<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/modules/blog/atom.php?cid=57" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-57</id>
<title type="text">Birleşik Basın</title>
<link href="https://birlesikbasin.com" />
<generator>Birleşik Basın</generator>
<updated>2026-04-06T15:37:46+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Yalçın Küçük hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yalcin-kucuk-hayatini-kaybetti-2524/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yalcin-kucuk-hayatini-kaybetti-2524/</id>
<published><![CDATA[2026-04-06T15:37:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-06T15:37:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6BFB94-7CF9C8-E583C3-5CCFB9-BD95D2-A3F034.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Araştırmacı, yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük, bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle 87 yaşında hayatını kaybetti.</p><p></p><p>Küçük'ün bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü öğrenildi.</p><p></p><p><b>Yalçın Küçük kimdir?</b></p><p></p><p>Yalçın Küçük 1938 yılında İskenderun'da doğdu. Prof. Dr. Yalçın Küçük, İskenderun'a Halep'ten gelip yerleşmiş bir ailenin çocuğudur. Baba tarafından Türkmen, anne tarafından ise Kafkasyalı bir aileye mensuptur.</p><p></p><p>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki öğrencilik hayatı boyunca, Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi olan Fikir Kulübü Başkanlığı'nı yaptı. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1960 senesinde birincilikle bitiren Küçük, 27 Mayıs ihtilalinde, büyük öğrenci eylemlerinin başında yer aldı.</p><p></p><p>60 ihtilalinden sonra Devlet Planlama Teşkilatı'na girdi. Burada bir süre çalıştıktan sonra ABD'ye giderek Yale'de lisans eğitimi aldı. 1966'da ODTÜ'de çalışmaya başladı. 1968-70 yılları arasında Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırdı. Bu kitaptan dolayı sekiz yıla mahkum edildi. 1970'lerde, İşçi Partisi'nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı.</p><p></p><p>1973 yılı sonlarında askere alındı. Kıbrıs Barış Harekatı'na katıldı. 12 Eylül 1980'den sonra ise 1402'liklerden biri olarak üniversiteden uzaklaştırıldı.</p><p></p><p>1983'te Sultanahmet Cezaevi'ne girdi. 1993'te Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasını öne sürerek Paris'e gitti. Çeşitli sol dergiler çıkarttı.</p><p></p><p>Türkiye'ye 1998'de döndü ve iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000'de tahliye oldu. Son dönemde özellikle Sabetayistler'le ilgili yaptığı çalışmalarla adından sözettirdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Ezildim ama öfke duymuyorum"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ezildim-ama-ofke-duymuyorum-1873/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ezildim-ama-ofke-duymuyorum-1873/</id>
<published><![CDATA[2026-03-12T08:11:32+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-12T08:11:32+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D4F7D7-E7B2A5-E24C5B-F44809-D05E70-7639E3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yetmiş üç yaşındaki Pelicot, kocasının suçlarının boyutunu anladığı anı şöyle anlatıyor:</p><p></p><p>"İçimde bir şey patladı. Bir tsunami gibiydi."</p><p></p><p>"Hayata Bir İlahi" adlı kitabının yayınlanması öncesi verdiği kapsamlı bir röportajda, üç çocuğuna babaları hakkında haberi telefonla iletmenin hayatının en zor deneyimi olduğunu anlatıyor.</p><p></p><p>Ayrıca, 20 yıllık hapis cezasını çeken eski kocasına hâlâ sormak istediği cevaplanmamış soruları olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Polisin yıllardır tecavüze uğradığını kendisine açıkladığı anı "Cehenneme düşüş" olarak adlandırdı.</p><p></p><p>Polis, bu haberi aldıktan sonra yalnız kalmaması konusunda onu uyarmıştı.</p><p></p><p>Sersemlemiş bir halde eve gitti ve bir arkadaşını aradı ve şunları söyledi:</p><p></p><p>"Ona dedim ki: 'Dominique gözaltında çünkü bana tecavüz etmiş ve tecavüz ettirmiş.</p><p></p><p>"İşte o zaman tecavüz kelimesini kullandım. Beş saatlik sorgulamadan sonra Bay Pelicot'un suçunu kelimelere dökebildim."</p><p></p><p>Üç yetişkin çocuğu, David, Caroline ve Florian da babalarının ne yaptığını öğrenmek zorunda kaldı.</p><p></p><p>Pelicot, "Çocuklarım için bunun son derece zor olacağının farkındaydım" diye anlatıyor.</p><p></p><p>Bugün o üç telefon görüşmesini yapmanın hayatında yaptığı en zor şey olduğuna söylüyor.</p><p></p><p>Kızı Caroline'ın tepkisini, "Çığlığını duydum. Neredeyse insanlık dışıydı o çığlık" diye hatırlıyor.</p><p></p><p>En büyük oğlu David'in şoke olduğunu ve en küçük oğlu Florian'ın ise hemen nasıl olduğunu sorduğunu hatırlıyor.</p><p></p><p>"Yalnız olduğumu ve aptalca bir şey yapabileceğimi anladılar. Onlar için de bu bir patlama gibiydi" diyor.</p><p></p><p>Çocukları ertesi gün onunla birlikte olmak için yaşadığı yer olan Mazan'a geldiler.</p><p></p><p>Çocukları, babalarının varlığını silmek amacıyla, mobilyalardan fotoğraf albümlerine kadar, ilgili her şeyi yok etti ve sokağa attı.</p><p></p><p>Anneleri ise kenarda durup izledi.</p><p></p><p>"Hayatımın mahvolduğunu, çocuklarımdan başka hiçbir şeyim kalmadığını kendi kendime söyledim" diye hatırlıyor o günü.</p><p></p><p>Gisele Pelicot özellikle kızı Caroline'ın yaşadığı büyük zorluğa işaret ediyor.</p><p></p><p>Caroline'in iç çamaşırlarıyla uyurken çekilmiş fotoğrafları babasının dizüstü bilgisayarından, tecavüz videolarıyla birlikte çıkmıştı.</p><p></p><p>Anne, kızının "sürekli bir azaba" mahkum edildiğini söylüyor.</p><p></p><p>Eski eşinin "Kızına attığı ensest bakışı tamamen dayanılmaz buldum" diyor.</p><p></p><p>Pelicot'un eski kocası kızına ait fotoğraflar için çelişkili açıklamalar yaptı.</p><p></p><p>Kızı Caroline de uyuşturucu verilip annesi gibi tecavüze uğradığına inanıyor. Baba ek kanıt eksikliği nedeniyle bu bağlamda yargılanmadı.</p><p></p><p>Dava süresince anne ve kız arasındaki ilişkiler de gerildi.</p><p></p><p>Caroline "unutulmuş bir kurban" gibi hissettiğini savundu. Dava öncesinde ve sonrasında çeşitli zamanlarda Gisele Pelicot'un çocuklarından bazılarıyla iletişimi koptu.</p><p></p><p>"Caroline'a zaman tanımak gerekti. Çünkü nefret ve öfkeyle doluydu. Bunlar benim sahip olmadığım duygular" diyor.</p><p></p><p>"Ne nefretim ne de öfkem var. Bay Pelicot tarafından ihanete uğradığımı ve öfke hissettim. Ama ben böyleyim işte."</p><p></p><p>Pelicot, bugünse kızıyla ilişkilerini onarmaya çalıştıklarını söylüyor anlatıyor:</p><p></p><p>"Her birimizin kendi yolunu bulması için zamana ihtiyacı vardı. Bugün birbirimize huzur getirmeye çalışıyoruz ve umarım iyileşme yolunda doğru yoldayız."</p><p></p><p>BBC röportajı sırasında Pelicot'un yakınında uzun boylu ve gözlüklü Jean-Loup isimli erkek arkadaşı dikkatlice onu izledi.</p><p></p><p>İkili 2023 yılında Île de Ré'de tanışmıştı.</p><p></p><p>Pelicot, "İkimizin de beklemedi bir anda, ergenler gibi birbirimize aşık olduk" diye anlatıyor.</p><p></p><p>"Şansımız yaver gitti" diyor.</p><p></p><p>O zamandan beri birlikteler.</p><p></p><p>"Hayat, benimle aynı değerlere, aynı prensiplere sahip ve hayatında birçok zorluğa göğüs germiş bir adamı yoluma çıkardı" diye anlatıyor.</p><p></p><p>"Yani görüyorsunuz," diye devam ediyor, başını yana eğerek, "hayat her zaman güzel sürprizler barındırır" diyor.</p><p></p><p>Pelicot'a "ölü" görünen bir kadının görüntülerinin gösterilmesinin üzerinden neredeyse altı yıl geçti.</p><p></p><p>Eski kocasının onu yıllarca istismara neden maruz bıraktığı halen büyük bir soru işareti.</p><p></p><p>Dominique Pelicot mahkeme ifadesinde, "Kırılmaz görünen bir kadına boyun eğdirmek" istediğini itiraf etti.</p><p></p><p>Pelicot, kızları Caroline'e ne yapmış olabileceğini ve bağlantılı olduğu cinayet davasını sormak için eski eşini hapishanede ziyaret etmeyi planladığını söylüyor.</p><p></p><p>"Cevaplar almak için onunla görüşmem gerekiyor. Bunu başarabilecek miyim bilmiyorum ama gözlerinin içine doğrudan bakmam gerekiyor."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Macar yazar Laszlo Krasznahorkai'nin oldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-macar-yazar-laszlo-krasznahorkainin-oldu-2249/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-macar-yazar-laszlo-krasznahorkainin-oldu-2249/</id>
<published><![CDATA[2025-10-09T14:10:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-09T14:10:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9BD227-89DD43-99AF95-85A311-3A0DF6-032708.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>71 yaşındaki Krasznahorkai'nin "Savaş ve Savaş", "Şeytan Tangosu", "Direnişin Melankolisi" gibi Türkçeye çevirilen kitapları bulunuyor.</p><p></p><p>Yapılan duyuruda ödülün Krasznahorkai'ye "apokaliptik terörün ortasında sanatın gücünü yeniden teyit eden, etkileyici ve vizyoner eserleri" nedeniyle verildiği söylendi.</p><p></p><p>Krasznahorkai, 2015 Man Booker Uluslararası Ödülü ve 2013'te dünyanın sonunu anlatan postmodern romanı Şeytan Tangosu ile En İyi Çeviri Roman Ödülü dahil olmak üzere birçok edebiyat ödülü kazandı.</p><p></p><p>Krasznahorkai, Imre Kertesz'in ardından bu ödülü kazanan ikinci Macar yazar oldu.</p><p></p><p>Geçen yıl Güney Koreli Han Kang ödüle layık görülmüş ve bu ödülü alan ilk Asyalı kadın olma unvanını almıştı.</p><p></p><p>Nobel Edebiyat Ödülüne şu ana kadar layık görülen 121 kişinin sadece 18'i kadın ve Asya ve Ortadoğu dillerinde yazanların sayısı da çok düşük. Afrika dillerine ise henüz hiç ödül verilmedi.</p><p></p><p>Türk romancı Orhan Pamuk da 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel ödüllü yazar Llosa hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-odullu-yazar-llosa-hayatini-kaybetti-2296/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-odullu-yazar-llosa-hayatini-kaybetti-2296/</id>
<published><![CDATA[2025-04-14T08:49:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-14T08:49:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C96CF4-E5EBD6-B42138-15FE44-77A59D-E99BE0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yazarın oğlu Alvaro Vargas Llosa, X sosyal medya platformunda yaptığı açıklamada, babasının Lima'daki evinde hayatını kaybettiğini belirtti.</p><p></p><p>Vargas Llosa, babasının ölümüne ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p><p></p><p>"Bu kayıp, ailesini, arkadaşlarını ve dünya çapındaki okuyucularını derinden etkileyecektir. Ancak, onun uzun, çok yönlü ve verimli bir yaşam sürdüğünü ve geride onu yaşatacak bir eser bıraktığını bilmenin tesellisini bulmalarını umuyoruz. Önümüzdeki saatler ve günlerde, onun talimatlarına uygun hareket edeceğiz. Herhangi bir kamuya açık tören düzenlenmeyecek."</p><p></p><p>Llosa, yazarın isteği doğrultusunda babasının naaşının yakılacağını duyurdu.</p><p></p><p><b>Vargas Llosa kimdir?</b></p><p></p><p>Perulu yazar, gazeteci ve siyasetçi Mario Vargas Llosa, 20. yüzyıl Latin Amerika edebiyatının en önemli figürlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p><p></p><p>1936 yılında Peru'nun Arequipa kentinde doğan ve gerçek adı Jorge Mario Pedro Vargas Llosa olan yazar, 2010 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.</p><p></p><p>Latin Amerika'da özellikle 1960'larda başlayan "Latin Amerika Boom" hareketinin önemli temsilcilerinden olan Vargas Llosa, romanlarında genellikle Peru'nun politik, sosyal ve kültürel yapısını işledi.</p><p></p><p>Vargas Llosa'nın eserleri sadece Latin Amerika'da değil, tüm dünyada çok sayıda dile çevrildi ve İspanyolca yazmasına rağmen Avrupa'daki entelektüel çevrelerde de büyük bir etki oluşturdu.</p><p></p><p>Yazarın öne çıkan eserleri arasında Kent ve Köpekler (La Ciudad y los perros), Yeşil Ev (La casa verde), Kıyamet Savaşı (La guerra del fin del mundo), Yaramaz Kızın Öyküsü (Travesuras de la niña) ve Kelt Rüyası (El sueño del celta) yer alıyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kırgız yazar Aytmatov doğumunun 96'ncı yılında anıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kirgiz-yazar-aytmatov-dogumunun-96nci-yilinda-anildi-4719/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kirgiz-yazar-aytmatov-dogumunun-96nci-yilinda-anildi-4719/</id>
<published><![CDATA[2024-12-12T08:57:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-12-12T08:57:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6DBAF1-59D4AC-25F8E7-1B1FCD-ABAF17-76D719.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yazar Aytmatov'u anmak için başkent Bişkek yakınlarındaki mezarlığa gelen ailesi ve sevenleri kabrine çiçek bırakıp dua etti.</p><p></p><p>Aytmatov, Kırgızistan'ın Talas bölgesinin Şeker köyünde 12 Aralık 1928'de dünyaya gelmişti.</p><p></p><p>Bir Rus televizyon kanalının belgesel çekimleri için gittiği Tataristan'ın başkenti Kazan'da rahatsızlanan Aytmatov, tedavi için götürüldüğü Almanya'da 10 Haziran 2008'de vefat etmişti.</p><p></p><p>Aytmatov, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Ata-Beyit Ulusal Tarih ve Anıt Kompleksi'nde babası Toleykul Aytmatov'un mezarı yanında toprağa verilmişti.</p><p></p><p>Türkiye, Aytmatov'u 1970'te kaleme aldığı "Selvi Boylum Al Yazmalım" adlı romanıyla tanımıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Samantha Harvey Booker edebiyat ödülünü kazandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/samantha-harvey-booker-edebiyat-odulunu-kazandi-3148/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/samantha-harvey-booker-edebiyat-odulunu-kazandi-3148/</id>
<published><![CDATA[2024-11-13T11:24:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-13T11:24:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_76411B-02B659-1F9A58-4BAD92-6945F7-A5AB03.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Booker Ödülü elli yılı aşkın süredir kurgu türünde yazılan eserler için tanınma, ödül ve okuyucu kitlesi oluşturmakla beraber dünyanın herhangi yerinden İngilizce olarak yazılan ve Birleşik Krallık ve/veya İrlanda'da yayınlanan kurgu eserleri için dünyanın en önemli ödüllerinden biridir. İngiltere'nin başkenti Londra'daki Old Billingsgate'te düzenlenen ödül törenine Sara Collins veNitin Sawhney de katıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cezayir'in Kara On Yılı'nı konu alan "Huris" Goncourt Ödülü'nü kazandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cezayirin-kara-on-yilini-konu-alan-huris-goncourt-odulunu-kazandi-3279/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cezayirin-kara-on-yilini-konu-alan-huris-goncourt-odulunu-kazandi-3279/</id>
<published><![CDATA[2024-11-08T15:52:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-08T15:52:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_469FD3-B06D49-6DAC24-AD0169-DFB44E-4B18F7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaralar bazen iyileşmiş gibi görünür, ancak daha sonra tekrar açılır. Fransa'da yaşayan Cezayirli yazar Kamel Daoud, yakın zamanda Fransa'nın en saygın edebiyat ödülünü kazanan Huriler adlı romanında bu tür yaralara bir yüz vermeyi başarıyor .</p><p></p><p>Goncourt Ödülü'ne layık görülen roman, bedenin çektiği acıyı, henüz iyileşmemiş bir travma nedeniyle sessizliğe yemin etmiş bir toplumun acısıyla iç içe geçiriyor.</p><p></p><p>Huriler (Bakireler anlamına gelir) 1992-2002 yılları arasında, ordunun İslamcılarla savaştığı Kara On Yıl olarak bilinen Cezayir iç savaşını ele alır. 200.000'e kadar insan öldürülmüş ve aileler parçalanmıştır. Kitabın ana karakteri, İslamcıların onu öldürmeye çalıştığı yerden boynunda büyük bir yara izi taşıyan Aube adında 26 yaşında bir kadındır.</p><p></p><p>Kişisel bir hikayeden daha fazlası olan bu eser, Cezayir'in kolektif sessizliğin derinliklerine gömülmüş parçalanmış kimliğini yansıtan bir ayna görevi görüyor. Kara On Yıl, Cezayirlilerin ruhlarına kazınmış durumda, ancak onlar bundan bahsedemiyor: 2005'ten kalma bir yasa, "ulusal trajedinin yaralarını araçsallaştırmayı" hapisle cezalandırılabilecek bir suç haline getiriyor.</p><p></p><p>İyileşmeyi reddetmek</p><p>Aube'nin boynundaki derin yara bir gülümseme şeklindedir ve iyileşmeyi reddeder, tıpkı Cezayir'in geçmişindeki yaralar gibi. Hamile olan Aube, bir tüp aracılığıyla konuşur ve hikayesini doğmamış bebeğine anlatır. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak yaralanmış olan Aube, kendisine yabancı hissettiren ve varoluşunu yeniden şekillendiren bir yarayla meydan okuyan bir bedene hapsolmuştur. Bu yine Cezayir'e paralellik gösterir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Senarist Binnur Karaevli'nin İlk Romanı  "Miras"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/senarist-binnur-karaevlinin-ilk-romani-miras-620/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/senarist-binnur-karaevlinin-ilk-romani-miras-620/</id>
<published><![CDATA[2022-08-18T10:49:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2022-08-18T10:49:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1B5B81-28D10D-E1681A-23E832-A2A4A0-81C151.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Miras; İstanbul’da yaşayan genç bir müzisyenin kendini, geçmişini ve yeteneklerini keşfetme yolculuğunu anlatıyor.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>İstanbullu zengin bir ailenin oğlu ve meşhur bir iş adamının torunu olan Kerim’in Lise son sınıfta varlığından haberdar olduğu dedesinden kalan miras ile hayatı alt üst olur. Kerim’in biyolojik dedesi 1970’lerin meşhur Anadolu Rock Star'ı Engin Ersoy, 1980 darbesinde yurt dışına kaçmış ve şarkılarının tüm haklarını tek torunu olan Kerim’e miras bırakmıştır. Hikâyede Kerim’ in bu süreçten sonraki yolculuğunda ona eşlik eden Firuze, Lara ve Mert’in dostluklarına ve nesiller arası çatışmalarına tanık olacak; toplumun gençler üzerindeki baskısını hissedecek ve 1980 dönemin çalkantılı dünyasına ve Anadolu Rock tarihine de konuk olacaksınız.</div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;"Romanımın baş kahramanları kendi miraslarını yaratmaya kararlılar.”</div>
<div><br />
	</div>
<div>Akıcı, eğlenceli aynı zamanda düşündürücü bir hikâye yazmak üzere yola koyulduğunu belirten yazar Binnur Karaevli, "Karakterler benim hayalimde ete kemiğe büründüler ve beni hikayelerini yazmaya zorladılar. Geçmiş ile geleceğimizin iç içe olduğunu, toplumsal yaraların nasıl kişisel kanamalara dönüştüğünü anlatmak istedim. Dünyanın her yerinde gençlerin boğuştuğu yalnızlık, sosyal medyanın yarattığı stres, sınıflar arasındaki ekonomik uçurum, genç kızların uğradığı şiddet, cinsel tabular, amaçsızlık gibi sorunlar romanın ana temalarını oluşturuyor ama karakterler kurban olmayı reddediyorlar. Müzik geçmişte de günümüzde de toplumun kanayan yaralarını dile getirmeye devam ediyor. Müziğin zaman, sınır, dil, ülke tanımayan, geçmişten güzümüze gelip kalbimize dokunan bu yanı romanı yazarken bana ilham verdi.” dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">68. Sait Faik Hikâye Armağanı Kamil Erdem'in</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/68-sait-faik-hikaye-armagani-kamil-erdem-in-640/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/68-sait-faik-hikaye-armagani-kamil-erdem-in-640/</id>
<published><![CDATA[2022-05-11T12:11:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2022-05-11T12:11:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_082350-3A3F1E-79A851-A014F7-E84547-5812A6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Şair, öykü ve roman yazarı Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen 'Sait Faik Hikâye Armağanı' yeni sahibini buldu. Darüşşafaka Cemiyeti ile İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle 68. kez düzenlenen yarışmada, yazar Kâmil Erdem ödüle değer görüldü.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Doğan Hızlan’ın başkanlığını üstlendiği, Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Prof. Dr. Jale Parla, Murat Gülsoy, Beşir Özmen (Darüşşafaka Cemiyeti Temsilcisi) ve Metin Celal’den oluşan Seçici Kurul, 68. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, "Hayatı, toplumu, bireyler arası ilişkileri incelikli gözlemleriyle, dile hâkim, şiirsel ve özenli bir anlatımla, ustaca yansıtmasından dolayı” Kâmil Erdem’in Yok Yolcu adlı kitabına oybirliğiyle vermeyi kararlaştırdı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Sait Faik Hikâye Armağanı</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>1955’te yazarın annesi Makbule Abasıyanık tarafından kurulan Sait Faik Hikâye Armağanı, 1964’ten beri Darüşşafaka Cemiyeti tarafından veriliyor. Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık’ın vasiyetnamesi doğrultusunda dönemin ileri gelen edebiyat ustalarından oluşturulan jüri, o yıl içinde yazılmış en iyi hikâye kitabını seçerek "Sait Faik Hikâye Armağanı”nı veriyor. Her yıl yazarın ölüm yıl dönümünde verilen Armağan, 2012'den bu yana Darüşşafaka Cemiyeti ile Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ile iş birliğiyle düzenleniyor. Hikâye Armağanı’nın jürisinde Doğan Hızlan (Jüri Başkanı), Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Prof. Dr. Jale Parla, Prof. Dr. Murat Gülsoy, Beşir Özmen ve Metin Celal yer alıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Her yıl yazarın vefat yıl dönümü olan mayıs ayında verilen armağanı geçen yıl, 'Deli Tarla’ isimli kitabı ile Şermin Yaşar almıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Kâmil Erdem Kimdir?&nbsp;</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Yazar, 1945'te Erzurum'da doğdu, Erzurum Lisesi'ni bitirdi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Edebiyat ve Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okudu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>80' sonrasında Tan Seçki'sinde ve Morköpük'te öyküleri yayınlandı. İlk öykü kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa (2016) okurlar ve eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılandı. İkinci öykü kitabı Bir Kırık Segâh ile 2019 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı. Datça'nın bir köyünde yaşamaktadır.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nezihe Meriç hikayeleri ilk kez İşSanat'ta</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nezihpe-meric-hikayeleri-ilk-kez-issanat-ta-393/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nezihpe-meric-hikayeleri-ilk-kez-issanat-ta-393/</id>
<published><![CDATA[2022-04-22T12:20:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2022-04-22T12:20:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_57EDDD-FF9612-E99B2F-65FF0A-FE8982-48F710.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>"Yeşil, dalga dalga gölgeleniyor…”başlıklı dinleti 25 Nisan Pazartesi, saat 20.30’da &nbsp;İş Sanat’ın YouTube kanalında ilk kez edebiyatseverlerle buluşacak.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Cumhuriyet döneminin ilk kadın yazarlarından biri olan Nezihe Meriç’in "Çalgıcı", "Bazıları", "Kapalı Öykü-1", "Işın", "Sepetli Kadın" hikâyelerini Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar, Hakan Gerçek ve Aslı Yılmaz seslendirecek. Hikâyeleri, Atilla Birkiye düzenledi. Eski bir radyo kayıt stüdyosu dekoruyla sunulan dinletiyi Mehmet Birkiye sahneye uyguladı. Serdar Yalçın’ın müzik yönetmenliğini üstlendiği dinletiye Seda Subaşı (keman) ve Şemsa İdil Ural (çello) eşlik edecek.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Etkinlik, ilk gösterim tarihinden itibaren İş Sanat’ın YouTube kanalından izlenebilir.</div>
<div><br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kitap Hediye Günü kutlandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kitap-hediye-gunu-kutlandi-160/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kitap-hediye-gunu-kutlandi-160/</id>
<published><![CDATA[2022-04-18T14:08:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2022-04-18T14:08:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22F521-8DE971-448F4A-489F2C-7C8D1E-725DB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Herkese Kitap Vakfı tarafından başlatılan ve her yıl nisan ayının 3. pazarı kutlanan "Kitap Hediye Günü” için Miniatürk’te yapılan törene İBB, Kültür A.Ş, Türkiye Yayıncılar Birliği, çocuklar ve velileri katıldı. Minatürk bahçesinde bulunan ve dalları kitaplarla süslenmiş "Kitap Ağacı” altında toplanan çocuklara kitap hediye edildi.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>Törende bir konuşma yapan Herkese Kitap Vakfı Kurucu Genel Başkanı Bülent Şenver, "Çocuklara kitap hediye etme alışkanlığı konusunda 180 ülke arasında Türkiye sonlarda 140. sırada yer alıyor. Kitap en değerli hediyedir. Çocuklara her fırsatta kitap hediye edin. Okuyan Türkiye için herkese her yerde kitap okutalım” dedi.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>Öğleden sonra İstinye Park AVM’de "Yazarlar Buluşması” ile devam eden kutlamada ziyaretçilere binlerce kitap hediye edildi. Herkese Kitap Vakfı tarafından çocuklar için özel olarak besteletilen "Kitap Hediye Günü Marşı” AVM içinde çalarken yazarlar, Vakfın getirdiği kitapları ziyaretçilere hediye etti.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>Sosyal medyada kitap dostlarının paylaşımlarıyla zenginleşen kitap sevgisi ve kitap okuma bilinci her yıl artarak devam ediyor. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</div>
<div>&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">23 Nisan'da çocuklara 10 bin kitap hediye!</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/23-nisan-da-cocuklara-10-bin-kitap-hediye-483/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/23-nisan-da-cocuklara-10-bin-kitap-hediye-483/</id>
<published><![CDATA[2022-04-18T13:48:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2022-04-18T13:48:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_41F2C7-4BDD4B-E23E37-2DBF3C-45F29A-57A741.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Uber kullanıcıları, uygulamada 23 Nisan Cumartesi gününe özel olarak çıkacak olan Uber23Nisan’ı çağırarak, Uber sarı taksiler aracılığıyla Can Yayınlarından Antoine de Saint-Exup&eacute;ry’nin Küçük Prens, Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık ve Roald Dahl’ın Yaman Tilki kitaplarından oluşan üç kitaplık dünya çocuk klasikleri setini çocuklar için çağırabilecekler.</div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;Çocukların kitap okumasını teşvik etmeyi hedefleyen Uber, toplam 10.000 adet dünya edebiyatı çocuk klasiğini sarı taksiler ile ücretsiz olarak çocuklara dağıtacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;Kampanya İstanbul’da ve 23 Nisan Cumartesi günü 11.00-17.00 saatleri arasında uygulama içinden çağrı yapmaya açık olacak. Uber23Nisan talebi o an kullanıcının en yakınındaki müsait olan Uber Sarı Taksi’lere yönlendirilecek ve belirtilen saatlerde 10.000 kitap stoğu tamamlanana kadar devam edecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Uber Türkiye Genel Müdürü Neyran Bahadırlı, "Geçtiğimiz yıl 23 Nisan’da İstanbul’da ilk defa gerçekleştirdiğimiz çocuklara dünya klasikleri kampanyamızı, aldığımız olumlu geri bildirimler ve yoğun istek üzerine bu yıl da tekrar hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Çocukların kitap sevgisini pekiştirmek adına geliştirdiğimiz ve İstanbul’a özel Uber 23 Nisan kutlamasının sevilen bir hediye olmasını arzu ediyoruz.” dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Can Yayınları Genel Müdürü Ali Granit ise, "23 Nisan’da çocuklarımıza verilebilecek en güzel hediye hiç kuşkusuz kitap. 23 Nisan’da çocuklarımızı Can Yayınları kitaplarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bunu yaparken de yayınevimizin çağı yakalamasından ve dünya çapındaki bir uygulama olan Uber'le bu kampanyayı gerçekleştirmekten ayrıca çok memnunuz,” dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Uber23Nisan kampanyasından yalnızca 23 Nisan 2022 Cumartesi günü 11.00-17.00 saatleri arasında yararlanılabilecek. Diğer indirim veya promosyonlarla birleştirilemez. Uber, gerekli gördüğü hallerde kampanya koşullarında değişiklik yapma ve kampanyayı sonlandırma hakkını saklı tutar. Uber23Nisan için verilen siparişler UberTaksi kullanan sarı taksilerle ulaştırılacaktır.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Avni Özgürel ile Türkiye Enstantaneleri</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/avni-ozgurel-ile-turkiye-enstantaneleri-694/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/avni-ozgurel-ile-turkiye-enstantaneleri-694/</id>
