı ilaç buldular]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/fransiz-bilim-insanlari-aidse-karsi-ilac-buldular/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/fransiz-bilim-insanlari-aidse-karsi-ilac-buldular/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C5374B-213818-D2FA14-56B3A1-E2FB43-48457E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İlaç, risk grubunda bulunan kişiler üzerinde denendi. İlaç bilim dünyasında 'HIV virüsüyle mücadelede büyük bir adım' olarak nitelendiriliyor. Fransız bilim insanları ise hastalığın bulaşması riskini ciddi oranda azaltan bir buluş gerçekleştirdiklerini belirtiyorlar. HIV virüsü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C5374B-213818-D2FA14-56B3A1-E2FB43-48457E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İlaç, risk grubunda bulunan kişiler üzerinde denendi. İlaç bilim dünyasında 'HIV virüsüyle mücadelede büyük bir adım' olarak nitelendiriliyor. Fransız bilim insanları ise hastalığın bulaşması riskini ciddi oranda azaltan bir buluş gerçekleştirdiklerini belirtiyorlar. HIV virüsü ile mücadele eden kurumlar ise pre-exposure prophylaxis (PrEP) ismi verilen 'ilişki öncesi önlem' uygulamasını tavsiye ediyorlar ve bu yöntemin ABD'de başarılı olduğunu vurguluyorlar. Fransız bilim insanlarının ürettiği tabletlerin günlük olarak kullanılması durumunda virüsün önlenmesi için harcanan kaynaklarda büyük bir tasarruf yapılabilir. ABD AIDS Vakfı Basın Sözcüsü Yusuf Azad yaptığı açıklamada 'Söz konusu ilacın deneyleri, PrEP'in etkili olduğunu göstermiştir' dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 04 Nov 2014 09:20:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Kırmızı et, meme kanseri riskini artırıyor']]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-kirmizi-et-meme-kanseri-riskini-artiriyor-/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/-kirmizi-et-meme-kanseri-riskini-artiriyor-/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C1597F-1CCED7-5E03A3-7984AE-56F157-260898.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Harvard Üniversitesi uzmanları, kırmızı et yerine fasulye, bezelye, mercimek, kümes hayvanı eti, kabuklu yemiş ve balık tüketiminin genç kadınlarda kanser riskini azaltabileceğini belirtiyor. Harvard Üniversitesi&#39;ndeki araştırma kapsamında 24-43 yaşları arasındaki 89,000 kadının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C1597F-1CCED7-5E03A3-7984AE-56F157-260898.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Harvard Üniversitesi uzmanları, kırmızı et yerine fasulye, bezelye, mercimek, kümes hayvanı eti, kabuklu yemiş ve balık tüketiminin genç kadınlarda kanser riskini azaltabileceğini belirtiyor.
Harvard Üniversitesi&#39;ndeki araştırma kapsamında 24-43 yaşları arasındaki 89,000 kadının sağlık durumları incelendi. Ardından meme kanseri olan 3 bin kadının beslenme alışkanlıklarına bakıldı.Daha önce yapılan araştırmalar, çok fazla kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin bağırsak kanseri riskini artırabileceğini ortaya koymuştu.
Doktor Meryem Fervid, sonuçları İngiliz tıp dergisi British Medical Journal&#39;da yayımlanan araştırmalarıyla ilgili olarak &#34;Yüksek miktarda et tüketimi meme kanseri için bir risk faktörü olabilir&#34; dedi, ancak bu riskin &#34;küçük&#34; olduğunu söyledi.
Oxford Üniversitesi&#39;nden sağlık araştırmaları uzmanı Prof. Tim Key, bu araştırmadanın kırmızı etle meme kanseri arasında sadece &#34;zayıf bir bağlantı&#34; kurduğunu ve bunun, ikisi arasında kesin bir bağlantı olmadığına dair yaygın görüşü değiştirecek nitelikte olmadığını söyledi.
	
	
Tavsiyeler
	
	
Prof Key, &#34;Kadınlar meme kanseri riskini, sağlıklı bir kiloda kalarak, daha az alkol tüketerek, fiziksel aktivite içinde olarak azaltabilir. Ayrıca, bağırsak kanseriyle ilişkilendirilen kırmızı et yerine fasulye ve balık yemek tüketmek kötü bir fikir değil&#34; dedi.
