<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/modules/blog/atom.php?cid=53" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-53</id>
<title type="text">Birleşik Basın</title>
<link href="https://birlesikbasin.com" />
<generator>Birleşik Basın</generator>
<updated>2026-01-28T09:25:44+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Torun bakanların zihni daha uzun süre genç kalıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/torun-bakanlarin-zihni-daha-uzun-sure-genc-kaliyor-5668/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/torun-bakanlarin-zihni-daha-uzun-sure-genc-kaliyor-5668/</id>
<published><![CDATA[2026-01-28T09:25:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-28T09:25:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_188B2F-C269AE-7F4A5E-51D0FA-76219B-938A08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Psychology and Aging dergisinde yayımlanan ve İngiltere'de yaklaşık 2 bin 900 büyükanne ve büyükbabayı beş yıl boyunca takip eden araştırmaya göre, torun bakımına aktif olarak katılan büyükanneler hem hafıza testlerinde hem de sözel akıcılık ölçümlerinde daha yüksek puanlar aldı. Bunun yanında, bu grupta bilişsel gerileme daha yavaş seyretti.</p><p></p><p>Araştırmada torun bakan büyükbabaların da bakmayan akranlarına göre başlangıçta daha iyi bilişsel performans sergilediği görüldü. Ancak zaman içinde büyükbabaların zihinsel performansındaki düşüş hızının, hiç torun bakmayanlarla aynı olduğu tespit edildi.</p><p></p><p><b>Cinsiyet farkı neden ortaya çıktı?</b></p><p></p><p>Araştırmacılar bu farkın arkasında geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin olabileceğini düşünüyor. Çalışmaya göre büyükanneler torun bakımında daha 'aktif ve merkezi' bir rol üstleniyor. Gün planlama, yemek hazırlama, ödev takibi ve etkinlik düzenleme gibi zihinsel olarak daha talepkar görevler çoğunlukla büyükannelere düşüyor.</p><p></p><p>Büyükbabalar ise genellikle eşleriyle birlikte bakım sağlıyor ve araştırmacıların 'çevresel ve destekleyici rol' olarak tanımladığı bir konumda yer alıyor.</p><p></p><p>Bir diğer olasılık da motivasyonla ilgili. Araştırmacılara göre büyükanneler torun bakımına daha çok isteyerek katılırken, büyükbabalar kendilerini daha fazla 'yükümlü' hissedebiliyor.</p><p></p><p>Keyif alınarak yapılan faaliyetlerin beyni daha fazla uyardığı, yapılması gereken işler listesinden tamamlanan görevlerin ise aynı etkiyi yaratmadığı vurgulanıyor.</p><p></p><p>Çalışmada büyükannelerin tüm bakım faaliyetlerini büyükbabalara kıyasla daha sık yaptığı, en büyük farkın ise yemek hazırlama sürecinde görüldüğü belirtildi.</p><p></p><p><b>Süre değil, içerik belirleyici</b></p><p></p><p>Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de bakım süresinin tek başına belirleyici olmaması. Haftada bir gün torun bakan bir büyükanne ile haftada birkaç gün bakan bir büyükanne arasında bilişsel performans açısından anlamlı bir fark bulunmadı.</p><p></p><p>Bu sonuç, önceki bazı çalışmalarla çelişiyor. Ancak araştırmacılar önceki çalışmalarda hiç torun bakmayanlarla bakanların aynı grupta değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Sadece aktif bakım verenler incelendiğinde, 'ne kadar sık' sorusunun etkisini yitirdiği görülüyor.</p><p></p><p>Asıl farkı yaratanın, torunlarla geçirilen zamanın 'nasıl' değerlendirildiği ifade ediliyor.</p><p></p><p>Örneğin çocuklar kendi başına oynarken gözetmenlik yapmak ile karmaşık okul ödevlerine yardımcı olmak ya da bir müze gezisi planlamak arasında zihinsel yük açısından ciddi fark bulunuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Layene tarikatı mensupları "beyazlar" içinde toplandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/layene-tarikati-mensuplari-beyazlar-icinde-toplandi-7839/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/layene-tarikati-mensuplari-beyazlar-icinde-toplandi-7839/</id>
<published><![CDATA[2026-01-20T10:00:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-20T10:00:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8DF1F5-988E35-5542A7-1CC786-6EF93C-4C9099.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Layene tarikatı takipçileri, aynı zamanda tarikatın kuruluşu da kabul edilen, Seydina Limamou Laye'ın Müslümanlara yaptığı birlik ve beraberlik çağrısının 146. yıl dönümü için toplandı.</p><p></p><p>Bu yıl “Güncel zorluklar karşısında İslami dayanışma” temasıyla düzenlenen etkinlik kapsamında “Layene" olarak nitelenen tarikat takipçileri, kendilerince kutsal sayılan başkent Dakar'ın Almadies semtinde bir araya geldi.</p><p></p><p>Yediden yetmişe bembeyaz giyinen on binlerce Layene mensupları, Atlantik okyanusu kıyısında, açık havada birlikte zikir çekti, ilahiler söyledi ve dua etti.</p><p></p><p>Anma kapsamında bölgedeki ana yollar trafiğe kapatıldı, Dakar'ın bir kısmında hayat durma noktasına geldi.</p><p></p><p>Senegal'e özgü, tasavvuf temelli bir dini tarikat olan Layene takipçileri, bayram namazları ve önemli günlerde sınıfsal farklıları ortadan kaldırdığına inandıkları için bembeyaz giyiniyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Funda Arar Radiobir'de konuşacak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/funda-arar-radiobirde-konusacak-8432/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/funda-arar-radiobirde-konusacak-8432/</id>
<published><![CDATA[2026-01-13T02:27:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-13T02:27:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BF2656-54048E-F86B6A-112A87-06406D-3014E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Canlı yayınlanacak programda Funda Arar, sanat yaşamına dair merak edilen pek çok başlıkta samimi açıklamalarda bulunacak. Müzik kariyerindeki son çalışmalarını, yeni projelerini ve sahne performanslarına ilişkin planlarını anlatacak olan Arar, aynı zamanda özel hayatına ve müzik dünyasındaki güncel gelişmelere dair görüşlerini de paylaşacak.</p><p>Türk pop müziğinde uzun yıllardır istikrarlı çizgisi ve güçlü vokaliyle geniş bir hayran kitlesine sahip olan Funda Arar’ın, “Müzik Habercisi” programında geçmişten bugüne uzanan kariyer yolculuğunu değerlendirmesi bekleniyor. Sanatçının, müzik sektöründeki değişimi, dijital platformların etkisini ve genç kuşak sanatçılara yönelik düşüncelerini de dinleyicilerle paylaşacağı ifade ediliyor.</p><p>Prof. Dr. Michael Kuyucu’nun yönelteceği sorularla renklenmesi beklenen programda, Arar’ın unutulmaz şarkılarının hikâyeleri, albüm süreçleri ve sahne arkası anılarına da yer verilecek. Program, hem müzikseverler hem de magazin dünyasını yakından takip edenler için önemli başlıklar barındıracak.</p><p>Radiobir dinleyicileri, Çarşamba günü yayınlanacak “Müzik Habercisi” programında Funda Arar’ın içten açıklamalarına ve müzik dünyasına dair değerlendirmelerine tanıklık etme fırsatı bulacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilecek aktiviteler</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/daha-uzun-yasamaniza-yardimci-olabilecek-aktiviteler-4367/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/daha-uzun-yasamaniza-yardimci-olabilecek-aktiviteler-4367/</id>
<published><![CDATA[2026-01-12T10:41:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-12T10:41:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FA7BAE-397721-3F17B2-6347D8-7B5810-ED8726.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Herkes sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarının egzersiz yapmak ve iyi beslenmek olduğunu bilir.</p><p></p><p>Peki ya spor salonunda ter dökmek veya günde 10 bin adım atmak için zamanınız yoksa?</p><p></p><p>İyi haber, günlük aktiviteleri daha yoğun ve enerjik şekilde yapmanın büyük faydalar sağlayabilmesi.</p><p></p><p>Merdivenleri koşarak çıkmak, hızlıca yürümek, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi.</p><p></p><p>Son üç yılda egzersiz bilimini takip ettiyseniz, yeni bir terimle karşılaşmış olabilirsiniz: VILPA (Vigorous Intermittent Lifestyle Physical Activity) Türkçeye "Şiddetli Aralıklı Yaşam Tarzı Fiziksel Aktivitesi" ya da kısaca "yaşam tarzı içine gömülü kısa şiddetli hareket patlamaları" olarak çevrilebilir.</p><p></p><p>"Egzersiz atıştırmalıkları", "atıştırmalık aktivite" veya "mikro aktivite patlamaları" gibi çeşitli isimlerle de tanımlanan bu kavram, uzun vadeli bir soruna son çözüm olarak nitelendiriliyor:</p><p></p><p><b>'VILPA, HIIT'in küçültülmüş şekli'</b></p><p></p><p>Peki egzersiz yapmaya en isteksiz kişileri, daha az oturup daha fazla hareket etmeye nasıl ikna edebiliriz?</p><p></p><p>Son 10 yılda, kısa süreli patlayıcı koşu, bisiklet ve squat veya jumping jack gibi ağırlık egzersizleri ile vücudu sınırlarına kadar zorlayan yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman (HIIT-High-Intensity Interval Training), spor salonuna giden zamanı kısıtlı kişiler için popüler bir egzersiz tarzına dönüştü.</p><p></p><p>Ayrıca bu tip antrenmanların kan şekeri kontrolü, kolesterol, tansiyon ve vücut yağı konusunda faydaları olduğu ortaya çıktı.</p><p></p><p>University College London'da spor ve egzersiz tıbbı profesörü Mark Hamer'e göre, VILPA, HIIT'in küçültülmüş şekli.</p><p></p><p>Bu, bir veya iki dakika boyunca kalp atış hızını yükseltmek amacıyla günlük aktiviteleri biraz daha coşkuyla yapmak anlamına geliyor.</p><p></p><p>Hamer, VILPA fikrinin ilk olarak, liderlik ettiği ekibin egzersiz yapmayan kişilere bileklik takarak topladığı hareket verilerini analiz ederken ortaya çıktığını söyledi.</p><p></p><p>Bilim insanları, spor yapmayan veya spor salonuna gitmeyen bazı kişilerin, sadece günlük yaşamlarını sürdürerek önemli miktarda hareket yaptıklarını fark ettiler.</p><p></p><p>Bu hareketler, işe giderken hızlıca yürümekten merdiven çıkmaya kadar uzanıyordu.</p><p></p><p>Hamer, "Bu hareketlerin çoğu çok kısa sürelerde birikmişti. Bu da mikro patlama kavramının ortaya çıkmasına neden oldu" diyor.</p><p></p><p>Hamer ve meslektaşları, şaşırtıcı şekilde, bu mikro patlamaların sağlık için faydalı olduğunu keşfetti.</p><p></p><p>2022 yılında yapılan bir çalışmada, İngiltere'deki 25 bin 241 kişiden elde edilen verileri kullanarak, Hamer ve Sidney Üniversitesi'nden bilim insanları, her gün sadece üç veya dört kez bir dakikalık VILPA hareketinin, hiç hareket etmeyen kişilere kıyasla, tüm nedenlerden kaynaklanan erken ölüm riskini %40, kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklanan ölüm riskini ise %49 oranında azalttığını belirledi.</p><p></p><p>Daha yakın zamanda yapılan bir araştırma da, her gün dört dakikadan biraz fazla VILPA'nın, hareketsiz yaşam tarzının kalp sağlığı için oluşturduğu bazı riskleri telafi edebileceği sonucuna vardı.</p><p></p><p>Sidney Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırma görevlisi olan Matthew Ahmadi, "Gün boyunca birkaç kez, kısa süreli yüksek yoğunluklu aktiviteler yaparak, insanlar kronik hastalık riskini azaltmak konusunda sağlık faydaları elde edebilirler" diyor.</p><p></p><p>Ahmadi, bu bulguları özellikle heyecan verici olarak nitelendiriyor çünkü araştırmalar, 40 yaşın üzerindeki İngiliz yetişkinlerin çoğunun, genellikle zaman kısıtlamaları veya diğer engeller nedeniyle düzenli egzersiz veya spor yapmadığını gösteriyor.</p><p></p><p><b>'Çoğumuz yeterince aktif değiliz'</b></p><p></p><p>Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre bu durum, yaklaşık 1.8 milyar yetişkinin yetersiz fiziksel aktivite nedeniyle hastalık riski altında olduğu endişe verici bir küresel eğilimi yansıtıyor.</p><p></p><p>İngiltere'deki Loughborough Üniversitesi'nde davranışsal tıp profesörü Amanda Daley, "Hepimiz fiziksel aktivitenin sağlığımız için iyi olduğunu biliyoruz ancak çoğumuz yeterince aktif değiliz" diyor ve ekliyor:</p><p></p><p>"Bunun birçok nedeni var, en yaygın olanı ise yeterli zamanın olmaması. Fiziksel aktiviteye mikro egzersiz (veya VILPA) yaklaşımı, insanların bir hafta boyunca günde birkaç kez ayırmasını gerektiriyor, bu da egzersizi çok kolay, erişilebilir ve ucuz hale getiriyor."</p><p></p><p>VILPA'nın ortaya koyduğu şey aslında basit: Otobüse yetişmek için koşmak, ev işlerini veya bahçe işlerini biraz daha enerjik yapmak gibi günlük hayatı biraz değiştirmekle sağlığı iyileştirmede önemli bir fark yaratabileceği&hellip;</p><p></p><p>Bunların hepsi, çocuklarla ve evcil hayvanlarla yüksek enerjili oyunlar oynamak gibi VILPA'nın günlük örnekleri.</p><p></p><p>Ahmadi, "Orta ve yüksek yoğunluklu aktiviteler yapmak için farklı fırsatlarımız var ve bunların mutlaka bilinen egzersizler veya özel spor salonu ekipmanları aracılığıyla olması gerekmiyor" diyor.</p><p></p><p>Anketler, insanların bu fikre olumlu tepki verdiklerini gösteriyor çünkü bu düşünce, daha önce sağlığı iyileştirebileceği düşünülmeyen aktivitelerin faydalarını vurguluyor.</p><p></p><p>Ahmadi ve Japonya'daki Sankuro Hastanesi'nden kardiyolog Shigenori Ito gibi araştırmacılar, VILPA kavramının her gün ağır alışveriş poşetleri taşımak veya merdivenleri hızlıca çıkarak bacak kaslarını ve eklemleri çalıştırmak gibi aktivitelerle gücü artırmanın bir yolu olarak bile kullanılabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Mikro patlamalar fikri, egzersiz araştırmacılarının teşvik etmek istediği yeni bir doktrine de tam olarak uyuyor: Fiziksel aktivite söz konusu olduğunda, hiçbir şey yapmamaktansa herhangi bir şey yapmak her zaman daha iyi.</p><p></p><p><b>'Hareketsizlik sorununu çözmek kolay değil'</b></p><p></p><p>Çoğu insan günde 10 bin adım hedefine aşina olsa da, yeni bilimsel bulgular, çok daha düşük bir günlük adım sayısıyla da sağlık açısından fayda sağlayabileceğimizi gösteriyor.</p><p></p><p>Örneğin, dünya çapında kronik hastalıkların artışı konusunda faaliyetler yürüten NCD Alliance'a göre, daha fazla insan yeterince aktif olsaydı, yılda beş milyona kadar ölüm önlenebilirdi.</p><p></p><p>NCD Alliance'ın genel müdürü Katie Dain, "Küresel olarak, yaşam tarzlarımız çok daha hareketsiz hale geliyor. Açıkça söylemek gerekirse, çoğumuz ofiste oturuyoruz ve şehirlerimizin çoğu insanlar için değil, arabalar için tasarlanmış durumda" diyor.</p><p></p><p>Bu sorunu çözmek kolay değil.</p><p></p><p>Örneğin Japonya, giderek daha hareketsiz bir ülke haline geliyor ve Tokyo'da 2020 Olimpiyatları'na ev sahipliği yapmak bile görünüşe göre pek bir fark yaratmadı.</p><p></p><p>Bu durumu Ito gibi doktorlar"Hareketsiz olmak, hipertansiyon, sigara ve diyabetle birlikte en önemli kardiyovasküler risk faktörlerinden biri" diye yorumluyor.</p><p></p><p>Sonuç olarak, araştırmacılar egzersiz hedeflerini daha az korkutucu hale getirmeye çalışıyor.</p><p></p><p>Çoğu insan günde 10 bin adım hedefine aşina olsa da, yeni bilimsel bulgular, çok daha düşük bir günlük adım sayısıyla da sağlık yararları elde edebileceğimizi gösteriyor.</p><p></p><p>Şimdiye kadarki en büyük adım sayısı araştırmalarından biri, günde 2 bin 517-2 bin 735 adımın, günde 2 bin adıma kıyasla kardiyovasküler hastalık riskini %11 oranında azalttığını ortaya koydu.</p><p></p><p>Başka bir araştırma, günde 2 bin 200 adımın üzerindeki her adımın, kişinin kalp hastalığı ve erken ölüm riskini azalttığını gösterdi.</p><p></p><p>Melbourne Üniversitesi fizyoterapi bölümünden Profesör Rana Hinman, "Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yapmak daha iyidir. Osteoartrit gibi rahatsızlıklar nedeniyle kronik eklem ağrısı çeken ve genellikle hareketsiz olan kişiler bile, az miktarda aktiviteyle fayda sağlayabilir" diyor.</p><p></p><p>Mikro patlamalarla aktivite yapmak bunu başarmanın bir yolu.</p><p></p><p>Örneğin, bazı araştırmalar, her gün sadece üç ila dört dakikalık VILPA'nın kanser riskini %17-18 oranında azaltabileceğini gösteriyor.</p><p></p><p>Bunun bir nedeni, egzersizin bilinen antiinflamatuar etkileriyle ilgili olabilir.</p><p></p><p>Enflamasyon, vücudun doğal bağışıklık tepkisinin bir parçası ve hastalıkları önlemeye yardımcı oluyor ancak aşırı enflamasyon, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve obezite gibi hastalıklarla bağlantılı.</p><p></p><p><b>'Nüfusun çoğunluğunu mikro patlama aktivitelerine teşvik etmek önemli'</b></p><p></p><p>Araştırmacılar halen, "atıştırma egzersizlerin", düzenli egzersiz yapmayı zor bulan kronik hastalarda sağlığı iyileştirmeye yardımcı olup olamayacağını inceliyor.</p><p></p><p>Hamer, insanları daha fazla mikro patlama aktivitesi yapmaya teşvik etmenin, halk sağlığı kılavuzlarında altın standart olan haftada 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktiviteye ulaşmalarına yardımcı olmak için bir başlangıç noktası olup olmayacağıyla da ilgileniyor.</p><p></p><p>Hamer, "Nüfusun çoğunluğunu mikro patlama aktiviteleri yapmaya teşvik edebilirsek, bu, birkaç kişinin kılavuzlara uymasını sağlamaktan çok daha etkili olacaktır" diyor.</p><p></p><p>Dolayısıyla, bir süredir spor salonuna gitmediğiniz için endişeleniyorsanız, belki de biraz VILPA yapmayı düşünebilirsiniz.</p><p></p><p>Asansör yerine merdivenleri kullanmak, alışverişe giderken yürüyüş hızınızı artırmak, bahçede köpeğinizle oynamak veya biraz daha enerjik bir şekilde evi süpürmek gibi her gün yapabileceğimiz basit şeyler var ve bunlar hastalıkların önlenmesine ve hatta biraz daha uzun yaşamamıza yardımcı olabilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Stranger Things yıldızı: Terapi zorunlu olmalı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/stranger-things-yildizi-terapi-zorunlu-olmali-2926/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/stranger-things-yildizi-terapi-zorunlu-olmali-2926/</id>
<published><![CDATA[2025-12-28T14:44:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-28T14:44:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_73847B-4801AC-5D78F4-AD4C4E-DA4A68-2A5E39.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Oyuncu, kendisini uzun süre "hayat dolu ve sorunsuz bir çocuk" olarak gördüğü için terapiye ihtiyacı olmadığını düşündüğünü ancak zamanla profesyonel yardım aldığını açıkladı.&nbsp;</p><p></p><p>Schnapp, daha önce benzer açıklamalar yapan Ariana Grande'yle aynı görüşü paylaştığını belirterek, bu sektörde çalışan çocuklar için terapinin zorunlu olması gerektiğini savundu.</p><p></p><p>USA Today'e konuşan 21 yaşındaki Schnapp, "Kamuoyunun gözleri önünde büyümek çok zor" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;</p><p></p><p>Kendini henüz tanımıyorsun, hiçbir şeyi çözmüş değilsin ama bir anda her şeyi bilen, her soruya cevap verebilen biri olman bekleniyor.</p><p></p><p>Amerikalı oyuncu sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;</p><p></p><p>Sürekli yanlış şeyler söylüyordum ya da ciddiye almam gereken konularda yeterince dikkatli davranmadığım için utanıyordum. Üstelik bunlar sonsuza dek internette kalıyor. İnsan zamanla büyür ve öğrenir ama bunu herkesin gözü önünde yapmak hiç kolay değil.</p><p></p><p>Schnapp, Netflix yapımı Stranger Things'in 2016'da başlayan ve 5 sezon süren yolculuğunun ilk sezonu çekildiğinde yalnızca 11 yaşındaydı. Dizi, 1 Ocak'ta yayımlanacak final bölümüyle ekranlara veda etmeye hazırlanıyor.</p><p></p><p>"Los Angeles'ta yaşasam kendimi kaybederdim"</p><p></p><p>"Yıllar geçtikçe şunu fark ediyorsun: Bu aslında normal bir hayat değil ve ailenin dışında bir destek sistemine ihtiyacın var" diyen Schnapp, sektördeki baskılara da dikkat çekti.</p><p></p><p>"Büyürken insanların neden depresyona girdiğini, neden madde kullanımına yöneldiğini ya da yeme bozuklukları yaşadığını hiç anlayamazdım" diye ekledi:&nbsp;</p><p></p><p>Yaş aldıkça Hollywood'daki baskıların nasıl tüm bunlara yol açabildiğini görüyorsun. Aileme hep şunu söylüyorum: Los Angeles'ta asla yaşayamazdım. Sanırım orada kendimi kaybederdim.</p><p></p><p>Stranger Things'in 5. sezonunun ilk 4 bölümü halihazırda Netflix'te izlenebiliyor. Kalan üç bölüm yarın (26 Aralık) yayımlanacak; iki saatlik final bölümü ise 1 Ocak'ta izleyiciyle buluşacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Aşırı işlenmiş gıdalar tüketmenin Parkinson'la ilişkisi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/asiri-islenmis-gidalar-tuketmenin-parkinsonla-iliskisi-7262/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/asiri-islenmis-gidalar-tuketmenin-parkinsonla-iliskisi-7262/</id>
<published><![CDATA[2025-06-04T16:07:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-06-04T16:07:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A262E5-0C7D9B-5AC0FA-31AEE9-03F1C2-F15168.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni bir araştırmaya göre aşırı işlenmiş gıdaları düzenli tüketen kişilerde Parkinson hastalığının erken belirtilerinin görülme riski, tüketmeyenlere göre daha yüksek olabilir.</p><p></p><p>Aşırı işlenmiş gıdalar arasında koruyucu maddeler, yapay renklendirici ve tatlandırıcıların yanı sıra emülgatör gibi katkı maddeleri içeren, seri üretilen ekmek, cips, tahıl gevrekleri ve gazlı içecekler var.</p><p></p><p>Daha önceki araştırmalarda, aşırı işlenmiş gıdaların sık tüketilmesinin obezite, kalp hastalığı, kanser ve erken ölüm gibi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğu tespit edilmişti.</p><p></p><p>Hakemli dergi Neurology'de yayımlanan bir araştırma, aşırı işlenmiş gıdaları düzenli olarak tüketmenin, Parkinson hastalığının erken belirtileriyle güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koydu. Bunlar daha sonra titreme ve hareket yavaşlaması gibi daha ciddi semptomlara dönüşebiliyor.</p><p></p><p>Çin'deki Fudan Üniversitesi'nden araştırmanın yazarı Xiang Gao, "Araştırmamız, şekerli gazlı içecekler ve paketlenmiş abur cuburlar gibi işlenmiş gıdaları çok fazla tüketmenin, Parkinson hastalığının erken belirtilerini hızlandırabileceğini gösteriyor" diyor.</p><p></p><p>Sağlıklı beslenme, nörodejeneratif hastalık riskinin azalmasıyla ilişkilendirildiğinden kritik önemde ve bugün yaptığımız beslenme seçimleri gelecekte beyin sağlığımızı önemli ölçüde etkileyebilir.</p><p></p><p>Çalışmada, öncesinde Parkinson hastalığına yakalanmamış ve ortalama yaşları 48 olan 43 bin kişi incelendi. Düzenli anketler ve tıbbi muayenelerle katılımcıların sağlık durumu 26 yıl boyunca takip edildi.</p><p></p><p>Araştırmacılar, katılımcılarda Parkinson hastalığının erken belirtileri olup olmadığını belirlemek için uyku davranışları, kabızlık, depresif belirtiler, vücut ağrısı, renk görme bozukluğu, gündüz aşırı uykulu hissetme ve koku alma yeteneğinde azalma gibi faktörleri inceledi.</p><p></p><p>Ayrıca katılımcılardan her iki ila 4 yılda bir, neyi ve ne sıklıkla yediklerini ayrıntılı bir şekilde yazdıkları bir beslenme günlüğü tutmalarını istediler.</p><p></p><p>Araştırmacılar, her bir kişinin günde ortalama ne kadar aşırı işlenmiş gıda tükettiğini hesapladı ve bunları ne kadar yediklerine dayanarak katılımcıları 5 kategoriye ayırdı.</p><p></p><p>İlk grup, günde ortalama 11 veya daha fazla porsiyon aşırı işlenmiş gıda tüketirken, en alttaki kategoridekiler günde üç porsiyondan az tüketiyordu.</p><p></p><p>Araştırmacılar ilk grubun Parkinson hastalığının en az üç erken belirtisini gösterme olasılığının, günde üç porsiyondan az tüketenlere kıyasla 2,5 kat daha yüksek olduğunu buldu.</p><p></p><p>Bu sonuç, yaş, fiziksel aktivite ve sigara kullanımı gibi faktörler hesaba katılarak elde edildi.</p><p></p><p>Araştırmacılar ayrıca aşırı işlenmiş gıdaların daha fazla tüketilmesinin, kabızlık hariç neredeyse tüm semptomların görülme riskinin artmasıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu saptadı. Dr. Gao, "İşlenmiş gıdaları daha az, tam ve besleyici gıdaları daha fazla tüketmeyi tercih etmek, beyin sağlığını korumada iyi bir strateji olabilir" diyor.</p><p></p><p>Çalışmanın bir sınırlamasına değinen araştırmacılar, katılımcıların aşırı işlenmiş gıdaları tüketme miktarlarını kendilerinin bildirdiğini ve ne kadar yediklerini doğru bir şekilde hatırlamayabileceklerini belirtiyor.</p><p></p><p>Dr. Gao şu ifadeleri kullanıyor:</p><p></p><p>İşlenmiş gıdaların daha az tüketilmesinin Parkinson hastalığının en erken belirtilerini yavaşlatabileceği bulgumuzu doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ömrü uzatan besinler açıklandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/omru-uzatan-besinler-aciklandi-933/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/omru-uzatan-besinler-aciklandi-933/</id>
<published><![CDATA[2025-06-03T19:01:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-06-03T19:01:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_24D000-F0E46F-FE2835-B9887D-547861-109C5E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Her gün çay, kırmızı orman meyveleri, elma, portakal veya üzümlere yer veren bir beslenme biçimi, erken ölüm riskini azaltabilir ve uzun yaşamı destekleyebilir.</p><p></p><p>Hakemli dergi Nature Food'da yayımlanan yeni bir araştırmada, flavonoid moleküller açısından zengin olan çeşitli gıdalar tüketen kişilerde kronik sağlık sorunları görülme riskinin daha düşük, uzun yaşama potansiyelininse daha yüksek olabileceği sonucuna varıldı.</p><p></p><p>Queen's Belfast Üniversitesi'nden isimlerin de aralarında olduğu bilim insanları çay, kırmızı orman meyveleri, bitter çikolata ve elma gibi flavonoid içeren gıdaları tüketmenin tip 2 diyabet, kanser, kalp ve nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıkların ortaya çıkmasını önleyebileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Çalışmanın ortak yazarı Aedín Cassidy, "Birçok yiyecek ve içecekte doğal şekilde yer alan güçlü biyoaktif maddeler olan flavonoidlerin beslenme yoluyla alınmasının kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve Parkinson gibi nörolojik hastalıkların görülme riskini azaltabileceğini uzun zamandır biliyoruz" diye açıklıyor.</p><p></p><p>Ayrıca laboratuvar verileri ve klinik çalışmalardan farklı flavonoidlerin farklı şekillerde etki ettiğini, bazılarının tansiyonu iyileştirdiğini, diğerlerinin kolesterol seviyelerini düşürdüğünü ve iltihaplanmayı azalttığını da biliyoruz.</p><p></p><p>Flavonoid molekülleri yaban mersini, çilek, portakal, elma, üzümün yanı sıra çay, kırmızı şarap ve bitter çikolatada dahi bol miktarda bulunuyor.</p><p></p><p>Çalışmanın bir diğer yazarı Benjamin Parmenter, "Günde yaklaşık 500 mg flavonoid alımı, herhangi bir nedenden ölüm riskinde yüzde 16, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet ve solunum yolu hastalıkları riskinde yüzde 10 azalmayla ilişkilendirildi" diyor.</p><p></p><p>Bu, aşağı yukarı iki fincan çay içerek tüketilen flavonoid miktarına eşit.</p><p></p><p>40 ila 70 yaşındaki en az 120 bin kişiyi 10 yıldan uzun süre boyunca izleyen bu çalışma, sadece yüksek miktarda flavonoid tüketmenin ötesinde, flavonoidlerin çeşitli kaynaklardan alınmasının faydalarını vurgulayan ilk çalışma.</p><p></p><p>Bulgular, daha fazla flavonoid içeren gıdaları bunları daha da çeşitlendirerek tüketmenin, tek bir kaynaktan tüketmeye kıyasla sağlık sorunlarını azaltmakta daha iyi olabileceğini gösteriyor.</p><p></p><p>Araştırma, renk çeşitliliğine sahip gıdalar tüketmenin sağlığı korumada paha biçilmez olduğu yönündeki yaygın inanışla da örtüşüyor.</p><p></p><p>Çalışmanın yazarı Tilman Kuhn, "Flavonoid açısından zengin olanlar da dahil çeşitli renklerde meyve ve sebze tüketmek, sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmek için ihtiyaç duyulan vitamin ve besinleri alma ihtimalini artırıyor" diyor.</p><p></p><p>Dr. Cassidy, "Sonuçlar, net bir halk sağlığı mesajı veriyor" ifadelerini kullanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Örneğin daha fazla çay içmek ve daha fazla çilek ve elma yemek gibi basit ve uygulanabilir beslenme değişikliklerinin, flavonoid açısından zengin gıdaların çeşitliliğini ve tüketimini artırmaya katkı sağlayarak uzun vadede sağlığı iyileştirme potansiyeli taşıdığını gösteriyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">60 yıldır kayıptı, sağ bulundu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/60-yildir-kayipti-sag-bulundu-4080/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/60-yildir-kayipti-sag-bulundu-4080/</id>
<published><![CDATA[2025-05-05T09:30:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-05T09:30:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_459338-F31A4C-949A3D-E61184-1E0F6F-B15A83.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD’nin Wisconsin eyaletinde, 1962 yılında kaybolan Audrey Backeberg, 82 yaşında başka bir eyalette hayatta ve sağlıklı bir şekilde bulundu. Olay, Sauk Bölgesi Şerif Ofisi’nin yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Güvenlik gerekçesiyle bulunduğu eyaletin ismi açıklanmadı.</p><p></p><p><b>Soğuk vaka dedektifine teslim edildi</b></p><p></p><p>Backeberg’in dosyası, bölgedeki soğuk vaka dosyalarının yeniden ele alınması kapsamında dedektif Isaac Hanson’a devredildi. Hanson, araştırmalarını Ancestry.com adlı genetik soy araştırma platformu aracılığıyla yürüttü. Kız kardeşinin DNA verileri üzerinden ulaşılan bilgiler, dedektifi doğru adrese yönlendirdi.</p><p></p><p><b>DNA teknolojisiyle çözüldü</b></p><p></p><p>Genetik veri tabanı sayesinde yapılan eşleştirmeler sonucu kadının halen hayatta olduğu teyit edildi. Yerel polis aracılığıyla ilk temas sağlandıktan sonra dedektifle 45 dakikalık bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Backeberg, “Kararımdan pişman değilim, kendi hayatımı kurdum” dedi.</p><p></p><p><b>Aile i̇çi şiddet i̇ddiaları vardı</b></p><p></p><p>1962 yılında kaybolduğu dönemde, Backeberg’in evliliğinde sorunlar yaşadığı ve eşinden fiziksel şiddet gördüğü yönünde şikâyetlerde bulunduğu belirlendi. Evi terk ettiğinde annesi ve iki çocuğuyla yaşayan kadının, son olarak Indiana’ya gitmek üzere otobüse bindiği tespit edilmişti.</p><p></p><p><b>Suç unsuru tespit edilmedi</b></p><p></p><p>Sauk Bölgesi Şerif Ofisi, yapılan soruşturma sonucu Audrey Backeberg’in kaybolmasının herhangi bir suç ya da zorla alıkoyma nedeniyle değil, tamamen kendi tercihiyle gerçekleştiğini vurguladı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye'den Almanya'ya iltica başvurularında büyük düşüş</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiyeden-almanyaya-iltica-basvurularinda-buyuk-dusus-1193/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiyeden-almanyaya-iltica-basvurularinda-buyuk-dusus-1193/</id>
<published><![CDATA[2025-04-07T10:24:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-07T10:24:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_445788-59B24F-0EF350-202CB1-8D8A59-63DCCE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Almanya, Şubat 2025 itibarıyla uzun süredir sürdürdüğü Avrupa'da en fazla iltica başvurusu alan ülke konumunu kaybetti.</p><p></p><p>Federal Göç ve Mülteci Dairesi'nin (BAMF) Nürnberg'de açıkladığı verilere göre, Şubat ayında Fransa 13 bin 80 başvuruyla birinci, İspanya ise 12 bin 975 başvuruyla ikinci sırada yer aldı. Almanya ise 12 bin 775 başvuruyla üçüncü oldu.</p><p></p><p>Ancak yıllık bazda bakıldığında, 2024 yılı genelinde Almanya hâlâ zirvede bulunuyor. Geçen yıl toplam 250 bin 615 iltica başvurusu alan Almanya'yı 166 bin 175 başvuruyla İspanya ve 158 bin 605 başvuruyla İtalya izlemişti.</p><p></p><p><b>Türklerin başvurularında yüzde 61 gerileme</b></p><p></p><p>Mart ayına ilişkin Avrupa geneli karşılaştırmalı veriler henüz yayımlanmazken Almanya'daki iltica başvuru sayılarında düşüş sürüyor. Mart ayında toplam başvuru sayısı 10 bin 647’ye, ilk başvuru sayısı ise 8 bin 983'e geriledi. Bu, Şubat ayına göre yüzde 19,7'lik, geçen yılın Mart ayına göre ise yüzde 45,3'lük bir düşüşe işaret ediyor.</p><p></p><p>Başvurulardaki düşüşte, Almanya'ya en fazla iltica talebinde bulunan üç ülke; Suriye, Afganistan ve Türkiye vatandaşlarının başvurularındaki azalma etkili oldu. Yılın ilk üç ayında Afganistan vatandaşları tarafından yapılan başvurularda (5 bin 616) yüzde 42,5 gerileme, Türk vatandaşları tarafından yapılan başvurularda ise yüzde 61,2 gerileme ölçüldü.</p><p></p><p>BAMF'tan yapılan açıklamada yılın ilk üç ayında 3 bin 755 Türk vatandaşının Almanya'ya iltica başvurusunda bulunduğu belirtildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Oyuncu Ahmet Levendoğlu hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/oyuncu-ahmet-levendoglu-hayatini-kaybetti-8350/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/oyuncu-ahmet-levendoglu-hayatini-kaybetti-8350/</id>
