<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/modules/blog/atom.php?cid=22" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-22</id>
<title type="text">Birleşik Basın</title>
<link href="https://birlesikbasin.com" />
<generator>Birleşik Basın</generator>
<updated>2026-10-16T17:12:14+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">İtalya ve İspanya arasında sınır geriliminde yumuşama sinyali</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/italya-ve-ispanya-arasinda-sinir-geriliminde-yumusama-sinyali-8494/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/italya-ve-ispanya-arasinda-sinir-geriliminde-yumusama-sinyali-8494/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T17:12:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T17:12:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FE2FFB-7795FB-968301-DB85B1-EB5103-69587D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İtalya, İspanya'dan gelenlere yönelik geçici sınır kontrollerini cuma günü yalnızca yedi gün daha uzattı. Bu karar, göç konusunda haftalardır süren gerilimin ardından Roma ile Madrid arasındaki ilişkilerde yumuşama işareti olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p>Bir diplomatın Euronews'e verdiği bilgiye göre karar, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in Brüksel'deki AB zirvesi marjında gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından alındı.</p><p></p><p>Sınır kontrolleri, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya yaklaşık 90 bin düzensiz göçmenin ulaşmasının ardından 1 Ağustos'ta bir aylığına başlatılmıştı. İtalyan hükümeti daha sonra kontrolleri üç ayrı seferde 15'er gün uzatarak İspanya ile serbest dolaşım kurallarını fiilen askıya aldı.</p><p></p><p>İspanya da kontrolleri gerekçesiz bulduğu için misilleme olarak karşılıklı bir önlem uygulamaya koydu ve bu uygulamayı her seferinde uzattı. İspanya'nın son uzatma kararının 22 Ekim'de sona ermesi bekleniyordu. Böylece iki ülkenin uygulamaları aynı tarihte sona erecek şekilde uyumlu hale geldi. İtalyan ve İspanyol diplomatik kaynaklara göre iki ülkenin içişleri bakanlarının gelecek hafta alternatif önlemler üzerinde çalışması bekleniyor.</p><p></p><p>İki ülkenin kara sınırı bulunmadığından, rastgele kontroller şu anda havaalanları ve limanlarda gerçekleştiriliyor.</p><p></p><p>İtalya İçişleri Bakanı'nın verdiği bilgiye göre, sınır kontrollerinin ilk ayında yaklaşık 500 bin kişi denetlendi. Aralarında sekiz Fas vatandaşının da bulunduğu 31 kişinin ülkeye girişine izin verilmedi. Ancak Bakan, bu kişilerin Ceuta'ya yönelik yoğun göç hareketi sırasında İspanya'ya girip girmediğine ilişkin bilgi vermedi.</p><p></p><p>İspanyol hükümetine göre Ceuta'dan İspanya ana karasına düzensiz göçmen geçişi yaşanmadı.</p><p></p><p>Merkez sağ bir hükümete liderlik eden Meloni ile merkez solun temsilcisi Sánchez, göç politikası konusunda birçok kez karşı karşıya geldi.</p><p></p><p>İki liderin, göçün yeniden AB liderlerinin gündeminde yer aldığı cuma günkü Avrupa zirvesinde de farklı pozisyonlarda bulunması bekleniyor. Konuya ilişkin stratejik bir görüşmenin öğle yemeği sırasında yapılması planlanıyor.</p><p></p><p>Görüşülecek konular arasında İspanya'nın yaklaşık 600 bin belgesiz göçmeni yasal statüye kavuşturma planı da bulunuyor. Bazı ülkeler, bu adımın AB genelinde domino etkisi yaratabileceğinden ve daha fazla düzensiz göçmeni Avrupa'ya çekebilecek bir “çekim faktörü” işlevi görebileceğinden endişe ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD yönetimi İran'a yönelik yeni yaptırımlar açıkladı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abd-yonetimi-irana-yonelik-yeni-yaptirimlar-acikladi-1882/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abd-yonetimi-irana-yonelik-yeni-yaptirimlar-acikladi-1882/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T08:15:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T08:15:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C4A2F5-F65A9C-B9AD42-0D2575-35DA06-5AD51A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Ekonomik Dışlama Operasyonu" kapsamında İran'ın uluslararası finans sistemine "sızma" girişimlerinin hedef alındığı, yaptırımların İran'a finansal aracılık hizmetleri ve ABD dolarına erişim sağladığı belirtilen, Irak merkezli International Development Bank for Investment and Finance (IDB) bankasını da kapsadığı belirtildi.</p><p></p><p>Açıklamada, IDB'nin İran ekonomisinin finans sektöründe faaliyet göstermesi gerekçesiyle yaptırım listesine alındığı kaydedildi.</p><p></p><p>İran'ın petrol satışlarından elde ettiği gelirleri ülkeye geri aktarmak için kullandığı finansal ağların da hedef alındığı açıklamada, Tahran yönetiminin ABD yaptırımlarına tabi olması nedeniyle gelir elde etmek ve yurt dışına para transfer etmek amacıyla birden fazla ülkede faaliyet gösteren gölge bankacılık ağlarından yararlandığı belirtildi.</p><p></p><p>Açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığının da eş zamanlı olarak Küba merkezli Banco Internacional de Comercio S.A. (BICSA) bankasını, Küba ekonomisinin finansal hizmetler sektöründe faaliyet göstermesi veya geçmişte bu sektörde faaliyet göstermiş olması gerekçesiyle yaptırım kapsamına aldığı ifade edildi.</p><p></p><p>Bakanlığın açıklamasında, BICSA'nın en az 2022'den bu yana yaptırım uygulanan İran merkezli Karafarin Bank'a hizmet sağladığı kaydedildi.</p><p></p><p>Öte yandan ABD Hazine Bakanlığından yapılan başka bir açıklamada, Mali Suçları Önleme Ağının (FinCEN) finans kuruluşlarından İran rejiminin dini yardım ağlarının olası istismarına ilişkin şüpheli işlemleri bildirmelerini isteyen bir uyarı yayımladığı belirtildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Japonya'da nükleer santralde radyoaktif sızıntı: Reaktör kapanıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/japonyada-nukleer-santralde-radyoaktif-sizinti-reaktor-kapaniyor-1257/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/japonyada-nukleer-santralde-radyoaktif-sizinti-reaktor-kapaniyor-1257/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T08:09:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T08:09:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5BB52C-6C25FF-BA233B-B817BA-CEC7C4-EDE7AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Japonya'da nükleer santralde radyoaktif sızıntı tespit edilmesi üzerine bir reaktörün faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildi. Miyagi eyaletindeki Onagawa Nükleer Santrali'nin 2 numaralı reaktöründe, radyoaktif madde içeren su sızıntısı belirlendi. Santralin işletmecisi Tohoku Electric Power Co., arızanın giderilmesi amacıyla reaktörün geçici olarak kapatılacağını duyurdu.</p><p></p><p>Japon haber ajansı Kyodo'nun aktardığına göre, reaktördeki arızanın saatte yaklaşık 200 litre su sızıntısına yol açtığı tahmin ediliyor. Yapılan incelemelerde sızan suda az miktarda radyoaktif madde tespit edilirken, santralin çevresinde anormal radyasyon seviyesine rastlanmadığı bildirildi.</p><p></p><p>Şirket, arızalı parçaların incelenmesi ve değiştirilmesi için reaktörün faaliyetlerine ara verileceğini açıkladı. İnceleme, onarım ve yeniden devreye alma hazırlıklarının yaklaşık 10 gün sürmesi bekleniyor.</p><p></p><p><b>Onagawa Nükleer Santrali'nde radyoaktif sızıntı nasıl fark edildi?</b></p><p></p><p>Onagawa Nükleer Santrali'nin 2 numaralı reaktöründeki sorun, tahliye çukurunda biriken su miktarının artması üzerine başlatılan incelemelerde ortaya çıktı.</p><p></p><p>Santralin işletmecisi Tohoku Electric Power Co., tahliye çukurundaki su seviyesinin temmuz ayından bu yana yükseldiğini belirledi. Bunun üzerine teknik ekipler, su seviyesindeki artışın nedenini araştırmaya başladı.</p><p></p><p>Yapılan kontrollerde, sistemde bulunan bir vanadaki arızanın su sızıntısına neden olduğu tespit edildi.</p><p></p><p>Şirketin açıklamasına göre arızanın yol açtığı sızıntının miktarı saatte yaklaşık 200 litre olarak hesaplandı.</p><p></p><p><b>Sızan suda radyoaktif madde tespit edildi</b></p><p></p><p>Teknik incelemelerde, arızalı vanadan sızan suyun az miktarda radyoaktif madde içerdiği belirlendi.</p><p></p><p>Ancak işletmeci şirket, santralin çevresinde yapılan radyasyon ölçümlerinde normal dışı bir seviyeye rastlanmadığını açıkladı.</p><p></p><p>Bununla birlikte, sızan sudaki radyoaktif maddelerin türü, toplam miktarı ve sızıntının ne kadar süredir devam ettiği konusunda ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</p><p></p><p><b>Nükleer reaktör neden kapatılıyor?</b></p><p></p><p>Tohoku Electric Power Co., arızanın giderilmesi için Onagawa Nükleer Santrali'nin 2 numaralı reaktörünün geçici olarak kapatılacağını duyurdu.</p><p></p><p>Şirketin açıklamasına göre teknik ekipler, sızıntıya neden olan vanayı ve ilgili parçaları inceleyecek. Arızalı parçaların değiştirilmesinin ardından reaktörün yeniden çalıştırılması için gerekli hazırlıklar yapılacak.</p><p></p><p>Bu işlemlerin toplamda yaklaşık 10 gün sürmesi öngörülüyor.</p><p></p><p>Reaktörün yeniden devreye alınması ise inceleme ve onarım çalışmalarının tamamlanmasına bağlı olacak. Şirket tarafından kesin bir yeniden başlatma tarihi açıklanmadı.</p><p></p><p><b>Onagawa Nükleer Santrali nerede?</b></p><p></p><p>Onagawa Nükleer Santrali, Japonya'nın kuzeydoğusundaki Miyagi eyaletinde, Pasifik Okyanusu kıyısında bulunuyor.</p><p></p><p>Santral, Japonya'nın 2011 yılında yaşadığı büyük nükleer felaketle gündeme gelen Fukuşima Dai-içi Nükleer Santrali'nin kuzeyinde yer alıyor.</p><p></p><p>Onagawa da 11 Mart 2011'de meydana gelen büyük deprem ve tsunaminin ardından güvenlik gerekçesiyle faaliyetleri durdurulan nükleer tesisler arasında bulunuyordu.</p><p></p><p>Santralin 2 numaralı reaktörü, Japonya'nın nükleer güvenlik düzenlemeleri kapsamında yapılan değerlendirmelerin ardından yeniden faaliyete geçirilmişti.</p><p></p><p><b>Fukuşima felaketinden sonra yeniden açılmıştı</b></p><p></p><p>Japonya'da 11 Mart 2011'de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunami, ülkenin modern tarihindeki en ağır nükleer kazalardan birine yol açtı.</p><p></p><p>Fukuşima Dai-içi Nükleer Santrali'nde yaşanan kazada reaktörlerin soğutma sistemleri zarar gördü ve radyoaktif maddeler çevreye yayıldı.</p><p></p><p>Felaketin ardından bölgede yaşayan on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kaza, Japonya'nın nükleer enerji politikasında köklü değişikliklere neden oldu.</p><p></p><p>Fukuşima'nın kuzeyindeki Onagawa Nükleer Santrali de aynı dönemde güvenlik amacıyla kapatıldı.</p><p></p><p><b>Onagawa'nın 2 numaralı reaktörü 2024'te yeniden çalışmaya başladı</b></p><p></p><p>2011 felaketinin ardından Japon hükümeti, nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçebilmesi için daha sıkı güvenlik koşulları getirdi.</p><p></p><p>Bu kapsamda Onagawa Nükleer Santrali'nin 2 numaralı reaktörü, Şubat 2020'de gerekli düzenleyici onayı aldı.</p><p></p><p>Güvenlik hazırlıklarının tamamlanmasının ardından reaktör 2024 yılında yeniden faaliyete başladı.</p><p></p><p>Böylece uzun bir aranın ardından yeniden elektrik üretimine başlayan reaktörde, yaklaşık iki yıl sonra radyoaktif madde içeren su sızıntısı tespit edilmiş oldu.</p><p></p><p><b>Japonya'daki nükleer sızıntı yeni bir risk oluşturuyor mu?</b></p><p></p><p>Onagawa Nükleer Santrali'nde tespit edilen sızıntı, 2011 Fukuşima felaketinin ardından nükleer güvenlik konusundaki hassasiyetin sürdüğü Japonya'da dikkatleri yeniden reaktör güvenliğine çevirdi.</p><p></p><p>Ancak mevcut olayın boyutları ile Fukuşima'da yaşanan nükleer kaza arasında doğrudan bir karşılaştırma yapmak için yeterli veri bulunmuyor.</p><p></p><p>İşletmeci şirketin verdiği bilgilere göre santral çevresinde anormal radyasyon seviyesi tespit edilmedi ve arızanın giderilmesi amacıyla reaktörün geçici olarak kapatılması planlandı.</p><p></p><p>Sızıntının kesin nedeninin, etkilenen parçaların durumu ve reaktörün yeniden faaliyete geçiş takviminin teknik incelemelerin ardından netleşmesi bekleniyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB'nin bütçe görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abnin-butce-gorusmelerinde-uzlasma-saglanamadi-2159/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abnin-butce-gorusmelerinde-uzlasma-saglanamadi-2159/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T08:00:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T08:00:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22FE57-31863C-815C1F-854B9C-48A704-F5C5A2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa Birliği (AB) liderleri, birliğin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konusunda geri adım atmazken yıl sonuna kadar anlaşmaya varılıp varılamayacağını da açıkça sorgulamaya başladı.</p><p></p><p>Takvimin sarkması, önemli gecikmelere yol açabileceği gibi müzakerelerin bir dizi ülkedeki seçimlerle çakışmasına da neden olabilir.</p><p></p><p>Üye ülkeler bugüne kadar Aralık 2026’ya kadar nihai anlaşmaya varma hedefini benimsiyordu. Ancak perşembe günü Brüksel’de düzenlenen ve görüşmelerin beklenenden uzun sürdüğü zirvede, giderek daha fazla hükümet bu takvime uymanın gerçekten gerekli olup olmadığını sorguladı.</p><p></p><p>İsveç’in geçici hükümetine başkanlık eden Başbakan Ulf Kristersson, "Bu ay anlaşmaya varamayacağız. Gelecek ay da varamayacağız. Yıl sonundan önce anlaşmaya varmanın mümkün olup olmadığını bile bilmiyorum," dedi ve "Bence acelemiz yok," diye ekledi.</p><p></p><p>Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, liderlerin Çok Yıllı Mali Çerçeve (MFF) olarak adlandırılan bir sonraki yedi yıllık bütçe üzerinde en geç aralık ayında oybirliğiyle anlaşması gerektiğini aylardır tekrarlıyor.</p><p></p><p>Costa, görüşmelerin 2027’ye sarkması halinde bütçenin 1 Ocak 2028’de uygulanmaya başlaması için gereken karmaşık yasama çalışmalarını tamamlamaya yeterli zaman kalmayacağı uyarısında bulunuyor.</p><p></p><p>AB dönem başkanı İrlanda’nın bütçenin toplam büyüklüğünü 141 milyar euro azaltmayı öngören uzlaşma önerisinin büyük ölçüde reddedildiği zirve sonuçsuz kaldı. Bunun ardından, beklendiği üzere müzakereleri Costa devralacak.</p><p></p><p>Avrupa Konseyi Başkanı’nın birkaç hafta içinde İrlanda’nınkinden tamamen farklı bir yaklaşıma dayanması beklenen yeni bir müzakere önerisi sunması planlanıyor. AB liderleri, 26 Kasım’da olağanüstü zirveye çağrıldı.</p><p></p><p>Costa’nın önerisinin özellikle üye ülkelerin katkılarını düşük tutması, bütçeyi finanse etmek için AB genelinde uygulanacak yeni bir vergi paketi içermesi ve öngörülemeyen harcamalar için yeterli esneklik sağlaması bekleniyor. İrlanda’nın önerisi, bu harcamalara ayrılan bütçe kaleminde önemli kesintiler öngörüyordu.</p><p></p><p>Zirve başlamadan önce bile ortak sonuç bildirgesi taslağında takvime ilişkin ifadeler yumuşatılmış, açıkça belirtilen "yıl sonuna kadar nihai anlaşmaya varma hedefi" geri plana çekilmişti.</p><p></p><p>Nihai metinde ise "2026 sonundan önce varılacak bir anlaşmanın, AB fonlarının Ocak 2028’de yararlanıcılara kesintisiz ulaşmasını sağlamak için gerekli olan yasal düzenlemelerin 2027’de kabul edilmesine olanak tanıyacağı" belirtildi.</p><p></p><p>Zirve öncesinde konuşan bazı liderler, kendilerini yıl sonu takvimine bağlı hissetmediklerini açıkça ifade etti. Bu liderlere göre, yapay bir son tarihe yetişmek uğruna kötü bir anlaşmayı kabul ettiklerini kendi kamuoylarına anlatmak son derece zor olurdu.</p><p></p><p>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, çarşamba günü Senato’da yaptığı konuşmada, "Tarih, içerikten daha önemli hale gelemez," dedi.</p><p></p><p>"Sırf son tarihe yetişmek için bize avantaj sağlamayan bir anlaşmayı imzalamayacağız. Ancak İtalya için doğru olduğunda anlaşma imzalayacağız."</p><p></p><p>Ancak "iyi bir anlaşmanın" nasıl olması gerektiği konusunda uzlaşı yok. Her hükümet AB bütçesine mümkün olduğunca az katkı yaparken bütçeden mümkün olduğunca fazla pay almak istiyor.</p><p></p><p>Temel ayrışma iki grup arasında yaşanıyor. Almanya’nın öncülüğündeki, AB bütçesine aldığından fazla katkı sağlayan altı ülkeden oluşan ve "tutumlular" olarak anılan grup, bütçenin toplam büyüklüğünde ciddi kesintiler istiyor.</p><p></p><p>Güney ve doğu Avrupa’daki 17 ülkeden oluşan Uyumun Dostları grubu ise en yoksul bölgelere yönelik geleneksel finansman programlarını korumaya çalışıyor.</p><p></p><p>Ancak bu grupların kendi içlerinde de farklı öncelikler var. Uyumun Dostları grubundaki İspanya ve İtalya gibi bazı ülkeler tarım fonlarına özel önem veriyor. Baltık ülkeleri gibi diğer üyeler ise Rusya’ya yakınlıkları nedeniyle savunma harcamalarını artırmak istiyor.</p><p></p><p>Tutumlular arasında Almanya ve İsveç en sert tutuma sahip ülkeler olarak görülürken Finlandiya tarım desteklerini önemsiyor. Birliğin ikinci büyük ekonomisi Fransa ise Avrupa’ya ilişkin hedefleri ile hızla büyüyen bütçe açığı arasında sıkışmış durumda ve henüz tarafını seçmiş değil.</p><p></p><p>Belçika ve Lüksemburg da gruplar arasında kararsız kalıyor.</p><p></p><p>Hollanda Başbakanı Rob Jetten, "Sonuçta iyi bir Çok Yıllı Mali Çerçeve’ye ihtiyacımız var. Elbette herkes hızlı ilerlemek istiyor. Ama iyi bir anlaşmaya varmak, kötü bir anlaşmayı kabul etmekten daha önemli," dedi.</p><p></p><p>Başka bir deyişle, ülkeler kırmızı çizgilerinde öylesine ısrarcı ve uzlaşma alanı o kadar dar ki şu an ortak bir noktada buluşmak pek mümkün görünmüyor.</p><p></p><p>Brüksel’de hassas konulardaki anlaşmalar genellikle ancak yoğun zaman baskısı altında sağlanıyor. Çünkü taraflar son dakikaya kadar taviz vermek zorunda hissetmiyor. Dolayısıyla takvime bağlı olmadığını söylemek, müzakerelerde mevcut tutumunu korumaya yönelik bir taktik de olabilir.</p><p></p><p>AB yetkilileri açısından finansman programlarının gecikmesi ihtimalinden daha da kaygı verici olan ise Fransa, İtalya, Polonya, Finlandiya, Estonya, Slovakya ve Yunanistan’da 2027’de yapılacak seçimler.</p><p></p><p>Bazı yetkililer, bu yıl sonuna kadar anlaşmaya varılamaması halinde sürecin 2027 sonbaharına sarkmasından korkuyor.</p><p></p><p>Özellikle Paris kaygı yaratıyor. Aşırı sağcı aday Marine Le Pen, şu anda cumhurbaşkanlığı yarışının favorisi olarak görülüyor. Le Pen, Fransa’nın yıllık katkısını 5 milyar euroyla sınırlama sözü verdi. Bu, mevcut yaklaşık 8 milyar euroluk katkıda ciddi bir kesinti anlamına geliyor.</p><p></p><p>Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise seçmenlerin 29 Kasım’da sandığa gideceği İspanya ile eylülde seçim yapılan İsveç’teki siyasi süreçlerin "bazı sorunlar yaratmasının muhtemel olduğunu" söyledi.</p><p></p><p>Hristodulidis, yıl sonuna kadar anlaşmaya varılması gerektiğini yineledi. Bu hedefi hâlâ açıkça savunan az sayıdaki AB liderinden biri de o.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Grönland, Trump'ı yalanladı: "Devasa maden faaliyetleri yok"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gronland-trumpi-yalanladi-devasa-maden-faaliyetleri-yok-9575/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gronland-trumpi-yalanladi-devasa-maden-faaliyetleri-yok-9575/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T07:59:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T07:59:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8BF668-0212DD-3EE438-1F8313-0B6CCD-0759B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.</p><p></p><p>Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.</p><p></p><p>ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.</p><p></p><p>Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.</p><p></p><p>Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.</p><p></p><p>Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.</p><p></p><p>Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:</p><p></p><p>Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.</p><p></p><p>Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.</p><p></p><p>Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.</p><p></p><p>AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.</p><p></p><p>Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.</p><p></p><p>Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Zelenski'yi gezici sirk kurucusuna benzetiyorum"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/zelenskiyi-gezici-sirk-kurucusuna-benzetiyorum-94/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/zelenskiyi-gezici-sirk-kurucusuna-benzetiyorum-94/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T07:59:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T07:59:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94D27D-920D62-0D0451-1F0F0B-5FFAB4-CD51B9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, NewsMax kanalına verdiği mülakatta, Ukrayna krizine ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'e ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p><p></p><p>Zelenskiy'in yaklaşımını eleştiren Trump, “Zelenskiy bizim muhatap almamız gereken bir isim değil. Çözüm istediğini söylüyor ancak durum öyle değil. Zelenskiy'nin pek hayranı değilim. Ukrayna'yı yıkıma uğrattılar. Ben onu 'P.T. Barnum' olarak adlandırıyorum” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Eski ABD Başkanı Joe Biden yönetimini de hedef alan Trump, Biden idaresinin Zelenskiy'e "karşılığında hiçbir ödeme talep etmeden" muazzam miktarda silah ve askeri teçhizat sağladığını söyledi.</p><p></p><p><b>P.T. Barnum benzetmesinin perde arkası</b></p><p></p><p>Trump'ın Zelenskiy’i benzettiği Phineas Taylor (P.T.) Barnum, 19. yüzyılda ABD'de kitle eğlence sektörünün ve agresif halkla ilişkiler (PR) anlayışının öncülerinden biri olarak tanınıyor. Gezici sirk kültürünün ve sansasyonel gösterilerin mimarı kabul edilen Barnum, "Halk gösteri ister" anlayışıyla yürütüğü pazarlama stratejileriyle biliniyor.</p><p></p><p><b>‘Zelenskiy ile anlaşmak Putin'den daha zor’</b></p><p></p><p>Röportajında Ukrayna'daki çatışmaların bir an önce sona ermesi gerektiğini vurgulayan ABD Başkanı Trump, öne çıkan diğer değerlendirmelerinde şu hususlara değindi:</p><p></p><p>Müzakere süreci: Zelenskiy ile uzlaşmaya varmanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile anlaşmaktan daha zor olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Saldırılara tepki: Kiev yönetiminin, ABD'nin tüm uyarılarına rağmen Rus petrol rafinerilerini hedef almasını "skandal" olarak nitelendirdi.</p><p></p><p>Demokrasi çağrısı: Ukrayna'da en kısa sürede seçimlerin yapılması gerektiğini ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Zelenskiy'den Brüksel'de ek F-16 desteği çağrısı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/zelenskiyden-brukselde-ek-f-16-destegi-cagrisi-2415/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/zelenskiyden-brukselde-ek-f-16-destegi-cagrisi-2415/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T07:58:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T07:58:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6A4058-3FFC3C-712776-D86971-6DDBC6-47E29A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Belçika basınında yer alan haberlere göre, Zelenskiy, Brüksel'deki temasları kapsamında Kral Philippe ve Başbakan De Wever ile bir araya geldi.</p><p></p><p>Zelenskiy ile De Wever'in görüşmesinde, Rusya'nın Ukrayna'daki konutlara, enerji tesislerine ve diğer kritik altyapıya yönelik saldırılarının sonuçları değerlendirildi.</p><p></p><p>Bazı yerleşimlerde onarım ekiplerinin, aynı noktaya ikinci bir saldırı düzenlenmesi tehdidi nedeniyle çalışmalara başlayamadığını aktaran Zelenskiy, De Wever'e ülkesinin savunma ihtiyaçları hakkında bilgi verdi.</p><p></p><p>Zelenskiy, F-16 savaş uçaklarının Rusya'nın jet motorlu Şahid tipi insansız hava araçlarının (İHA) saldırılarının püskürtülmesine önemli katkı sağladığını vurguladı.</p><p></p><p>"İlave savaş uçaklarını mümkün olan en kısa sürede teslim almak için Belçika ile çalışıyoruz." ifadesini kullanan Zelenskiy, savunma desteğine ilişkin her kararın hayat kurtardığını kaydetti.</p><p></p><p>İki lider, F-16'lar için ilave mühimmat tedariki imkanlarını da görüştü.</p><p></p><p>- Belçika'ya destek teşekkürü</p><p></p><p>Zelenskiy, Kral Philippe ile görüşmesinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna'ya destekleri dolayısıyla Kral'a, Belçika hükümetine ve halkına teşekkür etti.</p><p></p><p>Ukrayna'daki şehirlerin ve yerleşim yerlerinin sürekli Rus füze ve İHA saldırıları altında olduğunu belirten Zelenskiy, hava savunmasının güçlendirilmesinin en büyük öncelikleri olduğunu bildirdi.</p><p></p><p>Avrupa Birliği'nde (AB) dondurulan Rus varlıklarının bloke edilmeye devam edilmesini isteyen Zelenskiy, "Savaş sürdüğü müddetçe Rusya, yeni katliamlara ve Avrupa'nın istikrarsızlaştırılmasına yatırım yapmasını sağlayabilecek hiçbir şey elde etmemeli." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Kiev yönetimi, büyük bölümü Belçika'da tutulan dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna'ya yardım amacıyla kullanılmasını talep ederken Belçika, karşılaşabileceği hukuki ve mali riskler nedeniyle çekincelerini dile getiriyor.</p><p></p><p>Ukrayna Devlet Başkanı'nın 16 Ekim'de AB Zirvesi'nin ikinci gününde yapılacak Ukrayna oturumuna katılması, Finlandiya, İsveç ve Macaristan başbakanlarının yanı sıra AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile ikili görüşmeler yapması da öngörülüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'de ilkokula silahlı saldırı: Üç çocuk ve bir öğretmen öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdde-ilkokula-silahli-saldiri-uc-cocuk-ve-bir-ogretmen-oldu-1396/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdde-ilkokula-silahli-saldiri-uc-cocuk-ve-bir-ogretmen-oldu-1396/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T07:52:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T07:52:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_00C257-CE1B4D-A19EAE-371227-2A7C5B-DD6B34.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD’nin Oregon eyaletinin Bend kentinde perşembe günü bir ilkokulda ateş açan 16 yaşındaki saldırgan, üç çocuk ve bir öğretmeni öldürdü.</p><p></p><p>Saldırgan, olay yerinde bulunan ve kendisini okulun içine kadar takip eden bir kişi tarafından vuruldu.</p><p></p><p>Hayatını kaybeden çocukların 5, 8 ve 11 yaşlarında olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Yetkililer, saldırının ihbar edilmesinden birkaç dakika sonra şüpheliyi okulun içinde ölü buldu.</p><p></p><p>Saldırıda yaralanan 7 yaşındaki bir çocuk ile 54 yaşındaki bir öğretmen ise durumları kritik olarak hastaneye kaldırıldı.</p><p></p><p>Polis, saldırganın kilitli kapılara ateş ederek okula zorla girdiğini açıkladı.</p><p></p><p>Bend polisi sözcüsü, saldırganın polis ekiplerinin olay yerine ulaşmasından kısa süre sonra okulun içinde vurularak yere düştüğünü söyledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ünlü Thames Nehri'nden 180 ton ıslak mendil çıkarıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-thames-nehrinden-180-ton-islak-mendil-cikarildi-6675/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/unlu-thames-nehrinden-180-ton-islak-mendil-cikarildi-6675/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T07:13:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T07:13:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67E6DC-6FDF3F-5FE894-727C00-00F2DD-6CB7A5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İngiltere'nin başkenti Londra'dan geçen ünlü Thames Nehri'nde yıllardır biriken ıslak mendiller, nehrin şeklini değiştirecek kadar büyük bir atık yığını oluşturdu. 180 tonluk yığının temizlenmesinin ardından bilim insanları ve gönüllüler, kirliliğin yeniden oluşup oluşmadığını araştırıyor.</p><p></p><p>Londra'daki Thames Nehri'nin kıyısında bir araya gelen 40 gönüllü, Hammersmith Köprüsü'nün altında yaklaşık 250 metrelik bir alanda çamur, deniz kabukları ve sürüklenmiş ağaç parçaları arasında ıslak mendiller aradı.</p><p></p><p>Çalışma, çevre kuruluşu Thames21 tarafından yaklaşık 10 yıldır yürütülen bir yurttaş bilimi projesinin parçası. Proje kapsamında tuvaletlere atılan ve kanalizasyon sisteminden nehre ulaşan ıslak mendillerin miktarı takip ediliyor.</p><p></p><p>Toplanan veriler, Thames kıyılarındaki plastik kirliliğini ölçmek amacıyla oluşturulan bir veri tabanına aktarılıyor.</p><p></p><p>Thames21'in program yöneticisi Dr. Felicity Rhodes, nehir kıyısının uzaktan bakıldığında sıradan bir çamur tabakası gibi göründüğünü, ancak yakından incelendiğinde çok sayıda ıslak mendille karşılaşıldığını söylüyor.</p><p></p><p>Guardian gazetesine konuşan Rhodes, yıllardır toplanan verilerin nehirdeki kirliliğin boyutunu anlamalarını sağladığını belirtiyor.</p><p></p><p><b>Nehirde 180 tonluk 'ıslak mendil adası' oluştu</b></p><p></p><p>Thames Nehri'ndeki ıslak mendil kirliliği, geçen yıl olağanüstü boyutlara ulaşmıştı.</p><p></p><p>Hammersmith Köprüsü yakınlarında biriken ıslak mendiller, zamanla çamur ve diğer atıklarla birleşerek yaklaşık 250 metre uzunluğunda devasa bir yığın oluşturmuştu.</p><p></p><p>"Islak Mendil Adası" (Wet Wipe Island) olarak adlandırılan bu oluşumun ağırlığı 180 tona ulaşmıştı.</p><p></p><p>Yığın o kadar büyümüştü ki nehrin fiziksel şeklini değiştirmeye başlamıştı.</p><p></p><p>İş makineleriyle gerçekleştirilen temizlik çalışmasında yaklaşık 5 milyon ıslak mendil nehirden çıkarıldı.</p><p></p><p>Ancak çevre uzmanları, temizliğin sorunu tamamen çözmediği görüşünde. Thames21, atıkların aynı bölgede yeniden birikip birikmediğini belirlemek için araştırmalarını sürdürüyor.</p><p></p><p><b>Islak mendiller neden nehirde birikiyor?</b></p><p></p><p>Islak mendillerin önemli bir bölümü plastik lifler içeriyor. Bu ürünler, suyla temas ettiklerinde kolayca parçalanmayacak şekilde üretiliyor.</p><p></p><p>Biyolojik olarak parçalanabilir etiketiyle satılan bazı ıslak mendiller bile kanalizasyon sistemlerinde uzun süre bütünlüğünü koruyabiliyor.</p><p></p><p>Tuvalete atılan mendiller, özellikle yoğun yağış sırasında kanalizasyon sistemlerinden gerçekleşen taşmalar ve atık su deşarjları yoluyla Thames Nehri'ne ulaşabiliyor.</p><p></p><p>Londra'nın su ve kanalizasyon hizmetlerini sağlayan Thames Water şirketinin tahminlerine göre, şirketin altyapı ağına her yıl yaklaşık 3,8 milyar ıslak mendil atılıyor.</p><p></p><p>Öte yandan nehrin coğrafi özellikleri de atıkların belirli noktalarda yoğunlaşmasına neden oluyor.</p><p></p><p>Londra Liman İdaresinde (PLA) görevli hidrografik ölçüm uzmanı Jim Powell, Hammersmith bölgesinin nehrin kıvrım yaptığı bir noktada bulunduğunu açıklıyor.</p><p></p><p>Guardian'a konuşan Powell'a göre su, kıvrımın dış tarafında daha hızlı, iç tarafında ise daha yavaş akıyor. Bu nedenle tortular ve atıklar iç kısımda birikmeye daha yatkın hale geliyor.</p><p></p><p>Ağaç parçaları ve lastikler gibi büyük atıklar birikmeye başladığında, plastikler ve ıslak mendiller de bunlara takılıyor. Zamanla yeni atıkların eklenmesiyle yığın giderek büyüyor.</p><p></p><p><b>Islak mendiller mikroplastiğe dönüşebiliyor</b></p><p></p><p>Çevre uzmanlarının en büyük endişelerinden biri, nehirde biriken plastik içeren ıslak mendillerin zamanla parçalanarak mikroplastik kirliliğine katkıda bulunması.</p><p></p><p>Thames21'den Rhodes, nehir kıyısındaki plastiklerin denize ulaşabileceğini ve deniz ekosistemine, dolayısıyla besin zincirine karışabileceğini vurguluyor.</p><p></p><p>Bu nedenle temizlik çalışmalarının amacı yalnızca görünür atıkları ortadan kaldırmak değil, plastiklerin daha küçük parçalara ayrılarak çevreye yayılmasını da önlemek.</p><p></p><p><b>4,6 milyar sterlinlik kanalizasyon projesi etkili oldu mu?</b></p><p></p><p>Londra'da geçen yıl hizmete giren Thames Tideway Tunnel adlı dev kanalizasyon tünelinin de nehirdeki kirliliği azaltması bekleniyor.</p><p></p><p>Yaklaşık 4,6 milyar sterline mal olan ve "süper kanalizasyon" olarak anılan proje, yoğun yağışlarda kanalizasyon sisteminden Thames Nehri'ne gerçekleşen atık su deşarjlarını azaltmak amacıyla inşa edildi.</p><p></p><p>Ancak uzmanlar, yeni altyapının ıslak mendil kirliliği üzerindeki etkisini belirlemek için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p><p></p><p>Thames21'in son araştırmasında gönüllüler, belirlenen 50 örnekleme alanında toplam 733 ıslak mendil buldu.</p><p></p><p>Nisan ayında aynı noktalarda yapılan sayımda ise 1.584 ıslak mendil tespit edilmişti.</p><p></p><p><b>Yüzde 53,7 azalma</b></p><p></p><p>İki ölçüm arasında kaydedilen düşüş, nehrin tamamındaki kirliliğin aynı ölçüde azaldığı anlamına gelmiyor. Sonuçlar, aynı örnekleme alanlarında tespit edilen ıslak mendil sayısının yaklaşık yüzde 54 azaldığını gösteriyor.</p><p></p><p>Ancak Londra Liman İdaresi, yalnızca iki araştırmanın bu düşüşün nedenlerini kesin olarak ortaya koyamayacağını vurguluyor.</p><p></p><p>Azalmanın ne kadarının 180 tonluk atık yığınının temizlenmesinden, ne kadarının yeni kanalizasyon tünelinden veya nehirdeki değişen koşullardan kaynaklandığı henüz bilinmiyor.</p><p></p><p><b>Plastik içeren ıslak mendiller yasaklanacak</b></p><p></p><p>İngiltere hükümeti, geçen yıl aralık ayında plastik içeren tek kullanımlık ıslak mendillerin satışının Mayıs 2027'ye kadar yasaklanacağını duyurdu.</p><p></p><p>Karar, uzun yıllardır bu ürünlerin çevreye verdiği zarara dikkat çeken Thames21 için önemli bir kazanım.</p><p></p><p>Ancak çevre uzmanları, satış yasağının yürürlüğe girmesinden sonra bile nehirdeki mevcut atıkların bir süre daha kıyıya vurabileceğini belirtiyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Musk yeni uçan Tesla Roadster'ı tanıttı: "Çalıştı"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/musk-yeni-ucan-tesla-roadsteri-tanitti-calisti-1444/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/musk-yeni-ucan-tesla-roadsteri-tanitti-calisti-1444/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T06:14:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T06:14:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D4F5CE-995C98-1F8C3F-F81FF4-483829-1725FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Teknoloji milyarderi Elon Musk, Perşembe akşamı elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın en yeni ve belki de en iddialı projesi olan, uzun süredir beklenen Tesla Roadster’ı hayranlarına yakından gösterdi.</p><p></p><p>Canlı yayımlanan etkinlikte kalabalığa “Bunun yapay zekâ (AI) ya da sentetik zekâ (SI) olmadığını kanıtlamak için bir seyirciye ihtiyacımız var” dedi. “Böylece insanlara bunu kendi gözlerinizle gördüğünüzü söyleyebilirsiniz. Çünkü gözlerinizle gördüğünüze inanamayacaksınız.”</p><p></p><p>Dramatik gösteride, Tesla’nın tek manuel sürüşe sahip aracı olan Roadster, devasa ve kavisli bir rampaya tırmanarak ters döndü, ardından rampanın ucundan havalanıp havada takla attı ve seyircilerin alkışları arasında güvenli şekilde yeniden yere indi.</p><p></p><p>“İşe yaradı” diye ekledi Musk.</p><p></p><p>Musk ile birlikte sunum yapan Tesla araç mühendisliğinden sorumlu başkan yardımcısı Lars Moravy’ye göre Roadster’ın alt kısmında, “aracın ters dönebilmesini sağlamak için 2 G’ye kadar çekiş üretebilen” bir “fan emiş sistemi” bulunuyor.</p><p></p><p>“Sonra işin geri kalanını yapmak için SpaceX’ten biraz teknoloji ödünç aldık” dedi.</p><p></p><p>Musk, Roadster’da “yükseklik kontrol iticileri ve arkada ana iticiler” bulunduğunu, bu sayede aracın “temelde bir roket gibi uçabildiğini” de söyledi.</p><p></p><p>“Taklalar atabiliyor, çılgın jimnastik hareketleri yapabiliyor” diye konuşan Musk, bunun “güvenlik açısından mutlaka optimize edilmiş bir araç olmadığı” esprisini yaptı.</p><p></p><p>Ardından yapılan ikinci gösteride bu iddia sınandı: Araç, diğer Tesla modellerinin sıralandığı bir dizinin önüne kadar hızlanıp havaya fırladı ve onların üzerinden “kickflip” adı verilen bir ters takla hareketiyle geçti.</p><p></p><p>Bir başka gösteride ise Roadster’ın 0’dan 60 mil/saat hıza bir saniyeden daha kısa sürede ulaştığı sergilendi.</p><p></p><p>Tesla’nın internet sitesine göre şirket artık araç için rezervasyon almaya başladı; Performance, Thrust ve Rocket olmak üzere üç farklı versiyon sunuluyor. Rocket versiyonu yalnızca davetle satın alınabiliyor.</p><p></p><p>Tesla’nın verdiği bilgilere göre Roadster’ın menzili 300 milin üzerinde, azami hızı ise (Rocket versiyonunda) saatte 230 milin üstüne çıkıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nijerya'da Boko Haram askeri üsse saldırdı, 14 kişi öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nijeryada-boko-haram-askeri-usse-saldirdi-14-kisi-oldu-423/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nijeryada-boko-haram-askeri-usse-saldirdi-14-kisi-oldu-423/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T06:12:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T06:12:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9AB1C4-F5EC43-441295-68BB55-5E1153-8741F0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ulusal basında yer alan haberlere göre, Boko Haram üyeleri, Borno eyaletine bağlı Guzamala bölgesindeki askeri üsse saldırdı.</p><p></p><p>Saldırıda 10 asker ve 4 sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.</p><p></p><p>Nijerya'da 2000'li yılların başından beri varlık gösteren Boko Haram'ın, 2009'dan bu yana düzenlediği kitlesel terör eylemlerinde on binlerce kişi yaşamını yitirdi.</p><p></p><p>Terör örgütü, 2015'ten bu yana ülkenin sınır komşuları Kamerun, Çad ve Nijer'de de saldırılar düzenledi. Örgütün Çad Gölü Havzası'ndaki saldırılarında en az 2 bin kişi hayatını kaybetti.</p><p></p><p>Ülkede terör saldırıları ve çatışmalar nedeniyle yüz binlerce kişi göç etmek zorunda kaldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Arjantin'de hükümetin eğitimdeki bütçe kesintisi protesto edildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/arjantinde-hukumetin-egitimdeki-butce-kesintisini-protesto-edildi-7871/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/arjantinde-hukumetin-egitimdeki-butce-kesintisini-protesto-edildi-7871/</id>
<published><![CDATA[2026-10-16T06:04:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-16T06:04:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FA821D-330A59-4CC3A2-73D7F2-094542-4EBF8D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Buenos Aires başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen gösterilere sendikalar, akademisyenler ve öğrencilerden binlerce kişi katıldı.</p><p></p><p>Ellerinde döviz ve pankartlar taşıyan kalabalık, Milei hükümetinin eğitim bütçesinde yaptığı kesintilere tepki gösterdi.</p><p></p><p>Bazı göstericilerin çevreye zarar vermesi üzerine güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahalede bulundu.</p><p></p><p>Olaylarda çok sayıda kişi göz yaşartıcı gazdan etkilenirken, C5N televizyon kanalının bir kameramanı ile başına gaz fişeği isabet eden bir kadın yaralandı.</p><p></p><p>Yaralanan kadın, yerel basına yaptığı açıklamada, çocukları için kamusal eğitim hakkını savunmak amacıyla gösteriye katıldığını belirtti.</p><p></p><p>Eylemciler, üniversitelere daha fazla kaynak ayrılmasını öngören finansman yasasının uygulanmasının yanı sıra maaşların iyileştirilmesini ve kamu kurumlarına daha fazla bütçe ayrılmasını talep ediyor.</p><p></p><p>- Milei hükümetinin eğitim bütçesi kesintileri</p><p></p><p>Arjantin Devlet Başkanı Milei’nin Aralık 2023’te göreve gelmesinden bu yana uyguladığı yüksek bütçe kesintileri, kamu üniversitelerini de etkiledi. Hükümetin üniversite bütçelerini dondurması, öğrenciler, akademisyenler ve sendikalar tarafından sıklıkla protesto ediliyor.</p><p></p><p>Arjantin Kongresi, üniversite bütçelerinin enflasyona göre artırılmasını ve akademisyen maaşlarının güncellenmesini öngören Üniversite Finansman Yasası’nı kabul etmişti. Ancak Milei, mali gerekçelerle yasayı veto etmiş, bu gelişme, ülke genelindeki gösterileri artırmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yemen Başkanlık Sarayı'na füze saldırısı!..</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yemen-baskanlik-sarayina-fuze-saldirisi-7505/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yemen-baskanlik-sarayina-fuze-saldirisi-7505/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T18:48:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T18:48:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_71ABFA-6803DF-37768A-7BF7CF-7569CB-796428.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yemen'de Husilerin, ülkenin güneyindeki Aden kentinde bulunan el-Maşık Başkanlık Sarayı'na füze saldırısı düzenlediği bildirildi. Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, sarayın beş füzeyle hedef alındığını belirtti.</p><p></p><p>Yemen koalisyonu, saldırının ardından Başbakan ve kabine üyelerinin tamamının 'güvende olduğunu' duyurdu. Yemen Enformasyon Bakanlığı ise saldırıda iki güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p><p></p><p>Reuters'a konuşan iki Yemenli hükümet yetkilisi de Husilerin saray yerleşkesine çok sayıda füze fırlattığını bildirdi. Saldırı öncesinde Aden'de sarayın yakınlarında patlama sesleri duyulduğu aktarılmıştı.</p><p></p><p>Yemen'in başkenti Sana, 2014'ten bu yana Husilerin kontrolünde. Suudi Arabistan destekli hükümet ise Aden'i geçici başkent olarak kullanıyor.</p><p></p><p>Suudi Arabistan'daki saldırılarda 17 kişi öldü</p><p></p><p>Yemen'de Husilere karşı operasyonlar yürüten Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun sözcüsü Türki el-Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına ilişkin bilgi verdi.</p><p></p><p>El-Maliki, Riyad'ın kuzeyindeki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın 1 Ekim'den bu yana 20 saldırının hedefi olduğunu belirterek, 7-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenen saldırılarda 17 kişinin öldüğünü, 333 kişinin yaralandığını söyledi. Husi saldırılarının Suudi Arabistan'daki havalimanlarını hedef almasının bölgesel güvenliği tehdit ettiğini savundu.</p><p></p><p>Koalisyon sözcüsü, Yemen'in başkenti Sana çevresindeki dağlık bölgelerde Husilere ait balistik füze depolarının hedef alındığını ve koalisyon güçlerinin bu bölgelerde toplam 127 Husi deposunu imha ettiğini söyledi. El-Maliki ayrıca Husilerin bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler edindiğini iddia etti.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Le Pen, Türkiye verilen AB desteğinin kesilmesini istedi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/le-pen-turkiye-verilen-ab-desteginin-kesilmesini-istedi-596/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/le-pen-turkiye-verilen-ab-desteginin-kesilmesini-istedi-596/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T10:42:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T10:42:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A9903F-C77FA8-82FF56-FBBEA0-550399-491915.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fransa’da gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin favori adayı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye verdiği desteğin ve üyelik öncesi politikalarının sona erdirilmesini istedi.</p><p></p><p>Le Pen, Avrupa Komisyonu’nun yetkilerini aştığını savunarak kurumun rolünün üye ülkelere hizmet eden bir sekretaryayla sınırlandırılması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Brüksel’de, AB liderlerinin zirvesi öncesinde basın toplantısı düzenleyen Le Pen, Avrupa Komisyonu’nun sağlık ve iç güvenlik gibi kendi yetki alanı dışında kaldığını düşündüğü programlardan çekilmesi gerektiğini belirtti.</p><p></p><p>Fransa’nın Komisyonun diplomatik yetkiler kullanmasını, hatta askeri ve istihbarat alanlarında rol üstlenmesini kabul etmeyeceğini söyledi.</p><p></p><p>Le Pen, Avrupa’nın güçlü olması, kendi egemenliğini koruması, barışı sağlaması ve sınırlarını güvence altına alması gerektiğini savundu. Ancak mevcut AB politikalarının bu hedeflerin gerisinde kaldığını öne sürdü.</p><p></p><p>“Güçlü bir Avrupa istediler, ancak güçsüz bir Avrupa elde ettik” diyen Le Pen, Avrupa çapında egemenlik yerine ulusal egemenliklerin aşındığını ve teknolojik bağımlılığın arttığını ileri sürdü.</p><p></p><p>Avrupa’nın barış projesi olması gerektiğini, ancak savaş konusunda yenilgici söylemlerin öne çıktığını savundu.</p><p></p><p>Le Pen, Avrupa Komisyonu’nun yetkilerinin yeniden tanımlanması gerektiğini belirterek, “Üyelik öncesi politikalar, Türkiye’ye destek ve kalkınma programları sona ermeli,” dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"İran'a saldırı planımızı sızdıranlar vurulmalı"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/irana-saldiri-planimizi-sizdiranlar-vurulmali-9036/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/irana-saldiri-planimizi-sizdiranlar-vurulmali-9036/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T10:01:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T10:01:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3C3F38-54B13B-405D00-BFFBB6-8C836A-E93B35.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, Arizona’da düzenlenen seçim mitinginde, devletin hassas bilgilerini medyaya aktaran yetkililere yönelik sert açıklamalarda bulundu. Trump, gizli bilgileri sızdıran kişilerin ölümcül sonuçlarla karşılaşması gerektiğini öne sürerek, “Bence bilgi sızdıranlar vurulmalı” dedi.</p><p></p><p>Trump, İran’a yönelik planlanan bir operasyonun, hareket ve varış saatlerinin sızdırılması nedeniyle iptal edilmek zorunda kaldığını belirterek, operasyonu iki gün sonra gerçekleştirdiklerini söyledi.</p><p></p><p>Trump, operasyonun ayrıntılarının New York Times ve CNN’de yayımlandığını belirterek, şöyle konuştu:</p><p></p><p>Birisi sızdırdı. Bu kişiler hapse girip ömür boyu hapiste olmalılar. Ancak bana kalırsa, bu sızıntıyı yapanlar vurulmalı. Eskiden sızıntı yapanları vururduk. Missouri’den saat 12.07’de ayrıldığımızı sızdırdılar ve bu bilgi New York Times’ta, CNN’de yer aldı</p><p></p><p>Bilgi sızdıranlara karşı çok daha sert önlemler alınması gerektiğini savunan Trump, bu kişileri 'yeryüzünün en aşağılık insanları' olarak nitelendirdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Arnavutluk'ta hükümet binaları ateşe verildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/arnavutlukta-ohukumet-binalari-atese-verildi-7787/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/arnavutlukta-ohukumet-binalari-atese-verildi-7787/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T09:27:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T09:27:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_36DB18-75BC5A-5CC25D-A4D190-17C3B4-3AF8C0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>14 Ekim'de eğitim bakanlığı binasının bir bölümü ateşe verildi.</p><p></p><p>Başbakanlık ofisi, maliye ve içişleri bakanlıkları da hedef alındı.</p><p></p><p>Arnavutluk Başbakan Yardımcısı Albana Koçiu, "sakinlik, özdenetim ve olgunluk" çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Koçiu, "Arnavutluk'un değişmek için yanıp kül olmasına gerek yok" dedi.</p><p></p><p>Gösteriler, öğrencilerin daha iyi üniversite koşulları ve iş olanakları talebiyle 13 Ekim'de eğitim bakanlığı önünde başladı.</p><p></p><p>Bimi, "İnsanlar sisteme çok kızgın. Her şeyin değişmeli. Her yerde bu yolsuzluk var ve bu suç, diğer şeyleri doğuruyor. İnsanlar şimdi çok kızgın" dedi.</p><p></p><p>Bir diğer protestocu Arber Leshi de insanların, "ülkemizin gördüğü en yozlaşmış hükümete" karşı öfkeli olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Eğitim Bakanı Mirela Kumbaro, protesto hakkına saygı duyduğunu söyledikten sonra, "sivil öğrenci protestosu ile kamu binalarına ve mülklerine yönelik şiddet iki farklı şeydir" dedi.