İngiltere Sağlık Bakanlığı, günde 90 gramdan (pişirilmiş ağırlık) fazla kırmızı ve işlenmiş et tüketenlerin bunu 70 grama düşürmesi tavsiyesinde bulunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 12 Jun 2014 11:24:54 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kansere karşı yeni umut!..]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-karsi-yeni-umut/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kansere-karsi-yeni-umut/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A8F6A7-47319A-A0ED9A-AAF3E0-D6A698-AD30FC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuyla ilgili açıklama yapan proje yöneticilerinden Valeriy Fokin, bunun, sağlıklı hücreleri etkilemeden hasta hücreleri bastıran seçici tedavinin başarısı olduğunu söyledi. Her şeyin, kanser hücreleri rolünü beyaz kan hücreler lökositlerin oynadığı kötü huylu kan hastalıklarına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A8F6A7-47319A-A0ED9A-AAF3E0-D6A698-AD30FC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuyla ilgili açıklama yapan proje yöneticilerinden Valeriy Fokin, bunun, sağlıklı hücreleri etkilemeden hasta hücreleri bastıran seçici tedavinin başarısı olduğunu söyledi. Her şeyin, kanser hücreleri rolünü beyaz kan hücreler lökositlerin oynadığı kötü huylu kan hastalıklarına yönelik çalışmalarla başladığını ifaden eden uzman, bilim adamlarının lökositlerdeki B-hücrelerinin kendi &#34;reseptörlerine" sahip olduğunu ve B-hücrelerinin bu &#34;reseptörler" sayesinde bazı polisakkarit türlerini görerek yuttuğunu tespit ettiğini belirtti.
Tıp uzmanlarının söz konusu ilacı, büyük polisakkarit molekülüne &#34;yerleştirmeye" çalıştığını ve görünüşe göre bunu başardığını anlatan Fokin, lökosit ve ilaç hücresi arasındaki boyut farkının elma ile kum tanesi gibi olduğunu söyledi.
Bilim adamları, geleceğin kanser ilacının etki mekanizmasını şöyle anlatıyor: &#34;Lökosit yuvarı yutuyor, içinde lipozom parçalanıyor ve içinden ilaç çıkıyor".
Söz konusu tedavinin, modern kemoterapiden çok daha insancıl olacak. Yeni ilaç, gelecek yıldan itibaren gönüllü hastalar üzerinde denenecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 02 Jun 2014 10:26:22 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cilt kanserinde Genetik mutasyon riski]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cilt-kanserinde-genetik-mutasyon-riski/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/cilt-kanserinde-genetik-mutasyon-riski/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F57BCC-C777E0-CFB884-88CB23-D2B3DB-F3D496.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir İngiliz araştırma ekibi yeni belirlenen bir gen mutasyonunun, bazı durumlarda cilt kanserinin bir türü olan melanoma neden olduğunu söylüyor. Nature Genetics dergisinde yayınladıkları yazıya göre bu keşif yeni tarama yöntemlerinin önünü açacak. Melanom riski güneşe maruz kalma,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F57BCC-C777E0-CFB884-88CB23-D2B3DB-F3D496.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir İngiliz araştırma ekibi yeni belirlenen bir gen mutasyonunun, bazı durumlarda cilt kanserinin bir türü olan melanoma neden olduğunu söylüyor.

Nature Genetics dergisinde yayınladıkları yazıya göre bu keşif yeni tarama yöntemlerinin önünü açacak.
Melanom riski güneşe maruz kalma, cilt tipi ve genetik miras gibi çeşitli faktörlere bağlı.
Melanomun genetik kökeni
İngiltere&#39;de her yıl yaklaşık 12 bin kişiye melanom tanısı konuluyor.
Melanom olan yaklaşık her 20 kişiden birinde hastalığın köklü bir aile geçmişi var.
İngiltere&#39;nin Hinxton kentindeki Wellcome Trust Sanger Enstitüsü liderliğindeki bir ekip, belirli gen mutasyonları olan insanların son derece yüksek melanom riski altında olduğunu buldu.
Mutasyonlar, kromozomları hasara karşı koruyan POT1 genini devreden çıkarıyor.
Wellcome Trust Sanger Enstitüsü&#39;nden Dr David Adams keşfin bir ailede kimin risk altında olduğunu ve kimin cilt kanseri için taranması gerektiğini bulmanın önünü açacağını söyledi.