<published><![CDATA[2025-04-06T18:37:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-06T18:37:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A68DB0-DA4FCF-6DD85C-9942A2-DD938A-7EEF1C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Oyuncu, yönetmen, çevirmen ve yazar Ahmet Levendoğlu 80 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu, yönetmen ve çevirmen Ahmet Levendoğlu, 80 yaşında hayatını kaybetti.</p><p></p><p>Oyuncu Yıldıray Şahinler, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda vefatı "Ahmet hocam, üzerimde çok büyük emeği olan, sahnede oyuncuya öz güven gibi çok büyük bir silah kazandıran 'ilke' sözcüğünün yaşayan anıtı, büyük oyuncu Ahmet Levendoğlu. Huzurla uyu. Hakkını helal et." ifadesiyle duyurdu.</p><p></p><p><b>Cenazesi 8 Nisan'da</b></p><p></p><p>Ahmet Levendoğlu'nun cenazesi 8 Nisan'da Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedilecek.</p><p></p><p><b>Zuhal Olcay: Huzur içinde yatsın</b></p><p></p><p>Oyuncular Sendikası Başkanı Zuhal Olcay paylaştığı mesajda "Canım hocam Ahmet Levendoğlu huzurla uyu" ifadelerine yer verdi.</p><p></p><p>Gülsin Onay ise üzüntüsünü "Ahmet Levendoğlu’nu kaybetmişiz. Mekanı cennet olsun. Allah rahmet eylesin. Yakın dostum, sevgili Erenciğimin babası... Tiyatro dünyamızın büyük ustası, hocaların hocası. Huzur içinde yatsın. Ailesine, sevenlerine ve sanat dünyamıza baş sağlığı ve sabırlar dilerim" sözleriyle paylaştı.</p><p></p><p>Ahmet Levendoğlu’nun cenazesi 8 Nisan Salı günü saat 11.00’de Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda düzenlenecek törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p><p></p><p><b>Ahmet Levendoğlu kimdir?</b></p><p></p><p>İstanbul'da 1945'te dünyaya gelen Ahmet Levendoğlu'nun babası Tarık Levendoğlu, Devlet Tiyatrolarına kaynak yetiştiren Tatbikat Sahnesi'nin dekor kostüm öğretmeni ve teknik müdürüydü.</p><p></p><p>Robert Kolej'den mezun olduktan sonra İngiltere'de Krallık Tiyatro Sanatı Akademisinde gördüğü tiyatro öğrenimini 1969'da tamamlayarak Exeter Northcott Theatre'da bir sezon oyunculuk yapan Levendoğlu, 1971-1976 arasında Ankara, 1978-1980 yıllarında İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda çalıştı.</p><p></p><p>Kuruluş döneminde İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun müdür yardımcılığını üstlenen oyuncu, 1971'den itibaren tiyatroda öğretmenlik yaptı.</p><p></p><p>Ankara Devlet Konservatuarı, İstanbul Devlet Konservatuarı, Boğaziçi Üniversitesi ve Akademi İstanbul gibi kurumlarda ders veren Levendoğlu, "Kırık Hayatlar", "Ateşten Günler" adlı televizyon dizilerinde, "Young Indiana Jones" adlı Amerikan dizisinde, "Baharın Bittiği Yer" ve "Yaz Yağmuru" filmlerinde oyunculuk yaptı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Büyük şehirlerde yaşamanın bilinmeyen zararları</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/buyuk-sehirlerde-yasamanin-bilinmeyen-zararlari-9240/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/buyuk-sehirlerde-yasamanin-bilinmeyen-zararlari-9240/</id>
<published><![CDATA[2025-04-02T16:53:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-02T16:53:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A3D934-D6D797-E49BE0-7AF96C-814491-5F886F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şehirlerde yaşayanların ciltlerinin kırsal kesimde yaşayanlara göre daha 'yaşlı' olduğu dikkatinizi çekti mi? Peki neden? Son zamanlarda çok konuşulan 'şehir yaşlanması' bunun en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. 'Şehir yaşlanması' nedir? Modern hayat özellikle cildimizi tehdit ediyor peki bunun üstesinden nasıl gelinir? 'Genç bir cilt' için nelere dikkat edilmeli? Uzmanı anlattı.</p><p>O çok konuşulan 'şehir yaşlanması' nedir?</p><p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. İhsaniye Dönmez Çiçek, 'şehir yaşlanmasının' ne olduğunu şöyle anlattı:</p><p>"Özellikle egzozdan yayılan kimyasal toksinler, duman, aşıt, küf, polen, ağır metaller, endüstriyel atıklar, pestisitler ve herbisitler, hatta dijital teknoloji bile mikroskobik boyutlarda atmosferi kirletir. İçilen sigara dumanları, kullandığımız temizlik ürünleri, giydiğimiz kıyafetlerin içeriğindeki tekstil ve boya maddeleri gibi pek çok faktör, şehir yaşamında cildimizin daha erken yaşlanmasına sebep olur. İşte bu duruma “şehir yaşlanması” denir."</p><p>DNA kodlarımıza zarar veriyor</p><p>Bütün bu 'etkenlerin' cildin üzerinde tabaka oluşturmanın dışında cilt üzerindeki gözeneklerden, kulların çıktığı noktalardan derinin altına ve kan dolaşımına girebildiğine dikkat çeken Çiçek,</p><p>"Organlarımıza ve genetik kodlarımıza, DNA’larımıza zarar verir. Buna oksidatif stres denir. Bu duruma kronik olarak maruz kaldıkça, DNA’larımızda kırılmalar oluşur, derimizdeki kolajen ve lipitler parçalanır ve cildimizin koruyucu bariyer tabakası bozulur. Sonuç olarak, cildimizde nem kaybı, esneklik ve sıkılık kaybı, siyah noktalar, lekeler ve kırışıklıklar artar. En sonrasında ise cilt kanseri gibi oluşumlar görülebilir” açıklamalarında bulundu.</p><p>'Şehir yaşlanması'ndan nasıl korunabiliriz?</p><p>Dr. Çiçek, 'şehir yaşlanmasından' korunmak için yapılabilecekleri ise madde madde şöyle sıraladı:</p><p>İyi bir temizlik: Cilt temizliği, sadece herhangi bir sabun veya suyla yapılan bir işlem olarak anlaşılmamalıdır. Özellikle sabahları nemlendirici sürmeden önce, güneş koruyucu uygulamadan önce hassas bir temizleyiciyle cilt temizlenmelidir. Akşamları ise eve geldikten sonra, gün içinde biriken yağ, kir, ölü hücreler, makyaj ve güneş koruyucu kalıntılar gibi faktörlerden arınmak için daha derin bir temizleyici kullanılmalıdır. Yağlı cilde sahip olanlar, daha güçlü bir temizleyici tercih etmelidir. Bu işlemin ardından, doğal bir gül suyu tonik ile cilt sakinleştirilebilir ve geride kalan kirleri son bir temizleme aşaması olarak temizlemek faydalı olacaktır.</p><p>Cildin nemlendirilmesi: Cildin bariyerinin bozulmasıyla oluşan kurulukların önlenmesi ve cildin neminin tekrar kazandırılması, yaşlanma sürecini geri atmada etkili olacaktır. Bunun için özellikle hyaluronik asit, panthenol, seramidler gibi aktif bileşenler içeren yoğun nemlendiriciler tercih edilebilir.</p><p>Mutlaka antioksidan kullanın: Serbest radikaller oksidatif stresi oluşturarak yaşlanma sürecinde kilit rol oynar ve özellikle DNA'mıza zarar verirler. Bu zararları lekeler ve ince çizgiler şeklinde görebiliriz. Antioksidanlar, bu tahrip edici etkileri azaltarak cildin korunmasına katkıda bulunurlar.</p><p>Ultraviyole ışığından korunun: En az SPF 30 ve genellikle mineral koruyucu içeren güneş kremlerinin kullanın.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meksika'da okullarda abur cubur satışı yasaklandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/meksikada-okullarda-abur-cubur-satisi-yasaklandi-3004/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/meksikada-okullarda-abur-cubur-satisi-yasaklandi-3004/</id>
<published><![CDATA[2025-03-30T16:27:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-30T16:27:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BB4441-C196FC-FAAEDB-674368-07645C-49CDB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Meksika hükümeti ülke genelinde obeziteyle mücadele etmek için okullarda abur cubur satışına yasak getirdi. Obez kişi sayısının 1980'den bu yana arttığı Meksika'da, çocukluk çağı obezitesiyle mücadele kapsamında okullarda abur cubur satışını yasaklayan yasa, dün itibariyle yürürlüğe girdi.</p><p>Yeni yasa kapsamında, çok fazla şeker, tuz, yağ içeren yüksek kalorili yiyecek ve içecekler artık okullarda satılamayacak. Bu ürünlerin yerine daha sağlıklı yiyecek alternatifleri sunulmasını öngören yasayı ihlal eden okul yönetimlerine ise 545 ila 5 bin 450 dolar para cezası kesilecek.</p><p>Öte yandan, uzmanlar ülkedeki bazı okullarda elektrik ve internet altyapısının olmadığına işaret ederek, bu yasanın denetiminin zor olabileceğine dikkati çekti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Neden bebeklik anıları hatırlanmıyor?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/neden-bebeklik-anilari-hatirlanmiyor-9418/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/neden-bebeklik-anilari-hatirlanmiyor-9418/</id>
<published><![CDATA[2025-03-22T15:33:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-22T15:33:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6BE234-F539C0-CD6C7F-BAC951-AB7378-B5C0A2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları, yaşamın ilk yıllarında çok şey öğrenmemize rağmen neden bebekliğimizi hatırlamadığımızı keşfetti.</p><p></p><p>Araştırmacılar uzun zamandır, beynin anıları kaydetmekten sorumlu bölümü hipokampusun ergenlik dönemine kadar gelişmeyi sürdürdüğü ve ilk yıllarımızdaki anıları kodlayamadığı için bu deneyimleri saklayamadığımıza inanıyordu.</p><p></p><p>Ancak durumun böyle olmadığını bulan Yaleli araştırmacılar, sadece onlara erişemediğimizi öne sürüyor.</p><p></p><p>Hakemli dergi Science'ta yayımlanan çalışmada araştırmacılar, 4 aydan iki yaşa 26 bebeğe yeni bir yüz, nesne ya da sahne görüntüsü gösterdi ve daha sonra bunları hatırlayıp hatırlamadıklarını test etti.</p><p></p><p>Bebeklere daha sonra başka kareler verildi ve ardından yeni bir görselin yanında daha önce gördükleri resim gösterildi.</p><p></p><p>Araştırmanın kıdemli yazarı Profesör Nick Turk-Browne, "Bebekler bir şeyi daha önce bir kez gördüyse, tekrar görünce ona daha fazla bakmalarını bekleriz" diyor.</p><p></p><p>Eğer bir bebek daha önce gördüğü görüntüye yanındaki yeni görüntüden daha uzun bakıyorsa, bu durum bebeğin resme aşina olduğu şeklinde yorumlanabilir.</p><p></p><p>Araştırmacılar, resimlere baktıkları sırada bebeklerin hipokampusundaki aktiviteyi ölçmek için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanarak beyin taramaları yaptı.</p><p></p><p>Yeni bir görüntüye bakan bir bebeğin hipokampusundaki aktivitenin yoğunluğuyla, sonrasında aynı görselle karşılaşan aynı bebeğin bakış süresinin doğru orantılı olduğu bulundu.</p><p></p><p>Bu durum tüm bebekler için geçerli olsa da en güçlü beyin aktivitesi 12 aydan büyüklerde görüldü ve bu, hipokampusun gelişerek öğrenme ve hafızayı desteklediğine işaret ediyor.</p><p></p><p>Yale'deki ekibin daha önce yaptığı bir araştırmada, henüz üç aylık bebeklerin dahi "istatistiksel öğrenme" adlı bir hafıza türü sergilediği tespit edilmişti.</p><p></p><p>Epizodik bellek belirli olaylarla ilgilenirken, istatistiksel öğrenme bir yerin neye benzediği gibi, olaylar arasındaki örüntüleri çıkarmakla ilgili.</p><p></p><p>Profesör Turk-Browne, epizodik belleğin bebekliğin ilerleyen dönemlerinde, yaklaşık bir yaş ve üzerinde ortaya çıkabileceğinden şüphelendiğini söylüyor. Bebeklerin ihtiyaçları düşünüldüğünde bu gelişimsel ilerlemenin mantıklı olduğunu savunuyor.</p><p></p><p>"İstatistiksel öğrenme, etrafımızdaki dünyadaki yapıyı ortaya çıkarmakla ilgili" diyor.&nbsp;</p><p></p><p>Dil, bakış açısı, kavramlar ve daha fazlasının gelişiminde kritik önem taşıyor. Dolayısıyla istatistiksel öğrenmenin neden epizodik bellekten daha önce devreye girebileceği anlaşılabilir.</p><p></p><p>Öte yandan bu son çalışma, epizodik anıların hipokampus tarafından daha önce düşünülenden daha erken, yetişkinken aktarabileceğimiz en eski anılardan çok önce kodlanabileceğini gösteriyor. Bu da bu anılara ne olduğuna dair soru işaretlerine yol açıyor.</p><p></p><p>Profesör Turk-Browne'a göre bir ihtimal, anıların uzun süreli hafıza deposuna atılmamış olabileceği.</p><p></p><p>Ancak o, anıların kodlamadan uzun süre sonra da hâlâ orada olduğunu ancak onlara erişemediğimizi öne sürüyor.</p><p></p><p>Profesör Turk-Browne'un ekibi devam eden çalışmalarında bebeklerin, yeni emeklemeye başlayan bebeklerin ve çocukların, bebekken kendi bakış açılarından çekilen ev videolarını hatırlayıp hatırlayamadığını test ediyor ve geçici pilot sonuçlar, bu anıların kaybolmadan önce okul öncesi yaşa kadar varlığını koruyabildiğini gösteriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya nüfusu sanılandan çok daha fazla mı?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-nufusu-sanilandan-cok-daha-fazla-mi-4396/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-nufusu-sanilandan-cok-daha-fazla-mi-4396/</id>
<published><![CDATA[2025-03-20T16:24:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-20T16:24:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A24D0C-E1AFEB-41BA5E-824787-C26740-860DBC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya genelindeki kırsal nüfus rakamlarının büyük ölçüde eksik tahmin edilmiş olabileceğini iddia eden yeni bir araştırmaya göre, yeryüzünde halihazırda düşünülenden milyarlarca daha fazla kişi yaşıyor olabilir.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler dünya nüfusunun halihazırda yaklaşık 8,2 milyar olduğunu tahmin ederken, bu rakamın 2080'lerin ortalarında 10 milyarın üzerine çıkacağı öngörülüyor.</p><p></p><p>Ancak hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan araştırma, bu tahminlerde kırsal nüfusun 1975'le 2010 arasındaki çalışma dönemi boyunca yüzde 53 ila yüzde 84 eksik sayılmış olabileceğini saptadı.</p><p></p><p>Bilim insanları, "Sayısız çalışma, kırsal bölgedeki doğruluklarını sorgulamadan bu veri setlerini kullandığı için dikkate değer bir şey sözkonusu" diye yazıyor.</p><p></p><p>Bilim insanları uygun bir referans verisinin eksikliğinin, küresel nüfus veri setlerinin doğruluğunu kapsamlı bir şekilde ölçme girişimlerini engellediğini söylüyor.</p><p></p><p>Ulusal nüfus sayımlarında, özellikle de kırsal nüfusu ölçerken "temel sınırlamalar" olduğu uyarısında bulunuyorlar.</p><p></p><p>Araştırmacılar, "Ücra yerlerde yer alan veya çatışma ve şiddetten etkilenen topluluklara erişmek zor ve sayım memurları genellikle dil engelleri ve katılıma dirençle karşılaşıyor" diye yazıyor.</p><p></p><p>Bir örnek vererek Paraguay'da 2012'de yapılan nüfus sayımının, "nüfusun 4'te birini gözden kaçırmış olabileceğini" söylüyorlar.</p><p></p><p>Aalto Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Josias Láng-Ritter, "Çalışmamız ilk kez kırsal nüfusun önemli bir kısmının küresel nüfus veri setlerinde eksik olabileceğine dair kanıt sunuyor" diyor.</p><p></p><p>Dr. Láng-Ritter şu ifadeleri kullanıyor:&nbsp;</p><p></p><p>Bu veri setleri binlerce çalışmada kullanıldığı ve karar alma süreçlerini kapsamlı bir şekilde desteklediği halde doğrulukları sistematik olarak değerlendirilmediği için sonuçlar dikkate değer.</p><p></p><p>Araştırmacılar gezegeni, sayım verilerine dayalı nüfus sayımlarıyla eşit aralıklı, yüksek çözünürlüklü ızgara hücrelerine ayıran, en yaygın kullanılan 5 küresel nüfus veri setini inceledi.</p><p></p><p>Daha sonra bu sayıları 35 ülkedeki 300'den fazla kırsal baraj projesinden elde edilen yeniden yerleştirme verileriyle karşılaştırdılar.</p><p></p><p>Bilim insanları bu tür yeniden yerleştirme verilerinin, toplulukların kırsal ve kentsel alanlar arasındaki hareketine ilişkin bağımsız bir şekilde toplanmış karşılaştırma noktaları sunabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Baraj şirketleri süreçten etkilenenlere tazminat ödediği için bu yer değiştirme verilerinin genellikle kesin olduğunu söylüyorlar.</p><p></p><p>Araştırmacılar, daha sonraki yıllara ait baraj verilerinin eksikliği nedeniyle özellikle 1975-2010 dönemindeki haritalara odaklandı.</p><p></p><p>Çalışmaya göre 2010'a ait veri setleri en az sapmaya sahipti ve kırsal nüfusun üçte biri ila 4'te üçü eksik kalmıştı.</p><p></p><p>Öte yandan araştırmacılar, en son verilerin bile küresel nüfusun bir kısmını kaçırdığına inanmak için "güçlü nedenler" olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Dr. Láng-Ritter şöyle diyor:</p><p></p><p>Çalışmamız doğruluğun onlarca yıl içinde bir miktar iyileştiğini gösterse de eğilim açık: Küresel nüfus veri setleri, kırsal nüfusun önemli bir bölümünü gözden kaçırıyor.</p><p></p><p>Çalışma yeni bir küresel nüfus tahmini sunmuyor ancak en doğru veri setinde bile kırsal nüfusun "bildirilen rakamlara kıyasla yarı yarıya az tahmin edildiğini" söylüyor.</p><p></p><p>En yeni nüfus haritaları gerçeğe daha yakın olsa bile araştırmacılar, daha önceki veri setlerinin onlarca yıldır karar alma süreçlerini etkilediği ve toplulukların kırsal kesimden şehirlere hareketine dair "çarpık bir resim" sunabileceğine karşı uyarıyor.</p><p></p><p>Eksik sayım tüm dünyada sistematik olarak görülse de araştırmacılar, tutarsızlıkların özellikle bilginin daha kolay elde edilebildiği Çin, Brezilya, Avustralya, Polonya ve Kolombiya'da daha belirgin olduğunu tespit etti.</p><p></p><p>Araştırmacılara göre mevcut tahminler dünyadaki 8,2 milyar kişinin yüzde 40'ından fazlasının kırsal bölgede yaşadığını gösterdiğinden, son bulguların "geniş kapsamlı sonuçları" var.</p><p></p><p>Kırsal kesimde yaşayanların ihtiyaçlarının küresel ölçekte karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmediği uyarısında bulunuyorlar.</p><p></p><p>Bilim insanları örneğin halihazırda kullanılan verilerin, politika yapıcılar tarafından kırsal bölgelere yeterince sağlık hizmeti ve ulaşım kaynaklarının tahsis edilmemesinde rol oynayabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Dr. Láng-Ritter, "Kırsal toplulukların hizmetlere ve diğer kaynaklara eşit erişimini sağlamak için bu nüfus haritalarının geçmiş ve gelecekteki uygulamaları hakkında eleştirel bir tartışma yürütmemiz gerekiyor" diyor.</p><p></p><p>Bilim insanları çalışmada tespit edilen yanlışlıkların düzeltilmesi için çok daha güçlendirilmiş nüfus sayımları, alternatif nüfus sayımları ve nüfus modellerinin daha dengeli bir şekilde ayarlanması çağrısı yapıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya nüfusunun yarısının kökenleri ortaya çıktı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-nufusunun-yarisinin-kokenleri-ortaya-cikti-6976/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-nufusunun-yarisinin-kokenleri-ortaya-cikti-6976/</id>
<published><![CDATA[2025-03-09T17:11:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-09T17:11:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFF8B6-A092E2-1A1AA0-E23E34-C04371-5AB565.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Harvard Tıp Fakültesi’nde görev yapan genetikçi David Reich’ın yürüttüğü çalışmada, Avrupa ve Batı Asya halklarıyla onların soyundan gelenlerin kökenlerinin, 5 bin yıl önce bugünkü Ukrayna topraklarında yaşamış küçük bir çoban topluluğu olan Yamnaya'ya kadar sürülebileceği ortaya kondu.</p><p></p><p>Araştırmada, Avrupa’nın 100 farklı bölgesinden alınan tarihöncesi dönemde yaşamış yaklaşık 450 kişiye ait DNA örnekleri incelendi. Daha önceden elde edilen 1000 genetik örnek de çalışmaya dahil edildi.</p><p></p><p>Hakemli bilimsel dergi Nature’da geçen ay yayımlanan iki makalede, genetik verilerle arkeolojik ve dilbilimsel bulgular karşılaştırıldı. Araştırmacılar, daha önce bilinmeyen bir halkın MÖ 3000'den önce Volga Nehri'nden Karadeniz'in kuzeyindeki Ukrayna bozkırına göç ettiğini ve buradaki bir halkla karışarak Yamnaya'yı oluşturduğunu belirtiyor.</p><p></p><p>Yamnayaların ilk ortaya çıktığı Ukrayna’daki Mihaylivka mezrası, şu anda Rus işgali altında. Bilim insanları, Yamnayaların buradan Avrasya’ya yayıldığını, genlerini ve yaşam biçimlerini Portekiz’den Moğolistan’a kadar yaydığını söylüyor.</p><p></p><p>Arkeologlar ve genetikçiler, bu yayılmanın bugüne kadar dünyanın genetik ve kültürel mirasının çoğunu tanımladığını söylüyor. Reich, Yamnayaların göçleri için "Avrupa'nın ve nihayetinde dünyanın nüfusunu değiştirdiler" diyor. Dünyada hayatta olan yaklaşık 4 milyon kişinin bu soydan geldiğine dikkat çekiliyor.</p><p></p><p>İsveç’teki Göteborg Üniversitesi’nden araştırmaya katılmayan Yamnaya uzmanı Kristian Kristiansen, şu ifadeleri kullanıyor:</p><p></p><p>Bu inanılmaz yayılma, modern dönem öncesi küreselleşmenin temelini oluşturuyor.</p><p></p><p>Araştırmada, genellikle düşman olarak görülen Romalılar ve Keltlerle Persler ve Makedonlar gibi eski uygarlıkların bu genetik ve kültürel mirası paylaştığı belirtiliyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Ayrıca Yamnayaların dillerinin Latince, Yunanca, İngilizce, Rusça, Urduca ve Almanca dahil yaklaşık 400 dilin atası olduğuna dikkat çekiliyor. Diğer yandan Estonya’daki Tartu Üniversitesi’nden DNA araştırmacısı Lehti Saag, “Bir dilin kökeninin tespit edilmesinde genetik bulgular asla tek başına yeterli olmaz” diyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Asil Nadir yaşamını yitirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/asil-nadir-yasamini-yitirdi-7902/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/asil-nadir-yasamini-yitirdi-7902/</id>
<published><![CDATA[2025-02-10T16:18:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-02-10T16:18:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8146C4-DD7078-5EA9EA-7DA79D-1B735A-C27182.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Nadir bir süredir Lefkoşa'da hastanede tedavi görüyordu.</p><p></p><p>Nur Nadir, eşinin ölümü halinde yayımlanmak üzere hazırlandığı anlaşılan mesajını da sosyal medya hesabından paylaştı.</p><p></p><p>Asil Nadir imzalı mesajda, "Kıbrıslıların onurlu yaşam mücadelesi ve davası için ömrümü ve emeklerini feda ettim" ifadesi yer alıyor.</p><p></p><p>Mesajında Nadir, Kuzey Kıbrıs halkına da çağrı yaptı:</p><p></p><p>"Bu topraklarda doğmuş ve ölmüş bir Kıbrıslı olarak size vasiyetim her seye rağmen bu topraklara sahip çıkmanızdır. Hayatım boyunca etrafımda olan fakat benim onurlu yaşama mücadelemde destek olmayan ve ekmeğimizi yiyip insanlık sınavından geçemeyenler son yolculuğumda bulunmasınlar. Ölüm bir hak'tır. En azından bu tiyatroya ara versinler."</p><p></p><p>Nadir'in bir kız bir erkek iki çocuğu vardı.</p><p></p><p><b>Asil Nadir kimdir?</b></p><p></p><p>1980'da İngiltere'deki iş hayatına bez ticaretiyle başlayan Nadir, Polly Peck adlı küçük bir tekstil şirketine yaptığı yatırımla yolculuğuna başladı.</p><p></p><p>On yıl sonra şirketin değeri 2 milyar sterline çıktı.</p><p></p><p>Asil Nadir iş insanı olarak İngiltere'de güçlü olduğu dönemde önemli isimlerle beraber görülüyor ve Muhafazakâr Parti'ye para yardımı yapıyordu.</p><p></p><p>Nadir, elektronik şirketi Sansui'yi alarak, bir Japon şirketini satın alan ilk yabancı iş insanı oldu.</p><p></p><p>İngiltere'nin ünlü ev aletleri şirketi Russell Hobbs'u da o dönem bünyesine kattı.</p><p></p><p>Nadir, ofisinin de bulunduğu Londra'nın merkezindeki semte gönderme yapan "Berkeley Meydanı'nın Sultanı" lakabıyla anılır olmuştu.</p><p></p><p>Nadir zirvede olduğu dönemde Türkiye'de medya sektörüne de girmişti. Günaydın Gazetesi'ni satın aldı, bugün Türkiye'nin en büyük şirketlerinden biri olan Vestel'i kurdu.</p><p></p><p>1990 Ağustos ayında bir anda her şey değişti.</p><p></p><p>İngiltere'de borsa dolandırıcılığı suçlamasıyla karşı karşıya kalan Nadir'in bürosu polis tarafından basıldı.</p><p></p><p>Zimmete para geçirme suçlamasını da içeren soruşturma sürecinde Polly Peck'in hisse senetleri dibe vurdu. Şirket kayyuma devredildi ve Aralık 1990'da Asil Nadir gözaltına alındı.</p><p></p><p>17 binden fazla kişinin işsiz kaldığı bu süreç ülkenin o tarihe kadarki en büyük şirket çöküşü olarak tarihe geçti.</p><p></p><p>1993'te duruşma günü yaklaşırken Nadir, özel uçakla Kuzey Kıbrıs'a kaçtı. İngiltere ile Kuzey Kıbrıs arasında suçlu iadesi anlaşması bulunmuyordu</p><p></p><p><b>'1990'da masumdum, bugün de masumum'</b></p><p></p><p>2010 yılına gelindiğindeyse 71 yaşındaki Asil Nadir, "adını temize çıkarmak istediğini" söyleyerek İngiltere'ye geri döndü.</p><p></p><p>Asil Nadir, İngiltere'ye geri dönüşü sırasında BBC'ye yaptığı açıklamada "1990'da masumdum, bugün de masumum" dedi.</p><p></p><p>30 yılı aşkın süredir İngiltere vatandaşı olduğunu, adil bir yargılanmayı hakettiğini, ve masumiyetinin kendisine güç sağladığını söylüyordu.</p><p></p><p>Savunmasında Londra'dan İsviçre ve Kuzey Kıbrıs'a nakit transferlerini kabul eden Nadir, bu paranın Polly Peck'in Unipac koluna yapılan ödemelerle dengelendiğini iddia ediyordu.</p><p></p><p>Bugün Kuzey Kıbrıs kesimi cumhurbaşkanı olan Ersin Tatar da, Nadir ile birlikte Poly Peck şirketinde çalıştı.</p><p></p><p>Tatar'ın ismi de İngiltere'deki davada, para transferlerinde Nadir'e yardımcı kişi olarak geçti. BBC'ye o dönemde konuşan Tatar bu iddiaları reddediyordu.</p><p></p><p>2010'da başlayan dava süreci sonunda Nadir Polly Peck'i 45 milyon dolar dolandırmak suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p><p></p><p>Nadir'in cezasının geri kalanını Türkiye'de çekme talebi İngiltere Adalet Bakanlığı'nca kabul edildi. 2016 yılında Silivri Ceza İnfaz Kurumu'ndan tahliye edildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">MaNu'nun efsanesi Denis Law hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/manunun-efsanesi-denis-law-hayatini-kaybetti-6458/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/manunun-efsanesi-denis-law-hayatini-kaybetti-6458/</id>
<published><![CDATA[2025-01-18T10:18:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-18T10:18:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F41F96-D6DE9B-9F17DC-C1DAC3-023309-1226B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Manchester United ve İskoç futbolunun efsane ismi Denis Law, 84 yaşında vefat etti.</p><p></p><p>Ağustos 2021’de Alzheimer ve vasküler demans teşhisi konan Law, Manchester United formasıyla 404 maçta 237 gol atmıştı.</p><p></p><p>İskoçya milli takımıyla 55 maça çıkan Law, ilk kez Ekim 1958’de Galler’e karşı milli formayı giymişti. Law, ülkesi tarihinin en çok gol atan 30 golcüsünden biri olarak kayıtlara geçmişti.</p><p></p><p>2005’te George Best, 2023’te ise Sir Bobby Charlton’ın vefatının ardından kulübün 'Kutsal Üçlüsü'nün hayatta kalan son üyesi olmuştu.</p><p></p><p>Ailesi, Law’ın vefatını şu şekilde duyudu:</p><p></p><p>"Babamız Denis Law’ın kaybını üzülerek duyuruyoruz. Zorlu bir mücadele verdi ama artık huzura kavuştu. Ona katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor, gösterilen sevgi ve desteğin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz."</p><p></p><p>Manchester United kulübü de sosyal medyadan taziyede bulundu:</p><p></p><p>"Manchester United’daki herkes, 84 yaşında hayatını kaybeden Stretford End Kralı Denis Law’ın kaybı nedeniyle derin bir üzüntü içinde. En içten taziyelerimiz ailesine ve yakınlarına. Anısı sonsuza dek yaşayacak."</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İki kez Oscar'a aday gösterildi ama zor geçiniyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/iki-kez-oscara-aday-gosterildi-ama-zor-geciniyor-2155/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/iki-kez-oscara-aday-gosterildi-ama-zor-geciniyor-2155/</id>
<published><![CDATA[2025-01-13T09:41:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-13T09:41:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E4EB4B-F2C506-4453BF-D54ABB-840CF8-9C35D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hounsou, ilki 2002 yapımı göçmen draması Yeni Bir Ülkede (In America), ikincisiyse Sierra Leone'de geçen gerilim filmi Kanlı Elmas'ta Leonardo DiCaprio'nun karşısındaki rolüyle olmak üzere iki kez Akademi Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday gösterilmişti.</p><p></p><p>CNN'in African Voices Changemakers programına konuşan Hounsou şunları söyledi:</p><p></p><p>Hâlâ zor geçiniyorum.</p><p></p><p>Bu sektörde 20 yılı aşkın süredir film yapıyorum, iki Oscar adaylığım var, pek çok gişe canavarı filmde oynadım ama yine de maddi açıdan zorlanıyorum. Kesinlikle düşük ücret alıyorum.</p><p></p><p>Hounsou, Spielberg'ün Oscar adayı draması Amistad'da bir köle isyanının lideri olan Cinqué'yi canlandırmıştı. Yeni röportajında Hounsou, o dönemde yabancı düşmanlığı ve ırkçılık nedeniyle Oscar tarafından görmezden gelindiğini iddia etti.</p><p></p><p>"Altın Küre'ye aday gösterildim ama Oscarlar'da beni görmezden geldiler ve gemiden ve sokaklardan yeni indiğimi düşündüklerinden bahsettiler" dedi.</p><p></p><p>O [filmi] başarıyla yapmış olmama rağmen, saygı göstermeleri gereken bir aktör olduğumu düşünmediler. Bu çeşitliliğin kavramsal fikrinin hâlâ kat etmesi gereken uzun bir yol var. Sistemik ırkçılık yakın zamanda böyle değişmez.</p><p></p><p>Yakın zamanın gişe canavarları Sessiz Bir Yer: Birinci Gün (A Quiet Place: Day One), Gran Turismo ve Shazam! Tanrıların Öfkesi (Shazam! Fury of the Gods) gibi filmlerde de rol alan Hounsou, daha önce The Guardian'a mali durumunun istikrarsızlığı hakkında konuşmuştu.</p><p></p><p>2023'te gazeteye, "Bana adil ödeme yapan bir filmle henüz karşılaşmadım" demişti.</p><p></p><p>Hâlâ bir dolar kazanmaya çalışmak için mücadele ediyorum! Bu sektörde kesinlikle iyi durumda olan ve benim övgülerimin çok azına sahip bazılarıyla birlikte yükseldim. Bu yüzden hem mali açıdan hem de iş yükü açısından kendimi kandırılmış, hem de korkunç derecede kandırılmış hissediyorum.</p><p></p><p>Toplantılar için stüdyolara gittiğimde şöyle diyorlar: 'Vay canına, sanki gemiden yeni inmişsiniz de [Amistad'dan sonra] geri dönmüşsün gibi hissettik. Gerçek bir aktör olarak burada olduğunu bilmiyorduk' dediler. Böyle şeyler duyduğunuzda, bazılarının sizinle ilgili vizyonunun ya da temsil ettiğiniz şeyin çok sınırlayıcı olduğunu görebiliyorsunuz. Ama neyse o. Bunu telafi etmek bana bağlı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ferdi Tayfur hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ferdi-tayfur-hayatini-kaybetti-5748/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ferdi-tayfur-hayatini-kaybetti-5748/</id>
<published><![CDATA[2025-01-02T20:10:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-02T20:10:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C08E0D-60F8C6-BA81F7-4DDB9C-044042-E5884C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Son dakika bilgisine göre; Ferdi Tayfur hayatını kaybetti.&nbsp;</p><p></p><p>İKİ HAFTA ÖNCE HASTANEDEN SON DAKİKA AÇIKLAMASI YAPILMIŞTI</p><p></p><p>Muğla'daki evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan, daha sonra Antalya'ya sevk edilen Ferdi Tayfur sevenlerini korkutmuştu. Antalya'daki hastanede tedavisi süren sanatçı Ferdi Tayfur'un sağlık durumu hakkında son dakika açıklaması gelmişti.</p><p></p><p>Kulak burun boğaz doktorları tarafından sinüs ameliyatı yapılan sanatçının tedavisi sürüyordu.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;Tayfur'un aynı zamanda yeğeni olan basın danışmanı Şirin Gözalıcı, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, "Ferdi Tayfur'un sağlık durumu iyi olup, tüm sevenlerine sevgi ve selamlarını gönderiyor." ifadelerini kullanmıştı.&nbsp;</p><p></p><p>Ferdi Tayfur, yaşamını sürdürdüğü Muğla'nın Marmaris ilçesindeki evinde 15 Aralık'ta rahatsızlanınca önce ambulansla ilçedeki özel bir hastaneye, daha sonra Muğla'daki başka bir özel sağlık kuruluşuna götürülmüştü.Sanatçının, daha önce Antalya'da bir hastanede yapılan ameliyatla beyin damarına stent takıldığı belirtilmişti.</p><p>&nbsp;</p><p>Bir süre diyaliz tedavisi gören Ferdi Tayfur'a, Antalya'da 2020'de oğlunun böbreği nakledilmişti.</p><p>&nbsp;&nbsp;</p><p>16 Aralık akşamı Muğla'dan Antalya'ya sevk edilen Tayfur, tedaviye alınmış, burada ameliyat edilmişti.</p><p></p><p><b>FERDİ TAYFUR KİMDİR?</b></p><p></p><p>Ferdi Tayfur, Türk şarkıcı, söz yazarı ve besteci olarak tanınan bir sanatçıdır. 1945 yılında Adana'nın Yüreğir ilçesinde doğmuştur. 1970'li yıllardan itibaren Türk müziğinin önemli isimlerinden biri haline gelmiştir ve özellikle arabesk müziğin önde gelen isimlerinden biridir.</p><p></p><p>Ferdi Tayfur, kendine özgü yorumu ve duygusal şarkı sözleri ile tanınır. Kendisi, "Huzurum Kalmadı", "Bana Ellerini Ver", "Gecenin Sonuna Yolculuk" gibi hit şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesi edinmiştir. Müzik kariyerine 1970'lerin başında başlamış ve bugüne kadar sayısız albüm çıkarmıştır. Ferdi Tayfur'un müziği, genellikle aşk, özlem, ayrılık ve yaşamın zorlukları gibi temaları işler.</p><p></p><p>Ayrıca Tayfur, müzik dışında oyunculuk da yapmış, birkaç sinema filminde rol almıştır. Hem Türkiye'de hem de yurtdışında büyük bir hayran kitlesine sahiptir. 80'li ve 90'lı yıllarda, Türk müziğinin en popüler isimlerinden biri olarak adından söz ettirmiştir. Tayfur'un müziği, özellikle 1980'lerden sonra, Türkiye'de arabesk müziğin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmiştir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ohnson & Johnson'a bir dava daha</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ohnson-johnsona-bir-dava-daha-6720/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ohnson-johnsona-bir-dava-daha-6720/</id>