<published><![CDATA[2021-05-10T21:57:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2021-05-10T21:57:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA9460-333922-36B265-0794B0-407EC3-73E232.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bilmek Vaktidir’in kurucusu ve aynı zamanda İlhami Çiçek’in kardeşi Mehmet Latif Çiçek'in son konuğu gazetemiz imtiyaz sahibi de olan gazeteci-yazar Avni Özgürel'di.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Avni Özgürel'in İstanbul'daki evinde gerçekleşen söyleşi; yazarın kendi dilinden hayatını, Türkiye'nin geçmiş siyasi iklimlerini, politikanın ideal zeminini içerdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İşte, kuşakların değişen profilleri üzerine yorumlarda bulunarak genç kuşaklara geçmişten günümüze Türkiye enstantaneleri sunan o söyleşi:<br />
	<br />
	
	<iframe style="" title="YouTube video player" width="640" height="480" src="http://www.youtube.com/embed/25xrXBDo9Ac?wmode=transparent" wmode="Opaque" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Edebiyat Ödülü Louise Glück'ün</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-louise-gluck-un-301/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-louise-gluck-un-301/</id>
<published><![CDATA[2020-10-08T05:33:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2020-10-08T05:33:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4F6F81-8D1A6D-300D0D-4AEA81-1A0B5C-7E9F21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İsveç Akademisi'nden yapılan açıklamada, Glück'ün 'sarihlik arayışıyla biçimlendirdiği yapıtlarında, çocukluğu, aile yaşamını, ebeveynlerle ve kardeşlerle ilişkileri ele aldığı, bunların, yapıtların merkezini oluşturduğu' kaydedildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İlk kitabı 'Firstborn'u (İlk Doğan) 1968 yılında yayımlayan Glück, Amerikan edebiyatının en önemli şairlerinden biri kabul ediliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>​Glück, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan 16. kadın yazar oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>77 yaşındaki yazar, ödülün yanı sıra 10 milyon İsveç kronu (1.1 milyon dolar) para armağanın da sahibi olacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Glück kimdir?</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>1943 yılında New York'ta dünyaya gelen Glück, Sarah Lawrence Koleji ve Columbia Üniversitesi'nde eğitim aldı. Şairlik dışında şiir konusunda denemeler yazdı, üniversitelerde dersler verdi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bugüne dek 12 şiir kitabı yayımlanan şair, Nobel'in yanı sıra 1993'te Wild Iris (Yaban Süsen) kitabıyla Pulitzer Ödülü'nü, 2014'te ise Faithful and Virtuous Night (Sadık ve Erdemli Gece) kitabıyla Ulusal Kitap Ödülü'nü kazandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yapıtlarında acının, travmanın, arzunun ve doğanın insan ruhunu aydınlatıcı yönlerine odaklanan Glück'ün, hüznün ve yalıtılmışlığın içten anlatımı olan bir dil yarattığını vurgulayan edebiyat eleştirmenleri, onun şiir kişiliklerini inşa etmekteki başarısı ile öz yaşam öyküsü ve mitler arasında kurduğu bağlantıya dikkati çekti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nobel Edebiyat Ödülü, 1901-2020 yıllarında 113 kez verildi. Toplam 117 kişiye layık görülen ödüllerden 4'ü 2'şer yazar arasında paylaştırıldı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Nobel Edebiyat Ödülü şimdiye kadar 30 kez İngilizce, 15 kez Fransızca, 14 kez Almanca ve 11 kez de İspanyolca yazan yazarlara verildi. Bu dilleri, 7 ödülle İsveççe, 6'şar ödülle İtalyanca ve Rusça, 5 ödülle Lehçe, 3'er ödülle de Norveççe ve Danca izledi. Yunanca, Japonca ve Çince yazan yazarlar 2'şer kez ödüle layık görüldü. Arapça, Bengalce, Çekçe, Fince, İbranice, Macarca, İzlandaca, Oksitanca, Portekizce, Sırpça-Hırvatça, Yiddiş ve Türkçe yazan yazarlar ise birer kez ödül kazandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>2006'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Orhan Pamuk, Nobel alan ilk Türk yazar olmuştu.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Adalet Ağaoğlu'nu kaybettik</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/adalet-agaoglu-nu-kaybettik-704/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/adalet-agaoglu-nu-kaybettik-704/</id>
<published><![CDATA[2020-07-14T05:00:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2020-07-14T05:00:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6567C6-7DAC5D-33A18A-8AC5FF-178C06-E83DDE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Adalet Ağaoğlu'nun 91 yaşında hayatını kaybetti. Ağaoğlu, bir süredir yoğun bakımda tedavi görüyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Hastaneden açıklama geldi</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Cumartesi gününden bu yana entübe olan Ağaoğlu uzun zamandır Ulus’ta bir özel hastanede kontrol altında tutuluyordu. Ulus Liv Hospital hastanesinden edinilen bilgide şu ifadeler yer aldı:<br />
	<br />
	</div>
<div>"Solunum durmasıyla başvurdu. Yoğun bakıma aldık. Yaşına bağlı sistemsel şikâyetler vardı. Entübe edildi. Sistemleri destekleyici ilaç verildi fakat kalbi dayanmadı.<br />
	<br />
	<span style="font-weight: bold;">Adalet Ağaoğlu kimdir?..</span><br />
	<br />
	
	<div>Adalet Ağaoğlu, 13 Ekim 1929 tarihinde Ankara, Nallıhan’da doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır. İlkokulu Nallıhan’da okudu sonra 1938 yılında Ankara’ya taşındılar. Ortaokul ve liseyi Ankara Kız Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">YAZARLIĞA TİYATRO ELEŞTİRİLERİYLE BAŞLADI</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>İlk defa 1946 yılında Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak Dergisi’nde şiirleri yayımlandı.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">SINAVLA ANKARA RADYOSU'NA GİRDİ</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>Açılan bir sınavla Ankara Radyosu’na girdi. 1951-1970 yılları arasında Burada ve kuruluşundan sonra TRT’de çeşitli görevlerde bulundu. Kurumun özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı’ndan istifa etti ve 1970′den bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">MEYDAN SAHNESİ'NİN KURUCULARINDAN</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>Ankara’nın ilk özel tiyatrosu olan Meydan Sahnesi'nin kurucuları arasında oldu. Meydan Sahne Dergisi’ni çıkardı.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">70'Lİ YILLARIN ÖNDE GELEN OYUN YAZARI OLDU</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>1953 yılında tiyatro konusunda görgü ve bilgisin arttırmak üzere Paris‘e gitti. 1953 yılında yazdığı Bir Piyes Yazalım tiyatro oyunu 1953′te Ankara’da sahnelendi.Üst üste yazdığı oyunlarla altmışlı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">ESERLERİ TARTIŞILDI</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>İlk romanı Ölmeye Yatmak, 1973 yılında yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. Ölmeye Yatmak, daha sonra yazdığı Bir Düğün Gecesi ve Hayır adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">İHD KURUCULARI ARASINDA</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>Adalet Ağaoğlu, 1986 yılında (İHD) İnsan Hakları Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Ancak Temmuz 2005’de İHD’nin tek yanlı ırkçı-milliyetçi bir tutum takındığını belirterek ve "PKK yanlısı politika izliyorlar” diyerek istifa etti.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">1996'DA TRAFİK KAZASI GEÇİRDİ</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>1983 yılından beri İstanbul’da yaşayan Adalet Ağaoğlu, 1996 yılında ciddi bir trafik kazası geçirdi ve iki yıl hastanede yattı.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div>Adalet Ağaoğlu, 1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile evlendi.</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">Ödülleri :</span><br />
		<br />
		</div>
	<div>1974 – TDK Tiyatro Ödülü</div>
	<div>1975 – Sait Faik Hikaye Armağanı, Yüksek Gerilim ile</div>
	<div>1979 – Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile</div>
	<div>1980 – Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile</div>
	<div>1980 – Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile</div>
	<div>1991 – Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Çok Yakın ile</div>
	<div>1992 – Lebon Kültür Merkezi (Lebon Cinema Clup) Edebiyat Ödülü, Ruh Üşümesi ile</div>
	<div>1995 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat (Edebiyat) Büyük Ödülü</div>
	<div>1997 – Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">Tiyatro ve Radyo Oyunları:</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>1953 – Bir Piyes Yazalım</div>
	<div>1955 – Yaşamak</div>
	<div>1964 – Evcilik Oyunu</div>
	<div>1965 – Sınırlarda Aşk</div>
	<div>1965 – Çatıdaki Çatlak</div>
	<div>1967 – Tombala</div>
	<div>1967 – Çatıdaki Çatlak</div>
	<div>1970 – Sınırlarda Aşk-Kış-Barış</div>
	<div>1973 – Üç Oyun: Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar</div>
	<div>1976 – Kendini Yazan Şarkı</div>
	<div>1991 – Çok Uzak – Fazla Yakın</div>
	<div>1992 – Duvar Öyküsü – Çocuklar ve Büyükler için Müzikli Danslı Oyun</div>
	<div>2011 – Çağımızın Tellalı</div>
	<div><br />
		</div>
	<div><span style="font-weight: bold;">Roman ve Hikayeleri :</span></div>
	<div><br />
		</div>
	<div>1973 – Ölmeye Yatmak</div>
	<div>1974 – Yüksek Gerilim (hikaye)</div>
	<div>1976 – Fikrimin İnce Gülü</div>
	<div>1978 – Sessizliğin İlk Sesi (hikaye)</div>
	<div>1979 – Bir Düğün Gecesi</div>
	<div>1980 – Yazsonu</div>
	<div>1982 – Hadi Gidelim (hikaye)</div>
	<div>1984 – Üç Beş Kişi</div>
	<div>1986 – Geçerken (deneme)</div>
	<div>1987 – Hayır…</div>
	<div>1991 – Ruh Üşümesi</div>
	<div>1993 – Karşılaşmalar (deneme)</div>
	<div>1993 – Romantik Bir Viyana Yazı</div>
	<div>1996 – Başka Karşılaşmalar (deneme)</div>
	<div>1997 – Hayatı Savunma Biçimleri (hikaye)</div>
	<div>2002 – Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar (deneme)</div>
	<div>2011 – Yeni Karşılaşmalar (deneme)</div>
	<div>2014 – Dert Dinleme Uzmanı</div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">'Hayatta dikiş tutmak'</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/hayatta-dikis-tutmak-860/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/hayatta-dikis-tutmak-860/</id>
<published><![CDATA[2020-02-26T12:04:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2020-02-26T12:04:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0B883A-A32F5C-5DD0C9-3D50F6-2E8364-9D93CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Özkemer, "Düşündüm ki yalnızca Sevde'nin düşüncesinin renkleri olmamalı, hayata dikiş tutmayı öğrenecek her bireyin rengi olmalı ki, herkes şiirlerimden bir pay bulsun kendisine” dedi.<br />
	<br />
	</div>
<div>İkinci kitabının da sanat niteliğinde olacağını vurgulayan Özkemer, "Şiirlerimi görselleştirmeye başladım. Görseller bitince, anlatmak istediklerimi not alıyorum. İkinci kitabımda resimlerim, notlarım ve alt yapısını kurduğum bir programda şiirlerimin uygun fon müziğinde okuduğum şekliyle sesli kitap hazırlığına yer vermeyi düşünüyorum. Umarım kaliteli bir kitleye ulaşırım" şeklinde konuştu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Şiirlerin resimlerini sergiledi</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Şiir kitabının içindeki "Yaşamak" ile kitap basımından sonra yazdığı "Eylül" adlı şiirlerin resimlerini sergilediğini ifade eden şair, ikinci kitabının içeriğinin de birinci kitabının serisi olacağını vurguladı. Şiirlerini halen resmettiğini kaydeden Özkemer, "Bitirdikten sonra sesli kitap olmasının yanı sıra, resimlerin temasına uygun başlıklar ve şiirin, resmin anekdotlarını&nbsp; yazacağım” diye konuştu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Ziyaretçilerin duygularını öğrendi</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Karma sergide seçtiği şiirlerin alt yapısını hazırlayıp, şiire uygun fon müziği ile seslendirdiği ses kaydını hazırladığını söyleyen Özkemer, "Böylece sergiyi dolaşanlar kulaklıkla resme konsantre oldu” şeklinde konuştu. Şair Özkemer, sergi sonrasında ziyaretçilerin kendilerini nasıl hissettiklerini ve neler düşündüklerini dinlediğini, sonrasında da o resmi yaparken, hissettiklerini ve resimdeki detayların neyi ifade ettiklerini paylaştığını sözlerine ekledi.&nbsp;<br />
	<br />
	</div>
<div>Özkemer, "Yaşama değer katan, kalpten kalbe geçen yolda; gönül dostlarını buluşturan şiir, felsefe, müzik, dans ve resim armonisi ile sanata farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaç edindim” ifadelerini kullandı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Şair Sevde çakır Özkemer, ikinci kitabın şiir kitabı olmasının yanı sıra kompozisyonun resmedilmesi, resmin niteliğinin açıklanması şeklinde olacağını sözlerine ekledi.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">'Şiir Ekspresi' ile hayatı anlatıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/siir-ekspresi-ile-hayati-anlatiyor-487/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/siir-ekspresi-ile-hayati-anlatiyor-487/</id>
<published><![CDATA[2020-02-05T18:32:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2020-02-05T18:32:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_963BF4-DF9B3F-BD4C06-D1350E-5069C1-7E752B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kendi yaşantılarından ve hissettiklerinden esinlendiğini ifade eden Esra Ceylan, "Şiir Ekspresi”ni "Benimle aynı duyguları paylaşan bütün insanlarla duygularımı paylaşmak ve hayata dair bir iz bırakmak istedim” sözleri ile ifade ediyor. Okuyucularına seslenen Ceylan, "Bazen hayatımızda her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor. Ne kadar hayal kırıklıklarımız olsa da hayal kurmaktan vazgeçmemeliyiz. Her aşk yolculuğu iyi gitmeyebilir; ama bu, bir daha yola çıkmamamız gerektiği anlamına gelmez” diyor. Kitabın şiir ile ifade edilmiş bir duygu yolculuğu olduğunu vurgulayan Ceylan "Aşk da çok hassas ve uzun bir yolculuktur. Genelde uzun yolculuk, denilince akla tren geliyor. Burada biraz da hayal gücümü kullanarak ‘Şiir Ekspresi’ ismini vermek istedim” diyerek kitabın adı ile ilgili bilgiler de verdi. Yeni kitabı için hazırlık yapmaya başladığını söyleyen Ceylan, Şiir Ekspresi’ni okuyanların hayata daha pozitif bakmaya başlayabileceğini de dile getirdi. Ceylan, "Umarım, ilgi duyan herkes bu kitabı beğenir. Ben, yüreğimden geçenleri yazarak herkesin hislerine tercüman olmak ve onların kalplerine dokunmak istedim” ifadelerini kullandı.&nbsp; ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hayal dünyasında gerçek bir macera….</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/hayal-dunyasinda-gercek-bir-macera-269/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/hayal-dunyasinda-gercek-bir-macera-269/</id>
<published><![CDATA[2020-01-31T10:59:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2020-01-31T10:59:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DB484C-AAB906-F5BA2D-739947-B36CC9-E02509.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>"Ponpon bir oyuncak mı? Yoksa oyuncak taklidi yapan bir tavşan mı? Cevabı, gökkuşağı gibi renkli ve heyecan dolu bu macerada gizli. Bu hikayeyi okuduktan sonra oyuncaklarınıza, ailenize, çevrenize ve arkadaşlarınıza farklı gözle bakacaksınız.<br />
	<br />
	</div>
<div>Kitap merak uyandırıcı hikayesi, eğlenceli çizimleri ve renkli tasarımıyla okuma ve izleme sürecini keyifli bir oyuna dönüştürüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Nazlı İktu, "Hayal ettiğiniz her şey gerçektir” demiş Picasso. Ben oyuncak tavşanımı o kadar çok sevdim ki hayalimde öyküsünü canlandırdım ve çocukların minik kalplerinden canlanmak üzere kitaba dönüştüğünü, çocukların hayal kurmaktan hiç vazgeçmemesini ve sıkıca tutunmasını dile getirdi.<br />
	<br />
	<img src="uploads/Ocak 2020/ponpon-i.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kültür AŞ TÜYAP'ta yeni kitaplarını okuyucularla buluşturacak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kultur-as-tuyapta-yeni-kitaplarini-okuyucularla-bu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kultur-as-tuyapta-yeni-kitaplarini-okuyucularla-bu/</id>
<published><![CDATA[2018-11-02T11:23:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2018-11-02T11:23:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_03004C-18A40E-8AF53F-484A3D-0918D7-2D5261.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ, bu yıl 10-18 Kasım 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek TÜYAP Kitap Fuarı'nda kitapseverleri ağırlamaya hazırlanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kültür AŞ, fuardaki İstanbul Kitapçısı standında aralarında Büyük Osmanlı Tarihi, Gravürlerle Kudüs, Haseki Hürrem Sultan ve İstanbul’un 100 Motifi gibi son çıkan kitapların da yer aldığı özel yayınları okuyucularıyla buluşturacak. Ziyaretçiler, TÜYAP Kitap Fuarı'nda İBB Kültür AŞ'nin, satışa sunulan bütün yazılı ve görsel yayınlarına da ulaşılabilecek. İBB Kültür AŞ, yılın son kitap fuarında birbirinden renkli etkinlik ve söyleşilerle okurlarını ağırlayacak. TÜYAP Kitap Fuarı’nda Salon 2’de 2201 numaralı stantta Hediyem İstanbul, 2101 A numaralı stantta ise İstanbul Kitapçısı yer alıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Tarihten gravüre Kültür AŞ’den yeni kitaplar</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Vahid Çabuk tarafından yazılan ve alanında yapılmış ayrıntılı ve titiz çalışmalardan biri olan "Büyük Osmanlı Tarihi” adlı kitap, Türklerin Orta Asya’dan itibaren kurduğu devletler hakkında bilgiler veriyor, ardından geniş bir kaynakça ve indeks çalışmasıyla Osmanlı tarihini anlatıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Gravürlerle Kudüs” adlı kitap ise İrfan Dağdelen’in Kudüs Sancağı’nın ve bölgesinin dönem gravürlerinin derlenmesinden oluşmuş çalışması. Kitabın başında Kudüs ve bölgesi hakkında bilgi veren Şemseddin Sami’nin Kamus’ul-A’lâm adlı eserinden bölümler yer alıyor. Sonrasında bölgenin ve burada bulunan yapıların gravürleri bulunuyor. Her gravürün ayrı bilgilendirme cümlesi var. Kitap, Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak 3 dilde hazırlandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nurhan Atasoy’un hazırladığı "Haseki Hürrem Sultan ve Vakıfların Altın Çağı” adlı kitapta ise Türk Devletlerinde ve Osmanlı Devleti’nde vakıf, vakıf kültürü çerçevesinde kadınların kurduğu vakıflar anlatılıyor. Haseki Hürrem Sultan’ın vakıf eserlerinin merkeze alındığı kitapta, Osmanlı Devleti’nde kadınların yaptırmış olduğu vakıflara da değiniliyor. Ayrıca kitabın sonunda Haseki Hürrem Sultan’ın vakfiyesi yer alıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Yazar Doç.Münevver Üçer-Doç.Kaya Üçer'in "İstanbul’un 100 Motifi” adlı kitabında</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>İmparatorlukların başkenti, hükümdarların rüyası, medeniyetlerin buluşma noktası İstanbul anlatılıyor. Üzerinde yaşayan her toplumun mekâna ruhundan bir parça nakşettiği her bir köşesinde, sokağında tarihin farklı dönemlerine ait izler bulunan bu kadim şehir, asırların birikimiyle yeryüzünün en önemli kültürel hazinesi olarak kitabın konusunu oluşturuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">"Hediyem İstanbul” ürünleri TÜYAP’ta</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>TÜYAP Kitap Fuarı süresince "Hediyem İstanbul” markasının İstanbul’a özel ürünleri de İBB Kültür AŞ standında yer alacak. Fuarı ziyaret edenler "Hediyem İstanbul” markasının altın ve gümüş renkli minyatür elif, minyatür vav, minyatür elif ve vav, İstanbul hatırası kahve fincanı, gül koklayan Fatih otantik kupa ve İstanbul gravürleri otantik kupa gibi ürünlerini İBB Kültür AŞ standından temin edebilecekler.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kültür AŞ, Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki yerini aldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kultur-as-frankfurt-kitap-fuarindaki-yerini-aldi-3/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kultur-as-frankfurt-kitap-fuarindaki-yerini-aldi-3/</id>
<published><![CDATA[2018-10-11T14:51:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2018-10-11T14:51:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5A6F45-D7F5C5-BC3ADE-1B0962-2C8D2D-396437.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Tarihi ve kültürel mirası koruyacak projelere imza atan İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ, dünyanın en büyük kitap fuarı olarak kabul edilen Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki yerini aldı. 10-14 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuarda Kültür AŞ., 5.Hall 158 nolu stantta bir taraftan yayınladığı eserleri sergileyecek, bir taraftan da etkinlikler düzenleyecek. Ayrıca İBB Kültür AŞ standı fuar süresince önemli ziyaretçileri ağırlayacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ayrıca, Kültür AŞ standı ziyaretçilerine Almanca çevirisi yapılan İstanbul Muhafızları isimli kitapçıklar hediye edilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Prof. Dr. François Georgeon’dan Tarih Söyleşisi</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılış gününde İBB Kültür AŞ tarafından, ünlü tarihçi- yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Türkoloji Profesörü François Georgeon’in konuşmacı olarak katıldığı keyifli bir söyleşi gerçekleştirildi. "Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’ya Etkisi” konulu söyleşiyi, Türkiye’den önemli isimler, fuar ziyaretçileri ve tarih meraklısı katılımcılar yoğun bir ilgi ile takip etti.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">İBB Kültür AŞ standı önemli ziyaretçileri ağırlıyo</span>r</div>
<div><br />
	</div>
<div>Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışına Türkiye’den önemli simalar da katıldı. Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Türkoloji Profesörü François Georgeon tarafından gerçekleştirilen söyleşiyi izleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Birinci Başkan Vekili Ahmet Selamet, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ve değerli katılımcılar, İBB Kültür AŞ standında Kültür AŞ Genel Müdürü Kemal Kaptaner tarafından ağırlandı. Kaptaner, ziyaretçilere standı gezdirerek Kültür AŞ Yayınları ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Osmanlıdan kalma erotik kitap müzayedede</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/osmanlidan-kalma-erotik-kitap-muzayedede-789/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/osmanlidan-kalma-erotik-kitap-muzayedede-789/</id>
<published><![CDATA[2018-04-09T04:38:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2018-04-09T04:38:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C66F08-FE3BFF-06C832-9AE028-E64E04-1BDF3B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Tuhfet ül-Mülk adlı 200 yıllık resimli el yazması kitabının 350 bin sterline kadar (yaklaşık 2 milyon Türk Lirası) alıcı bulması bekleniyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sotheby's müzayede evinin internet sitesinde "Gençliğini Hatırlayan bir Şeyh" başlığıyla özetlenen el yazmalarının yüksek kalitesi nedeniyle, soylu biri tarafından yaptırıldığı ve muhtemelen bu kişinin de kitaptaki minyatürlerde yer aldığı kaydediliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Açık artırma ile ilgili İngiliz Times gazetesinde yer alan Lucy Bannerman imzalı haberde, "İsmi bir sır. Kıyafetleri, üzerinde olduğu zamanlar, Osmanlı sarayında önemli biri olduğu izlenimini veriyor. Seks yaşamını konu edinen seçkin el kılavuzuna bakıldığında, gerçekten de gençlik yıllarını keyifli geçirdiği anlaşılıyor" deniyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Haberde kitabın dünyadaki en açık seçik erotik sahnelere yer veren el yazmalarından biri kabul edildiği ve büyük ihtimalle İslam dünyasının sanat eserlerine dair açık artırmanın yıldızı olacağı belirtiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kitaptaki minyatürlerde hem heteroseksüel hem de homoseksüel cinsel ilişkilerin resmedildiği belirtiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sotheby's müzayede evinin internet sitesinde, kitaptaki minyatürlerden birinde iki kadının cinsel ilişkiye girerken görüldüğü, o dönemde lezbiyen ilişkilere dair minyatürlerin oldukça nadir olduğu belirtiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kitapta 1779, 1799-80 ve 1817 tarihlerinin geçtiği belirtiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sotheby's müzayede evinin Orta Doğu uzmanı Chiara de Nicolais, "Bu en üst düzey kalitede erotik illüstrasyon" diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Bir Osmanlı çapkınının uzun yaşamını temsil ediyor. Kim olduğunu bulamadık, ancak padişahın sarayında katı bir giyim kuralı vardı. Her kim idiyse, kesinlikle sarayda etkili biriydi ve çok ama çok zengindi. Sarığı, padişahın yakın çevresinden biri olduğu izlenimini uyandırıyor" diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Times gazetesinin haberinde, aynı kişinin 85 farklı minyatürde yer aldığı, aynı beyaz kumaşla çevrili lacivert sarığı taktığı ve hem kadın hem de erkeklerle cinsel ilişki içinde görüldüğü belirtiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nicolais, bu kişinin yaşının ilerleyişinin kitapta görüldüğünü de kaydediyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>33 santimetreye 22 santimetre ölçülerinde olan 209 sayfalık el yazmasının 250 bin ile 350 bin sterline alıcı bulması bekleniyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Müzayede evinin internet sitesinde, el yazmasında hem parşömen hem de kağıt kullanıldığı, bunun o zamana göre oldukça nadir ve pahalı olduğu belirtiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İnternet sitesinde, Osmanlı döneminde erotik edebiyatın popüler olduğu ve erotik el kılavuzlarının 16'ıncı yüzyıldan itibaren yaygınlaştıkları kaydediliyor. Bu tür el kılavuzlarının özellikle Arapça ve Frasça'dan çevrildikleri, birden fazla kişi tarafından yazıldıkları kaydediliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kitabın kimler tarafından okunduğu bilinmiyor, ancak habere göre Nicolais kamuyla paylaşılmak yerine arkadaşlar arasında dolaştırıldığını düşünüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Eser, Londra'daki Sotheby's müzayede evinde 25 Nisan'da açık artırmaya çıkacak.</div>
<div><br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kadıköy'de Haldun Taner Müze Evi açılıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kadikoy-de-haldun-taner-muze-evi-aciliyor-150/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kadikoy-de-haldun-taner-muze-evi-aciliyor-150/</id>
