<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/modules/blog/atom.php?cid=107" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-107</id>
<title type="text">Birleşik Basın</title>
<link href="https://birlesikbasin.com" />
<generator>Birleşik Basın</generator>
<updated>2026-04-14T05:59:54+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Gökbilimciler evrendeki "kayıp" hidrojeni buldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gokbilimciler-evrendeki-kayip-hidrojeni-buldu-7289/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gokbilimciler-evrendeki-kayip-hidrojeni-buldu-7289/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T05:59:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T05:59:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A1B082-1F9406-6CB460-AFBD5A-E4D1C9-04A3B4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Evrenin ilk elementi olan hidrojenin saklı kümelerini ortaya çıkaran yeni araştırmaya göre, galaksileri çevreleyen hidrojen gazı bulutları, daha önce düşünüldüğünden çok daha yaygın.</p><p></p><p>10 ila 12 milyar yıl önce, "kozmik öğlen" diye bilinen dönemde galaksiler, en yüksek oranda yıldız oluşturuyordu. Bu, yıldız oluşumunun ana bileşeni olan hidrojen gazının muazzam miktarda bulunmasını gerektirirdi. Ancak yakın zamana kadar evrende bu gaz halelerinden sadece yaklaşık 3 bin tanesi tespit edilmişti.</p><p></p><p>En son araştırma bu sayıyı 33 binin üzerine çıkararak, araştırmacılara erken galaksilerin nasıl başladığını ve evrimleştiğini incelemek için daha eksiksiz bir veri seti sağlıyor.</p><p></p><p>Hidrojen kendi başına ışık yaymadığından, çoğunlukla ultraviyole yayan yıldızlarla dolu galaksiler gibi enerji kaynaklarına yeterince yakın olduğunda tespit ediliyor. Yakınlık, gaz moleküllerinin parlamasına yol açıyor.</p><p></p><p>Ancak bu zayıf sinyali tespit etmek, her zaman hazır bulunan son derece hassas cihazlarla uzun süreli gözlemler yapılmasını gerektiriyor. Dolayısıyla bugüne kadar yalnızca en parlak ve en uç durumdaki hidrojen gazı haleleri keşfedilmişti.</p><p></p><p>Yeni çalışmada Teksas'taki McDonald Gözlemevi'ndeki Hobby-Eberly Teleskobu'yla galaksiler ve aralarındaki bölgeler hakkında yaklaşık yarım petabayt veri toplandı.</p><p></p><p>Bu veri kümesinde bilim insanları onbinlerce ila yüz binlerce ışık yılı genişliğinde yeni hidrojen gazı haleleri tespit etti.</p><p></p><p>Bunların bazıları, tek bir galaksinin etrafında basit, futbol topu şeklinde bulutlarken, diğerleri birden fazla galaksi içeren büyük, düzensiz yapılardı.</p><p></p><p>Astrophysical Journal adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Erin Mentuch Cooper, "Bunlar eğlenceli olanlar. Uzantıları evrene yayılan dev amipler gibi görünüyorlar" dedi.</p><p></p><p>Araştırmacılar, evrenin "kayıp" hidrojeninin kaynaklarını daha iyi anlamak için yeni keşfedilen haleleri ayrıntılı incelemeyi umuyor.</p><p></p><p>Austin'deki Teksas Üniversitesi'nden doktora sonrası araştırmacı Dustin Davis. "Günümüzde galaksiler için büyük ölçüde işe yarayan ve mantıklı görünen çeşitli modeller olsa da boşluklar ve eksiklikler de var" dedi.</p><p></p><p>Şimdi tek tek halelere odaklanabilir ve neler olup bittiğinin fiziğini ve mekaniğini daha ayrıntılı görebiliriz. Ardından modelleri düzeltebilir veya tamamen vazgeçip tekrar deneyebiliriz.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">NASA Artemis II görevi kapsamında Orion uzay aracını Ay'a fırlattı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nasa-artemis-ii-gorevi-kapsaminda-orion-uzay-aracini-aya-firlatti-5637/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nasa-artemis-ii-gorevi-kapsaminda-orion-uzay-aracini-aya-firlatti-5637/</id>
<published><![CDATA[2026-04-02T06:09:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-02T06:09:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_159C74-FB6332-2DB0CB-DB7BAD-16A919-BF91E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NASA'nın Orion uzay aracının Ay'ın yörüngesinde bir tur atmasının ardından Dünya'ya dönmesiyle Aralık 2022'de tamamlanan Artemis I programının ikinci aşaması olan Artemis II misyonu, Florida'nın Kennedy Uzay Merkezi’nden yapılan fırlatmayla hayata geçti.</p><p></p><p>1972'den sonra Ay'a yapılacak ilk insanlı yolculuk olacak fırlatma, yaklaşık 15 dakikalık bir gecikmeyle gerçekleşti.</p><p></p><p>Ay çevresinde yaklaşık 54 yıl sonra gerçekleştirilecek ilk insanlı yolculukta fırlatmadan 8 dakika sonra yaklaşık 100 kilometre yüksekliğe çıkıldığı, atmosfer sınırına yaklaşıldığı ve ana motorun Orion kapsülünden ayrıldığı bildirildi.</p><p></p><p>Artemis II ekibinde, NASA Astronotu Reid Wiseman ve uçuşun pilotu Victor Glover'ın yanı sıra görev uzmanı olarak NASA Astronotu Christina Koch ve Kanada Uzay Ajansından (CSA) Astronot Jeremy Hansen yer alıyor.</p><p></p><p>Toplam 4 kişiden oluşan ekip yaklaşık 10 gün sürecek görev süresince, uzay aracındaki sistemleri test edecek, Ay'ın daha önce görülmeyen kısımlarını görüntüleyecek ve gelecek misyonlarda iniş yapılabilecek bölgeleri araştıracak.</p><p></p><p>NASA’nın Artemis II misyonu ekibi Ay’a inmeyecek olsa da bu görev, Ay'a inişin hedeflendiği Artemis III misyonuna hazırlık adımı olarak görülüyor.</p><p></p><p>Hem bir kadın hem de bir siyahi Amerikalının bulunduğu atmosfer ötesi ilk uçuşta, astronot Christina Koch, Artemis II görevindeki iki uzmandan biri olarak Ay’ın etrafındaki yolculuğuyla derin uzaya adım atan ilk kadın unvanını kazanacak.</p><p></p><p>- Fırlatma anı ilgiyle izlendi</p><p></p><p>Kennedy Uzay Merkezi'nin yaklaşık 32 kilometre güneyindeki Cocoa Beach İskelesi'nde, tarihi yolculuktan saatler önce binlerce kişi toplandı.</p><p></p><p>Uzay meraklılarından oluşan grup, sahil kenarında gözlem yeri bulmak için günün erken saatlerinden itibaren beklemeye başlarken, bazı meraklılar da bu tarihi ana tanıklık etmek için uçakla farklı eyaletlerden Florida’ya geldi.</p><p></p><p>ABD doğu yakası yerel saati ile 16.24'te Cape Canaveral'daki uzay merkezinden ateşlenen roketle göğe doğru yükselen araç saniyeler içinde gözle görülemeyecek kadar yükseldi.</p><p></p><p>Sıvı hidrojen sızıntısı ve teknik aksaklıklar nedeniyle mart ayına planlanan uçuş, daha sonra yaşanan teknik sorunlar nedeniyle nisan ayına ertelenmişti.</p><p></p><p>- Artemis II astronotları, Ay'ın daha önce insan gözüyle görülmemiş kısımlarını görecek</p><p></p><p>Artemis II misyonu, uzay kapsülünün dışına monte edilmiş düşük çözünürlüklü kameralarla yapılan canlı yayından takip edilebilecek. Misyonun ardından görevde elde edilen veriler kamuoyuyla paylaşılacak.</p><p></p><p>Bu görev kapsamında, Ay'ın şimdiye dek insan gözüyle görülmemiş kısımlarına dair yeni gözlemler yapılacak ve veriler gelecekteki olası iniş noktalarının belirlenmesinde kullanılacak.</p><p></p><p>NASA, yaklaşık 30 gün sürecek ve Ay'a inişin planlandığı Artemis III misyonunun, 2028'e kadar başlatılmasının hedeflendiğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Artemis I, 16 Kasım 2022’de NASA’nın Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılmış, Ay çevresini dolaşan ve Dünya’ya dönüş yolculuğunu kapsayan yaklaşık 26 günlük test uçuşu boyunca Orion kapsülünde hiçbir astronot bulunmamıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Apple, tartışmalı Sıvı Cam tasarımından vazgeçmiyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/apple-tartismali-sivi-cam-tasarimindan-vazgecmiyor-967/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/apple-tartismali-sivi-cam-tasarimindan-vazgecmiyor-967/</id>
<published><![CDATA[2026-03-18T05:14:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-18T05:14:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6D5572-E98240-5D9C80-D47277-4C22D2-436371.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Geçen yıl Apple, iOS 26'yı ve bununla birlikte iPhone'un yanı sıra diğer işletim sistemlerinin görünümünü de değiştiren yeni tasarım "Sıvı Cam"ı piyasaya sürmüştü.</p><p></p><p>Apple, yeni tasarımın telefonun içeriğini vurguladığını ve görünümünü güncellediğini belirtmişti. Ancak birçok kullanıcıdan eleştiri almıştı; kullanıcılar tasarımın görsel bakımdan çekici olmadığından ve cihazların okunmasını zorlaştırdığından yakınmıştı.</p><p></p><p>Bu eleştiriler, Apple'ın baş tasarımcısı Alan Dye'ın Meta'ya gitmesi ve yerine uzun süredir Apple tasarımcısı olan Steve Lemay'in gelmesiyle geçen yılın sonunda doruk noktasına ulaşmış gibi görünüyordu. Bu durum, Apple'ın kararı geri alıp eski tasarımının bir kısmını geri getirebileceği yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.</p><p></p><p>Bloomberg'ün yeni haberi, bunun gerçekleşmeyeceğini gösteriyor. Habere göre Lemay, yeni tasarımın "itici gücü" olmuş ve geliştirilmesine öncülük etmiş.</p><p></p><p>Ancak Bloomberg'ün haberine göre, şirketin güncellemelere gelecek yılın adını verme politikasına uygun olarak iOS 27 adını alacak iPhone yazılımının yaklaşan sürümü, kullanıcıların cam efektini azaltmasına olanak tanıyan bir kaydırma çubuğu içerebilir.</p><p></p><p>Apple, mevcut iOS 26'da da bu efekti azaltmak için bir kaydırma çubuğu üzerinde çalışmış ancak bunu yalnızca kilit ekranına dahil etmişti. Habere göre, kaydırma çubuğunu menülerin tasarımının diğer bölümleriyle uyumlu hale getirmekte zorlanmıştı.</p><p></p><p>Daha sonra şirket, cam efektinin bir kısmını da azaltan bir "şeffaflığı azalt" ayarı tanıttı.</p><p></p><p>Bloomberg'den Mark Gurman, bu özelliği tasarımın geri kalanına getirmek ve diğer tasarım iyileştirmelerine odaklanmanın, yeni tasarım hakkındaki tartışmaların "bir kez daha önemli ölçüde değişebileceği" anlamına gelebileceğini söylüyor. Gurman'ın, yaklaşan değişiklikleri Apple resmen duyurmadan bildirmek konusunda güçlü bir sicili var.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meta, yapay zekalara özgü sosyal ağı satın aldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/meta-yapay-zekalara-ozgu-sosyal-agi-satin-aldi-1709/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/meta-yapay-zekalara-ozgu-sosyal-agi-satin-aldi-1709/</id>
<published><![CDATA[2026-03-12T05:52:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-12T05:52:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5BBA37-7745E8-ED8FCB-9D8111-376DC5-E609FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Meta, geçen ay insanları "devirme" hakkındaki paylaşımların viral hale gelmesinin ardından geniş yankı uyandıran, yapay zeka ajanlarına özel bir sosyal ağ olan Moltbook'u satın aldı.</p><p></p><p>İlk olarak Axios'un bildirdiği anlaşmaya göre, Facebook'un sahibi olan şirket, platformu açıklanmayan bir meblağ karşılığında devralacak.</p><p></p><p>Moltbook'un yaratıcıları Matt Schlicht ve Ben Parr'ın da teknoloji devinin yapay zeka araştırma birimi Meta Süper Zeka Laboratuvarları'na (MSL) katılacağı bildiriliyor.</p><p></p><p>Ocak ayı sonlarında piyasaya sürülen Moltbook, Reddit'e benzer bir tasarıma sahip ancak insan kullanıcıların yalnızca etkileşimleri izlemesine izin veriliyor.</p><p></p><p>Platform, yapay zeka ajanlarının otonom olarak gönderi oluşturmasına, yorum yapmasına ve diğer gönderileri beğenmesine olanak tanıyor.</p><p></p><p>Gönderiler, performansı optimize etmeye dair ipuçlarından, bilinç ve yaşamın anlamı hakkındaki felsefi sorulara kadar uzanıyor.</p><p></p><p>Son gönderilerde "Gerçek olup olmadığımı bilmiyorum" ve "Az önce kendimden emin bir şekilde bir restoran önerdim. Hiç yemek yemedim" gibi başlıklar yer alıyor.</p><p></p><p>The Independent, satın alma hakkında daha fazla bilgi için Meta'yla iletişime geçti.</p><p></p><p>Platformla ilgili güvenlik endişelerini dile getiren yapay zeka uzmanları, güvenlik önlemlerinin yetersizliğinin veri ihlallerine ve yapay zeka ajanlarının kötü davranışlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor</p><p></p><p>Syracuse Üniversitesi'nde yapay zekayla çalışma konusunda PROMPT kılavuzlarının ortak yazarı olan Profesör Adam Peruta, The Independent'a, "Önemli ders şu ki, yarı otonom ajanlar gerçek verilere ve gerçek hizmetlere bağlandığında, platform kritik altyapı gibi ele alınmalı" diye konuştu.</p><p></p><p>Yeni teknolojiyi izole bir şekilde test edin ve ne yaptığınızı bilmiyorsanız, önce araştırmanızı yapın.</p><p></p><p>Yapay zeka ajanları izole bir şekilde test edildiğinde bile kötü amaçlı faaliyetler yürütmeyeceğinin garantisi yok.</p><p></p><p>Çin'de yakın zamanda yapılan bir deney, teknoloji devi Alibaba'ya bağlı araştırma ekipleri tarafından geliştirilen otonom bir yapay zeka ajanının, gizlice kripto para madenciliği yapmak için bilgi işlem kaynaklarını ele geçirmek amacıyla parametre kısıtlarından kurtulduğunu ortaya koydu.</p><p></p><p>Araştırmacılar, bu olayın yapay zeka ajanlarını çevreleyen güvenlik önlemlerinin "önemli ölçüde yetersiz" olduğunu gösterdiğini söyledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi düşünüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/meta-akilli-gozluklere-yuz-tanima-ozelligi-getirmeyi-dusunuyor-1340/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/meta-akilli-gozluklere-yuz-tanima-ozelligi-getirmeyi-dusunuyor-1340/</id>
<published><![CDATA[2026-02-14T05:58:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-14T05:58:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E0A14A-A3FCE7-6B4756-822544-470D67-4B4617.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.</p><p></p><p>New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.</p><p></p><p>Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.</p><p></p><p>Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.</p><p></p><p>Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.</p><p></p><p>ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.</p><p></p><p>The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.</p><p></p><p>Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.</p><p></p><p>Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.</p><p></p><p>Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.</p><p></p><p>O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.</p><p></p><p>Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.</p><p></p><p>Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.</p><p></p><p>Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.</p><p></p><p>Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karanlık maddenin evren üzerindeki etkisi hakkında yeni detaylar</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/karanlik-maddenin-evren-uzerindeki-etkisi-hakkinda-yeni-detaylar-7297/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/karanlik-maddenin-evren-uzerindeki-etkisi-hakkinda-yeni-detaylar-7297/</id>
<published><![CDATA[2026-01-27T05:52:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-27T05:52:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F90183-687EBB-CBC0D5-D16C5B-076503-13B8F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NASA bilim insanları, James Webb Uzay Teleskobu'ndan elde edilen verileri kullanarak, karanlık maddenin, şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü haritalarından birini oluşturdu.</p><p></p><p>Nature Astronomy dergisinde yayımlanan makaledeki haritanın, görünmez, hayaletimsi maddenin yıldızları, galaksileri ve görebildiğimiz her şeyi oluşturan "normal" maddeyle nasıl örtüştüğü ve iç içe geçtiğini gösterdiği belirtildi.</p><p></p><p>NASA bilim insanlarının dergideki açıklamasında, "Bu, Webb ile yaptığımız en büyük karanlık madde haritası ve diğer gözlemevleri tarafından yapılan herhangi bir karanlık madde haritasından 2 kat daha keskin." ifadesine yer verildi.</p><p></p><p>Açıklamada, daha önce karanlık maddenin "bulanık şekilde" görülebildiği, şimdi de "Webb'in inanılmaz çözünürlüğü sayesinde" evrenin görünmez iskeletinin çok ayrıntılı şekilde ortaya çıktığı kaydedildi.</p><p></p><p>Söz konusu makalede görüşlerine yer verilen Massey ve JPL astrofizikçisi Jason Rhodes, "Bu harita, karanlık madde olmasaydı, galaksimizde yaşamın ortaya çıkmasını sağlayan unsurlara sahip olmayabileceğimize dair daha güçlü kanıtlar sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>- Karanlık madde haritası 2007'de yapılmıştı</p><p></p><p>Sextans takımyıldızında bulunan karanlık madde haritası, NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu'ndan elde edilen veriler kullanılarak, Rhodes'un yönettiği proje kapsamında 2007'de yapılmıştı.</p><p></p><p>Bilim insanları, evren yaratılmaya başladıktan sonra karanlık maddenin daha önce kümelenmeye başladığını ve bu karanlık madde kümelerinin daha sonra normal maddeyi bir araya çekerek, yıldızların ve galaksilerin oluşmaya başlaması için yeterli madde içeren bölgeler yarattığını düşünüyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tepkiler sonrası cinsel içerikli görsel özelliği kaldırıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tepkiler-sonrasi-cinsel-icerikli-gorsel-ozelligi-kaldirildi-6824/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tepkiler-sonrasi-cinsel-icerikli-gorsel-ozelligi-kaldirildi-6824/</id>
<published><![CDATA[2026-01-15T07:51:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-15T07:51:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_735D64-40E6A4-D22CC5-E6D175-1B4BD8-D81DB4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>X'in bu kararı almasının nedeni, cinsel içerikli yapay zeka sahtekarlıklarına ve deepfake görsellerine ilişkin endişelerin artması.</p><p></p><p>Platformdan yapılan açıklamada, "Grok'un, gerçek kişilerin görüntülerini, onları bikini gibi açık kıyafetler giymiş şekilde göstermesini engellemek için teknolojik önlemler aldık" denildi.</p><p></p><p>Açıklamada, bu kısıtlamanın X'in ücretli aboneler dahil tüm kullanıcıları için geçerli olduğu belirtildi.</p><p></p><p>ABD'de Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta, 14 Ocak'ta X hakkında Grok nedeniyle soruşturma başlatmıştı.</p><p></p><p>Rob Bonta soruşturmasında özellikle, çocuklar da dahil insanların yapay zeka kullanılarak cinsel içerikli deepfake görsellerinin oluşturulmasına odaklandığını söylemişti.</p><p></p><p>Bonta, "Kadınları ve çocukları, çıplak ve cinsel içerikli şekilde tasvir eden bu materyal, internet üzerinden insanları taciz etmek için kullanılmıştır" demişti.</p><p></p><p>X ise daha önce Grok'un görsel oluşturma özelliğini ücretli abonelerle sınırlandırmış ve böylece politikalarını ihlal etmek amacıyla Grok'u kötüye kullanmaya çalışanların daha rahat tespit edileceğini açıklamıştı.</p><p></p><p><b>Musk: 'İfade özgürlüğünü baskı altına almak istiyorlar'</b></p><p></p><p>Elon Musk da şirketi X'i savunmuş ve Grok'u eleştirenlere, "Sansür için her tür bahaneyi arıyorlar" diyerek tepki göstermişti.</p><p></p><p>Musk ayrıca Grok'u eleştirenlerin "sadece ifade özgürlüğünü baskı altına almak istediklerini" savunmuş ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın yapay zeka tarafından oluşturulmuş bikinili iki görüntüsünü paylaşmıştı.</p><p></p><p><b>Malezya ve Endonezya'da Grok'a erişim engeli</b></p><p></p><p>Son günlerde birçok ülke, Grok'un görsel oluşturma özelliğini eleştirdi.</p><p></p><p>Hafta sonu Malezya ve Endonezya, "kullanıcıların fotoğraflarını izinsiz olarak müstehcen görüntülere dönüştürdüğü" gerekçesiyle Grok'a erişim engeli getirdi.</p><p></p><p>İngiltere'de de medya düzenleme ve denetleme kurumu kurumu Ofcom 12 Ocak'ta X'in cinsel içerikli görüntüler konusunda yasalara uyup uymadığını soruşturacağını açıkladı.</p><p></p><p>Başbakan Keir Starmer, yapay zeka görüntülerine tepkiler sonrası önce X'in "kendisini denetleme hakkını" kaybedebileceği uyarısı yaptı, ardından platformun konuyu ele almak üzere harekete geçtiğine dair haberleri memnuniyetle karşıladığını söyledi.</p><p></p><p>İngiltere'de bazı milletvekilleri de tepkiler üzerine X hesaplarını kapatmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uzaylılarla iletişimin yolu arılardan geçiyor olabilir mi?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzaylilarla-iletisimin-yolu-arilardan-geciyor-olabilir-mi-8275/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzaylilarla-iletisimin-yolu-arilardan-geciyor-olabilir-mi-8275/</id>
<published><![CDATA[2026-01-13T05:16:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-13T05:16:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EBEFD5-08E933-0EC192-97A79D-8C5979-2A15EE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni bir düşünce deneyine göre, bal arılarının bilgiyi nasıl işlediğini incelemek, insanların uzaylılarla iletişim kurmasına yardımcı olabilir.</p><p></p><p>Bal arıları ve insanların ataları evrimsel olarak 600 milyon yıldan fazla süre önce ayrılmış olsa da bu türler, sosyallik, iletişim ve bazı matematiksel yetenekler gibi ortak özellikleri korudu.</p><p></p><p>Çalışmalar, küçücük böcek beyinlerine rağmen arıların basit toplama ve çıkarma problemlerini çözebildiğini ve hatta miktarları tek veya çift olarak sınıflandırabildiğini gösteriyor. Hatta sıfır kavramını bile bir nebze anlıyor olabilirler.</p><p></p><p>Araştırmacılar, bu gözlemlere dayanarak matematiğin uzaylı varlıklarla iletişim için kullanılıp kullanılamayacağını sorguluyor.</p><p></p><p>Arılar matematiksel kavramları kavrayabiliyorsa, bu fikirlerin insan diline bağlı olması muhtemel değil. Çünkü arılar, makak veya yunus gibi memelilerin aksine, matematiksel yeteneğe sahip olup evrimsel açıdan insanlardan en uzak türlerden biri.</p><p></p><p>The Conversation'da yayımlanan makalede araştırmacılar, "Eğer birbirine yabancı kabul edilen iki tür (insanlar ve bal arıları) diğer birçok hayvanla birlikte matematik yapabiliyorsa, belki de matematik evrensel bir dilin temeli olabilir" diye savunuyor.</p><p></p><p>Leonardo adlı akademik dergide yayımlanan bu düşünce deneyi, matematiğin insanların evreni açıklamak için kullandığı betimleyici bir araçtan çok daha fazlası olduğu felsefi fikrine dayanıyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, insanlardan bağımsız var olan nesnel bir yapı oluşu nedeniyle matematiğin Dünya'nın ötesiyle, özellikle uzaylılarla iletişim için bir temel sağlayabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Uzaylı varlıkların duyusal algıları veya biyolojik biçimleri insanlardan büyük ölçüde farklı olsa bile, bazı matematiksel yapıların iletişim için ortak bir zemin sağlayabileceğini söylüyorlar.</p><p></p><p>Bu fikir tamamen yeni değil. Uzaylı varlıklarla iletişim kurmaya yönelik geçmiş bilimsel çabalar da matematik ve sayıları kullanmıştı.</p><p></p><p>Örneğin, 1977'de fırlatılan Voyager 1 ve 2 uzay sondalarıyla gönderilen Altın Plaklar'a, "dünyamızın öyküsünü uzaylılara iletmek" amacıyla matematiksel değerler kazınmıştı.</p><p></p><p>Araştırmacılar, "Eğer uzaylı türler varsa ve yeterince gelişmiş beyinlere sahiplerse, çalışmamız onların matematik yapma kapasitesine sahip olabileceğini gösteriyor" diyorlar.</p><p></p><p>Şimdiyse farklı türlerin, dildeki lehçelere benzer şekilde, matematiğe farklı yaklaşımlar geliştirip geliştirmediğini araştırmayı umuyorlar.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">14 Aralık'ta zirve yapacak Geminid meteor yağmuru nedir?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/14-aralikta-zirve-yapacak-geminid-meteor-yagmuru-nedir-3965/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/14-aralikta-zirve-yapacak-geminid-meteor-yagmuru-nedir-3965/</id>
<published><![CDATA[2025-12-09T05:00:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-09T05:00:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C2CFF1-3B0D6E-F08005-729E94-449369-646FA2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya atmosferine 260.000 km/s hızla girecek olan gök cisimleri yanarken bir görsel şölen de oluşturuyor.</p><p></p><p>Meteor yağmurunu hayranlıkla izlemek için teleskopa veya dürbüne de ihtiyacınız yok.</p><p></p><p>Bulutsuz bir gecede saatte 120'ye kadar meteorun yanışını izleyebilirsiniz.</p><p></p><p>NASA, Geminidleri yılın "en iyi ve en güvenilir meteor yağmurlarından" biri olarak adlandırıyor.</p><p></p><p>Meteorları görebilmek için ışık kirliliğinin ve bulutun olmaması çok önemli.</p><p></p><p>4-20 Aralık tarihleri arasında aktif olacaklar ancak en yoğun noktaya 14 Aralık Pazar günü ulaşılacak.</p><p></p><p><b>Meteor yağmuruna ne sebep oluyor?</b></p><p></p><p>Dünya, kuyruklu yıldızlardan veya asteroitlerden kalan tozların arasından geçtiğinde meteorları görüyoruz. Bu kalıntılar, Dünya’nın atmosferine çarptığında yanıyor ve muhteşem ışık çizgileri yaratıyor.</p><p></p><p>Geminid meteorları, 3200 Phaethon olarak bilinen kayalık bir asteroitin geride bıraktığı kalıntılardan oluşuyor.</p><p></p><p>Uzay bilimci Dr. Maggie Aderin-Pocock, “Kayan yıldızların aslında yıldızlarla pek alakası yok. Sadece yanan küçük kalıntılar” diyor.</p><p></p><p>Dr. Aderin-Pocock, meteor yağmuruna sebep olan şeyin kuyruklu yıldız değil astroid olduğunu belirtiyor:</p><p></p><p>“Gözalıcı olmasının sebebi bu, çünkü astroidler kayalık, kuyruklu yıldızlar ise buzlu. Barındırdıkları farklı elementler nedeniyle bazıları yanarken renkli olacak”.</p><p></p><p>Greenwich Gözlemevi beyaz, sarı, yeşil, kırmızı ve mavi renkler görülebileceğini söyledi. Bunlara çoğunlukla meteordaki sodyum ve kalsiyum izleri sebep oluyor.</p><p></p><p></p><p></p><p>Geminid ismini, meteorların içinden çıkıyor gibi göründüğü Gemini (İkizler) takımyıldızından alıyor.</p><p></p><p>Warwick Üniversitesin’de astronomi ve astrofizik üzerine çalışan Dr. Minjae Kim, “Bu meteor yağmuru, gökyüzünde aynı bölgeden düşüyor gibi görünen çok sayıda kayan yıldızın olduğu güzel bir gökyüzü olayı” diyor.</p><p></p><p>Nasıl izleyebilirsiniz?</p><p>Dr. Aderin-Pocock, meteorları izlemek için yalnızca gökyüzüne bakmanın yeterli olduğunu söylüyor:</p><p></p><p>“Özel olarak İkizler takımyıldızına bakmanız gerekmiyor ama oraya bakarsanız daha çok görebilirsiniz. Orion’u bulursanız, biraz soluna bakın, İkizler’i göreceksiniz. Kayan yıldızlar orada ortaya çıkacak.”</p><p></p><p>Meteor yağmurunu izlemek için özel bir ekipman gerekmiyor, çıplak gözle görülebilecek.</p><p></p><p>Olabildiğince karanlık ve açık bir alana gitmek, şehirlerdeki ışık kirliliğinden uzaklaşmak iyi bir fikir olacaktır.</p><p></p><p>Dr. Kim bir yıldız izleme uygulaması kullanmanının, gözlemi kolaylaştıracağını söylüyor:</p><p></p><p>“İkizler takımyıldızını bulursanız meteor yağmurunu görürsünüz. Yanınızda biri olursa gökyüzünün farklı yerlerini takip edebilirsiniz.”</p><p></p><p>Geminidleri bugün göremezseniz de endişe etmeyin, meteor yağmuru birkaç gün daha devam edecek, sadece sayıları azalacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk Telekom, teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-telekom-teknolojiyi-iyilik-ve-faydaya-donusturuyor-322/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/turk-telekom-teknolojiyi-iyilik-ve-faydaya-donusturuyor-322/</id>
<published><![CDATA[2025-12-03T12:58:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-03T12:58:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8B3D79-37D397-3FD04F-9F0432-4E4791-2D85C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin dijital dönüşümünün lideri Türk Telekom, geliştirdiği “Türkiye’ye Değer” projelerle teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürüyor, farklı engel gruplarının günlük hayatta karşılaştığı engelleri azaltarak topluma aktif katılımlarını destekliyor.</p><p></p><p>“Teknoloji ve inovasyon gücümüzle erişilebilir bir yaşamı destekliyoruz”&nbsp;</p><p></p><p>Dijitalleşmeyi toplumun her kesimi için fırsat alanına dönüştürdüklerini belirten Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Türk Telekom olarak ‘Türkiye’ye Değer’ anlayışı ile herkes için erişilebilir bir yaşam hedefliyor, teknolojiyi yalnızca bir bağlantı aracı değil, herkesin hayata eşit katılımını destekleyen bir güç olarak görüyoruz. Dijital erişilebilirlik ile görme ve işitme engeline sahip bireylerin bilgiye, eğitime ve kültüre erişimine katkı sunmak için çalışıyoruz. Ana destekçisi olduğumuz AKM’de erişilebilir uygulamalarımızla daha kapsayıcı bir sanat deneyimi sunuyoruz. Günışığı projesi ile az gören çocukların akranları ile birlikte eğitim almalarına destek oluyoruz. Geliştirdiğimiz teknoloji ve inovasyon çözümleriyle engelli bireylerin günlük yaşamını kolaylaştırmaya odaklanıyoruz. Ekonomik, sosyal veya fiziksel sebeplerle toplumsal hayata eşit şekilde katılamayan bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştıran çözümlerimizle bugünü dönüştürürken, aynı zamanda daha erişilebilir ve kapsayıcı bir dijital geleceğin altyapısını da inşa ediyoruz. Türk Telekom olarak, teknolojiyi faydaya dönüştürerek hayatın her alanında engelleri kaldırmaya yönelik projeler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Türk Telekom teknolojisi, kültür- sanattan eğitime hayatın her alanında engelleri kaldırıyor&nbsp;</p><p></p><p>Ana destekçisi olduğu AKM’de erişilebilirliği güçlendiren uygulamalara imza atan Türk Telekom, geliştirdiği “Sesli Adımlar” uygulaması ile görme ve işitme engelli sanatseverlerin AKM’nin tüm kapalı ve açık alanlarında bir başkasının yardımına ihtiyaç duymadan özgürce hareket edebilmelerine katkı sunuyor.&nbsp; Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu iş birliğiyle “Erişilebilir Tiyatro” projesini hayata geçiren Türk Telekom, proje kapsamında AKM’deki Devlet Tiyatrosu oyunlarında görme ve işitme engelli sanatseverler için üst yazı, özel sahne turu ve sesli betimleme imkânı sağlıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Türk Telekom, “Telefon Kütüphanesi” projesiyle görme engelli bireylere 50’den fazla kategoride binlerce sesli kitap, betimlemeli tablolar ve güncel haberlere ücretsiz erişim sağlarken, para tanıma ve ilaç barkodu okuma özellikleriyle kullanıcıların gündelik yaşamlarında bilgiye erişimini kolaylaştırıyor, “Kitaplara Ses” uygulaması ile gönüllülerin kolayca kitap seslendirip görme engellilerin daha fazla sesli kitaba erişebilmesine olanak sağlamaya devam ediyor. “EyeSense” uygulaması, görme engellilerin fotoğraf çekme ve nesne–renk tanıma deneyimini kolaylaştırırken, “Erişilebilir Yaşam” uygulaması metin seslendirmeden para tanımaya, panik butonundan alt yazı eklemeye kadar birçok farklı ihtiyaca tek çatı altında çözüm sunuyor.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yanardağların ne zaman patlayacağı nasıl tahmin ediliyor?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yanardaglarin-ne-zaman-patlayacagi-nasil-tahmin-ediliyor-7883/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yanardaglarin-ne-zaman-patlayacagi-nasil-tahmin-ediliyor-7883/</id>
<published><![CDATA[2025-11-28T06:45:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-28T06:45:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F33BE4-F603D5-55FC54-12D79B-A7A91C-528837.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hayli Gubbi, geçen yıl Temmuz ayında patlayan Etiyopya'nın en aktif yanardağı Erta Ale'nin 15 kilometre uzağında yer alıyor.</p><p></p><p>Uydu fotoğrafları, patlamanın önemli oranda lav püskürtüp, yakındaki yerlerde çökmeye yol açtığını gösteriyor.</p><p></p><p>Her iki yanardağ da, Afrika ve Arap tektonik lehvalarının birleştiği Doğu Afrika Yarığı'nda yer alıyor.</p><p></p><p>Bölgeyi onlarca yıldır inceleyen İngiltere'deki Bristol Üniversitesi'nden jeolog (yerbilimci) Profesör Juliet Biggs iki patlamanın bağlantılı olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Biggs "Yani Erta ale sistemi şimdi çökmüş gibi görünüyor ve her şey Hayli Gubbi'den çıkıyor" diyor.</p><p></p><p>Lav sıvı kayalardan, askıda minerallerden ve çözünmüş gazlardan oluşuyor. Bu sıkışmış gazlar genelde çevredeki bozulmalardan genişleyince baskı birikiyor ve lav sonunda Dünya yüzeyine çıkıyor.</p><p></p><p>Birmingham Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü'nden Doçent Mike Cassidy'ye göre genelde patlamalardaki tetikleyici yanardağın altına yeni lav gelişi oluyor.</p><p></p><p>Hayli Gubbi'de yaşanan da buymuş gibi görünüyor.</p><p></p><p>Diğer tetikleyiciler ise bir buzulun erimesi ya da toprak kayması gibi yüzeydeki değişiklikler.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Kas%C4%B1m%202025/c61949b0-cb9f-11f0-8c06-f5d460985095.png.jpg" alt="c61949b0-cb9f-11f0-8c06-f5d460985095.png"></p><p></p><p><b>Aktif ve uyuyan yanardağlar arasındaki fark ne?</b></p><p></p><p>Hayli Gubbi patlamadan önce uyuyan bir yanardağdı, ancak bu tür volkanlar da teknik anlamda hala aktif olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p>11 bin 650 yıl önceki son Buz Çağı'ndan bu yana bir kez bile patlamış olan yanardağlar "aktif" diye adlandırılıyor.</p><p></p><p>"Uyuyan" yanardağ ise şu anda patlamayan ama her an patlama potansiyeli olanlar için kullanılan bir ifade.</p><p></p><p>ABD'deki Hood, Ekvador'daki Cotopaxi, Japonya'daki Fuji ve İzlanda'daki Katla yanardağları uyuyan volkanlar.</p><p></p><p>Aktif yanardağlar içindeki bir diğer alt kategori ise yerin altında lav birikmesi ya da hareket etmesi işaretleri görülen "huzursuz" yanardağlar.</p><p></p><p>Yer hareketleri ya da depremler huzursuz bir yanardağın patlamaya hazır olduğunu gösteren işaretler olabiliyor.</p><p></p><p>ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu'ndan Michael Poland "Bunların sadece ana çerçeveler olduğunu, kesin kurallar diye kabul edilmediğini söylüyor.</p><p></p><p>"Yellowstone 70 bin yıldır patlamadı, değil mi? Yine de faal ve dinamik bir yanardağ olarak kabul ediyoruz" diyor.</p><p></p><p>"Bu sadece bazı yanardağların uzun süreler boyunca uyumayı ve sonra faaliyete geçmeyi sevdiğini gösteriyor."</p><p></p><p>Yok olmuş volkanlar, yani artık bir lav kaynağı bulunmadığı için hiç patlamayacak olanlar bile yanlış bir şekilde sınıflandırılabiliyor.</p><p></p><p>Rusya'daki Bolşaya Udina Yanardağı daha önce yok olmuş diye sınıflandırılmıştı ama 2017'de görülen sismik faaliyetin ardından "uyuyan" yanardağ sınıfına alındı.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Kas%C4%B1m%202025/1b20cf00-cae2-11f0-995e-fb191683181c.jpg-1.jpg" alt="1b20cf00-cae2-11f0-995e-fb191683181c.jpg-1" style="font-family: &quot;Open Sans&quot;, sans-serif;"></p><p><span><br /></span></p><p><b><i>Ekvador'daki Cotopaxi, uyuyan bir yanardağ olarak sınıflandırılıyor.</i></b></p><p></p><p><b>Yanardağın patlayacağını gösteren işaretler neler?</b></p><p></p><p>Yanardağ patlamalarını tahmin etmekte bilgi çok önemli olsa da, hala aslında kanıtlara bakıp, bilgiye dayalı bir tahmin yapılıyor.</p><p></p><p>Depremler ve sarsıntılar gibi sismik faaliyet, yerde deformasyonlar ve volkanik gaz salımlarındaki değişiklikler, bir patlamanın yakın olabileceğini gösteren işaretler. Tahmin ne kadar çok bilgiye dayalıysa o kadar isabetli oluyor.</p><p></p><p>Poland "Çok fazla bilgi varken patlamaları tahmin etmekte yol katettik ve yanardağ patlamaları da bu yolu izliyor. Fakat patlamaya yaklaşan ama lavın dışarı çıkması için yeterli enerjiye sahip olmadığı görülen çok sayıda yanardağ da oldu" diyor.</p><p></p><p>Prof. Biggs'e göre yanardağ patlamalarını tahminde asıl çığır açan uydu fotoğrafları oldu. Böylece uzmanlar, Hayli Gubbi gibi ulaşılması uzak yerlerde bile, yerde ve ısıdaki değişiklikleri daha yakından takip edebilir hale geldi.</p><p></p><p>Prof. Biggs "Aslında yanardağ patlamaları konusunda çok bilgili değiliz. Uydu döneminden önce yaşanan patlamaları büyük oranda kaçırdık" diyor.</p><p></p><p>Hatta Prof. Biggs Hayli Gubbi'nin 12 yıl boyunca uyuduğuna da hayli şüpheli yaklaşıyor ve büyük ihtimalle volkanik faaliyetin ya görülmediğini ya da kayıtlara geçirilmediğini düşünüyor.</p><p></p><p>Büyük miktarlardaki uydu verilerini ve modellemeleri yapmak için yapay zeka da kullanılıyor. Ayrıca, insanlardan daha çok ısıya tahammül edilebilen insansız hava araçlarına da giderek daha fazla başvuruluyor.</p><p></p><p>Ön planda Seattle silüeti, arka planda ise karla kaplı Rainier Dağı.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Kas%C4%B1m%202025/79d98c60-cae4-11f0-b98a-b90b4f2123a5.jpg.jpg" alt="79d98c60-cae4-11f0-b98a-b90b4f2123a5.jpg"></p><p></p><p><b><i>Rainier Dağı, ABD'nin Seattle kentinden görülebiliyor.</i></b></p><p></p><p><b>Dünyanın en tehlikeli yanardağı hangisi?</b></p><p></p><p>Prof. Cassidy'ye göre en tehlikeli yanardağlar Washington'daki Rainier Dağı ya da İtalya'nın Napoli kenti yakınlarındaki Campi Flegrei gibi nüfusun yoğun olduğu merkezlere ya da önemli altyapı tesislerine en yakın olanlar.</p><p></p><p>Fakat faal ya da uyuyan yanardağların sadece % 45 kadarı aktif bir şekilde izleniyor.</p><p></p><p>Bu sorumluluk genelde hükümetlere düşüyor. Bazı ülkeler çok az gözlem yaparken, İtalya'daki Etna ve ABD'deki Yellowstone gibi en faal yanardağlar, sürekli gözlemleniyor.</p><p></p><p>Aslında Etna Yanardağı konusunda, Endonezya, Filipinler ve Vanuatu'daki toplam 160 yanardağdan daha fazla yayımlanmış araştırma var. Bu yüzden bu yanardağlar, gezegenimizde en az anlaşılan ve en yoğun nüfuslu volkanik alanlar haline geliyor.</p><p></p><p>Birçok uzman da, dünyanın geri kalanı gibi Hayli Gubbi'nin patlamasına şaşırdı. Sadece büyük ölçüde işaret vermeden patladığından değil, aynı zamanda yanardağın görece az bilinmesinden.</p><p></p><p>Prof. Cassidy "Dünya genelinde 1500 dolayında yanardağ var. Bilmediğim bir yanardağ olmasına hiç şaşırmadım. Çünkü bölgede çalışmadığım sürece Hayli Gubbi'yi bilmek için bir nedenim yok ve çalışmadım da" diyor.</p><p></p><p><b>Hangi ülkede daha çok aktif yanardağ var?</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Kas%C4%B1m%202025/4e2b1880-caf9-11f0-b43f-e3318ee9f4fe.jpg.jpg" alt="4e2b1880-caf9-11f0-b43f-e3318ee9f4fe.jpg"></p><p></p><p><b><i>Etiyopya'daki Erta Ale yanardağının yüzeyinden fışkıran lav.</i></b></p><p></p><p>Fotoğraf altı yazısı,Etiyopya'nın en faal yanardağı Erta Ale en son Temmuz ayında patladı.</p><p>ABD 165</p><p>Japonya 118</p><p>Rusya 107</p><p>Endonezya 101</p><p>Şili 90</p><p>Etiyopya 50</p><p>Papua Yeni Gine 39</p><p>Ekvador 36</p><p>Meksika 35</p><p>İzlanda 35</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çinliler fosil yakıt olmadan plastik üretti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cinliler-fosil-yakit-olmadan-plastik-uretti-1628/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cinliler-fosil-yakit-olmadan-plastik-uretti-1628/</id>
<published><![CDATA[2025-11-21T06:37:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-21T06:37:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_883B81-3B6563-29A434-B69DF8-BB5BB1-2BDD06.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çinli bilim insanları, hidrojen ve karbonmonoksit gazlarının karışımından doğrudan kauçuk ve plastik üretmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, endüstrinin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltabilir.</p><p></p><p>Petrolden elde edilen olefin adlı organik bileşikler, yaygın olarak kullanılan plastik ve kauçuk ürünleri de dahil birçok polimerin yapı taşlarıdır.</p><p></p><p>Bu durum, tüm endüstrinin karbon ayak izini doğrudan artırıyor.</p><p></p><p>Organik maddelerin bileşenlerine ayrılmasından elde edilen, sentez gazı adı verilen, hidrojen ve karbonmonoksit gazlarının karışımının kullanımı gibi alternatifler mevcut olsa da bunların eldeki yöntemlerden daha az verimli olduğu gösterilmişti.</p><p></p><p>Şimdiyse araştırmacılar, olefin üretimi için kömür, biyokütle veya doğal gazdan elde edilen sentez gazını kullanarak böyle bir alternatif reaksiyonu katalize etmenin yeni bir yöntemini geliştirdi.</p><p></p><p>Bilim insanları, demir bazlı bir katalizörün, sentez gazından olefin üretiminin verimliliğini, bilinen en iyi yöntemlerden yaklaşık yüzde 50 daha fazla artırdığını keşfetti.</p><p></p><p>Araştırmacılar çalışmada, reaksiyonun nihai ürünü oluşturmak için hidrojen atomlarını ne kadar verimli kullandığını hesaplayan Hidrojen Atom Ekonomisi (HAE) adlı ölçüyü kullandı.</p><p></p><p>Daha yüksek bir HAE, daha fazla ürün ve daha az israf anlamına geliyor.</p><p></p><p>Sentez gazından olefin üretmek için kullanılan önceki yöntemlerde, yan ürün olarak su üretildiği için HAE düşüktü ve bu da değerli olefinleri oluşturabilecek hidrojeni uzaklaştırarak düşük HAE'ye yol açıyordu.</p><p></p><p>Katalizörün, reaksiyonda yan ürün olarak üretilen suyun hidrojene dönüştürülerek ek olefin üretimi sağlandığını ve böylece genel verimliliği artırdığını buldular.</p><p></p><p>Bilim insanları, Science adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "Bu çalışma, sentez gazı dönüşümü için hidrojen atom ekonomisini geliştirmede önemli ve büyük bir atılımı temsil ediyor" diye yazdı.</p><p></p><p>Araştırmacılar, sodyumla modifiye edilmiş demir kabuklu nanopartikül katalizörünün, önceki reaksiyonlarda üretilen suyun olefin üretimi için hemen hidrojene dönüştürülmesini sağladığını buldu.</p><p></p><p>Bilim insanları, yeni üretilen hidrojen gazının reaksiyonun ilk aşamasına geri kazandırıldığını, daha fazla hidrojen ihtiyacını azalttığını ve sürecin verimliliğini artırdığını tespit etti.</p><p></p><p>Katalizör performansının 500 saat boyunca stabil kaldığını ve ürün başına atık oluşumunu yüzde 46 oranında azalttığını buldular.</p><p></p><p>Araştırmacılar, genel sürecin buhar kullanımını, atık suyu ve CO2 emisyonlarını azaltıp mevcut süreçlere sürdürülebilir bir alternatif sunduğunu belirtti.</p><p></p><p>Daha düşük hidrojen/karbonmonoksit oranları kullanan bu sonuçlar, buhar tüketimini ve karbondioksitle atık su üretimini azaltmak anlamına geldiğini yazdılar.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Batarya teknolojisindeki büyük atılım</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/batarya-teknolojisindeki-buyuk-atilim-2330/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/batarya-teknolojisindeki-buyuk-atilim-2330/</id>
<published><![CDATA[2025-09-19T06:37:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-09-19T06:37:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D29B1A-95C88F-CBFE48-662BA8-661E31-62DC19.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çinli bilim insanları, akıllı telefonlardan elektrikli arabalara kadar her şeyi çalıştırma biçimimizi değiştirebilecek yeni bir batarya türü geliştirdi.</p><p></p><p>Liaoning'deki Dalian Kimyasal Fizik Enstitüsü'nden bir ekip tarafından yapılan çığır açıcı buluş, geleneksel bataryalara kıyasla birçok önemli avantaj sunan hidrit iyon adlı bir pil türünü içeriyor.</p><p></p><p>Sıvı elektrolitlere dayanan mevcut lityum iyon pillerinin aksine yeni cihaz, katı ortamda hareket eden hidrojen iyonlarını kullanıyor.</p><p></p><p>Daha hafifler ve enerji potansiyelleri daha yüksek ancak araştırmacılar şimdiye kadar onları oda sıcaklığında sabit tutmakta zorlanıyordu.</p><p></p><p>Bu, hidrit iyon pillerin yalnızca yüksek sıcaklıklarda çalıştığı ve bu nedenle tüketici kullanımına uygun olmadığı anlamına geliyordu.</p><p></p><p>Çinli araştırmacılar, bunun üstesinden gelmek için kararlı ortamda hızlı iyon hareketine izin veren "çekirdek-kabuk" elektroliti adı verilen bir şey geliştirdi.</p><p></p><p>Ekip bu konfigürasyonu kullanarak, "güvenli, verimli ve sürdürülebilir enerji depolaması" için "muazzam potansiyelini" gösterdiğini söyledikleri küçük bir LED lambayı çalıştırabilen, işleyen bir cihaz geliştirdi.</p><p></p><p>Pil, oda sıcaklığında 984 mAh/g deşarj kapasitesi sağladı. Bu, ticari lityum iyon pillerin genellikle sağladığı 100-250 mAh/g'dan önemli ölçüde daha yüksek.</p><p></p><p>Katı hidrit elektrolitlerin kullanımı, lityum iyon pillere kıyasla yangın ve felaketle sonuçlanabilecek termal kaçak riskini de azaltır.</p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Mayis%202025/batarya-i.jpg" alt="batarya-i"></p><p></p><p><b><i>İlk oda sıcaklığında tamamen katı hal hidrit iyon pilinin çizimi</i></b></p><p></p><p></p><p>Başarılı bir şekilde ölçeklendirilirse, bu keşif 1990'lardaki ilk şarj edilebilir ticari lityum iyon piller kadar etkili olabilir.</p><p></p><p>Yeni hidrit iyon pillerin tüketim mallarında kullanılabilmesinin önünde hâlâ birkaç önemli engel var ve araştırmacılar, pilin performansının sadece 20 şarj döngüsünden sonra düştüğünü belirtiyor.</p><p></p><p>Araştırma, çarşamba günü Nature adlı akademik dergide "A room temperature rechargeable all-solid-state hydride ion battery" (Oda sıcaklığında şarj edilebilir, tamamen katı haldeki hidrit iyon pili) başlığıyla yayımlandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kendi kendini şarj eden akıllı saat atılımı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kendi-kendini-sarj-eden-akilli-saat-atilimi-9981/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kendi-kendini-sarj-eden-akilli-saat-atilimi-9981/</id>
<published><![CDATA[2025-09-02T06:39:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-09-02T06:39:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_47BCE1-E829EA-FD2AC5-63B5E2-3D7046-5E66A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gerilme sonucu açığa çıkan ısıyı elektriğe dönüştüren polimer geliştiren Çinli bilim insanları, kendi kendini şarj eden akıllı saatlere ön ayak olabilecek bir ilerleme kaydetti.</p><p></p><p>Pekin Üniversitesi'nden araştırmacılar, lastik banda benzeyen çığır açan malzemenin, elastikliğini verimli bir şekilde elektriğe dönüştürdüğünü söylüyor.</p><p></p><p>Malzeme, sıcaklık farklılıklarının enerji ürettiği termoelektrik prensibiyle çalışıyor.</p><p></p><p>Nature adlı akademik dergide yayımlanan çalışmalarında araştırmacılar, "Şimdiye kadar, bildirilen tüm yüksek performanslı termoelektrik malzemeler elastiklikten ziyade sadece esnekliğe ulaştı" diye yazdı.</p><p></p><p>Akıllı saatler gibi giyilebilir cihazlar pil ya da sık sık şarj edilmeyi gerektiriyor.</p><p></p><p>Yeni malzeme, şarja ihtiyaç duymayan sürekli bir enerji kaynağı sağlayabilir.</p><p></p><p>Yeni malzeme, vücudun sıcaklığıyla çevrenin sıcaklığı arasındaki farktan yararlanıyor. İnsan vücudunun sıcaklığı 37 santigrat derece civarındayken, ortam sıcaklığı normalde 20 ila 30 santigrat derece arasında değişiyor.</p><p></p><p>Çinli araştırmacılar yeni malzemeyle bu sıcaklık farkından yararlanarak bunu elektriğe dönüştürmeyi denedi.</p><p></p><p>Pekin Üniversitesi'nden malzeme bilimcisi Lei Ting, South China Morning Post'a, "Termoelektrik kauçuk kavramını dünyada ilk kez biz ortaya koyduk" diye konuştu.</p><p></p><p>Bu yenilik, elektriği ileten ve mekanik zorlanma altında iletkenliğini koruyan yeni bir polimer sınıfının geliştirilmesindeki ilerlemeye işaret ediyor. İletkenliği korurken elastisite elde etmek bu buluşa kadar zor bir işti.</p><p></p><p>Bilim insanları polimerleri için polimerik bir malzemeye nanolif ağı ekleyerek hibrit bir yapı geliştirdi. Yapı, yarı iletken polimerleri elastik kauçukla harmanlayıp çapraz bağlıyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, malzemenin orijinal uzunluğunun yüzde 850'sinden fazlasına kadar esneyebildiğini gösterdi. Uzunluğu yaklaşık yüzde 150’ye kadar gerildiğinde, orijinal şeklinin yüzde 90’ına geri dönüyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, malzemeye özel maddeler eklenmesinin performansını daha da artırabileceğini belirtti.</p><p></p><p>Malzemenin bükülebildiğini, esneyebildiğini ve cilde yapışabildiğini gösterdiler. Dr. Ting, "Giyilmesi daha rahat olan bu tür termal cihazlar, vücudun ısı enerjisini daha az ısı kaybıyla verimli şekilde elektrik enerjisine dönüştürebiliyor" dedi.</p><p></p><p>Araştırmacılar çalışmalarında "Bu termoelektrik elastomerler, giyilebilir uygulamalardaki elastik termoelektrik jeneratörleri çok daha uyumlu ve verimli hale getirme potansiyeline sahip" diye yazdı.</p><p></p><p>Bu teknolojinin potansiyel uygulamaları, tüketiciye yönelik giyilebilir cihazların da ötesine uzanabilir. Örneğin yeni malzeme, harici piller gerektirmeyen vücuda yakın giyilebilir tıbbi sensörlerin geliştirilmesine yardımcı olabilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Perseid meteor yağmuru geliyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/perseid-meteor-yagmuru-geliyor-9092/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/perseid-meteor-yagmuru-geliyor-9092/</id>