<published><![CDATA[2024-12-28T17:06:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-12-28T17:06:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A334D6-25E45C-01093C-30E24B-1F27C6-406CDC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin Maine eyaletinde bir kişi, eşinin "tehlikeli ve kusurlu" talk pudrası kullanımı nedeniyle hayatını kaybettiğini öne sürerek ilaç devi Johnson &amp; Johnson'a (J&amp;J) 25 milyon dolarlık bir dava açtı.</p><p></p><p>Eylülde Portland'daki Cumberland County Yüksek Mahkemesi'nde açılan davada, Cynthia Cartwright'ın Johnson &amp; Johnson'ın bir yan kuruluşunun Pecos River Talc adlı ürününü kullanırken asbest yuttuğu iddia ediliyor.</p><p></p><p>Davada, bunun sonucunda Cartwright'ın nadir görülen ve saldırgan bir kanser türüne yakalandığı ileri sürülüyor.</p><p></p><p>Portland Press Herald'ın eriştiği dosyaya göre Cartwright, 2017'de kendisine mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) teşhisi konulduktan 4 gün sonra hayatını kaybetmişti. Dava, Cartwright'ın dul eşi Andrew Curtin tarafından açıldı.</p><p></p><p>Press Herald, davada Cartwright'ın "J&amp;J ürünlerini ayaklarını ve vücudunun diğer bölgelerini pudralamak için kullandığının" belirtildiğini aktardı.</p><p></p><p>Davada "Cartwright'ın, sanık J&amp;J'in makul olmayan derecede tehlikeli ve kusurlu talk pudrası ve derz dolgu ürünlerini satın alması, kullanması ve uygulaması sonucunda doğrudan ve dolaylı olarak" asbest yuttuğu ve bunun da mezotelyomaya yol açtığı belirtiliyor.</p><p></p><p>Amerikan Akciğer Derneği (ALA), mezotelyomayı "genellikle akciğerleri (plevra) veya karnı (periton) kaplayan ince zar tabakasında ortaya çıkan saldırgan ve nadir bir kanser türü" diye tanımlıyor.</p><p></p><p>Davada, Johnson &amp; Johnson'ın "J&amp;J ürünlerinin zararlı, toksik, kanserojen ve doğası gereği tehlikeli asbest tozu ve lifleri içerdiğini bilmesi gerektiği" ve ürünlerin herhangi bir uyarı etiketi içermediği bildirildi.</p><p></p><p>Johnson &amp; Johnson, Curtin'in ileri sürdüğü iddiaları reddederek davanın eyalet mahkemesinden federal mahkemeye taşınmasını talep eden bir dilekçe sundu.</p><p></p><p>Johnson &amp; Johnson 19 Aralık'ta sunduğu yanıtta, Gıda ve İlaç İdaresi'nin (FDA) "kozmetik talk içeren ürünlerin güvenliğinde birincil ve münhasır yargı yetkisinin ve kozmetik talk içeren ürünlerde herhangi bir uyarının bulunması gerekip gerekmediğini belirlemekte birincil ve münhasır yargı yetkisinin" olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Şirket, kuruluşun "birçok kez kozmetik talkın amaçlandığı şekilde kullanıldığında güvenli bir madde olduğuna ve üreticilerin kozmetik talk içeren ürünlerin üzerinde ya da satışıyla bağlantılı herhangi bir uyarıda bulunmasına gerek olmadığına karar verdiğini" de ekledi.</p><p></p><p>Maine'deki dava, Johnson &amp; Johnson'ın ürünleri, özellikle de talk pudrası nedeniyle mahkemeye taşındığı ilk olay değil.</p><p></p><p>Reuters, Connecticutlı bir kişinin onlarca yıl boyunca kullandığı ürünlerin mezotelyomaya yol açtığını öne sürerek açtığı davada ekimde Johnson &amp; Johnson'dan 15 milyon dolar tazminat kazandığını bildirmişti.</p><p></p><p>Şirket, bebek pudrasının yumurtalıklar kanseri ve diğer jinekolojik kanserlere yol açtığını söyleyen 60 binin üzerinde kişinin şikayetlerinden vazgeçmesi için onlara eylülde 8,2 milyar dolarlık bir uzlaşma teklifi sunmuştu.</p><p></p><p>Talk bazlı pudra ürünlerini 2020'de ABD pazarından çeken ve 2023'de dünya çapında satışlarını durduran şirket, talk bazlı bebek pudrasının güvenli olduğu ve kansere yol açmadığı konusunda ısrarcı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Beyin yapay zekayla birlikte "Sistem 0" düşünce moduna geçebilir</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/beyin-yapay-zekayla-birlikte-sistem-0-dusunce-moduna-gecebilir-1049/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/beyin-yapay-zekayla-birlikte-sistem-0-dusunce-moduna-gecebilir-1049/</id>
<published><![CDATA[2024-10-23T00:00:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-10-23T00:00:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_059784-41D65E-8DEB85-B27F53-4DADAB-FB4C5C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni çalışmaya göre bu yeni düşünce türü beynin dışında gerçekleşse de beynin bilişsel kabiliyetlerini artırıyor.</p><p></p><p>Bu fikir, Daniel Kahneman'ın Hızlı ve Yavaş Düşünme adlı kitabında popülerleştirdiği Sistem 1 ve Sistem 2 düşünme fikrine dayanıyor. Düşüncenin iki modu olduğunu öne sürülüyor: Sistem 1 hızlı ve duygusal, Sistem 2 ise daha yavaş ama daha derin.</p><p></p><p>Şimdi İtalyan Università Cattolica del Sacro Cuore'den uzmanlar yeni bir düşünce türü önerdi: Sistem 0. Bunun düşünme şeklimizi önemli ölçüde değiştirebileceğini söylüyorlar. Bu sistem yapay zekanın kabiliyetlerine dayanıyor ve dolayısıyla beynin dışında ama onunla ilişkili olduğunu öne sürüyorlar.</p><p></p><p>Bu fikir, Nature Human Behaviour akademik dergisinde yayımlanan "The case for human–AI interaction as system 0 thinking" (Sistem 0 düşünme olarak insan-yapay zeka etkileşimi durumu) başlıklı yeni bir makalede ortaya kondu.</p><p></p><p>Makale, yapay zekayı bir bilgisayarın harici bir sabit diske bağlanıp üzerinde bulunan verileri kullanabilmesine benzetiyor. Aynı şekilde, insanlar da yapay zekayı bir organizasyon toplama ve filtreleme yöntemi olarak kullanabilir ancak nihai kontrol ve düşünme insanlara devredilebilir.</p><p></p><p>Ancak uzmanlar, "eleştirel düşünme egzersizi yapmadan" bu Sistem 0'a çok fazla güvenmenin riskli olduğu uyarısını yapıyor.</p><p></p><p>"Yapay zekanın sunduğu çözümleri pasif bir şekilde kabul edersek, özerk düşünme ve yenilikçi fikirler geliştirme kabiliyetimizi kaybedebiliriz. Giderek otomatikleşen bir dünyada, insanların yapay zekanın ürettiği sonuçları sorgulamaya ve bunlara meydan okumaya devam etmesi çok önemli" uyarısında bulunuyorlar.</p><p></p><p>Ancak yapay zekanın, verilerle hızlı bir şekilde başa çıkma ve karmaşık sorunların üstesinden gelme kabiliyeti gibi olumlu fırsatlar da sunabileceğini öne sürüyorlar.</p><p></p><p>Araştırmacılar, "Onu nasıl kullandığımıza dair bilinçli ve eleştirel olmamız çok önemli; Sistem 0'ın gerçek potansiyeli, onu doğru yönde yönlendirme yeteneğimize bağlı olacak" diyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kim Kardashian resmen boşanıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kim-kardashian-resmen-bosaniyor-120/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kim-kardashian-resmen-bosaniyor-120/</id>
<published><![CDATA[2021-02-20T05:20:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2021-02-20T05:20:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B40944-B58E7E-0F2990-85B6B5-40B9A5-7DA2D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>ABD medyasına yansıyan haberlerde, 40 yaşındaki Kardashian'ın Hollywood'un ünlü boşanma avukatı Laura Wasser ile Los Angeles merkezindeki mahkemeye başvurduğu kaydedildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>2014'ten beri evli olan Kim-Kenya çiftinin 4 çocuğu bulunuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Boşanma için dilekçede herhangi bir neden gösterilmezken, 43 yaşındaki West'in daha önce açıkladığı bipolar (çift kişilik) rahatsızlığının boşanmada ana etken olabileceği konuşuluyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çiftin, evlenmeden önce "ön evlilik anlaşması" yaptıkları için boşanma sürecinin uzun sürmeyeceği belirtiliyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toplu görüşmelerde sayı 2 katına çıktı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/toplu-gorusmelerde-sayi-2-katina-cikti-948/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/toplu-gorusmelerde-sayi-2-katina-cikti-948/</id>
<published><![CDATA[2020-04-29T05:55:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2020-04-29T05:55:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FBF1C7-79A95F-794A08-373C06-DD5936-C9CEE6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>WhatsApp’ın kendi blogunda yaptığı duyuruya göre Kovid-19 salgını nedeniyle sesli ve görüntülü grup görüşmelere katılan kişilerin sayısı 2 katına çıkarıldı, programı yenileyen kullanıcılar bundan böyle 8 kişiye kadar grup görüşmelere katılabilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Daha önce bu işlevin sadece test sürümlerinde olduğu belirtilen açıklamada, yeni işlevin aktif hale gelmesi için uygulamanın yeniden yüklenmesinin yeterli olacağı ifade edildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Katılımcı ekleme sürecindeyse değişikliğe gidilmedi, yeni grup çağrısı oluşturma tuşuna tıkladıktan sonra görüşmenin formatının (sesli ya da görüntülü) seçilmesi ve gerekli kullanıcıların eklenmesi gerekiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Grup görüşmelerin katılımcılarını çoğaltma gerekliliğini Kovid-19 pandemisi ile gerekçelendiren WhatsApp tasarımcıları, "Pandemi nedeniyle çoğumuz dostlarından ve ailelerinden uzak kaldı. Bu nedenle dünyanın dört bir ucunda insanlar WhatsApp’taki sesli ve görüntülü grup görüşmelerini daha sık kullanmaya başladı” açıklamasında bulundu.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Moğolların 6000 yıllık geleneği</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/mogollarin-6000-yillik-gelenegi-203/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/mogollarin-6000-yillik-gelenegi-203/</id>
<published><![CDATA[2016-10-03T06:15:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2016-10-03T06:15:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A6B1AA-4C83A5-3D4EAB-3C23D6-20262E-A43C85.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Moğolistan'ın batısındaki Altay bölgesi yeryüzünün ulaşılması en zor yerlerinden biridir. Pek yol geçmez buralardan. Moğolistan, Kazakistan, Çin ve Rusya ile sınırı olan Altay Dağları'nın karlı dorukları aşılmaz engellerle doludur.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-1.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Bayan Olgii bölgesinde 3000 metrelik bir doruktayım. Bikbolat soylu görünümlü bir etnik Kazak. Kafasında tilki kürklü bir şapka, sırtında koyun derisinden bir giysi. Kolunda taşıdığı kartal, heyecanla av arıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-2.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bikbolat bölgede kartalla avlanan 250 kişiden, Orta Asya'nın berkutçi adı verilen 6000 yıllık bu geleneğini yaşatan az sayıda insandan biri.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-3.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Cengiz Han ile Kubilay Han'ın da binlerce avcı kuşunun olduğunu anlatır ünlü gezgin Marco Polo.<br />
	</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bayan Olgii bölgesinde nüfusun çoğunluğunu etnik Kazaklar oluşturur. Bunlar 1800'lerin ortalarında Rus İmparatorluğu tarafından buraya sürülmüştür. Bu Kazaklar modern dünyadan uzak, yurt adını verdikleri yuvarlak çadırlarda zorlu kışlara maruz bir yaşam sürdürür ve kartalları eğiterek at sırtında avlanırlar.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-4.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Avcı ile kartal arasındaki bağ oldukça güçlüdür. Bu güveni oluşturabilmek için kartalların küçükken eğitilmesi gerekir. Çocuklara ve koyunlara zarar vermemeyi öğrenirler böylece. Dişi kartallar erkeklerden daha ağır oldukları için daha iyi avcıdırlar ve daha büyük av getirirler.<br />
	<br />
	</div>
<div>Kartalların eğitilmesi yıllar alabilir. Eğitilmiş kartal, at sırtındaki avcının sol kolu üzerine yerleşir. Tecrübeli bir avcı, kolundaki hafif bir basınçtan kartalın avının kokusunu aldığını hisseder.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-5.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı Kazak avcıları eski Rus yapımı tüfekleriyle arada bir tavşan avlasa da av işini esas olarak kartallar yapıyor. Kartalların gözleri insanın görme kapasitesinden sekiz kat daha güçlü.<br />
	<br />
	</div>
<div>En çok avladıkları hayvanlar kürkleriyle ünlü tilki ve dağ sıçanı olsa da güçlü olanları baykuş, kurt ve hatta kar leoparı bile avlıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-6.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Av daha çok kartalların en zayıf ve aç oldukları kış mevsiminde gerçekleşiyor. Ben gittiğimde sonbahardı. Bikbolat aşağıda önümüzde uzanan steplere bakarak başını salladı. Kar yağmaması iz sürmeyi zorlaştırıyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div>Av için uygun bir zaman değildi. Kolundaki kuşun sakin ve tetikte olmasını sağlamak için gözlerini kapatmıştı. Dağın eteğine birkaç et parçası yerleştirdikten sonra kartalın gözlerini açarak uçurdu.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-7.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Olgii'de her Eylül kartal avcıları festivali olur. Burada avcılar av hünerlerini sergiledikleri gibi, at üstünde kökbar, tenge ilu gibi geleneksel Kazak oyunları da oynanır.<br />
	<br />
	</div>
<div>Kız kuu adlı oyunda kadınlarla erkekler at üstünde yarışır. Erkek kazanırsa bir öpücük alır, ama bitiş çizgisinden önce kadını yakalayamazsa kadın erkeğin arkasından at sürerek onu kırbaçlamaya çalışır.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-8.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Fakat bütün bu eski gelenekler yakında ortadan kaybolabilir.<br />
	<br />
	</div>
<div>Moğol otlaklarında son yıllarda fazla hayvan otlatılması bölgedeki yaban hayvanlarının azalmasına neden oldu. Ayrıca turizm baskısı da var. Kazaklar artık ek gelir elde etmek için çocuklarını şehre gönderiyor. Bikbolat avcılığın artık hayati bir ihtiyaç olmadığını söylüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-9.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Fakat kürk şapkalar ve pelerinler hala av hayvanlarından yapılıyor. Avcılar kartallara saygılı davranıyor ve 10 yıldan sonra onları doğada serbest bırakıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ayrıca kartalı eğitip arada güçlü bir bağ oluşturma becerisi Kazaklarda erkek çocukların erişkinliğe geçmesinin bir göstergesi olarak da işlev görüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/Ekim 2016/mogol-10.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Bikbolat avcıların yaşamını özetleyen bir Kazak atasözünü hatırlatıyor: "Hızlı at ve korkusuz kartal Kazakların kanadıdır."<br />
	<br />
	<img src="uploads/Mayis/bbc.png" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Teknoloji toplumu dönüştürebilir mi?..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/teknoloji-toplumu-donusturebilir-mi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/teknoloji-toplumu-donusturebilir-mi/</id>
<published><![CDATA[2014-10-31T07:55:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-10-31T07:55:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8029B3-400991-7BF366-CA82E0-03FA79-B94FC4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Amerikan sosyolog Harvey Sacks 1968’deki bir dersinde teknokrat rüyanın temel başarısızlıklarından birini ele alıyordu. "Muhteşem iletişim aletlerini devreye sokabilsek dünyanın dönüşeceğine inanıyorduk,” diyor Sacks. Oysa bugün en iyi cihazlarımızı, kurulu düzen içinde mevcut uygulamaların yürütüldüğü bir dünyada barındırıyoruz.</div>
<div>Sacks telefonu örnek veriyor. 19. yüzyılın son çeyreğinde Amerikan evlerine giren telefonla binlerce kilometre uzaktaki insanlarla anında konuşma olanağı mucize gibi geliyordu. Scientific American dergisinin 1880’deki bir sayısının başyazısında bu durumun toplumun yeni bir örgütlenmesini müjdelediğinden söz ediliyordu.</div>
<div>Fakat ortaya çıkan şey "toplumun yeni bir örgütlenmesi”nden ziyade, mevcut insan davranışının yeni kalıplara dökülmesinden başka bir şey değildi. Yeni teknoloji bir gecede devrim yapmadı. Tersine yenilikleri mevcut normlara sığdırmak için büyük bir çaba gerektiriyordu.</div>
<div>Örneğin telefonla ilgili ilk tartışmalar sosyal devrim hakkında değil, olayın ahlaki boyutuyla ilgiliydi. Görmediğiniz insanlarla konuşmak yuvanın kutsallığı ya da kadınlar ve hizmetçiler gibi evin ‘ahmak’ ve ‘kolay ayartılabilir’ üyeleri bakımından ne gibi sonuçlar doğuracaktı? Uygunsuz giysilerle dolaşırken telefonda konuşmak utanılacak bir durum muydu? 19. yüzyılda telefon sahibi olanlar açısından günlük endişeler bunlardı ve telefon şirketleri de abonelerinin bu endişelerini gidermeye çalışıyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Modern teknoloji</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Sack’ın belirttiği gibi, her yeni nesne her şeyden önce "başka bir yerde göreceğimiz bir şeyi yeniden gördüğümüz bir durum yaratıyordu” ve belki de teknolojiyle ilgili yazılar, yeniliği amaç olarak değil, kendimizi yeniden sorgulama fırsatı olarak ele almayı hedeflemeliydi.</div>
<div>Yeniliklere kafa yoran bir çağda yaşıyoruz. Fakat sunulan yol çoğunlukla yeniliği anlamaya değil, kendi normlarımız ve sanılarımız konusundaki ürkütücü körlüğe yönelik.</div>
<div>Modern teknoloji hakkındaki her yorum rakamsal veriler içerir. 2014 yılı sonunda dünyadaki cep telefonu sayısı toplam insan sayısını aşmış olacak. 2011’de piyasaya sürülen tablet bilgisayarlar bugün bireysel bilgisayar piyasasının yarısından fazlasını teşkil ediyor. Dünyadaki verilerin yüzde 90’ı son iki yılda ortaya çıktı. Bugünkü telefonlar dünün süper bilgisayarlarından daha güçlü. Bugünkü bilgisayar programları satrançta da başka şeylerde de insandan daha ilerde.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Tekillik efsanesi</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bu efsaneye göre, gelecekte yapay zekâ insan zekâsının ötesine geçerek medeniyeti ve insan doğasını radikal bir değişime uğratacak. Makineler ve becerileri sürekli ilerleme halinde ve bizi de beraberinde sürüklüyor. İnsanın bir an önce bu gidişata son vermesi gerekiyor; yoksa insani özelliklerimizi aşıp yeni bir döneme girmemiz kaçınılmaz olacak.</div>
<div>Belki de öyle değil; çünkü bilimsel ve teknik gelişme muhteşem bir şey olmakla birlikte onun insan gelişimiyle bağlantısı bir gerçeklikten ziyade arzulanan bir durumu ifade ediyor. Biz istesek de istemesek de gelişmeler sonsuza dek bu hızla devam etmeyecektir. Bedenden ve tarihten kurtulmak istiyor olabiliriz, ama sürekli yeniden keşfetmeye çalıştığımız insan kendine özgü eski güzellik anlayışı, huysuzluk ve kusurlarıyla var. Bir gün gelecek, teknolojinin kontrolden çıkıp bizi de beraberinde sürüklemesi hayali, telefon ilk ortaya çıktığında onu kullanan centilmenin takım elbise giyerek konuşması gibi bir şey haline gelecek.</div>
<div>Dijital aletler ile analog insan arasındaki çatışma her zaman ilgi çekici gelmiştir. Bu, teknolojinin göz ardı edilmesi anlamına gelmiyor. Aslında dokunduğumuz her şey gibi teknoloji de tarihle, siyasetle ve insanın zayıflıklarıyla iç içe geçmiştir.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kilis'te boşanmalar hızla artıyor! Nedeni Suriye!</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kilis-te-bosanmalar-hizla-artiyor-nedeni-suriye/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kilis-te-bosanmalar-hizla-artiyor-nedeni-suriye/</id>
<published><![CDATA[2014-10-28T11:42:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-10-28T11:42:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DABC20-FC1797-D45F32-8186FA-19D2DD-CF2806.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Kilis Evlendirme Memurluğu’nun kayıtlarına göre bu yıl 78 Suriyeli evlendi. Ancak sivil toplum kuruluşlu temsilcilerine göre, Suriyeliler büyük oranda imam nikâhıyla yaşıyor. Suriyeli kadın krizi, boşanma dilekçelerine yansısa da çoğu kadın gururuna yediremediğinden boşanma gerekçesini dilekçede "şiddetli geçimsizlik” olarak gösteriyor. Yüzde 60 artan boşanmaların yüzde 20’sinin bu sebeplerden kaynaklandığı dile getiriliyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘KARADENİZLİ KADINLARLA AYNI’</span><br />
	<br />
	</div>
<div>"Kilis’te aile birliği tehdit altında” diyen Kilis Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Şeyma Gürses Kepekçi, kentteki genel durumu şöyle özetliyor: "Geçmişte Karadeniz kadınının yaşadığı sorunu bu kez Kilisli kadınlar yaşıyor. Karadenizli kadınlar, ‘Bir gün mutlaka gidecekler’ diye susmayı tercih etti. Şimdi de Kilisli kadınlar susuyor. Bu olay kucağımızda bomba gibi. Toplumsal olaylar sel felaketi gibidir. Acil önlem alınmalı.”</div>
<div>İstatistiklerin gerçeği yansıtmadığını söyleyen Kepekçi, "Kadınlar, kocasının Suriyeli bir kadınla yaşadığını çocuğuna anlatamıyor. Psikolojisi bozuk. Kadın gidecek yeri olmadığı için boşanamıyor. Biz avukatlar da genellikle erkek iki ayrı ev açtığı için ‘Kendi evine bakmıyor’ diye nafakaya yönlendiriyoruz. Bir de Kilisli kadın 60 liraya temizlik yapıyorsa, Suriyeli kadın 20 liraya tüm gün temizlik yapıyor” diye konuştu.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘SURİYELİ KADINI 42 YILLIK EŞİNE TERCİH ETTİ’</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Kilis Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Üyesi Zehra Kevser Arslan ise isim vermeden bir müvekkilinin yaşadığı sıkıntıyı anlattı: "Müvekkilim 64 yaşında ve 3 çocuğu var. 42 yılık evliliği Suriyeli bir kadın nedeniyle bitiyor. Kadın müvekkilimin onuru kırılmasın diye anlaşmalı boşanmaya dönüştürdük.”<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘TÜRK ERKEĞI LOKUM KADINLAR BAKIMSIZ’</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Kilis'te Suriyeli kadın meselesi biraz da dedikodu üzerinden ilerliyor. Kulaktan kulağa yayılanlara göre Suriyeli kadınlar, "Türk erkekleri lokum gibi ama kadınları kendine bakmıyor” diye konuşuyor. Bu söz Kilisli kadınları kızdırsa da ortak fikir; Suriyeli kadınların kişisel bakım ve makyajlarına gösterdikleri özen.</div>
<div>Kozmetik mağazasını eniştesiyle işleten Meral Yılmaz ise gözlemlerini, "Kozmetikte sınır tanımıyorlar. Parfümden makyaj malzemesine, kokulu ve simli krem ve pudralara kadar her tür ihtiyaçlarını alıp çıkıyorlar” diye anlattı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Suriyeli gelinlere öfke büyüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/suriyeli-gelinlere-ofke-buyuyor/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/suriyeli-gelinlere-ofke-buyuyor/</id>
<published><![CDATA[2014-09-09T10:08:34+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-09-09T10:08:34+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0E4D62-A5EE6C-5CB497-28B8A1-E29092-94C731.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Guardian'ın Türkiye muhabiri Constanze Letsch Hatay'ın Reyhanlı ilçesinden gönderdiği haberine, bir kuaförden izlenimleriyle başlamış.</div>
<div>27 yaşındaki İdlibli gelinin adı Emine. 43 yaşındaki Türk eşi ile bir çöpçatan aracılığı ile tanışmış. Evleneceği kişi ile ilgili olarak "İlk eşini boşadı ve yeniden evlenmek istiyor. Ankara'da bir evi var, orada çalışıyor. Bana bakacak. Zira Suriye'deki ailemin ise hiçbir şeyi kalmadı" demiş Emine. Eşinin Arapça öğreneceğini, mutlu olduğunu da eklemiş.Kuaförün sahibi Hatice Utku Letsch'ye "Evlenen Suriyeli bir gelin. Bugünlerde böyle çok müşterimiz var" diye konuşurken, dükkanda çalışanlardan biri öfkeli bir şekilde "Eşlerimizi çalıyorlar" demiş.</div>
<div>Mesleği iş adamı olarak açıklanan damat, kendisini Suriyeli müstakbel eşi ile tanıştıran kişiye 3 bin lira ödeyecek, 5 bin lira tutarındaki diğer masrafları da üstlenecek.</div>
<div>Kilis'te bir tıp merkezindeki çalışan Doktor Muhammed Asaf, 2012'de bölgeye gelmesinden bu yana yaklaşık 4 bin Suriyeli kadının Türklerle evlendiğini söyemiş Guardian muhabirine...Ancak kadın örgütleri kaygılı.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">"Sınırın iki tarafında da kurban, kadınlar"</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Guardian'ın haberinde, Gaziantep'ten bir aktivistin şu sözleri yer alıyor:</div>
<div>"Çok sayıda (Suriyeli) kadın bu evlilikleri çaresizlikten kabul ediyor. Düşündükleri tek şey ailelerini nasıl besleyecekleri. Söz konusu düzenlemeler bunun tek yolu gibi görünüyor. Erkekler de bu durumu suistimal ediyor.</div>
<div>"Türk kadınları da kendilerini çaresiz ve endişeli hissediyor. Zira aileleri parçalanıyor. Yani sınırın her iki tarafında da, kurban kadınlar oluyor."</div>
<div>Resmi verilere göre Türkiye'deki Suriyelilerin sayısı 1 milyona yakın. Bu sayının yıl sonuna dek 1,4 milyonu bulması bekleniyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların yüzde 75'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.</div>
<div>İnsan hakları örgütleri Suriyeli kadın sığınmacıların çoğunun tecavüze ya da cinsel tacize maruz kaldıklarına dikkat çekiyor.</div>
<div>Birçok Suriyeli sığınmacı gibi Emine de Türkiye'ye yasadışı yollardan gelmiş. Geçerli bir pasaportu yok. Bu nedenle evliliğini kaydettirmesi de mümkün değil. İmam nikahı ile evlenecek, hiçbir hakkı olmayacak.</div>
<div>Guardian muhabirine konuşan Kemal Dilsiz adlı bir kişi 60 kadar Suriyeli kadının Türklerin evlenmesini sağladığını söylemiş. "Türkiye'nin her yerinden erkekler beni arıyorlar, Suriyeli bir eş istiyorlar. Suriyeli kadınların daha sadık olduklarını, fazla konuşmadıklarını söylüyorlar" diye de eklemiş.</div>
<div>Kemal Dilsiz'e göre, Suriyeli bir kadınla evlenmenin toplam maliyeti yaklaşık 10 bin lira.</div>
<div>Guardian'daki haberde ise 23 yaşındaki kızının bir Türk erkeğinin ikinci eşi olmayı kabul etmesinden bahseden bir Suriyeli annenin ve yine ikinci bir eş olmayı kabul eden hamile başka bir Suriyeli kadının görüşlerine de yer verilmiş.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">"Depresyona girenlerin sayısı arttı"</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Haber şu satırlarla sürüyor:</div>
<div>"Kızgınlık artıyor. Sınırdaki illerde ve ilçelerde kadınlar, Suriyelileri kocalarının aklını çelmekle suçluyor. Eşlerini kendilerini düzenli şekilde Suriyeli bir kadınla evlenmekle tehdit ettiklerini söylüyorlar"</div>
<div>Haberinde bazı kişilerin adlarını değiştirdiğini belirten Guardian muhabiri Constanze Letsch, son satırlarında ise Gaziantep'ten bir kadın hakları aktivistinin görüşlerine yer vermiş:</div>
<div>"Kadınlar endişeli. Kocalarını kaybetme korkusu onlar üzerinde sürekli baskı yaratıyor. Maruz kaldıkları şiddet, tehditler, psikolojik baskı ve eşlerinin tacizleri arttı. Akıl hastalarının, özellikle de depresyona girenlerin sayısında artış gözlemledik. Ancak yetkililer bu konuya duyarlı yaklaşmıyor.</div>
<div>"Biz evleri ziyaret ediyoruz. Türk ve Suriyeli kadınlardan sorunun kökenini anlamalarını istiyoruz. Erkeklerin bu fırsatçılığı ile mücadele edebilmek için, sınırın her iki tarafındaki kadınlar birlikte hareket etmeli."</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mahalleli sokağa döküldü!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/mahalleli-sokaga-dokuldu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/mahalleli-sokaga-dokuldu/</id>
<published><![CDATA[2014-09-06T09:55:52+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-09-06T09:55:52+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5146DA-146044-AD5717-793FCC-DD2CD7-305C7F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Olay, Bayrampaşa Kartaltepe Mahallesi Ürgüplü Caddesi 87 numarada bulunan 3 katlı binanın giriş katında, saat 23.50 sıralarında meydana geldi. İlk belirlemelere göre, dairenin mutfağında henüz belirlenemeyen bir nedenle tüpte gaz sızıntısı oluştu. Durumu fark etmeyen Müyesser Uçar (53) mutfaktaki elektrik düğmesine basınca patlama meydana geldi. Patlama sonrası ev zarar görürken, dairenin camları ve çerçeveleri kırılarak etrafa saçıldı. Patlama sesini duyan vatandaşlar durumu itfaiye, sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Sağlık ekipleri yaralı Uçar'a olay yerinde ilk müdahaleyi yaptı. Arıdan Uçar ambulansla Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. İtfaiye ekipleri patlamanın meydana geldiği daire içerisinde incelemelerde bulundu. Binada bulunan vatandaşlar patlamanın ardından tahliye edildi. Ekipler, olayla ilgili soruşturma başlattı. Uçar'ın vücudunda ve yüzünde yanıklar olduğu, tedavisinin devam ettiği öğrenildi.]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Her 40 saniyede 1 kişi...</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/her-40-saniyede-1-kisi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/her-40-saniyede-1-kisi/</id>
<published><![CDATA[2014-09-05T11:45:51+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-09-05T11:45:51+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_37A7A4-BA9983-E595BD-3C2F0E-6465B6-FDDD85.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İntiharların yaklaşık yüzde 75'i düşük ya da orta gelirli ülkelerde yaşanıyor. En yüksek intihar oranı, 70 yaş ve üstü grupta görülüyor. İntihar, 15-29 arası yaş grubunda ise ikinci en önemli ölüm sebebi oldu. İntihar, özelikle 50 yaş üstü erkekler arasında daha yaygın. Gelir seviyesi yüksek ülkelerde erkekler arasındaki intihar oranı, kadınlardan üç kat fazla.</div>
<div>Zehir almak, ateşli silahlarla kendini vurmak ve asmak, en yaygın intihar yöntemleri arasında yer alıyor. Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Japonya, Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkeler ve ABD'de yapılan araştırmalar, ateşli silahlara ve zehirli maddelere erişimi kısıtlamanın intihar vakalarında düşüşe yol açtığını gösterdi. DSÖ Genel Müdürü Margaret Chan, "İntihar, çok uzun süredir tabu kabul edilen bir sağlık sorunu. Bu sorunun çözümü için tüm ülkelere eyleme geçmeleri çağrısında bulunuyoruz" dedi.</div>
<div>2020 yılına kadar intihar vakalarını yüzde 10 düşürmeyi amaçlayan DSÖ, halihazırda sadece 28 ülkenin ulusal intihar önleme stratejisi bulunduğuna işaret etti. DSÖ, akıl hastalıkları için kullanılan toplumsal etiketlerin insanların tıbbi yardım almasına engel olduğuna ve intihar oranlarını artırdığına dikkati çekerek toplumsal bilinçlendirme kampanyalarının önemini vurguladı. Örgüt, geçen ay yaşamına son veren ünlü oyuncu Robin Wiliams'ın ölümünde olduğu gibi intiharla ilgili ayrıntıların medyada yer almaması gerektiğini de belirtti. Rapor, Dünya İntiharı Önleme Günü olarak kutlanan 10 Eylül'de yayımlanacak.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ateş Böceği Yalçın yoğun bakımda!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ates-bocegi-yalcin-yogun-bakimda/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ates-bocegi-yalcin-yogun-bakimda/</id>
<published><![CDATA[2014-07-28T14:31:39+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-28T14:31:39+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DD71B3-28C68F-E24BF3-191267-44AE5A-02B497.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sanatçının eşi Lale Belkıs bir an olsun yanından ayrılmazken, 'Ateş Böcekleri' olarak 30 yıl aynı sahneleri paylaşan Ercan Bostancıoğlu nam-ı diğer 'Ateş Böceği Ercan' duygularını şöyle paylaştı:<br />
"Maalesef Yalçın çok hasta. Eşi Belkıs&nbsp; şu an resmen annelik yapıyor... Hemen her gün telefonla konuşuyordum ama durumu daha da kötüleşti, şu an komada.&nbsp; Allah'tan yardım bekliyoruz, tıbben yapılabilecek bir şey kalmadı... Sevenleri dualarını eksik etmesin."<br />
En son Datça'ya gitmeden bir ay önce Moda'da Yalçın Otağı ile görüştüklerini ifade eden Ercan Bostancıoğlu,&nbsp; "30 yıl beraber çalıştık. Her anımız ayrı bir anı; askerliği de biz birlikte&nbsp;Ankara&nbsp;Orduevi’nde&nbsp; yaptık.&nbsp; Zeki Müren’in vaz geçemediği ikiliydik.&nbsp; Şu an çok hasta. Onun için dua etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok" diye konuştu.<br />
Yalçın Otağı tedavi gördüğü hastanede en son böyle görüntülenmişti...<br />
 ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Denizde can pazarı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/denizde-can-pazari/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/denizde-can-pazari/</id>
<published><![CDATA[2014-07-28T12:38:33+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-28T12:38:33+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2F212E-DE312C-6AC085-5D9BCC-F2BEF2-2AACFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaşadıkları 1 saatlik korku dolu anları anlatan çocuklardan Elmas Dampalıpar, yaşadıklarını şöyle anlattı:"Üç kişilik botta tek kürek vardı. ’Eğlence olsun’ diye 6 kişi binip, gezintiye çıktık. Akıntının bizi sürüklediğini fark edemedik, ardından bot su almaya başladı. İki arkadaşımız denize düştü ama iyi yüzme biliyorlardı. Mutlaka birisinin yardıma geleceğini düşündük. Heyecanlanmadık ama hava kararmaya başladığı için korkuyorduk. Çünkü karanlık olduğu zaman bizi denizde bulamazlardı. Uzaktan geçen yatlara el sallayıp, sesimizi duyurmaya çalıştık sonunda bizi gördüler. Sahil Güvenlik ile yardıma geldiler. Sahil Güvenlik, ’Bir daha böyle bir şey yaparsanız ceza yazarız’ diyerek, bizi uyardı. Hata yaptığımızın farkındayız. Ama bu bize ders oldu. Tesadüfen de olsa kurtulduk" dedi.Evleri plajın yakınında olan çocukların ailelerinin ise, çocuklar kurtulduktan sonra olaydan haberleri olduğu belirtildi.<br />