<published><![CDATA[2018-03-12T13:29:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2018-03-12T13:29:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9D7A8B-FA4878-342761-26CDE0-B846CC-F6BB5C.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Kadıköy Belediyesi sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini yaşatıyor. Belediye tiyatro ve edebiyat dünyansın büyük ustası Haldun Taner ismiyle Müze Evi açıyor. Usta yazarın eserlerin sergileneceği Haldun Taner Müze Evi’nde tiyatro dünyasına yeni eserler katılmasını sağlayacak kurs ve seminerler gerçekleştirilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kadıköy Belediyesi'ne ait Feneryolu Mahallesi’nde bulunan ikinci derece tarihi eser olan bina restorasyonu yapılarak Müze Evi haline getirildi. Haldun Taner Müze Evi, 16 Mart Cuma günü saat 15.00’de büyük yazarın eşi Demet Taner, dostları, Kadıköy Belediyesi Başkanı Aykurt Nuhoğlu ve Kadıköylülerin katılımıyla açılacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tarihi binada büyük edebiyatçı ve tiyatro yazarı Haldun Taner'in anısını yaşatacak şahsi eşyaları ve yaratımlarına dair belgeler, afişler, fotoğraflar yer alacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Başta Kadıköylüler olmak üzere sanat ve edebiyat dünyasına ilgi duyan herkesin ilgi göstereceği Haldun Taner Müze Evi’nde, usta yazarın kişisel eşyalarının sergilenmesi dışında edebiyat ve tiyatro sanatına dair etkinlikler gerçekleştirilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tiyatro yazarlığı alanında Türk Tiyatrosu’nun ihtiyacı olan oyunların yazılması için özellikle genç yazarların teşvik edileceği Haldun Taner Müze Evi’nde dönemsel hikaye ve oyun yazarlığı kursları düzenlenecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Edebiyat ve tiyatro ile ilgili sergiler düzenlenmesini; eksikliği duyulan yepyeni ve faydalı bir hizmet olarak genç yazarlarla, tiyatro icra topluluklarını; yani tiyatro sanatının iki temel ayağını buluşturmayı hedefleyen Haldun Taner Müze Evi’nin bir başka projesi de Haldun Taner Müze Evi Genç Yazarlar Arşiv/Kitaplığı.Müze Evi bünyesinde yeni ve yerli tiyatro oyunlarından oluşturulacak kitaplık kurulacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu Haldun Taner Müze Evi açılışına dair şunları söyledi:" Bir toplum yazarlarına, düşünce insanlarına, sanatçılarına değer verdiği ölçüde gelişir. Haldun Taner edebiyat ve tiyatromuzun çok değerli isimlerinden. Onu eserleri ve değerleri ile yaşatmak istedik.Ailesinin desteği ve katılımıyla ikinci derece tarihi eser olan binamızı Haldun Taner Müze Evi haline getirdik.Bu yerin genç yazarlarımıza ufuk açacağına, buradan çok değerli oyunlar çıkacağına inanıyorum.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Umberto Eco'dan: Tez Nasıl Yazılır?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/umberto-ecodan-tez-nasil-yazilir-699/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/umberto-ecodan-tez-nasil-yazilir-699/</id>
<published><![CDATA[2017-12-28T13:39:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-12-28T13:39:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C1175E-980A6A-FECDFF-EF591C-D55982-AA9AE8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Umberto Eco’nun 1977’de yayımlandığından bu yana yirmiye yakın dile çevrilmiş olan bu eseri, çiçeği burnunda tez öğrencileri, akademisyen adayları ve tez danışmanları için önemli bir rehber niteliğinde. Eco’nun İtalya’da öğrenciler için kaleme aldığı bu kitap, "iyi bir araştırma yapmak için gereken kurallar dünyanın her yerinde aynı” olduğundan Türkiye’de de başucu kitabı olmaya aday.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tez Nasıl Yazılır? kendine özgü mizahi üslubuyla metnin derli toplu ve anlaşılır şekilde kaleme alınması için nelere dikkat edilmesi gerektiğine ışık tutuyor. Ayrıca bilgi fişleriyle çalışma yöntemini aktarması ve Eco’nun kendi tezi için aldığı notları içermesiyle tarihî bir belge olma özelliğine de sahip. Ancak bunların da ötesinde, bilimsel etiğin ne olduğunu ve ne olmadığını bizlere hatırlatması açısından son derece önemli bir yapıt.&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Mühim olan, yaptığımız işi keyifle yapmaktır. Eğer sizi ilgilendiren bir konu seçtiyseniz, eğer tezinize gerçekten kısa da olsa üzerinde yoğunlaşacağınız bir zaman ayırdıysanız (…) o zaman tezin, bir oyun gibi yaşamınızda yer alacağını fark edeceksiniz, bir bahis, bir hazine avı gibi bir şey olduğunu anlayacaksınız.”&nbsp;</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazar Hasan Anamur'u kaybettik</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-hasan-anamur-u-kaybettik-371/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-hasan-anamur-u-kaybettik-371/</id>
<published><![CDATA[2017-11-26T20:01:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-11-26T20:01:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5C3CA2-5798CF-A08AB1-0C6279-C230B6-4B893C.png&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div><span style="background-color: rgb(255, 255, 255);"><span style="color: rgb(29, 33, 41); font-size: 14px;">Hasan&nbsp;Anamur'un cenazesi 27 Kasım 2017 pazartesi günü&nbsp;Teşvikiye Camii'nde kılınacak öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.</span><br />
		<br />
		<span style="color: rgb(29, 33, 41); font-size: 14px; font-weight: bold;">HASAN ANAMUR KİMDİR?</span><br />
		<br />
		<span style="color: rgb(29, 33, 41); font-size: 14px;">1940'da Ankara'da doğdu. Saint Joseph Fransız Lisesi'ni (1959) ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Kürsüsünü bitirdi (1965) ve aynı Kürsüye asistan atandı (1965). Doktor (1971) ve doçent (1979) oldu. Uludağ Üniversitesi'ne geçti. Profesör oldu (1989). Üniversitede Gösteri Sanatları Etkinliği'ni kurdu (1983). Topluluk Bursa Devlet Tiyatrosu sanatçılarının da katkılarıyla Bursa, İstanbul, Ankara, ve İzmir'de "Keşanlı Ali Destanı", Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım", "Barış", "Fizikçiler", "Kel Şarkıcı" gibi oyunlar sahneledi. Fransa'da François-Rabelais (Tours) Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümünde konuk profesör olarak ders verdi (1991). Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Fransızca Mütercim-Tercümanlık Bölümünü kurdu (1992) ve 2003 yılına kadar başkanlığını yaptı.&nbsp;</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(29, 33, 41);"><br />
		</span></div>
<div><span style="font-size: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(29, 33, 41);">Aynı yıl kendi isteğiyle emekli oldu. Aynı Bölümde ders vermeye devam etmektedir. 1992 yılında Fransız hükümetinin "palmes acad&eacute;miques" nişanını aldı. 2001-2006 yılları arasında Afife Jürisi Seçici Kurul üyeliği yaptı. 2001-2002 mevsiminden beri "Radikal" gazetesindeki köşesinde oyun eleştirileri yazmaktadır. "Tiyatro… Tiyatro" dergisinde ve başka kaynaklarda da tiyatro üzerine incelemeleri yayınlanmaktadır.&nbsp;</span></div>
<div><span style="font-size: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(29, 33, 41);"><br />
		</span></div>
<div><span style="font-size: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(29, 33, 41);">Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu üyesi; PEN üyesi; Çeviri Derneği kurucu üyesi ve Yönetim Kurulu başkanı; FİT (Uluslararası Çevirmenler Federasyonu) Yürütme Kurulu Üyesi; SİEG (Uluslararası Giraudoux İncelemeleri Derneği) onursal başkanıdır.&nbsp;</span></div>
<div><span style="font-size: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(29, 33, 41);"><br />
		</span></div>
<div><span style="font-size: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(29, 33, 41);">İlgi alanlarında 200'ün üzerinde ulusal ve uluslararası yayını ile kitap ve oyun çevirileri vardır.</span></div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Attilâ İlhan Caddebostan Kültür Merkezi'nde anılacak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/attila-ilhan-caddebostan-kultur-merkezi-nde-anilac/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/attila-ilhan-caddebostan-kultur-merkezi-nde-anilac/</id>
<published><![CDATA[2017-10-06T12:04:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-10-06T12:04:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_47CA7B-A1E69E-E96993-917C0C-EBF789-997651.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>10 Ekim 2005 tarihinde aramızdan ayrılan; şiirleri, romanları, öyküleri, senaryo ve yazınlarıyla Türk edebiyatının usta isimlerinden Attilâ İlhan Kadıköy Belediyesi ve Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı işbirliğiyle 11 Ekim 2017 Çarşamba saat 20:00’da Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da gerçekleştirilecek bir törenle anılacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Attilâ İlhan’ı tanıyanlar anlatıyor</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Anma programı, Attilâ İlhan’ın yaşamından kesitler içeren gösterimin ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Emre’nin "Attilâ İlhan ve Türkiye” başlıklı konuşmasıyla başlayacak. Şair Bâki Ayhan T.’nin "Attilâ İlhan’ın Şair Yönü” ve "Attilâ İlhan’da Şiir” başlıklı konuşmasının ardından; edebiyatın ustası Attilâ İlhan’ı en iyi bilen ve "İlk şiirlerim hep Attilâ İlhan’a öykünerek yazıldı” diyen yazar, senarist, eleştirmen Selim İleri’nin "Attilâ İlhan’ın Romanları” üstüne yapacağı anlatımla devam edecek. Sinema yapımcısı, senarist Biket İlhan ise konuşmasında Attilâ İlhan’ın sinema ile olan ilişkisine yer verecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Attilâ İlhan’ın Kendi Sesinden Duvar Şiiri</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Attilâ İlhan’ın filmlerinden bir kolaj, kendi sesinden Duvar şiiri ve roman üzerine konuşmalarının ekrana yansıtılacağı programda Kerem Alışık, Hakan Meriçliler ve Tilbe Saran da Attilâ İlhan şiirlerini yorumlayacak ve program müzisyen Dilek Türkan’ın canlı performansıyla son bulacak.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel edebiyat ödülü sahibini buldu...</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-sahibini-buldu-852/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-sahibini-buldu-852/</id>
<published><![CDATA[2017-10-05T15:05:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-10-05T15:05:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CF70FC-1AE94D-82EE22-026A47-F05D86-0D2EC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi belli oldu. Nobel Edebiyat Ödülü'nü Japon asıllı İngiliz yazar Kazuo Ishiguro aldı. Ödül geçen yıl ise "Amerikan şarkı kültüründe yeni bir şiirsel anlatım yarattığı için" Bob Dylan'ın olmuştu.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">KAZUO ISHİGURO KİMDİR?</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>1954 yılında Nagazaki kentinde doğan Ishiguro 1960 yılında ailesiyle birlikte İngiltere’ye göç etti, 1982 yılında da İngiliz vatandaşlığı aldı. Ishiguro 1978 yılında University of Kent’i bitirdikten sonra University of East Anglia’da yaratıcı yazarlık masterı yaptı. Yazarın 2005 yılında yazdığı Beni Asla Bırakma (Never Let Me Go) romanı 2010 yılında yönetmen Mark Romanek tarafından aynı adla sinemaya da aktarılmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Hafta başından itibaren Nobel Tıp Ödülü, Nobel Fizik Ödülü, Nobel Kimya Ödülü'nün sahipleri ve bugün de Nobel Edebiyat Ödülü'nün kazananı açıklandı. 6 Ekim Cuma günü ise Nobel Barış Ödülü’nü kazanan isim açıklanacak.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Erdal Öz ödülünün sahibi Cevat Çapan</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/erdal-oz-odulunun-sahibi-cevat-capan-414/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/erdal-oz-odulunun-sahibi-cevat-capan-414/</id>
<published><![CDATA[2017-09-11T15:15:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-09-11T15:15:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_96B1B5-1F6C4F-8CF7FB-2F333D-A1E08C-C8DB89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Başkanlığını Kaya Genç’in üstlendiği, Handan İnci, Asuman Kafaoğlu Büke, Oğuz Demiralp, Sibel Irzık, Cemil Kavukçu ve Can Yayınları adına Sırma Köksal’dan oluşan Seçici Kurul, bu yıl onuncusu verilecek olan ödülün şair, çevirmen, akademisyen Cevat Çapan’a verilmesini kararlaştırdı.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>Ödülün gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: Cevat Çapan bu ödüle, seçkin şairliği ve çevirileriyle şiirimizin dünyaya açılmasına sağladığı katkıları, edebiyatımızın yeni kuşaklarının yetişmesinde harcadığı uzun yıllara yayılan emekleri ve yayıncılığımızın niteliğinin yükselmesindeki çalışmaları nedeniyle layık görülmüştür.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>Her yıl bir üyenin ayrılıp bir başkasının katılımıyla yenilenen jüri, altı yıldır jüride bulunan ve 2017 komitesinin başkanlığını yürüten Kaya Genç’i uğurlayacak. Gelecek sene jüriye katılacak olan yeni isim eleştirmen Ömer Türkeş olacak.&nbsp;</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>2008 yılından bugüne kadar verilen ödül, Handan Börüteçene’nin gerçekleştirdiği bir ödül heykelciği ve 15.000 TL’den oluşuyor. Erdal Öz Edebiyat Ödülü bugüne dek, Gülten Akın, Nurdan Gürbilek, İhsan Oktay Anar, Şavkar Altınel, Murathan Mungan, Cemil Kavukçu, &nbsp;küçük İskender, Orhan Pamuk ve Orhan Koçak’a verilmişti.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div>2017 Erdal Öz Edebiyat Ödülü 18 Eylül Pazartesi günü Pera Palas Hotel Jumeirah’da yapılacak törenle Cevat Çapan’a verilecek.</div>
<div>&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk dilinin ustası yaşamını yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-dilinin-ustasi-yasamini-yitirdi-503/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-dilinin-ustasi-yasamini-yitirdi-503/</id>
<published><![CDATA[2017-09-01T20:27:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-09-01T20:27:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0B9B83-357E14-4546E5-A0D0E8-C9B834-ABC1DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, Özdemir’in ölüm haberini sosyal medya hesabından duyurdu. Özel, "Atatürk’ün başlattığı Dil Devrimi ışığında Türkçeye emek veren, ödünsüz devrimci, Öğretmen-Dilci-Yazar Emin Özdemir’i yitirdik, acımız büyük" mesajı paylaştı</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ankara Üniversitesi basın ve yayın yüksekokulu’nda 1974 yılında öğretim üyesi olarak göreve başlayan ve 1996 yılında emekliye ayrılan Emin Özdemir, geçtiğimiz mart ayında, 21 yıl sonra alkışlarla son dersini vermişti…</div>
<div><br />
	</div>
<div>Son dersinde öğrencilerine bıraktığı emaneti şu sözlerle ifade etmişti: "Testle eğitilip, tostla beslenen bir kuşak yetişti. İnsanı insana edebiyat taşır. İnsanı insan kılan da edebiyattır. Öğrencilerime bunu vermeye çalıştım. Ülkemiz alacakaranlık kuşağında. Her şey çocuklarımıza okumayı sevdirmekle başlayacak."</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">EMİN ÖZDEMİR KİMDİR?</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Emin Özdemir, 1931 yılında Kemaliye’de doğdu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Pamukpınar Köy Enstitüsü’nden sonra Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü’nü bitirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Amerika’da Colombia ve Indiana üniversitelerinde ‘metin hazırlama ve anlatım teknikleri’ konusunda eğitim gördü. Hacettepe Üniversitesi temel bilimler fakültesi temel Türkçe bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ankara Üniversitesi basın ve yayın yüksekokulu, bugünkü adıyla iletişim fakültesi öğretim görevliliğine geçti. Emekliye ayrıldıktan sonra Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarına etkin bir biçimde katıldı. Aynı zamanda yıllarca TRT’de yayınlanan bir kelime bir işlem yarışmasında kelime analizi yaptı…</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">CENAZESİ</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Kanser tedavisi gören İLEF’in Emin Hocası, pazar günü Ankara’da Kocatepe Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacak.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk mizahının güçlü kalemi yaşamını yitirdi!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-mizahinin-guclu-kalemi-yasamini-yitirdi-210/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-mizahinin-guclu-kalemi-yasamini-yitirdi-210/</id>
<published><![CDATA[2017-08-26T23:53:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-08-26T23:53:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C63605-F82FE5-DA773E-009797-DBC236-BA347B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İzmir’de yaşayan ünlü yazar Muzaffer İzgü bu akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Bir süredir rahatsız olan İzgü'nün ailesi sağlık durumu ile yapılan haberlere tepki göstermişti.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>İzmir'de temmuz ayında aşırı kilo kaybı şikayetiyle Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan çocuk kitapları yazarı Muzaffer İzgü'ye yapılan tetkiklerin ardından kanser teşhisi kondu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">MUZAFFER İZGÜ KİMDİR?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>29 Ekim 1933 günü Adana’da doğdu. Babası, Elazığ’ın Dişidi mahallesinden çalışmak üzere Adana’ya gelen ve Adana Kız Lisesi’nde hademelik yapan Şam doğumlu Ahmet İzgü, annesi Antakya’dan Adana’ya gelmiş olan Havva İzgü’dür. Yoksul bir çocukluk geçirdi. İzgü’nün ifadesine göre babası Adana’da ilk gecekonduyu yapan kişidir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Muzaffer İzgü; bulaşıkçılık, garsonluk, sinemalarda gazoz satıcılığı gibi işlerde çalışarak eğitimine devam etti. Üç yıllık İnönü İlkokulu’ndan sonra dördüncü sınıfı Gazipaşa İlkokulu’nda, bu okulun depremde zarar görmesi üzerine beşinci sınıfı İstiklal İlkokulu’nda okuyarak ilköğrenimini tamamladı. Öğrenimini Tepebağ Ortaokulu’nda sürdürdü. 3 yıllık ortaokulu bitirdikten sonra yatılı olarak Diyarbakır Öğretmenokulu’nda okudu. Bu okulda tanıştığı Günsel Hanım ile görev yerleri olan Silvan’da oğulları Bülent İzgü dünyaya geldi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Diyarbakır İlköğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra Silvan’da, Aydın’ın Akçakoca Köyü’nde, Cincin Köyü’nde, Aydın merkezindeki yetiştirme yurdunda, Güzelhisar İlkokulku’nda öğretmenlik yaptı. Aydın’da görev yaparken ikiz kızları Nevin ve Sevin doğdu. 11 yıllık ilkokul öğretmenliğinin ardından ortaokul öğretmenliğine geçti, Aydın Gazipaşa Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenliği yaptı ve 1978 yılında emekli olarak öğretmenliği bıraktı, İzmir’e yerleşti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İlk yazılarını 1959 yılında Aydın’da yayımlanan Hüraydın Gazetesi’nde yayımladı. Küçük öykü ve röportajlar derleyen İzgü, 1964 yılından itibaren yazarlığını Demokrat İzmir Gazetesi’nde sürdürdü. Bu gazetedeki köşesinde her hafta bir öykü yayımladığı gibi gülmece dergisi Akbaba’da da öykülerini yayımladı. İstanbul’da çıkan Milliyet ve Akşam gazetelerinde röportajları yayınlandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Zamanla, röportaj ve öykülerin yanı sıra tiyatro oyunu yazmaya yönelen İzgü, özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Yazdığı ilk oyun, Nejat Uygur için yazdığı İnsaniyettin’dir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı, bunu 1971 yılında İlyas Efendi, 1972 yılında Halo Dayı adlı kitabı izledi. Attilâ İlhan ile tanıştıktan sonra kitaplarını Bilgi Yayınevi’nde yayımlayan İzgü’nün bu yayınevi tarafından basılan ilk kitabı Donumdaki Para (1977) idi. Bilgi Yayınevi, İzgü’nün 42 roman ve öykü kitabını, 73 çocuk kitabını yayımladı. Zıkkımın Kökü ile Ekmek Parası adlı eserlerinde kendi yaşam öyküsünü ortaya koydu.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Edebiyat dünyasının acı kaybı...</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/edebiyat-dunyasinin-aci-kaybi-121/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/edebiyat-dunyasinin-aci-kaybi-121/</id>
<published><![CDATA[2017-08-01T14:20:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-08-01T14:20:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1CF579-679E32-546CFC-E39759-AC61D4-CDBE93.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Türk edebiyatı Ahmet Cemal’den gelen acı haberle sarsıldı. Türkiye’nin önde gelen yazar ve çevirmenlerinden biri olan Ahmet Cemal, 79 yaşında hayatını kaybetti. Türk edebiyatına verdiği sayısız eserle tanınan yazar ve çevirmen Ahmet Cemal, kalp sorunu nedeniyle hayatını kaybetti. Hasan Cemal’in amcasının oğlu olan Ahmet Cemal, Mart ayında kalp krizi geçirmiş ve 3 gün yoğun bakımda kalmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Anadolu Üniversitesi’nde 19 yıl süreyle, lisans ve lisansüstü düzeyinde olmak üzere, İletişim Bilimleri Fakültesinde Sanat Tarihi, Estetik, Kültür Tarihi, Metin Yazımı ve Metin Çözümleme; Güzel Sanatlar Fakültesinde, Temel Sanat Kavramları; Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde Dünya Tiyatro Tarihi, Çağdaş Tiyatro ve Tiyatro Estetiği dersleri verdi. İstanbul Üniversitesi ile Mimar Sinan Üniversitesi tiyatro bölümlerinde Dünya Tiyatro Tarihi ve Tiyatro Edebiyatı derslerini üstlenen Cemal, Bahçeşehir Üniversitesi’nde 4 yıl boyunca Antik Çağdan günümüze Eleştirel Düşüncenin Tarihi, Estetik ve Genel Sanat Kavramları derslerini de verdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">PEK ÇOK ÖNEMLİ ESERİ ÇEVİRDİ</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Ingeborg Bachmann, Walter Benjamin, Bertolt Brecht, Hermann Broch, Elias Canetti, Paul Celan, Ernst Fischer, J.W.v. Goethe, E.H. Gombrich, Friedrich Hölderlin, Franz Kafka, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Robert Musil, Friedrich Nietzsche, Novalis, Erich Maria Remerque, Rainer Maria Rilke, Friedrich Schiller, Anna Seghers, Manes Sperber, Georg Trakl ve Stefan Zweig’ın çeşitli eserlerini Türkçeye çevirdi. Deneme ve makaleleri "Odak Noktasında Yaşananlar”, "Yaşamdan Çevirdiklerim”, "Şeref Bey Artık Burada Yaşamıyor”, "Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler”, "Aradığımız Tiyatro”, "Oynamak Varken”, "Sanat Üzerine Denemeler”, "İnsana dönmek”, "Giderayak”, "Lanetlenmiş Ağustosböcekleri”, "Okuyan Gençliğe Mektuplar” başlıklarıyla kitaplaştı. Şiirleri "Geçmiş Bir Dua Kitabından” adıyla çıktı. "Kıyıda Yaşamak” adlı bir romanı ve "Dokunmak” adlı bir öykü kitabı, "Ben, Nazım, Yaşarken ve Ölürken” ve "Deliliğe Övgüye Methiye” adlı oyunları var.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ahmet Cemal, Cumhuriyet gazetesinde de köşe yazıları yazıyordu.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Her yaş çocuk için kitaplar Tamam Anne'de</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/her-yas-cocuk-icin-kitaplar-tamam-annede-571/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/her-yas-cocuk-icin-kitaplar-tamam-annede-571/</id>
<published><![CDATA[2017-06-30T07:37:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-06-30T07:37:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FB73FE-9F3055-4D8B82-0FBD88-23E79B-08BFD4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p align="left">Çocuğunuzun gelişimine bu denli katkı salayacak
etkinliğin seçiminde pek tabii doğru tercihyapmak zorundasınız. Çocuğunuzun
zihinsel gelşmişlik düzeyini iyi bir analiz sonrası onun yaşına en uygun
kitabın seçilmesi bu etkinliğin en temel ayağıdır. Tam bu noktada Tamam Anne
mağazası size gereken desteği verir. Hem çocuğunuzun eğlenceli ve kaliteli bir
gelişim için faydası olan kitapları size sunar hem de sizi düşünerek bunun
bütçenize en uygun fiyatlarla size sunar. Sizin yapmanız geeken sadece sunulan
bu fırsatların içinden çocuğunuzun ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz ona en uygun
olan kitabı seçmek. Ürün seçiminde çocuğunuzun yaşını dikkate almanız ürünü tam
anlamıyla macına ulaştırır.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><i>Çocuk
hikaye kitabı</i> çucuğunuzun
kitapta gördüğü veya duyduğu karakterler ile bağlantı kumasını sağlayarak
onların yaratıcılığını geliştirmesine faydalı olur. Kitaplardan öğrendikleri
onun arkadaş çevresine yansır ve onlarla daha iyi ve sağlıklı iletişim
kurmasına yardımcı olur. Çocuğunuz öğrendiği kahramanların yerine kendini koyarak
düşünce gücünü geliştirir. Kelime haznesi küçük yaşta artmaya başlar bu onun
için güzel bir temel olcaktır ve bunun faydasını okula başladığı zaman öğrenme
yetisinin gelişmişliği ile göreceksiniz. Okudukları kitaplarla günlük yaşamı
ilişkilendirme sonucusosyal hayata adapte sorunu yaşamazlar. </p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Okuma Aşamasına Henüz Gelmemiş Çocklar İçin Seçim</span></p>
<p><span style="font-weight: bold;"></span></p>
<p align="left"><a href="https://www.tamamanne.com.tr/Cocuk-Kitaplari,LA_254-2.html">Çocuk
kitapları</a> katagorisinden ürün seçimi olarak kum boyası gibi ürünler, hem
çocuğunuzun eğlenceli vakit geçirmesine katkı sağlar hem de etrafın dağılmasını
önleyerek size yardımcı olacaktır ve bu sayede çocuğunuz el becerisini
geliştirme fırsatı yakalamış olacaktır. Boyama kitapları ile çocuğunuz hem
eğlenip hem öğrenirken bir taraftan da özgüven kazanacaktır. Boyama sonucu
boyadığı nesne ve hayvanı tanır ve bununla berber boyama sonucunu sergileyecek
çevresinden aldığı takdir onun özgüvenine fayda sağlayacaktır. Tak çıkar
çıkarma kitabı ile çocuğunuz şekilleri nesneleri anlamlandırıp bunu bir kurguya
dökerek ön okuma becerisi kazanacaktır. Bu faydaların yanında çocuğuna eşlik
eden anne-baba çocuğuyla iletişimi geliştirip onunla ortak bir paydada buluşma
fırsatı yakalar. Size bu fırsatı hem uygun hem kaliteli olarak sunacak Tamam
Anne mağazasında tam da istediğinşz ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Daha
detayılı bilgi için <a href="https://www.tamamanne.com.tr/Cocuk-Kitaplari,LA_254-2.html">https://www.tamamanne.com.tr/Cocuk-Kitaplari,LA_254-2.html</a>adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<!--
EndFragment
-->


<style>
<!--
/* Font Definitions */
@font-face
	{font-family:"Courier New";
	mso-font-charset:0;
	mso-generic-font-family:roman;
	mso-font-pitch:fixed;
	mso-font-signature:3 0 0 0 1 0;}
@font-face
	{font-family:"Cambria Math";
	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4;
	mso-font-charset:0;
	mso-generic-font-family:roman;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-536870145 1107305727 0 0 415 0;}
@font-face
	{font-family:Calibri;
	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4;
	mso-font-charset:0;
	mso-generic-font-family:swiss;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-536870145 1073786111 1 0 415 0;}
 /* Style Definitions */
p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal
	{mso-style-unhide:no;
	mso-style-qformat:yes;
	mso-style-parent:"";
	margin:0cm;
	margin-bottom:.0001pt;
	text-align:justify;
	mso-pagination:none;
	text-autospace:none;
	word-break:break-all;
	font-size:10.0pt;
	mso-bidi-font-size:12.0pt;
	font-family:"Courier New",serif;
	mso-fareast-font-family:"Courier New";
	mso-hansi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-font-kerning:1.0pt;
	mso-fareast-language:KO;}
a:link, span.MsoHyperlink
	{mso-style-priority:99;
	mso-style-parent:"";
	color:#0563C1;
	text-decoration:underline;
	text-underline:single;}
a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed
	{mso-style-noshow:yes;
	mso-style-priority:99;
	color:#954F72;
	mso-themecolor:followedhyperlink;
	text-decoration:underline;
	text-underline:single;}
.MsoChpDefault
	{mso-style-type:export-only;
	mso-default-props:yes;
	font-size:10.0pt;
	mso-ansi-font-size:10.0pt;
	mso-bidi-font-size:10.0pt;
	mso-fareast-font-family:Symbol;}
@page WordSection1
	{size:595.3pt 841.9pt;
	margin:2.0cm 3.0cm 42.5pt 3.0cm;
	mso-header-margin:36.0pt;
	mso-footer-margin:36.0pt;
	mso-paper-source:0;}
div.WordSection1
	{page:WordSection1;