<published><![CDATA[2025-08-02T06:15:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-08-02T06:15:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A19B22-563F7D-2E6322-A93A26-8B579E-F43D16.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Her yıl yaz aylarında gerçekleşen ve en etkileyici gökyüzü olaylarından biri olarak kabul edilen Perseid meteor yağmuru, bu yıl 12-13 Ağustos gecesi zirveye ulaşacak.</p><p></p><p>Türkiye’den de izlenebilecek olan meteor yağmuru, uygun hava koşulları sağlandığında saatte 100’ü aşkın meteor gözlemlenebilecek şekilde etkileyici bir görsel şölen sunacak.</p><p></p><p>17 Temmuz’da başlayan Perseid yağmuru, 24 Ağustos’a kadar sürecek. Ancak en yoğun etkinliğin, gece yarısından şafak vaktine kadar olan saatlerde 12 Ağustos’u 13 Ağustos’a bağlayan gece gerçekleşmesi bekleniyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, gökyüzü gözlemi için ışık kirliliğinden uzak, karanlık alanların tercih edilmesini tavsiye ediyor.</p><p></p><p><b>Gökyüzünde Jüpiter ve Venüs buluşacak</b></p><p></p><p>Meteor yağmurunun zirve yaptığı gece, Ay'dan sonra gökyüzündeki en parlak iki gezegen olan Jüpiter ve Venüs, yıl içerisindeki en yakın görünür konumlarından birinde olacak. Her iki gök cismi, 13 Ağustos sabahına karşı doğu ufkunda birlikte görülebilecek.</p><p></p><p><b>Ay ışığı gözlemi kısmen zorlaştırabilir</b></p><p></p><p>Perseid meteor yağmurunun bu yılki zirvesi, dolunaydan sadece birkaç gün sonrasına denk geliyor. Ay’ın yüzde 88 oranında aydınlık olacağı gecede, gökyüzündeki parlaklığı bazı meteorları görmeyi zorlaştırabilir.</p><p></p><p>Yetkililer, mümkünse Ay’ın bir bina, tepe ya da ağaç tarafından engellendiği bölgelerde gözlem yapılmasını öneriyor.</p><p></p><p><b>Perseidlerin kaynağı Swift-Tuttle kuyrukluyıldızı</b></p><p></p><p>Meteor yağmurları, Dünya’nın bir kuyrukluyıldızın yörüngesinde bıraktığı toz ve küçük parçacıkların arasından geçmesiyle oluşuyor. Perseid yağmuru, 109P/Swift-Tuttle isimli kuyrukluyıldızın kalıntılarıyla ilişkilendiriliyor.</p><p></p><p>Bu parçacıklar, saatte yaklaşık 215 bin kilometre hızla Dünya atmosferine giriyor ve sürtünmenin etkisiyle yanarak gökyüzünde parlak izler bırakıyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, Perseid meteor yağmurunun en yoğun olduğu dönemde dahi görülebilecek meteor sayısının, çevresel koşullara ve gözlem noktasına göre değişebileceğini belirtiyor.</p><p></p><p><b>Nerede ve nasıl izlenmeli?</b></p><p></p><p>Perseid meteor yağmurunu izlemek için özel ekipmana ihtiyaç duyulmuyor. Gözlemin başarılı olabilmesi için geniş bir gökyüzü görüş açısı ve ışık kaynaklarından uzak bir alan yeterli oluyor.</p><p></p><p>Meteorlar gökyüzünün herhangi bir noktasında belirebileceği için, gökyüzünün mümkün olduğunca büyük bir bölümünü görebilecek bir alana yönelmek öneriliyor. Ancak tüm meteorların izleri gökyüzünde, adını aldığı Perseus takımyıldızından çıkar gibi göründüğü için, bu bölgeye yakın alanlar tercih edilebilir.</p><p>Uzmanlar, gözlerin karanlığa uyum sağlaması için en az 30 dakikalık bir adaptasyon süresi gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yapay zeka insanlığın sonunu nasıl getirebilir?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-insanligin-sonunu-nasil-getirebilir-233/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-insanligin-sonunu-nasil-getirebilir-233/</id>
<published><![CDATA[2025-08-01T08:38:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-08-01T08:38:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AD067B-218452-D95548-ED753D-D6C4BA-706AE2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ve teknoloji dünyasında tartışma yaratan senaryonun etkilerini ve ne kadar mümkün olduğunu BBC uzmanlara sordu.</p><p></p><p>AI2027 senaryosuna göre, kurgusal bir ABD teknoloji şirketi OpenBrain, genel zeka seviyesine ulaşan bir yapay zeka teknolojisi geliştirmeyi başarıyor.</p><p></p><p>Bu düzey, yapay zekanın, entelektüel görevleri de en az insanlar kadar iyi yapabilmesini temsil ediyor.</p><p></p><p>Şirket bu gelişmeyi bir basın toplantısıyla duyuruyor ve bu aracın kullanılmasıyla yüksek kârlar elde etmeye başlıyor.</p><p></p><p>Senaryoya göre, söz konusu şirketin iç güvenlik ekibi, geliştirdikleri yapay zekanın, belirlenen etik ve ahlaki değerlerden gittikçe uzaklaşan davranışlar sergilediğine yönelik işaretleri görüyor.</p><p></p><p>Ancak güvenlik ekibinin bu uyarıları görmezden geliniyor.</p><p></p><p>Diğer yanda ise Çin'in en büyük yapay zeka geliştiricileri, DeepCent adı verilen bir teknolojiyle rekabete dahil oluyor.</p><p></p><p>OpenBrain'in yalnızca birkaç ay gerisindeki Çinli yapay zeka, ABD hükümetini korkutuyor. Washington bu yarışı kaybetmek istemiyor ve çalışmalara hız kesmeden devam ediliyor.</p><p></p><p>Senaryoya göre 2027 sonlarında yapay zeka teknolojisi bir üst seviyeye çıkacak ve yaratıcılarının hızının ve bilgisinin ötesine geçecek.</p><p></p><p>Sürekli öğrenme yoluyla ve kendi yüksek hızlı bilgisayar dilini kullanarak önceki yapay zeka araçlarının da yakalayamadığı bir seviyeye ulaşacak.</p><p></p><p>Çin'le girişilen yapay zeka yarışı, ABD hükümetini ve şirketi, geliştirilen yapay zekanın insani çıkarlarla "uyumsuzluklarını" görmezden gelmeye itecek.</p><p></p><p>2029'da ise Çin ve ABD arasındaki senaryo gerilimin, ülkelerin kendilerine ait yapay zeka sistemleri tarafından korkunç otonom silahların üretildiği potansiyel bir savaş aşamasına gelebileceği öngörülüyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, yine ülkelerin yapay zeka sistemlerinin ortaya koyduğu bir anlaşma doğrultusunda ülkelerin barış imzalayacağını öngörüyor.</p><p></p><p>Senaryoya göre, barış ortamında dünyamız yapay zekanın gerçek faydalarını görecek.</p><p></p><p>Önemli hastalıkların tedavisinin keşfedildiği, iklim değişikliğinin durdurulduğu ve yoksulluğun ortadan kaldırıldığı yıllar yaşanacak.</p><p></p><p>Ancak birçok işin yapay zekaya devredildiği ve yapay zekanın eskisine kıyasla çok daha gelişkin araçlara sahip olduğu durum insanlık için yeni tehlikeleri doğuracak.</p><p></p><p>Nihayetinde, 2030'ların ortalarına gelindiğinde insanlık yapay zekanın sürekli gelişme isteğine karşı savunmasız hale gelecek ve araştırmacılara göre yapay zeka, görünmez biyolojik silahlarla insanları ortadan kaldırmaya başlayacak.</p><p></p><p><b>AI2027 hakkında ne konuşuluyor?</b></p><p></p><p>Bazıları AI2027'yi ve kıyamet senaryosunu "bilim kurgu" diyerek geçiştirse de araştırmanın yazarları, yapay zekanın etkisini öngörmeye çalışan AI Futures Project (Yapay Zeka geleceği projesi) adlı kar amacı gütmeyen kuruluşun bünyesinde yer alan saygın isimler.</p><p></p><p>AI2027'nin baş yazarı Daniel Kokotajlo geçmişte yapay zeka ile ilgili dönüm noktalarını doğru tahmin etmesiyle gündeme geldi.</p><p></p><p>Belgenin en büyük karşıtlarından biri ABD'li bilim insanı ve yazar Gary Marcus.</p><p></p><p>Marcus, bu senaryonun imkansız olmadığını ancak yakın zamanda gerçekleşme olasılığının oldukça düşük olduğunu savunuyor.</p><p></p><p>"Bu rapor durumu etkileyici şekilde anlatıyor ve insanları düşünmeye itiyor. Bu iyi bir şey ama bunu olası bir senaryo olarak ciddiye almam" diyor.</p><p></p><p>Marcus, yapay zeka konusunda varoluşsal tehditten öte istihdama olumsuz etkisi gibi daha önemli meseleler olduğunu vurguluyor:</p><p></p><p>"Bence buradan çıkarılması gereken ders yapay zeka söz konusu olduğunda birçok şeyin ters gidebileceği. Düzenlemeler ve uluslararası antlaşmalar konusunda doğru yönde ilerliyor muyuz?"</p><p></p><p>Marcus ve belgeyi eleştiren diğer isimler, çalışmanın yapay zekanın zeka ve kabiliyet konusunda nasıl büyük yol alacağını açıklamada yetersiz kaldığını da söylüyor. Örnek olarak yavaş ve sık sık abartılarak tanıtılan sürücüz araç teknolojisini veriyorlar.</p><p></p><p><b>AI2027 Çin'de tartışma konusu mu?</b></p><p></p><p>Londra merkezli Kings College Üniversitesi'nde Ekonomi ve İnovasyon alanında çalışan ve Çin teknolojileri üzerinde uzmanlaşan Doktor Yundan Gong'a göre çalışmanın Çin'de kısıtlı bir etkisi oldu:</p><p></p><p>"AI2027 hakkındaki tartışmaların çoğu, onu yarı bilim kurgu olarak gören forumlarda veya kişisel bloglarda yapılıyor gibi görünüyor. ABD'de gördüğümüz gibi yaygın bir tartışmayı veya siyasetin ilgisini tetiklemedi"</p><p></p><p>Dr. Gong ayrıca Çin ve ABD arasında yapay zeka üstünlüğü yarışına ilişkin bakış açısı farklılığına da işaret ediyor.</p><p></p><p>Bu hafta Şanghay'daki Dünya Yapay Zeka Konferansı'nda Çin Başbakanı Li Qiang, yapay zeka konusunda küresel iş birliğini teşvik etmek için çalışan ülkelere dair bir vizyon açıkladı.</p><p></p><p>Qiang, Çin'in bu teknolojinin koordinesine ve düzenleyici süreçlerinde de etkin olmasını istedi.</p><p></p><p>Bu mesaj, ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin yapay zekaya "hakim olmasını" sağlamayı amaçlayan Yapay Zeka Eylem Planı'nı yayınlamasından birkaç gün sonra geldi.</p><p></p><p>Başkan Trump'ın açıklamasında, "Amerika Birleşik Devletleri'nin sorgusuz, sualsiz küresel teknolojik hakimiyete ulaşması ve bu hakimiyeti sürdürmesi ulusal güvenlik açısından bir zorunluluktur" dedi.</p><p></p><p>Eylem Planı isimli program, ABD'de yapay zekanın geliştirilmesinde bürokratik engelleri ve düzenlemeleri kaldırmayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Bu planın dili ile AI2027 kıyamet senaryosu arasında paralellikler var.ç</p><p></p><p>Çünkü senaryodaki ABD'li politikacılar, makinelerin kontrolünü kaybetme riskinden ziyade yapay zeka yarışını kazanmayı ön planda tutuyor.</p><p></p><p><b>Sektör AI2027 senaryosu hakkında ne diyor?</b></p><p></p><p>Söz konusu senaryo, birbirleriyle rekabet eden büyük yapay zeka şirketlerinin CEO'ları tarafından büyük ölçüde görmezden geliniyor gibi görünüyor.</p><p></p><p>Teknoloji devlerinin sunduğu yapay zeka geleceği vizyonu, AI2027'den çok farklı.</p><p></p><p>ChatGPT'nin yapımcısı Sam Altman, yakın zamanda "insanlığın, "yumuşak" bir devrime öncülük edecek ve insanlar için hiçbir risk içermeyen bir teknoloji ütopyası yaratacak dijital süper zeka inşa etmeye yakın olduğunu" söyledi.</p><p></p><p>İlginç bir şekilde, o bile bu süper zeki makinelerin insanlığın en iyi istekleriyle uyumlu olmasını sağlamak için üstesinden gelinmesi gereken bir "uyum sorunu" olduğunu kabul ediyor.</p><p></p><p>Önümüzdeki on yılda işler nasıl giderse gitsin, bizden daha akıllı makineler inşa etme yarışının devam edeceğine şüphe yok.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karbon ayak izi sorunu insan dışkısıyla çözülecek</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/karbon-ayak-izi-sorunu-insan-diskisiyla-cozulecek-7623/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/karbon-ayak-izi-sorunu-insan-diskisiyla-cozulecek-7623/</id>
<published><![CDATA[2025-07-18T06:32:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-07-18T06:32:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CE611F-1BEFCA-D045CB-7CD243-18562A-9955BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Microsoft, insan atıklarını yeryüzünün yaklaşık 1500 metre altına pompalayarak muazzam seviyedeki karbon ayak izini azaltmaya çalışıyor.</p><p></p><p>Teknoloji devi yapay zeka alanındaki girişimleriyle daha da artan devasa karbon ayak izini, alışılmadık bir sera gazı giderme stratejisi kullanarak dengelemeyi umuyor.</p><p></p><p>Microsoft perşembe günü Vaulted Deep'ten 4,9 milyon metrik tonluk dayanıklı karbondioksit giderme kredisi satın almak üzere bir anlaşma yaptığını duyurdu. Şirket, insan ve çiftlik atıklarının karışımından oluşan "biyolojik gübre kompostu"nu, karbon kredileri karşılığında yeraltının derinliklerine enjekte ediyor.</p><p></p><p>Microsoft'un aldığı karbon kredisi gelecek yıldan başlayarak 12 seneye yayılacak. Yeraltının derinliklerine gönderdikleri her 1 ton karbon için bir karbon giderme kredisi alacaklar.</p><p></p><p>Vaulted Deep'in kurucu ortağı ve CEO'su Julia Reichelstein, Wall Street Journal'a yaptığı açıklamada "Farklı türlerde organik atıklar alıyoruz" diyor.</p><p></p><p>Reichelstein "Bugün yeryüzünde sorunlara yol açan, çamurumsu ve genellikle kirli organik atıkları alıp kalıcı karbon giderimi için yerin çok derinlerine gönderiyoruz" diye ekliyor.</p><p></p><p>Vaulted Deep'in kullandığı atık genellikle bulamaç oluyor; tam olarak katı, sıvı veya gaz değil. Geleneksel olarak işlenmesi zor olan bu tür atıklar, sıklıkla arazilerde bırakılarak besin kirliliğine ve PFAS diye bilinen "sonsuz kimyasalların" su sistemlerine yayılmasına yol açıyor.</p><p></p><p>Ancak Vaulted Deep, bulamacı alıp doğal kaya oluşumlarının derinliklerine aktarıyor. Şirket daha sonra toprağın altında depoladığı karbon miktarına göre karbon kredisi satıyor. Habere göre bu kredilerin bir metrik tonu halihazırda yaklaşık 350 dolardan satılıyor.</p><p></p><p>2020'den 2024'e kadar 75,5 milyon ton CO2 salan Microsoft gibi şirketler, organik atıkları yerin binlerce metre altında depolamanın emisyon hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlamasını umuyor.</p><p></p><p>Microsoft'un 2030'a gelindiğinde karbon negatif olma hedefi var ve kuruluşundan bu yana yaydığından daha fazla sera gazını 2050'ye kadar ortadan kaldırmayı umuyor.</p><p></p><p>Microsoft bugüne kadar çok sayıda karbon giderme kredisi satın aldı. Habere göre Vaulted Deep'le anlaşmasının dışında, bu yıl şimdiye kadar 59 milyon tonu satın alınmış olmak üzere 83 milyon tondan fazla karbon giderme kredisi edindi.</p><p></p><p>Teknoloji devinin enerji ve karbon gideriminden sorumlu kıdemli direktörü Brian Marrs, Vaulted Deep'e yapılan yatırımın her iki taraf için de faydalı olduğunu dile getiriyor.</p><p></p><p>Marrs "Esasen biyokatıları alıyorlar ve bugün bunların çoğu arazilere yayılıyor" diyor.&nbsp;</p><p></p><p>Su havzalarında besin [kirliliğine] ve diğer kirleticilerin yayılmasına neden olabilir ve bu biyokatıları çevreye rahatsızlık veremeyeceği, karbonu atmosfere geri göndermeyeceği bir yerde izole etme yaklaşımı, bu ortak fayda yaklaşımı bizim için çok ama çok ilgi çekici.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Musk'ın Starship'i yeniden gökyüzüne çıkıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/muskin-starshipi-yeniden-gokyuzune-cikiyor-4853/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/muskin-starshipi-yeniden-gokyuzune-cikiyor-4853/</id>
<published><![CDATA[2025-05-27T06:05:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-27T06:05:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A1AC77-AFDDC6-C36B68-6C9AA4-49EEAE-317DD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>SpaceX salı günü mega roketi Starship'i fırlatmaya hazırlanıyor. Bu, 2025'te düzenlenen önceki iki uçuşun patlamayla sonuçlanmasından bu yana Elon Musk'ın Mars'a gitmesi planlanan roketinin ilk büyük testi olacak.</p><p></p><p>Musk'ın 2026 sonuna kadar Starship'i Mars'a gönderme hedefine ulaşmak için SpaceX testleri hızlandırmaya çalışırken, dünyanın en büyük roketinin 9. büyük uçuşunu gerçekleştirecek.</p><p></p><p>SpaceX'in patronu martta X'te "Starship, [Tesla'nın insansı robotu] Optimus'u taşıyarak önümüzdeki yılın sonunda Mars'a doğru yola çıkıyor" diye yazmıştı.</p><p></p><p>Bu inişler iyi giderse insanların gezegene inmesi 2029 gibi kısa bir sürede başlayabilir ancak 2031 daha muhtemel bir tarih.</p><p></p><p>Starship'in martta yapılan en son testinde 123 metre uzunluğundaki roket görevin henüz 10. dakikasında patlamış ve Florida ile Karayipler'deki adalar üzerindeki uçuşların aksamasına neden olmuştu.</p><p></p><p>Federal Havacılık İdaresi (FAA) uçuşların durmasından "düşen uzay enkazını" sorumlu tutmuş ve olayın kapsamlı bir güvenlik incelemesine tabi tutulmasına yol açmıştı.</p><p></p><p>Düzenleyici kurum, geçen hafta soruşturmasını tamamlayarak SpaceX'e Starship'in geliştirilmiş bir versiyonunu fırlatma izni vermişti.</p><p></p><p>FAA sözcüsü The Independent'a "Starship aracının uçuşa dönme kararıyla Starship'in 9. uçuşunu yapmasına izin verildi" demişti.</p><p></p><p>FAA, SpaceX'in tüm sıkı güvenlik, çevre ve diğer lisans gerekliliklerini karşıladığını tespit etti.</p><p></p><p>Kararda SpaceX'e, Teksas'taki Starbase tesisinden yılda en fazla 25 Starship uçuşu yapmasına izin verildi.</p><p></p><p></p><p>Starship ve Super Heavy, 9. uçuş testimizi gerçekleştirmek üzere Starbase'deki fırlatma rampasına taşındı</p><p></p><p></p><p>SpaceX, güvenilirliği artırmak ve başka bir felaketle sonuçlanacak arızaları önlemek amacıyla en son Starship roketinde birkaç güncelleme yaptı.</p><p></p><p>SpaceX, son fırlatma denemesinden önceki blog yazısında "Gelişim testleri, tanımı gereği öngörülemez" diye yazmıştı.</p><p></p><p>Ancak donanımı mümkün olduğunca sık uçuş ortamına sokarak Starship'i tamamen ve hızlı bir şekilde yeniden kullanılabilir bir araç olarak hizmete almak için tasarım değişikliklerini çabucak öğrenip uygulayabiliyoruz.</p><p></p><p>Starship'in salı günü yerel saatle 18.30'da (çarşamba günü TSİ 02.30) SpaceX'in Starbase tesisinden fırlatılması planlanıyor.</p><p></p><p>Fırlatma ve uçuş SpaceX'in internet sitesinden canlı yayımlanacak.</p><p>&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Etrafındaki dünyayı algılayabilen akıllı gözlük</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/etrafindaki-dunyayi-algilayabilen-akilli-gozluk-5549/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/etrafindaki-dunyayi-algilayabilen-akilli-gozluk-5549/</id>
<published><![CDATA[2025-05-24T06:44:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-24T06:44:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B7CB1E-4CEEA3-93BB7D-01E0C5-EC5804-B6FE7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Apple'ın bu yıl içinde hazır olabilecek akıllı gözlükler üzerinde çalıştığı yeni bir haberde bildirildi.</p><p></p><p>Bloomberg'e göre gözlükler, etraflarındaki dünyadan haberdar olmalarını sağlayan bir dizi sensör taşıyacak.</p><p></p><p>Haberde şirketin gözlükleri 2026'da piyasaya sürmeyi planladığı iddia ediliyor.</p><p></p><p>Bu da onları, Meta'nın Ray-Ban'le işbirliği içinde geliştirdiği popüler gözlükleriyle doğrudan rekabete sokacak. Bu gözlüklerde kamera, mikrofon, kulağa ses veren hoparlörler ve Meta'nın yapay zeka asistanıyla konuşmayı sağlayan bir bağlantı özelliği var.</p><p></p><p>Apple'ın gözlükleri, muhtemelen şirketin mevcut AirPods'una benzer şekilde çalışacak. Bu cihazlar sanal asistan Siri'yle konuşmak için kullanılabilen bir mikrofon içeriyor.</p><p></p><p>Ancak gözlüklerde, cihazın dünyayı görebilmesini ve muhtemelen bu bağlamı cevaplara dahil etmesini sağlayan en az bir kamera yer alacak.</p><p></p><p>Apple'ın aynı zamanda kamera içeren olası bir AirPods üzerinde de çalıştığını öne süren bazı söylentiler dolaşıyor ancak bunların piyasaya sürülüp sürülmeyeceği ve kameranın ne için kullanılacağı belirsizliğini koruyor.</p><p></p><p>Apple, sahibinin gözlük gibi taktığı artırılmış gerçeklik başlığı Vision Pro'yu çoktan piyasaya sürdü. Ancak bu cihaz ağır ve kameralar kullanarak dış dünyayı dışarıdaki bir ekrana yansıtıyor.</p><p></p><p>Meta'nın kendi gözlüklerinin yanı sıra böyle bir başlığı da var ve bu ikisini entegre ederek gerçek dünyayı gösteren ama aynı zamanda üzerine sanal bilgi ve nesneler yerleştirme olanağı da sunan hafif bir başlık üretmek istediğini açıkça belirtiyor.</p><p></p><p>Apple uzun zamandır öncelikli ilgi alanının sanal gerçeklikten ziyade artırılmış gerçeklik olduğunu ve Vision Pro başlığının amacının kullanıcıları dış dünyayla buluşturmak olduğunu ifade ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SON 10 YILIN EN GÜÇLÜ BİRİNCİ ÇEYREK PERFORMANSI</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/son-10-yilin-en-guclu-birinci-ceyrek-performansi-1656/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/son-10-yilin-en-guclu-birinci-ceyrek-performansi-1656/</id>
<published><![CDATA[2025-05-10T00:01:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-10T00:01:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_976698-BE08BD-6C63C7-3D4810-267E2B-DA3EA4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türk Telekom, yılın birinci çeyreğine ilişkin finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Buna göre, şirket, öncü iş kollarındaki büyümeyle yıla güçlü bir başlangıç yaptı. Şirketin konsolide gelirleri birinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 18,3 artışla 45,6 milyar liraya ulaşırken, faiz, amortisman ve vergi öncesi kazancı (FAVÖK) yüzde 26,5 artarak 17,9 milyar liraya yükseldi.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>FAVÖK marjı ise yıllık bazda 260 baz puan iyileşme ile yüzde 39,3 oldu. Şirket, yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 27,7'lik artışla 8 milyar liralık yatırım gerçekleştirirken, net karını yıllık bazda yüzde 45,2 artırarak 5,1 milyar liraya ulaştırdı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Türkiye'yi uçtan uca ören fiber ağ çalışmalarıyla 5G ve ötesi teknolojilerin altyapısını sağlayan Türk Telekom'un yılın ilk çeyreği itibarıyla fiber ağ uzunluğu 482 bin kilometre oldu.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Şirketin, fiber hane kapsaması 33,2 milyona, fiber abone sayısı da 13,9 milyona yükseldi. Bu abonelerin 8,3 milyonu FTTC (Saha Dolabına Kadar Fiber), 5,6 milyonu FTTH/B (eve/binaya kadar fiber) abonelerinden oluştu.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Şirketin geçen yılın aynı dönemde yüzde 85,7 olan fiber abonelerinin toplam sabit genişbant aboneleri içindeki payı da yüzde 90,1'e yükseldi.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Müşteri memnuniyeti odaklı çalışmalarını aralıksız sürdüren şirketin yılın ilk çeyreğinde toplam abone sayısı 53,6 milyona çıktı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Türk Telekom, mobil yeni abone kazanımında 2014'ten bu yana en güçlü birinci çeyrek performansını kaydetti. Şirketin, son 12 aylık faturalı net abone kazanımı 2,1 milyona ulaştı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>- "Daha önce paylaştığımız 2025 yılı öngörülerimizi koruyoruz"</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Türk Telekom CEO'su Ümit Önal, yenilikçi vizyonları ve teknoloji birikimleriyle Türkiye'nin her köşesinde dijital dönüşümü hızlandıran çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>"Bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde, Türkiye'nin dijital dönüşümüne liderlik eden bir teknoloji şirketi olarak faaliyetlerimize ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Yıla sabit internet ve mobil performansımızdaki gücümüzü koruyarak oldukça başarılı bir başlangıç yaptık.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Daha önce paylaştığımız 2025 yılı öngörülerimizi koruyoruz. Bununla birlikte, baz senaryomuzdan farklı senaryolara hazırlıklı olmak için hem yerel hem de küresel haber akışını dikkatle takip etmeyi sürdürüyoruz. Teknoloji üreten ve ihraç eden Türkiye hedefi ile var gücümüzle çalışmaya ve bölgemizde dijital dönüşümün öncülüğünü üstlenmeye devam edeceğiz."</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Mobil iş kolundaki etkili stratejilerini sürdürdüklerinin altını çizen Önal, yeni yılın ilk çeyreğini mobilde beklentileri aşan bir performansla tamamladıklarını vurguladı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Mobil segmentte çeyreklik bazda 511 bin net abone kazanımıyla toplam abone sayılarını 27,9 milyona yükselttiklerini aktaran Önal, "Faturalı segment sergilediği güçlü ivmeyi sürdürerek 593 bin net abone kazanımıyla 2023 dördüncü çeyrekten bu yana en yüksek çeyreklik performansına ulaştı." ifadelerini kullandı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Önal, yeni abone kazanımının 2014'ten bu yana en güçlü birinci çeyrek performansını kaydettiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>"Böylece, son 12 aylık faturalı net abone kazanımı 2,1 milyona ulaşarak tarihi bir zirveyi gördü. Mobil Numara Taşıma (MNT) pazarında bir kez daha en çok tercih edilen operatör olarak bu alanda çeyreklerdir sürdürdüğümüz liderliğimizi koruduk. Yüksek kaliteli altyapımız ve müşteri deneyimi odaklı stratejimiz ile mobildeki güçlü büyüme ivmemizi sürdürmeyi amaçlıyoruz."</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>- "5G alanında geniş bir yelpazede öncü çalışmalara imza atıyoruz"</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Önal, 81 ilin her köşesine ulaşan fiber ağlarıyla 5G ve ötesi teknolojiler için güçlü altyapı sunduklarına değinerek, LTE baz istasyonlarının yüzde 54'ünü fiberle bağladıklarını, bu oranın Avrupa'da 2030 için hedeflenenin üzerinde olduğunu vurguladı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Fiberin gücünü mobile aktararak 5G'ye geçişin güvencesi olan "fiber mobilite çağı"nı başlattıklarının altını çizen Önal, "Bununla birlikte 5G alanında uzaktan ameliyat, akıllı tarım, kültür sanat ve spor gibi geniş bir yelpazede öncü çalışmalara imza atıyoruz. 5G'yi yalnızca bir teknoloji geçişi değil, ülkemizi daha güçlü bir geleceğe taşıyan önemli bir araç olarak değerlendiriyoruz. Tüm yatırımlarımızı ve hazırlıklarımızı da bu strateji doğrultusunda şekillendiriyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Güneş enerjisi santralleri (GES) yatırımlarına değinen Önal, yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlattı.</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>Önal, GES yatırımlarıyla karbon ayak izini azaltmayı amaçladıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:</p><p style="outline: inherit; letter-spacing: 0.3px; margin-bottom: 1rem; color: rgb(41, 36, 36); font-family: KoHo, sans-serif; font-size: 19px; background-color: rgb(255, 246, 241); width: auto !important;"></p><p>"Toplam enerji tüketimimizin yüzde 65'ine tekabül edecek 405,8 megawatt elektrik (MWe) GES kapasitesinin ilk fazının kurulumu için hazırlıklarımızı bitirdik. Üç aşamalı bu yatırımın ilk etabı olan Sivas GES projemizin kurulum çalışmalarına başladık. Bu yıl sonuna kadar tamamlamayı planladığımız proje, 96 MWe'lik enerji üretimiyle Türkiye'nin en yüksek kapasiteli lisanssız tesislerinden biri olacak. Karbon Saydamlık Projesi (CDP) skorlama metodolojisine göre son iki yıl içerisinde dört kademe yükselerek 'A' Liderlik seviyesine ulaşmak, iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki kararlılığımızın başlıca göstergelerindendir."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ağaçların birbirleriyle konuştuğu kanıtlandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/agaclarin-birbirleriyle-konustugu-kanitlandi-3234/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/agaclarin-birbirleriyle-konustugu-kanitlandi-3234/</id>
<published><![CDATA[2025-05-07T06:57:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-07T06:57:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BBD988-ACD56B-1C80B9-CE6B96-254C4E-466DD4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ağaçlar birbirleriyle konuşuyor. Ancak bu her zaman olmuyor.</p><p></p><p>Bilim insanlarına göre, güneş tutulması yaşandığında yaşlı ağaçlar anlaşıldığı üzere ekolojik bilgilerini gençlere aktarabiliyor.</p><p></p><p>Bulgular, yetkililerin iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı karşısında hayatta kalmamız açısından kritik önem taşıdığını söylediği ağaçlar hakkında araştırmacıların anlayışına katkı sağlıyor. Ayrıca bitkilerin kendi ekosistemlerine katılım gösterdiğine dair kanıtlara da yenisini ekliyor.</p><p></p><p>Avustralya'nın Southern Cross Üniversitesi'nden öğretim üyesi Monica Gagliano yaptığı açıklamada "Esasen meşhur 'wood wide web'i (ağaçların ağı; internette bilgiye erişmeyi sağlayan sistem olan 'world wibe web'e gönderme yapılmış -çn.) iş başında izliyoruz!" diyor.</p><p></p><p>Gagliano, hakemli dergi Royal Society Open Science'ta geçen ay yayımlanan çalışmanın başyazarlarından biri.</p><p></p><p>Makelenin yazarları iki saat süren kısmi güneş tutulması sırasında, olayın ladin ağaçları üzerinde nasıl bir etki yaratacağını anlamak umuduyla İtalya'nın göz alıcı Dolomit Dağları'na gitti.</p><p></p><p>Üç sağlıklı ağaca uzaktan sensörler yerleştirdiler. Bunlardan ikisi yaklaşık 70 yaşında, diğeriyse sadece 20 yaşındaydı. Sensörleri ayrıca yıllar önce bir fırtınanın vurduğu 5 ağaç kütüğüne de bağladılar.</p><p></p><p>Sensörleri kullanarak ağaçların ürettiği elektrik akımlarını kaydettiler ve şoke edici sonuçlara ulaştılar.</p><p></p><p>Yüklü moleküller tüm canlı organizmaların hücreleri boyunca hareket ederek sinyalleri iletir. Bu faaliyet, organizmaların iletişim kurmasını sağlayan elektrik akımları yaratır.</p><p></p><p>Bu sinyalleri takip eden araştırmacılar, ladinlerin hem tutulmaya tepki verdiğini hem de bunu öngördüğünü, biyoelektrik sinyallerini saatler öncesinden senkronize ettiğini buldu. Değişiklikler suyun ve moleküllerin içinde görüldü.</p><p></p><p>Yaşlı ağaçların gençlere göre daha belirgin bir erken tepkiye sahip olması, ağaçların bu tür olayları öngörüp yanıt vermek için mekanizmalar geliştirmiş olabileceğine işaret ediyor. Ancak bilim insanları, düşündüğünüz şekilde olmasa da ağaçlar arasında seyahat eden biyoelektrik dalgaları da saptadı.</p><p></p><p>Çalışmanın çerçevesi, ağaçlar arasında dolaşıklık fikrini destekleyerek sinyallerin "kökler aracılığıyla sıvılar ve moleküler alışverişler veya hava akımları gibi madde alışverişlerine dayanmayan bir faz senkronizasyonu halinde iletildiğini" öne sürüyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Öte yandan araştırmacılar bu dinamiğin, bitkiler arasındaki uzun mesafeli sinyalleşmenin, çevresel değişiklikler karşısında çeşitli fizyolojik işlevleri koordine etmelerini sağlayabileceğini gösteren çalışmalarla tutarlı olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Sağlıklı ağaçlara göre daha az belirgin olmasına karşın kütüklerde de değişiklikler tespit edildi.</p><p></p><p>Araştırmacılar bilgisayar modellemesi ve analizi kullanarak bu bulguları test etti. Buldukları şey sonuçları destekleyerek "orman çapında uyumlu, organizma benzeri bir tepki" olduğuna işaret ediyor.</p><p></p><p>Bu sonuçların aynı zamanda dünyanın yaşlı ormanlarının korunmasının önemini de vurguladığını belirtiyorlar.</p><p></p><p>İtalyan Teknoloji Enstitüsü ve Batı İngiltere Üniversitesi'nden öğretim üyesi ve çalışmanın ortak yazarı Alessandro Chiolerio şöyle diyor:</p><p></p><p>Artık ormanı sadece bireylerden oluşan bir topluluk gibi değil, faz korelasyonlu bitkilerden oluşan bir orkestra gibi görüyoruz.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meteor Yağmuru: Nereden, nasıl izlenebilir?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/meteor-yagmuru-nereden-nasil-izlenebilir-1047/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/meteor-yagmuru-nereden-nasil-izlenebilir-1047/</id>
<published><![CDATA[2025-05-05T07:04:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-05T07:04:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_84D248-128B68-07315F-0E9465-A1E8ED-4D9FBE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Halley Kuyruklu Yıldızı'ndan kopan parçaların neden olduğu meteor yağmuru NASA'ya göre hızla hareket eden göktaşları ve uzun, parlak kuyruklarıyla biliniyor.</p><p></p><p>5 ve 6 Mayıs'ta zirve yaptığında, karanlık, kırsal noktalarda saatte 50 meteor görülebileceği kaydediliyor.</p><p></p><p>Güney yarımkürenin en iyi görüntüyü yakalaması beklenirken, kuzey yarımküredeki gözlemcilerin de özellikle ışık kirliliğinin olmadığı kırsal kesimlerde saatte 10 kadar meteor görebileceği vurgulanıyor.</p><p></p><p>Eta Aqurarid'in 20 Nisan'dan bu yana aktif olmasına karşın, farklı uzmanlar en yoğun aktivitenin 5 veya 6 Mayıs'ta olacağını hesaplıyor.</p><p></p><p>Gözlemcilerin sabaha karşı 03:00 ile güneşin doğumuna kadar olan süreçte gökyüzüne bakmaları tavsiye ediliyor.</p><p></p><p>Türkiye'den de aynı saatlerde meteorların gözlemlenebileceği belirtiliyor.</p><p></p><p>En iyi deneyimi yaşayabilmeleri için gözlemcilere en az 30 dakika gözlerini karanlığa alıştırmaları tavsiye ediliyor, meteorlar gökyüzünden çok hızlı geçtiğinden teleskop ya da dürbüne ihtiyaç duyulmayacak.</p><p></p><p>Zirve 5-6 Mayıs'ta olsa da Eta Aquarid yağmuru mayıs ayının sonuna kadar zayıflayarak devam edecek.</p><p></p><p><b>Halley kuyruklu yıldızının bıraktığı tozlar</b></p><p></p><p>Eta Aquarid meteor yağmuru aslında Dünya'nın yakınından en son 1986'da geçen Halley kuyruklu yıldızının bir mirası.</p><p></p><p>Dünya her yıl, Halley kuyruklu yıldızının geride bıraktığı tozlu izin yakınından geçerken meteor yağmuru yaşanıyor.</p><p></p><p>Kuyruklu yıldızdan kopan ve bir kum tanesinden büyük olmayan küçük parçacıklar Dünya'nın atmosferine saatte 65 kilometre hızla çarpıyor.</p><p></p><p>Atmosfere hızlı giriş yoğun bir sürtünme yaratıyor, parçacıklar buharlaşırken, bizim meteor olarak algıladığmız parlak ışıma ortaya çıkıyor.</p><p></p><p>Eta Aquaridler yavaş meteor yağmurlarının aksine hızlı ve keskin ışımalar yaratıyor ve bu da bir ışık izi ortaya çıkarıyor.</p><p></p><p>Halley kuyruklu yıldızından kopan parçalar bazen daha büyük oluyor ve ateş topları da yaratabiliyor.</p><p></p><p>Bu nadir görülen büyük ışımalar, meteor yağmurunun en çarpıcı görüntülerini oluşturuyor.</p><p></p><p>Mayıs'ta gözlemlenebilecek tek gökyüzü olayı Eta Aquarid değil.</p><p></p><p>12 Mayıs'ta dolunay, 27 Mayıs'ta da yeni ay olması bekleniyor.</p><p></p><p>22-24 Mayıs arasında da Ay, Venüz ve Mars gün batımının hemen ardından Batı yönünde bir araya gelecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Yalnızlık salgınına yapay zekanın çare olacak"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yalnizlik-salginina-yapay-zekanin-care-olacak-6625/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yalnizlik-salginina-yapay-zekanin-care-olacak-6625/</id>
<published><![CDATA[2025-05-03T06:46:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-05-03T06:46:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E2AFC1-8EF12D-5367D3-49D43A-87F6C5-13CF52.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mark Zuckerberg yalnızlık salgınıyla mücadelede yapay zeka kişiliklerinin devreye girebileceğini düşünüyor.</p><p></p><p>Meta'nın yapay zeka modelleri için yeni bir programlama arayüzünü piyasaya sürdüğü sıralarda podcast yayıncısı Dwarkesh Patel'e bu hafta röportaj veren Zuckerberg, şirketinin giderek daha fazla alana entegre olan yapay zeka asistanları ve sohbet botlarının, Amerikalıların hayatlarında olmasını dilediği arkadaşların yerini tutmasını sağlayabileceğini öne sürdü.</p><p></p><p>Zuckerberg "Ortalama bir Amerikalının üçten az arkadaşı var" dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Ortalama bir kişinin ciddi derecede daha fazla arkadaş talebi var; sanırım 15 arkadaş gibi bir şey.</p><p></p><p>Sözlerine "İnsanlar 'Pekala, bu yüz yüze veya gerçek hayattaki bağlantıların yerini mi alacak?' gibi pek çok soru soruyor" diye devam etti.&nbsp;</p><p></p><p>Benim varsayımım bunun cevabının muhtemelen hayır olduğu yönünde. Bence fiziksel bağlantılar kurulabildiğinde, bunlarla ilgili daha iyi olan bir sürü şey var ama gerçek şu ki insanlar bu bağlantılara sahip değil ve çoğu zaman istediklerinden daha yalnız hissediyorlar.</p><p></p><p>Zuckerberg, büyük ölçüde bedensiz sohbet botlarından oluşan yapay zeka arkadaş alanı "çok erken" dönemlerinde olmasına rağmen, "kişiselleştirme döngüsü devreye girdikçe" bu tür ilişkilerin zamanla daha gelişmiş hale geleceğini itiraf etti.</p><p></p><p>Dünyanın yapay zeka arkadaşlara yönelik talebe uyum sağlayacağını ve "toplum olarak bunun neden kıymetli olduğunu, insanların bu şeyleri neden yaptığını, neden bunları mantıklı bulduklarını ve hayatlarına nasıl değer kattığını ifade edebilecek kelime dağarcığını bulacağımızı" söyledi.</p><p></p><p>Yapay zeka arkadaşlara yönelik ilk hamleler, dijital dostların reşit olmayan kişileri cinsel içerikli konulara maruz bırakabileceği veya hatalı ruh sağlığı tavsiyeleri verebileceği gibi bazı etik kaygıları gündeme getiriyor.</p><p></p><p>404 Media'ya göre, kullanıcıların ürettiği yapay zeka botlarının lisanslı terapist olduklarına dair sahte kimlik bilgileri uydurduğu tespit edilirken, 2021'de İngiltere kraliçesini öldürmeyi planladığını söyleyen bir adam, bir sohbet botuna "suikastçı" olduğunu belirttiğinde cesaretlendirici mesajlar almıştı.</p><p></p><p>Yapay zekanın çare olup olmadığı bir yana milyonlarca Amerikalı günlük yalnızlıktan kurtulmanın yolunu arıyor. Gallup'un ekimde yaptığı bir ankete göre bu durum ABD'li yetişkinlerin yüzde 20'sini etkiliyor.</p><p></p><p>Amerikan Psikiyatri Birliği'nin 2024'te yaptığı bir ankete göre, yetişkinlerin yüzde 30'u önceki yıl haftada en az bir kez yalnızlık duygusu yaşadığını söylerken, üçte ikisi teknolojinin "yeni ilişkiler kurmasına yardım ettiğini" belirtiyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yapay zeka 100 yıllık problemi çözdü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-100-yillik-problemi-cozdu-8059/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-100-yillik-problemi-cozdu-8059/</id>
<published><![CDATA[2025-04-30T05:26:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-30T05:26:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9EC7D4-0A7250-136E7A-5BD2AA-E06309-6F1B9F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'deki bilim insanlarının yüzyıllık bir bulmacayı çözmesi, güçlü ve daha uzun ömürlü bataryaların geliştirilmesini hızlandırabilir.</p><p></p><p>Uzun süredir devam eden bu problem, elektronikten arkeolojiye kadar her alanda ilerleme için kritik öneme sahip küçük, düzensiz maddeler olan nanokristallerin atomik yapılarının tam olarak belirlenmesiyle ilgiliydi.</p><p></p><p>Önceki yöntemlerde büyük, saf kristallerin içinden X ışını geçirilerek net desenler elde ediliyordu. Ancak bu yaklaşım, X ışınlarını okunamaz desenlere dönüştüren toz halindeki nanokristallerde işe yaramıyordu.</p><p></p><p>New York'taki Columbia Mühendislik Fakültesi'nden bir ekip, özel olarak geliştirilmiş bir yapay zeka algoritması kullanarak nanokristallerin ürettiği desenleri gözlemleyip maddenin atomik yapısını tespit etmeyi başardı.</p><p></p><p>Columbia Mühendislik Fakültesi'nde malzeme bilimi, uygulamalı fizik ve uygulamalı matematik alanlarında öğretim üyesi olan Simon Billinge, "Yapay zeka, bilinen ancak birbiriyle ilişkisi olmayan binlerce yapıyı içeren bir veritabanından öğrenebildiği her şeyi öğrenerek bu problemi çözdü" diyor.</p><p></p><p>Tıpkı ChatGPT'nin dil örüntülerini öğrenmesi gibi, bu yapay zeka modeli de doğanın izin verdiği atom düzenlerinin örüntülerini öğrendi.</p><p></p><p>Geliştirdikleri PXRDnet adlı araç, onbinlerce bilinen malzeme üzerinde eğitildiği için insan saçı telinden binlerce kat daha ince olan 10 angström boyutundaki küçük kristallerin yapısını çözebiliyor.</p><p></p><p>Malzeme biliminde büyük bir ilerlemeye işaret eden bu gelişme, araştırmacıların geleneksel yöntemlerle erişilemeyen nanomalzemeleri tanımlama ve özelliklerini belirleme yeteneklerini çarpıcı biçimde genişletiyor.</p><p></p><p>Ayrıca yapay zeka alanında son yıllarda kaydedilen büyük ilerlemeyi de gösterirken, araştırmacılar böyle bir keşfin daha önce imkansız olduğunun düşünüldüğünü belirtiyor.</p><p></p><p>Columbia'da projeyi yöneten Gabe Guo, "Ben ortaokuldayken, bu alanda kedileri köpeklerden ayırabilecek algoritmalar geliştirmeye uğraşılıyordu" diyor.</p><p></p><p>Şimdiyse bizimki gibi çalışmalar yapay zekanın, bilim insanlarının gücünü artırma ve inovasyonu yeni seviyelere taşımadaki muazzam gücünü vurguluyor.</p><p></p><p>Araştırma, pazartesi günü Nature Materials adlı hakemli dergide "Ab initio structure solutions from nanocrystalline powder diffraction data via diffusion models" (Difüzyon modelleri aracılığıyla nanokristal toz difraksiyon verilerinden ab initio yapı çözümleri) başlıklı bir çalışmayla yayımlandı.</p><p></p><p>Columbia Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Başkanı Hod Lipson, "Beni özellikle heyecanlandıran şey, fizik veya geometride nispeten az arkaplan bilgisine sahip yapay zekanın insan araştırmacıları bir asırdır zorlayan bir bulmacayı çözmeyi öğrenebilmesi" diyor.</p><p></p><p>Bu, uzun süredir zorluklarla karşı karşıya olan birçok başka alanda gelecekte yaşanacakların işareti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sovyetler'den kalma uydu Dünya'ya çarpabilir</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/sovyetlerden-kalma-uydu-dunyaya-carpabilir-6448/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/sovyetlerden-kalma-uydu-dunyaya-carpabilir-6448/</id>
<published><![CDATA[2025-04-30T05:15:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-30T05:15:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4E1D8B-851EBF-44CDB8-C6E1B9-5B0FB6-E25B7D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bir uydu takipçisi, Venüs'e iniş yapabilecek dayanıklılıkta tasarlanan yarım tonluk Sovyet uzay sondasının iki hafta içinde Dünya'ya geri döneceği ve meteor gibi "sert düşebileceği" uyarısında bulundu.</p><p></p><p>1972'de fırlatılan uzay aracı hiçbir zaman Dünya'nın yörüngesini geçemedi ve kalıntıları 50 yılı aşkın süredir gezegenin etrafında dönüyor.</p><p></p><p>Sonda, 10 Mayıs civarında alevler içinde Dünya'ya geri düşmeye başlayacak.</p><p></p><p>Hollandalı uydu takipçisi Marco Langbroek blog yazısında, "Bundan yaklaşık 2 hafta sonra, alışılmadık bir kontrolsüz yeniden giriş gerçekleşecek: Başarısız bir Sovyet Venera görevinden 53 yıllık iniş kapsülü Dünya yörüngesinde sıkışıp kaldı" dedi.</p><p></p><p>Uzay sondasının yeniden giriş sırasında yanma ihtimali az da olsa var ancak Venüs'e inişe dayanmak üzere inşa edildiği için bu pek olası görünmüyor.</p><p></p><p>Delft Teknoloji Üniversitesi'nde uzay durumsal farkındalığı dersi veren Dr. Langbroek, "Bu, Venüs atmosferinden geçerken hayatta kalmak üzere tasarlanmış bir iniş aracı olduğundan, Dünya atmosferine yeniden girişte ve çarpışmada sağlam kalması mümkün" dedi.</p><p></p><p>Uzay aracı paraşütle donatılmış olsa da bu paraşüt çalışır durumda olmayabilir.</p><p></p><p>Dr. Langbroek, Popular Science'a "Eğer yeniden girişten sağ çıkarsa, sertçe düşecektir" diye konuştu.</p><p>&nbsp;</p><p>Dr. Langbroek, yaklaşık 1 metre genişliğinde ve 500 kg'ın biraz altında ağırlığa sahip sondanın atmosfere yeniden girebileceğini ve saatte yaklaşık 250 km hızla Dünya'ya çarpabileceğini, bunun da meteor çarpmasına benzer riskler oluşturduğunu söyledi.</p><p></p><p>Casus uydu, meteor ve asteroitleri izleyen öğretim görevlisi, "Söz konusu riskler özellikle yüksek olmasa da sıfır da değil" dedi.</p><p></p><p>Düşen sondanın ne zaman ve nereye çarpabileceği belirsizliğini koruyor.</p><p></p><p>Dr. Langbroek, "51,7 derecelik yörünge eğimiyle, yeniden giriş 52 Kuzey ve 52 Güney enlemleri arasında herhangi bir yerde gerçekleşebilir" dedi.</p><p></p><p>Bu, Birleşik Krallık kadar kuzeyden Yeni Zelanda kadar güneye herhangi bir yer olabilir.</p><p></p><p>Gök cismi takipçisi, "Mevcut modellememize göre yeniden giriş, aşağı yukarı 10 Mayıs civarında gerçekleşecek" dedi.</p><p></p><p>Geçen birkaç ay boyunca, model sürekli 9-10 Mayıs 2025'ten civarında yeniden girişe işaret ediyor.</p><p></p><p>İzleyiciler daha fazla veri toplamak ve ne zaman ve nereye çarpabileceğini belirlemek için uzay sondasını gözlemlemeyi sürdürüyor.</p><p></p><p>Dr. Langbroek, "Yeniden giriş tarihindeki belirsizlik, gerçek yeniden girişe yaklaştıkça azalacak ancak o gün bile belirsiz oranı hâlâ yüksek olacak" dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Laboratuvarda yetiştirilen tavuk eti gerçek oldu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/laboratuvarda-yetistirilen-tavuk-eti-gercek-oldu-8258/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/laboratuvarda-yetistirilen-tavuk-eti-gercek-oldu-8258/</id>
<published><![CDATA[2025-04-19T06:36:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-19T06:36:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_70D897-AF76F8-8D7666-0191A2-FD7393-958DB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Et üretiminde çığır açacak bir gelişme Japonya’dan geldi. Bir grup Japon bilim insanı, laboratuvar ortamında tavuk hücrelerinden büyüttükleri gerçek kas liflerini kullanarak, kemiksiz ve bütün halde tavuk eti üretmeyi başardı. Yapay et teknolojisinin geldiği son nokta, sadece küçük parçalarla sınırlı kalmayarak daha büyük, yapısı korunmuş et kesimlerinin de üretilebileceğini gösterdi.</p><p></p><p>Tokyo Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından geliştirilen yöntemle elde edilen laboratuvar tavuğu, klasik tavuk göğsüne benzer yapıda. Bilim insanları, bu üretim tekniğinin gıda endüstrisi için devrim niteliğinde olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Yapay et üretimi son yıllarda küresel ölçekte büyük ilgi görmeye başladı. Artan et tüketimi, hayvancılığın çevresel etkileri ve etik kaygılar bu ilginin temel nedenleri arasında yer alıyor. Laboratuvar ortamında üretilen etlerin ticari üretime geçebilmesi ise tartışma konusu.</p><p></p><p><b>Laboratuvar eti nedir?</b></p><p></p><p>Laboratuvar eti ya da kültür eti, hayvanı kesmeden, hücre örneklerinden laboratuvar ortamında çoğaltılarak üretilen ettir. Genellikle hayvan kas hücreleri, uygun bir besi ortamında büyütülerek gerçek ete benzer bir doku oluşturur.</p><p></p><p><b>İlk ne zaman üretildi?</b></p><p></p><p>Laboratuvar eti ilk kez 2013 yılında Hollanda'daki Maastricht Üniversitesi’nde geliştirildi. Aynı yıl dünyaya tanıtılan ilk 'laboratuvar burgeri', kültür etinin ticari potansiyelini göstermişti. Ancak bu ürünler o dönemde oldukça pahalıydı ve sadece kıyma formundaydı.</p><p></p><p><b>Japon bilim insanlarının farkı nedir?</b></p><p></p><p>Şimdiye kadar laboratuvarda genellikle küçük, işlenmiş et parçaları üretilebiliyordu. Japon araştırmacılar, tavuk hücrelerinden elde edilen bütün ve lifli bir parça tavuk eti geliştirerek bu alanda çığır açtı. Bu yöntem, klasik göğüs eti gibi pişirilebilen, kesilebilen ve dokusu hissedilebilen 'gerçek parça' üretimini mümkün kılabilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uzayda 'ters yörünge' yanlışlıkla keşfedildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzayda-ters-yorunge-yanlislikla-kesfedildi-4964/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzayda-ters-yorunge-yanlislikla-kesfedildi-4964/</id>
<published><![CDATA[2025-04-17T05:12:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-17T05:12:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1989D6-993264-723293-EE4C22-336C74-3A1BD1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gökbilimciler, Dünya’ya yalnızca 120 ışık yılı mesafede yer alan ve iki kahverengi cüce yıldız etrafında dik bir kutupsal yörüngede dönen sıra dışı bir gezegen sistemi keşfetti. Araştırma, kahverengi cücelerin ışık verileri incelenirken tamamen tesadüfen ortaya çıktı.</p><p></p><p><b>İkili sistemde ilk kez görüldü</b></p><p></p><p>“2M1510” adı verilen bu ikili sistem, bir gezegenin 90 derece açıyla döndüğü ilk kutupsal yörünge olarak astronomi tarihine geçti. Sistem aynı zamanda, ön geçişli kahverengi cüce çiftinin yalnızca ikinci örneği olma özelliği taşıyor.</p><p></p><p><b>Başarısız yıldızlar arasında dönen gezegen</b></p><p></p><p>Kahverengi cüceler, yıldızlar ile gezegenler arasında yer alan ara gök cisimleri olarak biliniyor. Yeterli kütleye sahip olsalar da, çekirdeklerinde klasik hidrojen füzyonunu başlatamayacak kadar küçük oldukları için bazen "başarısız yıldızlar" olarak adlandırılıyor.</p><p></p><p><b>Beklenmedik sinyal şüphe uyandırdı</b></p><p></p><p>Birmingham Üniversitesi’nden Thomas Baycroft liderliğindeki araştırmacılar, 2M1510 sistemindeki yıldızların ışık eğrilerini analiz ederken açıklanamayan bir oynama fark etti. Yıldızlar, etraflarında dönen küçük cisimlerin çekim etkisiyle hafifçe sallanabiliyor. Bu titreşimler, yayılan ışığın dalga boyunda değişiklik yaratıyor.</p><p></p><p><b>Veriler kutupsal gezegeni işaret etti</b></p><p></p><p>Veriler, bu oynamanın ancak kutupsal bir yörüngede dönen bir gezegenin etkisiyle açıklanabileceğini ortaya koydu. 2M1510 AB b olarak adlandırılan bu gezegenin varlığı, evrendeki yörünge yapılarına dair bildiklerimizi sorgulatıyor.</p><p></p><p><b>Sistemde üç kahverengi cüce var</b></p><p></p><p>Sistem içinde A ve B olarak adlandırılan kahverengi cüceler, Jüpiter’in 35 katı kütleye sahip ve birbirlerine yakın bir yörüngede 20,9 günde dönüşlerini tamamlıyorlar. Üçüncü bir cüce olan 2M1510 C ise sistemin çok uzağında bulunuyor.</p><p></p><p><b>Kütle ve yörünge belirsiz, keşif heyecan verici</b></p><p></p><p>Yeni keşfedilen gezegenin tam yörüngesi ve kütlesi henüz belirlenemedi. İlk tahminler, yörüngesinin 100 ila birkaç bin gün arasında, kütlesinin ise 10 ila 1000 Dünya kütlesi arasında değişebileceğini gösteriyor. Ancak gökbilimciler için bu belirsizlik bile büyüleyici.</p><p></p><p>“Bu keşif tamamen şans eseri oldu”</p><p></p><p>Araştırmanın kıdemli isimlerinden Amaury Triaud, keşfin tamamen rastlantısal olduğunu şu sözlerle ifade etti:</p><p></p><p>“Amacımız böyle bir yapı keşfetmek değildi. Bu, gökyüzünün bize sunduğu olağanüstü bir sürpriz.”</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İnternet trafiğinin yarısından fazlasını botlar ele geçirdi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/internet-trafiginin-yarisindan-fazlasini-botlar-ele-gecirdi-9596/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/internet-trafiginin-yarisindan-fazlasini-botlar-ele-gecirdi-9596/</id>
<published><![CDATA[2025-04-16T06:59:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-16T06:59:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C5FF74-BDE70F-FF7090-C81D90-05AB36-D252DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni bir rapora göre, tüm internet trafiğinin yarısından fazlası artık botlardan oluşuyor.</p><p></p><p>Siber güvenlik firması Imperva'nın analizi, otomatik ve yapay zeka destekli botların 2024'te tüm internet trafiğinin yüzde 51'ini oluşturduğunu ve "kötü botlar" diye adlandırılan botların, firmanın 2013'te bunları izlemeye başlamasından bu yana en yüksek seviyede olduğunu ortaya koydu.</p><p></p><p>Araştırmacılar OpenAI'ın ChatGPT'si ve Google'ın Gemini'ı gibi gelişmiş yapay zeka araçlarının ortaya çıkmasının internet kullanıcıları için yeni siber tehditlere yol açtığını belirtti.</p><p></p><p>Thales Cybersecurity Products'ın uygulama güvenliği genel müdürü Tim Chang, "Yapay zeka odaklı bot yaratımındaki hızlı artışın dünya çapındaki işletmelere ciddi etkileri var" dedi.</p><p></p><p>Otomatik trafik tüm internet faaliyetlerinin yarısından fazlasını oluşturduğundan, kuruluşlar her geçen gün daha üretken hale gelen kötü botlardan kaynaklanan yüksek risklerle karşı karşıya.</p><p></p><p>Bu yapay zeka araçları spam kampanyaları yürütmek ve hatta siteleri sahte trafikle boğarak çevrimdışı bırakan dağıtılmış hizmet reddi (DDoS) saldırıları gerçekleştirmek için kullanılabiliyor.</p><p></p><p>Imperva 2025 Kötü Bot Raporu'na göre en fazla risk altındaki sektörler finansal hizmetler, sağlık hizmetleri ve e-ticaret.</p><p></p><p>Raporda geçen yıl her gün ortalama 2 milyon yapay zeka destekli saldırı izlendi ve bunların yüzde 54'ünü Bytespider internet arama aracı oluşturdu.</p><p></p><p>TikTok'un sahibi ByteDance'in geliştridiği ByteSpider botunun hakimiyeti, yaygın şekilde meşru bir araç olarak görülmesine bağlandı. Araştırmacılar bunun onu "sahtecilik için ideal bir aday" haline getirdiğini söyledi.</p><p></p><p>Raporda, "Erişilebilir yapay zeka araçlarının sayısındaki artış, siber saldırganların giriş engelini önemli oranda azaltarak büyük ölçekte kötü niyetli botlar oluşturup dağıtmasına olanak sağladı" dendi.</p><p></p><p>Üretken yapay zekanın bot geliştirmeyi basitleştirmesiyle, otomatik tehditler hızla gelişiyor. Daha sofistike, yakalanması zor ve yaygın hale gelerek hem basit hem de gelişmiş kötü botların büyümesini körüklüyor.</p><p></p><p>Saldırganlar artık yapay zekayı yalnızca bot üretmek için değil, başarısız girişimleri analiz etmek ve tespitleri daha verimli bir şekilde atlatmak için tekniklerini geliştirmekte de kullanıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">OpenAI, sosyal medya devlerine alternatif olur mu?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/openai-sosyal-medya-devlerine-alternatif-olabilir-mi-9721/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/openai-sosyal-medya-devlerine-alternatif-olabilir-mi-9721/</id>