<iframe src="http://webtv.hurriyet.com.tr/embeds/embedcode.aspx?vidid=66672&amp;width=590&amp;height=360&amp;autostart=false" width="590" height="360" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen=""></iframe>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye'de en çok kullanılan isimler</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-de-en-cok-kullanilan-isimler/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-de-en-cok-kullanilan-isimler/</id>
<published><![CDATA[2014-07-10T12:41:26+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-10T12:41:26+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F1646E-8510BC-22F2CB-87BCC6-A7FDCE-B76011.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, hayat şartları ve gelişen teknolojiyle birlikte çocuklara verilen isimlerde de büyük değişim yaşanıyor. 1923'lü yıllarda revaçta olan Hayriye, Cemile, Zeliha'nın yerini şimdilerde Azra, Nisanur ve Belinay almış. Erkeklerde ise Kemal, Ramazan, Recep'in yerine Eymen, Çınar ve Umut tercih edilmiş.</div>
<div>Cihan Haber Ajansı'nın Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nden derlediği bilgiye göre;</div>
<div>Nüfus kütüklerine kayıtlı en çok kullanılan kadın isimleri şöyle sıralandı: Zeynep, Elif, Ecrin, Yağmur, Zehra, Azra, Nisanur, Ela, Belinay, Nehir, Hiranur, Meryem, Irmak, Eylül, Sümeyye, Cemre, Rabia, Ayşe ve Fatma.</div>
<div>1923 ile 1930 arasında Türkiye'de en çok kullanılan kadın isimleri ise şunlar: Fatma, Ayşe, Emine, Hatice, Zeynep, Şerife, Hanife, Meryem, Sultan, Zehra, Havva, Hayriye, Cemile, Zeliha, Elif, Gülsüm, Naciye, Hava ve Fadime.</div>
<div>1980 askeri darbe döneminde kız çocuklarına verilen isimler ise şöyle sıralandı: Hülya, Dilek, Filiz, Yasemin, Songül, Özlem, Arzu ve Aynur.</div>
<div>2013'te kız çocuklarına verilen 20 isimle Cumhuriyetin ilk yıllarında kız çocuklarına verilen isimler arasında sadece; Zeynep, Fatma, Meryem, Elif ve Ayşe benzerlik taşıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Erkeklerde de durum farklı değil</span><br />
	<br />
	</div>
<div>1923-1930 yıllarında revaçtaki erkek isimleri şöyle: Mehmet, Mustafa, Ahmet, Ali, Hüseyin, Hasan, İbrahim, İsmail, Osman, Halil, Süleyman, Yusuf, Ömer, Abdullah, Mahmut, Salih, Kemal, Ramazan, Recep, Mehmet Ali.</div>
<div>1980 darbe döneminde revaçta olan erkek çocuk isimler ise şunlar: Mehmet, Mustafa, Murat, Ahmet, Ali, Hüseyin, Hasan, İbrahim, İsmail, Hakan, Ramazan, Bülent, Osman, Ömer, Serkan, Yusuf, Fatih, Metin, Adem ve Erkan.</div>
<div>2013'te de erkek çocuklarına verilen 20 isim şöyle sıralandı: Yusuf, Berat, Emir, Mustafa, Ahmet, Ömer, Mehmet, Muhammed, Emirhan, Eymen, Ali, Çınar, Enes, Kerem, Miraç, Umut, İbrahim, Furkan, Hüseyin ve Yunus Emre.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">En çok 'Yılmaz' soyadını kullanıyoruz</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Genel Müdürlüğün istatistiklerine göre; en çok kullanılan soyadları listesinde ise Yılmaz, Kaya, Demir, Şahin ve Çelik ilk 5 sırada yer aldı. En çok kullanılan diğer 15 soyadı ise ise şöyle sıralandı: Yıldız, Yıldırım, Öztürk, Aydın, Özdemir, Arslan, Doğan, Kılıç, Aslan, Çetin, Kara, Koç, Kurt, Özkan ve Şimşek.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kemal Sunal anıldı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kemal-sunal-anildi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kemal-sunal-anildi/</id>
<published><![CDATA[2014-07-03T19:51:33+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-03T19:51:33+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E035C3-7E7E06-F5E92A-35D133-93AB33-082807.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Sunal için Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anma töreni düzenlendi. Törene, Kemal Sunal'ın annesi Saime, oğlu Ali ile kızı Ezo Sunal, yakınları ve sevenleri katıldı.</div>
<div>Kur'an-ı Kerim okunması ve dua edilmesinin ardından Sunal'ın mezarına karanfiller bırakıldı.</div>
<div>Ali Sunal, gazetecilere yaptığı açıklamada, babasına büyük özlem duyduğunu söyledi.</div>
<div>Sunal, "Onu her sene daha çok özlüyoruz. Tesellimiz, babamı her zaman yanımızda gibi düşünmek oluyor. Buraya gelince duygular daha başka oluyor. Söylenen her kelime ve cümleye cevabım oluyor ama en çok tıkandığım gün bugün oluyor. Her sene babamı anıyoruz. Herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">ESKİŞEHİR'DE KEMAL SUNAL SERGİSİ AÇILACAK&nbsp;</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Eskişehir'de babasıyla ilgili sergi açılacağını dile getiren Sunal, "Annem, serginin açılışıyla ilgilendiği için Eskişehir'de bulunuyor. Ben de duadan sonra Eskişehir'e, o sergiye bakmaya gideceğim. Umarım Türkiye'nin her yerine Kemal Sunal sergisini ulaştırırız" ifadelerini kullandı.</div>
<div>Sunal, sergide babasının film kostümlerinin, özel eşyalarının ve aksesuarlarının yer aldığını anlatarak, usta oyuncunun kendine ve sanatına olan duyarlılığının sergide görülebileceğini söyledi.</div>
<div>Babasının rol aldığı filmlerin her gün televizyonda yayımlanmasına ilişkin soru üzerine Sunal, filmlerin seyirciyle buluşmasının güzel olduğunu kaydetti.</div>
<div>Ali Sunal, "Babamı hayattayken görmemiş gençlerin, küçük çocukların bile hala babamla gülüyor olması güzel ve mutluluk verici. Ben ise babamın filmlerini, duygusallaşmanın bir tık ötesine geçtiğim için izleyemiyorum" dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sivas katliamının yabancı kurbanı Carina!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/sivas-katliaminin-yabanci-kurbani-carina/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/sivas-katliaminin-yabanci-kurbani-carina/</id>
<published><![CDATA[2014-07-03T09:46:44+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-03T09:46:44+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA5DBF-9BD155-973D0A-C2EB89-E22B35-214AA0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Carina Cuanna Thedora Thuys Karadeniz bölgesi ve Nemrut dağını, Maryze Schoneveld Van Der Linde ise Akdeniz bölgesini ve sonra Nemrut dağını ziyaret etti.</div>
<div>Seyahatler, iki arkadaşta da Türkiye ve kültürüne dair merak duygusunu artırdı.</div>
<div>Carina ve Maryze bu merakla bitirme tezleri için Türkiye'yle ilgili çalışmaya karar verdi.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Türk kadınlarıyla ilgili araştırma</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Tez, 'Türk kadınının aile içi rolü ve çevre ile ilişkilerini' ele alacaktı.</div>
<div>Buna göre Carina asıl olarak Türkiye'de alan araştırması yapacak, Maryze ise Hollanda'daki Türkiye kökenliler arasında çalışacaktı.</div>
<div>İki arkadaş çalışmalarına yardım istemek için Sosyal Hizmetler Dairesi'ne başvurdu.</div>
<div>Bu sayede Daire'nin Yabancılar Şubesi'nde çalışan Türkiyeli Rahmi Sivri'yle tanıştılar.</div>
<div>Sivri, gençlere birçok konuda bilgi verdi ve Carina'nın kendi memleketi olan Çorum'da çalışma yapması için ayarlamalar yaptı.</div>
<div>Sonunda planlama yapıldı: Carina, 1993 yazında Çorum'da köylerde saha çalışması yapacaktı.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Çorum öncesi Ankara</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Carina'nın hikâyesi yönetmen Ulaş Bahadır tarafından beyazperdeye aktarılıyor.</div>
<div>Sivas katliamını Carina'nın gözünden anlatacak olay 'Carina'nın Günlükleri' adını taşıyor.</div>
<div>Bahadır, filmin senaryosunu Carina'nın günlüklerinden yola çıkarak yazmış.</div>
<div>Yönetmen, filmin çekimlerinin Ağustos ayında başlamasının planlandığını, gelecek kış ise vizyona girmesini hedeflediğini söylüyor.</div>
<div>Oyuncuların kim olacağıyla ilgili ise henüz bilgi vermek istemiyor.</div>
<div>Ancak öncesinde yaklaşık iki ay Ankara'da kalmak ve Hollanda'da öğrenmeye başladığı Türkçesini geliştirmek istiyordu.</div>
<div>Gitme vakti yaklaşırken Rahmi Sivri Carina'ya, Türkiye'de kalacak yeri olup olmadığını sordu.</div>
<div>'Hayır' cevabı aldığında kendisine daha önce Hollanda'da yaşayan anne ve babasının evinde kalabileceğini söyledi.</div>
<div>Carina bu teklife çok sevindi ve hemen kabul etti.</div>
<div>Türkiye'yi birlikte gezdiği erkek arkadaşı Michiel ise tedirgindi, Carina'nın gitmesini istemedi.</div>
<div>Ancak Carina, 22 Haziran'da gitti.</div>
<div>O gün itibariyle günlüğüne Türkiye'yle ilgili notlarını almaya başlamıştı.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Gecekondu mahallesine ilk adım</span><br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/mayis-14/carina-1.jpg" alt="" border="0" style="float:right;margin-top:20px;margin-right:20px;margin-bottom:20px;margin-left:20px;" />Uçaktan inip kalmak için gittiği gecekondu mahallesiyle ilgili ilk gözlemleri şöyle kağıda döküyordu Carina:</div>
<div>"Ankara çok kalabalık ama oldukça da şirin bir kent. Birbirine yapışık düzende inşa edilmiş apartman blokları gördüm. İçimden de, benim de böyle bir yere götürülmemem için dua ediyordum. Ama maalesef bu duam kabul olmadı çünkü biz de bunlardan birine girdik. İçerisi oldukça şirindi. Manzara da güzeldi ve yüksek apartman blokları arasında düşündüğümün aksine bol mesafe bırakılmıştı."</div>
<div>"Hem yemek, hem de Sultan Hanım'ın bol sohbeti aynı anda hazırdı. Çok hoş vakit geçiriyordum ve kendimi iyi ve neşeli hissediyordum. Bu ortama çabuk alışmıştım. Üniversiteden 'Asistan' beni aramış. Ben de hemen Michiel'i (erkek arkadaşı) arayarak kendisine 'benim çok rahat bir şekilde buraya gelerek yerleştiğimi' haber vermesini istedim. Burada epey bir lüks yaşam tarzı sürmekteydiler. Bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve duş vardı. Buna karşın ne yazık ki, benim kaldığım odada bir dolap veya bir etajer bile yoktu."</div>
<div>Günlüklerine bakılırsa Carina ilk günlerinde bir yandan Türkiye'deki hayata uyum sorunları yaşıyor, bazı şeyler hoşuna gitmiyor, bir yandan da kendisine gösterilen sıcaklıktan ve içine düştüğü yaşama dair sürekli yeni bir şeyler öğrenmekten mutlu oluyordu.</div>
<div>Ankara Öveçler'de kaldığı evde kendisine yoğun ilgi vardı.</div>
<div>Ev sakinleri kadar akrabalar ve komşular da ilgi gösteriyordu…</div>
<div>Öyle ki, günlüklerinde bu ilgiden hoşnut olduğunu ama yalnız kalmaya da ihtiyaç duyduğunu yazıyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Alevi kültürüyle tanışma</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Carina, Sivri ailesinin gençlerinden Yasemin ve Asuman'la tanıştı.</div>
<div>Asuman lise öğrencisi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nde semah öğretmeniydi.</div>
<div>Yasemin ise Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisiydi.</div>
<div>Bu arada Carina, Alevi kültürüyle tanışma fırsatı buldu.</div>
<div>26 Haziran'da günlüğüne şu satırlar dökülüyordu:</div>
<div>"Pir Sultan Abdal Kültür Derneği! Bu kişi, 16. yüzyılda yaşamış önemli bir Alevi şahsiyeti imiş. Burada, gençler Asuman öncülüğünde çok hoş halk dansları (semah) gösterisi yapıyorlardı. Yeğenler beni, Türkçe öğrenen ve Alevi kültürünü araştıran bir Hollandalı olarak tanıttılar. Alevilik çok önemliymiş."</div>
<div>"Bana burada Aleviler ile Sünni'ler arasındaki farkları anlattılar. Buradaki herkes, benim Alevi Kültürüne duyduğum ilgiden dolayı çok memnun olmuş görünüyordu (Neyse ki Hollanda lisanındaki 'tesadüfen' kelimesinin Türkçe'sini bilmiyorum, yoksa tüm karizmam silinecekti)."<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Sivas'a gitmek için ısrar etti</span><br />
	<br />
	</div>
<div><img src="uploads/mayis-14/carina-2.jpg" alt="" border="0" style="float:left;margin-top:20px;margin-right:20px;margin-bottom:20px;margin-left:20px;" />Carina bir kaç gün sonra, Yasemin ve Asuman'ın Sivas'ta düzenlenecek şenliklere katılacaklarını öğrendi.</div>
<div>Kendisi de katılmak istedi.</div>
<div>Asuman ve Yasemin'in annesi Yeter Sivri'nin anlattıklarına göre Yasemin başlarda bu fikre sıcak yaklaşmadı.</div>
<div>Yasemin'in programı yoğun olacaktı ve ona zaman ayıramayacağını düşünmüştü.</div>
<div>Yeter Sivri, Carina'nın gitme isteğini şöyle anlatıyor:</div>
<div>"Yasemin 'orada su bulamayacağız, belki lavabo bulamayacağız, ekmek bulamayacağız, sen bunlara dayanamazın Carina, sen gitme' dedi. Olsun 'ben aç da susuz da kalırım ama geleyim' demiş. Hatta 'orada yeriz, aç kalmayız' diyerek yola çıkarken yanına bir poşet kraker bisküvi almıştı."<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Sivas'a giden 'neşe dolu' otobüs</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Günlüklerinde Sivas'a gelişi ve bu kentteki ilk gözlemleriyle ilgili şu notları düşüyordu Carina:</div>
<div>"Evvelki gün, (bekle bekle durdan sonra), bir otobüs dolusu Alevi gencin arasında, Pir Sultan Kültür Festivali için Sivas'a hareket ettik. Otobüsün içi çok neşeliydi; müzik, yemek, neşeli gençlik… Devamlı türkü söyleniyordu ve inanılmaz ama aktörlük yapılıp dans bile ediyordu. Sabah saat 8.00 civarında Sivas'a geldik. Türkçe söylenen şeylerin manasız kalan ve anlamadığım tarafların hengamesinde dinlemeye, yemek yemeye ve hemen ardından tiyatroya gitmeyi başardık."</div>
<div>"Evvelki gün, (bekle bekle durdan sonra), bir otobüs dolusu Alevi gençlerin arasında, Pir Sultan Kültür Festivali için Sivas'a hareket ettik. Otobüsün içi çok neşeliydi; müzik, yemek, neşeli gençlik. Devamlı türkü söyleniyordu ve inanılmaz ama aktörlük yapılıp dans bile ediyordu. Sabah saat 8.00 civarında Sivas'a geldik."</div>
<div>Bir sonraki sabahın yoğun geçtiğini ama akşam 'kütük gibi uyuduğunu' yazıyordu.</div>
<div>Yeter Sivri, o günlerde Yasemin'le konuşmasında Carina'nın iyi olduğunu, dinlediğini hatırlatıyor:</div>
<div>"Yasemin, 'Carina'yı iyi ki Ankara'da bırakıp gelmemişim' dedi. Carina çok mutlu dedi. 'Bir Hollandalı vardı, onunla tanıştırdık, Carina onunla iyi arkadaş oldu, onunla geziyorlar' dedi. 'Metin Altıok'la iyi arkadaş oldu' dedi. 'Aman kızım ilgilenin o misafir' dedim. 'Tabii anne' dedi, 'ilgileniyoruz' dedi."<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">'Kendime turist süsü verdim'</span><br />
	<br />
	</div>
<div>2 Temmuz'daki notlarında günün nasıl geçtiğini ve neler yaptıklarını şöyle kaleme dökmüştü:</div>
<div>"Kahvaltı ettikten sonra tek başıma gezintiye çıktım. Kendime turist süsü vermiştim (fotoğraf makinesi, seyahat kitapları) ve tarihi yapıları seyrettim (12 ve 13. yüzyıl Selçuklu yapıları)."</div>
<div>"Daha sonra oturup değişik insanlarla sohbet ettim. Hoşnut ama yine de bir tedirginlikle karikatür sanatçısı ile sohbete daldım. Kendisi benim çok şirin bir portremi çizdi."</div>
<div>Carina 2 Temmuz'daki notlarına Madımak Oteli'nde, dışarıda gösteriler devam ederken başlamıştı.</div>
<div>"Yine her bir şeylere şahit oldum. Şu anda 'kapatılmış' bir vaziyette bir otelde oturmaktayız, zira dışarıdaki kökten dinci Müslümanlar dolaşıp duruyorlar" sözleriyle başladığı cümlelerinden sonra "Bunun ile ilgili daha sonra yazacağım" diyerek yukarıda alıntılanan Sivas günlerini anlatmaya koyulmuştu.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">'Ben bütün bunlardan ne anlarım ki?'</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak zaman ilerledikçe dışarıdaki eylemler bir saldırıya dönüşüyordu.</div>
<div>Carina yeniden ilk cümlelerine döndü ve dışarıdaki gösterilerle ilgili artan kaygısını döktü günlüğüne.</div>
<div>"Fakat şimdi işler ters gitmeye başlıyor" diye başladığı cümlesine şöyle devam edecekti:</div>
<div>"Biz uzun bir zamandır otelde oturuyoruz. Dışarıda devasa ve kökten dinci grup (aşırı sağcı) bağırıp naralar atıyor."</div>
<div>"Bu binada solcu düşünür ve yazar Aziz Nesin'i saklıyorlarmış. Kendisi "Şeytan Ayetleri'ni" yayınlamak düşüncesindeymiş. Bunların hepsi nahoş şeyler. Kendimi çok zor ve sıkıntılı bir durumda hissediyorum, zira biraz sonra burada neler olacak, tahmin bile edemiyorum."</div>
<div>"Sonunda bu şehrin bir Türk kökten dinciler topluluğunun bulunduğu bir yer olduğunu öğrendim. Bir sürü sloganlar atılıyordu ve bağrışmalar vardı. Bununla birlikte bir sürü de polis vardı."</div>
<div>Bunları takiben olanı biteni anlayamadığı son cümleleri geldi Carina'nın:</div>
<div>"Fakat ben bütün bunlardan ne anlarım ki?… Dışarıdan yüksek tonda bağırmalar geliyor ama ne olduğunu anlamıyorum……."</div>
<div>Bu cümlelerden kısa süre sonra Carina göstericilerin ateşe verdiği otelde 34 kişiyle beraber yaşamını yitirecekti.</div>
<div>İsmi, 3 Temmuz günü gazetelerde Sivas katliamında ölenlerin arasındaki tek yabancı olarak yer alacaktı.</div>
<div>Rahmi Sivri, ölenler arasında kızının da bulunduğunun kesin olduğu bilgisini Carina'nın annesine haber verdiğinde anne inanamamıştı.</div>
<div>"Bir sürü sloganlar atılıyordu ve bağrışmalar vardı. Bununla birlikte bir sürü de polis vardı. Fakat ben bütün bunlardan ne anlarım ki? Dışarıdan yüksek tonda bağırmalar geliyor ama ne olduğunu anlamıyorum."</div>
<div>Ona göre Carina ölmemişti ve evine dönecekti.</div>
<div>Ancak gerçekti: Carina'nın 1970'de Hollanda'nın Dontichem'de başlayan hayatı 1993'te Türkiye'nin Sivas kentindeki katliam sonucu sona ermişti.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Cenaze töreninde Livaneli'nin parçası</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Rahmi Sivri, Ankara'dan Carina'nın eşyalarını Hollanda'ya getirirken, genç kadının cenazesi de uçakla ülkesine getirildi.</div>
<div>Külleri, Türkiyeliler'in de katıldığı kalabalık bir cenaze töreniyle toprağa gömüldü.</div>
<div>Rahmi Sivri, Carina'nın cenaze töreninde şarkılar çalındığını, annesinin çaldığı ilk şarkınınsa Zülfü Lüvaneli'nin 'Saat 4 Yoksun' olduğunu hatırlatıyor.</div>
<div>Katliamda ölenler her yıl Türkiye'nin farklı yerlerinde kitlesel törenlerle anılıyor.</div>
<div>Törenlerde 35 kişi arasında Carina Cuanna'nın fotoğrafı, arkadaşları Yasemin ve Asuman Sivri'ninkiler birlikte taşınıyor.</div>
<div>Türkiye'den kilometrelerce uzakta, Hollanda'nın Almanya sınırındaki Doetinchem kenti mezarlığındaysa Carina'nın mezarlığına ailesi ve birkaç arkadaşı tarafından sessizce çiçek bırakılıyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Evden vinçle çıkarıldı, hastanede öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/evden-vincle-cikarildi-hastanede-oldu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/evden-vincle-cikarildi-hastanede-oldu/</id>
<published><![CDATA[2014-07-02T07:49:18+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-07-02T07:49:18+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ED693B-04966F-069AD4-27169F-EF72A0-E58ED2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Apartmanın ikinci katındaki dairede oturan KOAH ve astım hastası Nebahat Tepe'nin 350 kiloya çıktığını ve yatağa mahkum olduğunu belirten çocukları, annelerinin tedavi görmesini istiyor. İtfaiye ve Sivil savunma ekipleri ise hasta kadının evinden çıkarılması için apartmanın duvarın yıkılması gerektiğini söyledi.</div>
<div>Merkez Yakutiye İlçesi Şükrüpaşa Mahallesi'nde çocukları ile birlikte 5 katlı apartmanın ikinci katında oturan ve aynı zamanda Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan Nebahat Tepe'nin aşırı kilosu, 2009'dan sonra kendini gösterdi. 150 kilodan 350 kiloya çıkan ve 5 yıldır yatağa mahkum olan annelerinin bir an evvel tedavi altına alınmasını isteyen çocuklarından Hakkı Tepe, "Annemin bu hali bizi çok üzüyor. 5 yıldır yatağa mahkum yaşıyor. Hiçbir ihtiyacını göremiyor. Nefes almakta güçlük çektiği için oksijen tüpünü yanında bulunduruyor. Annemin hastaneye sevki konusunda 112 Acil Servis, itfaiye ve Sivil Savunma ekipleri bile çaresiz kaldı. Apartmanlara eşya çıkaran asansörleri bile düşündük. Ancak onlar en fazla 250 kiloyu kaldırabiliyormuş. Tutulacak yer olmadığı için annemi 20 kişi bile bir araya gelse yerinden kaldıramıyor. Sedyeye sığmıyor. Tek çare duvarın yıkılması ve annemi taşıyabilecek bir apartın bulunup vinçle indirilmesi" diye konuştu.</div>
<div>Karayolları'ndan emekli olan eşini 5 yıl önce kaybeden Nebahat Tepe, KOAH'tan sonra aldığı ilaçların kendini bu hale getirdiğini ileri sürdü. Biran evvel hastaneye gitmeyi arzuladığını belirten Tepe, "Devletten tek isteğim beni zayıflatması. Bu kiloyla yerimden kalkamıyor, çocuklarımı ve torunlarıma sarılamıyorum. Sokağa çıkıp gezmeyi, alış veriş yapmayı çok özledim. İnsan gibi yaşamak benim de hakkım. Evdeki 3 kızımda benim yüzümden gençliklerini yaşayamıyor" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">VİNÇLE KURTARILDI</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>KOAH hastası 350 kiloluk Nebahat Tepe'yi evinden çıkarmak için adeta seferberlik ilan edildi. Önce yattığı odanın pencere ve camları çıkarıldı. Apartmanın çevresindeki park halindeki otomobiller bölgeden alındı. Sahibi bulunamayan araçlar da vatandaşlar ve görevliler tarafından ittirilerek uzaklaştırıldı. Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekibi, sepetli yangın merdivenini yanaştırdı. Bu sırada nefes almakta güçlük çeken Nebahat Tepe için sağlık ekipleri tıbbı müdahalede bulundu. İtfaiye aracı Tepe'nin bulunduğu 5 katlı apartmanın üçüncü katına uzandı ancak buradan çıkarılamayacağı anlaşıldı. Mahallede toplanan meraklı kalabalık kadının indirilmesi için sağlam ve büyük bir sedye yapılması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Nebahat Tepe'nin oğulları sanayide sacdan bir sedye yaptırdı. Sedyeye güçlükle yerleştirilen ve üzeri halatla bağlanan Nebahat Tepe, vinç yardımı ile Sivil Savunma ekipleri tarafından büyük bir dikkatle aşağı indirildi. İtfaiye ekipleri binanın altına branda sererek düşme olasılığına karşı önlem aldı. Bu sırada Tepe'nin oğulları annelerinin yaşadıkları bu olay karşısında sinir krizleri geçirdi. Vinç sayesinde indirilen Tepe, obeziteler için özel olarak alınan ambulansa güçlükle yerleştirildi. Nebahat Tepe, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Yakutiye Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">VİNÇ İLE EVİNDEN ÇIKARILAN OBEZ HASTA, HASTANEDE ÖLDÜ</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Evinden vinç yardımıyla çıkarılan ve Yakutiye Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan ve burada sağlık durumu ağırlaşan Nebahat Tepe, doktorların tüm müdahalesine rağmen yaşamını yitirdi. Nebahat Tepe'nin cenazesi, yarın öğleden sonra Abdurrahman Gazi Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Nebahat Tepe'nin oğlu Hakkı Tepe, çok üzgün olduklarını belirterek, "Annemi yarın defnedeceğiz. Oysa evden büyük umutlarla çıkarmıştık" dedi.</div>
<div><br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hollandalı çifte sahte senet şoku!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/hollandali-cifte-sahte-senet-soku/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/hollandali-cifte-sahte-senet-soku/</id>
<published><![CDATA[2014-06-30T10:47:00+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-30T10:47:00+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1C307C-AB30B2-829A50-952D91-9E7317-1F2237.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Adrianus Van Der Louw (75) ile eşi Teuntje Justine Van Vliet (70) yaşamlarının geri kalanını Alanya’da geçirmek istedi. Alanya’ya sık sık gelen çift önce bir apartman dairesi satın aldı. Daha sonra gayrimenkul işleriyle uğraşan Sami Ü.’den bir arsa aldı. Aynı zamanda villa da inşa eden Ü., Hollandalı çifte bir de villa yapımı konusunda anlaştı. Çift, arsa ve villa inşaatı için toplamda 260 bin Euro’ya anlaştı. Tapu teslimi ve villadaki eksik kalan işler için taraflar bir takım sorunlar yaşadı. Karşılıklı suçlamalardan sonra taraflar 24 Ağustos 2004’te bir ibraname imzaladı. Bu ibranameyle tarafların birbirinden alacaklı olmadığı, kimsenin kimseye borcunun olmadığı imza altına alınmış oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">BANKADAN TELEFON GELDİ</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak 2007 yılı ocak ayı başında Hollandalı çift, hesaplarının bulunduğu bankadan aldıkları telefonla şaşkınlık yaşadı. Bankadan verilen bilgiye göre çiftin bankada bulunan 1 milyon Euro ve 660 bin liralık hesapları bloke edilmişti. Aynı süreçte sahip oldukları otomobil ve ev de haczedilmişi. Kısa bir süre sonra evdeki eşyaları da haczedildi. Çift olayın nedenini anlamak için avukatları ile temasa geçti. Yapılan araştırmalar sonrası durum anlaşılmaya başladı.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘BANA BORÇLARI VAR’</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Buna göre Hollandalı çift, 15 Haziran 2005 günü 500 bin Euro’luk bir senedi, borçlarına karşılık, imzalayıp Sami Ü.’ye vermişti. Ü. de ödeme tarihi 15 Kasım 2006 olan bu senedi, daha önce iş yaptığı ve İstanbul’da kuyumculuk yapan Seyit B.’ye borcuna karşılık ciro etmişti. Ancak Hollandalı çift hiç kimseye borçlarının olmadığı, kimseye de senet vermedikleri iddiasında ısrar etti. Teuntje Justine Van Vliet mahkemeye sunduğu belgelerde, senedin imza altına alındığı tarih olan 15 Haziran 2005 günü, ülkesinden Antalya’ya geldiğini evine ise akşama doğru vardığı anlatmaya çalıştı. Anılan günü senet imzalamış olmasının mümkün olmadığını ifade etmeye çalıştı. Sami Ü. verdiği ifadelerde, çiftin kendisine borçlu olduklarını söylerken, Seyit B. ise, çifti tanımadığını, senedi, kendisine borçlu olan Sami Ü.’den aldığını kaydetti.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">HESAPLARA HACİZ</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Seyit B., elindeki senedi 2007 ocak başında işleme koydu. Hollandalı çiftin banka hesapları, tapu kayıtları yanı sıra otomobilleri ve evdeki eşyaları haczedildi. Çift, İstanbul’daki avukatları Ceyhun Barlas aracılığı ile yapılan işlemlere itiraz etti.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘SENET SONRADAN OLUŞTURULDU’</span><br />
	<br />
	&nbsp;Çift Sami Ü. ve Seyit B. hakkında, ‘evrakta sahtecilik’ suçlaması ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık, yürüttüğü soruşturma sonrası ikili hakkında dava açtı. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nde üç yıla yakın süren dava dosyasına 8 ayrı bilirkişi raporu girdi. Adli Tıp Kurumu, Polis Kriminal ve Jandarma Genel Komutanlığı gibi kurumlardan gelen raporların önemli bir bölümü, senedin sonradan oluşturulduğunu ortaya koydu. Söz konusu raporlara göre, senetteki imzalar Hollandalı çifte ait. Ancak, boş kağıtta yer alan imzaların üst kısmı sonradan doldurulmuştu.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">MAHKEME BERAAT VERDİ</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Asliye Ceza Mahkemesi yaptığı yargılamayı Temmuz 2012’de sonlandırdı. Mahkeme her iki sanık hakkında, yeterli delil olmadığı gerekçesiyle beraat kararı &nbsp;verdi. Dosya Yargıtay’a gitti. Yargıtay 11. Ceza Dairesi &nbsp;23 Mayıs 2013 günü, yerel mahkemenin verdiği kararı oybirliği ile bozdu. Dava dosyası yine mahkemesine geldi. Mahkeme üç celse daha ele aldığı dosyasında, daha önce verdiği kararında direndi. 3 Haziran günü yapılan duruşmada sanıklara bir kez daha beraat verildi. Dosya yeniden Yargıtay’a gidecek. Hollandalı çiftin İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde açtığı tespit davası ise sürüyor. Çiftin banka hesapları ve gayrimenkulleri üzerindeki tedbir ise sürüyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sele kapılan 68 yaşındaki adam aranıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/sele-kapilan-68-yasindaki-adam-araniyor/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/sele-kapilan-68-yasindaki-adam-araniyor/</id>
<published><![CDATA[2014-06-30T08:36:38+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-30T08:36:38+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B27D68-81C8B4-35B65D-F6DE78-887B83-67CD2D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Dün gün boyu etkili olan sağanak yağmur, akşam saatlerine doğru Polatlı İlçesi’ne 40 kilometre uzaklıktaki Güreş Mahallesi’nde neden oldu. Çitçilik yapan ve böbrek hastası olduğu öğrenilen Feyyaz Şentürk sel sularına kapılarak kayboldu.</div>
<div>Bugün sabahın erken saatlerinden itibaren AFAD ve Ankara Büyükşehir Belediyesi arama- kurma ekipleri Şentürk’u bulmak için çalışma başlattı. Çalışmalara bölge halkı da destek verdi. Arama çalışmalarına bizzat katılan Polatlı Kaymakamı Gürsoy Osman Bilgin, "Güreş mahallemiz yüksekçe bir tepenin eteğinde bulunuyor. Şiddetli yağış şiddetli bir sele dönüşmüş ve bir kişi sele kapılmıştır. Çok yönlü arama çalışmalarımız devam ediyor" dedi.</div>
<div>Güreş Mahallesi muhtarı Sefa Pekcan ise 10-12 metre yüksekliğinde çok şiddetli selin birden bastırdığını, ne olduğunu anlayamadıklarını belirtti. Feyyaz Şentürk’ü arama çalışmalarının devam ettiğini belirten Muhtar Pekcan, "Bazı ahırlarımız da yıkıldı" dedi.</div>
<div>Öte yandan tarım işçilerine ait 5 çadırın da sele kapıldığı, ancak tarım işçilerinden herhangi birinin zarar görmediği belirtildi. Sel yatağında görülen ceketin ise kayıp Feyyaz Şentürk’e ait olduğu sanılıyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Feyzioğlu boşandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/feyzioglu-bosandi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/feyzioglu-bosandi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-28T20:08:25+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-28T20:08:25+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9C4677-89CF73-BB89CB-CCCE6A-2A871B-546F87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />23 yıllık evli olan Metin ve Birgül Feyzioğlu'nun, 16 ve 21 yaşında iki kızı bulunuyor. 16 yaşındaki kızının velayeti Birgül Feyzioğlu’na verildi.]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Madenciler ilk sahurlarını yaptı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/madenciler-ilk-sahurlarini-yapti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/madenciler-ilk-sahurlarini-yapti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-28T09:36:04+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-28T09:36:04+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_347AE8-4189CA-4B2BBF-F25CD6-3E3D2A-6CEC51.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Zonguldak'ta kömür ocağında çalışan işçiler, yerin metrelerce altında ilk sahurlarını yaptı.</div>
<div>Kilimli ilçesinde bağlı Gelik beldesindeki özel maden ocağı firmasında çalışan işçiler, sahur vakti, ahşap direk ve kalaslardan oluşturdukları sofrada yemek yedi.</div>
<div>Sofralarındaki domates, biber, peynir, konserve ve ekmekten oluşan yiyecekleri, ocak içinde kömürden kararmış elleriyle yiyen işçiler, ezan vaktinin gelmesiyle oruç için niyette bulunup, dua etti.</div>
<div>İşçiler, daha sonra maden ocağındaki mesailerine devam etti.</div>
<div>Madende 6 yıldır çalışan &nbsp;Ramazan Muyan (31), AA muhabirine, madenciliğin dünyanın en zor mesleği olduğunu,ramazan ayında işçilerin sahur ve iftarlarını yerin metrelerce altında yaptıklarını söyledi.</div>
<div>Yer altına alıştıklarını, işin ağırlığına rağmen Allah'ın ramazan ayında kolaylık verdiğini ifade eden Muyan, "Ailemizden uzak, ramazanın ilk sahurunu yapıyoruz. Tüm Müslüman aleminin ramazan ayını kutluyorum. Arkadaşlarımızla sahur yaptık. İnşallah orucumuzu tutacağız. İftarımızı da inşallah ailemizle açacağız. Dışarıda hava sıcak, ocaklar serin. Ramazanın yaz mevsimine gelmesi nedeniyle, sıcak hava insanları zorlayabiliyor. Yaklaşık 6 yıldır Ramazan ayında vardiya dönüşlerinde ya sahur yapıyoruz ya da iftar açıyoruz" diye konuştu.</div>
<div>İşçilerden Ertan Ulusoy (43) da her ramazanda mesai saatlerine göre ya sahur ya da iftar sofralarında mesai arkadaşlarıyla bir araya geldiklerini dile getirdi.</div>
<div>Ailelerinin rızkı için yer altında çalıştıklarını, her türlü zorluğa da göğüs gerdiklerini anlatan Ulusoy, "Hem çalışıyoruz, hem de orucumuzu tutuyoruz. Dışarıda çalışsaydım sıcakta oruç tutmak daha zor olurdu. Yer altı serin olduğu için ramazanın yaz mevsimine geldiği dönemde avantajlıyız" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Madencinin buruk sahuru</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Diğer taraftan, AA muhabirinin sahurda görüştüğü &nbsp;Soma'daki maden faciasından yaralı olarak kurtulan Ahmet Mutluer de daha güvenli olduğunu söyledikleri için 2012'de Soma Kömür İşletmeleri'ne geçtiğini, ilk gittiğinde karşılaştığı çalıştırma ortamının zamanla bozulmaya başladığını söyledi. Son dönemde "kömür" diye diye insanların canının hiçe sayılmaya başladığını savunan Mutluer, "Defalarca yangınlar, göçükler ve ölümler oldu. Bu ölümlerde aynı ocakta başka bir ayakta cenaze oluyor, onu çıkartıyorlar. Haberimiz bile olmuyor. Diğer taraftan yanımıza gelen arkadaşlarımız söylerse o zaman haberimiz oluyordu. Diğer tarafta hiç bir şey olmamış gibi kömür üretmeye devam ediliyordu" dedi.</div>
<div>Mutluer, faciada hayatını kaybedenlerle her zaman ekmeğini paylaştıklarını belirterek, "Yeri geldi suyumuzu, ekmeğimizi paylaştık. Bu olay çok acı. Ramazan'ın ilk gecesini çocuklarım ve eşimle bir şekilde geçiriyoruz. Şehit yakınları şu an nasıl bir acı içindeler, nasıl bir hayat içindeler onu düşünüyorum. Yani rahat değiliz" diye konuştu.</div>
<div>Mutluer'in eşi Zeliha Mutluer de kazayı ilk haber almasının ardından eşini görene kadar rahat edemediğini ifade ederek, "İlk gördüğümde alnımı secdeye koydum. Fakat şimdi eşim sağ-ölü arasında. Hayattan kopmuş durumda" diye konuştu.</div>
<div>Eşinin sigaraya başladığını söyleyen Mutluer, "Ben de ne yapacağımı bilmiyorum. İki tane çocuğum var" dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ünlü modelleri vitrin mankeni sandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-modelleri-vitrin-mankeni-sandi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-modelleri-vitrin-mankeni-sandi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-28T09:02:55+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-28T09:02:55+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_87094E-C5AA41-826702-051198-D0EA2D-BD8FE6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ünlü manken Ece Gürsel ve Miss Model Of The World yarışmasında Türkiye''yi temsil eden Esra Serim, İskenderun''da The Paris Fashion House Moda Evi''nin açılışına katıldı. Belediye Başkanı Seyfi Dingil, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Hakkı Yılmaz, iş adamları ve davetlilerin katılımıyla gerçekleşen açılışta Dingil, kurdeleyi kestikten sonra girdiği mağazada Gürsel ve Serim ile karşılaştı. Bir süre mankenleri izleyen Dingil, şaşkınlığını atarak, 'Öylesine simetrik duruyorsunuz ki sizi vitrin manken zannettim' dedi. Şaşkınlığı gülüşmelere neden olan Başkan Dingil, Gürsel ve Serim ile tokalaşıp özür diledi. Moda evini gezerek işletme sahibi Neslihan ve Mehmet Karadaş çiftinden bilgi alan Dingil, 'Ünlü modacıların tasarım koleksiyonları ile İskenderun''da bir eksiklik daha giderildi. Daha önceleri farklı bir model için şehir dışına çıkardık. Artık buna gerek kalmadı' diye konuştu. Açılışta güzellikleriyle tüm dikkatleri üzerlerine çeken mankenler Ece Gürsel ve Esra Serim, daha sonra mağazanın Sapphire Kır Bahçesi''nde düzenlediği defilede podyuma çıkarak 2014 yılının gelinlik ve abiye modellerini tanıttı.]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Konsoloslukta eşcinsel haftası!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/konsoloslukta-escinsel-haftasi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/konsoloslukta-escinsel-haftasi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-28T08:30:11+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-28T08:30:11+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_84D78F-3128A4-F83F1E-53243E-A01F29-A20BD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>"İstanbul 2014 LGBTİ Onur Haftası” kapsamında, Amerikalı ve Türk LGBTİ (Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) üniversite öğrencileri panelde bir araya gelerek üniversite kampuslerinde ve yurtlarında yaşadıkları deneyimleri ve maruz kaldıkları homofobik davranışları aktardılar.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘İSTANBUL’DA ELA OLDUM’</span><br />
	<br />
	</div>
<div>İstanbul’daki Amerikan Başkonsolosluğu tarafından Tophane’deki Studio X’te düzenlenen panelde, New York University’den Marvin Alfaro, Boğaziçi Üniversitesi’nden Öktem Usumi, İstanbul Üniversitesi’nden Tuğkan Gündoğdu ve Bilgi Üniversitesi’nden Ela Kaçar (Trans) deneyimlerini paylaştı. Kaçar, kendi hikayesini şöyle anlattı: "Samsun’da doğdum, ortaokulda çok kötü şeyler yaşadım, 16 yaşımda anneme açıldım. Daha sonra İstanbul’da Ela oldum. Üniversite hayatıma da Ela kimliğimle başladım, ilk yıllarda çok mutluydum çünkü orada gerçek kimliğimle yani kadın kimliğimle bulunabiliyordum. Ancak birkaç yıl sonra ameliyatla kadın olduğum ortaya çıktıktan sonra arkadaşlarımın bana karşı davranışları değişti. Okulda arkamdan ‘Dönme’ diye bağıranlar vardı. Büyük travma yaşadım. Daha sonra LGBT hareketine katılıp aktivist oldum.”</div>
<div>Amerikan Başkonsolosu Charles Hunter, panelin önemini vurgularken konuya ilişkin hassasiyetini ,"Kişisel bağlantım nedeniyle kendimi mecbur hissettim. Ben geyim ve bunu açıklamaktan çekinmiyorum” sözleriyle anlattı.</div>
<div><br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Damatsız düğün yapan gelin sırra kadem bastı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/damatsiz-dugun-yapan-gelin-sirra-kadem-basti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/damatsiz-dugun-yapan-gelin-sirra-kadem-basti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-27T19:55:35+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-27T19:55:35+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_809355-0A8911-23AD28-52E959-AAE44B-9465C5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Yakın çevresine aradığı vasıflarda eş bulamadığından sık sık yakındığı ileri sürülen İzmit Sabancı Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde coğrafya öğretmeni Özlem Yet, temsili düğün yapıp gelinlik giymeye karar verdi. Özlem Yet, bir grup arkadaşından da destek aldı. Yıllardır hep bir kır düğünü ile evlenmeyi hayal ettiği belirtilen Özlem Yet, İzmit’te Lastik-İş Sendikası’nın sosyal tesislerini kiraladı. Deniz kenarında yeşil alan üzerinde, ikna ettiği ve bazı akrabaları, arkadaşları ile birlikte gelinlik giyerek düğün eğlencesi yaptı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">DAMAT DIŞINDA HERŞEY VAR</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Bir düğünde damat ve nikah memuru dışında olması gereken her ayrıntıyı düşünün Özlem Yet, gelinlik giyip gelin arabasına da bindi. Süslenmiş gelin arabasıyla geldi, davetlilerin oturduğu masaları dolaştı, temsili takılar takıldı. Yakınlarının anlattığına göre Özlem Yet masaları dolaşırken sık sık ağladı.&nbsp;</div>
<div>Damatsız düğün bazı gazetelerde haber olunca Özlem Yet cep telefonunu ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’daki adresini de kapatarak ortadan kayboldu.&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İşaret diliyle nikah</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/isaret-diliyle-nikah/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/isaret-diliyle-nikah/</id>
<published><![CDATA[2014-06-26T13:16:13+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-26T13:16:13+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_51F9B5-BF89B3-4595CE-690E12-8E9EAC-93AEBD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Aileleriyle birlikte&nbsp;Sinop&nbsp;Belediyesi’ne gelen genç çiftin&nbsp;nikahını Belediye Nikah Memuru Mustafa Turan kıydı. Turan’ın genç çifte söylediği nikah akdini, çevirmen Seçkin Demirbaş&nbsp;işaret diliyle
 iki gence anlattı. Gençler yine işaret diliyle, evlilik akdine ’evet’ 
dedi. Daha sonra gelin Esma Türkmen, damadın ayağına basarak düğün 
adetini yerine getirdi.<br />
Bu sırada davetliler ve gençlerin yakınları oldukça neşeli anlar yaşadı. Evlilik cüzdanı Nikah Memuru Mustafa Turan tarafından&nbsp;alkışlarla&nbsp;geline teslim edildi.<br />