	mso-endnote-numbering-style:arabic;}
-->
</style>
<style>
<!--
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
	{mso-style-name:"Table Normal";
	mso-tstyle-rowband-size:0;
	mso-tstyle-colband-size:0;
	mso-style-noshow:yes;
	mso-style-priority:99;
	mso-style-parent:"";
	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
	mso-para-margin:0cm;
	mso-para-margin-bottom:.0001pt;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:10.0pt;
	font-family:"Times New Roman",serif;}
-->
</style>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ünlü Rus şair ABD'de öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-rus-sair-abd-de-oldu-577/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-rus-sair-abd-de-oldu-577/</id>
<published><![CDATA[2017-04-02T08:56:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-04-02T08:56:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_522812-4305F0-5A5067-7EA6B8-F37226-07D3DE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Rus basınına göre, Temmuz 2002'de Kremlin konser sarayında yapılan Yevtuşenko'nun şiir gecesinde şaire özel bir sürpriz yapıldı. Gecede Nazım'ın "Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.." sözleriyle başlayan ünlü şiirinin okunması Yevtuşenko'yu çok duygulandırdı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Yevtuşkenko Nazım'ın arkadaşı idi. Daha önce Yevtuşenko'nun anılarını paylaşan Moskovski Komsomolets gazetesi iki şairin dost olduğunu yazdı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Makalede şu ifadeler kullanılmıştı: "Yevtuşenko Nazım'ı sık sık hatırlıyor. Onunla çok zaman geçirdi."</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">'KEŞKE HERKES NAZIM GİBİ KOMÜNİST OLSAYDI'</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Nazım'a Sovyet pasaportunun verildiği toplantıda kendisinin de bulunduğunu anlatan Yevtuşenko, "Nazım Sovyet pasaportunu alarak yukarı kaldırdı ve şöyle dedi: 'Bürokrasiyi eleştirdiğim zaman artık kimse bana yabancısın diye sitemde bulunmayacak'."</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nazım'ın iyi bir komünist olduğunu vurgulayan Rus şair, "Çok ilgi çekici insan idi. Herkes onun gibi komünist olsaydı belki ben de komünist olurdum." dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yevtuşenko Nazım Hikmet'ten çok etkilenmiş ve ona 'Nazım'ın Yüreği' adlı bir de şiir yazmıştır.</div>
<div><span style="font-weight: bold;"><br />
		</span></div>
<div><span style="font-weight: bold;">NAZIM DÜNYADA RASTLADIĞIM EN İYİ İNSANLARDAN BİRİ</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Belarus basınına da konuşan Yevtuşenko, Nazım'ın çok iyi insan olduğunu vurgulayarak, "Resim sanatıyla ilgili ilk benim akıl hocam Nazım Hikmet oldu. Nazım dünyada rastladığım en iyi insanlardan biri" değerlendirmede bulunmuştu.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uluslararası Öykü Festivali Başlıyor!</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uluslararasi-oyku-festivali-basliyor-841/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uluslararasi-oyku-festivali-basliyor-841/</id>
<published><![CDATA[2017-03-20T15:30:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-03-20T15:30:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3E90B8-10B46B-A70ADB-01A9C1-68A4B0-4025FD.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali, "Bu Senin Hikayen” sloganı ile Başlıyor. 21 Mart Salı günü (Yarın) saat 19.00’da Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki törenle başlayacak olan festival, 25 Mart Cumartesi gününe kadar devam edecek. Yerli yabancı 35 öykücünün katılacağı festivalin bu yılki onur konuğu ise usta öykücü Hüseyin Su olacak.<br />
	<br />
	</div>
<div>Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen, danışmanlığını Cemal Şakar’ın, genel sanat yönetmenliğini ise öykü yazarı Aykut Ertuğrul’un yaptığı 2. Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali, bu yıl da konuk isimlerin coğrafi çeşitliliği ile dikkat çekiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">DÜNYACA ÜNLÜ ÖYKÜ YAZARLARI İSTANBUL’DA</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Rusya, İspanya, Makedonya, Filistin, Mısır, Bosna-Hersek, Fas, Yunanistan, Suriye, Slovakya gibi ülkelerden yabancı öykücülerin yer alacağı festivale; Makedonya'dan Aleksandar Prokopiev, Rusya'dan Alisa Ganieva, Fas'tan Enis Rafii, Bosna-Hersek'ten Faruk Sehic, Yunanistan'dan George Pavlopoulos, Suriye'den Hatip Bedle, Filistin'den Mazen Maarouf, Mısır'dan Vahid Tavile, İspanya'dan Raquel Martinez Gomez Lopez ve Slovakya'dan Svetlana Zuchova katılacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Türkiye'den ise Ali Haydar Haksal, Sadık Yalsızuçanlar, Yıldız Ramazanoğlu, Mustafa Çiftçi, Sedat Demir, Aliye Akan, Ahmet Sarı, Ali Ayçil, Arda Arel, Arzu Kadumi, Betül Ok, Emine Batar, Ertan Örgen, Elçin Sevgi Suçin, Kürşat Çelik, Mehmet Kahraman, Mustafa Başpınar, Melih Tuğtağ, Osman Cihangir, Osman Koca, Senem Gezeroğlu, Yahya Arslan, Yavuz Ahmet Koç, Yunus Meşe ve Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış festivale katılacak yerli öykücüler arasında yer alacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">YAŞ ORTALAMASI GENÇ OLACAK</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Öykü Festivali’nde bu yıl yaş ortalamasının genç olacağını aktaran genel sanat yönetmeni Aykut Ertuğrul, "Geçen yıl birincisini düzenlediğimiz festival çok iyi geçti. Bu yıl da festivalimize yerli ve yabancı birçok öykü yazarı katılacak. Yerli öykücülerde özellikle yaş ortalamasının genç olmasına dikkat ettik. Çünkü gençlerin ne söylediğini dinlemek istiyoruz. Usta öykücüler ağırlıklı olarak oturum başkanı ve birkaç oturumda konuşmacı olarak yer alacak.” dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">FESTİVALİN İÇERİĞİ KİTAPLAŞTIRILACAK</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Yabancı öykücülerin konuşacağı festivaldeki yeni etkinlikler arasında, "Dünyanın Öyküsü", "İlk Kitap Ödülü" ve "Genç Yazarlar Atölyesi"nin olduğunu dile getiren Ertuğrul, festivaldeki panellere de değinerek, konuşmasına şöyle devam etti:</div>
<div>"Öykünün tarihinden bugüne bir çerçeve çizmeye çalıştık. Biz etkinliklerin kitaplaşması meselesini önemsiyoruz. Şahsen kendime metin muhafazakarı diyebilirim, bir şey metinleştiğinde erişime daha çok açılmış gibi geliyor. O yüzden festival biter bitmez bu panellerdeki tebliğleri ve genç yazarlar atölyesindeki düşünceleri kitaplaştırma çalışmasına gireceğiz. Bundan sonra, her festivalden sonra böyle de bir kitap çıkarmış olacağız."</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">SURİYELİLER İÇİN YAZARLIK YARIŞMASI</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Festivalin katılımcıları arasında yer alan, 80’in üzerinde kitap sahibi Suriyeli öykü yazarı Hatip Bedle ise şunları dile getirdi: "İstanbul ve Gaziantep'te Suriyeliler için yazarlık ve gazetecilikle ilgili bazı çalışmalar yapılıyor. Zeytinburnu Belediyesi’nin de böyle bir festival düzenlemesi biz yabancı yazarlar için oldukça heyecan verici bir durum. Suriye dışındaki Suriyeli yazarlarla da bağlantı kurduk. Ayrıca festival dışında elimizde bir projemiz bulunuyor. İstanbul'da Suriye TV adıyla bir kanal kurmayı ümit ediyoruz, ben de kanalın kurucuları arasında yer alacağım.” dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">İSPANYA, RUSYA VE ÇAĞDAŞ ARAP ÖYKÜ ATÖLYELERİ</span><br />
	<br />
	</div>
<div>5 gün boyunca yerli ve yabancı 35 öykücünün katılacağı festivalde İspanyol, Rusya, Çağdaş Arap öykü atölyeleri, okur yazar buluşmaları, öykü okumaları, gençler ve çocuklar için hayal kurma atölyeleri, genç öykücüler atölyesi gibi çeşitli atölyeler düzenlenecek. Festivalde ayrıca "Öykü ve gelenek", "Öykü ve postmodernizm", "Öykü ve modernizm" gibi paneller de yer alacak. Tüm bunların yanı sıra festival boyunca Zeytinburnu’ndaki liselerde gerçekleştirilecek olan "Okulda Öykü Var” etkinliklerinde yerli ve yabancı öykücüler lise öğrencileriyle buluşacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">ERKAN OĞUR VE İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU KONSER</span>İ<br />
	<br />
	</div>
<div>Dünya ve Türkiye öyküsünün konuşulacağı panellerin, atölye çalışmalarının yer alacağı Öykü Festivali’nin final gecesi ise "Bilgi Evleri Zeytinburnu Öykü Yarışması” ödül töreniyle taçlandırılacak.</div>
<div>Festival, 21 Mart Salı akşamı (Yarın) saat 19.00’da Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış töreniyle başlayacak. Festivalin açılış gecesinde ünlü sanatçılar Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu konser verecek. 5 günlük festival, 25 Mart Cumartesi günü sona erecek.</div>
<div>Geçtiğimiz yıl alanında bir ilk olma özelliğiyle İstanbul’da edebiyatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği festivali, ilk yılda 10 bini aşkın öyküsever takip etmi</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">George Orwell'den bir roman: Papazın Kızı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/george-orwellden-bir-roman-papazin-kizi-731/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/george-orwellden-bir-roman-papazin-kizi-731/</id>
<published><![CDATA[2017-03-16T16:39:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-03-16T16:39:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C7F92A-11C2E0-124618-91F465-4FFE5C-927461.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Taşradaki bir kilise papazının kızı olan Dorothy Hare, babasının tüm görevleri onun üstüne yıkmasıyla dükkân borçlarından mıntıka işlerine, bağış toplamaktan cemaati pohpohlamaya her şeyden sorumlu hale gelmiştir. Dorothy’nin Tanrı’ya inancı tamdır, hayatın kendisine biçtiği rolü şikâyet etmeden kabullenmiştir. Ama bir gün, o güçlü rutin aniden sarsılır ve Dorothy kendini beş parasız halde sokaklarda, tanımadığı insanlarla, ağır işçilik yaparken bulur – dahası, kim olduğunu hatırlamamaktadır.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Orwell, bir gecede toplumun bir kesiminden bambaşka bir kesimine taşıdığı Dorothy vasıtasıyla 1930’ların İngiltere’sinde kadınların, işçilerin, evsizlerin haline ışık tutuyor. Deneysel sayılabilecek anlatım biçimleriyle yazarın edebiyatında özel bir yere sahip olan Papazın Kızı, inancın ve inançsızlığın, ahlakın ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı eşsiz bir roman.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Onat Kutlar Kadıköy'de anılıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/onat-kutlar-kadikoy-de-aniliyor-496/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/onat-kutlar-kadikoy-de-aniliyor-496/</id>
<published><![CDATA[2017-01-10T12:40:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2017-01-10T12:40:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F41AE5-42902A-01A80D-8871DB-472A7F-3AD86F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>1995 yılında The Marmara Oteli'de gerçekleşen patlama sonucu yaşamını yitiren şair, yazar ve sinema insanı Onat Kutlar, ölümünün 21'inci yıldönümünde Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği bir etkinlikle anılacak.<br />
	<br />
	</div>
<div>Dijital video gösterisi ile başlayacak gecede, Onat Kutlar'ın yaşamının ve yaratıcı kimliğinin çeşitli yönlerini Filiz Kutlar, Ali Sirmen, Işıl Özgentürk ve Hülya Uçansu anlatacak.</div>
<div>Şems Trio ve Film Müzikleri Orkestrası da, Onat Kutlar’ın senaryosunu yazdığı filmlerin müziklerini seslendirecek. 11 Ocak Çarşamba günü 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki anma etkinliğine herkes davetli.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: 14pt;">"Sinematek Yaşıyor!”</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bu arada Onat Kutlar anısına yapılan "Sinematek Yaşıyor!” gösterimleri devam ediyor. Martin Scorsese’nin unutulmaz filmi "Taksi Şoförü” usta yazar Ahmet Ümit’in sunumuyla 13 Ocak Cuma 20.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazar Scognamillo yaşamını yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/giovanni-scognamillo-yasamini-yitirdi-895/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/giovanni-scognamillo-yasamini-yitirdi-895/</id>
<published><![CDATA[2016-10-08T14:14:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-10-08T14:14:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_33E551-33DB91-0AF68C-A37730-72B4E0-EFD783.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Yazar, sinema tarihçisi, araştırmacı, eleştirmen, çevirmen Giovanni Scognamillo, 87 yaşında hayatını kaybetti. Scognamillo'nun cenazesi 10 Ekim Pazartesi güne saat 13.00'te Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Kilisesi'nde düzenlenecek törenin ardından aynı mezarlıkta toprağa &nbsp;verilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Levanten yazar, İstanbullu Rum bir anne ile yine İstanbul doğumlu İtalyan babanın çocuğu olarak 1929'da İstanbul'da doğdu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>1948-61 yıllarında başta İtalyan ve Fransız basını olmak üzere yabancı basında, 1961'den sonra ise Türk basınında Akşam, Yön, Sinema 65, Ulusal Sinema, Yedinci Sanat, Ses, Hayat, Bravo, Video-Sinema, Beyaz Perde, TV'de Yedi Gün gibi gazete ve dergilerde sinema yazarlığını sürdürdü.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Scognamillo ilk iki kitabını 1965'te Agah Özgüç'le birlikte yazdı. Bu Kitapların adları "1965 Sinema Yıllığı" ve "Türk Sinemasında Kadın ve Seks" ti. 1973'te yazdığı "Türk Sinemasında 6 Yönetmen" kitabıyla birlikte bugüne kadar 40'ın üzerinde kitap yazdı ve onlarca kitabı da Türkçeye çevirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>60 yıldır sinema, fantastik edebiyatı, bilim kurgu, korku edebiyatı ve okkültizm üzerine kitaplar ve yazılar yazan Giovanni Scognamillo 1997-1999 yılları arasında sadece dört sayısı çıkan Nostromo bilimkurgu dergisinin de editörlüğünü yaptı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>2006 yılında "Beyoğlu'nda Bir Levanten: Giovanni Scognamillo" adında belgeseli de yapılan Scognamillo, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Türk Sineması" dersleri verdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>8. Uluslararası Ankara Film Festivali Yaşam Boyu Katkı Ödülü ve 19. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü sahibi.</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ünlü yazar Edward Albee öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-yazar-edward-albee-oldu-474/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-yazar-edward-albee-oldu-474/</id>
<published><![CDATA[2016-09-17T12:19:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-09-17T12:19:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AC531B-19A7D4-E8E1EC-2F6A68-B15EBE-F5B9AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Albee'nin asistanı Jackob Holder tarafından yapılan açıklamada, Albee'nin ABD'nin New York eyaletine bağlı Montauk bölgesindeki evinde yaşamını yitirdiği duyuruldu. &nbsp; &nbsp;&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kim Korkar Hain Kurttan? &nbsp;(Who's Afraid of Virginia Woolf?) adlı tiyatro oyunuyla tanınan yazar, savaş sonrası Amerikan kültürünü eleştiren oyunlarıyla dönemin farklı seslerinden biri olmuştu. &nbsp; &nbsp;&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Albee, Seascape (Deniz Manzarası, 1975), A Delicate Balance (Kılpayı, 1966) ve Three Tall Women (Üç Uzun Kadın, 1991) adlı oyunlarıyla ABD'nin en prestijli ödüllerinden Pulitzer'e üç kez layık görülmüştü. &nbsp; &nbsp;&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Vedat Türkali yaşamını yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/vedat-turkali-yasamini-yitirdi-886/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/vedat-turkali-yasamini-yitirdi-886/</id>
<published><![CDATA[2016-08-29T07:54:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-08-29T07:54:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F71FC4-5333D9-A3B8E6-F98868-BCFE52-0841D0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>97 yaşındaki Türkali'nin bu sabah 06:00 sıralarında Yalova Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybettiği belirtildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">VEDAT TÜRKALİ KİMDİR?</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>13 Mayıs 1919'da Samsun'da doğan Türkali, liseyi Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlendi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de tutuklandı. 9 yıl ceza aldı. 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kaldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Rıfat Ilgaz ile Gar Yayınlarını kurdu. 1960'ta Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başladı. 1965'te Karanlıkta Uyananlar filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Senaryo Ödülü'nü kazandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Güven, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi, Bitti Bitti Bitmedi gibi romanlara imza attı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>1974'te Milliyet Yayınları Roman Yarışması'nda birincilik ödülünü, 1976'da Orhan Kemal Roman Armağanını kazandı. 2016'da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü'ne layık görüldü.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tercümenin hanımefendisi...</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tercumenin-hanimefendisi-586/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tercumenin-hanimefendisi-586/</id>
<published><![CDATA[2016-06-21T08:00:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-06-21T08:00:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_434BAF-D4A2A3-6434E1-2EFA08-62DED8-0E7EAC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Yaptığı işten zevk alma ve yaparken eğlenme… Onu, kendi alanında bu denli ‘seçilir’ kılan da bu. Keyif almadığı hiçbir şeyi eline dahi almak istemiyor. Yıllar içinde bu lükse sahip olmanın verdiği hazzı, müstehzi gülümsemesinden okumak mümkün. Tecrübesiz olduğu dönemde kendi talepleri değil; arz edileni yapmakla yükümlüydü, çünkü. Belkıs Çorakçı Dişbudak, pek çok kişinin okumaktan keyif aldığı kitapları İngilizceden Türkçeye çeviren isim. Dile kolay, 400’ün üzerinde kitabı var. Her çevirdiği kitabın konusunu anımsıyor ama iş, kendi hanesindeki sayıları saymaya gelince o kadar net değil. Tam olarak kaç kitap çevirdi, o da bilmiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Belkıs Dişbudak, 78 yaşında. Kitap çevirmenliğinde 45 yılı geride bıraktı. Hepsini yazmanın imkânı yok. En bilinenleri, Gazap Üzümleri, Şibumi, Atlas Silkindi, Hayatın Kaynağı ve Parfümün Dansı... Aşk romanlarından strateji kitaplarına uzanan kalabalık bir kütüphane oluşturdu. Ancak, tarih ve mizah kitaplarını çevirirken ayrı bir keyif alıyor. Ortaokul yıllarında kurduğu hayali, onu bugün Türk edebiyatının gizli kahramanlarından birine dönüştürüverdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Benim için kitap çevirmek çok keyifli. Tıpkı o yazarın o sıradaki ruhsal durumunu taklit etmek gibi. Kitap çevirmek, bir taklit etme işi. O yazarın, o kitabındaki çekirdeğini taklit etmek lâzım. Her kitapta ayrı kimliğe bürünüyorum. Doğuştan kolay taklit yaparım. Aksanları da taklit edebilirim. Böyle şeylere yatkınlığım var. Onun için, hele sevmişsem de bir kitabı, oymuşum gibi yazmaya çalışıyorum. Yaptığım bu.”</div>
<div><br />
	<img src="uploads/Haziran 2016/belkıs-1.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Dişbudak: Fıkrayı çok severim. Kısa ve özlü fıkraları severim. &nbsp;</span><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: 14pt;">"Türkçe yazılmış gibi…”</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Kullandığı dil, kendi ifadesiyle Belkıs Dişbudak’ın ‘kimliği’ni oluşturan en temel özellik. Yalın, sade ve anlaşılır olmayı her şeyin üstünde tutuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Okurken benim tutkum, çeviriyi yaparken okuyan insan 'Ne dedi bu?’ diye tekrar cümlenin başına dönmek zorunda kalmasın. Sanki Türkçe yazılmış gibi okuyup gitsin, rahat rahat. Çeviride fazla şeylerle de rahatsız etmek istemiyorum, okuyucuyu. Sahicisini okuyormuş gibi okusun okuyucu. Yani illâ yeni kelime kullanayım ya da eski kelimeyi kullanayım diye bir tutturursam o zaman o, rahatsızlık verici bir şey, zorlayıcı bir şey olur. Sokakta nasıl insanlar konuşuyorsa öyle bir dil tutturup gitmek istiyorum. Dolayısıyla eskiyi de yeniyi de kullanıyorum. Tutarsız bir dil kullanıyorum, onu bilinçli olarak öyle yapıyorum.”</div>
<div><br />
	<img src="uploads/Haziran 2016/belkıs-2.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Dişbudak, simultane tercümanlığa 1968 yılında başladı. &nbsp;</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Romanlar, Dişbudak için sadece bir ‘iş’ değil. Çocukluğundan bu yana sürdürdüğü bir alışkanlık, hayatının olmazsa olmazı. Sevincini de üzüntüsünü paylaştığı bir arkadaş.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Kitap başka roman başka. Roman okuduğunuz zaman o karakterin ne hissettiğini tarif ediyor ya ağzından o sırada ne çıkıyor? Aslında ağzından o çıkarken ardında yatanı da romanda görebiliyorsun. Bunlar hep egzersiz. Genç yaşta başlayınca roman okumaya kendini karşısındakinin yerine koyabilmeye başlıyorsun, daha bir anlayış gösteriyorsun. Roman okumayan biri empati nedir bilmez. Üzgün ya da depresif olduğum zamanlarda kendimi Bernard Shaw ile tedavi ederim. Bir tiyatrosunu alıp gidip odama kapanıp onu okumaya başladığımda üzüntüm kaybolur. Kafasının muzip çalışması beni çok eğlendiriyor.”</div>
<div><br />
	</div>
<div>Belkıs Dişbudak’ı anlatabilmek tek ‘iş’ ile pek mümkün değil. Simultane tercümanlığı, kitap çevirmenliğinden de eski. 48 yıl önce başladığı simultane tercümanlıkta son derece aktif. Yoğun bir programı var. Ses rengi ve Türkçe hâkimiyeti farkını anında çeviride de ortaya koymasına destek.</div>
<div><br />
	<img src="uploads/Haziran 2016/belkıs-3.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Belkıs Dişbudak Şemsettin Sami'nin torunu.&nbsp;</span><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: 14pt;">Amcası Ali Sami Yen</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Edebiyat genlerinde var. Belkıs Dişbudak, Şemseddin Sami’nin torunu. Sami, Türk yazın hayatının önemli isimlerinden. İlk Türkçe sözlük ve ansiklopediyi yazdı. Şemseddin Sami, ilk Türkçe roman ‘Talat ile Fitnat’ın Aşkı’ kitabının da yazarı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Çok gurur duyuyorum, bundan. Türk diline pek çok hizmeti var ama Şemsettin Sami unutuldu, Türkiye’de. Büyükbabam bir dil uzmanı. Şemsettin Sami 18 yaşındayken ilk yazılarını koltuğunun altına kıstırıp İstanbul’a başkente gelmiş. Hem Arnavutça hem Türkçe yazmış. Bizim aile Fransızca konuşur. Büyükbabam 7 dil bilir. Amcam bütün Avrupa dillerini bilir. 20 küsur dil. Babam da 7 dilli. Annem 3 dil. Haftada bir kere eve gelen İngilizce hocasıyla büyüdüm. Okula gittiğimde de zaten biliyordum.”</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: 14pt;">'abcd' liselere hazırlık kitapçıkları</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>80’li yıllarda kullanılan bir test kitabı. Öğrencileri, Anadolu-kolej sınavlarına hazırlayan test ve konu anlatımlardan oluşan bir seri. Bu eğitim çalışmasının arkasındaki isim de Belkıs Dişbudak. Yalnız içindeki eğitimci kişiliği öyle kendiliğinden çıkıvermiş değil. Çocuklarının sınava hazırlık sürecinde yaşadığı azap sonunda ortaya çıkmış bir durum.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Sınavı kazansınlar diye kendi çocuklarıma ders aldırdım. Dördüncü ve beşinci sınıfta aldıkları ders, bütün eğitimlerini kaplayabilirdi. Hâlbuki ortaokulda da lise de de aynı şeyler okunuyor. Bunları bir pakete koyup ‘Hangisini öğrenirsem diğerini mantık çerçevesinde daha iyi öğrenirim’ tarzında toparlama yaptık. Gördüm ki dört ayda koca bir yılın bilgilerini bitirebiliyorsun. Bu çocuklara yazık, ne sanata ne de spora vakit ayıramadan mütemadiyen beş seneyi dolduruyorlar. Bana bu çok ters gelmişti.”</div>
<div><br />
	</div>
<div>Cevap şıklarından esinlenerek oluşturulan ‘abcd’ eğitim paketi uzun yıllar devam ettikten sonra noktayı koydular.&nbsp;<br />
	<br />
	<span style="font-weight: bold; font-size: 18pt;">Başak ÇUBUKÇU</span><br />
	<br />
	<img src="uploads/Mayis/el-cezire.png" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazar Nazlı Eray okurlarıyla buluştu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-nazli-eray-okurlariyla-bulustu-209/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-nazli-eray-okurlariyla-bulustu-209/</id>
<published><![CDATA[2016-05-31T18:17:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-05-31T18:17:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DA8155-337FEA-3A09B9-7BA23A-A09BF3-E07A71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Roman ve öykü yazarı Nazlı Eray, Medicana Ankara Hastanesinin "Sanat Söyleşileri"ne konuk oldu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Eray, hastane ortamında sanat söyleşisi yapılmasının Türkiye'de bir ilk olduğunu ve bundan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yazdığı 44 kitabın yaşantısından izler taşıdığını kaydeden Eray, kitaplarını yazarken yaşadığı olayları ve ilham aldığı kişileri anlattı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Kayıp Gölgeler Kenti" isimli kitabında Stalin'in izini süren, Prag'ın gizemli ve büyüleyici havasını aktaran Eray, Stalin'in izini sürmek için Moskova'ya değil de Prag'a gitmesinin nedeninin, İkinci Dünya Savaşı ertesinde yeni işgal edilmiş Prag'a giden babasının, hemen her yerde karşısına çıkan Stalin resimlerini ve posterlerini anlatması ve bundan çok etkilenmesi olduğunu söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kitabını "büyülü gerçekçilik" tarzıyla yazdığını belirten Eray, kitapta Stalin ile ilgili önemli belgelere ve fotoğraflara yer verdiğini, Rus arşivlerinden yararlandığını ve kitabın belgesel niteliği taşıdığını dile getirdi.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>"İnsan hayatını hiçbir şeye değişemem, değiştiremem. Dolayısıyla fantastik bile olsa belgelerden ve gerçek olaylardan yararlanıyorum." diyen Eray, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Marilyn Monroe ile ilgili kitaplarında da gerçek olaylar ve belgelerden yararlandığını vurguladı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Eray, "Halfeti'nin Siyah Gülü", "Orphee" ve "İmparator Çay Bahçesi" isimli üç kitabının ABD'de yayımlandığını ve bundan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. &nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Aydaki Adam Tanpınar", "İmparator Çay Bahçesi", "Aşık Papağan Barı", Tozlu Altın Kafes" ve "Rüya Yolcusu" gibi eserleri ile ilgili anılarına da değinen Eray, özellikle çocukluğunun bir döneminin geçtiği Kasımpaşa'daki okul yıllarını çocuklar için yazdığı kitaplarda paylaştığını anımsattı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">"Metin And'dan bahsetmek Stalin'den bahsetmek kadar zor"</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>6 yıl evli kaldığı eski eşi merhum Prof. Dr. Metin And'dan da söyleşi de bahseden Eray, "Metin And'dan bahsetmek Stalin'den bahsetmek kadar zor. Metin And ile aramızda 20 küsür yaş vardı. Sert bir erkekti. Dünyaca ünlü bir profesördü, muhteşem bir beyindi. Bir yalnız adamın dünyasıydı. Kıskanç ve zor bir insandı. Şimdi gelse de konuşsak, 'Biz nerede yanlış yaptık' diye. Evlenmeseydik sonsuza kadar dost kalacaktık." dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İstanbul'a sevgisini de söyleşide dile getiren Eray, "Ankara, çocukluğum İstanbul'da geçtikten sonra beni avucunun içine aldı. Kaderin örgüsü bu. İstanbul'da bir evim var. Babaannemin köşkünün bulunduğu yerde, apartman dairesinde kalıyorum. Oraya gittiğimde çocukluğumu yaşıyorum. Fakat bir yerde benim İstanbulumu birileri, başkaları yaşamış, bitirmiş. Onlara biraz kızıyorum. Şehri onlar yüzünden terk etmişim." diye konuştu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nazlı Eray, söyleşinin ardından okurları için kitaplarını imzaladı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gazeteci yazar Ahmet Oktay'ı kaybettik</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gazeteci-yazar-ahmet-oktay-i-kaybettik-957/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gazeteci-yazar-ahmet-oktay-i-kaybettik-957/</id>