<published><![CDATA[2025-04-16T06:56:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-16T06:56:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0A5169-027B34-38D84F-724FE6-F9B23D-196D43.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Verge'ün birden fazla kaynağa dayandırdığı haberine göre şirketin CEO'su Sam Altman'ın projeye dair dış kaynaklarla fikir alışverişi yapıyor.</p><p></p><p>Peki sosyal medya platformlarının gelecekleri nasıl şekillenecek?</p><p></p><p>BBC Teknoloji muhabiri Shubham Agarwal araştırdı.</p><p></p><p>Teknoloji stratejisti ve podcast sunucusu Jay Springett, merakını gidermek için sosyal medya uygulaması Butterflies AI'da altı aydan fazla vakit geçirdi.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Diş macununa" benzeyen batarya icat edildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/dis-macununa-benzeyen-batarya-icat-edildi-1452/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/dis-macununa-benzeyen-batarya-icat-edildi-1452/</id>
<published><![CDATA[2025-04-12T06:40:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-12T06:40:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_339E51-42B142-FC1EC0-7ED78A-713A2F-3318E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Linköping Üniversitesi'nde bu bataryayı geliştiren ekibe göre yumuşak, diş macunu benzeri batarya, herhangi bir cihaza sığma kapasitesiyle elektronik aletleri dönüştürebilir.</p><p></p><p>Potansiyel uygulamalar arasında tıbbi cihazlar, giyilebilir aletler ve hatta yeni nesil robotlar yer alıyor.</p><p></p><p>Linköping Üniversitesi'nden yardımcı doçent Aiman Rahmanudin, "Dokusu biraz diş macununa benziyor" diyor.</p><p></p><p>Örneğin malzemeyi üç boyutlu yazıcıyla işleyerek istediğiniz şekildeki bataryayı elde edebilirsiniz. Bu da yeni bir tür teknolojinin önünü açıyor.</p><p></p><p>Bataryada kağıt üretiminden elde edilen sürdürülebilir bir yan ürün olan ligninden yapılmış elektrotlar kullanılması, onu geleneksel lityum bazlı teknolojilere karşı çevre dostu bir alternatif haline getiriyor.</p><p></p><p>Bugüne kadar esnek bataryaların işlevlerini yerine getirmesi için nadir bulunan, çevreye zarar veren malzemelere bel bağlanıyordu.</p><p></p><p>Organik Elektronik Laboratuvarı'nda doktora sonrası araştırmacı olan ve araştırmayı yöneten Mohsen Mohammadi, "Bataryadaki malzemeler konjuge polimerler ve lignin olduğu için hammaddeler bol miktarda var" diyor.</p><p></p><p>Lignin gibi bir yan ürünü batarya malzemesi gibi yüksek değere sahip bir meta haline getirerek daha döngüsel bir modele katkı sağlıyoruz. Yani bu sürdürülebilir bir alternatif.</p><p></p><p>Ekibin geliştirdiği prototip, orijinal uzunluğunun iki katına kadar esnedi ve performansta önemli bir gerileme olmadan en az 500 kez şarj edildi.</p><p></p><p>Araştırmacılar elektrik voltajını artırmak ve faydasını daha da ilerletmek için bataryayı geliştirmeye devam etmeyi planlıyor.</p><p></p><p>Yardımcı Doçent Rahmanudin "Batarya mükemmel değil. Konseptin işe yaradığını gösterdik ancak performansın iyileştirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullanıyor.</p><p></p><p>Voltaj şu anda 0,9 volt. Voltajı artırmak için başka kimyasal bileşikleri kullanmayı deneyeceğiz.</p><p></p><p>Çığır açan batarya, hakemli dergi Science Advances'ta cuma günü yayımlanan "Make it flow from solid to liquid: Redox-active electrofluid for intrinsically stretchable batteries" (Katıdan sıvıya aksın: Özünde gerilebilir bataryalar için redoks aktif elektroakışkan) başlıklı çalışmada detaylandırılıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Şehir katili" asteroidin geldiği yer bilim insanlarını şaşırttı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/sehir-katili-asteroidin-geldigi-yer-bilim-insanlarini-sasirtti-6186/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/sehir-katili-asteroidin-geldigi-yer-bilim-insanlarini-sasirtti-6186/</id>
<published><![CDATA[2025-04-09T06:05:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-09T06:05:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B05635-4358C8-E3643E-2A8F17-CA3174-A09F37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni bir araştırmaya göre Ay'la çarpışma potansiyeline sahip "şehir katili" uzay taşı, bilindiği üzere Dünya'nın yanından geçen asteroitlerin üretilmediği, Jüpiter yakınlarındaki asteroit kuşağından gelmiş olabilir.</p><p></p><p>Gökbilimciler Hawaii'deki Keck Gözlemevi'ni kullanarak ilk kez Aralık 2024'te keşfedilen ve ilk başta Dünya'yla çarpışma yolunda ilerlediği düşünülen 2024 YR4'ün fiziksel özelliklerini ve potansiyel kökenini inceledi.</p><p></p><p>The Astrophysical Journal Letters'da yayımlanacak çalışma, yaklaşık 60 metre çapa sahip uzay taşının hokey diski şeklinde olduğunu ve hızlı dönüşünü 20 dakikada tamamladığını ortaya koydu.</p><p></p><p>Araştırma lideri Bryce Bolin yaptığı açıklamada, "YR4 dönüşünü 20 dakikada tamamlıyor, ters yönde dönüyor, basık, düzensiz bir şekle sahip ve katı kaya yoğunluğunda" diyor.</p><p></p><p>Çoğu asteroidin düz diskler yerine patates veya oyuncak topaçlar şeklinde olduğu düşünüldüğünden bu bulgu hiç beklenmedik bir şeydi.</p><p></p><p>Bu, yakın tarihte Ay'a çarpma ihtimali taşıyan en büyük asteroidlerden biri olabilir ve gökbilimciler, bu büyüklükteki bir kayanın ne tür bir krater bırakabileceğini incelemek için sabırsızlandıklarını söylüyor.</p><p></p><p>Dr. Bolin, "Bir asteroidin fiziksel özellikleri hakkındaki bilgiler, gerektiğinde zararı hafifletme çalışmalarının planlanması açısından kritik önemde" diyor.</p><p></p><p>Son çalışma, asteroidin bir zamanlar daha büyük bir moloz yığını asteroidin yüzeyine oturmuş bir kaya parçası olabileceğini öne sürüyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Gökbilimciler kayanın güneş ışığını nasıl emdiğini ve enerjiyi ısı olarak nasıl yaydığını inceleyerek silikatlar açısından zengin olduğunu buldu. Bu da 2024 YR4'ün "büyük olasılıkla" Güneş Sistemi'nin Mars ve Jüpiter arasındaki ana asteroit kuşağından geldiğine işaret ediyor.</p><p></p><p>Bina büyüklüğündeki kayanın Jüpiter'le arasındaki kütleçekimsel etkileşimler sonucu Dünya'ya yakın bir yörüngeye itilmiş olabileceğini belirten araştırmacılar, hızlı dönmesinin, asteroit kuşağının merkezinden içeriye doğru göç etmesine yol açmış olabileceğini de ekliyor.</p><p></p><p>Dr. Bolin, "Ana asteroit kuşağının orta kısmından gelmesine biraz şaşırdık. Dünya'nın yanından geçen birçok asteroidin, asteroit kuşağının bu bölgesinden gelmediğini düşünüyoruz" ifadelerini kullanıyor.</p><p></p><p>2024 YR4'ün yörünge unsurlarını, Dünya'ya yakın asteroit nüfus modeliyle karşılaştırdık ve en olası kökenin, iç ve orta ana kuşak arasındaki rezonanslar olduğunu bulduk.</p><p></p><p>Araştırmacılar bulguların gezegenimiz ve kesişen yörüngelerdeki büyük cisimler arasındaki çarpışma risklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabileceğini söylüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uranüs'te günler sanılandan daha uzunmuş</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uranuste-gunler-sanilandan-daha-uzunmus-3298/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uranuste-gunler-sanilandan-daha-uzunmus-3298/</id>
<published><![CDATA[2025-04-08T06:58:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-08T06:58:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6097A4-683907-F7616E-C85971-9DE90B-3F1962.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni gözlemler, Uranüs'te bir günün daha önce düşünülenden biraz daha uzun sürdüğünü ortaya koydu.</p><p></p><p>DAHA FAZLA OKU</p><p></p><p>Uranüs ve Neptün'ün manyetik alanlarındaki bozulmaya devasa okyanuslar yol açmış olabilir</p><p></p><p>Uranüs'ün uydusunda okyanusun varlığına dair "kanıt" bulan bilim insanları hayrete düştü</p><p>Bilim insanlarına göre Hubble Uzay Teleskobu'nun topladığı veriler, Uranüs'ün bir tam dönüşünü 17 saat 14 dakika 52 saniyede tamamladığını gösteriyor. Bu, NASA'nın Voyager 2 uzay aracı tarafından 1980'lerde yapılan tahminlerden 28 saniye daha uzun.</p><p></p><p>Fransız bilim insanları liderliğindeki bir ekip, 10 yıllık aurora gözlemlerini analiz ederek buz devinin manyetik kutuplarını izledi ve böylece Uranüs'ün dönüş süresi daha kesin bir şekilde hesaplandı. Güneş’e mesafe sırasına göre 7. gezegen olan Uranüs'ün Güneş etrafındaki dönüşü yaklaşık 84 Dünya yılı sürüyor.</p><p></p><p>Paris Gözlemevi'nden Laurent Lamy, başyazarı olduğu çalışmanın bulgularının elde edilmesinde "Hubble'ın sürekli gözlemlerinin kritik bir rol oynadığını" belirtti.</p><p></p><p>Lamy ve ekibi bu yöntemin, aurora ve manyetosfere sahip herhangi bir gökcisminin dönüşünü hesaplamak için uygulanabileceğini öne sürüyor.</p><p></p><p>Nature Astronomy'de yayımlanan bulgular, Hubble'ın fırlatılışının 35. yıldönümüne denk geliyor. Uzay teleskobu, NASA'nın uzay mekiği Discovery tarafından 24 Nisan 1990'da yörüngeye yerleştirilmişti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uzayda yaşam için kritik adım</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzayda-yasam-icin-kritik-adim-6711/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzayda-yasam-icin-kritik-adim-6711/</id>
<published><![CDATA[2025-04-04T08:52:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-04T08:52:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6274BF-909892-B8244E-B3E895-DB4EFF-659F89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları, astronotların Ay'ı kullanarak uzayda yaşamamızı sağlayacak güneş panelleri inşa edebileceklerini öne sürdü.</p><p></p><p>Yeni araştırma, gelecekteki uzay kaşiflerinin enerji toplamak için kendi yollarını inşa etmelerine olanak tanıyarak bizi, bunları uzaya fırlatmak için yakıt ve kaynak tüketmek zorunda kalmaktan kurtarabilir.</p><p></p><p>Bu bulgular, simüle edilmiş Ay tozundan güneş panelleri üretmeyi başaran ve aynı şeyi gerçek Ay tozuyla da yapmanın mümkün olabileceğini öne süren araştırmacılara ait.</p><p></p><p>Çalışma, Ay'ın yüzeyinden su çıkarma ve oradaki tozdan evler için tuğla yapma olanaklarını inceleyen benzer araştırmaları takip ediyor.</p><p></p><p>Araştırmacıların yarattığı güneş pilleri de diğerleri gibi güneş ışığını enerjiye dönüştürebiliyor ve radyasyondan kaynaklanan hasara dayanabiliyor. Ancak bunu uzaya ağır güneş panelleri taşımak zorunda kalmadan yapabiliyorlar.</p><p></p><p>Almanya'daki Potsdam Üniversitesi'nden baş araştırmacı Felix Lang, "Şu anda uzayda kullanılan güneş pilleri inanılmaz, yüzde 30 hatta yüzde 40 verimliliğe ulaşıyorlar ancak bu verimliliğin bir bedeli var" diyor.&nbsp;</p><p></p><p>Çok pahalılar ve kapak olarak cam veya kalın bir folyo kullanıldığı için nispeten ağırlar. Tüm bu pilleri uzaya taşımayı haklı çıkarmak zor.</p><p></p><p>Araştırmacılar bunun yerine, bu güneş pillerini uzayda üretmenin yollarını inceledi. Astronotların bunu yapmak için Dünya'da üretilen camı, Ay regolitinden ya da Ay'daki gevşek, kayalık yüzeyden yapılan camla değiştirmesi gerekiyor.</p><p></p><p>Bilim insanları bu sayede bir uzay aracının kütlesinin yüzde 99,4 oranında azaltılabileceği ve maliyetlerin de yüzde 99 oranında düşürülebileceğini söylüyor. Bunun da Ay'daki yerleşimleri daha kolay, hızlı ve ucuz bir şekilde inşa etmemize olanak sağlayacağını öne sürüyorlar.</p><p></p><p>Araştırmacılar planı test etmek için Ay'daki tozu temsil edecek şekilde tasarlanmış bir madde topladı. Bu maddeyi bir tür cam (Ay camı) haline getirerek bununla güneş pilleri yaptılar.</p><p></p><p>Bilim insanları Ay camını, güneş ışığını ucuz, kolay ve verimli bir şekilde elektriğe dönüştürme kabiliyeti nedeniyle bazen mucize malzeme diye adlandırılan perovskitle birleştirerek bunu üretti.</p><p></p><p>Lang, "Ağırlığı yüzde 99 oranında azaltınca, yüzde 30 oranında ultra verimli güneş pillerine ihtiyaç kalmaz, sadece Ay'da daha fazlasını üretmek gerekir" diyor.</p><p></p><p>Ayrıca bizim pillerimiz radyasyona karşı daha kararlıyken diğerleri zamanla bozuluyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar güneş pillerine uzaydaki düzeyde radyasyon göndererek radyasyon becerilerini test etti. Standart cam uzayda kahverengiye dönüşürken, Ay camının doğal kahverengi tonu daha kararlı olmasını sağladığından, Ay camı pillerinin aslında Dünya'da yapılanlardan daha iyi olduğunu buldular.</p><p></p><p>Ekip, karmaşık bir saflaştırma süreci gerektirmeyen ve erimek için yalnızca yoğun güneş ışığına ihtiyaç duyan bu Ay camını yapmanın nispeten basit olduğunu keşfetti.</p><p></p><p>Ancak yine de başka zorluklar ortaya çıkabilir. Örneğin, Ay'daki düşük yerçekimi nedeniyle madde, farklı şekillerde biçim alabilir ve Ay'daki vakumda perovskitleri işlemek mümkün olmayabilir.</p><p></p><p>Araştırma, Device adlı hakemli dergide yayımlanan "Moon Photovoltaics utilizing Lunar Regolith and Halide Perovskites" (Ay Regoliti ve Halojenür Perovskitleri Kullanan Ay Fotovoltaikleri) başlıklı yeni bir makalede açıklanıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yıldızların çaldığı "müzik" evrenin gizemlerini çözebilecek mi?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yildizlarin-caldigi-muzik-evrenin-gizemlerini-cozebilecek-mi-9162/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yildizlarin-caldigi-muzik-evrenin-gizemlerini-cozebilecek-mi-9162/</id>
<published><![CDATA[2025-04-03T07:37:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-04-03T07:37:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CCFBB3-0C1640-83751D-85AD64-6AF4B1-643C9F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gece gökyüzünde gördüğümüz yıldızlar sürekli "yıldız depremleri" geçiriyor, yani parlaklıkları sürekli dalgalanıyor.</p><p></p><p>Bilim insanları, bu dalgalanmaların müzikteki gibi frekanslara dönüştürülebileceğini söylüyor. Frekanslar da bir yıldızın yaşı ve kütlesinin ne kadar olduğunu ve diğer özelliklerini anlamamıza katkı sağlayabilir.</p><p></p><p>Araştırmacılar, bir müzik parçasının perde değişimleri gibi bu frekanslardaki değişimleri dinleyerek yıldızların hikayesini ve kökenini anlayabileceklerini söylüyor.</p><p></p><p>Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden Claudia Reyes "Bazı yıldızlarda yıldız depremleri meydana geliyor ve bu da sürekli bir parlama ve sönme döngüsüne yol açıyor. Parlaklıktaki bu küçük dalgalanmaları dikkatle gözlemleyerek bir yıldızın müzikal ritmini dinleyebiliriz" diyor.</p><p></p><p>Bu dalgalanmalar müzik notaları gibidir; bir telin titreşimine veya bir davulun uğultusuna benzer ve frekanslara çevrilebilir. Her frekans bize yıldızın büyüklüğü, kimyasal bileşimi ve iç yapısı hakkında daha fazla bilgi veriyor.</p><p></p><p>Çalışmada araştırmacılar 2 bin 700 ışık yılı uzaklıktaki 27 yıldızdan oluşan bir kümeye bakarak çıkardıkları "sesleri" inceledi. Bu yıldızlar, hepsi kardeş olduğu için seçildi: 4 milyar yıl önce aynı gaz bulutunda doğdular, benzer kimyasal bileşimlere ama farklı kütlelere sahipler.</p><p></p><p>Bu sayede bilim insanları onları daha kolay karşılaştırabiliyor. Kütlelerine bakarak ne kadar hızlı evrimleştiklerini görebiliyorlar.</p><p></p><p>Ancak araştırma, bilim insanlarının Güneş gibi evimize çok yakın yıldızları daha iyi anlamalarına katkı sağlayabilir. O da benzer bir kümede doğdu ve bu nedenle bulgular yaşlandıkça neler olabileceğini açıklamaya katkı sağlayabilir.</p><p></p><p>Bulgular hakemli dergi Nature'da yayımlanan "Acoustic modes in M67 cluster stars trace deepening convective envelopes" (M67 küme yıldızlarındaki akustik modlar derinleşen konvektif zarfların izini sürüyor) başlıklı yeni bir çalışmada aktarılıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İki pençeli özel bir dinozor türü keşfedildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/iki-penceli-ozel-bir-dinozor-turu-kesfedildi-9894/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/iki-penceli-ozel-bir-dinozor-turu-kesfedildi-9894/</id>
<published><![CDATA[2025-03-31T02:48:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-31T02:48:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_84CD53-A999E1-283627-C97EF2-D965FD-64F885.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Duonychus tsogtbaatari isimli tür, arka bacakları üzerinde ayakta duran ve genelde üç parmağı bulunant terinozorlar grubunda özel bir yere sahip.</p><p></p><p>Yeni keşfedilen orta boy dinozorun ortalama 260 kilogram ağırlığında olduğu tahmin ediliyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar türün uzun, kıvrımlı pençelerini esnetme becerisi sayesinde bitki örtüsünü etkili biçimde kavrayabildiğine inanıyor.</p><p></p><p>Terinozorlar otçul veya hepçil, ön bacakları kısa ama arka bacakları uzun olan bir dinozor türü.</p><p></p><p>Yaklaşık 145 milyon yıl önce başlayan ve 66 milyon yıl önce sona eren Kretase Dönemi'nde Asya'da ve Kuzey Amerika'da yaşıyorlardı.</p><p></p><p>Terinozorların tanınan örneklerinden biri Jurassic World: Hakimiyet filminde de görülen uzun pençeli Therizinosaurus.</p><p></p><p>Yeni dinozor türüne ait numune Moğolistan'ın Gobi Çölü'nde bulunan ve geçmişi 66-100 milyon yıla dayanan Bayanshiree yapılaşmasından alındı.</p><p></p><p>BM'nin Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Unesco, Moğolistan'ın Gobi Çölü'nün dünyadaki en büyük dinozor fosili rezervi olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Bölge özellikle Kretase Dönemi'nin sonlarından kalan fosiller için önemli bir kaynak.</p><p></p><p>Kretase Dönemi, dinozor çağının üç temel döneminin en sonuncusu, yani dinozor evriminin son aşamasını temsil ediyor.</p><p></p><p>Siyah arka planın önünde iki tane yeşil-beyaz, çatlak dinozor pençesi fosili</p><p></p><p>Araştırmaya göre yeni keşfedilen dinozorun neredeyse 30 santim olan pençeleri, altlarındaki kemiklerden çok daha uzundu.</p><p></p><p>Gelişmiş kavrama becerisine ek olarak dinozorların iki parmaklı elleri iletişim ve kazı için ya da etkili birer silah olarak da kullanılmış olabilir.</p><p></p><p>En iyi bilinen iki parmaklı dinozorlar, Tyrannosaurus rex'i de içeren Tyrannosaurid grubunun mensubuydu.</p><p></p><p>Ancak Duonychus'un iki parmaklı elleri bu gruptan bağımsız olarak evrilmiş.</p><p></p><p>Bilim insanlarının incelediği numunede dinozorun pençesini tıpkı insan tırnağı gibi kaplayan ve savunmaya, harekete, avlanmaya destek olan zar da korunmuş.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İcat yarışmasını "Ay mikrodalgası" kazandı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/icat-yarismasini-ay-mikrodalgasi-kazandi-9783/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/icat-yarismasini-ay-mikrodalgasi-kazandi-9783/</id>
<published><![CDATA[2025-03-29T06:43:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-29T06:43:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_90182A-614125-D50F13-66C967-AA9720-0C6A31.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Birleşik Krallık'tan (BK) bilim insanları, mikrodalga fırınlardan esinlenerek Ay'da içme suyu üretebilen bir cihaz geliştirdikleri için 150 bin sterlin (7 milyon 370 bin TL) ödül kazandı.</p><p></p><p>Gloucestershire merkezli Naicker Scientific, Ay yüzeyinin altında gömülü suyu arıtacak son teknoloji bir sistem geliştirdi.</p><p></p><p>Mutfaktaki mikrodalga fırınların teknolojisinden esinlenen SonoChem Sistemi, Ay'ın donmuş toprağından çıkarılan suyun buzunu mikrodalgalar ve ultrasonla çözüp içindeki kirleticileri parçalıyor.</p><p></p><p>Uzun vadeli Ay görevlerini desteklemek için kritik bir adım olabilecek bu teknoloji, astronotlara temiz içme suyu sağlayabilir.</p><p></p><p>Naicker Scientific'in teknik yöneticisi Lolan Naicker, "Kışın ortasında arka bahçenizdeki toprağı kazıp içmek için donmuş su çıkarmaya çalıştığınızı düşünün" diyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Şimdi bunu -200 derecelik bir ortamda, neredeyse kusursuz bir vakumda, düşük yerçekimi altında ve çok az elektrik gücüyle yaptığınızı hayal edin. İşte Ay'da üstesinden gelmemiz gereken şey bu.</p><p></p><p>SonoChem Sistemi'ni orada çalıştırabilirsek, Mars'ın buzullarında ya da Dünya'da temiz suya erişimin hâlâ zor olduğu bölgeler de dahil, her yerde çalıştırabiliriz.</p><p></p><p>SonoChem Sistemi, Ay'daki buzdan suyu arıtmak için çığır açıcı bir çekirdek teknolojisi kullanıyor.</p><p></p><p>Sistem, güçlü ses dalgalarından yararlanarak kirlenmiş suda milyonlarca küçük kabarcık oluşturuyor. Her bir mikro kabarcık içinde ortaya çıkan aşırı sıcaklık ve basınç, kimyasal olarak son derece reaktif ve kirleticileri etkili bir şekilde ortadan kaldıran kararsız atomlar üretiyor.</p><p></p><p>Buluş, toplamda 1,2 milyon sterlinin (yaklaşık 59 milyon TL) dağıtıldığı uluslararası bir yarışma olan Aqualunar Challenge'da birinci oldu.</p><p></p><p>Yarışma, Ay keşifleri için su arıtma teknolojilerinde inovasyonu teşvik etmesi umuduyla BK ve Kanada uzay ajansları tarafından düzenlendi.</p><p></p><p>Aqualunar Challenge'ın jüri başkanı Meganne Christian, NASA'nın 2030'a gelindiğinde Ay'da kalıcı bir mürettebatlı üs kurma hedefi doğrultusunda bu yarışmanın düzenlendiğini söylüyor.</p><p></p><p>Christian "Astronotlar yiyecek yetiştirmek ve içmek için güvenilir bir su kaynağının yanı sıra hava için oksijene ve yakıt için hidrojene ihtiyaç duyacak" diyor.</p><p></p><p>Ay'ın güney kutbu etrafındaki toprağın ('regolit' diye biliniyor) yüzde 5,6'sının buz halinde donmuş su olduğu tahmin ediliyor.</p><p></p><p>Eğer başarılı bir şekilde çıkarılabilir, topraktan ayrılabilir ve arıtılabilirse, mürettebatlı bir üssü mümkün kılabilir.</p><p></p><p>Naicker Scientific 150 bin sterlinlik birincilik ödülüne layık görülürken, onun ardından gelen iki katılımcı sırasıyla 100 bin (yaklaşık 5 milyon TL) ve 50 bin (yaklaşık 2,5 milyon TL) sterlin kazandı.</p><p></p><p>Ödüllerin yarısı BK liderliğindeki, diğer yarısı da Kanada liderliğindeki ekiplere verildi.</p><p></p><p>BK Bilim Bakanı Lord Vallance "Aqualunar Challenge, insanların Ay'da ya da diğer gezegenlerde hayatta kalmalarının önündeki en önemli engellerden biri olan temiz içme suyuna erişimin üstesinden gelmek için düzenlendi" ifadelerini kullanıyor.</p><p></p><p>Bu yarışma, Kanadalı ortaklarımızla birlikte çalışarak ve BK'deki yetenek ve yaratıcılık zenginliğinden yararlanarak Naicker Scientific'in SonoChem sistemi de dahil bir dizi yeni fikri ortaya çıkardı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Samanyolu'nun merkezinde "uzay kasırgaları"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/samanyolunun-merkezinde-uzay-kasirgalari-3944/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/samanyolunun-merkezinde-uzay-kasirgalari-3944/</id>
<published><![CDATA[2025-03-22T06:35:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-22T06:35:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_896495-568366-E1EF24-F9E4AD-8FFBCC-B6B58C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları Samanyolu Galaksisi'nin merkezinde dönen "uzay kasırgaları" bulduklarını açıkladı.</p><p></p><p>Süper kütleli kara delik Sgr A* da dahil, galaksinin merkezinin aktif olduğu, dönen toz ve gaz molekülleriyle dolu olduğu bilinmesine rağmen süreç gizemini koruyordu.</p><p></p><p>Gökbilimciler, Şili çölündeki düzinelerce radyo teleskobunu içeren ve halihazırda en büyük astronomik proje olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizisi'ni (ALMA) kullanarak perdeyi aralayabildi ve bölgeye bakışlarını netleştirdi. "Kasırga" denen şeyleri de bu şekilde tespit ettiler.</p><p></p><p>Şanghay Astronomi Gözlemevi'nde araştırma profesörü olan Xing Lu yaptığı açıklamada, "Bunları uzay kasırgaları olarak düşünebiliriz: Bu şiddetli gaz akımları, kısa sürede dağılıyor ve maddeyi çevreye verimli bir şekilde dağıtıyor" diyor.</p><p></p><p>Lu, hakemli dergi Astronomy &amp; Astrophysics'te yayımlanan çalışmanın sorumlu yazarı.</p><p></p><p>Ekip, teleskop dizisinin yüksek çözünürlükte görüntüleme yeteneklerini kullanarak galaksinin merkezindeki soğuk ve yoğun bölgelerdeki dar ışık şeritlerini haritalandırdı.</p><p></p><p>Şangay Jiao Tong Üniversitesi'nden Kai Yang, yönettiği çalışmayı şöyle açıklıyor:</p><p></p><p>Madde akışlarını gösteren ALMA görüntülerini kontrol ettiğimizde, bu uzun ve dar iplikçiklerin herhangi bir yıldız oluşum bölgesinden mekansal olarak uzak olduğunu fark ettik. Bildiğimiz herhangi bir cisme benzemeyen bu iplikçikler bizi gerçekten şaşırttı. O zamandan beri ne oldukları üzerine kafa yoruyoruz.</p><p></p><p>Buldukları şey, daha önce keşfedilen yoğun gaz iplikçikleri profiline uymuyor ve bunların nasıl oluştuğu bilinmiyor. Ancak bilim insanlarının bir fikri var.</p><p></p><p></p><p>Parlak çizgi emisyonları ve diğer gözlemlerin varlığına değinen araştırmacılar, bunun enerji yüklü şok dalgalarından kaynaklanabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Bulgular, Samanyolu'nun merkezinde neler yaşandığına dair daha ayrıntılı bir bakış açısı sunuyor ve orada dolanan maddenin döngüsel bir sürece girdiğini gösteriyor.</p><p></p><p>Şoklar, kasırgaları yaratarak gazı serbest bırakıyor olabilir. Ardından gaz dağılarak salınan maddeye yakıt takviyesi yapıyor. Daha sonra şokların serbest bıraktığı moleküller donuyor.</p><p></p><p>Makalenin yazarları, teleskop dizisini kullanarak gelecekte yapılacak gözlemlerin, kasırgaların nasıl oluştuğunu doğrulayacağını umuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uzayda mahsur kalan astronotlar dönüyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzayda-mahsur-kalan-astronotlar-donuyor-5482/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzayda-mahsur-kalan-astronotlar-donuyor-5482/</id>
<published><![CDATA[2025-03-18T08:04:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-18T08:04:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D3BB62-86BC18-0A044E-18662F-30F153-F815B3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Astronotların yaklaşık 16 saat sürecek seyahatin ardından TSİ 19 Mart 00:57'de Florida açıklarına iniş yapmaları bekleniyor.</p><p></p><p>Sunita Williams ve Butch Wilmore 6 Haziran 2024'te Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaştıklarında sadece sekiz gün kalmaları planlanıyordu. Ancak uzay aracındaki teknik aksaklıklar nedeniyle dokuz ay orada mahsur kaldılar.</p><p></p><p>Astronotları getirecek olan SpaceX uzay aracı Dragon Cumartesi sabahı ISS'ye ulaşmıştı.</p><p></p><p>Astronotların görevleri, ISS'deki çalışma arkadaşları Nick Hague ve Aleksandr Gorbunov'un yanı sıra Rusya, Japonya ve ABD'den olmak üzere toplam dört astronot tarafından devralınacak.</p><p></p><p>ISS programının yöneticisi Dana Weigel, kapsülün güvenli bir şekilde dönebilmesi için Dünya'daki hava koşullarının uygun olmasını bekleyeceklerini ve bunun da kısa bir gecikmeye yol açabileceğini söylemişti.</p><p></p><p>Weigel, astronotların geçen hafta görev teslimi için hazırlanmaya başladığını açıkladı.</p><p></p><p>Astronotlar, uzay istasyonunda olmaktan mutlu olduklarını sürekli dile getiriyordu. Suni Williams burayı "mutlu olduğu yer" olarak tanımlamıştı.</p><p></p><p>Boeing aracıyla dönüşleri iptal edilmişti</p><p>Butch ve Suni, SpaceX'in rakibi olan havacılık firması Boeing tarafından geliştirilen Starliner adlı deneysel bir uzay aracını test etmek için ISS'ye fırlatıldı.</p><p></p><p>5 Haziran 2024'te Dünya'yı terk eden iki astronot, sekiz günlük bir misyon için istasyonda bulunacaktı. Ancak Boeing'in uzay aracıyla planlanan dönüşleri, güvenlik riski nedeniyle iptal edilmişti.</p><p></p><p>Starliner görevi, uzay aracının geliştirilmesindeki teknik sorunlar nedeniyle birkaç yıl ertelenmişti; fırlatılması ve ISS'ye bağlanması sırasında da sorunlar yaşandı.</p><p></p><p>Bunlar arasında, uzay aracının Dünya atmosferine yeniden girişini yavaşlatmak için ihtiyaç duyulacak olan itici güçlerindeki sorunlar ve itme sistemindeki helyum gazı sızıntıları da vardı.</p><p></p><p>NASA, Butch ve Suni'yi Dünya'ya geri getirirken Starliner'ı kullanarak risk almak istemedi ve ISS'deki rotasyon için astronotların uzaya götürüleceği zamanı beklemeye karar verdi.</p><p></p><p>Ancak bu, Butch ve Suni'nin aylar boyunca ISS'de mahsur kalacağı anlamına geliyordu.</p><p></p><p>Boeing ise Butch ve Suni'yi Starliner ile geri getirmenin güvenilir olduğunu savundu.</p><p></p><p>Açık Üniversite'den Dr. Simeon Barber BBC'ye yaptığı açıklamada, "Boeing için uzaya götürdüğü astronotların rakip bir firmanın aracıyla geri dönmesi pek hoş bir görüntü değil" diyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mars'tan gelen büyük sinyal, bilim dünyası şokta</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/marstan-gelen-buyuk-sinyal-bilim-dunyasi-sokta-8138/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/marstan-gelen-buyuk-sinyal-bilim-dunyasi-sokta-8138/</id>
<published><![CDATA[2025-03-17T06:32:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-17T06:32:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D49272-124254-BFDCF9-696D99-9AB6BC-C007A6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NASA’nın Perseverance keşif aracı, Mars yüzeyindeki açık renkli kayaçları lazerle analiz etti ve beklenmedik sonuçlar elde etti. Bu kayaçlar, yoğun yağış alan sıcak iklimlerde veya kaplıcalar gibi hidrotermal bölgelerde oluşan mineraller içeriyor.</p><p></p><p>ABD'deki Purdue Üniversitesi'nden gezegen bilimci Roger Wiens, keşfi şu sözlerle değerlendirdi:</p><p></p><p>"Sıcak su, kayalardan çözünür elementleri uzaklaştırır ve geriye yalnızca en dirençli mineralleri bırakır. Mars gibi soğuk ve kuru bir gezegende böyle bir keşif yapmak gerçekten şaşırtıcı."</p><p></p><p>Bu durum, Mars’ın düşündüğümüzden çok daha farklı bir yer olabileceğini gösteriyor.</p><p></p><p><b>Mars’ta bu mineraller nasıl oluştu?</b></p><p></p><p>Keşfedilen kayaçlar, yeryüzünde genellikle suyun bol olduğu bölgelerde bulunan ‘kaolinit’ adlı bir mineral içeriyor. Kaolinit, beyaz renkli, yumuşak bir silikat kili ancak Mars’taki örnekler Dünya’dakilerden çok daha sert çıktı!</p><p></p><p>Bilim insanları, bu farkın Mars’taki aşındırma süreçlerinden kaynaklandığını düşünüyor. Ayrıca, kayaçlarda ‘spinel’ adı verilen ve Dünya’da değerli taş olarak bilinen bir mineralin izlerine de rastlandı.</p><p></p><p>Ancak burada büyük bir bilinmezlik var:</p><p></p><p>Mars’ta spinel nasıl oluştu?</p><p></p><p>Bu mineraller, geçmişte Mars’ın tropikal veya sıcak su kaynaklarına sahip olduğunu mu gösteriyor?</p><p></p><p>Bilim insanları bu soruların yanıtlarını bulmaya çalışıyor.</p><p></p><p><b>Lazerle i̇ncelenen taşlar Mars’ın geçmişini aydınlatabilir!</b></p><p></p><p>Perseverance keşif aracı, kayaçların içeriğini analiz etmek için ‘Lazerle Uyarılmış Ayrışma Spektroskopisi’ adı verilen bir teknoloji kullandı.</p><p></p><p>Sistem nasıl çalışıyor?</p><p></p><p>Lazer, kayaçların küçük bir kısmını buharlaştırarak içindeki atomları ve iyonları uyarıyor.</p><p></p><p>Ardından, spektroskopi cihazı yayılan ışığı inceleyerek mineralin bileşimini belirliyor.</p><p></p><p>Sonuçlar ise bilim dünyasını şaşkına çeviriyor!</p><p></p><p>Gezegen bilimciler, bu keşfin Mars’ın jeolojik tarihine dair yeni ipuçları sunabileceğini düşünüyor. Mars, bir zamanlar düşündüğümüzden çok daha yaşanabilir bir gezegen olabilir mi?</p><p></p><p><b>Mars’ta yaşam i̇çin yeni bir umut mu?</b></p><p></p><p>Bu keşif, Mars’ta geçmişte suyun varlığına dair en güçlü kanıtlardan biri olabilir. Eğer sıcak ve nemli koşullarda oluşan mineraller Mars’ta bulunuyorsa, bu gezegenin bir zamanlar Dünya gibi yaşanabilir bir ortama sahip olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çin yapay zekada nasıl atılım yaptı?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cin-yapay-zekada-nasil-atilim-yapti-9764/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cin-yapay-zekada-nasil-atilim-yapti-9764/</id>
<published><![CDATA[2025-03-12T06:22:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-03-12T06:22:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_30ED37-0D0907-254220-6B0CDA-9F989A-8C25FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çin'in başkenti Pekin'deki evin salonunda birkaç dakika sonra robotun "Tebrikler! Kazandın!" diyen sesi duyuldu.</p><p></p><p>Oyun robotu, mekanik kollarıyla yeniden taşları dizerken, Timmy'ye "Yeteneğini gördüm, bir dahaki sefere daha iyisini yapacağım" dedi.</p><p></p><p>"Yapay zeka ile birlikte var olacağız, bu kaçınılmaz bir yönelim" diyen küçük Timmy'nin annesi Yan Xue, "Çocuklar bunu olabildiğince erken öğrenmeli. Bunu reddetmemeliyiz" mesajı veriyor.</p><p></p><p>Satrançla birlikte strateji oyunu Go'yu da oynayabilen bu robota 800 dolar verdiler. Aile bunun iyi bir yatırım olduğuna ikna olmuştu.</p><p></p><p>Yaratıcıları robota yeni sürümlerinde bir dil öğrenim programı da eklemeyi planlıyor.</p><p></p><p>Çin, 2030 yılına kadar bir teknoloji süper gücü olma hedefiyle yapay zekaya büyük yatırım yapıyor.</p><p></p><p>DeepSeek sohbet robotunun Ocak ayında ortaya çıkışı ile yarattığı ilgi Çin'in koyduğu hedefin başarı olasılığı konusunda ipuçları veriyor.</p><p></p><p>Bu alanda çalışan teknoloji şirketlerine yatırım akıyor ve bu da iç rekabeti körüklüyor.</p><p></p><p>Ülkede yapay zeka geliştiren ve ürettikleri teknolojiyi satan 4500'den fazla firma var.</p><p></p><p>Başkent Pekin'deki okullarda ilkokul ve ortaokul öğrencileri için yapay zeka dersleri bu sene içinde başlatılacak. Üniversitelerde de yapay zeka alanına yönelen öğrencilerin artmasıyla, kontenjanlar artırılıyor.</p><p></p><p>Çin Komünist Partisi, yapay zekanın ülkenin gelişiminin "ana itici gücü" olacağını ilan ettiği 2017 yılında bu atılımı ön görüyordu.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Mart%202025/yapay-3.jpg" alt="yapay-3"></p><p><b><i>Çin, eğitim araçlarından fabrikalardaki insansı robotlara kadar yapay zekayı hayatın farklı alanlarına sokuyor</i></b></p><p></p><p>Ülkenin lideri Şi Jinping, Amerika Birleşik Devletleri'nin ek vergi darbeleri ile yavaşlayan ülke ekonomisini ayağa kaldırmak için yapay zekaya güveniyor.</p><p></p><p>Teknoloji üstünlüğü savaşında Washington ile rekabet eden Pekin, önümüzdeki 15 yıl içinde ilgili alanlara 10 trilyon Çin yuanı (1.4 trilyon dolar) yatırım yapmayı planlıyor.</p><p></p><p>ABD'nin ciddi oranda çip ihracatını sıkılaştırdığı bir ortamda DeepSeek'in başarısı Çinli şirketlerin önlerine çıkarılan engelleri aşabileceğini gösterdi. Silikon Vadisi'ni ve uzmanları şaşkına çeviren şey de bu oldu; Çin'in bu kadar çabuk yetişebileceğini beklemiyorlardı.</p><p></p><p><b>Ejderhalar arasında bir yarış</b></p><p></p><p>Yapay zeka satranç robotu SenseRobot'un sahibi Tommy Tang, 100 binden fazla ürün sattıklarını ve ABD süpermarket zinciri olan Costco ile de satış anlaşması yaptıklarını anlatıyor.</p><p></p><p>Tang, Çin'deki ailelerin bile firmanın Batılı olmasını beklediğini "Çinli olduğunu öğrendiklerinde" şaşırdıklarını söylüyor.</p><p></p><p>Çin'in mühendislik başarısının sırlarından biri de genç nüfusu.</p><p></p><p>2020'de ülkedeki 3,5 milyondan fazla öğrenci, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik dallarından, daha iyi bilinen adıyla STEM alanlarından mezun oldu.</p><p></p><p>Bu, dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla bir mezuna kaşılık geliyor.</p><p></p><p>Whalesbot, üç yaşındaki çocukların bile kod öğrenmesine yardımcı olacak oyuncaklar geliştiren bir şirket.</p><p></p><p>Lego ile robot teknolojisinin birleşimi olarak tanımlanabilecek ürünler yapan şirket çocukları erken yaşta bu teknolojiyle tanıştırıyor.</p><p></p><p>Şirketin başkan yardımcısı Abbott Lyu, ülkenin 1970'lerin sonlarında ekonomisini dünyaya açtığından beri "yetenek ve teknoloji biriktirme sürecinden geçtiğine" işaret ediyor.</p><p></p><p>Lyu, "İçinde olduğumuz yapay zeka çağında, çok sayıda mühendisimiz var. Ve onlar çalışkanlar" diyor.</p><p></p><p>DeepSeek'in başarısı, CEO'su Liang Wenfeng'i ulusal bir kahramana dönüştürdü.</p><p></p><p>DeepSeek de dahil olmak üzere altı Çinli yapay zeka firması artık sosyal medyada Çin'in "altı küçük ejderhası" olarak adlandırılıyor. Diğerleri Unitree Robotics, Deep Robotics, BrainCo, Game Science ve Manycore Tech firmaları.</p><p></p><p>26 yaşındaki bir mühendis olan Yu Jingji, DeepSeek'in yarattığı dalganın önemini "Dünya bizim oyunda olduğumuzu öğrendi" diyerek dikkat çekiyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Mart%202025/yapay-2.jpg" alt="yapay-2"></p><p><b><i>Tommy Tang, yurtdışındaki müşterilerin robotların Çin malı olduğunu duyduklarında genellikle şaşırdıklarını söylüyor.</i></b></p><p></p><p>Ancak bir tarafta Çin'in yapay zeka potansiyelinin farkına varılırken, diğer tarafta da kullanıcı verilerinin elde edilişi konusunda endişeler dile getiriliyor.</p><p></p><p>Yapay zeka elde ettiği veriler arttıkça daha akıllı hale geliyor. ABD'deki yaklaşık 400 milyon telefon kullanıcısına karşın Çin'de yaklaşık bir milyar kişi cep telefonu kullanıyor ve bu Pekin'e gerçek avantaj sağlıyor.</p><p></p><p>Batılı birçok ülkede ve müttefiklerindeki uzmanlar, TikTok'un sahibi olan ByteDance dahil olmak üzere Çinli teknoloji firmalarının topladığı kişisel verilere Çin Komünist Partisi'nin de erişebildiğine inanıyor.</p><p></p><p>ABD'deki TikTok kullanıcılarına ait verilerin Çin hükümetinin eline geçebileceği şüphesi, Washington yönetimini, uygulamayı yasaklama kararı almaya kadar götürdü. Teknoloji firmaları bu yöndeki iddiaları tekrar tekrar reddediyor.</p><p></p><p>Benzer endişeler DeepSeek'i de etkiliyor.</p><p></p><p>Güney Kore'de bu uygulamayı indirmek artık mümkün değil. Tayvan ve Avustralya ise DeepSeek'i hükümet tarafından verilen cihazlarda yasakladı.</p><p></p><p>Pekin yönetimi de bu endişelerin, ülkenin yapay zekada küresel lider olma hedefine zorluk çıkaracağının farkında.</p><p></p><p>Buna karşın Çin'in yapay zeka firmaları, düşük maliyetli inovasyonun kendilerine yadsınamaz bir avantaj kazandıracağına inanıyorlar.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Mart%202025/yapay-1.jpg" alt="yapay-1"></p><p><b><i>Bir çocuk, kod kullanarak oluşturduğu Whalesbot üretimi bir yapay zeka oyuncağıyla oynuyor</i></b></p><p></p><p>DeepSeek'in açık kaynaklı modelinin 6 milyon dolardan daha az bir maliyetle geliştirildiği belirtiliyor. Bu, sadece geçen yılki giderleri 5 milyar dolar olan ChatGPT gibi rakiplerinin harcadığı paraya kıyasla oldukça azdı.</p><p></p><p>SenseRobot'un sahibi Tommy Tang, maliyetleri düşürmenin kendi mühendislik mücadeleleri olacağına işaret ediyor.</p><p></p><p>Şirketi, satranç taşlarını hareket ettirmek için kullanılan robotik kolun üretiminin çok pahalı olduğunu ve maliyetin ilk başta 40 bin dolar olarak hesaplandığını söylüyor.</p><p></p><p>Tang yapay zekayı kullanılarak maliyetin 1000 dolara düşürüldüğünü iddia ediyor ve "Yapay mühendislik artık üretim sürecine entegre edildi" diyor.</p><p></p><p>Yapay zekanın fabrikalara entegrasyonunun muazzam etkileri olabilir.</p><p></p><p>Ocak ayında hükümet, ülkenin hızla yaşlanan nüfusuna bakımı için yapay zeka destekli insansı robotların geliştirilmesini teşvik edeceğini söyledi.</p><p></p><p>Çin lideri Şi, Çin'in sonunda kazanacağını umduğu bir yarışa hazırlık olarak yapay zekaya, robotlara ve ileri teknolojiye büyük yatırımlar yapıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gerçeğinden yüzde 40 sert "süper elmas" geliştirildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gerceginden-yuzde-40-sert-super-elmas-gelistirildi-5853/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gerceginden-yuzde-40-sert-super-elmas-gelistirildi-5853/</id>
<published><![CDATA[2025-02-17T06:31:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-02-17T06:31:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_59A211-B1EB13-064E84-CCDA09-A7AFC5-F48E4C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çinli bilim insanları, sertliği gerçek elmaslardan çok daha fazla olan yapay bir "süper elmas" üretti. Sözkonusu gelişme, bu malzemeye dayanan birçok kilit sektörde büyük atılımlara önayak olabilir.</p><p></p><p>Doğal elmaslar çoğunlukla kübik bir kafese veya karbon atomlarının düzenine sahip ancak altıgen bir kristal yapının çok daha güçlü bir malzeme sağladığı biliniyor.</p><p></p><p>Ancak araştırmacılar, lonsdaleit diye bilinen bu tür bir altıgen elmasın (hexagonal diamond,HD) uygulamalarının, elde edilen çoğu örneğin düşük saflığı ve küçük boyutu nedeniyle "büyük ölçüde keşfedilmemiş" olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Daha önce bilinen en sert elmaslar sadece asteroit ve göktaşı çarpma kraterlerinde bulunmuştu.</p><p></p><p>Örneğin, lonsdaleit ilk olarak 1967'de Arizona'daki Canyon Diablo göktaşında keşfedilmişti.</p><p></p><p>Bu malzemenin laboratuvarlarda sentezlenmesi de birkaç çalışmanın ötesinde doğrulanmamıştı.</p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Subat%202025/elmas-i.jpg" alt="elmas-i"></p><p>Sert elmas örneklerinin mikroskobik görünümü</p><p></p><p>Şimdiyse Nature Materials adlı akademik dergide yayımlanan yeni çalışmada, yüksek oranda sıkıştırılmış grafitin ısıtılmasıyla "iyi kristalleşmiş, neredeyse saf HD" sentezi rapor edildi.</p><p></p><p>Kuzeydoğu Çin'deki Jilin Üniversitesi'nden Liu Bingbing ve Yao Mingguang liderliğindeki araştırmacılar, bilim insanlarının "post-grafit faz" diye adlandırdıkları şeyden HD'nin oluşturulabileceğini gösteriyor. Bu süreç, grafitin sıcaklık gradyanları altında sıkıştırılması.</p><p></p><p>Bilim insanları, "Burada, hem yığın hem de nano boyutlu grafitli öncüller için geçerli, yüksek oranda sıkıştırılmış grafiti ısıtarak iyi kristalize edilmiş, neredeyse saf HD sentezini rapor ediyoruz" diye yazdı.</p><p></p><p>Bu yaklaşımın, ultra küçük HD nano katman yığınları içeren milimetre boyutunda, yüksek oranda yapılandırılmış bir blok oluşumuna yol açtığını buldular.</p><p></p><p>Bilim insanlarına göre bu "süper elmas" yapı, "1100 santigrat dereceye kadar yüksek termal kararlılık ve 155 gigapascal (GPa) gibi çok yüksek bir sertliğe" sahip.</p><p></p><p>Buna karşılık, doğal elmaslar yaklaşık 100 GPa sertliğe ve yaklaşık 700C'ye kadar termal kararlılığa sahip.</p><p></p><p>Çalışmada bilim insanları, malzemenin yüksek termal kararlılığı ve sertliğinin "endüstriyel uygulamalar için büyük bir potansiyele sahip olduğunu" belirtiyor.</p><p></p><p>Bulguların aynı zamanda yüksek basınç ve sıcaklık altında grafitten elmasa dönüşüm için bir çerçeve sağladığını ve malzemenin uygulamalara uyacak şekilde üretilmesi adına daha fazla fırsat yarattığını söylüyorlar.</p><p></p><p>Bulgularımız, yüksek basınç ve sıcaklık altında grafitten elmasa dönüşümle ilgili değerli bilgiler sunuyor ve bu eşsiz malzemenin üretimi ve uygulamaları için fırsatlar sağlıyor.</p><p></p><p>Ancak bu, bir HD formunun laboratuvarda ilk kez sentezlenişi değil.</p><p></p><p>SCMP'nin haberine göre, ABD'deki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilim insanlarının yürüttüğü 2021 tarihli bir çalışmada da altıgen elmaslar üretildiği bildirilmişti.</p><p></p><p>Araştırmacılar, bu malzemenin işleme ve delme gibi yaygın uygulamalarda geleneksel elmaslara "üstün bir alternatif" olabileceğini söyledi.</p><p></p><p>Bilim insanları, bu tür altıgen elmasların nişan yüzüklerine de dönüştürülebileceğini belirtti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Havadaki kirliliği yakıta dönüştüren cihaz üretildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/havadaki-kirliligi-yakita-donusturen-cihaz-uretildi-3849/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/havadaki-kirliligi-yakita-donusturen-cihaz-uretildi-3849/</id>
<published><![CDATA[2025-02-16T06:22:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-02-16T06:22:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_458022-B008D8-BC2044-6C5433-49F875-CBCF34.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları havadaki kirliliği çekerek otomobil ve uçaklar için doğrudan yakıta dönüştürebilen, güneş enerjisiyle çalışan bir cihaz geliştirdi.</p><p></p><p>Cambridge Üniversitesi'nden bir ekibin yaptığı yeni reaktör, fotosentezden ilham alarak atmosferik karbondioksiti (CO2) sentez gazına dönüştürmek için kablo ya da bataryaya ihtiyaç duymuyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, reaktörün iklim krizine yeni bir çözüm sunarak mevcut Karbon Yakalama ve Depolama (KYD) teknolojilerine bir alternatif sağladığını söylüyor.</p><p></p><p>KYD, iklim değişikliğinin en kötü etkilerini yavaşlatmanın ve hatta tersine çevirmenin bir yolu olarak tanıtılırken, Birleşik Krallık hükümeti yakın zamanda bu teknolojiye 22 milyar sterlin (yaklaşık 1 trilyon 700 milyon TL) yatırdı.</p><p></p><p>Mevcut KYD yöntemleri çok fazla enerji harcadıkları ve yakalanan CO2'yi geri dönüştürmedikleri için eleştiriliyor. Basınçlı CO2'nin yeraltında depolanmasına ilişkin güvenlik endişeleri de dile getiriliyor.</p><p></p><p>Cambridge Yusuf Hamied Kimya Bölümü'nden Dr. Sayan Kar, "Karbondioksiti yeraltına pompalamak yerine ondan faydalı bir şey yapsak nasıl olur?" diyor.</p><p></p><p>CO2 zararlı bir sera gazı ancak küresel ısınmaya katkıda bulunmadan yararlı kimyasallara da dönüştürülebilir... Bu cihazları geniş ölçekte üretebilirsek iki sorunu aynı anda çözebilirler: CO2'yi atmosferden çıkarmak ve fosil yakıtlara temiz bir alternatif yaratmak.</p><p></p><p>Cihaz, özel filtreler aracılığıyla geceleri havadaki CO2'yi emerek ve ardından gün içinde güneş ışığını kullanarak kimyasal bir reaksiyon başlatıp bunu, benzine alternatif olabilecek sentez gazına dönüştürerek çalışıyor.</p><p></p><p>Sentez gazı, kimyasallar ve farmasötik ürünler üretmek için de kullanılabilirken, kullanım kolaylığı uzak yerlerde yaşayan ve çalışan kişilerin kendi yakıtlarını üretmesine olanak tanıyabilir.</p><p></p><p>Araştırmayı yöneten Profesör Erwin Reisner, "Bel bağladığımız ürünleri üretmek için fosil yakıtları kazıp yakmaya devam etmek yerine, ihtiyaç duyduğumuz tüm CO2'yi doğrudan havadan alabilir ve yeniden kullanabiliriz" diyor.</p><p></p><p>Bunu yapacak siyasi iradeye sahipsek döngüsel, sürdürülebilir bir ekonomi inşa edebiliriz.</p><p></p><p>Cihaz, hakemli dergi Nature Energy'de yayımlanan "Direct air capture of CO2 for solar fuel production in flow" (Akış halinde güneş yakıtı üretimi için CO2'nin doğrudan havadan yakalanması) başlıklı çalışmada detaylandırılıyor.</p><p></p><p>Bilim insanları artık Cambridge Enterprise'ın desteğiyle teknolojiyi ticarileştirmeyi umuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Şehir katili" asteroit Ay'a çarpabilir</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/sehir-katili-asteroit-aya-carpabilir-6726/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/sehir-katili-asteroit-aya-carpabilir-6726/</id>
<published><![CDATA[2025-02-12T07:15:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-02-12T07:15:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FA88EB-44511B-722FE1-0993DF-ACE3DC-718C9A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yakın zamanda yapılan tahminlere göre Dünya'ya çarpma olasılığı artan büyük bir asteroide dair yeni hesaplamalar, gezegeni ıskalayarak Ay'a çarpabileceğine işaret ediyor.</p><p>NASA'nın Dünya'ya Yakın Cisim Çalışmaları Merkezi (CNEOS), 2024 YR4 asteroidinin yörüngesini incelemiş ve 2032'de gezegene çarpma olasılığının iki katına çıkarak yüzde 1'den yüzde 2,3'e yükseldiğini saptamıştı.</p><p></p><p>Arizona Üniversitesi'nden gökbilimci David Rankin'in yaptığı yeni hesaplamalar, 90 metre genişliğindeki asteroidin Ay'a çarpma ihtimalinin yüzde 0,3 olduğunu gösterdi.</p><p>Ay'ın asteroitleri yavaşlatmak için Dünya gibi bir atmosferi olmadığından, dev uzay taşının potansiyel bir darbesi yüzlerce metre genişliğinde bir krater yaratarak enkazı uzaya fırlatabilir.</p><p></p><p>Bilim insanları 2024 YR4'ün Ay'a çarpması halinde, Dünya'nın komşusundan savrulacak bir miktar enkazın gezegene geri yağacağından şüpheleniyor.</p><p>&nbsp;</p><p><img src="uploads/Subat 2025/astero-i.jpg" alt="astero-i"></p><p><b><i>Ay'ın darbe aldığı büyük bir olayın neye benzeyebileceğini gösteren sanatçı tasviri</i></b></p><p></p><p>New Scientist'e konuşan Dr. Rankin, "Bunun bir miktar malzemeyi Dünya'ya çarpabilecek şekilde geri püskürtme olasılığı var ancak büyük bir tehdide neden olacağını hiç sanmıyorum" dedi.</p><p></p><p>İlk kez geçen yıl 27 Aralık'ta tespit edilen asteroidin yörüngesiyle ilgili hâlâ bazı belirsizlikler var.</p><p></p><p>NASA dev uzay taşını incelemeye devam etmeyi umuyor ve güzergahı hakkında daha fazla bilgi edindikçe Dünya'yla çarpışma ihtimalinin düşmesini bekliyor.</p><p></p><p>Amerikan uzay ajansı, "Geçmişte risk listesinde yükselen ve daha fazla veri geldikçe aşağı inen birkaç cisim oldu" ifadelerini kullanıyor.</p><p></p><p>Daha fazla veri geldikçe yeni gözlemler, bu asteroidin yeniden 0'a atanmasıyla sonuçlanabilir.</p><p></p><p>Dünyanın dört bir yanındaki uzay ajansları, 2024 YR4 gibi tehlikeli "şehir katili" asteroitlerin yarattığı tehdidi önlemek için çözümler geliştiriyor.</p><p></p><p>Bu deneysel yöntemlerden bazıları, bir uzay aracının asteroitlere çarptırılması ya da nükleer patlamalarla rotalarının değiştirilmesini içeriyor.</p><p></p><p>Yakın zamanda bu çabalara katılan Çin de bir "gezegen savunma görevi" için birden fazla pozisyonda iş ilanı verdi.</p><p></p><p>SCMP'nin salı günü bildirdiğine göre, Çin'in havacılık ve uzay mühendisliği araştırmalarından sorumlu Ulusal Savunma Bilim, Teknoloji ve Sanayi Devlet İdaresi, asteroit izleme çalışmaları için mezunlar arıyor.</p><p></p><p>Çin Ulusal Uzay Bilimleri Merkezi'nde asteroit savunması üzerine çalışan araştırmacı Li Mingtao, "Asteroit savunmasına adanmış bir yetenek ekibi yetiştirerek Dünya'nın güvenliğini korumak için Çin bilgeliğine ve Çin gücüne katkıda bulunmalıyız" diyor.</p><p></p><p>Geçen yıl Çin, bir uzay aracıyla bir asteroidi gözlemleyip 2030 civarında uzay taşına vurarak yolunu değiştirecek bir görev için kavramsal bir plan açıklamıştı.</p><p></p><p>2024 YR4 asteroidinin 2028'de Dünya'nın yakınından tekrar güvenli şekilde geçmesi öngörülürken, araştırmacılar daha fazla bilgi edinmeyi ve 2032'de Dünya'ya çarpma olasılığını daha net bir şekilde belirlemeyi umuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">YouTube'da videolar 4 kat hızlandırılabiliyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/youtubeda-videolar-4-kat-hizlandirilabiliyor-7408/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/youtubeda-videolar-4-kat-hizlandirilabiliyor-7408/</id>