]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ömür boyu tedavi görecek</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/omur-boyu-tedavi-gorecek/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/omur-boyu-tedavi-gorecek/</id>
<published><![CDATA[2014-06-26T10:30:35+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-26T10:30:35+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_34E584-DCEB81-2307A5-8E8642-F2A4D8-C29B72.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ağrılarından dolayı yürürken topallayan ünlü şarkıcı, yemek çıkışında yanındakilere tutunarak yürüdü. ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">10 gün boyunca ormanda aç susuz yaşadı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/10-gun-boyunca-ormanda-ac-susuz-yasadi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/10-gun-boyunca-ormanda-ac-susuz-yasadi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-25T10:09:56+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-25T10:09:56+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_45868C-555667-ACBFBF-CEBB98-3F085A-393E8B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Alınan bilgiye göre, psikolojik tedavi gören Ali Ersin, 10 gün önce Alacahırka Mahallesi'ndeki evinden kayboldu. 33 kişilik AFAD ekibi 10 gün boyunca Uludağ'ın eteklerindeki ormanlık alanda onu aradı. Ancak kokuya duyarlı iz takip köpekleriyle arama gerçekleştiren arama kurtarma ekiplerine dün gece İstanbul Yolu üzerindeki Seçköy'den telefon geldi. Bir köylü, yarı çıplak vaziyette gördüğü gence kıyafetlerini verdiğini ancak adres tarif ettiği bu kişinin ormanda kaybolduğunu düşündüğünü aktardı.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">AĞACIN KOVUĞUNDA BULDULAR</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bunun üzerine Başbakanlık Arama Kurtarma ekipleri, Seçköy'ün ormanlık alanında aramaya çıktı. 6 saat süren aramanın sonucunda Ali Ersin'i bir ağacın kovuğunda buldular. Gencin ayaklarının çıplak olduğu, 10 gündür bir şey yemediği için hayli zayıfladığı ortaya çıktı. Kurtarılan genç, Seçköy'e getirildiğinde aile fertleri de çığlık atıp büyük sevinç yaşadılar. Baba Bekir Ersin (52) AFAD ekibine ve oğlunu bulan İsmail Çelik isimli köylüye defalarca teşekkür etti. Dayı Şenol Ersin de yeğeni kontrol amaçlı ambulansa bindirildiğinde onu öptü.</div>
<div>Ali Ersin’i bulan köylü İsmail Çelik, " Ben genci bulduğumda üstünde hiç bir şey yoktu sadece şort vardı yağmur yağıyordu ve yeleğimi çıkartarak ona giydirdim yolu tarif ettim ama yanlışlıkla ormana gitmiş ormanda kaybolmuş daha sonra AFAD ekipleri ile ormana gittik 6 saat sonra bulunduğu yerden sağ salim kurtardık ”dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Erkeklere taş çıkarttılar!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/erkeklere-tas-cikarttilar/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/erkeklere-tas-cikarttilar/</id>
<published><![CDATA[2014-06-24T13:43:45+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-24T13:43:45+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_95A9D0-98831B-C5C472-63CBE0-8BF80B-9C230A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bu yıl 41. yılı kutlanan Uluslar Arası SilifkeKültür Haftası etkinliklerinde yer alan ve&nbsp;</div>
<div>daha önce atış sahası olmadığı için yarışmalara diğer ilçelerde katılmak zorunda kalan Silifkeli atıcılar, Silifke Avcılar ve AtıcılarSpor Kulübü'nün atış sahası yapmasıyla birlikte ilk kez kendi ilçelerinde ev sahipliği yapmış oldu. Silifke Avcılar ve Atıcılar Spor Kulübü Başkanı Süleyman Uğur yaptığı açıklamada, "Yıllardır atıcılarımızın özlemini çektiği atış sahasını eski çöplük mevkiinde tanzim ettik. İlçemizdeki ilk trap ve tek kurşun atış yarışmalarını da Mersin Merkez ve tüm ilçelerin katılımıyla burada gerçekleştirdik." dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Trap ve tek kurşun olmak üzere iki ayrı kategoride düzenlenen yarışmaları Mersin merkez, Silifke, Erdemli, Mezitli, Mut, Gülnar, Aydıncık ilçelerindeki avcılık ve atıcılık kulüplerinden 200 atıcının katılımıyla gerçekleştirdiklerini belirten Uğur, yapılan yarışmalar sonunda tek kurşun atış yarışmasında Mezitli Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Ahmet Ayva birinci, Mut Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Veli Korkmaz ikinci, Gülnar Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Ramazan Köse üçüncü, Silifke Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Kemal Ak dördüncü ve Gülnar Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden M. Ali Hacıkabak beşinci oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">TRAP YARIŞMASINDA SİLİFKE KUPAYI KAÇIRMADI</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Yarışmada Silifke Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Sinan Çevirgen birinci, Mut Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Halil Gümüş ikinci, Mersin Merkez Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübünden Naci Soy üçüncü, Mut Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Zeynel Teke dördüncü, Mut Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Ali Gümüş beşinci oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bayanlar tek kurşun kategorisinde Aydıncık Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Şerife Mandal birinci, Silifke Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden Emine Beyazıt ikinci, Aydıncık Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü'nden ise Hacer Boz üçüncü oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tek kurşun ve trap erkekler yarışma birincilerine sponsor firma Av Malzemeleri Akın Çabuk tarafından birer tüfek hediye edildi. Diğer yarışmacılar ise kupa ve çeşitli hediyeler aldı. Hediye ve kupalar Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tarafından verildi. Başkan Mustafa Turgut, bu yıl ilk kez festival kapsamına alınan bu sporun herkese hayırlı olması dileğinde bulundu. Turgut, yarışlarda bayanları görmekten ayrıca mutlu olduklarını belirterek, bayanları tebrik etti.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İşadamı İzzet Özilhan hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/isadami-izzet-ozilhan-hayatini-kaybetti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/isadami-izzet-ozilhan-hayatini-kaybetti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-22T19:20:48+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-22T19:20:48+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8DD73E-FE46A4-4EAFB6-BF2C56-2E3A07-B303B5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Özilhan’ın cenazesi, Salı günü Batı Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazı sonrasında, Ümraniye Kocatepe mezarlığında bulunan aile kabristanına defnedilecek.</div>
<div>11 Mayıs 1920 tarihinde Kayseri’nin Develi ilçesinde dünyaya gelen Hacı İzzet Özilhan orta öğrenimi bitirdikten sonra, babasının yanında iş hayatına atıldı. 1937 yılında babasının yanında çalışarak başladığı ticaret hayatını, sonralarda İstanbul’a taşıdı.&nbsp;</div>
<div>Ülkemizin önde gelen sanayicilerinden biri olan Hacı İzzet Özilhan, 1950 yılında, kendisi gibi genç bir işadamı olan Kamil Yazıcı ile ortak olarak ticaret ve sanayi şirketlerini kurmaya başladı.</div>
<div>1960’lı yılların sonunda holdingleşme aşamasına gelen gruba, Anadolu insanının girişim gücüne ve başarma azmine olan inancın bir ifadesi olarak Anadolu Grubu adı verildi</div>
<div>1979 yılında, ortağı Kamil Yazıcı ile birlikte kurdukları Anadolu Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı, Türkiye'ye 50’nin üzerinde kalıcı eser kazandırdı.</div>
<div>Hacı İzzet Özilhan, 1997 yılında 9’ncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Devlet Üstün Hizmet madalyası ile ödüllendirildi.</div>
<div>1976-1982 yılları arasında İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevlerini yürüten Hacı İzzet Özilhan’ın, Merhume Hacı Türkan Özilhan ile 61 yıl süren evliliğinden iki çocuğu ve 5 torunu var.</div>
<div>İzzet Özilhan çok uzun yıllardan beri iş dünyasında yer almasına rağmen basına çıkmayı çok sevmiyor. Özilhan, "Basında gerçekleri yazanlar için hiçbir diyeceğim yok. Ama biz grup olarak çok fazla ortada olmayı istemiyoruz. Vergimizi veriyoruz, hukuka uygun hareket ediyoruz ve bu nedenle sansasyonumuz da olmuyor zaten” yorumunu yapmıştı.</div>
<div>Özilhan, son olarak Capital dergisine verdiği röportajda, 5 yaşından beri kesinlikle harçlık almadığını ve çalışarak harçlığını çıkardığını belirterek, "O dönemlerde kayısı çekirdeklerini kırar, içindeki bademleri satarak para kazanırdım” açıklamasını yapmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mumcu Ailesi'nin mutlu günü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/mumcu-ailesi-nin-mutlu-gunu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/mumcu-ailesi-nin-mutlu-gunu/</id>
<published><![CDATA[2014-06-22T10:15:41+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-22T10:15:41+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6717B7-1725E9-AB84AF-38920D-813423-85DA37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Çiftin nikahını Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar kıyarken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İzmir Milletvekili Güldal Mumcu’nun danışmanı Mehmet Açıkten ile Nusret Kaya ve Zeynep Fırat şahitlik yaptı. Kılıçdaroğlu, evlenme cüzdanını geline vererek, "Damat çok heyecanlıydı, gelinin elini tutmuş önden yürüyordu. Bu kadar heyecanlı bir damat görmedim” diyerek çifte mutluluk diledi. Düğüne çok sayıda CHP milletvekili de katıldı. Çift, düğüne katılan bütün konuklar için Balıkesir Kepsut’taki hatıra ormanına ağaç diktirdi ve her konuğa sertifika verdi. &nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Otelde yer bulamayınca mezarlıkta yattı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/otelde-yer-bulamayinca-mezarlikta-yatti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/otelde-yer-bulamayinca-mezarlikta-yatti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-22T09:48:58+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-22T09:48:58+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6F97AC-EF5BF9-2289D8-FBC3B1-285756-6B7FA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Edirne Belediye Başkanlığı'nca organize edilen 653’ncü Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri bu yıl da güreş severleri Edirne’de bir araya getirdi. Yağlı güreş heyecanın başlaması ile binlerce kişi değişik kentlerden Edirne’ye akın etti. Otel, pansiyon, yurtlarda yer kalmayınca, çok sayıda güreş sever, özellikle, Mimar Sinan’ın 'Ustalık eserim' dediği Selimiye Camii bahçesinde, hemen arkasındaki Osmanlı Mezar Taşları Sergi Alanı ve çevresinde sabahlamak zorunda kaldı. Altlarına karton ya da battaniye sererek çimenlerin üzerinde yatan güreş sever sivri sineklerden ve yüksek bilet fiyatlarından yakındı.Manisa’dan güreşleri izlemek için 25 yıldır Edirne’ye geldiğini anlatan Rıza Bulut, şöyle dedi:</div>
<div>"25 yıldır Edirne’ye sadece güreşleri izlemek için geliyorum. Otellerde zaten yer yok. Benim için en iyisi çadırda kalmak. Bana daha keyifli geliyor. Güreş sevgimiz büyük. Güreş izlemek için memleketten Edirne’ye geliyoruz. Soğukta, bazen yağmurda çadırda uyuyoruz. Tek istediğimiz; güreşleri izlemek. Ancak, fiyatları biraz yüksek. Belediyenin 2 gün için bilet fiyatını 150 liradan düşürmesini bekliyoruz."</div>
<div>Selimiye Camii bahçesinde uyuyanlar ise, otellerde yer kalmadığını belirtirken fiyatlarının pahalı olmasından yakındı. Kocaeli’den gelen Ahmet Yılmaz, güreş sevgisi yüzünden tüm güreşleri izlemek için şehir, şehir dolaştığını kaydederek, "Sadece güreş izlemek için bir çok organizasyona gidiyorum. Kırkpınar’a senelerdir geliyorum. Otellerde yer olmadığından bizde arkadaşlarla çadır kurup dışarıda kalıyoruz" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">MEZAR TAŞLARINDA UYUDULAR</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Otellerde yer olmadığı için kendilerine kalacak yer arayan güreş severler Selimiye Camii’nin arkasında bulunan Osmanlı Mezar Taşları Sergi Alanı’nda mezar taşlarının üzerinde uyumak zorunda kaldı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bayramda herkes tatildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bayramda-herkes-tatildi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bayramda-herkes-tatildi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-22T09:13:46+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-22T09:13:46+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B73D1C-DB684A-F5C1F3-1033DE-79E0EB-CBFDD1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Yaklaşık 250 bin kişinin tatillerini tur şirketleri aracalığıyla gerçekleştireceğini ifade eden yetkililer, Ramazan Bayramı’nda tatil yapacak kişi sayısının 1 milyonu geçmesini beklediklerini söyledi. Geçen yıla oranla Ramazan Bayramı için yapılan satışlarda yüzde 55’lik artış yaşandığına vurgu yapan Etstur Yurtiçi Operasyon Direktörü Selim Suat Özbek, 2013’te 11 bin 250 kişiyi Ramazan’da tatile gönderdiklerini, 2014’te ise tatil yapan kişi sayısının 18 bin 750 kişi olmasını beklediklerini belirtti. Özbek, tatilcilerin bayrama yoğun ilgi gösterdiklerinin altını çizdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">TATİLCİ ÇABUK OLMALI</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Geçen yılın aynı dönemine göre talepte yüzde 40’lık bir artış yaşandığını anlatan Jolly Tur Genel Müdürü Figen Erkan da, yurtdışı turlara ilgi çok fazla olduğunu söyledi. Yurtdışı turlarının yüzde 70‘e yakınının dolduğunu kaydeden Erkan, "Yurtiçi ve Kıbrıs’ta ise bayram dönemi için doluluklar &nbsp;yüzde 50’lere ulaştı. Jolly Tur olarak sadece İstanbul, Ankara, İzmir değil, Bursa, Kayseri ve Trabzon’dan da &nbsp;direkt &nbsp;Kıbrıs uçuşları yapıyoruz” dedi. Yurtiçinde Kemer, Bodrum, Marmaris, Çeşme, Side ve Belek’in öncelikli tercih edilen yerler arasında olduğunu söyleyen Erkan, "Yurtdışında İtalya, İspanya, Orta Avrupa ve Balkanlar tercih ediliyor. Kültür turlarında da Karadeniz ve Ege-Akdeniz talep görüyor” dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">SEÇİM BİTTİ TALEP ARTTI</span><br />
	<br />
	</div>
<div>RAMAZAN Bayramı’nda Kıbrıs’ın ilgi gördüğünü ifade eden Mika Tur Genel Müdür Yardımcısı Onur Otruş, "Bu yıl Ramazan Bayramı tatili satışlarında yüzde 45’e varan artış var. Seçimler ve Ramazan’ın ard arda gelmesi, hava şartlarının haziran ortasına kadar kötü olması, bayram için talepleri artırdı” dedi. Coral Travel &amp; ODEON Tours İç Pazar Müdür Vekili Mehmet Kamçı, geçen yıl bayram döneminde 7 bin 500 kişiyi ağırladıklarını, bu yıl sayının 10 bini geçmesini beklediklerini söyledi. Kamçı, "Tur şirketleri ile yurtiçinde seyahat edecek tatilcilerin sayısı 200-250 bini bulacak. Toplamda Ramazan Bayramı’nda 1 milyona yakın turistin hareket halinde olacak” dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"2 senedir ilk kez domates kesiyorum"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/2-senedir-ilk-kez-domates-kesiyorum/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/2-senedir-ilk-kez-domates-kesiyorum/</id>
<published><![CDATA[2014-06-21T09:32:07+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-21T09:32:07+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3D81F1-83CA20-430173-DE7DDE-DFB83E-3A89E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Savcıdan serbest kalıyorsunuz, tutuksuz yargılanıyorsunuz. Mahkeme savunma yaptıktan sonra ‘Mahkemeye gelmenize gerek yok’ diyor. Siz şimdi ne zannedersiniz; beraat edeceğinizi değil mi? Karar açıklanıyor nasıl bir izdiham, içeri giremedim. Bağırış, çağırış, ayılanlar bayılanlar... Bir baktım; biraz sonra Zeki geldi, allak bullak, konuşamıyor. ‘Ceza mı aldım’ dedim, ‘16 yıl’ der demez yığılmışım. ‘Berna kötüsün, eve gidelim’ dedi. Bu arada ‘Kaçtı’ diye televizyonlarda altyazı dönüyormuş. Panik oldum. Bir taraftan valizimi hazırlıyorum, teslim olacağım. Hayatımızın en kabus gecesiydi. Teslim olmadan önce cumartesi günü son kez sahile indik Zeki’yle. Martıları seyrettim, denize baktım. ‘Allahım bu kaç sene sürecek acaba, kaç sene göremeyeceğim denizi’ dedim (ağlıyor).</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">GAZETEDEKİ İLAN</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Mahkemeye ilk gittiğimde ‘Bu kadar komutan arasında benim ne işim var’ dedim. Bir de bunlar terfi edecek insanlar. Bir tasfiye operasyonu olduğunu biliyorduk ama bunu çok ağır şekilde yaşattılar. Tasfiye edeceksen insanları hapse mi atman lazım. Bu insanlara ‘Biz sizi TSK’da istemiyoruz’ deselerdi, hepsi dürüst, şerefli, namuslu insanlar, zaten istenmeyen yerde kalmazlar, emekli olur giderlerdi. Niye orada olduğumu sonra sonra anlamaya başladım. Ben tarih öğretmeniyim, devrim tarihi, Atatürkçülük, siyasi tarih dersi veriyorum. Geçmişi anlatıyorum, geçmişte yaşananların geleceğe ders olması gerektiğini söylüyorum. Atatürkçü subaylar yetiştiriyorum, en büyük suçum bu aslında. Bunu nasıl söyleyeceklerdi? Duyan inanmıyor, arkadaşımın çocukları suçun neydi diyorlar? ‘Yıldız Teknik Üniversitesi’ne el koyacakmışım’ diyorum, gülüyorlar. 10 yaşındaki çocuk gülüyor. Asker olduğum için katiyen pişmanlığım yok. Deselerdi ki asker olursan cezaevine gireceksin, yine asker olurdum. Çocukluğumdan beri çok subay olmak istiyordum ama TSK’ya kadın subay almıyorlardı. Benim girdiğimde yeni yeni başlamıştı. Gazetede’de gördüm ilanı. Babam ‘Zor meslek, bir gireceksin 15 sene ayrılamayacaksın ama öğretmen olsan mesain daha rahat olur, istediğin zaman ayrılırsın’ demişti. &nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">KORKMAM Kİ, ASKERİM</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Bugüne kadar hiç avukatım olmadı. Ne karakol biliyorum, ne polis. Bakırköy’de cezaevi olduğunu bile bilmiyorum. Ceza alan 3 kadın arkadaşla Silivri’ye gideceğimi zannediyorum, aynı koğuşta kalırız diye düşünüyorum. Öğrendik ki Silivri’de kadın cezaevi yokmuş. Ve diğer 2 arkadaşım hâlâ görevde olduğu için zaten onlarla kalamazmışım. Koğuşa kadar valizimle gideceğim zannediyorum. ‘Yok valiz olmaz’ dediler. Yanınıza alacaklarınız sınırlı. Görevlilerin kıyafetleri olduğu için mavi, lacivert ve askeri yeşil kıyafet alamıyorsunuz. 2 tişört, 2 eşofman, 2 pantolon... Önce geçici koğuşa aldılar, tek başıma. ‘Kapınızı üstünüzden kilitleyeceğiz korkmayın’ dediler. Korkmam ki ben askerim. Ertesi gün koğuşa aldılar. 17-18 kişi... Biliyorlarmış bir albayın geleceğini. Hatta ‘Tam asker gibi girdin’ diyorlar, ben tabii nasıl girdiğimin farkında değilim. ‘Merhaba arkadaşlar’ demişim. Ortak alan diyorlar; ben hep oraya gazino dedim. Her sabah 8’de sayım var. ‘Günaydın arkadaşlar’ diyorum, bizde öyledir, mesai başladığında herkes birbirine günaydın der; orada kimse birbirine günaydın demiyor. Bir ‘Kıymet’imiz vardı, ben günaydın arkadaşlar deyince ‘Kıymet bilmem ne, emret komutanım’ diye başlardı (gülüyor). Çok saygı gösterdiler, sağ olsunlar. Bir de yaşça hepsinden büyük olduğum için... Deniz Seki’nin de kaldığı koğuşmuş, A1 memur koğuşu.&nbsp;<br />
	<br />
	<img src="uploads/mayis-14/albay.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">BULAŞIK YIKATMADILAR</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>&nbsp;Geç kalkıyorsunuz çünkü yapacak bir şey yok. Devlet veriyor ama ben peyniri kantinden alıyordum. Sebze meyve günü var. Birlikte kahvaltı ediyorduk. Haftada 300 lira harcama hakkı var. Bana hiç yemek yaptırmadılar, bir kere bile bulaşık yıkatmadılar, haklarını ödeyemem. Yemek geliyor ama bazı şeyleri canınız istiyor tabii. Kantine semaver gelince hemen aldık. Kızartmayı orada yapıyorlardı çünkü patates haşlanmış geliyor. Hayatımda dizi seyretmem, dizi seyrediyordum. Hatta kızlar dalga geçiyorlardı; ‘Maşallah Berna Abla sen de bize döndün, haftanın 5 günü dizi seyrediyorsun’ diye. Stres atıyorsunuz, kafayı dağıtıyorsunuz ne yapacaksınız? Bütün dizileri seyrediyordum ne var ne yok. Özellikle tartışma programlarını çok seyrediyordum. Hele ilk hafta bizi yargılayan medyayı çok seyrettim, medyanın çok günahı var. Özür dilemeleri gerekiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">‘Kahvaltıya geliyorum’ sözümüz telaşlandırdı</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Cezaevinde kaldığı 2 yıl boyunca koğuş arkadaşlarının, kendisine bırakın yemek yaptırmayı, bir bulaşık bile yıkatmadığını belirten Berna Dönmez, bize kendi elleriyle kahvaltı hazırladı. Bir önceki akşam telefonda "Yarın kahvaltıya sizdeyim” deyince "2 yıldır evde yokum, evde kahvaltılık var mı yok mu bilmiyorum” telaşına kapıldı. Söğüşü "2 senedir ilk kez domates kesiyorum” diyerek hazırladı, eşine peçetelerin yerini sorarken "Her şeyin yerini unutmuşum” diye hayıflanıyordu. Kah ağlayıp, kah gülerek verdiği 1.5 saatlik söyleşinin 3’te 1’ini ‘geçmiş olsun’ telefonlarına yanıt vermekle geçirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Benim yerime denize bakar mısın</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Normalde tezcanlıyım, hemen her şey olsun isterim. Bu 2 yılda sabretmeyi öğrendim. Çok az konuşuyordum. İçimden konuştum hep. Anlatmak istediklerimi hep kendimle paylaştım. Kızlarla da sohbet ediyordum ama dünyalar ayrı. Beni en çok sıkıntıya sokan, dışarıda çok güçlü bir insandım, cezaevinde de öyle diyorlardı. Öyle miyim diyordum; demek ki kendimi güçsüz hissediyordum. Benim durumumda olan bir kişi olsaydı yanımda psikolojim çok farklı olurdu. Ortak dünyam yoktu. Hep içimde bir ümit ışığı vardı ama ümitsizliğe kapıldığımda bunu paylaşacağım kimse yoktu. Unutulduğumu hissettim çok. Gökyüzünü bile göremiyorsunuz. Bir avuç gökyüzü görmekti dileğim, toprağa basacağım demiştim henüz basamadım. Bahçedeki kedilerimi çok özledim. Denizi seyretmeyi çok özledim. Zeki’yi çok üzmüşüm, bilseydim söylemezdim. Geçen sene Yeniköy’de ordu evinde bir arkadaşımızın oğlu evlendi. ‘Oraya gideceğim bir şey istiyor musun’ deyince ‘Benim yerime denize bakar mısın’ demiştim. O çok koymuş ona. ‘Bir daha görüşemeden bu dünyadan gideceğiz’ diyorduk. İkimiz de bunu düşünüyormuşuz ama ikimiz de birbirimize söylemiyoruz, ikimiz de birbirimize gececek bugünler diyoruz. Herkes birbirine rol yapıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">ORADA AĞLADIM</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Beni uğurlayışlarını bir görseydiniz. ‘Ağlamayın sakın, ben de ağlarım’ dedim. Tahliye olan çıkınca kapı kapandıktan sonra kapıya vuruyorlar; adet öyle. Kapıya vurdular, ben de el salladım öpücük gönderdik. Koridorun başındayım. Bir baktım bana sesleniyorlar Berna Abla diye, görevliden rica etmişler hepsini çıkartmış; ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz. En büyük asker bizim asker’ diye bağırıyorlar. Orada ağladım.<br />
	<br />
	<span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Hürriyet</span><br />
	<br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bayan Dekanın istifasını YÖK kabul etmedi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bayan-dekanin-istifasini-yok-kabul-etmedi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bayan-dekanin-istifasini-yok-kabul-etmedi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-20T12:15:51+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-20T12:15:51+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_910DF3-CEC312-1026AE-A4229D-8B9116-BD676E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Prof.Dr. Handan G., "Benden istenileni yapıp, istifa edip duruşumu gösterdim. Hak ettiğim itibarı bana geri verdiği için YÖK’e teşekkür ediyorum. Şu an yıllık izindeyim. İznim bittikten sonra kaldığım yerden devam edeceğim. Daha çok çalışıp bu açığı kapatmaya çalışacağım" dedi.&nbsp;</div>
<div>Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Handan G.’nin eşi 55 yaşındaki Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet G., 2 Haziran Pazartesi günü, Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi 42 yaşındaki Doç. Dr. Celalettin Özdemir’i, ilgi duydukları sekreter 35 yaşındaki Asuman S. nedeniyle tartışma sonucu odasında boğazından keserek öldürdü.</div>
<div>Olayın ardından Prof. Dr. Ahmet G., tutuklandı, 'cinayeti iştirak' suçundan gözaltına alınan sekreter Asuman S. de adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.</div>
<div>Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü de taşeron şirketin işçisi olarak çalışan sekreter Asuman S.’nin işine son verdi. Ardından Prof. Dr. Ahmet G.’nin de istifasını istedi. 2012 yılı Haziran ayından itibaren dekanlık görevini sürdüren Prof. Handan G. de, görevinden istifa etti, eşine de boşanma davası açtı. Dekanlık görevine ise Maden Mühendisliği Cevher Hazırlama Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Salih Aydoğan vekaleten atandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">YÖK İSTİFAYI KABUL ETMEDİ&nbsp;</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Prof.Dr. Handan G.’nin dekanlık görevinden istifasını YÖK, kabul etmedi. Yıllık izinde olduğunu ve görevine geri döneceğini belirten Prof. Dr. Handan G., YÖK’e kendisine verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Prof. Dr. Handan G., ”Benden istenileni yapıp, istifa edip, duruşumu gösterdim. Hak ettiğim itibarı bana geri verdiği için YÖK’e teşekkür ediyorum. Şu an yıllık izindeyim. İznim bittikten sonra kaldığım yerden devam edeceğim. Daha çok çalışıp bu açığı kapatmaya çalışacağım.”dedi.&nbsp;</div>
<div>Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, Prof. Dr. Handan G.’nin Mühendislik Fakültesi’ne dekan olarak atanması için YÖK’e kendisinin önerdiğini hatırlatarak, ”İstifa etmesi yönünde kendisine hiçbir baskı yapılmamıştır. Kendi iradesiyle istifa etmiştir. YÖK, istifayı kabul etmemiştir” dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Broşürle oğluna iş arıyor!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/brosurle-ogluna-is-ariyor/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/brosurle-ogluna-is-ariyor/</id>
<published><![CDATA[2014-06-20T08:10:06+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-20T08:10:06+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B33921-64482A-735532-FC8BAC-7227F9-0191CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İzmir’in Karabağlar ilçesinde yaşan 73 yaşındaki Feraset Tosun, oğlunun mürüvveti için broşür bastırdı. Çekingenliği sebebiyle şimdiye dek hiç sevgilisi olmayan 30 yaşındaki oğlu Mehmet Tosun’un artık evlenmesi gerektiğini söyleyen Feraset Tosun, bastırdığı broşürleri sokak sokak gezerek vatandaşlara dağıtıyor. Oğluyla evlenebilecek kadının Müslüman ve fakir bir aileden gelmesi gerektiğini kaydeden Tosun’un bir de gelin adayının ehliyet sahibi olması şartı var. Küçükken geçirdiği hastalık sonucu epilepsi hastası olması nedeniyle oğlunun ehliyet alamadığını dile getiren Tosun, "Oğlumu evlendirmek için çok uğraştım ama evlendiremedim. Bir çok ili, ilçeyi gezdim. Üç ay içerisinde 10 bin 880 kilometre yol katettim. Nasip olmadı. Bize uygun olan gelin adayı ehliyet sahibi olsun. Arabam var ama isterse ona özel araba da alırım. O arabayı kullanacak, oğlum onla gidip gelecek. Yiyecekler içecekler. Maddi olarak durumum iyi. Oğlum malülen emekli. Bin 250 TL maaşı var. Ben ve eşim öldükten sonra maaşlarımız oğlumuza kalacak. Tek sorun Müslüman evladı gelin bulmak. Çok kişi geldi ama anlaşamadık” dedi.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">"ÇEKİNGENLİĞİM NEDENİYLE EVLENEMEDİM”</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Evlenmeyi çok istediğini, uygun gelin için babasının araştırma yaptığını ifade eden Mehmet Tosun da sözlerini şöyle sürdürdü: "Babam baksın, araştırsın, beğensin ben kabul edeceğim. Çekingenliğimden dolayı bugüne kadar evlenemedim. 18 yaşında ehliyet alamayacağımı öğrenince ben de yıkım oluştu. Sonra kendimi toparladım. Tüm yetki babamda. Babam araştırsın, beğensin kabulüm. Hayırlı eş bulup hayırlı evlada sahip olmak ve evliliğimin kalıcı olmasını istiyorum. Ben kıskanç bir Müslümanım, eşimin kapalı olmasını istiyorum.”</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Filelerin güzel kızı evlendi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/filelelirn-guzel-kizi-evlendi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/filelelirn-guzel-kizi-evlendi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T14:22:40+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T14:22:40+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3043B3-03F039-641631-1818B1-75627F-8297EB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzun süredir aşk yaşadığı Kamil Güler’le aile dostlarının katıldığı bir törenle evlenen Neslihan Demir, Instagram hesabından gelinlik giydiği bir fotoğrafını paylaştı. Birçok hayranı Neslihan Demir’i ve Kamil Güler’i tebrik etti. 30 yaşındaki Neslihan Darnel, 2012 Londra Olimpiyatları’nda Türk bayrağını taşımıştı. 1.87 boyundaki Neslihan’ıa takım arkadaşları "Demir leydi Nesli” diye sesleniyor. Neslihan Darnel, 2006 yılında Orkun Darnel ile evlendi. 2013 yılında boşanan çiftin bir kız çocuğu var. Red Hot Chili Peppers’ın bas gitaristi Flea, Filenin Sultanları’nın Londra Olimpiyatları’nda ABD ile oynadığı maçı izledikten sonra twitter hesabına yazdığı "Neslihan, sana ilk görüşte aşık oldum" iletisiyle sosyal medyada tartışılmıştı. O dönem Flea, Neslihan’ın evli ve çocuklu olduğunu hatırlatan Türk takipçilerinden gelen tepkilerden sonra ise geri adım atarak "Tabii ki gerçek bir şey değil, sakin olun" açıklamasını yapmıştı. Bu gelişmeler sonrası Neslihan da İstanbul’daki Red Hot Chili Peppers konserine eşi ile birlikte gitmekten vazgeçmişti. &nbsp; ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Savaştan kaçtı tatlı kralı oldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/savastan-kacti-tatli-krali-oldu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/savastan-kacti-tatli-krali-oldu/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T11:33:35+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T11:33:35+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ED4605-97A831-79FA3F-D3E16D-90AEEC-79C866.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Dükkanında Halep yöresine mahsus 12 çeşit tatlı yapıp satan İhab M. Zamo’nun çeşitleri arasında kuşgözü, kuşdili, Şam tatlısı, bohça tatlısı, kadayıflı şöbiyet, bülbül yuvası, kaymak taş kadayıf ve fıstıklı burma kadayıf bulunuyor. 4 kişilik aile fertleriyle yeni açtıkları dükkanlarında Halep tatlıları imal edip satan İhab M. Zamo, tatlılarına katkı maddesi koymuyor.</div>
<div>Glikoz yerine şeker kullanan Zamo, fıstıklı tatlıları 40 lira, cevizli tatlıları ise 20 liradan satıyor. Tatlılarından bir alanın bir daha geldiğini ifade eden İhab M. Zamo, "Suriye’deki savaştan kaçıp Bursa’ya geldik. 1934 yılından itibaren Suriye’de yapmış olduğumuz tatlı işini Bursa’ya taşıdık. Bu dükkanı açmamız için Bursa halkı çok yardım etti. Halep yöresine mahsus tatlılar bulunuyor. Savaştan kaçtıktan sonra bir yıl hiçbir iş yapmadan bekledik. Savaş biter diye umduk. Baktık savaşın biteceği yok, bir yıl bekledikten sonra ata mesleğimiz tatlı işini yapmaya karar verdik. Bursalı vatandaşlar en çok bohça ve kuşdili tatlılarına rağbet gösteriyor. Fiyatlarımız çok uygun. En yüksek fıstıklı tatlı 40 lira, cevizli tatlıları ise 20 liradan satıyoruz. Ben Uludağ Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler 1. sınıf öğrencisiyim Suriye’de artık savaş bitse de buradan ayrılmayı düşünmüyorum. Bursa’nın havası da, halkı da güzel. İşlerimiz çok iyi” dedi.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çocukların kahramanı hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cocuklarin-kahramani-hayatini-kaybetti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cocuklarin-kahramani-hayatini-kaybetti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T10:42:15+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T10:42:15+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3560E1-BF4B24-63F44B-829E8A-98375F-CBEB04.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Son bir ay boyunca yurtiçi ve yurtdışında çeşitli kongreler nedeniyle yoğun ve yorgun bir dönem geçiren Erşahin, cumartesi günü yüksek ateş, halsizlik şikâyetleriyle İzmir Kent Hastanesi Acil Servisi'ne getirildi. Yoğun bakım servisine alınan Erşahin'in nadir görülen ağır bir akciğer enfeksiyonu geçirdiği saptandı. Öğretim üyesi olduğu Ege Üniversitesi'nden meslektaşlarının da bir şeyler yapabilmek için çırpındığı Erşahin, dün sabaha karşı yaşamını yitirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Çocukların kahramanıydı</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Çocuk beyin cerrahı olarak bugüne kadar pek çok ilke imza atıp, yüzlerce bebek ve çocuğu hayata döndüren Erşahin için bugün saat 12.30’da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Muhitten Erel Amfisi’nde tören düzenlenecek. Erşahin’in cenazesi, törenin ardından Bostanlı Beşikçioğlu Camisi’nde ikindi namazının ardından Soğukkuyu Kabristanı’nda toprağa verilecek.</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Moussa Saw camide uykuya daldı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/moussa-saw-camide-uykuya-daldi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/moussa-saw-camide-uykuya-daldi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T09:52:34+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T09:52:34+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6CCF77-BAEFD9-CF3259-4D378B-ADC2C5-0AE005.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Moussa Sow, tatilini yakın arkadaşı Demba Ba ile geçiriyor.</div>
<div>Chelsea'nin golcüsü Demba Ba, Sow'u camide halıların üzerinde uyurken çekti ve bu fotoğrafı Instagram adresindenpaylaştı.</div>
<div>Demba Ba, "Başka bir yerde olsa yapamam. Camide arkadaşımla uyurken" mesajıyla Sow ile çekildiği bu görüntüsünü paylaştı:</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Madencilerin maaşları yattı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/madencilerin-maaslari-yatti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/madencilerin-maaslari-yatti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T09:49:03+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T09:49:03+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8D7AFF-FBE1C1-6BE075-2A1E78-02D562-B9D65E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Soma’da yaşanan maden faciasında üretimi durdurulan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’da çalışan işçiler paralarını alamadıkları için eylem yaptı.</div>
<div>İşçilerinin oturma eylemi yapmasından sonra maaşların Cuma gününe kadar yatırılacağı açıklandı.</div>
<div>Kırkağaç İlçesi’nde bulunan işçiler dün akşam hesaplarına yatan paralarını aldı.</div>
<div>Maaşlarını alan maden işçileri, çok mutlu olduklarını ve kesintinin olmadığını söyledi. Normalde her ayın 14 veya 15'inde paralarının yattığını belirten işçiler, gecikmeli de olsa maaşlarını aldıkları için mutlu olduklarını belirttiler.</div>
<div>Bazı maden işçileri ise maaşlarını çekerken diğer arkadaşları ise hatıra olması için paraları göstererek fotoğraf çektirdi.</div>
<div>Madenciler, "Çekmiş olduğumuz maaşımızı borçlarımızı kapatacağız" dediler.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nejat İşler'e 5 saatlik operasyon</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nejat-isler-e-5-saatlik-operasyon/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nejat-isler-e-5-saatlik-operasyon/</id>
<published><![CDATA[2014-06-19T09:28:03+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-19T09:28:03+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5291DB-188280-28B860-9127F0-2BCC82-4DB96B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Septik şok nedeniyle 95 gün yoğun bakımda kalan Nejat İşler, bu kez parmak uçlarındaki giderilemeyen sorun nedeniyle hastanede... Ünlü oyuncunun geçtiğimiz gün sağ el parmaklarından operasyon geçirdiği ortaya çıktı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Ameliyat beş saat sürdü</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Doktorlar, yoğun bakım süreci uzayan hastalarda görülebilen bir sorundan dolayı sağ el parmakları moraran İşler’e ameliyat olması gerektiğini söyledi. Sağ el iki parmakta ampütasyon, diğer üç parmakta ise depritman ve greftleme yapılan operasyon beş saat sürdü.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Maçı Ruhani de beğermedi!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/maci-ruhani-de-begermedi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/maci-ruhani-de-begermedi/</id>
<published><![CDATA[2014-06-17T15:25:45+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-17T15:25:45+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5753C5-1BB8DC-D9E25D-A2DD19-DE5421-2E22B6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ülkesinin dünya kupasında Nijerya ile karşılaştığı maçı evinde televizyonda seyretti.</div>
<div>Ruhani, maçı seyrederken İran milli takım tişörtü ve altına eşofman giydiği bir fotoğrafı sosyal paylaşım sitesi Twitter'da paylaştı.</div>
<div>Ruhani paylaştığı fotoğrafın altına, "Bize ilk puanı kazandıran çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Umarım devamı gelir" mesajını yazdı.</div>
<div>Maç keyfi yapan Ruhani'nin çay içtiği ve önünde kuruyemiş ve meyve tabağı olduğu görülüyor.</div>
<div>Ruhani'nin söz konusu fotoğrafı sadece Twitter'daki İngilizce hesabından paylaşması da dikkat çekti.</div>
<div>Brezilya'da oynanan Dünya Kupası'nda Nijerya ile karşı karşıya gelen İran maçtan 0-0 beraberlikle ayrıldı.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kurtarılıncaya kadar fıkra anlattı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kurtarilincaya-kadar-fikra-anlatti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kurtarilincaya-kadar-fikra-anlatti/</id>
<published><![CDATA[2014-06-17T10:27:29+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-17T10:27:29+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67AE7F-517766-8BE314-0A68C2-FB372A-6C3944.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Olay, saat 21.45 sıralarında Selçuklu Mahallesi Buhara Caddesi 
üzerindeki bir hırdavatçı dükkanında meydana geldi.&nbsp;Seyit-Cennet Alkış 
çiftinin iki çocuklarından büyüğü olan Aslı Alkış, 155 Polis İmdat 
Hattı’nı arayarak babasına ait dükkanda kilitli kaldığını ve korktuğunu 
söyledi. Gözyaşları içinde dükkanın adresini tarif eden Alkış, ekiplerin
 gelmesini beklerken telefondaki polislerle konuşmaya devam etti. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">&nbsp;"VERESİYE DEFTERİNDEKİ NUMARALAR ARANDI"</span><br />
<br />
Küçük
 kızı oyalamak için telefonda sohbet eden polisler, daha sonra küçük 
Aslı’nın anlattığı fıkraları dinledi. Bu sırada olay yerine gelen polis 
ekipleri küçük kızın ailesine ulaşmak için Aslı’nın camdan gösterdiği 
veresiye defterindeki telefon numaraları aradı. Baba Seyit Alkış’a 
telefonun kapalı olması nedeniyle ulaşamayan ekipler, sırasıyla defterde
 yazılı olan diğer numaraları aradı. Yaklaşık yarım saat süren telefon 
görüşmelerinin ardından anne Cennet Alkış’a ulaşıldı. Panik halinde olay
 yerine gelen anne Alkış, kendisinde dükkanın anahtarının olmadığını 
söyleyerek kızını sakinleştirmeye çalıştı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"KORNİŞ TAKMAYA GİTMİŞTİM"</span><br />
<br />
Bir
 süre daha bekledikten sonra polis ekipleri olay yerine çilingir 
çağırdı. Ancak bu sırada baba Seyit Alkış dükkana geldi. Baba Alkış, 
aynı mahalledeki bir müşterisinin evine korniş takmaya gittiğini 
belirterek bu durumu kızına açıkladığını söyledi. Aslı Alkış ise, 
babasının gecikmesi nedeniyle korktuğunu belirterek polisten yardım 
istediğini ifade etti. Polisi aramayı öğretmenlerinden öğrendiğini 
belirten Alkış, kendisini kurtaran ekibe teşekkür etti.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Randevu ile ayakkabı boyuyor!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/randevu-ile-ayakkabi-boyuyor/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/randevu-ile-ayakkabi-boyuyor/</id>
<published><![CDATA[2014-06-09T10:47:54+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-06-09T10:47:54+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3D1C64-C5A859-81E170-20A6F1-738BDF-8839CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Caddede şahit olduğu değişimi şöyle anlatıyor:</div>
<div>Bu cadde Sanat Sokağı gibiydi, çok hareketliydi. Hapishane, adliye buradaydı, bütün doktorlar, avukatlar buradaydı. Burası çok işlek bir caddeydi. Sonra buradan çıktılar, cadde bir sakin oldu. Ben dükkânın önünde, sokağın köşesinde oturuyordum, bu kaldırımdan hiç ayrılmadım.</div>
<div>Sigorta için işçi oldu</div>
<div><br />
	</div>
<div>Halk arasında Hacı Vahit olarak bilinen Çetin, ayakkabı boyamaya 15 yaşında başlamış. Boyacılık sayesinde belediyede iş bulmuş. Sürekli ayakkabılarını boyadığı Halil Bey aracıolmuş.</div>
<div>Ayakkabı boyamayı, belediyede işçi olarak çalışmaya başladıktan sonra da bırakmamış. Belediyedeki işi sosyal güvence olarak gördüğünü söylüyor:</div>
<div>Belediye ikinci mesleğimdir. Sakatlık var, ihtiyarlık var, bir sigortam olsun diye belediyeye girdim. O dönem kimse çalışmıyordu belediyede. Sigortası olduğu için belediyede çalıştım.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Ünlülerin boyacıs</span>ı</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çetin’in işe başladığı dönemlerde kentin en ünlü oteli olan Demir Otel de İzzet Paşa Caddesi’nin üzerindeydi. Otelin Çetin’in boya sandığının hemen yanında olması nedeniyle, müşteri listesi de epey renkliydi. Dönemin işadamları, sanatçıları, siyasetçileri Çetin’in müşterileri arasındaydı. Mahmut Kepolu (dönemin AP Diyarbakır milletvekili), Behçet Cantürk, Uğur Dündar, İbrahim Tatlıses, Akın Birdal, Sırrı Sakık, Çetin’in ilk anda hatırladığı isimler. Kimi müşterileri çok para Çetin, bazılarından para almadığını söylüyor:</div>
<div>Mesela Akın Birdal’dan para almadım. Dedim ‘Sen misafirsin, senden para almak olmaz’. &nbsp;Sırrı Sakık, para vermek için çok ısrar etti ama ben almadım. ‘Sen Amed’e gelmişsin, senden hayatta para almam’dedim.</div>
<div>Çetin için bazı müşterilerinin özel önemi var. Mesela &nbsp;dönemin Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana. Çetin, Zana’nın sayesinde belediyede işe girdiğini belirtiyor: "Ondan da para almazdım, çünkü beni işe aldı bana babalık yaptı” diyor.&nbsp;</div>
<div>Çetin’in unutamadığı müşterilerinden biri de, faili meçhul cinayete kurban giden Diyarbakırlı işadamı Behçet Cantürk. Cantürk’ün İtalya’dan aldığı ayakkabılarını sürekli kendisinin boyadığını ifade eden Çetin, Cantürk’ten ‘hatırı sayılır’ miktarda para aldığını anlatıyor. Müşterilerinin verdiği paraları ise sır gibi saklıyor.</div>
<div>Çetin’in, müşterilerini sınıflandırma yöntemi de ilginç:</div>
<div>Yanıma demokrat ta, &nbsp;devrimci de, sağcı da, solcu da gelir. Kim olursa olsun, hepsi benim için aynıdır.</div>
<div><br />
	<span style="font-weight: bold;">'Boya hastası'</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Vahit Çetin, kendisini ‘boya hastası’ olarak tanımlıyor. ‘Benim yanımda ayakkabısını boyatan, bir daha başka yere gitmez” diyen Çetin, &nbsp;bazı müşterilerinin randevu alarak geldiğine dikkat çekiyor: Telefonla arayanlar oluyor. Beni soruyorlar, buradaysam geliyorlar. Bazen olmuyorum, ertesi gün getiriyorlar.&nbsp;</div>
<div>Çetin, haftanın bir gününü emekli olduğu Sur Belediyesine ayırmış. Her hafta Pazartesi belediyeye giden Çetin, başkanlar da dâhil, bütün çalışanların ayakkabılarını boyar.</div>
<div>Çetin'in oğlu da kendi gibi ayakkabı boyacısı. Yaşlanmasına rağmen işi bırakmayı düşünmüyor. Boya sandığı ile 10 çocuk büyüten Çetin, ölene kadar boyacılığa devam etmeye niyetli. "Bir gün gelmezsem anlayın ölmüşüm” diyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Venedik'te parti!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/venedik-te-parti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/venedik-te-parti/</id>
<published><![CDATA[2014-05-31T10:37:44+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-31T10:37:44+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_13DB57-8EC528-F30075-76D436-2B5F8B-0262FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ebru Şallı ve Sinan Akçıl, 20-22 Mayıs tarihleri arasında Venedik’teydi. İkili, "Oceans’s Twelve” filminde Brad Pitt ve Angelina Jolie’nin kaldığı Cipriani Otel’de kalmayı tercih etti. Akçıl’ın 20 Mayıs’taki doğum günü de İtalya’nın bu romantik şehrinde kutlandı. Şallı, sevgilisine sürpriz yapmak için doğum gününe özel pastalı akşam yemeğinin yanı sıra bir de gondol gezisi ayarladı.<br />
<br />
<br />