<published><![CDATA[2016-03-03T12:49:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-03-03T12:49:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_00281C-4CDB98-D63760-456AF5-C09DB0-B7C77F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Şair, yazar, gazeteci Ahmet Oktay Börtecene vefat etti.<br />
	<br />
	</div>
<div>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, TGC üyesi, Sürekli Basın Kartı Sahibi Ahmet Oktay Börtecene’nin ölümünün ardından yayınladığı başsağlığı mesajında, "Şiirimizin ustalarından şair, yazar gazeteci Ahmet Oktay Börtecene’yi kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Ahmet Oktay Börtece’neyi sevgi ve saygıyla anıyoruz. Değerli üyemiz Ahmet Oktay Börtecene’nin ailesine, sevenlerine ve basın topluluğumuza başsağlığı diliyoruz” dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Börtecene’nin cenazesi, yarın Erenköy Galip Paşa Camisi’nde kılınacak öğle namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">AHMET OKTAY BÖRTECENE KİMDİR?</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>1933 yılında Ankara’da doğdu. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı. Ankara’da İstatistik Genel Müdürlüğü’nde (bugünkü DIE) görev yaptı. 1961’de Yeni İstanbul Gazetesi’nin Ankara Bürosu’nda ‘parlamento muhabiri’ olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. Ankara Ekspres, İktisat ve Piyasa, Vatan gibi gazetelerde muhabir olarak çalıştı. 1975’te İstanbul Radyosu’na geçti. Siyasal iktidar değişince TRT’den istifa ederek önce Akajans, ardından da Dünya Gazetesi haber müdürlüğü görevlerini yürüttü. 1978’de yeniden TRT’ye döndü. 1982’de emekliye ayrıldı. Daha sonra Milliyet Gazetesi’ne geçti. 1993’te yazı işleri müdürlerinden biri olduğu Milliyet’ten ayrıldı. Şiir yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiirleri 1949-1950 arasında ‘Gerçek’ dergisinde yayınlandı. İlk yazısı 1950’de Güney Dergisi’nde çıktı. ‘Dişi Kurt’ adlı oyunu 1974’te Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi. 1950’lerde yazdığı şiirlerde Ahmet Arif’ten etkilendiği gözlenirken 1960’lardan sonra toplumsal gerçekçi bir yaklaşımla İkinci Yeni’ye yöneldi. Şiirin olgunluk döneminde biçim gösterilerine kaçmadan yalın bir teknikle yazdı. ‘Her Yüz Bir Öykü Yazar’ kitabıyla 1957 yılında Yeditepe Dergisi'nin Şiir Ödülü’nü 1987’de ‘Yol Üstündeki Semender’ kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü aldı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Umberto Eco yaşamını yitirdi!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/umberto-eco-yasamini-yitirdi-437/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/umberto-eco-yasamini-yitirdi-437/</id>
<published><![CDATA[2016-02-20T07:57:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-02-20T07:57:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8F7361-8515C8-EF8426-71649B-E7B922-1588AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İtalyan basınına yansıyan haberlere göre, İtalya’nın dünyaya kazandırdığı, son 50 yıla eserleri, bilimsel çalışmaları ve fikirleriyle damgasını vuran ve dünya genelinde pek çok kitleye ulaşan aydın isim Umberto Eco, dün akşam yerel saatle 22.30 sularında evinde yaşamını yitirdi.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Eco’nun özellikle kendisinin dünya genelinde tanınmasını sağlayan 1980 yılında yazdığı Gülün Adı kitabı ile Foucault Sarkacı, Baudolino, Prag Mezarlığı ve son çıkardığı Sıfır Sayı kitapları farklı dillere çevrilmiş, milyonlarca adet basılmıştı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Döneminin önemli düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Eco’nun uluslararası boyutta pek çok ödülü ve İtalya, Almanya, Fransa’dan devlet nişanları ve şövalye unvanları vardı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>İtalya’nın Alessandria kentinde 5 Ocak 1932’de dünyaya gelen Umberto Eco, 1954 yılında ortaçağ felsefesi ve edebiyatı üzerine yazdığı tezle Torino Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 1961 yılında akademik kariyerine başlayarak, sırasıyla Torino, Floransa ve Bologna üniversitelerinde bilimsel çalışmalarını sürdürdü. Göstergebilim alanında yaptığı araştırmalarla da bilinen Eco, 1950'li yıllarda İtalyan radyo televizyon kanalı RAI'nin kültür programlarında görevler aldı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">E-kitaplar okuma tarzını değiştiriyor mu?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/e-kitaplar-okuma-tarzini-degistiriyor-mu-737/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/e-kitaplar-okuma-tarzini-degistiriyor-mu-737/</id>
<published><![CDATA[2016-01-26T11:11:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-01-26T11:11:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0BB99B-0D0C99-050B66-42C8C5-2744A0-C76E19.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İlk elektronik kitabın yayımlanmasının üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçti.<br />
	<br />
	</div>
<div>İlk tepkiler olumsuz olsa da bazıları e-kitapların giderek yaygınlaşacağını, hatta klasik anlamda kitapların varlığını tehdit eder hale gelebileceğini öngörmüştü.<br />
	<br />
	</div>
<div>Araştırmalar ABD’de yetişkin nüfusun yarısının bir tablete ya da e-kitap okuyucusuna sahip olduğunu ve her 10 kişiden 3’ünün 2013’te e-kitap okuduğunu gösteriyor. Basılmış kitaplar hala en yaygın okuma biçimi olsa da son 10 yılda e-kitaplar da hızlı artış gösteriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>İnternet üzerinden alışveriş yapmaya olanak sağlayan dev şirket Amazon’un 2007’de Kindle adlı e-kitap okuyucusunu piyasaya sürmesinin büyük payı var bunda.</div>
<div><br />
	</div>
<div>2008-2010 yılları arasında e-kitap satışı %1260 arttı. Ardından Nook ve iPad meydana çıktı. İngiltere’nin ünlü kitapçılarından Borders Books 2011’de iflas etti. E-kitap satışları artmaya devam etti, ama veriler bunun ilk dönemdeki kadar hızlı olmadığını gösteriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Amerikan Yayıncılar Derneği’ne göre, kitap piyasasının yüzde 20’sini teşkil eden e-kitap satışları 2015’te duraklama dönemine girdi. Fakat baskı kitapların satışında da bir düşüş olmuştu.<br />
	<br />
	</div>
<div>Kitabın Geleceği Enstitüsü’nün kurucusu Robert Stein bu durağan çizginin bir gün yeniden yükselişe geçeceğini söylüyor. Stein, e-kitapların gelecekte yayınevleri tarafından değil, video oyunları sektörü tarafından üstlenilebileceğine, kitap okumanın daha sosyal bir deneyim haline geleceğine, yazarla okuyucunun dijital ortamda iletişim kurabileceğine inanıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Stein’in Sosyal Kitap projesi ise üyelerin dijital metinlerde okurun satır aralarına kendi yorumlarını yazmasına olanak veriyor. Bazı okullarda öğretmenler tartışmaları teşvik etmek için bu tür okuma yöntemleri kullanıyor bile. "Gelecek kuşaklar açısından kitap okumanın tek başına yapılan bir aktivite olması fikri oldukça yabancı gelecek” diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kitap basımının tümüyle ortadan kalkması beklenmiyor, ama ağaç baskı, karanlık oda fotoğraf baskısı ve el dokuması gibi zanaatkar veya estetik bir değer kazanacağı tahmin ediliyor. Kitaplar okumak için değil, daha çok bakmak için olacak, sanat katalogları ve sehpalardaki yerlerini koruyacak.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bazıları basılı kitabın 50 -100 yıl içinde tümüyle ortadan kalkacağına inanıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Basılı kitabın ortadan kalkma ihtimali Massachusetts’teki Tufts Üniversitesi Okuma ve Dil Araştırma Merkezi başkanı Maryanne Wolf gibilerine ise endişe veriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Yapılan araştırmalara göre, elektronik okuma, beynin metne verdiği anlama ve yoğunlaşma gibi tepkileri olumsuz etkiliyor. Basılı kitaplar sarmalayıcı bir okuma aktivitesi iken, ekran üzerinde okumak en dikkat dağıtıcı türden görülüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kindle e-kitap okuyucuları ise arada bir yere denk düşüyor. Wolf’a göre, çoğu insan, bilgi toplamak için ideal olan, ancak eleştirel ve analitik olmayı sağlayan derin okumaya uymayan bu yöntemle hikayeye girme becerisinin değişmesinden endişe duyuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Fakat bunun tersini gösteren araştırmalar da var. Buna göre, e-kitap okumak kavrayışı azaltmadığı gibi, özellikle disleksik kişilerin okumaktan daha fazla zevk almasını sağlayabilir.<br />
	<br />
	</div>
<div>400’den fazla kreşe giden çocuk üzerinde yapılan deneylerde, çocukların animasyon içeren e-kitaplardaki hikayeleri daha iyi anladığı ve daha fazla kelime öğrendikleri görüldü.<br />
	<br />
	</div>
<div>Wolf, ABD ve Avrupa’da çocukların elektronik cihazlarla fazla vakit geçirmelerinin sorunlu olduğunu kabul etmekle birlikte, gelişmekte olan ülkeler açısından bu cihazların bilginin demokratikleşmesini sağladığını belirtiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Her iki kitap türünün de toplum için korunması gerektiğini söyleyen Wolf, ABD’de son dönemlerde gözlenen baskı kitap satışında artış eğilimini bu kitapların değerinin anlaşılmasına yorarak memnuniyetle karşılıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>"Tam anlamıyla okuma deneyimini yaşayan beyin devresi insan türünün entelektüel gelişimi açısından en önemli katkılardan biri olmuştur. Bunu tehdit eden her şey dikkatle incelenmelidir.”</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazar Gülten Akın yaşamını yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-gulten-akin-yasamini-yitirdi-945/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-gulten-akin-yasamini-yitirdi-945/</id>
<published><![CDATA[2015-11-04T17:54:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-11-04T17:54:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FE3B70-8414D5-689BEA-4FCD51-9CFA8C-917922.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk şiirinde ikinci yeni akımının tek kadın şairi olan Gülten Akın yaşama veda etti.<br />
<br />
Yazar bir süredir Burhaniye'de yaşıyordu...<br />
<br />

<div><span style="font-weight: bold;">Gülten Akın kimdir?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>23 Ocak 1933 yılında Yozgat’ta doğdu. Ortaöğrenimini Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi 'nde tamamladı. 1955'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1956’da Yaşar Cankoçak'la evlendi. Beş çocuk büyüttü. 1958-1972 arasında kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle Anadolu’nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Gevaş, Alucra, Gerze, Saray ilçelerinde ve Kahramanmaraş'ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>1972'de Ankara'ya yerleşerek Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu'nda çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Son Haber gazetesinde ilk şiiri 1951'de yayımlandı. Ardından Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde çıktı. Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı. 1980 öncesinde halkın yaşadıkları, onun da hayatına ve şiirine yansıdı. Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi. Gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Şiirlerinde büyük ölçüde folklor öğelerinden yararlandı. Şiir üzerine yazılarını bir araya getiren "Şiiri Düzde Kuşatmak" (1983) kitabında, halk kaynağına inme isteğini, "Halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak" sözleriyle açıklar. Şiirleri pek çok dile çevrildi ve kırktan fazla şiiri bestelendi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Şairin aldığı ödüller: Varlık şiir yarışmasında birincilik ödülü (1955), Türk Dili Kurumu Şiir Ödülü’nü (1964), TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda Başarı Ödülü (1972), Yeditepe Şiir Armağanı (1976), Halil Kocagöz Ödülü (1991), Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, 1999’da Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü (1999), Dünya Gazetesi’nin verdiği Yılın Telif Kitabı Ödülü (2003).</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bazı şiir kitapları: Rüzgâr Saati (1956), Kestim Kara Saçlarımı (1960), Sığda (1964), Kırmızı Karanfil (1971), Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (1972), Ağıtlar ve Türküler (1976), Seyran Destanı (1979), İlahiler (1983), Sevda Kalıcıdır (1991), Sonra İşte Yaşlandım (1995), Sessiz Arka Bahçeler (1998), Uzak Bir Kıyıda (2003), Beni Sorarsan (2013)</div>
<div><br />
	</div>
<div>Akın bestelenmiş bazı şiirleri: Büyü Yavrum, Grup Yorum (1987), Deli Kızın Türküsü, Sezen Aksu (1993), Siyah Beyaz (1989) Sevinç Eratalay, Beni Unutma (1989) Sevinç Eratalay</div><br />
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Belaruslu yazar Aleksiyeviç'e verildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-belaruslu-yazar-aleksiyevic-e-verildi-146/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-belaruslu-yazar-aleksiyevic-e-verildi-146/</id>
<published><![CDATA[2015-10-08T15:56:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-10-08T15:56:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A79059-44AF8E-F7BFCC-3C5859-3702F0-F867DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Nobel Ödülleri arasında en çok merak edilenlerden biri olan edebiyat ödülü bugün İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleştirilen bir törenle açıklandı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan 112. yazar olan Svetlena Aleksiyeviç’in günümüzde yaşanan acılara dönük polifonik yaklaşımı dolayısıyla ödüle layık görüldüğü ifade edildi. 67 yaşındaki Aleksiyeviç’in Sovyet-Afgan Savaşı'nın ilk ağızdan anlatıldığı Çinko Çocukları ve Çernobil kazasının ele alındığı Çernobil'den Sesler isimli eserleri bulunuyor.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nobel Edebiyat Ödülü’nü geçtiğimiz yıl Fransız romancı Patrick Modiano’ya verilmişti.&nbsp;<br />
	<br />
	</div>
<div>İsveç Kraliyet Akademisi her yıl olduğu gibi bu yıl içerisinde de dünyanın değişik ülkelerindeki yayınevlerine, edebiyat derneklerine ve üniversitelere ödül için aday olmasını istedikleri yazarları sormuştu. Neticede bu yıl toplamda 259 farklı yazarın adı ödül için tavsiye edildi. Söz konusu yazarlar ilk eleme sonrasında önce 198’e daha sonra ise 5 kişiye kadar düşürüldü. Söz konusu 5 kişinin kim olduğu bilinmiyordu. Nobel Edebiyat Ödülü önceden tahmin edilmesi en zor ödüllerden biri olarak biliniyor.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Dün açıklanan Nobel Kimya Ödülü ise ABD’de yaşayan Türkiye kökenli kimyager Aziz Sancar ve ABDli kimyager Paul Modrich ve İngiliz meslektaşı Thomas Lindahl’e verilmişti. Önceki gün açıklanan Nobel Fizik Ödülü ise Japon bilim insanı Takaai Kajita ve Kanadalı Fizikçi Arthur B. McDonald’e verilmişti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Nobel Ödülleri Nobel Ödüllerini kazanan isimler ödüllerini Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık günü teslim alacaklar.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şair Sennur Sezer yaşamını yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/sair-sennur-sezer-yasamini-yitirdi-525/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/sair-sennur-sezer-yasamini-yitirdi-525/</id>
<published><![CDATA[2015-10-07T14:12:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-10-07T14:12:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CE7529-F4DE82-20AC8F-DE4B88-DF74C7-5ED875.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Sezer, 1959’da İstanbul Kız Lisesi’nin ikinci sınıfından ayrıldıktan sonra Taşkızak Tersanesi’nde çalışmaya başladı. 1965 yılında Varlık Yayınları düzelticiliğine geçti. 1967 yılında Adnan Özyalçıner ile evlendi. 1982 yılına kadar çeşitli yayınevlerinde ve ansiklopedilerde düzelticilik, metin yazarlığı yaptı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;Başta Evrensel Gazetesi ve Evrensel Kültür olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayınlanan Sezer’in yayınlanmış çok sayıda kitabı var.&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Oktay Akbal hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/oktay-akbal-hayatini-kaybetti-391/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/oktay-akbal-hayatini-kaybetti-391/</id>
<published><![CDATA[2015-08-28T15:35:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-08-28T15:35:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A0E21E-5D0FDA-966857-E72CFE-164A0E-F014A2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Cumhuriyet’le eşit yaştaki Oktay Akbal, yalnızca Türk edebiyatının değil, gazetecilik ve dergiciliğinin de, yani tüm bir yazın tarihinin en önemli isimlerinden biriydi. Kendi usta yazarlığının taşıdığı değer bir yana, bütün bir tarihe tanıklık etmiş, kendisinin de önemli kilometre taşlarında katkısı olan bir duayen isim…</div>
<div><br />
	</div>
<div>Akbal’ın en önemli özelliklerinden biri de aynı, öykü kitaplarından biri olan Yalnızlık Bana Yasak'ın adı gibi bir yaşam sürmüş ve yaşamı boyunca Türk kültür ve siyaset tarihinden önemli dostluklar biriktirmiş bir kişi olması. Bir diğer büyük usta Tahsin Yücel, özellikle öykülerinden yola çıkarak Akbal için, "Çağımızın en içten, en güvenilir, en soylu tanıklarından biri” diyordu.<br />
	Yazar Oktay Akbal hayatını kaybetti... <br />
	<br />
	Pazartesi günü son yolculuğuna uğurlanacak olan Akbal, Akyaka Camisi'nde kılınacak öğle namazının ardından Akyaka mezarlığını defnedilecek.</div><br />
<span style="font-weight: bold;">OKTAY AKBAL KİMDİR?..</span><br />
<br />

<div>Akbal 1923 yılında İstanbul’da doğdu. Askerî Savcı Salih Sahabettin Akbal’ın oğlu, Romancı Ebûbeklr Hazım Tepey-ran’ın torunudur. Küçük yaşta babasını kaybetmiş, annesi tarafından yetiştirilmiştir. İlköğrenimini Fransız okulu Saint Benoit’da, ortaöğrenimini de İstiklâl Lisesi’nde yaptı. Ede­biyat Fakültesi ve Hukuk Fakültesi’ne birkaç yıl devam et­tiyse de bitiremedi. Gazete yazarlığı ve mütercimlik yapa­rak İş hayatına atıldı. Çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı da yapmıştır.</div>
<div>Oktay Akbal, Batı’da egzistansiyalist ve hümanist felsefeye dayalı düşünceden ve bu düşünceleri yansıtan eserlerden etkilenmiş, o eserlerin benzerlerini yazmaya çalışmıştır. Cemiyetteki sıradan İnsanların hayatını, dramını, gelenek ve görenekler karşısındaki tutumlarını, sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı düştükleri ümitsizlikleri şiirli bir dil ile anlatmıştır. &nbsp;Kitapları ile TDK ve Sait Faik Ödülü almıştır (1958,1959).</div>
<div>Hikâyeleri:</div>
<div>1. önce Ekmekler Bozuldu (1946), 2. Aşksız İn­sanlar (1949), 3. Bizans Definesi (1953), 4. Bulutun Rengi (1954), 5. Berber Aynası (1958; 1959 Sait Faik Ödülü), 6. Yal­nızlık Bana Yasak (1967), 7, Dondurmalı Sinema (1967), 8. Tarzan Öldü (1969), 9. Istinye Suları (1973). 10. İlk Yaz Devri­mi (1977).</div>
<div>Romanları:</div>
<div>1. Garipler Sokağı (1950), 2. Suçumuz insan Olmak (1957; 1958 TDK Roman mükâfatı), 3. İnsan Bir Ormandır (1975).</div>
<div>Yazarın hâtıra, deneme ve tenkit türünde eserleri de vardır:</div>
<div>1. Şâir Dostlarım (1964,1977), 2. Günlerde (1965, 66-1968), 3. Dost Kitaplar (1967), 4. Konumuz Edebi­yat (1968), 5. Yazmak Yaşamak (1972), 6. ölümsüz Oyun (1974), 7. Atatürk Yaşadı Mı? (1975), 8. Yeryüzü Korkusu (1974), 9. Hiroşima la r Olmasın (1976), 10. Zaman Sensin (1977), 11. Temmuz Serçesi (1978).</div>  ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk edebiyatının acı kaybı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-edebiyatinin-aci-kaybi-156/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-edebiyatinin-aci-kaybi-156/</id>
<published><![CDATA[2015-08-11T20:18:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-08-11T20:18:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5FE019-44E073-515F86-21A682-AC60D9-53FB20.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Yazın ve sanat dünyası çok yönlü bir sanat insanını daha kaybetti. Bir süredir yaşamını İzmir’in Foça ve Karşıyaka ilçesinde geçiren Tarık Dursun K (tam adıyla Tarık Dursun Kakınç), tedavi gördüğü Alsancak Devlet Hastanesi’nde bugün saat 16.00’da akciğer yetmezliğinden vefat etti. Bir süredir parkinson tedavisi gören Tarık Dursun K, dün durumu ağırlaşınca hastaneye kaldırılmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">TARIK DURSUN K KİMDİR?</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Yazar, senarist ve yönetmen Tarık Dursun K.'nın hayatını anlatan "İmbatla Dol Kalbim" adlı bir belgesel çekilmişti. Belgeselde anlatılana göre 6 yaşında babası tarafından terk edilince, Kakınç olan soyadını K. olarak kullanmaya başladı. Yazar bunu, 'bir özgürlük denemesi' olarak nitelendiriyordu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>1949 yılında İzmir'de Anadolu gazetesinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. Sonra sırasıyla Yeni Gün, Ankara Ulus, Yeni İstanbul ve Vatan gazetelerinde gündelik yazılar yazdı. Pazar Postası ve Akis dergilerinde sinema eleştirileri yazdı. Eleştirmen Ali Gevgilili ile birlikte aylık Yeni Sinema dergisini çıkarttı. Senaryo yazarlığı ve rejisörlük yapmıştır. 1969 yılında Kurul Kitabevi’ni açmış, Milliyet gazetesinde kitap tanıtma yazıları yazmış, Milliyet Yayınları’nı yönetmiştir. 1973 yılında Günümüzde Kitaplar adlı bir dergi çıkarmış, 1975 yılında Koza Yayınları'nın kurucuları arasında yer almıştır.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sanata 1949 yılında şiirle başlamış, 1951 yılında Cengiz Tuncer ile Devrialem isimli ortak bir şiir kitabı yayımlamıştır. Daha sonra hikâye yazarlığına başlamıştır. Çeşitli ödüller alan Tarık Dursun K. İzmir'de yaşıyordu.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">ESERLERİ</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Atmacanın Oğlu, Hasangiller , Vezir Düşü, Rızabey Aile Evi, Güzel Avrat Otu, Sevmek Diye Bir Şey, Yabanın Adamları, 36 Kısım Tekmili Birden, Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep, Bahriyeli Çocuk, İmbatla Dol Kalbim, Ona Sevdiğimi Söyle, Ömrüm, Ömrüm..., Aşk, Allahaısmarladık, Yaz Öpüşleri, Dulevi, Sümbülteber, Hepsi Hikâye, Rızabey Aile evi, İnsan Kurdu, Sabah Olmasın, Denizin Kanı, Kopuk Takımı, Gün Döndü, Hoşça Kal Küçük, Kayabaşı Uygarlığının Yükselişi ve Birdenbire Çöküşü, Alçaktan Uçan Güvercin, Kurşun Ata Ata Biter, İnsan Kurdu, İyi Geceler Dünya, Bağışla Onları, Ağaçlar Gibi Ayakta, Bizimkisi Zor Zanaat, Alo, Harika Hanım Nasılsınız, Kutup, Sessiz Çığlık, Son Yol - 68'lerin Gözyaşları, Deve Tellal, Pire Berber İken... , İyilikçi Tilki, Bir Küçücük Aslancık Varmış, Yaramaz Kuzu, Hoşça Kal Küçük, Otobüsüm Kalkıyor!.., Kerem'i Kimse İstemiyor, Güzel Uykular Alara: Çocuklara Her Gece Bir Masal, Benim Dedem Bir Tane, Bir Varmış Bir Yokmuş Memleketin Birinde..., Az Gittik, Uz Gittik, Dere Tepe Düz Gittik, Kırmızı Otobüs, Tekerlemeler, Bilmeceler, Pıtır'ın Masalları</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">ALDIĞI ÖDÜLLER:</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>1961 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü (Güzel Avrat Otu)</div>
<div><br />
	</div>
<div>1967 Sait Faik Hikâye Armağanı (Yabanın Adamları)</div>
<div><br />
	</div>
<div>1984 Orhan Kemal Roman Armağanı (Kurşun Ata Ata Biter)</div>
<div><br />
	</div>
<div>1985 Sait Faik Hikâye Armağanı (Ona Sevdiğimi Söyle)</div>
<div><br />
	</div>
<div>1987 Türkiye İş Bankası Büyük Edebiyat Ödülü (Ömrüm Ömrüm)</div>
<div><br />
	</div>
<div>1991 Yunus Nadi Roman Armağanı (Ağaçlar Gibi Ayakta)</div>
<div><br />
	</div>
<div>2006 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü (Hepsi Hikâye)</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Edebiyat dünyası bir devini daha yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/edebiyat-dunyasi-bir-devini-daha-yitirdi-331/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/edebiyat-dunyasi-bir-devini-daha-yitirdi-331/</id>
<published><![CDATA[2015-04-13T12:36:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-04-13T12:36:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5965F5-AD7E43-D3CF46-737EDC-C23827-1454FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Alman yazar Günter Grass , 87 yaşında hayata gözlerini yumdu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oyun yazarlığını da sanat yaşamına sığdırmış olan Grass, 1999 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştı.</div><br />
<span style="font-weight: bold;">GUNTER GRASS KİMDİR?..</span><br />
<br />

<div>Alman yazar Grass Polonya'nın Danzig (Bugünkü Gdansk) kentinde doğdu. 1959 yılında yayımlanan "Teneke Trampet" adlı romanı sinemaya da uyarlanmış önemli yapıtlarından biridir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Günter Grass 15 yaşında Reichsarbeitsdienst'e (RAD) kaydolmuş ve ardından Luftwaffenhelfer'e, Luftwaffe'ye yardım elemanı olarak katılmıştır. Kasım 1944'te 17 yaşında Waffen-SS'e kaydolmuştur (yaş haddinden dolayı Wehrmacht'a girememiştir). Kriegsmarine'de denizaltı hizmeti için gönüllü oldu. Ancak Donanma tarafından kabul edilmedi ve onun yerine Şubat 1945'te 10. SS Panzer Tümeni "Frundsberg"'e verilmiş ve 20 Nisan'da yaralanıncaya kadar tank topçusu olarak savaşmıştır. Marienbad'de yakalandı ve bir Amerikan esirleri savaş kampına gönderildi. Danzig'de Sovyet Ordusu tarafından esir edildi ve ardından batı Almanya'ya sığındı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Teneke Trampet'te cüce kahraman Oskar Matzerath'ın gözüyle II. Dünya Savaşı yıllarını anlattı. Ardından Joachim Mahlke ve onun elmacık kemiğini ölümsüzleştirdiği Kedi ve Fare'yi yazmıştır. Köpek Yılları, Lokal Anestezi, Pisi Balığı, Dişi Fare, Kafadan Doğumlar, Uzak Tarla, Yüzyılım ve Kanser Yolunda diğer yapıtlarıdır. Kafadan Doğumlar 'da Almanların soylarını devam ettirme endişesini yine kendine has tarzıyla ele alan Grass, Uzak Tarla'da Berlin Duvarı'nın yapılması ve yıkılması arasında geçen süreci yansıttı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oyun yazarlığını da sanat yaşamına sığdırmış olan Grass, 1999 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.</div>
<div><br />
	</div>
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"İlk kitabımız Reis Bey"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/-ilk-kitabimiz-reis-bey-164/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/-ilk-kitabimiz-reis-bey-164/</id>
<published><![CDATA[2015-03-16T12:41:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-03-16T12:41:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/uploads/blank.png" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p><span style="font-weight: bold; font-size: xx-large; text-decoration: underline;">ÖTÜKEN NEŞRİYAT-ERTUĞRUL ALPAY&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; font-size: 18pt; text-decoration: underline;">Röportaj:@Sezai ŞENGÖNÜL</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold; font-size: 12pt;"><br />
		"Ötüken” yayınlarının ilk kuruluş
hikayesini şahsen ben merak ediyorum…</span></p>
<p><span lang="TR">Kuruluş hikayesi çok uzun aslında.