</p><p></p><p>Ekonomi Bakanı Delina İbrahimaj da protestocuların Maliye Bakanlığı binasına taşladığı bir videoya yanıt olarak, "Bir kurumu ateşe vermek barışçıl bir protesto değildir. Bu, insanların hayatını tehlikeye atan bir eylemdir" dedi.</p><p></p><p>Arnavutluk'un devlet haber ajansı, Salı günkü protesto sırasında "şiddet olaylarıyla bağlantılı" 16 kişinin tutuklandığını bildirdi.</p><p></p><p>Muhalefetteki Arnavutluk Demokrat Partisi lideri Sali Berisha ise protestocuları övdü.</p><p></p><p>Arnavutluk'un devlet haber ajansı ATA'nın bildirdiğine göre, Çarşamba akşamı düzenlenen bir toplantıda, "Tiran'ın sokakları ve meydanları bu öğrenciler gibi aslanları daha önce hiç görmedi" dedi.</p><p></p><p>Ülke bu yıl içinde, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama'nın istifasını talep eden ve Flamingo Devrimi olarak bilinen aylarca süren hükümet karşıtı gösterilei de yaşamıştı.</p><p></p><p>O protestolar, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir lüks turizm projesi nedeniyle başlamıştı.</p><p></p><p>Bu proje Rama hükümetine yönelik yolsuzluk iddiaları ve şeffaflık eksikliği algısına yönelik toplumsal öfkeyi körükledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rusya, Avrupa'yı dışarıda bırakarak yanlış hesap yaptı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/rusya-avrupayi-disarida-birakarak-yanlis-hesap-yapti-7568/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/rusya-avrupayi-disarida-birakarak-yanlis-hesap-yapti-7568/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T08:29:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T08:29:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_706673-026BC4-7C1078-9F0959-496D32-179D66.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kallas, Avrupa'nın Kiev'e desteğini sürdüreceğini belirterek, Moskova'nın Washington ile yapacağı bir anlaşmayla Ukrayna'yı teslim olmaya zorlayamayacağını belirtti.</p><p></p><p>Kallas, Rusya'nın geçen yılki Anchorage zirvesinden bu yana ABD ile anlaşarak Ukrayna'yı taviz vermeye zorlamaya çalışırken yanlış hesap yaptığını söyledi.</p><p></p><p>Kallas, “Ruslar ABD ile görüşme ve müzakere istiyor, böylece ABD onlara istediklerini sağlayabilir. Ancak bizim de Rusya'dan taleplerimiz var,” dedi. “Verilmesi gereken mesaj şu: Avrupalılarla da konuşmanız gerekiyor.”</p><p></p><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı, Rusya'nın ABD'ye ve küresel piyasalara 300 bin ton dizel yakıt sağlayacağı dizel anlaşması ve enerji ateşkesi hakkında konuşan Kallas, bu düzenlemenin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e açık bir hediye olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Kallas, “Asıl soru şu: Putin bunun karşılığında ne verdi? Gördüğümüz şey, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırılarını artırması. Açıklanan ateşkes de Rusya tarafında gerçekten işlemiyor,” dedi.</p><p></p><p>Financial Times'a konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, ABD'nin baskısına rağmen Rus rafinerilerine yönelik saldırıları yeniden başlatacaklarını söylemişti. Zelenskiy, bu baskının yoğun Rus saldırıları sırasında istihbarat paylaşımının kesintiye uğratılmasını ve Starlink sinyalinin zayıflatılmasını da içerdiğini belirtmişti.</p><p></p><p>Kallas'a göre temel mesele, Rusya'nın saldırganlık savaşını sona erdirmesi. Kallas, bunun Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının da sona ermesini sağlayacağını ifade etti.</p><p></p><p>Kallas, “Büyük resme baktığımızda, bu savaşın finansmanının büyük bölümü petrolden geliyor. Ukrayna bu nedenle rafinerileri hedef alıyor. Rusya ise yaklaşan kış aylarında Ukrayna halkının mümkün olduğunca fazla acı çekmesi için ülkenin enerji altyapısına saldırıyor,” dedi.</p><p></p><p>Kallas, savaşı sona erdirmek için baskının teslim olması beklenen kurbana değil, saldırgan tarafa yöneltilmesi gerektiğini yineledi. Bunun Avrupa'nın başından beri savunduğu tutum olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Kallas, “Bunu ABD ile birlikte yapsaydık Rusya'ya verilen mesaj açık olurdu: Bu savaşı durdurun; petrol rafinerileri ve benzeri konulardaki tüm endişeleriniz de sona ersin,” diye konuştu.</p><p></p><p>Fransa'da Marine Le Pen'in cumhurbaşkanı seçilme ihtimali de dahil olmak üzere, AB'nin önemli ülkelerinde yaklaşan seçimlerin Ukrayna'ya desteğin zayıfladığına işaret edip etmediği sorulan Kallas, 4 yıldır devam eden savaş boyunca kamuoyundaki tutumların değiştiğini kabul etti.</p><p></p><p>Ancak Kallas, Avrupa'nın dış politikasının etkili olabilmesi için birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Kallas, “Rusya'nın asıl oynamaya çalıştığı şey bu: Avrupalıların yorulacağı ve ardından Rusya'nın istediğini alacağı düşüncesi. Vurgulamak istediğim nokta şu: Rusya'nın iştahı o zaman daha da artacak,” dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Pakistan'da okulun çatısı çöktü, 21 öğrenci hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/pakistanda-okulun-catisi-coktu-17-ogrenci-hayatini-kaybetti-6862/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/pakistanda-okulun-catisi-coktu-17-ogrenci-hayatini-kaybetti-6862/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T07:37:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T07:37:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_184328-2F1554-6B7DEF-7BDAFA-8AA495-E9FE87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Pakistan’ın kuzeybatısında özel bir okulun çatısı perşembe günü çöktü. Bir acil yardım yetkilisine göre, en az 21 çocuk ile bir öğretmen yaşamını yitirirken, üç düzineden fazla kişi de yaralandı.</p><p></p><p>Acil servisler sözcüsü Bilal Faizi, Hayber Pahtunhva eyaletinin başkenti Peşaver’de çok sayıda çocuğun hâlâ enkaz altında mahsur olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Hastane yetkilisi Muhammed Asım da can kayıplarını doğrulayarak, yaralılardan bazılarının durumunun kritik olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanlara ulaşabilmek için molozları kaldırdıklarını aktardı.</p><p></p><p>Temmuz ayında, Lahor’da inşaat halindeki bir dershanede çatının çökmesi sonucu 4 öğrenci hayatını kaybetmişti.</p><p></p><p>Pakistan’da inşaat standartlarının çoğu zaman gerektiği gibi uygulanmadığı bilinirken, bina çökmeleri sık görülen bir durum.</p><p></p><p>Ülkede birçok yapı kalitesiz malzemelerle inşa ediliyor, maliyetleri düşürmek için güvenlik kuralları da sık sık göz ardı ediliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Başörtüsü protestoları Aliyev hükümeti için tehdit mi?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/basortusu-protestolari-aliyev-hukumeti-icin-tehdit-mi-8629/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/basortusu-protestolari-aliyev-hukumeti-icin-tehdit-mi-8629/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T07:02:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T07:02:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3B241F-FA8BAC-C3B3E2-CB3C17-3D4556-F15C2F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Geri adım atmak, yetkililerin baskıya boyun eğdiği şeklinde görülebilir; sert bir tutum ise dini özgürlüklere yönelik hoşnutsuzluğu derinleştirebilir.</p><p></p><p>Protestoların şu anda hükümet için doğrudan bir siyasi tehdit oluşturup oluşturmadığını söylemek için henüz erken.</p><p></p><p>Ancak hükümetin bu hoşnutsuzluğa nasıl yanıt vereceği, hem protestoların alacağı yönü hem de tartışmanın başörtüsü meselesiyle sınırlı kalıp kalmayacağını etkileyebilir.</p><p></p><p><b>Protestolar nasıl başladı?</b></p><p></p><p>Azerbaycan'daki mevcut protestolar, başörtülü kız öğrenciler ve öğretmenlerin okullara alınmamasını öngören yeni giyim kuralları nedeniyle başladı.</p><p></p><p>Bakanlar Kurulu, eylül ve ekim aylarında öğrenci ve öğretmenler için "laik kıyafet düzeni" öngören değişiklikleri kabul etti.</p><p></p><p>Kurallar başörtüsünden açıkça söz etmese de, internette başörtüsü takan genç kızların okula alınmadığını gösterdiği öne sürülen çok sayıda haber ve video paylaşıldı.</p><p></p><p>Bakü ve Sumgayıt'tan bazı öğretmenler, başörtülerini çıkarmaları yoksa işten çıkarılacakları yönünde okul yöneticilerinden uyarı aldıkları yönünde açıklamalar yaptı.</p><p></p><p>Azerbaycan'da protesto özgürlüğüne ilişkin durum göz önüne alındığında, başörtüsü kararlarına tepki alışılmadık derecede geniş oldu.</p><p></p><p>Bakü'deki ve bölgelerdeki bazı okullarda öğrenciler, başörtülü sınıf arkadaşlarına destek vermek amacıyla derslere girmeyi reddetti.</p><p></p><p>12 Ekim'de Bakü'de öğrenciler protestolarını sürdürdü ve bazı okulların yakınlarında dersler sokakta yapıldı.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/ilham-1.jpg" alt="ilham-1"></p><p></p><p><b><i>Sosyal medyada başörtülü olduğu için okula alınmadağını söyleyen çok sayıda paylaşım yapıldı.</i></b></p><p></p><p>İçişleri Bakanlığı 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı ancak aktivistler sayının 200'ü aştığını öne sürüyor.</p><p></p><p>Bakü'de kimliği belirsiz kişilerin bir okul müdürünün aracını ateşe verdiği iddia edilirken, Abşeron bölgesinde de dört araç yakıldı.</p><p></p><p>Kullanıcılar ayrıca Instagram ve TikTok'a erişimde zorluk yaşadıklarını bildirdi; bu durum, yetkililerin internet erişimini kısıtladığı yönündeki iddiaları beraberinde getirdi.</p><p></p><p><b>Azerbaycan'da başörtüsü nasıl yaygınlaştı?</b></p><p></p><p>Azerbaycan'da başörtüsünün yaygınlaşması, 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasına rastlıyor.</p><p></p><p>Sovyet yönetimi, 70 yıl boyunca dini uygulamaları baskı altında tuttu.</p><p></p><p>Bağımsızlığın ardından dinin kamusal yaşamdaki görünürlüğü arttı ve Sovyet döneminde kısıtlanan uygulamalar daha açık şekilde yeniden ortaya çıktı.</p><p></p><p>Bölgesel ve demografik farklılıklar da bulunuyor. Başörtüsü, İran sınırına yakın Masallı ve Lenkeran gibi muhafazakar güney bölgelerinde, ayrıca Bakü'nün Balahanı ve Nardaran gibi dış mahallelerinde daha yaygın.</p><p></p><p>Şii ve Sünni etkiler de dini uygulamaların şekillenmesinde rol oynuyor. İran ve Türkiye bağlantılı dini kuruluşlar da bağımsızlıktan bu yana Azerbaycan'da faaliyet gösteriyor. Azerbaycan hükümeti, dini konularda yabancı etkisi riskinden defalarca söz etti.</p><p></p><p>Birçok kadın için başörtüsü, ciddiyetle yerine getirdikleri dini bir yükümlülük.</p><p></p><p>Bazı kadınlar mevcut durumun kendilerini, eğitim ya da iş hayatı ile dini inançları arasında seçim yapmaya zorladığını söylüyor.</p><p></p><p>Azerbaycan'da kaç kişinin başörtüsü taktığını bilmiyoruz. Protestoların bu kadar büyük görünmesinin nedenlerinden biri, uygulamanın başörtüsünün daha yaygın olduğu toplulukları etkilemesi.</p><p></p><p>Hükümete yakın medya kuruluşları olayları yabancı güçlerin provokasyonuna bağlıyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/ilham-5.jpg" alt="ilham-5"></p><p></p><p><b>Protestolardan bir görüntü.</b></p><p></p><p>AzPost.az, Yasamal ilçesindeki bir ortaokulu ateşe verme girişiminde bulunulduğunu bildirdi.</p><p></p><p>Qafqazinfo'ya göre olay, hızlı müdahale sayesinde engellendi ve kimse yaralanmadı.</p><p></p><p>Site, "Bu olay, yabancı güçlerin yönlendirmesiyle Azerbaycan'ın laik devlet modeline saldıran provokatörlere karşı kararlı adımlar atılmasını gerekli kılıyor" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p><b>Protestolar daha büyük bir harekete dönüşebilir mi?</b></p><p></p><p>Protestoların Aliyev'in iktidarına ciddi bir tehdit oluşturması beklenmiyor. Ancak uzun vadeli etkileri, dini özgürlükler ve devletin laiklik politikalarına yönelik hoşnutsuzluğun sürmesi olabilir.</p><p></p><p>Bu protestoları önceki siyasi eylemlerden ayıran unsurlardan biri, hoşnutsuzluğun insanların günlük yaşamlarını doğrudan etkileyen bir konuya odaklanmış olması: Kız öğrencilerin okuldan dışlanması ve bazı öğretmenlerin işlerini kaybetme korkusu.</p><p></p><p>Sosyal medyada, öğrencilerin sınıfa alınmayan öğretmenlerine sarılarak ağladığını gösteren videolar yayımlandı.</p><p></p><p>Bu tür görüntüler, tartışmayı yalnızca dini aktivistlerin meselesi olmaktan çıkararak öğrenciler ve aileleri arasında da yankı bulan bir konuya dönüştürdü.</p><p></p><p>Protestolar ayrıca dini kimlikle ilişkili konuların daha geniş toplulukları harekete geçirebildiğini de ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Azerbaycan'da dini temelli hoşnutsuzluk, yoğun baskı altındaki laik muhalefet partilerinin, geleneksel olarak ulaşamadıkları topluluklara erişmeleri yolunu açıyor.</p><p></p><p>Sosyal medya da bu partilerle, toplulukların birbirleriyle bağlantı kurmasını kolaylaştırıyor.</p><p></p><p>Uluslararası insan hakları örgütleri, Azerbaycan'daki laik muhalefet partilerinin yıllardır ağır baskı altında olduğunu ülke ile ilgili raporlarında sıklıkla gündeme getiriyor.</p><p></p><p>İnsan Hakları İzleme Örgütü, Aralık 2025'te Azerbaycan'daki "muhalefete yönelik uzun süreli baskı kampanyası" konulu bir rapor yayımladı.</p><p></p><p>Azerbaycan'da dini meselelerden kaynaklanan hoşnutsuzluk, söz konusu partilerin geleneksel olarak ulaşamadığı kesimleri harekete geçirme potansiyeli taşırken; sosyal medya da bu gruplar arasındaki iletişimi kolaylaştırıyor.</p><p></p><p><b>Protestolar Aliyev hükümeti için tehdit mi?</b></p><p></p><p>Bakü daha önce de benzer bir sorunla karşı karşıya kalmıştı.</p><p></p><p>2010-2011 döneminde hükümet, dini muhalefetin bazı liderlerini tutukladı. Bu durum, destekçilerinin yeni protestolar düzenlemesine yol açtı; onlar da daha sonra gözaltına alındı.</p><p></p><p>İslam Partisi feshedildi, lideri tutuklandı ve protestolar zamanla etkisini yitirdi.</p><p></p><p>Azerbaycanlı yetkililer daha önceki hükümet karşıtı protestolara da sert polis müdahaleleri ve çok sayıda gözaltıyla yanıt vermişti.</p><p></p><p>2003, 2011, 2019 ve 2020 yıllarında düzenlenen hükümet karşıtı protestolar kitlesel gözaltılarla kontrol altına alındı.</p><p></p><p>Uluslararası insan hakları ve ifade özgürlüğü kuruluşlarına göre, Azerbaycan'da bağımsız medya ve sivil toplum üzerindeki baskı güçlü ve önde gelen bazı aktivistler ile gazeteciler cezaevinde bulunuyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/ilham-3.jpg" alt="ilham-3"></p><p></p><p><b><i>Aliyev hükümeti geçmişte benzer sınavlar verdi.</i></b></p><p></p><p>Aliyev'in konumunu önceki protesto dönemlerinden ayıran unsurlar da var. Karabağ'daki askeri zafer, enerji gelirleri ve Türkiye ile yakın ittifak, hükümetin elindeki siyasi ve ekonomik imkanları artırdı.</p><p></p><p>Kıyafet kurallarında değişiklik talep eden öğrenciler ve veliler henüz liderleri, hükümete yönelik ortak siyasi talepleri ve örgütsel yapıları olan bir siyasi hareket değil.</p><p></p><p>Ayrıca Azerbaycan toplumunda laik devlet modelini savunan kesimler de bulunuyor.</p><p></p><p>Toplumun bir bölümü, özellikle İran ile ilişkilendirilen dini-siyasi etkinin güçlenmesinden endişe duyuyor.</p><p></p><p>Bu durum hükümete, protestoları daha geniş çaplı bir siyasi tehdit olarak sunmak için belirli bir alan sağlıyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/ilham-2.jpg" alt="ilham-2"></p><p></p><p><b><i>2012 yılında Eğitim Bakanlığı önünde, okullarda başörtüsü yasağının kaldırılması talebiyle protesto gösterileri düzenlenmişti.</i></b></p><p></p><p>Temel mesele, protestoların hükümet değişikliğine yol açıp açmayacağı değil.</p><p></p><p>Protstoların daha doğrudan etkisi, hükümetin ülkedeki istikrar ve kontrol imajı üzerinde yarattığı baskı. Protestoların birden fazla şehirde ortaya çıkması ve hoşnutsuzluğun sosyal medyada yayılması, yetkililerin yönetmekte zorlandığı yeni bir durum yarattı.</p><p></p><p>Dini temelli hoşnutsuzluğun daha uzun vadeli etkileri de olabilir. İnançları nedeniyle okuldan dışlandıklarını düşünen kız öğrenciler ve ailelerinin devlete bakışının değişmesi, özellikle dini topluluklar içinde yabancılaşmanın derinleşmesi muhtemel görünüyor.</p><p></p><p>Yetkililer açısından daha ciddi bir siyasi sorun, dini hoşnutsuzluğun ekonomik ya da diğer toplumsal şikayetlerle birleşmesi halinde ortaya çıkabilir.</p><p></p><p>Şu anda bunların daha geniş bir siyasi harekete dönüştüğünü gösteren açık bir işaret bulunmuyor.</p><p></p><p>Sürgünde yaşayan Azerbaycanlı gazeteci Rauf Mirkadırov, hükümetin toplumla "diyalog moduna geçmesi" gerektiğini düşünüyor.</p><p></p><p>Ona göre krizlerin yönetilebilmesi için toplum ile hükümet arasında işleyen siyasi ve toplumsal mekanizmalar bulunmalı.</p><p></p><p><b>Türkiye'den tepkilerin sonucu ne olabilir?</b></p><p></p><p>Protestoların Türkiye'de de yankı bulması, Bakü için ek bir sorun yarattı. Ancak şu ana kadar asıl baskı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinden değil; Türk toplumunun bazı kesimlerinden, İslamcı kuruluşlardan, hükümete yakın medyadan ve AKP seçmenlerinden geldi.</p><p></p><p>3 Ekim'de İstanbul'daki Azerbaycan Konsolosluğu önünde, İslamcı kuruluş Özgür-Der'in çağrısıyla bir protesto düzenlendi.</p><p></p><p>Kuruluş, yeni düzenlemelerin iptal edilmesini ve Türkiye'nin Azerbaycan üzerinde diplomatik baskı kurmasını talep etti.</p><p></p><p>Türkiye'deki bazı dini figürler ve hükümete yakın medya kuruluşları da Bakü'nün tutumunu eleştirdi.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanı Oktay Saral, başörtülü öğrencilerin okullardan dışlanmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve Azerbaycan'ın "bu hatayı kısa süre içinde düzelteceğini" umduğunu söyledi.</p><p></p><p>Azerbaycan-Türkiye Parlamentolar Arası İlişkiler Çalışma Grubu ise bazı Türk medya kuruluşları ve siyasi çevrelerde Azerbaycan'a yöneltilen eleştirilerden "ciddi endişe ve üzüntü duyduğunu" açıkladı.</p><p></p><p>Grup, Oktay Saral ile bazı AKP milletvekillerinin açıklamalarını "asılsız suçlamalar" olarak niteledi ve Türkiye'den Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etmemesini ve ülkenin laik devlet yapısına saygı göstermesini istedi.</p><p></p><p>Erdoğan'ın kendi tutumu ise daha dolaylı oldu. Eylül ayında BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, okullardaki başörtüsü kısıtlamalarını "kadınların en temel haklarına yönelik bir saldırı" olarak tanımladı ve bunu "İslamofobi" ile ilişkilendirdi.</p><p></p><p>Azerbaycan'ın adını vermese de, konuşmanın kıyafet düzenlemelerindeki değişiklikten bir gün sonra yapılması bazı yorumcular tarafından Bakü'ye verilmiş bir mesaj olarak değerlendirildi.</p><p></p><p>Bununla birlikte Ankara, anlaşmazlığı tırmandırmaktan kaçındı.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/ilham-4.jpg" alt="ilham-4"></p><p></p><p><b><i>Erdoğan'ın BM kürsüsünde başörtüsünden bahsetmesi, bazı kesimler tarafından Aliyev hükümetine verilmiş bir mesaj olarak yorumlandı.</i></b></p><p></p><p>Aliyev'in basın servisi, Erdoğan'ın 27 Eylül'de Aliyev ile telefonda görüştüğünü bildirdi ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı internet sitesindeki açıklamaya göre okul üniforması meselesine değinilmedi.</p><p></p><p>AKP Sözcüsü Ömer Çelik de Türkiye'de Azerbaycan'ı protesto eden grupların parti veya hükümetle bağlantısı olmadığını söyledi.</p><p></p><p>Aliyev, Türkiye'nin adını vermeden, "yaşam tarzımıza müdahale etmeyin" mesajı verdi. Türkiye'yi açıkça eleştirtiği nadir görülen Azerbaycan liderinin böyle bir tutum alması, konunun Bakü açısından hassas olduğunu gösteriyor.</p><p></p><p>Türkiye faktörü, Aliyev için doğrudan bir siyasi tehditten çok ek bir baskı kaynağı niteliğinde.</p><p></p><p>Türkiye'den gelen eleştiriler, Bakü'nün dini hoşnutsuzluğun büyük ölçüde yabancı, özellikle de İran etkisi bağlamında ortaya çıktığı yönündeki geleneksel argümanını daha karmaşık hale getiriyor.</p><p></p><p>Aynı zamanda Türkiye'deki tartışmalar, Azerbaycanlı protestoculara yetkililerin kontrolü dışında kalan Türkçe bir bilgi ve sosyal medya alanı sağlıyor.</p><p></p><p>Yetkililer, yıllardır geleneksel siyasi muhalefetin protestolarını kontrol altında tutmaya alışkındı. Ancak şimdi doğrudan din, okul ve ailelerin günlük yaşamlarıyla ilgili bir hoşnutsuzlukla karşı karşıyalar.</p><p></p><p>Bu protestoların şu aşamada İlham Aliyev hükümeti için doğrudan bir tehdit oluşturduğu söylenemez. Ancak hükümetin bundan sonra atacağı adımlar, başörtüsü meselesiyle başlayan bu hoşnutsuzluğun bu çerçevede kalıp kalmayacağını belirleyebilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tur gemisinden denize atlayan kadın 20 saat sonra kurtarıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tur-gemisinden-denize-atlayan-kadin-20-saat-sonra-kurtarildi-4743/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tur-gemisinden-denize-atlayan-kadin-20-saat-sonra-kurtarildi-4743/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T06:54:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T06:54:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1AD19E-2D7449-7E4B20-6C61E9-0FFB7E-43D4E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yunanistan'ın Zakintos Adası açıklarında, Royal Caribbean şirketine ait Odyssey of the Seas adlı yolcu gemisinden denize atlayan 44 yaşındaki El Salvador vatandaşı kadın, yaklaşık 20 saat boyunca denizde kaldıktan sonra kurtarıldı.</p><p></p><p>Yunan makamlarının açıklamasına göre olay, cumartesi günü İyon Denizi'nde seyreden yolcu gemisinde meydana geldi. Denize atlayan kadın, saatler boyunca turuncu bir can simidine tutunarak suyun üzerinde kalmayı başardı.</p><p></p><p>Arama çalışmalarına katılan MSC Rossella III adlı kargo gemisinin mürettebatı, kadını karanlık sularda fark etti. Gemiden yapılan ihbar üzerine bölgeye ulaşan Yunanistan Sahil Güvenliği, kadını kurtararak güvenli bir bölgeye taşıdı.</p><p></p><p><b>Denizde 20 saat geçirdi: Kargo gemisi fark etti</b></p><p></p><p>Kadının bulunmasında, tutunduğu parlak turuncu can simidi belirleyici oldu. Arama çalışmalarına destek veren kargo gemisinin mürettebatı, denizdeki can simidini fark ederek yetkililere haber verdi.</p><p></p><p>İhbarın ardından olay yerine ulaşan Yunanistan Sahil Güvenlik ekipleri, kadına halat uzatarak bulunduğu yerden kurtardı.</p><p></p><p>Yetkililer, kadının yaklaşık 20 saat boyunca denizde kaldığını bildirdi. Kurtarma operasyonunun ardından kadının sağlık durumunun değerlendirilmesi için gerekli işlemler başlatıldı.</p><p></p><p><b>Gemiden neden atladı? Yetkililere yaptığı açıklama şaşırttı</b></p><p></p><p>Olayın ardından kadının gemiden neden atladığı da ortaya çıktı.</p><p></p><p>Yunanistan Sahil Güvenliği sözcüsünün aktardığına göre 44 yaşındaki kadın, yetkililere Zakintos Adası yakınlarında gemiden inmek istediği için denize atladığını söyledi.</p><p></p><p>Kadının bu açıklaması üzerine olayın koşulları ve gemiden ayrılma kararıyla ilgili değerlendirme süreci başlatıldı.</p><p></p><p>Ancak kadının söz konusu kararı hangi koşullarda aldığına ilişkin daha fazla ayrıntı paylaşılmadı.</p><p></p><p><b>Kurtarılan kadın hastaneye kaldırıldı</b></p><p></p><p>Yunanistan Sahil Güvenliği, kurtarma operasyonunun ardından kadının Katakolo Limanı'na götürüldüğünü açıkladı.</p><p></p><p>Buradaki ilk işlemlerin ardından savcılık, kadının psikiyatrik değerlendirmeden geçirilmesini talep etti.</p><p></p><p>Bu karar doğrultusunda 44 yaşındaki kadın, gerekli değerlendirmelerin yapılması amacıyla yerel bir hastaneye sevk edildi.</p><p></p><p>Yetkililer, kadının sağlık durumuna ve hastanedeki değerlendirmelerin sonuçlarına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmadı.</p><p></p><p><b>Royal Caribbean gemisinde daha önce de benzer olay yaşanmıştı</b></p><p></p><p>Yaşanan olay, Royal Caribbean şirketine ait başka bir yolcu gemisinde geçen yıl meydana gelen benzer bir vakayı gündeme getirdi.</p><p></p><p>Porto Riko'nun San Juan kentinde, Jey Gonzalez-Diaz adlı yolcu, yaklaşık 17 bin dolarlık kumar borcundan kaçmak amacıyla şirketin Rhapsody of the Seas adlı gemisinden denize atlamıştı.</p><p></p><p>Denize atladıktan sonra hayatta kalan Gonzalez-Diaz, ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) görevlileri tarafından gözaltına alınmıştı.</p><p></p><p>Son olayda ise El Salvador vatandaşı kadının denize atlamasına ilişkin kendi beyanı dışında farklı bir gerekçe açıklanmadı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çin'de 11 milyar dolarlık Pinglu kanalı açıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cinde-11-milyar-dolarlik-pinglu-kanali-acildi-3717/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cinde-11-milyar-dolarlik-pinglu-kanali-acildi-3717/</id>
<published><![CDATA[2026-10-15T02:01:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-15T02:01:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E15FCC-A709F8-E94D65-4464C2-5E246A-EC3122.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakhsanam KURBANOVA</p><p></p><p>Çin, 16 Eylül'de Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi'nde 134,2 kilometre uzunluğundaki Pinglu Kanalı'nı ulaşıma açarak Xijiang nehir hattını Beibu Körfezi'ne bağladı. 1949'da Halk Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana ulusal ölçekte planlanıp kurulan ilk büyük nehir-deniz kanalı olan proje, güneybatı Çin'in ihracat yükünü Guangzhou üzerinden dolaşmak yerine doğrudan güneye, Güneydoğu Asya'ya taşıyacak.</p><p>Yaklaşık 72,7 milyar yuana (yaklaşık 10,2 milyar dolar) mal olan kanal, Çin yetkililerine göre güneybatıdan ASEAN pazarına giden yükte iç su yolu mesafesini 560 kilometreden fazla kısaltıyor ve toplam lojistik maliyetini yüzde 18 ile 30 arasında azaltıyor. Konu, Çin'in en büyük ticaret ortağı olan Güneydoğu Asya ile bağlantıların güçlenmesi bakımından önem taşıyor.&nbsp;</p><p>65 METRELİK YOKUŞU ÜÇ BASAMAKTA AŞIYOR</p><p>Kanalın en büyük mühendislik sorunu başlangıç ve bitiş noktası arasındaki yaklaşık 65 metrelik kot farkıydı; bu, 20 kattan yüksek bir binaya denk geliyor. Fark, Madao, Qishi ve Qingnian adlı üç basamaklı kilit merkeziyle aşılıyor. Çinli yetkililer Madao merkezinin iki dünya rekoru taşıdığını söylüyor: dünyanın en büyük kot farkına sahip su tasarruflu gemi kilidi ve en büyük ölçekli su tasarruflu iç su yolu kilidi.</p><p>Madao'daki her kilit odası aynı anda altı adet 5.000 tonluk gemi alabiliyor; bir geçiş yaklaşık 70 dakika sürüyor. Projede 315 milyon metreküp toprak ve kaya kazıldı. Su tasarruflu kilit sistemlerinin, Çin basınına yansıyan hesaplara göre 1 milyar metreküpten fazla su kazandırdığı belirtiliyor; bu, yaklaşık 70 Batı Gölü'nün hacmine eşit tutuluyor.</p><p>YILDA 5 MİLYAR YUANDAN FAZLA TASARRUF</p><p>Guangxi yönetimine göre kanal, güneybatı Çin'in yüklerini geleneksel güzergâha kıyasla iç su yolunda 560 kilometreden fazla kısaltıyor ve ASEAN'ın ana limanlarına ulaşımı belirgin biçimde hızlandırıyor. Yetkililer toplumun taşıma masrafından yılda 5 milyar yuandan fazla tasarruf edeceğini öngörüyor.</p><p>Liuzhou'da üretilen makinelerin şimdiye kadar demiryolu veya karayoluyla Guangzhou Limanı'na götürüldüğünü hatırlatan Guangxi Sosyal Bilimler Akademisi yöneticisi Wu Jian, bu ürünlerin artık doğrudan su yoluyla Beibu Körfezi'ndeki Qinzhou Limanı'na gidebileceğini ve teslim süresinin kısalacağını söylüyor. Çin Konteyner Sanayi Birliği Genel Sekreteri Hao Panfeng ise kanalı lojistik ve sanayi zincirini şekillendirecek bir "su üzerindeki otoyol" olarak tanımlıyor.</p><p>İLK GÜN 30 GEMİ, İLK HAFTA YENİ HATLAR</p><p>Kanalın ilk gününde 30 kargo gemisinin geçtiği, bu gemilerin konteynerin yanı sıra çelik, maden, kömür, gübre ve inşaat malzemesi taşıdığı bildirildi. Açılış gününde "Nanning Limanı–Vietnam Can Tho Limanı" dış ticaret hattı ile "Nanning Limanı–Hainan'daki Yangpu Limanı" iç hat seferleri de ilk yolculuklarına çıktı.</p><p>Guangxi yetkilileri açılıştan önce 570'ten fazla geminin kanaldan geçiş şartlarını karşıladığını, 681 kaptan ve seyir zabitinin kanal rotası yetkisi aldığını duyurdu. Nehir ve deniz tarafındaki altyapı da nehir-deniz aktarmasına göre uyarlandı; yetkililer kullanılabilir elleçleme kapasitesinin 16 milyon tonun üzerinde olduğunu tahmin ediyor [7]. Kanalın ilk dönemde yılda yaklaşık 80 milyon ton kargo taşıması bekleniyor; uzun vadeli kapasitenin bunun üzerine çıkması hedefleniyor.</p><p>LİMANLAR BÜYÜME TRENDİNİ SÜRDÜRMEK İSTİYOR</p><p>Kanalın güney ucundaki Beibu Körfezi Limanı'nın konteyner elleçleme kapasitesi 2017'de 2,28 milyon TEU iken 2025'te 10,06 milyon TEU'ya çıktı. Guangxi, kanal boyunca sanayi tesislerini limanlar, ulaşım ağları ve tedarik zincirleriyle bağlayacak bir "Pinglu Kanalı Ekonomik Kuşağı" kurmayı hedefliyor. Qinzhou, aynı zamanda Çin-Malezya Qinzhou Sanayi Parkı'na ev sahipliği yaptığı için Malezyalı işletmeler açısından da önemli bir kapı olarak görülüyor.</p><p>Proje ayrıca bir tarihî hayalin gerçekleşmesi olarak sunuluyor: yaklaşık yüz yıl önce Sun Yat-sen'in Guangxi'de nehir-deniz bağlantısı kuracak bir kanal tasarladığı hatırlatılıyor. Kanalın, başlangıçta öngörülen takvimden üç ay erken, Eylül'de açılacağı daha önce duyurulmuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da patlama sesleri duyuldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/suudi-arabistanin-baskenti-riyadda-patlama-sesleri-duyuldu-2224/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/suudi-arabistanin-baskenti-riyadda-patlama-sesleri-duyuldu-2224/</id>
<published><![CDATA[2026-10-14T11:45:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-14T11:45:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9C194F-D99EFB-77BF0F-C70EA3-C175AC-0FA08F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da, hava saldırısı uyarılarının ardından patlama sesleri duyulduğu bildirildi. Yemen'deki İran destekli Husilerin son günlerde füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediği kentte güvenlik önlemleri artırıldı.</p><p></p><p>Bölgeden gelen haberlere göre Riyad sakinlerinin cep telefonlarına hava tehdidine ilişkin uyarı mesajları gönderildi. Uyarılarda vatandaşlardan kapalı alanlarda kalmaları, pencere ve kapılardan uzak durmaları istendi.</p><p></p><p>Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon, Riyad'a yönelen balistik füzelerin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıkladı. Ancak 14 Ekim sabahı bildirilen patlama seslerinin yeni bir saldırıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin bağımsız doğrulama bulunmuyor.</p><p></p><p><b>Riyad'da hava saldırısı alarmı</b></p><p></p><p>Başkent Riyad, son günlerde Husilerin düzenlediği füze saldırılarının hedefi haline geldi.</p><p></p><p>Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 12 ve 13 Ekim'de başkente yönelen balistik füzelerin engellendiğini duyurdu. Kentte patlama seslerinin duyulması, hava savunma sistemlerinin faaliyetleriyle birlikte değerlendiriliyor.</p><p></p><p>13 Ekim'de düzenlenen saldırılarda, engellenen iki füzenin parçalarının yerleşim alanlarına düşmesi sonucu 4 kişinin yaralandığı ve 15 evin hasar gördüğü bildirildi.</p><p></p><p>Husiler Riyad'ı hedef almakla tehdit etti</p><p></p><p>Yemen'deki Husi hareketinin askeri sözcüsü Yahya Seri, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'in başkenti Sana'ya yönelik saldırılarına karşılık verileceğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Seri, Sana'daki petrol tesislerinin hedef alınması halinde Riyad'a yönelik misilleme saldırıları gerçekleştirileceği tehdidinde bulunmuştu.</p><p></p><p>Husiler, Suudi Arabistan'daki havaalanları ve petrol tesislerini hedef alabilecekleri yönünde uyarılar da yayımladı.</p><p></p><p><b>Aramco tesisine saldırı düzenlendi</b></p><p></p><p>Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, 13 Ekim'de ülkenin doğusundaki Dhahran kentinde bulunan Saudi Aramco yerleşkesindeki bir idari binanın saldırıya uğradığını doğruladı.</p><p></p><p>Bakanlık, saldırının ardından binada sınırlı çaplı yangın çıktığını, olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını açıkladı.</p><p></p><p>Saldırı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'de Husi kontrolündeki petrol tesislerini hedef aldığı askeri operasyonlarla aynı dönemde gerçekleşti.</p><p></p><p><b>Riyad Havalimanı'na saldırıda 13 kişi öldü</b></p><p></p><p>Riyad'daki güvenlik alarmı, Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik ölümcül saldırıların ardından geldi.</p><p></p><p>10 Ekim'de düzenlenen saldırıda en az 13 kişi hayatını kaybetti, 300'den fazla kişi yaralandı. Husiler, havalimanına yönelik saldırıların sorumluluğunu üstlendi.</p><p></p><p>Saldırılar nedeniyle çok sayıda uluslararası hava yolu şirketi Suudi Arabistan'a yönelik seferlerini askıya aldı veya değiştirdi.</p><p></p><p><b>Suudi Arabistan ile Husiler arasında gerilim tırmanıyor</b></p><p></p><p>Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonları sürerken, Husilerin füze ve insansız hava aracı saldırıları bölgesel güvenlik endişelerini artırıyor.</p><p></p><p>Çatışmaların özellikle petrol tesisleri, havaalanları ve enerji altyapısına yönelmesi, küresel enerji piyasaları ve uluslararası hava ulaşımı açısından da risk oluşturuyor.</p><p></p><p>Riyad'da bildirilen son patlama seslerine ilişkin yeni bir resmî açıklama yapılıp yapılmadığı takip ediliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Filistinli gruplar bugün Kahire'de bir araya geliyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/filistinli-gruplar-bugun-kahirede-bir-araya-geliyor-3095/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/filistinli-gruplar-bugun-kahirede-bir-araya-geliyor-3095/</id>
<published><![CDATA[2026-10-14T09:48:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-14T09:48:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_593C92-2C1FB2-0A9FD4-E5CE59-E2FD70-1B6933.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi Fetih Sözcüsü Abdulfettah Devle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kahire'de bugün kapsamlı diyalog öncesinde bazı Filistinli gruplar arasında görüşmelerin başlayacağını doğruladı.</p><p></p><p>Devle, Fetih'in yanı sıra İslami Direniş Hareketi Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) de diyalog toplantılarına katılacak gruplar arasında yer aldığını ifade etti.</p><p></p><p>Ön görüşmelerin en fazla iki gün sürmesinin beklendiğini belirten Devle, kapsayıcı genel diyaloğun zamanlamasının bu ön görüşmelerin ardından belirleneceğini ve 20 Ekim'de yeniden başlayabileceğini kaydetti.</p><p></p><p>Devle, ön görüşmelerde "kapsayıcı diyalog için istişare ve hazırlıkların tamamlanacağını ve ulusal uzlaşı esaslarının vurgulanacağını" aktardı.</p><p></p><p>Fetih Hareketinin heyetinde Merkez Komite Genel Sekreteri Cibril er-Rucub ile Merkez Komite Üyesi Muhammed İştiyye'nin yer aldığını dile getiren Devle, heyetin bugün Kahire'ye ulaşacağını kaydetti.</p><p></p><p>Devle'nin belirttiği diğer Filistinli gruplardan ise konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.</p><p></p><p>Fetih Hareketi Merkez Komitesinden dün yapılan açıklamada, Ramallah kentindeki toplantının ardından "ulusal birliği güçlendiren, toprağın, davanın ve ulusal kararın bütünlüğünü koruyan kapsayıcı ulusal diyaloğun sürdürülmesinin ve bu diyalog çabalarına fırsat verilmesinin önemi" vurgulanmıştı.</p><p></p><p>Rucub da 10 Ekim'de yaptığı açıklamada, Fetih heyetinin Kahire'de gruplarla iki gün boyunca doğrudan görüşmeler yürüttüğünü, ulusal diyaloğun yeniden başlayacağını ifade etmişti.</p><p></p><p>Bir televizyon kanalına konuşan Rucub, "Filistin ulusal uzlaşısını sağlamak yönünde net bir Mısır resmi iradesi bulunduğunu" ve görüşülen üç grubun (Hamas, İslami Cihad ve FHKC) da "bir uzlaşı zemini inşa etme yönünde stratejik bir duruş sergilediğini" kaydetmişti.</p><p></p><p>Kahire'deki görüşmeler, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın 10 Ekim'de yayımladığı başkanlık kararnamesinden günler sonra gerçekleşiyor.</p><p></p><p>Abbas, daha önce Kasım 2026 olarak belirlenen milletvekili seçim tarihini değiştirerek, eş zamanlı devlet başkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 11 Eylül 2027'de yapılmasına karar vermişti.</p><p></p><p>Fetih Hareketi erteleme kararını memnuniyetle karşılarken, Hamas ise seçimlerin ertelenmesi kararının kapsayıcı, ciddi ve verimli bir ulusal diyaloğa yol açması gerektiğini bildirmişti.</p><p></p><p>Hamas, başta Ulusal Konsey ve Yasama Konseyi (parlamento) olmak üzere Filistin iç düzeninin sağlanmasına yönelik mekanizmaları içeren, tüm taraflar için bağlayıcı ve net sonuçlar üzerinde uzlaşmak amacıyla bu diyaloğa katılmaya hazır olduğunu vurgulamıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Erdoğan Husiler konusunda istediğimi yapacaktır"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/erdogan-husiler-konusunda-istedigimi-yapacaktir-1501/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/erdogan-husiler-konusunda-istedigimi-yapacaktir-1501/</id>
<published><![CDATA[2026-10-14T09:17:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-14T09:17:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_602507-47D1A8-298C34-ADAF38-0B7E1A-42587F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı, 13 Ekim'de Alaska'da katılacağı bir mitingine doğru yola çıkmadan önce Beyaz Saray'ın önünde basından gelen soruları yanıtladı.</p><p></p><p>Trump, Yemen'de "çok kötü davranıyorlar" dediği Husiler'e karşı olası bir askeri yanıta Türkiye'nin de katılmasını isteyip istemeyeceği sorusuna, "İsteyebilirim" diyerek cevap verdi.</p><p></p><p>ABD Başkanı, sözlerinin devamında, "Harika bir arkadaşlığımız var. Kendisine çok saygı duyuruyorum. Ve Başkan Erdoğan, kendisinden istediğimi yapacaktır" dedi.</p><p></p><p><b>Bahçeli: 'Suudi Arabistan'a her türlü askeri destek verilmeli'</b></p><p></p><p>Trump, bu konuda daha fazla detay vermedi ancak aynı gün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştüğünü doğruladı.</p><p></p><p>Suudi Arabistan'ın en güçlü müttefiki ABD, son çatışmalarda ülkeye istihbarat desteği sağladığını ve askeri uzmanlar gönderdiğini doğrulamıştı.</p><p></p><p>Ancak Washington, Riyad'da havalimanına düzenlenen ve bir Amerikan vatandaşının ölümüne yol açan son saldırının ardından Suudilerle birlikte askeri müdahalede bulunabileceğinin sinyalini verdi.</p><p></p><p>Yine de kasım ayındaki ABD ara seçimleri yaklaşırken bu adımın ne kadar mümkün olduğu tartışmalı.</p><p></p><p>Türkiye ise son çatışmalarda Suudi Arabistan ile dayanışma mesajları verirken Husi saldırılarını güçlü bir şekilde kınadı.</p><p></p><p>Taraflar arasındaki savaşın şiddetlendiği dönemde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Mekke İttifakı adıyla savunma anlaşması imzaladı.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Ekim'de yaptığı açıklamada, anlaşmanın yakında Meclis'e geleceğini söyledi.</p><p></p><p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın "kurumsal altyapısını oluşturma" ve "kolektif savunma ve bölgesel işbirliğini kalıcı ve kurumsal bir çerçeveye ulaştırma" konularında çalışıldığını söyledi.</p><p></p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim'de asker gönderme için gerekli olan anlaşmanın Meclis'e getirilmesi çalışmalarının "nihayete erdiğini" söylemişti.</p><p></p><p>Fidan aynı açıklamada, "Türkiye başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak" dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Iraklı kadınların cinsel şiddetle mücadelesi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/irakli-kadinlarin-cinsel-siddetle-mucadelesi-986/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/irakli-kadinlarin-cinsel-siddetle-mucadelesi-986/</id>
<published><![CDATA[2026-10-14T06:26:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-14T06:26:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B218EE-CB97D1-08CBFA-896CD2-E4CE49-A45602.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bağdat'ın kalabalık bir caddesinde yaşananları telefonuyla kaydeden kadının görüntülerinde, sürücünün kapıyı açma girişimlerine direndiği görülüyor.</p><p></p><p>Bu video ve benzerleri, Iraklı kadın hakları aktivisti Sarah Jassim'in Instagram hesabında paylaşılıyor. Jassim, görüntüleri Irak'ta erkekler ve erkek çocukları tarafından cinsel istismara ve tacize uğradıklarını söyleyen kadınlar adına yayımlıyor.</p><p></p><p>BBC'ye konuşan Jassim, "Kameranız sizin silahınızdır" diyor.</p><p></p><p>"Bu, bir kadın tacizcisini dava etmeye karar verirse kanıtları belgelemek için bir yöntem. En azından onu toplum önünde utandırmanın bir yolu."</p><p></p><p>Jassim, paylaştığı videolardan birinin, okul çağındaki kızları taciz etmekle suçlanan bir polisin gözaltına alınmasına yol açtığını söylüyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/irak-2.jpg" alt="irak-2"></p><p></p><p><b><i>Jassim tarafından paylaşılan bir videoda, bir kadının, kendisini teşhir etmekle suçladığı bir adama bağırdığı ve ardından adamın araba kapısını açmaya çalıştığı görülüyor.</i></b></p><p></p><p>Jassim, bu videoları paylaşmanın hem kendisi hem de görüntülerde yer alan kadınlar açısından risk taşıdığını söylüyor. BBC'nin görüştüğü çok sayıda cinsel istismar mağduru da Irak'ta toplumun çoğu zaman mağduru suçladığını ifade ediyor.</p><p></p><p>Jassim, "Ölüm tehditleri aldım. Asit saldırısıyla tehdit edildim" diyor ve anlatıyor:</p><p></p><p>"Kadınları konuşmaya teşvik ettiğim için kamu ahlakını bozmaya çalışmakla suçlandım. Çünkü yaşadığımız toplum bizden sessiz kalmamızı bekliyor."</p><p></p><p>Güvenlik gerekçesiyle artık neredeyse hiç evden çıkmadığını söyleyen Jassim, zamanının büyük bölümünü köpeğiyle geçiriyor.</p><p></p><p>Jassim'e göre daha sıkı yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Bunlar arasında, halen ceza kanununda yer almayan "taciz" ve "toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" kavramlarını açıkça suç sayan yasalar da yer alıyor.</p><p></p><p>"Bir sorunu çözmenin en iyi yolu, önce onun varlığını kabul etmektir" diyen Jassim, şöyle devam ediyor:</p><p></p><p>"Korunmaya ihtiyacımız var. İstismarcıların da caydırılması gerekiyor."</p><p></p><p><b>'Seni öldürsem kimse duymaz'</b></p><p></p><p>Irak'ta çok sayıda kadın, adalet ve kolluk sisteminin kendilerini yüzüstü bıraktığını söylüyor. BBC'nin görüştüğü aktivistler ve avukatlara göre, Irak'ta bir tacizci ya da tecavüzcü hakkında hukuki süreç başlatmak uzun, karmaşık ve sonucu belirsiz bir yol.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler'in kadınlara yönelik ayrımcılıkla mücadele komitesi, mayıs ayında yayımladığı raporda Irak'ta kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin "yaygın olduğunu ve büyük ölçüde bildirilmediğini" belirterek daha güçlü yasal düzenlemeler çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Komite, onlarca tavsiye arasında, tecavüzcülerin mağdurlarıyla evlenmeleri halinde ceza almaktan kurtulmalarına olanak tanıyan "ayrımcı" yasaların kaldırılmasını ve failin sözde "namus cinayeti" işlediği durumlarda daha hafif ceza verilmesine imkan sağlayan düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını istedi.</p><p></p><p>Gerçek adını kullanmak istemeyen Amal ise yaklaşık beş yıldır mahkemelerde hukuk mücadelesi veriyor. Amal, eski eşini, olayların yaşandığı dönemde 18 yaşın altında olan kızlarına silah zoruyla defalarca tecavüz etmekle suçluyor.</p><p></p><p>Amal, kızının yaşadıklarını anlatırken, babasının genç kızın odasına girip silahını yatağın üzerine bıraktığını söylediğini aktarıyor.</p><p></p><p>Amal'a göre adam kızına, "Seni öldürürsem sesini kimse duymaz" dedi.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/irak-5.jpg" alt="irak-5"></p><p></p><p><b><i>Amal, eski kocasını,18 yaşından küçük olan kızlarına geçmişte defalarca tecavüz etmekle suçluyor.</i></b></p><p></p><p>Cinsel istismar, Irak'ta uzun yıllardır tabu olarak görülen bir konu. BBC'nin görüştüğü çok sayıda mağdur, ailelerinden gelebilecek tepkiler nedeniyle yaşadıklarını gizlemeyi tercih ettiklerini söylüyor.</p><p></p><p>Bazıları ise toplum tarafından damgalanmaktan ya da daha fazla tacize uğramaktan korktukları için polise gitmeye çekindiklerini anlatıyor. Ancak Amal adalet arayışından vazgeçmemiş ve yaşananları bildirmek için hemen polise başvurmuş.</p><p></p><p>Amal, "Kollarında çok sayıda morluk vardı. Çünkü ellerini sıkıca tutuyordu. Ne zaman bağırmaya çalışsa ağzını eliyle kapatıyordu" diyor.</p><p></p><p>Amal, anlattıklarını desteklediğini söylediği DNA bulgularının da yer aldığı tıbbi belgeleri bana gösterdi.</p><p></p><p>Amal'a göre eski eşinin acımasızlığının bir başka göstergesi de, gözaltına alınması halinde bir aile ferdine "utancımızı temizleyin" dediğini duyması oldu.</p><p></p><p>Irak'ta bu ifade, bir kadının ailenin itibarını zedelediği düşüncesiyle işlenen sözde "namus cinayetleri" için kullanılıyor.</p><p></p><p>Amal, eski eşinin, "tıbbi raporun ortaya çıkmasını ve saldırının kanıtlanmasını engellemek için" kızının hayatına son vermekle tehdit ettiğine inandığını söylüyor.</p><p></p><p>Eski eşinin firarda olduğunu ve davanın hâlâ sürdüğünü belirten Amal, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına boğuluyor.</p><p></p><p>"Tamamen yalnız mücadele ettim" diyor. Eski eşinin çok sayıda avukat tuttuğunu, kendisinin ise bir avukat tutacak maddi imkânı olmadığını ve ailesinin de yaşananlara göz yumduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Artık mahkemeden kendi lehine bir karar çıkacağına dair inancını kaybettiğini belirten Amal, umutsuz bir ifadeyle, "Tek istediğim, sonsuza kadar benden uzak durması" diyor.</p><p></p><p><b>Öldürülen aktivist</b></p><p></p><p>Amal'ın kızı, Irak'ta aile içi cinsel istismara maruz kalan bazı kadınlardan daha şanslı çünkü yaşayabileceği güvenli bir yeri var.</p><p></p><p>Hayatta kalanların çoğunun bağımsız bir geliri yok ve gidecek hiçbir yeri yok. Irak'ta şiddete maruz kalan kadınlar için çok az sığınak var.</p><p></p><p>Bildiğimiz sığınma evleri, uluslararası alanda tanınan kadın hakları savunucusu Yanar Mohammed'in kurucu ortakları arasında yer aldığı bir kuruluş tarafından açıldı.</p><p></p><p>Ancak Mohammed, geçen yıl mart ayında Bağdat'taki evinin önünde silahlı kişiler tarafından öldürüldü. Saldırıyı gerçekleştirenler hâlâ tespit edilemedi.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi adına çalışan uzmanlar, nisan ayında yayımladıkları değerlendirmede, Mohammed'in yıllardır ölüm tehditleri ve çevrimiçi istismara maruz kaldığını, bunların "aşırılık yanlısı dini milislerden kaynaklandığının düşünüldüğünü" belirtti.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/irak-3.jpg" alt="irak-3"></p><p><b><i><br /></i></b></p><p><b><i>Hanaa Edwar (solda), aktivist Yanar Mohammed'in bir fotoğrafını paylaştı. Edwar, fotoğrafın Yanar Mohammed'in öldürülmesinden sadece iki gün önce çekildiğini hatırlıyor.</i></b></p><p></p><p>Aktivistler, son yıllarda meslektaşlarına yönelik hedefli saldırıların arttığını sık sık dile getiriyor.</p><p></p><p>Önde gelen kadın hakları savunucularından Hanaa Edwar, öldürülmesinden yalnızca iki gün önce Yanar Mohammed ile görüştüğünü söylüyor. Kendisine de tehditler yöneltildiğini belirtiyor.</p><p></p><p>Edwar, "Irak'ta kadınlar için ne yasa var, ne koruma ne de adalet" diyor.</p><p></p><p>Irak İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Mustafa Saadoon ise BBC'ye yaptığı açıklamada, "Irak'taki sorun kadınların sessiz kalması değil. Sorun, konuştuklarında sistemi oluşturan mekanizmaların onları dinlemek üzere tasarlanmamış olması" diyor.</p><p></p><p>"Bir kadın cinsel şiddeti bildirmek istediğinde önce ailesini, ardından polis karakolunu, sonra da mahkemeyi aşmak zorunda kalıyor. Bu kapıların her birinde ise birileri büyük olasılıkla ona meseleyi sessizce kapatmasını söylüyor."</p><p></p><p><b>'Arabayla takip edildim'</b></p><p></p><p>Sistemin kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını söyleyen Iraklı kadınlar arasında Samira da var, gerçek adı değil.</p><p></p><p>BBC'ye verdiği demeçte, tekrarlanan tacizlerden sonra sokakta yürürken bile kendini gergin hissettiğini söyledi.</p><p></p><p>Bir keresinde, bir adamın toplu taşıma aracında "telefonundan izlediği porno filmi ekranı çevirerek kendisine gösterdiğini" söyledi.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/irak-1.jpg" alt="irak-1"></p><p></p><p><b><i>Samira, toplu taşıma araçlarında tacize uğradığını ve işe giderken bir adam tarafından arabayla takip edildiğini söylüyor.</i></b></p><p></p><p>Bağdat'ta yaşanan başka bir olayda ise, bir adamın kendisini 10 dakikadan fazla arabasıyla takip ettiğini söylüyor. "Çok üzücüydü... Bir polis arabası gördüm. Yanlarına gidip olanları anlattım. Onlar da bir şey yapma yetkilerinin olmadığını söylediler."</p><p></p><p>Annesi sevgi dolu ve destekleyici olsa da, Samira cinsel tacizle ilgili hiçbir hikayesini annesiyle paylaşmıyor. "Aileme anlatırsam, güvende kalmam için hemen evden çıkmamamı söylerler" diyor.</p><p></p><p>Devlet kurumlarına olan inancını kaybettiğini belirten kadın, "Polis memurları da dahil olmak üzere birçok erkek, cinsel tacizde hiçbir sakınca görmüyor. Eğer tacizci değilseniz, erkek değilsiniz, onlar böyle düşünüyor" diye ekliyor.</p><p></p><p>Irak'ta görüştüğüm birçok kadın, polisin kendilerine cinsel tacizde bulunduğunu iddia etti. Bu suçlamayı Irak İçişleri Bakanlığı sözcüsü Mukdad Miri'ye ilettim.</p><p></p><p>Miri, "Polis memurlarının karıştığı taciz vakaları oluyor ancak sayıları çok az. Bu tür vakalarda çok ağır cezalar veriliyor, 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılıyorlar ve görevden uzaklaştırılıyorlar" diyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/irak-4.jpg" alt="irak-4"></p><p></p><p><b><i>İçişleri Bakanlığı sözcüsü Miri, bazı cinsel şiddet vakalarının "toplum, gelenek ve görenekler" nedeniyle bildirilmediğini söylüyor.</i></b></p><p></p><p>Ona, bazı kadınların taciz olaylarını polise bildirmekten korktukları için sosyal medyada belgelediklerini söyledim. O da, resmi bir şikayette bulunmaktan daha kolay olduğu ve bir konuya dikkat çekmenin yaygın bir yolu haline geldiği için sosyal medyada paylaşım yaptıklarını belirtti.</p><p></p><p>Ona ayrıca Samira'nın yaşadığı olayı da anlattım; Samira, bir memurun kendisine tacizi durdurma yetkisinin olmadığını söylediğini belirtmişti. Miri, Samira'nın bu memur hakkında şikayette bulunabileceğini söyledi.</p><p></p><p>Irak'ta cinsel şiddet veya tacizle ilgili güvenilir istatistikler yok. Miri bana, polisin yıl başından beri yaklaşık 300 cinsel şiddet ihbarı aldığını söyledi. Ancak gerçek vaka sayısının daha yüksek olduğunu kabul ediyor: "Toplum, gelenek ve görenekler nedeniyle birçok vaka polise hiç ulaşmıyor."</p><p></p><p>BBC'nin görüştüğü kadınların hikayeleri, sadece cinsel şiddete karşı değil, aynı zamanda bu şiddetin devam etmesine izin veren derinden yerleşmiş zihniyetlere ve toplumsal inançlara karşı verdikleri mücadeleyi de gözler önüne seriyor.</p><p></p><p>Edwar, 50 yılı aşkın süredir kadın hakları için mücadele ediyor ve değerlendirmesi karamsar: "Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin üzerinden yirmi üç yıl geçti ve kadın hakları konusunda geriye doğru gidiyor gibi görünüyoruz."</p><p></p><p>Ancak hem Sarah hem de Jassim pes etmeyi reddettiklerini söylüyor: "Eğer hepimiz korkarsak, kimse hiçbir şeyi değiştiremez" diyor Sarah.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Skandal: Polis tacizci robota el koydu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/skandal-polis-tacizci-robota-el-koydu-4817/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/skandal-polis-tacizci-robota-el-koydu-4817/</id>