]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ayrılık haberlerine en doğru yanıt</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ayrilik-haberlerine-en-dogru-yanit/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ayrilik-haberlerine-en-dogru-yanit/</id>
<published><![CDATA[2014-05-30T13:38:50+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-30T13:38:50+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_37F34A-393E36-D9127B-0748A8-645B08-F44497.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div class="galDesc">            Sarıkaya ile Levent trafiğinde objektife takılan Ulusoy, "Yorum yapmayalım, zaten bu fotoğraf yanıt” dedi.


            
	<div class="detailKeywords">                
		<div class="tagsContainer">                    <span class="tagsTitle"> </span>                    
                </div>            </div>        </div>        
            
            
            ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gökdelende takılı kalan paraşütçü kurtarıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gokdelende-takili-kalan-parasutcu-kurtarildi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gokdelende-takili-kalan-parasutcu-kurtarildi/</id>
<published><![CDATA[2014-05-29T22:25:10+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-29T22:25:10+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D79BA6-B7F11A-006145-1C764A-DCB900-176CDC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p>"Probase Dünya Kupası"nın İstanbul ayağında, İstanbul Sapphire'den 
paraşütle atlayan ve&nbsp;orta katlardan birinde asılı kalan&nbsp;paraşütçü, 
itfaiye tarafından elektrikli cam temizleme iskelesi 
kullanılarak&nbsp;kurtarıldı.</p> 
<p>Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 
paraşütçülerin katıldığı "Probase Dünya Kupası"nın&nbsp;İstanbul&nbsp;ayağında, 
paraşütçüler sırasıyla 236 metre yüksekliğe sahip&nbsp;İstanbul&nbsp;Sapphire 
üzerinden atlayış yaptı. 18 ayrı ülkeden 65 lisanslı profesyonel 
paraşütçünün katıldığı yarışmada, sporculardan birinin paraşütü, orta 
katlardan birinin penceresine takıldı.</p> 
<p>Yaklaşık 40 dakika havada 
asılı kalan paraşütçüyü kurtarmak için gelen itfaiye ekipleri, binanın 
elektrikli&nbsp;cam temizleme iskelesi ile paraşütçünün asılı kaldığı kata 
çıktı. İtfaiye ekipleri sporcuyu sağlıklı bir şekilde&nbsp;elektrikli 
iskeleye aldı. Parşütçü daha sonra sağlık kontrolünden geçirilmek üzere 
olay yerinde bekleyen sağlık ekiplerine teslim edildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye'nin en yaşlı askeri hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-nin-en-yasli-askeri-hayatini-kaybetti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-nin-en-yasli-askeri-hayatini-kaybetti/</id>
<published><![CDATA[2014-05-29T20:38:09+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-29T20:38:09+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_81228A-3E0D23-F0E36D-A453EF-C41E45-3B0966.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Engelli gençlerle birlikte askerlik yapan Mümin Özer, hayatının en mutlu gününü yaşadığını söylemişti.<br />
Salı günü 87 yaşında hayatını kaybeden Özer, Osmangazi ilçesinde&nbsp;cenaze&nbsp;namazının kılınmasının ardından son yolculuğuna uğurlandı.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">95 yaşındaki dedenin tam 600 torunu var</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/95-yasindaki-dedenin-tam-600-torunu-var/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/95-yasindaki-dedenin-tam-600-torunu-var/</id>
<published><![CDATA[2014-05-29T12:15:30+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-29T12:15:30+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_62A329-DB060D-94B9A1-80E816-6DCCB9-8F9760.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />En
 büyüğü 70, en küçüğü 25 yaşında 10'u kız olmak üzere 17 çocuğu bulunan 
Kaçkan, çocuklarının çocukları ve onların çocuklarıyla yaklaşık 600 
toruna sahip.İmam
 Kaçkan, yaklaşık 9 yıl önce felç geçirdiğini ve yatalak durumda 
olduğunu söyledi. Hastalığına rağmen haline şükrettiğini anlatan Kaçkan,
 torunlarının ziyaretiyle bütün sıkıntılarını unuttuğunu belirtti.<br />
Şanlıurfa'nın kurtuluş gününde doğduğunu anlatan Kaçkan, şöyle konuştu:<br />
"Mustafa Kemal Atatürk&nbsp;ve&nbsp;Adnan Menderes&nbsp;dönemlerini
 hatırlıyorum. Rahatsızlığım var ancak hafızam yerinde. Tam 3 yıl 
askerlik yaptım. Acemi birliği için önce trenle sonra kamyonla bir 
kısmını da yürüyerek Aydın'a gittim. Askerliğimi Van'da tamamladım. 
Asker arkadaşlarımın ismi hala aklımda."<br />
Kaçkan'ın
 oğlu Yunus Kaçkan ise babalarının çok sabırlı bir insan olduğunu ifade 
etti. Babasının yaklaşık 600 torunu olduğunu vurgulayan Kaçkan, 
"Çoğunluğu Şanlıurfa'da yaşıyor. Birçok torununun çocuğu oldu. Babam en 
büyük sevinci torunlarının ziyaretiyle yaşıyor" dedi.<br />
Torun Hüseyin Gündoğdu da dedesinin rahatsızlanmadan önce gönüllü olarak camide görev yaptığını dile getirdi.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tek düğünde 4 evlilik, 5 sünnet</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tek-dugunde-4-evlilik-5-sunnet/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tek-dugunde-4-evlilik-5-sunnet/</id>
<published><![CDATA[2014-05-05T15:47:30+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-05T15:47:30+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6E4662-D27001-E36138-027B78-013EA3-B8B35C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important">5'i
 kız 17&nbsp;çocuk&nbsp;sahibi Halaf Yıldız, yaşları 21 ile 24 arasında değişen 
oğulları Yusuf, Halit ve Mehmet ile kızı Hatice'yi akrabası olan 
kişilerle evlendirirken, yaşları 1 ile 9 arasında değişen 5 torunu için 
tekdüğün&nbsp;yapma kararı aldı.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important"><span style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px none; font-family: inherit; font-size: 16px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: bold; vertical-align: baseline; color: rgb(153, 51, 0); line-height: 1.5 ! important;">KONUKLAR ŞAŞIRDI</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important">Halaf
 Yıldız'ın daveti üzerine köye gelenler 9 ayrı organizasyonun 
tek&nbsp;düğünde&nbsp;birleştirildiğini öğrenince şaşırdı.&nbsp;Düğüne&nbsp;katılanlardan&nbsp;
	<wbr></wbr>Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç, "Başkanımız tecrübeli bir siyasetçi&nbsp;<span style="margin:0px;padding:0px;border-width:0px 0px 3px;border-bottom-style:double;border-bottom-color:rgb(255,0,0);font-family:inherit;font-size:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:bold;line-height:1.7;vertical-align:baseline;color:rgb(255,0,0)">düğünleri</span>&nbsp;de
 kolayca hepsini böyle bir araya getirip çözmüş oldu. Allah hayırlı 
uğurlu etsin. Başlık parasının kaldırılması için de ayrıca kendisini 
tebrik ediyorum" dedi.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important"><span style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px none; font-family: inherit; font-size: 16px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: bold; vertical-align: baseline; color: rgb(153, 51, 0); line-height: 1.5 ! important;">AKRABALARIYLA EVLENDİ</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important">Arap
 kökenli Halaf Yıldız, yörede en çok sıkıntısı çekilen başlık parası 
uygulamasının kaldırılması noktasında ilk adımı Binicil aşireti olarak 
kendilerinin attığını ifade etti. Başlık parası nedeniyle gençlerin 
evlenemediklerini belirten Yıldız, "Bu uygulama bizim bölgemizden 
kaldırmak için ilk olarak kendi ailemiz ve akrabalarımız arasında bir 
karar aldık. Bunun için tek tek aile reisleri ile yaptığımız görüşmeler 
sonucu sorumlu olduğumuz aileler arasında başlık parasının 
kaldırılmasına karar verdik. Başlık parası uygulamasının kalkmasıyla 
birlikte 3 oğlumu ve 1 kızımı aynı anda evlendirdim. Bölgede 30 ile 50 
bin lira arasında başlık parası isteniyordu, bu herkesi&nbsp;<span style="margin:0px;padding:0px;border-width:0px 0px 3px;border-bottom-style:double;border-bottom-color:rgb(255,0,0);font-family:inherit;font-size:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:bold;line-height:1.7;vertical-align:baseline;color:rgb(255,0,0)">etkiliyordu</span>.
 Uygulamanın kalkmasıyla birlikte ben de 100-150 bin lira başlık parası 
vermekten kurtulmuş olduk. Bu uygulamanın diğer aşiretlere de örnek 
olmasını istiyorum" diye konuştu.</p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important"><span style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px none; font-family: inherit; font-size: 16px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: bold; vertical-align: baseline; color: rgb(153, 51, 0); line-height: 1.5 ! important;">"BAŞLIK YÜZÜNDEN 4 YIL BEKLEDİM"</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important">Kardeşleriyle birlikte aynı törenle evlenerek dünya evine giren 24 yaşındaki Halit Yıldız, amcasının kızı&nbsp;<span style="margin:0px;padding:0px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;line-height:13pt;vertical-align:baseline">olan
 Feride'yi başlık parası yüzünden 4 yıl beklediğini belirterek, "Yıldız 
ailesi olarak 4 kardeş aynı anda evlendik. Bu yüzden çok mutluyuz. 
Başlık parasının kalkmasından dolayı birbirine sevenler şimdiden 
kavuşmaya başladılar. Ben 4 yıldır sevdiğim kızın yolunu bekliyordum. 
Başlık parasının kalkması sonucu akrabam olan sevdiğim kıza kavuştum. 
Çok mutluyum" dedi.</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important"><span style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px none; font-family: inherit; font-size: 16px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: bold; vertical-align: baseline; color: rgb(153, 51, 0); line-height: 1.5 ! important;">"KADINLAR ARTIK MAL GİBİ SATILMIYOR"</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;font-family:sans-serif;font-size:16px;vertical-align:baseline;color:rgb(0,0,0);line-height:1.5!important">Eski
 belediye başkanı Halaf Yıldız'ın oğullarından Yusuf ile evlenen 
akrabası Fatma Yıldız ise başlık parasının kaldırılmasının sevindirici 
olduğunu belirterek, "Başlık parasının kalkması çok iyi oldu. Biz 
kadınlar özellikle mal gibi satılmıyoruz. Bu yüzden oldukça mutluyuz. Bu
 uygulamanın herkese örnek olmasını istiyorum" dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">82 yaşındaki kadın 64 yıl sonra evini görünce...</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/82-yasindaki-kadin-64-yil-sonra-evini-gorunce/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/82-yasindaki-kadin-64-yil-sonra-evini-gorunce/</id>
<published><![CDATA[2014-05-05T15:09:47+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-05-05T15:09:47+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E8FA39-90534D-40B422-F4EBBA-0F2C83-E5A3D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür&nbsp;ve&nbsp;Turizm&nbsp;İl Müdürlüğü&nbsp;binası&nbsp;olarak kullanılanokulunu&nbsp;ziyaretinde&nbsp;Sarı, AA muhabirine&nbsp;duygularınışöyle anlattı:"1939-1945&nbsp;tarihleri&nbsp;arasında şimdiki İl&nbsp;Kültür&nbsp;veTurizm&nbsp;Müdürlüğüne ait&nbsp;binada&nbsp;bulunanilkokulda&nbsp;okudum. Muzaffer isminde biröğretmenim&nbsp;ve Şükran isimli bir&nbsp;arkadaşım&nbsp;vardı.&nbsp;Okulda&nbsp;ip atlar, merdivenlerdeders&nbsp;çalışırdık. Yıllar sonra&nbsp;okulumda&nbsp;bulunmaktan dolayı çok&nbsp;mutlu&nbsp;oldum. Yaşadığım anılarım gözümün önüne geldi. Çok&nbsp;duygulandım."<br />
Doğduğu
 yeri&nbsp;görmek&nbsp;için de Lala&nbsp;Karagöl&nbsp;köyüne gittiğini belirten Sarı, "1932 
yılında bu köyde doğdum.&nbsp;Babam&nbsp;Haçik Bahar, Lala köyünde 
baytarlık&nbsp;yapıyordu. Köyde&nbsp;kısa&nbsp;bir&nbsp;sürekaldıktan sonra ben&nbsp;bebekken&nbsp;ailece&nbsp;İstanbul'a gittik.<br />
Beş yaşımda&nbsp;babamı&nbsp;kaybettikten sonra&nbsp;annem&nbsp;ve 2&nbsp;kardeşimle&nbsp;Sinop'ta bulunan&nbsp;ailebüyüklerimizin&nbsp;yanına&nbsp;döndük.
 Burada yıllarca kaldık. Daha sonra 18 yaşında tekrar İstanbul'a 
taşındık. Bir&nbsp;süre&nbsp;dikiş atölyesinde&nbsp;çalıştım. Evde&nbsp;terzilik&nbsp;yaptım. 
Evlendim, 3 çocuğum ve 5 torunum oldu. 1950 yılında ayrıldığım Sinop'a 
bir daha gelemedim" dedi.<br />
Doğduğu evi&nbsp;görünce&nbsp;çok&nbsp;heyecanlandığını&nbsp;dile getiren Sarı, şöyle&nbsp;devam etti:<br />
"Her şey çok değişmiş. Evimi&nbsp;görünce&nbsp;çok&nbsp;heyecanlandım.
 Doğduğum evde şimdi bir&nbsp;aile&nbsp;oturuyor. Bizim akrabalar da yıllar önce 
göç edince evi onlara bırakmışlar. Onlarla bir&nbsp;süre&nbsp;sohbet ettik ve tüm 
akrabalarımızı tanıdıklarını söylediler. Sinop'ta hiç akrabam kalmadı. 
Yıllardır Sinop'a gelmeyi çok istiyordum ancak bugüne nasip oldu. 
Çok&nbsp;mutluyum, anılarım gözümün önüne geldi. O kadar&nbsp;mutlu&nbsp;oldum 
ki konuşamıyorum."<br />
Kışın
 İstanbul'da kızının&nbsp;yanında, yazın İzmir'de oğlunun&nbsp;yanında&nbsp;kaldığını 
belirten Verjin Sarı, Sinop'a tekrar gelmeyi çok istediğini söyledi.Sarı'nın kızı Arşo Balmumciyan,&nbsp;annesinin&nbsp;doğduğu büyüdüğü yerleri görmenin kendilerini çok&nbsp;mutlu&nbsp;ettiğini,&nbsp;duygulu&nbsp;anlar yaşadıklarını&nbsp;kaydetti.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Babasının heykeli önünde poz verdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/babasinin-heykeli-onunde-poz-verdi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/babasinin-heykeli-onunde-poz-verdi/</id>
<published><![CDATA[2014-04-30T15:03:47+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-04-30T15:03:47+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CB2C11-6572B5-A16B8F-4F990E-F4DADD-037BC7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Törenlere Çanakkale Savaşları'nın en son vefat eden gazisi olan ve 
heykeli 57. Alay Şehitliği'nde bulunan Hüseyin Kaçmaz'ın oğlu emekli 
öğretmen Turgut Kaçmaz'da katıldı. 1990 yılında babasının bir Anzak 
askeriyle verdiği pozu tekrar canlandıran Kaçmaz, Avustralya ve Yeni 
Zelandalı askerlerle babasının heykeli önünde poz verdi. İzcilerle de 
birlikte hatıra fotoğrafı çektiren Kaçmaz, "Babam Balkan, Çanakkale, 
İstiklal Savaşı'na katılan Mustafa Kemal'in askeri. Bu vatan, bu bayrak 
bu millet, bu din uğruna 14 yıl savaştı. Conk bayırında yaralanıp gazi 
oldu. Dumlupınar'da 30 Ağustosta büyük başarı gösterdiği için Atatürk 
tarafından istiklal madalyası verildi. 1994 yılında 104 yaşında vefat 
etti. Dünyanın yaşayan sonuncu Çanakkale Gazisiydi. Gençler bizim için 
vatan da bayrak da namusumuzdur, şerefimizdir" dedi.]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Anzakların torunları gelmeye başladı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/anzaklarin-torunlari-gelmeye-basladi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/anzaklarin-torunlari-gelmeye-basladi/</id>
<published><![CDATA[2014-04-24T15:41:56+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-04-24T15:41:56+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_536074-5D5AD1-6F6BA2-932BBB-5DD17D-3FA65C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atalarını anmak ve 24 Nisan'ı 25 Nisan'a bağlayan gece yapılan çıkarmanın 99. yıl dönümünde düzenlenecek olan Şafak Ayini'ne katılmak üzere gelen Avustralya ve Yeni Zelandalılar, savaş alanları ve mezarlıkları ziyaret etti. Anzaklar, anıt mezarlara çiçek bırakıp dua etti.<br />
Öte yandan Çanakkale'ye gelen Yeni Zelanda Genel Valisi Mateparae de bölgede inceleme yaptı. Genel Vali Mateparae'nin gezisine basın mensupları alınmadı.<br />
Bölgede ziyaretlerini sürdüren Anzak torunları, Çanakkale'de savaşan askerlerinin hikayelerini dinleyerek büyüdüklerini belirterek buraya İngilizler tarafından getirildiklerini söyledi.<br />
<br />
Gelibolu Yarımadası, Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden gelen yerli ziyaretçileri de ağırlıyor. Yurdun dört bir köşesinden gelen vatandaşlar, savaş alanlarını ziyaret ederek şehitler için dua ediyor.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hava kirliliğine bakın nasıl çare buldular</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/hava-kirliligine-bakin-nasil-care-buldular/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/hava-kirliligine-bakin-nasil-care-buldular/</id>
<published><![CDATA[2014-04-20T19:43:45+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-04-20T19:43:45+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_474053-414FD2-2D8A6F-B9400C-A31637-568138.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çin'in Henan eyaletinin merkezi Zhengzhou şehrinde bir seyahat acentası "temiz hava" etkinliği düzenledi. Meydana Laujun Dağı'ndan getirildiği belirtilen temiz hava torbaları asıldı. Çinliler, asılı torbalardan sarkıtılan maskelerden birkaç dakikalığına da olsa "dağ havası” solumak için sıraya girdi.<br />
<br />
Ciddi boyutlara ulaşan hava kirliliği sebebiyle endişeli günler yaşayan halk paketlenmiş dağ havası fikrini benimsemiş görünüyor.<br />