Başlı başına bir röportaj konusu olabilir bence. Ben gene de kısaca merakınızı
giderme babında özetleyeyim. 1964 yılında çeşitli bölümlerde okuyan birkaç
üniversite talebesinin memleket meseleleri ile dertlendiği bir dönemde milli ve
manevi duyguları gözeterek topluma faydalı bir iş yapma hedefi ile kurulmuş.
Öğrencilik yılları bittikten sonra yayınevi kurucularının her biri hem yayın faaliyetleri
içinde bulunmak hem de kendi mesleklerini icra etmek suretiyle zorlu bir
mücadeleye giriyorlar. 1968 yılında yayınevinin başına, daha önce Ankara’da
meclis muhabirliği yapan Nurhan Alpay getiriliyor. Nurhan Alpay’ın işin başına
geçmesi ile birlikte Mustafa Yıldırım’ın da katkılarıyla yayınevinin
faaliyetleri hız kazanıyor. 1978 yılında, Mehmed Niyazi, Nevzat Kösoğlu, Prof.
Dr. Ahmet Nuri Yüksel, Prof. Dr. Fehim Üçışık, Özer Ravanoğlu, Ahmet İyioldu,
Nurhan Alpay ve Mustafa Yıldırım olmak üzere sekiz ortak, ortaklık yapılarını
da düzenleyerek anonim şirket haline dönüştürüyorlar yayınevini. Böylelikle ilk
yapılanma da tamamlanmış oluyor.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><img src="uploads/Mart/otuken-1.jpg" alt="" border="0" style="float:left;margin-top:0px;margin-right:20px;margin-bottom:0px;margin-left:20px;" /><span lang="TR" style="font-weight: bold;">"Ötüken”
isminin hikayesinden bahseder misiniz biraz da, kim bulmuş?</span></p>
<p><span lang="TR">Aslında yayınevi için düşünülen ilk
isim Simeranya. Rahmetli büyüğümüz Nevzat Kösoğlu Beyefendi’nin kafasında
"Simeranya” ismi var ama kimseye söylemiyor. Simeranya, Peyami Safa’nın "Yalnızız”
romanındaki muhayyel ülkenin ismi. Düşünün o dönem Peyami Safa’nın Yalnızız
romanını yayınlayacağız ama daha yayınevinin ismi konulmamış. Nevzat Kösoğlu
Beyefendi, kitabı dizgiye verdikten sonra bir gün Rasim Cinisli Beyefendi’ye
yayınevinin ismi "Simeranya” olsun diyor, ama diğer ortaklar için de bu isim
bir mânâ ifade etmiyor; o yüzden bu isim kabul edilmiyor. Ortaklar bir gün
yayınevinde otururken Sevgi Babaoğlu adında bir hanımefendi geliyor. Sevgi
Babaoğlu TMTF’de (Türk Millî Talebe Federasyonu) folklor ekiplerini çalıştıran,
Güzel Sanatlar mezunu veya öğrencisi bir hanımefendi. Yayınevinde sohbet
esnasında yayınevinin ismini soruyor, henüz bir isim koyulmadığı söyleniyor. O
da, Ötüken olsun şeklinde bir teklifte bulunuyor ve yayınevinin ismi ortakların
da kabul etmesiyle birlikte Ötüken oluyor.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Siz
şu an Ötüken yayınlarının genel müdürüsünüz, nasıl bulaştınız Ötüken’e?</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR">Evet, bu hikaye de ilginçtir… Ben,
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olur olmaz askerliğimi
yapmak üzere başvuruda bulundum. 2006’nın Mayıs ayında askerlik bitmişti. Yaz
ayını boş boş geçirip sonra da iş için araştırmalara başlamak gibi bir fikir
vardı aklımda. Tabi yapamadım. Boş boş gezmek kadar zor bir iş yokmuş.
Sıkıldım, bunaldım. Aklıma Ötüken geldi. Ortağı olduğum bir firma vardı orada
ve bir işletme mezunu olarak işlerin gerçekten nasıl yürüdüğünü görmem güzel
olurdu. Bir ay boyunca Ötüken’e mesaim varmış gibi devam ettim. Kah muhasebede
oturuyordum fatura kesiyordum, kah depoya gidiyordum... </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR">Bu ilgim, 40 küsur yıldır Ötüken’de
çalışan ve Ötüken’in bel kemiği olan, halen daha da Genel Yayın Yönetmenliği
görevini yürüten Erol Kılınç’ın dikkatini çekmiş olacak ki bir ay boyunca
benimle sadece havadan sudan muhabbet ederken birden "sen neden burada
çalışmayı düşünmüyorsun” dedi. Bunu gerçekten aklımın ucuna bile getirmemiştim.
Benim aklımda Ötüken’e gidip gelmeye başladığımda internet üzerinden bir kitap
satış sitesi kurma fikri oluşmaya başlamıştı. Hatta ağabeyim Oğuz Alpay ile
birlikte iki ortak daha bularak bu fikir üzerinde görüşmelerimize bile
başlamıştık. Neden Ötüken’den başlamak gibi bir fikrim olsun ki? Benden daha
büyük, daha tecrübeli olan ağabeylerim dururken neden ben? Kısaca, Erol Bey ile
uzun uzun konuştuk, fikir alışverişinde bulunduk. Beni ikna etti, hatta babam
Nurhan Alpay’ı da ikna etti. Daha sonra bütün ortakların bir araya geldiği bir
toplantında ortakların da onayını alarak üzerindeki işlerin bir kısmını bana
devretti.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR">Resmi olarak 2006 yılının Kasım ayından
itibaren Ötüken’in bir personeli olmuş oldum. Her yıl üzerimdeki sorumluluk
arttırıldı. Üç yıldır da genel müdürlük görevini yerine getiriyorum.<br />
		<br />
		<img src="uploads/Mart/otuken-2.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
		<br />
		</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Bir gün tüm ortaklar karar alıyor ve…</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Şunu
duymuş ve şaşırmıştım… Tüm hissedarlar bir karar alarak şirketin yönetimini artık
ikinci kuşağa, yani sizlere bırakma kararı almışlar, öyle mi?</span></p>
<p><span lang="TR">Evet, aynı dediğiniz şekilde oldu. 2000’li
yılların başında ortakların tamamı hisselerini evlatlarına devrederek artık
işleri ikinci kuşağa devretme kararı alıyorlar. Yönetim kurulu da dahil yavaş
yavaş bütün işlerden ellerini çekerek bir sonraki kuşağın önünü açmaya
başlıyorlar. Mehmed Niyazi hisselerinin tamamını yeğeni Konuralp Özdemir’e
devrediyor. Konuralp bey şuanda yönetim kurulu başkanımız. Mustafa Yıldırım’ın
oğlu Fazıl Osman Yıldım, Nevzat Kösoğlu’nun oğlu Tayyip Kösoğlu ve benim
ağabeyim Oğuz Alpay yönetim kurulumuzu oluşturuyor.</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Peki Ertuğrul Bey; ikinci kuşak olarak
bu gün siz Ötüken’in kuruluş felsefesine şöyle bir baktığınızda; Ötüken
yayınlarının yalnızca para kazanmak amaçlı mı ya da başka hangi felsefe için
kurulduğunu hakkında neler geçiyor aklınızdan?</span></p>
<p><span lang="TR">Gerçek yayıncılık faaliyetleri
Türkiye’de para kazanmak amacıyla yapılamaz diye düşünüyorum. Para kazanma
derdi olan birinin en son yatırım yapacağı alandır yayıncılık. Bir hedefi,
ülküsü ve derdi olmalı yayıncının. Ötüken kurulurken de bugün de hiçbir zaman
para kazanma gayesi güdülmedi. Yayınlarımızdan kazandığımızı yine yeni kitaplara
yatırıyoruz. Bizim yayıncılık dışında hiçbir ek işimiz, kuruluşumuz ya da
farklı kurum ya da kuruluşların desteği yok. Kitaptan kazanıyoruz ve yine
kültür hayatımızı geliştirecek, milletimizin ufkuna açacak, yol gösterecek
nitelikli yayınlar yapmak için çabalıyoruz. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">İlk bastığımız eser…</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">İlk bastığınız eser adı ve yazar adını
hatırlıyor musunuz?</span></p>
<p><span lang="TR">Yayınladığımız ilk kitap, Necip
Fazıl’ın "Reis Bey” isimli eseri. Baskısı ile kapağı ile o dönemde çok beğeni
toplamış ve birçok kitabevi vitrinlerini bu eser ile donatmış. Bizim için ilk
olması açısından ve üstad Necip Fazıl’ın eseri olmasından dolayı çok özeldir.
50. yılımızı kutladığımız geçtiğimiz yıl içinde bu eser aynı zamanda 1000.
kitabımız oldu. Necip Fazıl’ın varislerinin ve aynı zamanda Büyük Doğu
yayınlarının vermiş olduğu müsaade ile özel bir baskı yaptık ve okurlarımıza
ücretsiz dağıttık. Bu özel baskımız da çok beğeni topladı. <span style="font-weight: bold;"></span></span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Peki, dönelim şimdi yine temelin atıldığı o ilk
yıllara… Kurulduktan sonra ilk yıl içinde hangi yazarların kitaplarını bastı,
Ötüken?</span></p>
<p><span lang="TR">1964 yılında, önce Necip Fazıl
Kısakürek’in; "Reis Bey”ni, Vecdi Bürün’ün; "Nasıl Öldüler”ini ve Milovan
Cilas’ın; "Stalin’le Konuşmalar” kitapları basılmış.</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Yayıncılık piyasasına dair bir iki
soralım… Günümüzde yayınevlerine baktığınızda kitap satışları hakkında neler
düşünüyorsunuz, satışlar azalıyor mu, vaziyet nedir?</span></p>
<p><span lang="TR">Aslında istatistikler bunun tam tersini
söylüyor. Tabiî istatistiklere ve rakamlara ne kadar güvenirsiniz bilmiyorum
ama Kültür Bakanlığı’nın bandrol verilerine bakıldığı zaman her yıl yükselen
bir grafik var kitap baskı sayısı açısından. Ne kadar kitap basıldığını bizler
az çok biliyoruz tabiî ama bu basılan kitapların ne kadarı satılıyor onu bilen
yok maalesef. Ben şahsen herhalde
yayıncılar depolarını şişirmek için bu kadar kitap basmıyorlardır diye
düşünüyorum. Aslında günümüzde artık "kitap” yerine "nitelikli kitap” ifadesi
kullanmak daha uygun gibi.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Kitap ve nitelikli kitap…</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Farkı
ne, "kitap” ile "nitelikli kitabın”?</span></p>
<p><span lang="TR">Yayıncıların en büyük
sorumluluklarından biri okuyucusunun kültür seviyesini yükseltecek eserleri
onlara sunmak olmalıdır. Son dönemde ise bunun tam tersi yapılarak daha çok
kitap satmak adına birçok kitap çıkartılıyor ve ne yazık ki okuyucu da bu
kitaplara rağbet ediyor. Bir dönem fotoromanlar vardı. Çok ciddi satış
rakamlarına ulaşırdı. Okuyuculara belki hiçbir şey katmazdı bunlar ama
yayıncısını oldukça memnun ederdi. Şimdi de çok satan kitaplara baktığınız
zaman büyük ölçüde bu minvalde kitapları görüyoruz vitrinlerde. Çok satıyorlar
ve çok sattıkları için de nitelikli eserlerin önüne geçerek kitapçıların
vitrinlerinde hep ön planda duruyorlar. <span style="font-weight: bold;"></span></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><img src="uploads/Mart/otuken-3.jpg" alt="" border="0" style="float:right;margin-top:0px;margin-right:20px;margin-bottom:0px;margin-left:20px;" /><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Yine aynı minval de bir soru; gidişata
bakılırsa dijital ortam yayınevlerini zorluyor sanki. 10-15 sene sonrası için
bu bir tehlike olabilir mi, kitap basan yayınevleri için?</span></p>
<p><span lang="TR">Esas zorlayacak olan okurlarda telif bilincinin oturmaması olacaktır. Korsan
basılan kitaplara sadece daha ucuz diye rağbet ediliyor ve korsan kitap
basanlar çok ciddi para kazanıyorlar bu işten. Nasıl kazanmasınlar ki? Vergi
yok, telif yok, kullandıkları kağıt çok kalitesiz ve ucuz, matbaalar kaçak,
baskılar özensiz, kapak tasarımı, tashih, mizanpaj gibi giderleri de yok.
Ayrıca sattıkları bütün kitaplarda her zaman çok satanlar listesinde. Bütün
bunları üst üste koyunca ucuz olması çok doğal değil mi? Buradan sizin sorunuza
geleyim. Telif bilinci eğer oturmazsa dijital kitap da internet ortamında çok
rahat hukuksuz bir şekilde dolaşabilecek bir materyal.</span></p>
<p><span lang="TR">Yayıncıların e-kitaptan uzak durmasındaki
en büyük sebep de bu. Hali hazırda zaten birçok kitabın dosyaları internette
dolaşımdayken, üstelik mevcut kanunî düzenlemelerimiz de bu suçlara müdahale
etme imkânımızı kısıtlarken dijital yani e-kitap kolay kolay
yaygınlaşmayacaktır. Kanunî alt yapılar sağlam olduktan ve okurlarda bir telif
bilinci oturduktan sonra ise e-kitap, yayınevleri açısından korkulacak bir şey
olamaz. Yayınevleri gelişen teknolojilere ayak uydurmak zorundadır. Dijital
ortam iyi planlama ve doğru adımlarla maliyetleri düşüren ve kitaba ulaşımı
kolaylaştıran bir ortam. Buna uyum sağlayamayanlar ise maalesef gelecekte saf
dışı kalır. Bu sebeple yayıncıların şimdiden telif sözleşmelerini ve teknolojik
alt yapı yatırımlarını buna göre planlamaları gerekmektedir. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Ötüken olarak, siz de kısmen e-kitaba
geçtiniz sanırım, ne halde gidişat?</span></p>
<p><span lang="TR">Evet, biz e-kitaba geçtik. E-kitaba
geçerken de birçok yayıncının yaptığı gibi satmayan, okuyucu tarafından rağbet
görmeyen kitaplarımızı değil en çok satan kitaplarımızı seçtik. Hali hazırda 120’nin
üzerinde e-kitabımız şu an satışta. Her geçen gün de bu sayıyı arttırmak için
çabalıyoruz. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">En çok satan yazarımız ve eseri…</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Geçmişten günümüze uzun yıllardır bu
işi yapan bir yayınevi olarak, en çok satan eseriniz ve yazarı kim dersek?
Kitabı en çok satılan yani…</span></p>
<p><span lang="TR">Buna cevap
olarak tereddütsüz; Peyami Safa ve onun "Fatih-Harbiye” isimli kitabı
diyebilirim.</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Ötüken’den kitapları çıkan, bilindik üç-beş
ünlü yazarın ismini rica etsek?</span></p>
<p><span lang="TR">50 yıllık bir müessese. Dile kolay. Bu
kadar yıl yayıncılık alanında faaliyette bulunan iki ya da üç firma vardır. Bu
sebeple birçok yazarın kitaplarını yayınlamışız bu dönem içinde. Üç-beş isimle
sınırlandırmak zor olacak benim için ama hepsini de sıralayamayız tabiî.
Örnekleme usulü halen yayın listemizde olan ve ilk akla gelenlerden birkaç
örnek verelim o halde; Peyami Safa, Tarık Buğra, Cengiz Aytmatov, Cengiz Dağcı,
Erol Güngör, Osman Turan, Yılmaz Öztuna, Ziya Nur Aksun, Hüseyin Nihal Atsız,
Arif Nihat Asya, Abbas Sayar’ın yanı sıra aynı zamanda ortağımız da olan Mehmed
Niyazi ve Nevzat Kösoğlu… Ayrıca; Cemil Meriç, Fuat Köprülü, Aldülhak Şinasi
gibi dönemin önemli aydınlarının da yayıncısı olduk. Bunların yanı sıra
İskender Pala, Beşir Ayvazoğlu gibi önemli yazarlarımızın da uzun yıllar
kitaplarını yayınladık.<span style="font-weight: bold;"></span></span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Bir
şey duymuştum kitap kapak tasarımlarınızı kitap basılmadan hiç kimse göremiyormuş
galiba, doğru mu bu?</span></p>
<p><span lang="TR">Evet… İstisnalar hariç genellikle kapak
tasarımlarımızı dahi yazarlarla paylaşmıyoruz ve kitap basıldıktan sonra
görüyorlar. Hemen hemen bütün yazarlarımızla münasebetimiz böyledir. </span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Kamuoyunda çok belirgin olmasa da şöyle
bir algı var sanki; "Ötüken sağ tandanslı ve muhafazakar çevrelerin kitaplarını
basıp, yayınlıyor”. Bu doğru bir algı mı? </span></p>
<p><span lang="TR">İ</span><span lang="TR">smimiz
Ötüken. Yayınlamış olduğumuz eserler de ortada. Böyle bilinmesi çok doğal değil
mi? Biz, Türk milletini oluşturan ortak değerlerde ne varsa bunların hepsine
sahip çıkan ve bu değerlerin hepsinin Türk kültürünün bir parçası olarak
korunması gerektiğini düşünen bir yayıneviyiz. Yayınladığımız eserlere
baktığınız zaman da bunu görebilirsiniz. Sadece edebiyat değil, tarih, musiki,
akademik, tasavvuf kitaplarımızda da hep bu hassasiyetimizi görebilirsiniz. Sol
ya da sağ görüşlü olması önemli değil. Önemli olan Türk milletine faydalı bir
şeyler söylemesi eserin. Ortak değerlerimize hakaret etmemesi, bizi biz yapan
kültürümüzden bir parça olması önemli. Zamanında sol görüşlü olarak bilinen Cemil
Meriç’in eserlerini hiçbir yayınevi yayınlamazken biz yayınladık.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Cemil Meriç kitabını bize bastırdı diye…</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Evet… Hatta bildiğim kadarıyla bu yüzden merhum
Cemil Meriç o vakitler bazı laflarda duymuş yakın çevresinden?</span><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR">Bu doğru… O dönem Cemil Meriç bir
beyanatında arkadaşlarına sitem eder; "kitaplarım Ötüken’den çıktığı için
hiçbir arkadaşım eserlerimi almıyor” diye. Tam burada yeri gelmişken , 45
yıllık emektar, kendi ifadesiyle
imtiyazlı genel yayın yönetmenimiz Erol
Kılınç’ın bir sözünü burada ifade etmem sanırım çok yerinde olacak, Erol Bey;
"Bizim en sivri yerimiz ismimiz, onun dışında hiçbir sivriliğimiz yoktur” der…<span style="font-weight: bold;"></span></span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Bu arada, artık marka bir yayınevi
Ötüken… Hal böyle olunca tahmin ediyorum bazı prensipler iyice oturmuş olmalı… Var
mı, belli başlı böyle prensipleriniz?</span></p>
<p><span lang="TR">Yayınlarımızda takip ettiğimiz temel
gayemiz Türk tarihine, Türk kültürüne, Türk edebî birikimlerine, milletimizin
yaşayış ve dünya görüşünü ileriye taşıyacak türden her türlü ilim, fikir ve
sanat eserlerini yayınlayarak bu konulara rağbeti artırmak ve daha iyilerinin
yazılmasına vesile olmaya çalışmak olduğunu göreceksiniz. Bunu yapabilmek için
de, yıllardır taviz vermediğimiz bazı kriterlerimiz olduğu doğru. Ancak şunu
belirtmek isterim ki her müessese gibi, Ötüken Neşriyat da yalnızca bir ilkenin
değil, bir ilkeler manzumesinin takipçisidir. Şöyle ki, temel gayemiz Türk
kültür ve fikir hayatının köklerine bağlılığımızı korumak olduğu gibi, bu
bağlılığa halel getirecek türde eserleri yayınlamamak da yayın ilkelerimiz
arasındadır. Yani, Ötüken Neşriyat tarafından yayınlanacak bir eserde Türk
milletine ve mukaddeslerimize doğrudan veya dolaylı yollardan hakaret
edilmesine, aşağılanmasına yahut hakir görülmesine müsaade etmemiz beklenemez.
Bunun haricinde, yayınlayacağımız eserlerin milletimizin toplumsal düzenini ve
yüzyıllarca yıllık ilişkilerinin mahsulü olan dayanışmasını zedeleyecek
eserleri de kapsam dışında bırakıyoruz. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Yazarın aldığı telif ve kitap satışı …</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Evet,
yayınevi-yazar…. Birbirleriyle epeyce ilişkili sözcükler, o vakit
yazarlarınızla ilgili de birkaç soru sarayım size… Yazarlar biliyorsunuz diğer
insanlara göre biraz farklı ve aykırı insanlar, kitap basım aşamasında onlarla
herhangi bir sıkıntı yaşıyor musunuz, olursa ne tür sıkıntılarınız oluyor,
şayet olursa?</span></p>
<p><span lang="TR">Evet, sıradan değiller tabii ki… Empati
yapmak gerekiyor. Yıllarca emek harcayarak, büyük zorluklarla ortaya çıkartmış
olduğunuz bir eseri yayınlanması için birine emanet ediyorsunuz. Siz olsanız
evladınız gibi olmuş bu eserin mümkün olan en güzel şekilde okuyucu ile
buluşması için titizlenmez misiniz? Biz de her zaman bu titizlikle
okuyucularımıza yazarlarımızın eserlerini sunmak için çaba sarf ediyoruz.
Sıkıntılar oluyor tabiî ki ama bunlar eserin kitaplaşması serüvenindeki doğal
sancılar.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR">Biz kurumsallaşmış bir yapıya sahip
olduğumuz için yazarlarımızla aramızda çok ciddi fikir ayrılıkları oluşmuyor.
Kitabın yayınlanması sürecindeki her aşama standarttır ve bu standartlar
çerçevesinde hareket ederiz. Her kitap için ayrı ayrı tashih, okuma, iç
mizanpaj, kapak tasarımı, kağıt seçimi gibi birçok hususu göz önünde
bulundurarak yayınlarımızı planlıyoruz. </span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Haliyle yayınevi-yazar ilişkisi
çerçevesinde yazarlar yayınevinize gelip-gidiyorlar muhakkak… Onlarla
görüşürken rahat olabiliyor musunuz? Neler hissediyorsunuz?</span></p>
<p><span lang="TR">Açıkçası biz
yazarlarımızın yayınevimize gelmesinden çok memnunuz ve onların da memnun
kalması için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı samimiyetle ifade edebilirim.