<published><![CDATA[2026-10-14T05:50:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-14T05:50:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DF3427-8467C5-990306-8B2042-3A47D7-432D3C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Teknolojinin karanlık yüzünü gözler önüne seren akılalmaz olay, Almanya'nın Köln kentinde cumartesi günü gece yarısına doğru meydana geldi. Şehir merkezi yakınlarındaki bir fast-food restoranının önünde arkadaşlarıyla birlikte vakit geçiren 16 yaşındaki genç kız, arkasından yaklaşan 120 santimetre boyundaki cihazın beklenmedik fiziksel müdahalesiyle büyük bir şok yaşadı.</p><p></p><p>Köln polisi tarafından yapılan açıklamaya göre; kırmızı ve altın renkli robot, genç kızın kalçasını tuttu ve ona doğru rahatsız edici itme hareketleri gerçekleştirdi. Çığlık atarak olay yerinden uzaklaşan mağdurun ihbarı üzerine ekipler hızla harekete geçerek tarihe geçecek bir cinsel taciz soruşturması başlattı.</p><p></p><p>Canlı yayında dehşet: Olay kasıtlı mı planlandı?</p><p></p><p>Soruşturmayı derinleştiren Kuzey Ren Vestfalya Polisi, olayın arkasındaki isimlerin cihazın 16 yaşındaki sahibi ve 19 yaşındaki arkadaşı olduğunu tespit etti. Şüphelilerin, taciz anını sosyal medya platformları üzerinden bir canlı yayın ile anbean takipçilerine aktardığı ve olay üzerine alaycı yorumlar yaptığı ortaya çıktı.</p><p></p><p>Polis ekiplerinin paylaştığı detaylarda robotun dış görünüşü de olayın esrarengiz boyutunu artırdı. El konulan robotun üzerinde siyah bir bıyık, altın renkli bir zincir ve beyaz bir yelek bulunması dikkat çekti. Yetkililer, şimdi bu tuhaf tasarımlı cihazın otonom bir hata mı yaptığı yoksa hareketlerinin kasıtlı olarak gençler tarafından mı kontrol edildiğini belirlemeye çalışıyor.</p><p></p><p>Şüpheliler kıskıvrak yakalandı: Robot bagajda bulundu</p><p></p><p>Korku dolu anların ardından acil servis ekiplerinin bölgeye sevk edilmesiyle birlikte şüpheliler kaçmaya fırsat bulamadan sadece bir sokak ötede kıskıvrak yakalandı. Yapılan aramalarda, tacizci robot bir aracın bagajına saklanmış halde ele geçirildi. Ekipler, olayın dijital izlerini sürebilmek adına şüphelilere ait iki cep telefonuna da incelemek üzere el koydu.</p><p></p><p>Öte yandan polis departmanı, açılan davayla ilgili kamuoyuna kritik bir uyarıda bulundu. Facebook üzerinden yapılan resmi açıklamada, konuyla ilgili yapılan bazı sosyal medya yorumlarının yasal sınırları aşabileceği ve en kötü senaryoda suç teşkil edebilir boyuta ulaşabileceği vurgulanarak vatandaşlar sağduyulu olmaya davet edildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD, İran savaş kaybını sessizce güncelledi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abd-iran-savas-kaybini-sessizce-guncelledi-3418/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abd-iran-savas-kaybini-sessizce-guncelledi-3418/</id>
<published><![CDATA[2026-10-14T02:39:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-14T02:39:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D92D84-8276D2-4AC1C7-BA2923-191EDD-B7B9A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakhsanam KURBANOVA</p><p></p><p>Pentagon'un Savunma Kayıp Analiz Sistemi'nde (DCAS) görünen toplam, 21 ölü ve 865 yaralı. UPI'nin aktardığı dökümde kayıplar iki kategoriye ayrılıyor: 28 Şubat'ta ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan "Epic Fury" operasyonunda 15 asker ölmüş, 417 asker yaralanmış; 7 Temmuz'dan bu yana ise 6 asker ölmüş, 448 asker yaralanmıştır. İki kategori toplandığında resmî rakamlara ulaşılıyor.&nbsp;</p><p>Güncelleme, yaralı sayısında da belirgin bir sıçrama içeriyor. Democracy Now'ın aktardığına göre yaralı sayısı Ağustos'a kıyasla 98 kişi arttı; ölü sayısı ise önceki güncellemedeki 18'den 21'e çıktı. UPI ise önceki toplamı 19 olarak veriyor ve iki dışı-çatışma ölümünün eklendiğini yazıyor. Kaynaklar arasındaki bu 18-19 farkı, kamuoyuna yansıyan sayıların ne kadar parçalı izlendiğini de gösteriyor.</p><p>EKLENEN İKİ ÖLÜM KİMİN?</p><p>Military.com'un aktardığına göre veri tabanına eklenen iki ölüm çatışma dışı vakalar. Biri, 6 Mart'ta Kuveyt'te ölen 46 yaşındaki Ulusal Muhafız Binbaşısı Sorffly Davius; diğeri ise Washington Post'a göre Eylül'de yaşanan, kimliği açıklanmayan bir Donanma personelinin intiharı.&nbsp;&nbsp;</p><p>Konunun arka planında Washington Post'un 18 Eylül tarihli haberi var. Gazete, isimsiz kaynaklara dayanarak bölgedeki ölü sayısının en az 22 olduğunu, Pentagon'un ise 19 dediğini yazmıştı. Hegseth haberi o dönemde tümüyle asılsız olarak nitelemişti.&nbsp; &nbsp;Pentagon'un bugünkü resmî toplamı 21 olsa da, gazetenin ifade ettiği 22 sayısı ile arada hâlâ bir fark bulunuyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>"DÜZELTME" Mİ, "YENİDEN SINIFLANDIRMA" MI?</p><p>Tartışmanın en keskin noktası güncellemenin nasıl adlandırıldığı. New Arab'a göre Pentagon, Post'a yaptığı açıklamada kendi rakamlarını düzeltmediğini, yalnızca kayıpları raporlama biçimini revize ettiğini söyledi. Aynı haber, Trump savaşın bittiğini ilan ettikten sonra çatışmanın sürdüğü dönemdeki ölüm ve yaralanmalar için ayrı bir kategori açıldığını belirtiyor.&nbsp; &nbsp;Yahoo'nun aktardığı habere göre bu ikinci kategori Epic Fury'ye bağlanmadan "denizaşırı olağanüstü operasyonlar" başlığı altında sayılıyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>Pentagon, Military.com'a verdiği demeçte DCAS'ta verilerin daha anlaşılır olması için "iki önemli iyileştirme" yaptığını açıkladı; kurum, şeffaf ve doğru kayıp hesabına bağlılığını yineledi ancak revize edilen toplamı doğrudan ele almadı.&nbsp; &nbsp; Yahoo'nun diğer haberi ayrıca, Pentagon'un Temmuz'da ölen dört askerin kaydını veri tabanından kısa süreliğine kaldırması nedeniyle milletvekillerinin tepki gösterdiğini hatırlatıyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>KONGRE VE SİYASİ YANSIMALAR</p><p>Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'nin iki kıdemli Demokrat üyesi, Pentagon'un adımını "kamuya açık düzeltme" olarak karşıladı; üyelerden biri bu ölçekte bir hatanın mazur görülemeyeceğini söyledi.&nbsp;&nbsp;</p><p>Democracy Now, bir grup Demokrat milletvekilinin Hegseth'e yazdığı mektupta İran'daki ABD operasyonlarında sivil kayıpların sürmesi ve bunun karşısında hesap verebilirliğin görünmemesi konusunda ciddi kaygı dile getirdiğini aktarıyor. [7] Havana Times de 74 Demokrat Kongre üyesinin Pentagon'dan yanıt talep ettiğini yazıyor. [8] Konu, Trump'ın Ohio'da düzenlediği ara seçim mitingi ve Cumhuriyetçilerin seçim öncesi kırılganlığının konuşulduğu bir haftaya denk geliyor. [9]</p><p>NEDEN Mİ ÖNEMLİ?</p><p>Bu bölüm yorum niteliğindedir. Haberin ağırlık merkezi rakamın kendisinden çok, rakamın nasıl üretildiği. Aynı veri tabanı iki farklı kategoriyle tutulduğunda "savaşın kayıp sayısı" tek bir sayı olmaktan çıkıyor ve hangi toplamın öne çıkarılacağı siyasi bir tercihe dönüşüyor. Önümüzdeki günlerde izlenecek noktalar: DCAS'ta duyurulan iki iyileştirmenin ne olduğu, Post'un 22 sayısıyla resmî toplamın uzlaşıp uzlaşmayacağı ve Kongre'nin bu konuda oturum ya da yazılı soru önergesi açıp açmayacağı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İsveç'te merkez sol lider Andersson yine hükümet kuramadı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/isvecte-merkez-sol-lider-andersson-yine-hukumet-kuramadi-9250/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/isvecte-merkez-sol-lider-andersson-yine-hukumet-kuramadi-9250/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T15:38:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T15:38:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_61C626-8C5DC9-A1581E-1ADD77-BCBF78-1CF2DA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsveç Sosyal Demokrat Partisi lideri Magdalena Andersson, geçen ay yapılan seçimlerin ardından sol bloktaki diğer üç partiyle hükümet kurma konusunda uzlaşmaya varamadığını salı günü açıkladı.</p><p></p><p>Andersson, düzenlediği basın toplantısında, “Genel değerlendirmem, ilerleme kaydedildiği yönünde. Ancak mevcut koşullar, parlamentonun kabul edebileceği bir hükümetin kurulmasına henüz elverişli değil,” dedi.</p><p></p><p>Andersson, 13 Eylül’deki seçimlerin ardından hükümet kurma koşullarını değerlendirmekle görevlendirilen Meclis Başkanı Andreas Norlén’e görüşmelerin sonuçları hakkında bilgi verdikten sonra açıklama yaptı.</p><p></p><p>Andersson’ın duyurusundan kısa süre sonra ayrı bir basın toplantısı düzenleyen Norlén, parlamentoda Andersson’ın başbakan seçilip seçilmeyeceğine ilişkin oylamanın yine de yapılacağını bildirdi.</p><p></p><p>Norlén, hükümet kurma görüşmelerinin sonucundan bağımsız olarak Andersson’ın başbakanlığına ilişkin bir oylama yapılması konusunda en başından beri uzlaşı bulunduğunu söyledi.</p><p></p><p>Meclis Başkanı, oylamanın perşembe günü yapılacağını açıklarken Andersson’ın başbakan seçilmesinin beklenmediğini de kabul etti.</p><p></p><p>Andersson’un bloğunda yer alan Merkez Parti, kabinede Sol Parti’ye bakanlık verilecek bir hükümete karşı çıkacağını açıkladı. Sol Parti ise, ancak kendisinin de içinde yer aldığı sol bir hükümeti destekleyeceğinde ısrar ediyor.</p><p></p><p>İsveç sisteminde başbakanın parlamentodan onay alması gerekiyor. Bu da, bir adayın milletvekillerinin çoğunluğu kendisine karşı oy kullanmadığı sürece göreve gelebileceği anlamına geliyor.</p><p></p><p>Norlen, Andersson’a ilk kez 18 Eylül’de hükümet kurma görüşmelerini başlatma görevi verdi. Ancak Andersson, gruptaki diğer üç partiyi derin ideolojik farklılıklar nedeniyle bir araya getirememesinin ardından 28 Eylül’de bu girişimden vazgeçti.</p><p></p><p>Partilerin tutumlarında görünür bir değişiklik olmamasına rağmen Andersson’a yeniden deneme görevi verildi.</p><p></p><p>Andersson’un son girişiminin ardından, şu anda geçici hükümetin başında bulunan Kristersson’a görev vermesi bekleniyor.</p><p></p><p>Kristersson’ın, en az bir muhalefet partisinin kendisini desteklemesini ya da en azından aleyhine oy kullanmamasını sağlaması gerekecek.</p><p></p><p>Parlamento başkanının, milletvekillerinin oylamasına sunmak üzere bir başbakan adayı önermek için dört deneme hakkı var. Dördüncü deneme de başarısız olursa, erken seçim ilan edilmek zorunda.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karadeniz'de iki gemi İHA ile vuruldu, biri battı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/karadenizde-iki-gemi-iha-ile-vuruldu-biri-batti-1902/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/karadenizde-iki-gemi-iha-ile-vuruldu-biri-batti-1902/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T09:57:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T09:57:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67CEBB-A7B05A-772637-AE761A-C88BEB-F8CA3F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, salı günü Karadeniz'de iki geminin İHA'larla vurulduğunu ve gemilerden birinin battığını söyledi.</p><p></p><p>Olayın Bulgaristan kıyılarının yaklaşık 24 kilometre açığında meydana geldiği bildirildi. Radev, gemilerin nereden geldiği veya varsa ne tür yük taşıdıkları konusunda ayrıntı vermedi. İHA'ların nereden geldiğine ilişkin de bilgi paylaşmadı.</p><p></p><p>Bulgaristan, Karadeniz'de bu tür bir olayı ilk kez bildirmiyor. Radev, bu ayın başlarında, 6 Ekim'de ülke kıyılarının yaklaşık 130 kilometre açığında düzenlenen İHA saldırısını "kesinlikle kabul edilemez" olarak nitelendirmişti.</p><p></p><p>Saldırıda bir ticari gemi batmış, bir diğeri hasar görmüştü. Soruşturma sürerken Radev herhangi bir tarafı suçlamamıştı.</p><p></p><p>Romanya Dışişleri Bakanı Oana-Silvia Toiu da bir gün önce ülkesinin açıklarında yaşanan ölümcül olayı "uluslararası hukukun açık ihlali" olarak nitelendirmişti.</p><p></p><p>Ukrayna tahılı taşıyan ve Türk şirketine ait bir yük gemisi de Romanya açıklarında alev aldıktan sonra batmıştı.</p><p></p><p>Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, geminin Rus İHA'larının saldırısına uğradığını söylemişti. Gemide bulunan iki kişi hayatını kaybetmişti.</p><p></p><p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen her iki olayı da kınadı.</p><p></p><p>Von der Leyen, "Karadeniz'deki durum giderek daha kaygı verici bir hal alıyor," dedi ve ekledi: "Sivil gemilere yönelik saldırılar kabul edilemez."</p><p></p><p>Olaylar, Avrupa Birliği'nin bölgedeki güvenliği güçlendirme stratejisini başlatmasından bir yılı aşkın süre sonra, Avrupa'nın Karadeniz'de deniz taşımacılığını ve kritik altyapıyı koruma kapasitesini yeniden tartışmaya açtı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Ateşkes anlaşmasını her iki taraf da ihlal etti"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ateskesi-anlasmasini-her-iki-taraf-da-ihlal-etti-7931/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ateskesi-anlasmasini-her-iki-taraf-da-ihlal-etti-7931/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T09:05:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T09:05:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4F85CC-23543A-A56EC4-0976EC-B5025C-CDCBAD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Trump, seçim mitingi için Ohio'ya hareketinden önce Beyaz Saray'ın çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p><p></p><p>Trump, Moskova ile Kiev arasındaki enerji ateşkesi anlaşmasının halen geçerli olup olmadığı sorusuna, "Evet (anlaşmayı) kabul ettiler. Neden biliyor musun? Çünkü kabul ettiklerini ben söyledim. İşte bu yüzden kabul ettiler; çünkü onların kabul ettiğini söyledim. Artık bu meselenin çözülmesi gerekiyor. Bu savaş tam bir felaket." yanıtını verdi.</p><p></p><p>ABD Başkanı, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin, "Rusya'nın anlaşmayı ihlal ettiği" yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine, "Buna bakmamız lazım, çünkü her iki taraftan da ihlaller oldu." değerlendirmesini yaptı.</p><p></p><p>Trump, sadece Putin'in anlaşmayı desteklediği, ancak Zelenskiy'nin desteklemediği yönündeki haberlere katılmadığını kaydederek, iki liderin de anlaşmaya destek verdiğini savundu.</p><p></p><p>- Putin, anlaşma yapmayı Zelenskiy'den daha fazla istiyor</p><p></p><p>Daha sonra iki ülke arasındaki son duruma ilişkin de açıklamalarda bulunan Trump, "Bence Putin bir anlaşma yapmak istiyor, Zelenskiy'nin de anlaşma yapmasını istemesini sağlamalıyız. Bence Putin, anlaşma yapmayı Zelenskiy'den daha fazla istiyor." değerlendirmesini yaptı.</p><p></p><p>İki liderin de anlaşma yapmak istediğini, ancak nasıl anlaşacaklarını bilmediklerini savunan ABD Başkanı, Putin ve Zelenskiy'nin anlaşmasını sağlamaları gerektiğini ifade etti.</p><p></p><p>ABD Başkanı ayrıca, Rusya ile yaptıkları dizel anlaşmasının sadece ABD için değil, tüm dünya için önemli bir anlaşma olduğunu ve bunu tüm ülkeler için yaptığını dile getirdi.</p><p></p><p>Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, ABD Başkanı Trump'ın, Ukrayna ve Rusya arasında enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulması konusunda sağlandığını açıkladığı ateşkesin "Rusya tarafından" ihlal edildiği yönünde bir açıklama yapmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Barzani, Erdoğan'a Nobel Barış Ödülü verilmesini önerdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/barzani-erdogana-nobel-baris-odulu-verilmesini-onerdi-8120/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/barzani-erdogana-nobel-baris-odulu-verilmesini-onerdi-8120/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T08:31:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T08:31:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FC64E2-631CC5-55603D-ECC7EB-FD033E-E01574.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, Türkiye’de "çözüm süreci" olarak da anılan "Terörsüz Türkiye" sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.</p><p></p><p>Erbil’de Orta Doğu Araştırma Enstitüsü (MERI) tarafından düzenlenen MERI Forumu'nda pazartesi günü konuşan Barzani, hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem de PKK lideri Abdullah Öcalan'ın süreç konusunda ciddi olduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Barzani, "Süreç yavaş ancak doğru ve isabetli bir istikamette ilerliyor," dedi ve ekledi:</p><p></p><p>"Sürecin başarıya ulaşması Türkiye’yi bambaşka bir aşamaya taşıyacak, tüm ülkenin yararına olacaktır."</p><p></p><p>Erdoğan ile geçmişte yaptığı bir görüşmeyi ilk kez kamuoyuyla paylaşan Barzani, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin rahatsızlandığı dönemde Erdoğan'a söylediklerini şöyle anlattı:</p><p></p><p>"Bahçeli hastanedeyken Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dedim ki: 'Dünya çok değişti; artık Kürtler Bahçeli iyileşsin diye dua ediyor.' İşte bu, değişimin ve bizim meseleye verdiğimiz ciddiyetin açık bir göstergesidir."</p><p></p><p>Barzani ayrıca, her yıl hangi isme verileceği merakla beklenen Nobel Barış Ödülü'nün Erdoğan'a gitmesi önerisinde de bulundu:</p><p></p><p>"Türkiye’de Kürt meselesini çözen kişi Nobel Barış Ödülü’nü hak eder; bu da birinci derecede Erdoğan için geçerlidir."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Polonya'daki istasyona sabotaj şüphesiyle 2 Türk gözaltına alındı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/polonyadaki-istasyona-sabotaj-suphesiyle-2-turk-gozaltina-alindi-3173/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/polonyadaki-istasyona-sabotaj-suphesiyle-2-turk-gozaltina-alindi-3173/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T08:26:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T08:26:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0DC6BE-A0FA5B-8E1D26-4B8769-5EE8FE-178995.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Polonya Başbakanı Donald Tusk, eylül ayında gerçekleşen saldırıyı bir "hibrit savaş" eylemi olarak nitelendirdi.</p><p></p><p>Tusk 12 Ekim'de X hesabından yaptığı açıklamada, şüphelilerin Polonya'da yargılanacağını söyledi.</p><p></p><p>AFP haber ajansında göre Polonya İçişleri Bakanı Marcin Kierwinski, gözaltıları doğrulayarak operasyonun Polonya polisi, Polonya İç Güvenlik Ajansı (ABW) ve Alman güvenlik birimlerinin iş birliği sayesinde gerçekleştirildiğini söyledi.</p><p></p><p>Kierwiński, şüphelilerin "sabotaj ve yabancı bir istihbarat servisi adına casusluk" suçlamalarından yargılanacağını da ekledi.</p><p></p><p>İHA'lar, siber saldırılar ve dezenformasyon: Rusya'nın Avrupa'ya karşı 'hibrit savaşı'</p><p></p><p><b>Ne olmuştu?</b></p><p></p><p>24 Eylül'de Polonya'nın orta kesimindeki bir Starlink uydu istasyonunda çıkan yangın tesisin elektrik sistemi ile yedek jeneratörünü etkiledi.</p><p></p><p>Polonya yangının kasıtlı bir "sabotaj eylemi" olduğu açıkladı.</p><p></p><p>Başbakan Yardımcısı Krzysztof Gawkowski, Mazovya bölgesindeki yangının "istasyonu devre dışı bırakmak amacıyla kasten çıkarıldığını ve Ukrayna ordusu da dahil olmak üzere çeşitli kurumların internet erişimini kesintiye uğrattığını" söyledi.</p><p></p><p>Polonya devlet televizyonu TVP Info'ya konuşan Gawkowski, soruşturmanın sürdüğünü ancak "çok sayıda göstergenin" saldırının "Rusya'nın yeni saldırı doktriniyle" uyumlu olduğunu gösterdiğini belirtti.</p><p></p><p>Kremlin ise konu hakkında yorum yapmadı.</p><p></p><p>Danimarka istihbarat servisi, o dönemde yayımladığı tehdit değerlendirmesinde Rusya'nın önümüzdeki aylarda hibrit savaş faaliyetlerini artırmasını beklediğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Değerlendirmede, doğrudan bir saldırının "oldukça düşük ihtimal" olduğu belirtilirken, Rusya'nın NATO ülkelerine yönelik sınırlı bir askeri saldırı düzenleyebileceğine dair "düşük ancak artan bir risk" bulunduğu uyarısı yapıldı.</p><p></p><p>Hibrit savaş ya da hibrit saldırılar, bir rakibi baskı altına almak ve istikrarsızlaştırmak amacıyla kullanılan askeri olmayan yöntemleri tanımlamak için kullanılan terimler.</p><p></p><p>Bu yöntemlere siber saldırılar, sabotaj eylemleri ve dezenformasyon kampanyaları örnek gösterilebilir.</p><p></p><p>Bu tür saldırıların gerçekleştirilmesinde genellikle vekil unsurlardan yararlanılıyor.</p><p></p><p>Rusya ise aksi yönde giderek artan kanıta rağmen bu tür operasyonlarla bağlantısı olduğu iddialarını istikrarlı biçimde reddediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fransa'da tarihte görülmemiş siber saldırı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/fransada-tarihte-gorulmemis-siber-saldiri-2357/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/fransada-tarihte-gorulmemis-siber-saldiri-2357/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T08:03:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T08:03:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_856A59-F1218E-E713BD-4D6127-134CED-2F6F84.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fransa'da Carrefour, Intermarché, Monoprix ve Coopérative U gibi büyük perakende zincirlerinin soğutma sistemlerini hedef alan geniş çaplı bir siber saldırı gerçekleştirildiği bildirildi. Saldırganların, internete bağlı buzdolabı ve dondurucuların kontrol sistemlerine uzaktan erişerek sıcaklıkları 50 santigrat dereceye kadar yükselttiği belirtildi.</p><p></p><p>Gece saatlerinde gerçekleştirildiği aktarılan saldırı nedeniyle çok sayıda mağazada soğuk zincir bozulurken, tüketici sağlığı açısından risk oluşturabilecek gıda ürünleri imha edildi. Bazı mağazalarda yangın çıktığı da öne sürüldü.</p><p></p><p>Paris Savcılığının ülke genelindeki market zincirlerinin soğutma altyapısını hedef alan saldırıya ilişkin soruşturma başlattığı bildirildi.</p><p></p><p><b>Fransa'da hangi market zincirleri siber saldırıdan etkilendi?</b></p><p></p><p>Saldırının Fransa'nın önde gelen perakende şirketleri Carrefour, Intermarché, Monoprix ve Coopérative U bünyesindeki mağazaları etkilediği belirtildi.</p><p></p><p>Aktarılan bilgilere göre Carrefour 80 mağazasının, Monoprix ise mağaza ağının yaklaşık yüzde 5'inin saldırıdan etkilendiğini açıkladı.</p><p></p><p>Intermarché'nin bağlı olduğu Les Mousquetaires grubunda ise yaklaşık 150 mağazanın soğutma sistemleri hedef alındı. Bu mağazalarda buzdolabı ve dondurucuların sıcaklıklarının yaklaşık 6 saat boyunca 50 derecede kaldığı bildirildi.</p><p></p><p>Şirket, gıda güvenliği gerekçesiyle etkilenen ürünlerin tamamının imha edildiğini açıkladı. Paris'in merkezindeki bir Intermarché mağazasında çalışanların çözülen dondurulmuş ürünleri alışveriş arabalarıyla çöp konteynerlerine taşıdığı aktarıldı.</p><p></p><p><b>Siber saldırganlar marketlerin buzdolaplarına nasıl erişti?</b></p><p></p><p>Saldırının merkezinde, süpermarketlerde kullanılan internete bağlı merkezi soğutma kontrol sistemleri bulunuyor.</p><p></p><p>Bu sistemler, mağazalardaki çok sayıda buzdolabı ve dondurucunun sıcaklığının tek bir kontrol paneli üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Uzaktan erişim özelliği sayesinde bakım firmaları, mağazalara gitmeden cihazların çalışma koşullarını değiştirebiliyor.</p><p></p><p>Ancak aynı özellik, yeterli güvenlik önlemlerinin bulunmadığı durumlarda sistemleri siber saldırılara açık hale getirebiliyor.</p><p></p><p>Fransız siber güvenlik yetkililerinin, Danimarka merkezli Danfoss şirketinin sağladığı yazılımdaki güvenlik açıklarını incelediği bildirildi.</p><p></p><p>Danfoss, Fransa'daki bazı soğutma sistemlerini etkileyen olaylardan haberdar olduğunu doğrularken saldırıya uğrayan sistemlerde eski yazılım sürümlerinin kullanıldığını belirtti.</p><p></p><p>Şirket, müşterilerine güvenlik güncellemelerini gecikmeden yüklemeleri çağrısında bulundu.</p><p></p><p><b>Danfoss yazılımındaki güvenlik açıkları önceden tespit edilmişti</b></p><p></p><p>Endüstriyel siber güvenlik şirketi Claroty'nin Team82 araştırma birimi, daha önce Danfoss'un AK-SM 800A model merkezi kontrol cihazını incelemişti.</p><p></p><p>Araştırmacılar, cihazın internet tarayıcısı üzerinden erişilebilen yönetim arayüzünde üç güvenlik açığı tespit etmişti.</p><p></p><p>Söz konusu açıkların, saldırganların kimlik doğrulama mekanizmalarını aşmasına ve cihaz üzerinde yetkisiz komut çalıştırmasına imkan tanıyabilecek nitelikte olduğu belirtilmişti.</p><p></p><p>Danfoss, bu açıkları R4.3.1 yazılım sürümüyle gidererek kullanıcılara güncel sürümleri kullanmalarını tavsiye etmişti.</p><p></p><p>Team82'nin internet tarama platformu Censys üzerinden yaptığı araştırmada, aynı modelden 2 bin 765 cihazın internete açık durumda olduğu belirlenmişti.</p><p></p><p>Araştırmada ayrıca, cihaz ekranında normal sıcaklık değerleri gösterilirken arka planda soğutma ayarlarının değiştirilebilmesinin mümkün olduğu ortaya konulmuştu.</p><p></p><p>Bununla birlikte, önceki araştırmada tespit edilen açıkların Fransa'daki son saldırıda doğrudan kullanıldığı henüz kesinleşmiş değil.</p><p></p><p><b>Fransa hükümeti siber saldırı için harekete geçti</b></p><p></p><p>Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, saldırının araştırılması için Ulusal Bilgi Sistemleri Güvenliği Ajansına (ANSSI) talimat verdi.</p><p></p><p>Fransız yetkililerin, saldırının teknik boyutunu ve farklı sektörlerde kullanılan benzer sistemlerin risk altında olup olmadığını incelediği bildirildi.</p><p></p><p>Siber saldırının Avrupa'daki diğer ülkelere yayılma ihtimaline karşı uluslararası koordinasyon çalışmalarının başlatıldığı aktarıldı.</p><p></p><p>Saldırının Fransa'daki perakende sektörüne verdiği toplam ekonomik zarara ilişkin ise henüz resmî bir tahmin açıklanmadı.</p><p></p><p><b>Siber saldırı Avrupa'nın başka ülkelerine de yayıldı mı?</b></p><p></p><p>Siber güvenlik şirketi Sekoia'nın tehdit istihbaratı analisti Félix Aimé, saldırıdan Fransa dışında İspanya, Portekiz, Polonya, Almanya ve Belçika'nın da etkilendiğini açıkladı.</p><p></p><p>Ancak bu ülkelerde kaç işletmenin hedef alındığı, saldırıların aynı aktörler tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve ortaya çıkan zararın boyutu konusunda ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</p><p></p><p>Aynı dönemde Hollanda merkezli perakende şirketi Ahold Delhaize de ağ sistemlerinde güvenlik sorunu tespit ettiğini duyurdu.</p><p></p><p>Hollanda'nın en büyük market zincirlerinden Albert Heijn'in çevrim içi sipariş teslimatları geçici olarak durdurulurken fiziksel mağazalar faaliyetlerini sürdürdü.</p><p></p><p>Ahold Delhaize bünyesindeki ABD merkezli Stop &amp; Shop, Giant, Hannaford ve Food Lion zincirlerinin internet sitelerinde de geçici erişim sorunları yaşandı.</p><p></p><p>Şirket, yaşanan sorunların Fransa'daki siber saldırılarla bağlantılı olduğuna ilişkin herhangi bir bulgu bulunmadığını açıkladı.</p><p></p><p><b>Fransa'daki siber saldırıyı öncekilerden ayıran ne?</b></p><p></p><p>Fransız perakende sektörü, son yıllarda müşteri bilgilerini hedef alan siber saldırılarla gündeme gelmişti.</p><p></p><p>Auchan, Mart 2026'da bir yıldan kısa süre içerisinde ikinci kez veri ihlaline uğradığını ve yüz binlerce müşterisine ait bilgilerin çalındığını duyurmuştu.</p><p></p><p>Intermarché ise çevrim içi sipariş hizmetini kullanan 287 bin 605 müşterisinin kişisel verilerinin yetkisiz kişilerin eline geçtiğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Son saldırının dikkat çeken yönü ise hedefin yalnızca dijital veriler değil, doğrudan fiziksel ekipman ve gıda güvenliği olması.</p><p></p><p>Marketlerdeki soğutma sistemlerinin uzaktan kontrol edilmesi, siber saldırıların fiziksel altyapı üzerinde nasıl sonuçlar doğurabileceğini gösterirken nesnelerin interneti (IoT) ve endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği konusunu yeniden gündeme taşıdı.</p><p></p><p>Özellikle gıda, enerji, sağlık ve lojistik gibi kritik sektörlerde kullanılan internete bağlı ekipmanların güvenliği, benzer saldırıların önlenmesi açısından önem taşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">NATO'dan yeni savunma stratejisi: 'İttifaka saldırı boşa çıkacak'</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/natodan-yeni-savunma-stratejisi-ittifaka-saldiri-bosa-cikacak-7657/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/natodan-yeni-savunma-stratejisi-ittifaka-saldiri-bosa-cikacak-7657/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T07:36:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T07:36:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_093425-096237-60C21F-BE245E-4F6825-FA6D35.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Alexus Grynkewich, ittifakın doğu kanadındaki ülkelerin sabotaj, kundaklama ve insansız hava aracı (İHA) ihlalleriyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde, herhangi bir NATO üyesine yönelik saldırının "tamamen sonuçsuz kalmasını" sağlamayı amaçlayan yeni bir savunma stratejisi açıkladı.</p><p></p><p>Varşova Güvenlik Forumu'nda konuşan Grynkewich, "Savaş Teorisi" (Theory of War) olarak adlandırılan stratejinin, düşmanların NATO topraklarına girme ve saldırılarını sürdürme kabiliyetini ortadan kaldırmak üzere tasarlandığını söyledi.</p><p></p><p>Grynkewich, dinleyicilerin yoğun alkışları eşliğinde, "Saldırıya uğrarsak bu gece savaşmaya hazırız," dedi.</p><p></p><p>"Her gün hazırlanmaya ve tatbikat yapmaya devam edeceğiz. Böylece yarın daha da hazır olacağız, ertesi gün ise çok daha hazır olacağız."</p><p></p><p>Grynkewich, stratejinin hem NATO'nun güvenlik şemsiyesi altında yaşayan bir milyar insana güven vermeyi hem de Rusya gibi düşmanlara, ittifakın olası bir işgale karşılık vermeye hazır olduğu mesajını iletmeyi amaçladığını belirtti.</p><p></p><p>"Düşman birliklerinin ikmal kaynakları tükenecek. Düşman komutanları kuvvetlerini kontrol edemeyecek. Düşman kuvvetleri ve destek kabiliyetleri zayıflatılacak ve yok edilecek," diyen Grynkewich, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p></p><p>"Kısacası, herhangi bir müttefikimize yönelik herhangi bir saldırının tamamen sonuçsuz kalmasını sağlayacağız."</p><p></p><p>NATO'nun 32 üyesinin tamamı tarafından onaylanan plan, kara kuvvetleri ve askeri teçhizat gibi geleneksel askeri kabiliyetleri; insansız hava araçları, İHA karşıtı sistemler ve yapay zeka gibi ileri teknolojilerle birleştiriyor.</p><p></p><p>Plan ayrıca modern savaşlardan, özellikle de Ukrayna'da karada ve havada yaşanan çatışmalardan çıkarılan derslere dayanıyor.</p><p></p><p>Grynkewich forumda, "Ukraynalı ortaklarımızdan çok şey öğreniyoruz," dedi.</p><p></p><p><b>Savunmanın üç aşaması: Engelle, durdur ve çökert</b></p><p></p><p>Strateji, Grynkewich'in basit ancak NATO'nun yaklaşımı açısından temel önemde olduğunu belirttiği üç ilkeye dayanıyor: "Engelle" (block), "durdur" (blunt) ve "çökert" (break).</p><p></p><p>Grynkewich, "İlk saldırıyı engelleyeceğiz. Saldırı devam ederse onu durduracak ve düşmanın ilerlemesini önleyeceğiz. Gerektiğinde ise düşman kuvvetlerini ve bize karşı konuşlandırılmış operasyonel savaş sistemini çökerteceğiz," dedi.</p><p></p><p><b>Engelle: İlk ilerlemeyi önlemek</b></p><p></p><p>İlk aşama, düşman kuvvetlerinin müttefik topraklarını ele geçirmesini önlemeye odaklanacak.</p><p></p><p>NATO kara birlikleri, ilerleyen düşman birlikleriyle çatışmaya girecek, hareketlerini sınırlandıracak ve ittifak topraklarına girmeye çalışan kuvvetleri imha edecek.</p><p></p><p>Grynkewich, "Düşman birliklerini bulundukları yerde sabitleyecek ve ittifak topraklarının ele geçirilmesini önleyeceğiz," dedi.</p><p></p><p>"Kara kuvvetleri düşmana saldıracak ve ilerleyen birliklerini imha edecek."</p><p></p><p><b>Durdur: Yeni saldırıları önlemek</b></p><p></p><p>İlk saldırının devam etmesi halinde NATO, ilerleyen kuvvetlerin faaliyetlerini sekteye uğratmak ve onları etkisiz hale getirmek için daha geniş bir kabiliyet yelpazesini devreye sokacak.</p><p></p><p>Bunlar arasında, sınırlı insan müdahalesiyle veya doğrudan insan müdahalesi olmadan tehditleri tespit edip değerlendirebilen gelişmiş sensörler ve otonom sistemler de yer alacak.</p><p></p><p>Grynkewich, stratejinin düşman kuvvetlerinin daha fazla ilerlemesini önlemek amacıyla birden fazla operasyonel alandaki kabiliyetleri bir araya getireceğini söyledi.</p><p></p><p><b>Çökert: Düşmanın savaşma kabiliyetini ortadan kaldırmak</b></p><p></p><p>Son aşamada yalnızca düşman birlikleri değil, bu birliklerin faaliyet göstermesini sağlayan sistemler de hedef alınacak.</p><p></p><p>Uzun menzilli hassas saldırılar ve sensör ağları gibi kabiliyetler kullanılarak komuta yapıları, ikmal ağları ve diğer lojistik altyapılar hedef alınacak.</p><p></p><p>Amaç, düşmanın genel askeri operasyonlarını sekteye uğratmak ve kuvvetlerini saldırıyı sürdüremez hale getirmek olacak.</p><p></p><p>Grynkewich, "Bu yaklaşım aynı zamanda Ukrayna ve Orta Doğu'daki modern savaşlardan çıkarılan derslere dayanıyor," dedi.</p><p></p><p><b>NATO, stratejisinin savunma amaçlı olduğunu vurguluyor</b></p><p></p><p>Grynkewich, NATO'nun stratejisinin toprak kazanma hedefleri gütmek yerine müttefik topraklarını korumayı amaçladığını vurguladı.</p><p></p><p>"Halkımızı korumak ve topraklarımızı savunmak dışında hiçbir planımız, niyetimiz veya hedefimiz yok."</p><p></p><p>İttifaka yönelik yakın bir saldırı tehdidinin düşük olduğunu belirten Grynkewich, buna karşın herhangi bir düşmanın saldırmayı seçmesi halinde NATO'nun karşılık vereceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Forumda, "Birisi bize saldıracak kadar aptalsa savaşacağız," dedi.</p><p></p><p>Grynkewich'in açıklamaları, NATO üyeleri arasında, özellikle de yetkililerin sabotaj, kundaklama ve İHA ihlalleriyle ilgili olaylar bildirdiği doğu kanadında güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde geldi. Bu olayların bazılarında askeri nitelikte patlayıcılar da kullanıldı.</p><p></p><p>Grynkewich'e göre, giderek daha zorlu hale gelen güvenlik ortamı, NATO'nun müttefik topraklarını savunmaya hazır olduğunu göstermesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p><p></p><p><b>ABD'nin NATO'ya bağlılığı</b></p><p></p><p>Bazı üye devletlerin ABD'nin NATO'ya bağlılığı konusunda duyduğu endişeler karşısında stratejinin uygulanabilirliğini koruyup korumadığı sorulan Grynkewich, ittifakın kolektif savunma taahhüdüne işaret etti.</p><p></p><p>Washington'ın temmuz ayında düzenlenen NATO zirvesinde, "5. Madde'ye sarsılmaz bağlılığını" yeniden teyit eden bir açıklamayı kabul ettiğini söyledi.</p><p></p><p>5. Madde, NATO'nun kolektif savunma ilkesinin temel taşını oluşturuyor. Bu maddeye göre, bir üyeye yönelik silahlı saldırı, tüm üyelere yapılmış bir saldırı olarak kabul ediliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB, Lübnan'da yeni güvenlik misyonu başlatıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ab-lubnanda-yeni-guvenlik-misyonu-baslatiyor-438/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ab-lubnanda-yeni-guvenlik-misyonu-baslatiyor-438/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T07:33:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T07:33:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_30F2FA-46C3C7-BCDA96-B61BD7-CCEB0C-7AF2DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler'in (BM) Lübnan'da uzun yıllardır sürdürdüğü barış gücü operasyonunu sona erdirmeye hazırlandığı bir dönemde, ülkenin güvenlik güçlerini güçlendirmek amacıyla yeni bir sivil ve askeri misyon kurulması konusunda pazartesi günü anlaşmaya vardı.</p><p></p><p>Birkaç ay içinde göreve başlayabilecek misyon, sınır ve deniz güvenliği, insansız hava araçlarına (İHA) karşı operasyonlar ve Lübnan güvenlik güçlerinin eğitimi üzerine odaklanacak. Misyonun kesin görev tanımı, personel sayısı ve komuta yapısı ise henüz netleştirilmedi.</p><p></p><p>Görev süresi 2026 sonunda dolacak olan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) aksine, AB misyonu İsrail'in İran destekli Hizbullah'a karşı askeri operasyonlarını sürdürdüğü güney bölgesine konuşlandırılmayacak.</p><p></p><p>AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, pazartesi günü Lüksemburg'da düzenlenen Dışişleri Konseyi toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, "Lübnan'da yeni bir misyon kuracağız. Bu misyonun sivil ve askeri olmak üzere iki ayağı olacak," dedi.</p><p></p><p>Kallas, "Bu misyonun birkaç ay içinde sahada çalışmaya hazır olmasını umuyoruz. Daha geçen hafta Lübnan'daydım. Yerel yetkililer bu girişimi büyük bir memnuniyetle karşılıyor," diye ekledi.</p><p></p><p>Karar, İsrail ile Lübnan arasında tampon görevi gören UNIFIL'in planlanan çekilmesinin ardından Lübnan'ın belirsiz bir güvenlik durumuyla karşı karşıya olduğu bir dönemde alındı. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, BM operasyonunun görev süresinin uzatılması çağrısında bulunmuştu.</p><p></p><p>İsrail uzun süredir UNIFIL'i Hizbullah'ı kontrol altında tutmakta etkisiz kalmakla eleştirirken, ABD de gücün rolünü sorguluyor ve İsrail ile Lübnan arasında doğrudan bir güvenlik düzenlemesi yapılmasını tercih ediyor.</p><p></p><p>AB yetkilileri ise yeni misyonun UNIFIL'in yerini almayı değil, Lübnan'ın kendi güvenlik kabiliyetlerini güçlendirmeyi amaçladığını vurguluyor.</p><p></p><p>Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, "Misyonun üç yıla kadar uzanan bir süre boyunca yerine getireceği çeşitli görevler olacak. Bunlar arasında sınır güvenliğinin güçlendirilmesi, deniz güvenliğinin sağlanması ve insansız hava araçlarıyla mücadele yer alıyor. Misyon, hem askeri hem de sivil boyutuyla Lübnan polisine günlük görevlerinde destek sağlayacak," dedi.</p><p></p><p>Brüksel, yaklaşık 150 personelin konuşlandırılmasını değerlendiriyor. Bu, UNIFIL bünyesinde hâlihazırda görev yapan yaklaşık 7 bin 500 barış gücü personelinin yalnızca küçük bir bölümüne karşılık geliyor.</p><p></p><p>Misyonun, AB'nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (CSDP) kapsamında faaliyet göstermesi ve yenilenme olanağı bulunmak üzere başlangıçta üç yıla kadar görev süresine sahip olması bekleniyor. Üye devletlerin personel ve ekipman katkıları gönüllülük esasına dayanacak.</p><p></p><p>Hangi ülkelerin katılacağı henüz netlik kazanmadı. Ancak İtalya, Fransa, İspanya, İrlanda, Almanya, Avusturya, Finlandiya ve Polonya dahil olmak üzere UNIFIL'e hâlihazırda katkıda bulunan bazı ülkeler, Lübnan'daki varlıklarını sürdürmek istediklerini ifade etti.</p><p></p><p>Komuta yapısı da henüz çözüme kavuşturulmamış konular arasında. Görüşülen önerilerden biri, misyonun liderliğinin İtalya, Fransa ve İspanya arasında dönüşümlü olarak üstlenilmesini öngörüyor.</p><p></p><p>Haziran ayında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ülkelerinin UNIFIL'in çekilmesinin ardından Lübnan'a destek sağlamak amacıyla uluslararası bir koalisyona ortaklaşa liderlik edeceğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Bu girişimin AB misyonundan ayrı mı faaliyet göstereceği, yoksa yeni misyona mı dahil edileceği henüz belli değil.</p><p></p><p>AB Konseyi'nin dönem başkanlığını hâlihazırda yürüten İrlanda da misyona katılma niyetini ortaya koydu.</p><p></p><p>Dublin, misyonun sivil bileşenine katkıda bulunmaya hazır. Ancak İrlanda askerlerinin yurt dışındaki görevlendirmelerini düzenleyen yasal çerçevede devam eden reformlar, ülkenin askeri misyona katılımını karmaşık hale getirebilir.</p><p></p><p>İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, "Onlarca yıldır oradayız. Onlarca yıldır bölgeyi, Lübnan Silahlı Kuvvetlerini ama özellikle de sivil halkı desteklemeye katkıda bulunduk. Bunun kaybedilmesini istemem," dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fas'ta 4 parti anlaştı, koalisyon hükümeti kuruldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/fasta-4-parti-anlasti-koalisyon-hukumeti-kuruldu-7066/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/fasta-4-parti-anlasti-koalisyon-hukumeti-kuruldu-7066/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T07:00:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T07:00:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_3FCF6D-F774EB-89ED7F-456DB4-4C8443-45B1CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Asalet ve Modernizm Partisi (PAM), İstiklal Partisi, Halk Güçleri Sosyalist Birliği (USFP) ve İlerleme ve Sosyalizm Partisi (PPS) tarafından yayımlanan ortak bildiride, yeni siyasi çoğunluk üzerinde uzlaşı sağlandığı belirtildi.</p><p></p><p>Ortak bildiride, liberal eğilimli PAM, muhafazakar İstiklal Partisi, sol eğilimli USFP ile yine sol eğilimli PPS'nin bir araya geldiği ifade edildi.</p><p></p><p>En kısa sürede hazırlanacak hükümet programının uygulanabileceği vurgulanan ortak bildiride, liyakatli, siyasi basirete ve dürüstlüğe sahip bakan adaylarının önerileceği ve güçlü, uyumlu bir hükümet kurulacağı vurgulandı.</p><p></p><p>Fas Kralı 6. Muhammed, 29 Eylül'de yapılan seçimlerde 97 sandalye kazanarak birinci çıkan PAM'ın lideri Fatma Zehra Mansuri'yi hükümeti kurmakla görevlendirmişti.</p><p></p><p>Fas Temsilciler Meclisinde 395 sandalye bulunuyor. Hükümet çoğunluğunu sağlamak için en az 198 sandalye gerekirken, koalisyonu oluşturan PAM 97, İstiklal Partisi 65, USFP 26 ve PPS ise 19 sandalye elde etti.</p><p></p><p>Böylece yeni kurulan koalisyon toplamda 207 sandalyeye ulaşarak mecliste güvenoyu için gerekli olan çoğunluk sınırını aşmış oldu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Avrupa'nın iki ucunda aynı öfke</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/avrupanin-iki-ucunda-ayni-ofke-783/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/avrupanin-iki-ucunda-ayni-ofke-783/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T05:23:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T05:23:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_52C04E-6F21D7-181880-19D4CE-F99A60-C090B9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakhsanam KURBANOVA</p><p></p><p>Avrupa’nın iki ucunda, iki ardışık günde, benzer bir şikâyet sokaklara taştı: gelirler yetmiyor, giderler artıyor. Belçika’nın başkenti Brüksel’de sendikaların çağrısıyla on binlerce kişi hükümetin harcama kesintilerini protesto ederken, yürüyüşün kenarında çıkan olaylar polis müdahalesine dönüştü. Portekiz’in Lizbon ve Porto kentlerinde binlerce kişi yaşam pahalılığını, yüksek kiraları ve yetersiz ücretleri protesto etti.&nbsp;</p><p></p><p>Polis, Brüksel’deki gösteriye yaklaşık 30 bin kişinin katıldığını açıkladı. Gösteri, kemer sıkma politikalarına artan tepki çerçevesinde sendikalar tarafından örgütlendi; öğrenciler de eğitim kesintileri, artan harçlar ve üniversiteyi pahalılaştırmasından korkulan reformlar nedeniyle yürüyüşe katıldı.&nbsp;</p><p></p><p>Gerilim, öğleden sonra Brüksel-Midi tren istasyonu çevresinde yükseldi. Bazı göstericiler polise cisim ve havai fişek attı; polis göz yaşartıcı gaz atıcılar kullandı, olaylar bir helikopter eşliğinde takip edildi. Brüksel-Central istasyonu yakınlarında da gerginlik bildirildi.&nbsp;</p><p></p><p>Resmî tablo şöyle: Polis başlangıçta 13’ü reşit olmayan 21 gözaltı bildirdi, sayı akşama kadar 100’ü aştı; bunların yaklaşık 30’u adli, yaklaşık 80’i idari gözaltı olarak kayda geçti.&nbsp; Göstericiler çöp ve scooter yaktı, polis ise gaz ve tazyikli suyla kalabalığı dağıttı; olaylar kent trafiğini de felç etti.</p><p></p><p>Hem polis hem sendikalar, çatışmaların ana yürüyüşten ayrı, kenarda gerçekleştiğini ve katılanların büyük bölümünün sendikalarla bağlantısı olmayan maskeli gençler olduğunu vurguladı. Sendika liderleri şiddetten açıkça uzak durdu.&nbsp;</p><p></p><p>Yürüyüşe katılan, Namur’den gelen tek ebeveyn sosyal hizmet uzmanı Marie Gobert, AP’ye verdiği demeçte aylık gelirinin geçime yetmediğini söyledi.&nbsp;</p><p></p><p>YILIN ALTINCI GENEL GREVİNDEN SONRA YENİ DALGA</p><p></p><p>Eylem, Başbakan Bart De Wever hükümetinin AB kurallarını ihlal eden bütçe açığını kapatmak için yaklaşık 10 milyar euroluk tasarruf arayışının uzantısı. [6] Hükümetin 2029’a kadar yaklaşık 10 milyar euro tasarruf hedefi, sendikaların emeklilik ve ücret endeksine ilişkin itirazlarının merkezinde duruyor.&nbsp;</p><p></p><p>Sendikalar bu yıl defalarca grev yaptı. Mayıs ayında yılın altıncı genel grevinde Brüksel’de yaklaşık 100 bin kişi yürüdü; ulaşım durdu, okullar kapandı, Brüksel Havalimanı’na gelen uçuşların yarıdan fazlası iptal edildi. Sendikalara göre düzenlemeler bazı çalışanlar için emeklilik düzenlerini yüzde 20’ye varan oranda düşürüyor ve toplu pazarlığı zayıflatıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Gençlerin öfkesi de ayrı bir damar: Fransızca Topluluk’ta öğrenim harçları bu akademik yıl yaklaşık yüzde 43 artarak 1.194 euroya çıktı. Liège’de haftanın başında düzenlenen öğrenci gösterisinde 107 öğrenci gözaltına alındı.&nbsp;</p><p></p><p>Sendikalar 9 Ekim’deki günlük ulusal grevin ardından, Pazartesi günü (12 Ekim) kamu sektöründe ayrı bir iş bırakma eylemi planladı.&nbsp;</p><p></p><p>LİZBON VE PORTO: “BU MAAŞ YETMİYOR”</p><p></p><p>Portekiz’de gösteriler, “Não dá mais para viver assim” (Artık Böyle Yaşayamayız) adlı platform tarafından örgütlendi. Lizbon ve Porto’nun yanı sıra Aveiro, Braga ve Funchal’da da eylem planlandı.&nbsp;</p><p></p><p>Göstericiler maaşlara ve konut maliyetine dikkat çeken pankartlar taşıdı. Bunlar arasında “bu maaş geçinmeye yetmiyor” ve “50 yaşıma gelmeden ana-babamın evinden çıkmak istiyorum” yazılı olanlar vardı.</p><p></p><p>Organizatörler, insanların yıllardır artan konut fiyatları ve yaşam maliyeti altında ezildiğini savundu. Eylemcilerden Teresa Fonseca, Lusa ajansına, Instagram’da gördüğü çağrı üzerine katıldığını ve benzer protestolardan ilham aldığını söyledi. Sol Blok’tan (Bloco de Esquerda) José Manuel Pureza da yürüyüşte yer aldı.&nbsp;</p><p></p><p>RAKAMLARLA GEÇİM SIKIŞMASI&nbsp;</p><p></p><p>Portekiz’de ortanca 1+1 daire kirası 2026’nın ikinci çeyreğinde ayda 1.128 euro; Lizbon bölgesinde bu rakam 1.354 euroya çıkıyor. İlk yarıda gerileyen kiralar ağustosta yeniden artışa geçti.&nbsp;</p><p></p><p>Karşılaştırma için: Portekiz’de brüt aylık asgari ücret 2026 temmuzunda 14 maaşın 12 aya yayılmasıyla hesaplandığında 1.073 euro. Yani ortanca 1+1 ilan kirası, brüt asgari ücretin bile üzerinde. Aynı dönemde avro bölgesinde ocak-temmuz arası birikimli enflasyon yüzde 3,2 olurken, Portekiz de dahil birçok ülkede asgari ücret bu aralıkta değişmedi.&nbsp;</p><p></p><p>Resmî veriler de baskıyı doğruluyor: Portekiz’de kira enflasyonu haziranda yüzde 5,2 olarak kaydedildi. [14] Bir uyarı gerekli: ilan fiyatları ile imzalanmış sözleşmeler arasında fark var; mayıs ayında ilanlarda metrekare başına yaklaşık 16 euro istenirken, 2026 ilk çeyrekteki resmî ortanca yeni sözleşme kirası 9,46 euroydu.&nbsp;</p><p></p><p>Bir haber videosuna göre Portekiz konut fiyatları son on yılda yaklaşık yüzde 240 arttı ve ülke Avrupa’nın en erişilemez konut piyasalarından biri. Bu rakam resmî seri yerine tek bir yayından geldiği için temkinle okunmalı.</p><p></p><p>DEĞERLENDİRME OLARAK ORTAK PAYDA GEÇİM MALİYETİ&nbsp;</p><p></p><p>İki ülkenin protestosu farklı hedefleri gösteriyor: Belçika’da muhatap bütçe tasarrufu ve emeklilik reformu yapan hükümet, Portekiz’de ise konut ve ücret politikası. Ancak iki eylemin de ortak noktası, hane halkının gelirinin giderlere yetişememesi algısı. Portekizli göstericilerin İspanya’daki benzer konut protestolarından ilham aldığını söylemesi, bu tepkinin Avrupa içinde sınır aşan bir etki yarattığına işaret ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>Önümüzdeki günlerde Belçika’da kamu sektörü grevinin kapsamı ve gözaltı sürecinin hukuki sonuçları; Portekiz’de platformun yeni eylem çağrısı yapıp yapmayacağı ve hükümetin konut ve ücret konusunda yeni bir adım atıp atmayacağı takip edeceğiz.&nbsp;</p><p></p><p></p><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/AQCD2XBi_eM?si=jExrDT1mbhQniLrZ" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Breaking Bad"in yıldızı RJ Mitte 34 yaşında hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/breaking-badin-yildizi-rj-mitte-34-yasinda-hayatini-kaybetti-7822/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/breaking-badin-yildizi-rj-mitte-34-yasinda-hayatini-kaybetti-7822/</id>