Adams &#34;Bu gendeki mutasyonlar sonucunda kromozomların ucunun zarar görmesine yol açıyor; genel olarak kromozomdaki hasarlar da kanser oluşumuna yol açıyor.&#34;
Mutasyonlar ve kanser
Mutasyonların bir kısmının melanom riskini artırdığı tespit edildi, fakat diğerleri bilinmiyor.
Leeds Kanser ve Patoloji Enstitüsü Müdürü Prof Tim Bishop bulgular sayesinde bazı ailelerde melanomun neden yüksek oranda olduğu konusunda bilginin arttığını söyledi.
Ekip bu ailelerde lösemi gibi kanserlerin de yaygın olduğunu buldu.
Bu da genin sadece melanom değil diğer kanserlerin de altında yatan olabileceğini düşündürüyor.
Cancer Research UK&#39;den Dr Safia Danovi &#34;Bu, cilt kanserinin en tehlikeli formu olan melanomda güçlü bir aile tarihi olan kişiler için ileriye doğru bir adım&#34; diyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 20 Apr 2014 19:48:44 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanserli hücreler el sanatlarına ilham oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserli-hucreler-el-sanatlarina-ilham-oldu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kanserli-hucreler-el-sanatlarina-ilham-oldu/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1A7936-1FB1CB-320129-CFF74E-F0C94B-B0B625.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Geleneksel Türk el sanatları bölümünde öğretim üyeliği yapan Okca, hastalığının tedavi sürecinde çeşitli tümör hücrelerinin mikroskop altındaki görüntülerinden esinlenerek ilgi çekici eserler üretti. Okca, bu şekilde oluşturduğu 23 eser ile tül dokuma örneklerinden oluşan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1A7936-1FB1CB-320129-CFF74E-F0C94B-B0B625.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Geleneksel Türk el sanatları bölümünde öğretim üyeliği yapan Okca, hastalığının tedavi sürecinde çeşitli tümör hücrelerinin mikroskop altındaki görüntülerinden esinlenerek ilgi çekici eserler üretti.
Okca, bu şekilde oluşturduğu 23 eser ile tül dokuma örneklerinden oluşan 16 parçayı, Kanser Haftası etkinlikleri kapsamında, &#34;Renkler ve Umutlar&#34; adıyla hastanede açtığı sergiyle izlenime sundu.
Kanserle mücadelesi halen devam eden Okca, sergi açılışında yaptığı konuşmada, kendisi gibi bu hastalıkla mücadele edenlere örnek olarak, &#39;pes edilmemesi gerektiği ve erken teşhisin hayat kurtardığı&#34; mesajını vermek istediğini ifade etti.
Sergiyle tüm kanser hastalarına umut vermek istediğini dile getiren Okca, &#34;Tedavi sürecimde çeşitli tümörlerin mikroskop altındaki görüntülerinden esinlenerek ilgi çekici ve anlamlı eserler ürettim. Tümör hücresinden yola çıkarak yaptığım 23 eserle geleneksel dokumalar arasında önemli bir yeri olan tül dokuma örneklerinden esinlenerek ürettiğim 16 eseri sergilemeye başladık&#34; dedi.
PAÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Yaren de Kanser Haftası&#39;nı ilk kez sanat dolu bir sergiyle kutlamaya başladıklarını ifade ederek, amaçlarının toplumu kanser konusunda bilinçlendirmek olduğunu belirtti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 20 Apr 2014 19:45:36 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akciğer kanserinden kurtulma oranı 'oldukça düşük']]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/akciger-kanserinden-kurtulma-orani-oldukca-dusuk-/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/akciger-kanserinden-kurtulma-orani-oldukca-dusuk-/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3F8FFA-B35DA1-9CD2F4-DBF824-84CF32-5FF528.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rapora göre göğüs ve prostat kanseri hastalarının yüzde sekseni beş yıla kadar yaşayabiliyor. Akciğer kanseri hastalarının ancak yüzde onu beş yıla kadar yaşayabiliyor. Macmillan örgütü, erken teşhis yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.Ayrıca akciğer kanserinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3F8FFA-B35DA1-9CD2F4-DBF824-84CF32-5FF528.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rapora göre göğüs ve prostat kanseri hastalarının yüzde sekseni beş yıla kadar yaşayabiliyor. Akciğer kanseri hastalarının ancak yüzde onu beş yıla kadar yaşayabiliyor.