Ötüken Neşriyat bizim yalnızca çalışma ortamımız değil, aynı zamanda doğal
hayat alanımız. Burada tam bir aile ortamımız var. Bütün çalışanlarımızı da
yazarlarımızı da ailemizin bir ferdi olarak görüyoruz. Dolayısıyla yayınevinde
kendimizi her zaman rahat hissetmişizdir ve aynı hissin yazarlarımız tarafından
da paylaşıldığını görmek bizi ziyadesiyle memnun ediyor.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><img src="uploads/Mart/kirimli.jpg" alt="" border="0" style="float:left;margin-top:0px;margin-right:20px;margin-bottom:0px;margin-left:20px;" /><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Sizi bulmuşken bir de yazarların şu
telif meselesi hakkında birşeyler sorayım… Yazarlar genelde şikâyetçiler, az
telif ödemesi aldıkları için… Genelde dağıtımcı ve yayınevleri para kazanıyor, bize tabiri caizse "tavşanın suyunun suyu
kalıyor” diyorlar. Yazarların bu bakış açısı hakkında bir yayınevi sahibi ve
yöneticisi olarak ne düşünüyorsunuz?</span></p>
<p><span lang="TR">Maalesef… Kısmen
doğru. Çok az yazar emeklerinin karşılığını alabiliyor. Bir kısmı ise
emeklerinin karşılığından fazlasını alıyor. Bu aslında beklentilerle doğru
orantılı. Bir yazarın aldığı telif, kitabının satışı ile doğru orantılıdır. Ne
kadar fazla satarsa o kadar fazla telif geliri elde eder yazar. Yani okur,
yazarın kitabına ne kadar rağbet ederse yazar da o kadar kazanıyor.
Yayınevlerinin çok büyük paralar kazandığını görüşü ise yanlış. Yayınevleri
tabiî ki faaliyetleri devam ettirebilmeleri için para kazanmak zorunda. Bunun
yanında bütün riskler de yayıncının üzerinde. Ne kadar satacağını tahmin edemeyeceğiniz
bir eseri büyük emekler sarf ederek hazırlıyorsunuz ve okuyucuya sunuyorsunuz. Telif
ödemesini ise yazara ya peşinen ya da kitap yayınlandıktan belli bir süre sonra
satsa da satmasa da ödüyorsunuz. Kitap elinizde kaldığı zaman tamamen yayıncısına
zarar. Depo stok maliyeti, telif maliyeti, kağıt maliyeti, baskı maliyeti vs.
gibi bütün maliyetlere katlanmış oluyorsunuz. Kitap satarsa tabiî ki yayıncı
para kazanıyor. Ama satmadığı zaman da bütün zararı yayıncı karşılıyor. Bu
riskleri de bilerek teşhis koymak gerekiyor. Dağıtımcılar ise aslında bir
aracı. Yayınevinden alıp, piyasa şartlarına göre %10 civarında bir kâr elde
ederek kitapçılara ulaştırıyorlar eserleri. Bu konuda herkes şikayetçi tabiî.
Sonuç olarak okur sayısı ne kadar artarsa bu tarz şikayetler ve görüşler o
nispette ortadan kalkacaktır. Okur sayısını arttırmak için de iyi bir eğitim
sistemi şart.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: x-large;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Film de rol alan
oyunculara hayran kaldım</span><span lang="TR" style="font-size: 18pt;">…</span></span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Yakın bir zaman önce merhum
Cengiz DAĞCI’nın sizden çıkan bir eseri senaryolaştırılıp beyaz perdeye
aktarıldı. &nbsp;"KIRIMLI" Filmi... Ve bu günlerde hala vizyonda… Filmi seyrettiniz mi, nasıldı? </span></p>
<p><span lang="TR">Kitaplardan
uyarlama olan filmlerden %100 kitabın aynısını beklemek yanlış bir beklenti
olur. Sinema bambaşka bir sanat dalı ve kitapta anlatılan konunun, sinemada
ortalama 90 ila 120 dakika arasında anlatılması beklenir. Bunu anlatırken de
seyirci sıkılmamalı ve görsel olarak da tatmin olmalı. Bu çerçeve de
değerlendirme yapacak olursam; "Kırımlı” filmini izlerken ben hiç sıkılmadım.
Görsel olarak da oldukça tatmin ediciydi. Film de rol alan oyunculara hayran
kaldım. Özellikle çekim teknikleri açısından çok çok güzel bir film izledim...</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Peki, film haline getirilirken o
süreçte neler hissettiniz…Öyle ya; "Ötüken” yayınlarının bir eseri ilk kez beyaz perdeye aktarıldı…</span></p>
<p><span lang="TR">Gurur duydum.
Fakat bu gurur bir kitabımızın filmini izlediğim için değil, Cengiz Dağcı’nın
bu muhteşem eserlerinin filmini izlediğim içindi. Kırım bizim içimizde her
zaman sızısını duyduğumuz bir yara. Orası bizim vatanımız, tıpkı Kerkük gibi,
Musul gibi... Bu yaralarımız da hiçbir zaman kapanmayacak. Cengiz Dağcı’nın
Kırım ile ilgili yazmış olduğu her biri birbirinden güzel kitaplarından
ikisinin senaryolaştırılarak sadece Türkiye değil, dünya vizyonuna da çıkıyor
olması bu gururu yaşattı açıkçası hem bana hem de yayınevimize. Umuyorum ki, bu
film Uluslararası Sinema Festivallerde katılacak ve hakettiği değeri görecek.</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Yayımladığınız kitaplar arasında
yabancı çeviriler de var. İlgi açısından bakıp, bir kıyas yapacak olursanız; yabancı
çeviri eserler mi yoksa yerli eserler mi daha rağbet görüyor…</span></p>
<p><span lang="TR">Aslında bu
sorunun net bir cevabı yok, zira çeviri eser ya da yazarı çok tanınıyorsa
mesela klasiklerde olduğu gibi, bunlar yerli eserler karşısında tanınırlığın
getirdiği bazı avantajlara sahipler. Ancak biz her zaman yerli yayınların
desteklenmesi gerektiğini düşünen bir yayınevi olarak Türk yazarlarımızın
eserlerinin okuyucuyla buluşması için ciddi gayret sarf ediyoruz. Bunun
dışında, klasiklerde olduğu gibi, yerli yazarlarımızdan da bilinirliği yüksek
olan yazarların kitapları her zaman çeviri eserlere kıyasla daha fazla rağbet
görüyor. </span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Bazen duyuyorum işte bazı yayınevleri
yazarlarına 1000 tane kitap bastığını söylüyor ardından da bandrol almaya
gittiklerinde 5000 adetlik bandrol alıyorlarmış. Ve aradaki 4000 kitabı ve
telifini yazardan kaçırdıkları gibi bir iddia var. Bir yayıncı olarak bu tür
iddiaların doğruluğu konusunda ya da olabilirliği konusundaki düşüncenizi
alabilir miyim?</span></p>
<p><span lang="TR">Böyle
söylentileri sürekli duyuyoruz. Böyle bir duruma şahit olmuşluğum yok. O yüzden
net bir şey söylemem doğru olmaz. Daha çok tercüme eserler ile ilgili
dedikoduları duyuyoruz. Aslında bu çok rahat bir şekilde denetlenecek bir şey.
Şüphesi olan yazarlar ya da telif sahipleri Kültür Bakanlığı’na başvurarak
eserleri için kaç adet bandrol alındığını, hangi tarihte kaç adet satıldığını
yazılı başvuru yaparak öğrenebilirler. Ya da herhangi bir kitapçıda kendi
eserlerini bulup üzerindeki bandrol numarasını not ederek yine Kültür
Bakanlığı’nın ilgili birimine yazılı dilekçe ile o kitabın üzerindeki bandrolün
gerçekten o eser için mi alındığını, kaç adet alındığını sorgulamaları mümkün.
Bu tarz şüpheleri olanlar lütfen üzerine gitsinler ve mahkemeler yoluyla
haklarını arasınlar ki dürüst çalışan yayınevleri de zan altında kalmasın.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Nihal Atsız; "Yahu
çocuklar, siz bana fazla para vermişsiniz!”</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">İlginç bir kitap basım hikayeniz var
mı, ya da kitap basımı aşamalarında yaşadığınız ilginç bir anı. Yazarıyla
yaşadığınız bir olay da veya anı da olabilir.</span></p>
<p><span lang="TR">Hüseyin Nihal
Atsız ile vakti zamanında yaşanan bir hadiseyi anlatmıştı babam. Atsız’ın bir
eserini yayınlamak üzereler. Atsız beye eserin 3.000 adet basılacağını ve ne
kadar telif bedeli ödeneceğini bildiriyorlar. Tabi kitap basılıyor, telif
bedeli de Atsız beye teslim ediliyor. Ertesi gün yayınevini açmak üzere
geldiklerinde bir de bakıyorlar ki Nihal Atsız kapıda bekliyor! "Hayırdır
üstad, bir problem mi var vs.” derken, Atsız bey "Yahu çocuklar, bütün akşam
içim içimi yeni çok huzursuz oldum. Siz bana fazla para vermişsiniz.” diyor.
Olay tabi sonradan anlaşılıyor. 3.000 adet basılması kararlaştırılan kitabın
daha sonra 5.000 adet basılmasına karar verilmiş ve bu da Nihal Atsız’a
bildirilmiş ve kitap basıldıktan sonra da 5.000 adetlik telif bedeli üstada verilmiş.
Tabi Atsız bey ikinci görüşmesi unutmuş ve hafızasında kitabın 3.000 adet
basılacağı kaldığı için, zarftan çıkan paranın ise bu adetlik telif bedelinin
üzerinde olduğunu görünce sabah ilk işi Maltepe’deki evinden kalkıp
Cağaloğlu’ndaki yayınevinin bürosunun kapısına dikilmek olmuş. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR">Yeni dönemde
de ise başımızdan geçen başka bir hadiseyi anlatayım. Bu sefer yazar ismi
vermeyelim. Yazarımızın birinin yeni kitabını basıyoruz, hatta basmışız ve
matbaadan gelmiş. Ancak son anda bu kitabın, yazarın başka bir isimle vakti
zamanında bastırmış olduğu başka bir kitapla aynı olduğunu fark ettik. Haliyle
bunu fark ettikten sonra yeni kitabı okuyucuya sunamazdık. Hepsi matbaadan
geldiği gibi depomuzda duruyor hala.</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Bastığınız kitaptan dolayı hiç
mahkemelik oldunuz mu ya da, ceza aldınız mı. Ötüken olarak sizi bağlayıcı bir
unsur oldu mu hukuki açıdan… Hani yazarını etkiler ama bir dönem gördük basan
yayınevleri de cezalandırıldı… Öyle bir durum yani. Şahsi değil de…</span></p>
<p><span lang="TR">Sizin
bahsetmiş olduğunuz gibi bir durumla hiç karşılaşmadık. Harıl harıl kitapların
toplatıldığı o dönemleri siz benden daha iyi bilirsiniz. O dönemde bile hiçbir
kitabımız ya da yazarımız ile ilgili mahkemelik bir durum söz konusu olmadı.
Tabi ki bazı anlaşmazlıkların ve telif problemlerinin çözümü aşamasında
davalarımız oldu. Bunların bir kısmı basına da yansımıştı. Fakat bunlar yayın
piyasasında normal karşılanması gereken şeyler. Basında da yer bulduğu için
söylüyorum, şu an Peyami Safa kitaplarından dolayı başka bir yayınevi ile
mahkemeliğiz. Zamanında reddi mirasta bulunmuş bir varisle yaptıkları
sözleşmeye dayanarak bizim neredeyse yarım asra yaklaşan Peyami Safa
kitaplarını basma serüvenimiz sekteye uğratılmaya çalışıldı. Bununla birlikte
hukukî süreç henüz tamamlanmadığı için daha fazla ayrıntı vermenin doğru
olmadığı kanaatindeyim. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Yangın’da hemen hemen
herşey…</span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Şimdiye kadar kaç kitap bastı Ötüken,
kuruluşundan bu yana….</span></p>
<p><span lang="TR">1.100’ü
aştık. 50 yıllık bir süre için 1.100 kitap size ve okurlara az gelebilir fakat
bunun da bir sebebi var tabi. İlk yıllar tabi ki maddi imkansızlıklar sebebiyle
çok fazla kitap çıkartılmıyor fakat Ötüken’i esas etkileyen ve bu kadar yılda
yayın sayısının çok daha fazla olmasının önüne geçen şey bu değil. 1970’li
yıllarda şimdi olduğu gibi yayıncıların en büyük problemi yine dağıtım. O
dönemde geniş çaplı kitap dağıtımı yapan sadece bir firma var. Fakat bu firma
öyle her yayınevinin kitabını dağıtmıyor. Ambargo uyguluyor. Sebebini tahmin
edebilirsiniz. Ötüken de o dönemde kitaplarını dağıtmakta oldukça zorlanıyor
tabi. Birkaç yayınevi ile birlikte 1978 yılında ANDA dağıtımı kuruyorlar. Çok
güzel bir organizasyon ile kısa zamanda Türkiye’nin en ücra köşesine kitapları
çok kısa bir sürede ulaştıran bir yapı ortaya çıkıyor. O kadar başarılı oluyor
ki ANDA dağıtım birçok yayınevinin tek dağıtımı tabi ki Ötüken’in de... Ötüken,
baskısını yaptığı bütün kitapları olduğu gibi ANDA’nın deposuna indiriyor. Dağıtım
problemi çözülünce kitap tirajları artıyor tabi. Yayıncılık faaliyetleri hız
kazanıyor. Bu maalesef çok uzun sürmüyor. 1984 yılında ANDA’nın deposunda çıkan
bir yangın Ötüken’in bütün kitaplarını yok ediyor. Aslında büyüklerimizin
anlattığına göre yangından ziyade itfaiyenin yangını söndürmek üzere sıktığı su
kitapların tamamını hamur haline getiriyor. Söylenilene göre 40 kamyon kağıt
hamuru çıkmış depodan. İşte böyle bir felaket sonucunda Ötüken’in sadece
kitapları değil hemen hemen herşeyi sıfırlanıyor. Çok uzun bir süre yayın
yapamaz hale geliyor. O dönemde hazırlıklarını tamamlamak üzere oldukları Yeni
Türkiye Ansiklopedisi’nin çalışmalarına hız veriyorlar. 12 ciltlik ve tamamı
telif olan bir ansiklopedi bu. Yangından sonra sıfıra inen yayın sayısı şuanda
1.100’ü aşmış durumda yani.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img src="uploads/Mart/otuken-4.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><span lang="TR" style="font-size: 18pt; font-weight: bold;"><br />
		<br />
		Çok satanlar tamamen medya ve reklam gücü ile okurun adeta
gözüne sokulan kitaplar!</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Ötüken’in kitapları genel olarak her
yayınevinde bulunmuyor bildiğim kadarıyla, özel bir ağ mı var dağıtım
konusunda. Daha ulaşılır olabilse hem yayınevi hem de okuyucu açısından daha
iyi olmaz mı?</span></p>
<p><span lang="TR">Dağıtım
konusunda şikayetçi olmayan yayınevi yok gibidir. Maalesef uzun zaman önce
başlayan ve tesirleri halen daha devam eden fakat yavaş yavaş da etkisini
yitirmeye başlayan görüş farklılıkları sebebiyle kimi dağıtım ve satış
kanalları kimi yayınevlerinin eserlerini, ne kadar nitelikli olursa olsun, göz
ardı edebiliyor. Söylediğim gibi yavaş yavaş bunlar ortadan kalkıyor. Esas
eksiklik ise bize yurtdışında gördüğümüz ve hayranlıkla seyre daldığımız
büyüklükte ve çapta kitabevlerinin bulunmayışı. Alanlar kısıtlı olduğu için de
sadece çok satan kitaplar vitrinlerde ve raflarda yerini bulabiliyor. Çok
satanlar ise tamamen medya ve reklam gücü kullanılarak okurun adeta gözüne
sokulan kitaplar oluyor. Fakat yıllar içerisinde o çok satan diye
nitelendirilen eserlerin baskı adetlerini zaman zaman ikiye, üçe katlayan
eserlerimiz vardır. Biz sürekli satan, değerini hiçbir zaman yitirmeyecek
eserlerin peşindeyiz. </span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Peki, dağıtım ve satış problemini çözme
konusunda bir öneriniz var mı?</span></p>
<p><span lang="TR">Ben bu konuda
ki fikrimi size açayım... Dağıtım ve satış problemini çözmenin en rahat çözümü,
kitapçılar belki bize biraz kızabilir ama, internet satış siteleridir. Tabiî bu
siteler hiçbir zaman kitapçıda dolaşıp, kitap kokusunu içinize çeke çeke
raflara göz gezdirip okuyacağınız kitabı seçmenin hazzını veremez.</span></p>
<p><span lang="TR"></span></p>
<p><span lang="TR" style="font-weight: bold;">Teşekkür ediyorum Ertuğrul Bey,
umuyorum ki okuyucularımızın keyifle okuyacağı bir söyleşi yaptık.</span></p>
<p><span lang="TR">Bence de öyle
oldu. Çünkü bu güne değin bu kadar ayrıntılı söyleşiyi Ötüken hiç vermedi.
Hatta hatta bir yerde sanıyorum kısa birkaç soruya görüş bildirdik. Tılsımı
bozduk sizinle.)) Bende ilgi ve alakanıza teşekkür ediyorum.</span></p>
<!--
EndFragment
-->
<br />
   ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul Boğazı'nda fantastik bir dünya</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/istanbul-bogazi-nda-fantastik-bir-dunya-479/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/istanbul-bogazi-nda-fantastik-bir-dunya-479/</id>
<published><![CDATA[2015-02-04T13:24:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-02-04T13:24:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_11E56F-4FC320-01A10D-660946-8F9BA1-2D6A2D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>"Ama yapamadım işte, her zamanki gibi lanet olası korkaklığımın duvarına tosladı duygularım. Sadece aşkını değil, hiç kimse bilmiyordu kalbimden neler geçtiğini. Bir tek bulutlar, yağmur damlaları, rüzgârlar, güneş ve gökyüzü... Tabii bir de martıya dönüşmeden önce varlığından bile haberdar olmadığım Tanrı Boros...”<br />
	<br />
	</div>
<div>İstanbul’da yaşayanların her gün mutlaka bir kez gelip geçtiği, iki kıtayı birbirine bağlayan o muhteşem boğazın, farklı bir dünyaya beşiklik edebileceği hiç aklınıza geldi mi?&nbsp;<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Subat/kapak.jpg" alt="" border="0" style="float:right;margin-top:0px;margin-right:20px;margin-bottom:0px;margin-left:20px;" />Özlem Ertan ilk romanı "Âşık Kadınlar Denizhanesi”nde, boğazın serin sularını farklı bir dünyaya akıtıyor. Her biri, bir başka aşkın acısını çeken sayısız kadın yaşıyor bu farklı dünyada.&nbsp;<br />
	<br />
	</div>
<div>Güneş yerini yavaş yavaş Ay’a bıraktığında, el ayak çekildiğinde ve artık vapurların düdükleri ötmez olduğunda uyanıyor Âşık Kadınlar Denizhanesi... Özlem Ertan’ın İstanbul’un dününü, bugününü ve efsanelerini harmanladığı romanı "Âşık Kadınlar Denizhanesi”, birçok kadının hikâyesini anlatıyor. Bunların arasında Hera’nın zulmünden kaçan da var, sevdiğiyle kaçıp babası tarafından öldürülen ya da Tanrı Boros’a ilk karşı çıkan Lilith de.<br />
	<br />
	</div>
<div>Hikâye, soğuk bir kış günü, vapur güvertesinde, buz gibi havaya rağmen aşkını ve acısını, bulutlara, yağmura anlatan kahramanımızın, zalim Tanrı Boros’un hışmına uğramasıyla başlıyor. Neye uğradığını anlamadan bir martı grubu tarafından sarılıyor etrafı ve ayakları yerden kesiliyor. Derken, kendini bir martıya dönüşmüş olarak buluyor. Tek suçuysa duygularını, sevdiğine açıklayamamak ve bir de sürekli yağmurlara, rüzgârlara derdini anlatırken, zalim Tanrı Boros’u kızdırmak. Güvensizliğinin cezasını martı olarak ödeyen âşık kadın kahramanımız, (adını hiç öğrenemiyoruz) kendini bir anda hiç bilmediği sürprizlerle dolu bir dünyanın içinde buluyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Türkiye’de çok görünür ve popüler olmasa da (Dünyadaki fantastik edebiyat düşünüldüğünde) fantastik edebiyatın hatırı sayılır yazarları ve bir okur kitlesi var. Aynı zamanda gazeteci olan Özlem Ertan da bu dünyaya ilk adımını attı. Özlem Ertan, akıcı dili ve okurda merak uyandıran ilginç kurgusuyla sadece fantastik tutkunlarının değil, tüm edebiyat meraklılarının ilgisini hak ediyor. Güncel göndermeler de içeren "Âşık Kadınlar Denizhanesi”, kadın romanlarından hoşlananların da mutlaka okuması gereken bir kitap. &nbsp;</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Orhan Veli'nin kayıp şiiri!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/orhan-veli-nin-kayip-siiri-178/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/orhan-veli-nin-kayip-siiri-178/</id>
<published><![CDATA[2015-01-28T13:29:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2015-01-28T13:29:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C6296E-A0886D-1C4811-2E2FE9-EB78EB-7EFF73.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Aylık edebiyat dergisi Varlık'ın ocak sayısında okuru bir hazine bekliyor. Efdal Sevinçli, Varlık'taki "Edebiyatımızda saklanan belgeler, bilgiler" köşesinde Orhan Veli Kanık'ın hiçbir kitabında yer verilmeyen "Ölümüm" adlı şiirini paylaşıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">ÖLÜMÜM</span><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-style: italic;">O sabah alnımda iki ter damlası konuşacak</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Yorgun olarak öldüğüme dair</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Benim Yeni Sabah'ı bir başkasına verecek gazeteci Yusuf</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">İskele kahvesinde çayım soğuyacak</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">İlk vapur yolcuları arasında olmadığımın farkında bile olmıyacaklar</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Lâz müezzin hakkımda salâ verecek</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">İmam bildiğini okuyacak</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Bozuk düzen makamından</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Hiç Çamlıca kuşbaşı kar yağarken ölünür mü diyen</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Yarıdan fazlası abdestsiz cemaatim olacak</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Ve hepsi de</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">İyi biliriz diye yalan söyliyecekler</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Ertesi sabah Cumhuriyet'te sülâlem sayılacak</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Müessif bir irtihal denmiyecek</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Ve nihayet</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Başı boş hayatım gibi</span></div>
<div><span style="font-style: italic;">Başı boş mezarım da taşsız kalacak.</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Okuduğunuz bu şiir Orhan Veli Kanık'ın ölümünden sekiz yıl sonra, sanat gazetesi Köprü'nün, 1 Aralık 1958 tarihli beşinci sayısının ikinci sayfasında, Tarık Erman'ın, "Ölenler — Kalanlar" başlıklı yazısının çerçevesi içinde, "Orhan Veli'nin ölüm yıldönümü dolayısiyle şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış bir şiirini sunuyoruz" başlığıyla çıkmış.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Söz konusu şiir, Orhan Veli'nin Yapı Kredi Yayınları'nca yayımlanan Bütün Şiirleri'nin (Ocak, 2014, 35. Basım) yayına hazırlanış düzeni içinde, "Kitaplarına Girmeyen Son Şiirleri" başlığı altında toplanan şiirleri içinde de yok.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazar Hakan Günday'a Paris'te ödül</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-hakan-gunday-a-paris-te-odul/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-hakan-gunday-a-paris-te-odul/</id>
<published><![CDATA[2014-11-27T09:31:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-11-27T09:31:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_508387-AE6AD3-D38182-5E96CC-5DC278-8BE698.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Fransa’nın başkenti Paris’te bu akşam düzenlenen törenle bu yıl ki Türk-Fransız Edebiyat Ödülü, &nbsp;"Ziyan" isimli romanıyla Hakan Günday’a takdim edildi.</div>
<div>Ödül Komitesi Başkanı gazeteci-yazar Kenize Murad, törende yaptığı konuşmada,</div>
<div>Türkçe yazdığı romanı Fransızcaya da çevrilen yazarı, romanındaki akıcı ve edebi dilinden dolayı bu yıl ki ödüle layık gördüklerini belirterek, kutladı.</div>
<div>Yazar Günday, yazarlığa adım atmasından Fransız edebiyatının ve Fransız yazarlarını önemli etkisi olduğunu belirterek, bu anlamlı ödülün kendisine verildiği için teşekkür etti.</div>
<div>Günday, ödül törenin ardından, Fransızcaya çevrilen kitabını, okurları için imzaladı. Ödül törenine, Fransız ve Türk edebiyatseverler ilgi gösterdi. Törenin ardından, davetliler için resepsiyon düzenlendi. &nbsp;&nbsp;</div>
<div>Edebiyat ödülü, her yıl Türkiye konulu roman veya deneme kaleme alan Türk veya Fransız yazara veriliyor.</div>
<div>Kenize Murad'ın başkanlığını yaptığı ödül komitesinde Ali Kazancıgil, Gaye Petek, Timur Muhittin, Alexandre Jevakhoff, Nedim Gürsel ve Venus Khoury Gata bulunuyor.</div>
<div>Hakan Günday, "Kinyas ve Kayra", "Zargana" ve "Azil" gibi kitaplarıyla tanınıyor. Günday bir süre önce basına yaptığı açıklamada, Atatürk'e suikast girişiminde bulunduğu için idam edilen Ziya Hurşit'i merak ettiğini ve romanı "Ziyan"da Ziya Hurşit ile "sakıncalı" bir eri buluşturduğunu söylemişti.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Marquez'in kişisel arşivi Teksas Üniversitesi'nde</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/marquez-in-kisisel-arsivi-teksas-universitesi-nde/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/marquez-in-kisisel-arsivi-teksas-universitesi-nde/</id>
<published><![CDATA[2014-11-26T10:21:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-11-26T10:21:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A0C1B2-AAE58B-D040B6-CE53BA-EF499E-0591AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Arşive Marquez'in kitaplarından onunun orjinal kopyaları da dahil. Bunların arasında yazarın dünyaca ünlü kitabı "Yüzyıllık Yalnızlık" 'ın el yazması da bulunuyor.</div>
<div>Kolombiya Kültür Bakanı Mariana Garces arşivlerin ABD'deki bir üniversiteye satılmasının ülkenin kaybı olduğunu söylerken, Nisan ayında 87 yaşında hayatını kaybeden yazarın ailesi, hükümetten kimsenin kendilerine arşiv için ulaşmadığını söyledi.</div>
<div>50 yıllık bir zaman dilimine uzanan arşivin içerisinde, Marquez ile Graham Greene, Gunter Grass ve Carlos Fuentes gibi yazarlarla yaptığı yazışmalara ait mektuplar da var.</div>
<div>Marquez'in siyasi çalışmalarına ait malzemeler ile yazarın Fidel Castro ile yakın arkadaşlığına dair parçalar da arşivde yer alıyor.</div>
<div>Arşiv, üniversitenin araştırma kütüphanesi olan Harry Ransom Merkezi'nde tutulacak.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çizgi romana rekor fiyat</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cizgi-romana-rekor-fiyat/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cizgi-romana-rekor-fiyat/</id>
<published><![CDATA[2014-08-26T10:53:59+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-08-26T10:53:59+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7C1038-5D3E55-344435-B23B88-F17E95-420A0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>ABD'de Süpermen karakterinin yer aldığı çizgi romanının ender bulunan bir nüshası rekor fiyata satıldı.</div>