<published><![CDATA[2026-10-13T05:22:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-13T05:22:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2BCFE7-0044C7-CDD8A2-865F9B-97043E-7A394E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Menajeri Sean Reilly, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Sevilen oyuncu, hayırsever ve engelli hakları savunucusu RJ Mitte'nin trajik ölümünü derin bir üzüntüyle paylaşıyoruz" dedi.</p><p></p><p>Genç aktör, ABD'nin Teksas eyaletinin Brownsville kentinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni hakkında henüz bir açıklama yapılmadı.</p><p></p><p>Serebral palsi hastası olan Mitte, Bryan Cranston ve Aaron Paul'un başrollerini paylaştığı Emmy ödüllü Breaking Bad dizisinde canlandırdığı Walter White Jr. karakterine, kendi yaşam deneyimlerini de yansıttı.</p><p></p><p>Oyuncu, dizideki performansıyla 2014 yılında Screen Actors Guild Ödülü'ne layık görüldü.</p><p></p><p>Menajeri Sean Reilly, "Mitte, role kattığı gerçekçilikle dikkat çekti ve engellilik konusunda farkındalık ile kapsayıcılığı savunan güçlü bir platform oluşturdu" dedi.</p><p></p><p>Mitte ayrıca United Cerebral Palsy ve Shriners Children's kuruluşlarında elçi olarak görev yaptı.</p><p></p><p>Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin</p><div><br /></div><div><div>Reilly, Mitte'nin bunun yanı sıra hayırseverlik çalışmaları ve toplumsal girişimleri desteklemek amacıyla Mitte Vakfı'nı kurduğunu, görünürlüğünü "ön yargılara meydan okumak ve engelli bireylerin daha fazla temsil edilmesini teşvik etmek" için kullandığını söyledi.</div><div><br /></div><div>Brownsville Polis Departmanı da oyuncunun ölümünü BBC'ye yaptığı açıklamayla doğruladı.</div><div><br /></div><div>Polis sözcüsü, "Ölüm nedeni ve şekline ilişkin resmi tespit henüz yapılmadı. Soruşturma sürüyor" dedi ve ölümde herhangi bir "suç unsuru" şüphesi olmadığını ekledi.</div><div><br /></div><div>Breaking Bad, ABD'de 2008'den 2013'e kadar beş sezon boyunca yayınlandı.</div><div><br /></div><div>Vince Gilligan'ın yarattığı anti-kahraman temalı dizi, Primetime Emmy Ödülleri'nde 58 adaylık elde etmiş ve hem 2013 hem 2014 yılında iki kez En İyi Drama Dizisi ödülü dahil olmak üzere 16 Emmy kazanmıştı.</div><div><br /></div><div>Dizi, 21. yüzyılın en iyi Amerikan televizyon yapımlarından biri olarak gösteriliyor.</div><div><br /></div><div>Bryan Cranston, dizide kanser teşhisinin ardından ailesine maddi destek sağlayabilmek için suç dünyasına adım atan New Mexico'lu bir lise kimya öğretmenini canlandırıyor.</div><div><br /></div><div>Metamfetamin ticaretinin karanlık dünyasına giderek daha fazla sürüklendikçe, oğlu Walt Jr. ile arasındaki mesafe de açılıyor. Walt Jr. ise dizi boyunca bu durumdan duyduğu rahatsızlığı çoğu zaman mizahi bir dille dile getiriyor.</div><div><br /></div><div>Aktör Bryan Cranston (C), 18 Ocak 2014'te Los Angeles, Kaliforniya'daki Shrine Auditorium'da düzenlenen 20. Yıllık Screen Actors Guild Ödülleri'nde 'Breaking Bad' dizisindeki performansıyla En İyi Drama Dizisi Toplu Performansı ödülünü sahnede kabul ediyor. (Fotoğraf: Kevork Djansezian/Getty Images)</div><div><br /></div><div>Louisiana'da büyüyen Mitte, 2005 yılında küçük kız kardeşinin oyunculuk kariyerini desteklemek için Los Angeles'a taşındığında henüz gençlik çağının başındaydı. Kısa süre sonra kariyerinde dönüm noktası olacak rol için seçmelere katıldı.</div><div><br /></div><div>Mitte daha önce, Los Angeles'taki ilk seçmesinin California eyaleti için hazırlanan metamfetamin karşıtı bir kamu spotu olduğunu anlatmıştı.</div><div><br /></div><div>Ekim ayı başlarında katıldığı bir podcast yayınında Mitte, "Sonra Breaking Bad seçmelerine geldik. Bana göre o da bir bakıma metamfetamin karşıtı bir yapımdı çünkü hikaye hiç kimse için iyi bitmiyordu" dedi.</div><div><br /></div><div>Canlandırdığı karakter, dizinin yaratıcısı Vince Gilligan'ın serebral palsisi daha ağır seyreden ve koltuk değneği kullanan eski bir arkadaşından esinlenerek oluşturulmuştu. Mitte'nin ise böyle bir desteğe ihtiyacı yoktu.</div><div><br /></div><div>Oyuncu, sağlık durumuna dizide hiç doğrudan değinilmeyen bir genci canlandırırken karaktere samimi ve doğal bir yaklaşım getirdi; mizahı da performansının önemli bir parçası oldu.</div><div><br /></div><div>Dizinin başarısıyla tanınırlık kazandıktan sonra Mitte, görünür ya da görünmez engelleri bulunan kişilerin daha çeşitli rollerde ve daha derinlikli karakterlerle temsil edilmesi için mücadele etti.</div><div><br /></div><div>2021 yılında BBC'ye verdiği röportajda, "Ödül sezonları geldiğinde hepimiz beden ve zihin çeşitliliğini yansıtan yapımları görmeyi umuyoruz" demişti.</div><div><br /></div><div>Mitte, "Engelli temsilinin görünürlüğünün artmasını görmek sevindirici. Ancak ilerleme bazen büyük dönüşümlerden çok, tek tek yaşanan atılımlar ve anlarla gerçekleşiyor" ifadelerini kullanmıştı.</div><div><br /></div><div>Mitte'nin rol aldığı diğer yapımlar arasında Hannah Montana, Switched at Birth, Westhampton ve bu yıl yayımlanan son projesi Talking to Strangers da bulunuyor.</div></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Almanya'da Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı istifa etti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/almanyada-sosyal-demokrat-parti-genel-baskani-istifa-etti-6594/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/almanyada-sosyal-demokrat-parti-genel-baskani-istifa-etti-6594/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T16:29:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T16:29:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7E54FC-279AC8-187D0F-5BB011-D5ED5C-527B4F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Almanya'da koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) Eş Genel Başkanı ve Çalışma Bakanı Baerbel Bas her iki görevinden istifa ettiğini duyurdu.</p><p></p><p>Bas istifasına gerekçe olarak üvey kızının vefatını ve koalisyonun büyük ortağı Hristiyan Birlik Partilerinden (CDU/CSU) kendisine yönelik eleştirileri gösterdi.</p><p></p><p><b>Bas: Bu adımı atmak benim için hiç kolay olmadı</b></p><p></p><p>58 yaşındaki Bas, Instagram hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Sevgili yoldaşlar, sevgili meslektaşlar, bugün sizlere çok kişisel bir mesajla sesleniyorum. Üvey kızımın ölümünden sonra, yasımı içselleştirebilmek için zamana ihtiyacım olduğunu fark ettim. Bu zamanı kendime yeterince ayırmak istiyorum. Bunun yanı sıra ne yazık ki, benim için kişisel olarak zor olan bu dönemde, maalesef koalisyon ortağının saflarından da gelen bana yönelik kamuoyu önündeki saldırıların daha da yoğunlaştırıldığını görmek zorunda kaldım. Hükümet ve parti görevlerimi kısa vadede eksiksiz bir şekilde yerine getirecek gücü kendimde bulamadığım için her iki görevimden de ayrılmaya karar verdim. Bu nedenle, Eş Genel Başkan ve Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil'a, parti genel başkanlığı görevimi bugün itibarıyla bıraktığımı bildirdim. Aynı zamanda Başbakandan, Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı görevimden alınmamı talep ettim. Bu adımı atmak, benim için kolay olmadı."</p><p></p><p>Bas açıklamasında, "Hükümet ve parti görevlerini kısa vadede eksiksiz bir şekilde yerine getirecek gücü kendinde bulamadığı için her iki görevinden de ayrılmaya karar verdiğini" kaydetti.</p><p></p><p><b>Klingbeil: Üzüntü duyuyorum</b></p><p></p><p>SPD'nin diğer Eş Başkanı Lars Klingbeil, Bas'ın kararından üzüntü duyduğunu açıkladı.&nbsp;</p><p></p><p>Aynı zamanda Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı olan Klingbeil açıklamasında "Görevlerimizin ötesinde hepimiz sadece insanız. Bu yüzden onun bu kararını kişisel olarak anlayabiliyorum. Yas tuttuğu son günlerde kendisine yöneltilen saldırılar yakışıksızdı" ifadelerine yer verdi.</p><p></p><p>Klingbeil, ayrıca Bas'ın hem partinin eş başkanı hem de çalışma bakanı olarak yürüttüğü çalışmaları şu ifadelerle övdü:</p><p></p><p>"SPD Genel Başkanı ve Çalışma Bakanı olarak Bärbel Bas, net pusula ve kararlılıkla sorumluluk üstlendi ve ülkemizdeki insanlar için tam bir inançla mücadele etti."</p><p></p><p>Bu arada Bas'ın istifası üzerine Klingbeil'in planlanan resmi Hindistan ziyaretini ertelediği bildirildi. SPD'li maliye bakanının Salı günü Hindistan'da resmi temaslarda bulunması öngörülmüştü.</p><p></p><p><b>Başbakan Merz: Özverisi için teşekkür ederim</b></p><p></p><p>Başbakan ve Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz de Bas'ın istifası üzerine bir açıklama yaptı.</p><p></p><p>Merz, Bärbel Bas ile federal hükümette güvene dayalı bir işbirliği içinde çalıştıklarını belirterek "Gösterdiği özveri için kendisine teşekkür ederim" dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Merz sosyal medya hesabından paylaştığı açıklamasında "Bas'ın kararı saygı duyulmayı hak ediyor. Bir baba ve büyükbaba olarak, bu kaybın ne kadar ağır olduğunu ancak tahmin edebilirim. Kendisine ve ailesine metanet diliyorum" sözlerini kaydetti.&nbsp;</p><p></p><p><b>Yeni çalışma bakanı Alexander Schweitzer olacak</b></p><p></p><p>Bas'dan boşalan Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı koltuğuna, Rheinland-Pfalz eyaletinin eski başbakanı Alexander Schweitzer oturacağı bildirildi.&nbsp;</p><p></p><p>SPD'li, 1973 doğumlu, hukukçu, evli ve üç çocuk babası Schweitzer, Temmuz 2024'den Mayıs 2026'ya kadar Almanya'nın güneybatısındaki Rheinland-Pfalz eyaletinin başbakanı olarak görev yaptı.</p><p></p><p>SPD eş genel başkanlığını kimin üstleneceği ise belirsizliğini koruyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>SPD yeni yönetimini belirleyecek&nbsp;</b></p><p></p><p>Bas'ın istifasının ardından SPD, bu yılın sonunda veya gelecek yılın başında yapılacak parti kongresinde yeni yönetimini seçmeyi planlıyor. SPD Eş Genel Başkanı Klingbeil, parti Başkanlık Kurulu'nun bu yöndeki öneriyi kabul ettiğini açıkladı. "Aralık ayı sonunda ya da Ocak ayında da olabilir, federal düzeyde bir kongre düzenleyeceğiz" diyen Klingbeil, bu kongrede SPD'nin yeni yönetiminin seçileceğini açıkladı. SPD'nin yeni bir yönetim belirlemesinin önemli olduğuna işaret eden Klingbeil, "Böylece SPD'nin hem kadrosu hem de program açısından izlediği çizgi konusunda açıklık elde edeceğiz" diye konuştu.&nbsp;</p><p></p><p>Yeniden aday olup olmayacağına ilişkin soruya açık bir yanıt vermeyen Klingbeil, "Şimdi tüm gücümle SPD'nin yönetiminde güçlü bir kadro oluşturulması için çalışacağım" dedi. SPD'deki eş başkanlık sisteminin sürdürülmesinden yana olduğunu ifade eden Klingbeil, kongrede eş başkanların seçileceğini sözlerine ekledi.&nbsp;</p><p></p><p><b>Merz hükümetinde gerilim hakim</b></p><p></p><p>CDU/CSU ve SPD'nin oluşturduğu koalisyon hükümetinde hayata geçirilecek reformlarla ilgili olarak bir süredir gerilim hakim.</p><p></p><p>CDU/CSU sıralarından özellikle Bas'a, Çalışma Bakanlığı'nın koalisyon ortakları arasında 1 Temmuz'da kararlaştırılan çalışma saatlerinin esnekleştirilmesi ve emeklilik ile ilgili reform planlarını sunmadığı gerekçesiyle eleştiriler yöneltiliyordu.</p><p></p><p>SPD sıralarında Bas'ın istifasına yol açan bu eleştirilere tepkiler yükseliyor.&nbsp;</p><p></p><p>SPD'nin Kuzey Ren-Vestfalya eyalet parlamentosundaki grup başkanı Jochen Ott, "Bärbel Bas"ın istifası beni yalnızca üzmekle kalmıyor; aynı zamanda derinden etkiliyor ve düşündürüyor" dedi.</p><p></p><p>Ott, siyasi tartışmaların demokrasinin bir parçası olduğunu söylemekle birlikte, "Yakın ailesinden birini kaybettikten sonra biraz zamana ihtiyaç duyan bir insanın, böylesine zor bir dönemde kişisel saldırılara maruz kalması toplum olarak bizi kayıtsız bırakamaz" diye konuştu.&nbsp;</p><p></p><p>SPD'li siyasetçi, "Son haftalarda insanlık, nezaket ve saygı geri plana itildi. Siyasi sorumluluk üstlenen herkes, her şeyden önce insandır; kişisel bir yas döneminde anlayış ve şefkat görmeyi hak eder" dedi.</p><p></p><p>Siyasi gözlemcilere göre Bas'ın istifası, seçmen desteği gerileyen koalisyon için bir başka darbe anlamına geliyor.&nbsp;</p><p></p><p>SPD ve CDU son aylarda kamuoyu desteğinde belirgin biçimde geriledi ve anketler Almanya için Alternatif (AfD) partisine Almanya genelinde desteğin ciddi oranda arttığını,&nbsp; aşırı sağcı partinin en güçlü parti haline geldiğine işaret ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Alman istihbaratı başkanı Sinan Selen: Rusya tehdidi sürüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/alman-istihbarati-baskani-sinan-selen-rusya-tehdidi-suruyor-645/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/alman-istihbarati-baskani-sinan-selen-rusya-tehdidi-suruyor-645/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T14:24:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T14:24:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4F6C7D-B18803-D36EAA-D9D8E5-26F02A-F52FD1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Almanya'da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın (BfV) Başkanı Sinan Selen, "Kremlin'in saldırgan ve revizyonist tutumunun Avrupa'nın güvenlik düzenini hedef aldığını" söylerken, "Rusya'nın örtülü saldırıları sürecek" öngörüsünü paylaştı.</p><p></p><p>Selen, başkanı olduğu istihbarat teşkilatının her yıl düzenlediği sempozyumda, Rusya kaynaklı tehditlerin arttığına dikkat çekti.</p><p></p><p>"Rusya bizi zayıflatmak, korkutmak ve bölmek istiyor"</p><p>Rusya'nın, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerini hedef alan "örtülü saldırılarını ve istikrarsızlaştırma girişimlerini" sürdüreceğine söyleyen BfV Başkanı Selen, bunların yoğunluk ve hızında artış olduğunu, kapsamının da genişlediği bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Rusya'nın eylemlerinin geçici bir nitelik taşımadığını, Almanya'nın uzun vadeli bir hibrit saldırı ile karşı karşıya olduğunu belirten Sinan Selen, Kremlin'in "saldırgan ve revizyonist tutumunun, Avrupa güvenlik düzenini hedef aldığını" kaydetti.</p><p></p><p>Selen, "Rusya, bizi zayıflatmak, korkutmak ve bölmek için özellikle istikrarsızlaştırma yöntemlerine başvuruyor" diye konuştu.</p><p></p><p><b>BND de Rusya ile askerî ihtilaf uyarısında bulunmuştu</b></p><p></p><p>Alman güvenlik kurumları, Rusya kaynaklı tehditlerdeki tırmanış konusunda art arda uyarılar yapıyor.</p><p></p><p>Geçen hafta da Alman dış istihbarat teşkilatı BND'nin Başkanı Martin Jäger, ilk kez "Almanya'nın Rusya ile askeri bir ihtilafa sürüklenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu" söylemişti.</p><p></p><p></p><p></p><p><b><i>BND Başkanı Martin Jäger.</i></b></p><p></p><p>İstihbarat teşkilatlarının denetiminden sorumlu Federal Meclis Denetim Komisyonu'nda konuşan Martin Jäger, Almanya'ya karşı "örtülü savaş" yürütmekle suçladığı Rusya'yı, Almanya'nın "en tehlikeli hasmı" olarak nitelendirmişti.</p><p></p><p>Jäger, "Rusya bize karşı bir örtülü savaş yürütüyor. İlan edilmeden yürüttüğü bu savaş, alışılmış askerî ya da hukuki kategorilerle tanımlanamaz" derken, Almanya'nın "nükleer saldırı tehditleri de dâhil olmak üzere daha fazla müdahaleye ve yıldırma girişimine hazırlıklı olması gerektiğini" belirtmişti.</p><p></p><p>"Moskova bizim zayıflığımız üzerine bahis oynuyor. Buna karşı koymalıyız" ifadelerine vurgu yapan BND Başkanı, Moskova'nın Ukrayna'nın en büyük destekçisi olan Almanya'yı bu desteğini kesmeye zorlamaya çalıştığını belirterek, "Rusya, bu kış Ukrayna'yı diz çöktürmeye zorlamakta kararlı. Daha önce görmediğimiz ölçüde ağır ve acımasız Rus saldırılarına hazırlıklı olmalıyız" demişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">7 senatör: "Trump'ın Rusya'dan dizel ithalatı yasa dışı"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/7-senator-trumpin-rusyadan-dizel-ithalati-yasa-disi-3946/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/7-senator-trumpin-rusyadan-dizel-ithalati-yasa-disi-3946/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T14:21:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T14:21:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_315F0D-94C677-7D5CCA-0FE23F-B7AA93-885768.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı Rusya'dan dizel ithalatı planı, dünya genelinde sert tepki çekmeye devam ediyor. ABD Kongresi'nde de muhalefet giderek büyüyor. Karara itiraz edenler yalnızca Demokratlarla sınırlı kalmadı.</p><p></p><p>Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler ortak bir açıklamada bulunarak, planlanan ithalatı "yasa dışı" olarak nitelendirdi.</p><p></p><p>İki partiden yedi senatörün imzasını taşıyan mektupta, Kongre'nin 2022'de Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasakladığı hatırlatıldı. Bu yasağın amacının, ABD'nin Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşını finanse etmesini önlemek olduğu vurgulandı.</p><p></p><p>Mektupta şu ifadeler yer aldı: "Başkan Trump'ın Rus ithalatına izin verme kararı, bu yasayla doğrudan çelişiyor."</p><p></p><p>Senatörler, ABD'nin, Ukraynalı sivilleri öldürmeye devam eden Kremlin lideri Vladimir Putin'e "can simidi" uzatmaması gerektiğini belirtti. Mektupta ayrıca "Yönetim, rotasını derhal düzeltmeli" denildi.</p><p></p><p><b>Cumhuriyetçilerden de Putin'e karşı daha sert tutum talebi</b></p><p></p><p>Mektubun arkasında Demokrat senatörler Richard Blumenthal, Jeanne Shaheen ve Ron Wyden ile Cumhuriyetçi meslektaşları Thom Tillis, Lisa Murkowski, John Curtis ve Susan Collins bulunuyor. Senatörler, Trump yönetiminin kararı almadan önce Kongre'ye danışmadığını ve yasanın öngördüğü şekilde bir gerekçe sunmadığını belirtti.</p><p></p><p>Kongre ve çok sayıda Cumhuriyetçi, son dönemde Ukrayna'daki savaşta Putin üzerinde baskı kurmak için daha sert bir çizgi izlenmesi çağrısını defalarca dile getirmişti. ABD Kongresi, uzun süren tartışmaların ardından Eylül ayının ortasında, başkana Rusya'ya yönelik yaptırımlar konusunda geniş yetkiler tanıyan bir yasa çıkarmıştı. Ancak Trump bu yetkileri şimdiye kadar kullanmadı.</p><p></p><p><b>Önce 300 bin ton, sonra daha fazlası</b></p><p></p><p>Trump, Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Rusya'nın ABD ve dünya pazarı için derhal 300 bin tondan fazla dizel sağlayacağını açıklamıştı. Başkan, bunu başka sevkiyatların izleyeceğini de söylemişti.</p><p></p><p>Trump, İran savaşı nedeniyle ABD'de dizel fiyatlarının yeni rekor seviyelere çıkması yüzünden iç politikada baskı altında. Üstelik bu durum, Kasım ayı başında yapılacak önemli ara seçimlerin hemen öncesine denk geliyor. Uzmanlara göre, Rusya'dan yapılacak sevkiyatlar, fiyatlardaki artışı frenlemekte pek işe yaramayacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Rusya Brexit referandumuna müdahale etti"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/rusya-brexit-referandumuna-mudahale-etti-919/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/rusya-brexit-referandumuna-mudahale-etti-919/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T14:16:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T14:16:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C02FD3-418DAF-779CD8-C2F013-E37ABC-5D06A4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Rusya’nın 2016’da ülkenin Avrupa Birliği’nden ayrılması için yapılan Brexit referandumuna müdahale ettiğini söyledi. Bu açıklamanın, bir İngiliz başbakanının söz konusu müdahaleyi kamuoyu önünde ilk kez kabul etmesi olduğu düşünülüyor.</p><p></p><p>Burnham, The Rest is Politics adlı podcast’e verdiği röportajda, Temmuz ayında göreve geldiğinde danışmanlarına Rusya’nın Brexit oylamasına müdahale edip etmediğini sorduğunu anlattı.</p><p></p><p>“Bana açıkça evet, müdahale edildiği söylendi,” diyen Burnham, “Bunları artık açıkça kayıtlara geçirmek önemli. Bunun Almanya ve Fransa’daki seçmenlerin, bu siyasi gelişmelerin bir kısmının düşmanlarımız, yani Rusya tarafından yönlendirildiğini anlamasına yardımcı olacağına inanıyorum,” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Moskova, başka ülkelerin seçimlerine veya referandumlarına müdahale ettiği yönündeki iddiaları uzun süredir reddediyor.</p><p></p><p>Burnham’ın açıklamaları, İngiliz istihbarat kurumlarının Rusya’nın ülkenin demokratik kurumlarına yönelik müdahale tehdidinin arttığı konusunda uyarıda bulunduğu bir dönemde geldi. İngiliz Parlamentosu'nun bir komitesi, 2020’de yayımladığı raporda hükümetin Rus devlet medyasının ve “trol” hesaplarının referandum üzerindeki olası etkisini yeterince değerlendirmediği sonucuna varmıştı.</p><p></p><p>Burnham ayrıca, geçen hafta Berlin’de Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Rusya’nın Alman siyasetindeki aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisiyle olası bağlantılarını görüştüğünü söyledi.</p><p></p><p>Burnham, “Biliyorsunuz, bana AfD’nin Rusya’yla açıkça bağlantılı olduğunu, sanırım finansman da aldığını söylüyordu,” dedi. “Rusya kaynaklı yanlış ve dezenformasyonun Alman siyasetine yayıldığı kesin.”</p><p></p><p><b>İşçi Partisi’nin BAE ile ilişkileri</b></p><p></p><p>Burnham, ülkesinde ise Körfez ülkesi destekli Premier Lig kulübü Manchester City ile ilişkileri nedeniyle baskı altında. Kulüp, geçen ay finansal kuralları geniş çapta ihlal etmekten suçlu bulunmuştu.</p><p></p><p>Manchester Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini daha önce yürüten Burnham, kulübün varlıklı Arap sahiplerini kaybetmekten “gerçekten endişe duyacağını” söylemesi nedeniyle eleştirilmişti.</p><p></p><p>İngiliz gazetesi The Sun’ın resmî kayıtları incelemesine göre İşçi Partisi milletvekilleri, Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) ağırlama ve yurt dışı seyahatleri kapsamında yaklaşık 325 bin 500 euro değerinde kabul aldı. Bu tutar, diğer siyasi partilerin aldığından çok daha yüksek.</p><p></p><p>Burnham, podcast yayınında muhalefetin, kulübün sahipleriyle yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını açıklaması yönündeki talebini kabul etti. Bu kapsamda, 2021’de önemli sayılabilecek yalnızca bir görüşme yaptığını söyledi.</p><p></p><p>Ancak bu açıklama, Manchester City Başkanı Khaldoon Al Mubarak’ın 14 Eylül’de, kulübün suçlu bulunmasından 11 gün önce, İş Dünyası Bakanı Jonathan Reynolds ile Başbakanlık Ofisi’nde yaptığı özel görüşmenin ayrıntılarını kapsamayacak.</p><p></p><p>Görüşmenin zamanlaması soru işaretlerine yol açtı. Bununla birlikte haberlerde, toplantının Al Mubarak’ın Abu Dabi’nin devlet varlık fonu Mubadala’daki üst düzey yöneticilik görevi kapsamında yapıldığı ve savunma, güvenlik istihbaratı ile ticaret konularına odaklandığı öne sürüldü.</p><p></p><p>Burnham, futbolla ilgili meselelerin ciddi olduğunu ve bağımsız bir süreç kapsamında ele alındığını söyledi. Ancak bu konuların yatırım tartışmalarından ayrı tutulması gerektiğini savundu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın açılması için verdiği yanıt yetersiz"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdnin-hurmuz-bogazinin-acilmasi-icin-verdigi-yanit-yetersiz-8234/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdnin-hurmuz-bogazinin-acilmasi-icin-verdigi-yanit-yetersiz-8234/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T13:22:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T13:22:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D11BEB-348621-B8002B-FFECEB-DD503B-65C4AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İran Ulusal Güvenlik yetkilisi Muhsin Rızai, Press TV'ye verdiği röportajda, ABD'nin son iki ayda Pakistan, Katar ve Irak üzerinden İran'la temasa geçtiğini söyledi. Rızai, Washington'ın yaklaşık iki hafta önce Tahran'dan önerilerini sunmasını istediğini belirtti.</p><p></p><p>İran'ın ABD'ye yedi koşul ilettiğini aktaran Rızai, bu koşullar yerine getirilmediği sürece Hürmüz Boğazı'nın ABD'ye açılmayacağını ve müzakere yapılmayacağını Washington'a bildirdiklerini ifade etti.</p><p></p><p>ABD'nin yanıtında bazı koşulları kabul ettiğini, diğerlerine ilişkin tutumunun ise belirsiz kaldığını söyleyen Rızai, "Amerikalılara yanıt verme aşamasında değiliz. Yanıtı onlar bize verdi ve biz bu yanıtı yetersiz buluyoruz" dedi.</p><p></p><p>Rızai, sonraki aşamalara geçilebilmesi için ABD'nin belirsiz kalan konuları açıklığa kavuşturması gerektiğini kaydetti.</p><p></p><p><b>Bekayi: ABD ile mesaj alışverişi sürüyor</b></p><p></p><p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ile arabulucular üzerinden mesaj alışverişinin devam ettiğini bildirdi. Bekayi, Washington'a son yaptırımlarını kaldırma çağrısında bulundu.</p><p></p><p>İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında sunduğu yedi maddelik planın ülkenin meşru taleplerini içerdiğini belirten Bekayi, bunlar arasında deniz ablukasının kaldırılması, tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasının bulunduğunu söyledi.</p><p></p><p>Bekayi, "Bu talepler değişmedi ve İran haklarından taviz vermek için bir neden görmüyor" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>İran'ın ABD müdahalesinin ve saldırgan eylemlerinin sona erdirilmesini öncelikli gördüğünü belirten Bekayi, Tahran'ın bu tutumunu arabulucular aracılığıyla Washington'a ilettiğini ve ABD'nin son önerilerini değerlendirerek yanıt hazırladığını kaydetti.</p><p></p><p><b>İran: Hürmüz'deki adımlarımız ABD ve İsrail'in eylemlerinin sonucu</b></p><p></p><p>Bekayi, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine ilişkin açıklamalarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savundu.</p><p></p><p>ABD'nin İran'ın boğaz üzerindeki etkisini kaybettiğini ve Hürmüz'ün artık bir baskı unsuru olmadığını ileri sürmeye devam edebileceğini söyleyen Bekayi, "Ancak biz kendi işimizi yapıyoruz" dedi.</p><p></p><p>İran'ın boğazdaki adımlarının bir baskı unsuru elde etmeyi amaçlamadığını savunan Bekayi, bunların ABD ve İsrail'in eylemlerinin "doğrudan sonucu" olduğunu öne söyledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Enerji ateşkesi: Kiev şaşkın, müttefikler destekliyor, Moskova sessiz</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/enerji-ateskesi-kiev-saskin-muttefikler-destekliyor-moskova-sessiz-6188/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/enerji-ateskesi-kiev-saskin-muttefikler-destekliyor-moskova-sessiz-6188/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T09:24:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T09:24:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0DFC77-B88179-066B40-D891ED-94059D-2DF847.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Rusya ile Ukrayna arasında bir “enerji ateşkesi” ilan ederek kafa karışıklığına yol açtı. Duyuru Kiev’de şaşkınlıkla karşılanırken, Moskova sessiz kaldı, Ukrayna’nın Batılı müttefikleri ise açıklamaya destek verdi.</p><p></p><p>Ancak ateşkesin uygulanıp uygulanmayacağı belirsizliğini korudu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, pazar günü Rusya’nın başkent Kiev’deki bir tesis de dahil olmak üzere birden fazla Ukrayna enerji santralini vurduğunu açıkladı. Harkiv’deki bir tesisin de hedef alındığını belirten Zelenskiy, saldırıların elektrik kesintilerine yol açtığını söyledi.</p><p></p><p>Trump'ın duyurusu, Rus dizeline uygulanan ABD yaptırımlarının geçici olarak gevşetileceğini açıklamasından 2 gün sonra geldi. Bu karar, Avrupa'daki müttefikler ile Kiev'in tepkisini çekti. Kararı eleştirenler, bunun yalnızca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i cesaretlendireceğini belirtti.</p><p></p><p>Trump, pazar günü erken saatlerde Truth Social'da yaptığı açıklamada, "Derhal geçerli olmak üzere Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta bir ENERJİ ATEŞKESİ var," diyerek "Her iki taraf da anlaşmaya vardı. Sakın bozmayın!" mesajını paylaştı.</p><p></p><p>Zelenskiy, açıklamadan şaşkınlık duyduğunu belirterek daha fazla ayrıntı istediğini söyledi ancak "Ukrayna ateşkesi destekliyor ve Rusya'nın da bunu desteklemesi çok önemli," diye ekledi.</p><p></p><p>Rusya ise bu mutabakatı henüz doğrulamadı.</p><p></p><p>Daha sonra yaptığı açıklamada Zelenskiy, çok sayıda Ukrayna elektrik santralinin vurulduğunu ve "Ukrayna semalarının bütün gün Rus 'Şahed'leriyle (İran tarafından tasarlanan ve Rusya'nın yoğun biçimde kullandığı insansız hava araçları) istila edildiğini" söyledi.</p><p></p><p>Rusya, 2022'de komşusuna yönelik geniş çaplı işgali başlattığından bu yana Ukrayna'nın enerji altyapısını sistematik biçimde hedef alıyor. Bu saldırılar enerji ve ısınma sıkıntılarına yol açarken, Ukrayna'nın da Rus petrol rafinerilerine misilleme saldırıları düzenlemesine neden oldu. Kiev, bu tesislerin savaşın finansmanında kullanıldığını savunuyor.</p><p></p><p>Son dönemde ise Trump'ın İran'da yürüttüğü savaş, petrol arzında sıkıntılara ve fiyatlarda sert yükselişe neden oldu. Bu durum, önümüzdeki ayın başlarında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti için ciddi ters rüzgârlar yaratıyor.</p><p></p><p><b>Zelenskiy: Putin'e söyleyin, seçimler için bize 60 gün ateşkes versin</b></p><p></p><p>Ateşkes, pazar günü Ukrayna'nın başlıca Batılı müttefikleri olan İngiltere, Fransa, Kanada ve Avrupa Komisyonu tarafından desteklendi. Birçok lider, Rusya'ya anlaşmaya uyması için çağrıda bulundu. Ancak bu destek, hafta içinde ABD ile Rusya arasında varılan dizel anlaşmasına yönelen ve Trump ile Zelenskiy arasındaki gerilimi artıran sert eleştirilerle taban tabana zıt bir tablo ortaya koydu.</p><p></p><p>Zelenskiy, dizel anlaşmasını "zayıf bir karar" olarak nitelendirirken, Ukrayna'nın bazı Avrupa müttefikleri öfkelerini dile getirerek Moskova üzerindeki baskıyı artırma sözü verdi.</p><p></p><p>Aralarında 4 Cumhuriyetçinin de bulunduğu 7 ABD senatörü, pazar günü yaptıkları ortak açıklamada Rusya ile dizel anlaşmasını sert dille eleştirerek bunun yasadışı olduğunu savundu.</p><p></p><p>Kanada Başbakanı Mark Carney, Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından pazar günü eleştirel seslere katılarak, dizel anlaşmasının "Ukrayna, Kanada ve müttefiklerin Avrupa'da barış ve istikrar yaratma çabalarıyla doğrudan çeliştiğini" söyledi.</p><p></p><p>Cumartesi günü kendisine yöneltilen eleştiriler sorulduğunda Trump, Ukrayna'nın artık savaşın nihai olarak sona erdirilmesini sağlayacak "yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu" söyledi.</p><p></p><p>ABC News'e konuşan Zelenskiy ise yanıt olarak, "Bir lideri ya da diğerini seçmek bizim toplumumuzun, bizim halkımızın kararına bağlı," dedi.</p><p></p><p>"(Vladimir) Putin'e söyleyin, bize 2 ay, 60 gün tam ateşkes verin; biz de seçimleri düzenleyelim," diye konuştu.</p><p></p><p><b>Berlin ve Londra'dan tam destek</b></p><p></p><p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul pazar günü, Berlin'in Zelenskiy'e "tam destek" vermeyi sürdürdüğünü bir kez daha vurguladı.</p><p></p><p>Wadephul, "Avrupa'nın istikrara ihtiyacı var; bu da Ukrayna'nın ve hükümetinin yanında çok net biçimde durmaya devam etmemiz gerektiği anlamına geliyor," diye vurguladı.</p><p></p><p>AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Ukraynalı lideri "halkının özgürlüğü için verdiği mücadeleye önderlik ettiği" için desteklediğini belirtti.</p><p></p><p>İngiltere Başbakanı Andy Burnham, bu güçlü desteği yineleyerek, Trump'ın "derhal başlaması gereken kalıcı bir enerji ateşkesi" çağrısına katıldığını dile getirdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Zelenskiy' Amerikan halkına zarar veriyor"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/zelenskiy-amerikan-halkina-zarar-veriyor-9108/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/zelenskiy-amerikan-halkina-zarar-veriyor-9108/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T08:58:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T08:58:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_30A8A1-2B2A05-9B785A-783673-B3DE94-B75A53.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın Danışmanı Alex Bruesewitz, Vladimir Zelenskiy'in ABD politikalarına ve yönetimine zarar verdiğini belirterek sert ifadeler kullandı.</p><p></p><p>Zelenskiy ile röportaj gerçekleştiren Amerikalı gazeteci Laura Loomer'ın sosyal medyadaki paylaşımına yanıt veren Bruesewitz, X hesabından yaptığı açıklamada, "Artık Zelenskiy iyi bir müttefikmiş gibi davranmayı bırakalım. Eğer kendisiyle hala iletişim halindeyseniz, eylemleriyle Trump'ı baltalamayı ve Amerikan halkına zarar vermeyi bırakmasını söylemelisiniz" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p><b>Enerji tesislerine saldırı tartışması</b></p><p></p><p>Söz konusu tartışmalar, ABD Başkanı Trump'ın Rusya ile Ukrayna arasında enerji tesislerine yönelik saldırıların durdurulması konusunda derhal yürürlüğe girecek bir anlaşmaya varıldığını söylemesinin ardından başladı.</p><p></p><p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov daha önce yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın Rusya ekonomisine yönelik saldırılarının bedelini ödemesi gerektiğini ve Rus ordusunun misilleme adımlarını sürdürdüğünü vurgulamıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Riyad Havaalanı'na ikinci saldırı, 1 ölü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/riyad-havaalanina-ikinci-saldiri-1-olu-5656/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/riyad-havaalanina-ikinci-saldiri-1-olu-5656/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T08:44:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T08:44:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9257DC-93B651-EFB265-560D03-14E27B-F19DED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>GACA tarafından yapılan açıklamada, dün öğleden sonra Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıya ilişkin güncel bilgiler paylaşıldı.</p><p></p><p>Açıklamada, saldırı sonucunda Pakistan uyruklu bir kişinin yaşamını yitirdiği, 11 kişinin ise yaralandığı belirtildi.</p><p></p><p>Yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak gerekli tıbbi tedavilerinin sağlandığı ifade edilen açıklamada, saldırı nedeniyle havalimanında maddi hasar meydana geldiği ve hasar tespit çalışmalarının devam ettiği kaydedildi.</p><p></p><p>Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu, dün yaptığı açıklamada, Riyad’daki Kral Halid Havalimanı 4. Terminali'nin yolcu salonuna mühimmat isabet etmesi sonucu yangın çıktığını duyurmuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kuzey Kore Japon Denizi'ne çok sayıda balistik füze fırlattı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kuzey-kore-japon-denizine-cok-sayida-balistik-fuze-firlatti-8200/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kuzey-kore-japon-denizine-cok-sayida-balistik-fuze-firlatti-8200/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T07:18:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T07:18:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F11D1F-6025AC-1F00D7-88F7E7-D2650B-F058C0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı (JCS), Kuzey Kore'nin pazartesi günü ülkenin doğu kıyısı açıklarına birden fazla balistik füze fırlattığını açıkladı. Fırlatmalar, iki ülke arasındaki askerden arındırılmış bölgede (DMZ) meydana gelen mayın patlamasının ardından haftalardır tırmanan gerilimin ortasında gerçekleşti.</p><p></p><p>JCS, Japon Denizi olarak da bilinen Doğu Denizi'ne atıfta bulunarak, “Ordumuz saat 09.20 civarında Pyongyang bölgesinden Doğu Denizi'ne doğru fırlatılan birkaç balistik füze tespit etti,” açıklamasını yaptı.</p><p></p><p>Açıklamada, olası yeni fırlatmalara karşı gözetim ve teyakkuzun artırıldığı belirtildi.</p><p></p><p>Japonya Savunma Bakanlığı da ayrı bir açıklamayla en az bir balistik füze fırlatıldığının değerlendirildiğini bildirdi.</p><p></p><p>JCS, tespit edilen füzelerden bazılarının 900 kilometreden fazla mesafe katettiğini açıkladı. Güney Kore ve uzun süredir müttefiki olan ABD'nin, füzelerin kesin teknik özelliklerini analiz ettiği belirtildi.</p><p></p><p>Fırlatmanın ardından Güney Kore Ulusal Güvenlik Ofisi, ülkenin askerî hazırlık düzeyini değerlendirmek üzere acil güvenlik toplantısı düzenledi.</p><p></p><p><b>Mayın patlaması iki ülke arasındaki gerilimi artırdı</b></p><p></p><p>Geçen hafta tamamlanan Güney Kore-Birleşmiş Milletler ortak soruşturması, bir yıldan uzun süre önce iki ülkeyi ayıran DMZ'de meydana gelen mayın patlamalarının Kuzey Kore tarafından döşenen mayınlardan kaynaklandığı sonucuna vardı. Pyongyang ise bu iddiayı reddediyor.</p><p></p><p>Patlamalardan biri, Güney Kore kontrolündeki bölgede üç Güney Koreli askerin yaralanmasına neden olmuştu.</p><p></p><p>Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un kız kardeşi Kim Yo-jong, Seul'ün özür talebini “aşağılık” olarak nitelendirerek sert biçimde eleştirdi. Kim Yo-jong ayrıca Güney Kore'nin tıbbi malzeme sağlama teklifini de reddetti.</p><p></p><p><b>Karşılıklı füze ve silah denemeleri</b></p><p></p><p>Kim Yo-jong, 3 Ekim'de Pyongyang'da denenen orta menzilli balistik füzenin tanımlanmayan bir yapay zekâ teknolojisi kullandığını ve “alçak irtifada uçuş yörüngesini değiştirebildiğini” ileri sürdü.</p><p></p><p>Birkaç gün sonra Güney Kore, yerli üretim bir hipersonik süzülen aracı (HGV) başarıyla test ettiğini açıkladı. Bu tür silahlar, roket güçlendiriciler veya balistik füzelerle üst atmosfere taşındıktan sonra hedeflerine doğru süzülerek ilerliyor.</p><p></p><p>Güney Kore Cumhurbaşkanlığı Mavi Saray, HGV'nin “Kore Yarımadası'nın operasyonel ortamındaki kritik hedefleri vurabilen yeni bir caydırıcılık kapasitesi” sunduğunu belirtti.</p><p></p><p>Kim Yo-jong, perşembe günü yaptığı açıklamada ise Seul'ün Kuzey Kore ile ilişkileri düzeltmek istiyorsa “azami saygı” göstermesi gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Kuzey Kore'nin resmî adı olan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin (DPRK) kısaltmasını kullanan Kim Yo-jong, “Güney Kore, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile ilişkileri gerçekten yeniden tesis etmek istiyorsa her söz ve eyleminde karşı tarafın duygularını gözetmeli; önce azami saygı, nezaket ve samimiyet göstermelidir,” dedi.</p><p></p><p>Gerilim, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kuzey Kore'ye yönelik son diplomatik açılımlarının, Washington'un müttefiki Güney Kore'nin olası nükleer görüşmelerde dışarıda bırakılabileceği yönündeki endişeleri artırdığı bir dönemde yaşanıyor.</p><p></p><p>Trump'ın bu yıl Kim Jong-un ile görüşebileceğini ima etmesinden bir gün sonra, ekim ayında Kuzey Kore birkaç kısa menzilli balistik füze fırlatmıştı.</p><p></p><p>Kore Savaşı 1953'te bir barış anlaşmasıyla değil, ateşkesle sona erdi. Bu nedenle iki Kore teknik olarak hâlâ savaş halinde bulunuyor.</p><p></p><p>DMZ, dünyanın en ağır tahkim edilmiş sınır hatlarından biri olarak biliniyor. Bölgede yaşanan mayın olayları geçmişte de iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">414.000 euroya satlık ada; Şebeke elektriği yok, ulaşım tekneyle</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/414000-euroya-satlik-ada-sebeke-elektrigi-yok-ulasim-tekneyle-3144/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/414000-euroya-satlik-ada-sebeke-elektrigi-yok-ulasim-tekneyle-3144/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T06:12:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T06:12:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2D3CC9-3D4B2C-3A4D0C-925DA0-3CAE53-DF1483.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İskoçya'nın Shetland Adaları'nın batı kıyısı açıklarında bulunan Hildasay Adası, modern yaşamın yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenler için satışa çıktı. Yaklaşık 414 bin euro (350 bin sterlin) fiyat biçilen 110 hektarlık adada şebeke elektriği bulunmuyor ve adaya yalnızca tekneyle ulaşılabiliyor.</p><p></p><p>Bir zamanlar 19'uncu yüzyılda küçük bir topluluğa ev sahipliği yapan Hildasay'de bugün etkileyici manzaralar, sessizlik, geleneksel taş bir barınak ve küçük bir iskele bulunuyor.</p><p></p><p><b>Şebekeden bağımsız bir yaşam</b></p><p></p><p>Hildasay'deki yaşam, modern konforlardan uzak olmayı gerektiriyor. Adadaki taş yapı, ana elektrik şebekesine bağlı değil.</p><p></p><p>Satışı yürüten emlak danışmanı Kelvin Anderson'a göre önceki sahipler elektrik ihtiyacını karşılamak için küçük bir rüzgâr türbini ve dizel jeneratör kullandı. Ancak adayı satın alacak kişilerin bu konuyu kendilerinin çözmesi gerekecek.</p><p></p><p>Yapıda katı yakıtlı sobanın bulunduğu bir oturma alanı, yükseltilmiş ve açık planlı bir yatma bölümü ile duş, lavabo ve tuvaletlerin yer aldığı ayrı bir banyo bulunuyor.</p><p></p><p>Konaklama alanını büyütmek veya yenilemek isteyenlerin ise imar izni ve diğer yasal onayları alması gerekiyor. Bu nedenle ada, daha temel koşullarda yaşamayı tercih edenlere hitap ediyor.</p><p></p><p>Öte yandan Hildasay, engebeli kıyı şeridi, iki tatlı su gölü ve mevsimlere göre değişen zengin kuş yaşamıyla dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Ada, Chris Lewis'in pandemi sırasında burada üç ay geçirmesinin ardından da gündeme gelmişti. Lewis'in Birleşik Krallık kıyılarını yürüyerek dolaşmasını ve adada bulduğu umudu anlatan Finding Hildasay: How one man walked the UK's coastline and found hope and happiness adlı kitabın yayımlanmasıyla Hildasay daha fazla tanınmıştı.</p><p></p><p>Lewis'in adayı satın almasına yardımcı olmak amacıyla bir kitlesel fonlama kampanyası önerilmiş ancak Shetland Times gazetesinin bu ay başındaki haberine göre girişim daha sonra terk edilmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'li Hall ve Woodford, Ekonomi Nobeli'ni kazandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdli-hall-ve-woodford-ekonomi-nobelini-kazandi-6614/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdli-hall-ve-woodford-ekonomi-nobelini-kazandi-6614/</id>