]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">''Açken kavga etmeyin''</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/-acken-kavga-etmeyin-/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/-acken-kavga-etmeyin-/</id>
<published><![CDATA[2014-04-16T19:15:36+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-04-16T19:15:36+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F59277-49CC35-DFBE23-E2D985-DED3AD-1C1190.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Evli
 107 çiftin katıldığı araştırma, gün sonunda kandaki glikoz seviyesinin 
ölçülmesiyle çiftler arasındaki öfke düzeyinin belirlenebileceğini 
gösterdi.
<p style="margin:0px 0px 15px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-style:inherit;font-size:13px;font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;vertical-align:baseline;line-height:19.200000762939453px;color:rgb(0,0,0)"><span style="margin:0px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-weight:inherit;font-style:inherit;font-size:13px;font-family:inherit;vertical-align:baseline"></span>Öfke
 düzeyini belirlemek için araştırmacılar katılımcılara eşlerini temsil 
eden vudu bebek ve 51 toplu iğne verdi. Gün sonunda katılımcılardan 
eşlerine ne kadar öfke duyuyorlarsa o kadar iğneyi vudu bebeğe 
saplamaları istendi. Çiftlerin kahvaltıdan ve yatağa gitmeden önce 
kanlarındaki glikoz seviyesi de ölçüldü. Kan seviyesi ne kadar düşükse 
vudu bebeğe saplanan iğne sayısının o kadar fazla olduğu belirlendi.</p>
<p style="margin:0px 0px 15px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-style:inherit;font-size:13px;font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;vertical-align:baseline;line-height:19.200000762939453px;color:rgb(0,0,0)"><span style="margin:0px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-weight:inherit;font-style:inherit;font-size:13px;font-family:inherit;vertical-align:baseline"></span>21
 günün sonunda katılımcılar ikinci bir teste tabi tutuldu. 
Katılımcılardan bilgisayar ekranında kırmızı işaret göründüğünde mümkün 
olduğunca çabuk bir butona basmaları istendi. Çiftlerden kazanan taraf 
eşini, düzeyine ve süresine kendisinin karar vereceği yüksek sese maruz 
bırakma ''zevkini'' yaşadı. Sonuçlar, glikoz seviyesi düşük olanların 
eşini daha yüksek ve uzun süre gürültüye maruz bıraktığını gösterdi.&nbsp;<span style="background-color:transparent;font-family:inherit;font-size:13px;font-style:inherit;font-weight:inherit;text-align:center">Glikozun
 beynin en önemli ''besleyicisi'' olduğunu belirten Bushman, öfkenin ve 
saldırganlığın kontrol altına alınması için öz denetimin fazla enerji 
gerektirdiğini vurguladı.</span></p>
<p style="margin:0px 0px 15px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-style:inherit;font-size:13px;font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;vertical-align:baseline;line-height:19.200000762939453px;color:rgb(0,0,0)"><span style="margin:0px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-weight:inherit;font-style:inherit;font-size:13px;font-family:inherit;vertical-align:baseline"></span>Bushman,
 ağırlık olarak vücudun yüzde 2'sini oluştursa da beynin yüzde 20 
oranında kalori tükettiğini belirterek, çiftlere ''zor bir tartışmaya'' 
girmeden önce karınlarını doyurma tavsiyesinde bulundu.</p>
<p style="margin:0px 0px 15px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-style:inherit;font-size:13px;font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;vertical-align:baseline;line-height:19.200000762939453px;color:rgb(0,0,0)"><span style="margin:0px;padding:0px;border:0px;outline:rgb(0,0,0);font-weight:inherit;font-style:inherit;font-size:13px;font-family:inherit;vertical-align:baseline"></span>Araştırmanın sonuçları ''PNAS'' dergisinde yayımlandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Boğaz'da erguvan mevsimi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bogaz-da-erguvan-mevsimi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bogaz-da-erguvan-mevsimi/</id>
<published><![CDATA[2014-04-10T21:55:50+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-04-10T21:55:50+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BA5391-5544C5-75C58E-A2B9B1-EE5A0B-30E4F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><span style="margin:0px;padding:0px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;line-height:13pt;vertical-align:baseline"></span>
<p style="vertical-align:baseline;line-height:1.5!important;font-size:16px;font-family:sans-serif;margin:0px;border:0px;padding:0px 0px 20px">Erguvan&nbsp;<a target="_blank" style="margin:0px;padding:0px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;vertical-align:baseline;text-decoration:none;color:rgb(0,88,156)" title="İstanbul" href="http://www.haber7.com/etiket/istanbul">İstanbul</a>&nbsp;Derneği
 Başkanı Hüseyin Emiroğlu, bir tabiat mirası olan erguvanın tarihiyle 
ilgili ilginç bilgiler verdi: "Erguvan, Osmanlı'dan önce de Boğaziçi'nde
 vardı. Bazı Osmanlı padişahları, fermanlar çıkararak, zaman zaman 
eksilen ağaçlar yerine yeni erguvanlar dikilmesini emretmişti."</p>
<p style="vertical-align:baseline;line-height:1.5!important;font-size:16px;font-family:sans-serif;margin:0px;border:0px;padding:0px 0px 20px">İstanbul'daki bazı erguvan ağaçlarının hastalanarak kuruduğuna dikkati çeken Emiroğlu, erguvanların&nbsp;<span style="margin:0px;padding:0px;border-width:0px 0px 3px;border-bottom-style:double;border-bottom-color:rgb(255,0,0);font-family:inherit;font-size:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:bold;line-height:1.7;vertical-align:baseline;color:rgb(255,0,0)">koruma</span>&nbsp;altına
 alınması gerektiğinin altını çizdi: "Bir ağacın yetişmesi 25-30 sene 
alıyor. Bu fidanlar, büyüyünceye kadar zaman geçecek. Var olan ağaç 
mevcudumuzukorumamız&nbsp;lazım. İnşaat sırasında veya yol açarken, ağaçları 
zalimce yok ediyoruz. Yeni ağaçlar dikiliyor ama 50 senede yetişmiş 
ağaçları koruyamazsanız yeni ağaç dikmenizin anlamı yok. İstanbul'da 
binlerce erguvan ağacı var. Erguvan ağaçları, tabiat mirası 
olarakkoruma&nbsp;altına alınmalı."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">5 asırlık camide define bilmecesi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/5-asirlik-camide-define-bilmecesi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/5-asirlik-camide-define-bilmecesi/</id>
<published><![CDATA[2014-03-25T20:09:33+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-25T20:09:33+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AE54D3-4F7955-DD6791-7C2653-CC4E7B-19350B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;vertical-align:baseline"><span style="line-height: 21.8182px; font-family: sans-serif; font-size: 12pt; color: rgb(0, 0, 0);">1514
 yılında başlanıp 4 yılda tamamlanan caminin restorasyon ve çevre 
düzenlemesine 2013'ün 29 Nisan'ında başlandı. Ancak, inşaat yasakları 
nedeniyle çalışma durdurulup, sezon sonu olan 15 Kasım sonrasına 
bırakıldı.</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;vertical-align:baseline"><span style="line-height: 21.8182px; font-family: sans-serif; font-size: 12pt; color: rgb(0, 0, 0);">''MİNBERİN ALTINDA ALTIN''&nbsp;</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;vertical-align:baseline"><span style="line-height: 21.8182px; font-family: sans-serif; font-size: 12pt; color: rgb(0, 0, 0);">Çalışmalar
 sürerken tarihi caminin restorasyonunda çalışan 5 işçi, iddiaya göre 
geçen 25 Şubat'ta ortadan kayboldu. Kısa sürede halk arasında işçilerin 
define bulup, ortadan kaybolduğu söylentileri yayılmaya başlandı.</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;vertical-align:baseline"><span style="line-height: 21.8182px; font-family: sans-serif; font-size: 12pt; color: rgb(0, 0, 0);">25
 yıllık turizmci Özay Akdoğan, "Dedelerimizden bize aktarılana göre cami
 yapılırken eğer minare yıkılırsa yeniden yaptırılsın diye minberin 
altına bir miktar altın saklanmış. İşçiler aniden ortadan kaybolunca bu 
definenin bulunduğu düşünüldü."</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;vertical-align:baseline"><span style="line-height: 21.8182px; font-family: sans-serif; font-size: 12pt; color: rgb(0, 0, 0);">YETKİLİLER NE DİYOR?</span></p>
<p style="margin:0px;padding:0px 0px 20px;border:0px;vertical-align:baseline"><span style="line-height: 21.8182px; font-family: sans-serif; font-size: 12pt; color: rgb(0, 0, 0);">Vakıflar
 Müdürlüğü, "5 işçi de akraba. İçlerinden birinin yakını vefat ettiği 
için hepsine birden izin verildi. Çalışmalara önümüzdeki günlerde 
başlanacak" diyerek açıklama yaptı.</span></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İki sınır arasında kalan 'kimliksiz yaşamlar'</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/iki-sinir-arasinda-kalan-kimliksiz-yasamlar-/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/iki-sinir-arasinda-kalan-kimliksiz-yasamlar-/</id>
<published><![CDATA[2014-03-23T19:06:30+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-23T19:06:30+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8BF0DA-EF9BA9-C8B8B1-601671-B41F0D-2ADAAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><br />