Macmillan örgütü, erken teşhis yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.Ayrıca akciğer kanserinden kurtulanların, başka bir kansere yakalanma riskinin, diğer kanser hastalarından on kat fazla olduğu belirtiliyor.
Rapor, İngiliz Ulusal Sağlık Hizmetleri&#39;nin (NHS) İngiltere&#39;de yaşayan kanser hastalarına dair analizleri incelenerek yazılmış.
2004 - 2011 yılları arasında kanser teşhisi konulan yaklaşık 85 bin hastanın analizi, rapor için incelenmiş. Araştırmada yalnızca göğüs, prostat, akciğer ve beyin kanseri hastalarına bakılmış.
Araştırmaya göre göğüs kanseri olan her 5 kadından biri ve prostat kanseri olan her 4 erkekten biri, teşhisten itibaren en az 7 yıl sağlıklı bir şekilde yaşıyor.
Ancak akciğer kanseri veya en yaygın beyin kanseri türüne yakalanan hastalarda ise bu oran yüzde bire kadar düşüyor.
Raporda her 5 akciğer kanseri hastasından birinin teşhis konulmasından itibaren 1 ay içinde, yüzde yetmiş üçünün ise 1 sene içinde öldüğü ifade ediliyor.
Sigara, akciğer kanserine yol açan en önemli etken olarak gösteriliyor. Akciğer kanserine sigara içenlerde daha sık rastlandığı belirtiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 20 Apr 2014 19:25:38 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Testler, prostat kanserini teşhiste yetersiz kalıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/testler-prostat-kanserini-teshiste-yetersiz-kaliyo/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/testler-prostat-kanserini-teshiste-yetersiz-kaliyo/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C85401-57D9E8-5DA7C8-B07FA4-F7523D-720EE6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Krallık&#39;ta yapılan araştırmada, 847 prostat kanserine, hastalığın seyrini teşhis etmek üzere yapılan mevcut testler uygulandı. Testler sonucu, hastalardan 415&#39;inin, yavaş büyüyen tümör türüne sahip olduğu saptandı. Ancak zamanla bu hastalardan 209&#39;unun hastalığının,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C85401-57D9E8-5DA7C8-B07FA4-F7523D-720EE6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik
 Krallık&#39;ta yapılan araştırmada, 847 prostat kanserine, hastalığın 
seyrini teşhis etmek üzere yapılan mevcut testler uygulandı.
Testler
 sonucu, hastalardan 415&#39;inin, yavaş büyüyen tümör türüne sahip olduğu 
saptandı. Ancak zamanla bu hastalardan 209&#39;unun hastalığının, testin 
söylediğinden çok daha hızlı ilerlediği ortaya çıktı. Yani testler, 
hastaların yarısında hastalığın seyrini doğru tahmin edemedi.
Bilim insanları bu nedenle, prostat kanserini daha iyi teşhis eden testlere ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Araştırma, tedavi yöntemi için önemli
Prostat
 kanseri, Birleşik Krallık&#39;ta erkekler arasında en sık görülen kanser 
türü. Her yıl 41 bin 700 kişiye prostat kanseri teşhisi konulurken, 10 
bin 800 kişi bu kanserden ölüyor.
Son
 araştırmada, Cambridge Üniversitesi&#39;nden bilim insanları, prostat 
kanseri hastalarını ameliyat olmadan önce ve sonra kontrol etti.
Araştırmayı
 yürüten cerrah Greg Shaw, hali hazırda uygulanan testlerde &#34;sürpriz&#34; 
oranda hastanın kanserinin tam olarak teşhis edilemediğinin ortaya 
çıktığını aktarıyor.
Bilim
 insanları bu nedenle, teşhis için kullanılan yöntemlerin geliştirilmesi
 ve mevcut prostat biyopsileri yerine, daha çok hücreyi inceleyen 
testlerin yapılması gerektiğini söylüyor.