<published><![CDATA[2026-10-12T06:08:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-12T06:08:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D248CC-0F2A2F-D65B07-72365B-123FB3-C83642.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'li iktisatçılar Robert Hall ve Michael Woodford, para ve maliye politikalarının ekonomideki dalgalanmaları dengelemeye nasıl yardımcı olabileceğine ilişkin çalışmaları nedeniyle 2026 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldü.</p><p></p><p>İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, pazartesi günü yaptığı açıklamada, iki iktisatçının çalışmalarının bugün dünya genelindeki merkez bankaları ve hükümetlerin kullandığı modellere sağlam bir teorik temel sunduğunu belirtti.</p><p></p><p>Ödül komitesi başkanı John Hassler, açıklamasında, “Bu çalışmalar sayesinde enerji krizleri veya hanehalklarının tüketim miktarındaki ani değişimler gibi ekonomik şoklarla başa çıkmak için daha donanımlı durumdayız,” dedi.</p><p></p><p>1970'lerdeki petrol krizleri sırasında, resesyonlarla ve ekonomideki diğer dalgalanmalarla mücadele için ne zaman ve nasıl önlem alınacağını belirlemekte uzun süredir kullanılan Keynesyen modeller yetersiz kalmıştı. Bu durum, Hall ve Woodford'u hangi politika adımlarının daha etkili olabileceğini anlamaya yönelik yeni araçlar geliştirmeye yöneltti.</p><p></p><p>Akademinin ödül jürisi, iki iktisatçının makroekonomik değişkenler arasındaki enflasyon, üretim ve tüketim gibi istatistiksel ilişkilere dayanmak yerine modellerini mikroekonomik temeller üzerine kurmayı tercih ettiğini belirtti.</p><p></p><p>Jüriye göre bu yaklaşım, hanehalkları ve işletmelerin bireysel kararlarının bir araya gelerek ekonomiyi nasıl etkilediğinin anlaşılmasını sağlıyor.</p><p></p><p>Ekonomi ödülü, İsveçli bilim insanı Alfred Nobel'in 1896'da hayatını kaybetmeden önce vasiyetinde oluşturduğu beş ödül arasında yer almıyor. Ödül, İsveç Merkez Bankasının 1968'de yaptığı bağışla kuruldu. Bu nedenle bazı eleştirmenler ödülü “sahte Nobel” olarak nitelendiriyor.</p><p></p><p>Bununla birlikte ödülün sahibi, fizik ve kimya dallarındaki Nobel ödüllerinde olduğu gibi İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından aynı seçim süreci izlenerek belirleniyor.</p><p></p><p>Geçen yıl ekonomi ödülü, teknolojinin ekonomik büyümeyi nasıl yönlendirdiği ve etkilediği üzerine araştırmaları nedeniyle ABD-İsrail vatandaşı Joel Mokyr, Fransız Philippe Aghion ve Kanadalı Peter Howitt'e verilmişti.</p><p></p><p>Diğer Nobel ödüllerinde olduğu gibi ekonomi ödülü de bir diploma, altın madalya ve 1,2 milyon dolar (yaklaşık 1 milyon euro) tutarında para ödülünden oluşuyor. Ödül sahipleri, Alfred Nobel'in 1896'daki ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık'ta düzenlenecek törenlerde ödüllerini alacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump ve Netanyahu, İran'a saldırı konusunu görüşüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/trump-ve-netanyahu-irana-saldiri-konusunu-gorusuyor-979/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/trump-ve-netanyahu-irana-saldiri-konusunu-gorusuyor-979/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T10:41:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T10:41:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ADBE36-1FED3A-153CFA-919F75-5A1A0D-FE8022.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsrail'in Kanal 13 televizyonunun haberine göre, ismi paylaşılmayan üst düzey İsrailli güvenlik yetkilileri, ülkede 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesinde İran'a saldırı ihtimalinin küçük olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>Trump ile Netanyahu arasında İran'a saldırı konusunda son haftalarda yoğun görüşmeler yapıldığını ileri süren İsrailli yetkililer, "Henüz nihai bir karar alınmadı." diyerek Netanyahu'nun seçimlerden önce İran'a bir saldırı istemediğini iddia etti.</p><p></p><p>İsrail ordusunun tek başına saldırı, ABD ile ortak saldırı ya da İran'dan gelecek saldırıya karşı misilleme ihtimallerine hazırlık yaptığı aktarılan haberde, İsrailli bir yetkiliye dayandırılarak İsrail ordusunun yüksek alarm durumunda olduğu belirtilerek ABD ile İsrail orduları arasında "iyi ve net" bir diyalog olduğu savunuldu.</p><p></p><p>Haberde, İsrail ordusunun, ABD'nin er ya da geç İran'a saldırıları yeniden başlatacağı yönünde değerlendirme yaptığı kaydedildi.</p><p></p><p>İsrail basınına yansıyan bir başka haberde, ABD'nin savaşı yeniden alevlendirmekten kaçındığı ve bu nedenle İsrail'den İran'a karşı bağımsız bir saldırı düzenlemesini talep ettiği iddia edilmişti.</p><p></p><p>Haberde, bu talebin saldırının ABD ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump'a zarar vereceği, buna karşın İsrail seçimlerinde Başbakan Binyamin Netanyahu'ya fayda sağlayacağı hesaplamasına dayandığı, buna karşın bu adımın şimdilik askıya alındığı ileri sürülmüştü.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB savunma harcamalarını azaltmaya gidiyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ab-savunma-harcamalarini-azaltmaya-gidiyor-6349/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ab-savunma-harcamalarini-azaltmaya-gidiyor-6349/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T10:06:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T10:06:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DC100F-FB62C2-767661-7830E5-31C14D-BD747F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa ülkeleri arasında 2028-2034 dönemine ait bütçenin tutarı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar sürerken AB Konseyi'nin dönem başkanı İrlanda, belgeye ilişkin önerilerini açıkladı. Almanya ve müttefikleri önemli harcama kesintileri için baskı yaparken, diğer ülkelerse bireysel programlarda kesinti yapılmasına karşı çıkıyor.</p><p></p><p>Sputnik’in incelediği, Avrupa'da görüşülecek olan yeni belgeye göre AB, önümüzdeki yedi yıllık bütçede savunma, güvenlik ve uzay programlarına ayrılan finansmanı yaklaşık olarak 17 milyar euro, askeri birliklerin transferi de dahil olmak üzere askeri hareketlilik harcamalarını ise en az 2 milyar euro azaltmayı planlıyor.</p><p></p><p>Afrika ve Ortadoğu ülkelerine yardım finansmanının 15 milyar euro kesintiye uğrayabilecek.</p><p></p><p>Toplam bütçenin neredeyse 160 milyar euroluk kesintiye gidilmesi önerilen belgeye göre, Ukrayna'ya verilen 100 milyar euro tutarındaki desteğinse etkilenmesi beklenmiyor.</p><p></p><p>Belge taslak niteliğinde olup, 15-16 Ekim'de düzenlenecek zirvede AB liderleri tarafından tartışılacak.</p><p></p><p>AB son yıllarda doğu kanadına asker ve teçhizat transferi de dahil olmak üzere kendi savunma kapasitesini güçlendirme ve askeri hareketliliği hızlandırma ihtiyacını dile getiriyor. Aynı zamanda yeni bütçe taslağı şaşırtıcı bir şekilde Avrupa Komisyonu'nun ilk önerileriyle kıyasla bazı programların finansmanında azalma öngörüyor. Aynı zamanda Ukrayna'ya sağlanan fonun önümüzdeki yedi yıl boyunca yaklaşık 100 milyar euro düzeyinde aynı seviyede kalması bekleniyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Riyad Havalimanı'na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/riyad-havalimanina-saldiri-12-olu-309-yarali-504/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/riyad-havalimanina-saldiri-12-olu-309-yarali-504/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T09:55:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T09:55:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67943A-F2C140-D99582-E01AC5-93D8AC-2DB965.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Kurulu (GACA), başkent Riyad'ın dünyaya açılan kapısı olan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan kanlı saldırının detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Dün öğleden sonra gerçekleşen ve bölgede büyük paniğe yol açan olayda, ilk belirlemelerin aksine can kaybının 12'ye yükseldiği, yaralı sayısının ise 309 olduğu resmen açıklandı.</p><p></p><p>Meydana gelen patlamaların ardından hastanelere sevk edilen yüzlerce yaralının arasında durumu ağır olanların bulunması, can kaybının daha da artabileceği endişesini doğuruyor. Yetkililer, havalimanında oluşan büyük çaptaki maddi hasarın tespiti ve envanter çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.</p><p></p><p>Yabancı uyruklu kurbanlar ve hedefteki havalimanı</p><p></p><p>Saldırıda hayatını kaybedenlerin kimlikleri olayın uluslararası boyutunu da gözler önüne serdi. GACA tarafından yapılan açıklamaya göre, yaşamını yitiren 12 kişiden 4'ü Suudi Arabistan vatandaşı iken, 8'inin ülkede ikamet eden yabancı uyruklular olduğu tespit edildi. Hayatını kaybeden yabancıların 2'sinin Bangladeş, diğerlerinin ise ABD, Mısır, Ürdün, Suriye, Filistin ve Sudan vatandaşı olduğu kaydedildi.</p><p></p><p>Hatırlanacağı üzere yetkililer, 6-8 Ekim tarihleri arasında yine aynı havalimanına yönelik düzenlenen Husi saldırılarında 4 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Üst üste yaşanan bu güvenlik zafiyetleri ve sivil alanların hedef alınması, gözleri doğrudan bölgedeki jeopolitik gerilime çevirdi.</p><p></p><p>Husiler ve bitmeyen yemen çıkmazı</p><p></p><p>Bu sarsıcı olayın arkasında ise yıllardır süregelen ve giderek karmaşıklaşan bir çatışma ağı yatıyor. Yemen'de uluslararası toplum tarafından tanınan hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasındaki şiddetli çatışmalar son dönemde tehlikeli bir tırmanışa geçti. Husiler, kendilerine yönelik operasyonları gerekçe göstererek Suudi Arabistan topraklarını gelişmiş balistik füze ve insansız hava araçları (İHA) ile hedef almayı sürdürüyor.</p><p></p><p>Eylül 2014'te başkent Sana'nın Husilerin kontrolüne geçmesiyle patlak veren Yemen iç savaşı, bölgeyi derinden sarsmaya devam ediyor. Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Mart 2015'ten bu yana meşru Yemen hükümetine askeri destek sağlarken, bu denklemin faturası sivillerin ve sivil altyapıların zarar gördüğü bu tür esrarengiz ve ölümcül saldırılarla ağırlaşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Ukrayna'nın artık yeni bir lider seçmesinin zamanı geldi"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ukraynanin-artik-yeni-bir-lider-secmesinin-zamani-geldi-1526/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ukraynanin-artik-yeni-bir-lider-secmesinin-zamani-geldi-1526/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T09:52:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T09:52:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B6C897-7DAE4C-9634FD-0C7468-B55FE2-80B863.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’nın yeni bir lider bulması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bence Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesinin zamanı geldi” dedi.</p><p></p><p>Trump Ukrayna’ya 'anlaşma yapabilecek yeni bir lider' bulmasını tavsiye edeceğini belirtti.</p><p></p><p><b>'Zelenskiy, ABD’ye ve tüm dünyaya sorun çıkarmak istiyor'</b></p><p></p><p>ABD Başkanı Trump, Vladimir Zelenskiy’i tüm dünyaya sorun çıkarmak istemekle suçladı.</p><p></p><p>Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, “Dünyaya sorun çıkarmak istiyor. Rusya dünya genelinde dizel yakıtın önemli bir bölümünü tedarik ettiği için, dizel yakıt konusunda bizim çiftçilerimize de sorun çıkarmak istiyor” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p><b>'Zelenskiy bu çatışmayı birçok kez sona erdirebilirdi'</b></p><p></p><p>ABD Başkanı Trump, Vladimir Zelenskiy’in Ukrayna’daki çatışmayı defalarca sona erdirebileceğini söyledi.</p><p></p><p>Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu çatışmayı birçok kez sona erdirebilirdi ancak bunu yapmamayı tercih etti” dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Abbas genel seçimleri Eylül 2027'ye erteledi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abbas-genel-secimleri-eylul-2027ye-erteledi-5392/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abbas-genel-secimleri-eylul-2027ye-erteledi-5392/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T08:29:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T08:29:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4FBEE6-DD71E7-6B833E-460935-5CCED8-630BBE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, genel seçimleri Eylül 2027’ye erteledi. Filistin’in resmi haber ajansı Wafa’nın cumartesi günü yayınladığı habere göre Abbas, devlet başkanlığı seçimleri ve genel seçimlerin 11 Eylül 2027’de yapılmasını öngören bir kararname çıkardı. Erteleme kararının gerekçesi olarak “seçimler için gerekli koşulların oluşturulmasının önündeki güvenlik, lojistik ve sahadaki engeller” gösterildi.</p><p></p><p>Wafa daha sonra, Filistin halkının resmi temsilcisi olan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesinin de erteleme kararını onayladığını bildirdi. Komite, seçimlerin duyurulmasından bu yana koşulların “temelden değiştiğini” belirtti.</p><p></p><p>Genel seçimlerin 28 Kasım’da yapılması planlanıyordu. Avrupa Birliği ise seçimlerin kasım ayında gerçekleştirilmesini desteklediğini açıklamıştı.</p><p></p><p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu hafta başında yaptığı açıklamada, seçimlerin “Filistin kurumlarının meşruiyetini yenilemek için uzun süredir beklenen bir fırsat sunacağını” söylemişti.</p><p></p><p>Kallas, “Filistinliler, güvenilir, kapsayıcı ve şeffaf seçimlerle temsilcilerini seçme hakkına sahiptir,” ifadelerini kullanmıştı.</p><p></p><p>AB’nin Akdeniz’den Sorumlu Komiseri Dubravka Šuica da eylül ayında, “yıl sonundan önce seçim yapılması kararını memnuniyetle karşıladığını” belirtmişti.</p><p></p><p>Šuica, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Seçimler önemli bir demokratik dönüm noktası olacak” ifadelerini kullanmıştı. Šuica, adil, güvenilir ve kapsayıcı bir seçim sürecinin sağlanmasının Filistin kurumlarının güçlendirilmesi açısından temel önem taşıdığını da vurgulamıştı.</p><p></p><p>Erteleme kararına ilişkin söylentilerin yayıldığı cuma günü İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Abbas'ı “bir kez daha seçim sözü verip seçimleri iptal ederek uluslararası toplumu kandırmakla” suçladı.</p><p></p><p>Filistin topraklarında yasama organı seçimleri son olarak 2006’da yapılmış, Hamas hareketi Fetih Partisi’ni geride bırakarak seçimleri kazanmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gençlerin öfkesi Fransa'da cumhurbaşkanlığı yarışını etkileyebilir mi?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/genclerin-ofkesi-fransada-cumhurbaskanligi-yarisini-etkileyebilir-mi-1501/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/genclerin-ofkesi-fransada-cumhurbaskanligi-yarisini-etkileyebilir-mi-1501/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T07:22:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T07:22:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_345CB0-2C0B50-51FCB9-AED2AF-B35702-D84B68.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fransa'daki öğrenci protestoları üçüncü haftasına girerken, hareketin sönümlenecek mi yoksa daha geniş bir toplumsal dalgaya mı dönüşeceği sorusu ağırlık kazanıyor.</p><p></p><p>Eylül ortasında Paris banliyölerinde başlayıp ülke geneline yayılan okul blokajları ve gösteriler, perşembe günü Bastille Meydanı'ndaki sütuna tırmanan öğrencilerin görüntüleriyle küresel bir yankı uyandırdı.</p><p></p><p>Fransız Devrimi'nin dönüm noktalarından olan tarihi hapishanenin bulunduğu bu sembolik meydandaki görüntüler, protestoların taşıdığı tarihsel ağırlığı da gözler önüne serdi.</p><p></p><p>Yıkıldıktan sonra sıradan vatandaşın otoriteye karşı zaferinin simgesi haline gelen Bastille'deki o anları, radikal solcu Jean-Luc Mélenchon X'te "Bastille yeniden alındı" diye nitelendirdi.</p><p></p><p>Uzun ders saatleri, tıklık tıkış sınıflar, dökülen okullar ve öğretmen açığı nedeniyle Fransız öğrencilerin başlattığı isyan dalgası, Belçika ve İtalya'daki gençleri de sokağa çekerek Avrupalı öğrencilerin ortak öfkesine dönüştü.</p><p></p><p><b>Öğrenci hareketi daha geniş bir dalgaya dönüşebilir mi?</b></p><p></p><p>Öğrenci ve işçi sendikalarının desteğiyle yeni bir protesto dalgası 13 Ekim Salı günü için planlanırken, geçim krizi ve tırmanan akaryakıt fiyatlarına karşı 17 Ekim'de ayrı bir gösteri daha düzenlenecek.</p><p></p><p>17 Ekim'deki eylemin, 2018'de akaryakıt vergilerine tepki olarak doğan 'Sarı Yelekliler' hareketini tetikleyebileceği konuşuluyor. Hatırlanacağı üzere Sarı Yelekliler, aylarca kavşakları ve otoyolları kapatarak polisle sert çatışmalara sahne olan haftalık protestolar düzenlemişti.</p><p></p><p>Öğrenci protestolarının daha geniş bir toplumsal huzursuzluk dalgasıyla birleşmesi durumunda Fransa, 1968 Mayısı’nı hatırlatan sahnelerle karşı karşıya kalabilir. Son haftalarda birçok öğrenci, öğrenci protestolarının ülke çapında genel greve dönüştüğü bu tarihi eylemlere atıfta bulunan pankartlar taşıyor.</p><p></p><p>O dönemde milyonlarca işçi gösterilere katılmış, ülke adeta kilitlenmiş, ancak bu süreç önemli ücret müzakerelerini de tetiklemişti. Hareket aynı zamanda bir siyasi krize yol açmış, dönemin Cumhurbaşkanı General de Gaulle, Ulusal Meclis’i feshederek Haziran 1968’de erken genel seçim çağrısı yapmış ve destekçileri mecliste çoğunluğu elde etmişti.</p><p></p><p>Her şeye rağmen 1968 Mayısı, savaş sonrası katı toplumsal hiyerarşileri sarsarak Fransa’da silinmez bir iz bıraktı. Gösteriler, sivil, öğrenci ve işçi haklarının ilerlemesine katkı sundu ve kitlesel protesto geleneğini ülkenin siyasi kimliğinin kalıcı bir parçası haline getirdi.</p><p></p><p><b>Fransa’da gergin siyasi arka plan</b></p><p></p><p>Bugün Fransa’nın azınlık hükümeti, 2027 bütçesi için parlamentodan destek almakta zorlanıyor, muhalefet partileri öngörülen tasarruf önlemlerine direniyor. Kamu maliyesi üzerindeki baskı artarken hükümet, 2026 için kamu açığının GSYH’nin yüzde 5,4’üne ulaşacağını ve bunun avro bölgesindeki en yüksek oranlardan biri olacağını öngörüyor.</p><p></p><p>Büyük ölçüde yüksek akaryakıt ve enerji fiyatlarının körüklediği derinleşen hayat pahalılığı krizi, kamuoyundaki hoşnutsuzluğu şiddetlendirdi. Hanehalkı üzerindeki ekonomik baskı, son derece parçalı bir siyasi tabloda, ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan az kalmışken toplumsal gerilimleri tırmandırıyor.</p><p></p><p>Kamuoyu araştırma şirketi Ifop’un 25-29 Eylül tarihleri arasında yaptığı ankete göre, aşırı sağ Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Marine Le Pen (yüzde 35) ilk tur niyet oylarında önde giderken, onu Edouard Philippe (yüzde 15) ve Jean-Luc Mélenchon (yüzde 14) izliyor. Bu projeksiyona göre ikinci tur Le Pen ile Philippe arasında geçecek. Diğer tahminler ise ikinci turda Le Pen ile Mélenchon’un karşı karşıya gelebileceğini öne sürüyor.</p><p></p><p><b>Sönümlenme belirtisi göstermeyen bir hareket</b></p><p></p><p>Milli Eğitim Bakanı Édouard Geffray’in perşembe günü, öğretmen açığı yaşayan okullara ülke çapında 3 bin yedek öğretmen görevlendirileceğini açıklamasına rağmen, kamuoyundaki öfke dinmek bilmiyor. Geffray, önlemin 2026 bütçesinde “on milyonlarca avroya” mal olacağını söyledi.</p><p></p><p>Sendikalar, planı geçici bir pansuman olmakla eleştirerek, mevcut yedek öğretmenlerin branş ve coğrafi dağılımının okulların ihtiyaçlarıyla uyuşmayabileceği uyarısında bulundu. Uygun yedek bulunamadığı durumlarda dersler yine boş geçebilecek; bazı yedekler ise uygun kadro açılana dek destek görevlerine yönlendirilebilecek.</p><p></p><p>Ulusal ortaöğretim ve yükseköğretim sendikası SNALC’ın başkanı ve öğretmen Jean-Rémi Girard, Euronews’e yaptığı açıklamada, ortaya atılan rakamın ayrıntılarına dikkatle bakılması gerektiğini, aksi halde kamuoyunun yanıltılabileceğini vurguladı.</p><p></p><p>Öğrenciler, en başından beri, sistemin bir ‘kriz’ içinde olduğunu söyleyen öğretmen sendikaları tarafından destekleniyor.</p><p></p><p>Girard, öğretmen devamsızlıklarını telafi etmenin giderek zorlaştığını, Fransız sınıflarının Avrupa’nın en kalabalıkları arasında yer aldığını, sıcak hava dalgalarında sınıfların yeterince donanımlı olmadığını hatırlatarak, bunların eğitim çalışanlarının zaten yakından bildiği sorunlar olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Başlangıç noktasının, eğitim sisteminin uzun süredir devam eden yapısal bir krizin içinde olduğu tespiti olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Fransa’daki büyük işçi konfederasyonları da öğrencilere omuz veriyor. Perşembe günkü protestoların ardından ülkenin en büyük sendikalarından CGT, bazıları öğrenci hareketinden bağımsız çok sayıda eyleme dikkat çekerek ‘Mücadeleler çoğalıyor, güç dengesi değişiyor’ mesajını paylaştı.</p><p></p><p><b>Fransa’daki geçmiş öğrenci hareketleriyle paralellikler</b></p><p></p><p>Sciences Po Paris’te sosyoloji ve siyaset bilimi profesörü Paolo Stuppia, Mayıs 1968 dahil olmak üzere pek çok toplumsal hareketi örnek göstererek, mevcut gösterilerle Fransa’nın geçmiş protesto dalgaları arasında paralellikler kuruyor.</p><p></p><p>Stuppia, banliyölerdeki öğrencilerin kendilerine özgü talepler etrafında örgütlenmesinin yeni olmadığını, bu taleplerin ardından şehir merkezine daha yakın liselere de yayıldığını hatırlattı.</p><p></p><p>Ona göre bu kez, özel okullardaki öğrencilerin de blokajlara katılması, öğrenci hareketleri açısından yeni bir eşik. Gözlemciler ayrıca, muhafazakâr bir öğrenci kitlesine sahip olduğu düşünülen Université Paris-Panthéon-Assas öğrencilerinin Perşembe günü bir blokaj eylemi düzenlemesine de şaşırdı.</p><p></p><p>Bununla birlikte Stuppia, Fransa’da yaklaşan ara tatilin hareketin ivmesini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>İki haftalık okul tatili araya girdiğinde, her şey askıya alındığı için sonradan aynı hareketi yeniden ayağa kaldırmanın zorlaştığını dile getirdi.</p><p></p><p>Gösterilerin büyük kısmı barışçıl geçse de bazı eylemler, kenarda süren taşkınlıklar ve güvenlik güçleriyle çatışmalarla gölgelendi. Adalet Bakanlığı’nın cuma günü paylaştığı verilere göre, hareketin başından bu yana 6 bin 877 kişi gözaltına alındı; bunların yüzde 86’sını reşit olmayanlar oluşturuyor.</p><p></p><p>Tutuklama sayısı, 2018’deki sarı yelekliler hareketinin ilk haftalarında gözaltına alınan 4 bin 596 kişiyle karşılaştırıldığında dikkat çekici boyutta.</p><p></p><p>Hak örgütleri, öğrencilerin uğradığı ağır yaralanmaların ardından polis şiddetini kınadı.</p><p></p><p>Kamuoyunun öfkesi, polis ses bombası nedeniyle sol elini kaybeden 15 yaşındaki bir lise öğrencisi, plastik mermiyle kısmen görme yetisini yitiren 16 yaşındaki bir genç ve gaz bombası kapsülüyle çenesi kırılıp çok sayıda dişi kopan 14 yaşındaki çocuk gibi vakalar etrafında büyüdü. Fransız polisinin disiplin birimi bu olaylarla ilgili toplam 24 iç soruşturma yürütüyor.</p><p></p><p>Bir Birleşmiş Milletler sözcüsü cuma günü yaptığı açıklamada, Fransa’daki durumdan endişe duyduklarını belirterek, gösterilerin barışçıl kalması ve güç kullanımının orantılı olması çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Yetkililere göre, bu arada protestoların başlangıcından bu yana 761 polis ve jandarma yaralandı. Ülke genelinde çok sayıda okul binası zarar gördü, yakıldı ya da yağmalandı. Bazı gösterilerde ise eylemlere dışarıdan gelen grupların karıştığı bildirildi.</p><p></p><p>Stuppia’ya göre, son haftalardaki polis baskısının seviyesi, 1968 Mayısı’ndan bu yana görülmemiş boyutlara ulaştı.</p><p></p><p>CY Cergy Paris Üniversitesi’nde sosyolog olan ve Paolo Stuppia ile birlikte ‘Gençliğin Jeopolitiği: Katılım ve (e)Mobilizasyon’ kitabının ortak yazarı Valérie Becquet’ye göre, polis şiddeti yetişkinlerin de harekete katılmasını teşvik etti.</p><p></p><p>Becquet, yetişkinlerin – sendikalar ve veliler – öğrencilerle yan yana yürüdüğünü, aynı zamanda şiddet ve olası insan hakları ihlalleri karşısında avukatlar ve yargıçlarla temasa geçerek müdahil olduklarını anlattı.</p><p></p><p>Öte yandan, protestolara ‘tepeden bakıp’ onları küçümseyen ya da gayrimeşru sayan bir yetişkin kesiminin de bulunduğunu belirtti.</p><p></p><p><b>Giderek siyasallaşan protestolar</b></p><p></p><p>Başbakan Sebastien Lecornu, Çarşamba akşamı televizyondan yaptığı konuşmada, yaşanan ‘şiddeti, saldırıya uğrayan öğrencileri ve personeli, yaralanan polis ve jandarmaları, yakılan ya da tahrip edilen okulları, kaybedilen binlerce ders saatini, bir de üstüne tehdit ve hakaretleri’ kınadı.</p><p></p><p>Lecornu, ‘bu öfkeyi kendi seçim kavgası için kullanan siyasi liderleri’ hedef aldı. Fransa, nisan ayında cumhurbaşkanını seçecek. Lecornu, ‘Fransız gençliğinin güvenliğiyle oynayamayız’ dedi.</p><p></p><p>Hükümet, sağ ve aşırı sağ muhalefet partileriyle birlikte, Mélenchon ve Boyun Eğmeyen Fransa hareketini gençleri siyasi çıkar için manipüle etmekle suçluyor. Mélenchon ise partisinin harekete destek verdiğini, ancak protestoları örgütlemediğini ve barışçıl kalmasını istediğini savunuyor.</p><p></p><p>5 Ekim’deki gösteriler öncesinde radikal sol Boyun Eğmeyen Fransa hareketi, ‘öğrenci, lise, sendika ve meslek örgütlerinin’ ülke çapında ortaklaşmasından övgüyle söz etti.</p><p></p><p>Becquet’ye göre, bazı siyasi liderler öğrenci hareketini ‘araçsallaştırmakla’ suçlansa da, genel olarak lise öğrencileri gerçek siyasi destek ile hareketi sömürme girişimlerini birbirinden ayırt edebiliyor.</p><p></p><p>Bazı aktörlerin harekete özel bir ilgi duymadığını, kimilerinin solda dururken kimilerinin de ‘bu durum işimize yarayabilir’ diye düşündüğünü söyledi.</p><p></p><p>Becquet, gençlerin görmezden gelinme ve sürekli eleştirilme biçimlerinin, siyasi aracılar için zemin hazırladığını vurguladı.</p><p></p><p>Protestoların, okullardaki koşullara duyulan tepkinin, Fransız toplumundaki daha derin eşitsizliklere yönelik öfkeyi yansıtması nedeniyle daha geniş bir toplumsal harekete dönüşebileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Toplumun her düzeyinde eşitsizlikler bulunduğunu, farklı sosyal gruplar arasındaki uçurumun açıldığını belirtti.</p><p></p><p>Artan hayat pahalılığı ve işçi sınıfının zaten uzun çalışma saatleri ve yorucu ulaşım süreleri gibi günlük güçlüklerle boğuştuğu göz önüne alındığında, sosyal eşitsizlikler açısından kritik bir eşiğe gelindiğini söyledi.</p><p></p><p><b>Öğrenciler protestoları sosyal medyada ‘birinci elden’ paylaşıyor</b></p><p></p><p>Öğrenci eylemlerinin ülkeye bu denli hızlı yayılmasında, ilk protestoların düzenlendiği Paris banliyölerinden paylaşılan görüntülerin sosyal medyada viral olmasının payı büyük.</p><p></p><p>Nantes Üniversitesi’nde Bilgi ve İletişim Bilimleri alanında doçent olan Olivier Ertzscheid’e göre sosyal medya, öğrencilerin hem kendi aralarında örgütlenmesini hem de sahadan birinci elden görüntülerle protestoları belgelemelerini sağlıyor.</p><p></p><p>Ertzscheid, sosyal medyanın, olaylar iyi de gitse, kötü de gitse, yaşananları olduğu gibi kayda geçirmeye imkân verdiğini; açılan adli soruşturmalarda bu görüntülerin kanıt olarak ya da en azından hukuki süreçte tamamlayıcı unsur olarak kullanılabileceğini belirtti.</p><p></p><p>Akademisyene göre sosyal medya, protestocular arasında bağ ve ortak kimlik duygusunu da besleyerek hareketin ivmesini artırıyor.</p><p></p><p>Ertzscheid, bunun gençler için grup kimliği inşa etmenin ve sosyal bağlarını – siyasi farkındalıkları ya da en azından yurttaşlık bilinci dahil – ifade etmenin bir yolu olduğunu vurgulayarak, sosyal medya kullanımının bu denli yaygın olduğu bir çağda aidiyet ve etkileşim arzusunun son derece belirleyici olduğunun altını çizdi.</p><p></p><p>Fransa’da ve dünyada gençlerin önemli bir kısmının haberleri ağırlıklı olarak sosyal medyadan takip etmesi nedeniyle bu mecraların, protestoları ve hükümetin tepkisini algılama biçimleri üzerinde de etkisi bulunuyor.</p><p></p><p>Ertzscheid, önümüzdeki haftalarda protestoların nasıl evrileceğine dair ‘katı kurallar’ olmadığını söyledi.</p><p></p><p>Ne olursa olsun, geleneksel medya ve sosyal ağların yankı odası işlevi göreceğini belirten Ertzscheid, tek başına hiçbir sosyal medya platformunun – ne kadar güçlü olursa olsun – bir hareketi başlatmaya yetmeyeceğini, ancak bu platformların görünürlük sağlama ve öğrencilerin çok hızlı biçimde örgütlenmesine imkân tanıma açısından belirleyici olduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Fransa’daki yaklaşan protestolar öncesinde farklı kesimlerin gündemlerinin birbirine yaklaştığını söyleyen Ertzscheid, tüm bu farklı öfke ve hoşnutsuzluk çıkış noktalarının zamanla birleşmesinin mümkün olduğunu, ancak aynı ölçüde, öğrenci hareketinin sönümlenip dağılmasının da ihtimal dahilinde bulunduğunu kaydetti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Papa 14. Leo, akciğerindeki nodülün alınması için ameliyat olacak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/papa-14-leo-akcigerindeki-nodulun-alinmasi-icin-ameliyat-olacak-4600/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/papa-14-leo-akcigerindeki-nodulun-alinmasi-icin-ameliyat-olacak-4600/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T07:14:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T07:14:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C61148-BCE466-B7EC22-293DF5-E994E2-270F3B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Papa 14. Leo, akciğerinde tespit edilen bir nodülün alınması için önümüzdeki günlerde ameliyat olacağını açıkladı. 71 yaşındaki Papa, nodülün son kontroller sırasında fark edildiğini ve doktorların cerrahi müdahaleyi uygun gördüğünü belirtti.</p><p></p><p>Aziz Petrus Meydanı'nda pazar günü düzenlenen haftalık dua sırasında konuşan Leo, nodülün erken aşamada tespit edildiğini ve sınırlarının belirgin olduğunu söyledi. Papa, nodülün alınması için ameliyat olmaya karar verdiğini ve işlemin önümüzdeki günler için planlandığını ifade etti.</p><p></p><p>Ameliyatın Roma'daki Gemelli Üniversitesi Hastanesi'nde yapılması bekleniyor. Vatikan Basın Ofisi, müdahalenin haftanın başında gerçekleştirileceğini ve iyileşme sürecinin yaklaşık bir hafta sürmesinin öngörüldüğünü gazetecilere bildirdi.</p><p></p><p>Chicago doğumlu Leo, selefi Papa Francis'in ölümünün ardından 2025 yılında Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri seçilmişti.</p><p></p><p><b>Akciğer nodülü nedir?</b></p><p></p><p>Amerikan Akciğer Derneği'ne göre akciğer nodülü, göğüs röntgeni veya bilgisayarlı tomografi (BT) taramalarında tespit edilebilen, akciğerdeki yoğun dokudan oluşan küçük bir oluşumdur.</p><p></p><p>Dernek, akciğer nodüllerinin çoğunun iyi huylu olduğunu, ancak bazılarının kanserli olabileceğini belirtiyor. Nodülün kanser şüphesi taşıması veya kişinin tıbbi geçmişinin kanser riskini artırması durumunda doktorlar, oluşumun niteliğini belirlemek için ek testler isteyebiliyor.</p><p></p><p>Bu incelemeler arasında görüntüleme yöntemleri, nodül veya lenf bezlerinden alınan örneklerin incelendiği biyopsiler ve bazı durumlarda kan testleri bulunuyor.</p><p></p><p>Papa'nın akciğerindeki nodülün niteliğine ilişkin mevcut bilgiler, bunun kanserli olup olmadığını ortaya koymuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cibuti açıklarında tekne faciası: En az 139 göçmen öldü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cibuti-aciklarinda-tekne-faciasi-en-az-139-gocmen-oldu-244/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cibuti-aciklarinda-tekne-faciasi-en-az-139-gocmen-oldu-244/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T07:06:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T07:06:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_316ED6-91C6E2-BD3FE4-53EAA4-6AE701-238B08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Cibuti açıklarında bu hafta başında göçmenleri taşıyan bir teknenin batması sonucu en az 139 kişi hayatını kaybetti, 84 kişi ise kayboldu. Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM), pazar günü yaptığı açıklamada, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.</p><p></p><p>IOM'ye göre, Cibuti'den Yemen'e gitmek üzere yola çıkan ve 305 kişiyi taşıyan tekne, 8 Ekim'i 9 Ekim'e bağlayan gece, Obock kasabasının kuzeyindeki Guhere yakınlarında battı.</p><p></p><p>Daha önce 109 olarak açıklanan can kaybı, 30 kişinin daha cansız bedenine ulaşılmasıyla 139'a yükseldi. İlk bulunan 109 kişinin 52'si erkek, 42'si kadın, 15'i ise çocuktu. Çocukların dokuzu kız, altısı erkekti.</p><p></p><p>IOM'nin önceki açıklamasında, kazadan 80'den fazla kişinin sağ kurtulduğu belirtilmişti. Hayatta kalanların tamamının Etiyopya vatandaşı olduğu bildirildi.</p><p></p><p>IOM'nin Cibuti Misyon Şefi Alexandre Coissac, “Bu, yıkıcı bir can kaybı. Düşüncelerimiz hayatta kalanlarla, yakınlarını kaybeden ya da ailelerinden haber alamayan kişilerle birlikte,” dedi.</p><p></p><p>Coissac, ekiplerin acil yardım sağlamak üzere yerel makamlarla birlikte sahada çalıştığını belirterek, yaşananların ekonomik fırsatlar arayan göçmenlerin bu güzergâhta karşılaştığı tehlikeleri bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.</p><p></p><p><b>Afrika Boynuzu'ndan Körfez ülkelerine uzanan tehlikeli rota</b></p><p></p><p>IOM'ye göre, her yıl on binlerce göçmen Afrika Boynuzu'ndan Cibuti üzerinden geçerek Babülmendep Boğazı'nı aşmaya ve Yemen üzerinden Körfez ülkelerine ulaşmaya çalışıyor.</p><p></p><p>Örgüt, yoksulluk, güvensizlik ve iklim değişikliğinin giderek ağırlaşan etkilerinin, Orta Doğu'da artan istikrarsızlığa rağmen çok sayıda kişiyi bu tehlikeli yolculuğa ittiğini belirtti.</p><p></p><p>IOM'nin Yerinden Edilme Takip Birimi'nin verilerine göre, 10 Eylül'den bu yana Etiyopya'dan Cibuti'ye 20 binden fazla giriş hareketi kaydedildi.</p><p></p><p>Mart ayında da Yemen'e geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan başka bir tekne Cibuti açıklarında batmış; dokuz kişi hayatını kaybetmiş, 45 kişi kaybolmuştu.</p><p></p><p>Arama kurtarma çalışmaları devam ederken IOM ve yerel makamlar kazadan sağ kurtulanlara yardım sağlıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tarihi parkta 500'den fazla ağacı kesip golf sahası yapacaklar</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tarihi-parkta-500den-fazla-agaci-kesip-golf-sahasi-yapacaklar-1709/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tarihi-parkta-500den-fazla-agaci-kesip-golf-sahasi-yapacaklar-1709/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T06:17:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T06:17:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5D61E5-38159B-7F77B2-9823DE-6969A3-955118.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin başkenti Washington'da, Başkan Donald Trump'ın yeniden tasarlamak istediği tarihi bir golf sahasında 500'den fazla ağacın kesilmesi gündemde.</p><p></p><p>ABD Ulusal Park Servisi (NPS), East Potomac Golf Links sahasındaki çalışmalar kapsamında ilk aşamada 169 ağacın kesileceğini, ardından 90 ağacın daha kaldırılmasının planlandığını bildirdi. Kurum, toplamda 529 ağacın kesilebileceğini belirtti.</p><p></p><p>Washington Post'un federal mahkemeye sunulan yeni bir belgeye dayandırdığı habere göre, çalışmaların cumartesi günü başlaması planlanıyor. Ağaç kesimi, Trump yönetiminin yaklaşık bir asırlık kamuya açık golf sahasını büyük şampiyonalara ev sahipliği yapabilecek daha üst düzey bir tesise dönüştürme önerisine karşı açılan dava sürerken gündeme geldi.</p><p></p><p>Yönetim, golf sahasının geleceğine ilişkin nihai bir tasarım, maliyet hesabı, finansman planı veya kapanış takvimi açıklamış değil. Trump daha önce inşaatın 1 Eylül'de başlayacağını söylemişti. Ancak Ulusal Park Servisi, mahkemeye sunduğu son belgede, yeniden tasarım fikrini hâlâ değerlendirme aşamasındaki olası bir proje olarak tanımladı.</p><p></p><p><b>Yönetim ağaç kesiminin bakım çalışması olduğunu savunuyor</b></p><p></p><p>Ulusal Park Servisi, yeni kesim planının golf sahasında yıllardır ertelenen bakım çalışmalarını gerçekleştirmek ve alanın tarihi niteliğini korumak amacı taşıdığını belirtiyor. Kuruma göre çalışma, Trump'ın önerdiği yeniden tasarım projesinden bağımsız yürütülecek ve golf sahasının deliklerinin yerleşimini, oyun güzergâhlarını, çim alanlarını, kum engellerini veya arazi yapısını değiştirmeyecek.</p><p></p><p>NPS, kesilmesi planlanan ağaçların tarihi peyzajın korunmasına katkı sağlamadığını savunuyor. Kurum, tarihi açıdan önem taşıyan sağlıklı kiraz ağaçlarının yeni çalışma kapsamında kesilmeyeceğini de belirtiyor.</p><p></p><p>Eylül ayında görülen duruşmada Adalet Bakanlığı avukatı, sahada daha önce 150 ağacın kesildiğini söylemişti. Bunların 77'si istilacı türlerden, 73'ü ise ölü, ölmekte olan veya tehlikeli olarak değerlendirilen ağaçlardan oluşuyordu.</p><p></p><p>Yeni mahkeme belgesinde ise kesilmesi planlanan ağaçların tarihi peyzajın parçası sayılmadığı ifade ediliyor. Bu yaklaşım, sağlıklı olsa bile tarihi açıdan önemli görülmeyen bazı ağaçların da kesilebileceğine işaret ediyor.</p><p></p><p>Çalışmaların, Park Servisi çalışanlarının birikmiş atık ve istilacı bitki örtüsü nedeniyle "Trash Island" (Çöp Adası) adını verdiği, yoğun bitki örtüsüne sahip merkezi bir alanda başlaması planlanıyor.</p><p></p><p><b>Bakım çalışması ile yeniden tasarım arasındaki ayrım tartışılıyor</b></p><p></p><p>Ağaç kesimi, Trump yönetiminin golf sahasını yeniden düzenleme planına karşı açılan davanın önemli başlıklarından biri. Davacılar, yönetimin daha büyük yeniden geliştirme projesini uygulamaya koymaya başladığını ancak ağaç temizliği gibi hazırlık çalışmalarını ayrı bakım faaliyetleri olarak göstermeye çalıştığını savunuyor.</p><p></p><p>Hükümet ise Ulusal Park Servisi'nin alanı yönetmek için bağımsız yetkiye sahip olduğunu ve mevcut çalışmaların gelecekteki herhangi bir tasarımı zorunlu kılmadığını ileri sürüyor.</p><p></p><p>ABD Bölge Yargıcı Ana Reyes, geçen ay önceki ağaç kesimini durdurma talebini reddetmiş ve yönetimin çalışmaların yeniden tasarımın uygulanması değil, bakım amacı taşıdığı yönündeki savunmasını kabul etmişti. Ancak yargıç, Park Servisi'nden 10'dan fazla ağacın kesilmesinden veya golf sahasına ağır iş makinelerinin getirilmesinden önce mahkemeye bilgi vermesini istemişti.</p><p></p><p>Son başvuruda kurum, ağaç kesiminin daha büyük proje hayata geçirilmese bile devam edeceğini belirtti. Yönetim ayrıca olası yeniden tasarım için federal tarihi koruma mevzuatı kapsamındaki danışma sürecini başlattığını bildirdi.</p><p></p><p><b>Park kullanıcıları da projeye itiraz ediyor</b></p><p></p><p>Golf sahasının yeniden düzenlenmesi planı, bölgedeki park kullanıcılarının da tepkisini çekiyor. Bisikletliler ve diğer kullanıcılar protestolar düzenlerken, projeye karşı 5 binden fazla imza toplayan bir kampanya yürütülüyor.</p><p></p><p>İtirazların odak noktalarından biri, yeniden tasarımın koşucular, bisikletliler, balıkçılar ve aileler tarafından kullanılan popüler Ohio Drive güzergâhını ortadan kaldırabileceği endişesi. Yönetim, yolun geleceğine ilişkin henüz bir açıklama yapmadı.</p><p></p><p>Mahkemeye sunulan son belgeye göre Ulusal Park Servisi, ağaç kesimi çalışmalarını hızlandırmak için 20 ila 50 arasında geçici işçi ve ek finansman aldı. Ancak belgede işçilerin kimliği ile sağlanan ek paranın kaynağı ve miktarı açıklanmadı.</p><p></p><p>Şimdilik yönetim, ağaç kesimi ile golf sahasının geleceğine ilişkin daha kapsamlı plan arasında ayrım yapmayı sürdürüyor. Nihai yeniden tasarımın nasıl olacağı henüz belli değil, buna karşılık yüzlerce ağacın kesilmesine yönelik hazırlıklar devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"8 tane Nobel Barış Ödülü almam gerekir"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/8-tane-nobel-baris-odulu-almam-gerekir-714/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/8-tane-nobel-baris-odulu-almam-gerekir-714/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T10:30:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T10:30:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F178F5-77592A-136223-F3B5AF-A89310-214FEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NBC News'in haberine göre, Trump New York'taki Cumhuriyetçilere destek vermek amacıyla düzenlenen bir mitingde Nobel Barış Ödülü hakkında konuştu.</p><p></p><p>Nobel Komitesinin bu yılın barış ödülünü kendisine vermeme kararını eleştiren Trump, bu kararın "Norveç'te silinmez bir leke bıraktığını" söyledi.</p><p></p><p>Trump, devam eden 8 çatışmayı sona erdirdiğini ileri sürerek, bu çabaları karşılığında 8 Nobel Barış Ödülü alması gerektiğini savundu.</p><p></p><p>Afrika ve Asya'daki çatışmaları sona erdirmek veya önlemek için gösterdiği çabalar ve "tarihteki herkesten daha fazla hayat kurtarmış" olması gibi iddialarını ödül kazanmasına neden olarak gösteren Trump, Nobel Barış Ödülü'nün bu yılki sahibi hakkında "Çok fazla insan tanıyorum. Bu kişiyi hiç duymadım, ama yine de tebrikler." yorumunu yaptı.</p><p></p><p>Trump ayrıca konuya ilişkin "Başkanınız olarak benim temsil ettiğim ABD, Nobel Barış Ödülü'nü almalıydı, ama almadı." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>2026 Nobel Barış Ödülü, barış ve uluslararası hukuka yönelik çalışmalarından dolayı Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Navi Pillay'a verilmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Batı Şeria'da öldürülen ABD'liler örtbas edilmiş</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bati-seriada-oldurulen-abdliler-ortbas-edilmis-1080/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bati-seriada-oldurulen-abdliler-ortbas-edilmis-1080/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T10:26:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T10:26:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_55C0A4-3DE379-012189-9CC4D3-C0FAD8-8C294F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Van Hollen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "ABD'nin İsrail Büyükelçiliği, Amerikan vatandaşlarının öldürülmesiyle ilgili bilgileri gizliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Demokrat Senatör, "(ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike) Huckabee ve onun bu konudaki yetkili temsilcisi, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetini ve İsrail hükümetini korumak amacıyla bu bilgileri örtbas ediyor." ifadesini kullanarak, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinden "bu örtbas girişimini soruşturmasını" talep etti.</p><p></p><p>ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminin halihazırda "İsrail hükümetini koruyup örtbas ettiğini" kaydeden Van Hollen, "Eğer öldürülen Amerikan vatandaşlarının hakkını savunmazsak, bu durum ister Batı Şeria'da ister dünyanın başka bir yerinde olsun, haksız yere öldürülen hiç kimseyi savunamayacağımızı gösterir." görüşünü paylaştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Panama'da 7.6 şiddetinde deprem, uçuşlar durduruldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/panamada-76-siddetinde-deprem-ucuslar-durduruldu-3041/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/panamada-76-siddetinde-deprem-ucuslar-durduruldu-3041/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T09:52:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T09:52:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_725D9A-8E97ED-3F966F-924AAD-55D9F9-B1114C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Jeolojik Araştırmalar Bürosu (USGS), Panama depreminin büyüklüğünü 8.0'den 7.6'ya düşürdü.</p><p></p><p><b>9 ülke için tsunami uyarısı yayımlandı</b></p><p></p><p>Panama açıklarında 7.6 büyüklüğünde güçlü bir deprem meydana geldi ve ABD Tsunami Uyarı Sistemi, önümüzdeki üç saat içinde Panama, Kolombiya, Kosta Rika, Ekvador, Peru, Nikaragua, Guatemala, El Salvador ve Meksika kıyılarının bazı bölgelerinde tehlikeli tsunami dalgalarının oluşabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p><p></p><p>Depremin ardından yıkım görüntüleri gelmeye başladı:</p><p></p><p>Panama Ulusal Sivil Koruma Sistemi (SINAPROC) ise ilk incelemeler doğrultusunda can kaybı veya yaralanma tespit edilmediğini açıkladı.</p><p></p><p><b>30’dan fazla artçı sarsıntı kaydedildi</b></p><p></p><p>Ana depremin ardından bölgede 211 ile 6 büyüklüğü arasında 30’dan fazla artçı sarsıntı meydana geldi. Uzmanlar, artçı depremlerin önümüzdeki saatlerde de devam edebileceği konusunda uyarıda bulundu.</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/panama-i.jpg" alt="panama-i">Panama açıklarında 7.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliğinin 10 km olduğu bildirildi.</p><p></p><p>Başkent Panama City’de metro seferleri durdurulurken yüksek katlı binalar da tedbir amacıyla boşaltıldı. Bazı bölgelerde elektrik ve iletişim kesintileri yaşandığı, altyapıya yönelik kontrollerin sürdüğü bildirildi.</p><p></p><p>Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde çok sayıda kişinin sokaklara ve açık alanlara çıktığı, bazı binalarda ise hasar oluştuğu görüldü. Depremin Panama dışında bazı Orta Amerika ülkelerinde ve Kolombiya’nın çeşitli kentlerinde de hissedildiği aktarıldı.</p><p></p><p><b>Tocumen Uluslararası Havalimanı’nda uçuşlar durduruldu</b></p><p></p><p>Panama’nın güneyinde meydana gelen depremin ardından ülkenin en önemli hava ulaşım merkezlerinden Tocumen Uluslararası Havalimanı’ndaki tüm uçuş operasyonları geçici olarak askıya alındı.</p><p></p><p>Tocumen Uluslararası Havalimanı yönetimi, daha sonra yaptığı açıklamada uçuşların terminal binaları ve kontrol kulesindeki güvenlik incelemeleri tamamlandıktan sonra yeniden başlatılacağını duyurdu.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeni Beyaz Saray basın sözcüsü Katie Zacharia oldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-beyaz-saray-basin-sozcusu-katie-zacharia-oldu-9992/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-beyaz-saray-basin-sozcusu-katie-zacharia-oldu-9992/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T09:46:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T09:46:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E76EEF-2787E9-BD4065-53F99F-848380-868533.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamayla Katie Zacharia’nın Beyaz Saray’ın yeni basın sözcüsü olarak görevlendirildiğini duyurdu.</p><p></p><p>Halihazırda Truth Social’da (Trump Medya ve Teknoloji Grubu) kıdemli iletişim danışmanı olarak çalışan Zacharia, daha önce İç Güvenlik Bakanlığı bünyesinde sözcülük ve halkla ilişkilerden sorumlu bakan yardımcılığı görevlerini yürütmüştü.</p><p></p><p>Zacharia’nın Kaliforniya doğumlu olduğunu belirten Trump, yeni basın sözcüsünün görevindeki performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p></p><p>Trump, açıklamasında Zacharia’nın seçim kampanyalarında aktif rol aldığını ve kritik eyaletlerde kendisine destek verdiğini vurguladı. Yeni sözcünün, Karoline Leavitt’in yerine göreve geleceğini belirten Trump, Leavitt’in çalışmalarını da övdü.</p><p></p><p>Zacharia’ya duyduğu güveni dile getiren Trump, şu ifadeleri kullandı:</p><p></p><p>“Destek konusunda kusursuz bir sicile sahip ve en başından beri sadık ve parlak bir destekçi oldu. Katie’nin, Beyaz Saray Basın Sözcüsü olarak ülkemiz için güçlü sonuçlar elde edeceğinden eminim. Çünkü medyanın, Amerikan halkının ve yönetimimin saygısını kazanmış durumda ve onlarla harika bir şekilde çalışacak. İyi şanslar Katie!”</p><p></p><p><b>Leavitt, ailevi nedenlerle görevden ayrılacağını açıklamıştı</b></p><p></p><p>Trump, 12 Ağustos’ta Karoline Leavitt’in küçük çocuklarına ve ailesine daha fazla zaman ayırabilmek için görevinden ayrılacağını açıklamıştı. Leavitt ise daha sonra, başkanın en üst düzey dış danışmanı olarak görev yapmayı sürdüreceğini belirtmişti.</p><p></p><p>Öte yandan New York Times, bu haftanın başında yayımladığı haberde Leavitt’in 1 Kasım itibarıyla Fox News’te canlı yayın yorumcusu olarak görev almaya başlayacağını bildirmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">El Niño ne zaman zirveye çıkıp sona erecek</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/el-nino-ne-zaman-zirveye-cikip-sona-erecek-7173/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/el-nino-ne-zaman-zirveye-cikip-sona-erecek-7173/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T07:08:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T07:08:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1A8D0A-CDC712-6F72D2-2B21C1-320552-E2075A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>2026, dünya aşırı hava olaylarının saldırısına hazırlanmaya çalışırken, yaşayan hafızada görülen en büyük El Niño olayına sahne olan yıl olarak tarihe geçebilir.</p><p></p><p>İspanyolcada 'oğlan' anlamına gelen El Niño adı verilen bu doğal hava olayı, doğu Pasifik Okyanusu'ndaki deniz sıcaklıkları olağandışı biçimde yükseldiğinde, düzensiz aralıklarla – yaklaşık her iki ile yedi yılda bir – ortaya çıkıyor. Uzmanlar, yılın başında, okyanusun alt katmanlarındaki büyük miktardaki ısının ve alçak seviyedeki ticaret rüzgarlarının zayıflamasının beklendiği için güçlü bir El Niño'nun oluşabileceği konusunda uyarı yapmaya başladı.</p><p></p><p>Haziranın ilk haftasında, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), El Niño koşullarının resmen başladığını teyit etti. Yaz sonuna doğru uzmanlar, 'benzeri görülmemiş' El Niño'nun 19. yüzyıldan bu yana kaydedilen en büyük olay haline gelebileceği konusunda uyararak, bu olaya 'Godzilla' ya da 'Süper' El Niño lakabını taktı.</p><p></p><p><b>El Niño giderek güçleniyor mu, etkileri neler?</b></p><p></p><p>WMO (kaynak İngilizce)ya göre, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında merkezi ve doğu tropik Pasifik'teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması bekleniyor.