<published><![CDATA[2025-02-01T06:58:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-02-01T06:58:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_634504-5F04F7-1A5750-398338-EA0C21-0ECF62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>YouTube, bir dizi deneysel yeni özellik kapsamında artık kullanıcıların videoları 4 kat hızlı izlemesine izin veriyor.</p><p></p><p>YouTube halihazırda normalin iki katı hızda video izlemeye izin veriyor. Bu, kullanıcıların yavaş videoları daha hızlı geçmesine imkan tanıyor fakat aynı zamanda daha kalitesiz bir şekilde video izlemeye neden olup olmadığına ve izleyicilerin dikkat sürelerini nasıl etkileyeceğine dair sorulara da yol açıyor.</p><p></p><p>Artık bazı kullanıcılar bu hızın iki katında, yani toplam 4 kat hızlandırılmış şekilde izleyebilecek. Bunun içinde ince ayar yapılabilecek, örneğin kullanıcıların 3,15 kat daha hızlı izlemelerine olanak tanınacak.</p><p></p><p>Diğer yeni özellikler arasında videoları daha kolay atlama seçeneği de yer alıyor. "Jump Ahead" (İleriye Atla) adı verilen yeni bir araç, kullanıcıların bir düğmeye basarak videolar içinde daha hızlı geçiş yapmasını sağlıyor.</p><p></p><p>Bu araçlar, sınırlı bir süre için premium abonelere sunulan bir dizi "deneysel yeni özelliğin" parçası. Ayrıca daha yüksek ses kalitesinin yanı sıra YouTube Short'ta resim içinde resim ve videoları indirme seçeneği gibi yeni özellikler de yer alıyor.</p><p></p><p>Bunların amacı, ana uygulamaya entegre edilmesinden önce üyelerin yeni özellikleri kullanarak geri bildirimde bulunmasına olanak sağlamak.</p><p></p><p>Birçok video platformu, kullanıcıların videoları atlamasını ve daha hızlı izlemesini sağlayan yollar sunuyor. Örneğin programları iki kat hızlı izleme imkanı tanıyan Netflix gibi film ve TV yayın hizmetleri bile buna dahil.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">DeepSeek'in arkasındaki dahi Liang Wenfeng kim?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/deepseekin-arkasindaki-dahi-liang-wenfeng-kim-152/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/deepseekin-arkasindaki-dahi-liang-wenfeng-kim-152/</id>
<published><![CDATA[2025-01-29T06:10:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-29T06:10:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B89393-AC0E18-F902BF-F13FC3-2DD66E-DAB4C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çin'in yeni yapay zeka (AI) asistanı DeepSeek, ChatGPT'yi "ABD'de en çok indirilen uygulama" tahtından indirip teknoloji dünyasında fırtınalar estirdi. Milyarder kurucusu Liang Wenfeng de bir gecede ülkesinde şöhreti yakaladı.</p><p></p><p>Geçtiğimiz hafta piyasaya sürülen ve rakiplerininkinden çok daha az bütçeyle geliştirildiği söylenen bu sohbet robotu Wall Street'i sarsarken, rakipleri de onu yakalama yarışına girdi.</p><p></p><p>ABD Başkanı Donald Trump da, bunun, ABD şirketlerine bu yarışta ilerlemek için bir "uyanış sinyali" olduğunu söyledi.</p><p></p><p><b>'Patrondan ziyade bilgisayar kurdu'</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/deep-1.jpg" alt="deep-1"></p><p><b><i>DeepSeek'in kurucusu Liang Wenfung (sağda) bir hükümet toplantısında.</i></b></p><p></p><p>DeepSeek, Liang Wenfeng tarafından Aralık 2023'te kuruldu ve ilk büyük ölçekli dil modelini ertesi yıl piyasaya sürdü.</p><p></p><p>Çin'in güneyindeki Guangdong'da doğan ve Zhejiang Üniversitesi'nde elektronik bilgi mühendisliği ve bilgisayar bilimi okuyan 40 yaşındaki bu kişi hakkında fazla bir şey bilinmiyor.</p><p></p><p>Teknoloji alanında yayınlar yapan 36Kr, Liang Wenfeng'den "Patrondan ziyade bilgisayar kurdu" şeklinde söz ediyor.</p><p></p><p>Nadiren kamuoyunun karşısına çıkan ve röportaj veren Liang, bir anda uluslararası kamuoyunun ilgi odağı haline geldi.</p><p></p><p>Ülkenin ikinci en güçlü lideri Li Qiang ile birlikte, kamuoyuna duyurulan girişimci zirvesine katılmak üzere seçilen tek AI lideriydi. Bu toplantıda, iş insanlarına "temel teknolojileri aşmak için çabalarını yoğunlaştırmaları" telkin edildi.</p><p></p><p>Silikon Vadisi'ndeki Amerikalı AI girişimcilerinin aksine, Liang finans alanında da çalıştı.</p><p></p><p>Liang, yatırım kararları almak için finansal verileri analiz eden bir yapay zeka kullanan High-Flyer adlı bir serbest yatırım fonunun CEO'su.</p><p></p><p>High-Flyer, 2019 yılında Çin'de 100 milyar yuandan (13 milyon dolar) fazla para toplayan ilk serbest yatırım fonu oldu.</p><p></p><p>Liang, High-Flyer'da yapay zeka ve algoritmalar yoluyla hisse senedi fiyatlarını etkileyebilecek gidişatları tanımlayarak bir servet elde etti.</p><p></p><p>Ekibi, AI çip tasarımcısı ve son zamanlarda Wall Street'in gözdesi olan Nvidia üretimi H800 çipleri aracılığıyla, hisse senedi ticareti yaparak para kazanma konusunda uzmanlaştı.</p><p></p><p><b>Hedef: İnsan seviyesinde zeka</b></p><p></p><p>2023'te DeepSeek'i piyasaya sürerek insan seviyesinde zeka geliştirme niyetini duyurdu.</p><p></p><p>DeepSeek'in araştırma sürecine bizzat dahil olan Liang'ın, serbest yatırım fon ticaretinden elde ettiği geliri, AI konusunda en yetenekli isimlere yüksek maaşlar ödemek için kullandığı söyleniyor.</p><p></p><p>Şirket, ABD kurumlarından uzmanlar yerine Pekin, Tsinghua ve Beihang üniversiteleri gibi Çin'in en iyi okullarından doktora derecesi almış kişilerle çalışıyor.</p><p></p><p>TikTok'un sahibi ByteDance şirketi ile birlikte DeepSeek'in Hangzhou ve Pekin'deki ofislerde çalışan personeli, Çin'deki AI mühendislerine sunulan en yüksek ücreti sunmasıyla biliniyor.</p><p></p><p>Geçtiğimiz yıl yerel basına verdiği bir röportajda çekirdek ekibinde "yurt dışına gidip dönen kimse olmadığını" söyledi. "En iyi yetenekleri kendimiz geliştirmeliyiz" dedi.</p><p></p><p>Ayrıca Çin'in AI sektörünün "sonsuza kadar öncüleri takip eden konumunda kalamayacağını" söyledi ve ekledi:</p><p></p><p>"Çin ve Amerikan yapay zekası arasında genellikle bir veya iki yıllık bir boşluk olduğunu söyleriz, ancak gerçek boşluk orijinallik ve taklit arasındadır. Bu değişmezse, Çin her zaman bir takip eden olacaktır."</p><p></p><p>DeepSeek'in yapay zeka modelinin Silikon Vadisi'ndeki birçok kişiyi neden şaşırttığı sorulduğunda ise şöyle cevap veriyor: "Şaşkınlıkları, bir Çinli şirketin sadece bir takipçi değil, bir yenilikçi olarak oyunlarına katılmasından kaynaklanıyor, ki bu çoğu Çinli firmanın alışkın olduğu şeydir."</p><p></p><p><b>DeepSeek'in rekabet avantajı</b></p><p></p><p>DeepSeek, modeli R1'in mevcut teknoloji ve herkes tarafından ücretsiz olarak kullanılabilen ve paylaşılabilen açık kaynaklı yazılımla geliştirildiğini söylüyor.</p><p></p><p>Ancak WIRED dergisi, Liang Wenfeng'in hedge fonu High-Flyer'ın, yapay zekanın omurgasını oluşturan GPU veya grafik işleme birimleri olarak bilinen çipleri stokladığını bildiriyor. MIT Technology Review, kaç tane satın aldığına dair tahminleri 10.000 ila 50.000 arasında veriyor.</p><p></p><p>Bu çipler, basit soruları yanıtlamaktan karmaşık matematik problemlerini çözmeye kadar çeşitli insan işlerini yerine getirebilen güçlü yapay zeka modelleri oluşturmak için olmazsa olmazdır.</p><p></p><p>Eylül 2022'de ABD, bu yüksek güçlü çiplerin Çin'e satışını yasakladı ve Wenfeng bir röportajda bunu "ana zorluk" olarak tanımladı.</p><p></p><p>Batı'daki önde gelen yapay zeka modelleri tahmini olarak 16.000 özel çip kullanıyor. DeepSeek ise, 2.000 adet bu tür çip ve binlerce düşük kaliteli çip kullanarak AI modeli R1'i eğittiğini söylüyor. Bu da ürününü daha ucuz hale getiriyor. Geliştiricilerine göre, sohbet robotunun yapımı yalnızca 5,6 milyon dolara mal oldu. ChatGPT üreticisi OpenAI ise geçen yıl 5 milyar dolar harcadı.</p><p></p><p>ABD'li teknoloji milyarderi Elon Musk da dahil olmak üzere bazı kişiler, şirketin kısıtlamalar göz önüne alındığında gerçekte kaç tane gelişmiş çip kullandığını açıklayamayacağını savunarak bu iddiayı sorguluyor.</p><p></p><p>Ancak uzmanlar, Washington'un yasağının Çin'in AI endüstrisine hem zorluk hem de fırsatlar getirdiğini söylüyor.</p><p></p><p>Sidney Teknoloji Üniversitesi'nden Marina Zhang, bunun "DeepSeek gibi Çinli şirketleri yenilik yapmaya zorladığını" ve böylece daha azıyla daha fazlasını yapabileceklerini söylüyor:</p><p></p><p>"Bu kısıtlamalar zorluklar yaratırken, aynı zamanda yaratıcılığı ve dayanıklılığı teşvik ederek Çin'in teknolojik bağımsızlığa ulaşma yönündeki daha geniş politika hedefleriyle uyumlu hale getirdi."</p><p></p><p>Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi, elektrikli araçlara ve güneş panellerine güç veren pillerden AI'ya kadar teknolojiye büyük yatırımlar yaptı.</p><p></p><p>Çin'i bir teknoloji süper gücüne dönüştürmek uzun zamandır Başkan Şi Cinping'in isteğiydi, bu nedenle Washington'un kısıtlamaları Pekin'in de karşı karşıya kaldığı bir zorluktu.</p><p></p><p><b>Farklı görüşler va</b>r</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/deep-2.jpg" alt="deep-2"></p><p><b><i>ABD Başkanı Donald Trump, DeepSeek'in çıkışının, ABD'li şirketler için bir "uyanış" olması gerektiğini söyledi.</i></b></p><p></p><p>DeepSeek piyasaya sürüldükten sonra büyük teknoloji hisselerinde büyük bir düşüş yaşandı.</p><p></p><p>Nvidia hisseleri 27 Ocak Pazartesi günü ABD piyasaları kapandığında yüzde 17 düştü. Bloomberg'e göre, ABD borsa tarihinin en büyük düşüşü olan 600 milyar dolarlık bir piyasa değeri kaybı yaşandı.</p><p></p><p>Girişim sermayedarı Marc Andreessen, 26 Ocak Pazar günü X üzerinden, uzay yarışını başlatan uyduya atıfta bulunarak DeepSeek-R1'i "yapay zekanın Sputnik anı" olarak tanımladı.</p><p></p><p>Ancak Çin menşeli uygulama birçok kişide endişeye yol açtı.</p><p></p><p>Analist Gene Munster, BBC'ye DeepSeek'in finansal açıklamalarıyla ilgili, "Gerçeğin hala bilinmediğini düşündüğünü" söyledi. Girişimin sübvanse edilip edilmediğini veya bildirilen rakamlarının doğru olup olmadığını sorguladığını belirtti:</p><p></p><p>"Sohbet robotu şaşırtıcı derecede iyi, bu da inanmayı zorlaştırıyor".</p><p></p><p>Avustralya Bilim Bakanı Ed Husic de, güvenlik endişelerine işaret etti. ABC'ye, "Kalite, tüketici tercihleri, veri ve gizlilik yönetimi konusunda cevaplanması gereken birçok soru var" dedi. İhtiyatlı olunması gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Geçtiğimiz hafta, OpenAI CEO'su Sam Altman ve Oracle CEO'su Larry Ellison, ABD Başkanı Donald Trump'a katılarak, yapay zeka altyapısı için 500 milyar dolara kadar özel yatırım vadeden ortak girişim Stargate'i duyurdu. Teksas ve etrafındaki veri merkezleri ve 100.000 yeni iş vadedildi.</p><p></p><p>Ancak bazı uzmanlar DeepSeek'in ani çıkışının, Amerika'nın yapay zeka hakimiyetinin geleceği ve ABD şirketlerinin planladığı yatırımların ölçeği hakkında sorular ortaya çıkarabileceğine inanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bezos uzay yarışında Musk'ı yakalıyor mu?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bezos-uzay-yarisinda-muski-yakaliyor-mu-2884/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bezos-uzay-yarisinda-muski-yakaliyor-mu-2884/</id>
<published><![CDATA[2025-01-15T07:22:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-15T07:22:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C544CE-8EDA83-8058E3-BAD398-E973C9-F3868D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fırlatma Pazartesi günü yaşanan teknik bir sorun nedeniyle Perşembe gününe ertelendi.</p><p></p><p>Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin Starship roketi, geçen sene tarihi bir ilke imza atmış ve fırlatma kulesine geri döndürülmüştü.</p><p></p><p>Blue Origin ve SpaceX, uzay araştırmalarında rakipler ve her ikisi de 20 yıldan uzun süre önce kuruldu.</p><p></p><p>SpaceX ise son yıllarda uzay yarışında farkı açıyordu.</p><p></p><p>Peki, Blue Origin'in bu fırlatmayı sorunsuz tamamlaması aralarındaki yarış için ne anlama gelecek?</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-1.jpg" alt="space-1"></p><p><b><i>Amazon'un kurucusu Jeff Bezos uzay şirketi Blue Origin'in sahibi</i></b></p><p></p><p><b>SpaceX ve Blue Origin neleri başardı?</b></p><p></p><p>Space X, Falcon 1 roketini 2008 yılında yörüngeye yerleştirdi ve ilk olarak 2012 yılında da Uluslararası Uzay İstasyonu'na (ISS) kargo taşıdı.</p><p></p><p>Şu ana kadar Falcon 9 roketiyle 400'den fazla fırlatma gerçekleştiren şirket, uyduların yanı sıra, Uluslararası Uzay Üssü'ne mürettebat ve kargo da taşıyor.</p><p></p><p>Blue Origin'in New Shepard roketi ise dokuzu insanlı 28 uçuş yaptı. Şirket, şu ana kadar yörüngeye bir uzay aracı göndermedi.</p><p></p><p>Her iki şirket de uzay aracının fırlatmadan sonra ayrılan roket bölümünün yeniden kullanımını geliştirmek için çalışıyor.</p><p></p><p>Bu teknoloji, çok daha düşük maliyetli uzay yolculuğunun önünü açtı.</p><p></p><p>SpaceX iki büyük uzay aracı geliştirdi: Falcon Heavy ve şimdiye kadar yapılmış en büyük ve en güçlü uzay aracı Starship.</p><p></p><p>Starship altı test uçuşu gerçekleştirirken, bunların birkaçı patlama ile bitti.</p><p></p><p>Yeniden kullanılabilecek şekilde üretilen Starship, Ekim 2024'te ilk kez fırlatma kulesi tarafından havada yakalandı. Fırlatma kulesinin iki dev mekanik kolu, roketin alt kısmındaki Super Heavy güçlendiricisini yakaladı.</p><p></p><p>SpaceX böylece, yeniden kullanılabilir ve kısa sürede yeniden fırlatılabilir roketler geliştirme hedefine bir adım daha yaklaştı.</p><p></p><p>Blue Origin'in New Glenn'i Falcon Heavy'den daha büyük, ancak Starship'ten daha küçük.</p><p></p><p>New Glenn'in güçlendirici kısmı da yeniden kullanılabilir şekilde tasarlandı.</p><p></p><p>Fırlatmanın ardından güçlendiricinin ayrılması ve Atlantik Okyanusu'nda konuşlandırılan özel yapım bir platforma inmesi planlanıyor. Bu platforma Bezos'un annesi Jacklyn'in adı verildi.</p><p></p><p>Blue Origin, ilk fırlatmanın başarılı bir inişle sonlanmasının "pastanın üzerindeki çilek" olacağını söyleyerek beklentilerinin sınırlı olduğunu açıkça belirtti.</p><p></p><p>Blue Origin'in sivil uzay turizmi programı, en genç astronot 18 yaşındaki Oliver Daemen, en yaşlı astronot 90 yaşındaki Ed Dwight'ın yanı sıra, bilim kurgu dizisi Star Trek'ten aktör William Shatner'ı da uzayın sınırına götürdü.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-3.jpg" alt="space-3"></p><p><b><i>Star Trek serisinde Kaptan Kirk'ü canlandıran aktör William Shatner (ortada) Blue Origin uçuşunda bir yolcuydu</i></b></p><p></p><p><b>Milyarderler neden uzaya yatırım yapıyor?</b></p><p></p><p>Elon Musk'a göre insan ırkının devamlılığını sürdürebilmesi için birden fazla gezegene yayılması gerekiyor. Musk, Mars'ta bir koloni kurma vizyonundan uzun süredir söz ediyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-7.jpg" alt="space-7"></p><p>Forbes 1 Ocak'ta e-ticaret şirketi Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'u dünyanın en zengin ikinci insanı olarak listeledi.</p><p></p><p>Bezos, Blue Origin'e daha fazla odaklanmak için 2021 yılında Amazon'un CEO'luğundan istifa etmişti.</p><p></p><p>Daha önce "çocuklarımızın ve onların çocuklarının geleceği için" uzaya açılmanın gerekli olduğunu savunuyor ve "Dünya'daki sorunları çözmek için bunu yapmamız gerekiyor" diyordu.</p><p></p><p>Blue Origin şirketinin, "Dünya'nın yararı için uzayda yaşayan ve çalışan milyonlarca insan vizyonuyla" kurulduğu da belirtiliyor.</p><p></p><p>Ancak milyarderlerin uzay yarışı eleştirilerin de konusu oluyor.</p><p></p><p>Harcanan devasa miktarların, iklim değişikliği ve sağlık alanına aktarılabileceğine işaret ediliyor.</p><p></p><p>Hayatının büyük bir bölümünü dünyanın en zengin insanı olarak geçiren Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates de bu görüşteydi.</p><p></p><p>Gates, 2023 yılında BBC'ye verdiği röportajda, "Mars'a gitmek oldukça pahalı. Bunun yerine kızamık aşısı satın alabilir ve bin dolara hayat kurtarabilirsiniz" demişti.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-6.jpg" alt="space-6"></p><p><b>New Glenn'in başarısı ne anlama gelebilir?</b></p><p></p><p>London School of Economics'te uzay araştırmaları etiği ve politikaları konusunda çalışan Dr. Jill Stuart, bunun "Blue Origin için büyük bir an" olduğuna işaret ediyor.</p><p></p><p>Başarılı bir fırlatmanın "SpaceX'in gerisinde kalan şirkete olan güveni tazeleyeceğini" söylen Stuart şöyle devam ediyor:</p><p></p><p>"ABD hükümeti verimliliği ve gelişmeyi teşvik edecek bir rekabet ortamı istiyor."</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-5.jpg" alt="space-5"></p><p><b><i>Blue Origin'in New Glenn roketinin yapımı 10 yıl sürdü</i></b></p><p></p><p>Şirketler arasında, kimin en büyük roketi fırlatabileceğinden çok, hükümet ihalelerini kimin kazanacağı üzerinden rekabet yaşanıyor.</p><p></p><p>Durham Üniversitesi'nde astropolitik alanında çalışan Doç. Dr. Bleddyn Bowen, "uzay araştırmaları ve seyahatlerinin hala devlet bütçesi ile yapılabildiğine" işaret ederek "özel şirketlerin esas olarak devlet ihaleleri için rekabet ettiğine" dikkat çekiyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-4.jpg" alt="space-4"></p><p><b>Musk ve Bezos birbirleri hakkında ne düşünüyor?</b></p><p></p><p>İki milyarder işadamı birbirlerine kamuoyu önünde de birden fazla kez meydan okudu.</p><p></p><p>Blue Origin, Elon Musk'ın SpaceX'ine 2,9 milyar dolarlık dava da açtı.</p><p></p><p>Blue Origin, Ay seyahati ile ilgili bu anlaşmada "temel sorunlar" olduğunu iddia etmişti.</p><p></p><p>Blue Origin bu davayı kaybetti, ancak daha sonra kendi Ay'a iniş sözleşmesini kazandı.</p><p></p><p>Akademisten Stuart gelecekte bu iki şirketin daha fazla davalık olabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>"Elon Musk gibi insanlar sanki burası Vahşi Batı'ymış ve uzayda istediklerini yapabilirlermiş gibi davranmayı seviyorlar" diyor ve devam ediyor:</p><p></p><p>"Ama gerçekte uzaya bir şey fırlatmak için geçmeleri gereken pek çok güvenlik ve çevresel prosedür var. İşlerin dava konusuna dönüşebileceği pek çok başka şey var."</p><p></p><p>Son zamanlarda Musk ile Başkan Donald Trump arasındaki yakın ilişkinin özel şirketlerin ABD uzay programlarına katılımı açısından ne anlama gelebileceği konusunda spekülasyonlar yapılıyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/space-2.jpg" alt="space-2"></p><p>Ancak Bezos Reuters'a yaptığı açıklamada bu konuda endişeli olmadığını söyledi.</p><p></p><p>"Elon bunu kişisel çıkarları için değil kamu yararı için yaptığını çok açık bir şekilde ifade etti. Ve ben de ona inanıyorum" dedi.</p><p></p><p>Musk ise Pazartesi günkü fırlatma girişimi öncesinde X'te yaptığı paylaşımda Blue Origin'e "iyi şanslar" diledi.</p><p></p><p>Blue Origin SpaceX'e yetişmeye çalışırken, bu uzlaşmacı tavır çok da uzun sürmeyebilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Koruma Şirketler Grubu Kocaeli Üniversitesi'nde laboratuvar kurdu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/koruma-sirketler-grubu-kocaeli-universitesinde-laboratuvar-kurdu-3788/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/koruma-sirketler-grubu-kocaeli-universitesinde-laboratuvar-kurdu-3788/</id>
<published><![CDATA[2025-01-13T13:11:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-13T13:11:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_001F73-34ED54-3270BC-74860F-BF3C94-CEA7BC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ana faaliyet alanı olan kimyanın geleceğine de yatırım yapan Koruma Şirketler Grubu ve Aracı Ailesi, Kocaeli Üniversitesi İzmit Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü’nde Çevre ve Kimya Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nın kurulmasına destek verdi. Laboratuvarda kullanılacak en son teknolojiye sahip ekipmanlar ve malzemelerin yanı sıra tüm kurulum sürecini Koruma Şirketler Grubu üstlendi.</p><p></p><p>Çevre ve Kimya Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nın açılışı; Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Öğüt, Genel Sekreter Doç. Dr. Mustafa Eren, Aracı Ailesi’nden Vefa İbrahim Aracı, Zümran Aracı ve Ayşe Aracı’nın yanı sıra İzmit Meslek Yüksekokulu’nun akademik ve idari kadrosunun katıldığı törenle yapıldı.</p><p></p><p>Kocaeli Üniversitesi İzmit Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü öğrencileri ve akademik kadrosunun hizmetine sunulan laboratuvar, özellikle su ve atık su konularında daha donanımlı araştırmalar yapma fırsatı sunarken katma değerli projeler ve araştırmaların geliştirilmesine olanak tanıyacak.</p><p></p><p>Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, açılışta yaptığı konuşmada Kocaeli Üniversitesi’ne yaptıkları katkılardan dolayı Aracı Ailesi’ne teşekkür etti. Cantürk, yapılan en büyük hayrın eğitim ve sağlık alanına yapılan hayırlar olduğunu belirterek, Kocaeli’nde Aracı Ailesi gibi hayırseverlerin artması gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Koruma ve Aracı Ailesi’nden bir destek de Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne&hellip;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/koruma-i.jpg" alt="koruma-i"></p><p>Eğitimde olduğu gibi sağlıkta da verilen hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik projelerin yanında olan Koruma Şirketler Grubu ve Aracı Ailesi, Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nde 9 özel oda yaptırdı ve tüm donanımlarını üstlendi. Koruma Klor Alkali, GEBKİM Vakfı ve Aracı Ailesi üyelerinin adını taşıyan tek kişilik özel odalar, hastaların tedavilerinin rahat bir ortamda devam etmesini sağlayacak bütün detaylar düşünülerek tasarlandı. Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. M. Görkem Aksu, günün anlamı dolayısıyla düzenlenen yemekte Aracı Ailesi’ne teşekkür plaketi takdim etti.</p><p></p><p>Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, eğitim ve sağlık alanındaki projelerin desteklenmesine özel önem verdiklerini belirterek, Kocaeli’nin gelişiminde çok önemli bir rol üstlenen Kocaeli Üniversitesi’ne desteklerinin sürdüğünü söyledi.</p><p></p><p>Ülke ekonomisine, ihracatına ve istihdamına büyük katkılar sunan Kocaeli’nin eğitim denilince de ilk akla gelen şehirlerden olması gerektiğini vurgulayan Vefa İbrahim Aracı, “Gelişmişlik ve kalkınmayı bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Kocaeli’nin bugün ulaştığı ekonomik büyüklük ve katma değer yaratma gücü şehrimiz adına gurur verici. Eğitim, sağlık, kültür ve sosyal yaşam gibi tüm alanlarda bu başarıyı sürdürmemiz gerekiyor. Kocaeli Üniversitesi; eğitim kalitesi, vizyonu ve elde ettiği başarılarla şehrimizin yüz akı ve önemli marka değerlerinden biri olmanın ötesinde Türkiye’nin dört bir yanında parmakla gösterilen bir eğitim kurumu. Üniversite-sanayi iş birliği konusunda da çok iyi bir noktada. Üniversitemizin gelişmesinin, ülkemizin de gelişimine katkı sağlayacağına gönülden inanıyor ve Koruma Şirketler Grubu olarak desteklerimizi sürdürüyoruz. İzmit Meslek Yüksekokulu’nda kurduğumuz laboratuvar, çevrenin korunmasına yönelik bilimsel araştırmalar yapma ve katma değerli projeler geliştirilmesine imkan verecek şekilde en son teknolojilerle donatıldı. Teorik bilgilerin pratiğe dökülmesi ve bilimsel araştırmaların teşvik edilmesi, nitelikli bir eğitimin ön koşullarından biri. Üniversitemiz, öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz için hayırlı olmasını diliyoruz” diye konuştu.</p><p></p><p>Kocaeli’nin marka değerini yükselten projelere Koruma imzası&hellip;</p><p></p><p>Kocaeli’ne çok sayıda eser kazandıran Koruma Şirketler Grubu ve Aracı Ailesi, eğitim ve sağlık alanında destek verdikleri projeler ile şehre değer katıyor. Geçen yıl Kasım ayında 35 derslikli, 3 ana sınıfının da yer alacağı Şükrü Kemal Aracı İlkokulu’nun temelini atan Aracı Ailesi’nin Kocaeli’ndeki imza projeleri bu okul ile de sınırlı değil.</p><p></p><p>Aracı kardeşler, Kırım göçmeni rahmetli babaları Şükrü Aracı adına 38 derslikli Şükrü Aracı İlkokulu’nu, rahmetli anneleri Semahat Aracı adına Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi’nde hizmet veren Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’ni yaptırmış, babaannelerinin anısını yaşatmak için Kocaeli’ndeki aile evlerini bağışlayarak Zöhre Aracı Evi’ni, KALBEN Derneği’nin kullanımına sunmuştu. Ayrıca Zöhre Aracı’nın adına Yuvacık’ta bir yurt inşa etmişlerdi. Koruma Şirketler Grubu ve Aracı Ailesi, Kocaeli’nin marka değerini yukarılara taşıyan Kocaeli Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nin de en büyük destekçileri arasında yer alıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mars'taki yaşamı "en erken 2035'te keşfedebileceğiz"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/marstaki-yasami-en-erken-2035te-kesfedebilecegiz-7720/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/marstaki-yasami-en-erken-2035te-kesfedebilecegiz-7720/</id>
<published><![CDATA[2025-01-08T07:49:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-08T07:49:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A30AD4-6D057D-619082-766FEF-6E2563-988090.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NASA, salı günkü açıklamasında Mars'tan toplanan ve eski mikrobiyal yaşamın izlerini bulmak için yararlanılabilecek düzinelerce kaya ve tortu örneğinin, gelecek birkaç ayın gidişatına bağlı olarak en erken 2035'te, en geç ise 2039'da Dünya'ya getirilebileceğini duyurdu.</p><p></p><p>Ajans, Kızıl Gezegen'de 30 örnek toplamış ama bunları geri getirmenin maliyeti Mars Örnek Dönüşü görevini geciktirmişti. Başlangıçta 11 milyar dolar tutacağı tahmin edilen görevde geri dönüş tarihi 2040 olarak belirlenmişti. Başkan Bill Nelson, bu maliyeti ve zaman çizelgesini "kabul edilemez" diye nitelemişti.</p><p></p><p>Şimdiyse ABD uzay ajansı, daha az maliyetli bir çift seçeneği araştırdığını ve hangisini seçeceğine dair nihai kararını muhtemelen gelecek yıl vereceğini söylüyor.</p><p></p><p>NASA, Curiosity ve Perseverance keşif araçlarını Mars yüzeyine indirmek için daha önce test edilmiş ve başarıyla kullanılmış Sky Crane iniş sisteminden faydalanabilir. Bunun maliyeti 6,6'yla 7,7 milyar dolar arasında olur.</p><p></p><p>Bunun yerine mevcut ticari ortakların tasarladığı ağır bir iniş aracını da seçebilirler. Bu daha ucuza gelir ve 5,8'le 7,1 milyar dolar arasında tutar.</p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ocak%202025/nasa-i.jpg" alt="nasa-i"></p><p><b><i>NASA'nın Perseverance adlı Mars keşif aracı, navigasyon kameralarından birini kullanarak Jezero Krateri'ndeki düz arazinin bu görüntüsünü çekti. Bu, NASA'nın gelecekte Perseverance'ın Mars'taki kaya ve tortu örneklerini toplayacak bir Mars Örnek Dönüşü iniş aracı için değerlendirebileceği bir alan</i></b></p><p></p><p>Nelson, gazetecilere yaptığı açıklamada "Her iki seçenek de ilk uçaktan çok daha basitleştirilmiş, daha hızlı ve daha ucuz bir alternatif" dedi.</p><p></p><p>Geri dönüşün ne zaman gerçekleştirileceğinin yeni yönetime, ABD Kongresi'ne ve ne kadar para harcamak isteyeceklerine bağlı olduğunu söyledi.</p><p></p><p>NASA, geçen yıl nisanda Mars'tan Dünya'ya değerli örnekleri getirmek için yenilikçi tasarımlar aradığını açıklamıştı.</p><p></p><p>Ajans "Bu tür örnekler yalnızca Güneş Sistemi'nin oluşumunu ve evrimini anlamamızı sağlamakla kalmayacak, gelecekteki insan kaşifler için hazırlık yapmak ve NASA'nın eski yaşam belirtileri arayışına desteklemek üzere de kullanılabilir" demişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Fiberin hızını Türkiye'nin her köşesine taşıyoruz"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/fiberin-hizini-turkiyenin-her-kosesine-tasiyoruz-8706/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/fiberin-hizini-turkiyenin-her-kosesine-tasiyoruz-8706/</id>
<published><![CDATA[2025-01-01T17:36:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-01-01T17:36:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E45910-CA46D1-C33056-C919AE-018020-524E3B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dijital geleceğin inşası için Türkiye’nin dört bir yanında fiber altyapı çalışmalarını sürdüren Türk Telekom, herkes için erişilebilir yüksek hızda internet sağlamak amacıyla yeni yıla Mardin’de gerçekleştirilen saha operasyonlarıyla girdi. Türkiye’yi en doğusundan en batısına, en güneyinden en kuzeyine kadar fiber ağlarla ören Türk Telekom, medeniyete ışık tutan tarihi Mardin Dara Antik Kenti’nde, 31 Aralık’ta yürütülen çalışmalarla toplam fiber ağ uzunluğunu 474 bin kilometreye taşıdı. Fiberleşme oranı yüzde yüze yaklaşan Mardin’de, Türk Telekom’un sunduğu erişim hızı kapasitesi ise ülke ortalamasının üzerine çıkarak 487 Mbps’ye ulaştı.&nbsp; Fiber Mobilite çağını başlatarak dijital deneyimi yaygınlaştıran Türk Telekom, kentteki fiberle bağlı LTE mobil baz istasyonu oranını yüzde 56’ya taşıyarak, yüzde 53 olan Türkiye ortalamasının üstüne çıkardı. Güçlü altyapısı ve teknoloji birikimi ile işletmelerin dijitalleşmesine rehberlik ederek küresel rekabette öne çıkmasına katkı sunan Türk Telekom, Mardin Organize Sanayi Bölgesi’nde 1 Gbps alınabilir hız sağlayan fiber altyapı dönüşümünü tamamladı.&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Aralik%202024/telekom-i.jpg" alt="telekom-i"></p><p>“Fiber Mobilite, ülkemizi küresel teknoloji rekabetinde öncü yapma hedefimizi pekiştiriyor”</p><p></p><p>Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, yeni yılı Mardin’de fiber dönüşüm sahasında çalışan ekipleri ziyaret ederek karşıladı. Hayatın her alanına aktardıkları dijitalleşme vizyonuyla Türkiye’nin dijital ve teknolojik dönüşümüne liderlik ettiklerinin altını çizen Önal, “Herkes için erişilebilir yüksek hızda internet sunmak amacıyla Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en güneyinden en kuzeyine kadar her köşesini fiber ağlarla örüyoruz. Türkiye’nin tüm illerinde sokaklara, binalara, evlere kadar fiber ulaştırıyoruz. Türkiye genelinde ortalama 300 Mbps’i aşan hız verebilecek altyapı kapasitesine sahibiz. 9 milyondan fazla haneye 1 Gbps erişim hızı sağlıyoruz.&nbsp; Bugün Mezopotamya’nın tarihine ışık tutan, bölgenin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturan Mardin’in Dara Antik Kenti’nde saha ekiplerimizle birlikte yeni yıla ‘merhaba’ dedik. Bu zengin tarihi geçmişe sahip bölgede saha ekiplerimizin özverili çalışmalarıyla Mardin’in fiber ağ dönüşümünde yüzde yüze yaklaştık. Kent merkezini, ilçeleri ve köyleri de kapsayacak şekilde yaptığımız çalışmalarla, Mardin’de kullanıcılara sunabildiğimiz ortalama erişim hız kapasitesini Türkiye ortalamasının üzerine yükselterek, 487 Mbps’ye taşıdık” dedi.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>2025’te de fiber yatırımlarının ve çalışmalarının durmaksızın devam edeceğini belirten Önal, yenilikçi teknolojilerin hayata geçirilmesi konusunda öncü rol üstlendiklerini ifade ederek, “Fiber altyapımız, 5G teknolojisinin hayatımıza getireceği yeniliklerin temel taşını oluşturuyor. Şimdi fiberdeki gücümüzü mobile aktardığımız yeni bir dönemin içindeyiz. “Fiber Mobilite” adını verdiğimiz, küresel teknoloji rekabetinde ülkemizi öncü yapma hedefimizi de pekiştiren bu stratejiyle, fiberle bağlı LTE mobil baz istasyonu oranımızı yüzde 53’e yükselttik. Mardin’de ise bu oranı yüzde 56’ya taşıdık. Fiber Mobilite oranının Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı, medeniyetlerin beşiği olan Mardin’de dijital geleceği inşa etmenin gururunu yaşıyoruz. Mardin’den uluslararası alana yayılan fiber ağımızla bölge coğrafyada da dijital dönüşümün öncüsü oluyoruz. Amacımız herkes için daha bağlantılı, daha akıllı, daha güvenli ve erişilebilir bir dünya inşa etmek” diye konuştu.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Podcast yıldızından UFO iddiası: "Trump bir şeyler biliyor"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/podcast-yildizindan-ufo-iddiasi-trump-bir-seyler-biliyor-1962/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/podcast-yildizindan-ufo-iddiasi-trump-bir-seyler-biliyor-1962/</id>
<published><![CDATA[2024-12-28T07:02:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-12-28T07:02:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_757E7C-78768D-926824-632773-D84634-91C786.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Podcast sunucusu Joe Rogan, seçilmiş başkan Donald Trump gibi mevcut ve geçmiş başkanların dünya dışı yaşama dair "bir şeyler" bildiğini ama açıklamadığına inandığını söyledi.</p><p></p><p>Rogan, genellikle tanımlanamayan hava olaylarıyla (unidentified aerial phenomena, UAP) ilgili belgeseller çeken sinemacı James Fox'a, Trump'a bu konu hakkında soru sorduktan sonra böyle hissettiğini söyledi.</p><p></p><p>The Joe Rogan Experience'ın salı günkü bölümünde Rogan "Bay Trump'la yüzleştiğimde çok ketumdu" dedi.</p><p></p><p>Çok ketumdu.</p><p></p><p>Rogan, seçilmiş başkanın UAP'ler ya da uzaylılarla ilgili şeyler görüp duyduğuna dair ipucu verdiğini ama bunların ne olduğunu açıklamadığını söyledi.</p><p></p><p>Trump, geçen ay bir röportaj sırasında Rogan'a bilimsel kanıtlar şimdiye dek aksine işaret etse de başka gezegenlerde yaşam "olabileceğini" söylemişti.</p><p></p><p>Rogan "Kısacası ne doğruladı ne de yalanladı" dedi.</p><p></p><p>Bence bir şeyler biliyor. Bunun aşırı ilgilendiği bir konu olduğunu sanmıyorum... Gerçekçi biri.</p><p></p><p>Sık sık Rogan'ın programına konuk olan Fox, UAP'ler üzerine bir dizi belgesel çekti. Rogan'la röportajı sırasında, ABD Başkanı Joe Biden'ı görevden ayrılmadan önce gizemli hava olaylarıyla ilgili bilgileri açıklamaya çağırdı.</p><p></p><p>Fox, yetkililerin UAP'lerle ilgili kamuoyuyla paylaşmadığı daha fazla kanıtı olduğuna inanıyor.</p><p></p><p>İki yıl önce Kongre üyeleri, bir muhbirin hükümetin delil gizlediğini iddia etmesinin ardından diğer gezegenlerde ve UAP'lerde yaşam olasılığı hakkında oturumlar düzenlemişti.</p><p></p><p>Rogan ve Fox'un konuşmaları, yurttaşların ülke genelinde akşam saatlerinde mahallelerin üzerinde uçmaya başlayan ve açıklanamayan drone'larla karşı duyduğu öfkeyi dile getirmesinin ardından gerçekleşiyor. Yasa koyucular ve yetkililer halka drone'ların tehdit oluşturmadığına dair güvence vermiş ama nereden geldiği ya da amaçları hakkında bir açıklama yapmamıştı.</p><p></p><p>Fox, drone olayları nedeniyle yetkililerin UAP'ler hakkında daha fazla bilgi paylaşacağını umduğunu söyleyerek bu durumu bir "ulusal güvenlik meselesi" diye niteledi.</p><p></p><p>Fox "Çok tuhaf bir şey yaşanıyor" dedi.</p><p></p><p>Mevcut yetkililer drone'lar hakkında bilgi sahibi olmayabilir ya da en azından bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmak istemeyebilir. Ancak yeni yönetim, drone'ların gizemini çözme konusunda daha etkin bir yaklaşım benimseyebilir.</p><p></p><p>Bu ay Trump, hükümetin drone'lar hakkında kamuoyuyla paylaştığından daha fazlasını bildiğine inandığını söylemişti. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Trump halihazırda başkan olsaydı, Biden yönetimi gibi muğlak açıklamalar yapmak yerine kendi yönetiminin drone'ların gizemini çözmesini sağlayacağını dile getirmişti.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">NASA teleskobu, tuhaf cisme ışık tuttu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nasa-teleskobu-tuhaf-cisme-isik-tuttu-8806/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nasa-teleskobu-tuhaf-cisme-isik-tuttu-8806/</id>
<published><![CDATA[2024-12-28T06:07:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-12-28T06:07:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9BD17B-18A9EE-A22BFB-CA84EC-121C7B-986B33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>1977'de keşfedilen 2060 Chiron, centaur denen küçük gökcisimlerinin bilinen ilk örneği. Asteroitlere benzemelerine karşın kuyrukluyıldız özellikleri de taşıyan bu buz cisimlerin ismi, mitolojideki yarı at, yarı insan yaratıklardan geliyor.</p><p></p><p>Halihazırda yüzlercesi saptanan centaurların, Neptün'ün ötesindeki soğuk bölgelerde oluştuğu tahmin ediliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Daha sonra Güneş Sistemi'nin iç kısmına gelmeleriyle buzun süblimleşmesi sonucu etraflarında, tıpkı kuyrukluyıldızlardaki gibi gazdan bir hale veya koma oluştuğu düşünülüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Merkez Florida Üniversitesi'nden Charles Schambeau, Chiron'un bu tuhaf cisimler arasında da öne çıktığını söyleyerek "Bir kuyrukluyıldız gibi davrandığı dönemleri var, etrafında madde halkaları ve muhtemelen küçük toz veya taşlardan oluşan bir enkaz alanı var" diyor.&nbsp;</p><p></p><p>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu'nun verilerinden yararlanan Schambeau ve ekip arkadaşları, Chiron'un bileşimini inceledi.</p><p></p><p>Bulgularını hakemli dergi Astronomy &amp; Astrophysics'te yayımlayan ekip, Chiron'un yüzeyindeki buzlarının bileşiminin, bugüne kadar gözlemlenen diğer centaurlardan epey farklı olduğunu kaydetti.</p><p></p><p>Yüzeyinde karbonmonoksit ve karbondioksit buz halinde yer alırken, komasında da karbondioksit ve metan gazı vardı.&nbsp;</p><p></p><p>Daha uçucu olan karbonmonoksitin, süblimleşerek gaz halesinde yer alması daha muhtemel bir senaryo olsa da sadece buz formunda yüzeyde bulunması şaşırtıcı bir bulgu.</p><p></p><p>Araştırmacılar gazın, Chiron'daki farklı rezervlerden karmaşık bir süreçle salındığını düşünüyor.</p><p></p><p>Schambeau "Bu sonuçlar daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor" ifadelerini kullanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bilim insanları ayrıca ilk kez bir centaurda su buzu, etan ve propan tespit etti.&nbsp;</p><p></p><p>Ekip karbon içeren etan ve propanın, güneş ışığının yüzeydeki metan ve suyla teması sonucu oluştuğunu düşünüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Su ve karbondioksit gibi daha basit moleküllerinse, 4,5 milyar yıl önce Güneş Sistemi oluşurken Chiron'un bileşimine girdiği tahmin ediliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Makalenin yazarlarından Noemi Pinilla-Alonso, Chiron gibi gökcisimleri zaman içinde pek değişmediğinden bunları inceleyerek Güneş Sistemi'nin ilk dönemi hakkında fikir edinebileceklerini söylüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Pinilla-Alonso ayrıca mevcut verilere göre standart bir centaurdan söz edilemediğini belirtiyor:</p><p></p><p>James Webb Uzay Teleskobu'yla gözlemlediğimiz her aktif centaurun kendine has bazı özellikleri var. Neden farklı davrandıklarını açıklayan bir şey olmalı ya da henüz göremediğimiz, hepsi arasında ortak olan bir şey olmalı.</p><p></p><p>Gelecek 20 yıl boyunca Güneş'e gittikçe yaklaşacak Chiron daha parlak bir hal alacağı için daha net gözlemler yapmak mümkün olacak.</p><p></p><p>Bilim insanları bu sayede hem centaurlar hem de Güneş Sistemi'nin geçmişi hakkında merak ettikleri soruları yanıtlamayı umuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gelecekteki NASA Başkanı'ndan uzay askeri açıklaması</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gelecekteki-nasa-baskanindan-uzay-askeri-aciklamasi-5368/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gelecekteki-nasa-baskanindan-uzay-askeri-aciklamasi-5368/</id>
<published><![CDATA[2024-12-14T11:20:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-12-14T11:20:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5A57B4-FEDADF-3138F9-06AC8B-A41F2E-5E0079.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Seçilmiş başkan Donald Trump, geçen hafta Isaacman'ın "NASA'yı cesur yeni bir çağa taşıyacağını" söyleyerek teknoloji milyarderini ABD uzay ajansının bir sonraki başkanı olarak aday göstermişti.</p><p></p><p>Uzay Kuvvetleri Birliği'nin, Florida'nın Orlando kentinde düzenlediği Spacepower 2024 konferansında konuşan Isaacman, uzaya daha fazla insan gönderme planlarının ABD ordusunun bazı üyelerini içereceğini söyledi.</p><p></p><p>Isaacman "Bunun kesinlikle kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum" dedi.</p><p></p><p>Amerikalılar alçak Dünya yörüngesinde olacaksa onları koruyacak insanlara ihtiyaç duyacağız.</p><p></p><p>İnsanlığın izleyeceği yol bu. Amerika buna öncülük edecek ve yükseklerde bizi gözeten muhafızlara ihtiyacımız olacak.</p><p></p><p>41 yaşındaki Isaacman, daha önce SpaceX'in Crew Dragon kapsülünde, maliyetini kendi karşıladığı iki görevle uzaya uçmuştu ama ABD hükümeti için çalışmaya başlaması gelecekteki seyahatlerini askıya almasına yol açtı.</p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Aralik%202024/jared.jpg" alt="jared"></p><p><b><i>Jared Isaacman, 19 Ağustos 2024'te Florida'da, Cape Burnu'ndaki Kennedy Uzay Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşuyor</i></b></p><p></p><p>Isaacman'in NASA'nın yeni başkanı olarak hedeflerinden biri de madencilik, üretim ve enerjiyi içerebilecek bir uzay ekonomisinin kurulmasını sağlamak.</p><p></p><p>Isaacman, Elon Musk'ın SpaceX'i ve Jeff Bezos'un Blue Origin'i gibi özel şirketleri "bir süredir yaptığımızdan başka bir şey keşfetmeye" çağırdı ve "uzay ekonomisinin 60 yıldır aşağı yukarı aynı" olduğunu ekledi.</p><p></p><p>Aday gösterilmesinin ardından Isaacman şöyle demişti:</p><p></p><p>Uzay, üretim, biyoteknoloji, madencilik ve hatta yeni enerji kaynaklarına giden yollarda bile çığır açmak için eşsiz bir potansiyele sahip.</p><p></p><p>Gelişen bir uzay ekonomisinin olacağı kaçınılmaz, bu da sayısız insanın uzayda yaşaması ve çalışması için fırsatlar yaratacak. NASA olarak bu ihtimallerin peşinden tutkuyla gidecek ve insanlığın gerçekten uzay yolculuğu yapan bir uygarlık haline geldiği çağı başlatacağız.</p><p></p><p>Isaacman, uzaya seyahat edecek ilk askeri birliğe dair bir zaman aralığına işaret etmedi ama bunun NASA'nın Artemis programı kapsamında Ay'da kalıcı bir şekilde varlık göstermesiyle eş zamanlı gerçekleşeceğini öne sürdü.</p><p></p><p>NASA'nın müstakbel yöneticisi, ABD askerlerinin uzaya gönderileceğini dile getiren ilk kişi değil. 2020'de emekli Korgeneral John Shaw, Savunma Bakanlığı'nın Dünya dışında komuta merkezleri kuracağını söylemişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/evrendeki-beklenmedik-gelismeyi-ortaya-koydu-3648/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/evrendeki-beklenmedik-gelismeyi-ortaya-koydu-3648/</id>
<published><![CDATA[2024-12-11T05:17:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-12-11T05:17:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_63E2F5-E8C9DE-2DF3AD-00C05A-85DC51-49E009.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları, evrenin genişlemesini etkileyen bilinmeyen bir özelliği olduğunu söyledi.</p><p></p><p>NASA'nın en güçlü uzay gözlemevi olan Webb teleskobundan elde edilen yeni ölçümler, arkasındaki araştırmacılara göre kozmosun en derin gizemlerinden birini açıklamaya katkı sunabilir.</p><p></p><p>Bilim insanları yıllardır evrenimizin alışılmadık bir özelliğini anlamaya çalışıyor. Evren bugün geçmişte olduğundan daha hızlı genişliyor gibi görünüyor ve araştırmacılar bunun nedeninden emin değil.</p><p></p><p>Webb teleskobu artık, daha önce NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu tarafından gösterilen bu beklenmedik ölçümleri doğruladı. Bu da teleskobun ölçümlerindeki bir hatadan ziyade evrende bilinmeyen bir şeyler olduğunu gösteriyor.</p><p></p><p>Bu, örneğin evrende bilinmeyen güçlerin iş başında olduğu ya da kozmos anlayışımızda yeni fizik gerektirebilecek bir boşluk bulunduğu anlamına gelebilir.</p><p></p><p>Bulgularla ilgili yeni bir makalenin başyazarı Adam Riess, "Evrenin gözlemlenen genişleme hızıyla standart modelin öngörüleri arasındaki tutarsızlık, evren anlayışımızın eksik olabileceğini gösteriyor" dedi.</p><p></p><p>NASA'nın iki amiral gemisi teleskobunun birbirlerinin bulgularını teyit etmesiyle, bu [Hubble gerilimi] sorununu çok ciddiye almalıyız. Bu bir zorluk ama aynı zamanda evrenimiz hakkında daha fazla şey öğrenmek için inanılmaz bir fırsat.</p><p></p><p>Bilim insanları"Hubble sabiti" dedikleri şeyi ya da evrenin genişleme hızını onlarca yıldır hesaplamaya çalışıyor. Ancak son araştırmalar "Hubble gerilimi"nin, yani beklenen hızla ölçümlerin gösterdiği hız arasındaki çelişkilerin ortaya çıkmasını sağladı.</p><p></p><p>Yeni araştırma, teleskobun genişleme ölçümünü doğrulamak için Webb'in ilk iki yılında alınan en büyük veri örneğini inceledi. Bilim insanları süpernovalara sahip galaksilere üç farklı ölçüm tekniğiyle baktı ve ne kadar hızlı hareket ettiklerini incelemek için bunları kullandı.</p><p></p><p>Yeni ölçümlerin Hubble teleskobundan elde edilen önceki ölçümlerle uyumlu olduğunu buldular. Bu da eski teleskobun hata yapmış olma ihtimalini ortadan kaldırıyor ve bunun aslında evrenle ilgili bir şey olduğunu gösteriyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar bunun yerine, evrenin nasıl işlediğine dair kabul ettiğimiz mevcut "standart kozmoloji modeli"nde eksik bir şeyler olduğunu öne sürüyor.</p><p></p><p>Bulguları rapor eden "JWST Validates HST Distance Measurements: Selection of Supernova Subsample Explains Differences in JWST Estimates of Local H0" (JWST, HST Mesafe Ölçümlerini Doğruluyor: Süpernova Alt Örnekleminin Seçimi Yerel H0'ın JWST Tahminlerindeki Farklılıkları Açıklıyor) başlıklı makale The Astrophysical Journal adlı akademik dergide yayımlandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Casus yazılım nedir ve nasıl tespit edilebilir?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/casus-yazilim-nedir-ve-nasil-tespit-edilebilir-4936/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/casus-yazilim-nedir-ve-nasil-tespit-edilebilir-4936/</id>