<div>eBay'de yapılan açık artırmada, "Action Comics No. 1" serisinin Süpermen kahramanın ilk kez ortaya çıktığı 1938 tarihli nüshasının 3,2 milyon dolara satıldığı bildirildi.</div>
<div>Bunun, bir çizgi roman için şimdiye kadar verilen en yüksek tutar olduğu sanılırken, aynı serinin yüksek kalitedeki benzeri bir nüshası 2011 yılında 2,1 milyon dolara satılmıştı.</div>
<div>eBay, rakamı doğrularken, alıcının ismi açıklamadı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İngiliz yazar, öyküsünü Twitter'da yayımlayacak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ingiliz-yazar-oykusunu-twitter-da-yayimlayacak/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ingiliz-yazar-oykusunu-twitter-da-yayimlayacak/</id>
<published><![CDATA[2014-07-18T20:13:50+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-18T20:13:50+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6105D9-BAB95C-62150A-69593C-04AE5C-5DB996.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Yazar günde arka arkaya 20 tweet atacak. Öykü, yaklaşık 280 tweet'te tamamlanacak.Twitter'da her mesajda azami 140 karaktere izin veriliyor.</div>
<div>David Mitchell, sanatsal yeteneğiyle sosyal medyayı buluşturan bu projesine rağmen Twitter kullanıcısı değil. Yazar Twitter hesabını bu proje için açtı.</div>
<div>Mitchel, BBC'ye açıklamasında "Ben bir sosyal medya canavarı değilim. Mahremiyetimi seviyorum. Zihnimin salonlarını halka açmak istemiyorum. Bu önemsiz ve ilgisiz şeyler okyanusuna ben de bir şeyler eklemek istemiyorum. Bu okyanus zaten büyük ve derin" dedi.</div>
<div>Bu projenin, yazarın yakında çıkacak "Bone Clocks" adlı romanı için gündeme geldiği belirtiliyor.</div>
<div>Yayıncıların kitabı ve romanla ilgili etkinlikleri duyurmak için Mitchell'ı Twitter hesabı açmaya ikna ettiği kaydediliyor.</div>
<div>Yazarın Twitter mesajlarını yayıncılar atıyor.</div>
<div>Mitchell, öyküsünü Twitter'da yayımlayan ilk yazar değil.</div>
<div>Pulitzer ödüllü Amerikalı yazar Jennifer Egan, 2012'de Black Box adlı kısa öyküsünü Twitter'da yayımlamıştı.</div>
<div>Neil Gaiman, Melvin Burgess ve Philippa Gregory de Twitter için öyküler kaleme almıştı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazar Müfit Ekdal'ı kaybettik</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-mufit-ekdal-i-kaybettik/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yazar-mufit-ekdal-i-kaybettik/</id>
<published><![CDATA[2014-07-12T13:24:03+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-12T13:24:03+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_17CB1F-F361AA-B8F8BB-00ABDA-948E1D-D39CE9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Haydarpaşa Numune Hastanesi eski Başhekimi, bir İstanbul ve Kadıköy sevdalısı olan Doktor - Yazar Müfit Ekdal yaşamını yitirdi. Dr. Müfit Ekdal için ilk tören yarın 10.30'da Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salonu'nda yapılacak. Ekdal'ın cenazesi Şakirin Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedilecek.&nbsp;<br />
<br />
MÜFİT EKDAL KİMDİR?..<br />
<br />
Doğma büyüme Kadıköylü olan Ekdal, doktor olmasının yanında Kadıköy'ün tarihi geçmişini anlatan kitaplarıyla tanınıyor. 1918 yılında İstanbul'da doğan Dr. Müfid Ekdal ortaöğretimini Kadıköy ve Haydarpaşa Liselerinde tamamladıktan sonra 1942 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1950’de Kadıköy Numune Hastanesi’nde dahiliye uzmanı oldu. 1963-65 yılları arasında kardiyoloji ihtisası için İngiltere’ye gitti ve bu dalda uzman oldu. 1979’da Numune Hastanesi’nde Dahiliye Servis Şefi, daha sonra da başhekim oldu. 1983’te emekli oldu. 11 Temmuz 2014'teki ölümüne kadar Feneryolu’nda doğduğu evde oturdu ve serbest hekimlik yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ESERLERİ</span><br />
<br />

<div>1- KAPALI HAYAT KUTUSU ( KADIKÖY KONAKLARI )</div>
<div>2- PRENSES ELA</div>
<div>3- ESKİ BİR İHTİLALCİDEN DİNLEDİKLERİM</div>
<div>4- TANIDIĞIM İNSANLAR,YAŞADIĞIM OLAYLAR</div>
<div>5- BİR FENERBAHÇE VARDI</div>
<div>6- BİR KONAK BİR ÖMÜR BİR DEVİR</div>
<div>7- BİZANS METROPOLÜNDE İLK TÜRK KÖYÜ KADIKÖY<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">TIBBİ YAYINLAR</span><br />
	<br />
	</div>
<div>1- KARDİOVASKÜLER SİSTEM HEMODİNAMİĞİ</div>
<div>2- TIPHANEDEN NUMUNEYE</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Atatürk" kitabının yazarı Mango öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/-ataturk-kitabinin-yazari-mango-oldu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/-ataturk-kitabinin-yazari-mango-oldu/</id>
<published><![CDATA[2014-07-07T12:06:50+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-07T12:06:50+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DC36A0-4D04D7-9B68F1-D2CDD7-6B7E96-E2B32C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><br />
Vefat haberini, İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore Twitter
 hesabından duyurdu. Moore, "İngiltere'deki Türkçe araştırmalarının ve 
Atatürk kitabının yazarı yüce Andrew Mango'nun dün gece öldüğünü 
öğrenmekten büyük üzüntü duydum. Kendisi bana kariyerimin ilk günlerinde
 çok candan davranmıştı. İnsanlığını ve bilgeliğini hepimiz 
özleyeceğiz".<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ATATÜRK BİYOGRAFİSİ DÜNYACA ÜNLÜ OLMUŞTU</span><br />
<br />
İngiliz-Rus kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1926'da Türkiye'de doğan Andrew James Alexander Mango, İstanbul
 ve Ankara'nın ardından ömrünün geri kalanını 1947'de taşındığı 
Londra'da sürdürdü. Uzun yıllar boyunca Londra Üniversitesi'nde 
çalışmalarını sürdüren Mango, 1999 yılında Türk okuru tarafından 
yakından tanınmasını sağlayan Atatürk - Modern Türkiye'nin Kurucusu 
kitabını çıkardı. Beş yıllık bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkan bu
 eser, Mustafa Kemal Atatürk hakkında şimdiye kadar hazırlanmış en 
kapsamlı kitap olarak biliniyor. Mango daha önce BBC'nin Türkçe yayınlar
 bölümünde yöneticilik ve İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği'nde basın 
danışmanlığı yaptı.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Abdülhak Hamit TARHAN – Maria Lucienne SACRE</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdulhak-hamit-tarhan-maria-lucienne-sacre/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdulhak-hamit-tarhan-maria-lucienne-sacre/</id>
<published><![CDATA[2014-07-02T14:07:02+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-02T14:07:02+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/uploads/blank.png" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div><span style="font-size: 24pt; font-weight: bold;">İLHAM VERENLER </span><br />
	<span style="font-weight: bold; font-size: 14pt;">(Dizi Yazılar)</span><br />
	<span style="font-weight: bold; font-size: 14pt;">Derleyen: Sezai ŞENGÖNÜL</span><br />
	<hr />
	</div>
<div><span style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">Abdülhak Hamit TARHAN – Maria Lucienne SACRE</span></div>
<div><hr />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘Abdülhak Hamit yeni eşinden 42 yaş büyüktü’</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>1852’de dünyaya gelen Abdülhak Hamit, 22 yaşındayken Fatma Hanım ile evlendi. Abdülhak Hamit bu sıralarda ilk şiirlerini yazmaya başladı. Evliliklerinin 11. yılında Fatma Hanım vefat etti. Şair çok sevdiği eşinin ölümü üzerine ünlü "Makber”i yazdı. Beş yıl sonra Abdülhak Hamit ikinci evliliğini bir İngilizle yaptı. Fakat 1911’de o da öldü. Şair aynı &nbsp;yıl Cemile Hanım’la evlendi. Bu evlilik bir ay bile sürmedi. Bir yıl sonra Abdülhak Hamit, Lüsyen (Lucienne) adında Belçikalı &nbsp;bir kadınla evlendi. 60 yaşındaki Abdülhak Hamit, yeni eşinden 42 yaş büyüktü. Sekiz yıl sonra boşandılar. Lüsyen Hanım bir başkasıyla evlendi. Fakat bu evliliği yürütemedi. Kalbi hâlâ &nbsp;eski kocasındaydı. Böylece Lüsyen, Abdülhak Hamit’e döndü.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Lüsyen Hanım’la olan ikinci birlikteliklerinde, şair Maçka’daki evlerinin salonuna Lüsyen’in büyük bir resmini astı. Altına da "sensiz de seninle de yaşanmaz!” mısrasını &nbsp;yazdı. Bir gün Lüsyen evde değilken şairin bir dostu bunun sebebini sordu. Abdülhak Hamit şu cevabı verdi: "Kendisiyle yaşayamadığım için boşandım. Fakat o ayrılık günlerinde onsuz yaşayamayacağımı &nbsp;da anladım. Sonunda tekrar ona döndüm. Bu mısra işte bu gerçeğin ifadesidir. Lüsyen’in kavuşması ayrılmaya, ayrılması &nbsp;da kavuşmaya benzer!”</div>
<div><br />
	</div>
<div>Lüsyen’le Belçika’da tanışan Abdülhak Hamit ona ilk görüşte aşık olup ailesini, evini, yurdunu, tüm yaşamını, geride bırakacak kadar kendini sevdirebilmiştir. Fırtınalı, zor, hayli tutkulu bir yaşamın ardından, sıra dışı bir ilişki yaşamışlardır. Gerçekten sıra dışı, değil o dönem de bu gün bile zor kabullenilecek bir ilişki vardır.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Daha sonraki hikaye farklı bir dil ve uslub ile Can Dündar’ın &nbsp;‘Lüsyen’ adlı kitabında okuyucularıyla buluşuyor. Biz bu enteresan öykünün haliyle bir kısmını almakla yetineceğiz, geri kalan kısmını merak edenler ilgili kitabı alıp okuyabilirler… &nbsp;Evet kısaca hikaye şöyle…</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘Bu aşk sefir’in en önemli eserlerini vermesine sebep oluyor’<br />
		<br />
		</span></div>
<div>1912 de Brüksel'de Osmanlı sefiri Abdülhak Hamit 18 yaşındaki Maria Lucienne Sacre ile tanıştırılıyor. Ve bu tanışma 60 yaşındaki Şair-i Azam ile 18 yaşındaki bu Belçikalı genç kızın bir döneme tanıklık edecek beraberliklerinin başlangıcı oluyor. Aralarında aşağıda geçen diyalog bu yazamaz hale gelip tükenmiş adamın neden tekrar yazmaya başlayabildiğinin ve en önemli eserlerini verdiğinin en belirgin sebebi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>- Uzun yıllar var ki bir şey yazmıyorum.</div>
<div>- Neden?</div>
<div>- Söyleyecek bir şeyim kalmadı da ondan...</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oysa söylenecek şey her daim vardı. Zor olan, söylenecek kişiyi bulmaktı. 6 mayıs 1912 de Londra' da evlenen çift günlerini kendi çağlarını ve zevklerini birbirlerine tanıtarak geçirmeye başladı. Herkesin saygı gösterdiği bu adamdan saygı görmek nasıl genç Lüsyen'i büyülüyorsa; bu taze bedende aradığı ihtiras ve kültürü bulmak da Hamid'i büyülüyordu. Genç ilham perisi senelerdir yayınlanmayı bekleyen eserleri bir bir raflarından indirtiyordu. Dönemsel kargaşa sebebiyle ve şairin imparatorluğa gösterdiği bazı ufak tefek tepkiler sebebiyle içine düştükleri zenginlik çerçevesinde yaşanan yoksulluktan kurtulmalarını bir nebze sağlıyordu yayınlanan eserler. Hamid' in hayatı boyu yaşayacağı bir yoksulluktu bu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tek kadınla yetinmeyen Hamid gündüzleri ayıkken çevresinde pervane olduğu kadına akşam içki masalarına ve başka kadınlara gitmek üzere veda edip sabahın ilk ışıklarıyla eve dönüyordu. Aralık 1912 de diplomat görevi zorla sona erdirilen Hamid genç eşini de alıp emekli olarak İstanbul' a dönme hazırlığına başladı. Evliliği sebebiyle baba ocağında red edilmiş olan Lüsyen için belki de hayatının ilk ama en zor göçüydü bu.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yolculukta hastalanması sebebiyle Viyana'da inmek zorunda kaldıklarında uzunca sürecek bir esaret ve yoksulluğun da pençesine düştüler. Bu arada yorgun Osmanlı diğer devletler arasında gizli masalarda paylaşılmaya başlanmıştı bile. 1913 Mart’ında İstanbul'a ulaşabildiklerinde Londra' daki düğünlerinden sonra ikinci düğünlerinin yapılması ve Beyoğlu yaşamına girmeleri, devrin tüm ünlü edebiyatçılarının yaşlı kocasına hayran olmaları Lüsyen'i bulutlar üzerine çıkarmaya yetmişti bile. Bu süreçte yaşlı kocasının daha önce hayatına girmiş olan kadınları tanımaya başlaması Lüsyen'in aşkına hiç gölge düşüremedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘Aşıkların Budapeşte’de başlayan zor günleri’</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Eserleri arada yayınlanıp elleri para görürken Meclis-i Ayana üye seçilmesi düzenli bir aylık alması sebebiyle az da olsa rahata kavuşturdu onları. Bebek'de ki ev; Sıraselviler'de yaşanan bohem hayat; harbe giren Osmanlı; bir bir sırayla yayınlanan Hamid'in eserleri; kurulmuş İttihat ve Terakki Hükümetinden yandaş bulma çabaları; Hamid'in Avrupa' ya dönme isteği sırasında kiracı adayı olarak evlerine gelen Çanakkale paşasıyla tanışmaları; ve ardından önce Viyana sonra Brüksel günleri. 1918 de Mondros Mütarekesi ile Osmanlı'nın kesinleşen yenilgisi ve aşıkların Budapeşte' de başlayan zor günleri. 1919 da savaşın izleriyle dolu bir Çanakkale' den geçip İstanbul' a ulaşabildiler.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oğlunu kaybeden Hamid'in ardından babasını kaybeden Lüsyen bin bir zorlukla temin edilen pasaportuyla önce ülkesine ardından zorunluluk sebebiyle Roma'ya gitti. Ve burada tanıştığı bir kontla olan hayatı işte bu aşıkların devrinde ikinci bir dönemi başlattı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Sevdiği kadını çok iyi hissedebilen Hamid gelen mektuplardan olan biteni anlayabiliyordu. İlk tanıştıklarında Lüsyen'i büyüleyen her şeyi; göğsünde asılı nişanları, asillerin ve edebiyat ünlülerinin doldurduğu partiler, bir imparatorluk başkentinde yaşama vaadi, el üstünde tutulduğu yalılar konaklar, hepsi çöken bir devletin enkazı altında kalmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;Ve aynı şeyleri şu anda kadınına vaat eden bir İtalyan aristokratı vardı. Sevgisi özgür bırakma vaatleri altında kaybolan Hamid için tek bir yol vardı. Lüsyeni hepten kaybetmektense paylaşmayı kabullenmek. Hamid' in Lüsyen'i istediği zaman görebilmesi şartıyla kont ve kadın ekim 1920 de evlendiler. Ardından gerdek için döndükleri İstanbul' da Pera Palas otelinde kaldıkları 3 odadan her birinde her biri yalnız başına yattı o gece.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Gece odasının kapısından kendisine hakaretler yağdıran Hamid'in acısıyla Lüsyen biraz da gizli saklı tuttuğu bir kaçışla Venediğe hareket ederken daha sevdiği adama yazmaya başlamıştı.Bundan sonraki süreç Venedik-İstanbul arasında kah öfkeyle kah aşkla yazılan mektuplar ve aşıkların birbirlerini gel diye çağırmalarıyla sürdü. Bu çağırmalar sonucu 1920 de venediğe giden Hamid orada geçirdiği kısa sürenin verdiği acıyla kendini Viyana'ya attı. Ve dengesiz duygularla dolu; kah aşkını ilan ettiği kah nefretini sunduğu mektuplar devam etti.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Lüsyen:"Hazretim ve hasretim, gelin yanıma!”</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>" Kurtuluş için ihtiyaç duyduğum benzersiz insan sensin; sen olmayınca mahvoluyorum".</div>
<div>" Teselli makamında gözyaşlarının telafisini düşünmek beyhudedir. Asıl facia şu ki, birlikte değiliz ve ne zaman birleşeceğimizden bihaberiz. Senden uzakta ne yaşamak, hatta ne ölmek istediğim halde ben ne olacağım? "</div>
<div>" Kolum ağrıyor, sana ancak şu kelimeyi yazabiliyorum Gel!! "</div>
<div>&nbsp;Hamid:</div>
<div>"Biliniz ki sizi dünyada her şeyden daha çok seviyorum ben. Benden asla şüphelenmeyin".</div>
<div>" Hazretim ve hasretim, gelin yanıma! "</div>
<div>&nbsp;Lüsyen:</div>
<div>Bu arada Anadolu' da yükselen savaş hali; İzmir' in işgalden kurtulması, süregelen Kurtuluş savaşı ile birlikte hep Padişahlığa yakın durmuş olan Hamid yeni oluşumla nasıl bir gelecek kuracağı kaygısı içine de düşmüştü. 1922 de tekrar İstanbul’a dönmeye hazırlanırken sevdiği kadını yanına alabilmek için eski eşinin şimdiki kocasını İstanbul' a tayin ettirmek gibi bir plan içine girmişti. 1923 Ekiminde işgal kuvvetleri resmen İstanbulu terk etmişken Hamid planlarını &nbsp;gerçekleştirememiş ve sevgilisi ile eşi çalışmak üzere gelmişlerdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Mart 1924 de yeni hükümetin bir kararıyla yaşamasını kolaylaştırmak adına ona Maçka palas'ta bir daire tahsis edildi. 10 sene önce padişaha bir güzelleme yazması önerildiğinde " Ben bugüne değin sadece Fatih' le Yavuz için yazdım. Sağlara kaside yazmak adetim değildir " diyen şair bugün 30 ağustos şerefine " Mustafa Kemal Paşa" hazretlerine gönüllü methiye yazıyordu. Gıyaben Dumlupınar' da.</div>
<div>Lüsyen tekrar eşi ile birlikte Venediğe dönmüştü ve evlilikleri artık kontun kıskançlığı ve baskısıyla Lüsyenin Hamide olan özlemi yüzünden çatırdamaktaydı. Yine başlayan mektuplarda bu sefer öfke azalmışken sadece sonsuz bir hasret ve aşk vardı...<br />
	<br />
	</div>
<div>" Sen sen, şahsi müşkülatım, daimi imkansızım, terk ettiğim büyüm, sihrimsin. Sen cazibe ve damgadan yapılmışsın".</div>
<div>" Diğer yokluklar mühim değil, fakat sen yoksun asıl; bendeki en feci yokluk sensin. Seni göremedikten sonra gözlerime ne lüzum var? "</div>
<div>" Ruhumun diğer yarısı sende... Çabuk gel, iade et; ruhun yarısıyla yaşanmaz".</div>
<div>Hamid:</div>
<div>"Elim titriyor, çünkü ben bu elin bir süre sonra sizin elinizde olacağını düşünüyorum. Efendiciğim, bana siz olmayan her şeyi unutturacağınıza söz verin".</div>
<div>Lüsyen:</div>
<div>‘Sensiz de seninle de yaşanmaz…’<br />
	<br />
	</div>
<div>Haziran 1927 de Lüsyen kontundan kurtulup sevdiği adamın yanına dönmeyi başardı. İlham perisi geri dönen şair de tekrar yazmaya başladı. Gazi ile tanışmayı başardı ve Osmanlı' dan sonra Cumhuriyet' te de mebus seçildi. Bir resmi kokteylde Hamid'in Lüsyen'i sevgilisine olan aşkı sebebiyle Türk kadını örneği olarak göstermesiyle; ecnebi eşini yükseltebilmek adına Türk kadınını aşağılamasına kızan Gazi ile aralarında şu diyalog geçti.</div>
<div>Gazi- Beyefendi diye seslendi</div>
<div>Hamid- Estağfurullah Gazi Hazretleri, bana ' Beyefendi' demeyiniz.</div>
<div>Gazi- Ya ne diyeyim?</div>
<div>Hamid- Sadece adam deyiniz.</div>
<div>Gazi- İşte onu diyemediğim için 'Beyefendi' diyorum ya...</div>
<div><br />
	</div>
<div>Aralarına giren bu soğukluk çıkan dedikoduları engellemek için tekrar yaptıkları nikahlarının ardından verilen baloya Gazi' nin gelmesi ile son buldu. Tevfik Fikret' in il öğrettiği kadın şimdi Gazi hazretleri ile dans ediyordu. 1932 senesinde "Lettres a Abdülhak Hamid" adıyla birbirlerine yazmış oldukları mektuplar yayınlandı. Kitabın kapağında Latince bir cümle vardı:</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Nec sine te, ne tecum, vivere possum"<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">"Sensiz de seninle de yaşanmaz"<br />
		<br />
		</span></div>
<div>Hamid' in yazdığı üzere ise " Beni anlayan onunla, onu anlayan ben olmak... İşte bizi birbirimize bağlayan ilk sebep”</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kitap bu cümlelerin konduğu yerde bitmiyor henüz. Ama ben geçtiğim özeti bu cümlelerden sonra devam ettiremedim açıkçası. Bir döneme mektuplar üzerinden ayrıntılı ışık tutan bu kitap benim açımdan bu iki aşığın derin kültürleri ve birbirlerine duydukları akıl ve hesap tutmaz aşklarıyla ön plana çıktı… Böyle nice aşklar kimbilir, daha kimlere ilham vermiştir… Yazı dizimizin diğer bölümlerinde de bulabildiğimiz, ulaşabildiğimiz böyle daha nice güzel ve gizemli öyküleri sizlerle buluşturmaya devam edeceğiz…</div>
<div><br />
	</div>   ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Pablo Neruda'nın 20 yeni şiiri bulundu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/pablo-neruda-nin-20-yeni-siiri-bulundu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/pablo-neruda-nin-20-yeni-siiri-bulundu/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T10:36:36+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T10:36:36+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_25782F-9B3EC3-949EBE-116B3D-96894D-467CE0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>El yazması dolu kutuların içinde bulunan şiirlerin çoğunun 1956'dan sonra yazıldığı ve bu yılın sonlarında Latin Amerika'da, 2015'te de İspanya'da yayımlanacağı belirtiliyor."20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı" kitabıyla adını duyuran şair, 1973'te ölmüştü.</div>
<div><br />
	<span style="font-weight: bold;">Eserlerden altısı aşk şiiri</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Şiirler, şairin doğumunun 110'ncu ve "20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı"nin basımının 90'ıncı yıldönümünde yayımlanacak.</div>
<div>Aşk şiirleriyle tanınan şair ömrü boyunca Şili Komünist Partisi'nin üyeliğini sürdürmüştü.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">112' hikayeleri kitap haline getiriliyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/112-hikayeleri-kitap-haline-getiriliyor/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/112-hikayeleri-kitap-haline-getiriliyor/</id>
<published><![CDATA[2014-05-05T15:49:53+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-05T15:49:53+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_428FC9-ED7828-5B3415-D50A04-1F7053-CC6C9D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important">112&nbsp;<a target="_blank" style="margin:0px;padding:0px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;vertical-align:baseline;text-decoration:none;color:rgb(0,88,156)" title="KKM" href="http://www.haber7.com/etiket/kkm">KKM</a>'ye
 çağrının ulaşmasından itibaren ilgili yere ulaşıncaya kadar birçok 
çarpıcı olayla karşılaşıldığını dile getiren Tontuş, bu süreçte hem 
komuta&nbsp;<a target="_blank" style="margin:0px;padding:0px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;vertical-align:baseline;text-decoration:none;color:rgb(0,88,156)" title="kontrol merkezi" href="http://www.haber7.com/etiket/kontrol+merkezi">kontrol merkezi</a>&nbsp;hem sağlık görevlilerinin ilginç hikayelerinin derlenerek&nbsp;kitap&nbsp;haline getirildiğini anlattı.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important">Tonkuş,
 bin 972 çalışandan çağrı merkezine gelen hikayeler, olay yerinde 
karşılaşılan durumlar, hasta ve hasta yakınıyla kurulan iletişimi içeren
 öyküler dinlendiğini anlatarak, 2 bin 500 farklı hikayenin, olayı 
yaşayanların anlatımıyla kayıt altına alındığını söyledi.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important">112
 KKM'ye gelen tüm aramaların kayıt altında olduğunu ancak çalışmada bu 
kayıtların kullanılmadığını vurgulayan Tonkuş, "Çünkü, yasa kararı 
olmadıkça bu kayıtları hiç kimse bir kez daha dinleyemez. Biz, 
çalışanların ifadelerinden olayları kaleme aldık" diye konuştu.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important"><span style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px none; font-family: inherit; font-size: 16px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: bold; vertical-align: baseline; color: rgb(128, 0, 0); line-height: 1.5 ! important;">"Alo 112'nin numarasını hatırlayamıyorum sen arar mısın"</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important">112
 KKM'ye gelen yardım çağtelefonlardan örnekler veren Tontuş, "Dedem 
sıkıntıda, yetişin çağrısı üzerine olay yerine ulaşan ekibimiz, dedenin 
herhangi bir sağlık sorunu bulunmadığını, çıktığı ağaçtan inemediğini 
görüyor" diye konuştu.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important"><span style="font-weight: bold;">Tonkuş, 112 çalışanının mesai dışında başından geçen bir olayı da şöyle anlattı:</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important">"Arkadaşımız,
 bir pazar kahvaltısı sırasında birlike oturdukları&nbsp;ailelerden&nbsp;birinin 
çocuğununyüksekçe&nbsp;bir yerden düştüğünü görüyor. Çocuğun annesi olay 
yerine koştururkenarkadaşımıza&nbsp;panik halinde 'Alo 112'nin telefon 
numarasını hatırlayamıyorum, sen arar mısın' diye bağırıyor. Aslında 
bildiği numarayı çevirmesi gerektiği algılayamayan vatandaşın durumu, 
acil&nbsp;gelişen&nbsp;olaylarda insanların düşünme ve reaksiyon yeteneklerinin ne
 boyutta kaybolduğunun bir örneği olmaktadır. Bu durum 112 
çalışanlarının iletişimde yaşadıkları sorun içinde bir örnek 
oluşturmaktadır."</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;vertical-align:baseline;line-height:1.5!important">Kayıt
 altına alınan 2 bin 500 hikayenin 100'er tanesinin yer aldığı 
5&nbsp;kitap&nbsp;hazırlandığını bildiren Tontuş, "İlk kitabı, 19 Mayıs'ta 
dağıtmayı düşünüyoruz. Bu birimlerde çalışan arkadaşlarımızın, 
çalışırken ne gibi zorluklarla çalıştıklarını, sıkıntılarını, hatta kimi
 zaman ölüm tehdidi altında işlerini yapmaya çalıştıklarını göstererek, 
toplumda farkındalığı artırmak ve görev bilinçlerini göstermek 
istiyoruz" dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>