</p><p></p><p>El Niño'nun kalbi sayılan orta-doğu ekvatoral Pasifik bölgesindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki sapmalar, yaygın olarak kullanılan Niño 3.4 endeksiyle ölçülüyor. Bu endeks, 2026 Haziranında normalin 1,6 °C üzerinde olan ortalamadan, Ağustosta normalin 2,5 °C üzerine kadar belirgin biçimde yükseldi.</p><p></p><p>Ekim-Kasım-Aralık dönemi için, mevsimlik ortalama Niño 3.4 deniz yüzeyi sıcaklığı sapmasının yaklaşık 3,7 °C'ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu, ölçümlerin başladığından bu yana kaydedilen en yüksek değer olacak ve Kasım 2015-Ocak 2016 dönemindeki önceki 2,6 °C'lik rekoru geride bırakacak.</p><p></p><p>Önceki El Niño olayları, rekor kıran sıcaklıklara katkıda bulunarak dünyanın dört bir yanında uzun süreli kuraklıkları, ani sel baskınlarını ve ölümcül orman yangınlarını körükledi.</p><p></p><p>El Niño'nun hava durumu etkileri ağırlıklı olarak tropik bölgelerde hissediliyor, ancak Avrupa da daha ılıman ve yağışlı kışlar yaşayabiliyor. El Niño'nun zirveye ulaşması ayrıca kutup girdabını zayıflatabilir ve soğuk hava dalgası yaşanma olasılığını artırabilir.</p><p></p><p>Güney Amerika, ABD'nin güney kesimleri, Doğu Afrika ve Orta Asya, önceki El Niño olayları sırasında taşkın risklerinin arttığı bölgeler oldu; buna karşılık Avustralya'nın geniş kesimlerinde, Güney Amerika'nın kuzeyinde ve Endonezya gibi bazı Asya ülkelerinde kuraklık ve orman yangını riski yükseliyor.</p><p></p><p>Denizaşırı aşırı hava olayları Avrupa üzerinde de domino etkisi yaratacak. Hollanda'daki IHE Delft Su Eğitimi Enstitüsü, El Niño'dan doğrudan etkilenen bölgelerde çalışıyor ve Avrupa'nın ithal ettiği birçok temel gıda ürününün risk altında olduğu uyarısında bulunuyor.</p><p></p><p>Örneğin Nikaragua'da, mısır ve fasulye gibi ürünler zaten kırılgan olan bölgelerde tarlalarda tutmayabilir; bu da ülkede gıda güvensizliğine ve gelir kaybına yol açabilir. Yağış azlığı ve nehirlerdeki düşük debiler, Kolombiya, Kuzeydoğu Brezilya ve Hindistan'daki sulanan ürünlerin ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kalması ya da yeraltı sularına daha fazla bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor; bu da bölgedeki su kaynaklarının aşırı kullanımı ve ihracat sıkıntılarıyla sonuçlanabilir.</p><p></p><p><b>El Niño zaman çizelgesi: Ne zaman zirve yapacak, ne zaman sona erecek?</b></p><p></p><p>WMO'nun son açıklamasına göre El Niño'nun Aralık ayında zirveye ulaşması ve gelecek yıla kadar devam etmesi bekleniyor.</p><p></p><p>WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, 'El Niño bütünüyle yerleşmiş durumda ve hızla güçleniyor' uyarısında bulunuyor. Saulo, 'WMO tahminleri, El Niño'nun 2027 Şubatına kadar neredeyse yüzde 100 olasılıkla devam edeceğini ve en az 1950'den bu yana görülen en güçlü olaylardan biri olabileceğini gösteriyor' diyor.</p><p><b><br /></b></p><p><b>El Niño, Atacama Çölü'nü dönüştürüyor: Binlerce hektar çiçekle kaplı</b></p><p></p><p>Bu neredeyse kesin oran, tek bir iklim modelinden gelmiyor. WMO, tahmini oluşturmak için 13 ulusal ve uluslararası merkezden alınan okyanus şamandıraları, uydu ve radyosonde ölçümlerini bir araya getirdi.</p><p></p><p>El Niño'nun 2027 ilkbaharına kadar sona ermesi beklenmiyor, ancak etkileri muhtemelen daha da uzun sürecek. Uzmanların, gelecek yılın kayıtlardaki en sıcak yıl haline gelebileceği konusunda uyarmasının nedeni de bu.</p><p></p><p><b>El Niño iklim değişikliğiyle çarpışıyor</b></p><p></p><p>El Niño olaylarının çoğu, küresel ortalama sıcaklıkları yaklaşık 0,2 °C yükseltiyor. Bu artış, Küresel Güney'de aşırı hava koşullarını tetiklemek için yeterli olsa da, iklim değişikliğinin yol açtığı ek ısınmanın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor.</p><p></p><p>Fosil yakıtların yakılması nedeniyle insan kaynaklı küresel ısınma, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarını sanayi öncesi döneme göre 1,3 ila 1,4 °C artırdı. Avrupa'da yaşanan kavurucu yazların, uzun süreli kuraklıkların ve ölümcül orman yangınlarının zemini de bu ısınmayla hazırlandı.</p><p></p><p>Günümüzde El Niño'nun etkileri, halihazırda ısınmakta olan bir dünyayla birleşiyor ve tanık olduğumuz aşırı hava koşulları üzerinde çok daha güçlü bir etki yaratıyor. Örneğin 2025, doğal olarak oluşan serinletici etkisine rağmen, El Niño'nun karşıtı La Niña yılından daha sıcak olan, kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl oldu; 2016'daki El Niño yılını geride bıraktı.</p><p></p><p>Son araştırmalar, iklim değişikliğinin El Niño olaylarını da turbo şarja bağlayarak, bunları sanayi öncesi döneme kıyasla yüzde 36 oranında güçlendirdiğini öne sürüyor.</p><p></p><p>Saulo, Ekim ayında Bangkok'taki Global Heat Forum'a yaptığı açıklamada, 'El Niño gezegene yeni ısı eklemiyor. Okyanusun halihazırda yüzeyin altında depoladığı ısıyı açığa çıkarıyor; bu nedenle güçlü bir olay çoğu zaman 2024'te olduğu gibi ölçülen en sıcak yıllardan birine denk geliyor' dedi.</p><p></p><p>'Isısını çektiği okyanus, şimdiye kadar ölçtüğümüz en sıcak halinde. Açığa çıkacak ısı miktarı hiç olmadığı kadar fazla.'</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tatil selfiesini en çok hangi Avrupalılar paylaşıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tatil-selfiesini-en-cok-hangi-avrupalilar-paylasiyor-3614/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tatil-selfiesini-en-cok-hangi-avrupalilar-paylasiyor-3614/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T05:12:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T05:12:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AF8D85-435A7C-8FC68F-46109D-E7424C-191AEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sanal âlemde dolaşan reel'ler, fotoğraf kareleri ve vlog'lar, gerçek hayatta seyahat etme biçimimizi etkiliyor mu? Eğer Portekizli bir gezginseniz, yolculuklarınızdan selfie ve kişisel fotoğraf yükleme olasılığınız başka ülkelerden gelen turistlere kıyasla muhtemelen daha yüksek.</p><p></p><p>Bu, sosyal medyanın seyahat tercihlerini nasıl şekillendirdiğini inceleyen çevrim içi seyahat acentesi Opodo'nun son araştırmasının bulgularından biri. Çalışma, Birleşik Krallık, ABD, Portekiz, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa'dan 9.000 yolcunun verdiği yanıtlara dayanıyor.</p><p></p><p>Araştırmaya göre Portekizli gezginler, seyahatlerinden selfie ve kişisel fotoğraf paylaşma konusunda ilk sırada (%50). Onları ankette ikinci sırada yer alan İspanyol yolcular izliyor (%40); ardından İtalyanlar (%35), Almanlar (%30) ve Fransızlar (%22) geliyor.</p><p></p><p>Opodo'nun anketinde katılımcılara, daha önce hiç akıllarına gelmeyen bir yere gitmek için ilhamlarını sosyal medyadan alıp almadıkları da soruldu.</p><p></p><p>Bu durum özellikle 25-35 yaş arasındaki gezginler için geçerli; yüzde 52'si tatil seçimlerinde gerçekten sosyal medyadan ilham aldığını söylüyor. Bu oran, 2024'te yapılan benzer bir anketteki yüzde 32'lik seviyenin oldukça üzerinde.</p><p></p><p>Bu eğilim, Z kuşağı yolcular arasında daha da belirgin ve oran yüzde 59'a çıkıyor. Buna karşılık, 65 yaş ve üzerindeki katılımcıların yalnızca yüzde 5'i ilhamını sosyal medyadan aldığını belirtiyor.</p><p></p><p><b>Seyahat kararlarında sosyal medyanın etkisi</b></p><p></p><p>Atlantik'in öte yakasında ise, sosyal medyadan etkilenip yurtdışına seyahat etme olasılığı en yüksek grup Amerikalı yolcular; oran yüzde 49. ABD'yi İspanya'dan (%48) ve İtalya'dan (%44) gelen gezginler izliyor. Ankete göre Britanyalılar ise sosyal medyanın kendileri üzerinde etkisi olduğunu söyleyenlerin oranının sadece yüzde 25 ile en az ilgi gösteren pazar.</p><p></p><p>"Sosyal medya dünyaya açılan güçlü bir pencereye dönüştü; seyahat keşfini her zamankinden daha erişilebilir, görsel ve kişisel hale getiriyor" diye konuştu eDreams ODIGEO'nun Seyahat Direktörü Pablo Caspers.</p><p></p><p>"İster alışılmış rotaların dışındaki bir noktayı keşfetmek, ister sevdiklerinizle anıları ölümsüzleştirmek olsun, çevrim içi platformlar gezginlerin yolculuklarının en güzel anlarını paylaşmasına ve başkalarını keşfe çıkmaya teşvik etmesine imkân veriyor".</p><p></p><p>Peki sosyal medya seyahat alışkanlıklarımızı başka hangi yollarla etkiliyor?</p><p></p><p><b>Gerçek ile dijital kurgu arasındaki fark</b></p><p></p><p>Gezginlere, yolculukları beklentilerini karşılamasa bile sosyal medyada olumlu görünüm veren paylaşımlar yapma olasılıklarının ne kadar yüksek olduğu da soruldu.</p><p></p><p>Opodo, Portekizli yolcuların yüzde 54 ile yine zirvede olduğunu ve seyahatin kalitesinden bağımsız olarak pozitif bir sosyal medya imajı sürdürme olasılığı en yüksek grup olduğunu tespit etti. Portekizlileri yüzde 46 ile ABD'li, yüzde 36 ile İspanyol gezginler izliyor.</p><p></p><p>Araştırmaya göre Britanyalıların çoğu "görece samimi" kalıyor; yüzde 27'si "olumlu paylaşım yapmalarının çok düşük bir ihtimal" olduğunu söylüyor. Alman yolcular da hayal kırıklığı yaratan bir seyahati olumlu göstermeye en az meyilli gruplardan; yalnızca yüzde 23'ü böyle paylaşımlar yapacağını belirtiyor.</p><p></p><p><b>Avrupa'nın gurmeleri</b></p><p></p><p>Görünüşe göre Portekizliler aynı zamanda büyük yemek meraklıları; katılımcıların yüzde 66'sı şölenlerini çevrim içi olarak paylaştığını söylüyor. İspanya'dan gezginler yüzde 57 ile ikinci sırada, onları yüzde 51 ile Alman yolcular takip ediyor.</p><p></p><p><b>Avrupalılar seyahatlerinden başka neleri paylaşıyor?</b></p><p></p><p>Otel ve konaklama yerlerini paylaşmaya gelince, kaldıkları yerde çekilmiş fotoğrafları çevrim içi yayınlama konusunda yüzde 51 ile ilk sırayı Almanlar alıyor. Onları Portekizli, Fransız ve İspanyol yolcular izliyor; Portekizlilerin bunu yapma olasılığı yüzde 41 iken, Fransızlar ve İspanyollar için oran yüzde 38.</p><p></p><p>Portekizli gezginler kaçamakları sırasında manzaralar ve simge yapılar karşısında en çok büyülenen grup; yüzde 88'i çevrim içi paylaşımlarının bunlara odaklandığını söylüyor. İspanyollar da çevrelerindeki manzarayı fotoğraflamayı seviyor (%82); onları Fransız ve Alman yolcular izliyor ve her iki grup için oran yüzde 76.</p><p></p><p>Selfie ve yemek fotoğrafı paylaşma, çevrelerine hayran kalma konusunda en hevesli grup olmalarının yanı sıra, Opodo Portekizlilerin aynı zamanda en macera arayan gezginler olduğunu da ortaya koydu.</p><p></p><p>Portekizli katılımcıların yüzde 66'sı seyahatleri sırasında yaşadıklarını ve yaptıkları aktiviteleri paylaştığını belirtti. Onları yüzde 57 ile İspanyol ve Alman yolcular, ilk üçlüyü yüzde 53 ile tamamlayan İtalyan gezginler takip ediyor.</p><p></p><p><b>Seyahatte sosyal medyayı en çok kim önemsiyor?</b></p><p></p><p>Opodo'nun araştırması, seyahat söz konusu olduğunda sosyal medyada söylenenlere gezginlerin büyük ölçüde önem verdiğini gösteriyor.</p><p></p><p>Portekizli yolcuların yüzde 90'ı bu konuda hassas olduğunu belirtirken, onları yüzde 87 ile İtalyan ve İspanyol gezginler izliyor. Fransız ve Alman katılımcılar ise yüzde 82 ile eşit düzeyde.</p><p></p><p>Tatile çıkmış olsalar bile düzenli olarak sosyal medyayı kontrol etmek söz konusu olduğunda, bunu yapma olasılığı en yüksek gruplar yüzde 34 ile Alman ve ABD'li yolcular. Portekiz ve İspanya'dan gezginler sırasıyla yüzde 33 ve yüzde 27 ile onları izliyor. Öte yandan, İtalyan yolcular seyahatte sosyal medyadaki gelişmeleri en az takip eden grup ve oran yüzde 20.</p><p></p><p><b>Sosyal medya Avrupa'daki gezginleri başka nasıl etkiliyor?</b></p><p></p><p><b><i>Rezervasyon yapmadan önce tatillerini gözlerinde canlandırmak için sosyal medyadan faydalanma olasılığı en yüksek gezginler hangileri?</i></b></p><p></p><p>1. Portekiz: %22</p><p>2. İtalya: %20</p><p>3. Almanya: %19</p><p>=4. İspanya: %17</p><p>=4. Fransa: %17</p><p></p><p><b><i>Gizli güzellikleri ve alışılmış rotaların dışındaki destinasyonları keşfetmek için sosyal medyayı kullanan gezginler hangileri?</i></b></p><p></p><p>1. Portekiz: %42</p><p>2. İspanya: %40</p><p>3. İtalya: %36</p><p>4. Fransa: %30</p><p>5. Almanya: %26</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'den Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım kararı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdden-uluslararasi-ceza-mahkemesine-yaptirim-karari-1659/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdden-uluslararasi-ceza-mahkemesine-yaptirim-karari-1659/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T15:54:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T15:54:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0431AE-4E82F1-E1E1E6-35C1CC-5D9336-18AAE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uygulamaya başladı. Karar, eski UCM yargıcı Navi Pillay'in Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasının ardından saatler içinde duyuruldu.</p><p></p><p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'un Amerikalıların UCM tarafından yargılanmasına izin vermeyeceğini belirterek mahkemeyi 'haydut' olarak nitelendirdi. Rubio, yaptırımlarla mahkemenin kaynaklarının kesileceğini ve faaliyet yürütme kapasitesinin ciddi biçimde zayıflatılacağını söyledi.</p><p></p><p>UCM Başsavcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan ise yaptırım kararını kınadı. Khan, mahkemenin soruşturma ve kovuşturmalarını sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.</p><p></p><p><b>Netanyahu hakkındaki tutuklama kararları</b></p><p></p><p>Washington'un UCM'ye yönelik tepkisinin başlıca nedenleri arasında, Reuters'a göre İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer hakkında çıkarılan tutuklama kararları bulunuyor. ABD yönetimi ayrıca mahkemenin geçmişte Afganistan'da görev yapan ABD askerlerine yönelik soruşturmasından da rahatsızlık duyuyor. Söz konusu soruşturma daha sonra kapatılmıştı.</p><p></p><p>2002 yılında kurulan UCM; savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi suçları kovuşturmak amacıyla faaliyet gösteriyor. Mahkemenin 125 üye ülkesi bulunuyor. Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı mahkemeye üye olurken, NATO üyeleri arasında ABD ve Türkiye UCM'nin tarafı değil.</p><p></p><p><b>Yaptırımlar şirketleri de etkileyebilir</b></p><p></p><p>Yaptırımların, mahkemeye hizmet sağlayan şirketler açısından da sonuçları olabileceği belirtiliyor. Bankalar, sigorta şirketleri ve yazılım sağlayıcıları gibi kuruluşlar, UCM ile iş ilişkileri nedeniyle baskıyla karşılaşabilir.</p><p></p><p>Mahkeme, olası etkileri sınırlamak amacıyla bazı hazırlıklar yaptı. Bu kapsamda Microsoft yazılımlarından açık kaynaklı alternatiflere geçiş ve bankacılık ile sigorta düzenlemelerinde değişiklikler gündeme geldi.</p><p></p><p>Rubio, yaptırımların müzakerelere kapıyı tamamen kapatmadığını belirterek UCM'nin tehdit olarak gördükleri adımlarını sona erdirmesi gerektiğini savundu. Üst düzey bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi de Hazine Bakanlığı'nın Amerikan çıkarlarını korumaya yönelik lisanslar çıkaracağını, bunun geçici muafiyetleri içerebileceğini ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ukrayna'dan BM Güvenlik Konseyine acil toplantı çağrısı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ukraynadan-bm-guvenlik-konseyine-acil-toplanti-cagrisi-1348/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ukraynadan-bm-guvenlik-konseyine-acil-toplanti-cagrisi-1348/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T09:31:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T09:31:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A4763C-F8A84F-9E4637-E46794-35CEE3-28EE29.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sybiha, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna’nın son günlerde yoğun hava saldırıları altında olduğuna dikkati çekerek, "Ukrayna, Rusya'nın yeni terör dalgasına yanıt olarak BM Güvenlik Konseyinin toplanmasını talep etti." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>Rus ordusunun 7 Ekim’de Priluki şehrine saldırı düzenlediğini, dün de Kramatorsk’ta iki yolcu otobüsünü hedef aldığını kaydeden Sybiha, başkent Kiev’e de saldırılar yapıldığını, bu nedenle son günlerde 78 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 215 kişinin yaralandığını açıkladı.</p><p></p><p>Sybiha, "Savaş alanında herhangi bir sonuç elde etmeyi başaramayan savaş suçlusu (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, Ukrayna'nın sivil halkına yönelik terörü artırıyor." yorumunda bulundu.</p><p></p><p>Rusya'nın BM Daimi Temsilciliğinin "yasa dışı" olduğunu savunan Sybiha, "Uluslararası toplum, BM Şartı'nın ilkelerine bağlı kalmalı, Rusya'nın eylemlerine somut ve uygun bir yanıt verilmesini sağlamalıdır." görüşünü paylaştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">New York'ta ICE ajanı bir kişiyi vurdu, araçta 5 yaşında çocuk da vardı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/new-yorkta-ice-ajani-bir-kisiyi-vurdu-aracta-5-yasinda-cocuk-da-vardi-7734/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/new-yorkta-ice-ajani-bir-kisiyi-vurdu-aracta-5-yasinda-cocuk-da-vardi-7734/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T09:11:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T09:11:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BDEC14-3C4B9C-6C8866-5C4444-690968-D8CE73.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), New York'un Marble Hill semtinde, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanının bir kişiyi vurduğunu bildirdi. Açılan ateş sonucu yaralanan kişi, hayati tehlike oluşturmayan yaralarla hastaneye kaldırıldı. New York Polis Departmanı (NYPD) ise olayla herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını bildirdi.</p><p></p><p>Çeşitli kaynaklar, vurulan kişiye dair çeşitli bilgiler aktarıyor. CBS News'e konuşan kolluk kuvvetleri kaynakları, ICE ajanlarının, operasyonun hedefi olmayan başka bir kişinin vurulduğunu aktardı.</p><p></p><p><b>DHS'den operasyon açıklaması</b></p><p></p><p>ICE'nin bağlı olduğu DHS, olay öncesinde ABD'de yasa dışı olarak bulunduğu iddia edilen Dominik Cumhuriyeti vatandaşı bir erkeğin yakalanmasına yönelik hedefli bir operasyon yürütüldüğünü ve operasyon sırasında bu kişinin yaralandığını bildirdi.</p><p></p><p>DHS ayrıca vurulan kişinin Trinitarios çetesiyle bağlantılı olduğunu ve geçmişte saldırı suçundan tutuklandığını ileri sürdü. Bakanlık, şahsın büyük hırsızlık, soygun, uyuşturucu ve silah bulundurma suçlarından da hüküm giydiğini iddia etti. Açıklamaya göre, söz konusu kişi Aralık 2023'te NYPD tarafından gözaltına alınmış, ancak birkaç gün sonra serbest bırakılmıştı.</p><p></p><p>DHS, yaralanan kişinin çete bağlantısı ve geçmişteki suçları bulunduğunu iddia ederken, olayla ilgili FBI ve İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) tarafından soruşturma başlatıldığını açıkladı.</p><p></p><p><b>Mamdani: Araçta 5 yaşında çocuk bulunuyordu</b></p><p></p><p>New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk bilgilere göre silah sesleri duyulduğu sırada yaralanan kişinin aracında 5 yaşında bir çocuğun bulunduğunu bildirdi. Mamdani, çocuğun olayda yaralanmadığını belirtti.</p><p></p><p>Mamdani ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştüğünü ve New York'taki tüm ICE uygulamalarının sona erdirilmesini talep ettiğini ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mekke İttifakı ete-kemiğe bürünüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/mekke-ittifaki-ete-kemige-burunuyor-8116/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/mekke-ittifaki-ete-kemige-burunuyor-8116/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T09:01:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T09:01:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DEDD28-776427-38974E-7AF664-D9C8F7-AFA195.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mekke Savunma İttifakı gözlerimizin önünde ete-kemiğe bürünüyor, en azından dişlerini taktığını pazartesi günü aldığı kararlarla gösterdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Yapay zeka" terimini kullananları "düşman" ilan etti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-terimini-kullananlari-dusman-ilan-etti-3049/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-terimini-kullananlari-dusman-ilan-etti-3049/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T08:38:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T08:38:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_85A816-912BD9-007AA1-D3A010-8A0B7C-88B5B6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Son günlerde "yapay zeka" terimi yerine "süper zeka" kullanımını teşvik eden Trump, sosyal medya hesabından bu konuyla ilgili bir paylaşım yaptı.</p><p></p><p>Trump paylaşımda, "Beyaz Saray, yaygın olarak kabul görmüş, yeni ve daha doğru olan 'Süper Zeka' terimi yerine 'Yapay Zeka' terimini kullanan herkesi DÜŞMAN olarak görüyor!" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- Trump'tan "süper zeka" kullanımı için kararname</p><p></p><p>ABD Başkanı Donald Trump, 30 Eylül'de "yapay zeka" (AI) yerine "süper zeka" (SI) teriminin kullanılmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı.</p><p></p><p>Beyaz Saray tarafından yayımlanan bilgi notuna göre, kararname, tüm bakanlık ve kurumların resmi yazışmaları, kamuoyu duyuruları, politika belgeleri ve yasal nitelikte olmayan tüm evraklarda "süper zeka" ve "SI" terimlerini kullanmasını zorunlu kılıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ukrayna'yla K. Kore arasında savaş esiri krizi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ukraynayla-k-kore-arasinda-savas-esiri-krizi-8912/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ukraynayla-k-kore-arasinda-savas-esiri-krizi-8912/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T07:27:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T07:27:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C8B071-D500E3-E3EE10-DAE843-BDAB90-4FA64D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güney Kore, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Kuzey Koreli iki savaş esirinin gizlice Seul’e nakledildiğini açıklamasına tepki olarak Ukrayna Büyükelçisi’ni geri çağıracağını perşembe günü duyurdu. Bu adım, Seul’ün söz konusu açıklamaya yönelik protestosunu artırdığı şeklinde değerlendiriliyor.</p><p></p><p>Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın açıklama nedeniyle özür dilememesi hâlinde adı belirtilmeyen yaptırımlar uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu.</p><p></p><p>Seul’deki Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Park Ki-chang’ın ne zaman ülkeye döneceğini açıklamadı. Bakanlık, Ukrayna ile istişarelerin süreceğini belirterek iki ülke arasındaki anlaşmazlığın sorunsuz şekilde çözüme kavuşturulmasını umduklarını bildirdi.</p><p></p><p>Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heorhii Tykhyi, Seul’ün büyükelçisini geri çağırma kararına rağmen Kiev’in yapıcı diyaloğa açık olmaya devam ettiğini söyledi.</p><p></p><p>Ukrayna basınına yaptığı açıklamada, duyguların değil diplomasinin galip gelmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Güney Kore ile Ukrayna, Zelenskiy’nin 23 Eylül’deki BM konuşmasında Kuzey Koreli askerlerin nakline değinmesinin ardından diplomatik bir krize sürüklendi.</p><p></p><p>Seul, askerlerin eylül ortasındaki nakline ilişkin bir gizlilik anlaşmasının Kiev tarafından ihlal edildiğini öne sürüyor; Kiev ise böyle bir mutabakata varıldığı iddiasını reddediyor.</p><p></p><p>Söz konusu askerler, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı desteklemek üzere gönderilen binlerce Kuzey Koreli askerden sadece birkaçıydı. 2025’in başlarında esir düştüklerinden bu yana, ülkeye geri gönderilmeleri halinde zulme uğrayabilecekleri için Güney Kore’ye yerleşmek istediklerini dile getiriyorlardı.</p><p></p><p>Güney Kore, Kuzey’i hukuken kendi toprağının bir parçası olarak gördüğünü ve Kuzey Koreli sığınmacıları kabul edip maddi olarak destekleme politikasına sahip olduğunu belirterek, askerleri kabul edeceğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Güney Koreli yetkililer, gizlilik anlaşmasının Kuzey Koreli askerlerin ve Kuzey’deki yakınlarının güvenliğinden endişe duydukları için imzalandığını söyledi.</p><p></p><p>Ancak çok sayıda uzmana göre, Güney Kore’nin liberal hükümeti, askerlerin gelişinin açıklanmasının Kuzey Kore ile ilişkileri iyileştirme çabalarına zarar verebileceğinden de kaygı duyuyor.</p><p></p><p>Kuzey Kore’nin resmî medya organları askerlerin nakline ilişkin bir yorum yapmadı; ancak Pyongyang, geçmişte vatandaşlarının büyük çaplı kaçışlarına öfkeyle karşılık vererek Güney Kore’yi onları kaçırmakla suçlamıştı.</p><p></p><p>Pyongyang, 2019’dan bu yana Seul ve ABD ile her türlü müzakereyi reddediyor ve nükleer programını güçlendirmeye odaklanıyor.</p><p></p><p>Güney Kore’nin bundan sonra hangi adımları atacağı belirsiz. Uzmanlar, Kiev’in Kuzey Kore’nin Rusya ile genişleyen iş birliği ve savaş sahasındaki deneyimleri hakkında Seul’e istihbarat sağlayabileceği için, Ukrayna ile iyi ilişkilerin sürdürülmesinin Güney Kore’nin ulusal çıkarına olduğunu belirtiyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, Ukrayna ile iş birliğinin, savaş konusunda Kiev’i destekleyen çok sayıda Batılı ülkeyle Güney Kore’nin ortaklıkları açısından da önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Gözlemcilere göre Zelenskiy, Kuzey Koreli savaş esirlerinin transferini, Kuzey Kore’nin Rusya’ya verdiği askerî desteğin nasıl bir tehlike oluşturduğunu göstermek ve böylece daha fazla uluslararası yardım elde etmek amacıyla açıkladı.</p><p></p><p>Güney Kore, 2022’den bu yana Ukrayna’ya 445 milyon dolar (396 milyon euro) tutarında insani yardım sağladı. Lee, temmuz ayında Zelenskiy ile yaptığı görüşmede Ukrayna’ya 100 milyon dolar (89 milyon euro) ek yardım taahhüdünde bulundu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Polonya'da okullarda 'kanlı cuma' paniği</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/polonyada-okullarda-kanli-cuma-panigi-6774/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/polonyada-okullarda-kanli-cuma-panigi-6774/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T07:22:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T07:22:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ABE399-30AC30-258FF3-8649F9-D36892-FBE564.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Polonya’da perşembe günü sosyal medyada okullara yönelik saldırı düzenleneceğine ilişkin iddialar yayıldı. Öğrenciler ve veliler arasında, 9 Ekim Cuma gününü işaret eden ve “Kanlı Cuma” olarak adlandırılan olası saldırılara ilişkin ekran görüntüleri ve ses kayıtları dolaşıma girdi. İddialar, Mazovya bölgesindeki okullarda yaşanan bir dizi ciddi saldırının ardından gündeme geldi.</p><p></p><p>Çarşamba günü Ostrołęka kentindeki bir okulda 19 yaşındaki bir kişi, bıçakla dokuz kişiye saldırdı. Ertesi gün Leszczydole-Nowiny’de 15 yaşındaki eski bir öğrenci, üç kişiye saldırdı. Saldırıda yaralanan 37 yaşındaki bir okul çalışanı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.</p><p></p><p><b>Okullarda polis varlığı artırılıyor</b></p><p></p><p>Artan endişeler üzerine polis, önleyici güvenlik tedbirlerinin artırılacağını duyurdu. Polonya Ulusal Polis Komutanı Marek Boroń, cuma sabahından itibaren okulların çevresinde daha fazla polis görevlisinin bulunacağını belirterek, uygulamanın hem olası tehditlere karşı önlem almayı hem de endişeleri azaltmayı amaçladığını söyledi.</p><p></p><p>Boroń, Polonya medyasına yaptığı açıklamada, “Bu okulların güvenliğini sağlamak için polis elinden gelen her şeyi yapacak,” dedi.</p><p></p><p>Polis devriyelerinin perşembe günü de okul çevrelerinde görev yapmaya başladığını belirten Boroń, ekiplerin okul temsilcileriyle iletişim hâlinde olduğunu kaydetti. Cuma günü polislerin okul müdürleri, öğretmenler ve yerel yönetimlerle koordineli çalışması bekleniyor.</p><p></p><p>Polis komutanı ayrıca öğrencilere ve velilere, planlanan şiddet eylemlerine ilişkin güvenilir bir bilgiye ulaşmaları hâlinde bunu doğrudan öğretmenlere veya güvenlik güçlerine bildirmeleri çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Boroń, Ostrołęka’daki saldırının ardından olası tehditlere ilişkin ihbarların sayısında ciddi artış yaşandığını belirterek, doğrulanmamış bilgilerin yayılması konusunda dikkatli olunmasını istedi.</p><p></p><p><b>Sosyal medyadaki paylaşımlar paniği artırdı</b></p><p></p><p>Endişelerin büyümesinde, ülkedeki sosyal medya platformlarında hızla yayılan bir videonun etkili olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Polonya basınında yer alan haberlere göre videoda, “Kanlı Cuma” adı altında okullara saldırı düzenleneceğine ilişkin iddialar yer aldı. Videonun yayımlanmasından önce içeriğin sahibi, Przasnysz kentinde bir “katliam” yaşanacağını öne sürmüştü.</p><p></p><p>Przasnysz polisi olayla ilgili kısa sürede soruşturma başlattı. Ekipler, videonun muhtemel hazırlayıcısı olduğu değerlendirilen Przasnysz ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki bir şüpheliyi gözaltına aldı.</p><p></p><p>Mazovya polisi tarafından yapılan açıklamada, “Ekipler, internette dolaşıma giren videonun muhtemel hazırlayıcısı olan Przasnysz ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki bir kişiyi gözaltına aldı. Şüpheliyle ilgili işlemler sürüyor” ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p><b>Bazı bölgelerde okullarda eğitime ara verildi</b></p><p></p><p>Ülkenin diğer bölgelerinde de endişeye yol açan olaylar yaşandı.</p><p></p><p>Sierpc kentinde, okulda birine zarar vermek istediğini söylediği belirtilen 17 yaşındaki bir kişi polis tarafından gözaltına alındı. Şüphelinin üzerinde iki bıçak bulundu. Olayda öğrenciler ve öğretmenler, gencin davranışlarına ilişkin bilgileri polise bildirerek sürece katkı sağladı.</p><p></p><p>Perşembe günü ayrıca Wyszków yakınlarındaki Leszczydole-Nowiny’de ölümle sonuçlanan bir saldırı meydana geldi.</p><p></p><p>15 yaşındaki eski bir öğrenci, muhtemelen bıçak olan kesici bir aletle okulun bir çalışanına, müdürüne ve bir öğretmene saldırdı. Saldırıda yaralanan 37 yaşındaki okul çalışanı hayatını kaybederken, diğer iki kişi yaralandı.</p><p></p><p>Saldırılar ve güvenlik endişelerinin artması üzerine yetkililer, Wyszków belediyesindeki ilkokullarda cuma günü ders yapılmamasına karar verdi.</p><p></p><p>Bununla birlikte, okulların öğrencilere bakım ve gözetim hizmeti sunmayı sürdürmesi bekleniyor. Yerel basına göre Ciechanów kentindeki tüm liseler ve ortaöğretim kurumları cuma günü uzaktan eğitime geçecek. Pułtusk ilçesindeki okullarda da yüz yüze eğitim yapılmayacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Barış Ödülü insan hakları savunucusu Pillay'a verildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-baris-odulu-insan-haklari-savunucusu-pillaya-verildi-4347/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-baris-odulu-insan-haklari-savunucusu-pillaya-verildi-4347/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T06:59:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T06:59:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F5D9A3-64834B-F9BE90-4AE317-58E625-F19129.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Nobel Komitesi, 2026 Nobel Barış Ödülü'nü açıkladı. Ödülü, barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine yönelik çabaları nedeniyle Birleşmiş Milletler’in (BM) eski İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve Uluslararası Adalet Divanı yargıcı Navanethem 'Navi' Pillay kazandı.</p><p></p><p>Norveç Nobel Komitesi Başkanı Jorgen Watne Frydnes, Güney Afrika doğumlu 85 yaşındaki Pillay’ın barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine yönelik çabaları ile savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla mücadelesi nedeniyle ödüle layık görüldüğünü açıkladı.</p><p></p><p>2025 – María Corina Machado (Venezuela): Venezuelalı Maduro muhalifi neofaşist siyasetçi. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD'ye kaçırılması önce defalarca Batılı emperyalistlerin ülkesine askeri müdahalede bulunması çağrıları yaptı. Ödüle layık görüşmesi büyük tepki topladı.</p><p></p><p>2024 – Nihon Hidankyo (Japonya): Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından sağ kurtulanların oluşturduğu kuruluş, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya için yürüttüğü çalışmalar nedeniyle ödüllendirildi.</p><p></p><p>2023 – Nergis Muhammedi (İran): İranlı kadın hakları savunucusu, kadınlara yönelik baskılara karşı mücadelesinden dolayı ödülü kazandı.</p><p></p><p>2022 – Ales Bialiatski, Memorial ve Sivil Özgürlükler Merkezi (Belarus, Rusya ve Ukrayna): İnsan hakları ihlallerini, savaş suçlarını ve iktidarların hukuk dışı uygulamalarını belgeleme çalışmaları nedeniyle ödüle layık görüldüler.</p><p></p><p>2021 – Maria Ressa ve Dmitri Muratov (Filipinler ve Rusya): İki gazeteci, ifade özgürlüğünü savunma çabaları nedeniyle ödüllendirildi.</p><p></p><p>2020 – Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP): Açlıkla mücadele, çatışmalardan etkilenen bölgelerde gıda güvenliğinin sağlanması ve açlığın savaşlarda bir silah olarak kullanılmasının önlenmesine yönelik çalışmaları nedeniyle ödülü aldı.</p><p></p><p>2019 – Abiy Ahmed Ali (Etiyopya): Etiyopya Başbakanı, komşu Eritre ile yaklaşık 20 yıl süren çatışma ve düşmanlık dönemini sona erdirmeye yönelik barış girişimleri nedeniyle ödüle layık görüldü.</p><p></p><p>2018 – Denis Mukwege ve Nadia Murad (Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Irak): Kongolu doktor Mukwege ile Ezidi insan hakları savunucusu Murad, savaşlarda cinsel şiddetin silah olarak kullanılmasına karşı mücadeleleri nedeniyle ödüllendirildi.</p><p></p><p>2017 – Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya (ICAN): Uluslararası sivil toplum ağı, nükleer silahların insani sonuçlarına dikkat çekmesi ve bu silahların uluslararası anlaşmalarla yasaklanması yönündeki çalışmaları nedeniyle ödüle layık görüldü.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İdam mangasıyla infaz canlı yayınlanacak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/idam-mangasiyla-infaz-canli-yayinlanacak-1514/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/idam-mangasiyla-infaz-canli-yayinlanacak-1514/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T06:52:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T06:52:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7090E4-1F5C38-60C745-C0B268-F4955B-F749E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Savunma Bakanlığı yetkilisi BBC'ye verdiği demeçte, 2009'da ABD'nin en önemli askeri üslerinden Fort Hood'da silahsız 13 ABD askerini öldüren Hasan'ın idamı için bu yöntemin seçildiğini belirtti.</p><p></p><p>Bunun, ABD'de yaklaşık bir asırdır kamuoyu önünde gerçekleşecek ilk infaz olacağına inanılıyor.</p><p></p><p>Ölüm cezasına çarptırılan mahkumlarla çalışan avukat John Mills, infazın canlı yayınlanması kararının "modern çağda emsalsiz" ve "belirsiz bir hukuki zeminde" olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Hegseth, "İnsanların bu tür şeylerin ciddi sonuçları olduğunu anlamaları gerekiyor" dedi.</p><p></p><p>Demokrat Senatör Chris Murphy, CNN'e yaptığı açıklamada, olayın canlı yayınlanmasını "iğrenç" diye nitelendirerek IŞİD'in gerçekleştirdiği infazları hatırlattığını söyledi.</p><p></p><p>Pentagon bu hafta başında Hasan'ın 60 yıldan uzun bir süre sonra idam mangasıyla infaz edileceğini duyurdu.</p><p></p><p>Virginia'dan ABD Ordusu psikiyatristi olarak görev yapan Hasan, Fort Hood'daki askeri hastanede silahsız 13 askeri vurarak öldürdüğünü itiraf etmişti.</p><p></p><p>Saldırıda yedi kurşunla vurulan eski çavuş Alonzo Lunsford, BBC'ye verdiği demeçte, işlediği suça "uygun" bir ceza olduğu için kurşuna dizilerek idam edilmesini desteklediğini söyledi.</p><p></p><p>Lunsford, gençlere gönderdiği mesajdan endişe duyduğu için herkesin canlı yayını izleyebilmesinin doğru olmadığını düşünüyor ancak silahlı saldırıdan etkilenenlere bu fırsatın verilmesinin önemli olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>"Şehitlerin aileleri, hayatta kalanların aileleri ve hayatta kalanların kendileri açısından evet, bence sansürsüz bir şekilde izleyebilmeliyiz."</p><p></p><p>Lunsford, infaza katılmayı planladığını ve tetiğe basılmadan önce Hasan'ın gözlerinin içine bakmasını istediğini söylüyor.</p><p></p><p>"Başarısız olduğunu bilmesini istiyorum. Ben hala buradayım."</p><p></p><p>Hegseth, muhafazakar televizyon kanalı Real America's Voice'a verdiği röportajda Hasan'ın "idam mangası tarafından, olması gerektiği gibi, kurşuna dizileceğini" söyledi.</p><p></p><p>Hasan'ın son bir talepte bulunup bulunmadığı veya Başkan Donald Trump ile iletişime geçip geçmediği sorulduğunda Hegseth, "Umurumda değil. Onu 3 Aralık'ta göreceğiz" dedi.</p><p></p><p>Pentagon sözcüsü 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın savunma bakanının tavsiyesini onayladığını söyledi.</p><p></p><p>BBC, Beyaz Saray'a Trump'ın canlı yayınlanacak kamuoyuna açık bir infazı destekleyip desteklemediğini sordu.</p><p></p><p>Geçen yıl 17 ülkede 2.700'den fazla idam gerçekleştirildi ancak bunlardan sadece ikisi kamuoyu önündeydi.</p><p></p><p>Uluslararası Af Örgütü'ne göre, 2025 yılında İran'da 11, Afganistan'da ise altı kişinin halka açık bir şekilde idam edildiği biliniyor.</p><p></p><p>İnfazın 3 Aralık'ta Teksas'taki Fort Hood'da gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana idam mangasıyla yapılacak ilk askeri infaz olacak.</p><p></p><p>Hasan mahkemede "tüm hataları için" için özür diledi. 2013'teki askeri mahkemede, Afganistan'daki Müslümanları ve Taliban'ı koruduğuna inandığını söylemişti.</p><p></p><p>Askeri hukuka göre, askeri infaz ABD başkanının onayını gerektiriyor. Ayrıca, daha yüksek bir mahkemenin kararı incelediği temyiz incelemesi ve yasallığına ilişkin nihai bir karar verilmesi de gerekli.</p><p></p><p>Mills'in belirttiğine göre Hasan'ın temyiz süreci henüz bitmedi ve muhtemelen federal mahkemede mahkumiyetinin ve cezasının yeniden incelenmesini isteyecek; bu da muhtemelen idamın durdurulmasına yol açacak.</p><p></p><p>Dolayısıyla Mills, idamın gerçekleşmesine şaşıracağını söyledi.</p><p></p><p>"İdam mangasının infazını canlı yayınlamak istemek, Trump yönetiminin dikkat çekme çabasından başka bir şey değil ve gerçekleşmesi, hele ki adaletin sağlandığı algısını oluşturması hiç olası değil" diye ekledi.</p><p></p><p>Bazı eyaletler, infazların bir şekilde halka açık olarak izlenmesini zorunlu kılıyor.</p><p></p><p>Birçok eyalet gazetecilerin hazır bulunmasını şart koşarken, infaz edilecek kişi de insanları davet edebiliyor. Diğerleri ise sıradan vatandaşların gönüllü olarak tanık olmalarına izin veriyor.</p><p></p><p>Ancak ABD'deki infaz yöntemlerini inceleyen Fordham Üniversitesi'nde Prof. Deborah Denno, "şimdiye kadar canlı yayınlanan bir infaz olmadı" diyor.</p><p></p><p>Ona göre, canlı yayınlanan bir infaz, "bu ülkede muhtemelen daha önce hiç görmediğimiz bir şeffaflık düzeyini zorunlu kılacak".</p><p></p><p>"Ülkenin yarısından fazlası idam cezasını istiyor, ki bu oran düşüyor, bu noktada şöyle bir argüman öne sürülebilir: 'Madem idam cezasını istiyorsunuz, o halde size bu ülkede infazın nasıl gerçekleştirildiğini göstereceğiz.' Böylece insanlar, pek çoğunun görmezden geldiği o sürecin gerçekte nasıl işlediğini bizzat idrak etmek zorunda kalacak."</p><p></p><p>Denno, canlı yayın için yaş sınırlaması olup olmayacağı gibi önemli hususların bulunduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Ordu yönetmeliği uyarınca, 18 yaşın altındaki kişiler askeri infazları izlemeye izin verilen tanıklar arasında yer almıyor. Bu yönetmelik, infazların nasıl gerçekleştirileceğini ve kimlerin izleyebileceğini düzenliyor.</p><p></p><p>BBC, Pentagon'a bu kuralların göz ardı edilip edilmeyeceğini ve gençlerin yayını izlemesini engellemek için hangi önlemlerin alınacağını sordu.</p><p></p><p>Uluslararası Af Örgütü verilerine göre, geçen yıl en fazla idam gerçekleştiren ülkeler sırasıyla Çin, İran, Suudi Arabistan, Yemen ve ABD oldu.</p><p></p><p>Donald Trump, Beyaz Saray'a döndüğünde Joe Biden'ın federal idam cezalarına getirdiği moratoryumu kaldırdı.</p><p></p><p>Temmuz ayında yapılan Pew Araştırma Merkezi anketine göre, Amerikalıların üçte ikisi (%66) cinayet suçundan idam cezasını destekliyor; bu oran son beş yılda altı puan arttı.</p><p></p><p>Ülkede son askeri infaz 1961'de gerçekleşti; bir ABD Ordusu eri, 11 yaşındaki Avusturyalı bir kıza tecavüz etmekten suçlu bulunarak idam edildi.</p><p></p><p>İnfaz, o zamanki Başkan Dwight D. Eisenhower tarafından onaylandı ve kurbanın ailesinin, halefi John F. Kennedy'den af dilemesine rağmen gerçekleşti.</p><p></p><p>Kurşuna dizilerek yapılan son askeri infaz, İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında, Ocak 1945'te genç bir ABD Ordusu firarisi olan Eddie Slovik'in idamıyla gerçekleşti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Berlin'de Elif Eralp'e başbakanlık yolunu açabilecek uzlaşı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/berlinde-elif-eralpe-basbakanlik-yolunu-acabilecek-uzlasi-8045/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/berlinde-elif-eralpe-basbakanlik-yolunu-acabilecek-uzlasi-8045/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T17:13:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T17:13:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_334BC3-25E25C-FCD2E6-58A545-6241CB-7FE152.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Berlin'de 20 Eylül'de düzenlenen eyalet seçimlerinde büyük bir zafer elde eden Sol Parti'nin, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller'le ön görüşmelerin ardından resmî koalisyon görüşmelerine başlamak için mutabık kaldığı kaydedildi.</p><p></p><p>Fransız haber ajansı AFP'nin müzakere çevrelerine dayandırdığı habere göre partilerin üst düzey isimlerinin bugün konuyla ilgili resmî bir açıklama yapması bekleniyor.</p><p></p><p>Partilerin temsilcileri daha önce gerçekleştirdikleri üç ön görüşmede, resmî koalisyon görüşmelerine başlamanın koşullarını ele almıştı.</p><p></p><p><b>Elif Eralp başbakan olabilecek mi?</b></p><p></p><p>Sol Parti, 20 Eylül'de yapılan Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde oyların yüzde 25,7'sini alarak sandıktan açık farkla birinci parti olarak çıkmış, ancak mutlak çoğunluğu sağlayamamıştı. Partinin başbakan adayı Elif Eralp, seçimlerin ardından Yeşiller ve SPD ile koalisyon hükümeti kurmayı hedeflediğini açıklamıştı. Hem bir kent hem de eyalet olan Berlin'de, Belediye Başkanı sıfatıyla yerel hükümetin başında bulunan kişi, diğer eyaletlerdeki başbakanlarla aynı yetkilere sahip oluyor.</p><p></p><p>Alternatif olarak, seçimleri ikinci sırada tamamlayan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Yeşiller ve SPD'nin oluşturacağı bir koalisyon da parlamentoda çoğunluğu sağlayabiliyor.</p><p></p><p>Yeşiller ve SPD'nin eski üst düzey siyasetçileri, "Berlin Çağrısı" başlığıyla yayımladıkları ortak açıklamada, bu alternatifin de değerlendirilmesini talep etmişti.</p><p></p><p><b>Antisemitizm konusu</b></p><p></p><p>Alman basınına göre, Berlin'deki ön görüşmelerde antisemitizmle mücadele konusunda da görüş birliğine varıldı.</p><p></p><p>Berlin'de Sol Parti'nin içindeki bazı kesimler, İsrail ve Filistin ile antisemitizm konularındaki tutumları nedeniyle uzun süredir yoğun şekilde eleştiriliyor.&nbsp;</p><p></p><p>SDP ve Yeşiller, "Sol Parti, 'antisemitizm sorununu' çözmediği sürece", koalisyon görüşmelerinin yürütülmeyeceğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Eleştirilere karşı çıkan Sol Parti, İsrail'in var olma hakkını ve Yahudi yaşamının korunmasını benimsediklerini vurguluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bulgaristan'dan Türkiye ve Romanya ile acil görüşme çağrısı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bulgaristandan-turkiye-ve-romanya-ile-acil-gorusme-cagrisi-9492/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bulgaristandan-turkiye-ve-romanya-ile-acil-gorusme-cagrisi-9492/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T10:08:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T10:08:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_65B20C-B60B43-41CA91-EE882A-EEF35C-8A7F5D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bulgaristan Cumhurbaşkanı İliyana Yotova, Ulusal Güvenlik Danışma Konseyi'nin deniz güvenliği gündemiyle çarşamba günü düzenlenen olağanüstü toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.</p><p></p><p>Konsey, 6 Ekim'de Karadeniz'de Bulgaristan açıklarında drone saldırıları sonucu Türk sahipli olduğu söylenen bir geminin batması, bir diğer geminin ise ağır hasar görmesinin ardından gerçekleştirildi. Batan geminin 10 kişilik mürettebatının tamamı hayatını kaybetmişti.</p><p></p><p>Konseyden çıkan karara göre Bulgaristan; Türkiye ve Romanya ile ortak hareket etmek için girişimde bulunacak.</p><p></p><p>Yotova, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın Karadeniz'deki güvenlik koşullarını ciddi biçimde kötüleştirdiğini söyledi. Ayrıca, Türkiye ve Romanya ile acil görüşmeler yapılması çağrısında bulundu.</p><p></p><p><b>NATO'dan Karadeniz'deki askeri varlığını artırması istenecek</b></p><p></p><p>Sofia Globe'a göre, toplantıda Bulgar hükümetinin mevcut güvenlik önlemlerini sürdürmesi ve kritik altyapının korunmasına yönelik mevzuat değişikliklerinin değerlendirilmesi kararlaştırıldı.</p><p></p><p>Ayrıca deniz gözetleme kapasitesinin artırılması, keşif ve izleme faaliyetlerinde insansız hava araçlarının kullanılması ve silahlı kuvvetlerin modernizasyonunun hızlandırılması önerildi.</p><p></p><p>Bu kapsamda NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile işbirliği içerisinde, insansız hava araçlarını fiziksel olarak etkisiz hale getirebilen sistemlerin tedarik edilmesi de gündeme geldi.</p><p></p><p>Bulgaristan'ın NATO ve AB üyeliğinden kaynaklanan imkanlarını daha etkin kullanması gerektiğini söyleyen Yotova, Karadeniz'in güvenliği için müttefiklerden daha fazla destek talep edilebileceğini belirtti.</p><p></p><p>Yotova, NATO'nun Doğu Kalkanı (Eastern Shield) faaliyetleri kapsamında müttefiklerin Karadeniz güvenliğine katkılarının artırılmasının istenebileceğini de ifade etti.</p><p></p><p>Öneriler arasında hava ve deniz gözetleme araçlarının artırılması, kıyı savunmasının güçlendirilmesi ve ilave anti-drone sistemlerinin konuşlandırılması var.</p><p></p><p>Yotova, bu adımların Montrö Sözleşmesi'ni ihlal etmediğini savundu.</p><p></p><p><b>Türkiye ve Romanya ile acil görüşme çağrısı</b></p><p></p><p>Toplantıda alınan kararlardan biri de Bulgaristan'ın Türkiye ve Romanya ile acilen görüşmelere başlaması kararı oldu.</p><p></p><p>Yotova, üç ülkenin Karadeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları durdurmak ve deniz taşımacılığının güvenliğini sağlamak için ortak adımlar atması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı, Bulgaristan'ın Karadeniz'e kıyısı bulunan Rusya, Ukrayna, Türkiye, Romanya ve Gürcistan ile birlikte bölgesel güvenlik konusunda uzlaşma sağlanmasında aktif rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Diğer yandan, üç ülke arasında Karadeniz güvenliği konusunda halihazırda bir askeri işbirliği mekanizması mevcut. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan, 2024'te Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturmuştu.</p><p></p><p><b>Avrupa Birliği'ne yeni güvenlik mekanizması önerisi</b></p><p></p><p>Bulgaristan, Avrupa Birliği'ne Karadeniz'de serbest ve güvenli seyrüseferi sağlayacak yeni bir çerçeve mekanizma oluşturulmasını da önerecek.