Birleşik
 Krallık Prostat Kanseri Araştırma Direktörü Dr. Iain Frame de, 
hastalıkla ilgili en büyük sıkıntının, yetersiz teşhis olduğuna dikkat 
çekiyor. Hastalığın evresinin tam olarak saptanamamasının, doktor ve 
hastaları doğru tedavi yönetimini seçme konusunda da yanılttığına dikkat
 çekiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 18 Apr 2014 16:11:36 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karanlıkta uyu kanserden korun]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/karanlikta-uyu-kanserden-korun/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/karanlikta-uyu-kanserden-korun/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9B3D4F-426AFC-8A4A3A-C9CFF4-92622C-ACD1DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bahçeci, vücudun uyku sırasında kendisi için yararlı çalışmalar yapmaya devam ettiğini, güneş batıp hava kararınca beyin ortasında bulunan bezelye büyüklüğündeki pineal bezinin melatonin hormonunu salgılamaya başladığını anlattı. Uyku sırasında beynin hipotalamus bölgesinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9B3D4F-426AFC-8A4A3A-C9CFF4-92622C-ACD1DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bahçeci,
 vücudun uyku sırasında kendisi için yararlı çalışmalar yapmaya devam 
ettiğini, güneş batıp hava kararınca beyin ortasında bulunan bezelye 
büyüklüğündeki pineal bezinin melatonin hormonunu salgılamaya 
başladığını anlattı.
Uyku
 sırasında beynin hipotalamus bölgesinden gece salgılandığı için 
&#34;Drakula hormonu&#34; denilen melatoninin yeterli salgılanmasının karanlıkta
 uyumayla mümkün olduğunu, bunun parlak ışık altındaki uyku sırasında 
yeterli salgılanmadığını belirten Bahçeci, şunları kaydetti:
&#34;Uyku
 sırasında beynin beynin hipotalamus bölgesinden salgılanan melatonin 
hormonu ancak karanlıkta salgılanabiliyor. Bu hormon, kanser ve diyabete
 karşı koruyucu etkiye sahip. Gece çalışıp gündüz uyuyanlarda kanser 
oranları daha yüksek. Sabahları dinç uyunmak ve bağışıklık sisteminizi 
güçlendirmek istiyorsanız karanlıkta uyuyun. Melatoninin salgılanmasını 
sadece gün ışığı değil, yapay ev içi aydınlatma ve özellikle mavi ışık 
da engelliyor.


Bu
 hormon kişinin dinç kalmasını sağlıyor. Diyabet ve kanser dahil pek çok
 hastalığa karşı olumlu etkileri olduğu gösterilmiş. Gece mesaisinde 
çalışan insanlar incelendiğinde gündüz çalışanlara göre kanser görülme 
oranı daha yüksek olduğu saptanmış. Kişi devamlı gece çalışıyorsa ve 
gündüz de loş ya da karanlık ortamda uyumuyorsa melatonin düşük 
salgılandığı için koruyucu etkisi de ortadan kalkmış oluyor. Bu birçok 
hastalığa ve olumsuz sonuçlara yol açıyor.&#34;
Bahçeci, üzüm, zeytinyağı ve muzun melatonin açısından zengin yiyecekler olduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 08 Apr 2014 22:56:44 +0400]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kokuyla kanser teşhisi]]></title>
<link><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kokuyla-kanser-teshisi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://mail.birlesikbasin.com/haber/kokuyla-kanser-teshisi/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9E22D6-42A29F-C719B0-72726E-673F11-2CF570.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD'li araştırmacılar, koku alan bir makinenin meme kanserini teşhis etmekte röntgen kadar başarılı olduğu saptandı. Her hastalığın bir kokusu olduğunu belirten araştırmacılar makineyi, diğer kanser türlerini de tespit edebilecek şekilde geliştirmeye çalışıyor. Bunun için koku&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9E22D6-42A29F-C719B0-72726E-673F11-2CF570.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD'li araştırmacılar, koku alan bir makinenin meme kanserini teşhis etmekte röntgen kadar başarılı olduğu saptandı.
Her
 hastalığın bir kokusu olduğunu belirten araştırmacılar makineyi, diğer 
kanser türlerini de tespit edebilecek şekilde geliştirmeye çalışıyor. 
Bunun için koku alma duyusu oldukça gelişmiş olan köpeklerden 
faydalanılıyor.
Halihazırda
 yürütülen çalışma yumurtalık kanseri için. Köpekler yumurtalık 
kanserinin kokusunu tam olarak belirlediklerinde veri makineye 
eklenecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 23 Mar 2014 19:12:46 +0400]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>