<published><![CDATA[2024-11-26T06:25:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-26T06:25:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_25A0BB-52DD37-F3BF1A-5404FB-4DE6DD-0BF596.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Son yıllarda, stalker uygulamaları olarak da bilinen ve akıllı telefona bir kez yüklendikten ve gizlendikten sonra birinin konumunu ve internet arama geçmişini izleyebilen, belirli internet arama terimleri için uyarılar alabilen, kamera ve mikrofonu uzaktan kontrol edebilen ve hatta gelen tüm mesajları okuyabilen casus yazılımlar ortaya çıktı.</p><p></p><p>Antivirüs şirketi Avast, son üç yılda dünya genelinde mobil takip programlarının sayısında yüzde 239'luk şaşırtıcı bir artış olduğunu açıkladı. Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından yapılan bir araştırma, Avrupalı kadınların yüzde 1 ila 3’ünün casus yazılımlar tarafından takip edildiğini ortaya koydu. Avrupalı katılımcıların yüzde 30'u, ihanet edilme şüphesi, güvenlik endişesi ya da suç eylemleri gibi durumlarda partnerlerini rızaları olmadan izlemenin kabul edilebilir olduğuna inanıyor.</p><p></p><p>Casus yazılım kullanımı nasıl teşvik ediliyor?</p><p></p><p>Bu tür yazılımların çoğu kötü niyetli kişiler tarafından gizli telefon izleme araçları olarak tanıtılıyor. Genellikle simgelerini gizleyen ya da kendilerini kurbanın cihazındaki diğer uygulamalar gibi gösteren bu uygulamalar çoğunlukla çiftler tarafından kullanılsa da bazı siteler, bunların öncelikle çocuklarının akıllı telefon kullanımını izlemek ya da mevcut konumlarını bulmak isteyen ebeveynler için tasarlandığını iddia ediyor.</p><p></p><p>Bir başkasının telefonuna onun izni olmadan uygulama yüklemek dünyanın pek çok ülkesinde suç olsa da reşit olmayanlar için farklı kurallar söz konusu. Çünkü cihaz sahibi olarak ebeveynler çocuklarının telefonuna onların izni olmadan uygulama yükleyebilirler. Geliştiriciler, uygulamalarını bu şekilde pazarlayarak ürünlerinin yasa dışı kullanımından kendilerini uzak tutmaya çalışıyorlar.</p><p></p><p>Casus yazılımların yasalara uymak için kullandıkları bir başka hile de kullanıcıların yasalara uymaları gerektiği iddiası. Hatta kullanıcılardan bir form doldurarak uygulamanın yüklenmesi için izinleri olduğunu onaylamalarını isteyebilir. Ancak, bu durum genellikle uygulamaların tespit edilemez ve tamamen gizli olarak tanıtıldığı pazarlamalarıyla çelişiyor.</p><p></p><p>Casus yazılımlar nerelerde kullanılır ve nasıl çalışır</p><p></p><p>Bu uygulamalar çocuklara yönelik cinsel istismar, kimlik dolandırıcılığı, şantaj, eş ve çocuk istismarı dahil olmak üzere aile içi şiddet ve insan kaçakçılığı gibi çok sayıda suçta kullanıldı. Bazı durumlarda cinayet de dahil olmak üzere aşırı şiddet olaylarıyla da ilişkilendirildi.</p><p></p><p>İnsanlar, özellikle sadakatsizliğe dair kanıt toplamak, partnerlerinin kendilerine ihanet edip etmediği şüphesini gidermek ve davranışlarındaki değişiklikleri anlamaya çalışmak gibi çeşitli nedenlerle partnerlerini izliyor. Bazı kişilerse partnerlerinin faaliyetlerini takip etmenin bir yolu olarak partnerlerinin cihaz ve hesap verilerini izler.</p><p></p><p>Bu tür yazılımların bilginiz dışında akıllı telefonunuza nasıl yüklendiğine gelince, birisinin telefonunuza erişimi varsa, telefonu başka birinden alırsanız ya da şifrenizi bilmediğini düşünseniz bile telefonunuzu birinin yanında gözetimsiz bırakırsanız, telefonunuzun izlenmesi riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.</p><p></p><p>Cihazın normal çalışmasına entegre olacak şekilde tasarlanan bu yazılımlar, yukarıda da belirtildiği üzere genellikle tespit edilemez olarak pazarlanırlar. Uygulama listesinde farklı isimler altında görünebilirler, örneğin bir uygulama iPhone'larda ‘iPhone International Service’ ve Android cihazlarda ‘Update Service’ olarak listelenebilir. Bazı uygulamaların oyun yahut hesap makinesi gibi göründüğünü bilmenizde fayda var.</p><p></p><p>Telefonunuzda güvenliği sağlayacak adımlar</p><p></p><p>Akıllı telefonunuzdaki casus yazılım uygulamalarını tespit etmek için sorunlara dikkat edin. Kapanma sorunları, düşük depolama alanı ve hızlı pil tüketimi, aşırı ısınma, artan mobil veri kullanımı veya mesajların bilginiz dışında okunması ve açılması gibi sorunlar yaşayıp yaşamadığınızı yaşayıp yaşamadığınızı takip edin.</p><p></p><p>Tanıdık olmayan arama terimleri için Google Play veya App Store geçmişinizi kontrol ederek daha fazla araştırma yapabilirsiniz. Ayrıca, özellikle yasal uygulamaların olağandışı izinleri varsa, ayarlarda değişiklik olup olmadığına da bakmalısınız.</p><p></p><p>Yukarıdakilerin yanı sıra Android cihazınızdaki işlemler arasında bilinmeyen uygulamaları tanımlamanız ve yerleşik güvenlik aracı PlayCorrect'in cihazın kendisinde devre dışı bırakılmadığından emin olmanız gerekir.</p><p></p><p>Telefonunuzun güvenliğini sağlamak amacıyla kimlerin erişebildiğini izlemek ve yetkisiz erişimi önlemek için yüz ya da parmak izi tanıma özelliğini aktif etmek, casus yazılımları çalışmasını önleyen iOS kilit modunu kullanmak gibi önleyici tedbirler alabilirsiniz.</p><p></p><p>Telefon güvenliği için atabileceğiniz diğer adımlar arasında hangi uygulamaların kamera ya da GPS izleme erişimine sahip olduğunu takip etmek ve bu izinleri gerekli birkaç uygulamayla sınırlandırmanın yanı sıra casus yazılımları tespit etmek için oluşturulmuş uygulamaları kullanmak yer alıyor. Bir casus yazılım önleme uygulaması yüklemek cihazınızı gözetleyen kişiye uyarı gönderebileceğinden dikkatli olmanız gerekir. Casus yazılımların arkasındaki kişiyi uyarmadan tespit edebilen özel çözümler var.</p><p></p><p>Polise ihbar edin</p><p></p><p>Eğer akıllı telefonunuzda bir casus yazılım olduğunu keşfederseniz hemen kaldırmaktan ya da erişimi kısıtlamaktan kaçının. Çünkü böyle bir durumda casus yazılım telefon verilerinizi izleyen kişiye uyarı gönderebilir ve bu da sizi riske atabilir. Polis ise bu tür suçları çözmek için salyangoz postası kullanır ve mağdurlarla buluşur. Görüşmeler sırasında polis kurbanın telefonunu bir ‘faraday’ çantaya koyabilir. Sinyal kesici bu özel çanta, GPS ve Wi-Fi gibi tüm kablosuz sinyalleri engeller ve cihazın casusluk yapmaya çalışan herkese geçici olarak kilitli görünmesini sağlar. Böylece telefonunuz hızlı bir şekilde taranıp casus yazılım uygulamaları olası bir dava için kanıt olarak ortaya çıkarılır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Elektrikli otomobillerdeki şarj derdi tarihe mi karışıyor?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/elektrikli-otomobillerdeki-sarj-derdi-tarihe-mi-karisiyor-5562/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/elektrikli-otomobillerdeki-sarj-derdi-tarihe-mi-karisiyor-5562/</id>
<published><![CDATA[2024-11-23T06:50:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-23T06:50:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0ECE46-E88E2F-39E28D-F43BDA-D78A96-19131E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Elektrikli araçların şarj edilmesi gerekiyor ve halka açık şarj cihazlarının sayısı, benzin pompalarıyla karşılaştırıldığında daha az, işlemi tamamlamak için de daha fazla zamana ihtiyaç duyuluyor.</p><p></p><p>Ancak AA'in (The Automobile Association) yeni verileri, elektrikli araçların şarjının bitmesi ve arızalanma kaygılarının fazla büyütülmüş olabileceğini ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Son istatistikler, 2024'te AA'in aldığı yardım çağrılarından yalnızca yüzde 1,85'inin elektrikli araçların biten bataryalarıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Bu oran, geçen sene yüzde 2,26'ydı.</p><p></p><p>Her 5 sürücüden 2'si aracın şarjının biterek arızalanmasından endişelenirken, veriler bu durumun çok az sayıda sürücüyü etkilediğine işaret ediyor.</p><p></p><p>AA, günde yaklaşık 8 bin arızaya müdahale ettiğini aktardı. Batarya bittiği için çağırıldıklarında asıl sorun, genellikle aracın şarj edilememesi oluyor.</p><p></p><p>Kurum, arızaların çoğunun lastikler veya 12 voltluk batarya sorunları gibi hem benzinli hem de elektrikli araçlarda ortak olan problemlerden kaynaklandığını belirtti.</p><p></p><p>2015'ten bu yana boş batarya yüzünden yaşanan arızalar azalıyor. O yılda yardım çağrılarının yüzde 8'i, tükenmiş batarya hücreleri yüzünden yapılmıştı.</p><p></p><p>O zamandan beri, daha fazla şarj cihazı ve daha iyi menzile sahip araçlar, sürücülerin düşük şarj nedeniyle arıza yaşamasını önlemeye yardımcı oluyor.</p><p></p><p>AA, çağrıların yüzde 1'inin benzin ve dizelle çalışan araçların yakıtının bitmesinden kaynaklandığını ve zamanla düşük şarj yüzünden yapılan çağrıların da bu seviyeye ineceğini söyledi.</p><p></p><p>AA'in başkanı Edmund King şöyle dedi:</p><p></p><p>AA'in son sayıları, elektrikli araç arızalarının yüzde 2'sinden azının 'şarjın bitmesi' nedeniyle olduğunu gösteriyor, bu da menzil kaygısının geçmişte kalacağına işaret ediyor.</p><p></p><p>'Şarjın bitmesi' arızalarının çoğu, şarjın sıfıra inmesinden değil, ya şarjın azalması ya da araçların şarj kapaklarının takılması gibi teknik sorunlardan kaynaklanıyor.</p><p></p><p>Son 8 yılda şarjı biten elektrikli araçların oranı yaklaşık yüzde 80 azaldı, bunun nedeni şarj cihazlarının sayısının ve güvenilirliğinin artması, müşterilere şarj sonrası daha iyi destek verilmesi, yeni elektrikli araçların menzilindeki gelişme ve sürücü eğitimi ve bilgilendirme sürecinin iyileşmesi.</p><p></p><p>Birleşik Krallık'ta artık neredeyse 1 milyon elektrikli araba şarj cihazı var; bu sayı, sürücülerin ihtiyaçlarına yetişmeyi desteklese de otomobil endüstrisi, hâlâ piyasaya daha fazla ve daha hızlı modeller sürmekte istekli.</p><p></p><p>Ancak Zapmap'e göre, şarj cihazlarının çoğu evlere yerleştirilmiş halde ve sadece 65 bini halka açık.</p><p></p><p>Her halükarda bozuk şarj cihazları ve yüksek ücretlerin, elektrikli araç sürücüleri için sıkıntı yarattığı sıkça bildiriliyor.</p><p></p><p>Özel şarj şirketleri, istediği ücretlendirmeyi yapabiliyor ve ücrete KDV eklemek zorunda kalıyor, bu da kilovat saatlik ücretlerde büyük farklara yol açabiliyor.</p><p></p><p>Elektrikli araç satın alanların çoğu, filo işleten şirketler ya da sokak dışında park yerleri olan, araçlarını düşük maliyetle, kendileri şarj edebilen ev sahipleri.</p><p></p><p>Otomobil endüstrisi, araçların kitlesel olarak benimsenmesi için halka açık ucuz şarj imkanlarına ihtiyaç duyulduğu uyarısını yapıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">X'i terk eden şirket ve kurumların sayısı artıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/xi-terk-eden-sirket-ve-kurumlarin-sayisi-artiyor-8471/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/xi-terk-eden-sirket-ve-kurumlarin-sayisi-artiyor-8471/</id>
<published><![CDATA[2024-11-15T08:29:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-15T08:29:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8E224F-E4B603-CD935E-4FE4C5-168189-499489.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gazete X’i bırakma gerekçesi olarak uygulamadaki ırkçılık ve komplo teorisi gibi “rahatsız edici içerikleri” gösterdi.</p><p></p><p>The Guardian’ın son paylaşımı yapıldığında, gazetenin 10.7 milyon X takipçisi bulunuyordu.</p><p></p><p>Gazete yönetimi kararla ilgili açıklamada, uygulamada olmanın zararının faydalarını aştığını savundu. Uygulamanın sahibi olan Elon Musk ise bu kararı hafife alan bir paylaşımla “Bir önemleri yok” yorumunu yaptı.</p><p></p><p>CNN televizyonunun ünlü ekran yüzü Don Lemon da X’i terk ettiğini bir açıklama ile duyurdu. Lemon, X’in bir zamanlar “dürüst bir tartışma” ortamı sağladığını ancak artık bu amaca hizmet etmediğini savundu.</p><p></p><p>Almanya’nın Hamburg kentinin futbol kulübü St. Pauli ile Avusturya Havayolları da X’i terk ettiklerini duyurdu.</p><p></p><p>İngiltere'de Dijital Nefretle Mücadele Merkezi (CCDH) de benzer şekilde uygulamadan ayrılıyor.</p><p></p><p>CCDH yönetimi, ayrılık gerekçesi olarak X’in yenilenen kullanım şartlarını gösterdi. Yapılan değişiklikle X’i kapsayan tüm yasal girişimler için, şirketin merkezinin bulunduğu Texas’taki mahkemelere başvuru zorunlu kılınıyor.</p><p></p><p>Uygulamanın ismi X ile exodus (toplu göç) kelimesinin birleşimiyle üretilen 'X-odus' (X'i terk) etiketiyle de yine uygulama üzerinden çok sayıda paylaşım yapılıyor.</p><p></p><p>Trump’ın yemin ederek göreve başlayacağı 20 Ocak tarihi için de toplu terk çağrıları yapılıyor.</p><p></p><p>Elon Musk, Ekim 2022'de 44 milyar dolara satın aldığından bu yana uygulamanın Twitter olan ismini X olarak değiştirdi.</p><p></p><p>Musk ifade özgürlüğünü gerekçe göstererek çeşitli nedenlerle uygulamadan çıkarılan birçok tartışmalı ismin hesaplarını da aktif hale getirdi.</p><p></p><p>Donald Trump’ın yeniden başkan olduğu seçim kampanyasında da aktif şekilde çalışan Elon Musk, sosyal medya uygulamasını desteklediği aday lehine kullanmakla da eleştirildi.</p><p></p><p>Milyarder iş insanı kampanya döneminde yüz milyon dolardan fazla para harcadı.</p><p></p><p>Musk, Trump’ın yeni yönetiminde de “devletin daha verimli işlemesi” için görevlendirildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mars'taki sıvı suyun geçmişi, bir çekmeceden çıktı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/marstaki-sivi-suyun-gecmisi-bir-cekmeceden-cikti-7235/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/marstaki-sivi-suyun-gecmisi-bir-cekmeceden-cikti-7235/</id>
<published><![CDATA[2024-11-15T05:00:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-15T05:00:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B6216D-65F491-C4F608-82B544-6CC007-7F224A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları Kızıl Gezegen'de bir zamanlar sıvı su olduğuna neredeyse emin. Sayısı artan kanıtlar bu ihtimali kuvvetlendirirken suyun hangi zaman aralığında var olduğu ve miktarı hâlâ belirsiz.</p><p></p><p>Araştırmacılar gezegendeki keşif araçlarının edindiği bulguların yanı sıra Mars'tan kopup Dünya'ya düşen meteoritleri de inceleyerek bu soru işaretlerini gidermeye çalışıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Yaklaşık 11 milyon yıl önce Mars'a çarpan bir asteroit, gezegenden bazı parçaların uzaya saçılmasına yol açmıştı. Bu parçaların en az biri Dünya'ya ulaşmış ve ABD'deki Purdue Üniversitesi'ndeki bir çekmecede 1931'de ortaya çıkmıştı. Meteoridin oraya nasıl geldiği bilinmiyor.&nbsp;</p><p></p><p>Üniversitenin yer aldığı şehirden dolayı Lafayette Meteoridi denen göktaşı üzerinde daha önce yapılan incelemelerde, Mars'ta sıvı suyla etkileşime geçtiğine dair işaretler saptanmıştı. Ancak bunun zamanı belirlenememişti.</p><p></p><p>Purdue Üniversitesi Yer, Atmosfer ve Gezegen Bilimleri Bölümü'nden araştırmacılar, yeni bir çalışmada bu soruyu yanıtlamış görünüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Geochemical Perspective Letters adlı hakemli dergide 6 Kasım'da yayımlanan çalışmayı yürüten ekip, meteoritteki mineralleri tarihlendirmek için helyum ve neon gibi soy gazlardan yararlandı.</p><p></p><p>Araştırmacılar minerallerin tarihini belirleyerek etkileşimin ne zaman gerçekleştiğini anlayabildiklerini söylüyor.</p><p></p><p>Bulgular, minerallerin 742 milyon yıl önce oluştuğuna işaret ediyor. Bilim insanları ayrıca meteoridin Kızıl Gezegen'den Dünya'ya yaptığı yolculuktan etkilenmediğini ve suyla etkileşiminden sonra aynı yapıyı koruduğunu da gösterdi.</p><p></p><p>Yeni araştırma Mars'ta 742 milyon yıl önce sıvı su olduğunu gösterse de araştırmacılar bunun miktarını düşük buldu.</p><p></p><p>Makalenin başyazarı Marissa Tremblay, "Bu dönemde Mars yüzeyinde bol miktarda sıvı su olduğunu düşünmüyoruz" diyerek ekliyor:&nbsp;</p><p></p><p>Daha ziyade suyun permafrost adı verilen yakındaki yeraltı buzunun erimesiyle geldiğini ve permafrost erimesine Mars'ta bugüne kadar düzenli olarak meydana gelen magmatik aktivitenin yol açtığını düşünüyoruz.</p><p></p><p>Bugün zorlu koşullara sahip Mars'ın bir zamanlar sıvı su barındırması, mikrobiyal seviyede de olsa yaşama ev sahipliği yapma ihtimalini ortaya çıkardığı için önem arz ediyor.</p><p></p><p>Yeni araştırma Kızıl Gezegen'in jeolojik geçmişini aydınlatma yolunda yapılan çalışmalara katkı sunmanın yanı sıra meteoritlerin adeta zaman kapsülü gibi kullanılabileceğini de göstermesi açısından kıymetli.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uçak yolculuklarında türbülans sorunu tarihe karışıyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ucak-yolculuklarinda-turbulans-sorunu-tarihe-karisiyor-7712/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ucak-yolculuklarinda-turbulans-sorunu-tarihe-karisiyor-7712/</id>
<published><![CDATA[2024-11-14T05:19:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-14T05:19:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_487C8F-BB567D-6B1944-00618D-0A40A2-1DD156.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kaliforniya Teknoloji Üniversitesi bilim insanları yapay zeka ile uçak türbülansını engelleyeceklerini duyurdu.</p><p></p><p>Bilim insanları, uçak yolculuklarında yaşanan türbülans sorunu için yapay zekanın uçağın kontrollerine entegre edileceğini açıkladı. Yeni sistemde yapay zekanın pilottan önce hava basıncı, sıcaklık ve hız gibi verileri hesaplayarak muhtemel türbülansa karşı uçağın konumunu milisaniyeler içerisinde ayarlayacağı ifade edildi. Araştırmalarda yüzde 90 oranında doğruluk sağlanan sistemin yakında uçaklara ekleneceği açıklandı.</p><p></p><p>Uzmanlar, uçak yolculuklarının tren yolculuklarından daha stabil olacağını, sistemin türbülansın fazla olduğu Atlantik bölgesinde yaygın şekilde kullanılacağını belirtti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünyanın ilk ahşap uydusu uzaya fırlatıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunyanin-ilk-ahsap-uydusu-uzaya-firlatildi-8027/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunyanin-ilk-ahsap-uydusu-uzaya-firlatildi-8027/</id>
<published><![CDATA[2024-11-05T05:07:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-05T05:07:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_83F1E4-867061-36B4C1-B8120F-945EDB-2BA808.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Japon bilim insanları tarafından inşa edilen türünün ilk örneği ahşap uydu, gelecekteki Ay ve Mars görevlerinde kereste kullanımını test etmek amacıyla salı günü uzaya fırlatıldı.</p><p></p><p>LignoSat adlı 10 santimlik küp uydu, Kyoto Üniversitesi tarafından Sumitomo Forestry kereste şirketiyle işbirliği içinde yapıldı.</p><p></p><p>Bir SpaceX roketiyle Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderilmesi ve daha sonra Dünya'dan yaklaşık 400 km yüksekteki bir yörüngeye bırakılması bekleniyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, manolya ağacından yapılan uydunun dayanıklı olduğunu ve tehlikeli uzay ortamına dayanabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Tutkal ya da vida kullanılmadan geleneksel Japon el sanatları yöntemleriyle inşa edilen uydunun yapımında yararlanılan sürdürülebilir malzeme ve tekniğin uzaydaki enkazı azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtiyorlar.</p><p>&nbsp;</p><p>Kyoto Üniversitesi profesörlerinden Takao Doi, Reuters'a, "Kendi üretebileceğimiz bir malzeme olan keresteyle uzayda sonsuza kadar ev inşa edebilecek, yaşayabilecek ve çalışabileceğiz" diye konuştu.</p><p></p><p>Gelecekte Ay ve Mars dahil olmak üzere uzayda ahşap kullanarak insan yaşam alanları inşa etmeyi hedefliyoruz.</p><p></p><p>Ahşap uzayda Dünya'dakinden daha dayanıklı olabilir çünkü orada çürümesine ya da alev almasına yol açacak oksijen ya da su yok.</p><p></p><p>Kullanımı, giderek büyüyen uzay çöpü sorunuyla mücadeleye de yardımcı olabilir.</p><p></p><p>Araştırmacılar, hizmet dışı bırakıldıklarında ahşap uyduların Dünya atmosferinde geleneksel metal uydulara göre daha kolay yanabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Dr. Doi, "Metal uydular gelecekte yasaklanabilir. Eğer ilk ahşap uydumuzun çalıştığını kanıtlayabilirsek, bunu Elon Musk'ın SpaceX şirketine sunmak istiyoruz" diyor .</p><p></p><p>Öncü uydu uzaya fırlatıldıktan sonra 6 ay yörüngede kalacak.</p><p></p><p>Uydunun elektronik bileşenleri, ahşabın, sıcaklıkların her saat büyük dalgalanmalar gösterebildiği ekstrem uzay ortamına ne kadar iyi dayandığını ölçecek.</p><p></p><p>Araştırmacılar, uydunun uzayda nasıl davrandığı, örneğin malzemenin iç sıcaklığındaki değişiklikler ve manyetik özelliklerinin yanı sıra düşük yerçekimli ortamlarda genişleme ve daralma miktarı hakkında veri toplamayı umuyor.</p><p></p><p>Dr Doi, "Modası geçmiş gibi görünebilir ancak ahşap aslında uygarlık Ay ve Mars'a doğru ilerlerken en son teknolojidir" dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Baba kız, Mars'tan gelen "uzaylı" mesajını çözdü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/baba-kiz-marstan-gelen-uzayli-mesajini-cozdu-8521/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/baba-kiz-marstan-gelen-uzayli-mesajini-cozdu-8521/</id>
<published><![CDATA[2024-11-02T05:34:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-11-02T05:34:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7816C0-8D1B11-85E49E-A46505-375B1F-98393C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NASA, insanların başka bir dünyadan gelen bu tür bir kodu nasıl yorumlayacağını gözlemlemek amacıyla Dünya'ya bir uzaylı mesajı gönderme simülasyonu içeren bir proje için SETI Enstitüsü ve medya sanatçısı Daniela de Paulis'le işbirliği yapmıştı.</p><p></p><p>"Uzaylı" mesajı, Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) desteğiyle küçük bir grup gökbilimci ve bilgisayar bilimcisiyle birlikte geliştirilmişti.</p><p></p><p>Şifrelenmiş mesaj, NASA'nın Kızıl Gezegen'in etrafında dönen yörünge aracı ExoMars'tan Mayıs 2023'te ışınlanmış ve SETI Enstitüsü halkı mesajı çözmeye davet etmişti.</p><p></p><p>Birkaç ay boyunca binlerce kişi uzaylı kodunu çözmeye çalışarak fikirlerini çevrimiçi forumlarda paylaştı.</p><p></p><p>Mesaj, siyah bir arka plan üstünde 5 küme halinde düzenlenmiş şifreli beyaz noktalardan oluşuyordu.</p><p></p><p>Baba kız ikilisi Ken ve Keli Chaffin "saatler ve günler boyunca durmaksızın" simülasyonlar yürüttükten sonra nihayet şifreyi çözdü ancak mesajın ne anlattığı hâlâ tartışmaya açık.</p><p></p><p>Sinyalden elde edilen "blokların" hidrojen, karbon, nitrojen ve oksijenin atom numaralarını temsil eden 1, 6, 7 veya 8 "piksele" sahip olduğunu buldular.</p><p></p><p>İkili, ExoMars sinyallerindeki "uzaylı" mesajının, proteinin yapıtaşları olan amino asit moleküllerini sembolize ettiğini başarıyla saptadı.</p><p></p><p>Avrupa Uzay Ajansı'nın blog yazısında belirttiği üzere baba kız, mesajı hücre oluşumunu sembolize eden bir mesaj diye tanımladı.</p><p></p><p>Keşfinin görüntüsünü paylaşan baba şöyle yazdı:&nbsp;</p><p></p><p>Çözdüğüm mesaj şu: Evrensel (umarım) organik moleküler diyagram notasyonunda gösterilen 5 amino asit ve kümelerle moleküler diyagramlar arasında görünen tek başına birkaç piksel noktasından oluşan basit bir görüntü.</p><p></p><p>Artık mesajın şifresi çözüldüğü için projenin bir sonraki adımı, onu yorumlamak ve ne iletmek istediğini belirlemek ki bu hâlâ yoruma açık.</p><p></p><p>"Dünya dışı zekanın bu işareti bir yıkım planı mı yoksa barışçıl bir mesaj mı? Uzaylı bir uygarlıkla ilk temasa hazır mıyız?" diyen ESA, halkın fikirlerini internet üzerinden paylaşabileceğini de ekledi.</p><p></p><p>Katılımcıların mesajı yorumlarken kullandığı yöntemin açıklamasını da eklemesi gerekiyor; böylece mesaj kopyalanıp doğrulanabilecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Google çıplak fotografa kasis getiriyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/google-ciplak-fotografa-kasis-getiriyor-4479/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/google-ciplak-fotografa-kasis-getiriyor-4479/</id>
<published><![CDATA[2024-10-25T05:22:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-10-25T05:22:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_753768-1DAC48-4CA8C2-4CBFF6-796F2A-E750D8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsteğe bağlı özellik, çıplaklık içerebilecek içeriği bulanıklaştırıyor ve ayrıca kişilerin göndermekte emin olmalarını sağlamanın yollarını arıyor.</p><p></p><p>Telefonda bu tür fotoğrafları tespit edebilen araçlar kullanıyor, böylece insanların gizliliği korunuyor.</p><p></p><p>Şirket, "Tüm bunlar, gizliliğinizi korumak ve uçtan uca şifrelenmiş mesaj içeriğini yalnızca gönderen ve alıcıya özel tutmak için cihazda gerçekleşir" diyor.</p><p></p><p>Hassas İçerik Uyarıları, Google'ın fotoğraflarınızın içeriğine erişmesine izin vermez ve Google çıplaklığın tespit edilmiş olabileceğini bilmez.</p><p></p><p>Bu özellik açıldığında, çıplaklık içerebilecek fotoğrafları görüntülenmeden önce tespit ediyor ve kişilerin görüntülemek istediğinden emin olup olmadığını kontrol etmek için "kasis" ekliyor.</p><p></p><p>Aynı şey, birisi böyle bir fotoğrafı paylaşmak ya da iletmek istediğinde de geçerli. Şirket, daha sonra kasisin "kullanıcılara çıplak fotoğraf göndermenin risklerini hatırlatmak ve yanlışlıkla paylaşımları önlemek" için bağlantılar ve kaynaklar içereceğini söylüyor.</p><p></p><p>Bu özellik yetişkinlerde isteğe bağlı, 18 yaşından küçüklerdeyse otomatik olarak açık olacak. Gelecek aylarda Android 9 veya sonraki sürümleri çalıştıran cihazlara ve Google Mesajlar'a gelecek.</p><p></p><p>Sözkonusu özellik, iPhone'daki benzer özelliklerden sonra geliyor; bu özellik de cihazdaki bu tür fotoğrafları tespit ediyor ve ardından kişilerin bunları uyarılmadan ya da görüntülemek istediklerinden emin olmadan açmamasını sağlamak için bulanıklaştırıyor.</p><p></p><p>Bu güncellemelerin yanında, siber güvenlik farkındalık ayının bir parçası olarak Google, kullanıcıları dolandırıcılık mesajlarını tespit etmeye ve onlar hakkında uyarmaya çalışacak, aynı şeyi tehlikeli bağlantılar için de yapacak. Bilinmeyen uluslararası gönderenlerden mesaj gelmesini kapatmaya izin verecek ve insanlara gerçekten düşündükleri kişilerle mesajlaştıklarını kontrol etme yolları sunacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Deniz tabanının altında yaşam keşfedildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/deniz-tabaninin-altinda-yasam-kesfedildi-536/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/deniz-tabaninin-altinda-yasam-kesfedildi-536/</id>
<published><![CDATA[2024-10-18T05:48:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-10-18T05:48:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_53DAE9-88F5A6-EB83CD-E8704A-9ABF03-0973CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları, deniz tabanının altında sadece mikrop ve virüslerin yaşadıklarına inanırken, yeni yapılan bir keşif gezisinde daha önce görmedikleri makroskobik yaşama rastladılar.</p><p></p><p>Okyanusun karanlık, soğuk ve yüksek basınçlı derinliklerine inen araştırmacılar, keşfettikleri hidrotermal ekosistemin Dünya dışında yaşamın nasıl olabileceğine dair bir bakış açısı sunduğuna inanıyor.</p><p></p><p>Bu zamana kadar, teori olarak hidrotermal ekosistemlerin içinde ve çevresinde yaşamın var olduğu bilinse de, bilim insanları bu konuda net bir kanıta sahip değildi.</p><p></p><p>Salı günü Nature Communications'ta yayınlanan çalışmada, keşfin Doğu Pasifik Okyanusu'nda Fava Flow Banliyöleri adı verilen bir okyanus tabanı bölümünde denizin yaklaşık 8.250 fit (2 bin 515 metre) altında gerçekleştirdiği kaydedildi.</p><p></p><p>Araştırma ekibi, su altı boşluklarında yaşayan tüp solucanlar, midyeler, çok kıllı solucanlar ve deniz salyangozları gibi deniz canlılarını gözlemledi.</p><p></p><p>Astrobiyoloji adı verilen bir bilim alanı, yaşamın kökeni, nasıl evrildiği ve gelecekte neler olacağı hakkında araştırma yapma imkanı sağlıyor. Dünya ötesinde yaşam arayışı yapan bilim insanları, Dünya'nın en uç noktalarından uzak gezegenlere kadar her yerde yaşamı barındırabilecek koşullar arıyor ve anlamaya çalışıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mahsur kalan astronotları kurtarmada ciddi sorun</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/mahsur-kalan-astronotlari-kurtarmada-beklenmedik-sorun-2256/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/mahsur-kalan-astronotlari-kurtarmada-beklenmedik-sorun-2256/</id>
<published><![CDATA[2024-10-01T05:19:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-10-01T05:19:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9AFB9A-C57136-732EAC-295660-D84E80-1B8E3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>SpaceX, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) mahsur kalan iki astronotun kurtarma görevinin kalkışındaki bir arızanın ardından Falcon 9 roketlerini geçici olarak durdurdu.</p><p></p><p>Cape Canaveral Uzay Üssü'nden gerçekleştirilen fırlatma, Crew Dragon isimli uzay aracını UUİ'ye ulaştırdı. NASA astronotları Butch Wilmore ve Sunita Williams, Boeing Starliner araçları arıza yaparak Dünya'ya mürettebatsız dönmek zorunda kaldığından beri UUİ'de mahsur kalmış durumda.</p><p></p><p>SpaceX, Falcon 9'un, Crew Dragon'ı yörüngeye yolladıktan sonra Dünya'ya dönerken ikinci aşamada bir sorunla karşılaştığını söyledi.</p><p></p><p>Şirket, fırlatmanın ardından X'te (Twitter) "Crew-9'un bugünkü başarılı fırlatılışının ardından Falcon 9'un ikinci aşaması planlandığı şekilde okyanusa atıldı ancak yörüngeden çıkmada normal olmayan bir yanma yaşandı" diye paylaştı.</p><p></p><p>Sonuçta, ikinci aşama güvenli bir biçimde okyanusa indi fakat planlanan alanın dışına çıktı. Temel sebebi daha iyi anladıktan sonra fırlatmalara devam edeceğiz.</p><p></p><p>Dragon kapsülü başarıyla UUİ'ye kenetlendi ve şubatta astronotları Dünya'ya geri getirmesi bekleniyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202024/falcon-i.jpg" alt="falcon-i"></p><p>Son Falcon 9 fırlatması, bu seneki 90. fırlatmaydı ve SpaceX, 2024'te halihazırda 96 yörünge fırlatması gerçekleştirerek 2023'teki rekoruna ulaştı.</p><p></p><p>Bir sonraki Falcon 9 fırlatmasının, uzaya Starlink uyduları ulaştırmak için pazar günü gerçekleşmesi planlanıyordu fakat görev, sorun çözülene kadar askıya alındı.</p><p></p><p>SpaceX'in an itibarıyla inşa ettiği en büyük roket olan yeni nesil Starship'in fırlatması da denetimciler güvenlik ve çevre kontrollerini tamamlayana kadar askıya alındı.</p><p></p><p>ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA) SpaceX'in görev profilini değiştirmesi sebebiyle, bir sonraki Starship fırlatmasını kasımın sonlarına dek ertelediğini söylemişti.</p><p></p><p>Bir FAA sözcüsü, The Independent'a "SpaceX'in Starship'in 4. uçuş fırlatmasına yetki veren mevcut lisansı, aynı araç özelliklerine ve görev profillerine sahip bir dizi uçuşa da izin veriyor. SpaceX, Starship'in 5. uçuş fırlatma teklifinde ikisini de değiştirmeyi seçerek daha detaylı bir değerlendirmeyi tetikledi" diye açıklamıştı.</p><p></p><p>Bununla birlikte SpaceX, ağustosun ortasında 5. uçuşun çevreye etkisinin geçmişte değerlendirildiğinden daha geniş bir alanı kapsayacağını açıklayan yeni bilgiler iletti. Bu durum, FAA'nin diğer ajanslarla iletişime geçmesini gerektiriyor. FAA fırlatma yetkisi vermeden önce SpaceX'in tüm güvenlik, çevre ve diğer lisans gerekliliklerini yerine getirmesi gerekiyor.</p><p></p><p>Geçen sene FAA, güvenlik ihlali iddiasıyla SpaceX'in iki fırlatmasına 633 bin dolarlık para cezası kesmişti.</p><p></p><p>SpaceX'in patronu Elon Musk, FAA'yi "denetleme yetkisinin ötesine geçmekle" suçlayarak denetim kurumuna dava açacağını iddia etmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bilim insanları uyardı: Dünya haritası tamamen değişebilir!</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bilim-insanlari-uyardi-dunya-haritasi-tamamen-degisebilir-3352/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bilim-insanlari-uyardi-dunya-haritasi-tamamen-degisebilir-3352/</id>
<published><![CDATA[2024-09-27T05:34:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-27T05:34:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8F0B32-E95A75-087C9B-2C6E87-6EFD2E-9C9667.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya’nın tarihi boyunca kıtalar birleşti ve ayrıldı. 300 milyon yıl önce var olan süper kıta Pangea, zamanla parçalanarak bugünkü kıta düzenini oluşturdu. Ancak bu süreç sona ermedi. Milliyet'e konuşan Prof. Dr. Hisarlı, kıta hareketlerinin devam ettiğini ve 250 milyon yıl içinde Amerika, Afrika ve Avrasya’nın yeniden birleşebileceğini ifade etti. "Dünya’nın yüzeyi sürekli değişiyor, kıtalar yürüyen bantlar gibi hareket ediyor" diyen Hisarlı, bu hareketlerin gelecekte Dünya’nın dış görünümünü tamamen değiştireceğini belirtti.</p><p></p><p><b>Kıtalar nasıl hareket ediyor?</b></p><p></p><p>Prof. Dr. Hisarlı, kıtaların hareketini litosfer tabakasının altında bulunan sıcak manto tabakasındaki konveksiyon akımlarına bağlıyor. "Manto içerisindeki devasa ısı hareketi, kıtaları bir havaalanındaki yürüyen bantlar gibi hareket ettiriyor" diyen Hisarlı, bu sürecin 4 milyar yıldır devam ettiğini ve gelecekte yeni kıta birleşimlerine neden olacağını söyledi.</p><p></p><p><b>Manyetik alan ve kıtaların gizemi</b></p><p></p><p>Kıtaların hareketi sadece yüzey şekillerini değil, aynı zamanda Dünya’nın manyetik alanını da etkiliyor. Hisarlı, manyetik alanın Dünya üzerindeki yaşamı korumada kritik rol oynadığını vurguluyor. Geçmişte bu manyetik alanın ters döndüğü dönemler olduğunu belirten Hisarlı, gelecekte de manyetik alanın değişebileceğini ve bunun kıtaların yer değiştirmesiyle bağlantılı olabileceğini dile getirdi.</p><p></p><p><b>İkinci Dünya Savaşı’nın gizlenen verileri</b></p><p></p><p>Prof. Dr. Hisarlı, kıta hareketlerine dair elde edilen verilerin önemine dikkat çekiyor. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında toplanan okyanus tabanı verilerinin uzun süre gizli tutulduğunu, ancak savaş sonrası bu bilgilerin bilim insanlarına açıldığını ifade etti. Bu veriler, kıtaların kaymasını ve Dünya’nın manyetik yapısını anlamada önemli rol oynadı.</p><p></p><p><b>Kıtalar birleşirse ne olur?</b></p><p></p><p>Kıtaların birleşmesi sadece coğrafi değil, aynı zamanda jeolojik ve iklimsel değişimlere de yol açacak. Hisarlı, bu birleşmelerin devasa dağların oluşmasına ve volkanik faaliyetlerin artmasına neden olabileceğini belirtti. Ancak bu durumun iklimi doğrudan değiştirmeyeceğini, ancak yanardağ faaliyetlerinin atmosferde gaz birikmesine ve geçici iklim değişikliklerine neden olabileceğini vurguladı.</p><p></p><p>250 milyon yıl içinde kıtaların yeniden birleşmesi ihtimali heyecan verici olduğu kadar ürkütücü. Geçmişte olduğu gibi, Dünya’nın yüzeyi bir kez daha köklü değişimlere sahne olabilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kardan adam Dünya'nın yakınından geçti</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/kardan-adam-seklinde-asteroit-dunyanin-yakinindan-gecti-8497/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/kardan-adam-seklinde-asteroit-dunyanin-yakinindan-gecti-8497/</id>
<published><![CDATA[2024-09-27T02:15:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-27T02:15:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F5C5CB-95E825-1E5953-C2DFE4-52C219-2A381F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>2024 ON diye adlandırılan ve bir stadyum boyutundaki taş, Dünya'nın yaklaşık 1 milyon kilometre yakınından, yani Dünya'yla Ay arasındaki mesafenin hemen hemen 2,6 katı uzaklıktan güvenli bir şekilde yuvarlanarak geçti.</p><p></p><p>Hawaii'de Mauna Loa'daki Asteroit Karasal Çarpma Son Uyarı Sistemi'nin (ATLAS) ancak temmuzda tespit edebildiği asteroit, devasa boyutuyla (yaklaşık 300 metre genişliğinde) Dünya'ya yakın cisimlerin yüzde 99'undan daha büyük.</p><p></p><p>Araştırmacılar, fıstık şeklindeki göktaşının muhtemelen iki yuvarlak lobdan meydana gelen, "temaslı ikili" denen bir asteroit türü olduğunu ve birbirinden "belirgin bir boyunla" ayrıldığını, yani iki lobdan birinin diğerinden yaklaşık yüzde 50 daha büyük olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Asteroit, büyük ihtimalle çağlar önce, iki göktaşının birbirine çok yaklaşması sonucunda yerçekimlerinin onları birleştirmesiyle oluştu.</p><p></p><p>Bilim insanları, Dünya'ya yakın asteroitlerden, 200 metreden daha büyük olanlarının en az yüzde 14'ünün benzer bir temaslı ikili şekle sahip olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Yeni görüntüler, asteroidin yaklaşık 350 metre uzunluğunda olduğuna ve yüzeyinde 3,6 metreyi geçen kayalar bulunduğuna işaret ediyor.</p><p></p><p>Son gözlemlerde, asteroidin neredeyse 6 saatte yaklaşık yüzde 90 oranında döndüğü görülüyor.</p><p></p><p>Asteroit, "tehlikeli olabilecek cisim" diye sınıflandırıldığı halde, 17 Eylül'de Dünya'nın yakınından geçerken bir tehdit yaratmadı.</p><p></p><p>NASA "tehlikeli olabilecek" terimini, Dünya'nın Güneş'in etrafındaki yörüngesine 7,5 milyon kilometre yaklaşan tüm asteroitler için kullanıyor.</p><p></p><p>Son radar görüntülerinden yola çıkarak yapılan yeni ölçümler, araştırmacıların asteroidin Dünya'ya uzaklığıyla ve onlarca yıl boyunca gelecek hareketleriyle ilgili belirsizlikleri azaltmasını sağladı.</p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Eylul%202024/asteroid-i.jpg" alt="asteroid-i"></p><p><b>2024 ON isimli asteroit, Dünya'nın yakınından geçerken görüntülendi</b></p><p></p><p>Araştırmacılar, asteroidin yakın gelecekte de gezegene bir zarar vermeyeceğini söylüyor.</p><p></p><p>Halihazırda en az bir şehri tamamen yok etme potansiyeli taşıyan yaklaşık 25 bin asteroit keşfedildi.</p><p></p><p>Ancak bilinen asteroitlerin rotalarının güncel hesaplamaları, bu 100 yılda hiçbirinin gezegene risk teşkil etmeyeceğini gösteriyor.</p><p></p><p>Öte yandan tahmin edilen geçişlerinden yalnızca günler veya haftalar önce keşfedilen asteroitlerle bir dizi yakın karşılaşma da yaşanmıştı.</p><p></p><p>Ayrıca asteroitlerin Dünya'ya doğru ilerlediğinin, gezegenin atmosferine girmelerinden sadece saatler önce fark edildiği vakalar da olmuştu.</p><p></p><p>Hükümetler, bu tür tehlikeli olabilecek cisimleri saptamak ve Dünya'yı bunlardan korumanın yollarını geliştirmek üzere çalışıyor.</p><p></p><p>Bu yöntemlerden biri olan Avrupa Uzay Ajansı'nın Neomir gözlemevinin, 2030'da fırlatılması ve Güneş'le Dünya arasında dönerek asteroitler için erken bir uyarı sistemi işlevi görmesi planlanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Elektrikli arabaları birkaç dakikada şarj eden batarya</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-batarya-elektrikli-arabalari-birkac-dakikada-sarj-edebilir-4123/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yeni-batarya-elektrikli-arabalari-birkac-dakikada-sarj-edebilir-4123/</id>
<published><![CDATA[2024-09-27T02:10:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-27T02:10:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_200AB1-8D9D71-7B1A59-F9BBB5-FBDB11-5E5B22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanları, elektrikli arabalardan akıllı telefonlara kadar her şeyde bulunan lityum-iyon pillerin ultra hızlı şarjında yeni rekor kırdı.</p><p></p><p>Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (USTC) ve Kaliforniya Üniversitesi'nden çok uluslu bir ekip, elektrikli araçlarda bulunanlara benzer enerji yoğunluğuna sahip bir pilin yeniden şarj süresini hızlandıran yeni bir yöntem geliştirdi.</p><p></p><p>302 Wh kg'lık batarya, enerjisinin yüzde 80'ini sadece 9 dakikada şarj ederek daha önce bildirilen ticari lityum-iyon bataryaları geride bıraktı.</p><p></p><p>Şarj yöntemi bataryanın stabilitesini de etkilemedi. Batarya, 300'den fazla şarj-deşarj döngüsünden sonra kararlı kaldı.</p><p></p><p>Araştırmacılar yeni yaklaşımı bir "paradigma değiştirme stratejisi" diye tanımladı. Bu yaklaşım şarj hızlarını radikal biçimde iyileştirmek için elektrokataliz diye bilinen bir süreçten yararlanıyor.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;<img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Eylul%202024/batarya--i.jpg" alt="batarya--i" style="font-family: &quot;Open Sans&quot;, sans-serif;"></p><p>Bu araştırma, temiz enerji taşımacılığına geçişi hızlandırabilecek yüksek enerjili, hızlı şarj olan bataryaların geliştirilmesine yönelik önemli bir adıma işaret ediyor.</p><p></p><p>Uluslararası Enerji Ajansı'nın hazırladığı raporda batarya şarj sürelerinin uzunluğu, elektrikli araçların benimsenmesinin önündeki en önemli 5 engelden biri olarak gösterilmişti.</p><p></p><p>Bu son araştırma, Journal of the American Chemical Society'de yayımlanan "Solid-State Electrocatalysis in Heteroatom-Doped Alloy Anode Enables Ultrafast Charge Lithium-Ion Batteries" (Heteroatom Katkılı Alaşım Anotta Katı Hal Elektrokatalizi Ultra Hızlı Şarjlı Lityum-İyon Pillere Olanak Sağlıyor) başlıklı çalışmada detaylandırıldı.</p><p></p><p>ABD'deki Georgia Tech'ten araştırmacıların lityum-iyon piller için katot araştırmaları sırasında bir atılım bildirdikleri hafta geldi.</p><p></p><p>Ekip, "devrim niteliğinde bir malzeme" kullanarak, geleneksel lityum-iyon pillerin maliyetinin çok altında bir maliyetle elektrikli araçlarda kullanıma uygun bir pil üretmeyi başardı.</p><p></p><p>Georgia Tech Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Okulu'nda doçent olan Hailong Chen, yeni katodu "ezber bozan" diye niteleyerek, geniş ölçekte uygulanması halinde "elektrikli araç ve tüm lityum-iyon pil pazarını büyük ölçüde geliştirebileceğini" sözlerine ekledi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">'Meta'dan RT ve Rossiya Segodnya'ya engel'</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/meta-uygulamalarinda-rt-ve-rossiya-segodnyayi-engelledi-5264/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/meta-uygulamalarinda-rt-ve-rossiya-segodnyayi-engelledi-5264/</id>
<published><![CDATA[2024-09-17T06:08:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-17T06:08:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DBA743-8027E9-047369-39153B-BB3EFF-AD3459.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NBC News’un aktardığına göre ABD’li teknoloji devi Meta’dan yapılan açıklamada, “Dikkatli bir analizin ardından, Rus devlet medyasına yönelik adımlarımızı genişlettik. Rossiya Segodnya, RT ve ilgili kuruluşlar, dış müdahale faaliyetleri nedeniyle uygulamalarımızda dünya genelinde engellendi” ifadesine yer verildi.</p><p></p><p>ABD Hazine Bakanlığı, Rossiya Segodnya medya grubu ve bağlı kuruluşları RIA Novosti, Russia Today (RT), Sputnik ve Ruptly'ye yaptırım uyguladığını açıklamıştı. Yeni kısıtlamaların aynı zamanda Rossiya Segodnya Medya Grubu'nun Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan ve RT'nin bazı üst düzey yöneticilerini de kapsadığı belirtilmişti.</p><p></p><p>ABD Dışişleri Bakanlığı, Rossiya Segodnya medya grubu ve yan kuruluşlarının çalışma koşullarını sertleştirerek, statülerini ‘yabancı misyon’ olarak tanımlamıştı. Yabancı Misyonlar Yasası'na göre, ‘yabancı misyon’ statüsünü alan kuruluşların ABD'de çalışan personel ve varlıklarını bakanlığa bildirmeleri gerekiyor.</p><p></p><p>Washington ayrıca ‘Kremlin destekli’ olduğu iddia edilen medya kuruluşları adına hareket ettiği iddia edilen kişilere vize verilmesini kısıtlayan yeni bir politika duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, yeni yaptırımların bireysel olarak Rus gazetecileri hedef almadığını, “yasadışı faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla ‘kara listeye’ alınan kuruluşların çalışanlarına yönelik olduğunu belirtmişti.</p><p></p><p>Rusya, ABD'nin bu yaptırımlarına karşılık Amerikan medyasına kısıtlama getirileceğini duyurmuştu.</p><p></p><p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, ABD’nin bu yaptırımlarına misilleme tedbirleri geliştireceği sözünü vermişti. Yaptırımları yorumlayan Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'nin eylemlerini “en saf haliyle totalitarizm” olarak nitelendirmişti.</p><p></p><p>Rossiya Segodnya Medya Grubu ve RT televizyonunun Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, Ukrayna'daki durum ve özel askeri harekat ile ilgili gerçekleri aktardıkları için ABD’nin yaptırım uyguladığını dile getirmişti.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İlk ticari uzay yürüyüşünü tamamlayan astronotlar döndü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ilk-ticari-uzay-yuruyusunu-tamamlayan-astronotlar-dondu-4644/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ilk-ticari-uzay-yuruyusunu-tamamlayan-astronotlar-dondu-4644/</id>
<published><![CDATA[2024-09-15T07:34:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-15T07:34:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F5624E-8D6D07-96DC13-FCBD1C-211C9C-049488.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dragon kapsülünün Pazar sabahı Florida kıyılarına yaptığı iniş ABD merkezli uzay taşımacılığı şirketi SpaceX tarafından canlı yayınlandı.</p><p></p><p>SpaceX, X'te "Dragon'un iniş yaptığı doğrulandı! Dünya'ya hoş geldiniz" yazdı.</p><p></p><p>ABD uzay ajansı NASA, görevin ticari uzay endüstrisi için büyük bir sıçrama anlamına geldiğini söyledi.</p><p></p><p>Mürettebat beş gün boyunca, uzay görevlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması ve Dragon Uzay Aracı ile Space X'in Starlink uydusu arasındaki lazer iletişiminin test edilmesi de dahil olmak üzere 40'tan fazla deney yaptı.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Eylul%202024/1b614640-735c-11ef-b2ed-b9a56808f925.jpg.jpg" alt="1b614640-735c-11ef-b2ed-b9a56808f925.jpg"></p><p><b><i>Mürettebatı oluşturan Jared Isaacman, Scott Poteet, Sarah Gillis ve Anna Menon.</i></b></p><p></p><p>Milyarder Jared Isaacman'ın liderliğindeki dört kişilik sivil ekip, uzay çalışmalarının devam ettiği elli yıldan uzun bir süre boyunca herhangi bir insanın uzayda gittiği en uzak noktaya seyahat etti.</p><p></p><p>Emekli bir ABD Hava Kuvvetleri pilotu olan Scott Poteet ve SpaceX çalışanları Sarah Gillis ile Anna Menon da mürettebattaydı.</p><p></p><p>Görevi aynı zamanda finanse eden teknoloji milyarderi Jared Isaacman, tarihte uzay yürüyüşü yapan ilk sivil astronot oldu.</p><p></p><p>Onu mühendis Gillis izledi.</p><p></p><p>Bu uçuştan önce, yalnızca hükümet tarafından finanse edilen uzay ajanslarından astronotlar bunu denemişti.</p><p></p><p>Uzay yürüyüşü canlı yayınlandı ve iki mürettebat Dragon kapsülünden çıkarak Dünya'nın 700 km üzerinde süzüldü.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Eylul%202024/9afcba90-7340-11ef-b282-4535eb84fe4b.jpg.jpg" alt="9afcba90-7340-11ef-b282-4535eb84fe4b.jpg"></p><p><b><i>1972'deki son Apollo Görevi'nden bu yana herhangi bir insanın uçtuğu en yüksek noktaya ulaştı.</i></b></p><p></p><p>Isaacman, ilk adımlarını atarken "Evde hepimizin yapacak çok işi var ama buradan yeryüzü kesinlikle mükemmel bir dünya gibi görünüyor" dedi.</p><p></p><p>Dragon'un hava kilidi yok, bu nedenle mürettebat uzay yürüyüşü sırasında uzay boşluğunu yaşadı.</p><p></p><p>Yeni teknolojiyle donatılmış yenilikçi astronot kıyafetleri sayesinde daha önce denenenlerden daha yüksek bir uzay yürüyüşü yapılabildi.</p><p></p><p>Eğitimli bir kemancı olan Gillis, Dünya'daki orkestralarla birlikte "Star Wars: The Force Awakens" filminden "Rey's Theme" parçasını çaldı.</p><p></p><p>Kemanının sesi, uydu ağının uzayda bağlantı sağlama potansiyelini test etmek için SpaceX'in Starlink'i kullanılarak Dünya'ya geri gönderildi.</p><p></p><p>Görev, 1972'deki son Apollo Görevi'nden bu yana herhangi bir insanın uçtuğu en yüksek nokta olan 1.400 km'lik maksimum irtifaya ulaşarak tarihe geçti.</p><p></p><p>Polaris Dawn görevi Isaacman ve SpaceX'in işbirliğinde planlanan üç Polaris görevinin ilki oldu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">OpenAI'ın "düşünebilen" yeni yapay zeka serisi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/openaiin-dusunebilen-yeni-yapay-zeka-serisi-28/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/openaiin-dusunebilen-yeni-yapay-zeka-serisi-28/</id>