</p><p></p><p>AB'nin Karadeniz stratejisinde deniz güvenliğinin temel önceliklerden biri olduğunu hatırlatan Yotova, planlanan Karadeniz güvenlik merkezinin işleyişine ilişkin daha somut adımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p><p></p><p>Toplantıda ayrıca, Avrupa Birliği Uydu Merkezi'nin tehditleri izleme imkanlarından yararlanılması, çevresel risklerin ortaya çıkması halinde AB Sivil Koruma Mekanizması'nın devreye alınması ve olası ekonomik kayıpların karşılanması önerildi.</p><p></p><p>Bulgaristan'ın konuyu 15-16 Ekim'de düzenlenecek Avrupa Birliği zirvesinde de gündeme getirmesi planlanıyor.</p><p></p><p>Yotova, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Uluslararası Denizcilik Örgütü'nden (IMO) Karadeniz'deki olayların teknik ve hukuki açıdan incelenmesi için yardım istenmesini ve bölgede seyrüsefer özgürlüğü ile güvenliğini sağlayacak bir karar alınmasını da öneriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Husiler: Riyad'daki Kral Halid Havalimanı'nı füzeyle vurdu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/husiler-riyaddaki-kral-halid-havalimanini-fuzeyle-vurdu-6171/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/husiler-riyaddaki-kral-halid-havalimanini-fuzeyle-vurdu-6171/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T09:36:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T09:36:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_35F384-C3916C-4CC9BA-E4ABC7-55A733-C5F4C0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, Kral Halid Havalimanı'na balistik füzeyle saldırı düzenlediklerini belirterek, füzenin "isabetli şekilde hedefine ulaştığını" ve havalimanındaki hava trafiğinin aksamasına yol açtığını iddia etti.</p><p></p><p>Seri, dünya genelindeki tüm hava yolu şirketlerine, Suudi Arabistan hava sahasında uçuşlarını sürdürmelerinin doğuracağı sonuçlar konusunda "son kez" uyarıda bulundu.</p><p></p><p>Suudi Arabistan hava sahasının Husilerin "askeri faaliyetlerine sahne olduğunu" savunan Seri, Mekke ve Medine'deki kutsal bölgelerin hava sahasının ise bu uyarının dışında olduğunu ve "güvenli" olduğunu ileri sürdü.</p><p></p><p>Yemen'de Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana'nın ve bazı vilayetlerin kontrolünü ele geçirmesinin ardından iç savaş başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu, Mart 2015'te Yemen hükümetine destek amacıyla ülkeye müdahale etti.</p><p></p><p>Temmuz ayında başlayan çatışma, Nisan 2022'de başlayan ateşkesin sağladığı görece sakinliğin ardından yaşanan en geniş çaplı çatışmalardan biri oldu.</p><p></p><p>Eylülde çatışmaların şiddeti artarken Husiler, Hudeyde ve Taiz vilayetlerinde stratejik öneme sahip El-Maha (Moha) kenti dahil bazı önemli bölgelerin kontrolünü ele geçirdi ve Babulmendeb Boğazı'na bakan Meyyun Adası'na kadar ilerledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İran'a saldırı için ABD ordusuna "hazır ol" emri verildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/irana-saldiri-icin-abd-ordusuna-hazir-ol-emri-verildi-5582/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/irana-saldiri-icin-abd-ordusuna-hazir-ol-emri-verildi-5582/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T09:31:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T09:31:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E5F7F7-8794E1-B21750-7400FE-C9AFE1-EB6CC9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Axios'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığına (CENTCOM) İran'a yönelik saldırıların sürdürülmesi için hazırlıklarını tamamlama talimatı verdi.</p><p></p><p>Talimatta CENTCOM'a muhtemel saldırılar için herhangi bir zaman verilmezken Trump'ın zamanlama konusunda değerlendirmesinin sürdüğü iddia edildi.</p><p></p><p>Öte yandan ABD'li ve İsrailli kaynaklar, saldırıların ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler ve İsrail'de 27 Ekim'de düzenlenecek seçimler öncesi olabileceğini belirtti.</p><p></p><p>Kaynaklar, İran'a yönelik saldırıların sürmesi durumunda İran'ın enerji altyapısına ve nükleer hedeflere yönelik büyük saldırılar gerçekleştirilebileceğine işaret etti.</p><p></p><p>- Pentagon ve Beyaz Saray'ın yanıtı</p><p></p><p>Pentagon yetkilisi, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı açıklamada, "Bakanlığımızın görevi, askeri seçenekler geliştirmek ve bunları Başkan'a (Trump) sunmaktır." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Bir Beyaz Saray yetkilisi ise Axios'a yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunda ABD, güçlü bir pozisyonda ve İran'ın ekonomisi çöküyor. İran, büyük bir darbe yedi ve işler ya kolay ya da zor yoldan ilerleyecek. Trump, tüm kozları elinde tutuyor ve ABD için en iyisini yapacak." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İspanya'da protestoların sembolü Abascal hayatını kaybetti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ispanyada-protestolarin-sembolu-abascal-hayatini-kaybetti-8926/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ispanyada-protestolarin-sembolu-abascal-hayatini-kaybetti-8926/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:58:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:58:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7D165B-A7C8A2-2F7F27-384577-2DE2F4-361D67.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İspanya'nın başkenti Madrid'deki evinden zorla tahliye edilmesinin ardından konut krizi protestolarının sembolüne dönüşen 87 yaşındaki Maricarmen Abascal hastanede hayatını kaybetti.</p><p></p><p>Abascal'a tahliyeye karşı mücadelesinde destek olan kiracılar sendikası, "Maricarmen'in bugün vefat ettiğini üzüntüyle duyuruyoruz" açıklamasında bulundu.</p><p></p><p>Yaklaşık 70 yıldır yaşadığı evi, bir yatırım şirketi tarafından satın alındıktan sonra yüzde 275 yükselen kirasını ödeyemeyen Abascal, yıllar süren bir anlaşmazlığın ardından 23 Eylül'de evinden zorla tahliye edilmişti. Abascal'ın tahliyesi, büyük öfkeye neden olmuş ve "Bir Maricarmen daha olmasın" sloganıyla kitlesel eylemlere dönüşmüştü.</p><p></p><p>Protestocular Madrid'in Puerta del Sol meydanında çadır kampı kurmuş, eylemler hükümeti kiracıların haklarını güçlendirmeye yönelik adımlar atmaya itmişti.</p><p></p><p><b>"Başkaları da haklarını savunabilsin diye savaştım"</b></p><p></p><p>Abascal, hayatının neredeyse tamamını annesi, babası ve erkek kardeşiyle birlikte yaşadığı bu evde geçirdi. İspanyol El Pais gazetesinin haberine göre,1998'de emekli olmadan önce bir ilaç şirketinin yönetim kurulunda sekreter olarak çalışan Abascal, anne ve babasının da bu evde hayatını kaybettiğini anlatmıştı.</p><p></p><p>Abascal evinden tahliye edilmesinin ardından yaşadığı stres ve kaygı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Hastanedeki yatağından eylemcilere seslendiğinde oldukça zayıf düşmüş olan Abascal, "Evimi savunmayı başaramadım ancak başkaları da hakları olanı savunabilsinler diye savaştım" demişti.</p><p></p><p><b>Evine dönebilecekti</b></p><p></p><p>Yükselen öfke ve eylemlerin ardından söz konusu daireyi çok daha yüksek bir bedele kira vermek amacıyla yaşlı kadını tahliye ettiren emlak şirketiyle anlaşmaya varılmış ve Abascal'ın evine dönebileceği belirtilmişti. Avukatı sekiz yıllık yeni bir kira kontratının imzalanmaya hazır olduğunu duyurduğunda ise Abascal, evine dönebilecek durumda değildi.</p><p></p><p>Madrid Kiracılar Sendikası, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Abascal'ın dönmesini sağlayacak tarihî bir anlaşmaya varılmış olsa da bu çözüm için çok geç kalındığını" kaydetti. Sendika, "Yaşadığı yıpratıcı sürecin ardından ortaya çıkan bu durum tamamen önlenebilirdi" değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p><b>Erken seçim kararı</b></p><p></p><p>Kiracıların haklarının artırılması için hükümet tarafından sunulan önlemler ise geçen Cuma günü, parlamentoda sağ partilerin oluşturduğu çoğunluk tarafından reddedildi. Bunun üzerine sosyal demokrat Başbakan Pedro Sanchez 29 Kasım'da erken seçime gidileceğini açıkladı. Sendikalar da 11 Kasım'da ülkenin büyük bölümünde hayatı felç etmesi beklenen bir genel grev çağrısı yaptı.</p><p></p><p>Abascal'ın ölümü, yeni bir öfke dalgasına neden oldu. Yüzlerce gösterici, "Katiller" ve " Bunlar ölüm değil, cinayet" sloganları atarak parlamentoya yürüdü.</p><p></p><p>Puerta del Sol meydanında toplanan göstericiler Abascal için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Zorla tahliye edildiği evinin önünde mumlar yakıldı, çiçekler bırakıldı ve bir anma töreni düzenlendi.</p><p></p><p><b>Sanchez'den başsağlığı mesajı</b></p><p></p><p>İspanya Başbakanı Sanchez, Maricarmen Abascal'ın ailesine başsağlığı diledi.</p><p></p><p>X hesabından yaptığı paylaşımda Sanchez, "Maricarmen'in ailesine ve sevdiklerine en derin taziyelerimi iletiyorum" ifadelerini kullanarak Abascal'ın ölümünden üzüntü duyan herkesle dayanışma içinde olduğunu belirtti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Alberta, Kanada'dan ayrılmak için sandık başına gidiyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/alberta-kanadadan-ayrilmak-icin-sandik-basina-gidiyor-7791/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/alberta-kanadadan-ayrilmak-icin-sandik-basina-gidiyor-7791/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:56:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:56:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9CD3F0-CC3152-069CD3-43AEF7-2074F1-A1E1C1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kanada'nın enerji deposu olarak bilinen Alberta eyaleti, 19 Ekim tarihinde tarihi bir yol ayrımına giriyor. Eyalet sakinleri, federasyon içinde kalıp kalmamayı ve gelecekte bağlayıcı bir bağımsızlık referandumu yapılıp yapılmayacağını belirlemek üzere sandık başına gidecek.</p><p></p><p>Bu kritik oylama öncesinde, olası bir ayrılığın eyalet ekonomisine etkileri ülke çapında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Başkent Ottawa ile köprüleri atma fikri, eyalet halkı için hem büyük bir zenginlik vaadi hem de telafisi zor bir ekonomik çöküş riski barındırıyor.</p><p></p><p><b>Petrol zenginliği ve yeni bir devlet hayali</b></p><p></p><p>Eyaletin Kanada'dan kopmasını savunan bağımsızlık destekçileri, bölgenin sahip olduğu devasa petrol ve doğal gaz rezervleri sayesinde tek başına güçlü bir devlet olabileceğini iddia ediyor. Bu kesime göre, Ottawa'ya aktarılan milyarlarca dolarlık vergi gelirinin eyalet içinde kalmasıyla eşi görülmemiş bir refah artışı yaşanacak.</p><p></p><p>Ayrılıkçı gruplar, Alberta'nın mevcut insan kaynağı, köklü kurumsal yapısı ve gelişmiş altyapısı ile diğer eyaletlerden halihazırda pozitif ayrıştığını savunuyor. Yapılan hesaplamalara göre, federal vergilerin devreden çıkması ve yeni devlet giderlerinin düşülmesi durumunda her yıl milyarlarca dolarlık bütçe fazlası elde edilecek; bu tablo doğrudan bölge halkının ödediği bireysel vergilerde düşüş olarak yansıyacak.</p><p></p><p><b>Alberta i̇çin "yeni bir Brexit" riski mi doğuyor?</b></p><p></p><p>Madalyonun diğer yüzünde ise oldukça karamsar bir tablo yer alıyor. Eyalet yönetimi ve önde gelen ekonomistler, ayrılığın getireceği ağır maliyetler konusunda halkı ciddi şekilde uyarıyor. Hükûmet tarafından hazırlatılan raporlara göre, olası bir bağımsızlık sonrası yaşanacak geçiş süreci yüz milyarlarca dolara mal olabilir. Ayrıca, yeni kurulacak devletin Kanada'nın ulusal borç yükünden devralacağı payın, bölge ekonomisini derinden sarsacağı öngörülüyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden çıkış sürecini (Brexit) örnek göstererek, ayrılığın yaratacağı uzun süreli siyasi ve ekonomik belirsizliğe dikkat çekiyor. Bu belirsizliğin dev yatırımları durduracağı, ticarete ağır darbe vuracağı, hanehalkı gelirlerini eriteceği ve on binlerce kişilik istihdam kaybına yol açabileceği belirtiliyor. Konuyla ilgili sessizliğini bozan Başbakan Mark Carney de bir açıklama yaparak, bu sürecin eyalet ekonomisine telafisi zor ve "ciddi bir darbe" vuracağı yönünde kritik bir uyarıda bulundu.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kosova'da erken seçimi önlemek için cumhurbaşkanı seçildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kosovada-erken-secimi-onlemek-icin-cumhurbaskani-secildi-795/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kosovada-erken-secimi-onlemek-icin-cumhurbaskani-secildi-795/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:50:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:50:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BA2A8A-F038B8-0C2DFE-2539B4-3D3F30-0EE9E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kosova Meclisi, ekonomist ve akademisyen Justina Shiroka Pula'yı ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçti. Salı gecesi geç saatlerde yapılan oylama, anayasal sürenin dolmasına ve erken seçime gidilmesine kısa süre kala gerçekleşti.</p><p></p><p>120 sandalyeli Meclis'te 81 milletvekilinin oyunu alan Shiroka Pula'nın seçilmesi, ülkede 19 aydan uzun süredir devam eden siyasi ve yasama krizinin aşılması açısından önemli bir adım oldu. Kosova bu süreçte iki kez erken parlamento seçimine gitmişti.</p><p></p><p>Shiroka Pula, kısa süre önce Kosova Bilimler ve Sanatlar Akademisi başkanlığı görevini yürütüyordu. Kosova'nın savaş sonrası Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana ülkenin üçüncü kadın cumhurbaşkanı oldu.</p><p></p><p>Shiroka Pula, iktidardaki Kendin Karar Al hareketi ile en büyük muhalefet partisi Kosova Demokratik Partisi'nin desteklediği son dakika uzlaşı adayıydı.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen öncesinde milletvekilleri, Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) 1998-99 yıllarındaki savaş sırasında işlediği iddia edilen savaş suçlarını soruşturmak ve kovuşturmak üzere Lahey'de kurulan özel mahkemenin yetkilerini sınırlandıran yasayı da kabul etti.</p><p></p><p>Kosova'nın başkenti Priştine'de Meclis çevresinde binlerce kişi, özel mahkemenin yetkilerini sınırlandıracak yasanın kabul edilmesi talebiyle protesto düzenledi.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanlığı makamı Kosova'da büyük ölçüde sembolik olsa da cumhurbaşkanı dış politikada önemli bir rol oynuyor ve silahlı kuvvetlerin başkomutanlığını yürütüyor. Yasanın yürürlüğe girmesi için Shiroka Pula'nın da onay vermesi gerekiyor.</p><p></p><p>Shiroka Pula, salı gecesi yemin ettikten sonra yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığı görevini "büyük bir onur ve tam bir sorumlulukla" kabul ettiğini söyledi.</p><p></p><p>"Bu görev yalnızca bir kişiye ait değil; vatandaşlarımıza, kurumlarımıza ve birçok kuşağın uğruna fedakarlık yaptığı devlete ait" dedi.</p><p></p><p><b>Siyasi kriz 19 aydan uzun sürdü</b></p><p></p><p>Shiroka Pula'nın seçilmesi, Lahey merkezli Kosova Özel Daireleri'nin ülkenin eski cumhurbaşkanı Hashim Thaçi'nin de aralarında bulunduğu dört eski UÇK komutanını savaş suçlarından mahkum etmesinin ardından başlayan iki haftadan uzun süreli protestoların ardından geldi.</p><p></p><p>Dört isim 13 ila 25 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.</p><p></p><p>Kosova yönetimi kararları adaletsiz olarak nitelendirirken, Thaçi'nin siyasete girmeden önce liderliğini yaptığı UÇK'nın Sırp baskısına karşı savaştığını savundu. Ülkede hem siyasetçiler hem de halkın bir bölümü, kararların Kosova'nın bağımsızlık mücadelesine zarar vereceği endişesini dile getirdi.</p><p></p><p>Kosova'daki 1998-99 savaşı sırasında çoğunluğu Arnavut olmak üzere 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Çatışmalar sırasında yaklaşık 1 milyon Kosovalı Arnavut da evlerini terk etmek zorunda kaldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump'ın çıplak heykeli Avrupa Parlamentosu'nda</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/trumpin-ciplak-heykeli-avrupa-parlamentosunda-7801/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/trumpin-ciplak-heykeli-avrupa-parlamentosunda-7801/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:09:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:09:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_96EEB9-8B4E69-7C8B0D-A19EEE-09CA76-7551A1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın altın kaplamalı çıplak heykeli Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu'nda sergileniyor.</p><p></p><p>"Turuncu Veba" veya "Adaletsizliğin Kralı" isimleriyle anılan heykel Danimarkalı sanatçı Jens Galschiøt'un eseri.</p><p></p><p>Eser, ABD Başkanı'nı çıplak bir biçimde çok daha kısa boylu bir adamın omuzlarında otururken gösteriyor. Trump, elinde uzun bir golf sopası tutuyor. Heykelin alt kısmında ise "Adaletsizliğin Kralı"nın ağzından şu sözlere yer veriliyor: "Bir adamın sırtında oturuyorum. Adam yükün altında eziliyor. Ona yardım etmek için her şeyi yaparım. Sırtından inmek hariç&hellip;"</p><p></p><p>Sanatçı Galschiøt, Trump'ı iklim değişikliğiyle mücadelede çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğünü ifade ediyor.</p><p></p><p>Galschiøt, kaidesi dahil yaklaşık 2.5 metre uzunluğunda olan heykelin 23 ayar altınla kaplı olduğunu kaydetti.</p><p></p><p><b>Danimarkalı milletvekilinden "alınganlık" açıklaması</b></p><p></p><p>Sanatçı, Avrupa Parlamentosu'nun Danimarkalı solcu milletvekili Per Clausen'in daveti üzerine eserini sergiliyor.</p><p></p><p>Clausen, "Eğer birisi bu heykelin Avrupa Parlamentosu'nda sergilenmesine tahammül edemeyecek kadar alıngansa dünya sahnesinde yeri yoktur" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p></p><p></p><p><b><i>Danimarkalı sanatçı Jens Galschiøt ve "Turuncu Veba" adlı eseri</i></b></p><p></p><p><b>Türkiye'de de sergilemeyi planlıyor</b></p><p></p><p>Salı günü düzenlenen açılışta üzerindeki turuncu örtü kaldırılan heykel, Avrupa Parlamentosu'nun iki binasını birbirine bağlayan en yoğun geçiş noktalarından birinde bulunuyor.</p><p></p><p>Galschiøt bu eseri daha önce Münih Güvenlik Konferansı ve Kasım 2025'te Brezilya'da düzenlenen Birleşmiş Milletler COP30 İklim Konferansı da dahil olmak üzere başka etkinliklerde de sergiledi. Sanatçının, heykeli&nbsp; 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Konferansı'nda da sergilemeyi planladığı belirtiliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'de yapay zeka reçete yazmaya başladı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdde-yapay-zeka-recete-yazmaya-basladi-2964/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abdde-yapay-zeka-recete-yazmaya-basladi-2964/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T06:12:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T06:12:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D9912A-22BBDE-8CED1F-4F9D3E-118828-BEDD6D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin Utah eyaletinde, yapay zekanın doktor muayenesine gerek kalmadan hastalara ilk kez ilaç reçetesi yazmasına olanak tanıyan bir pilot program başlatıldı. Akne tedavisine odaklanan uygulama, yapay zekanın sağlık hizmetlerindeki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</p><p></p><p>Sağlık teknolojileri şirketi Nolla Health tarafından geliştirilen program, Utah Yapay Zeka Politikaları Ofisi ile aylar süren çalışmaların ardından 5 Ekim'de kullanıma sunuldu.</p><p></p><p>ABD'de türünün ilk örneği olduğu belirtilen uygulama kapsamında, 18 yaş ve üzerindeki Utah sakinleri, Nolla Derm adlı uygulama üzerinden akne tedavisi önerileri ve uygun görülmeleri halinde ilaç reçetesi alabilecek.</p><p></p><p>Programı önceki uygulamalardan ayıran en önemli özellik, yapay zekanın yalnızca mevcut reçeteleri yenilemekle kalmayıp hastalara ilk kez ilaç reçete edebilmesi.</p><p></p><p><b>Yapay zeka nasıl reçete yazıyor?</b></p><p></p><p>Sistemden yararlanmak isteyen hastaların öncelikle Nolla Derm uygulamasını indirmesi ve kimliklerini doğrulaması gerekiyor.</p><p></p><p>Ardından hastalar bilgilendirilmiş onam veriyor, kısa bir sağlık anketini dolduruyor ve yüzlerinin beş farklı açıdan görüntüsünü uygulamaya yüklüyor.</p><p></p><p>Yapay zeka, bu bilgileri analiz ederek yaklaşık 10 ila 15 dakika içerisinde kişiselleştirilmiş bir tedavi planı hazırlıyor.</p><p></p><p>Uygun görülen hastalara ilaç reçetesi düzenleniyor. Hastalar ilaçlarını eczaneden temin edebiliyor veya evlerine teslim edilmesini isteyebiliyor.</p><p></p><p>Ancak şirket, sistemin ChatGPT gibi bağımsız şekilde tedavi önerileri oluşturabilen bir sohbet robotu olmadığını vurguluyor.</p><p></p><p>Yapay zeka yalnızca doktorlar tarafından önceden onaylanmış sınırlı sayıdaki akne tedavisi arasından seçim yapabiliyor. Daha ağır veya karmaşık vakalar ise doğrudan hekimlere yönlendiriliyor.</p><p></p><p><b>İlk 100 hastanın reçetelerini iki doktor kontrol edecek</b></p><p></p><p>Program, yapay zekanın verdiği tıbbi kararların güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları içeriyor.</p><p></p><p>İlk 100 hasta için yapay zeka tarafından oluşturulan her reçetenin, hastaya ulaşmadan önce iki lisanslı hekim tarafından bağımsız şekilde onaylanması gerekiyor.</p><p></p><p>Bu denetimlerin zamanla azaltılması planlanıyor. Ancak bunun için yapay zekanın önerileriyle doktorların değerlendirmeleri arasında en az yüzde 95 oranında uyum bulunması ve ciddi bir olumsuz olay yaşanmaması şartı aranıyor.</p><p></p><p><b>Neden akne tedavisi seçildi?</b></p><p></p><p>Nolla Health, akne tedavisinin yaygın, görece düşük riskli ve standartlaştırılmış tedavi yöntemlerine sahip olması nedeniyle yapay zekanın reçete yazma yeteneğini test etmek için uygun bir başlangıç noktası olduğunu savunuyor.</p><p></p><p>Şirketin verilerine göre Utah'ta 100 binden fazla kişi akne sorunu yaşıyor ancak bu kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 10'u hayatlarının herhangi bir döneminde dermatoloğa başvuruyor.</p><p></p><p>Dermatoloji uzmanından randevu almak isteyen hastaların ortalama bekleme süresi ise 61 güne kadar çıkabiliyor.</p><p></p><p>Şirket, dermatoloji uygulamasının bugüne kadar ABD'nin 44 eyaletinde 175 binden fazla kullanıcı tarafından indirildiğini bildiriyor.</p><p></p><p><b>Doktorlar daha önce benzer bir uygulamaya karşı çıkmıştı</b></p><p></p><p>Utah'taki yeni program, yapay zekanın ilaç reçete etmesine yönelik tartışmaların sürdüğü bir dönemde hayata geçirildi.</p><p></p><p>Eyalet, ocak ayında yapay zeka sistemlerinin bazı kronik hastalıklara yönelik mevcut reçeteleri yenilemesine izin veren ilk ABD eyaleti olmuştu.</p><p></p><p>Ancak Doctronic adlı şirketin yürüttüğü bu program, tıp camiasında ciddi itirazlarla karşılaşmıştı.</p><p></p><p>Utah Tıbbi Ruhsatlandırma Kurulu, nisan ayında eyalet yetkililerine gönderdiği resmi mektupta programın derhal askıya alınmasını istemişti.</p><p></p><p>Kurul üyeleri, programın varlığından ancak uygulama hayata geçirildikten sonra haberdar olduklarını belirterek reçete kararlarının yalnızca otomatik değerlendirmelere bırakılamayacağını savunmuştu.</p><p></p><p>Doktorlara göre ilaç reçete etmek, hastanın belirtilerini değerlendirmekten çok daha karmaşık bir süreç. İlaçların yan etkileri, diğer ilaçlarla etkileşimleri, tedavinin etkili olup olmadığı ve hastanın mevcut sağlık durumu gibi pek çok faktörün dikkate alınması gerekiyor.</p><p></p><p>Bu nedenle hekimler, reçete kararlarının lisanslı sağlık çalışanlarının klinik değerlendirmesini gerektirdiğini vurguluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson'ın</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-anne-carsonin-743/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-anne-carsonin-743/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T06:03:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T06:03:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CFEA9E-5D2F1C-F173A3-26E83E-FB69D1-0BA36F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsveç Akademisi'nde düzenlenen basın toplantısında, 2026 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi açıklandı.</p><p></p><p>Açıklamaya göre, "klasik gelenekle eğlenceli bir diyalog içinde, çağdaş edebiyat için yeni biçimler yaratan cesur ve yenilikçi eserleri" nedeniyle Kanadalı yazar Anne Carson ödülün sahibi oldu.</p><p></p><p>2025 Nobel Edebiyat Ödülü, "etkili ve vizyoner" eserlerinden dolayı 72 yaşındaki Macar yazar ve senarist Laszlo Krasznahorkai'ya verilmişti.</p><p></p><p>Anne Carson kimdir?</p><p></p><p>1950'de Kanada'nın Toronto kentinde doğan Carson şair, yazar, çevirmen ve akademisyen olarak tanınıyor.</p><p></p><p>Toronto Üniversitesinde eğitim alan ve yüksek lisansını ve doktorasını da aynı üniversitede tamamlayan Carson, 1979'dan bu yana Kanada ve ABD'deki McGill, Michigan, New York ve Princeton üniversiteleri dahil çeşitli yükseköğretim kurumlarında klasik edebiyat, karşılaştırmalı edebiyat ve yaratıcı yazarlık alanlarında dersler verdi.</p><p></p><p>Carson'ın en bilinen kitapları arasında "Eros the Bittersweet", "Autobiography of Red", "Men in the Off Hours" ve "The Beauty of the Husband" yer alıyor.</p><p></p><p>Bugüne kadar pek çok eseri ve çevirisi yayımlanan Carson, çok sayıda edebiyat ödülüne layık görüldü.</p><p></p><p>Carson, Kanada edebiyatına katkılarından dolayı 2005'te Kanada Nişanı ile onurlandırıldı.</p><p></p><p>Nobel Ödülleri hakkında</p><p></p><p>İsveçli Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine ölümünden sonra, 29 Haziran 1900'de kurulan Nobel Vakfının insanlığa hizmette bulunanlara verdiği ödüller, dünyada en saygın ödüller olarak kabul ediliyor.</p><p></p><p>Nobel Ödülleri, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından fizik, kimya, edebiyat, barış ve tıp olmak üzere 5 dalda en başarılı kabul edilen kişiler veya kuruluşlara veriliyor.</p><p></p><p>Bunlara ek olarak Nobel Ekonomi Ödülü, 1968'de İsveç Merkez Bankasının Alfred Nobel'in anısına ekonomi dalında da ödül verilmesini kararlaştırmasıyla ilk kez 1969'da verildi.</p><p></p><p>Nobel Ödülleri, her yıl Alfred Nobel'in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık'ta düzenlenen törenle sahiplerine teslim ediliyor.</p><p></p><p>Öte yandan ödüllerin 1901'deki başlangıcından bu yana verilmediği birkaç yıl oldu. Toplamda 49 defa yapılan ödüllerin verilmediği durumların çoğu Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında gerçekleşti. Ödül törenleri, Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021'de de yapılamamıştı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB'den Ukrayna'ya dron ve füze alımı için 1,24 milyar avro</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/abden-ukraynaya-dron-ve-fuze-alimi-icin-124-milyar-avro-3655/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/abden-ukraynaya-dron-ve-fuze-alimi-icin-124-milyar-avro-3655/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T13:46:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T13:46:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F26329-FF0367-02649F-DC7614-D776D3-6D86CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>AB Komisyonu, Ukrayna'ya yönelik 90 milyar avroluk destek kredisinin savunma bileşeni kapsamında ülkeye yeni ödeme gerçekleştirildiğini açıkladı.</p><p></p><p>Açıklamada, 1,24 milyar avroluk finansmanın Ukraynalı kuruluşlar tarafından üretilen dronlar, dron önleme sistemleri, dron mühimmatı ve füzeleri kapsadığı belirtildi.</p><p></p><p>Ukrayna'ya 2026-2027 döneminde sağlanacak 90 milyar avroluk destek kredisinin yaklaşık 60 milyar avrosunun savunmaya, 30 milyar avrosunun ise bütçe desteğine ayrılması öngörülüyor.</p><p></p><p>Bu yıl Ukrayna'nın savunma sanayisi kapasitesini desteklemek amacıyla toplam 28,3 milyar avro ödeme yapılması planlanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Netenyahu kaybederse ne olur?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/netenyahu-kaybederse-ne-olur-4312/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/netenyahu-kaybederse-ne-olur-4312/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T09:45:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T09:45:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_106C5A-2D5EC4-CE92FA-8C88A6-F7CAA4-A252E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Doğrusu Netenyahu’yu destekleyen Yahudilerin sayısı az değil. Üstelik sadece Tel Aviv’de değil ABD’de, Güney Amerika’da. AB ülkelerinin bir kısmında, Hindistan’da&hellip;&nbsp;</p><p></p><p>Biz istediğimiz kadar ‘soykırımcı’ diyelim, BM’de boş salona konuşturacak kadar aşağılayalım, İnsan Hakları Mahkemesi hakkında tutuklama kararı versin sonuç yok...Arapların bir lafı var: “Kellim kellim yalenfa&hellip;” diye .. Laf, laf boş laf manasında onu akla getiriyor&hellip;</p><p></p><p>Netenyahu kaybeder mi diye tabloya baktığımızda dilime ‘zor’ kelimesi düşüyor. Onun Washington’ı ziyaret ve randevu talebini reddeden Başkan Obama’nın tavrına karşılık ABD Temsilciler Meclisi ve Senato başkanlarının müştereken Netenyahu’yu parlamentoya davet edip iki meclisin birleşik oturumunda 15 dakika ayakta alkışladıklarını hatırlatan laf bu ‘zor...’ Sadece ABD düzleminde değil; dünyanın finans, medya, TV/ sinema, siyaset, yapay veya doğal zeka katlarında Yahudi hakimiyetinin farkındalığın söylettiği laf ‘zor’.. BM kürsüsünde elindeki cep telefonunu sallayarak ‘Elinizde bunu tutuyorsanız İsrail’den bir parça tutuyorsunuz demektir’ küstahlığını sergilemekte beis görmeyen kişi Netanyahu&hellip;</p><p></p><p>Ellerinde tuttukları tüm kartları işte bu adamın ve onun temsil ettiği değerlerin üzerine oynayan güruh (Ellerinde tuttukları tüm değerler derken kastettiğim sadece Yahudilik değil) onun göz göre göre yıkılmasına göz yumar mı, yoksa ‘Batsın bu dünya’ deyip ortalığı yangın yerine mi çevirir...</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Husiler, Aden Havalimanı'nı hedef aldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/husiler-aden-havalimanini-hedef-aldi-9398/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/husiler-aden-havalimanini-hedef-aldi-9398/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T09:44:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T09:44:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B4C86F-7A2DB6-DFA95B-B9A6E3-0AD96C-2FD3A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Aden İl Emniyet Müdürlüğünün Facebook hesabından yapılan açıklamada, Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'nı 2 füzeyle hedef aldığı belirtildi.</p><p></p><p>Husilerin füze saldırısıyla hem yolcuların hem de havalimanı çalışanlarının hayatını tehlikeye attığı aktarılan açıklamada, ilk belirlemelere göre söz konusu saldırıda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı ifade edildi.</p><p></p><p>Aden Uluslararası Havalimanı ve çevresinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı kaydedilen açıklamada, Aden Uluslararası Havalimanı'nın geçici başkent Aden'in yanı sıra çevre vilayetlere de hizmet veren sivil bir havalimanı olduğu hatırlatıldı.</p><p></p><p>- Havalimanındaki 2 yolcu uçağı güvenli bir yere nakledildi ve yolcular tahliye edildi</p><p></p><p>Yemen Ulaştırma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da İran destekli Husilerin, Aden Uluslararası Havalimanı'ndaki terminal binası ile pisti 2 balistik füze ve birkaç kamikaze İHA'yla hedef aldığı kaydedildi.</p><p></p><p>Husilerin fırlattığı balistik füzelerden birinin Kahire-Aden seferini yapan uçağın iniş yapmadan birkaç dakika önce pist yakınlarına düştüğü vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><p></p><p>"Bu saldırı, sivil uçuşu korkunç bir insani felakete dönüştürebilir ve onlarca masum insanın hayatını bir anda kaybetmesine neden olabilirdi. Saldırılar üzerine Kahire'den gelen uçağın Aden Uluslararası Havalimanı'na inişi iptal edildi ve Cidde'ye yönlendirildi."</p><p></p><p>Tehlikenin bununla da sınırlı olmadığı ve Aden-Cidde uçuşu için havalimanında bekleyen çok sayıda yolcu olduğu sırada saldırının gerçekleştiğine işaret edilen açıklamada, saldırının olduğu saatte diğer pistte bekleyen 2 yolcu uçağının da güvenli bir yere nakledildiği bilgisi paylaşıldı.</p><p></p><p>Aden semalarında Husilere ait diğer bazı İHA'ların tespit edildiği aktarılan açıklamada, yeni saldırı ihtimallerine karşı Aden Uluslararası Havalimanı'ndaki yolcuların tahliye edildiği belirtildi.</p><p></p><p>Yolcu uçaklarının iniş kalkış saatlerinde füze ve İHA'larla düzenlenen saldırıların sivillerin hayatını hiçe sayan ihlaller olduğu vurgulanan açıklamada, "Terörist Husilerin gerçekleştirdiği saldırı, tehlikeli bir tırmanış ve sivil havacılığın, havaalanlarının ve sivil tesislerin düşmanca eylemlerden korunmasını garanti eden uluslararası yasa ve normların açık bir ihlali olarak değerlendiriyoruz. Bu durum ayrıca, hava seyrüsefer güvenliğine ve havacılık sektöründeki yolcuların ve çalışanların canlarına doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır." ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p>Yemen Ulaştırma Bakanlığı açıklamasında, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) başta olmak üzere uluslararası toplum ve sivil havacılıkla ilgili uluslararası kuruluşların, sivil tesisler ve ticari havacılığın askeri hedeflerden korunmasına yönelik sorumluluklarını üstlenmeleri çağrısı yapıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">New Yok'ta kızamık vakaları arttı, "acil durum" ilen edildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/new-yokta-kizamik-vakalari-artti-acil-durum-ilen-edildi-9092/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/new-yokta-kizamik-vakalari-artti-acil-durum-ilen-edildi-9092/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T07:38:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T07:38:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_059F7A-6A0ECC-760C87-15A00E-3F84E1-8384B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York eyaletinde, özellikle aşılanma oranı düşük kırsal bölgelerde kızamık vakalarında görülen artış üzerine "Eyalet Afet Acil Durumu" ilan edildi.</p><p></p><p>New York Valisi Kathy Hochul tarafından yayımlanan kararname, sağlık yetkililerinin salgını kontrol altına alma çalışmaları kapsamında Kızamık-Kabakulak-Kızamıkçık (MMR) aşılarına ve test süreçlerine erişimi genişletiyor.</p><p></p><p>Eyalette bu yıl 108 doğrulanmış kızamık vakası kaydedilirken, bu vakaların 92'sinin 15 Temmuz'dan bu yana 18 farklı bölgede tespit edildiği bildirildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Japonya'da ABD askerlerine gece sokağa çıkma yasağı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/japonyada-abd-askerlerine-gece-sokaga-cikma-yasagi-2869/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/japonyada-abd-askerlerine-gece-sokaga-cikma-yasagi-2869/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T07:14:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T07:14:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94A1FA-875EE9-9FFDFA-843A08-56D029-EBF33E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kyodo ajansının haberine göre, ABD'nin Japonya'daki Kuvvetleri Okinawa Bölge Koordinatörü Korgeneral Benjamin Watson, yaptığı açıklamada, Okinawa'daki ABD askerlerinin cuma gününden itibaren bir ay boyunca gece yarısı ile 05.00 arasında sokağa çıkamayacağını belirtti.</p><p></p><p>Watson, ayrıca tüm ABD askeri personelinin bugün öğle saatlerinden itibaren 48 saatlik operasyonel ara uygulayacağını açıkladı.</p><p></p><p>Bu süre boyunca askerlerin üs dışına çıkmasına izin verilmeyeceğini dile getiren Watson, üs içinde ve dışında alkol tüketiminin de tamamen yasaklanacağını söyledi.</p><p></p><p>Okinawa eyaletinde, 3 Ekim'de, 20 yaşındaki ABD Deniz Piyadesi Devin Ballard, bir kadını öldürdüğü ve eşyalarını gasbettiği iddiasıyla gözaltına alınmıştı.</p><p></p><p>Olay, ABD askeri üslerinin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Okinawa'da tepkiye yol açmıştı.</p><p></p><p>Okinawa'da uzun süredir ABD askeri varlığı ve askerlerin karıştığı belirtilen suçlar nedeniyle tartışmalar yaşanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İdamdan sağ kurtulan Pike'ın "bilinci açık ve konuşabiliyor"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/idamdan-sag-kurtulan-pikein-bilinci-acik-ve-konusabiliyor-2095/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/idamdan-sag-kurtulan-pikein-bilinci-acik-ve-konusabiliyor-2095/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T07:10:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T07:10:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F2DC25-40E266-679BAC-548C1B-67DDC6-D90665.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin Tennessee eyaletinde zehirli iğneyle idam girişiminden sağ kurtulan 50 yaşındaki Christa Pike'ın bilincinin yerine geldiği ve konuşabildiği açıklandı. Pike'ın tedavisi sürüyor.</p><p></p><p>Pike'a 30 Eylül'de Tennessee'deki cezaevinde pentobarbital adlı ilaçtan iki doz verildi. İdam girişiminden sağ kurtulan Pike'ın, ölümcül iğneyle uygulanan ilaçlara maruz kaldıktan sonra hayatta kaldığı bilinen tek kişi olduğu düşünülüyor.</p><p></p><p>Avukatları salı günü yaptığı açıklamada, Pike'ın "bilincinin açık olduğunu, konuşabildiğini ve kritik tıbbi tedavi almaya devam ettiğini" bildirdi.</p><p></p><p>Avukatlar, Pike'ın kollarındaki ağır hasara rağmen hâlâ hastane yatağına kelepçeli ve zincirlenmiş durumda olduğunu belirtti. Pike'ın sağlık durumuna ilişkin kesin öngörüde bulunmanın henüz mümkün olmadığını söyleyen avukatlar, en azından uzun bir iyileşme süreci beklediklerini ifade etti.</p><p></p><p>İdam girişiminde ne oldu?</p><p></p><p>Uzmanlar, ölümcül dozun damar yoluyla uygulanması sırasında yaşanan bir sorunun ilacın kan dolaşımına girmek yerine doku içinde birikmesine yol açmış olabileceği üzerinde duruyor.</p><p></p><p>Mahkemeye sunulan bir belgede, hastaneye kaldırıldığında Pike'ın her iki kolunun da şişmiş, yanmış ve su toplamış durumda olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Pike'ın avukatları çarşamba günü Nashville'de mahkemeye çıkarak cezaevi yönetiminin kullanılan ilaçların parti numaraları, iğneler ve idam kayıtları gibi delilleri korumasını zorunlu kılacak bir karar alınmasını talep edecek.</p><p></p><p>Tennessee Başsavcılığı ise böyle bir karara gerek olmadığını, cezaevi sisteminin bu tür delilleri diğer davalarda da muhafaza etmekle yükümlü olduğunu ve korunmalarının sağlanacağını belirtti.</p><p></p><p>Tennessee'de idamlar askıya alındı</p><p></p><p>Tennessee Valisi Bill Lee, olayı "son derece rahatsız edici" olarak nitelendirerek kapsamlı ve bağımsız bir inceleme başlatılmasını istedi.</p><p></p><p>Eyaletteki idamlar soruşturma tamamlanana kadar askıya alınırken, cezaevi sisteminin başındaki yetkili de görevinden istifa etti.</p><p></p><p>Pike'ın avukatları ayrıca Vali Lee'den müvekkillerinin idam cezasının şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapse çevrilmesini istedi.</p><p></p><p>Pike, 1995 yılında 19 yaşındaki Colleen Slemmer'ı öldürmekten ölüm cezasına çarptırılmıştı. Cinayet işlendiğinde 18 yaşında olan Pike'ın, Tennessee'de 200 yıldan uzun bir süre sonra idam edilen ilk kadın olması bekleniyordu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Malezya, 1.500'e yakın Myanmarlı'yı savaş ülkesine geri gönderdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/malezya-1500e-yakin-myanmarliyi-savas-ulkesine-geri-gonderdi-3007/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/malezya-1500e-yakin-myanmarliyi-savas-ulkesine-geri-gonderdi-3007/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T05:26:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T05:26:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FF4D6D-4BF2EB-1F3E24-43576B-36565C-A2B809.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakhsanam KURBANOVA</p><p>Yangon’un güneyindeki bölge yönetiminden bakan Nay Lin Tun, grubun problemsiz vardığını açıkladı. Grup, bir hafta önce Salı günü Malezya’dan iki donanma savaş gemisi ve bir hastane gemisiyle yola çıkarılmıştı. Kantan News’in aktardığına göre gemiler Malezya’nın Perak eyaletindeki Lumut Deniz Üssü’nden ayrıldı; ancak bu ayrıntı tek bir yayına dayandığı için doğrulanmaya muhtaçtır.</p><p>Rakamlarda kaynaklar arasında küçük farklar var: AP “1.500’e yakın” derken AFP’nin aktardığı bakan açıklaması 1.479 kişiye işaret ediyor. Bu fark, sayımın resmî açıklamalardaki yuvarlamasından kaynaklanıyor olabilir; bağımsız bir doğrulama yok.</p><p>Bu grup, Malezya’nın aşamalı biçimde geri göndermeyi planladığı 5.000 Myanmar vatandaşının ilk bölümü. Malezya İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülkedeki göçmenlik gözaltı merkezlerinde hâlâ 10.388 Myanmarlı tutuluyor başka bir deyişle, planlanan iade sayısı gözaltındaki nüfusun yaklaşık yarısına denk geliyor; ilk dalga ise bu planın yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor (hesap, yukarıdaki resmî rakamlara dayanan tarafımıza aittir).&nbsp;</p><p>ZORLA ASKERLİK VE ZULÜM RİSKİ&nbsp;</p><p>UNHCR ve insan hakları kuruluşları, Myanmar’ın bazı bölgelerinde güvenlik ve insani durumun hâlâ değişken olduğunu, geri dönenlerin zulüm ve aktif bir savaş bölgesinde zorla askerlik riskiyle karşılaşabileceğini belirtiyor. AFP, programı “opak” (şeffaf olmayan) olarak nitelendiren eleştirilere yer verdi. BM’nin Myanmar’daki insan hakları durumuna ilişkin özel raportörü Currie de yaptığı açıklamayla uyarıda bulundu.</p><p>Malezya yönetimi ise tüm dönenlerin gönüllü geri dönüşü kabul ettiğini savunuyor. İnsan hakları gözlemcileri ise mültecilerin pratikte çok az seçeneği olduğuna dikkat çekiyor.</p><p>MALEZYA’NIN HUKUKİ ÇIKMAZI&nbsp;</p><p>Malezya, BM Mülteci Sözleşmesi’ne taraf değil ve mültecileri belgesiz göçmen olarak değerlendiriyor. Buna rağmen UNHCR’ye kayıtlı yaklaşık 215.600 mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yapıyor; bunların yaklaşık 126.000’i, çoğunluğu Müslüman olan Rohingya. Bu kayıtlı nüfusun Güneydoğu Asya’nın en büyük mülteci topluluklarından birini oluşturduğu belirtiliyor.&nbsp;</p><p>Malezya’nın Myanmar’a geri gönderme uygulaması 2022’de de uluslararası eleştiri almıştı. O yılın Ekim ayında BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, mülteci ve göçmenlerin Myanmar’a zorla geri gönderilmesine moratoryum çağrısı yapmış; Malezya’nın 6 Ekim 2022’de, aralarında BM’ye sığınma başvurusu yapmış iki kişinin de bulunduğu bir grubu yeterli değerlendirme yapmadan sınır dışı ettiğini hatırlatmıştı. Aynı açıklamaya göre Şubat 2021 darbesinden bu yana en az 70.000 kişi Myanmar’dan kaçmış, bir milyondan fazla kişi ülke içinde yerinden edilmişti (2022 verisi). BM İnsan Hakları Ofisi ayrıca yurtdışından dönenlere yönelik misilleme ve cezalandırma vakalarını belgelediğini kaydetmişti.&nbsp;</p><p>Planın devamında binlerce kişinin daha dönmesi bekleniyor. Merak edilen başlıca sorular şunlar: Kalan grupların ne zaman ve hangi yöntemle taşınacağı, dönenlerin Myanmar’da nasıl bir muameleyle karşılaşacağı ve BM kuruluşlarının dönüş sürecini bağımsız biçimde izleyip izleyemeyeceği. Bu sorulara ilişkin kaynaklarda henüz net bir açıklama yok.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Portekiz'de istilacı bitki yayılıyor, alerji mevsimi uzuyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/portekizde-istilaci-bitki-yayiliyor-alerji-mevsimi-uzuyor-2032/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/portekizde-istilaci-bitki-yayiliyor-alerji-mevsimi-uzuyor-2032/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T05:15:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T05:15:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2913E8-C28059-3F6AA6-B6DE76-E79E88-FEE39C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Onlarca yıl boyunca pampa otu öncelikle süs bitkisi olarak görüldü. Ürettiği büyük püsküller, onu bahçelerde ve son yıllarda ev içi dekoratif düzenlemelerde sık rastlanan bir tür haline getirdi. Ancak birçok kişi için hâlâ göz alıcı bir bitki olan bu tür, Portekiz’de hızla yayılabilen istilacı bir egzotik tür ve sağlık açısından da potansiyel sonuçlar doğurabilecek bir bitkidir.</p><p></p><p>Bilimsel adı Cortaderia selloana olan bu istilacı bitki, 2025 yılında yapılan bir çalışmaya göre (kaynak Portekizce) halihazırda Portekiz anakarasındaki en az 208 belediyede tespit edildi. Ancak gerçek sayı daha yüksek olabilir; çünkü mevcut haritalar sahada halk tarafından yapılan kayıtlara dayanıyor.</p><p></p><p>Türün yayılması özellikle kıyı şeridinde göze çarpıyor. İstilacı bitkiler konusunda uzman olan ve Coimbra Politeknik Üniversitesi Ziraat Yüksek Okulu’nda ders veren biyolog Hélia Marchante, son on yıllarda son derece hızlı bir gelişim yaşandığını anlatıyor. Eskiden tek tük bireylerin görüldüğü alanlar, giderek türün yoğun şekilde kapladığı bölgeler hâline geliyor.</p><p></p><p>“Yayılma açısından son derece hızlı bir tür”, diye açıklıyor Euronews’e konuşurken. Yangınlar gibi belirli uyarıcılardan faydalanabilen diğer istilacı türlerin aksine, pampa otunun, yani cortaderia’nın son derece etkili bir avantajı var: “Tek ihtiyacı olan şey rüzgâr.”</p><p></p><p><b>Bahçelerden kaçmayı “öğrenen” bir bitki</b></p><p></p><p>İstilanın geçmişi, sorunun bugün geldiği boyutu anlamaya yardımcı oluyor. Güney Amerika kökenli olan cortaderia, dünyanın farklı bölgelerine süs bitkisi olarak getirildi. Onlarca yıl boyunca bahçelerde yalnızca dişi bitkilerin bulunması, türün çoğalma kapasitesini büyük ölçüde sınırlamış gibi görünüyor.</p><p></p><p>Hélia Marchante’a göre durum, geçen yüzyılın sonlarında, “neredeyse kesinlikle tesadüfen” polen veren hermafrodit bitkiler getirildiğinde değişti. Dişi bitkilerin döllenmesi, bundan sonra çok büyük miktarlarda tohum üretilmesini mümkün kıldı.</p><p></p><p>“O noktadan sonra tek ihtiyacı rüzgâr; çünkü gerisini rüzgâr hallediyor” diye özetliyor araştırmacı.</p><p></p><p>Bu süreç her yıl tekrarlanıyor. Çiçeklenme döneminde, polen üreten bitkiler poleni atmosfere bırakıyor. Dişi bitkilerde, döllenmeden sonra her bir çiçek bir tohuma dönüşebiliyor. Püsküller adeta bir taşıma sistemi gibi işliyor: binlerce küçük tohum rüzgârla taşınıp yeni alanları kolonileştirebiliyor.</p><p></p><p>Yayılma ise yalnızca doğal olaylara bağlı değil. Püskülleri dekorasyon amacıyla taşıyan insanlar, araçlar, giysiler ya da ekipmanlar da farkında olmadan tohumların başka yerlere taşınmasına katkıda bulunabiliyor.</p><p></p><p>“Bitkinin taşınması bizzat yayılma potansiyeli taşıyor” diye uyarıyor Hélia Marchante ve püsküllerin evlerin içine götürüldüğü örnekleri de hatırlatıyor.</p><p></p><p>Pampa otu artık manzarada yalnızca dekoratif bir unsur değil. Yerleştiği ekosistemleri değiştirebilen istilacı bir tür aynı zamanda. Tür, tekil bireylerden geniş örtüler hâline geldiğinde öylesine yoğunlaşıyor ki diğer bitkileri dışlayarak onların bu alanlarda hayatta kalmasını imkânsız kılabiliyor.</p><p></p><p>Etkisi fauna üzerinde de hissediliyor; keskin yapraklar ve çok sık kümelenmiş topluluklar, hayvanların bu alanlardan geçişini zorlaştırabiliyor.</p><p></p><p>Daha az görünür etkiler de var. Hélia Marchante’ın aktardığı bazı çalışmalar, türün besin döngülerini değiştirebildiğini ve toprağı ile içinde yaşayan mikroorganizmaları da dönüştürebildiğini gösteriyor.</p><p></p><p><b>Sorun çevreyle sınırlı değil</b></p><p></p><p>İstilanın çevresel boyutu sorunun yalnızca bir kısmı. Cortaderia’nın sağlık açısından da sonuçları var.</p><p></p><p>Mário Morais de Almeida, immünoalerjoloji uzmanı doktor ve Dünya Alerji Örgütü başkanı olarak, pampa otunun buğdaygiller ailesine ait olduğunu ve bu nedenle duyarlı kişilerde semptomlara yol açabilecek polen yaydığını anlatıyor.