<object width="640" height="360" data="http://www.bbc.co.uk/emp/worldwide/player.swf" type="application/x-shockwave-flash">
            
	
<param name="movie" value="http://www.bbc.co.uk/emp/worldwide/player.swf" />
            
	
<param name="quality" value="high" />
            
	
<param name="wmode" value="default" />
            
	
<param name="allowFullScreen" value="true" />
            
	
<param name="allowScriptAccess" value="always" />
            
	
<param name="flashvars" value="playlist=http://www.bbc.co.uk/turkce/meta/dps/2014/03/emp/140317_vid_rehber_ahmedo.emp.xml&amp;config=http://www.bbc.co.uk/worldservice/scripts/core/2/emp_jsapi_config.xml?562&amp;config_settings_showPopoutButton=true&amp;relatedLinksCarousel=true&amp;embedPageUrl=http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/03/140317_rehber_ahmedo.shtml&amp;domId=emp-30796900&amp;showShareButton=true&amp;embedReferer=&amp;config_settings_showFooter=false&amp;config_settings_displayMode=standard&amp;messagesFileUrl=http://www.bbc.co.uk/worldservice/emp/3/vocab/tr.xml&amp;config_settings_autoPlay=false&amp;config.plugins.fmtjLiveStats.pageType=t2_eav2_Started&amp;mediatorHref=http://open.live.bbc.co.uk/mediaselector/5/select/version/2.0/mediaset/journalism-pc/transferformat/plain/vpid/{id}&amp;uxHighlightColour=0xff0000&amp;config_settings_language=tr&amp;config_settings_autoPlay=false" />        
            
	<embed src="http://www.bbc.co.uk/emp/worldwide/player.swf" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" flashvars="playlist=playlist=http://www.bbc.co.uk/turkce/meta/dps/2014/03/emp/140317_vid_rehber_ahmedo.emp.xml&amp;config=http://www.bbc.co.uk/worldservice/scripts/core/2/emp_jsapi_config.xml?562&amp;config_settings_showPopoutButton=true&amp;relatedLinksCarousel=true&amp;embedPageUrl=http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/03/140317_rehber_ahmedo.shtml&amp;domId=emp-30796900&amp;showShareButton=true&amp;embedReferer=&amp;config_settings_showFooter=false&amp;config_settings_displayMode=standard&amp;messagesFileUrl=http://www.bbc.co.uk/worldservice/emp/3/vocab/tr.xml&amp;config_settings_autoPlay=false&amp;config.plugins.fmtjLiveStats.pageType=t2_eav2_Started&amp;mediatorHref=http://open.live.bbc.co.uk/mediaselector/5/select/version/2.0/mediaset/journalism-pc/transferformat/plain/vpid/{id}&amp;uxHighlightColour=0xff0000&amp;config_settings_language=tr&amp;config_settings_autoPlay=false" height="360" width="640"></object><br />

<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Köylerin, kasabaların içinden geçen sınır çizgisi Kürt Aşiretlerinin sınırın iki yakasında kalmasına neden olur.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px"><span style="font-size:14px"><br />
		Bu isimlendirme, aileleri parçalayan sınır hattına Kürtlerin alışamadıklarının göstergelerinden biridir.</span>Ancak
 bu duruma alışamayan Kürtler sınırın Türkiye tarafına ‘serxet’ (hattın 
üstü), Suriye tarafına ise ‘bınxet’ (hattın altı) demekte gecikmezler.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Parçalanan
 aileler, sınır boyunca çekilen teller ve döşenen mayın tarlalarını 
aşarak ilişkilerini sürdürmeye devam ettiler. Ziyaretler, evlilikler ve 
ticaret "yasadışı" yollarla günümüze kadar devam etti. Bu süre içinde 
onlarca insan yaşamını kaybetti, sakat kaldı.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Suriye'de başlayan iç savaş, Türkiye ile Suriye arasındaki sınıra başka bir anlam yükledi.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Suriye
 sınırları içinde yaşayan Kürtler, iç savaşı ve koca bir hayatı 
bırakarak akrabalarına sığındı. Bu kaçak geçişler sırasında mayına 
basarak ya da askerler tarafından vurularak hayatını kaybedenler de 
oldu, zorlu yolculuğu tamamlayıp akrabalarının yanında iş güç sahibi 
olanlar da...</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Bu yasak geçişler, sınırı iyi tanıyanlar için geçim kapısı da açmış.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Sınır geçenlere rehberlik edenler bunun karşılığında belli bir ücret alıyor.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Reber (rehber) Ahmedo henüz 13 yaşında.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Şenyurt'ta
 herkesin tanıdığı ve sevdiği Ahmedo Dırbesiyeli. Rehberlik yaparken 
korkmadığını söylese de çok sayıda tehlikeyle karşılaşmış.</p>
<div style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:1em;line-height:16px;display:inline;clear:both">
	<div style="font-size:1em;width:304px;float:right;margin-left:16px;margin-top:12px;clear:right"></div></div>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">6 kardeş olduklarını söyleyen Ahmedo, 9 yıl önce trafik kazasında kaybetmiş babasını.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Ailesine
 yardımcı olmak için rehberlik yapmaya başlamış. Yakalanıp dayak yediği 
de olmuş Ahmedo'nun tehlikeli anlar atlattığı da ama rehberlikten 
vazgeçmeye niyeti yok.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">"Okula
 gitmiyor musun?” soruma, "Dırbesiye'de 3’üncü sınıfa kadar okudum. 
Burada da gitmek istiyorum ama kimliğim yok" cevabını veriyor.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">İki sınır arasında kimliksiz yaşamlar diye geçiriyorum içimden.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Savaşın en çirkin yüzüne de tanıklık etmiş Ahmedo, kafası kesilen 
insanlar diye başlıyor cümleye; "Çok kötü şeyler gördüm, insanların 
kafaları kesilmişti, köpekler üstündeydi" deyip susuyor.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Sınırı neredeyse her gün "kaçak" yollarla geçiyor Ahmedo; "Bazen günde bir bazen de dört sefer geçiyorum karşıya" diyor.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Suriye'deki iç savaş nedeniyle Şenyurt Sınır Kapısı en hareketli 
zamanını yaşıyor. Suriye'de sular duruluncaya kadar sınırdan yasadışı 
geçişler devam edecek ve Reber Ahmedo gibi savaş mağduru çocukların 
hikâyeleri anlatılacak.</p>
<p style="color:rgb(51,51,51);font-family:arial,verdana,sans-serif;font-size:14px;line-height:20px;margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px">Biz oradan ayrılırken kim bilir Ahmedo bugün kaçıncı "kaçak" yolculuğuna çıkacaktı...</p><br />
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yürüyerek Türkiye'ye geldi, Müslüman oldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yuruyerek-turkiye-ye-geldi-musluman-oldu/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yuruyerek-turkiye-ye-geldi-musluman-oldu/</id>
<published><![CDATA[2014-03-14T23:05:17+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-14T23:05:17+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CFC5CF-7581D1-44D4D9-9D2A6A-06AE01-59AE7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><br style="font-size:16px" />
"Kardeşimizi bu kararından dolayı tebrik 
ediyorum" diyen Şahin, "Allah'ın gösterdiği doğru yolda yaşamasını 
arzuluyorum. Öbür alemde Müslümanlarla birlikte cennette olmasını 
diliyorum" şeklinde konuştu.<br style="font-size:16px" />
<br style="font-size:16px" />
Fransız Dupas ise&nbsp;Avrupa&nbsp;üzerinden yürüyerek geldiği&nbsp;<a target="_blank" style="margin:0px;padding:0px;border:0px;font-family:inherit;font-size:16px;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;vertical-align:baseline;text-decoration:none;color:rgb(0,88,156)" title="Türkiye" href="http://www.haber7.com/etiket/t%C3%BCrkiye">Türkiye</a>'de insanların kendisine çok yardımcı olduğunu, Türk insanının sevecenliği ve samimiyetini diğer ülkelerde görmediğini anlattı.<br style="font-size:16px" />
<br style="font-size:16px" />
Yolculuğu sırasında hiçbir korku ve endişe 
taşımadığını vurgulayan Dupas, "Eğer bu yolculuk esnasında başıma bir 
şey gelirse bunun olması gerektiğini, ölürsem de ölmem gerektiğine 
inanıyorum. Hedefim, Türkiye'de önce Şanlıurfa'yı görmek, oradan da 
Suudi Arabistan'a giderek hac yapmak" ifadesini kullandı.<br style="font-size:16px" />
<br style="font-size:16px" />
Dupas, daha sonra İlçe Müftüsü Şahin ve şahitler huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu.<br style="font-size:16px" />
<br style="font-size:16px" />
Şahin, "Süleyman" ismini alan Dupas'a resmi ihtida belgesi verdi, İngilizce Kuran'ı Kerim hediye etti.]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Malezya'da çizgi romana 'Allah' yasağı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/malezya-da-cizgi-romana-allah-yasagi/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/malezya-da-cizgi-romana-allah-yasagi/</id>
<published><![CDATA[2014-03-10T16:13:54+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-10T16:13:54+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AAFF04-C689F2-088298-FE8FCB-575439-8327DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<p style="margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px;font-size:14px;line-height:20px">Malezya
 İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı yazılı açıklamada Ultraman'in 
Malezya'da çıkardığı Ultra Power dergisinin kamu güvenliğini ve toplumun
 ahlaki değerlerini tehdit edebilecek unsurlar içerdiği kaydedildi.</p><span style="font-size:14px">Hükümet
 Allah kelimesinin başkaları tarafından kullanılmasının, Müslümanlarda 
kafa karışıklığı yaratabileceği gerekçesiyle bu kelimenin sadece 
Müslümanlar tarafından kullanılması gerektiğini savunuyor.</span>Açıklamada
 Ultraman'in bir çok çocuğu etkilediği ve baş karakter Ultraman Kral'ı 
Allah diye tanımlamanın özellikle de "Müslüman çocukların kafasını 
karıştıracağı ve dini inançlarına zarar vereceği" ifadesi kullanıldı.
<p style="margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px;font-size:14px;line-height:20px">Malezya'nın 30 milyon nüfusunun yüzde 60'ını Müslümanlar, yüzde 9'unu ise Hristiyanlar oluşturuyor.</p>
<p style="margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px;font-size:14px;line-height:20px">Canavarlarla mücadele eden Japon çizgi roman kahramanı Ultraman ilk olarak 1960'larda televizyonda gösterilmeye başlanmıştı.</p>
<p style="margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px;font-size:14px;line-height:20px">Malezya'da
 yasaklamaya ise Ultraman'ın "Bütün ultra kahramanların Allah'ı ya da 
İhtiyar'ı olarak görülüp, saygıyla anılır" diye tarif edilmesi yol açtı.</p>
<p style="margin:0px 0px 3px;padding:5px 0px 0px;font-size:14px;line-height:20px">Malezya
 İçişleri Bakanlığı Ultraman'ın tamamen yasaklanmadığını, sadece bu 
sayısının engellendiğini, bu sayıyı dağıtan kişilerin üç yıla kadar 
hapisle cezalandırılabileceklerini söyledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Konya'da inşaattan düşen işçi hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/konya-da-insaattan-dusen-isci-hayatini-kaybetti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/konya-da-insaattan-dusen-isci-hayatini-kaybetti/</id>
<published><![CDATA[2014-03-09T18:01:25+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-09T18:01:25+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D029C3-C1EFFC-A6A2C1-3AD072-2A9BAD-9D86B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konya'da çalıştığı inşaattan düşen işçi, yaşamını yitirdi.<br />
<br />
Alınan bilgiye göre, merkez Meram ilçesi Çaybaşı Mahallesi'ndeki bir inşaatta kalıp ustası olarak çalışan Murat Akdoğan (26), 12'nci katta iken dengesini kaybederek düştü.<br />
<br />
Akdoğan, olay yerinde hayatını kaybetti. Olay yerine gelen Akdoğan'ın yakınları, sinir krizi geçirdi. Akdoğan'ın cenazesi, yapılan incelemenin ardından Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. <br />
<br />
Kısa süre önce çalışmak için Van'dan ailesiyle Konya'ya geldiği öğrenilen Akdoğan'ın 1,5 aylık çocuğu olduğu öğrenildi.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İnşaat halindeki caminin kubbesi çöktü: 3 yaralı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/insaat-halindeki-caminin-kubbesi-coktu-3-yarali/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/insaat-halindeki-caminin-kubbesi-coktu-3-yarali/</id>
<published><![CDATA[2014-03-09T17:42:11+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-09T17:42:11+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F1C8AA-F28A3C-4C8229-75C859-D25E7F-91668E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amasya'da inşaat halindeki Hazreti Ömer Camisi'nin kubbesinin çökmesi nedeniyle 3 işçi yaralandı.<br />
<br />
Şeyhcui Mahallesi'nde yapımı süren caminin inşaat çalışmaları sırasında, betonu dökülen iki kubbeden biri, yağmurun da etkisiyle çöktü. Kubbede bulunan işçiler, yaklaşık 15 metre yüksekten düştü.<br />
<br />
Yaralanan işçiler Celal Keten, Halil Öztürk ve Yusuf Kaya, ambulanslarla Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.<br />
<br />
Olay yerinde güvenlik önlemi alan emniyet güçleri, toplanan vatandaşları cami çevresinde uzaklaştırdı. <br />
<br />
Şeyhcui Mahallesi muhtarı Mustafa Karaman, gazetecilere yaptığı açıklamada, işçilerin beton dökümü sonrasında kubbenin, yağmurun da etkisiyle ağırlaşarak çöktüğünü söyledi.<br />
<br />
Karaman, yaralanan 3 işçinin durumlarının ağır olmadığını kaydetti.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bedensel engellilerin tekerlekli sandalye sevinci</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/edensel-engellilerin-tekerlekli-sandalye-sevinci/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/edensel-engellilerin-tekerlekli-sandalye-sevinci/</id>
<published><![CDATA[2014-03-09T17:15:42+04:00]]></published>
<updated><![CDATA[2014-03-09T17:15:42+04:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_15B236-A864E9-84E9BA-156F63-1FC1A8-4DFA43.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mavi kapak kampanyası kapsamında temin edilen 4 tekerlekli sandalye, ihtiyaç sahibi engellilere dağıtıldı.<br />
<br />
Köroğlu Engel-Siz Sosyal Yarımlaşma ve Dayanışma Derneğince toplanan kapaklarla alınan tekerlekli sandalyeler, dernek yetkililerince ihtiyaç sahibi engellilerin evlerine teslim edildi.<br />
<br />
Yumrukaya köyünde yaşayan bedensel ve zihinsel engelli Mustafa Fidan (38) da yıllardır beklediği tekerlekli sandalyeye kavuştu.<br />
<br />
Dernek Başkanı Şeyda Ay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 350 kilogram mavi kapağa bir tekerlekli sandalye aldıklarını söyledi.<br />
<br />
"Birer birer toplanan bu kapaklar, mucize gibi, hemen alınan bir şey değil" diyen Ay, "Bu kampanya emek karşılığında devam ediyor. Bütün halkımıza teşekkür ediyoruz. Bize destek oluyorlar, daha fazla desteklerini bekliyoruz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Ay, kentte 4 binden fazla engelli bulunduğunu sözlerine ekledi.<br />
<br />
Oğlu için tekerlekli sandalyeyi teslim alan Nadiye Fidan ise dünyanın en güzel hediyesinin kendisine verildiğini kaydederek, "Derneğe çok teşekkür ediyorum. Allahımıza çok şükür, tekerlekli sandalyemiz oldu. Oğlumu 35 yıldır sırtımda gezdiriyorum" ifadesini kullandı.]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>