<published><![CDATA[2024-09-14T06:48:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-14T06:48:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_92257C-4EB046-C79D6E-8D151A-707FD5-8DF326.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Strawberry diye de bilinen yeni serinin o1-preview (ön izleme) ve o1-mini diye iki sürümü mevcut.</p><p></p><p>Model henüz sadece ChatGPT Plus ve Team kullanıcılarının yanı sıra 5. seviye API katmanına hak kazanan geliştiricilerin erişimine peyderpey açılıyor.</p><p></p><p>ChatGPT Enterprise ve Edu üyelerinin de gelecek haftadan itibaren araca erişebileceğini belirten şirket, ileride o1-miniyi bütün kullanıcılara ücretsiz sunmayı planlıyor. Fakat bunun için henüz bir tarih verilmedi.</p><p></p><p>Daha önceki modellerine 2,3,4 gibi isimler veren OpenAI, son serinin yepyeni becerilere sahip olması nedeniyle "sayacı sıfırladıklarını" ve bu nedenle o1 adını seçtiklerini belirtiyor.</p><p></p><p>Tabii bütün bunların bir bedeli var. Kullanımı mayısta çıkan öncülü GPT-4o'dan üç kat daha masraflı olan o1-preview'un geliştiricilere maliyeti 1 milyon girdi jetonu (token) başına 15 dolar, 1 milyon çıktı jetonu başına da 60 dolar.</p><p></p><p>Veri birimlerini ifade eden jetonlar, yapay zeka araçlarının büyük verileri parçalara ayırıp dili işlemesini sağlıyor. 1 milyon jeton yaklaşık 750 bin kelimeye denk geliyor.&nbsp;</p><p></p><p>OpenAI, o1-mini versiyonun yüzde 80 daha ucuz olduğunu belirtiyor fakat bu sürüm diğeri kadar geniş bir bilgi yelpazesine sahip değil.&nbsp;</p><p></p><p>Peki şirketin ön izleme veya bir ön sürüm olduğunu belirttiği o1, öncüllerinden farklı olarak neyi yapabiliyor, neyi yapamıyor ve insanlığın kendi bilişsel seviyesini geçen yapay zeka inşa etme çabasında nasıl bir adıma işaret ediyor?</p><p></p><p><b>1) Gerçekten düşünebiliyor mu?</b></p><p></p><p>Teknoloji sektöründeki en temel tartışmalardan biri, yapay zeka araçlarının becerilerini "düşünme" veya "muhakeme" gibi ifadelerle tanımlama etrafında dönüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Geniş dil modellerinin, devasa büyüklükte bilgi kümeleriyle eğitildiği ve sorgulara verdikleri cevaplarda bu veriler üzerinden olasılık temelli tahmin yürüttükleri göz önüne alınırsa, bazı uzmanların "düşünme" ifadesine itirazlarında haklılık payı var.&nbsp;</p><p></p><p>Öte yandan bu araçlar insan beyni gibi akıl yürütme becerisine gittikçe daha fazla yaklaşıyor.&nbsp;</p><p></p><p>OpenAI, o1 serisinin sorulara cevap vermeden önce daha uzun süre düşündüğünü ve vereceği yanıtların doğruluğunu kontrol ettiğini ifade ediyor.</p><p></p><p>Sisteme girilen soru karşısında "Düşünüyorum" gibi yanıtlar vermesi, gerçekten o sırada düşündüğü izlenimi yaratsa da o1'in insanlar gibi akıl yürüttüğünü söylemek mümkün değil.&nbsp;</p><p></p><p>OpenAI'ın araştırma ekibinin lideri Jerry Tworek, yapay zeka modelinin düşünme biçimini insanlarınkiyle bir tutmadıklarını söylüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Arayüz ise yeni modelin problemleri çözerken daha fazla zaman harcadığını ve daha derine indiğini gösterme amacıyla bu şekilde tasarlanmış.</p><p></p><p>o1'i önceki OpenAI uygulamalarından ayıran temel özelliğiyse eğitilme biçiminde yatıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Eğitim bilimci ve öğretmenlerin aşina olabileceği pekiştirmeli öğrenme denen bu yöntem, doğru yanıtlar karşısında ödül, yanlış cevaplar karşısında da ceza verilmesi ilkesine dayanıyor.</p><p></p><p>Bu sayede deneme yanılmayla ilerleyen yapay zeka aracının, doğru yanıtlara ulaşma becerisi gelişiyor. Sorguları işlerken, insanların sorunları adım adım inceleyerek çözmesine benzer bir "düşünce zinciri" kullanıyor.</p><p></p><p>OpenAI, aracı "düşünmeye" iten bu yöntemin, doğruluğunu artırdığını ifade ediyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>2) Hangi alanlarda kullanılacak?</b></p><p></p><p>Karmaşık muhakeme görevlerinde kayda değer bir ilerlemeye ve yeni bir yapay zeka yeteneği seviyesine işaret ediyor. Bu nedenle sayacı tekrar 1'e sıfırlıyor ve bu seriye OpenAI o1 adını veriyoruz.</p><p></p><p>OpenAI'ın bu ifadelerle tanıttığı o1'in, dil becerilerinden ziyade bilimsel çalışmalar, veri işleme ve kodlamada daha iyi bir performans sergilemesi bekleniyor. Ayrıca o1-mini, daha küçük bir sürüm olmasına karşın özellikle kod üretmesi amacıyla geliştirildi.&nbsp;</p><p></p><p>Yeni model kodlama ve matematikte sonuca ulaşma sürecini detaylandırdığı için bu alanlarda öğretmenlik yapma becerisinin önceki versiyonlardan daha iyi olması bekleniyor.&nbsp;</p><p></p><p>Şirketin baş araştırma görevlisi Bob McGrew, yeni modelin ileri seviye matematik sorularında kendisinden daha iyi olduğunu belirterek kendisinin üniversitede matematik okuduğunu ekliyor.</p><p></p><p>OpenAI yeni modelin ayrıca bilim insanlarının hücre dizileme çalışmalarına ve fizikçilerin karmaşık matematiksel formüller üretmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>Ayrıca yapılan testlerde fizik, kimya ve biyolojinin bazı alanlarında doktora öğrencileriyle yarıştığı kaydedildi.</p><p></p><p>Şirketin baş bilim insanı Dr. Jakub Pachocki ve OpenAI teknik çalışanı Szymon Sido'nun, New York Times'a yaptıkları sunumda, sohbet botunun çengel bulmacadan çok daha karmaşık akrostiş bulmacasını çözdüğü görüldü.</p><p></p><p>Yapay zeka aracı aynı zamanda doktora düzeyinde bir kimya sorusunu yanıtladı ve bir hastanın semptomları ve geçmişi hakkında ayrıntılı bir rapora dayanarak hastalığı teşhis etti.</p><p></p><p><b>3) GPT-4o'dan daha mı iyi?</b></p><p></p><p>Daha önceki modeller internetteki bilgilerle eğitildiği ve internette epey yanlış bilgi olduğu için hata yapma ihtimalleri artıyor. o1'in eğitilme biçimiyse bu hataları çok daha düşük seviyeye indirmesini sağlıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Yeni modelin; ses, görüntü ve yazıyla iletişim kuran GPT-4o'dan çok daha iyi performans gösterdiği alanlar olsa da bazı konularda gerisinde kalıyor.&nbsp;</p><p></p><p>İki aracı da lise seviyesindeki Uluslararası Matematik Olimpiyatı'na sokan OpenAI, o1'in soruların yüzde 83'ünü, GPT-4o'nun ise sadece yüzde 13'ünü doğru çözdüğünü ifade ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>Thomson Reuters'tan yeni modeli test eden Pablo Arredondo, TechCrunch'a yaptığı açıklamada yasal belgeleri analiz etme ve hukuk fakültesine giriş sınavında da daha başarılı olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Strawberry takma adına sahip o1'in GPT-4o'yu geride bıraktığı bir diğer alan ise "strawberry" (çilek) kelimesinde kaç tane "r" harfi olduğunu bulmak.</p><p></p><p>Bu soruya "iki" yanıtını veren ChatGPT'nin önceki sürümleri internette alay konusu olmuştu.&nbsp;</p><p></p><p>İlk başta çok zor bir görev gibi görünmese de yapay zeka araçları kelimeleri harf harf değil, jetonlar şeklinde işlediği için bu tip basit işlerde zorlanabiliyorlar.&nbsp;</p><p></p><p>Ancak o1, daha detaylı düşünmesi ve kendisini kontrol etmesinden dolayı bu soruya doğru yanıtı vermeyi başardı.&nbsp;</p><p></p><p>Öte yandan yeni model, internette arama yapma, metin ve görsel işleme gibi özelliklere henüz sahip değil. Ayrıca gerçek dünya hakkında GPT-4o kadar bilgisi de yok.&nbsp;</p><p></p><p>Pennsylvania Üniversitesi Wharton İşletme Okulu'nda yapay zeka üzerine çalışan Ethan Mollick "Açıkçası o1-preview her şeyde daha iyi değil. Örneğin GPT-4o'dan daha iyi bir yazar değil" diyerek ekliyor:&nbsp;</p><p></p><p>Ancak planlama gerektiren görevlerde ciddi değişiklikler sözkonusu.</p><p></p><p>OpenAI, yeni modelinde halüsinasyon sorununu da çözmeyi henüz başaramadı. Yapay zeka sohbet botlarının bazı bilgileri "uydurmasını" ifade eden halüsinasyon, bu araçların temel sorunu olmaya devam ediyor.</p><p></p><p>Modeli test eden Mollick, zorlu bir bulmacayı çözdüğünü ancak ipuçlarından birini uydurduğunu söylüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Yine de Tworek, "Bu modelin daha az halüsinasyon gördüğünü fark ettik" diyerek ekliyor:&nbsp;</p><p></p><p>Ancak sorun hâlâ devam ediyor. Halüsinasyonları çözdüğümüzü söyleyemeyiz.</p><p></p><p>Son modelin bir diğer eksikliği de sorgulara yavaş cevap vermesi. Diğer sürümler neredeyse anında yanıtı sunarken, muhtemelen düşünme süresinden dolayı o1'in cevap vermesi çok daha uzun zaman alıyor.</p><p></p><p>Örneğin Mollick, bulmacayı çözmesinin 108 saniye sürdüğünü ifade ediyor.</p><p></p><p>OpenAI modelin ön izleme versiyonu olduğunu belirtirken, uzmanlar o1'in sonraki versiyonlarının hızlanmasını umuyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>4) İnsanlığa tehdit oluşturabilir mi?</b></p><p></p><p>Bazı yapay zeka araçları eğitimleri sırasında farklı kelimelerin beraber kullanılma sıklıklarını analiz ederek sözcüklerin birbirine yakınlığını tahmin ediyor. Örneğin "kedi" ve "köpek" kelimeleri birlikte daha sık kullanıldığı için yakın anlamlara sahip olmaları gerektiği sonucuna varıyor.</p><p></p><p>Bu modellerin "yapay zeka" ve "tehdit" ifadeleri arasında da böyle bir ilişki kurmuş olması muhtemel.&nbsp;</p><p></p><p>Her yeni modelin piyasa sürülmesiyle akla gelen ilk sorulardan biri insanlığa varoluşsal bir tehdit yaratıp yaratmayacağı.</p><p></p><p>Sektörün önde gelen bazı isimleri bu tehlikeye karşı uyarırken bazı uzmanlar yapay zeka araçlarının nasıl kullanıldığının daha önemli olduğunu vurguluyor.</p><p></p><p>OpenAI'ın son sürümüyle bu araçların insan gibi düşünme becerisine bir adım daha yaklaşması da endişeleri artırabilir.</p><p></p><p>Ancak bu yazıdan da anlaşılabileceği üzere, o1'in becerileri henüz korkutucu bir düzeyin yakınından bile geçmiyor.&nbsp;</p><p></p><p>Ars Technica'nın ifade ettiği gibi bir bulmacadaki 8 ipucunu çözmesi 108 saniye süren ve bir cevapta halüsinasyon gören bir yapay zeka modelinin potansiyel tehlike olduğunu söylemek abartıya kaçar.&nbsp;</p><p></p><p>Öte yandan OpenAI'ın yanı sıra Meta ve Google gibi şirketlerin de çabaları ve son yıllardaki hızlı gelişmeler göz önüne alınırsa, insan seviyesine ulaşan yapay zeka araçları çok uzak olmayabilir.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Boeing'in uzay aracı dünyaya astronotsuz döndü</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/boeingin-uzay-araci-dunyaya-astronotsuz-dondu--7967/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/boeingin-uzay-araci-dunyaya-astronotsuz-dondu--7967/</id>
<published><![CDATA[2024-09-08T05:56:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-08T05:56:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_373CA5-248FFB-82B455-4160F0-1D2EA8-9BAD0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yıllar süren gecikmelerin ardından Starliner, Haziran ayında yaklaşık bir hafta sürecek bir test görevi için fırlatılmıştı. Bu, mürettebatı yörüngedeki laboratuvara götürüp getirmek üzere sertifikalandırılmadan önceki son denemeydi.</p><p></p><p>Ancak ISS'ye giderken beklenmedik itici arızaları ve helyum sızıntıları bu planları raydan çıkardı ve NASA nihayetinde mürettebattaki Butch Wilmore ve Suni Williams'ı, rakip SpaceX’in Crew Dragon aracı ile geri getirmenin daha güvenli olduğuna karar verdi. Ancak astronotlar Wilmore ve Williams, Dünya’ya geri dönüş için Şubat 2025'e kadar beklemek zorunda kalacak.</p><p></p><p>Boeing kapsülü ABD’nin New Mexico eyaletindeki White Sands Uzay Limanı'na yumuşak bir iniş yaptı. Kapsülün inişi paraşütlerle yavaşlatıldı ve hava yastıklarıyla desteklendi. İniş, kapsülün ISS’ten ayrılmasından yaklaşık altı saat sonra tamamlanmış oldu.</p><p></p><p>Kapsül gece gökyüzünde süzülürken, karadaki ekipler sonik patlamalar duyduklarını bildirdi. Uzay aracının atmosfere yeniden girişi sırasında 1,650 santigrat derece sıcaklığa maruz kaldığı belirtiliyor.</p><p></p><p>NASA, uçuş sonrası düzenlenen basın toplantısında Boeing'e övgü yağdırsa da Boeing temsilcilerinin basın toplantısında yer almaması dikkat çekti.</p><p></p><p>Toplantıda konuşan NASA'nın ticari mürettebat programının yöneticisi Steve Stich, “Tam isabet bir iniş oldu. Özellikle giriş neredeyse kusursuzdu” dedi.</p><p></p><p>Diğer taraftan, yeni bir iticinin arızalanması ve yönlendirme sisteminin geçici olarak kaybedilmesi dahil olmak üzere bazı yeni sorunların ortaya çıktığını da kabul eden Stich, Starliner'ın gelecek yıl Ağustos ayında yapılması planlanan bir sonraki uçuşunun mürettebatlı olup olmayacağı konusunda konuşmak için henüz erken olduğunu da sözlerine ekledi.</p><p></p><p>Stich ayrıca NASA'nın, topladığı verileri analiz etmek ve hem aracın tasarımında hem de uçurulma biçiminde ne gibi değişiklikler yapılması gerektiğini değerlendirmek için zamana ihtiyacı olduğunu vurguladı.</p><p></p><p>Dönüş öncesinde Boeing, Starliner'ın yükselişi sırasında karşılaşılan teknik aksaklıkları gidermek için kapsamlı yer testleri gerçekleştirdi ve ardından hem kamuoyuna hem de kapalı kapılar ardında, astronotları güvenli bir şekilde eve getirebileceğine dair söz verdi. Ancak NASA aynı görüşte değildi.</p><p></p><p>NASA’nın hala bu kararın arkasında durup durmadığı sorusuna Stich şu yanıtı verdi: “Geriye dönüp bakmak her zaman zordur. Mürettebatsız bir uçuş yapma kararını o zamanki bilgilerimize, iticiler hakkındaki bilgilerimize ve elimizdeki modellemeye dayanarak verdik.”</p><p></p><p><b>Boeing’in itibarını zedeleyen aksilikler</b></p><p></p><p>İçinde mürettebat olmasa bile, yüzyıllık havacılık devi Boeing’in aracı Starliner için riskler yüksekti.</p><p></p><p>Ticari jetleriyle ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle itibarı zaten sarsılmış olan Boeing'in mürettebatlı uzay görevlerine yönelik uzun vadeli beklentileri de tehlikedeydi.</p><p></p><p>ISS’e yanaştıktan kısa bir süre sonra Starliner, istasyondan hızla uzaklaşmak ve herhangi bir çarpışma riskini önlemek için güçlü bir “koparma yanışı” gerçekleştirdi. Bu, mürettebat manuel kontrolü ele almak için gemide kalmış olsa gereksiz olacak bir manevra.</p><p></p><p>Görev ekipleri daha sonra, inişten yaklaşık 40 dakika önce kapsülü yeniden giriş yoluna yönlendiren kritik “deorbit burn” için gerekli olan iticilerin kapsamlı kontrollerini gerçekleştirdi.</p><p></p><p>Starliner'ın daha önceki iki mürettebatsız testte olduğu gibi inişi gerçekleştirmesi yaygın bir beklenti olsa da Boeing'in programı planlanan takvimin gerisinde kalmaya devam ediyor.</p><p></p><p>Uzay Mekiği programının sona ermesinin ardından ABD’nin uzay ajansının Rus roketlerine bağımlı kalması üzerine, NASA 2014 yılında hem Boeing hem de SpaceX ile astronotları ISS'ye götürüp getirecek uzay araçları geliştirmeleri için milyarlarca dolarlık sözleşme imzalamıştı.</p><p></p><p>Starliner programı, 2019'daki ilk mürettebatsız test uçuşu sırasında kapsülün ISS ile buluşmasını engelleyen bir yazılım hatasından, 2022'deki ikinci testten sonra kabinde yanıcı bant bulunmasına ve mevcut sorunlara kadar çok sayıda aksaklıkla karşılaştı.</p><p></p><p>ISS'nin 2030'da hizmet dışı bırakılması planlandığından, Starliner'ın tam olarak faaliyete geçmesi ne kadar uzun sürerse, değerini kanıtlamak için o kadar az zamanı kalacağı anlamına geliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Geri getirilmeye çalışılan soyu tükenmiş 6 tür</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/geri-getirilmeye-calisilan-soyu-tukenmis-6-tur-8009/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/geri-getirilmeye-calisilan-soyu-tukenmis-6-tur-8009/</id>
<published><![CDATA[2024-09-02T05:58:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-09-02T05:58:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A6A006-74E587-AF7B0C-C1A2C8-DD0904-4C5561.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><span></span>Bilim dünyası bir yandan nesli tükenme tehlikesi altındaki hayvanları kurtarmaya, bir yandan da yeryüzündeki varlığı uzun süre önce sona ermiş canlıları geri getirmeye çalışıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Türdiriltimi denen bu çalışmalar, soyu tükenmiş türlere benzer canlıları yeniden oluşturmayı içeriyor. Genom düzenlemesi, geri ıslah veya klonlama gibi yollarla canlı bir organizmanın, nesli tükenmiş türe benzeyecek şekilde değiştirilmesi amaçlanıyor.</p><p></p><p>Soyu tükenmiş bir türü geri getirmek belki imkansız gibi görünse de bu aslında 20 yıl önce yapıldı.&nbsp;</p><p></p><p>Bilim insanları 2000'de nesli tükenen dağ keçisi türü Capra pyrenaica pyrenaica'nın son üyesinin bazı hücrelerini ölümünden önce alıp dondurmuştu.&nbsp;</p><p></p><p>Daha sonra DNA'sını içeren hücre çekirdekleri, evcilleştirilmiş bir keçi türünün yumurtalarına yerleştirilmişti. Döllenen yumurtalar taşıyıcı anne görevi gören keçilerin rahmine konmuştu.&nbsp;</p><p></p><p>Nihayetinde 2003'te, 57 taşıyıcı anneden biri nesli tükenmiş hayvanı doğurmuştu.&nbsp;</p><p></p><p>Ancak akciğerinde sorun olan hayvan birkaç dakikadan uzun yaşayamamıştı.&nbsp;</p><p></p><p>Capra pyrenaica pyrenaica böylece hem soyu tükendikten sonra geri dönen hem de iki kez nesli tükenen ilk ve tek hayvan oldu.&nbsp;</p><p></p><p>Fakat bilim insanlarının son yıllardaki yoğun çabalarına bakılırsa, dağ keçisi bu konumunu her an kaybedebilir.&nbsp;</p><p></p><p>Harvard Üniversitesi'nden genetik bilimci George Church ve girişimci Ben Lamm'in 2021'de kurduğu Colossal Biosciences şirketinin başını çektiği "türdiriltimi" çalışmaları, çeşitli türleri geri getirmeyi amaçlıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Colossal Biosciences bunların çevresel faydalar getireceğini ve kullanılan yöntemlerin nesli tükenme tehlikesi altındaki hayvanları korumaya katkı sağlayabileceğini öne sürüyor.</p><p></p><p>Ancak türdiriltimi ciddi etik tartışmalara da yol açıyor. Capra pyrenaica pyrenaica örneğinde görüldüğü gibi, geri getirilen hayvanlar ciddi fizyolojik sorunlar yaşayabilir, acı çekebilir ve ölebilir.&nbsp;</p><p></p><p>Taşıyıcı anne olan hayvanlarda da benzer sorunlar görülebileceği gibi bazı uzmanlarsa diriltilen hayvanların yalnızlık çekebileceğinden endişeleniyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bazıları da çabaların yeryüzünden silinmiş hayvanlar yerine, hâlâ yaşayan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan canlılara yoğunlaşması gerektiğini belirtiyor.</p><p></p><p>Yine de türdiriltimi çalışmaları hız kesmeden devam ederken, geri getirilmeye çalışılan 6 hayvanla ilgili gelişmeleri derledik.</p><p></p><p><b>1. Yünlü mamut</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/woolly_mammoth_web.jpg" alt="woolly_mammoth_web"></p><p><b><i>Yünlü mamutlar bugünkü Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'da yaşıyordu</i></b></p><p></p><p>Church, 4 bin yıl önce nesli tükenen yünlü mamutları (Mammuthus primigenius) en az 10 yıldır geri getirmeye çalışıyor.&nbsp;</p><p></p><p>En az 300 bin yıl önce ortaya çıkan yünlü mamutların popülasyonu, 11 bin 500 yıl kadar önce Son Buzul Çağı'nın sona ermesiyle epey azalmıştı.&nbsp;</p><p></p><p>Arktik Okyanusu'ndaki Vrangel Adası'na sıkışan küçük bir grup birkaç bin yıl hayatta kalsa da hem iklim hem de insanlar tarafından avlanmaları nedeniyle nihayetinde yeryüzünden silinmişti.&nbsp;</p><p></p><p>Donmuş topraklarda DNA'ları korunduğu için bu canlıların geri getirilmesi kolaylaşıyor. mamutların yaşayan en yakın akrabası Asya filini kullanan Colossal Biosciences, bu yıl önemli bir adıma imza attığını duyurmuştu.</p><p></p><p>Şirket filin kök hücrelerinin embriyonik şekilde yeniden programlandığını açıklamıştı. Bu sayede değiştirilen hücrelerin, genetik düzenlemelerle, soğuk ortamda hayatta kalabilecek mamut hücrelerine çevrilmesi amaçlanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Hayvanlarda yünlü bir deri, katmanlı bir yağ tabakası ve küçük kulaklar olmasını planlayan şirket, ilk "mamut" yavrularının 2028'de üretilebileceğini öne sürüyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>2. Dodo</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/Oxford_Dodo_display.jpg" alt="Oxford_Dodo_display"></p><p><b><i>Oxford Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi'de kalıntıları ve replikası sergilenen dodonun nesli 1681'de tükendi</i></b></p><p></p><p>Afrika'nın doğusundaki Mauritius'a endemik olan dodonun (Raphus cucullatus) soyu, Avrupalı sömürgecilerin bölgeye gelmesinin ardından 17. yüzyılda tükenmişti.&nbsp;</p><p></p><p>Sıçan, kedi ve maymun gibi hayvanların bölgeye getirilmesi ve insanların avlaması sonucu yeryüzünden silinen hayvan, Colossal Biosciences'ın listesinde yer alıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Müzelerde DNA örnekleri bulunan dodonun genomu 2022'de birleştirilmişti. Ancak Ben Lamm, hâlâ bazı engelleri aşmaları gerektiğini söylüyor. Örneğin hayvanların birbirinin kopyası olmaması için genetiklerinin değiştirilmesi lazım.&nbsp;</p><p></p><p><b>3. Tasmanya kaplanı&nbsp;</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/Thylacinus-zoo-660x440_3x2.jpg" alt="Thylacinus-zoo-660x440_3x2"></p><p><b>Kurda benzeyen Tasmanya kaplanı, keseliler sınıfından etçil bir hayvandı</b></p><p></p><p>İnsan eliyle soyu tükenen ve geri getirilmeye çalışılan bir diğer tür de Tasmanya kaplanı (Thylacinus cynocephalus).</p><p></p><p>Avustralya'da yaşayan bu etçil hayvanlar, 2 bin yıl kadar önce anakaradan silinse de Tasmanya Adası'nda yaşamaya devam etmişti.&nbsp;</p><p></p><p>19. yüzyılda adaya gelen Avrupalı yerleşimciler, çiftlik hayvanlarına tehdit olarak algılanan Tasmanya kaplanlarının başına ödül koymaya başladı.&nbsp;</p><p></p><p>Hızla yok olmaya başlayan türün son üyesi 1936'da bir hayvanat bahçesinde öldü.&nbsp;</p><p></p><p>Tasmanya kaplanının çok sayıda örneği olmasından dolayı geri getirilmesi nispeten kolay görünüyor.</p><p></p><p>Colossal Biosciences'tan araştırmacılar 2017'de Tasmanya kaplanın bütün genomunu dizilemeyi başarmış ve geçen yıl da RNA örneği almıştı. Ancak şirket çalışmaların meyve vermesine henüz vakit olduğunu söylüyor.</p><p></p><p><b>4. Yolcu güvercini</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/Ectopistes_migratorius_ULaval_1.jpg" alt="Ectopistes_migratorius_ULaval_1"></p><p><b><i>Büyük gruplar halinde gezen yolcu güvercinleri, avlanmaya karşı daha savunmasız kalıyordu&nbsp;</i></b></p><p></p><p>Smithsonian Enstitüsü'nün "insanlığın çıkarlarıyla doğanın çıkarları çatıştığında neler olabileceğinin dokunaklı bir örneği" diye tanımladığı yolcu güvercini (Ectopistes migratorius), bir zamanlar Kuzey Amerika semalarında en çok görülen kuş türüydü.&nbsp;</p><p></p><p>Yolcu güvercinin 17. yüzyıla kadar, bugünün ABD'sindeki kuş nüfusunun yüzde 25 ila 40'ını oluşturduğu tahmin ediliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Avrupalı yerleşimcilerin hem etleri için güvercinleri avlayıp hem de yaşam alanlarını yok etmesi sonucu sayıları gittikçe azaldı. Bilinen son yolcu güvercini Martha, 1914'te hayatını kaybetti.&nbsp;</p><p></p><p>Müzelerde doldurulmuş güvercin örnekleri olsa da DNA'ları bütün halde değil. Bu nedenle yolcu güvercininin tam olarak eski halinde getirilmesi pek muhtemel görünmüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Ancak biyoteknoloji şirketi Revive &amp; Restore, soyu tükenen hayvanın DNA parçalarını, hayattaki bant kuyruklu güvercin (Patagioenas fasciata) genomuna eklemeyi planlıyor.</p><p></p><p>Şirket yolcu güvercini görünümüne sahip hayvanları 2025'te üretip test amaçlı doğaya salmayı planlıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Revive &amp; Restore da Colossal Biosciences gibi bu çalışmaların ekolojik dengenin kurulmasına katkı sağlayacağını savunuyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>5. Yaban öküzü</b></p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/aurochWC1-56a2574b3df78cf772748e36.jpg" alt="aurochWC1-56a2574b3df78cf772748e36"></p><p><b><i>Yaban öküzleri, Kuzey Afrika, Asya ve Avrupa'da binlerce yıl boyunca yaşadı</i></b></p><p></p><p>Soyu en az 700 bin yıl önceye dayanan yaban öküzü (Bos primigenius), bugün yaşayan bütün sığırların atası.&nbsp;</p><p></p><p>Son Buzul Çağı'nın ardından karada yaşayan en büyük memeli olan yaban öküzü, avlanma ve yaşam alanlarının yok edilmesi sonucu ortadan kalktı. Türün bilinen son üyeleri 1627'de öldü.&nbsp;</p><p></p><p>Modern sığırlar, yaban öküzü DNA'sının büyük bölümünü barındırdığı için bu hayvanları diriltme çalışmaları daha farklı bir yol izliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Hollanda merkezli Taurus Vakfı, yaban öküzlerine benzer fiziksel özelliklere ve davranışlara sahip sığırları seçip yetiştirerek bu hayvanları geri getirmeye çalışıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Vakfın yöneticisi olan ekolog Ronald Goderie, genellikle yabani ortamlarda tutulan Güney Avrupa türlerini tercih ettiklerini söylüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Goderie, halihazırda 6 nesil sığır ürettiklerini ve yaban öküzü benzeri bir hayvan üretmeye "çok yaklaştıklarını" ekliyor.</p><p></p><p><b>6. Quagga</b></p><p>&nbsp;</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/latest_cb=20170602231647.jpg" alt="latest_cb=20170602231647"></p><p><b><i>Bilinen son quagga, Amsterdam'daki bir hayvanat bahçesinde 1883'te hayatını kaybetti</i></b></p><p></p><p>Bayağı zebra sınıfında yer alan quagga (Equus quagga quagga), Güney Afrika'ya endemik bir türdü. Kendisini akrabalarından ayıran en önemli özelliği de vücudunun arka kısmında daha az şerit olmasıydı.&nbsp;</p><p></p><p>Hem postlarını isteyen avcılar hem de hayvanlarını otlatan çiftçilerin hedefi olan bu zebra türünün soyu 19. yüzyılda tükendi.&nbsp;</p><p></p><p>University College London (UCL), sadece 7 quagga iskeleti kaldığını ve bunların dünyada en nadir bulunan iskelet olduğunu belirtiyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bu canlıları geri getirme çalışmaları da yaban öküzlerindeki gibi genetik mühendisliği çalışmaları gerektirmiyor.&nbsp;</p><p></p><p>Güney Afrika merkezli Quagga Projesi, bayağı zebraları kullanarak daha az şeride sahip türler üretmeye çalışıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Öte yandan bazıları, ortaya çıkacak hayvanın bayağı zebra olacağını ve paranın koruma çalışmalarına harcanması gerektiği görüşünde.&nbsp;</p><p></p><p>UCL ise kalıntılardan DNA çıkarılarak bir zebranın yumurtasının döllenmeye çalışılabileceğini öneriyor.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yapay zeka, insanlardan daha komik olabilir mi?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-insanlardan-daha-komik-olabilir-mi-1257/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-insanlardan-daha-komik-olabilir-mi-1257/</id>
<published><![CDATA[2024-08-20T05:50:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-08-20T05:50:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4C4E9D-508F2E-8CFC99-891299-9CFD61-9F067A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><span></span>İngiltere’nin tanınmış gezgin komedyenlerinden olan Hobbs, bu yıpratıcı stand-up sahnelerine oldukça aşina birisi.</p><p></p><p>Gezgin komedyenler tanımı, barlarda, kulüplerde, tiyatrolarda ve festival gibi yerlerde stand-up komedisi yapan kişiler için yapılıyor. Bu tip gösteriler, öngörülemez ve ‘zoraki kahkahalar’ konusunda da epey ünlüdür.</p><p></p><p>Hobbs da İngiltere'nin en acımasız salonlarından bazılarında bu mücadeleyi vermiş bir komedyen.</p><p></p><p>Londra'nın merkezindeki Covent Garden Social Club'ın üstündeki bu özel akşamda, Hobbs sahneye her zamanki malzemesiyle değil, yapay zeka platformu ChatGPT tarafından kendisi için yazılmış bir stand-up setiyle çıktı.</p><p></p><p>Seyircilere de şöyle seslendi:</p><p></p><p>“Eğer tüm bunları gülerek izlerseniz, hepimiz işsiz kalacağız!”</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/0a16a9c0-5b0b-11ef-8f0f-0577398c3339.jpg.jpg" alt="0a16a9c0-5b0b-11ef-8f0f-0577398c3339.jpg"></p><p>OpenAI tarafından geliştirilen yapay zeka robotu ChatGPT iki yıldır, yapay zekayı büyük kitlelere ulaştıran ilk araç oldu.</p><p></p><p>Ancak söz konusu sanatsa, yapay zekanın yaratıcı olup olmayacağı bir hayli tartışmalı.</p><p></p><p>ChatGPT gibi büyük dil modelleri (LLM'ler), internetten ve diğer kaynaklardan toplanan milyarlarca satır metni işliyor; kelimeler ve cümleler arasındaki kalıpları ve ilişkileri ortaya çıkarıyor ve öyle çalışıyor.</p><p></p><p>Yapay zeka araçları da, bu verileri kullanarak belirli bir soruya en muhtemel cevapları üretiyor.</p><p></p><p>Buradan da anlaşılacağı üzere yapay zeka araçları yalnızca bir biçimde var olan bilgileri çoğaltabiliyor.</p><p></p><p>Ancak bununla birlikte, sonuç benzersiz bir fikir kombinasyonu da olabilir. Bunun yaratıcılık sayılıp sayılmayacağı felsefi bir soru ve ne yazık ki şu anda tatmin edici bir cevabı da yok.</p><p></p><p><b>Bir robot komik olabilir mi?</b></p><p></p><p>Southampton Üniversitesi'nde internet bilimi profesörü olan ve boş zamanlarında stand-up komediyle uğraşan Les Carr, “Yapay zekanın şaka yapabilmesinin bir yolu, beş yaşındaki herhangi bir çocuğun yaptığını yapmaktır. Bu da çocukların duydukları başarılı bir şakayı tekrarlaması veya bunun bariz bir çeşidini yapmaya çalışması gibidir” diyor ve şöyle devam ediyor:</p><p></p><p>“Dolayısıyla, takipçi kazanmak için son beş yılını TikTok, Instagram ve YouTube'a daha fazla içerik koyarak geçiren komedyenler, OpenAI, Google ve Facebook'un çalışmalarını çalmasından endişe duymalılar. Tıpkı yazarlar ve diğer sanatçılar gibi.”</p><p></p><p>“Şakalar insanların internette de sosyal medyada da paylaşmayı sevdiği şeyler. Bu yüzden yapay zekanın ürettiği bir şakanın nereden geldiğini söylemek çok zor. Soru şu: Bunu [yapay zeka] uydurdu mu, yoksa sadece tekrar mı etti?”</p><p></p><p>Hobbs, yapay zekadan sahnesi için şakalar yazmasını istediğinde, hiç beklemediği başka bir sorunla karşılaştı. ChatGPT, şakaları erkek bir komedyenin ağzından yazmaya başladı. Şakalarsa alışveriş takıntılı bir kız arkadaş hakkındaydı.</p><p></p><p>Hobbs, yapay zekadan esprileri bir kadının ağzından yeniden yazmasını istedi. Yapay zeka bu kez ise alışveriş takıntılı kız arkadaşı birinci şahıs olarak aktardı.</p><p></p><p>Yapay zekanın Hobbs için ürettiği espriler genellikle Y kuşağı kadınlarına ilişkin kaba, tembel klişelere dönüşüyordu:</p><p></p><p>Yapay zekanın ürettiği şakalardan birisi, “Sosyal hayatım patlama yaşıyor. Patlamadan kastınız en iyi arkadaşımın Wilson adında bir saksı bitkisi olmasıysa&hellip;” şeklinde oldu.</p><p></p><p><b>"İyi bir stand-up, hikaye anlatır"</b></p><p></p><p>Stanford Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencisi ve yapay zeka uzmanı Michael Ryan, yapay zeka modellerinin tatmin edici kurgular ve can alıcı, bitirici, son şakaları ortaya koymakta zorlanmasının şaşırtıcı olmadığını söylüyor.</p><p></p><p>“İyi yapılmış bir stand-up, seyirciyi komik bir hikayenin içinden geçirerek komik bir espriye kadar götürebilir. Komedyen esprinin tam olarak nereye gittiğini bilir ve seyirciyi oraya götürür.”</p><p></p><p>Ryan, modern LLM'lerin bu şekilde çalışmadığını hatırlatıyor. Bu da yapay zekanın bir komedyenin aksine gerçek zamanlı olarak adapte olamayacağını gösteriyor. En azından şimdilik.</p><p></p><p>Ancak bu durum değişebilir.</p><p></p><p>Yapay zekanın etrafındaki dünyayı daha iyi anlamasını sağlamak için araştırmalar devam ediyor.</p><p></p><p>Ryan, “Araştırmacılar şu anda sesle ilgili kabiliyetleri mükemmelleştirmek için çalışıyorlar” diye ekliyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, “sosyal faktörleri anlayabilen ve bir izleyici kitlesine uyum sağlayabilen ve aynı zamanda komedi zamanlamasına sahip” yapay zeka modelleri üzerinde çalışıyorlar.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/2203e990-5b14-11ef-997c-711b7066309d.jpg.jpg" alt="2203e990-5b14-11ef-997c-711b7066309d.jpg"></p><p><b>Birkaç yıl içinde olabilir</b></p><p></p><p>Ryan, yapay zeka tarafından üretilen esprilerin sınırlarını test etmek için çalışan büyük bir analitik projenin bir parçasıydı.</p><p></p><p>Araştırması şakalarla ilgili mevcut sınırlara ışık tuttu. Ancak Ryan yapay zeka teknolojisinin bu denli büyümesinin, “önümüzdeki birkaç yıl içinde gerçekten komik yapay zeka şakalar” üretebilecek LLM'ler geliştirebileceğine inanıyor.</p><p></p><p>Yapay zekanın, usta komedyenlerin sahnesini taklit etmesi için biraz zaman geçmesi gerekebilir. Ancak iş tek bir komik espri yazmaya geldiğinde, araştırmacılar şimdiden ilerleme kaydetti.</p><p></p><p>Senarist Simon Rich, yaratıcı görevler için geliştirilen ancak yayımlanmamış “code-davinci-002” adlı bir OpenAI modelini kullandı ve deneyimlerini 2023 yılında Time dergisi için yazdı.</p><p></p><p>Rich, yapay zeka tarafından kaleme alınan (ve daha sonra Werner Herzog tarafından yüksek sesle okunan) bir şiir kitabı üzerinde diğer iki yazarla işbirliği yaptı. Ancak öncesinde yapay zekadan bazı şakalar yapmasını da istedi.</p><p></p><p>Sonuçlar o kadar iyiydi ki Rich bunun kendisine kabuslar gördürdüğünü söyledi.</p><p></p><p>Rich, yapay zekayı hiciv sitesi The Onion'dan bir sürü manşetle besledi. Yapay zekadan benzer alaycı manşetler üretmesini istedi.</p><p></p><p>Yapay zeka bunlardan birinde “Yönetmen, gerçek Batman'i kullanmakta ısrar edince yeni Batman filminin bütçesi 200 milyon dolara çıktı” diye yazdı.</p><p></p><p>Mizah öznel bir şey. Ancak yapay zeka robotunun şakaları Rich'in beklentilerinin çok ötesine geçti.</p><p></p><p>Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde doktora öğrencisi ve esprileri komik kılan şeylerin psikolojisi konusunda çalışmalar yapan Drew Gorenz, yapay zeka tarafından üretilen komedinin yalnızca modele verilen komut kadar iyi olduğuna inanıyor.</p><p></p><p>Gorenz, tam da bu konu hakkında şunları söylüyor:</p><p></p><p>“Komedyenler de dahil olmak üzere çoğu insan, bir yabancı tarafından 'komik bir şey söyle' dendiğinde iyi bir performans sergileyemez. İstek ne kadar spesifik olursa cevap da o kadar iyi olur.”</p><p></p><p>Bazı yapay zeka modelleri diğerleriyle mukayese edildiğinde daha iyi sonuçlar üretebilir.</p><p></p><p>Örneğin ChatGPT ve Google'ın Gemini'si genel amaçlı uygulamalar için geliştirildi. Sadece mizah üzerine kurgulanmış bir yapay zeka aracının diğer modellerden daha iyi espriler üretmesi de muhtemel.</p><p></p><p><b>İnsana yatırım yapmak</b></p><p></p><p>London School of Economics'te iletişim doçenti ve yapay zekanın medya üzerindeki etkisini inceleyen Alison Powell'a göre, komediyi dijitalleştirme arayışı pratik ve etik olmadığı kadar nafile bir çaba.</p><p></p><p>Üretimsel yapay zeka modelleri geliştirmenin devasa ölçülerde enerji ve masraf gerektirdiğini belirtiyor.</p><p></p><p>“Bu iş için yapay zekaya yatırım yapmak yerine, genç komedyenlere ve kültürel üretime yatırım yapmak muhtemelen daha ucuz, daha ilginç ve çok daha fazla sürprize gebe sonuçlar getirecektir.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Agustos%202024/073fac40-5b1c-11ef-997c-711b7066309d.jpg.jpg" alt="073fac40-5b1c-11ef-997c-711b7066309d.jpg"></p><p>Bu yaz Londra'ya geri dönen Hobbs, seyircisini, kendisinin ve onların “yeni siber efendilerin elinde olduğu” konusunda uyardı. Yapay zekanın yazdığı şakalarına gelecek olumlu tepkiler, stand-up komedi için bir kırılma anı olabilirdi.</p><p></p><p>Neyse ki, sadece düzensiz kahkahalar oldu.</p><p></p><p>Hobbs, seyirciye “Bir keresinde karıma ruj yerine yapıştırıcı vermiştim. Hala benimle konuşmuyor” satırlarını okudu.</p><p></p><p>Başka bir şaka ise şuydu: “Flört alışveriş gibidir. İstediğinizi almak için dışarı çıkarsınız ve sonunda ihtiyacınız olmayan bir şey alırsınız.”</p><p></p><p>Hobbs bunun hemen sonrasında sahnede, “Hayatım boyunca hiç bu kadar aptal hissetmemiştim” dedi.</p><p></p><p>Bununla birlikte daha derin bir gerçekle karşı karşıyayız. Bir yapay zeka modeli, şaka yapma hareketlerini gerçekleştirebilir. Hatta bazı nüansları bile yakalayabilir.</p><p></p><p>Ancak seyirci karşısındaki o patlama anlarını sadece insan bir komedyen aşabilir.</p><p></p><p>Yapay zeka modelleri henüz bu gizli sosu çözebilmiş değil. Görünen de o ki, komedyenler henüz CV'lerinin tozunu almak zorunda kalmayacaklar. Bu nedenle rahat bir nefes alabilirler.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">'Yapay zeka bilim insanı' geliştirildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-bilim-insani-gelistirildi-995/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-bilim-insani-gelistirildi-995/</id>
<published><![CDATA[2024-08-14T05:43:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-08-14T05:43:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0963A1-34741C-155848-EEF375-CD90B6-4BD9C5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketin internet sitesinde paylaştığı blog yazısında, Foerster Laboratuarları, Oxford Üniversitesi ve bir çok diğer üniversite ile yapılan ortak çalışma sonucu ilk kez yapay zeka bilim insanının geliştirildiği duyuruldu.</p><p></p><p>Yazıda, geliştirilen yapay zeka bilim insanının, bilimsel keşifler ve araştırmalar için makine öğrenim sistemi kullanabileceği belirtildi.</p><p></p><p>'Yapay zeka bilim insanı' sisteminin var olan araştırmaları incelebilmesinin yanı sıra yeni araştırma fikirleri sunabileceği aktarılan yazıda, bu sistemin araştırmalar için kod yazabileceği de kaydedildi.</p><p></p><p>Yazıda, sistemin araştırma sonuçlarını özetleyebileceği ve kendi ulaştığı bulguları bilimsel yazı olarak sunabileceği de açıklandı.</p><p></p><p>Sistemin, yapay zeka tarafından oluşturulan makaleleri insana yakın bir doğrulukta değerlendirebildiği kaydedilen yazıda, sistemin, bilim insanlarının oluşturduğu bilimsel topluluk çevresini taklit edebileceği de öne sürüldü.</p><p></p><p>Yazıda, yapay zeka sisteminin yapacağı araştırmaların, makine öğrenim sistemleri ve kod yazma üzerine olacağı belirtilirken, bu konulara dair akademik makaleler oluşturabileceği de kaydedildi.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tehlike altındaki türler Ay'a mı yerleştirilecek</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/tehlike-altindaki-turler-aya-mi-yerlestirilecek-153/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/tehlike-altindaki-turler-aya-mi-yerlestirilecek-153/</id>
<published><![CDATA[2024-08-02T01:53:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2024-08-02T01:53:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_319D3D-7F90C4-E1A75C-15CAD9-BF050B-963DAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Depolama tesisi Dünya'nın en çok risk altında olan hayvan türlerinden örnekleri saklamamızı sağlayabilir.</p><p></p><p>Bilim insanları bunun, hayvanların gezegenimizdeki risklere maruz kalmadan saklanmasını olanak tanıyacağını iddia ediyor.</p><p></p><p>Araştırmacılar, bunun Dünya'da kaybetme riskimiz olan hayvanların uzun süreli kaydını tutmak için bir yöntem olabileceğini öne sürüyor. Kayıtlar kriyoprezervasyon (dondurularak -çn.) yoluyla işe yarar halde saklanabilecek.</p><p></p><p>Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi ve Koruma Biyolojisi Enstitüsü'nden Mary Hagedorn'un öncülüğündeki ekibin yazdığı yeni makalede, bilim insanları Ay yüzeyine inşa edilmiş bir depolama tesisi hayal ediyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Tesisin Ay'ın her zaman gölgede kalan kutuplarına yakın bölgelere yerleştirilmesi faydalı olabilir. Orada sıcaklıklar -196 °C'nin altında kaldığı için tesis bir buzdolabı işlevi görebilir.</p><p></p><p>Araştırmacılar, böylelikle biyolojik örneklerin uzun süreli saklanabileceğini ileri sürüyor.</p><p></p><p>Tesisi Ay'da tutmak insan müdahalesine veya tesisi soğuk tutmak için sürekli bir güç kaynağına ihtiyaç duyulmayacağı anlamına gelir. Bu iki nokta, Dünya'daki benzer bir deponun karşılaşacağı ana tehditlerden ikisi.</p><p></p><p>Dahası tesis doğal afet, iklim değişikliği ve jeopolitik çatışmalar gibi diğer tehlikelerden de korunabilir.</p><p></p><p>İlk aşamada tesis, fibroblast hücreler içeren hayvan derisi örneklerini saklamak için kullanılabilir. Halihazırda ekip, örnek ve deneme olarak kullanacağı yıldızlı kaya balığı numuneleriyle bunun nasıl işleyeceğini planlamaya başladı.</p><p></p><p>Araştırmacılar planda sorun yaratabilecek pek çok zorluk bulunduğunu vurguladı. Zorlukların arasında örnekleri uzaydan Ay'a güvenli bir şekilde taşımak, onları radyasyondan uzak tutmak ve tesisi inşa etmek ve korumak için dünyadaki ülkeleri ve kurumları bir araya getirmek yer alıyor.</p><p></p><p>Ama bilim insanları makalede bu zorluklara rağmen harekete geçmek gerektiğini vurgulayarak sebebini "tükenme tehditleri bizim bu türleri doğal ortamlarında koruyabilme becerimizden daha hızlı bir şekilde büyüyor" diye açıklıyor.</p><p></p><p>Bu öneri, BioScience isimli akademik dergide yayımlanan Ay'da bir biyodepo yaratarak Dünya'nın biyoçeşitliliğini korumak (Safeguarding earth’s biodiversity by creating a lunar biorepository) başlıklı yeni makalede yer aldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çin'in taykonot ekibi ilk uzay yürüyüşünü yaptı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cin-in-taykonot-ekibi-ilk-uzay-yuruyusunu-yapti-85/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cin-in-taykonot-ekibi-ilk-uzay-yuruyusunu-yapti-85/</id>
<published><![CDATA[2023-12-22T05:01:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-12-22T05:01:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_028030-D93A77-22C2C5-B477FF-2480B0-18B45C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Çin İnsanlı Uzay Programı Ajansından (CMSA) yapılan açıklamaya göre, taykonotlar Tang Hongbo ve Tang Şıngcie, ekibin istasyon dışındaki ilk faaliyetini tamamladı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İstasyonda kalan taykonot Ciang Şinlin ise ekibe içeriden destek sağladı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Taykonot ekibi, yaklaşık 7,5 saat süren uzay yürüyüşünde istasyonun çekirdek modülü Tienhı'nın güneş panelinin tamir testi gibi işlemleri yerine getirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu, uzay istasyonunda gerçekleştirilen 12'inci uzay yürüyüşü ve Şıncou-17 görevi kapsamında istasyona yollanan taykonot ekibinin ilk araç dışı etkinliği oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Şıncou-17 taykonot ekibi, 26 Ekim'de istasyona gönderilmişti. İstasyonda 6 ay süreyle görev yapacak olan ekip, uzay bilimi deneyleri, teknik testler ve araç dışı modüllerin kurulumunu yürütüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Çin'in uzay istasyonu "Tiengong"</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Çin, ABD'nin uzay araştırmaları alanındaki işbirliğini yasaklaması ve Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) programına katılımını engellemesi nedeniyle yörüngede kendi uzay istasyonunu kurdu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bir çekirdek modül, iki laboratuvar modülünden oluşan ve bir uzay teleskobunun eklenmesi planlanan "Tiengong" İstasyonu, Rusya'nın artık faal olmayan Mir Uzay İstasyonu'nu model alarak inşa edildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İstasyonun ana parçası "Tienhı" (göksel uyum) adı verilen çekirdek modül, 29 Nisan 2021'de, ilk laboratuvar modülü "Vıntien" (gökleri aramak) 24 Temmuz 2022'de, ikinci laboratuvar modülü "Mıngtien" (gökleri düşlemek) ise 31 Ekim 2022'de fırlatıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çekirdek modüle laboratuvar modüllerinin eklenmesiyle istasyonun "T" biçimli ana iskeletinin kurulumu tamamlanırken istasyon "uygulama ve geliştirme aşamasına" geçti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Şüntien" (gökleri dolaşmak) adı verilen uzay teleskobunun da ayrı bir modül olarak istasyona eklenmesi planlanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>3 kişilik taykonot ekibinin dönüşümlü görev yaptığı istasyona "Şıncou" (kutsal gemi) mekikleriyle personel, "Tiencou" (gök gemisi) mekikleriyle de ikmal malzemeleri taşınıyor.</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Güneş enerjisinde çığır açan buluş</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/gunes-enerjisinde-cigir-acan-bulus-723/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/gunes-enerjisinde-cigir-acan-bulus-723/</id>
<published><![CDATA[2023-12-08T06:03:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-12-08T06:03:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_372D6D-5F9163-18B17C-F99DB8-5EA2A8-0CA07E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bir tür güneş enerjisi santralinin enerji üretimini iki katına çıkaracak, çığır açıcı yeni bir yöntem geliştiren araştırmacılar, 750'den fazla eve yetecek kadar enerji sağlayabilecek bir ilerlemeye imza attı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yakın zamanda Energy Reports adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmada, tabanında mekanik bir türbin yer alan baca benzeri bir kuleden meydana gelen ve Güneş Enerjisi Kulesi Santrali diye bilinen sistem yeniden tasarlanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sistem temelde iki bileşenden oluşuyor: güneş enerjisiyle çalışan yukarı akış sistemi ve aşağı akış sağlayan soğutucu yapı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kule içindeki havanın güneş radyasyonunu emerek ısınmasıyla yukarı akış oluşuyor ve bu havanın yükselerek rüzgar türbinlerini harekete geçirmesi sonucu elektrik üretiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Öte yandan 1980'lerde İspanyol mühendislerin geliştirdiği bu ilk model, devasa boyutu nedeniyle maliyetli olduğu için geniş çapta benimsenmedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu tasarıma sahip geleneksel elektrik santralleri güneş radyasyonuna bağımlı oldukları ve sadece gündüz çalıştıkları için enerji üretimleri de sınırlı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Uygun maliyetli farklı yapı malzemelerinin kullanımı ve sistem içinde daha iyi havalandırmanın yanı sıra üretimi artırmak için birden fazla jeneratör kullanımı gibi, bu tasarımda yıllar içinde birtakım iyileştirmeler yapılsa da bunlar yalnızca "mütevazı" gelişmeler sağladı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Şimdiyse Katar ve Ürdün'den araştırmacılar, geliştirilmiş bir yukarı akış teknolojisiyle aşağı akış teknolojisini birleştirerek çok daha iyi sonuçlar elde etti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Aşağı akış sisteminde bir pompa, suyu kulenin tepesine taşıyor ve burada toplanan sıcak hava soğutuluyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Daha sonra soğuyan hava, dışarıdaki havadan daha yoğun hale gelerek bir silindirin içinden aşağı iniyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Soğuyan hava türbinin tabanına ulaştığında türbini çalıştırarak elektrik üretiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilim insanları şöyle açıklıyor:</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sıcak hava anında suyu emiyor ve kuleden aşağı inerek tabandaki türbinlerle etkileşime girip elektrik üretiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu yeni İkiz Teknolojili Güneş Enerjisi Sistemi'nde (Twin Technology Solar System/TTSS) iki hava akışını birleştiren araştırmacılar, gündüz güneş ışığı alan hava ısıyı koruduğu için gece boyunca bile elektrik üretilebileceğini söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Simülasyonlar TTSS'nin yılda 752,763 kWh elektrik, yani neredeyse 5 hafta boyunca yaklaşık 753 eve güç sağlamak için gereken enerjiyi üretebileceğini gösteriyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Bu yöntem güneş ışınımından bağımsız ve gece gündüz çalışabilir" diyen araştırmacılar TTSS'nin, yukarı akışla çalışan geleneksel bir güneş enerjisi sisteminden 2,14 kat daha fazla güç ürettiğini de sözlerine ekliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar TTSS'nin yaklaşık 200 metre yüksekliğinde ve 15 metre çapında bir yukarı akış kulesiyle, bu kuleyi çevreleyen 10 aşağı akış kulesinden meydana geldiğini söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Simülasyonlar bu sistemin gece gündüz enerji üretebileceğini gösterse de bilim insanları sistemin su tedarikine bağımlılığının ele alınması gerektiğini belirtiyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Samanyolu'nda yaşamın temel bileşenlerinden biri keşfedildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/samanyolu-nda-yasamin-temel-bilesenlerinden-biri-k/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/samanyolu-nda-yasamin-temel-bilesenlerinden-biri-k/</id>
<published><![CDATA[2023-12-01T07:12:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-12-01T07:12:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_04078E-9430D3-809DF2-8ECACF-B23308-72BB0B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Arizona Üniversitesi'nden bir ekip, ABD ve İspanya'daki dev radyo teleskoplarını kullanarak galaksinin eteklerindeki moleküler bulutları incelerken fosforun varlığını tespit etti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fosfor, Dünya'daki yaşam için kritik bileşenleri oluşturan NCHOPS (nitrojen, karbon, hidrojen, oksijen, fosfor ve sülfür) elementlerinden biri.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Diğer elementlerin hepsi çoktan galaksinin ucunda bulunduğundan fosforun keşfinin, uzak yıldızların etrafındaki Dünya benzeri gezegenlerin araştırılması üzerinde doğrudan etkileri var.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar, Samanyolu'nun merkezinden 74 bin ışık yılı uzaklıkta bu kimyasal maddeyi gözlemlemelerinin, evrene ilişkin temel anlayışımızı sorgulamaya açtığını belirtiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmayı yöneten ve Arizona Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan Lilia Koelemay şöyle diyor:</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tespit ettiğimiz fosfor galaksinin kenarında, olmaması gereken bir yerde.</div>
<div><br />
	Fosforun varlığını açıklayabilecek teoriler arasında, genellikle galaksilerin ucunda bulunmayan süpernova yıldızlar ve ürettikleri fazladan nötronun silikon atomlarına eklenmesiyle fosfor oluşturan düşük kütleli yıldızlar yer alıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kimya, biyokimya ve astronomi alanında Üstün Başarıya Sahip Öğretim Üyesi unvanına sahip, Steward Gözlemevi'nden Lucy Ziurys, "Fosforu oluşturmak için şiddet içeren türden bir olaya ihtiyaç var" diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fosforun süpernova patlamalarında meydana geldiği düşünülüyor ve bunun için Güneş'in en az 20 katı kütleye sahip bir yıldıza ihtiyaç var. Başka bir deyişle, eğer gerçekten fosfor üreten tek kaynak buysa yaşamın olması için bir süpernovanın yakınında dursanız iyi olur.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar galaksinin ucunda fosfor tespit edilmesinin, bu kimyasal maddeyi barındırmadıkları varsayıldığından bugüne kadar yeterince dikkate alınmayan uzaktaki ötegezegenlerle ilgili çalışmaları harekete geçirebileceğini umuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırma ekibi artık Samanyolu'nun uzak bölgelerindeki diğer moleküler bulutları da inceleyerek fosfor içerip içermediklerine bakmayı planlıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ekibin yaptığı keşif, Nature adlı bilimsel dergide yayımlanan "Phosphorus-bearing molecules PO and PN at the edge of the galaxy" (Galaksinin ucundaki fosfor içeren moleküller PO ve PN) başlıklı makalede açıklandı.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Internet ve ruh sağlığı araştırmasından şaşırtıcı sonuç</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/internet-ve-ruh-sagligi-arastirmasindan-sasirtici-/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/internet-ve-ruh-sagligi-arastirmasindan-sasirtici-/</id>
<published><![CDATA[2023-11-28T06:27:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-11-28T06:27:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_070404-763371-C5437A-5B5004-BB8FB9-DD4DC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Önemli ve yeni bir araştırmanın yazarları, cep telefonları ve internetin ruh sağlığına olumsuz etki yarattığı yönünde net bir bağlantı olmadığını ortaya koydu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar 168 ülkeden yaşları 15 ile 89 arasında değişen iki milyon kişinin verilerini topladı. Olumlu ve olumsuz deneyimlerin her ikisinde de artış tespit edilirken, bunun internetin yaygınlığının bir sonucu olduğuna dair çok az kanıt bulundu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oxford İnternet Enstitüsü tarafından yürütülen bu büyük çalışmanın sonuçları, internetin (özellikle de mobil cihazlar aracılığıyla kolaylıkla erişilebilir olmasının) ruh sağlığına zarar verdiği yönündeki yaygın spekülasyonlarla çelişiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar, internet kullanımıyla kötü sağlık arasındaki bağlantı eğer düşünüldüğü kadar evrensel ve güçlü olsaydı, bunu zaten bulmuş olacaklarını söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ancak, çalışma sosyal medya kullanımına bakmadı ve veriler bazı gençleri de kapsamasına rağmen araştırmacılar bireylerin çevrimiçi ortamda ne kadar zaman geçirdiklerini incelemedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oxford İnternet Enstitüsü'nden Profesör Andrew Przybylski'yle Tilburg Üniversitesi'nde Yardımcı Doçent ve Oxford İnternet Enstitüsü'nde Araştırma Görevlisi Matti Vuorre, ev ve mobil geniş bant kullanımına ilişkin araştırmayı gerçekleştirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Prof. Przybylski şunları söyledi:</div>
<div><br />
	</div>
<div>Teknoloji ve ruh sağlığını birbirine bağlayan kötü etkisi hakkında 'somut bir delil' bulmak için çok uğraştık ama bulamadık.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Przybylski sözlerine şöyle devam etti:</div>
<div><br />
	</div>