</p><p></p><p>“Gerçekten de, bir buğdaygil türü olduğu için, rüzgârın etkisiyle polenlerini atmosfere saçacak ve çok sayıda alerjik belirtiye neden olabilecek” diyor.</p><p></p><p>Sorun, cortaderia’nın polen döneminin yıl içindeki zamanlaması nedeniyle ayrı bir boyut kazanıyor. Portekizlilerin daha çok alışık olduğu buğdaygil polenleri ilkbahar ve yaz başında yoğunken, cortaderia bu maruziyeti yaz sonuna ve sonbahara kadar uzatabiliyor.</p><p></p><p>Alerjik rinit veya alerjik konjonktiviti olan kişilerde bu maruziyet, hapşırma, kaşıntı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kızarık ve sulanan gözler olarak kendini gösterebiliyor. Astımı olanlarda ise maruziyet solunum semptomlarını ağırlaştırıp daha ciddi krizlere yol açabiliyor.</p><p></p><p>“Gerçekten çok, çok büyük miktarlarda polen yayabilen bu ot, bunu yaz boyunca ve sonbahara kadar sürdürebiliyor” diye açıklıyor Mário Morais de Almeida.</p><p></p><p>Doktor, şu anda Portekiz’de pampa otuna bağlanabilecek belirli bir alerji vaka sayısını gösteren özgül epidemiyolojik kanıt bulunmadığının altını çiziyor. Eldeki bilgiler, genel buğdaygil alerjisi verilerine, klinik deneyime ve türün poleninin alerjen kapasitesine dayanıyor.</p><p></p><p>“Şu anda doğrudan pampa otuyla ilişkili bir kanıtımız yok” diye netleştiriyor; ancak alerji şikâyetlerinin giderek uzadığına dair bir algı bulunduğunu da ekliyor. Uzman, iklim değişikliği, farklı polen türleri ve atmosferdeki diğer etkenler arasındaki ilişkinin tabloyu daha karmaşık hâle getirdiğine dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Rüzgârla yayılma, etkinin bitkinin yakın çevresiyle sınırlı kalmamasına neden oluyor. Hélia Marchante, özellikle güçlü rüzgâr koşullarında tohumların kilometrelerce yol alabileceğini, polenin de yine uzun mesafeler boyunca taşınabildiğini anlatıyor.</p><p></p><p>Bir başka nokta daha var: insanlar, farkında olmadan polenin taşınmasına da yardımcı olabiliyor.</p><p></p><p>“Püskülleri çok güzel buldukları için toplayıp boyuyor ve evlerine götürüyorlar” diye anlatıyor biyolog. Bu davranış, tohumların yayılmasına katkıda bulunmanın ötesinde, alerji yapma potansiyeli olan malzemenin evlerin içine taşınmasına da yol açabiliyor.</p><p></p><p>Bu nedenle Mário Morais de Almeida önemli bir uyarıda bulunuyor: püskülleri eve taşımaktan kaçınmak ve bitkiye mümkün olduğunca dokunmamak. Alerjen potansiyelinin yanı sıra, yaprakların kendisi de keskin olduğu için yaralanmalara yol açabiliyor.</p><p></p><p>Doktor, “bitkinin hoş görünen dış görünüşünün” maruziyetle bağlantılı riskleri unutturmaması gerektiğini vurguluyor.</p><p></p><p><b>Bir yılı daha beklemenin tehlikesi</b></p><p></p><p>Hélia Marchante’a göre en büyük zorluklardan biri zaman faktörü. Bir bitki büyüyüp daha fazla tohum ürettikçe, çevrede yeni bireylerin ortaya çıkma ve istilaya uğrayan alanın genişleme olasılığı da artıyor.</p><p></p><p>“Her biri, bir alanda tek başına kalan her bitki, binlerce tohum üreterek gelecek yıl yeni bitkilere dönüşecek” diye açıklıyor ve şunu vurguluyor: “Şimdi harekete geçmemek, gelecek yıl müdahale etmenin çok daha zor, çok daha pahalı ve çok daha güç olacağı anlamına geliyor.”</p><p></p><p>Strateji mutlaka mevcut tüm büyük örtüleri tek seferde yok etmeye çalışmak anlamına gelmiyor. Biyolog, bugün işgal edilmiş alanların kenarlarında yer alan, yalnız bireyleri ve küçük kümeleri öncelikle tespit edip ortadan kaldırmayı savunuyor. Amaç, bu odakların ülkede yeni alanların istilası için çıkış noktası hâline gelmesini engellemek.</p><p></p><p>Uzman, türün uzun süredir yerleşmiş olduğu bazı bölgelerde tamamen yok edilmesinin çok daha zor, hatta neredeyse imkânsız olacağına inanıyor. Bu nedenle alternatif, kontrol altına almak ve sürekli müdahale yürütmekten geçiyor.</p><p></p><p>“Şu anda bence, tek tek bireylerin oluşturduğu çok sayıda küçük çekirdeğin bulunduğu noktalar sayesinde, önümüzde devasa bir çalışma alanı var” diyor.</p><p></p><p>Müdahale zamanı da en az yöntemin kendisi kadar önemli. Tohumlar saçıldıktan sonra yalnızca püskülleri almak, zaten gerçekleşmiş yayılmayı engellemeden emek harcamak anlamına gelebiliyor.</p><p></p><p>“Bu bitkiyi etkili biçimde yok etmek için mutlaka bir zaman aralığı var; mayıs ayından önce, yani o dönem içinde sökülmesi gerekiyor” diye açıklıyor.</p><p></p><p>Ve çok net bir çağrıda bulunuyor: “Ben aslında şunu söylüyorum: kökünden sökün, tamamen sökün, her zaman sökün; istediğimiz bu.”</p><p></p><p>Ancak tohumların saçıldığı dönemde yapılacak her müdahale, kontrol amaçlı eylemlerin bizzat yayılmaya katkıda bulunmasını önleyecek şekilde planlanmalı.</p><p></p><p><b>Yasaklı tür hâlâ ortadan kalkmış değil</b></p><p></p><p>Cortaderia, 2019’dan bu yana ulusal istilacı türler listesinde (kaynak Portekizce) yer alıyor. Mevzuat, diğer hususların yanı sıra, türün bulundurulmasını, dikilmesini, ticaretini ve doğaya bırakılmasını yasaklıyor.</p><p></p><p>Uygulamada ise hâlâ özel bahçelerde, belediye alanlarında, sanayi bölgelerinde, yol kenarlarında ve başka yerlerde örneklerine rastlamak mümkün.</p><p></p><p>Hélia Marchante, türün kontrolünün önündeki engeller arasında mevzuatın yeterince bilinmemesini ve denetim eksikliğini gösteriyor.</p><p></p><p>Bir koordinasyon sorunu da var. Bir belediye, sorumluluğundaki bir bahçeden bitkileri kaldırsa bile, daha sonra özel arazilerde ya da yönetimi başka kurumlara ait altyapılarda yeniden örneklerle karşılaşabiliyor.</p><p></p><p>İstilanın sosyoekonomik bir boyutu da bulunuyor; büyük cortaderia örneklerinin varlığı, özellikle yangın önleme amacıyla bitki örtüsünün temizlenmesi gereken alanlarda, vejetasyon yönetimini daha zor ve maliyetli hâle getiriyor.</p><p></p><p>Bu istilacı türle mücadelede Portekiz, İspanya ve Fransa’dan kurumları bir araya getiren LIFE COOP Cortaderia (kaynak Portekizce) gibi projeler ve kontrol çalışmaları yürüten belediyeler zaten var; ancak araştırmacı, bunların koordineli bir stratejiye bağlanması gerektiğini savunuyor.</p><p></p><p>Doğa ve Ormanların Korunması Enstitüsü (ICNF), 92/2019 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (kaynak Portekizce) uyarınca Cortaderia’nın Kontrolüne İlişkin Ulusal Eylem Planı taslağını hazırladı; ancak planın resmî olarak yayımlanması ve uygulanması gecikmelere takıldı.</p><p></p><p>Biyolog, yakında açıklanması beklenen Egzotik İstilacı Türlerle Mücadele Ulusal Eylem Planı’nın, öncelikleri, sorumlulukları ve müdahale biçimlerini netleştirmesini umuyor.</p><p></p><p>Bu önlemlerin etkili olabilmesi için, planın belediyelerin, sivil toplum örgütlerinin, mahalle idarelerinin, yol yönetiminden sorumlu kurumların ve hatta bireylerin söküm maliyetlerini karşılamasına imkân tanıyacak finansman mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini savunuyor.</p><p></p><p>“Büyük bir cortaderia’yı yerinden sökmek için çoğu zaman mini bir ekskavatör, bir kazıcı makine gerekiyor” diyor ve bazı örneklerin boyutunun, kontrolü herkesin altından kalkamayacağı maliyetli bir operasyon hâline getirdiğini vurguluyor.</p><p></p><p><b>Cortaderia görenler ne yapabilir?</b></p><p></p><p>Vatandaşlar için ilk tavsiye, türü ne dikmek ne de taşımak. Bahçesinde cortaderia bulunanların, özellikle büyük bireyler söz konusuysa teknik destek alarak, bitkiyi tamamen sökmeye çalışması öneriliyor.</p><p></p><p>Sokakta örneklerine rastlayanlar da türün dağılımına ilişkin bilginin artmasına katkıda bulunabilir. Hélia Marchante, bir bitkiyi fotoğraflayıp konumunu kaydetmeye imkân tanıyan iNaturalist (kaynak Portekizce) platformunun kullanılmasını tavsiye ediyor. Bu veriler, daha sonra müdahale önceliklerini belirlemek için kullanılan haritaların oluşturulmasına yardımcı oluyor.</p><p></p><p>“Onu ortadan kaldırmaya yönelik stratejiler geliştirmek istediğinizde bu bilgiler son derece önemli” diye vurguluyor.</p><p></p><p>Bitki tamamen sökülene kadar, tohumlar saçılmadan önce püsküllerin alınması yayılmayı bir ölçüde sınırlamaya yardımcı olabilir. Ancak bu yalnızca geçici bir önlemdir. “Püskülleri almak sorunu çözmez” diye vurguluyor biyolog. “Amaç her zaman bitkinin tamamını ortadan kaldırmak olmalı.”</p><p></p><p>Solunum yolu alerjisi olanlar için Mário Morais de Almeida, polen yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemlerde maruziyeti azaltmayı öneriyor. Bazı durumlarda maske ve göz koruyucu kullanmak da yararlı olabilir; elbette alerji tanısı konmuş kişilerin reçeteli ilaçlarını düzenli almaları gerekiyor.</p><p></p><p>“Biliyoruz ki sabah erken saatler ve akşamüstü, polen düzeylerinin en yüksek olduğu zamanlar. O hâlde evlerimizi havalandırmaktan kaçınmamız gereken saatler bunlar; aksi hâlde iç mekânı kirletmiş oluruz. Araba kullanırken camları kapalı tutmayı, motosikletle dolaşırken tam kapalı kask tercih etmeyi ve gözlük kullanmayı düşünmeliyiz” diye tavsiye ediyor immünoalerjoloji uzmanı.</p><p></p><p>Doktor, belirli meteorolojik koşullara da dikkat çekiyor. Fırtına dönemlerinde nem, polen tanelerinin parçalanmasını kolaylaştırarak onların daha rahat solunmasına yol açabiliyor; bu da duyarlı kişilerde solunum semptomlarını ağırlaştırabilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump kaybederse...</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/trump-kaybederse-384/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/trump-kaybederse-384/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T17:02:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T17:02:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_654C4B-A0B50F-ACF23D-C73DFB-73E7E2-836190.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avni ÖZGÜREL</p><p></p><p>Sonuçta Trump muhaliflerinin yani Demokrat Parti'nin parlayan bir adayı, bayraklaşan söylemi yok ama ABD de diğer bütün faktörler biryana petrol fiyatlarındaki artışa odaklanan genel memnuniyetsizlik bile Trump'ı ' topal ördek' hattına götürmek için kafi&hellip;</p><p></p><p>Bunu söylerken Trump mutlaka seçimi kaybeder demek istemiyorum. Başkanının ceket yeninde sürekli olarak yedek as yedek joker taşıdığını biliyoruz. Masayı devirmek de onun oyununa dahil.</p><p></p><p>Bu ihtimali göz önüne alarak 'Kaybederse ne olur' parantezini açmak istiyorum.</p><p></p><p>Başka ülkeler bir yana bizim için her şeye sil-baştan bakmak gerekeceği kanısındayım. Suriye meselesi bugünkü ölçülerle durduğu yerde durur mu, İsrail üzerindeki ABD baskısı kalkınca nasıl hareket eder, eski adıyla PYD- PKK farklı bir çizgiye savrulur mu? Bunlar aklıma ilk gelenler. İşin bir de Irak boyutu var. Kuzey Irak Kürt yönetiminin bünyesinde eski hevesler depreşir mi bilemiyorum. Bugün oradaki askeri üssümüz Başika'dan çıkıyoruz. Yarın oraya dönelim dediğimizde dönebilecek miyiz? Bugün muhatabımız Trump yarın Türkiye karşıtı bir yönetimle aynı mücadeleyi bir daha verebilecek miyiz? Cumhuriyetçi Parti içindeki kadrolara bile derdimizi anlatmakta zorlandığımız günleri hatırlayın: Biden'ın İstanbul'da Türk muhalefetini ev davetlerinde toplayıp 'Bu iktidarı el biriliğiyle devireceğiz' dediği günleri hatırlayın, tabii Trump'un 'Kırk katır mı kırk satır mı' dedirten tehditlerini de&hellip;</p><p></p><p>Bu konu burada bitmez. Sonuç ne ola olursa olsun ABD ara seçimine kadar bu hamur çok su kaldırır.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>YARIN: NETENYAHU KAYBEDERSE-KAZANIRSA</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karadeniz'de İHA saldırısında bir Türk gemisi daha battı, mürettebatı kayıp</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/karadenizde-iha-saldirisinda-bir-turk-gemisi-daha-batti-murettebati-kayip-7857/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/karadenizde-iha-saldirisinda-bir-turk-gemisi-daha-batti-murettebati-kayip-7857/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T17:02:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T17:02:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7D08F3-95F387-583A05-405E8D-C770B0-50585F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Başbakan Rumen Radev, 6 Ekim'de tahıl taşıyan ikinci bir geminin de Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesi içinde vurulduğunu söyledi. Gemideki 18 mürettebat kurtarıldı.</p><p></p><p>5 Ekim'de de Romanya açıklarında Türk sahipli olduğu açıklanan bir yük gemisi batmıştı.</p><p></p><p>Böylelikle son iki günde Karadeniz'de saldırılar sonucu battığı bildirilen gemi sayısı üçe çıktı.</p><p></p><p>Radev, saldırılarda hava ve deniz İHA'larının kullanıldığını ve olayın Bulgaristan'ın doğusundaki Byala kıyı kentinin yaklaşık 112 km açığında, yerel saatle 03.00 civarında meydana geldiğini söyledi.</p><p></p><p>Batmış olan geminin Togo bayrağı taşıdığını belirten Radev, Alfa Watan adlı geminin Türk sahipli bir yük gemisi olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Buna göre gemi Romanya'nın Sulina limanına doğru seyrediyordu.</p><p></p><p>Alfa Watan'ın yükünün niteliği ya da gemide kaç kişinin bulunduğu net değil.</p><p></p><p>Konuyla ilgili Türkiye'den resmi bir açıklama gelmedi.</p><p></p><p>Radev'in açıklamasına göre, olay yeri yakınlarında bir Bulgar gemisi bulunuyordu ancak olay yerine ulaştıklarında yalnızca ters dönmüş bir tekne, filikalar ve can yeleklerini gördüler. Kaybolanlara ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları başladı.</p><p></p><p>Başbakan, Bulgar denizcilerin ikinci gemideki mürettebatı kurtardığını, bunlar arasında gemide çıkan yangında yaralanan iki kişinin de bulunduğunu söyledi.</p><p></p><p>Mürettebatın 11'i Türk, yedisi ise Hindistan vatandaşıydı. Able adlı bu gemi Palau bayrağı taşıyor ve tahıl naklediyordu. Açık kaynaklara göre gemi İstanbul istikametinde ilerliyordu.</p><p></p><p>Radev, saldırılarıyı kimin düzenlediğini açıklamadı.</p><p></p><p>Bundan bir gün önce Romanya açıklarında batan yük gemisiyle ilgili Ukrayna Devlet Başkanı Volodemir Zelenskiy, Rusya'yı suçlamıştı.</p><p></p><p>Rusya son dönemde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş kapsamında özellikle Karadeniz'in doğu kesiminde saldırılarını yoğunlaştırdı.</p><p></p><p>Moskova'dan konuyla ilgili açıklama gelmedi.</p><p></p><p>Gazetecilere konuşan Radev, "Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesi içinde böyle bir saldırı kesinlikle kabul edilemez" dedi.</p><p></p><p>Ukrayna'daki savaşa atıfta bulunarak, "Uzun zamandır savunduğum gibi, bu savaş zamanında durdurulmazsa coğrafi kapsamını genişletmeye ve küresel bir çatışma riski de dahil olmak üzere riskleri artırmaya devam edecektir" dedi.</p><p></p><p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bir açıklama yaparak, "Karadeniz'deki durum giderek daha kaygı verici hale geliyor. Ticari gemiler ve masum mürettebat hedef alınıyor; denizde zaten can kayıpları yaşandı" dedi.</p><p></p><p>"Sivil deniz taşımacılığına yönelik saldırılar kabul edilemez" diye ekledi.</p><p></p><p>Bulgaristan'ın Karadeniz'deki münhasır ekonomik bölgesi 29 bin kilometrekareden biraz daha geniş ve Karadeniz'in toplam büyüklüğünün yaklaşık %6'sını oluşturuyor.</p><p></p><p><b>Romanya açıklarında batan 'Türk sahipli' gemi</b></p><p></p><p>5 Ekim'de meydana gelen olayada ise, Romanya karasularının dışında Royad Mammadov adlı yük gemisinde meydana gelen yangının ardından iki kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.</p><p></p><p>Romanya makamları tarafından yapılan açıklamaya göre gemideki mürettebattan 11'i kurtarıldı. Yetkililer yangının sebebini açıklamadı.</p><p></p><p>Reuters'ın geçtiği görüntülerde geminin kısmen battığı görüldü.</p><p></p><p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy geminin Rusya'ya ait İHA ile vurulduğunu kaydetti.</p><p></p><p>Zelenskiy, saldırıda gemi kaptanının hayatını kaybettiğini ve bir denizcinin kayıp olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Zelenskiy, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "Tarafsız sularda seyreden, mısır yüklü ve Türkiye'ye ait sivil bir gemi iki Rus İHA'sı tarafından vuruldu. Gemide Azerbaycan ve Hindistan vatandaşları bulunuyordu" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Konuyla ilgili Türkiye tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.</p><p></p><p>Reuters haber ajansına göre Rus makamları olayla ilgili henüz açıklama yapmadı.</p><p></p><p>Ancak Rusya Savunma Bakanlığı'nın gün içinde yayımladığı bültende, Rus güçlerinin iki yük gemisini hedef aldığı belirtilmişti.</p><p></p><p>Gemi trafiğini izleyen Vesselfinder'a göre, Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan kargo gemisi İtalya'nın Ravenna limanına gidiyordu. Gemi son olarak Ukrayna'nın İzmail limanına uğramıştı.</p><p></p><p>Karadeniz'de son aylarda ticari gemilere yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarında artış yaşanırken, Türk sahipli veya Türk mürettebatın bulunduğu bazı gemiler de saldırılardan etkilendi.</p><p></p><p>Ankara, Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının hedef alınmasından duyduğu "ciddi endişeyi" dile getirerek taraflara seyir güvenliğini sağlayacak acil tedbirler alma çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eylül ayında yaptığı açıklamada, Karadeniz'de ticari gemiciliğin güvenliğinin sağlanmasına yönelik yeni bir mekanizmanın kurulması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Erdoğan, "Karadeniz'de tüm ticari ulaşımın güvenliği sadece Türk bayrağı altında hareket eden veya Türk şirketlerince işletilen gemiler için önem arz etmiyor. Gerilimin sivillerin hayatını ve ticari hayatı tehlikeye atacak kadar tırmanmasına müsaade etmemek lazım" dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Husiler S. Arabistan'da 2 havalimanını vurdu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/husiler-s-arabistanda-2-havalimanini-vurdu-1080/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/husiler-s-arabistanda-2-havalimanini-vurdu-1080/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T10:59:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T10:59:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_75AB2A-859561-68BE58-9193C8-C28FCA-CDF9E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasındaki düşmanlıkların tırmandığı bir dönemde, Suudi Arabistan'ın Cizan kentinde bulunan Kral Abdullah Bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ile Necran Uluslararası Havalimanı Pazartesi akşamı düzenlenen iki saldırıda hedef alındı.</p><p></p><p>Reuters'ın haberine göre saldırılar üç kişinin hafif şekilde yaralanmasına ve sınırlı miktarda maddi hasara yol açtı.</p><p></p><p>Bu arada Yemen’in silahlı kuvvetleri, devlete bağlı Saba’nın haberine göre, İran destekli Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Pazartesi günü Kızıldeniz kıyısındaki Moha kentinin kontrolünü ele geçirdi.</p><p></p><p>Bu gelişme, uluslararası alanda tanınan hükümeti stratejik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmeye daha da yaklaştırdı.</p><p></p><p>Suudi Arabistan liderliğindeki bir koalisyonun desteklediği Yemen güçleri, Husilerin elindeki tüm toprakları geri almak için geniş çaplı bir askeri harekat başlattıklarını açıklamalarından bir gün sonra liman kentini geri aldı.</p><p></p><p>Associated Press’in haberine göre Yemen birlikleri, Dhubab da dahil olmak üzere Bab el-Mendeb yakınlarındaki diğer bölgelerin de kontrolünü ele geçirdi.</p><p></p><p>Husiler, Suudi Arabistan’a karşı askeri harekat başlatarak 2022’deki ateşkesi sona erdirdikleri Eylül ayının başından bu yana Moha’yı kontrol ediyordu. Moha’nın ele geçirilmesi, Husilerin Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki stratejik geçiş noktası Bab el-Mendeb üzerindeki kontrollerini güçlendirmelerine yardımcı olmuştu.</p><p></p><p>Suudi Arabistan ise bu güzergahı petrol ihracatında, ABD-İran savaşında çatışma alanına dönüşen Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak kullanıyordu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye, Suudi Arabistan'a asker konuşlandıracak</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-suudi-arabistana-asker-konuslandiracak-1752/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turkiye-suudi-arabistana-asker-konuslandiracak-1752/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T10:56:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T10:56:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_418EA1-6C6114-8EBCF3-DD2299-6742B1-15FBE5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgedeki gerilimin tırmanmasının ardından fiilen devreye giriyor.</p><p></p><p>Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile askeri yetkililerinin katılımıyla 5 Ekim'de Riyad'da gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, kolektif savunma taahhütlerinin uygulamaya geçirilmesi ve üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan'a hızla konuşlandırılması kararlaştırıldı.</p><p></p><p>Karar, Yemen'deki gelişmeler ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların ardından geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da toplantının Yemen-Suudi Arabistan hattında yaşanan gelişmeler nedeniyle olağanüstü olarak düzenlendiğini açıkladı.</p><p></p><p><b>Mekke İttifakı'ndan askeri konuşlandırma kararı</b></p><p></p><p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanlıklarının yayımladığı ortak açıklamada, taraflardan her birinin güvenliğinin üç ülkenin kolektif güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p><p></p><p>Komite, bu kapsamda kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçilmesini kararlaştırdı.</p><p></p><p>Açıklamada, tarafların kendi ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla üzerinde anlaşmaya varılan askeri kuvvetlerin ve yeteneklerin Suudi Arabistan'a sağlanması ve hızla konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.</p><p></p><p><b>Türkiye Suudi Arabistan'a asker gönderecek mi?</b></p><p></p><p>Kararın ardından en kritik soru, Türkiye ve Pakistan'dan Suudi Arabistan'a hangi askeri unsurların gönderileceği oldu.</p><p></p><p>Ortak açıklamada konuşlandırılacak kuvvetlerin sayısı, niteliği veya hangi ülkenin hangi askeri kapasiteyi sağlayacağı konusunda ayrıntı verilmedi. Metinde bunun yerine "üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yetenekler" ifadesi kullanıldı.</p><p></p><p>Dolayısıyla karar, askeri konuşlandırmanın siyasi ve kurumsal çerçevesinin oluşturulduğunu gösterirken Türkiye'den gönderilecek personel, birlik veya askeri sistemlerin kapsamı henüz kamuoyuna açıklanmış değil.</p><p></p><p><b>Mekke ve Medine'ye saldırı girişimine ortak tepki</b></p><p></p><p>Üç ülke aynı açıklamada Mekke ve Medine'nin hedef alınması teşebbüsünü ve Suudi Arabistan'daki kentler ile sivil ve ekonomik tesislere yönelik saldırıları en sert ifadelerle kınadı.</p><p></p><p>Taraflar, Suudi Arabistan'ın güvenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırı veya tehdidi kabul etmediklerini vurguladı.</p><p></p><p>Türkiye ve Pakistan ayrıca Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetlerinin saldırılar karşısındaki hazırlık durumunu ve ülkenin güvenliğini korumak için yürüttüğü faaliyetleri desteklediklerini bildirdi.</p><p></p><p><b>Fidan: Yemen nedeniyle olağanüstü toplandık</b></p><p></p><p></p><p>Fidan, üç ülkenin daha önce planlanan toplantısının Yemen-Suudi Arabistan denkleminde yaşanan gelişmeler nedeniyle olağanüstü toplantıya dönüştüğünü belirtti.</p><p></p><p>Toplantıda Suudi Arabistan'ın savunmasına ne tür destek sağlanabileceğinin ele alındığını belirten Fidan, aynı zamanda Yemen'deki sorunun barışçıl yollar ve diyalogla çözülmesi için atılabilecek adımların da görüşüldüğünü söyledi.</p><p></p><p>Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in de askeri, operasyonel ve teknik konularda değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti.</p><p></p><p><b>Mekke Savunma İttifakı nedir?</b></p><p></p><p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalandı.</p><p></p><p>Üç ülke anlaşmayla bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini, savunma alanındaki koordinasyonun artırılmasını ve ortak caydırıcılık kapasitesi oluşturulmasını hedeflediğini açıkladı.</p><p></p><p>İttifakın en önemli maddelerinden biri ise taraflardan herhangi birine gerçekleştirilecek saldırının tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul edilmesi.</p><p></p><p>Bu yönüyle anlaşma, üç ülke arasında yalnızca siyasi işbirliği değil, doğrudan kolektif savunma mekanizması oluşturuyor.</p><p></p><p><b>Yemen krizi anlaşmanın ilk ciddi sınavı oldu</b></p><p></p><p>Mekke Savunma İttifakı'nın imzalanmasından yaklaşık iki ay sonra yaşanan Yemen merkezli gerilim, yeni güvenlik mekanizmasını ilk kez doğrudan sınayan gelişmeye dönüştü.</p><p></p><p>Yemen'in kuzeyini kontrol eden Ensarullah Hareketi (Husiler), Mekke ve Medine üzerindeki hava sahaları hariç Suudi Arabistan hava sahasını "askeri operasyon bölgesi" ilan ederek uluslararası hava yolu şirketlerine uçuşları durdurma çağrısında bulunmuştu.</p><p></p><p>Suudi Arabistan'ın şehirleri, sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılar da üç ülkenin Riyad'da olağanüstü toplantı düzenlemesine yol açtı.</p><p></p><p><b>Fidan daha önce "Sözümüzün eriyiz" demişti</b></p><p></p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 20 Eylül'de Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı'nın devreye girip girmeyeceğine ilişkin bir soruyu yanıtlamıştı.</p><p></p><p>Fidan, Suudi Arabistan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırılara dikkat çekerek Türkiye'nin ittifak kapsamındaki taahhütlerini yerine getireceği mesajını vermişti.</p><p></p><p>Suudi Arabistan'ın özellikle bazı teknik ve askeri ihtiyaçlarının karşılanabileceğini belirten Fidan'ın açıklamasından yaklaşık iki hafta sonra Riyad'daki olağanüstü toplantıda askeri kuvvet ve yeteneklerin konuşlandırılması yönünde resmi karar alındı.</p><p></p><p><b>İttifakın başına Pakistanlı general getirildi</b></p><p></p><p>Riyad toplantısında Mekke Savunma İttifakı'nın kurumsal yapısına ilişkin bir başka önemli karar da alındı.</p><p></p><p>Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood, ittifakın ilk Genel Sekreteri olarak üç yıllığına görevlendirildi.</p><p></p><p>Genel Sekreterliğin Riyad'da faaliyet göstermesi planlanıyor. Böylece ağustos ayında imzalanan anlaşmanın ardından hem ittifakın kurumsal yönetimi şekillenmiş hem de kolektif savunma mekanizmasının ilk operasyonel adımı atılmış oldu.</p><p></p><p>Bundan sonraki süreçte gözler, Suudi Arabistan'a konuşlandırılması kararlaştırılan askeri kuvvetlerin büyüklüğü, niteliği, görev tanımı ve Türkiye'nin bu yapıya hangi askeri unsurlarla katkı sağlayacağına çevrilecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İran ile iş yapan yabancı finans kuruluşlarına yaptırım</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/iran-ile-is-yapan-yabanci-finans-kuruluslarina-yaptirim-2038/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/iran-ile-is-yapan-yabanci-finans-kuruluslarina-yaptirim-2038/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T10:04:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T10:04:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2EB09D-096B16-560BCB-252ABD-0FC2CD-D97EC9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Hazine Bakanlığının Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisinden (OFAC) yapılan açıklamada, “Ekonomik Dışlama Operasyonu” kapsamında İran veya İran'ın finans sektörüyle iş yapmaya devam eden yabancı finans kuruluşlarının yaptırımlara maruz kalabileceği bildirildi.</p><p></p><p>Açıklamada, yaptırım uygulanan İranlı finans kuruluşlarıyla işlem yapmayı sürdüren yabancı finans kuruluşlarının önceden bildirimde bulunulmaksızın herhangi bir zamanda hedef alınabileceği, bu kuruluşların söz konusu faaliyet ve ilişkileri sonlandırmak için derhal harekete geçmeleri gerektiği belirtildi.</p><p></p><p>Bakanlığın açıklamasında, "İran'ın küresel finans sistemine erişimini kolaylaştıran yabancı finans kuruluşları, İran bankalarına veya bunların üçüncü ülkelerdeki iştiraklerine ya da şubelerine finansal hizmetler sağlamak da dahil olmak üzere, İran ekonomisinin yaptırım uygulanan sektörlerinde faaliyet göstermeleri veya bu sektörleri desteklemeleri nedeniyle yaptırımlara maruz kalma riski taşıyor." ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p>Ayrıca yabancı finans kuruluşlarının, İran'la bağlantılı işlemlerin ABD'deki finans kuruluşlarının veya diğer ABD'li kişilerin yaptırımları ihlal etmesine neden olması halinde hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.</p><p></p><p>Öte yandan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İran'a yönelik “Ekonomik Dışlama Operasyonu”nun sonuçlarına ilişkin paylaşımda bulundu.</p><p></p><p>Operasyonun sonuç verdiğini savunan Bessent, İran riyalinin rekor düşük seviyelere gerilediğini, İran'ın geçen ay tankerlere hiç ham petrol yüklemediğini ve İran'ın en üst düzey güvenlik yetkilisinin bile ülkenin tarihindeki en zor dönemlerden biriyle karşı karşıya olduğunu kabul ettiğini ileri sürdü.</p><p></p><p>Bessent, "İran rejimi, kaynaklarını terörizme akıtırken kendi halkının acı çekmesine izin veriyor. Ekonomik Dışlama Operasyonu, İran rejimi, Trump yönetiminin rejimin terörizmi finanse etmesine ve nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini anlayana kadar durmayacak." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Almanya'da ilk kez bir eyalet AfD'li meclis başkanı seçti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/almanyada-ilk-kez-bir-eyalet-afdli-meclis-baskani-secti-8036/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/almanyada-ilk-kez-bir-eyalet-afdli-meclis-baskani-secti-8036/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T08:16:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T08:16:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5ECDDA-0BB146-5B91F9-DF3314-8B41B3-83FA40.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Almanya'da, 1945'ten sonra ilk kez aşırı sağcı bir siyasetçi eyalet parlamentosu başkanı seçildi.</p><p></p><p>Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin, 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta açık ara farkla kazandığı seçimlerin ardından bugün eyalet parlamentosu başkanlığı için oylama yapıldı.</p><p></p><p>AfD'nin adayı Tobias Rausch, oylamada oy çoğunluğunu elde ederek eyalet parlamentosunun yeni başkanı seçildi.</p><p></p><p><b>Rausch'un seçilmesine demokrat partilerden kim destek verdi?</b></p><p></p><p>AfD, yüzde 43,8'lik oy oranıyla galip çıktığı Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosu seçimlerinde 83 sandalyenin 39'unu kazanarak mutlak çoğunluğu az farkla kaçırmıştı.</p><p></p><p>35 yaşındaki Rausch ise bugünkü oylamada, Magdeburg'daki Eyalet Parlamentosu'ndaki oylamada kullanılan 82 oydan 48'ini aldı.</p><p></p><p>Oylama sonucu, Rausch'a AfD'li milletvekillerinin dışında diğer partilerden dokuz milletvekilinin daha oy verdiğini ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Beş sandalyeye sahip Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) zaten demokratik partilerin aşırı sağcı partiye ördükleri "güvenlik duvarına" (Brandmauer) karşı olduğunu duyurmuş ve oylama öncesinde de AfD adayına destek verileceğini ilan etmişti.</p><p></p><p>Ancak bugünkü oylamada sadece 29 milletvekili karşı oy kullandı.</p><p></p><p>Oysa Alman iç istihbarat teşkilatı BfV tarafından izlenen aşırı sağcı AfD'nin önemli makamlara seçilmesini engelleme sözü veren ve bu parti ile iş birliğini reddeden partilerin oyu daha fazla.</p><p></p><p>Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakâr Hristiyan Demokratları (CDU) ile Sol Parti, Yeşiller ve Sosyal Demokratların (SPD) eyalet parlamentosundaki toplam sandalye sayısı 39.</p><p></p><p>Rausch'un 48 oy almış olması, bu partilerden en az dört milletvekilinin ona oy vermiş olduğu, beş milletvekilinin de karşı oy vermek yerine çekimser kaldığını ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Oylama gizli olduğu için hangi partilerin fire verdiği bilinmiyor.</p><p></p><p><b>Alice Weidel: Harika bir başarı!</b></p><p></p><p>AfD'nin Eş Başkanı Alice Weidel, Rausch'un parlamento başkanı seçilmesini sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla kutladı.</p><p></p><p>Weidel, paylaşımında "Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'nun az önce seçilen Başkanı Tobias Rausch'a ve partimizin tarihindeki ilk AfD Eyalet Meclisi Başkanı'na tebrikler. Rausch 48 oy aldı: Bu, AfD grup üyelerinin sayısından 9 fazla. Harika bir başarı!" ifadelerine yer verdi.</p><p></p><p><b>Rausch "partiler üstü yönetme" sözü verdi</b></p><p></p><p>AfD'li bir siyasetçinin, partinin 13 yıllık tarihinde ilk kez bir eyalette parlamento başkanı seçilmesi geniş yankı uyandırdı.</p><p></p><p>Rausch, oylama sonrasında yaptığı konuşmada endişeleri gidermeye çalıştı.</p><p></p><p>AfD'li siyasetçi, "Bu görevi bir grup başkanı olarak değil, Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'nun tamamının başkanı olarak yürüteceğim... Bu sorumluluğun hakkını vermek istiyorum" diye konuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump eski binbaşı Hasan'ın kurşuna dizilmesine onay verdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/trump-eski-binbasi-hasanin-kursuna-dizilmesine-onay-verdi-4594/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/trump-eski-binbasi-hasanin-kursuna-dizilmesine-onay-verdi-4594/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T07:21:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T07:21:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C3565F-611E2B-2480FA-1CC4A4-DB5745-9EC4BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, 2009 yılında Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldürüp, 32 kişiyi yaralayan Amerikan ordusunun eski psikiyatristi Nidal Malik Hasan'ın kurşuna dizilerek infaz edilmesini onayladı.</p><p></p><p>Trump'ın, 1961 yılından bu yana ABD'de ilk kez bir ordu mensubunun idamına kapı aralayan kararı, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in önerisi üzerine onayladığı açıklandı.</p><p></p><p>Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, Trump'ın onayını sosyal medya hesabından "Hasan için hesap verme günü nihayet geldi" paylaşımıyla duyurdu.</p><p></p><p>Sözcü Parnell, 2009 yılında Fort Hood üssünde "Allahu Ekber" diye bağırarak silahsız Amerikan askerlerine ateş açan Nidal Malik Hasan'ı "cihatçı terörist" olarak nitelendirdiği paylaşımında, Trump'ın Hegsteht'in önerisi üzerine ABD ordusunun infaz mangası tarafından idam edilmesini onayladığını belirtti.</p><p></p><p>Parnell, idamın zamanı ve yerinin daha sonra belirleneceğini açıkladı.</p><p></p><p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de "Adalet" ifadesine yer vererek Parnell'in açıklamasını alıntıladığı bir paylaşım yaptı.</p><p></p><p><b>ABD'de 65 yıl aradan sonra ilk kez asker idam edilecek</b></p><p></p><p>Fort Hood saldırganı Nidal Malik Hasan, askeri mahkeme tarafından yargılanmış, 2013 yılında idama mahkum edilmişti.</p><p></p><p>Amerikan ordusu mensupları ancak başkan idam cezasını onayladığı takdirde idam edilebiliyor.</p><p></p><p>Trump, dün açıklanan kararıyla, mahkumiyet kararından 13 yıl sonra Hasan'ın idamını onaylamış oldu.</p><p></p><p>ABD'de en son 1961 yılında, Avusturya'da görev yaptığı esnada 11 yaşındaki bir çocuğa tecavüz etmekten ve onu öldürmeye teşebbüs etmekten hüküm giyen bir asker asılarak idam edilmişti.</p><p></p><p>İdam Cezası Bilgi Merkezi'ne göre, ABD ordusu en son Kasım 1945'te infaz mangası aracılığıyla bir askeri tüfekle kurşuna dizmişti.</p><p></p><p><b>Kurşuna dizme, idam seçeneklerine yeniden eklendi</b></p><p></p><p>Trump yönetimi, yakın bir zamanda, en ağır federal suçlar için izin verilen infaz yöntemleri arasına elektrikli sandalye ve gazla boğma ile birlikte kurşuna dizmeyi de ekledi.</p><p></p><p>İnfaz seçeneklerinin genişletilmesinde, ölümcül enjeksiyon için gerekli ilaçların temininde giderek artan güçlüklerin rol oynadığı belirtiliyor.</p><p></p><p>Tennessee eyaletinde geçen hafta, 200 yılı aşkın bir süreden sonra ilk kez bir kadını idam etme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Cezaevi personelinin ölümcül enjeksiyon girişimine rağmen Christa Pike hayatta kalmış, bilincini kapalı bir şekilde hastaneye kaldırılmıştı.</p><p></p><p>Yaşanan bu olay, ABD'de idam cezası tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.</p><p></p><p><b>Tekerlikli sandalyesinde mi kurşuna dizilecek?</b></p><p></p><p>ABD'nin Teksas eyaletindeki Fort Hood askeri üssünde psikiyatr olarak görev yapan eski binbaşı Nidal Malik Hasan, 2009 yılındaki saldırısı esnasında 12 asker ve bir sivili öldürmüş, 32 kişiyi de yaralamıştı.&nbsp;</p><p></p><p>Hasan'ın, Afganistan'daki görevine başlamasına kısa bir süre kala saldırıyı düzenlediği, Amerikan ordusunun Irak ve Afganistan operasyonlarına tepkili olduğu ortaya çıkmıştı.</p><p></p><p>ABD basınında Hasan'ın Filistinli anne babanın oğlu olarak dünyaya geldiği, saldırı öncesinde radikalleştiği bilgisi yer almıştı.</p><p></p><p>Tutuklanırken polis tarafından vurulan, kısmen felç kalan ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Hasan şimdi 56 yaşında.</p><p></p><p>Hasan'ın yargılandığı süre boyunca pişmanlık ifade etmediği, ve "şehit sayılmak" için saldırıda kendisinin de ölmüş olmasını istediğini ifade ettiği bildirilmişti.</p><p></p><p><b>Trump'ın onayına tepki</b></p><p></p><p>ABD Başkanı Trump'ın Hasan'ın idamına onay vermesine İdam Cezası Eylem&nbsp; Grubu tepki gösterdi.</p><p></p><p>Yapılan açıklamada "Donald Trump'ın öldürme gücünden daha çok sevdiği hiçbir şey yok" denildi.</p><p></p><p>ABC News kanalının haberine göre, ABD ordusunun kuralları uyarınca Hasan'ın, başkanın onayından 60 gün sonra ve en geç 150 gün içinde idam edilmesi gerekiyor.</p><p></p><p>New York Times gazetesi ise 2008'deki benzer bir vakayı örnek göstererek idamın hâlâ durdurulabileceğini duyurdu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karadeniz'de Türk gemisi battı: Ukrayna Rusya'yı suçladı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/karadenizde-turk-gemisi-batti-ukrayna-rusyayi-sucladi-5698/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/karadenizde-turk-gemisi-batti-ukrayna-rusyayi-sucladi-5698/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T06:22:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T06:22:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D2B899-48E639-15BEDF-812796-BBFC5B-EDB196.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Karadeniz'de mısır taşıyan Royad Mammadov adlı Türk gemisinin iki Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucunda battığını, geminin kaptanının öldüğünü duyurdu.</p><p></p><p>Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Türkiye’ye ait ve mısır taşıyan bir sivil gemiye tarafsız sularda seyrettiği esnada iki Rus insansız hava aracının korkunç bir saldırı gerçekleştirdiğini" kaydetti.</p><p></p><p>Gemide Azerbaycan ve Hindistan vatandaşlarının bulunduğunu belirten Zelenskiy, "Şu an itibarıyla maalesef geminin kaptanının hayatını kaybettiğini biliyoruz. Başsağlığı diliyorum. Bir kişinin akıbeti ise hâlâ belirlenmeye çalışılıyor. On bir mürettebat kurtarıldı, bunlardan biri yaralı" bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Ukrayna'nın Karadeniz'de güvenliği sağlamak için defalarca somut adımlar önerdiğini, üçüncü ülkelerden de konuyla ilgili öneriler geldiğini aktaran Volodimir Zelenskiy paylaşımında ayrıca "Ancak Rusya, sürekli olarak terörü ve sivil gemileri batırmayı tercih etmektedir. Küresel gıda güvenliğini yeniden tesis etmek için baskı uygulanması gerekmektedir. Ve bu konuya gerçekten ilgi duyan herkes yardımcı olmalıdır" ifadelerine yer verdi.</p><p></p><p><b>Romanya: İki kişi hayatını kaybetti</b></p><p></p><p>139 metre uzunluğundaki Royad Mammadov adlı gemi, Romanya açıklarında, balıkçı limanı Sfantu Gheorghe'nin yaklaşık 30 deniz mili güneyinde alev aldı ve çıkan yangın sonrasında da battı.</p><p></p><p>İlk açıklamayı Romanya yapmıştı. Romanya İçişleri Bakanlığı açıklamasında, "Saat 11.00 civarında, Sahil Güvenliğe Romanya’nın münhasır ekonomik bölgesinde bulunan bir ticaret gemisinde yangın çıktığı bilgisi ulaştı" denildi.</p><p></p><p>Açıklamada yangının nedenlerine ilişkin bir bilgi paylaşılmazken, gemideki iki mürettebatın hayatını kaybettiği, 11 kişinin ise helikopterlerle kurtarıldığı belirtildi.</p><p></p><p>Romanya Savunma Bakanlığı da olayda bir İHA'nın rol oynayıp oynamadığına dair soruları yanıtsız bıraktı.</p><p></p><p>Romanya Denizcilik İdaresi Sözcüsü Irina Puscasu ise "Mürettebattan üç kişi yaralandı, sekiz kişinin durumu iyi" bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Karadeniz, Rusya-Ukrayna savaşında İHA saldırılarının giderek yoğunlaştığı bir çatışma alanına dönüşüyor.</p><p></p><p>Artan İHA saldırılarında Türk gemileri de hedef alınıyor. Türkiye, defalarca Karadeniz’deki gemilere yönelik saldırılardan duyduğu kaygıyı dile getirerek, taraflara bu saldırılara son verme çağrısını yapmıştı.</p><p></p><p>Türk denizcilik sektörünün çatı kuruluşu IMEAK Deniz Ticaret Odası, geçen ay yaptığı açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana Karadeniz'de 226 sivil ve ticari geminin saldırıya uğradığını, bu saldırıların büyük çoğunluğunun bu yıl gerçekleştiğini belirtti.</p><p></p><p>Türkiye, hem Ukrayna'ya hem de Rusya'ya artan İHA saldırılarından duyulan tepkinin iletildiğini duyurmuştu.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada bu saldırıların "kabul edilemez" olduğunu söylemişti.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel fizik ve tıp ödülleri sahiplerini buldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-fizik-ve-tip-odulleri-sahiplerini-buldu-5489/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nobel-fizik-ve-tip-odulleri-sahiplerini-buldu-5489/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T06:11:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T06:11:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_87F7B5-5EB5AA-2B6004-8218DD-4EDD19-A4770D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Halzen, Güney Kutbu'ndaki IceCube gözlemevinin geliştirilmesine öncülük etti.</p><p></p><p>Gözlemevi, nötrino adı verilen parçacıkları tespit etmek için ışık sensörleriyle donatılmış bir kilometreküplük Antarktika buzunu kullanıyor. Bu parçacıklar, evrende yaşanan şiddetli ve yüksek enerjili süreçlere dair bilgi taşıyor.</p><p></p><p>İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, "Halzen'ın vizyonu ve bilimsel liderliği, IceCube Nötrino Gözlemevi'nin kurulmasında temel rol oynadı" açıklamasını yaptı.</p><p></p><p>Halzen, Güney Kutbu'nda nötrinoları tespit etme fikrini ilk kez 1988'de ortaya koydu.</p><p></p><p>Nobel Fizik Komitesi Başkanı Mark Pearce, "Francis Halzen, bize olağanüstü bir bilimsel araç kazandıran uluslararası araştırmacı ve mühendis ekibine liderlik etti" dedi.</p><p></p><p>"Kararlılığı ve bilimsel vizyonu, yeni bir astronomi türünün önünü açtı."</p><p></p><p>Nötrinolar, tespit edilmesi çok zor olan atom altı parçacıklar. Güneş, bu parçacıklardan çok büyük miktarlarda üretiyor. Her saniye milyarlarca nötrino, tırnağınız büyüklüğündeki bir alandan hiçbir zarar vermeden geçer.</p><p></p><p>Ancak IceCube, çok daha yüksek enerjili nötrinoları arıyor. Bunlar, Güneş Sistemi'mizin çok ötesindeki uzak galaksilerde yaşanan şiddetli süreçlerde ortaya çıkıyor.</p><p></p><p>Nötrinoları, evrendeki bu temel olayların izini gösteren astronomik haberciler olarak düşünmek mümkün.</p><p></p><p>Gözlemevinde nötrinoların çoğu buzun içinden doğrudan geçip gider. Ancak zaman zaman bir nötrino buzla etkileşime girer ve bunun sonucunda, kendini belli eden bir ışık parlaması yayan parçacıklar oluşur.</p><p></p><p>Nadiren yakalanan bu sinyaller, nötrinoların nereden geldiğine ve onları ortaya çıkaran aşırı koşullara dair ipuçları taşır. Böylece bilim insanları, sıradan teleskoplarla kolayca gözlemlenemeyen yerleri inceleyebilir.</p><p></p><p><b>Nobel Tıp Ödülü sinir hücrelerinin duyguları nasıl şekillendirdiğini gösteren üç bilim insanına verildi</b></p><p></p><p>Amerikalı psikiyatrist ve nörolog Karl Deisseroth ile Alman meslektaşları Peter Hegemann ve Georg Nagel, optogenetik alanındaki çalışmaları nedeniyle bu yılın Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü'ne layık görüldüler.</p><p></p><p>Yaptıkları araştırmalar, bilim insanlarının beynin işleyişi hakkında daha fazla bilgi edinmelerine ve insan zihninin nasıl çalıştığını daha iyi anlamalarına yardımcı oldu.</p><p></p><p>Nobel Komitesi tarafından yapılan açıklamada, üçlünün sinirbilimde yeni bir dönemin temellerini atmalarından ve "nörolojik ve psikiyatrik bozukluklarla ilgili belirli anılar, duygular ve davranışların" ardındaki sinir ağlarını ortaya çıkarmalarından övgüyle bahsedildi.</p><p></p><p>Buldukları yöntem, klinik tıp alanındaki araştırmacılar tarafından görme bozukluğu olan kişilerin görme yetisini geri kazandırmak için kullanılıyor.</p><p></p><p>Nobel Komitesi, "Optogenetik, beyne dair anlayışımızı kökten değiştirdi" açıklamasında bulundu.</p><p></p><p>"Her gün, insanlığın büyük gizemlerinden birini, büyüleyici beynimizin nasıl çalıştığını, çözmeye yardımcı olan yeni keşifler getiriyor."</p><p></p><p>Ödül sahipleri, bu ödülü almanın "olağanüstü" olduğunu ve bu onuru dostlarıyla paylaşmanın bir ayrıcalık olduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Bu üç bilim insanı, 12 milyon İsveç kronu (yaklaşık 100 bin dolar) para ödülünü de aralarında paylaşacak.</p><p></p><p><b>Optogenetik: Sinir hücreleri için moleküler bir anahtar</b></p><p></p><p>Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi Başkanı Per Svenningsson açıklamasında, "Optogenetik, beyni bir zamanlar yalnızca hayalini kurabildiğimiz bir şekilde haritalandırma fırsatları sunuyor" dedi.</p><p></p><p>Daha önce, duyguların, davranışların ve vücut fonksiyonlarının ardındaki işleyiş bilim insanları için büyük ölçüde bir sırdı.</p><p></p><p>Optogenetik, bilim insanlarının ışık kullanarak hücrelerin elektriksel faaliyetlerini kontrol etmesini sağlayan ve alglerden (su yosunlarından) alınan özel bir protein aracılığıyla beyin yollarını aydınlatma yöntemi.</p><p></p><p>2000'lerin başında Hegemann ve Nagel, benzersiz özelliklere sahip bir alg proteini olan kanal rodopsini (channelrhodopsin) keşfettiler.</p><p></p><p>O tarihten bu yana araştırmacılar, hayvanlardaki sinir hücrelerini ve yollarını inceleyerek bunların işlevlerine dair çok daha fazla bilgi edinme ve keşif yapma imkanı buldular.</p><p></p><p>Araştırmacılar artık ışık kullanarak beyindeki belirli nöral devreleri açıp kapatabiliyorlar. Anıları canlandırabiliyor, duygular oluşturabiliyor, davranışları yönlendirebiliyor ve çeşitli psikiyatrik ve nörolojik bozukluklarda rol oynayan nöron türlerini inceleyebiliyorlar.</p><p></p><p>Nobel Komitesi'ne göre bu yöntem ayrıca, sinir sisteminin kalp ve bağırsak gibi vücudun diğer bölgelerindeki çeşitli hücrelerle nasıl etkileşime girdiğine dair önemli bilgiler sağlıyor.</p><p></p><p><b>İnsanların görme yetisini geri kazandırmak</b></p><p></p><p>Araştırmacılar ayrıca optogenetiği tıbbi bir tedavi olarak kullanmaya yönelik "ilk adımları" da attılar.</p><p></p><p>Devam eden klinik çalışmalarda, bilim insanları gözün çubuk ve koni hücrelerini yok eden retinitis pigmentosa hastalığı nedeniyle kör olan kişilerin görme yetisini geri kazandırmak için çalışıyorlar.</p><p></p><p>Gözün hasar görmüş bölgesine özel bir protein yerleştirilmesiyle, kişi ışık yayan özel gözlükler taktığında ve tedavi edici alg proteinlerini aktive ettiğinde kısmen görme yeteneğini geri kazandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>