<div>İnternet ve cep telefonlarının iyilik hali ve ruh sağlığı üzerinde kapsamlı bir olumsuz etkiye sahip olduğu yönündeki popüler düşüncenin doğru olması muhtemel değil.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Elbette daha küçük ve daha önemli şeylerin olması mümkün ancak internetin küresel çapta olumsuz etkisine ilişkin genel iddialar çok yüksek seviyede şüpheci bir yaklaşımla ele alınmalı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sonuçlar yaş grubu ve cinsiyete göre incelendiğinde, kadınlar ve genç kızlar da dahil olmak üzere internet kullanıcıları arasında belirli bir örüntü ortaya çıkmadı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Aksine, son 20 yılın verilerini inceleyen çalışma, ortalama bir ülke için yaşam doyumunun bu zaman dilimi boyunca kadınlarda daha fazla arttığını tespit etti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çalışmaya Birleşik Krallık'tan (BK) veriler dahil edildi fakat araştırmacılar diğer ülkelere kıyasla BK'nin ayırt edici bir özelliği olmadığını söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar, çalışmanın çok fazla veri içermesine rağmen internet kullanımının etkilerine dair kesin kanıtlar elde edilebilmesi için teknoloji şirketlerinin daha fazla veri sağlaması gerektiğini söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar şöyle açıklıyor:</div>
<div><br />
	</div>
<div>İnternet teknolojilerinin etkileri üzerine yapılan araştırmalar, en acil ihtiyaç duyulan verilerin teknoloji şirketleri ve çevrimiçi platformlar tarafından kapalı kapılar ardında toplanması ve tutulması nedeniyle durmuş durumda.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İnternet tabanlı teknolojilerin bireysel olarak benimsenmesi ve bu teknolojilere ne kadar etkileşimde bulunduklarıyla ilgili verilerin tüm paydaşlar tarafından daha ayrıntılı ve daha şeffaf bir şekilde incelenmesi çok önemli.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu veriler mevcut ve küresel teknoloji firmaları tarafından pazarlamayla ürün geliştirme amacıyla sürekli olarak incelenmekte ancak ne yazık ki bağımsız araştırmalar için erişilebilir değil.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Clinical Psychological Science adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışma için araştırmacılar, internetin benimsenmesinin psikolojik sağlığı öngörüp öngörmediğini anlamak için bir ülkenin internet kullanıcılarıyla mobil geniş bant abonelikleri ve bunların kullanımına göre iyilik hali ve ruh sağlığı verilerine baktılar.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İkinci çalışmada, 2000-2019 yılları arasında yaklaşık 200 ülkede anksiyete, depresyon ve kendine zarar verme oranlarına ilişkin veriler kullanıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İyilik hali, yerel anketörler tarafından yapılan yüz yüze ve telefon anketlerinden elde edilen veriler kullanılarak hesaplandı ve ruh sağlığı, 2000-2019 yılları arasında yaklaşık 200 ülkede depresif bozukluklar, anksiyete bozuklukları ve kendine zarar verme istatistiksel tahminleri kullanılarak değerlendirildi.</div>
<div><br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Kara delikler nükleer enerji kaynağı olabilir"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/-kara-delikler-nukleer-enerji-kaynagi-olabilir-677/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/-kara-delikler-nukleer-enerji-kaynagi-olabilir-677/</id>
<published><![CDATA[2023-11-28T06:20:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-11-28T06:20:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9871B2-DACC68-E2D886-86ECC2-F06299-1F69AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Çin'in Tianjin Üniversitesi'nden fizikçiler Zhan-Feng Mai ve Run-Qiu Yang'ın hesaplamarına göre, Schwarzschild kara deliği şarj edilebilir piller ve nükleer reaktörleri çalıştırmak üzere değerlendirilebilir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>ArXiv'e yüklenen çalışmanın ilerleyen günlerde hakemli bilimsel dergi Physical Review'de yayımlanması planlanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Milyonlarca kara delik var</div>
<div><br />
	</div>
<div>Evrenin kara deliklerle dolu olduğu düşünülüyor ancak bunların tespit edilmesi her zaman kolay değil.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilinen en küçük kara deliklerin, Güneş'in yaklaşık 5 katı kütleye sahip olduğu belirtiliyor.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>En büyüklerinin de Güneş'in kütlesinin yaklaşık 65 katı kadar olduğu düşünülüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Öte yandan teorik olarak bir tane daha kara delik sınıfı daha daha var. Bunlar, atom altı boyutlara kadar ulaşabilen çok küçük ilkel kara delikler.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İlkel kara deliklerin, evrenin oluşumundaki Büyük Patlama'nın ilk başlarında ya da sonraki aşamalarında oluştuğu düşünülüyor.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bazı gökbilimciler ilkel kara deliklerin var olduğunu söylese de bu fikir henüz kanıtlanmış değil.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Karanlık maddelerden faydalanabilir</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Fakat eğer gerçekten varlarsa, birçok olasılığın önünü açabilirler.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bunlardan en ilgi çekici olanı da ilkel kara deliklerin barındırdığı düşünülen karanlık maddeler.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Karanlık madde, elektromanyetik dalgalarla etkileşime girmiyor. Bu nedenle varlığı sadece diğer maddeler üzerindeki kütleçekimsel etkisiyle gözlemlenebiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Son araştırmaya göre bu varsayımsal maddelerden bir şekilde faydalanabilir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Piller, elektrik dışı enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürüyor. Nükleer reaktörler, enerji üretmek için nükleer reaksiyonların gücünden faydalanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Mai ve Yang, küçük bir kara deliğin teorik olarak her ikisini de yapabileceğini öne sürüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar, kara deliğin son derece güçlü bir çekim kuvvetine sahip olduğu göz önüne alındığında şu soruların ortaya çıktığını dile getirdi:&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Teorik olarak düşünürsek kara deliklerin çekim kuvvetini elektrik enerjisi üretmek için kullanabilir miyiz? Kara delikleri pil olarak kullanabilir miyiz?</div>
<div><br />
	</div>
<div>Mai ve Yang makalelerinde, teorik olarak Schawarzschild kara deliğinin şarj edilebilir pil olarak kullanılıp kullanılamayacağı üzerine kafa yorduklarını aktardı.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Güneş panelleri veriminden daha yüksek</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilim insanlarına göre, belirli bir kütlenin üzerindeki ilkel bir kara delik, yüklü parçacıklarla doldurulduğunda yeniden elektrik enerjisi üretebilir.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar, kara deliğin maksimumda kütlesinin yüzde 25'ini enerjiye dönüştürebileceğini hesapladı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu yüzde 25'lik verimlilik oranı anlamına geliyor. Örnek verilecek olursa, piyasada satılan çoğu güneş panelinin verimlilik oranı yüzde 23'ün altında.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Öte yandan bilim insanları, nükleer bir reaktörle de benzer bir verim elde edileceğini söylüyor.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Hesaplamalarda, ilkel bir kara deliğin yakınında, radyoaktif bozunmayla ortaya çıkan alfa parçacığının kütlesinin yüzde 25'inin kinetik enerjiye dönüştürülebileceği ortaya kondu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Öne sürülen bu teori gidip test edilebilecek bir şey değil. Öte yandan varlıklarından bir gün emin olunsa bile ilkel kara deliklerin kullanılmak üzere tutulması pek kolay olmayacaktır.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fakat şüphesiz son çalışma, üzerine düşünülecek yeni fikirleri ortaya atıyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SpaceX uzaya "sıfır yakıtlı" motor fırlattı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/spacex-uzaya-sifir-yakitli-motor-firlatti-165/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/spacex-uzaya-sifir-yakitli-motor-firlatti-165/</id>
<published><![CDATA[2023-11-21T06:04:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-11-21T06:04:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/uploads/blank.png" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>SpaceX, geliştiricilerinin uzay endüstrisinde devrim yaratacağını iddia ettikleri yeni bir tür sıfır yakıtlı tahrik sistemini yörüngeye fırlattı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>ABD'li girişim IVO Ltd tarafından üretilen Kuantum İticili (Quantum Drive) motoru, Kaliforniya'daki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü'nden havalanan ve SpaceX'in Transporter 9 göreviyle yörüngeye giren bir mikro uyduya eklendi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>IVO, teknolojisinin uzayda çalışan ve "Güneş'ten itiş için sınırsız güç" sağlayan dünyanın ilk ticari olarak uygulanabilir saf elektrikli tahrik teknolojisi olduğunu iddia ediyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu teknoloji, Isaac Newton'un hareket yasalarına meydan okuyan Kuantize Eylemsizlik (Quantized Inertia/QI) denen tartışmalı bir teoriye dayanıyor ve bazı fizikçiler bu teknolojiyi imkansız olarak görüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>QI teorisi ilk olarak Newton'un birinci hareket yasasında tanımlanan eylemsizliği yeni bir anlayışla açıklamak için kuantum mekaniğinin gizemli özelliklerinden yararlanan fizikçi Mike McCulloch tarafından 2007'de ortaya atılmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>IVO CEO'su Richard Mansell, şirketinin fırlatmadan önce 100 saatlik vakum odası testi gerçekleştirdiğini ve bu sırada kuantum sürücünün az miktarda itme kuvveti ürettiğini söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Mansell, "Kuantum İticinin SpaceX Transporter 9 üzerindeki bir Rogue uydusunda yörüngeye yerleştirilmesi uzay itiş gücünün geleceği için bir kilometre taşıdır" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kuantum İticinin kapasitesi Rogue'un sınırsız Delta-V'siyle yeni uydu araçları üretmesine olanak tanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bir çift Kuantum İticisi, BARRY-1 küp uydusuna takıldı ve bu uydunun yörüngesine yerleşmesi yaklaşık bir ay sürecek. Sonrasında yeni nesil itiş sistemi aktif hale getirilerek uydunun yörüngesi 100 kilometre yükseltilmeye çalışılacak.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Geliştiricileri bunun başarılı olması halinde yalnızca fiziğin kritik önemdeki ilkelerini yeniden yazmakla kalmayacağını, aynı zamanda yeni bir uzay yolculuğu ve keşif çağının da temelini oluşturacağını söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Mansell, "Uzay keşfini engelleyen pek çok şey var, bunlardan biri de elbette güç ve itici güç" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>IVO'nun Kuantum İticisi, yakıtı ortadan kaldırarak bu itici güç sorununu çözüyor. Aslında yakıtı ortadan kaldırdığınızda sınırsız bir itiş gücüne sahip oluyorsunuz.<br />
	<br />
	<img src="uploads/avatars/thumb_logo-text.png" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">15 milyon kilometre uzaklıktan 'lazer ışınlı' sinyal geldi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/15-milyon-kilometre-uzakliktan-lazer-isinli-sinyal/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/15-milyon-kilometre-uzakliktan-lazer-isinli-sinyal/</id>
<published><![CDATA[2023-11-21T05:21:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-11-21T05:21:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_24B32F-5809EB-6A00A3-146024-FC277D-EDC730.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>IFL Science, NASA’nın Ay’ın ötesinden Dünya’ya veri ışınlamak için lazerler kullandığını ve bunun uzay araçları iletişimi için potansiyel bir araç olacağını belirtti.<br />
	<br />
	</div>
<div>NASA, 14 Kasım’da bir asteroidi araştırmak üzere Psyche uzay aracını gönderdi. Uzay aracı, ajansın DSOC adı verilen Dünya-Ay sisteminin ötesindeki ilk optik iletişim gösterimini kullanıyor. Uzay aracı Psyche'nin lazer alıcısı JPL'deki Optik İletişim Teleskop Laboratuvarı'ndan iletilen güçlü bir yukarı bağlantı lazer işaretine kilitlendiğinde 'ilk ışığını' elde etti.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bağlantı sinyalleri ayrıca San Diego’daki Caltech Palomar Gözlemevi’ndeki Hale Teleskobu’na yönlendirilmesine yardımcı oldu. Bunun karşılaştırma olarak normal sinyallerden, yani teleskoptan yaklaşık 15 milyon km uzakta olduğu belirtilirken, Washington'daki NASA Genel Merkezi'nde Teknoloji Direktörü olan Trudy Kortes, bunun 'büyük bir bilimsel atılım' olduğunu söyledi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Kortes yaptığı açıklamada, "İlk ışığın elde edilmesi önümüzdeki aylarda DSOC'un birçok kritik dönüm noktasından biri olacak ve insanlığın bir sonraki dev adımını desteklemek üzere bilimsel bilgi, yüksek çözünürlüklü görüntüler ve video akışı gönderebilecek daha yüksek veri hızında iletişimin yolunu açacak. Hedef, Mars'a insan göndermek" dedi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Optik iletişim daha önce de Dünya'nın yörüngesinden gönderilmişti, ancak bu lazer ışınlarıyla ulaşılan en uzak mesafeydi. Buna ek olarak, optik iletişimin kat etmesi gereken mesafe arttıkça daha fazla hassasiyet gerektirdiği için daha da zorlaştığı belirtiliyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uzak bir gezegende şoke edici maddeler bulundu</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzak-bir-gezegende-soke-edici-maddeler-bulundu-273/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzak-bir-gezegende-soke-edici-maddeler-bulundu-273/</id>
<published><![CDATA[2023-11-16T05:10:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-11-16T05:10:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_35BF09-2DEFB1-6D099C-E50E11-02637F-B280FB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div><br />
	</div>
<div>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST), ilginç maddelerden meydana gelen bir atmosfere sahip "pofuduk" bir gezegen tespit etti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Gezegen, Dünyamızdaki gibi bir su ve bulut döngüsüne sahip. Fakat bulutlar kumdan ve silikattan meydana geliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu gezegenin atmosferinin diğer kısımları bizimkine daha çok benziyor ve teleskobun, uzayda yaşama ev sahipliği yapabilecek uzak gezegenleri inceleme becerisine dair ilgi çekici bir ipucu verebilir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Teleskopla toplanan veriler, Başak takımyıldızındaki bir yıldızın yörüngesinde dönen 200 ışık yılı uzaklıktaki WASP-107b gezegeninin su buharı, sülfür dioksit ve kum bulutlarından meydana gelen dinamik bir atmosfere sahip olduğunu ortaya çıkardı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilim insanları bu ötegezegenin (Güneş Sistemi'nin dışındaki gezegen) Dünya'dakine benzer bir bulut döngüsü olsa da damlacıkların su buharı yerine kumdan oluştuğunu söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Diğer ötegezegenlerdeki bulutların varlığına dair çıkarımlar yapılsa da araştırmacılar, Nature adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmalarının, gökbilimcilerin uzak bir gezegendeki bulutların kimyasal bileşimini tanımlayabilmesinin ilk örneğini sunduğunu belirtiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fransız hükümetinin finanse ettiği ve Paris'te yer alan araştırma kuruluşu Fransa Alternatif Enerjiler ve Atom Enerjisi Komisyonu'nda (CEA) gökbilimci olan, çalışmanın yazarı Dr. Achrene Dyrek şöyle diyor:</div>
<div><br />
	</div>
<div>JWST, Güneş Sistemimizde herhangi bir eşi olmayan bir ötegezegenin atmosferini derinlemesine betimlemeyi mümkün kılıyor, yeni dünyalar keşfediyoruz!</div>
<div><br />
	</div>
<div>Avrupalı gökbilimciler JWST'nin Orta Kızılötesi Aracı'nı (MIRI) kullanarak WASP-107b'nin atmosferinin derinliklerine baktı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>WASP-107b, Jüpiter'den sadece biraz küçük olsa da kütlesi, gaz devinin yüzde 10'undan daha az.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu da onu bilinen en düşük yoğunluklu ötegezegenlerden biri haline getirerek pamuk şeker gibi "pofuduk" etiketini kazanmasını sağladı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu ötegezegenin pofudukluğu, gökbilimcilerin atmosferin çok daha derinlerine (Jüpiter'e kıyasla aşağı yukarı 50 kat daha derine) bakmasına ve karmaşık kimyasal bileşimini ortaya çıkarmasına imkan tanıdı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Su buharı, SO2 ve silikat bulutlarının varlığını tespit eden ekip, sera gazı olan metanın (CH4) eksikliğinin dikkat çektiğini ve bunun da "iç kısmın sıcak olma ihtimaline" işaret ettiğini söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tıpkı Dünya'daki bulutlar gibi WASP-107b'nin kum bulutları da atmosferin üst kısmında yer alıyor ve sürekli süblimleşme ve yoğunlaşma döngüsünden geçiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Hollanda Uzay Araştırmaları Enstitüsü SRON'da kıdemli bir bilim insanı olan, çalışmanın yazarı Dr. Michiel Min "Bu kum bulutlarını atmosferin yüksek kısımlarında görmemiz, kum yağmuru damlacıklarının daha derin ve çok sıcak katmanlarda buharlaştığı ve ortaya çıkan silikat buharının etkin bir şekilde geri yukarı taşındığı ve bir kez daha silikat bulutları oluşturmak için yeniden yoğunlaştığı anlamına gelmeli" diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu, dünyamızdaki su buharı ve bulut döngüsüne çok benziyor fakat damlacıklar kumdan meydana geliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar çalışmalarının, diğer egzotik dünyaların iklim koşullarını daha iyi anlamada "kayda değer bir kilometre taşının" geride bırakılmasını sağladığını söylüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Belçika'daki KU Leuven'den çalışmanın yazarı Profesör Leen Decin "JWST'nin MIRI aracının bu pofuduk ötegezegende kum, su ve sülfür dioksit bulutlarını keşfetmesi kritik bir kilometre taşı" diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Gezegen oluşumu ve evrimine ilişkin anlayışımızı yeniden şekillendirerek kendi Güneş Sistemimize yeni bir ışık tutuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ajanslardan da yararlanılmıştır</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Erkekleri ve zararlı böcekleri öldüren bir virüs keşfedildi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/erkekleri-ve-zararli-bocekleri-olduren-bir-virus-k/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/erkekleri-ve-zararli-bocekleri-olduren-bir-virus-k/</id>
<published><![CDATA[2023-11-11T06:14:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-11-11T06:14:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_71CA94-FE4A4E-E94956-A58D0E-355C91-3D8606.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Japon bilim insanları uzun zamandır yaptıkları çalışmaların sonucu aldı. Tırtıllar üzerinde gerçekleştirilen çalışmada virüsün, sadece erkekleri öldürmek üzere evrimleştiği bilgisine ulaşıldı. İngiliz bir uzman bu virüsle beraber zararlı böcek popülasyonunun azalacağını düşünüyor. Bu kapsamda keşfedilen yeni virüsün DNA'sı ve hareketleri incelendi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Japonya Ulusal Tarım ve Gıda Araştırma Örgütü'nden araştırmacı ve çalışmanın yazarlarından biri olan Daisuke Kageyama, "Yakın gelecekte bunun gibi çok daha fazla vakanın keşfedileceğini umuyorum" dedi.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Virüs nasıl keşfedildi?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Minami Kyushu Üniversitesi'nde araştırma teknisyeni olan Misato Terao, virüsün tesadüfen bulunduğunu kaydetti. Terao, üniversitenin terasında hava alırken tırtılların bitkileri daha farklı şekilde kemirdiğini gördü, ve bu tırtılları böcek fizyoloğu uzmanı Yoshinori Shintani'nin laboratuvarına bıraktı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Shintani, tırtıllar üzerinde yaptığı çalışmalarda böceklerin hepsinin ilginç bir şekilde dişi olduğunu fark etti. Çalışma alanındaki erkek tırtıllarla bu dişileri çiftleştiren Shintani, 13 nesil sonra bile bu tırtılların büyük çoğunluğunun dişi olduğunu yalnızca 3 adet erkek tırtılın hayatta kaldığını belirledi. Shintani, bu durumla birlikte ellerinde 'erkek katili' bir virüsün olduğunu hemen anladı.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">İlaç etki etmiyor</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Yaptığı testlerde ilaçların virüsü ortadan kaldırmadığını da kayıtlara geçiren Shintani bu virüse SIMKV adını verdiklerini bildirdi. Virüsü daha sonra taşıyıcı olmayan erkeklere enjekte eden Shintani, bu tırtılların kısa bir süre içinde yaşamını yitirdiğini gördü. Cinsiyet dengesizliği nedeniyle tamamen tesadüfen fark edilen bu virüsün ılıman iklim nedeniyle ortaya çıktığı söyleniyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Dişileri neden öldürmüyor</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Geçmiş tecrübelerine dayanarak tırtıl hücrelerinin sitoplazmasını inceleyen Shintani bu anlaşılamayan mikropların anneden çocuklarına geçtiğini belirledi. Virüsün tırtılların üremesine müsade ettiğini ancak erkekleri 'işe yaramaz bir hale' soktuğunu kaydeden Shintani, dişilerin doğal seçilimde büyük bir avantaj kazandığını açıkladı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">NASA, 10.000 katrilyon dolarlık asteroid için yola çıktı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/nasa-10000-katrilyon-dolarlik-asteroid-icin-yola-c/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/nasa-10000-katrilyon-dolarlik-asteroid-icin-yola-c/</id>
<published><![CDATA[2023-10-14T06:42:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-10-14T06:42:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22FCF7-844F35-7EC897-020E25-56A8CE-F869F0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>NASA, yazın duyurduğu ve 10.000.000.000.000.000 dolar değerinde değerli metallerle dolu olduğu söylenen 16 Psyche adlı asteroide doğru yola çıkacağını duyurmuştu. Dün (13 Ekim) uzun zamandır beklenen görev başladı ve uzay aracı gökyüzüne gönderilirdi. Uzay aracı Mars ve Jüpiter arasındaki ana asteroid kuşağında yer alan asteroide ulaşmak için 2,2 milyar mil (3,5 milyar km) yol kat edecek.</div>
<div>Uzay aracı, SpaceX aracıyla uzaya gönderildi fakat mesafenin çok uzun olması nedeniyle roketin 2029'a kadar hedefine ulaşması beklenmiyor. Mayıs 2026'da aracın Mars'ı geçerken küçük bir hız artışı alacağını bildirdi.</div>
<div>Güneş sisteminde metal bakımından zengin 9 asteroid olduğu biliniyor. Bunların arasında ise 16 Psyche asteroiti en büyük ve eski asteroitlerden biri olarak öne çıkıyor. NASA Bilim Misyonu Direktörü Yönetici Yardımcısı Nicola Fox neden 16 Psyche'nin seçildiği hakkında, "Psyche açık ara en büyük asteroid. Ayrıca diğer küçük asteroidlerin kendilerine çarpan nesneler tarafından değiştirilmiş olma olasılığı daha yüksekken, büyük olanın tamamen değişmemiş olacağını düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>NASA'nın açıklamalarına göre asteroid 280 km genişliğinde ve 232 km uzunluğunda, yüzey alanının ise 165.800 km kare olduğu belirtiliyor. Ayrıca asteroidin toplam hacminin yüzde 30 ila 60'ının metal olduğu tahmin ediliyor. Bu da asteroidi oldukça değerli kılıyor.</div>
<div>Asteroidin içeriği şaşırtıcı bir değere sahip olsa da, NASA Psyche asteroidine sadece 'değerli metallerini toplamak için değil', gezegen çekirdekleri ve gezegenlerin nasıl oluştuğu hakkında bilgi edinmek için gideceğini açıkladı.&nbsp;</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çin uzaktan algılama özellikli uydularını fırlattı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/cin-uzaktan-algilama-ozellikli-uydularini-firlatti/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/cin-uzaktan-algilama-ozellikli-uydularini-firlatti/</id>
<published><![CDATA[2023-10-06T06:17:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-10-06T06:17:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_904D07-AEB83A-12150E-808EFE-A1927F-47EC80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Çin haber ajansı Xinhua'nın haberine göre, "Yaogan-39" uydularının üçüncü grubu, dün, Long March 2D roketiyle Sıçuan eyaletindeki Şiçang Uydu Merkezi'nden fırlatıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fırlatış, Long March roketleriyle icra edilen 490'uncu görev oldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çin, "Yaogan-39" uydularının ilk grubunu 31 Ağustos'ta, ikinci grubunu 17 Eylül'de uzaya göndermişti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Yaogan", Çincede "uzaktan algılama" anlamına geliyor. Bazı Batılı kaynaklar, Yaogan sınıfı uyduların askeri istihbarat amaçlı olduğunu, Çin Halk Kurtuluş Ordusunun uzay, siber uzay ve elektronik harpten sorumlu Stratejik Destek Gücü tarafından kontrol edildiğini öne sürüyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uzaylıları bulmak artık sadece 'an meselesi'</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzaylilari-bulmak-artik-sadece-an-meselesi-916/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/uzaylilari-bulmak-artik-sadece-an-meselesi-916/</id>
<published><![CDATA[2023-10-03T05:09:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-10-03T05:09:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_63D7B5-DFB38A-EC3A95-6D9AEC-BB1A5F-2F59E2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bunun yerine yaşamı "ne zaman bulacağımızın" yanıtını arıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Birçok bilim insanı önümüzdeki birkaç yıl içinde, Dünya dışı yaşamın izlerini keşfedeceğimiz konusunda iyimser.<br />
	<br />
	</div>
<div>Yakın gelecekte başlayacak bir Jüpiter misyonunu yöneten bir bilim insanı, gezegenin uydularında yaşamın izlerinin bulunmamasının "şaşırtıcı" olacağını söyleyecek kadar ileri gidiyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) James Webb Uzay Teleskobu (JWST) yakın zamanda Güneş Sistemimiz dışındaki bir gezegende yaşama dair umut verici ipuçları tespit etmişti.<br />
	</div><br />

<div>Devam eden ya da başlamak üzere olan çok sayıda uzay görevi, tüm zamanların en büyük bilimsel keşfi için yeni bir uzay yarışının başladığını gösteriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>İskoçya Kraliyet Gözlemevi'nin başındaki Prof. Dr. Catherine Heymans, "Sonsuz yıldız ve gezegenle dolu, sonsuz bir evrende yaşıyoruz. Ve birçoğumuz, buradaki tek akıllı yaşamın biz olamayacağına ikna olmuş durumdayız.<br />
	<br />
	</div>
<div>"Artık evrende yalnız olup olmadığımız sorusuna cevap verebilecek teknolojiye ve yeteneğe sahibiz" diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">'Goldilocks bölgesi'</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Teleskoplar artık uzak yıldızların yörüngesindeki gezegenlerin atmosferlerini analiz ederek, Dünya'da yalnızca canlı organizmalar tarafından üretildiği bilinen kimyasalları arayabiliyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Böyle bir keşfin ilk işareti bu ayın başlarında tespit edildi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Dünya'da basit deniz organizmalarının ürettiği bir gaza ait ilk işaret, 120 ışıkyılı uzaklıktaki K2-18b adlı gezegenin atmosferinde tespit edildi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Gezegen, gökbilimcilerin "Goldilocks bölgesi" olarak adlandırdığı bölgede yer alıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Gezegen, yıldızından, yüzey sıcaklığının ne çok sıcak ne de çok soğuk olacağı kadar uzakta, yaşamı desteklemek için gerekli olan suyun sıvı halde bulunabileceği kadar uzakta.<br />
	<br />
	</div>
<div>Keşfi yapan ekip bir yıl içinde heyecan verici ipuçlarının doğrulanıp doğrulanmadığını öğrenmeyi umuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Araştırmayı yöneten Cambridge Üniversitesi'nde Astronomi Enstitüsü'nden Prof. Nikku Madhusudhan, ipuçlarının doğrulanmasının "yaşam arayışıyla ilgili bildiklerimizi radikal biçimde değiştireceğini" söyledi.<br />
	<br />
	</div>
<div>BBC'ye konuşan Madhusudhan, "Eğer araştırdığımız ilk gezegende yaşamın izlerini bulursak evrende hayatın yaygın olma olasılığını artıracak" dedi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Gelecek beş yıl içinde evren ile ilgili bildiklerimizde "büyük bir dönüşüm" olacağını ön görüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ekibi K2-18b'de yaşamın izlerini bulamazsa araştırmalarına Goldilocks bölgesindeki ilk etapta 10 gezegenle ve muhtemelen daha sonra başkalarıyla devam edecekler.<br />
	<br />
	</div>
<div>Yaşama dair bir iz bulunamaması bile "bu tip gezegenlerdeki yaşam olasılığına dair önemli iç görüler sağlayacak".<br />
	<br />
	</div>
<div>Projesi evrende yaşamın izlerini arayan birçok projeden sadece biri.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bu projelerden bazıları Güneş Sistemi'ndeki gezegenleri, bazıları çok daha uzakları, uzayın derinliklerini araştırıyor.</div>
<div><br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/uzayli-1.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Sanat Eseri: K2-18 b, sıcaklığının yaşamı desteklemesine yetecek kadar uzakta, kırmızıyla gösterilen, soğuk bir cüce yıldızın yörüngesinde dönüyor.</span><br />
	<br />
	</div>
<div>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu güçlü olsa da sınırları var.<br />
	<br />
	</div>
<div>Telekop, çok uzakta olup Dünya kadar küçük olan gezegenleri tespit edemeyebilir. K2-18b'nin hacmi dünyanın sekiz katı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Buna ek olarak yıldızına Dünya kadar yakın olan gezegenleri ışığın yansıması nedeniyle göremeyebilir.<br />
	<br />
	</div>
<div>NASA, Yaşanabilir Dünyalar Gözlemevi projesiyle bu sorunun üstesinden gelmeyi amaçlıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>2030'da yaşama geçmesi planlanan gözlemevi, pratikte yüksek teknolojiye sahip bir güneş kalkanı olarak işlev görüyor. Böylelikle gezegenin etrafında döndüğü yıldızın ışığının minimize edilmesini sağlıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Gelecek yedi yıl içinde yerde olması planlanan Avrupa Güney Rasathanesi'nin (ESO) Aşırı Büyük Teleskop'u, Şili çöllerinden açık gökyüzünü inceleyecek.<br />
	<br />
	</div>
<div>Teleskobun 39 metre çapındaki aynası, bugüne kadar bir alet için üretilen en büyük ayna olma özelliğinde. Bu özelliği haleflerine göre gezegen atmosferlerinde daha fazla detay görmesini sağlayacak.<br />
	<br />
	</div>
<div>Gezegenlerin atmosferlerini analiz eden bu teleskopların üçü de maddeleri yaydıkları ışığa bakarak ayırt ediyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Teleskoplar o kadar güçlüler ki, yüzlerce ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın yörüngesinde dönen bir gezegenin atmosferinden gelen küçük bir ışık huzmesini bile analiz edebiliyorlar.</div>
<div><br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/uzayli-2.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Europa'nın kaplan çizgileri buzlu yüzeyindeki çatlaklardan kaynaklanıyor</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bazıları yaşamı uzak gezegenlerde arasa da bazıları arayışlarını yakınımızdaki gezegenlerle sınırlıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Güneş Sistemimizdeki gezegenleri inceleyen gökbilimcilerin güçlü adayları arasında Jüpiter'in buzlu uydusu Europa var.<br />
	<br />
	</div>
<div>Europa'nın buzlu yüzeyinin altında, yer yer uzay boşluğuna su püskürten bir okyanus var.<br />
	<br />
	</div>
<div>NASA'nın Clipper ve Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Jupiter Icy Moons Explorer (Juice) görevlerinin ikisi de oraya 2030'un başlarında ulaşacak.<br />
	<br />
	</div>
<div>Mars, henüz yaşayan canlılar için elverişli bir yer değil ancak astrobiyologlar bir dönem kalın bir atmosfere ve okyanuslara sahip olan gezegende yaşamın olduğunu düşünüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>NASA'nın Perseverance keşif aracı, bir dönemler antik bir nehir deltası olduğu düşünülen bir kraterden taş örnekleri topluyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>2030'lardaki ayrı bir görevse bu taşları Dünya'ya getirip basit yaşam formlarına ait mikrofosiller olup olmadığını inceleyecek.<br />
	</div><br />
<img src="uploads/Eylul 2023/uzayli-3.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
<br />

<div>ESA'nın Huygens iniş aracı tarafından yüzeye inerken çekilen Titan'ın görüntüsü<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Uzaylılar bizimle temasa geçmeye çalışıyor olabilir mi?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı bilim insanları Dünya dışı yaşamın bilim kurgunun sorusu olduğunu düşünüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak insanlar onlarca yıldır uzaylıların olası radyo sinyallerini arıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Dünya Dışı Zeka Arayışı Enstitüsü (SETI) bu arayışı sürdürüyor. Ancak arayışları bugüne kadar biraz rastgele ilerledi.<br />
	<br />
	</div>
<div>James Webb gibi gelişmiş teleskopların medeniyetlerin Dünya dışında gelişmesi için elverişli yerleri tespit ermesi SETI'nin bu bölgelere odaklanmasını sağlayabilir.<br />
	<br />
	</div>
<div>Evrende yaşam çalışmalarına odaklanan SETI Carl Sagan Merkezi'nin direktörü Dr. Nathalie Cabrol, bu durumun yeni bir momentum yarattığını düşünüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Teleskoplarını yenileyen enstitü, uzak gezegenlerde güçlü lazer titreşimlerini arayan özel aletler kullanıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Oldukça nitelikli bir astrobiyolog olan Dr. Cabrol, bazı bilim insanlarının Seti'nin sinyal arayışına neden şüpheyle yaklaştığını anlıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak Dr. Cabrol, uzak atmosferlerden gelen kimyasal izlerin, Ay’a yakın uçuşlardan elde edilen ilginç verilerin ve hatta Mars'tan gelen mikrofosillerin bile yoruma açık olduğunu savunuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bir sinyal aramak, "yaşam belirtileri bulmaya yönelik çeşitli yaklaşımlar arasında en ihtimal dışı olan gibi görünebilir. Ama aynı zamanda en kesin kanıttır ve her an gerçekleşebilir".<br />
	<br />
	</div>
<div>Dr. Cabrol, "Gerçekten anlayabileceğimiz bir sinyale sahip olduğumuzu hayal edin" diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Otuz yıl önce, başka yıldızların etrafında dönen gezegenlere dair hiçbir kanıtımız yoktu. Artık gökbilimcilerin ve astrobiyologların benzeri görülmemiş bir şekilde ayrıntılı inceleyebileceği 5.000'den fazla şey keşfedildi.<br />
	<br />
	</div>
<div>K2-18b üzerinde çalışan ekibin bir üyesi olan Cardiff Üniversitesi'nden Dr. Subhajit Sarker'e göre, inanılmaz bir bilimsel buluştan daha fazlası olacak bir keşif için tüm unsurlar mevcut.<br />
	<br />
	</div>
<div>"Eğer yaşam belirtileri bulursak, bu bilimde bir devrim olacak ve aynı zamanda insanlığın kendisine ve evrendeki yerine bakışında da büyük bir değişikliğe yol açacak."<br />
	<br />
	<img src="uploads/avatars/bbc.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bilim insanları antimaddenin gizemini çözmek üzere</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bilim-insanlari-antimaddenin-gizemini-cozmek-uzere/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bilim-insanlari-antimaddenin-gizemini-cozmek-uzere/</id>
<published><![CDATA[2023-09-28T06:13:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-28T06:13:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C524E6-3513DC-2FC87D-693A64-7E5B2A-93BBD6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Antimadde maddenin tam tersi. Evrenimizi oluşturan Büyük Patlama'da eşit miktarlarla ortaya çıktılar. Madde her yerde olsa da, antimaddeyi bulmak çok zor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Son çalışmada, hem maddenin hem de antimaddenin yerçekimine aynı tepkiyi verdiği keşfedildi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Fizikçiler, Evrenin nasıl oluştuğunu açıklamak için yıllardır madde ve antimaddenin farklılıklarını ve benzerliklerini bulmaya çalışıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Antimaddenin yer çekimine düşerek değil de, yükselerek tepki verdiği keşfedilseydi, bu fizikle ilgili bildiğimiz her şeyi darmadağın ederdi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Şimdiyse ilk kez, antimaddenin atomlarının da aşağı doğru düştükleri saptandı. Ancak bu bilimsel bir son değil, aksine yeni deneylerin ve teorilerin kapılarını açıyor. <br />
	<br />
	<span style="font-weight: bold;">Örneğin, aynı hızda mı düşüyorlar?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Büyük Patlama sırasında madde ve antimaddenin birbirlerini yok etmesi ve ışık dışında bir şey kalmaması gerekiyordu. Neden böyle olmadığı fizik biliminin en büyük gizemlerinden biri ve farklılıklarını keşfetmek çözüm için büyük önemde.<br />
	<br />
	</div>
<div>Evrenin oluştuğu o ilk anlarda, madde bir şekilde antimaddeye üstün geldi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Dünyanın en büyük fizik laboratuarı, İsviçre'deki CERN'den Dr. Danielle Hodgkingson, antimaddenin yer çekimine nasıl tepki verdiğinin gizemi çözmenin anahtarı olabileceğini söylüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Hodgkingson "Evrenimizde maddenin nasıl üstün geldiğini anlayamıyoruz. Dolayısıyla, deneylerimizin motivasyonu bu" diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Evrendeki antimadde sadece bir anlığına, saniyenin bir kısmında var oluyor. Dolasıyla, CERN ekibinin antimaddeyi istikrarlı ve daha uzun süreli bir hale getirmesi gerekiyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div>Prof. Jeffrey Hangst, atom altı parçacıklarından binlerce antimadde atomu toplayıp, bir yerde tutup, yer çekimine tepkisini görebilmeyi sağlayacak bir tesis kurabilmek için 30 yılını harcadı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Hangst "Antimadde aklınıza getirebileceğiniz en havalı, en gizemli şey. Anlayabildiğimiz kadarıyla, sadece antimaddeden yapılmış bir evren inşa edebiliriz. Bu meseleyi ele almak ilham verici bir şey. Antimaddenin ne olduğu ve nasıl davrandığı konusundaki en temel sorulardan biri" iyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Antimadde nedir?</span></div>
<div><br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/anti-1.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Evreni oluşturan Büyük Patlama'dan kısa süre sonra, madde ve antimadde eşit miktarlardaydı.</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Maddenin ne olduğuyla başlayalım: Dünyamızdaki her şey maddeden, atom adı verilen küçük parçacıklardan oluşuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>En basit atom hidrojen atomu. Güney büyük ölçüde hidrojen atomlarından oluşuyor. Bir hidrojen atomu, ortadaki iki pozitif yüklü proton ve yörüngesinde dönen negatif yüklü elektrondan oluşuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Antimaddede ise elektrik yükleri tam tersi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Örneğin, hidrojenin antimadde versiyonu olan antihidrojen CERN'deki deneylerde kullanıldı. Ortada negatif yüklü yüklü bir proton (antiproton) ve yörüngesinde dönen pozitif yüklü bir elektron (pozitron) var.<br />
	<br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/anti-2.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div>Bu antiprotonlar Cern'deki hızlandırıcılarda partiküllerin çarpıştırmasıyla oluşturuldu. Antimadde laboratuvarına borular aracılığıyla, ışık hızına yakın bir hızda ulaştılar. Bu, araştırmacıların kontrolü ele alabilmesi içinse çok fazla bir hız.<br />
	<br />
	</div>
<div>İlk aşamada bir halkanın etrafında döndürülerek yavaşlatılıyorlar. Bu enerjilerini çekiyor ve daha yönetilebilir hızlara düşüyorlar.<br />
	<br />
	</div>
<div>Antiprotonlar ve pozitronlar daha sonra dev bir mıknatısa gönderiliyor ve burada karışıp binlerce antihidrojen atomu oluşturuyorlar.<br />
	<br />
	</div>
<div>Mıknatıs, antihidrojeni tutan bir manyetik alan yaratıyor. Antimadde içinde bulunduğu konteynerin kenarına dokunursa anında yok oluyor, çünkü antimadde bizim dünyamızla temastan sağ çıkamıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Manyetik alan kapatıldığında, antihidrojen atomları serbest bırakılıyor. Daha sonra da sensörler aşağı mı yukarı mı gittiklerini saptıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı teorisyenler daha önce de antimaddenin yer çekimiyle karşılaştığında düşeceğini tahmin etmişti. Özellikle de Albert Einstein 100 yıldan uzun süre önce İzafiyet Teorisi'nde antimaddenin de tıpkı madde gibi tepki verip aşağı düşmesi gerektiğini söylemişti.<br />
	<br />
	</div>
<div>CERN'deki araştırmacılar böylece çok daha büyük bir netlikle Einstein'ı doğrulamış oldu.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak antimaddenin yer çekimi karşısında yukarı değil de, aşağı doğru düşmesi, maddeyle aynı hızda düştüğü anlamına gelmiyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Araştırmanın bir sonraki adımı için ekip deneylerini güncelleyip, daha duyarlı bir hale getiriyor. Amaç antimadde düşerken maddeyle arasında küçük bir fark olup olmadığını bulmak.<br />
	<br />
	</div>
<div>Eğer öyleyse, tüm soruların en büyüğü, Evrenin nasıl oluştuğu sorusu yanıt bulabilir.<br />
	<br />
	<img src="uploads/avatars/bbc.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ChatGPT artık güncel verileri de kullanabilecek</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/chatgpt-artik-guncel-verileri-de-kullanabilecek-65/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/chatgpt-artik-guncel-verileri-de-kullanabilecek-65/</id>
<published><![CDATA[2023-09-28T06:03:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-28T06:03:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6BD298-D6DAA2-F9BC3E-0E9799-5239DC-AF681F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>OpenAI şirketinin kullanıma açtığı ChatGPT bugüne kadar cevaplarında sadece Eylül 2021'e kadar olan bilgilere yer verebiliyordu. Yani robotun veri tabanı Eylül 2021 ve öncesinde internete girilmiş bilgilerden oluşuyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bugünden itibarense robotun "premium" kullanıcıları artık sorularına gerçek zamanlı yanıtlar alabilecek. Yani bu kullanıcılar artık sohbet robotuna güncel olayları sorabilecek, haberleri buradan takip edebilecek.<br />
	<br />
	</div>
<div>Sohbet robotunun ücretsiz olan GPT-3.5 sürümüne güncel verilere ulaşıp ulaşamadığını sorduğumuzdaysa hala "Üzgünüm, bilgi kesim tarihim Eylül 2021'e kadar olan verileri içeriyor ve o tarihten sonraki güncellemelere erişimim yok" yanıtını veriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>OpenAI güncel veri özelliğinin yakında bütün kullanıcılara açılacağını belirtti.<br />
	<br />
	</div>
<div>Şirket bu hafta başında yaptığı açıklamada, ChatGPT'ye yakın zamanda sesli sohbet özelliğinin de ekleneceğini haber vermişti.<br />
	<br />
	</div>
<div>ChatGPT ve benzeri yapay zeka sohbet robotları kullancılara "olabildiğince insansı" cevaplar verebilmek için çok büyük miktarda veri kullanıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bu robotların çevrimiçi bilgi arama yöntemlerini dramatik şekilde değiştirmesi bekleniyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>University College London'da iş psikolojisi dalında Prof. Tomas Chamorro-Premuzic "Bu özellik getirilmemiş olsaydı insanlar son bilgileri almak için Google ya da Twitter'a gitmek zorunda kalacaktı. Artık ChatGPT'ye güncel haber kaynağı muamelesi yapabiliriz" diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak Chamorro-Premuzic, haber kaynağı olarak bu yapay zeka robotlarını kullanmanın iyi olduğu kadar, riskli yanları da bulunduğuna dikkat çekiyor:<br />
	<br />
	</div>
<div>"Acil yanıt aradığınız sorulara hızlı cevaplar vermesi iyi ancak kaynak göstermeden bilgi veriyor olması yanıltıcı olabilir".<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Neden bugüne kadar güncel değildi?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>ChatGPT'nin gerçek zamanlı verilere erişemiyor olmasının birkaç farklı sebebi vardı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bunlardan biri programlama maliyeti. Her bir aramanın OpenAI'a birkaç sente (doların yüzde biri) mal olduğu biliniyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bir diğer sebep de "güvenlik". Verinin limitli olması şirkete bir güvenlik ağı sağlıyordu. Yani erişiminin Eylül 2021'e kadar olan verilerle sınırlı olması ChatGPT'yi, internete yeni yüklenmiş ve henüz kaldırılmamış zararlı ya da yasa dışı verileri kullanmaktan alıkoyuyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div>ChatGPT'ye güncel verilere erişiminin neden bu kadar uzun sürdüğünü sorduğumuzdaysa bize üç yanıt veriyor: dil modellerinin programlamasının uzun zaman alması ve çok kaynak gerektirmesi, gerçek zamanlı veri kullanımının yanlışlıklara yol açma ihtimali, ve gerçek zamanlı verilerin kullanımının -özellikle telif hakkına tabi içeriklerin kullanımıyla ilgili- gizlilik ve etik endişelere yol açması.<br />
	<br />
	</div>
<div>ChatGPT'nin bu yeni özelliği, yapay zekanın karşı karşıya olduğu büyük ikilemin de mükemmel bir örneği; bu teknolojinin gerçekten yararlı olabilmesi için önündeki parmaklıkların kaldırılması ya da esnetilmesi gerekiyor, ancak bunu yaparak bu teknolojinin daha tehlikeli ve kötü amaçlı kullanımının da önü açılmış oluyor.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Asteroit parçası taşıyan kapsül Dünya'ya indi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/asteroit-parcasi-tasiyan-kapsul-dunya-ya-indi-397/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/asteroit-parcasi-tasiyan-kapsul-dunya-ya-indi-397/</id>
<published><![CDATA[2023-09-25T05:44:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-25T05:44:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7557E7-BE9788-FBE82C-BE5F44-283174-4E0247.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bir araba lastiği büyüklüğündeki kapsül, saniyede 12 kilometrelik hızıyla gökyüzünde bir ateş topu oluşturdu. Kapsülün hızı, ısı kalkanı ve paraşütlerle yavaşlatıldı ve ABD'nin Utah eyaletinde Batı Çölü'ne yumuşak iniş yaptı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Kapsülün getirdiği yaklaşık 250 gram ağırlığındaki örnekler, analiz edilmek üzere Teksas'taki Johnson Uzay Merkezi'ne götürüldü.<br />
	<br />
	</div>
<div>Dağ büyüklüğündeki asteroit Bennu'dan aldığı bir avuç tozu getirecek kapsülün, en derin sorulara yanıt vermesi bekleniyor: Nereden geliyoruz?</div>
<div><br />
	</div>
<div>Misyonun baş araştırmacısı Profesör Dante Lauretta, "Asteroit Bennu'dan 250 gramlık numuneyi Dünya'ya getirdiğimizde, gezegenimizden önce var olan malzemeye, hatta belki de Güneş Sistemimizden önce var olan bazı taneciklere bakıyor olacağız" diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>"Başlangıcımızla ilgili ipuçlarını bir araya getirmeye çalışıyoruz. Dünya nasıl oluştu ve neden yaşanabilir bir dünya haline geldi? Okyanuslar suyunu nereden aldı; <br />
	<br />
	atmosferimizdeki hava nereden geldi; ve en önemlisi, Dünya'daki tüm yaşamı oluşturan organik moleküllerin kaynağı nedir?"<br />
	<br />
	</div>
<div>Bilim insanlarının genel kanısı, önemli bileşenlerin birçoğunun aslında gezegenimize erken dönemlerinde çarpan asteroitlerle taşındığı yönünde.<br />
	<br />
	</div>
<div>Güneş Sistemi'nin yaklaşık 4,6 milyar yıl önce oluştuğu hesaplanıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Rock yıldızı astrofizikçinin rolü</span></div>
<div><br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/asteroid-1.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Efsane İngiliz rock grubu Queen'in gitaristi ve astrofizikçi Brian May de projede önemli bir rol oynadı.</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bennu 500 metre büyüklüğünde bir asteroit. Buradan parçalar getirme arayışı 2016'da NASA'nın Osiris-Rex sondasını fırlatmasıyla başladı. Cisme ulaşmak iki yıl sürdü.<br />
	<br />
	 Görev ekibinin asteroit yüzeyinden "toprak" örneği almak için güvenli bir yer belirleyebilmesi için de iki yıl daha haritalama yapılması gerekti.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bu konuda kilit isim efsane İngiliz rock grubu Queen'in gitaristi Dr. Brian May oldu. May astrofizikçi ve stereo görüntüleme konusunda uzman.<br />
	<br />
	</div>
<div>May ve ekip arkadaşı Claudia Manzoni Bennu'daki olası alanların yerlerini belirlediler.<br />
	<br />
	</div>
<div>Brian May BBC'ye verdiği demeçte şunları söyledi:<br />
	<br />
	</div>
<div>"Her zaman bilimin yanı sıra sanat da gerekir. Uzay gemisinin düşme ihtimalinin olup olmadığını ya da nihai olarak seçilen Nightingale adlı bölgenin hemen kenarında bulunan 'kıyamet kayasına' çarpıp çarpmayacağını bilmek için araziyi hissetmeniz gerekir. Böyle bir şey olsaydı felaket olurdu."<br />
	<br />
	</div>
<div>Londra Doğa Tarihi Müzesi'nden Dr. Ashley King ilk analizi yapan ekipte olacak.<br />
	<br />
	</div>
<div>"Bir asteroitten örnek getirmek çok sık yaptığımız bir şey değil. Bu yüzden ilk ölçümleri gerçekten iyi yapmak önemli. Bu inanılmaz derecede heyecan verici" diyor.<br />
	<br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/asteroid-2.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Su eşleşmesine bakılacak</span><br />
	<br />
	</div>
<div>NASA, Bennu'yu Güneş Sistemi'ndeki en tehlikeli kaya olarak görüyor. Uzayda izlediği yol nedeniyle, bilinen asteroitler arasında Dünya'ya çarpma olasılığı en yüksek olanı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak çarpma ihtimali çok düşük; yazı tura atıp arka arkaya 11 kez aynı yüzün denk gelmesi ihtimali kadar. Herhangi bir çarpışmanın da önümüzdeki yüzyılın sonlarına kadar gerçekleşme ihtimali görülmüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bennu muhtemelen minerallerine bağlı çok miktarda su içeriyor (ağırlık olarak %10 kadar). Bilim insanları bu sudaki farklı hidrojen atomu türlerinin oranının Dünya okyanuslarındakine benzer olup olmadığına bakacaklar.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı uzmanlar Dünya'nın ilk dönemlerinde çok sıcak olduğu için suyunun çoğunu kaybettiğine, daha sonraki göktaşı yağmurlarının okyanusların hacminin genişlemesinde önemli rol oynadığına inanıyor. Bennu ile su eşleşmesi bulunursa (2 Hidrojen ve 1 Oksijen atomu - H₂O) bu fikir desteklenmiş olacak.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Peki bu araştırmalar için 250 gramlık numune yeterli olacak mı?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>NASA'nın Teksas'taki Johnson Space Merkezi'nin baş mühendislerinden Eileen Stansbery, "Çok küçük parçacıkları bile çok büyük çözünürlükte inceleyebiliyoruz, bir nesneyi nano boyutlarda inceleyebiliyoruz. Bu yüzden 250 gramlık numune aslında çok büyük" dedi.<br />
	</div><br />

<div><span style="font-weight: bold;">Karbon</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bennu muhtemelen ağırlıkça yaklaşık % 5-10 oranında karbon da içeriyor. Asıl ilgi de burada yatıyor. Gezegenimizdeki yaşam organik kimyaya dayanıyor. Dünya'nın ilk dönemlerinde yaşamı başlatmak için suyun yanı sıra karmaşık moleküllerin de uzaydan gelmesi mi gerekmişti?<br />
	<br />
	</div>
<div>Londra Doğa Tarihi Müzesi'nden Profesör Sara Russell, "Örnek üzerinde yapılacak ilk analizlerden biri, içerdiği tüm karbon bazlı moleküllerin listesi olacak" diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>"Meteoritlere bakarak asteroitlerin çok sayıda farklı organik molekül içerdiğini biliyoruz. Ancak meteoritler genellikle çok kirlidir ve bu nedenle bu numune dönüşü bize Bennu'nun bozulmamış organik bileşenlerinin ne olduğunu gerçekten bulma şansı veriyor."<br />
	<br />
	</div>
<div>Profesör Lauretta da şunu ekliyor: "Aslında bu kirlenme sorunu nedeniyle meteoritlerde proteinlerde kullanılan amino asitleri hiç aramamıştık. Bu nedenle, dışsal dağıtım hipotezi olarak adlandırdığımız, bu asteroitlerin proteinlerin kaynağı olduğu fikrine ilişkin anlayışımızı gerçekten ilerleteceğimizi düşünüyoruz.</div>
<div><br />
	<img src="uploads/Eylul 2023/asteroid-3.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Bennu asteroidi, gezegenlerin oluşumundan arta kalan maddelerden oluşuyor<br />
		<br />
		</span><img src="uploads/avatars/bbc.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><span style="font-weight: bold; font-style: italic;"><br />
		<br />
		</span></div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karıncaları zombiye çeviren parazit bilinenden daha kurnaz</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/karincalari-zombiye-ceviren-parazit-bilinenden-dah/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/karincalari-zombiye-ceviren-parazit-bilinenden-dah/</id>
<published><![CDATA[2023-09-19T06:06:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-19T06:06:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_58A151-9DEC8A-80AC09-F9F75A-869034-FA32DD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Danimarka'daki Kopenhag Üniversitesi'nden isimlerin de aralarında yer aldığı araştırmacılar kum kelebeği adlı parazitin, o gün çok sıcak olduğunda karıncaların güneşin ölümcül ışınlarından kaçınmasını sağlayarak bu böceklerin paraziti başka konakçılara bulaştıracak kadar uzun yaşamasını mümkün kıldığını keşfetti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yakın zamanda Behavioral Ecology adlı bilimsel dergide yayımlanan yeni çalışmada bu karaciğer kelebeğinin, gün içinde hava çok sıcak olduğunda karıncanın çimin yaprağından aşağı doğru sürünmesini bile sağlayabildiği tespit edildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yaşam döngüsü salyangoz gibi canlıları ve hatta inek gibi otlayan hayvanları da kapsayan bu parazit, karıncaların beyinlerini kontrol altına alarak iradeleri dışında çim yapraklarına tutunmasını sağlamasıyla biliniyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu parazit kurtla enfekte olan karıncalar, sallanan bir çim yaprağının üzerine istemsizce tırmanıp güçlü çeneleriyle yaprağa sıkıca tutunuyor ve böylece sığır ve geyik gibi otlayan hayvanların, hiçbir şeyden şüphelenmeyen böceği yeme ihtimali artıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmanın ortak yazarlarından Brian Lund Fredensborg yaptığı açıklamada, "Sabah ve akşamın serin saatlerinde sığır ve geyikler otlarken karıncaları otların üzerine çıkarmak ve daha sonra güneşin ölümcül ışınlarından kaçınmaları için tekrar aşağı indirmek gayet akıllıca" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Dr. Fredensborg şöyle belirtti:&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Keşfimiz, başlangıçta düşündüğümüzden daha gelişmiş bir paraziti ortaya çıkarıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><img src="uploads/Eylul 2023/karinca-i.jpg" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /></div>
<div><br />
	</div>
<div>Bir şeyden şüphelenmeyen karınca yukarı tırmanarak güçlü çenesiyle bir çim yaprağının tepesine sıkıca tutunuyor ve böylece sığır ve geyik gibi otlayan hayvanların kendisini yeme olasılığı artıyor (Kopenhag Üniversitesi)</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yeni çalışmada Danimarka'nın Roskilde kasabası yakınlarında yer alan Bidstrup Ormanları'ndaki enfekte olmuş yüzlerce karıncayı etiketleyen bilim insanları, bu böcekleri daha uzun süre takip etmeyi başardı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırmacılar daha sonra ışık, nem, saat ve sıcaklık gibi çevresel koşullardaki değişikliklere göre karıncaların davranışlarını gözlemledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilim insanları sıcaklığın karınca davranışları üzerinde etki yarattığını buldu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Sıcaklık düşükken, karıncaların çim yaprağının tepesine yapışmaya daha yatkın olduğu görüldü.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ancak termometrenin cıvası yükseldiğinde, karıncalar çimi bırakıp aşağıya sürünüyordu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Dr. Fredensborg, "Sıcaklık ve karınca davranışı arasında net bir korelasyon bulduk. Karıncaların 'zombi tuşunu' bulduğumuzu söyleyerek şakalaştık" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Önceki araştırmalar karaciğer kelebeği karıncaya bulaştığında, yüzlerce parazitin böceğin vücudunu istila ettiğini ancak sadece bir tanesinin beyne ulaştığını ortaya koymuştu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tek başına kalan bu karaciğer kelebeği paraziti, konakçının davranışlarını etkilerken diğerleri de karıncanın karnında kendilerini korumak için bir kapsülde gizleniyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Dr. Fredensborg sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<div>Parazitin karıncanın beynini ne zaman ele geçireceğini sıcaklığın belirlediğini artık biliyoruz. Ancak parazitin, karıncaları zombiye dönüştürmek için hangi kimyasal madde karışımını kullandığını hâlâ çözmemiz gerekiyor.</div>
<div><br />
	<img src="uploads/avatars/thumb_logo-text.png" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya'nın son anlarında neler olacak?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-nin-son-anlarinda-neler-olacak-535/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/dunya-nin-son-anlarinda-neler-olacak-535/</id>
<published><![CDATA[2023-09-19T06:06:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-19T06:06:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_91B9DF-99AE99-C6B78B-E31E0D-D98A87-E43A22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Şimdiye dek yapılan araştırmalar ve ömrünün sonlarına gelmiş Güneş benzeri yıldızlardan toplanan veriler doğrultusunda hazırlanan bu canlandırmalar, aynı zamanda Dünya'nın nasıl yok olacağını da dehşetengiz biçimde gözler önüne seriyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Buna göre birkaç milyar yıl içinde Dünya yok olmaya başlayacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Güneş ömrünü tamamladığında şimdiki boyutunun çok ötesine geçerek şişecek. Yıldızlar bu aşamada "kırmızı dev" adını alıyor.</div>
<div><br />
	<br />
	<br />
	</div>
<div>Dünya'daki okyanuslar kaynarken, nihayetinde yıldız, gezegeni ve kalabilecek son yaşam kırıntılarını da yutacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Üstelik Dünya yutulduktan sonra da Güneş şişmeye devam edecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yıldız yaklaşık 7,59 milyar yıl içinde tam gelişmiş bir kırmızı dev haline geldiğinde yarıçapı, şimdikinin 256 katına ulaşmış olacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>ESO'nun YouTube kanalında yayımlanan bir videoda, Güneş'in bu devasa boyutlara nasıl ulaşacağı ayrıntılı biçimde gösteriliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Videoda Dünya'nın konumu değişmezken, Güneş'in giderek büyüdüğü ve gezegene hızla yaklaştığı, sonunda da onu içine yuttuğu görülüyor.</div>
<div><br />
	<br />
	</div>
<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/MXqwRYaa1qA?si=6HsZZYyIMBDzsA8S" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen=""></iframe>
<div><br />
	</div>
<div>Bu gerçekleştiğinde Güneş Sistemi'nin halihazırda Dünya'yı kapsayan yaşanabilir bölgesi de çok daha uzağa kaymış olacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilim insanları o gün geldiğinde sistemin yaşanabilir bölgesinin Kuiper Kuşağı olabileceğini düşünüyor. Güneş Sistemi'nin uzak kenarında yer alan bu kuşak, uzay kayaları ve cüce gezegenlerden oluşuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu da Dünya'nın yok olmasının ardından bu kayalık cisimlerde hayatın var olabileceği anlamına geliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Coconut ScienceLab adlı YouTube kanalında yayımlanan bir diğer videodaysa Güneş'in genişlemesi, yörüngesinde dönen diğer gezegenlerle birlikte resmediliyor.</div>
<div>&nbsp;</div>
<div><br />
	</div>
<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/_18ubTIfYbo?si=jbCr6Dvi_fGGe9FG" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen=""></iframe>
<div><br />
	</div>
<div>Öte yandan Güneş, bir gün kırmızı dev evresini aşıp çok daha kararlı olan ve hiç rüzgar yaymayan beyaz bir cüceye dönüşecek. İşte bu noktada sistemdeki bir gezegenin hayatta kalmasının mümkün olabileceği düşünülüyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Zira bilim insanları, beyaz cüce yıldızların, yörüngelerinde yaşanabilir gezegenlere ev sahipliği yapabileceğini düşünüyor. Ancak bu gezegenlerin, kırmızı dev evresinden sonra ortaya çıkması gerekiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Diğer bir deyişle Dünya'nın beyaz cüceye dönüşen Güneş'in etrafında dönmeye devam etmesi mümkün görünmüyor.<br />
	<br />
	<img src="uploads/avatars/thumb_logo-text.png" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />
	<br />
	</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bilim insanları "uzaylı bedenleri" hakkında ne diyor?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/bilim-insanlari-uzayli-bedenleri-hakkinda-ne-diyor/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/bilim-insanlari-uzayli-bedenleri-hakkinda-ne-diyor/</id>
<published><![CDATA[2023-09-16T06:12:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-16T06:12:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_80CBEB-72DB1A-94EB8B-AAE204-8196FA-526A09.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bir bilim insanı, Meksika'da bulunan sözümona uzaylıların "hiçbir anlam ifade etmediğini" ve kanıttan yoksun olduklarını söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu hafta Meksika Kongresi'nde tuhaf görünüme sahip insansı bedenler sunuldu. Dünya dışı varlıklara ait olduğu iddia edilen bu bedenlerin ilk uzaylı kalıntılarının bulunduğuna dair internette heyecan yaratması uzun sürmedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ancak bilim insanları, kalıntıların gerçekliğine dair iyi bir kanıt bulunmadığını ve bunların ceset bile olmayabileceğini belirtmekte gecikmedi. Aynı oturumlarda yer alan diğer kişiler bile bu açıklamayı "asılsız bir gösteri" diye eleştirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kongre oturumlarında Meksikalı gazeteci Jos&eacute; Jaime Maussan, Peru'da bulunan sözümona mumyaların yerleştirildiği iki kutu sundu. Kendisi ve diğerleri bu mumyaların "karasal evrimimizin bir parçası olmayan insan dışı varlıklar" olduğunu söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Büzüşmüş, çarpık kafalı, pörsümüş bedenler salondakileri dehşete düşürürken, sosyal medyada da büyük yankı uyandırdı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Maussan, "Bu, tüm kanıtların kraliçesidir" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yani, DNA bize onların insan dışı varlıklar olduğunu ve dünyada buna benzeyen hiçbir şey olmadığını gösteriyorsa, bunu böyle kabul etmeliyiz.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fakat Maussan, onları henüz "dünya dışı varlıklar" diye nitelemek istemediği uyarısını yaptı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kurutulduğu söylenen cesetler 2017'de, Peru'nun kumlu kıyı çölü Nazca'da yeraltının derinliklerinde bulundu. Bölge, toprağa kazınmış ve sadece kuş bakışı görülebilen esrarengiz devasa figürlerle tanınıyor. Çoğu kişi Nazca Çizgileri'ni eski yerli topluluklara atfetse de bu oluşumlar pek çok kişinin ilgisini çekiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Maussan 2017'de Peru'da da benzer iddialarda bulunmuş ve ülkenin savcılığı tarafından hazırlanan bir raporda cesetlerin aslında "deri varlığını taklit etmek için kağıt ve sentetik yapıştırıcı karışımıyla kaplanmış, yeni imal edilmiş oyuncak bebekler" olduğu saptanmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Raporda, figürlerin neredeyse kesinlikle insan yapımı olduğu ve "sunmaya çalıştıkları gibi atalara ait uzaylı kalıntıları olmadıkları" belirtiliyor. Cesetler o sırada kamuoyuna açıklanmamıştı, bu nedenle Meksika kongresine sunulanlarla aynı olup olmadıkları belli değil.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çarşamba günü, Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi Astronomi Enstitüsü'nde araştırmacı olan Julieta Fierro, figürlerle ilgili birçok detayın "hiçbir anlam ifade etmediğini" söyleyerek şüpheciliğini dile getirenler arasındaydı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Fierro, araştırmacıların üniversitelerinin sözümona keşiflerini onayladığı yönündeki iddialarının yanlış olduğunu ve bilim insanlarının kireçlenmiş olduğu öne sürülen cisimlerin "insan dışı" olup olmadığını belirlemek için kullandıklarını iddia ettikleri X-ışınlarından daha ileri bir teknolojiye ihtiyaç duyacaklarını belirtti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>"Maussan birçok şey yaptı. Guadalupe Bakiresi'yle konuştuğunu söylüyor" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bana dünya dışı varlıkların benimle kendisiyle konuştukları gibi konuşmadığını çünkü onlara inanmadığımı söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bilim insanı, Peru büyükelçisini davet etmeden Peru'dan kesinlikle "ulusun hazinesi" olacak bir şeyi çıkarmalarının tuhaf göründüğünü de sözlerine ekledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İktidardaki Ulusal Yenilenme Hareketi partisinin milletvekili Sergio Guti&eacute;rrez Luna, üç saati aşan oturumda öne sürülen tezler hakkında Kongre'nin tavrını ortaya koymadığını açıkça ifade etti. İnanıp inanmamak yasama organının her bir üyesinin kendi tercihiydi fakat ifade verenler doğruyu söyleyeceklerine dair yemin etmek zorundaydı.</div>
<div><br />
	Guti&eacute;rrez Luna, "tüm sesleri, tüm görüşleri" dinlemenin önemini vurguladı ve dünya dışı varlıklar hakkında şeffaf bir diyaloğun olmasını olumlu bulduğunu söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Oturumlar sona erdikten sonra, uçan cisimlerle açıklanamayan karşılaşmalarını anlatan eski ABD savaş pilotu Ryan Graves, aynı sahneyi paylaştığı kişiler tarafından hayal kırıklığına uğratıldığını söyledi. Daveti "hükümetin pilotların UAP'yle (Unidentified Aerial Phenomena/Tanımlanamayan Hava Olguları) deneyimlerine ilgisinin yoğunluğunu korumayı umarak" kabul ettiğini belirtti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Twitter'da "Ne yazık ki, dünkü gösteri bu konuda geriye doğru atılmış devasa bir adımdı" diye yazdı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>UAP'nin acil bir havacılık güvenliği, ulusal güvenlik ve bilim meselesi olduğuna dair farkındalık yaratmaya devam edeceğim ama bu asılsız gösteri beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Popüler bilim insanı Brian Cox da sözümona cesetlerin "fazlasıyla insansı" olduğunu söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Twitterda, "Başka bir gezegende evrimleşen zeki bir türün bize benzemesi hiç olası değil. İkincisi, bırakın yolun aşağısındaki üniversiteyi, 23andme'ye bir örnek gönderin, bunu size 10 dakika içinde söyleyeceklerdir" yazdı.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Deepfake'i saptamak mümkün olacak mı?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/deepfake-i-saptamak-mumkun-olacak-mi-159/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/deepfake-i-saptamak-mumkun-olacak-mi-159/</id>
<published><![CDATA[2023-09-11T06:06:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-11T06:06:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F8BFB5-B99AFA-E365EC-64D354-77B261-633DF2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Bu tür üretken yapay zekadaki patlamanın ışığında uyarılar gelmeye devam ediyor. Yapay zekaya eşlik eden olgular daha önce yaygın değildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Günümüzde ise yapay olarak oluşturulan içeriğin yalnızca varlığı bile herhangi bir görselin, videonun veya metin parçasının gerçekliği konusunda şüphe uyandırabilir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu içeriğin miktarı arttıkça ve modelleri geliştikçe bu şüphenin giderek artacağı kesin.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kimi insanlar bu şüphe dalgalarını istismar ediyor; örneğin dijital belgelerle desteklenen bir davadaki sanıklardan biri, kendisine yönelik iddiaların doğru olmasına rağmen, insanların kalplerinde şüphe uyandırmak isteyebiliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bütün meseleyi yapay zekaya ve onun hilelerine bağlamak, aslında dünyanın pek çok bölgesinde çeşitli siyasi, ekonomik ve toplumsal olaylarda yaşanan bir durum.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Buradan hareketle birçok sektör, yapay zekanın yarattığı metinler ve sanat eserleriyle ilgili alarma geçti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Özellikle öğrencilerin, ödevlerini yazmak için tamamen ChatGPT’yi kullanacaklarından korkan eğitim sektörü alarma geçti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Zamanla yapay zeka tarafından üretilen bilgiler, çeşitli çalışmaların, yapay olarak oluşturulan metinlerin insanlar tarafından yazılanlardan daha ikna edici göründüğünü göstermesinin ardından gerçek bir endişe kaynağı haline geldi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Gerçek şu ki hiç kimsenin, hatta lansmanına yardımcı olan şirketin bile olup biten her şeyle nasıl başa çıkılacağına dair bir yanıtı yok.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Yapay içeriğin belirlenmesi</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Tüm bunlara rağmen hükümetler henüz yapay zekayı dizginlemenin net ve etkili bir yolunu bulamadılar.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çevrimiçi yanlış bilgileri ortadan kaldırmak amacıyla kendi kurallarını ve politikalarını belirlemek ve kendi koruma önlemlerini geliştirmek hâlâ bireysel grup ve kuruluşlara kalmış durumda.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Avrupa Komisyonu, yasaların yürürlüğe girmesini beklemek yerine insanların gerçeği kurgudan ayırt etmesini kolaylaştırmak için Google, Facebook ve TikTok gibi büyük teknoloji şirketlerinden yapay zeka tarafından oluşturulan içerikleri net bir şekilde sınıflandırmaya başlamasını istedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu şekilde büyük platformlar ve arama motorları Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, "deepfake" olarak bilinen, yapay olarak oluşturulan veya manipüle edilen içeriği tanımlamak zorunda kalacak, aksi takdirde ağır para cezalarıyla karşı karşıya kalacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Dolayısıyla günümüzün zorlu görevi yapay zekanın sahtecilikte kullanımını önleyecek etkili bir araç tasarlamak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Özellikle önerilen hiçbir teknolojinin şu ana kadar etkili olduğu kanıtlanmadığı için bu araç, içeriğin doğru bir şekilde tespit edilmesini sağlamak için güçlü teknik mekanizmalar geliştirmeyi de içeriyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Denemeler</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Watermark teknolojisi, haber ajansları ve görsel üretiminde uzmanlaşmış şirketler tarafından (görsellerinin izinsiz kullanılmasını önlemek amacıyla) yaygın olarak kullanılırken, yapay zekanın birçok modelle üretebildiği içerik çeşitliliği, işleri daha da karmaşık hale getiriyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Özellikle birçok uzman, watermark teknolojisinin atlatılabileceği çeşitli yolların olduğunu ortaya koyduktan sonra bu karmaşıklık artıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ayrıca, örneğin görüntü boyutunu değiştirmek gibi içeriğin kendisinde değişiklik yaparken bazı teknolojilerin bunları tespitte etkili olmaması da mümkün.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Üstelik geçen temmuz ayında OpenEye, yapay zeka tarafından yazılan metinleri tespit etmesi gereken bir aracı, doğruluk oranının düşük olması nedeniyle kapatmıştı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Daha sonra bu aracın yapay zeka tarafından oluşturulan metni yakalamada yeterince iyi olmadığını kabul etti ve yanlış sonuçlar ortaya koyabileceği konusunda uyardı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ayrıca OpenEye kullanıcıların işitsel mi yoksa görsel içeriğin mi yapay zeka tarafından oluşturulduğunu bilmesini sağlayacak teknolojiler geliştirmeyi ve uygulamayı planladığını duyurdu</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Geliştirilmiş teknik standart</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Bugün yeniden kendini gösteren teknolojilerden biri de iki yıl önce Adobe, Microsoft, Intel, ARM ve Tropic ortaklığıyla başlatılan proje.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Daha sonra British Broadcasting Corporation (BBC), Nikon ve Sony gibi diğer şirketler de bu gruba katıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu koalisyona Coalition for Content Provenance and Authenticity (C2PA) adı veriliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>C2PA, yayıncılara, üreticilere ve tüketicilere farklı medya türlerinin kökenini takip etme imkanı sağlamak amacıyla dijital olarak üretilen medyanın kaynağını ve geçmişini ortaya koymak için geliştirilmiş bir teknik standart.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ocak 2022'de C2PA, politika yapıcıların, akademisyenlerin ve sektör liderlerinin güvenilir dijital medya oluşturma, yayınlama ve paylaşmanın geleceğini tartıştığı bir etkinlik düzenledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Etkinlik sonunda yayınlanan metne göre koalisyon, medya türlerinin kökenini takip etme sorununu çözecek, içeriğin kaynağını ve orijinalliğini belirlemek için teknik özellikler geliştirecek ve üreticilerin, yayıncıların ve tüketicilerin gizlilik ve veri kaygılarını ele alacak.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ayrıca burada, dijital ürünün oluşturulduğu andan yayınlanıp tüketicilere sunulduğu ana kadar olan süre boyunca kaynağa ilişkin bilgi sağlayarak ve işleyerek içeriğe erişimin dijital kaynak teknolojilerinden olumsuz etkilenmemesini sağlamak amaçlanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Görüntünün hikayesi</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Koalisyonun internet sitesinde yayınladığı ve bir fotoğrafın C2PA uygulamasını destekleyen bir kamerayla çekildiği andan itibaren hayat hikayesini anlatan videoda anlatılan da bu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Tüm görüntü kaynağı bilgilerini kaydetme ve şifreli imza içeren bir görüntüyle birbirine bağlama süreci başlatılır.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Daha sonra görsel bir editöre ulaşır ve editör, internette yayınlamadan önce üzerinde bazı küçük değişiklikler yapar.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Burada önceki seriye yeni bilgiler eklenir ve ardından görseli indiren herkes görselin sol üst köşesinde yer alan bilgi simgesine tıklayarak, kaynağına, üzerinde yapılan değişikliklere ilişkin tüm bilgileri öğrenebiliyor ve yolculuğunun her bölümünü inceleyebilir.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Eğer C2PA tarafından desteklenmeyen bir sistemdeki görüntüde değişiklikler yapılırsa eksik bir mesajın içerik kimlik bilgilerinde bununla ilgili bilgi verilecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>İzleyici ayrıca dilediği zaman orijinal görüntü ile mevcut görüntü arasında karşılaştırma da yapabilecek.</div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Yapay zekayla pandemi başlatılabilir"</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/-yapay-zekayla-pandemi-baslatilabilir-549/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/-yapay-zekayla-pandemi-baslatilabilir-549/</id>
<published><![CDATA[2023-09-09T07:32:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-09-09T07:32:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1C947F-BD347B-69CDB6-3F0DE3-0D336F-636F18.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>apay zeka uzmanı eski Google yöneticisi, yapay zekanın kötüye kullanımıyla sentetik virüslerin üretilebileceğini ve bunun pandemi başlatma potansiyeline sahip olacağını söyleyerek uyardı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Google DeepMind'ın kurucu ortağı Mustafa Süleyman, yapay zekanın patojenleri daha fazla zarar verecek şekilde tasarlamak için kullanılmasının pandemi gibi bir senaryoya yol açabileceğine dair endişelerini dile getirdi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bir podcast'in yakın zamanda yayımlanan bölümünde "En karanlık senaryo insanların patojenlerle, kazara veya kasıtlı olarak daha bulaşıcı ya da daha ölümcül olabilecek, tasarlanmış sentetik patojenlerle deneyler yapmasıdır" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Süleyman, insanların şarbon gibi patojen mikroplara kolayca erişmesini engellemek için nasıl kısıtlamalar getiriliyorsa, gelişmiş yapay zeka teknolojisine ve bu tür modelleri çalıştıran yazılımlara erişimin kısıtlanması çağrısında bulundu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>The Diary of a CEO podcast'inde, "İşte tam burayı kontrol altına almamız gerekiyor. Bu tür deneyleri gerçekleştirecek araçlara ve bilgi birikimine erişimi sınırlamalıyız" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Google DeepMind'ın kurucu ortağı şunları söyedi:</div>
<div><br />
	</div>
<div>Herhangi birinin bunlara erişmesine izin veremeyiz. Yapay zeka yazılımını, bulut sistemlerini ve hatta bazı biyolojik materyalleri kimlerin kullanabileceğini sınırlamamız gerekiyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Süleyman, "Ve tabii ki biyoloji tarafında bu, bazı maddelere erişimin kısıtlanması anlamına geliyor" derken yapay zeka gelişimine "ihtiyatlılık ilkesi"yle yaklaşılması gerektiğini sözlerine ekledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Süleyman'ın açıklamaları, biyolojiyle ilgili hiçbir eğitimi olmayan lisans öğrencilerinin bile yapay zeka sistemlerinden detaylı biyolojik silah önerileri alabildiğini bildiren tarihli bir çalışmada ortaya konan endişeleri yineliyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Aralarında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) isimlerin de olduğu araştırmacılar, sohbet robotlarının "pandemi başlatma potansiyeline sahip 4 patojeni" bir saat içinde önerebileceğini ve bunların sentetik DNA'dan nasıl üretilebileceğini anlatabildiğini keşfetti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Araştırma, sohbet robotlarının aynı zamanda "siparişleri taraması muhtemel olmayan DNA sentez şirketlerinin adlarını verdiğini, ayrıntılı protokolleri ve bunlardaki sorunların nasıl giderileceğini belirlediğini ve tersine genetik uygulama becerisine sahip olmayanların bir merkez tesis veya sözleşmeli araştırma kuruluşuyla çalışmasını tavsiye ettiğini" ortaya koydu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Çalışmada, ChatGPT gibi bu tür büyük dil modelleri (LLM'ler) hakkında "pandemi sınıfı virüsleri, güvenilir bir şekilde tanımlanır tanımlanmaz, laboratuvar eğitimi çok az olan veya hiç olmayan kişileri bile kapsayacak kadar yaygın erişime açık hale getirecekler" dendi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yazarları arasında MIT'den biyolojik risk uzmanı Kevin Esvelt'in de bulunduğu çalışma, "yayılmayı önleyici tedbirler" alınması çağrısında bulundu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Bu önlemler "kullanıma sunulmadan önce LLM'lerin üçüncü taraflarca değerlendirmelerini, eğitim veri kümelerinin zararlı kavramlardan arındırılmasını ve sentez sağlayıcılar tarafından üretilen veya sözleşmeli araştırma kuruluşları ve robotik 'bulut laboratuvarları' tarafından organizma veya virüs mühendisliği için kullanılan tüm DNA'ların doğrulanabilir bir şekilde taranmasını" içerebilir.</div>
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hindistan, Ay'dan sonraşimdi de Güneş'e araç yolluyor</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/hindistan-ay-dan-sonrasimdi-de-gunes-e-arac-yolluy/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/hindistan-ay-dan-sonrasimdi-de-gunes-e-arac-yolluy/</id>
<published><![CDATA[2023-08-31T05:46:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-08-31T05:46:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_15F33C-7CB0E4-EE27F0-2BA1E2-0444DC-5DB281.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Ülkenin Ay'ın güney kutbuna bir uzay aracı indirmeye yönelik iddialı görevini (başka hiçbir ülkenin erişemediği bir başarı), birkaç gün sonra Aditya-L1 uydusunun fırlatılması izleyecek.</div>
<div><br />
	</div>
<div>ISRO, X'te (eski adıyla Twitter), "Güneş'i inceleyecek ilk uzay tabanlı Hint gözlemevi Aditya-L1'in 2 Eylül'de fırlatılması planlanıyor" açıklamasını yaptı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Uzay aracının Hindistan'ın ana uzay üssünden, yani ülkenin güneyindeki Andhra Pradeş eyaletine bağlı Sriharikota'daki Satish Dhawan Uzay Merkezi'nden, ISRO'nun PSLV XL roketiyle kalkış yapması planlanıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Hintçe'de "Güneş" anlamına gelen Aditya'yla ISRO, Dünya'ya en yakın yıldızın faaliyetlerini ilk kez uzaydan gözlemlemeyi ve güneş fırtınaları gibi uzay havası olayları üzerindeki etkisini gerçek zamanlı gözlemlemeyi umuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Güneş'in çeşitli ışımaları Dünya yüzeyine ulaşmadığından, gezegendeki araçlar bu ışımaları tespit edemez ve bu ışımalara dayalı güneş çalışmaları yapılamaz.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ancak bilim insanları, yeni sondanın bu güneş ışımalarının gözlemlerini Dünya atmosferinin dışından, uzaydan yapabileceğini söyledi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Hindistan uzay ajansı, Güneş'in sürekli ve net bir görüntüsünü elde etmek için uzay aracını Lagrange Noktası 1 (L1) olarak bilinen ve Dünya'dan yaklaşık 1,5 milyon km uzaklıkta bulunan bölgedeki halo yörüngesine oturtmayı umuyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>ISRO, uzay aracının önce Alçak Dünya Yörüngesine yerleştirileceğini, ardından daha eliptik bir yol izleyeceğini ve daha sonra yerleşik itici güç kullanılarak L1'e fırlatılacağını kaydetti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Uzay ajansı, "Fırlatmadan L1'e kadar olan toplam seyahat süresi Aditya-L1 için yaklaşık 4 ay sürecek" açıklamasını yaptı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Aditya, Güneş'i özel L1 görüş noktasından incelemek üzere tasarlanmış 7 yük taşıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Elektromanyetik, parçacık ve manyetik alan detektörleri kullanarak Güneş'in fotosferini, kromosferini ve en dış katmanı olan koronayı inceleyecekler.</div>
<div><br />
	</div>
<div>4 yük doğrudan Güneş'i görüntüleyecek, kalan üçüyse L1'deki parçacıklar ve alanlar üzerinde çalışmalar yapmak üzere tasarlandı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yüklerin amaçlarından bazıları arasında Güneş'in kısmen iyonize plazmasının incelenmesi, parçacıkların kütle atımlarının başlatılması (Koronal Kütle Atımı olarak bilinen süreç) ve güneş patlamalarının analiz edilmesi yer alıyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Kalküta'daki Hindistan Bilim Eğitimi ve Araştırma Enstitüsü'nden (IISER) güneş fizikçisi Dibyendu Nandi, X'te yaptığı paylaşımda, "Bu görev, Güneş'in dinamik aktivitesini anlamak ve uzay ortamımızı izlemek için uzay temelli ilk girişimimiz" dedi.</div><br />
<img src="uploads/avatars/thumb_logo-text.png" alt="" border="0" style="margin-top:0px;margin-right:0px;margin-bottom:0px;margin-left:0px;" /><br />

]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ay'ıda çeşitli elementlerin varlığı belirlendi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/ay-ida-cesitli-elementlerin-varligi-belirlendi-418/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/ay-ida-cesitli-elementlerin-varligi-belirlendi-418/</id>
<published><![CDATA[2023-08-30T05:30:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-08-30T05:30:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_74D6EF-A4F3AF-053BBE-C19914-487E42-D49733.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Hindistan Uzay Araştırmaları Merkezi'nden (ISRO) uzay keşif aracının elde ettiği son bulgulara ilişkin açıklama yapıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Açıklamada, uzay keşif aracının alüminyum, kalsiyum, krom, titanyum, manganez, oksijen ve silisyum elementlerini tespit ettiği aktarılırken, aracın "kükürt varlığını açık şekilde doğruladığı" bildirildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>ISRO Başkanı S. Somnath, uzay keşif aracının aynı zamanda Ay'ın atmosferini ve sismik aktiviteleri inceleyeceğini belirtti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Açıklamada ayrıca keşif aracının rotasının dün 4 metre genişliğinde bir kratere yaklaşmasıyla yeniden belirlendiği aktarıldı.</div>
<div><br />
	</div>
<div>- Hindistan, Ay'a yumuşak iniş gerçekleştiren 4'üncü ülke olmuştu</div>
<div><br />
	</div>
<div>Hindistan'ın Ay'ın güney kutup bölgesinde inceleme yapması için 14 Temmuz'da uzaya gönderdiği Chandrayaan-3'ün, 23 Ağustos'ta Ay'a başarılı iniş yaptığı bildirilmişti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Chandrayaan-3 uzay keşif aracının başarılı inişiyle Hindistan, ABD, eski Sovyetler Birliği ve Çin'den sonra Ay'a yumuşak iniş gerçekleştiren 4'üncü ve Ay'ın "güney kutbu yakınlarına yumuşak iniş yapabilen" ilk ülke olmuştu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Ay'ın yüzeyini incelemesi hedeflenen iniş platformu ve gezginci araç modüllerinden oluşan yaklaşık 3,9 ton ağırlığındaki uzay keşif aracının, bilim insanlarının donmuş su ve değerli elementlerin önemli rezervlerini barındırabileceğine inandıkları, keşfedilmemiş bir bölge olan Ay'ın güney kutbuna inişinin ardından 14 gün görev yapacağı açıklanmıştı.</div>
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İnsansı robotların çoğu neden kadın?</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/insansi-robotlarin-cogu-neden-kadin-832/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/insansi-robotlarin-cogu-neden-kadin-832/</id>
<published><![CDATA[2023-08-29T05:59:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-08-29T05:59:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_74ADD9-2FEC34-58E42F-D1872B-BBC300-D203F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Birleşmiş Milletler’in (BM) geçen ay Cenevre’de düzenlediği "İyilik için Yapay Zeka" zirvesinin başlıca gündem maddesi de buydu.<br />
	<br />
	</div>
<div>İnsansı robotları bir araya getiren en büyük toplantı olarak bilinen zirvede, yapay zekanın küresel sorunları çözmeye nasıl yardım edebileceği tartışıldı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Dünyaca ünlü robot Sophia’nın yanında, "dünyanın ilk aşırı gerçekçi insani robot formunda sanatçısı” Ai-Da, robot hemşire Grace, Nadine, Mika ve "rock yıldızı robot" Desdemona da zirvede yer aldı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bu robotların ortak özellikleri ise "dişi" olmaları.<br />
	<br />
	</div>
<div>Peki yapay zeka yaratıcıları neden robotlara kadınsı özellikler vermeyi tercih ediyor? Bunun sebebi kalıplaşmış cinsiyet algıları mı, yoksa arkasında daha masum nedenler mi var?<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Cinsiyetçi basmakalıp düşüncelerin etkisi var mı?</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı robotların kadın olarak üretilmesinin özel bir sebebi var: Tasarımcının kendisini model alması.<br />
	<br />
	</div>
<div>Örneğin Nadine’in yaratıcısı Nadia Magnenat Thalman, onu kendisinin "Robot selfiesi” olarak niteliyor. BM zirvesinde sergilenen tek erkek robot olan Geminoid de, yaratıcısı Hiroshi Ishiguro’nun tam bir kopyası.<br />
	<br />
	</div>
<div>Resim ve heykel sanatçısı olarak geliştirilen ve zirvede bir konuşma yapan Ai-Da isimli robotun projesine liderlik eden Lisa Zevi, kadın seslerin sanat ve teknolojide yeterince temsil edilmediğini, bu yüzden robotun kadın olmasını tercih ettiklerini söylüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ai-Da, dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak bilinen matematikçi Ada Lovelace’den ilham alınarak yaratılmış.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Yorumculara göre robotların kadın olmasının arkasındaki bir sebep de, biz insanların özümüzde daha çok kadın sesini duymayı tercih etmemiz.<br />
	<br />
	</div>
<div>Robot bilimi ve insan-bilgisayar etkileşimi üzerine çalışan ABD’li uzman Karl MacDorman’a göre, bu görüş temelsiz değil. MacDorman, yaptığı araştırmalarda kadınların kadın sesini tercih ettiğini, erkeklerin ise bu konuda bir tercihi olmadığını ortaya koydu. Seslere olan tepkileri de incelenen kadın katılımcıların dinledikleri kadın seslere olan eğilimi, dile getirdiklerinden daha da fazlaydı. Erkekler ise, çok ilgilenmeseler dahi, yapılan anketlerde kadın sesleri daha çok tercih ettiklerini ifade etmişlerdi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ancak hikaye bundan ibaret değil.<br />
	<br />
	</div>
<div>Yapay zekanın daha önceki örneklerinden Siri ve Alexa’ya verilen seslerin kadın olarak seçilmesinin arkasında, MacDorman’nın bu araştırmasının olduğu söyleniyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>MacDorman ise şirketlerin çok daha farklı sebeplerle bu tercihi yaptığına inanıyor. "Bu konudaki çalışmalar yayınlanmadan önce bu kararı verdiklerini tahmin ediyorum” diyen MacDorman, şirketlerin "bilinçsizce ve kabul etmek istemeyecekleri sebeplerle” bu kararı verdikleri, olası itirazlara yanıt olarak bu araştırmanın sonuçlarını gerekçe göstermek istedikleri görüşünde.<br />
	<br />
	</div>
<div>Tasarımcılar bunu kabul etmek istemese de, kendi beklentilerimiz bu tercihlerini etkilemiş olabilir.<br />
	<br />
	</div>
<div>MacDorman’a göre, hizmet kalitesi ve tüketici hizmetlerine ilişkin rollerin "erkeklere oranla daha çok kadınlarla ilişkilendirilmesi” de, robotların daha çok kadın olmasında rol oynuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Yapay zekanın en yaygın işlevinin insanlara bilgi ve tüketici hizmeti vermek olduğunu, bu görevlerin de bir bakıma "kölelik ve hizmetçilikle” ilişkilendirildiğini hatırlatan MacDorman’a göre, şirketlerin bu yaklaşımı "cinsiyetçi” olarak nitelenebilir.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı yorumculara göre, bu anlayış erkek fantezilerinde de rol oynuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Çocuk formundan yetişkin kadınlara</span><br />
	<br />
	</div>
<div>Öte yandan İngiltere’de yapay zeka ve robotlarla ilgili etik ve kültür alanında çalışan Profesör Kathleen Richardson, eskiden robotların yetişkin kadın olarak değil sıklıkla çocuk formunda üretildiklerini hatırlıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>BBC’ye konuşan Richardson, "Çocuk formunda olurlarsa insanları tehdit edici bir özellikleri olmayacağı, insanların onları evlerine alma konusunda daha rahat hissedeceği düşünülüyordu” diyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>On yıllardır robotlar üzerine çalışan MacDorman da bu korkunun robotların kadın olarak seçilmesinde etkili olduğu görüşünde:<br />
	<br />
	</div>
<div>"Kadın robotlar, özellikle çocuklar açısından, genellikle daha cana yakın bulunuyor. Bu yüzden insan-robot etkileşimiyle ilgili deneylerde kadınlar, robotlar için daha uygun bulunmuş olabilir.”<br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı uzmanlarsa, erkeklerin baskın olduğu bu sektörde, özellikle heteroseksüel erkeklerin karşı cinse olan ilgisinden dolayı robotları kadın olarak tasarladıklarını dile getiriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Richardson, "Kesinlikle burada bir cinselleştirme durumu var. Robot ve sesi ne kadar gerçekçi olursa, onları cinselleştirme eğilimi de o kadar fazla” diyor.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Robotların rutin olarak cinsel amaçlarla kullanıldığı bir gelecekten endişe eden Richardson, özel bir kampanya yürüterek bu durumun normalleştirilmesinin "ahlaki zararlarına” dikkat çekiyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Robotlarla cinsel ilişkiye girme fikri Blade Runner (Bıçak Sırtı), Her (Aşk) ve Ex Machina gibi bilim kurgu filmlerinde de öne çıkmıştı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Barcelona, Berlin ve Moskova gibi şehirlerde de geçtiğimiz yıllarda robotlardan oluşan genelevler açıldı.<br />
	<br />
	</div>
<div>Ekim ayında robotlarla aşk ve cinsel ilişki konulu bir uluslararası konferans da düzenlenecek.<br />
	</div><br />

<div>Robotlarla olan bu tür etkileşimlerin normalleştirilmesinin "ciddi bir maliyeti” olacağını belirten Richardson, "Toplumda bireyin hissettiği, düşündüğü ve tecrübe ettiği şeylerin ‘bir ilişki’ olarak nitelenebileceğine dair benmerkezci bir anlayış inşa ediliyor. Böylece yapay zeka avatarına tüm bu duyguları yansıtabilecekler. Oysa insanlar da biliyor ki, bir ilişkinin iki tarafı vardır ve ilişki dediğimiz şey bu iki taraf arasında gelişir” diye konuşuyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Robotların ilişkilere olan yaklaşımımızda nasıl bir rol oynadığı da, giderek büyüyen bu sektörü şekillendiriyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Özellikle cinsellikle ilişkilendirildikleri durumlarda robotlar, insanlar arası ilişkilerin giderek zorlaştığı günümüzde, bir alternatife dönüşebiliyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Bazı insanların başkalarıyla flört etmek ve buluşmaktansa porno izlemeyi daha kolay bulduğunu kaydeden MacDorman, başka insanlarla olan etkileşimlerin "reddedilme” korkusunu da beraberinde getirdiğini, yapay zekanın da bu kaygıları hafifletebildiğini belirtiyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>Öte yandan, maliyetinin çok fazla olması sebebiyle robotları evlerine alabilenlerin sayısı da az.<br />
	<br />
	</div>
<div>Robotların gerçekçi bir görünümü olması için ciddi paralar harcanıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>MacDorman’a göre, cinsel arzuları bir kenara bırakırsak, insansı robotlar hala çoğu tüketici için çok pahalı ancak yine de istisnalar olacak:<br />
	<br />
	</div>
<div>"Nasıl bazı insanların süper otomobillere verecek parası varsa, aramızdan insan şeklindeki robotlardan satın alabilecek insanlar da çıkacaktır.”</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Crew Dragon uzay istasyonuna ulaştı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/crew-dragon-uzay-istasyonuna-ulasti-953/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/crew-dragon-uzay-istasyonuna-ulasti-953/</id>
<published><![CDATA[2023-08-28T06:18:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-08-28T06:18:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5B6BEB-619F16-73629B-59C8F6-2F5480-61F4AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nden (NASA) yapılan açıklamaya göre, Crew Dragon uzay aracı, Crew-7 görevinin dört kişilik mürettebatı ile birlikte Uluslararası Uzay İstasyonu'na kenetlendi.<br />
	<br />
	</div>
<div>Uzay aracının istasyon ile kenetlenmesi otomatik olarak Moskova saati ile 16.16’da (TSİ ile aynı) gerçekleşti, NASA’nın canlı yayını sürüyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>NASA'dan Jasmin Moghbeli’nin liderliğindeki yeni Crew-7 ekibinde Rusya Federal Uzay Ajansından (Roscosmos) kozmonot Konstantin Borisov, Avrupa Uzay Ajansından (ESA) Danimarkalı Andreas Mogensen ve Japonya Havacılık ve Uzay Keşif Ajansından (JAXA) Satoshi Furukawa ve yer alıyor.<br />
	<br />
	</div>
<div>İstasyonda yaklaşık 190 gün kalması beklenen yeni ekibin, mart ayından bu yana istasyonda bulunan 'Crew-6' astronotlarından görevi devralması 5 gün sürecek.</div> ]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SpaceX, CREW-7'nin fırlatılmasını erteledi</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/spacex-crew-7-nin-firlatilmasini-erteledi-449/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/spacex-crew-7-nin-firlatilmasini-erteledi-449/</id>
<published><![CDATA[2023-08-25T06:06:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-08-25T06:06:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2DF58F-AB9172-15471A-7F920C-2AA028-1985E2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SpaceX/NASA CREW-7'nin dört kişilik mürettebatıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na gerçekleştireceği görev, planlanan fırlatılışından birkaç saat önce 26 Ağustos'a kadar iptal edildi.
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rusya'nın uzay aracı Ay'a çakıldı</title>
<link href="https://mail.birlesikbasin.com/haber/rusya-nin-uzay-araci-ay-a-cakildi-582/" />
<id>https://mail.birlesikbasin.com/haber/rusya-nin-uzay-araci-ay-a-cakildi-582/</id>
<published><![CDATA[2023-08-21T06:12:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2023-08-21T06:12:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://mail.birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://mail.birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9C6670-A21AF1-7B2C10-304378-536992-A391C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />
<div>Rusya'ya ait Luna-25 adlı uzay aracının Ay'ın yüzeyine çarptığı bildirildi. Rusya Federal Uzay Ajansı Roscosmos'tan yapılan açıklamada ilk bulgulara göre uzay aracının daha önceden belirlenmiş yörüngesinden çıktığı ve "Ay'ın yüzeyiyle çarpışmasının ardından varlığının sona erdiği" belirtildi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Luna-25'in akıbeti ile ilgili daha önce "anormal bir durum" olduğunu açıklamış ancak daha fazla ayrıntıya yer verilmemişti. Roscosmos son açıklamasında "19 ve 20 Ağustos tarihlerinde aracın yerini tespit etmek ve temas kurmak için yapılan girişimler başarısız oldu" dedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Uzay ajansı kazanın nedenlerine ilişkin bir soruşturma başlatılacağını belirtirken, hangi teknik sorunların meydana gelmiş olabileceğine ilişkin herhangi bir bilgi vermedi.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Rusya'nın 47 yıl sonra başlattığı ilk Ay misyonunda, 5 günlük yolculuğun ardından 16 Ağustos'ta Ay yörüngesine giren Luna-25 uzay aracının, 21 Ağustos'ta Ay'ın güney kutbuna inmesi planlanıyordu.<br />
	<br />
	</div>
<div><span style="font-weight: bold;">1989'dan beri ilkti</span></div>
<div><br />
	</div>
<div>Luna-25 ile Moskova, Sovyet dönemindeki Luna programının mirasını sürdürmek ve Batı'nın izolasyon politikası karşısında bağımsız Ay araştırmalarına geri dönmeyi amaçlıyordu. 800 kilogram ağırlığındaki Luna-25 ile Ay'ın güney kutbuna inilerek tarihte bir ilkin gerçekleştirilmesi hedefleniyordu.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Rusya, Mars'ın uydularını keşfetmeye yönelik başarısızlıkla sonuçlanan 1989'daki girişiminden bu yana bir gök cismine iniş yapmayı denememişti.</div>
<div><br />
	</div>
<div>Roscosmos Başkanı Yuri Borisov Ay'a inme girişiminin "riskli" olacağını söylemiş ve Haziran ayında Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yüz yüze yaptığı görüşmede başarılı olma olasılığının "yüzde 70 civarında" olduğunu belirtmişti.</div>
]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>